AK Parti'den “İstanbul seçimleri neden yenileniyor” videosu

ANKARA (AA) – AK Parti Genel Merkezi'nin YSK'nin İstanbul seçimlerinin yenilenmesi kararının ardından hazırladığı videoda, sandık kurullarının hazırladığı 31 bin 280 sandıktaki oy sayım döküm cetvelinden 5 bin 388’inin mühürsüz, 694’ünün imzasız, 214’ünün ise boş olduğu belirtildi.

AK Parti'nin hazırladığı 6 dakika 25 saniyelik video, partinin sosyal medya hesaplarından paylaşıldı. Seçimin iptalinin gerekçelerinin grafiklerle anlatıldığı videoda, İstanbul seçim sürecinde yaşananlar aktarıldı.

Geçen yıl seçim kanununda yapılan değişiklikle sandık kurulu başkanları ve kurulun en az bir üyesinin kamu görevlisi olması şartı getirildiği hatırlatılan videoda, ilçelerin mülki idarelerinin o ilçede görev yapanların listesini ilçe seçim kurululun talebi üzerine teslim etmesi gerektiği belirtildi. Videoda, kurulun da bu liste üzerinden kura ile sandık kurulu başkanı ve sandık kurulu memur üyesi ataması yaptığı hatırlatıldı.

Buna rağmen 31 Mart seçimlerinde İstanbul'da kanunun bu hükmünün açıkça ihlal edildiğinin vurgulandığı videoda, "İstanbul'da 31 bin 280 sandık bulunmaktadır. Bu da 31 bin 280 devlet memuru, sandık kurulu başkanı ve 31 bin 280 memur üye demektir. YSK'nin tespitlerine göre seçimlerde görevlendirilen 6 bin 644 kişinin sandık kurulu başkanı ve 13 bin 98 sandık kurulu üyesi olması kanunen yasaktır." denildi.

Görev alan sandık başkanı ve memur üye toplam sayısının 62 bin 560 olduğu bildirilirken, bunlardan görev almasının kanunen yasak olanların sayısının 19 bin 742 olduğu tespitine yer verilen videoda, bu 19 bin 742 kişinin nerelerde çalıştıkları sayılarıyla detaylı olarak aktarıldı.

  • Oy sayım ve döküm cetvellerine ilişkin usulsüzlükler

AK Parti'nin hazırladığı videoda, İstanbul seçimlerinde sandık kurullarının hazırladığı 31 bin 280 sandıktaki oy sayım ve döküm cetvellerine ilişkin usulsüzlüklere de yer verildi.

Buna göre kullanılan oyların 5 bin 388’inin mühürsüz, 694’ünün imzasız, 214’ünün boş, 498’inde rakam belirtilmemiş, bin 135’inde ise sayı eksikliği olduğu tespit edildiği vurgulandı.

Videoda, YSK tarafından kanuna aykırı olarak sandık kurulu başkanı ve memur üye atanan 22 sandıktaki oy sayım ve döküm cetvelinin "kayıp olduğunu ve YSK sistemine boş olarak işlendiğini" tespit edildiği aktarıldı. Ayrıca, kanuna aykırı olarak sandık kurulu başkanı ve memur üye atanan 101 sandıktaki oy sayım ve döküm cetvelinin de imzasız, mühürsüz ve yazıları eksik olarak YSK sistemine işlendiği belirtildi.

Kanunun aradığı 2 konuda usulsüzlük yapılan sandık sayısı toplamının 123, bu sandıklardaki toplam oy sayısının ise yaklaşık 42 bin oy pusulası olduğu aktarıldığı videoda, YSK'nin hem sandık kurulu başkanı ve memur üyesi kanunsuz atanan hem de oy sayım ve döküm cetveli olmayan ya da boş olan 123 sandıktaki yaklaşık 42 bin oy pusulasının kontrol ve denetiminin yapılamayacağından dolayı şüpheli hale geldiğine hükmettiği kaydedildi.

Videoda, YSK'nin İstanbul Büyükşehir Belediye seçiminde adaylar arasındaki oy farkının 13 bin 729 olması, denetlenemez ve kontrolü sağlanamaz yaklaşık 42 bin şüpheli oy pusulasının İstanbul Büyükşehir Belediyesi seçimlerinin sonucunu doğrudan etkileyeceğine hükmettiği ve bu nedenle seçimin yenilenmesine karar verdiği belirtildi.

  • Neden ilçe seçimleri ve diğer seçimler iptal edilmedi?

AK Parti tarafından hazırlanan videoda, "Neden ilçe seçimleri ve diğer seçimler iptal edilmedi?" sorusuna da yanıt verildi.

YSK'nin gündemine sadece itiraz edilen konuları aldığı belirtilen videoda, AK Parti’nin itiraz ettiği hususların İstanbul Büyükşehir Belediye ve Büyükçekmece Belediye seçimlerine yönelik olduğu, MHP'nin ise Maltepe İlçe Belediye seçimine itiraz ettiği kaydedildi. YSK'nin de bu nedenle bu 3 seçimi inceleyerek kararını verdiği aktarıldı.

YSK’nin karar verme sürecinde belirleyici olan en önemli hususun "kanuna aykırı 2 usulsüzlüğün bir arada yaşandığı" sandıklar olduğu bildirilirken bu 2 usulsüzlüğün bir arada yaşandığı sandık sayısının Maltepe’de 1 , Büyükçekmece’de ise bu şekilde bir sandık bulunmadığı, bundan dolayı Maltepe ve Büyükçekmece İlçe Belediye seçimleri yenilenmediği kaydedildi.

Videoda YSK'nin ara kararı gereğince 22 ilçedeki 57 sandıkta yapılan oy sayımları sonrasında Gaziosmanpaşa, Başakşehir ve Avcılar ilçelerinde 4 sandıkta kanunen bulunması gereken sandık seçmen listesi, oy sayım döküm cetveli ve sandık sonuç tutanağı bulunmadığının tespit edildiği bildirildi.

Hem "Sandık başkanları ve sandık kurulu memur üye" konusundaki hem de "oy sayım ve döküm cetvellerine" ilişkin usulsüzlüğün beraber yaşandığı belirtilen 123 sandığın ilçelere göre dağılımı da videoda grafik olarak sunuldu.

UPDATE – Turkey: 'Supreme Election Council won't bow to threats'

UPDATES WITH MORE DETAILS FROM STATEMENT

By Aylin Sirikli

ANKARA (AA) – Two days after ordering fresh mayoral elections in Istanbul, Turkey's electoral authority said it will continue doing its duty without bowing down to threats, pressure, or smears.

"It is unacceptable for judges to be smeared and personally made into targets due to their rulings," the Supreme Election Council (YSK) said in a statement on Wednesday.

The statement said Kemal Kilicdaroglu, leader of the main opposition Republican People's Party (CHP) and an Istanbul lawmaker, had voiced some claims about council members which contained insults, threats, and smears.

The statement said under Turkey's Constitution and laws, even if a person is a member of the legislature with immunity from prosecution, that does not give anyone the freedom to commit crimes or insult members of the judiciary.

It said that attacking personal rights and casting aspersions on people's belief in justice and democracy should be avoided, adding that the council "strongly condemns" and rejects such actions.

The statement came after the council's decision to hold a do-over Istanbul mayoral election on June 23 attracted harsh criticism from opposition politicians.

In its decision, it said some polling officials and staff during the March 31 election were not civil servants as required by law.

Under the decision, Ekrem Imamoglu, a member of the CHP whose election as Istanbul mayor had been certified, had his certification revoked, with an interim mayor filling the post until the June 23 polls.

Millions of Turkish voters cast their votes nationwide on March 31 in local elections to choose mayors, city council members, and other officials for the next five years.

Turkey: 'Supreme Election Council won't bow to threats'

By Aylin Sirikli

ANKARA (AA) – Two days after ordering fresh mayoral elections in Istanbul, Turkey's electoral authority said it will continue doing its duty without bowing down to threats, pressure, or smears.

"It is unacceptable for judges to be smeared and personally made into targets due to their rulings," the Supreme Election Council (YSK) said in a statement on Wednesday.

The statement said under Turkey's Constitution and laws, even if a person is a member of the legislature with immunity from prosecution, that does not give anyone the freedom to commit crimes or insult members of the judiciary.

The statement came after the council's decision to hold a do-over Istanbul mayoral election on June 23 attracted harsh criticism from opposition politicians.

In its decision, it said some polling officials and staff during the March 31 election were not civil servants as required by law.

Millions of Turkish voters cast their votes nationwide on March 31 in local elections to choose mayors, city council members, and other officials for the next five years.

YSK'den Kılıçdaroğlu'nun sözleriyle ilgili açıklama

ANKARA (AA) – Yüksek Seçim Kurulu'ndan (YSK) yapılan açıklamada, hakimlerin verdikleri kararlar nedeniyle kişisel olarak hedef gösterilmesi ve itibarsızlaştırılmasının kabul edilemeyeceği belirtilerek, "Yüksek Seçim Kurulu, baskı, yıldırma, iftira, hakaret ve tehdit kampanyalarından etkilenmeksizin görevini yapmaya devam edecektir. Bu nitelik ve ağırlıkta olan söz ve davranışları reddediyor ve şiddetle kınıyoruz." denildi.

YSK'den yapılan açıklamada, 31 Mart 2019'da yapılan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçiminin 6 Mayıs 2019'da verilen kararla iptal edilmesi sonrasında, Kurulun, YSK üyelerini hedef alan söylemleri değerlendirmek üzere toplandığı ve oy birliğiyle açıklama yapmaya gerek görüldüğü belirtildi.

Açıklamada, yetki, görev ve sorumluluğunu Anayasadan alan YSK'nin, Anayasa ve kanunlar ile bunlara uygun düzenlediği genelgelerle, 31 Mart 2019 Pazar günü yapılan Mahalli İdareler Seçimleri'nin düzen içinde ve dürüstlükle yürütülmesi için gerekli düzenlemeleri yaptığı ifade edildi.

Kurulun söz konusu seçimlerin sonucunda olağan ve olağanüstü itiraz süreçleri ile önüne gelen yüzlerce dosyayı inceleyip Anayasa ve kanunlara uygun olarak karara bağlayarak neticelendirdiği aktarılan açıklamada, bu süreçte itiraz mercii olarak yargılama faaliyetlerinde bulunulduğundan eleştiri sınırlarını aşan açıklama ve beyanlara cevap verilmediğine işaret edildi.

Kuruldan yapılan açıklamada şunları kaydetti:

"Ancak, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçiminin iptaline dair kararın açıklanmasından sonra, 7 Mayıs Salı günü Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, TBMM çatısı altında yaptığı açıklamada, Kurul üyelerine tehdit, hakaret içeren beyanlarda ve gerçek dışı itham, isnat ve iftiralarda bulunmuş, bazı kurul üyelerini isimlerini okumak suretiyle yuhalatmış ve hedef göstermiştir.

Anayasa ve kanunlar, yasama organı üyesi olmanın sağladığı dokunulmazlığın hukuki korumasına sığınarak, bir kimseye suç işleme ve yargı organı mensuplarına hakaret etme serbestisi tanımaz. Kuşkusuz tüm yüksek mahkeme kararları gibi, Yüksek Seçim Kurulu kararları da hukuki açıdan tartışılabilir ve eleştirilebilir. Hukuki çerçevedeki bu tartışma ve eleştiriler hukuka katkı sağlayacağı için yararladır. Ancak hakimlerin verdikleri kararlar nedeniyle kişisel olarak hedef gösterilmesi ve itibarsızlaştırılması kabul edilemez.

Bu itibarla, tahammül sınırlarını aşan, içeriği kişilik haklarına açıkça saldırı ve suç oluşturan, kişileri hedef gösteren, kurumları ve seçim sistemini itibarsızlaştırma amacı güden ve bu suretle vatandaşların adalete ve demokrasiye olan inancını sarsan itham ve söylemlerden, sorumlu her vatandaş gibi kaçınılması gerekir. Anayasa'nın 79. maddesine göre, Yargıtay ve Danıştay genel kurullarının kendi üyeleri arasından, üye tam sayısının salt çoğunluğuyla gizli oyla seçilen meslek mensuplarından oluşan YSK, geçmişte olduğu gibi bugün de seçimlerin dürüstlük içinde yapılmasını temin etmek için, bağımsızlık ve tarafsızlık ilkeleri doğrultusunda, baskı, yıldırma, iftira, hakaret ve tehdit kampanyalarından etkilenmeksizin görevini yapmaya devam edecektir. Bu nitelik ve ağırlıkta olan söz ve davranışları reddediyor ve şiddetle kınıyoruz."

MHP Grup Başkanvekili Erkan Akçay:

TBMM (AA) – MHP Grup Başkanvekili Erkan Akçay, "TC ibaresini asmak önemlidir. Ancak ne hikmetse CHP'li bazı belediyeler TC ibaresini astırırken CHP; HDP, Kandil, PKK, YPG ve FETÖ'cülerle ittifaka tam gaz devam etmektedir." dedi.

Akçay, yaptığı yazılı açıklamada, CHP Grup Başkanvekili Engin Özkoç'un, bugünkü basın açıklamasıyla, Türk siyasetinde dürüst ve ilkeli siyasetin simgesi olan MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'ye yönelik sistematik saldırının sözcüsü olduğunu ifade etti.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ve sözcülerinin son günlerdeki konuşmalarıyla "siyasi ahlaksızlığın çamurunda debelendiklerini" belirten Akçay, "Mehmetçiklerimizi şehit eden, Türkiye'yi bölmek isteyen terör örgütü PKK'ya tepki göstermekten imtina edenler, MHP'ye, Genel Başkanımıza ve Cumhur İttifakı'na ağzını geleni söylemekte, şirretliğin dozunu her geçen gün artırmaktadır." değerlendirmesini yaptı.

CHP sözcüleri ve milletvekillerinin her konuşmalarında "her şey çok güzel olacak" diyerek, "FETÖ'cülere ait subliminal mesajlar verdiklerini" ileri süren Akçay, "CHP'nin hali, bugün durduğu yerin millet vicdanı tarafından görülmesi üzerine deve kuşunun başını kuma gömerek saklanacağını sanmasıdır. CHP başını kuma gömmüştür ama komik manzarası kabak gibi ortadadır." dedi.

-Özkoç'a eleştiri

CHP Grup Başkanvekili Engin Özkoç'un, Yüksek Seçim Kurulunun (YSK) İstanbul seçimlerini iptal etmesini beka sorunu olarak gördüğünü anımsatan Akçay, asıl beka sorununun İstanbul'da FETÖ'cülerle iş birliği yapmak veya FETÖ'cülerin sandıkta milletin oyunu çalmasına göz yummak olduğunu vurguladı. Akçay, şunları kaydetti:

"CHP'li Engin Özkoç şehitlerin vebalini ve kanını taşıyan kişilerle ittifak yapmanın beka sorunu olduğunu söylemektedir. Çok doğru bir tespittir. Doğru söze ne denir? Tam da HDP, İmralı Canisi, Kandil ve FETÖ ile iş birliği yapan kendi partisi CHP'yi tarif etmektedir.

CHP'li Engin Özkoç hukuka saldıranlarla, adaletten kaçanlarla, rüşvetçilere ve hırsızlara kol kanat geren kişilerle oturup ittifak yapmanın beka sorunu olduğunu söylemektedir. O zaman adama sormazlar mı FETÖ'cüleri savunmak için mahkeme önlerinde, televizyonlarda, gazetelerde hukuka saldıran CHP milletvekilleri değil miydi? Cezaevindeki FETÖ'cü hainleri Adana'da miting meydanında alkışlatan CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu değil miydi? Devletin gizli belgesini sızdıran CHP milletvekili değil miydi? Siz hangi hırsızlıktan bahsediyorsunuz? Hırsızlara kol kanat geren kimden bahsediyorsunuz? Yolsuzluk iddialarıyla gazete manşetlerine çıkan CHP içinde bile tartışmalara neden olan CHP'li belediye başkanlarına sahip çıkan CHP değil midir?

CHP'li Özkoç, TC'yi silen, milliyetçiliği ayaklar altına alanlarla birlikte olmanın beka sorunu olduğunu söylemektedir. TC ibaresini asmak önemlidir. Ancak ne hikmetse CHP'li bazı belediyeler TC ibaresini astırırken CHP; HDP, Kandil, PKK, YPG ve FETÖ'cülerle ittifaka tam gaz devam etmektedir. Milliyetçilik ayaklar altında değildir. Kimse de milliyetçiliği ayaklar altına alamaz. Bugün milliyetçilik baş tacıdır. Ancak Türklüğü reddeden ve Türk milliyetçilerine düşmanlık yapanların başını CHP çekmektedir. 27 Ekim 2015 tarihinde PKK'nın televizyon kanalı İMC TV'ye katılıp 'Anayasa’nın ilk üç maddesi değiştirilmelidir ve Anayasa’dan Türk kelimesi çıkarılmalıdır' diyen Kemal Kılıçdaroğlu değil midir?"

Opposition party seeks overall rerun of Istanbul vote

                              By Aylin Sirikli</p>  <p>ANKARA (AA) - A Turkish opposition party on Wednesday asked the country’s election authority to cancel the results of not just Istanbul’s mayoral elections from March 31, but all the elections in the city held that day.</p>  <p>Hasan Seymen, deputy chair of the Good (IYI) Party, argued that as the mayoral election results were cancelled due to improper staffing of polling places, all the election results should be cancelled.</p>  <p>Turkey’s Supreme Election Council (YSK) on Monday cancelled the March 31 mayoral election results and ordered a do-over poll set for June 23. </p>  <p>In its decision, it said some polling officials and staff on March 31 were not civil servants as required by law.</p>  <p>Before the IYI Party petition, Turkey's main opposition Republican People’s Party's (CHP) also asked the election authority to cancel local poll results in all 39 districts of Istanbul, a metropolis of some 16 million people.</p>    <p>Millions of Turkish voters cast their votes nationwide on March 31 in local elections to choose mayors, city council members, and other officials for the next five years.</p>  <p>* Writing by Burak Bir</p>  <p> 

TBMM Genel Kurulu

TBMM (AA) – AK Parti Grup Başkanvekili Cahit Özkan, YSK'nin İstanbul'da büyükşehir belediye başkanlığı seçiminin yenilenmesi kararına ilişkin, "YSK, ister beğenelim ister beğenmeyelim bir karar verdi. Bu karardan sonra tevil yollu bir darbe çığırtkanlığı milli iradeye, yaptığımız yasama faaliyetine ve demokrasiye hakarettir." dedi.

TBMM Genel Kurulunda, grup başkanvekilleri yerlerinden söz alarak, gündemdeki konulara ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

İYİ Parti Grup Başkanvekili Yavuz Ağıralioğlu, İstanbul Valisi Ali Yerlikaya'nın sosyal medyada paylaşılan bir videosunda, hissettiklerini söyleyemediğini ancak söyleyemediği sözcüklerden dolayı kendisini alkışlattığını, bu durumun da İstanbul seçimlerine benzediğini ifade ederek, "Hem mağlup etmeyi becerememişsiniz hem mahcup olmamışsınız hem de aldığınız yanlış kararı alkışlattırmışsınız. İstanbul'daki sürece uygun bir aday bularak atadığınız için teşekkür ediyorum." diye konuştu.

MHP Grup Başkanvekili Erkan Akçay, İstanbul'da seçimlerin yenilenmesine yönelik tartışmaların yurt içi ve yurt dışından bir kısım çevrelerce iftira, tehdit, hakaret gibi provokasyon çerçevesinde yürütüldüğünü söyledi.

Sorunun doğru tanımlanmasının önemine değinen Akçay, şöyle konuştu:

"İstanbul'da usulsüzlüğün yapıldığı açıktır. Bu tablonun mağduru Binali yıldırım ve İstanbul seçmenidir. Elbette demokrasilerde bir oy farkı dahi milli iradeyi inşa eder. Ancak bir oyun bile vicdana, kurallara ve ahlaka aykırı olmaması şarttır. Usulsüzlükle alınacak bir seçim sonucu, kimsenin kabul etmemesi gereken bir tablodur. Haksız bir seçimin kazananı olamaz. Türkiye bir hukuk devletidir ve hukukun üstünlüğü herkes için bağlayıcıdır. Kurumlara saldırmaya çalışmak ve yıpratmak adaletin hissedilmesini engelleme çabasıdır. YSK kararında millet iradesine yapılan müdahaleyi durdurarak demokrasinin tam manasıyla tesis edilmesinin önünü açmıştır."

HDP Grup Başkanvekili Hakkı Saruhan Oluç da Cizre Belediyesi önüne beton bariyerler yerleştirilmek istendiğini ancak belediye yetkilileri ve vatandaşların bu duruma karşı çıkması üzerine güvenlik güçlerinin müdahalede bulunduğunu iddia etti.

Güvenlik güçlerinin olumsuz tutumunu kınadıklarını belirten Oluç, "Bu uygulamanın Silopi ve Mardin'de de yapıldığını öğrendik. AK Parti, İYİ Parti, CHP ve MHP'li belediyelere yönelik de benzer uygulamalar var mıdır? Bunun üzerinde durulması gerekiyor." dedi.

CHP Grup Başkanvekili Engin Özkoç da YSK'nin İstanbul seçimlerinin iptaline yönelik kararının tam bir kanunsuzluk olduğunu ileri sürdü.

YSK'nin açık açık kendi içtihatlarına karşı çıktığını iddia eden Özkoç, "YSK başka yerlerden gelen emirleri uygulayan bir kurum haline getirilmişken bunu görmezlikten gelmek ciddi anlamda beka sorunudur. Şehitlerin vebalini ve kanını taşıyan kişilerle oturup ittifak yapmak beka sorunudur. Hukuka saldırandan, adaletten kaçandan, rüşvetçiler ve hırsızlara kol kanat geren kişilerle oturup ittifak yapmak beka sorunudur, kamu arazilerini zimmetine geçirmek de beka sorunudur. Türklüğü reddeden, TC'yi silen, milliyetçiliği ayaklar altına alanlarla birlikte olmak beka sorunudur." diye konuştu.

Özkoç'un konuşması üzerine sataşmadan söz isteyen MHP Grup Başkanvekili Erkan Akçay, milliyetçiliğin ayaklar altında değil baş tacı olduğunu belirtti.

  • Kayışoğlu'na "darbe çığırtkanlığı" tepkisi

AK Parti Grup Başkanvekili Cahit Özkan ise milletten aldıkları yetkiyle görevlerini yerine getirmeye çalıştıklarını söyledi.

Yerinden söz alan CHP Bursa Milletvekili Nurhayat Altaca Kayışoğlu'nun konuşmasının "egemenlik kayıtsız şartsız milletindir" ifadesine yakışmayan bir üslup içerdiğini vurgulayan Özkan, Kayışoğlu'nun "Kaynayan kazan taşmaz mı, sandıkları aşmaz mı, seçmenin oyunu yok sayan darbeyle buluşmaz mı?" sözlerinin bir darbe çığırtkanlığı yapmak olduğunu ifade etti.

Özkan, Kayışoğlu'nun ifadelerinin kabul edilebilir olmadığını CHP grubundan bu konuşma üzerine bir izahat beklediklerini belirterek, "Fiili yoldan veya doğrudan hiçbir milletvekilimizin bir darbe çığırtkanlığı içinde olmayacağını düşünüyoruz, milletvekilinden de bu konuda açıklama bekliyoruz. Kutsal Meclis çatısı altında yapılan yasal düzenlemelerle YSK, ister beğenelim ister beğenmeyelim bir karar verdi. Bu karardan sonra tevil yollu bir darbe çığırtkanlığı milli iradeye, yaptığımız yasama faaliyetine ve demokrasiye hakarettir." dedi.

Özkan'ın açıklamaları üzerine söz alan CHP Grup Başkanvekili Engin Özkoç, milletvekillerinin yaptığı açıklamada bahsedilenin YSK darbesi olduğunu belirterek, "AK Parti Grup Başkanvekili arkadaşımız, CHP'nin darbelere karşı duran dimdik tarzına çamur atma anlayışı içerisinde hareket etmektedir. Arkadaşımızın tavrı çok açık ve nettir YSK darbesinden bahsedilmektedir." diye konuştu.

Eski YSK üyesi Zengin'e hapis cezası

ANKARA (AA) – Eski Yargıtay ve Yüksek Seçim Kurulu (YSK) üyesi İbrahim Zengin, Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) üyeliğinden 12 yıl hapis cezasına çarptırıldı.

FETÖ'nün darbe girişimi sonrası meslekten ihraç edilen ve tutuklanan Anayasa Mahkemesi, Yargıtay, Danıştay ile Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu üyelerinin yargılanmasına devam edildi.

İlk derece mahkemesi sıfatıyla Yargıtay 9. Ceza Dairesince, Yargıtay ek binadaki salonda görülen duruşmaya, tutuklu sanık Zengin ile avukatı katıldı.

Esas hakkındaki savunmasında suçlamaları kabul etmeyen Zengin, örgüt evlerinde kalmadığını, örgüt toplantılarına da katılmadığını iddia etti.

YSK üyeliğine Yargıtay Genel Kurulunca seçildiğini belirten Zengin, "Gizli yapılan oylama sonucu, Yargıtay üyelerinin çoğunluğunun oyunu alarak YSK üyeliğine getirildim. Örgüt talimatıyla YSK üyeliğine seçilmedim, aday olmadım. YSK üyeliğim süresince de hukuka aykırı, şaibeli, şüpheli bir işlemime, davranışıma rastlanmaz." dedi.

FETÖ'nün şifreli haberleşme ağı ByLock kullanıcısı olmadığını öne süren Zengin, hakkındaki tanık ifadelerinin gerçeği yansıtmadığını söyledi.

Meslek hayatı boyunca hukuka aykırı iş ve işlem yapmadığını savunan Zengin, FETÖ'ye yardım da etmediğini, suçsuz olduğunu belirterek, beraatini istedi.

Zengin ve avukatının savunmasının ardından duruşmaya ara verildi.

  • Karar

Daha sonra Yargıtay 9. Ceza Dairesi heyetinin aldığı karar, heyete başkanlık eden Daire Üyesi Fevzi Yıldırım tarafından okundu.

Karara göre, sanık İbrahim Zengin'e, "FETÖ'ye üye olmak" suçundan, Türk Ceza Kanunu'nun (TCK) 314/2. maddesi gereğince alt sınırdan uzaklaşılarak 9 yıl hapis cezası verildi.

Terör suçlarında cezanın yarı oranında artırılmasını öngören 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun 5/1 maddeleri uyarınca sanığa verilen ceza, 13 yıl 6 aya çıkarıldı.

Sanığın duruşmalardaki hal ve tavırları nedeniyle TCK'nin 62. maddesindeki indirim uygulanarak, ceza 12 yıla düşürüldü.

Mahkeme heyeti sanık İbrahim Zengin'in tutukluluk halinin devamına da hükmetti.

Bu karara karşı temyiz yoluna başvurulabiliyor. Temyiz istemini, Yargıtay Ceza Genel Kurulu görüşecek.

CHP'den İstanbul seçiminin tümü için iptal başvurusu

  ANKARA (AA) - CHP, İstanbul'da 31 Mart 2019'da yapılan tüm ilçe belediye başkanlığı seçimleriyle 24 Haziran Cumhurbaşkanı ve 27. Dönem Milletvekili Genel Seçiminin iptali için &quot;tam kanunsuzluk&quot; gerekçesiyle Yüksek Seçim Kuruluna (YSK) dilekçe verdi.

CHP Genel Başkan Yardımcısı Muharrem Erkek, YSK'ye dilekçeyi verdikten sonra basın mensuplarına açıklamalarda bulundu.

YSK'nin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı seçilen Ekrem İmamoğlu'nun mazbatasını İstanbul'da "sandık kurullarında kamu görevlisi olmayan kişilerin görev yaptığı" gerekçesiyle iptal ettiğini belirtti. Kurul'un, bunun seçim sonucunu nasıl etkilediğini hiç araştırmadığını savunan Erkek, YSK'nin geçmişte verdiği tüm kararlarının aksi yönde bir karar tesis ettiğini iddia etti.

298 sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkındaki Kanun'daki değişikliklerin, iktidar partisinin isteğiyle kabul edildiğini ve 13 Mart 2018'de yürürlüğe girdiğini aktaran Erkek, bu değişikliklerden sonra Türkiye'de 24 Haziran Cumhurbaşkanı ve 27. Dönem Milletvekili Genel Seçimi ile 31 Mart yerel seçimi olarak iki seçim yapıldığını ifade etti. Erkek, şöyle devam etti:

"Her iki seçim de aynı yasaya, aynı genelgelere, aynı uygulamalara dayanılarak yapıldı. Eğer siz, 'İstanbul'daki yerel seçimlerde organize usulsüzlükler yapıldı, şaibe var, sandık kurullarında kamu görevlisi olmayan kişiler görev yaptı.' diyorsanız aynı olaylar 24 Haziran'da da gerçekleşti. Yani bir şeyler olduysa eğer gerçekten 24 Haziran'da da oldu. Siz 'Sayın Ekrem İmamoğlu'nun seçimi şaibeli.' diyorsanız, 24 Haziran'daki Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın seçimi de şaibelidir. Çünkü 24 Haziran'da da Türkiye genelinde on binlerce kamu görevlisi olmayan kişi sandıklarda görev yaptı. Siz eğer 'kamu görevlisi olmayan kişiler görev yaptı' gerekçesiyle İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimini iptal ediyorsanız, 24 Haziran'da gerçekleşen Cumhurbaşkanı ve Milletvekili Seçimini de iptal etmek zorundasınız. YSK'ye tam kanunsuzluk sebebiyle başvurduk. Tam kanunsuzlukta süre şartı aranmaz. Bu olağanüstü itiraz değil."

– "Bugün ne değişti?"

CHP Genel Başkanı Yardımcısı Erkek, YSK'nin önceki birçok kararında hatta bu seçim döneminde verdiği kararlarında İstanbul seçimiyle ilgili verdiği kararın tersi yönünde kararlar aldığını savunarak YSK'nin önceki kararlarında "Bir usulsüzlük varsa bu seçimin iptalini mümkün kılmaz, onlar cezalandırılır, ayrı bir konudur. Sandık kurullarının teşkilinde bir sorun varsa ben seçmenin iradesini sakatlayamam. Sandık başındaki iş ve işlemlerde usulsüzlük olduğu somut delilerle ortaya konmadıkça ben seçimi yenilemem." denildiğini aktardı.

YSK'nin önceki tüm kararlarında, idaresini hep seçmenin iradesinden yana koyduğunu anlatan Erkek, "Referandumdaki mühürsüz oy kararında, 'Benim için esas olan seçmenin iradesidir' demişti. Şimdi ne değişti, bugün ne değişti? Sandık kurullarında görev yapan kişilerin, o sandıktan çıkan sonucu etkilediklerine dair somut bir delil AK Parti'nin itiraz dilekçesinde dahi ortaya konulmadı." diye konuştu.

Sandık kurulunda görev yapan başkan ve memur üyelerin belirlenmesinde seçmenlerin, siyasi partilerin, adayların hiçbir dahlinin bulunmadığını ifade eden Erkek, "Tamamen YSK'nin denetiminde ve gözetiminde, ilçe seçim kurullarınca bu işlemler gerçekleştiriliyor. İstanbul'da görev yapan sandık kurulu başkan ve üyelerini Sayın Ekrem İmamoğlu mu belirledi? Siz kendi kusurunuzu nasıl seçmene yüklersiniz? Nasıl seçmenin iradesini yok sayarsınız?" şeklinde konuştu.

YSK'ye, "39 ilçede aynı zarftan çıkan diğer sonuçları niçin iptal etmiyorsunuz?" diye soran Muharrem Erkek, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimini iptal eden YSK'nin 39 ilçedeki tüm seçimleri de iptal etmek zorunda olduğunu iddia etti.

– "Güvenemiyoruz"

Gazetecilerin sorularını da yanıtlayan Erkek, "YSK'nin tarafsız ve bağımsız olduğuna inanıyor musunuz? Vereceği karara güveniyor musunuz?" sorusu üzerine "Kesinlikle artık güvenemiyoruz, inanmıyoruz. Yargı bağımsızlığının nasıl zedelendiğini artık Türkiye'de herkes görüyor." dedi.

Erkek, son seçimde görev yapan sandık kurulu başkan ve üyelerinin büyük çoğunluğunun 24 Haziran'da sandık kurullarında görev yaptığını ileri sürdü.

– İptal dilekçesi

CHP tarafından YSK'ye verilen dilekçede, OHAL döneminde 24 Haziran 2018'de gerçekleşen Cumhurbaşkanı ve Milletvekili Genel Seçimlerinde "bir şeyler olduğu"nun açıkça ortaya çıktığı savunuldu.

Dilekçede, şu ifadeler yer aldı:

"Yüksek bir kurul olarak kendinizi ve önceki tüm kararlarınızı inkar eden öyle bir karar verdiniz ki 24 Haziran seçimlerinde de 10 binlerce kamu görevlisi olmayan kişinin İstanbul'da ve Türkiye'nin her yerinde sandık başkanı ya da üye olarak görev yaptığını tespit etmiş oldunuz. Evet, 10 binlerce sandık başkanı ve üye kamu görevlisi olmadığı halde 24 Haziran seçimlerinde görev yaptı. Resen yapacağınız bir inceleme sonucunda dahi günışığı gibi ortaya çıkacak bu gerçek karşısında artık Cumhurbaşkanı ve Milletvekili Genel seçimleri de kesinlikle şaibelidir. Kamu görevlisi olmayan kişilerin görev yapmış olması tek başına İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimini şaibeli kılıyorsa verdiğiniz kararın doğru olduğuna inanıyorsanız ve 'Hukuka saygılı olun' diyorsanız 24 Haziran'da gerçekleştirilen seçimleri de iptal etmek durumundasınız."

Tam kanunsuzluk başvurularında süre aranmayacağı belirtilen dilekçede, ortaya bir tam kanunsuzluk çıkmışsa bu tam kanunsuzluğun sonucu olarak 24 Haziran seçimlerinin iptalinin de artık hukuken bir zorunluluk arz ettiği savunuldu.

– "Aynı şartlar 24 Haziran'da da mevcuttu"

"İnceleyin, 31 Mart’tan sonra olduğu gibi günlerce inceleyin, 24 Haziran seçimlerinde on binlerce kamu görevlisi olmayan kişinin sandık başlarında görev yaptığını tüm Türkiye görsün." değerlendirmesine yer verilen dilekçe, şöyle devam etti:

"Sandık kurulu başkanlarının ve sandık kurullarında görev yapacak kamu görevlilerinin belirlenmesi seçmenin, siyasi partilerin ve adayların iradesine bağlı olmamasına rağmen, sandık kurullarının teşkiline ilişkin konular bizzat Kurulunuzun kararıyla kabul edilen seçim takvimine göre 2 Mart 2019 tarihinde kesin olarak karara bağlanmasına rağmen, sandık kurullarında kamu görevlisi olmadığı halde görev yapanların seçim sonuçlarına ne şekilde etki ettiklerine dair somut tespitler bulunmamasına rağmen, önceki tüm kararlarınızda bu tip mesnetsiz, delilsiz ve soyut iddialar karşısında seçimlerin yenilenmesinin mümkün olmadığını önemle vurgulamanıza rağmen, sandık başındaki iş ve işlemlerde herhangi bir usulsüzlük ortaya konulamamasına rağmen, Anayasa'da güvence altına alınmış seçme ve seçilme hakkını zedeleyerek ve seçmen iradesini yok sayarak İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimini ve seçimi kazanan Ekrem İmamoğlu'nun mazbatasını iptal ettiyseniz 24 Haziran 2018'de seçilen Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın ve milletvekillerinin de mazbatalarını iptal ederek 24 Haziran seçimlerini de yenilemek zorundasınız. Çünkü, aynı şartlar 24 Haziran'da da mevcuttu."

Yerel seçimlerinde sandık kurulları nasıl oluşturulduysa, 24 Haziran 2018 Cumhurbaşkanı ve Milletvekili Genel Seçimlerinde de aynı şekilde oluşturulduğuna dikkat çekilen dilekçede, "Sayın Ekrem İmamoğlu İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığını şaibeyle kazandıysa, Sayın Recep Tayyip Erdoğan da Cumhurbaşkanlığı seçimini şaibeyle kazanmıştır. Sayın Ekrem İmamoğlu’nun seçimi meşru değilse Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın seçimi de meşru değildir." görüşü savunuldu.

– "Meşruiyetini yitirmiş tüm seçimleri yenilemesiniz"

Dilekçede, 14 Nisan 2019 Erzurum Pasinler ve 20 Nisan 2019 Bursa Mustafakemalpaşa kararları hatırlatılarak YSK'ye "Bugüne kadar ki yerleşmiş, kökleşmiş kararlarınızın tam aksi bir kararla seçim sonucuna doğrudan doğruya müdahale ediyorsanız, 24 Haziran seçimlerinin sonucuna da müdahale ederek meşruiyetini yitirmiş tüm seçimleri yenilemesiniz." çağrısında bulunuldu.

YSK'nin bugüne kadar "Bir usulsüzlük ya da suç söz konusu ise suç isnat edilen ya da usulsüzlük yapan kişilerin hakkında yürütülen soruşturmalar ayrı bir konudur ve seçmen iradesi esas olduğundan seçimin iptali mümkün değildir." dediği aktarılan dilekçede, şunlar ifade edildi:

"Bugün ne değişti? Kamu görevlisi olmayan kişilerin görev yaptığı sandık kurullarında sandık başındaki iş ve işlemlerde herhangi bir usulsüzlük iddia edilmediği halde, o sandıklarda oy kullanan seçmenin iradesi sakatlanmadığı halde, madem iptal kararı verdiniz, aynı takdir ve iradeyle 24 Haziran 2018 Cumhurbaşkanı ve Milletvekili Genel seçimlerini de iptal etmek durumundasınız. Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın vurguladığı gibi, kasten suçlar işlenmişse, organize işler ve usulsüzlükler gerçekleşmişse mutlaka kendi seçiminde de gerçekleşmiştir. Yüksek Seçim Kurulu bu incelemeden artık kesinlikle kaçamaz. İstanbul'un tüm ilçe belediye başkanlıkları ve belediye meclis üyelikleri seçimlerinin de artık bu kararınızdan sonra iptali bir zorunluluk yaratmıştır. Yalnızca İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı seçimini değil, İstanbul'un tüm seçimlerini iptal edin."

– "İstanbul'da tüm seçimler iptal edilmeli"

Dilekçede, 39 ilçede İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı ile pusulası aynı zarftan çıkan tüm seçim türlerinin de iptal edilmesi gerektiği savunularak şunlar kaydedildi:

"İktidarın isteğiyle TBMM'de kabul edilen seçim mevzuatındaki değişikliklerin 13 Mart 2018'de yürürlüğe girmesinden sonra yapılan tüm seçimlerde 'bir şeyler olduğu' açıkça ortaya çıktıysa, artık seçmenin iradesinin ortadan kaldırılmasının bir önemi yoksa, artık sandık kurullarında görev yapanların seçim sonuçlarına ne şekilde etki ettiklerine dair açık, kesin, somut deliller aranmayacaksa ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçiminin ve Sayın Ekrem İmamoğlu'nun mazbatasının iptali kararı doğruysa, 24 Haziran Cumhurbaşkanı ve Milletvekili Genel Seçimlerinin tam kanunsuzluk sebebiyle iptaline, 24 Haziran seçimleri sonucunda verilen Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın mazbatasının ve milletvekillerinin mazbatalarının tam kanunsuzluk sebebiyle iptaline, İstanbul'da gerçekleşen 39 ilçedeki tüm seçimlerin tam kanunsuzluk sebebiyle iptaline, milletin vicdanında adaletin tecelli ettirilmesi için karar verilmesini arz ve talep ediyoruz."