ANKARA (AA) – MEHMET TOSUN – Eski Çevre Bakanı Hamdi Üçpınarlar, “Süleyman Demirel’in benim üzerimde bırakmış olduğu en büyük etki, Türkiye sevdalısı olmasıydı. Türk Milletine ve toplumuna o kadar aşıktı ki, onlara hizmet üretebilmek için bir sürü projeler üretiyordu. Gece, gündüz milletin rahat edebilmesi, hürriyet, demokrasi, ekmek için mücadele verdi.” dedi.
Üçpınarlar, ölümünün birinci yılında eski Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’i AA’ya anlattı.
Eğitim için Ankara’ya geldiği 1967’de Adalet Partisi Çankaya gençlik teşkilatında görev aldığını belirten Üçpınarlar, bu süre içinde, Demirel’i evinde ziyaret edip tanışma fırsatı bulduğunu söyledi.
Sonraki süreçte Adalet Partisi Gençlik Kolları Genel Başkanlığına seçildiğini anlatan Üçpınarlar, parti genel merkezinde görevlendirilmesi dolayısıyla 12 Mart 1971’den sonra Demirel’le çok yakın mesai yaptığını aktardı. “Demirel’le yaşadığım anılar kitaplara sığmaz” sözlerine yer veren Üçpınarlar, Demirel’in 10-15 yıl önce tanıştığı insanların isimlerini dahi hatırlamasının herkesi şaşırttığını ifade etti.
Üçpınarlar, Süleyman Demirel’in özel bir insan olduğunu belirterek, şöyle dedi:
“Demirel’in benim üzerimde bırakmış olduğu en büyük etki, Türkiye sevdalısı olmasıydı. Türk milletine ve toplumuna o kadar aşıktı ki, onlara hizmet üretebilmek için bir sürü projeler üretiyordu. Gece, gündüz milletin rahat edebilmesi, hürriyet, demokrasi, ekmek için mücadele verdi. Türkiye’de barajların yapımına hız verdi. Bugün içtiğimiz suda, yaktığımız elektrikte, fabrikalarda Sayın Demirel ve ekibinin imzası var. 1965’ten sonra sanayileşme yönündeki hamleler neticesinde büyük fabrikaların, tesislerin, hizmetlerin çalışmaları yapılmıştır. Bugün bir Petkim’i kursunlar da görelim. Bir Aliağa’yı, İzmit’teki rafineleri… Bugün bir köprü yapılıyor, kıyamet kopuyor. Türkiye’nin en yoksul, en gariban olduğu dönemde İstanbul köprüsü hizmete sokuldu. Rahmetli Özal ikinci köprüyü yaptı.”
– “Hizmetleri unutulmamalı”
Demirel’le anılarını canlı tutmaya çalıştığını dile getiren Üçpınarlar, “Biz, ondan çok şey öğrendik. Ülke, millet sevgisini, hizmet etme aşkını öğrendik.” diye konuştu.
Siyaseti ve siyasetçiyi topluma sevdirmek gerektiğinin altını çizen Üçpınarlar, siyasetin “hizmet etme sanatı” olduğunu söyledi.
Üçpınarlar, bugün elde edilen pek çok şeyin alt yapısının hazırlanmasında emeği bulunan Demirel’le çalıştığı için kendisini çok şanslı hissettiğini dile getirdi.
Demirel 2000’de siyasetten çekildiğinde, Türkiye’nin 200 barajının, 70 üniversitesinin olduğunu, köylerin yüzde 99’una elektrik götürüldüğünü hatırlatan Üçpınarlar, bu hizmetlerin unutulmaması gerektiğini ifade etti.
– Demirel’i üzen olay
Üçpınarlar, Demirel’le ilgili unutamadığı bir anısını şöyle anlattı:
“1978 yılında Demirel’e, ‘parti teşkilatlarında bazı ufak tefek hataları olan kişilerin görev almaması’ yönünde telkinde bulundum. ‘Bunların partiden ihraç edilmesi gerektiğini’ söylediğimde Demirel bana, ‘Hamdi, siyasi partiler iyi ahlak derneği değildir. Siyasi partilerde her çeşit insan bulunacak, topluma zarar veren ve bilhassa devletle kavgalı olan kişiler hariç.’ ifadesini kullandı. Sonra elini omzuma koydu, ‘Hamdi, sakın bu lafı Demirel’in lafı diye sağa sola satma. Bu laf, Sayın Menderes’in bana 1957’de söylediği laftır.’ dedi.”
Demirel’in “Barışmayı bilmeyen kişi kavga etmesin”, “Karnınız geniş olacak”, “Yollar yürümekle aşınmaz” gibi klişe sözlerinin olduğunu anımsatan Üçpınarlar, “Demirel’in en üzüldüğü şeylerden birisi 1991 seçimlerinde Rize’de yaptığı bir konuşmaydı. Demirel, o gün iyi niyetle ‘Şu anda iktidar olanların tekrar iktidar olabilmesi için hamsinin kavağa çıkması lazım.’ dedi. Karadeniz’de çok değişik algılara sebebiyet verildi ve Karadeniz’de biz, alacak olduğumuz oyun en az yüzde 5’ini kaybettik.” ifadesini kullandı.
– Demirel’in İnönü’nün koluna girme sebebi
Devlet adamlığının ve siyasi liderliğin kolay olmadığını belirten Üçpınarlar, şu değerlendirmede bulundu:
“Türkiye’de bir zamanlar Celal Bayar-Adnan Menderes-İnönü çekişmesi vardı. Arada Kasım Gülek, Osman Bölükbaşı gibi isimler çıktı, bunlar Türk siyasetini renklendiren kişilerdi. Demirel, İnönü, Ecevit, Erbakan, Türkeş… Siyasi çekişmeler, Türkiye’deki siyasete renk katıyordu. Ülke hizmetinde muhalefetiyle iktidarıyla birbirlerine birçok yönde yardımcı oluyorlardı, çok güzel diyalogları vardı. Bugünkü çekişmeler beni üzüyor. Liderler öyle ithamlarda bulunuyorlarki birbirlerine, bunun ne siyaseten ne ahlaken toplumda yerinin olmadığını düşünüyorum.”
Üçpınarlar, Demirelin “siyasi ahlak” anlayışıyla ilgili tanık olduğu şu anısını anlattı:
“Birgün, tesadüfen gazetenin birinde Demirel’in, İsmet İnönü ile Anıtkabir’e çıkarken kol kola girmiş bir resmini gördüm. Bunu Demirel’e sordum, bana verdiği cevap şuydu; ‘Ben o zaman başbakandım, İnönü de ana muhalefet partisinin lideriydi. Ben protokol icabı öndeydim, İnönü ise benim arkamda yürüyordu. Birden bire aklıma İnönü’nün devlet adamlığı, askerliği, Kurtuluş Savaşı’nda verdiği hizmetleri, fedakarlıkları geldi. Onun üzerine benim onun önünden yürümemin ne kadar ters olduğunu insani yönden düşündüm. Bir taraftan da protokol var. Mahsus geri kalıp, İnönü’ye bir şey soruyormuş gibi yapıp, koluna girip beraber yürüme imkanı sağladım.’ Bakın bunlar siyasette ne kadar güzel şeyler.”

