Yeni Zelanda'daki terör kurbanları kutsal topraklarda unutulmadı

RİYAD (AA) – Suudi Arabistan'daki Mescid-i Haram ve Mescid-i Nebevi'de Yeni Zelanda'nın Christchurch kentinde geçen hafta cuma namazı sırasında iki camiye düzenlenen terör saldırısında hayatını kaybedenler için gıyabi cenaze namazı kılındı.

Suudi Arabistan resmi ajansı SPA'da yer alan haberde, Mescid-i Haram ile Mescid-i Nebevi'de cuma namazının ardından, geçen hafta Yeni Zelanda'da iki camiye düzenlenen terör saldırısında hayatını kaybedenler için gıyabi cenaze namazı kılındığı belirtildi.

Kâbe'deki namazı Mahir el-Muaygıli, Mescid-i Nebevi'deki namazı ise Şeyh Abdullah el-Buaycan'ın kıldırdığı aktarıldı.

Yeni Zelanda'nın Christchurch kentindeki iki camiye, 15 Mart Cuma günü yapılan terör saldırısında 50 kişi hayatını kaybetmişti.

Karadağ ve Sırbistan'da terör kurbanları için gıyabi cenaze namazı

PODGORİCA/NOVİ PAZAR (AA) – Yeni Zelanda'nın Christchurch şehrindeki terör saldırısında hayatlarını kaybedenler için Karadağ ve Sırbistan'da gıyabi cenaze namazı kılındı.

Karadağ genelinde ve Sırbistan'da Boşnak nüfusun yoğun yaşadığı Sancak bölgesindeki camilerde, cuma namazının ardından, Christchurch'teki Nur ve Linwood camilerine düzenlenen terör saldırısında hayatını kaybeden 51 kişi için gıyabi cenaze namazı kılındı.

Karadağ İslam Birliği Başkanı Rifat Fejzic'in talimatıyla ülke genelinde 135 camide kılınan gıyabi cenaze namazına çok sayıda Müslüman katıldı.

Podgorica Başimamı Dzemo Redzematovic, cuma vaazı ve hutbesinde geçen hafta yaşanan terör saldırısını bir kez daha şiddetle kınadıklarını belirterek, saldırıda hayatını kaybedenlere Allah'tan rahmet diledi.

Sancak bölgesinde yaşayan Müslümanlar da cuma namazının ardından terör kurbanları için gıyabi cenaze namazı kıldı.

Sırbistan İslam Birliği (İZUS) bünyesinde faaliyet gösteren camilerde kılınan gıyabi cenaze namazına çok sayıda Müslüman katılırken, Novi Pazar şehrinde bulunan Şehid Abdulaziz Camisi'nde cuma ve cenaze namazını Sancak Müftüsü Senad Halitovic kıldırdı.

Halitovic, cuma vaazı ve hutbesinde, Yeni Zelanda'daki terör saldırısında yaşamını yitirenlerin camide namaz kılıp, Kur'an-ı Kerim okurken öldürüldüklerini anımsatarak, "Şehitlik mertebesini Yeni Zelanda'da öldürülenlerden daha çok hak eden var mı? Şehit olmak için daha uygun bir yer var mı?" ifadelerini kullandı.

Kurbanların, hunharca öldürüldüğünü söyleyen Halitovic, "Dünya bu vahşet karşısında donup kaldı." dedi.

Novi Pazarlı Semin Muratovic de AA muhabirine yaptığı açıklamada, saldırının üzerinden bir hafta geçmesine rağmen Novi Pazarlıların hala şokta olduklarını belirterek, "Bugün elimizden gelen en basit şeyi yaparak, saldırıda yaşamını yitiren Müslüman kardeşlerimiz için cenaze namazı kıldık." diye konuştu.

Yeni Zelanda'daki terör saldırısının kurbanları Almanya'da anıldı

KÖLN (AA) – Yeni Zelanda'nın Christchurch kentinde camilere yönelik düzenlenen terör saldırısında yaşamını yitiren 51 Müslüman, Almanya'nın Köln kentinde dualarla anıldı.

Diyanet İşleri Türk İslam Birliği (DİTİB) Köln Merkez Camisi avlusuna cuma namazı öncesi farklı renklerde 51 seccade serilerek, seccadelerin başına saldırıda yaşamını yitirenlerin fotoğrafları yerleştirildi.

Kur'an-ı Kerim tilavetiyle başlayan etkinlikte konuşan DİTİB Genel Başkanı Kazım Türkmen, Yeni Zelanda’daki olaylardan dolayı derin bir üzüntü duyduklarını belirterek, ölenlere rahmet, yaralılara şifa diledi.

Türkmen, "Biliyoruz ki, terörün dini yoktur. Senin veya benim teröristim diye bir şey yoktur. Hiçbir sebep terörü haklı gösteremez. Hele hele masum sivilleri hedef alırsa bu hiç olamaz çünkü şiddet kullanılarak hayatlarına son verilen her kişi, arkasında derin yaralar bırakmaktadır. Ailelerinde, cemaatinde ve toplumda derin yaralar bırakmaktadır." diye konuştu.

Saldırının bir ibadethanede insanların Allah’a yöneldiği ve korumasız oldukları bir anda yapıldığına dikkati çeken Türkmen, sözlerine şöyle devam etti:

"Her terör mağdurunu anmak için onların bıraktığı boşluğu sembolize etmesi açısından seccadeleri serdik ve boş bıraktık. Böylece katledilen çocukları, kadınları ve erkekleri, karı-kocaları ve dedelerle nineleri anmak istedik. Yaşları 3 ile 71 arasındaki küçük çocukları, öğrencileri, akademisyenleri, işçileri, doktorları ve mühendisleri anıyoruz. Acımız sonsuz. Olayın anlaşılması mümkün değil.
Allah böylesi şeylerin tekrarından bizleri korusun."

Etkinliğe Türkiye'nin Köln Başkonsolosu Ceyhun Erciyes, Köln Ehrenfeld Belediye Başkanı Josef Wirges, DİTİB Yönetim Kurulu üyeleri ile cami cemaati katıldı.

Yeni Zelanda Başbakan Yardımcısı'ndan Haluk Levent'e teşekkür

İSTANBUL (AA) – Yeni Zelanda Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Winston Peters, şarkıcı Haluk Levent'e, Çanakkale konserinin gelirini Yeni Zelanda'daki terör saldırısında hayatını kaybedenlerin yakınlarına bağışladığı için teşekkür etti.

Peters, Yeni Zelanda'da İki Camiye Yönelik Terörist Saldırı ve Müslümanlara Karşı Nefret ve Tahammülsüzlükle Mücadele Konusunda İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) Dışişleri Bakanları Düzeyinde Açık Katılımlı Acil İcra Komitesi Toplantısı'nın ardından Haluk Levent ile bir süre sohbet etti.

Yeni Zelanda Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Peters, Çanakkale'deki konserinin gelirini Yeni Zelanda'nın Christchurch kentindeki terör saldırısında hayatını kaybedenlerin yakınlarına bağışlayan Haluk Levent'e teşekkür etti.

Yardımın ülkeleri için önemine dikkati çeken Peters, "Çanakkale'deki konserin gelirinin ülkemizdeki terör mağdurlarına gönderilmesi bizi çok mutlu etti. Ülkemizdeki kardeşlik adına önemli bir yardım." dedi.

  • "Yeni Zelanda'daki Müslümanlardan da güzel dönüşler aldım"

Şarkıcı Haluk Levent, AA muhabirinin sorularını yanıtlarken, konserinin gelirini Yeni Zelanda'daki saldırıda hayatını kaybedenlerin ailelerine gönderdiğini söyledi.

Levent, "Yeni Zelanda'nın Ankara Büyükelçiliği ile görüştük. Yeni Zelanda medyası ve Büyükelçi bu yardımın kendilerini çok mutlu ettiğini söyleyerek beni toplantı çıkışına davet etti. Burada Sayın Peters ile konuştum. Bana teşekkürlerini iletti. Onlara ve ailelerine sahip çıktıkları için ben de kendilerine teşekkür ettim. Yeni Zelanda'da yaşayan Müslümanlardan da güzel dönüşler aldım. Dayanışmayı artırdığımızı düşünüyorum." diye konuştu.

İİT'den BM'ye “Uluslararası Dayanışma Günü” çağrısı

ANKARA (AA) – İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT), dini nefret, düşmanlık ve şiddet eylemlerinin izlenmesi ve rapor edilmesi için bir gözlemevi kurulması amacıyla Birleşmiş Milletler (BM) İnsan Hakları Yüksek Komiserliği ve Avrupa Konseyi İnsan Hakları Komiserliği'ne çağrıda bulundu. İİT ayrıca, BM ve diğer uluslararası ve bölgesel örgütleri, 15 Mart'ı "İslamofobiye Karşı Uluslararası Dayanışma Günü" kabul etmeye davet etti.

Yeni Zelanda'da İki Camiye Yönelik Terörist Saldırı ile Müslümanlara Karşı Nefret ve Tahammülsüzlükle Mücadele Konusunda İstanbul'da düzenlenen İİT Dışişleri Bakanları Düzeyinde Açık Katılımlı Acil İcra Komitesi Toplantısının nihai bildirisi yayımlandı.

İİT İcra Komitesi'nin Yeni Zelanda'nın Christchurch kentinde 15 Mart'ta Nur ve Linwood Camilerinde ibadet eden 51 Müslümanın hayatını kaybettiği vahşi terör saldırısı ile sarsıldığı belirtilen bildiride, terörizmin dini olmadığı ve her türlü terör eyleminin, saiklerine bakılmaksızın, nerede, ne zaman ve kim tarafından yapılırsa yapılsın cezai ve haksız olduğu yönündeki tutum yinelendi.

Bildiride, "Uydurulmuş tarih, hayali medeniyetler arası çatışma ve karşılıklı cepheleşmeye dayalı olarak dünyanın birçok bölgesinde ırkçı hareketlerin ve bu hareketlerin yarattığı terörizmin yeniden canlanması ve Müslüman uluslardan gelen göçmenlere ve bireylere karşı korku, kin ve düşmanlığa teşvik etme ve böylece dünya ulusları ve toplulukları arasında geleceğe yönelik barış ve uyum beklentilerini tehlikeye atma niyeti dolayısıyla derinden endişe duyulduğu" kaydedildi.

  • "İslamofobi dünyanın birçok yerinde yükselişte"

Bildiride, üye olmayan devletlerdeki Müslüman toplulukların ve azınlıkların haklarının, saygınlığının, dini ve kültürel kimliğinin korunması amacıyla, İİT Şartının yanı sıra BM Şartı ve İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi dahil, diğer uluslararası belgelerde yer alan ilke ve amaçlardan hareket edildiği belirtildi.

Bildiride, İİT İslami Zirvesi Başkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın talimatı üzerine, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay ve Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu'nun İslamofobi ve yabancı düşmanlığına karşı ortak çözümü vurgulamak ve bu korkunç terör saldırıları karşısında Müslüman toplum ile Yeni Zelanda arasındaki dayanışmayı vurgulamak amacıyla Yeni Zelanda'ya yaptığı ziyaretin memnuniyetle karşılandığı ifade edildi.

  • Yeni Zelanda Başbakanının tutumuna takdir

İİT bildirisinde, 15 Mart 2019'da Yeni Zelanda’nın Christchurch kentindeki Nur ve Linwood Camilerinde ibadet etmekte olan masum insanları hedef alan dehşet verici ve alçakça İslamofobik terör saldırısı en güçlü şekilde kınandı.

Terör saldırılarını kesin olarak kınayan Yeni Zelanda hükümetini ve Müslüman toplumunu kucaklayan ve acılarını paylaşan Yeni Zelanda Başbakanı Jacinda Ardern'in kararlı ve açık tutumunun memnuniyetle karşılandığı ifade edilen bildiride, Yeni Zelanda toplumlunun tüm kesimlerinin gösterdiği sempati ve dayanışmanın takdir gördüğü kaydedildi.

Bildiride, "(İİT İcra Komitesi) Teröristlerin hastalıklı manifestosuyla açığa çıktığı üzere, planlı ve profesyonelce gerçekleştirilen ve şeytani çevrelerce desteklenen bu terör saldırılarının kapsamlı ve tamamen şeffaf biçimde soruşturulacağı yönünde Yeni Zelanda tarafından yapılan taahhüdü tümüyle destekler." ifadelerine yer verildi.

  • "Kapsamlı ve sistematik tedbirler" çağrısı

Masum Müslüman kurbanların ailelerine ve Yeni Zelanda halkına ve Hükümetine en derin taziyelerin ifade edildiği bildiride, teröristlerin işlediği tüm korkunç suçlar için tam bir adalet ve hesap verebilirlik sağlayarak ailelerin teselli edileceğinin ve tatmin edileceğinin güçlü şekilde umulduğu belirtildi.

Bildiride, şu ifadelere yer verildi:

"(İİT İcra Komitesi) Camilere ve topluluk merkezlerine yapılan bu menfur terör saldırılarının ve Müslümanların öldürülmesinin İslamofobinin acımasız, insanlık dışı ve korkunç sonuçlarını bir kez daha gösterdiğini ve her düzeyde, alanda ve platformda tüm uluslararası paydaşların katıldığı ortaklık içerisinde buna eğilmek üzere gerçek, kapsamlı ve sistematik tedbirler gerektirdiğini vurgular."

Müslüman toplulukları, azınlıkları ve göçmenleri olan tüm ülkelerin, İslam'ı, terör, aşırılıkçılık ve topluma yönelik tehditlerle ilişkilendiren tüm politikalardan, açıklamalardan ve uygulamalardan kaçınmaya davet edildiği bildiride, tüm devletlere, dini özgürlüklere saygılı olma, bilhassa vatandaşlık ve kültürel haklarından mahrum etmek dahil Müslümanların temel insan hakları ve özgürlüklerini kısıtlamama çağrısında bulunuldu.

  • "İslamofobiye Karşı Uluslararası Dayanışma Günü" önerisi

İİT bildirisinde, İslami inanç ve öğretilerin temel gereksinimlerine içten bağlı olan, bunları ifade eden ve bunlara uyan sıradan Müslümanlara suçlu gözüyle bakılmasını, potansiyel suç, aşırıcılık ve terörizm suçlarının bu kişilere atfedilmesi kesin olarak reddedildi.

Tüm hükümetlere, Müslümanlara karşı düşmanlığa veya İslam'ın ve Müslümanların aşağılanmasına göz yuman, teşvik veya tahrik eden her türlü söylem, teşebbüs veya eylemlerin yasaklanması, tüm bireylerin ve grupların din ve inanca dayalı nefret ve şiddete karşı korunması ve ibadet mekanlarının muhafazasının sağlanması amacıyla bildiride, uluslararası hukuk, norm ve standartlardaki yükümlülüklerle uyumlu olarak, mevcut yerel yasal ve idari çerçeveyi tümüyle uygulama veya gerektiği takdirde, yeni yasal düzenlemeler benimsenmesi çağrısı yapıldı.

Bildiride, şunlar kaydedildi:

"(İİT İcra Komitesi) Dini nefret, düşmanlık ve şiddet eylemlerinin izlenmesi ve rapor edilmesi için bir gözlemevi kurulması amacıyla BM İnsan Hakları Yüksek Komiserliği ve Avrupa Konseyi İnsan Hakları Komiserliğine çağrıda bulunur. BM'ye ve diğer uluslararası ve bölgesel örgütlere, bu korkunç terör eyleminin yapıldığı gün olan 15 Mart'ın 'İslamofobiye Karşı Uluslararası Dayanışma Günü' kabul edilmesi çağrısında bulunur."

Bunun yanı sıra, İİT bildirisinde, üye devletlere, İslam'ın gerçek mesajlarını yaymak, İslam ve Müslümanların asil değerlerini sergilemek, Amman Mesajını uygulamak ve tüm ilgili bölgesel ve uluslararası platformlarda etkin bir şekilde konuyu gündeme getirme yönündeki eşgüdümlerini güçlendirmek için çabalarını yoğunlaştırmaları talebinde bulunuldu.

Bildiride, İİT İcra Komitesi, Genel Sekreter'den İslamofobi ve Müslümanlara karşı nefret konusunda uluslararası alanda farkındalık oluşturmaya yönelik girişimleri devam ettirmesini, üye ülkelerle iş birliği içinde Müslüman karşıtı ırkçı ve aşırıcı gruplarla ilişkili bireyler ve kuruluşların da eklenerek terör tehdidine yönelik yaptırımların genişletilmesi amacıyla BM mekanizmalarına ulaşmasını talep etti.

Bildiride, İİT Genel Sekreterinin Facebook, Twitter, Instagram gibi sosyal medya platformlarının yönetimleriyle irtibata geçerek Müslümanlara yönelik şiddeti ve nefreti teşvik eden her türlü içeriğin filtrelenmesi ya da yasaklanmasına yönelik tedbirleri almalarını sağlaması istendi.

BM Genel Sekreterine yönelik çağrının da yer aldığı bildiride, BM Genel Kurulunun özel bir oturumla toplanması, burada İslamofobinin ırkçılığın bir biçimi olduğunun ilan edilmesi, Genel Sekreterin İslamofobinin izlenmesi ve bununla mücadele için bir özel raportör ataması istendi.

İİT Barış ve Diyalog Temas Grubunun BM Genel Kurulu, Dışişleri Bakanları Konseyi toplantıları kapsamında düzenli olarak medeniyetler arası diyalog toplantıları başlatması istenen bildiride, İİT Genel Sekreterliği bünyesinde İslamofobi gözlem çabalarının artırılması, bu konuda çalışan diğer merkez ve mekanizmalarının ilişkisinin güçlendirilmesi çağrısı yapıldı.

“Artık nefreti durdurma zamanıdır”

AYDIN (AA) – Aydın'ın Kuşadası ilçesinde yaşayan yabancı uyruklulardan oluşan grup, Yeni Zelanda'nın Christchurch kentindeki iki camiye yönelik terör saldırısıyla ilgili basın açıklaması yaptı.

Atatürk Bulvarı üzerinde toplanan bir grup Avustralya ve İngiltere vatandaşı, terör saldırısını kınadı.

Grup adına açıklama yapan Avustralyalı Sandra Jane Galloway, özellikle Müslümanlar için kutsal sayılan cuma günü bu tepkilerini dile getirmek istediklerini söyledi.

Christchurch'de hayatını kaybedenlere saygılarını sunmak, onların ve yakınlarının yanlarında olduklarını göstermek için toplandıklarını aktaran Galloway, bu tip olayların insanları birbirine daha çok yaklaştırdığını düşündüklerini belirtti.

Galloway, "Nasıl olur da masum insanlara nefret ve şiddet uygulanabilir, düşündük ve anlamaya çalıştık. Şimdi dünyanın neresinde olursak olalım artık nefreti durdurma zamanıdır. Din ve siyaseti gündelik ilişkilerimizin dışında tutarak barış ve huzur içinde yaşama zamanıdır. Önceki kuşakları ve onların tarafsız tutumlarını öğrenmeliyiz." dedi.

İslam İşbirliği Teşkilatı Acil İcra Komitesi Toplantısı

İSTANBUL (AA) – Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Müslümanlara yönelik nefret suçlarını tespit ve takip edecek, bunları sürekli gündemde tutacak güçlü bir mekanizmaya ihtiyaç olduğunu belirterek, "İslam düşmanlığını Birleşmiş Milletler ile Avrupa Birliği gibi platformlara taşıyarak paydaşlarımızın sayısını artırmalıyız." dedi.

Erdoğan, Yeni Zelanda'da İki Camiye Yönelik Terörist Saldırı ve Müslümanlara Karşı Nefret ve Tahammülsüzlükle Mücadele Konusunda İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) Dışişleri Bakanları Düzeyinde Açık Katılımlı Acil İcra Komitesi Toplantısı'nda konuştu.

İsrail'in Kudüs'te ve tüm Filistin'de dünyanın gözü önünde sürdürdüğü terör devleti uygulamalarını gizlemeye ve saklamaya çalışmanın beyhude olduğunu ifade eden Erdoğan, "Neonazi terörünü daha fazla görmezden gelmenin maliyeti çok ağır olacaktır. Hele hele gerçekleri dillendirdiğimiz için şahsımı hedef almak, Batı dünyasında nefret objesi haline getirmek kimseye bir fayda sağlamaz. Biz doğru bildiklerimizi söylemekten hamdolsun bugüne kadar çekinmedik, asla çekinmeyiz." diye konuştu.

Erdoğan, ırkçı medya kuruluşlarının, Neonazilerin söylemlerine, lojistik destek veren Türk ve Müslüman düşmanı siyasetçilerin de baskılarına boyun eğmeyeceklerini vurgulayarak, şöyle devam etti:

"40 yıldır manşetlerle çarpışıyoruz. İftira kampanyalarıyla mücadele ediyoruz. Dün olduğu gibi bugün de yarın da hakkı söyleyecek, hakikati haykıracağız. Burada bir hakkı da teslim etmemiz gerekiyor. Yeni Zelanda makamlarına ve halkına teşekkürü bir borç biliyorum. Başbakan Sayın Ardern başta olmak üzere Yeni Zelanda Hükümetine olay karşısında gösterdikleri hassasiyet ve kararlı duruş için şahsım, ülkem ve teşkilatım adına teşekkür etmek istiyorum. Sayın Ardern tarafından gösterilen tepki, sergilenen empati ve Müslümanlarla dayanışma tüm dünya liderlerine örnek olmalıdır. Sayın Ardern'in dediği gibi elbette terör saldırısını gerçekleştiren caninin adını anmamalıyız ancak bu vahşi terör eyleminin unutulup gitmesine de müsaade etmemeliyiz. Bu teröristi hakkettiği şekilde cezalandırarak, tüm bağlantılarını ortaya çıkartarak aynı hevesleri taşıyanlara çok güçlü bir mesaj vermeliyiz."

  • "İslam düşmanlığıyla mücadelede asıl görev Batılı devletlere düşüyor"

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İslam düşmanlığı ve kültürel ırkçılıkla mücadelede asıl görevin Batılı devletlere düştüğünü dile getirerek ancak Müslümanlar olarak bu sorununun artık daha ciddi şekilde ele alınması gerektiğini kaydetti.

Bu meselenin artık milyonlarca kişinin can emniyetini, mal güvenliğini, temel hak ve hürriyetlerini hedef aldığını belirten Erdoğan, İİT bünyesinde atılabilecek pek çok adım olduğunu düşündüğünü, 10 yıllık eylem planında İslam düşmanlığı konusuna yer verildiğini, maalesef bu konuda olması gereken düzeyde bir çaba sergilenmediğini anlattı.

Erdoğan, Müslümanlara yönelik nefret suçlarını tespit ve takip edecek, bunları sürekli gündemde tutacak güçlü bir mekanizmaya ihtiyaç olduğuna işaret ederek, şöyle konuştu:

"Teşkilatın kurumsal olarak kendini bu asimetrik tehdide adapte etmesi şarttır. Teşkilat bünyesindeki bağımsız İnsan Hakları Komisyonunun güçlendirilmesi dahil elimizdeki siyasi, bürokratik ve sivil toplum araçlarını nasıl daha etkin olarak kullanabileceğimizi burada tartışmalıyız. Ayrıca İslam düşmanlığını Birleşmiş Milletler ile Avrupa Birliği gibi platformlara taşıyarak paydaşlarımızın sayısını da artırmalıyız. Hepsinden önemlisi ümmetin bekasını ilgilendiren hususlarda tek yürek, tek bilek olup beraberce hareket etmeliyiz. İslam dünyasının ve insanlığın ortak geleceğini tehdit eden meselelerde kısa vadeli çıkarlar, orta ve uzun vadeli menfaatlerimizin önüne geçmemelidir. Türkiye olarak zirve dönem başkanı olarak elimizden gelen her türlü katkıyı vermeye hazır olduğumuzu özellikle ifade etmek istiyorum."

  • "Verilecek mesajlar mihenk taşı olacak"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Yeni Zelanda saldırısında şehit olanlara bir kez daha Allah'tan rahmet, yaralıların da en kısa sürede sağlıklarına kavuşmalarını dileyerek, şehitlerin ailelerine ve Yeni Zelanda halkına başsağlığı temennisinde bulundu.

Yeni Zelanda Hükümetine de hassasiyetleri için, dayanışma, sahiplenme ve iş birlikleri için de şükranlarını sunan Erdoğan, "Bugün burada vereceğiniz mesajların İslam düşmanlığı, yabancı karşıtlığı ve kültürel ırkçılıkla mücadelede bir mihenk taşı olacağına inanıyorum." dedi.

Konuşmasının sonunda Erdoğan'ın çağrısıyla Yeni Zelanda'daki terör saldırısında şehit olanlar için dua okundu.

(Bitti)

İslam İşbirliği Teşkilatı Acil İcra Komitesi Toplantısı

İSTANBUL (AA) – Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Yeni Zelanda'daki terör saldırısına ilişkin, "Bu olay kökleri derinlere inen bir kinin, saplantının ve nefretin, inkarı mümkün olmayan bir dışa vurumudur." dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Yeni Zelanda'da İki Camiye Yönelik Terörist Saldırı ve Müslümanlara Karşı Nefret ve Tahammülsüzlükle Mücadele Konusunda İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) Dışişleri Bakanları Düzeyinde Açık Katılımlı Acil İcra Komitesi Toplantısı'nın açılışında konuştu.

Erdoğan, gelecek hafta pazar günü Türkiye'de yerel seçim yapılacağını, bu yerel seçim arifesinde yoğun çalışmaların devam ettiğini fakat Yeni Zelanda'daki arzu edilmeyen olay sebebiyle İİT'yi bir araya getirmek istediklerini söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, toplantıya katılan konuk bakanlara "Bugün sizlerin bu acil davete icabetiniz sebebiyle şahsım ve milletim adına ülkemize, ikinci eviniz Türkiye'ye bir kez daha hoş geldiniz. 565 yıldır ezanların gökyüzünü süslediği, Peygamber Efendimizin övgüsüne mazhar güzel İstanbul'umuzda ağırlamaktan büyük bir bahtiyarlık duyuyorum. Buradan yüreği bizimle birlikte atan dünyanın dört bir köşesindeki Müslüman kardeşlerimizi sevgiyle selamlıyorum. İçinde bulunduğumuz, Efendimizin 'Allah'ın ayı' diyerek tarif ettiği mübarek Receb-i Şerif'inizi tebrik ediyorum." diye seslendi.

Terör saldırısı sonrasında yaralarını saran Yeni Zelandalı vatandaşların acılarını paylaştıklarını dile getiren Erdoğan, Afganistan'tan, Pakistan'a, Irak'tan Somali'ye kadar terörle mücadele edenlere, dayanışma mesajlarını gönderdiğini belirtti.

Yeni Zelanda'daki eylemde hayatını kaybedenler başta olmak üzere terörün vahşi yüzüne kurban verilen aziz şehitleri rahmetle yad eden Erdoğan, yaralılara da acil şifalar diledi.

Yeni Zelanda halkına bu menfur eylem nedeniyle taziyelerini ileten Erdoğan, "Saldırının hemen ardından Cumhurbaşkanı Yardımcımı ve Dışişleri Bakanımı Yeni Zelanda'ya gönderdim. Yeni Zelanda Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Sayın Peters'a, Etnik Topluluklar Bakanı Sayın Salesa'ya, Avustralya'nın İİT Özel Temsilcisi Büyükelçi Sayın Cevdet'e toplantıya teşrifleri için ayrıca teşekkür etmek istiyorum." dedi.

Yeni Zelanda bakanlarının bu toplantıya katılmasının kendileri, maktullerin aileleri ve tüm Müslümanlar için son derece anlamlı ve önemli olduğunu vurgulayan Erdoğan, "Zirve dönem başkanı olarak yaptığımız davete çok kısa sürede icabet ettiğiniz için her birinize şükranlarımı sunuyorum. Toplantımızın ve yapacağımız istişarelerin hayırlara vesile olmasını Allah'tan niyaz ediyorum." diye konuştu.

  • "Türkiye ve İİT'nin sessiz kalması düşünülemez"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, öncelikle bir hakikatin altını çizmekte fayda gördüğünü dile getirerek, sözlerine şöyle devam etti:

"İİT, üye sayısı bakımından BM'den sonra en büyük beynelmilel kuruluştur. Bu teşkilatın gayesi ise Kudüs davası başta olmak üzere, İslam dünyasının en önemli meselelerine sahip çıkmaktır. Elbette, İsrail yönetiminin aralıksız tacizlerine, saldırılarına maruz kalan ilk kıblemiz Kudüs'ün hakkını korumak, teşkilatın birinci vazifesidir. Filistin davasına sahip çıkmak, İsrail zulmü karşısında Filistin'in hak ve hukukunu savunmak, bizler için vazgeçilmezdir.

Son olarak dün ABD Başkanı Trump'ın, Golan Tepeleri ile ilgili talihsiz açıklaması, bölgeyi yeni bir krizin, yeni bir gerilimin eşiğine getirmiştir. Golan Tepeleri, 1967'den bu yana İsrail'in işgali altında bulunmaktadır. 1967 senesindeki İsrail işgali, sadece bölgedeki Arapları değil, Türkmenleri de kendi topraklarından göçe zorlamıştır. Türkiye'nin ve İİT'nin böyle hassas bir meselede sessiz kalması, emrivakilere boyun eğmesi düşünülemez. Golan Tepeleri'nin işgalinin meşrulaştırılmasına asla izin vermeyiz, veremeyiz. Bununla beraber Müslümanların huzurunu, bekasını, hayat hakkını hedef alan her kritik hadise, her saldırı biz ve teşkilat için önemlidir."

  • "Teşkilatın daha çok inisiyatif alması gereken bir dönemden geçiyoruz"

İİT'nin, İslam dünyası ile tüm insanlığın geleceğini tehdit eden olaylar karşısında bigane, kayıtsız kalmasının düşünülemeyeceğini vurgulayan Erdoğan, şunları kaydetti:

"Bilhassa bu hassas süreçte doğrudan bizi ilgilendiren hususlarda daha aktif, daha girişken olmamız ve mesuliyet üstlenmemiz gerekiyor. Teşkilatın her zamankinden daha çok inisiyatif alması gereken bir dönemden geçiyoruz. 15 Mart'ta Yeni Zelanda'da gerçekleşen kanlı terör saldırısı işte böyle bir eylemdir. Cuma namazı için toplanan 51 kardeşimizin şehadeti, 47 kardeşimizin yaralanmasıyla sonuçlanan bu kalleş saldırı, asla sıradan bir hadise olarak görülemez. Bu olay, kökleri derinlere inen bir kinin, saplantının, nefretin inkarı mümkün olmayan bir dışa vurumudur. Manifestodan, dehşet verici görüntülere, saldırganın silahının üzerindeki tarih, isim ve yerlere kadar pek çok husus bu gerçeği ispat etmektedir. Bu saldırı buz dağının görünen yüzüdür. "

Yeni Zelanda saldırısının, Müslümanları ve masum insanları toplu olarak hedef alan ne ilk ne de son saldırı olduğunu belirten Erdoğan, bundan önce de dünyanın farklı noktalarında Müslümanların şiddete, zorbalığa ve katliamlara maruz kaldığını hatırlattı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasında bu saldırılara ilişkin şu örnekleri aktardı:

"1993 yılında Solingen'de Neo-Naziler evlerini ateşe vererek 5 vatandaşımızı kalleşçe şehit ettiler. 1994 yılında El-Halil'de İsrailli bir sivil işgalci, Halil İbrahim Camisi'nde sabah namazı kılan 29 Müslüman'ı şehit etti, 125 Müslüman'ı da yaraladı. 2011 yılında Oslo yakınlarındaki Utoya Adası'nda 77 can, beyaz ırkın üstünlüğüne inanan bir cani tarafından öldürüldü. 2015 senesinde Chapel Hill kentinde 3 gencimiz yine bir ırkçı tarafından evlerinde vurularak katledildi. 2017 yılında Kanada'daki cami saldırısında 6 Müslüman hayatını kaybetti. Batı Avrupa'da 2013-2017 yılları arasında Neo-Nazi gruplarınca gerçekleştirilen 113 terör saldırısında 66 masumun canına kasttedildi.

Gün geçmiyor ki bir ibadethaneye, sinagoga, mescide, iş yerine, derneğe yapılan saldırı haberini almayalım. Gün geçmiyor ki Müslümanların demokratik haklarını kısıtlamayı amaçlayan bir uygulamayla karşılaşmayalım. Gün geçmiyor ki göçmenleri, etnik, dini, kültürel kimliği farklı olanları hedef alan bir sorunla muhatap olmayalım. Yükselen kültürel ırkçılıktan yalnızca Müslümanlar değil aynı zamanda Museviler, Afrikalılar, Asya kökenliler, Romanlar da mağdur oluyor. Çoğu zaman bu nefret suçlarının failleri ya bulunmuyor, bulunduğu zaman ise 'psikolojik rahatsızlık…'. Yani hemen bir psikolojik rahatsızlığa bunu atfediyorlar. Münferit, adil suçlu denilerek olay ört bas ediliyor. Saydığım saldırıların faillerinden hiçbiri İslam düşmanı, yabancı karşıtı ve terör suçlamasıyla hakim karşısına ne yazık ki çıkarılmadı. Nasyonel Sosyalist yeraltı örgütünün işlediği ırkçı cinayetlerin medya ile Alman resmi makamları tarafından 'dönerci cinayetleri' yaftasıyla küçümsendiğini, önemsiz hale getirildiğini özellikle burada hatırlatmak isterim."

(Sürecek)

Yeni Zelanda devlet televizyonundan canlı ezan okundu

MELBOURNE (AA) – Yeni Zelanda’nın Christchurch'deki iki camiye düzenlenen ve 50 kişinin hayatını kaybettiği, 50 kişinin de yaralandığı terör saldırasının ardından gelen ilk cuma günü, Müslümanlara destek için cuma ezanı, devlet kurumları Radyo Yeni Zelanda (RNZ) ve Yeni Zelanda Televizyonu (TVNZ) aracılığıyla canlı yayınlandı.

Christchurch'deki Alnoor ve Linwood camilerinde hayatını kaybedenler için Yeni Zelanda'nın tüm kentlerinde anma törenleri düzenlendi.

Yeni Zelanda devlet televizyonu TVNZ ve RNZ tarafından canlı yayınlanan törenlerde cuma ezanı canlı olarak yayınladı. Ezanın ardından terör kurbanlarına saygı amacıyla 2 dakikalık saygı duruşunda bulunuldu.

  • Başbakan Christchurch'deki cuma namazına katıldı

Terör saldırısının ardından söylemleri, aldığı tedbirler ve terör mağduru Müslüman vatandaşlarına sıcak yaklaşımlarıyla takdir toplayan Yeni Zelanda Başbakanı Jacinda Ardern, Christchurch'deki Hagley Park'ta kılınan cuma namazına katıldı.

Namaz öncesindeki kısa konuşmasına hadisle başlayan Jacinda Ardern,
"Peygamber Muhammed dedi ki 'karşılıklı şefkat, merhamet ve sempatileri ile inananlar tek bir beden gibidir. Vücudun herhangi bir kısmı acı çekerse, tüm vücut acı hisseder.' Yeni Zelanda'da sizinle. Yasta, biz biriz." ifadeleri kullandı.

  • "Yeni Zelanda'nın yenilmez olduğunu gösterdik"

Linwood Camisi İmamı Alabi Lateef Zirullah tarafından okunan ezanın ardında hutbeye çıkan Alnoor Camisi İmamı Gamal Fouda, Başbakan Ardern, hükümet ve Yeni Zelandalılara desteklerinden dolayı teşekkür etti.

Terörün, rengi, dini ve ırkı olmadığını vurgulayan Fouda, "Yeni Zelanda'nın yenilmez olduğunu gösterdik. Dünya bizde sevgi ve birliğin örneğini görebilir. Kalbimiz kırık ama biz kırılmadık (yenilmedik)." diye konuştu.

  • Kadınlardan başörtülü destek

Ülke genelinde yapılan törenlerde, Başbakan Ardern'in çağrısı üzerine, çok sayıda Yeni Zelandalı kadın sembolik başörtüsü takarak Müslümanlara destek verdi.

Hagley Park'taki cuma namazının ardından Memorial Park Mezarlığı'nda toplu cenaze namazı kılınacak.

Facebook'un yapay zekası Yeni Zelanda'daki terörün canlı yayınını yakalayamamış

NEW YORK (AA) – Sosyal medya platformu Facebook'un yapay zekasının Yeni Zelanda'da iki camiye yönelik yapılan terör saldırısının canlı yayınını yakalayamadığı ortaya çıktı.

Facebook'tan yapılan yazılı açıklamada, Christchurch kentinde 50 kişinin yaşamını kaybettiği terör saldırısı anlarının sosyal medyadan yayımlandığı anımsatılarak, 17 dakikalık canlı yayın esnasında Facebook'un yapay zekasının bu konuda harekete geçmediği belirtildi.

Açıklamada terör saldırısı videosunun Facebook'un otomatik tespit sistemlerini uyarmadığını çünkü yapay zekanın bu tür videolar için yeterince eğitilmediğini vurguladı.

  • Canlı yayını kimse şikayet etmemişti

Facebook önceki gün yaptığı açıklamada da 17 dakikalık canlı yayın süresince 200 kişinin videoyu görüntülediği ancak bu sürede kendilerine hiçbir şikayet gelmediğini duyurmuştu.

Canlı yayın bittikten 12 dakika sonra Yeni Zelanda polisinin Facebook ile irtibata geçtiğine işaret edilen açıklamada, bu ihbarın hemen ardından videonun yayından kaldırıldığı kaydedilmişti.

  • Saldırı Facebook'ta canlı yayınlanmıştı

Yeni Zelanda'nın Christchurch kentinde, cuma namazı sırasında 10 dakika arayla iki camiye düzenlenen terör saldırılarında 50 kişi yaşamını yitirmişti. Terör saldırıları Facebook, YouTube ve Twitter gibi sosyal platformlarda paylaşılmıştı.

Facebook, saldırılardan sonraki ilk 24 saatte dünya çapında 1,5 milyon videoyu platformdan kaldırdığını, 1,2 milyonun ise yüklendiği sırada bloke edildiğini açıklamıştı.