GRAFİKLİ – Aşk ve irfan adamı: “Bizim Yunus”

ESKİŞEHİR (AA) – DENİZ AÇIK – Büyük Türk düşünürü, tasavvuf ve halk şairi Yunus Emre, İslam'ın sabır, kanaat, hoşgörü, cömertlik, iyilik, fazilet değerlerini benimsemeye yönelik telkinleriyle yüzyıllardır insanlığa ışık saçıyor, öğütleriyle yol gösteriyor.

Aşk ve irfan adamı Yunus Emre, Anadolu Selçuklu Devleti'nin son seneleri ile Osmanlı Devleti'nin kuruluş yıllarına denk düşen önemli bir dönemde yaşadı.

Tapduk Emre'nin dergahında onun dervişi olarak yetişen Türk-İslam halk düşüncesinin en önemli yapı taşlarından Yunus Emre'nin 1307-1308'de yazdığı "Risaletü'n-Nushiyye" ve ölümünün ardından sevenlerinin derlediği şiirlerinden oluşan "Divan" isimli iki önemli eseri bulunuyor.

Türk şiirinin kurucusu ve milli birliğin önemli tutkallarından birisi olarak gösterilen büyük Türk düşünürü, tasavvuf ve halk şairi Yunus Emre, Yunus Emre Kültür ve Sanat Haftası'nda çeşitli etkinliklerle anılıyor.

Bütün insanlığa hitap eden büyük şairlerden olan, şiirleriyle Türkçeyi bir aşk ve mana dili haline getiren Yunus Emre, Türkçeyi sanatçı duyarlılığıyla kullanmasındaki dehasının yanı sıra Türkçe tasavvuf ve mana dilinin kurucusu olarak biliniyor.

Şiirleriyle sadece Türkçenin gelişimine önemli katkıda bulunmakla kalmayıp evrensel insani değerler üzerine inşa edilmiş felsefesiyle din, dil, ırk ayrımı gözetmeksizin insanoğlunun barış ve ortak değerler etrafında, birlikte yaşamasını amaçlayan mesajlar da veren, birçok özelliğiyle Mevlana'ya benzeyen büyük Türk düşünürü, İslam'ın sabır, kanaat, hoşgörü, cömertlik, iyilik, fazilet değerlerini benimsemeye yönelik telkinleriyle yüzyıllardır insanlığa ışık saçıyor.

  • Yunus Emre'ye göre aşk ve ahlak

Kaynaklara göre, dili, düşünce sistemi, geleneğe bağlılığı, çevresi ve hayat tarzıyla Türk ve milli olan Yunus Emre'nin dünyasını "Allah aşkı, tevhit düşüncesi, ahlak ve gelenek" gibi dört önemli kavram oluşturur. O, düşüncelerini şiirle ifade ederken sade fakat derindir.

Yunus'a göre ahlak, insani olmayan davranışları terk edip ilahi yaradılışa yönelmektir. Ahlaki olmayan davranışlar, Yunus'un sözlüğüne "yaramaz" kelimesiyle girer. "Yaramaz"
davranışların "yarar" davranışlara dönüştürülmesi, insan-ı kamil olmanın esasıdır. İnsanı insan yapan öz yaratılışındaki aşk cevheridir. Ona göre aşk, var olmanın yegane
sebebidir.

  • "Türk milleti Yunus'u her şeyiyle kucaklamıştır"

Eskişehir Osmangazi Üniversitesi (ESOGÜ) Yunusemre Araştırma Merkezi Müdürü Dr. Öğretim Üyesi Selahattin Önder, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Yunus Emre'nin gönül mektebi kurucusu ve Türkçenin en büyük üstatlarından birisi olduğunu vurguladı.

Yunus Emre'nin 1240 yılında Eskişehir'in Mihalıççık ilçesinde Sarıköy'de (Yunus Emre Mahallesi) doğduğunu ifade eden Önder, "1240-1320 yıllarında Eskişehir civarında yaşadığı bilinen Yunus'un çok sade bir söyleyişi var. Türkçenin özelliklerini ve inceliklerini çok iyi kullanmış. Kulak hecesine önem vererek halkın kolayca anlayabileceği seviyede ifadelerde bulunmuş. Bunları yapmak da Allah vergisi bir sanat ve beceridir." dedi.

Önder, şöyle konuştu:

"İlk defa Yunus Emre adını Vilayetname-i Hacı Bektaş-ı Veli'de görüyoruz. Daha sonra Aziz Mahmud Hüdayi'nin 'Vakıat'ında, Aşık Çelebi'nin 'Meşairü'ş Şuara' denilen kitaplarında Yunus Emre ile ilgili kayıtlara ulaşabiliyoruz. Menkıbelerle tarihi şahsiyeti iç içe geçmiş biçimde anlatılıyor. Bu da gösteriyor ki Türk milleti Yunus'u her şeyiyle kucaklayıp benimseyerek her dönem ve anlayışta kendi içinde yeniden yorumlayıp bütünleştirmiştir. Yunus'u anlayıp, günümüze kadar intikal ettirmiştir."

Yunus Emre'nin yaşadığı döneme değinen Önder, "Bu dönem çok netameli zamandı. Yunus'un şiirlerinde geçtiği biçimde 'davi' olarak ifade edilecek üç problemden söz edilebilir. Moğol problemi ve onların açtığı yara, Anadolu üzerinde oluşturdukları hercümerç, büyük zulümlere neden olan Haçlı Seferleri'nin tahribatları ve yanlış anlayışlar sonucu ortaya çıkan Babailer ve Cimri isyanları gibi olaylar insanları çok yormuştu." diye konuştu.

  • "Bizim Yunus adını Tapduk Emre vermiştir"

Hoca Ahmet Yesevi'nin öğrencileri olarak kendi emekleriyle hayatlarını sürdüren kolonizatör dervişlerin, Anadolu'nun manevi mimarisini oluşturduğunu dile getiren Önder, şunları kaydetti:

"Yunus Emre, Anadolu'nun manevi mimarlarındandır. Her dönemin şairi olarak yaşayıp, yaşatılmaktadır. Yunus, 'Bizim Yunus'tur. Onu ne derece anlayabiliyorsak ne derece özümseyebiliyorsak ve anlatabiliyorsak memleketimize o derece hizmet etmiş olacağız. Yunus'un Hacı Bektaş-ı Veli'den alamadığı ya da almadığı maneviyat anahtarını, yolunu Tapduk Emre'den temin ettiğini biliyoruz. Yunus Emre'ye 'Bizim Yunus' adını Tapduk Emre vermiştir. Yunus Emre'nin, şimdilerde adı Yunus Emre Mahallesi olarak değiştirilen Sarıköy'de kabri bulunuyor."

ESOGÜ Türkçe Öğretimi Uygulama ve Araştırma Merkezinde öğrenim gören yabancı ve Türk öğrencilerle Yunus Emre'yi anmaya özen gösterdiklerine işaret eden Önder, Eskişehir Valiliği iş birliğiyle mayısın ilk haftasında programlar düzenleyip, gençlere Yunus Emre'yi anlatmaya çalıştıklarını sözlerine ekledi.

“Yunus Emre gerçekten raf ömrü geçmeyen bir ilaçtır”

ORDU (AA) – Ordu Büyükşehir Belediyesince halk şairi ve mutasavvıf Yunus Emre'yi anmak, öğretilerini anlayıp gelecek nesillere aktarmak amacıyla düzenlenen "5. Yunus Emre Sempozyumu" başladı.

Ordu Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Hilmi Güler, sempozyumun açılışında yaptığı konuşmada, kendisine göre Yunus Emre'nin bir ilaç olduğunu belirtti.

Bu ilaca çok ihtiyaçları olduğunu dile getiren Güler, şöyle devam etti:

"Şu an tüm dünyada olup bitenlere baktığımız zaman Yunus Emre gerçekten raf ömrü geçmeyen bir ilaçtır. Şu anda bizim en büyük ihtiyacımız gönüldeki tahribatların giderilmesidir. Teknoloji geliştikçe bu ilaca daha da çok ihtiyaç duyacağız. Mükemmellik ne kadar artarsa sadelikten o kadar uzaklaşıyoruz. En büyük mükemmellik ise sadeliktir. Yunus Emre'de de biz onu görüyoruz. Onun için bizim Yunus Emre'ye çok büyük ihtiyacımız var."

Güler, Yunus Emre'nin büyük ve ölümsüz bir değer olduğunu vurgulayarak, "Sevgiyi esas alan bir büyüğümüzdür. Onun için üzerinde çok ciddi olarak durmamız gerekli. Yunus Emre'yi çok iyi anlamamız gerekiyor. Bunun için de yapacağımız çalışmalarda yoğun bir derinlikle bu konunun içine girmeliyiz. Dünya teknolojide, pozitif bilimlerde çok ileriye gidebilir ama bizim sosyal bilimlerde üstünlüğümüz var. Bu anlamda da bizim sosyal bilimlere çok ağırlık vermemiz lazım." diye konuştu.

  • "Yunus'un diline çok ihtiyacımız var"

Uludağ Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Bilal Kemikli ise Türkçenin hakikat diline çevrilmesinde Yunus Emre'nin rolüne işaret etti.

Yunus Emre'nin eserlerinden örnekler sunan Kemikli, "Şehirleri şehir yapan, bir dil etrafında buluşmasını sağlayan şey kültürel faaliyetlerdir. Bu seneki sempozyum da Yunus'u merkeze alan bir dil inşa etme çabasındadır." ifadesini kullandı.

Kemikli, Karadeniz'in incisi Ordu'da Yunus'un dili etrafında buluşmanın anlamlı olduğunu belirterek, şunları kaydetti:

"Yunus'un dili etrafında bir kültür inşa etmek, bu dil etrafında buluşmak bir fırsattır. Bu toplantılar yaşadığımız çağa, zamanın ruhuna uygun bir şekilde yeniden bu dili keşfetmemize imkan sağlayacaktır. Bu toplantılar artarak devam eder, divanlar okunur ve o dil keşfedilirse işte o zaman yaşadığımız çağa anlam verilebilecek bir değere ulaşmış olabiliriz. Bu anlamda Yunus'un diline çok ihtiyacımız var. Yunus'un diliyle tazelenmeye, Yunus'un diliyle yenilenmeye, Yunus'un diliyle yeniden kendimize gelmeye çok ihtiyacımız var."

Bu yıl "Yunus'un Dili" temasıyla Ordu Büyükşehir Belediyesi Karadeniz Tiyatrosu Salonu'nda gerçekleştirilen sempozyum, yarın sona erecek.

Yunus Emre, hayal perdesinde sahnelendi

İSTANBUL (AA) – Alpay Ekler'in yazıp oynattığı, Levent Çelik'in özgün müziğini ve canlı icrasını gerçekleştirdiği "Hayal Perdesinde Yunus Emre" oyunu seyirciyle buluştu.

Yunus Emre'nin hayatını ve seçme beyitlerini ilk defa hayal perdesine taşıyan gösteri, İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Kültür Daire Başkanlığı tarafından Cemal Reşit Rey (CRR) Konser Salonu'nda gerçekleştirildi.

Karagöz sanatının, niteliğinin ve bu alanda icrada bulunan sanatçıların çoğalmasını amaçlayan oyuna, hem çocuklar hem de büyükler ilgi gösterdi.

Anadolu mutasavvıfı, Türkçe şiirin öncüsü ve halk şairi Yunus Emre'nin hayatının masalsı bir üslupla anlatıldığı oyunda, yaklaşık 80 parça deri tasvir kullanıldı.

  • "Hayal oyununu salonda sahnelemek bambaşka"

Yunus Emre'nin hayatını bir drama metni olarak yeniden kaleme alan Karagöz Sanatçısı Alpay Ekler, oyunu yazdıktan 5 sene sonra ilk kez bir salonda sahnelediklerini söyledi.

"Halkımızın gösterdiği ilgiye ve bize sahip çıkan İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ne çok teşekkür ediyoruz." diyen Ekler, oyunu salonda sahnelemenin bambaşka bir atmosfer oluşturduğunu belirtti.

Ekler, oyunun ekibinde Karagöz sanatçılarının yer aldığını, ayrıca Levent Çelik ve ekibi tarafından icra edilen özgün canlı müziğin oyuna eşlik ettiğini aktardı.

Gösteride, Levent Çelik tarafından bestelenmiş müzikler ve Yunus Emre şiirleri eşliğinde Osmanlı'nın Selçuklu'dan sancak alması, mehter gülbankları, Anadolu'da yaşananlar ve Yunus'un manevi tekamül safhaları temsil edildi.

Oyunun sonunda hayal perdesinin arkasında yer alan ekip sahneye çıkarak, hayal oyunu meraklılarını selamladı.

Doha Yunus Emre Kültür Merkezi'nde Mehmet Akif Ersoy konferansı

DOHA (AA) – Katar'ın başkenti Doha'daki Yunus Emre Kültür Merkezi'nde İstiklal Marşı şairi Mehmet Akif Ersoy hakkında konferans düzenlendi.

"Çanakkale'den İstiklal Marşı'na Bir Karakter Abidesi Mehmed Akif" temalı konferansa, Türkiye'nin Doha Büyükelçisi Fikret Özer, akademisyenler ve Katar'daki Türkler katıldı.

Konferansın başında konuşan Doha Yunus Emre Kültür Merkezi Müdürü Dr. Selçuk Kürşat Koca, Mehmet Akif Ersoy'un Türkiye'nin bağımsızlığının kalbini temsil ettiğini belirtti.

Sakarya Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Yılmaz Daşçıoğlu, birçok devletin milli marş yazarların genellikle ülkenin en iyi şairleri arasından değil, daha sıradan şairler arasından çıktığını belirterek, şunları kaydetti:

​"Türk milli marşının, diğer marşlara göre ilk ayrıcalığı sadece kendisini daha önceden ispatlamış bir şair tarafından değil; aynı zamanda marşın yazılmasına sebep olan tarihsel süreç içerisinde eylemleriyle de rol oynayan bir kişilik tarafından yazılmış olmasıdır."

Mehmet Akif'in hayatına, şiirlerine, karakterine, resmi görevlerine, devlete ve millete verdiği desteğe değinen Daşçıoğlu, ​Akif'in Burdur milletvekili olarak Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne seçildiği 1920'de milli bir marş yazılması için ülke çapında bir yarışma açıldığını ve Maarif Vekili Hamdullah Suphi'nin özel bir yazı ile Akif'in bir şiir yazması için ricada bulunduğunu anlattı.

Akif'in yazdığı şiirin 12 Mart 1921'de TBMM'de bütün milletvekillerinin oyu ile birinci seçilerek Milli Marş metni olarak kabul edildiğini aktaran Daşçıoğlu, Akif'in Milli Marş için önceden teklif edilmiş olan 500 lirayı ise orduya hediye ettiğini söyledi.

İstiklal Marşı şairi Mehmet Akif Ersoy'u her birisi ayrı ayrı kendi içerisinde de tartışmalı olan şairliği, mücadelesi ve karakterinin ilgi odağı haline getirdiğine işaret eden Daşçıoğlu, "Şüphesiz bu üç faktörün birbiriyle ilişkisi, birbirini besleyen, destekleyen, hatta iç içe geçmiş bir biçimde ayrılamaz motiflerle kaynaşmış görünen yönleri vardır. Bu yüzden onun şairliğinden söz ederken İslamcılığı veya karakteri hemen hatırlanır." dedi.

Yunus Emre türbesine ziyaretçi ilgisi

MANİSA (AA) – AHMET BAYRAM – Manisa'nın Kula ilçesinde, halk ozanı Yunus Emre ve hocası Tapduk Emre'nin kabirlerinin bulunduğuna inanılan Emre Mahallesi'ni, her yıl binlerce turist ziyaret ediyor.

Batı Anadolu'da kurulan ilk Türk köylerinden biri olan, ilçeye 25 kilometre uzakta bulunan ve adını halk ozanından alan Emre Mahallesi'nde şu anda 172 kişi yaşıyor.

Yunus Emre ve hocası Tapduk Emre ile ailesinin kabirlerinin bulunduğuna inanılan mahalle, ziyaretçilerden yoğun ilgi görüyor.

Son yıllarda ülkenin önemli kültür merkezlerinden biri haline dönüşen 7 asırlık mahalleye gelenler, tarihi yerleri gezdikten sonra Yunus Emre ve Tabduk Emre'nin türbesinde dua ediyor.

Kula Belediye Başkanı Hüseyin Tosun, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Türkiye'de 14 farklı noktada Yunus Emre'nin kabrinin olduğunun rivayet edildiğini belirterek, "Ancak en güçlü rivayet, kanıtlarıyla Kula'da bulunuyor." dedi.

Yunus Emre'nin hocası Tapduk Emre'nin mezarının da Emre Mahallesi'nde olduğuna inanıldığını dile getiren Tosun, şunları kaydetti:

"Yunus Emre'nin bir şiirinde vasiyeti niteliğinde biz dizesi vardır. 'Koyun beni şeyhimin eşiğinde yanayım' der. Yunus'un bu sözü, rivayeti güçlendirmektedir. Kula son yıllarda tarihi, coğrafyası, kendine özgü el sanatlarının yanında Yunus Emre türbesiyle de inanç turizminde önemli bir merkez oldu. 2014'te yaklaşık 4 bin olan turist sayımız, şu an 90 bini geçti, 100 bine yaklaştı."

  • "Şiirlerinde geçen bölge isimleri köyümüzde mevcut"

Yunus Emre Kültür ve Tanıtma Derneği Başkanı Faik Şentürk de hayatı boyunca hocası Tapduk Emre'nin yanından bir kez ayrılan Yunus Emre'nin, daha sonra pişman olup döndüğünü ve ölene kadar onun yanında bulunduğunu anlattı.

Mahalleye gelenlerin, türbeyi ziyaret ettiğini belirten Şentürk, şu ifadeleri kullandı:

"Yunus Emre'nin birçok şiirinde geçen Dikenkuyu, Çalıardı, Ilıpınar, Gökyar, Eseler, Hacimdüzü, Yakacık Deresi, Dolaman Tepe, Hakıltaşı, Arpalık, Bağlaryanı, Aktepe, Yılanlı ve Barak mevkileri gibi bölge, dağ, çeşme, yol isimleri, köyümüzde ve köyümüzün tapu kayıtlarında mevcuttur. Yunus Emre'nin bütün mezarlarını gezen bilim adamları ve araştırmacılar, buraya geldiklerinde 'Yunus Emre'nin hakikaten hem coğrafya hem ortam olarak burada olduğuna inandık' diyor."

Yunus Emre Enstitüsü'nden El-Ezher'e ilk Türkçe kütüphane

                                    KAHİRE (AA) - Mısır'daki Kahire Yunus Emre Enstitüsü ve El-Ezher Üniversitesi iş birliğiyle El-Ezher Üniversitesi Dil ve Çeviri Fakültesi Türkçe Bölümü'nde ilk Türkçe kütüphane kuruldu.

Çeşitli alanlardaki Türkçe kitaplar ve öğretim setleri, Kahire Yunus Emre Enstitüsü Müdürü Emin Boyraz tarafından Ezher Üniversitesi Dil ve Çeviri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Taha Bedri, Türk Dili Bölümü Başkanı Doç. Dr. Hazim Said ve Türkçe Bölümü öğretim üyelerinin de hazır bulunduğu törenle kütüphane yönetimine teslim edildi.

Kahire Yunus Emre Enstitüsü Müdürü Boyraz, törende yaptığı konuşmada, Ezher gibi köklü bir üniversitede ilk defa bir Türkçe kütüphane kuruyor olmaktan mutluluk duyduklarını belirterek, önümüzdeki dönemde iş birliğini daha da geliştirerek, kitap sayısını artırmayı ve Türkçe bölümüne e-kitaplık ile uzaktan Türkçe eğitimi gibi konularda katkıda bulunmayı istediklerini ifade etti.

AA muhabirine konuşan Türk Dili Bölümü Başkanı Doç. Dr. Hazim Said de Ezher Üniversitesi'nin çeşitli bölümlerinde yaklaşık 500 Türk öğrencinin eğitim gördüğünü ve 100 kadar Türk Dili Bölümü öğrencisinin de Kahire Yunus Emre Enstitüsü'nde açılan Türkçe kurslarına katılarak burada Türkçelerini geliştirme imkanı bulduğunu anlattı.

Said, şunları kaydetti:

"Yunus Emre Enstitüsü ile bir protokolümüz var. Dolayısıyla iki kurum arasında böyle bir iş birliğinin olması çok doğal. Bugün bölümümüze Yunus Emre Enstitüsü tarafından hediye edilen Türkçe kütüphanesi, öğrencilerimize hizmet edecek ve Türkçelerini geliştirmelerine katkı sağlayacak. Önümüzdeki dönemde de söz konusu iş birliği çerçevesinde öğrencilerimize fayda sağlayacak daha fazla çalışmalar yapılmasını temenni ediyoruz.”

Kahire Yunus Emre Enstitüsünün bünyesinde halen 600 öğrenci Türkçe öğreniyor. Mısır üniversiteleriyle yapılan protokol kapsamında çeşitli üniversitelerde kendi okutmanlarıyla Türkçe dersi vermekte olan Enstitü, izlediği kültürel diplomasi sayesinde Türk dilini, kültürünü ve tarihini tanıtmaya devam ediyor.

CHP Genel Başkan Yardımcısı Yunus Emre, Zonguldak'ta

ZONGULDAK (AA) – CHP Genel Başkan Yardımcısı Yunus Emre, Zonguldak'ta partisinin seçim bürosu açılışını gerçekleştirdi.

Emre, partisinin seçim bürosu açılışı için geldiği kentte, CHP Zonguldak Belediye Başkan adayı Şenol Şanal ve partililerle Gazipaşa Caddesi'nde esnaf ziyaretinde bulundu.

Daha sonra Gazipaşa Caddesi'nde seçim bürosunun açılış töreninde konuşan Emre, partisinin ve İYİ Parti'nin il başkanlarına fedakarca ittifak yaptıkları için teşekkür ettiğini söyledi.

Türkiye'nin iki zihniyetle karşı karşıya olduğunu öne süren Emre, "Birincisi kendisine oy vermeyenlere illet ve zillet diyen, kendi seçmenine ve kendi insanına bunu reva gören bir zihniyet. Diğeri de kimseyi ayırmayan, bu ülkede yaşayan herkese bizim insanımızdır diyen, hizmet edecekken, belediye hizmetlerini götürürken hiçbir ayrım yapmayacağım diyen bir anlayış. Bu iki anlayış arasında bir seçimde bulunacaksınız. Bu kadar net bir manzarayla karşı karşıyayız." diye konuştu.

Konuşmaların ardından CHP Genel Başkan Yardımcısı Yunus Emre ve partililer, seçim bürosunun açılışını gerçekleştirdi.

“Yunus Emre Oratoryosu” bale yorumuyla ilk kez sahnelenecek

İSTANBUL (AA) – İstanbul Devlet Opera ve Balesi (İDOB), Ahmet Adnan Saygun'un "Yunus Emre Oratoryosu" adlı eserini bale yorumuyla ilk kez sanatseverlerle buluşturacak.

Uğur Seyrek'in koreografi ve rejisiyle hazırlanan eserin dünya prömiyeri, 23 Şubat'ta Kadıköy Belediyesi Süreyya Opera Sahnesi'nde gerçekleştirilecek.

Eserde İDOB dansçılarıyla birlikte opera solistleri ve korosu aynı sahneyi paylaşacak.

Librettosunu Işık Noyan ile Uğur Seyrek'in kaleme aldığı eserde, orkestra Serdar Yalçın, koro ise Aydın Karlıbel yönetiminde sahne alacak.

Eserde, Özgecan Gençer, Hale Soner, Özay Günay, Deniz Likos, Bülent Külekçi, Hüseyin Likos, Kenan Dağaşan, Gökhan Ürben solist olarak, İlke Kodal, Deniz Kılınç Tunçeli, Berfu Elmas, Erhan Güzel, Batur Büklü, Deniz Özaydın, Melike Koper, Julia Hartmann ve Maia İto ise danslarıyla sahne alacak.

Saygun'un 13. yüzyılda yaşayan ünlü halk ozanı ve düşünürü Yunus Emre'nin yazdığı şiirlerden bazılarını kullanarak 1943'te 4,5 ayda tamamladığı oratoryo, ilk kez 25 Mayıs 1946'da Ankara'da seslendirildi.

Bir Türk besteci tarafından bestelenmiş ilk oratoryo olan eser, Saygun'u uluslararası düzeye taşıdı. Paris'te 1947'de, New York'ta 1958'de konser veren sanatçının eseri, Budapeşte, Viyana, Bremen, Berlin, Moskova, Vatikan ve 55 yıl aradan sonra New York ve Washington'da sanatseverlerle buluştu.

"Yunus Emre Oratoryosu", 26 ve 28 Şubat ile 5 ve 6 Mart'ta saat 20.00'de, 2 Mart'ta ise saat 16.00'da Kadıköy Belediyesi Süreyya Opera Sahnesi'nde izlenebilecek.

Şerefiye Sarnıcı'nda “Yunus Emre Aşka Yolculuk” konseri

İSTANBUL (AA) – İstanbul Devlet Opera ve Balesi sanatçısı mezzosoprano Serap Çiftçi, Şerefiye Sarnıcı'nda, Türk şiirinin en büyük şairlerinden Yunus Emre'nin eserlerini seslendirdi.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültür Daire Başkanlığı tarafından organize edilen "Yunus Emre Aşka Yolculuk" konserinde sanatçıya, neyde Hüseyin Avni Özaydın, kanunda Mustafa Tabak ve perküsyonda Barış Cem Songur eşlik etti.

Konserde sözleri Yunus Emre'ye ait olan şiirler, Türkçe ve İngilizce olarak hem okundu hem de enstrümanlar eşliğinde dinleyicilerin beğenisine sunuldu.

Osmanlı döneminde dergah ve şifahanelerde yakılan buhurlardan esinlenerek Bihter Türkan Ergül tarafından konsere özel olarak hazırlanan kokular, konsere gelen müzikseverleri karşıladı.

Dinletide "Ben yürürüm yane yane", "Benim adım dertli dolap", "Severim seni ben, "Bana seni gerek seni", "Taştın yine deli gönül", "Dağlar ile taşlar ile" ve "Yunus diye"nin de arasında bulunduğu eserler icra edildi.

  • "Yerel olmadan evrensel olmak mümkün değil"

Konser öncesinde AA muhabirine açıklama yapan Çiftçi, yurt içinde ve yurt dışında katıldığı festivallerde yaklaşık 10 yıldır Türkiye'yi ve müziğini temsil ettiğini belirterek, "Yerel olmadan evrensel olmak mümkün değil." dedi.

Yunus Emre'nin kendisi için çok önemli biri olduğunu vurgulayan Çiftçi, "Bu gönül verdiğim bir proje çünkü Yunus'a aşığım. Daha önce 2017'de CRR'de büyük bir prodüksiyonla 'Yunus Emre Aşka Yolculuk' konserini sahneledim. Şimdi de bu güzel ve mistik ortamda, inanılmaz güzel bir sarnıçta bu konseri yapma şansım oluyor." diye konuştu.

  • "Amacım Tasavvuf müziğini tanıtmak"

Yunus Emre şiirlerinin edebiyatta da çok büyük önem verilen bir isim olduğunu dile getiren Çiftçi, "Tasavvuf müziğini yurt dışında da tanıtmak esas amacım. Önemli olan burada ne kadar çok insana dokunuyor olduğumuz. Bu bizim kültürümüz ve bizim dokumuz." ifadesini kullandı.

Yunus Emre'nin düşüncelerinin ve ilahi aşkının yurt dışında da tanıtılmasını amaçladığını dile getiren Çiftçi, şunları ekledi:

"Çünkü popüler bir kültür Türkiye'ye yayılmak isteniyor. Halbuki bu düşünceler yüzyıllar öncesinde bizim dervişlerimizin söylediği düşünceler. Bunlara daha çok sahip çıkmalı ve duyurmalıyız. Benim kalbim Yunus aşkıyla yanıyor ve diliyorum ki bu konserde dinleyicilerin de kalbinde bu ateş yansın."

Ürdünlü milletvekillerinden YEE'ye ziyaret

AMMAN (AA) – Ürdün Parlamentosunun Temsilciler Meclisindeki Ürdün-Türkiye Parlamentolararası Dostluk Grubu üyelerinden oluşan bir heyet, Amman Yunus Emre Enstitüsü'nü (YEE) ziyaret etti.

İki ülke arasında kültürel işbirliğinin artırılması hedeflenen ziyarete Türkiye'nin Amman Büyükelçisi Murat Karagöz de katıldı.

YEE Amman Müdürü Cengiz Eroğlu, ziyaret sırasında, enstitünün dünyadaki faaliyetlerini ve Türkiye burslarını anlattı.

Eroğlu konuşmasında, Türkiye üniversitelerinde okuyan Ürdünlü ve yabancı öğrenci sayısının her geçen yıl artmakta olduğunu dile getirdi.

Amman Türk Kültür Merkezi'nin, Orta Doğu'daki en eski merkezlerden biri olduğunu ve nisan ayında 50. yılını kutlayacağını aktaran Eroğlu, kültür merkezinin isminin 2012'de Yunus Emre Enstitüsü olarak değiştirildiğini kaydetti.

Büyükelçi Karagöz de iki ülke arasındaki ilişkilere vurgu yaparak, Ürdün-Türkiye Parlamentolararası Dostluk Grubu üyelerinin iki ülke arasında bir köprü vazifesi gördüklerini belirtti.

Dostluk Grubu üyeleri, Türkiye'nin örnek alınabilecek bir ülke haline geldiğinin altını çizdi.

Türkiye'nin bölgesel ve küresel anlamdaki rolüne övgüde bulunan Dostluk Grubu üyeleri, iki ülke arasında tarihi bağ olduğunu vurguladı.