FETÖ'nün medya yapılanmasının “darbe çağrışımı” davası

İSTANBUL (AA) – Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) 15 Temmuz darbe girişimini önceden bildikleri iddiasıyla Ahmet Altan, Mehmet Altan ve Nazlı Ilıcak'ın da aralarında bulunduğu 6 sanığın İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi'nce yeniden yargılandığı davada mütalaasını açıklayan Cumhuriyet Savcısı, tüm sanıklara yerel mahkemece verilen ağırlaştırılmış müebbet hapis cezalarının onanmasını talep ederken, duruşma, sanıkların mütalaaya karşı beyanlarının alınması için 2 Ekim Salı gününe ertelendi.

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesi'nce büyük salonda yapılan duruşmada tüm sanıkların savunmaları alındı.

Tutuksuz sanık Mehmet Altan savunmasında, Anayasa Mahkemesi'nin kendisi hakkında verdiği ihlal kararını hatırlatarak, "Anayasa Mahkemesi'nin kararları Anayasa gereği bağlayıcı iken İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesi beni tahliye etmeyerek Anayasal suç işledi. Bir devlet ve toplumun meşruiyetini oluşturan Anayasa'yı yok sayan bir mahkemenin yaptığı yargılama, verdiği hüküm ne kadar meşru sayılabilir?" dedi.

İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesi'nin ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verdiği dosya ile Anayasa Mahkemesi'nin ihlal kararı verdiği dosyanın birebir aynı olduğunu savunan Mehmet Altan, "İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesi'ne göre ben yazarak ve konuşarak manevi eylemde bulunmuşum. İdamlık manevi cebir suçu işlemişim. Dosyadaki iki yazı ve televizyonda sarf ettiğim iki cümleyle cebir şiddet uygulayarak Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etmişim. Türk hukukunda manevi cebir diye bir suç var mı? Hayır." şeklinde savunma yaptı.

Mehmet Altan, "Suçsuz insanları suçluymuş gibi göstermek isteyen, insanları boş yere hapishanede yatıran, ardından da haklıyız demek için hukuksuz hükümler veren utandırıcı bir gelenek var. Mahkemenizin de gerçek bir hukuk anlayışının takipçisi ve uygulayıcısı olarak farklı davranmayarak Anayasa Mahkemesi ve AİHM kararlarının da ispatladığı gibi düşüncelerimden, fikirlerimden dolayı benliğime yönelik bu zulmü bitirmesini talep ederim." ifadelerini kullandı.

– "Somut bir kanıt yoksa bu davayı bitirin"

Tutuklu sanıklardan Ahmet Altan da savunmasında, bu yargılamanın bir televizyon programında darbecilere "subliminal mesaj" verdikleri iddiası ile başladığını savunarak, "Subliminal mesaj, görülmeyen, duyulmayan, bilinçle algılanmayan, dolayısıyla somut bir kanıtla ortaya konulamayacak bir iddiadır. Bütün dünyayı güldüren iddiayla başlayan süreç, bizim 15 Temmuz 2016'daki darbeye bizzat iştirak ettiğimizi söyleyen ve bizi ağırlaştırılmış müebbete mahkum eden bir kararla sonuçlandı." dedi.

Hakkındaki iddiaların hiçbirisinin somut olmadığını öne süren Ahmet Altan, "Mahkeme kararına göre biz silahlı bir askeri darbeye manevi cebir uygulayarak iştirak etmişiz. Bizim ceza yasamızda manevi cebir diye bir suç yoktur. Bizi mahkum eden mahkeme olmayan bir suç uydurmuştur. Bizim gerçekleştirdiğimiz somut bir eylem yok, dava dosyasında yazıldığı türden suçları belirleyen kanun maddesi yok, haliyle kanıt da yok. Biz olmayan bir davada yargılanıp, olmayan bir davada mahkum olduk." diye konuştu.

Sanık Ahmet Altan, mahkemeden ağırlaştırılmış müebbete çarptırılmalarına dayanak gösterilebilecek kanıt göstermelerini istediklerini belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Şimdi yaşanan bu hukuksuzluğun yeniden değerlendirileceği bir aşamadayız. Yargıdaki bu çöküntüyü tamir etmek sizin elinizde. Benim talebim açık ve net. Hukuka, yasaya ve Anayasaya uygun bir biçimde suç olan eylemi tarif edin, bu eylemi suç kabul eden kanun maddesini gösterin ve bu eylemin gerçekleştiğini belirleyen somut kanıtı ortaya koyun. Ortada somut bir eylem, somut bir yasa maddesi, somut bir kanıt yoksa bu davayı bitirin. Vereceğiniz karar, benden ziyade yargının ve devletin geleceğini belirleyecektir."

– Gizli Tanık "Sögüt"ün beyanları

Ceza Dairesi Başkanı Taner Akıncı dava kapsamında celse arasında gizli tanık "Sögüt"ün beyanının alındığını belirtti.

Gizli tanık "Sögüt" beyanında, şunları kaydetti:

"Taraf gazetesinde yapılan haberler ve köşe yazıları Alaaddin Kaya'nın denetimine sunulur, onun 'olur'undan sonra yayınlanırdı. Ahmet Altan tarafından Fetullah Gülen'i eleştirir içerikli bir köşe yazısı Alaaddin Kaya tarafından önlenmek istendi. Ancak Ahmet Altan'ın ısrarı nedeniyle bu köşe yazısı yayınlandı. Buna rağmen Alaaddin Kaya'nın birkaç kez telefonla araması nedeniyle ertesi gün özür içerikli bir yazı Ahmet Altan tarafından kaleme alındı. Ben Alaaddin Kaya'nın yanında olduğum için bu telefon görüşmelerine şahit oldum. Ahmet Altan ile birebir konuşuyordu. Bu telefon görüşmesinden bir saat sonra Taraf gazetesine de gitti. Ertesi gün özür yazısı yayınlandı."

Başkan Akıncı, gizli tanık "Sögüt"ün beyanlarına ilişkin Ahmet Altan'a diyeceklerini de sordu.

Söz alan sanık Ahmet Altan da, "Ben hem Fetullah Gülen'i eleştiren bir yazı yazacağım hem de Gülen'e yardım etmekten ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası alacağım. Böyle bir şey gördünüz mü?" şeklinde konuştu.

Söz verilen diğer tutuklu sanıklar Yakup Şimşek ve Şükrü Tuğrul Özşengül de, suçlamaları kabul etmeyerek beraatlarını talep etti.

– Mütalaa açıklandı

Duruşmada, daha sonra Cumhuriyet Savcısı esas hakkındaki mütalaasını açıkladı.

Mütalaada, tutuklu sanıklar Nazlı Ilıcak, Tuğrul Özşengül, Fevzi Yazıcı, Yakup Şimşek, Ahmet Altan ve tutuksuz sanık Mehmet Altan hakkında ilk derece mahkemesince "Anayasayı ihlal" suçundan verilen ağırlaştırılmış müebbet hapis cezalarının onanması talep edildi. Savcılık mütalaasında, tutuklu sanıkların bu hallerinin devamına karar verilmesi istendi.

Ceza Dairesi, sanıkların mütalaaya karşı beyanlarının alınması amacıyla duruşmayı 2 Ekim Salı gününe erteledi.

Advertisements

ALATURKA AİLESİ ÜYELERİ NE DİYOR?