AK Parti Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısı

ANKARA (AA) – Türkiye Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Fırat'ın doğusunda bir terör örgütü eliyle Türkiye tehdit ediliyor. Biz kimseyi tehdit etmiyoruz, kimsenin de sınırlarımızın dibinde bize tehdit oluşturacak işler yapmasına izin vermeyiz." dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, partisinin genel merkezinde AK Parti Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısı'na katıldı.

Erdoğan, İdlib'de milyonlarca insanın hayatını etkileyecek büyük bir felaketin önüne tüm dünyanın takdirini kazanan bir gayretle geçmeyi başardıklarını ifade ederek, "Bazıları soruyor, dış politika… İşte buyur, dış politika. Bu, dış politikadaki AK Parti iktidarının yönetiminin en büyük başarısıdır." diye konuştu.

Rusya ve İran ile yürütülen görüşmeler sonucunda bölgedeki tüm tarafların hassasiyetlerini karşılayan formüller geliştirdiklerini vurgulayan Erdoğan, "Cenevre çözemedi, 'Alternatif olarak bir şeyler yapmamız lazım.' dedik. Astana ile ortaya bir çözüm koyduk. Astana süreci ile bu adımı attık. Önce Soçi, Ankara, Tahran zirveleriyle hamdolsun belli bir yere geldik. İdlib konusunda da Soçi zirvesiyle bu işi hamdolsun gayet iyi bir yere getirdik. Şu anda imzalar atıldığından bu yana İdlib'de bir sıkıntı yaşamıyoruz. Bölgede huzur, sükun var." ifadesini kullandı.

-"Diplomasi zaferi"

Erdoğan, Suriye'de Türkiye'nin güvenlik altına aldığı her yerde aynı sekineti ve ümidi görmenin mümkün olduğuna işaret ederek, "Hem bölgedeki güçler hem de dünya kamuoyu, ülkemizin Suriye'de ne toprak işgali ne de doğal kaynakları sömürme gayesiyle bulunmadığını artık tamamen görmüş ve kabul etmiştir. Buraya durup dururken gelmedik. Belli gayretleri ortaya koyarak geldik. İşte bu diplomasidir." değerlendirmesini yaptı.

Erdoğan, şöyle devam etti:

"Bunu böyle başardık. Bizim tek bir amacımız vardır, o da bölgedeki krize Suriye'nin toprak bütünlüğü temelinde her mezhepten ve kökenden kesimi kucaklayacak adil, sürdürülebilir, demokratik siyasi bir çözümün bulunmasıdır. Ülkemizde yaşayan 3,5 milyon Suriyeli, 500 bin Iraklı bütün bu kardeşlerimizin ancak bu şekilde geleceklerini yeniden kendi vatanlarında görmeye başlamalarını temin edebiliriz, bunun gayreti içindeyiz. Kimseyi zorla hala çok ciddi tehditlerin bulunduğu bir coğrafyaya göndermeyi aklımızdan dahi geçirmedik, geçirmeyeceğiz. Böyle bir tavır bizim ne tarihimize, ne kültürümüze, ne medeniyetimize, ne de ahlakımıza sığar.

Ana muhalefet partisinin başındaki zatın ve çevresindekilerin vicdanına, insani anlayışına, ahlaki anlayışına sığabilir, o bizi ilgilendirmiyor. Biz kendimizden mesuluz. Onların sırtında evet yumurta küfesi yok, boş bir küfeyle dolaşıyorlar. Ama bizde var. Ve biz burada o sorumluluğumuzun bilinciyle adımlarımızı atacağız."

-"Oralar bizim kırmızı çizgimizdir"

Bunun için Suriye sorununu kendi mecrasında çözme çabalarına hız vermek mecburiyetinde olduklarını vurgulayan Erdoğan, şunları söyledi:

"İşte Fırat Kalkanı, Zeytin Dalı ve İdlib harekatlarımızda bu doğrultuda önemli kazanımlar elde ettik. Şimdi sırada Fırat'ın doğusundaki terör yuvalarının ortadan kaldırılması ve bu bölgenin yeniden gerçek sahipleri olan Suriyeli kardeşlerimizin hayat alanı haline getirilmesi vardır.

Amerika Münbiç konusunda vardığımız mutabakatı bizi oyalama aracı haline dönüştürmüştür. Münbiç meselesinin er veya geç arzu ettiğimiz doğrultuda çözüleceğine inanıyoruz. Şu anda devriye güçlerinin Gaziantep'te bizim askerlerimizle Amerikalı askerlerin birlikte çalışma yaptıklarını biliyorsunuz. Bunları biz Münbiç'in bir an önce boşaltılmasına yönelik gayretler, adımlar olarak görüyoruz. Artık Münbiç'te oyalanmak yerine dikkatimizi ve enerjimizi Fırat'ın doğusuna çevirmekte kararlıyız.

Fırat'ın doğusunda bir terör örgütü eliyle Türkiye tehdit ediliyor. Biz kimseyi tehdit etmiyoruz, kimsenin de sınırlarımızın dibinde bize tehdit oluşturacak işler yapmasına izin vermeyiz. Zaten terör koridorunu şu anda dağıtmış vaziyetteyiz. Ama yeniden oluşumlar kesinlikle bizim açımızdan kabul edilemezdir. Oralar bizim kırmızı çizgimizdir. Oralarda buna fırsat vermemiz mümkün değildir."

-"Sırtınızdaki bu yükten kurtulun"

DEAŞ'ın bölgede yapılan operasyonlar için bir bahane olarak kullanıldığının tüm çıplaklığıyla ortaya çıktığının altını çizen Erdoğan, "Bugün hala güya DEAŞ'ı canlandırarak ülkemizi tehdit eden terör örgütüne verilen desteği meşrulaştırma gayretlerine devam ediliyor. Biz DEAŞ adına sahaya sürülen çapulcuların kim tarafından, nerede, nasıl korunduğunu, silahlandırıldığını, desteklendiğini de çok iyi biliyoruz." dedi.

Bölgeye getirilen 19 bin tır ve 3 bin kargo uçağı dolusu silah, mühimmat ve malzemenin DEAŞ ile ilgisinin bulunmadığını da çok iyi bildiklerini vurgulayan Erdoğan, rejimle terör örgütü arasında Deyr ez Zor'da yaşanan kavganın, petrol sahalarını kontrol etme kavgası olduğunu da gayet iyi bildiklerini söyledi. Erdoğan, "Daha bildiğimiz pek çok şey var. Ama bir kez daha ifade ediyorum, bizim kimseyle kavga etmek, hele hele fiili çatışmaya girmek gibi bir amacımız kesinlikle yoktur. Bizim tek gayemiz ülkemize yönelen tehdidi kaynağında ve kalıcı olarak ortadan kaldırmaktır." diye konuştu.

Deşifre olmuş bir oyunu sürdürmeye çalışanların sadece kendilerini komik duruma düşüreceklerini belirten Erdoğan, şunları kaydetti:

"Müttefiklerimize, dostlarımıza, iş ortaklarımıza diyoruz ki, 'Gelin sırtınızdaki bu yükten kurtulun. Terör örgütüyle birlikte yürünen bir yolun sonu kimse için hayırlı bir yere çıkmaz. İşte bu terör örgütü PKK'dır, onun yan kolları YPG ve öbür tarafta bildiğiniz gibi PYD ve YPG'dir.

Türkiye gibi bir ülkeyi eli kanlı, mazisi karanlık, mensupları şaibeli bir örgüte feda etmek akıl karı değildir. Bu çağrımızın yavaş yavaş muhataplarımız da makes bulmaya başladığını görüyoruz. Bununla birlikte biz kendi harekat planlarımıza göre çalışmalarımızı devam ettiriyoruz. Çok yakında bu çalışmaların sahadaki yansımaları görülmeye başlanacak. Bu sözlerimiz son ikazlarımız olarak değerlendirilmelidir. Ülkemize ve milletimize yöneltilen son silah da yok edilene kadar mücadelemizi sürdürmekte kararlıyız."

(Sürecek)

Advertisements

ALATURKA AİLESİ ÜYELERİ NE DİYOR?