“YouTuber”lara vergi takibi

İSTANBUL (AA) – İZZET TAŞKIRAN – Facebook, Instagram ve Twitter'ın yanı sıra YouTube'ta oluşturulan kanallarda, videoların tıklanmasıyla elde edilen gelirleri 26 bin lirayı aşan fenomen ve içerik üreticilerinin kazançlarının vergilendirildiği, devletin ilgili birimlerinin bu kişilerin banka hesap hareketlerini, yapılan işlemleri takip ettiği, suistimalleri anında denetlediği bildirildi.

Fenomen ya da içerik üreticilerinin 18 yaşından küçük olmasının vergi mükellefliği bakımından herhangi bir serbestlik getirmediğine dikkati çeken uzmanlar, sosyal medyada müstear isimle açılan hesaplardan gelir elde eden kullanıcıların aynı mevzuata tabi olarak Gelir Vergisi ödemesi gerektiğini kaydetti.

Uluslararası Sosyal Medya Derneği (USMED) Ege Bölge Başkanı ve sosyal medya uzmanı Alaattin Çağıl, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Türkiye'de kullanıcılara gelir sağlayan birçok video yayınlama platformu bulunduğunu, gençler başta olmak üzere birçok vatandaşın sitelerdeki kanallardan çeşitli yayınlar yaptığını söyledi.

Çağıl, şöyle devam etti:

"Video kanalları, izlenirlik sayısı milyonlara çıkanlar için önemli bir gelir kapısı haline gelmiş bulunuyor. Gelirler, YouTube ve Google tarafından konulan reklamlar aracılığıyla elde ediliyor. Sabit bir gelir olmasa da video paylaşan kişiye ödenen bir reklam ücreti oluyor. İŞKUR gibi kurumlar dahil pek çok yerde 'Dijital Girişimcilik' yani YouTube gibi oluşumlarla ile ilgili seminer ve dersler veriliyor. YouTube kanalı açarak gelir elde etme ve işini büyütmek isteyenler için böyle eğitimlerin olması bu işin gelişimini arttıran faktörler arasında yer alıyor."

Belirli bir sayıda video çekimi gerçekleştirdikten ve kanal oluşturarak gerekli işlemleri tamamladıktan sonra hemen para kazanabileceğini düşünenlerin yanıldığını dile getiren Çağıl, "Belli bir izlenme kapasitesine ulaştıktan sonra para kazanma kısmına gelindiğinde, YouTube kanalında sürekli izleyicisi olan insanlar olması gerekiyor. Yani rastgele giren değil, sürekli olarak paylaşılan videoyu izleyen bir kitleye sahip olmak son derece önemli. Gelir ilk başlarda hiçbir zaman istenildiği gibi olmuyor ve birçok insan yarı yolda bırakabiliyor." diye konuştu.

Halk arasında "YouTuber" veya "fenomen" olarak bilinen kişilerin karşısına vergi yükümlülüklerinin çıktığını ifade eden Çağıl, bütün video platformlarında elde edilen gelirlere vergi konulmasının tartışıldığını bildirdi.

Çağıl, video izleme platformlarından elde edilen gelirlerden vergi alınmasının Gelir Vergisi Kanunu’na dayandığını, video platformlarında oluşturulan kanalda bireysel faaliyetler gerçekleştiriliyorsa serbest meslek sahipliğinin söz konusu olduğunu aktardı.

Kanalını büyüten, profesyonel bir ekiple çalışmalarını sürdürenler içinse aynı durumun söz konusu olmadığını anlatan Çağıl, "Oluşturduğu kanalda geniş bir ekip, kurgu montaj, kameraman, dublaj sanatçısı kullananların elde etmiş olduğu gelirler kanuna göre ticari kazanç sayılıyor. Ticari kazanç sayılmasından dolayı vergilendirilmesi gerekli oluyor. YouTube'taki işlerin değerlendirilmesi sürecinde ise uzun bir süreç olması şart. Süreklilik söz konusu olmadan herhangi bir vergilendirme söz konusu olmuyor." değerlendirmesini yaptı.

Çağıl, her kanal sahibinin süreklilik yakaladığı takdirde ticari organizasyon olarak değerlendirildiğini, kanalından gelir elde edememiş olan kişiler için vergilendirmenin kesinlikle söz konusu olmadığını bildirdi.

Platformlarda kanal açanların herhangi bir sorun ya da ceza almamaları için mükellefiyet kayıtlarının olması gerektiğini vurgulayan Çağıl, vergi mükellefiyetinin getirdiği avantajlar arasında reklamların bulunduğunu, yapılacak sponsorluk anlaşmalarında ve kurumsal firma gelirlerinde vergi mükellefiyeti bulunmasının zorunlu kılındığını söyledi.

– "18 yaşından küçük olunması vergi ödenmesine mani değil"

Çağıl, video kanalı sahiplerinin birçoğunun 18 yaş altındaki gençlerden oluştuğuna değinerek, "Kanunlara göre 18 yaşından küçük biri de olsa bu durum vergi ödemesine hiçbir şekilde engel olmuyor. Bu nedenle gerçekleştirilen faaliyetlerde herhangi bir şekilde yaş durumu ya da özel durumlar söz konusu olmuyor. Vergilendirme işlemleri her türlü gerçekleştirilebiliyor. Vergilendirmelerin takibinde banka hesap hareketleri, elde edilen gelirler de değerlendirme sürecinden geçiyor. Bu nedenle bu işe girecek olanların detaylarıyla vergi işlemlerini bilmesi ve öyle hareket etmesi gerekiyor." şeklinde konuştu.

– "Vergi vermemek için Kıbrıs çözüm değil"

Avukat Rıdvan Yıldız ise Türkiye'deki her vatandaşın gelirinin vergiye tabi olduğunu ancak Gelir Vergisiyle ilgili bazı istisnaların olduğunu söyledi.

Türkiye'de 27 bin liranın altında ve süreklilik arz etmeyen kazançların istisnası olduğuna dikkati çeken Yıldız, şöyle devam etti:

"YouTuber ile Instagram, Twitter veya diğer sosyal medya araçlarından para kazanan fenomenlerin hepsinin bir sürekliliği var. Burada bir süreklilik olduğu için bunlar vergiye tabi tutulur. Gelir İdaresine bağlı vergi daireleri hesap hareketlerini ve yapılan işlemleri takip edebiliyorlar. Dolayısıyla Instagram'da, YouTube'da kimlere ödeme yapıldığını, ne kadar sürdüğünü tespit edip bu kişilere vergi uygulayabilir. Onun dışında bazı YouTuber ile fenomenler, birtakım yöntemlerle kendilerine Kıbrıs ya da farklı ülkeler üzerinden vergi vermemek için çalışmalar içine girmişler. Vergi daireleri de bunları fark etti. Yurtdışında olsa bile bu tip kazançlara yönelik nasıl vergilendirme yapılabileceğine, devlete karşı bu hileyi önlemeye yönelik bazı çalışmalar başlattılar."

Yıldız, reklamdan veya tıklamadan kazanç elde eden fenomen ya da popüler hesaplara dönük özel vergi düzenlemesiyle ilgili çalışmaların sürdüğünü dile getirerek, düzenleme olmasa dahi bu kişilerin sürekli gelirlerinin vergiye tabii olduğunun altını çizdi.

Yıldız, sözlerini, "Türkiye'deki bankacılık faaliyetleri gereği müstear isimle hesap açılması zaten mümkün değil. Birtakım farklı ödemeler olsa da YouTube gibi firmalar kendilerini riske atmaz. Kendi ülkelerinde de sorun çıkartacak birtakım durumlar olabileceği için onlar şeffaf hareket ederler." diye tamamladı.

Sosyal medya çılgınlığı ölüm getirdi

ANKARA (AA) – YouTube'da video paylaşan 3 maceraperest, Kanada'da bir şelaleden düşerek öldü.

BBC'nin haberine göre, seyahat ettikleri yerlerde yaşadıkları maceraları görüntüleyerek YouTube'da yayınlayan High On Life grubunun üyeleri Ryker Gamble, Alexey Lyakh ve Megan Scraper, British Columbia eyaletindeki Shannon Şelalesi'nden düşerek yaşamını yitirdi.

Polis, 3 maceraperestin şelalenin döküldüğü yerde yüzerken kontrolü kaybederek 30 metreden düştüğünü açıkladı.

High On Life grubunun YouTube'de 1,1 milyon takipçisi ve 500 binden fazla abonesi bulunuyor.

Başbakan Binali Yıldırım, Youtube programına katıldı

İSTANBUL (AA) – Başbakan Binali Yıldırım, "(Eurovision) Bu sene şarkı yarışması çok ideolojik şekle dönüştü. Bu yıl ilk defa İsrail'de yapılması için İsrail'e kazandırdılar. Puan alamadığı halde kazandırdılar, kazanan ülkede yapılıyor ya. En son Lizbon'da yapıldı. Oylama değişikliğine gittiler, planlamışlar, seneye İsrail'de Kudüs'te yapılsın… İnadına gidiyorlar, dinler arası çatışmayı körüklemek için. İsrail'in şarkıcısı iyi şarkıcı değil. İsrail sadece öldürmeyi bilir, şarkı söylemeyi bilmez." dedi.

Başbakan Yıldırım, Youtube kanalı Babala TV'de Oğuzhan Uğur'un sunduğu Mevzular Erken Seçim Özel programına katıldı. Programda, Ezhel ismini kullanan rap şarkıcısı Sercan İpekçioğlu'nun, "şarkılarında uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanımını özendirme" suçundan tutuklandığı belirten Uğur, Başbakan Yıldırım'a, "Seda Sayan, herkesin izlediği bir programda 'Vururam Seni' diye bir şarkı okuyor, bu insanları cinayete teşvik etmiyor da o çocuk şarkısının bazı yerlerinde belirli cümleler kullanınca uyuşturucuya mı teşvik ediyor? Sizce bunda özgür bırakılmamalı mı insanlar, bu konudaki fikrinizi alalım." şeklinde soru yöneltti.

Söz konusu olayla ilgili dosyanın içeriğini bilmediğini belirten Yıldırım, "Söylediklerinizi veri kabul ederek konuşacak olursak ve yaptığınız karşılaştırmayı da dikkate alırsak Ezhel'e yapılan Seda Sayan'a da yapılması gerekir. Orada bir işlem yapılmıyor burada yapılıyorsa bu da bir çifte standarttır. İnsanlar suç işlemedikten sonra ceza almamalı, cezalandırılmamalı. Uyuşturucuyla mücadele hepimizin hassasiyeti, büyük bir tehdit. Maalesef bu da dış kaynaklı bir tehdit. Sistematik şekilde Avrupa, içine düştüğü bu belaya Türk gençlerinin de düşmesini istiyor. Bunun için çalışan özel kuruluşlar var. Türkiye'de uyuşturucunun yaygınlaşması için büyük bütçeler ayırıyorlar ve çok çok ucuza, maliyetinin onda birine sentetik uyuşturucuları bir şekilde iletiyorlar ülkeye, gençlerimizi zehirlemek için. Bağımlılıkla ilgili hassasiyetimiz hat safhada." diye konuştu.

– "Kanal İstanbul Projesi, 10 milyar dolara mal olacak"

Soru üzerine Kanal İstanbul projesinin içeriğine açıklık getiren Yıldırım, şu ifadeleri kullandı:

"Kanal İstanbul projesi bir eğlence projesi değil. Öyle anlatıyorlar ki 'bu kadar parayı buraya harcamaya ne lüzum var.' Bir kere rakamları tam bilmiyorlar. Proje 10 milyar dolar, onlar 65 milyar dolar diyor. Projeyi yapan benim. Diyorum ki bu 10 milyar dolar, ısrarla diyorlar ki '65 milyar doları niye bu işe harcıyorsunuz?' İkinci yanlış, biz bunu devletin bütçesinden yapmayacağız. Bu projeyi yap-işlet-devret modeliyle gerçekleştireceğiz. Mesela diyeceğiz ki 30 sene işlet kardeşim. Sonra da süre bitince teslim edecek. Bir de Montrö'ye aykırı bir durum yok. Biz bu projeyi şunun için yapıyoruz. Independenta (1979 yılında) diye bir tanker patladı, tam Haydarpaşa'nın önünde. Bir hafta boyunca yandı, Boğaz kapandı. İstanbul'da Bostancı'dan, Beyoğlu, Kasımpaşa, Hasköy'e kadar evlerin camları aşağı indi. Büyük bir felaket yaşandı. Geçen gün de biliyorsunuz bir gemi yalıya girdi. 50 bin gemi geçiyor, bunun 12 bini tanker. Bomba bomba, nükleer bomba. Dünyanın en güzel şehrini bu tehlike altında daha ne kadar yöneteceğiz. Dolayısıyla bu bir mecburiyet. Kanalı açacağız, Boğaz'ın bütün tehlikeli yükler geçişini engelleyeceğiz. Şimdi engelleyemiyoruz, çünkü alternatif göstermemiz lazım. Montrö'ye göre engelleyemezsin, her türlü gemi geçer. Buna masum geçiş diyorlar. Dolayısıyla Kanal İstanbul devreye girince diyeceğiz ki, 'kardeşim kusura bakma, oradan geçme buradan geç'. Böylece İstanbul'u büyük bir felaketten, çevre kirliliğinden kurtarmış olacağız."

– Yunanistan ile adalar meselesi

Yıldırım, "Yunanistan ile ilgili bize ait adaların işgal edilmiş olma sorunu var. Uluslararası hukuk kapsamında bu oldu bitti karşısında ne yapacağız?" sorusuna da şu yanıtı verdi:

"Orada da bir kafa karışıklığı var. Adalar, biliyorsunuz Osmanlı Devleti'nin son zamanlarında, 1911'de Trablusgarp mücadelesini kaybettikten sonra biz adaları İtalya'ya emanet verdik. Bu adaları İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra istedik, alamadık, 12 adayı. Bu adalar dışında ismi cismi belli olmayan kayalıklar var, bu anlaşmalara yazılmamış. Yüzlerce var bunlardan, Kardak'ta bunlardan biri. Yani kime ait olduğu antlaşmalarda belli olmayan adalar için bizim duruşumuzda bir farlılık yok. Bunların herhangi bir şekilde Yunanistan tarafından kullanılması, bayrak takılması, buraya çıkılması, asla kabul etmiyoruz ve anında müdahale ediyoruz. Yani herhangi bir şey Yunanistan'a bırakılmış değil, bu konuda düzeltme yapmak isterim."

Başbakan Yıldırım, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde (KKTC) kuvvetli bir Türk askeri varlığının bulunduğuna dikkati çekerken, "Kardeşlerimiz, soydaşlarımız için ne gerekiyorsa onu yaparız. Çünkü orada biz bedel ödedik, şehitlerimiz var. Asla oldu bittiye getirmeyiz." şeklinde konuştu.

– "İsrail sadece öldürmeyi bilir, şarkı söylemeyi bilmez"

Türkiye'nin Eurovision şarkı yarışmasına katılmaması ilişkin ise söz konusu yarışmanın ideolojik şekle dönüştüğünü dile getiren Yıldırım, şöyle devam etti:

"Bu sene şarkı yarışması çok ideolojik şekle dönüştü. Bu yıl ilk defa İsrail'de yapılması için İsrail'e kazandırdılar. Puan alamadığı halde kazandırdılar, kazanan ülkede yapılıyor ya. En son Lizbon'da yapıldı. Oylama değişikliğine gittiler, planlamışlar, seneye İsrail'de Kudüs'te yapılsın… İnadına gidiyorlar, dinler arası çatışmayı körüklemek için. İsrail'in şarkıcısı iyi şarkıcı değil. İsrail sadece öldürmeyi bilir, şarkı söylemeyi bilmez. Kudüs'e Amerika büyükelçilik açarken 8 yaşındaki bir çocuk onlara ne zarar verebilirdi? Gözünü kırpmadan öldürdü. Bu mu insanlık?"

Doğu Türkistan'a konusuna da değinen Yıldırım, bunun çok hassas bir konu olduğuna işaret etti. Bu konuda düşüncelerinin çok açık ve net olduğunu aktaran Yıldırım, "Çin'in egemenliği, toprak bütünlüğü bizim için çok önemli. Doğu Türkistanlı kardeşlerimiz, soydaşlarımız var ama teröre bulaşırlarsa, toprak bütünlüğü, egemenlik haklarına açıkça karşı çıkarlarsa biz onlara olumlu bakmayız." diye konuştu.

Yıldırım, öğretmen atamalarına ilişkin de bu yıl ağustos ayında 25 bin öğretmen alımı yapılacağını kaydetti.

– Bedelle askerlik konusu

Yıldırım, bedelli askerlik hakkında ise şu değerlendirmeyi yaptı:

"Bunun gençlerin önünde ciddi engel olduğunu biliyoruz. 5 milyondan fazla askerlik çağına gelmiş gencimiz var. Biz her sene 350 bin civarında alabiliyoruz. 5 milyonu 350'ye böl, 14-15 sene içerisinde eritemezsiniz. Bir yandan da geliyor. Dolayısıyla bu çok büyük bir sorun. Biz bu konuyu seçimden sonra kapsamlı şekilde ele alacağız. Bu iş bedelli askerliğin ötesinde büyük bir reform gerektiriyor. Bu reformu da inşallah yeni dönemde yapacağız." dedi.

– "Sanki biz her zaman saman ithal ediyormuşuz gibi bir algı oluşturuluyor"

Saman ithal edilmesi konusunda yapılan eleştirilere değinen Binali Yıldırım, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Saman neden ithal ediyoruz? Piyasada arz talep dengesi var. Diyelim kuraklık oldu, fazla yağış olmadı, hasat oldu, yem-saman kıt oldu. Bu sefer ne oluyor? Kıt olan şey pahalı oluyor. 10 liraya alacağınız şey çıkıyor 100 liraya. Ne yapıyoruz? Biz müdahale yapıyoruz. Geçici müdahaleleri, sanki biz her zaman saman ithal ediyormuşuz gibi bir algı oluşturuluyor. Aynı durumu ette uyguluyoruz."

Yıldırım, "Et açığımız fazla. Besilik hayvan yetiştiremediğimizden değil, ihtiyaçlarımız artıyor. Kişi başı tüketim 5 kilogramdı yıllık, şimdi 15 kilograma çıktı. Dolayısıyla ihtiyaç fazla. İhtiyaç fazla aynı hızda kendi yerli kaynaklarınızı oluşturamadığınız için piyasadaki aşırı şişmeyi, fiyat artışını kontrol etmek için mecburen dengeleme yoluna gidiyorsunuz, geçici ithalat yapıyorsunuz. Bunu sadece biz uygulamıyoruz, dünyada her ülke uyguluyor. En fazla buğday üreten ülke bile yerine göre buğday ithal ediyor." şeklinde konuştu.

– "(Suriyeliler) Şartlar oluşunca dönecekler"

Başbakan Binali Yıldırım, ülkelerindeki iç savaştan kaçarak Türkiye'ye sığınan Suriyelilerin geleceğine dair şu açıklamalarda bulundu:

"Ülkelerinde henüz çözüm oluşmadı ama kısmen dönmeye başladılar. Zaten 150-160 bin kişi Fırat Kalkanı bölgesine, 50-60 bin kişi de Afrin bölgesine gitti, yerleşti. Ülkelerinde savaş sona erdikçe mutlaka gidecekler. Boşuna dememişler, bülbülü altın kafese koymuşlar, ille de vatanım demiş. Bir mecburiyetten buradalar. Kucak açtık, ekmeğimizi paylaştık. Şartlar oluşunca dönecekler. Vatandaşlık konusunda da, çok sınırlı sayıda, mesala Arapça öğretmeni, mühendis gibi ülkemizin ihtiyaç duyduğu alanlarda burada görev yapanlara veriliyor. Sayı olarak çok az ama tamamına vatandaşlık durumu yok."

(Son)

Başbakan Binali Yıldırım, Youtube programına katıldı

İSTANBUL (AA) – Başbakan Binali Yıldırım, ABD ile Türkiye arasında mutabakata varılan Münbiç yol haritasına ilişkin, "Şu anda 90 günlük bir anlaşma yaptık. Bu anlaşma ne? 90 gün içerisinde belirli bir takvime göre buradan PKK uzantısı PYD, YPG, bu unsurlar çıkartılacak. Oradaki yönetim yerel yönetime devredilecek. Bu Türkiye'nin ısrarlı gayretleri sonucu bu noktaya geldi." dedi.

Başbakan Yıldırım, Youtube kanalı Babala TV'de Oğuzhan Uğur'un sunduğu "Mevzular Erken Seçim" özel programına katıldı.

"Çok güçlüsünüz diye sizi destekleyenler var mı? Bunları ayırt edebiliyor musunuz? İnsanlar bunu güç için kullanıyorlar mıdır?" şeklindeki soruya, Yıldırım, şu yanıtı verdi:

"Bunları ölçmek kolay değil, görevi bıraktığınızda belli olur. Açık ve samimiyetle söyleyeyim, nüfus kullananlar var ama biz bu konuda çok titiziz. Birisi gitmiş, 'Başbakan gönderdi, filan yere müdür yap şeklinde talimatı var', adam da yapmış. Afedersin aptallık bu, kardeşim araştırdın mı, soruşturdun mu, doğru söylüyor mu? Ondan sonra da gördüğü yerde, 'efendim talimatınızı yerinize getirdik' diyor. 'Hangi talimatı kardeşim? İyi halt etmişsin' dedim. Bunlar hoş şeyler değil, kamu vicdanını yaralayan şeyler. Torpil yapıyorsun. Başka hak eden biri var, sen onu bırakıyorsun, orada ilgisiz bir adamı getirip o göreve koyuyorsun. Adam bizim adımızı kullanarak yapıyor. Siyasette belirli bir görevde olanların böyle bir derdi var ama bu konudaki yaklaşım önemli. Burada net durursanız, kararlı durursanız çok fazla yaygın yapılamıyor."

Övülmekten hoşlanmadığını, övüldüğünde işkence çekiyor gibi olduğunu belirten Yıldırım, bir insanı yüzüne karşı övmeyi onu kör testereyle kesmeye benzetti, kendisini de kimsenin övmemesini istedi.

Başbakan Yıldırım, "Altı boş haberlerin fazla yapıldığını düşünmüyor musunuz?" soruya ilişkin, "Bizim haberleri izleme, değerlendirme fırsatımız olmuyor. Önemli olan sizin ne haber yaptığınız değil, sizi izleyenlerin zihninde bıraktığı izdir. İletişim budur. Her türlüsünü duyacaksınız, sonra kendi zihninizde mukayesesini yaparak kararını vereceksiniz. Bence her şey konuşulsun. Abartılı haber yapan da yapsın, olumsuz haber yapan da yapsın. Her şeyi konuşalım. Konuşmamak en büyük tehlikedir. Konuşacağız ama bir şeyi akıldan çıkarmayacağız, birbirimiz rencide etmeyeceğiz, hakaret etmeyeceğiz, suç işlemeyeceğiz. Bunları yapmadığımız sürece her şeyi konuşalım." ifadesini kullandı.

– "Kendimi parçalıyorsam bu ülkemiz için iyi bir şey"

Konuşmasında, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'ne de değinen Yıldırım, anayasa değişikliği, başbakanlık sürecinde başladığını, MHP ile değişikliği meclise getirdiklerini, meclisinde görüşüp kabul ettiğini bildirdi.

Yıldırım, şöyle devam etti:

"O zamanlar da ben bu sistem değişikliğinin önemini anlatırken insanlar bana 'bu ne biçim adam' diyorlardı. Hakikaten çok yadırgıyorlardı. Ben de onlara dedim ki başbakanlık onurlu bir görev. Tabi ki bu benim için gurur vesilesi ama 1 Temmuz'da ben bu sistemin değişmesi gerektiğine inandım. Çünkü çift başlılık var. İrade de paylaşmak olmaz. İradeyi millet verir, milletin verdiği iradeyle idare yapılır. Aksi halde 28 Şubatları yaşarsınız, 80 darbesini yaşarsınız, 71 muhtırasını yaşarsınız. Siz sadece 15 Temmuz'u gördünüz. 15 Temmuz'a gelinceye kadar Türkiye en az beş darbe yaşadı. Burada anlatmak istediğim şey şu; vatandaşlarıma o gün de aynı şeyi söyledim, bugün de aynı yerdeyim. Eğer bu sistemin değişmesi için kendi koltuğumu yok etmek için kendimi parçalıyorsam demek ki bu ülkemiz için iyi bir şey. Geleceğimiz için iyi bir şey. Bu ülke için, bu bayrak için bir Ali değil, Binali feda olsun."

Aday olmamasına rağmen meydanlarda olmasını ekip işi ve yol arkadaşlığına bağlayan Yıldırım, "İlla aday olunca mı meydanlara çıkmak lazım. Biz bir ekibiz, yol arkadaşıyız. Yol arkadaşlığı pazara kadar değil, mezara kadar." dedi.

Başbakan Yıldırım, "FETÖ terör örgütünün yaptığı şeyler hakkında cumhurbaşkanımızın şöyle bir açıklaması var; 'Biz kandırıldık diyor.' Peki, lisede okuyan çocuklar kandırılmış olamaz mı? Ne düşünüyorsunuz?" şeklindeki bir soruyu, şu şekilde yanıtladı:

"Bu bir özeleştiridir. Cumhurbaşkanımız o da bir insan, özeleştiri yapmıştır. Ama örgüt olmadan önceki bu cemaatin durumuyla örgüt olduktan sonraki durumun birbirinden ayırt etmemiz lazım. Doğru, gençler de kandırılmış olabilir. Kaldırıldığı zaten aşikar, belli ama onları kandırmak için özel araçlar kullandılar. Yani gençlerin beklentisi nedir? İyi bir öğrenim yapmak, parlak bir geleceğe kendini hazırlamak. Bütün bu gizli gündemlerini anlatmadılar, bunlara anlattılar. Arka planda asıl hedeflerinin ne olduğunu gençler anladığı zaman hemen zaten yollarını ayırdılar."

– "Keşke yargı daha hızlı çalışsa"

"Hapistekilere gelecek olursak büyük bir felaketin eşiğinden döndük. Ülke o gece (15 Temmuz) gidebilirdi, işgal edilebilirdi. Çünkü bu darbeyi yapan FETÖ ekibi değil, onu azmettiren emperyal güçler var." diyen Yıldırım, şu değerlendirmelerde bulundu:

"FETÖ sadece sahnede gözüken bir kısmı. Dolayısıyla o darbe girişiminde sayın cumhurbaşkanımızın meydanlara insanları davet etmesi onların bütün planlarını bozdu. Ben o güne kadar bir şeyde yanıldığımı anladım. Gençler apolitik, gençler ülke meseleleriyle ilgilenmiyor diye düşünürdüm ama o gece meydanın üçte biri gençlerle doluydu. İnsanların yarısı kadındı. O manzarayı görünce ülkemle, ülkem insanıyla, gençleriyle bir kez daha gurur duydum. Mahkemeler nasıl yargılama yapıyor? Bir şeyin bilinmesi lazım. Gönlümüz hiçbir suçsuz insanın ceza çekmesi değildir. Suçsuzsa ceza çekmemeli, bir yanlışa kurban gitmemeli. Bu bir ilke, yaşla kuru birbirinden ayrılmalı. Ancak yargı matematik gibi değil, iki kere iki dört değil. Yargıda veya hukukta iki kere iki üçle beş arasında bir sayı. Niye? Birisini alıyorsunuz, onunla ilgili bir iddia üzerine alıyorsunuz zaten, bir suçlama var. Sizin o suçlamayı çürütmeniz için büyük bir mücadele vermeniz lazım, bu da mağduriyet oluşturuyor. Öbür taraf, suçlayan taraf iddiasında ısrarlı oluyor, bu yüzden de zaman geçiyor. Sonunda belki masum olduğunuz anlaşılıyor ama yaşadığınız o üzüntü, o mağduriyet yanınıza kar kalıyor. Keşke yargı daha hızlı çalışsa, bütün delilleri, bütün bilgileri daha çabuk derlese bu davaları bir an önce sonuçlandırsa toplumsal huzur ve barış da olacak. Bizim onlara talimat verme, yönetme gibi bir hakkımız yok. Erkler ayrılığı var. Yürütme, yasama, yargı. Yargı kendi kuralları içerisinde, kanunlar içerisinde işini yapıyor. Bizim görevimiz yargıya yardımcı olmak. Mesela diyorlar ki şu adamı tutun getirin, biz onu yapacağız. Niye götürüyoruz deme hakkımız yok. Dosya onlarda, bilgi onlarda."

– "Tedbirli olmamızda fayda var"

ABD ile Türkiye arasında mutabakata varılan Münbiç yol haritasına ilişkin Yıldırım, "Şu anda 90 günlük bir anlaşma yaptık. Bu anlaşma ne? 90 gün içerisinde belirli bir takvime göre buradan PKK uzantısı PYD, YPG, bu unsurlar çıkartılacak. Oradaki yönetim yerel yönetime devredilecek. Bu Türkiye'nin ısrarlı gayretleri sonucu bu noktaya geldi. Biz ne dedik? Bugün El Bab'dayız, yarın Afrin'deyiz, öbür gün de gerekirse Münbiç'te oluruz. Terörle mücadelenin Fırat'ın doğusu batısı diye bir şey yok. Tehdit Türkiye'ye, bayrağımıza, ülkemize, milletimize, insanımıza nereden gelirse gelsin biz oradayız. Geçmişte yaşadığımız tecrübelere bakarsak tedbirli olmamızda fayda var. Obama yönetiminde de bunlar oradan çıkarılacaklardı. Bize verilen söz var ama çıkarmadılar. Şimdi bunu yazılı hale getirdik. Söz uçar yazı kalır. İmzalar atıldı, uygulamazlarsa bu onların ayıbı. Ne yapalım canım uygulamadılar, Amerika büyük devlet onunla mı uğraşalım diyecek halimiz yok. Hak ve menfaatlerimiz neyi gerektiriyorsa onu yaparız." dedi.

– "Komşumuza karşı savaşta…"

Başbakan Yıldırım, "Amerika Birleşik Devletleri derse ki ben İran'ı vuracağım, İncirlik'i kullanacağım derse izin verecek miyiz?" şeklindeki soruya karşılık, İncirlik'in sadece terörle mücadele amaçlı kullanımına izin verildiğini anımsattı.

Yıldırım, "Biz İncirlik'i sadece terörle mücadele amaçlı kullanımına izin verdik. Herhangi bir ülkeyi vurmak için asla ve asla bizim üstlerimizi kullanamaz. Irak'ı işgalinde Amerika Türkiye'yi kullanabildi mi? 1 Mart tezkeresini hatırlayın. 1 Mart tezkeresi, Amerika'nın üstleri ve Türk topraklarını kullanarak yapacağı bir operasyondu biz reddettik. Onun dışında İran bizim 600 asırlık, Kasr-ı Şirin Antlaşması'ndan beri herhangi bir şekilde savaş yapmadığımız komşumuz. Bir komşumuza karşı savaşta bizim onlara destek sağlamamız asla düşünülemez." ifadesini kullandı.

– "İsrail'e yaptırımların en fazlasını biz yaptık"

Türkiye-İsrail ilişkilerine değinen Yıldırım, İsrail'e en fazla yaptırımı kendilerinin uyguladığına dikkati çekti. Elle tutulur yaptırımların olduğunu aktaran Yıldırım, büyükelçiyi çektiklerini, diplomatik ilişkileri dondurduklarını en önemlisi de Birleşmiş Milletler Genel Kurulunun toplanmasını sağladıklarını bildirdi.

Başbakan Yıldırım, 6 ülke dışında 128 ülkenin tamamının, İsrail'in Kudüs'ü başkent ilan etmesini ve Amerika'nın büyükelçilik açmasını reddettiğini, kınadığını anımsattı.

Yıldırım, "Bunu yaptıran, önayak olan Türkiye. Bunanla yetinmedik, iki sefer İslam İşbirliği Teşkilatını topladık, orada Kudüs'ün statüsü dahil, Filistin Devleti'nin nasıl kurulacağı ve başkentinin Kudüs olduğunu 50 civarındaki İslam ülkesi dünyaya İstanbul deklarasyonuyla ilan etti. Yani bir yerde Amerika var, diğer yanda da dünyanın diğer ülkeleri var. Amerika böyle bir inatlaşma içerisinde. Sadece orada mı? G7 toplantısı oldu, orada Kanada'da dayanamadı isyan etti, toplantıyı yarıda bıraktılar, imza da atmadılar hepsi dağıldı gitti. Dünyada bir şeyler oluyor. Küresel anlamda çok kötü şeyler oluyor. O yüzden biz bölgemizde sağlam durmalıyız." diye konuştu.

24 Haziran'da yapılacak seçimlerin "beka meselesi" olduğuna işaret eden Yıldırım, şunları kaydetti:

"Bu seçimler beka meselesidir, emperyal güçler bir uydu terör örgütü kurarak Türkiye'yi terbiye etmeye çalışıyorlar. Adayları görüyoruz, ben terörle mücadele konusuna bir şey duymadım, diğer adaylardan. Muharrem İnce'nin ilk işi Edirne'ye gidip Selahattin Demirtaş'ı ziyaret etmek mi olmalıydı? Bu Selahattin Demirtaş, askerlerimizi şehit eden PKK'ların cenazelerine giden milletvekilleri sorulduğunda, 'nasıl karşılıyorsunuz, bunlara ceza verecek misiniz?' diye sorulduğunda ne söyledi? ' Ne demek, onlar bizim kahramanlarımız. Gitmeselerdi ceza verirdim' dedi. Bu ülkeyi kimse bölemez. Yolları böleriz ama Türkiye'yi böldürtmeyiz."

(Sürecek)

FIFA Dünya Kupası'na doğru

ANKARA (AA) – Rusya'da 14 Haziran'da başlayacak FIFA Dünya Kupası'nda yer alan takımların teknik direktörleri ve yardımcıları, organizasyonu tribünden takip edecek taraftarlar için tavsiyelerde bulundu.

FIFA'nın YouTube kanalından yayınlanan videoda, taraftara tavsiyede bulunan teknik direktörler arasında Brezilya'dan Tite, İngiltere'den Gareth Southgate, Fransa'dan Didier Deschamps, İzlanda'dan Heimir Hallgrimsson, İran'dan Carlos Queiroz, Nijerya'dan Gernot Rohr, Portekiz'den Fernando Santos, Rusya'dan Stanislav Cherchesov ve İsviçre'den Vladimir Petkovic yer aldı. Arjantin'in menajeri Jorge Burruchaga ve Peru'nun yardımcı antrenörü Nolberto Solano da önerilerde bulundu.

Videoda, maça gelenlere "taraftar kimlik kartını" unutmaması tavsiye edildi. Bu kart sayesinde maçların oynanacağı kentler arasında ulaşım, ücretsiz yapılabilecek.

Tavsiyeler arasında, izdiham yaşanmaması için maç saatinin öncesinde stada gelinmesi, toplu taşıma araçlarının kullanılması, yasaklı maddelere ilişkin kurallara uyulması, rakip takıma ve taraftarına saygı duyulması, ırkçılık içerikli tezahürat yapılmaması ve milli marşlara iştirak edilmesi bulunuyor.

ABD'de gençler Facebook'u eskisi kadar kullanmıyor

ANKARA (AA) – Amerika Birleşik Devletleri'nde (ABD) gençlerin sosyal medya kullanımları üzerine yapılan bir çalışma, sosyal paylaşım sitesi Facebook'un eskisi kadar rağbet görmediğini ortaya koydu.

ABD merkezli düşünce kuruluşu Pew Araştırma Merkezi tarafından yürütülen bir çalışmada, gençlerin internet tercihleri, sosyal medyanın etkisiyle ilgili görüşleri ve akıllı cep telefonu kullanımı araştırıldı.

7 Mart-10 Nisan döneminde yürütülen çalışmaya katılan 13-17 yaş arası gençlerin yüzde 51'i Facebook, yüzde 69'u Snapchat, yüzde 72'si Instagram ve yüzde 85'i YouTube paylaşım sitelerini kullandığını ifade etti.

Araştırma merkezinin 2015 yılında yürüttüğü benzer bir çalışmada, aynı yaş aralığındaki gençlerin yüzde 71'inin Facebook, yüzde 52'sinin Instagram ve yüzde 41'inin Snapchat kullandığı sonucu çıktığı hatırlatıldı.

Diğer yandan sosyal medyada paylaşım sitelerinden en çok hangisinin kullanıldığına ilişkin verilerin paylaşıldığı çalışmada, gençlerin yüzde 35'inin Snapchat, yüzde 32'sinin YouTube, yüzde 15'inin Instagram, yüzde 10'unun Facebook, yüzde 3'ünün Twitter ve çok düşük oranlarda Reddit ya da Tumblr internet platformlarını kullandığı belirtildi.

Gençlerin yüzde 95'inin bir akıllı telefona sahip olduğunun belirtildiği çalışmada, bu oranın 2015 yılında yüzde 73 olduğuna işaret edildi.

Öte yandan çalışmada, Amerikalı gençlerin sosyal medyanın etkileri hakkında ortak bir görüşü olmadığı görüldü.

Katılımcıların yüzde 31'i sosyal medyanın etkisinin çoğunlukla pozitif, yüzde 24'ü de çoğunlukla negatif olduğunu ifade ederken, yüzde 45 ise sosyal medyanın ne pozitif ne de negatif etkisi olduğunu söyledi.

Egyptian court orders temporary ban on YouTube

By Aydogan Kalabalik

CAIRO (AA) – An Egyptian high court on Saturday approved a month ban on video sharing site YouTube, judicial sources said.

In September 2012, an Egyptian lawyer filed a lawsuit against YouTube as the site published a video insulting Prophet Mohammad.

In February 2013, local court ordered one-month ban. The case was appealed and its ruling stayed during the appeal process.

Speaking to Anadolu Agency on the condition of anonymity due to restrictions on talking to the media, the sources said the Egyptian top Administrative Court rejected two previous objections and approved the ban on the world famous video sharing website.

Egyptian Communication Ministry hasn't made any statement about putting decision into effect.

Mısır'da Youtube'a erişim yasağı

KAHİRE (AA) – Mısır Yüksek İdare Mahkemesi'nin video paylaşım sitesi Youtube'a erişimin engellenmesine ilişkin kararı onadığı belirtildi.

Yargı kaynaklarından alınan bilgiye göre, Yüksek İdare Mahkemesi bugün başkent Kahire'de görülen davada, Youtube'a erişimin bir ay boyunca yasaklanmasıyla ilgili 5 yıl önce verilen yerel mahkeme kararına yapılan iki itirazı reddederek kararı onadı.

Mısırlı bir avukat Eylül 2012'de Hazreti Muhammed'e hakaret içeren filmi yayınladığı için Youtube hakkında dava açmış, yerel idare mahkemesi de Şubat 2013'te söz konusu siteye bir ay boyunca erişimin engellenmesini kararlaştırmıştı.

Temyiz makamı olarak davaya bakan Yüksek İdare Mahkemesi'nin kararının nihai olduğu ve bütün itiraz yollarının tükendiği bildirildi.

Kararın uygulamaya konulmasına ilişkin Mısır İletişim Bakanlığı'ndan henüz bir açıklama yapılmadı.

YouTube restricts video exposing Israeli brutality

By Safvan Allahverdi

WASHINGTON (AA) – YouTube on Wednesday decided to reinstate a video exposing Israel’s brutality towards Palestinians after receiving backlash on social media.

Claiming the content violated its terms of service, the video-sharing platform on Sunday deleted the video, which was posted by Palestinian academician and activist Sana Kassem to pay tribute to Palestinians killed by Israeli forces during recent demonstrations in Gaza.

Renowned American professor and activist Norman Finkelstein reposted the video, which was again removed by YouTube. Finkelstein appealed to YouTube in an email, asking for the reason for its decision.

"They will patiently wait until all the children in Gaza are murdered by Israel. Then they will repost the video," Finkelstein told Anadolu Agency.

Shortly after his statement to Anadolu Agency, YouTube responded to Finkelstein, telling him they will be reinstating the video but placing it behind an age restriction.

"YouTube reposts the Gaza video but classifies it as pornography," Finkelstein said on his Twitter account, where he also shared the video.

Accordingly, users can access the video only after logging into YouTube and confirming their age.

But according to many YouTube users who often post videos criticizing Israel for its brutality against Palestinians, this is not the first time that YouTube has done this.

"All my YouTube videos have been deleted by YouTube as I’ve been criticizing Israel and its blatant disregard for Palestinian life," Robert Martin, an Australian activist who lives in Palestine, said on Twitter.

"Double standard: YouTube deletes video tribute of killed Palestinian journalist Yasser Murtaja as ‘sensational’ incitement but leaves up videos of Israelis being attacked," the Mondoweiss news website said.

At least 21 Palestinians were martyred and at least 1,500 others wounded in demonstrations on March 30 marking Land Day, when tens of thousands of Gazans converged on the Gaza Strip’s roughly 45-kilometer eastern border with Israel to reaffirm their right to return to their ancestral homes in historical Palestine.

Dubbed the “Great March of Return,” the protests were also aimed at pressuring Israel to lift its more than decade-long blockade of Gaza.

Israel has deployed thousands of troops along the fraught border, vowing to use deadly force against anyone who threatens the “Israeli security infrastructure”.

Youtube'dan “İsrail şiddetini gösteren video”ya sansür

WASHINGTON (AA) – Dünyanın en yaygın video paylaşım sitesi Youtube'un, İsrail askerlerinin, Filistinli sivilleri hedef alıp öldürdüğünü gösteren bir videoyu yayından kaldırması tepkilere yol açarken, Youtube, görüntüleri yaş sınırlamasıyla yeniden yayına koydu.

Youtube'un, Sana Kassem adlı bir Filistinlinin "Gazze gettoları yıkıma direnirken İsrail öldürmek için ateş ediyor" başlıklı bir videosunu 22 Nisan tarihinde yayından kaldırdığı bildirildi.

Başta ABD'de yaşayan Yahudi Profesör Norman Finkelstein olmak üzere videonun yayından kaldırılmasına tepki gösteren çok sayıdaki başvuru üzerine Youtube, 25 Nisan'da aynı videoyu yaş sınırlaması koyarak yeniden yayınladı.

– "Gazze'deki tüm çocuklar öldürülene kadar bekleyecekler"

Söz konusu videonun yayından kaldırılmasına tepki gösteren Profesör Finkelstein, AA muhabirine yaptığı değerlendirmede, öldürülen çocuklarla ilgili videoları Youtube'un kaldırdığını pek görmediğini dile getirdi.

Finkelstein, "Gazze'deki tüm çocuklar İsrail tarafından öldürülene kadar sabırla bekleyecekler, ondan sonra bu videoyu yeniden yayınlayacaklar." ifadelerini kullandı.

– Yeniden paylaşımda "yaş sınırlaması"

AA'ya yaptığı açıklamadan kısa bir süre sonra Youtube'a yaptığı başvuruya cevap alan Finkelstein, söz konusu videonun, "tüm yaş gruplarına uygun olmayan" kategoride görülerek yaş sınırlamasıyla yeniden yayına konduğunu belirtti.

Youtube'dan aldığı cevabı kamuoyu ile paylaşan Yahudi Profesör, "Youtube, Gazze videosunu yeniden paylaştı, ancak videoyu pornografi olarak tasnif etti" değerlendirmesini yaptı.

Buna göre kullanıcılar, söz konusu videoya ancak Youtube'a kullanıcı adlarıyla giriş yaptıktan ve yaşlarını teyit ettikten sonra ulaşabiliyor.

Sana Kassem'in 4 dakika 40 saniyelik videosunda, İsrail askerlerinin, Gazze Şeridi'nde gösteriler yapan Filistinlileri hedef aldığı olaylar kısaca anlatılıyor.

– "Büyük Dönüş Yürüyüşü" gösterileri

Filistinliler, 30 Mart'tan bu yana abluka altındaki Gazze Şeridi'nin İsrail sınırında barışçıl eylemler düzenliyor. İsrail askerleri ise "sürgün edildikleri topraklarına geri dönmeyi ve 2006'dan beri Gazze'ye uygulanan hukuksuz ablukanın kaldırılmasını" talep eden sivil halkın üzerine gerçek mermilerle ateş açıyor.

Gazze sınırındaki gösterilerin başından bu yana 41 Filistinli, İsrail askerleri tarafından şehit edildi, 4 bine yakın gösterici yaralandı.