AK Parti MYK toplantısı

ANKARA (AA) – AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Ömer Çelik, "Berfo annenin acısı, diğer annelerin acıları, evlatlarıyla ilgili duyduğu hasret başımızın üzerindedir. Bu acıya hürmetimiz çok büyüktür ve boynumuz kıldan incedir. Kapılarımız her zaman kendilerine açıktır ama 2010'dan sonra buranın giderek bir terör propagandasının zemini haline gelmesi, annelerin acısı üzerinden belli grupların burayı bir terör propaganda merkezine dönüştürmesi karşısında ortaya çıkan tedbirleri almak zorunlu olmuştur." dedi.

Çelik, AK Parti MYK toplantısı sonrasında açıklamalarda bulundu, soruları yanıtladı.

Bir gazetecinin, "Cumartesi annelerinin 700'üncü gün eylemine izin verilmemesi, polisin müdahalesi çok tartışıldı. Sonrasında Süleyman Soylu'nun açıklamaları oldu. Hem CHP'den hem HDP'den Sayın Cumhurbaşkanının Başbakanlığı döneminde cumartesi annelerinin kabulüne ilişkin görüntüler paylaşıldı. Hem müdaheleyi hem Soylu'nun açıklamalarını hem de muhalefetten gelen tepkileri nasıl buluyorsunuz?" sorusu üzerine Çelik, "Sayın Genel Başkanımızın Başbakanlığı döneminde o annelerin kabul edilmesiyle ilgili olan tutumumuzla bu son ortaya çıkan müdahale arasında bir çelişki yok." değerlendirmesinde bulundu.

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Başbakanlığı döneminde konuyla ilgili yaptığı bir grup konuşmasına atıfta bulunan Çelik, Erdoğan'ın konuşmasından bir bölümü aktardı.

Çelik, Erdoğan'ın, "Tamamen insani hassasiyetlerle yüreğimizi insanların dertlerine, sorunlarına açtık. Orada 103 yaşına ulaşmış Berfo ana vardı. Bizimle hikayesini paylaştı. Kendisini dinlediğimizde anneliğin siyasetinin ve ideolojisinin olmadığını bir kere daha gördük. Bir gece evinize geliyorlar, gözlerinizin önünde oğlunuzu alıp götürüyorlar. Tam 31 yıldır evladınızdan bir haber alamıyorsunuz. 'Oğlumu götürürlerken son kez 'Cemil' dedim, o da bana 'Anne' diyerek seslendi. Son duyduğum sözler bunlar…' Faili meçhullerin katillerinin bulunmamasının ne büyük acı olduğunu biliyoruz ama evladının kemiklerini dahi bulamayan, oğullarının mezarlarını bulmaya razı olan acılı anneler var bu ülkede. Her ne sebeple olursa olsun ülkemizde hiçbir anne evladı için gözyaşı dökmesin, evladının yolunu kaygıyla beklemesin diye hukuksuzluğa karşı mücadele ediyoruz. Biz birilerinin yaptığı gibi annelerin gözyaşları üzerinden siyaset yapmıyoruz, yapılmasını da istemiyoruz." şeklindeki açıklamalarını okudu.

Konuşmanın kayıpların arkasındaki çetelerle ilgili bölümünün de son derece önemli olduğunun altını çizen Çelik, Erdoğan'ın bu çetelerle mücadeleye yönelik açıklamalarını da aktardı.

Erdoğan'ın, hukuk ve statikonun karşılarına dikilmese bugün Türkiye'nin çok daha farklı bir noktada olacağını söylediğini de dile getiren Çelik, "Bu cümleler Sayın Genel Başkanımız tarafından ifade edilmiştir. Bu cümleleri aynen savunuyoruz. Özellikle şu cümlenin altını çiziyoruz, yine kendileri tarafından ifade edilmiştir; 'O annelerin yüreği bizim yüreğimizi ve yolumuzu aydınlatmaya yeter.' Bu görüşlerimizde hiçbir değişiklik yok." ifadesini kullandı.

Evladını kaybetmiş bir annenin acısından, evlada duyduğu özlemden daha büyük saygı olamayacağına işaret eden Çelik, bu acı karşısında boyunlarının kıldan ince olduğunu kaydetti.

TBMM'de bu konuda komisyon kurulduğunu, bazı sonlanan davalarda cezalar verildiğini anımsatan Çelik, şöyle devam etti:

"Berfo annenin acısı, diğer annelerin acıları, evlatlarıyla ilgili duyduğu hasret başımızın üzerindedir. Bu acıya hürmetimiz çok büyüktür ve boynumuz kıldan incedir. Kapılarımız her zaman kendilerine açıktır ama 2010'dan sonra buranın giderek bir terör propagandasının zemini haline gelmesi, annelerin acısı üzerinden belli grupların burayı bir terör propaganda merkezine dönüştürmesi karşısında ortaya çıkan tedbirleri almak zorunlu olmuştur. İçişleri Bakanımızın yaptığı açıklamada açık bir şekilde ortaya koyduğu gibi terör gruplarından, terör gruplarının tahakkümünden bu alanın kurtarılması gerekiyor. Bu annelere karşı bir tutum değildir, evladı kaybeden annelere karşı bir tutum değildir. İçişleri Bakanımız bunu açık ve net şekilde söyledi, oradaki terör gruplarının burayı bir eylem alanına dönüştürmesine karşıdır."

Türkiye'de, "siyasi istismar partisi" denilebilecek, adı konulmamış bir partinin bulunduğunu belirten Çelik, bunların her türlü acıyı, gözyaşını istismar etmek üzere hayatlarını kurguladığını bildirdi.

Gerçek acılarla, annelerin evlatlarına duyduğu hasretle de bunların bir ilgisinin bulunmadığını ifade eden Çelik, bu siyasi istismar partisinin, meseleleri her zaman için siyasi iltihaba dönüştürmeye çalışan, provakatif olaylar oluşturmaya çalışan grup olduğunu vurguladı.

Çelik, şunları kaydetti:

"Bunlar tarafından o alan bu şekilde ele geçirilmiştir. Bunların annelerin acısını istismar ederek terör propagandası yapmasına, birtakım faaliyetler içerisine girmesine bundan sonra müsaade edilmeyecektir. O alan bundan sonra böyle bir iş için kullanılmayacaktır. Anneler ya da başkaları, evladıyla ilgili kaygı duyanlara hepimizin kapısı her zaman açıktır. Bundan sonra İstiklal Caddesi gibi yerlerde bu tür eylemlere izin verilmeyecektir. Açık ve net söylüyorum, valiliğin belli olarak ortaya koyduğu yerler haricinde bu tip eylemlere müsade edilmeyecektir. Bu tip yerlerde eylem yapmak isteyen AK Parti bile olsa müsade edilmeyecektir. Valiliğin gösterdiği yerde bunlar yapılacaktır, bu düzeni sağlamak durumundayız. Yapılan iş annelere ve annelerin acılarına karşı yapılan bir iş değildir. Anneleri ve annelerin acılarını mahkum etmeye çalışan, kıskaca almaya çalışan terör gruplarına karşı yapılan bir iştir. Dolayısıyla bütün o annelere, evladının yasını tutan annelere bir kere daha hürmetlerimizi sunuyoruz ama bu son yapılan meselenin bu annelere karşı bir tutum gibi gösterilmesini kesinlikle kabul etmiyoruz."

Çeşitli meselelerde polisin müdahalesi ile ilgili konunun her zaman tartışılabileceğinin altını çizen Çelik, bununla ilgili İçişleri Bakanlığının son derece performanslı bir denetim yürüttüğünü aktardı.

Çelik, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bu sadece bu olayla ilgili değil, pek çok olayla ilgili fakat orada dikkat ederseniz karşı karşıya kaldığı durum karşısında güvenlik güçlerinin mümkün olduğu kadar soğukkanlılığını korumaya çalıştığını tespit ediyoruz ama bir hata varsa o mutlaka kendi iç dinamikleri içinde değerlendiriliyordur. Dolayısıyla bu meselenin terör grupları tarafından istismar edilmesine müsade edilmeyecektir. Bu yerlerin terörün propaganda alanı olmaktan çıkarılmasıyla annelerin acısını birbirine karıştırmamak lazım. Bunu maalesef yine terörle akrabalığı çok seven grupların sosyal medyada çok yoğun bir şekilde yaptığını görüyoruz ama o annelerle aramıza girecek herhangi bir kapasiteye sahip değiller."

(Bitti)

Advertisements

ALATURKA AİLESİ ÜYELERİ NE DİYOR?