AK Parti MKYK Toplantısı

ANKARA (AA) – AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, "İstiklal Marşı bütünüyle okunduğu zaman hiçbir şekilde ırkçı bir yaklaşıma sahip değildir." dedi.

Çelik, AK Parti MKYK toplantısı devam ederken, gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu, gazetecilerin sorularını yanıtladı.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun "Bitmeyen bir havalimanı açıldı neden?", "Sayın Erdoğan bizim inandığımız şekilde yeterince sahip çıkmıyor cumhuriyete" ifadeleri hatırlatılarak değerlendirmesinin sorulması üzerine Çelik, "Gerçeklikle, maddi hayatla gerçek hayatla ilişkisi kopmuş açıklamalar bunlar." diye konuştu.

İstanbul Havaalanı'nın dünyadaki örneklerine göre daha kısa sürede yapıldığına dikkati çeken Çelik, havaalanının, literatüre girecek bir hızda, başarıyla tamamlandığını söyledi.

Türkiye'nin bu kadar büyük bir havalimanını, kısa bir sürede gerçekleştirmesiyle bir rekora imza attığını ifade eden Çelik, "Sayın Kılıçdaroğlu'nun söylediği şeyin gerçek hayatla ilgisi yok. Gerçeklikle ilişkisi kopmuş açıklamalar bunlar. Yorum farkının ötesinde gerçek değil." diye konuştu.

Çelik, burada "vahim bir siyasi tablo" gördüklerini belirterek, CHP'de hiçbir şeyin değişmediğini söyledi. Çelik, "Bu parti siyasal genetiği itibarıyla değişimle savaşmak, değişime karşı mücadele etmek üzere kendisine bir misyon belirlemiş. Ne siyasetle, ne halkın taleplerinin yerine gelmesiyle ne iktidar olmakla bir ilişkisi yok." değerlendirmesini yaptı.

– "Jüristokrasiyi, yargısal aktivizmi savunuyor"

Kılıçdaroğlu'nun, Danıştayın andımız kararını savunan değerlendirmelerde bulunduğuna da işaret eden Çelik, CHP Genel Başkanının, jüristokrasinin savunucusu durumuna geldiğini söyledi.

Çelik, siyasal alanı var eden şeyin "sivil siyaset" olduğunu, bunun karşısındaki her türlü vesayetin kuvvetler ayrılığı ilkesi çerçevesinde reddedilmesi gerektiğini vurgulayarak, şöyle devam etti:

"Jüristokrasi, yani bir yargı kararıyla hükümetin takdir hakkının, yetkisinin ortadan kaldırılması, hatta daha da ileri giderek, hükümete ait takdir ve yetkinin bir yargı kararıyla ikame edilmeye çalışılması karşısında, herkesin alarm durumunda olması gerekir. Her siyasetçinin, siyasetin gücüne ve saygınlığına, siyasi partiler düzenine, demokrasiye inanan herkesin bunun karşısında bir alarm durumuna geçmesi lazım. Bunun yerine jüristokrasiyi, yargısal aktivizmi savunuyor. Yani o karar ortaya çıktığı zaman benzer kararlarla Türkiye'ye neler yapıldığını biliyoruz. O kararın usulü yanlış bir kere."

Çelik, geçmişte özelleştirme yapılacağı zaman bu tip kararlarla geciktirilip, Türkiye'nin milyarlarca dolar zarara uğratıldığını hatırlatarak, "Eğer o kararın gerekçesinde bahsedildiği gibi uygulamalar yapılacaksa o zaman siyasete ne gerek var, seçim yapmaya ne gerek var. Demokrasi yerine jüristokrasiyi ikame etmiş olursunuz bu şekilde. Eğer siyasi partiler halka vadettikleri politikaları uygulayamayacaklarsa, bu politikaları yerine getirmek konusunda hukuki denetim dışında, yerindelik denetimiyle karşı karşıya kalacaklarsa farklı siyasi partilere de seçim yapmaya da gerek yok." diye konuştu.

Çelik, demokrasinin jüristokrasiye dönüştüğü bir durumun, bütün bir ülke için son derece vahim sonuçlar doğuracağını bildirdi.

– "İstiklal Marşı bizim söz bayrağımızdır"

Kılıçdaroğlunun, "İstiklal Marşı'nda ırkçı ifadelerin yer aldığını ve Erdoğan'ın İstiklal Marşı'nı hiç okumadığını" söylediğini belirten Çelik, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın gençliği ve hayatı boyunca İstiklal Marşı'na verdiği önemi, bunu sık sık pek çok yerde ezberden okuduğunu, Mehmet Akif Ersoy ve onun diğer eserleriyle yakınlığını anlattı.

"İstiklal Marşı bütünüyle okunduğu zaman hiçbir şekilde ırkçı bir yaklaşıma sahip değildir." diyen Çelik, "İstiklal Marşı, yazarından, milletimizin her bir kesimine kadar, milletimizi oluşturan bütün etnik kökenli farklı unsurları tek bir millet çatısı altında toplayan ve milletin ortak duygusunu, ortak hissiyatını ifade eden bir metindir." ifadelerini kullandı.

İstiklal Marşı ile milletin duygudaşlığı ve kaderdaşlığının satırlara döküldüğünün görüldüğünü aktaran Çelik, şunları söyledi:

"İstiklal Marşı, bizim söz bayrağımızdır, yegane andımızdır ve her zaman için de bu büyük milletin birliğinin, beraberliğinin, duygudaşlığının, kaderdaşlığının en büyük imzasıdır. Bunun bu şekilde değerlendirilmesi gerekirken onun gidip de hiçbir şekilde milletin ortak kararıyla hayata geçmemiş olan ve son derece sorunlu ifadeler barındıran andımız kararı üzerinden İstiklal Marşı'nı yargılamaya çalışması, Allah kimseye nasip etmesin böyle bir şeyi, Kılıçdaroğlu'na nasip oldu maalesef. Bu son derece reddettiğimiz, yanlış bulduğumuz bir durumdur."

– "Bir tablo dünyanın gözü önüne koyuldu"

AK Parti Sözcüsü Çelik, Kılıçdaroğlu'nun, Cemal Kaşıkçı cinayetinin aydınlatılması konusunda Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Türkiye'yi suçlayan ifadeler kullandığını da belirterek, "Olayın başından itibaren kronolojisini, devlet kurumlarının nasıl çalıştığını bilmeyen birisinin argümanlarıyla karşı karşıyayız. Bu cinayetin gerçekleştiğine dair delillerin toplanması, merhumun kaybolma haberinin alınmasından sonra kurumlarımızın harekete geçmesiyle birlikte bu süreç başladı." diye konuştu.

Sürece ilişkin hatırlatmada bulunan Çelik, "Pek çok yalan, emniyet, istihbarat birimlerimizin ortaya koyduğu kapasiteyle ortaya çıkarıldıktan sonra bütün dünyanın da takdir ettiği gibi Cumhurbaşkanımızın iradesi, Türkiye'nin adli, emniyet ve istihbarat kapasitesi sayesinde bugünlere kadar gelinen bütün bu vahşi eylemin faillerinin kim olduğuna, bu eylemin nasıl gerçekleştiğine dair delillerin ortaya çıktığı bir tablo dünyanın gözü önüne koyuldu." açıklamasında bulundu.

Çelik, devlet olarak istihbarat teşkilatının ve adli mercilerin elindeki bilgilerin devletler arası münasebetler çerçevesinde, diğer istihbarat ve adli mercilerle paylaşıldığını anlattı.

– "Bütün siyasi hayatına mal olabilecek bir argüman"

Kılıçdaroğlu'nun, "Erdoğan'ın bu cinayeti bildiğine" ilişkin sözlerini hatırlatan Çelik, şu ifadeleri kullandı:

"Bu bir örtbas etme faaliyetidir. Niçin, biz dış kaynaklı operasyonlarda sık sık bununla karşılaşırız. Dış kaynaklı operasyonlarda kullanılan yöntemlerden bir tanesi şudur; birtakım olaylarla ilgili gerçekler açığa çıkmaya başladığı zaman odak saptırma şeklinde bir yöntem uygulanır. O da şu; gerçeği açığa çıkartanın argümanına karşı bir şey söylemek yerine, gerçeği açığa çıkartana saldırmak şeklinde ya da onu itibarsızlaştırmaya çalışmak şeklinde."

Delillerle ve gelinen safhayla mücadele edemeyince Türkiye, Kaşıkçı'nın kişiliği, hatta nişanlısıyla uğraşanlar olduğuna, bunlara saldırı gerçekleştirmeye çalışan tutumlar ortaya konduğuna işaret eden Çelik, "Bunlar tutmayınca doğrudan Cumhurbaşkanımıza saldırmaya kalktılar." dedi.

Çelik, dünyanın, Türkiye'nin yaptığı işi takdir etmesi sayesinde, tüm bu odakların çabalarının boşa çıktığına dikkati çekerek sözlerini şöyle sürdürdü:

"Kılıçdaroğlu'nun yapmaya çalıştığı o birtakım dış odaklar tarafından olayın en başında ortaya koyulan odak saptırma operasyonunun içerideki yeniden bunu gündeme getiren sözcüsü olmasıdır. Diyor ki 'Sayın Erdoğan, bunu biliyordu ve bile bile göz yumdu.' Üstelik bir siyasetçinin ahlaken asla ağzından çıkmaması gereken, etik kuralları çerçevesinde bakıldığında bütün siyasi hayatına mal olabilecek, ömrü boyunca utanç tablosu olarak taşıyacağı bir argümanda bulundu."

– "Dünya, büyük bir gıptayla ama aynı zamanda şaşkınlıkla izlemektedir"

Türkiye'nin ikinci partisinin başındaki bir şahsın, kendi ülkesinin cumhurbaşkanına karşı böyle bir yaklaşım içinde olmasının utanç verici olduğunu belirten Çelik, Türkiye'nin de CHP'nin tabanının da bunu hak etmediğini söyledi.

Kılıçdaroğlu'nun, bu cinayetin canlı yayında izlendiğini sandığını dile getiren Çelik, "Devlet kurumlarının, istihbarat kurumlarının nasıl çalıştığını, delillerin nasıl toplandığını bilmeyen, hayatında hiçbir kurumu başarıyla yönetmemiş, devlette hiçbir kurumu başarıyla yönetmemiş, bu işlerden hiç anlamayan birisinin yaklaşımı bu." değerlendirmesinde bulundu.

Çelik, Emniyet ve Milli İstihbarat Teşkilatlarının geriye doğru delilleri tarayarak bir puzzle çözer gibi bu parçaları başarıyla çözdüğünü vurgulayarak, şöyle konuştu:

"Dünyada herkes bugün Milli İstihbarat Başkanlığının, emniyet teşkilatımızın, emniyet istihbaratımızın, birimlerimizin bu geldiği kapasiteyi, bulunduğu başarı grafiğini büyük bir gıptayla ama aynı zamanda şaşkınlıkla izlemektedir. Çünkü sadece bu kapasitenin belli ülkelerde olduğu düşünülüyordu. Türkiye'de bunun olmadığı düşünülüyordu. Ama bu kurumsal kapasite karşısında bütün muhataplar, hayranlıklarını ve teşekkürlerini ifade etmişlerdir."

– "Belli bir süre geciktirmeleri söz konusu oldu"

Çelik, muhataplarının tümünün, Türkiye'nin ne kadar doğru bir iş yaptığını, hiçbir şeyi gizlemediğini, hiçbir şeyin üstünü örtmediğini, hakikatin ortaya çıkması için çaba gösterdiğini gördüklerini belirtti.

"Suudi Konsolosluğunun aranmasına izin verilmesine rağmen buna neden başlanmadığına" yönelik soruları hatırlatan Çelik, şunları kaydetti:

"O davetten sonra derhal makamlarımız, birimlerimiz ellerindeki teknik çalışma imkanlarıyla bunu yapmak istediler. Birincisi izin verildikten sonra buradaki yetkililerin o konuya izin verme konusunda, belli bir süre geciktirmeleri söz konusu oldu. İkincisi de bir Reuters muhabirinin oraya girip de sadece dolaplara bakması gibi bir arama yapılmayacak. Burada elimizdeki bütün teknik imkanlarla yapılacak. Bunların konuşulması, bunlar konusunda mutabakata varılması, Suud yetkililerinin 'Burada biz de bulunacağız' demesi gibi sebeplerle bu gecikmiştir."

"Elimizde imkan vardı da bilerek geciktirdik" gibi yakışıksız bir suçlamanın, Kılıçdaroğlu'nun ağzından duyulduğunu ifade eden Çelik, "Dünya, bunun nasıl olduğunu, bu girişimlerin, bu baskının nasıl sürdürüldüğünü biliyor." dedi.

(Sürecek)

Advertisements

ALATURKA AİLESİ ÜYELERİ NE DİYOR?