Enerji sektöründe yatırımların önü açık

                 İSTANBUL (AA) - NURAN ERKUL KAYA - Garanti Bankası Genel Müdür Yardımcısı Ebru Dildar Edin, enerji sektöründe bu yıl içinde 7-8 milyar dolarlık finansmanın yapılandırılacağını belirterek, &quot;Enerji kredileri için ayırdığımız karşılıkların çoğunu 2020-2021'de geri alacağımıza yüzde 95 eminim. Bu dönemde elektrik fiyatları 6 dolar cent seviyesine ulaşacak ve yatırımcılar da bir miktar para kazanabilir hale gelecekler. Bu da yeniden büyük yatırımların önünü açacak.&quot; dedi. </p>  <p>Enerji sektörünün finansmanına ilişkin AA muhabirine değerlendirmelerde bulunan Edin, sektörün son derece zor bir 2 yılı geride bıraktığını söyledi. Bu zorluğun kurdaki artış, petrol fiyatlarının düşmesi, arz fazlasına bağlı olarak elektrik fiyatlarının düşük seyretmesi ve maliyetlerin yükselmesinden kaynaklandığına işaret eden Edin, yatırımcılara finansman sağlarken elektrik fiyatlarını kilovatsaat başı 7 dolar/cent olarak öngördüklerini fakat fiyatların 4,5 dolar/cente kadar gerilediğini anlattı.

Edin, bu gerilemenin yatırımcıların karlılık ve kredi geri ödemelerini önemli ölçüde etkilediğini aktardı.

Elektrik üretim sektörüne 2002'den bu yana 85 milyar dolarlık yatırım yapıldığını ve bu yatırımın 25 milyar dolarının öz sermayeden karşılandığını hatırlatan Edin, şöyle konuştu:

"Yatırımın kalan 60 milyar dolarlık kısmı ise kredilerle gerçekleştirildi. Bu 60 milyar dolarlık kısmın 20 milyar doları ödendi, 40 milyar dolarlık mevcut risk söz konusu. Bu miktar içerisinde 11 milyar dolarlık bir yapılandırma portföyü olduğunu, bu miktara bazı dağıtım şirketlerini de kattığımızda enerjideki toplam yapılandırma portföyünün 13 milyar dolar olduğunu söyleyebiliriz. 2017-2018'de 13 milyar doların 4 milyar dolarını yapılandırdık. Yerli kömür, gaz ve bazı hidroelektrik santrallerinde bu yapılandırmaları gerçekleştirdik. Bu projeler Türkiye'nin elektrik üretimi için çok önemli. Bu yüzden bankalar olarak kaynaklarımız doğrultusunda yapılandırmaları gerçekleştirmeye devam edeceğiz."

Edin, mevcut durumda 7-8 milyar dolar civarında yapılandırılması beklenen proje olduğunu ve yatırımcılarla bazı projelerde anlaştıklarını ifade ederek, bu yıl içinde bu yapılandırılmaların tamamlanabileceğini dile getirdi.

Söz konusu projelerin kalan borçlarının hepsinin vadeye yayıldığında ödenebilecek düzeyde olduğuna işaret eden Edin, şunları kaydetti:

"Bazı yabancı bankalar bizleri bu krediler sorunlu diye eleştiriyorlar ama biz öyle bakmıyoruz. Bu krediler o günün şartlarında bankaların ve müşterilerin kaynakları baz alınarak, Türkiye’nin şartlarına göre olması gerektiği gibi yapılmış işler ve hepsi de Türkiye için çok değerli varlıklar. Bu yüzden yapılandırmaları doğru bir şekilde yaptıktan sonra yeniden bir sıkıntı oluşacağını düşünmüyoruz. Bu kapsamda enerji kredileri için ayırdığımız karşılıkların çoğunu 2020-2021’de geri alacağımıza yüzde 95 eminim. Bu dönemde elektrik fiyatları 6 dolar cent seviyesine ulaşacak ve yatırımcılar bir miktar para kazanabilir hale gelecekler. Bu da yeniden büyük yatırımların önünü açacak."

Edin, kredilerin yeniden yapılandırma modellemelerinde elektrik fiyatlarını kilovatsaat başı 5-5,5 dolar cent olarak öngördüklerini de belirtti.

– Bankalar gaz santrallerini devralmak için fon kurabilir

Edin, bazı doğal gaz santrallerinin verimliliklerinin düşük olduğunu ve tam kapasite çalışmadığını ancak gün içinde "pik enerji talebinin" karşılanması anlamında bu santrallerin oldukça önemli rolü bulunduğunu belirtti.

Söz konusu santrallerin varlığının sürdürülmesi gerektiğini vurgulayan Edin, şöyle devam etti:

"Bu santrallerden bazıları şu an faiz ödemelerini yapabilecek kadar bile para kazanamıyorlar, o yüzden bu santralleri piyasa toparlayana kadar 3-4 yıl bir platforma taşıyıp yaşamlarını sürdürmelerini sağlamak gerekiyor. Bankalar bir fon kurarak bu varlıkları değerli hale getirebilir. Yurt dışında da bankalar sorunlu varlıkları, bilançolarından çıkararak bu fonlara aktarıyorlar ve varlıklarda belli bir değer yarattıktan sonra satıp, kredi alacaklarını geri alabiliyorlar. Bizde henüz somut bir ilerleme yok ama konuşuluyor. Enerji sektöründe bu şekilde bankaların devralabileceği bazı gaz santralleri mevcut."

Gaz santrallerinin devreden çıkması ihtimalinde sektöre maliyetinin çok daha fazla olacağı ve elektrik fiyatlarının yükselebileceği uyarısında bulunan Edin, şu anda yeni santral yatırımı yapılmadığını ve enerji talebinin artması durumunda Türkiye'nin 2022-2023 döneminde tekrar yatırım ihtiyacı olacağını anlattı.

– "Enerji sektöründe yatırımcı için fırsat var"

Edin, enerji sektöründe bu dönemde yerli ve yabancı yatırımcı için önemli fırsatlar olduğunu dile getirerek, "Şu anda enerji sektörüne yatırım yapma zamanı çünkü bazı mevcut varlıklarını satmak isteyenler var ve onların projelerini satın alma vakti." ifadesini kullandı.

Garanti Yatırım’ın şu anda birkaç şirket satışı için yetkilendirildiğini ve ilgilenenlerin de Türk yatırımcılar olduğunu belirten Edin, "Geçen yıl temmuz-aralık döneminde hiçbir şekilde yatırım konuşulmadı. Baktığımızda, aslında yine en yüksek potansiyeli olan ülke Türkiye. Birkaç Türk yatırımcı ile görüşüyoruz ve hepsi de farklı işlere bakmaya başladılar. Seçimler bittikten sonra, şeffaflık da biraz daha artınca eminim, daha fazla yatırımcı ilgilenecek. Çünkü gerçekten bu bir fırsat. Varlıklar çok ucuzladı." değerlendirmesinde bulundu.

– "YEKDEM'in devam etmesi gerekiyor"

Yenilenebilir enerji projelerine ilginin devam ettiğini ancak Yenilenebilir Enerji Kaynaklarını Destekleme Mekanizması'nın (YEKDEM) 2020 itibarıyla bitecek olmasından dolayı yatırımcıların önünü göremediğini kaydeden Edin, YEKDEM olmasaydı yenilenebilir enerji kurulu gücünün mevcut seviyelerine ulaşamayacağını ve bunun sonucunda da şu anda elektrik fiyatlarının kilovatsaat başı 1,5-2 dolar cent daha yüksek olacağını belirtti.

Edin, YEKDEM projeleriyle Türkiye'nin enerji ithalatının önemli ölçüde azalttığını vurgulayarak, "Biz bunun devam etmesinin ülke için çok daha faydalı olacağını düşünüyoruz, düşen yatırım maliyetlerine paralel olarak mevcut YEKDEM fiyatlarından olmasa da piyasa fiyatına yakın daha düşük bir fiyat seviyesiyle YEKDEM’in devam etmesi gerektiği kanaatindeyiz. Bu sayede hem yatırımcı hem de bankalar için fiyat riski ortadan kaldırılmış olur." diye konuştu.

Garanti Bankası şu ana kadar elektrik üretim sektörüne 9 milyar dolarlık finansman sağladı. Bu finansmanın yüzde 60’ını yenilenebilir enerji projelerine aktararak bu alanda toplamda 7 bin megavatın üzerinde yaklaşık 145 projeyi destekledi.

Güneşte 800 milyon dolarlık yatırım beklentisi

ANKARA (AA) – GÜLŞEN ÇAĞATAY – Uluslararası Güneş Enerjisi Topluluğu Türkiye Bölümü (GÜNDER) Yönetim Kurulu Başkanı Kutay Kaleli, geçen yıl Türkiye'de güneş enerjisi sektörünün olgunluk çağına erişmeye başladığını belirterek, "Önemli sayıda yerli üreticimiz oldu, sanayi anlamında gelişiyoruz. Bu gelişmelerle birlikte 2019'da sektörden lisanslı ve lisanssız santral olarak toplam 950 megavat civarı kurulum, 800 milyon dolar yatırım bekliyoruz." dedi.

Kaleli, AA muhabirine, sektörün 2019 beklentilerine ilişkin değerlendirmede bulundu.

Son dönemde Türkiye'deki firmaların mühendislik ve müteahhitlik anlamında önemli ilerleme kaydettiğini dile getiren Kaleli, güneş enerjisi sanayicisinin de sadece Orta Doğu ve Afrika'da değil, Avrupa ve Avrasya'da da iş yapmaya başladığını söyledi.

Güneş enerjisi santrali kurmanın diğer kaynaklardan elektrik elde etmeyle kıyaslandığında daha kolay olduğuna işaret eden Kaleli, "Aynı kapasiteye sahip termik ya da hidroelektrik santraller 2-3 yılda kurulurken, güneş santralleri 4-5 ay gibi kısa bir sürede tamamlanabilir." diye konuştu.

Kaleli, yatırımcıların 2020'de sona erecek Yenilenebilir Enerji Kaynakları Destekleme Mekanizması (YEKDEM) kapsamında hızlı şekilde yatırımlarını tamamlayabileceklerini ifade etti.

Lisanslı güneş santrallerinin ihalelerinin gerçekleştirilmesinin ardından yaklaşık 60 megavat civarında kurulum yapıldığına dikkati çeken Kaleli, şöyle devam etti:

"Önceden izinleri alınan lisanslı 600 megavatın yaklaşık 100 megavatı iptal oldu. Ya vazgeçildi ya da iptal edildi. Dolayısıyla kalan 500'ün içinden 50'si kurulduysa, kurulmayan 450 megavat var. 2019'da bu lisanslı miktarın 200 megavatının kurulacağını ve lisanssız olarak da 350 megavat daha kurulacağını tahmin ediyoruz. Ayrıca lisanslı projelerde yerli ürün alım garantisi avantajı var, yani lisanssızlardan farklı olarak Yenilenebilir Enerji Kaynaklarının Elektrik Enerjisi Üretimi Amaçlı Kullanımına İlişkin Kanun'dan faydalanabiliyorlar."

  • "Maliyetin düşmesi bekleniyor"

Kaleli, yenilenebilir enerji kaynaklarının doğası gereği üretildiği yerde tüketilmesinin önemli olduğuna işaret ederek, son iki yılda yapılan düzenlemelerle lisanssız güneş enerjisi kurulumlarının çatı tipi uygulamalara evrildiğini belirtti.

Çatı üstü uygulamalarda ciddi güneş potansiyeli olduğunu vurgulayan Kaleli, "Bu alanı mutlak suretle değerlendirmemiz lazım. Uzak Doğu hücre fiyatlarını belirliyor, buradaki fiyat düşüşleri ciddi anlamda panel maliyetlerini, dolayısıyla yatırım maliyetlerini azaltıyor. Daha da azalmasını bekliyoruz. Bu aralar teknolojiye bağlı olarak monoperc hücre fiyatları hafif azalırken, polikristalin fiyatları onunla beraber biraz daha fazla azalıyor. Totalde yavaş yavaş geriye geliyor. Bir yıl kadar daha fiyatların düşmesini bekliyorum." dedi.

Kaleli, Türkiye'de toplam güneş kapasitesinin yüzde 15'inin çatılarda olduğunun tahmin edildiğini söyledi. Çatı üstü uygulamalarda 2019'da potansiyel beklentinin 400 megavatı bulduğunu belirten Kaleli, şöyle konuştu:

"Geçen yıl, Türkiye'de güneş enerjisi sektörünün olgunluk çağına erişmeye başladığı yıl oldu. Önceden çağrı mektubu alıp, süre uzatımı başvurusu olanlar var. Onlardan da bir şekilde yatırıma başlamış ve bu yatırımını bitirememiş, belli bir noktaya gidememiş belki finans zorlukları yaşamış projeler var. Onların bir bölümünün de işletmeye alınacağını tahmin ediyorum. Önemli sayıda yerli üreticimiz oldu, sanayi anlamında gelişiyoruz. Bu gelişmelerle birlikte 2019'da sektörden lisanslı ve lisanssız santral olarak toplam 950 megavat civarı kurulum, 800 milyon dolar yatırım bekliyoruz."

  • "Çatıda mahsuplaşma mevzuatı bu ay içinde çıkabilir"

Kaleli, çatı uygulamalarında mahsuplaşmaya yönelik yeni mevzuatın çıkmasının beklendiğini belirterek, şunları kaydetti:

"Geçen yıl nisan ayında çatı üstü Güneş Enerjisi Santralleri (GES) mevzuatına ilişkin düzenleme yapıldı. Bununla çatı tipi GES'lerin elektrik tarifesi üzerinden enerji satabileceği düzenlenmiş durumda. Dolayısıyla mahsuplaşma olmazsa işin burası havada kalıyor. Mahsuplaşmanın bununla beraber gelmesi lazım. Mahsuplaşma için EPDK taslağını yayımladı, geçen yılın kasım ayı sonuna kadar da görüş topladı. Biz de GÜNDER olarak görüşlerimizi bildirdik. Tahmin ediyorum, bu ay içinde bu mevzuat çıkar."

GES'lerin yapısına bakıldığında hücre dışındaki ekipmanlarla yüzde 45 yerliliğin yakalandığını dile getiren Kaleli, "Hücre teknolojisi konusunda da bildiğim kadarıyla şu an dört firma çalışıyor. Biri prototip üretimine başladı. İkisi yatırım aşamasında, bir diğer üreticimizin de planlama aşamasında olduğunu biliyoruz. Umarım, en yakın zamanda bu fabrikalar da tamamlanacak ve panel içindeki ekipmanların tamamını yerli olarak göreceğiz." dedi.

Zorlu Enerji'nin 6 santrali YEKDEM kapsamında yer aldı

ANKARA (AA) – Zorlu Enerji Elektrik Üretim AŞ, gelecek yıl 3 rüzgar enerjisi santrali (RES) ve 3 jeotermal enerji santrali (JES) olmak üzere 6 santralinin Yenilenebilir Enerji Kaynakları Destekleme Mekanizması (YEKDEM) kapsamında elektrik satacağını bildirdi.

Şirketten, Kamuyu Aydınlatma Platformu'na (KAP) yapılan bildirimde, yenilenebilir enerji kaynaklarından elektrik üreten tesisler için oluşturulan ve dolar bazında sabit fiyat garantisi veren YEKDEM'den faydalanabilmek adına 6 santral için yapılan başvuruların EPDK tarafından kabul edildiği belirtildi.

Söz konusu mekanizma kapsamında 2019'da ürettiği tüm elektriği satacak santrallerin, Gökçedağ RES, Sarıtepe RES, Demirciler RES, Alaşehir I JES, Kızıldere II JES ve Kızıldere III JES olduğu ifade edildi.

Gökçedağ RES'in kilovatsaat başına 7,3 dolar cent fiyatından satış yapacağı belirtilen açıklamada, şu bilgilere yer verildi:

"Sarıtepe RES ve Demirciler RES ise kilovatsaat başına 7,3 dolar cent'e ek olarak yerli aksam kullanımdan dolayı verilen 1,4 dolar cent ek katkıdan da faydalanacak olup toplamda kilovatsaat başına 8,7 dolar cent fiyatından satış yapacaklardır. Kızıldere II JES jeotermal enerjiye dayalı üretim tesislerine verilen kaynak bazında destek fiyatı olan kilovatsaat için 10,5 dolar cent fiyatından satış yapacak olup, Kızıldere III JES ve Alaşehir I JES ise kilovatsaat başına 10,5 dolar cent fiyatına ek olarak yerli aksam kullanımdan dolayı verilen 0,7 dolar cent ek katkıdan da faydalanacak olup toplamda kilovatsaatte 11,2 dolar cent fiyatından satış yapacaklardır."

Yenilenebilir enerjiye yeni destek mekanizması yolda

İSTANBUL (AA) – NURAN ERKUL KAYA – Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası (EBRD) Kıdemli Bankacısı Andi Aranitasi, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığına yenilenebilir enerji kaynaklarını teşvik edecek yeni bir mekanizmanın geliştirilmesi konusunda destek verdiklerini belirterek, "Yeni bir sistemle devam etmek istenildiği anlaşılıyor. Türkiye'nin 2020'den sonra yenilenebilir enerji kaynaklarını destekleyecek yeni mekanizmasının bu yıl sonuna kadar açıklanacağını umuyoruz." dedi.

Aranitasi, AA muhabirine, Türkiye'nin Yenilenebilir Enerji Kaynaklarını Destekleme Mekanizması (YEKDEM) kapsamında yenilenebilir enerji santrallerine verdiği bir alım garantisi olduğunu anımsattı.

YEKDEM'in 2020'nin ardından sona erdirilerek yeni bir sisteme geçileceğini vurgulayan Aranitasi, alım garantisi olmayan projelerin finansman bulmasının daha zor olabileceğine ve yatırımcının uzun dönemli bir fiyat öngörüsü yaparak piyasa riskini almak durumunda kalacağına dikkati çekti.

Aranitasi, iyi projelerin her zaman finansman bulabileceğini ancak bu konuda da daha ihtiyatlı bir yaklaşımla karşı karşıya kalınabileceğini söyledi.

Türkiye'nin yeni bir sistemle devam etmek istediğinin anlaşıldığını ifade eden Aranitasi, şöyle devam etti:

"EBRD olarak, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığının yenilenebilir enerji kaynaklarının nasıl destekleneceği konusunda yeni bir mekanizma oluşturma planına destek veriyoruz. Türkiye'nin 2020'den sonra yenilenebilir enerji kaynaklarını destekleyecek yeni mekanizmasının bu yıl sonuna kadar açıklanacağını umuyoruz. Burada, yine minimum seviyede de olsa bir alım garantisi sunma fikri öne çıkıyor ki bu da yenilenebilir enerji kaynaklarının kapasitesinin büyümesi için yeterli olacaktır. Alım garantisi asgari düzeyde de olsa yenilenebilir enerji kaynakları büyümeye devam edecektir, çünkü bu kaynaklar Türkiye'nin enerji stratejisinin temel taşlarını oluşturuyor."

– "EBRD'den bu yıl yeni bir proje finansmanı daha"

Türkiye'nin elektrik sektörüne sağladıkları finansmanın her yıl 200-300 milyon avro arasında değiştiğini belirten Aranitasi, geçen hafta Akfen Yenilenebilir Enerji'ye sağladıkları 102 milyon dolarlık krediden sonra bu yıl içinde yeni bir proje finansmanı daha açıklayabileceklerini bildirdi.

Elektrik sektörüne yaptıkları yatırımın gelecek yıl da aynı seviyelerde devam edeceğini belirten Aranitasi, Türkiye'deki portföyün geri ödemelerde gayet iyi performans gösterdiğine işaret etti.

Yenilenebilir enerji kaynaklarının performasının daha iyi olduğunu dile getiren Aranitasi, "Biz, şirketlere çoklu para birimi üzerinden borçlanmalarını tavsiye ediyoruz. YEKDEM'den faydalanan yenilenebilir enerji santralleri gibi dolar üzerinden kazanç sağlayan şirketler genelde dolar üzerinden borçlanıyor ama şirketlerin gelirleri lira üzerinden olduğu zaman, biz de kendilerini lira üzerinden borçlandırmaya çalışıyoruz. Finansman yapılarımız güçlü ve bu şekilde çoklu olduğu için şimdiye kadar hiçbir firma yapılanma talebinde bulunmadı." diye konuştu.

Aranitasi, EBRD olarak Türkiye'de faaliyet göstermeye başladıkları 10 yıldan beri 1,8 milyar avro yatırım yaptıklarını ve bunun içinde yenilenebilir enerjinin en büyük paya sahip olduğunu da ifade etti.

Şu ana kadar, Türkiye'deki yenilenebilir enerji kaynaklarına yatırımlarınının 850 milyon avro seviyesinde olduğunu aktaran Aranitasi, elektrik ve doğalgaz dağıtımına 550 milyon, doğalgaz santrallerine 175 milyon avroluk destek sağlandığını, geriye kalan yatırımların da diğer kaynaklar arasında paylaşıldığını kaydetti.

Elektrikte YEKDEM maliyeti düzenlemesi

ANKARA (AA) – MUHSİN BARIŞ TİRYAKİOĞLU – Yüksek elektrik tüketimine sahip ve tüketiminin bir kısmını kendi üreten bazı sanayi tesislerinin, kalan tüketimleri için piyasadan aldığı elektriğe uygulanan fiyat muafiyeti uygulamadan kaldırılacak. Söz konusu tesisler, aldığı elektriğin Yenilenebilir Enerji Kaynakları Destekleme Mekanizması (YEKDEM) kapsamındaki maliyetini ödeyecek.

AA muhabirinin Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK) yetkililerinden edindiği bilgiye göre, yerinde üretim desteğinden faydalanan bazı tesisler elektrik tüketimlerinin çok küçük bir kısmını kendi üretiyor ve geriye kalan tüketim miktarının YEKDEM maliyetini de ödemiyordu.

EPDK, ilgili yönetmelikte yapacağı değişiklikle, tesislerin öz üretimi haricinde kalan tüketimleri için piyasadan aldığı elektriğe YEKDEM maliyetini de ekleyecek.

Tesisler, spot piyasada megavatsaati 300-350 lira arasında olan elektrik fiyatına ek olarak, 50-60 lira da YEKDEM maliyeti ödeyecek. Söz konusu tesislerin elektrik maliyetleri yüzde 15-20 artacak.

Öte yandan düzenlemeyle, tesislerin tüketeceği toplam elektrik miktarını göz önünde bulundurarak öz üretimlerini artırması teşvik edilecek. Böylece destekleme mekanizmasının ruhuna uygun ve hakkaniyetli bir üretim mekanizmasının oluşturulması hedefleniyor.

– Uzun vadede faturaları rahatlatacak

Yönetmelik değişikliğiyle YEKDEM kapsamındaki maliyetlerin daha fazla paylaşılacağı ve bu sayede elektrik tedarik şirketlerinin maliyetlerinde oluşan baskının da azalacağı öngörülüyor.

Öte yandan yetkililer, söz konusu azalışla tedarik şirketlerinin tarifelerinde bir rahatlama sağlanacağını ve böylece normal abonelerin faturaları üzerindeki YEKDEM kaynaklı maliyetlerde de uzun vadede yaklaşık yüzde 5'lik bir azalma gerçekleşebileceğini belirtti.

YEKDEM maliyetini ödemekten kaçınan tesisler, piyasada elektrik fiyatlarının yükselmesini dolaylı olarak desteklemiş oluyor. Burada oluşan fiyat farkının elektrik tedarikçilerine yansıtılması ise son aşamada normal elektrik abonelerine fatura yükü olarak geri dönüyor.



Çatılarda güneşten elektrik üretimi YEKDEM kapsamında

ANKARA (AA) – Evlerin çatı ve cephelerinde güneş enerjisinden üretilerek satılacak ihtiyaç fazlası elektriğe 10 yıl boyunca destek verilecek.

Konuya ilişkin Bakanlar Kurulu Kararı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdi.

Buna göre, 31 Aralık 2020 tarihine kadar devreye alınacak Yenilenebilir Enerji Kaynakları Destekleme Mekanizması'na (YEKDEM) tabi üretim tesislerinden, mesken aboneleri için 10 kilovata kadar olan çatı ve cephe uygulamalı elektrik tesislerinde üretilen ihtiyaç fazlası enerji için, Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK) tarafından ilan edilen kendi abone gruplarına ait tek zamanlı aktif bedeli, işletme tarihinden itibaren 10 yıl süreyle uygulanacak.

Söz konusu destek, ticarethane, sanayi, tarımsal sulama ve aydınlatma aboneleri için bin kilovata kadar yenilenebilir enerji kaynaklarına dayalı çatı ve cephe uygulamalı elektrik üretim tesisleri için de verilecek.

Uygulama, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı ve EPDK tarafından yürütülecek.

YEKDEM tolerans katsayıları güncellendi

ANKARA (AA) – Enerji Piyasası Düzenleme Kurumunca (EPDK), Yenilenebilir Enerji Kaynakları Destekleme Mekanizması (YEKDEM) kapsamında farklı tesis tiplerinde uygulanmak üzere belirlenen tolerans katsayıları güncellendi.

EPDK'nın konuya ilişkin kurul kararı, Resmi Gazete'nin bugünkü sayısında yayımlandı.

Buna göre, Yenilenebilir Enerji Kaynaklarının Belgelendirilmesi ve Desteklenmesine İlişkin Yönetmelik kapsamında, farklı tesis tipleri için uygulanmak üzere güncellenen tolerans katsayıları (J katsayısı), şu şekilde uygulanacak:

Kaynak Tipi

J Katsayısı

Kanal

0,98

Rezervuarlı

1

Rezervuarlı + Kanal

1

Rüzgar

0,97

Jeotermal

0,995

Biyokütle

0,99

Güneş

0,98

Öte yandan Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Petrol İşleri Genel Müdürlüğünün Resmi Gazete'de yer alan ilanına göre, Delta Uluslararası Petrol İnşaat Ticaret ve Sanayi Ltd., Kocaeli ve Sakarya illerindeki petrol arama ruhsat süresinin sahada yapılan doğalgaz keşfine istinaden, 2 yıl süreyle uzatılması için başvuruda bulundu.

Zorlu Enerji’nin YEKDEM başvuruları onaylandı

ANKARA (AA) – Zorlu Enerji Elektrik Üretim AŞ tarafından, Yenilenebilir Enerji Kaynakları Destekleme Mekanizması'ndan (YEKDEM) faydalanabilmesi adına 6 yenilenebilir enerji santrali için Enerji Piyasası Düzenleme Kurumuna (EPDK) yapılan başvuruların kabul edildiği bildirildi.

Şirketten yapılan açıklamada, yenilenebilir enerji kaynaklarından elektrik üreten tesisler için oluşturulan ve ABD Doları bazında sabit fiyat garantisi veren YEKDEM'den faydalanabilmesi adına Gökçedağ, Sarıtepe ve Demirciler rüzgar enerjisi santralleri (RES) ile Alaşehir I, Kızıldere II ve Kızıldere III jeotermal enerji santralleri (JES) için yaptığı başvuruların onaylandığı, söz konusu santrallerin 2018 takvim yılında ürettikleri tüm elektriği YEKDEM kapsamında satacağı belirtildi.

Açıklamada, şu ifadelere yer verildi:

"Gökçedağ RES rüzgar enerjisine dayalı üretim tesislerine verilen kaynak bazında destek fiyatı olan kilovat saat başına 7,3 dolar fiyatından satış yapacak olup, Sarıtepe RES ve Demirciler RES ise kilovat saat başına 7,3 dolar fiyatına ek olarak yerli aksam kullanımdan dolayı verilen kilovat saat başına 1,4 dolar ek katkıdan da faydalanacak olup toplamda kilovat saat başına 8,7 dolar fiyatından satış yapacaklardır. Kızıldere II JES, Kızıldere III JES ve Alaşehir I JES ise jeotermal enerjisine dayalı üretim tesislerine verilen kaynak bazında destek fiyatı olan kilovat saat başına 10,5 dolar fiyatına ek olarak yerli aksam kullanımdan dolayı verilen kilovat saat başına 0,7 dolar ek katkıdan da faydalanarak toplamda kilovat saat başına 11,2 dolar fiyatından satış yapacaklardır."

Türkiye’nin çatılarında 10 milyar dolarlık “güneş” yatıyor

İSTANBUL (AA) – NURAN ERKUL KAYA – Solarbaba Kurucusu Ateş Uğurel, Türkiye'de çatı üstü güneş santrali pazarının açılmasının ekonomiye ve istihdama önemli katkıları olacağını belirterek, "Minimum 10 bin megavat gücünde bir potansiyele sahibiz. Bu da yaklaşık olarak 10-12 milyar dolarlık bir pazar büyüklüğüne denk geliyor." dedi.

Uğurel, Türkiye güneş enerjisi sektörünün gelişimi ve çatılarda mini güneş santrali (GES) kurulumuna ilişkin AA muhabirine değerlendirmelerde bulundu.

Türkiye güneş enerjisi kapasitesinin tüm ülkelerin tersi bir yönde gelişim gösterdiğini ifade eden Uğurel, ilk olarak 600 megavatlık lisanslı güneş enerjisi santrali yapılarak en büyük kapasiteden başlandığını ve sonrasında kapasitelerin küçülerek çatı uygulamalarına geçildiğini anlattı.

Uğurel, Almanya gibi ülkelerde çatı uygulamalarının 10-15 yıl öncesinde yaygınlaşmaya başladığını ve şu anda Çin'in bütün dünyadaki güneş panellerinin yüzde 85'ini ürettiğini dile getirerek, şöyle konuştu:

"Bu durumunun temelinde güneş panelinin perakende bir ürün haline gelmesi yatıyor. Perakende ürünün altın kuralı çok üretmek ve kar marjlarının düşük olmasıdır. Bunu Türkiye’de anlatmakta zorlanıyoruz. Şu anda hücre ithal edip güneş paneli üreten 30-35 şirket var. Bu üreticiler, Türkiye’nin 10 yıl boyunca kurduğu güneş enerjisi santralinin iki katını üretebiliyorlar şu anda. Bunlar nereye satacaklar? Artık kapasiteleri çok düşük olduğu için fiyatları yüzde 30-40 daha pahalı. 2-3 sene sonra Hanwha-Kalyon grubuyla da rakip olamayacaklar, çünkü eğer bir yerli ürün alınacaksa buranın üretimleri tercih edilecek."

Uğurel, Türkiye'de çatı uygulamaları konusuna Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığının yanı sıra Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, Maliye Bakanlığı ve Enerji Piyasası Düzenleme Kurumunun dahil olduğunu ve dolayısıyla gerekli çalışmaların bu kurumlar tarafından yapılacağını aktardı.

Çatısına güneş paneli kuran kişinin ürettiği elektriği satabilme imkanı olması için mahsuplaşma sisteminin gelmesi gerektiğini aktaran Uğurel, "Şu anda ticari mükellef değilseniz, birey olarak çatınıza bir mini GES kurmanın hiçbir fizibilitesi yok. Hobi olarak yapılabilir, ancak o zaman amortisman hesabını da yapmazsınız. Mahsuplaşma konusunda da Maliye Bakanlığı devreye giriyor. Vergi devreye giriyor. Biz burada yıllık mahsuplaşma istiyoruz. Bu, sektörün en büyük problemi şu anda. 'Yıl sonunda benim borcum varsa ödeyeyim, alacağım varsa da alayım. Bir sonraki seneye beyaz sayfayla başlayalım.' diyoruz. Dünyada da böyle ilerlemiş bu süreç." dedi.

– "Teşvik istemiyoruz, serbest piyasada şekillensin"

Uğurel, çatı üstü GES uygulamalarında teşvik istemediklerini ve desteklerinin serbest piyasadaki elektrik fiyatı olması gerektiğini belirterek, şöyle devam ettti:

"Elektrik fiyatı ne kadar artarsa, bu işin cazibesi o kadar artacak. İnsanlar daha çok kendi tüketmek isteyecekler. Bu iş doğal yolla ama biraz yavaş gelişir. Devlet düzenleyici olarak olsun ama biz devleti de hissetmeyelim. Bizim tek muhatabımız dağıtım şirketi olsun diye düşünüyoruz. Teşvik olmazsa hiçbir tehlikemiz olmayacak bizim. Çünkü dünyada da nerede teşvik verilirse arkasından bir köstek gelmiş. Türkiye’deki yatırımcılar oyunun kuralı yarı yolda değişiyor diye çok şikayet ediyor ama teşviğin olduğu her yerde bu tehlike var. Serbest piyasa koşullarında çatı üstü GES pazarı büyüsün istiyoruz. Ondan sonra hatta güneş enerjisiyle ilgili herşey serbest piyasada şekillensin. Biz güneş enerjisi sektörü olarak serbest piyasanın gücüne inanıyoruz ve teşvik istemiyoruz."

Çatısında elektrik üretebilen insanların artık birer enerji oyuncusu haline geleceğine ve sektörü bir süre sonra bireylerin yönlendirmeye başlayacağına dikkati çeken Uğurel, "Solarbaba olarak, diğer tüm sivil toplum kuruluşları, kamu kurumları ve konunun uzmanı kişi ve şirketlerle birlikte ülkemizde çatı üstü GES pazarının açılması için büyük çaba harcıyoruz çünkü minimum 10 bin megavat gücünde bir potansiyele sahibiz. Bu da yaklaşık olarak 10-12 milyar dolarlık bir pazar büyüklüğüne denk geliyor." diye konuştu.

– "Kentsel dönüşümle güneşin kaderi değişir"

Güneş enerjisinin büyük ölçekli yatırım yapılacak bir kaynak olmadığını ve çatı uygulamalarıyla güneşin tabana yayılacağını dile getiren Uğurel, şunları kaydetti:

"Bu kapsamda kentsel dönüşüm çatılarda GES kurulması için bir fırsat oluşturuyor. Bu fırsatı kaçırmamamız lazım. Kentsel dönüşüm mevzuatının içine eklenebilecek bir cümleyle güneşin kaderi değişir. 'Yeni ruhsat alacak binaların çatısında örneğin 2 kilovat güneş paneli olması zorunludur veya metrekarenin yüzde 50’si güneş paneliyle kaplanacak.' şeklindeki bir cümleyle her şey değişebilir. Türkiye’de bir bina bittikten sonra güneş paneli kurmak çok zor. Bina yapılırken güneş paneli yapılırsa, hesaplamalarımıza göre bu binanın maliyetini sadece yüzde 0,5 etkiler. Bu müteahhit için hiçbir şey. Müteahhit bunu apartmanını satarken bir reklam aracı olarak da kullanabilir. Güneş bu şekilde çok rahat entegre edilebilir.”

Yenilenebilir Enerji Kaynaklarını Destekleme Mekanizması kapsamındaki desteklerin 2020’den sonra devam etmeyeceği kararını da anımsatan Uğurel, "Bunun yerine depolamaya destek verilebilir. Depolamada önderliği elektrikli araçlar üstlenecek, ikinci sırada ise yenilenebilir enerji kaynakları gelecek." ifadesini kullandı.

Solarbaba tarafından 9 Kasım’da Ankara’da güneş ve çatı pazarındaki gelişmelerin tartışılacağı bir çalıştay gerçekleştirilecek.

Kar amacı gütmeyen bir şirket olarak 1996’da kurulan Solarbaba’nın sektörde 150 üyesi bulunuyor.

Türkiye'nin çatılarında 10 milyar dolarlık "güneş" yatıyor

İSTANBUL (AA) – NURAN ERKUL KAYA – Solarbaba Kurucusu Ateş Uğurel, Türkiye'de çatı üstü güneş santrali pazarının açılmasının ekonomiye ve istihdama önemli katkıları olacağını belirterek, "Minimum 10 bin megavat gücünde bir potansiyele sahibiz. Bu da yaklaşık olarak 10-12 milyar dolarlık bir pazar büyüklüğüne denk geliyor." dedi.

Uğurel, Türkiye güneş enerjisi sektörünün gelişimi ve çatılarda mini güneş santrali (GES) kurulumuna ilişkin AA muhabirine değerlendirmelerde bulundu.

Türkiye güneş enerjisi kapasitesinin tüm ülkelerin tersi bir yönde gelişim gösterdiğini ifade eden Uğurel, ilk olarak 600 megavatlık lisanslı güneş enerjisi santrali yapılarak en büyük kapasiteden başlandığını ve sonrasında kapasitelerin küçülerek çatı uygulamalarına geçildiğini anlattı.

Uğurel, Almanya gibi ülkelerde çatı uygulamalarının 10-15 yıl öncesinde yaygınlaşmaya başladığını ve şu anda Çin'in bütün dünyadaki güneş panellerinin yüzde 85'ini ürettiğini dile getirerek, şöyle konuştu:

"Bu durumunun temelinde güneş panelinin perakende bir ürün haline gelmesi yatıyor. Perakende ürünün altın kuralı çok üretmek ve kar marjlarının düşük olmasıdır. Bunu Türkiye’de anlatmakta zorlanıyoruz. Şu anda hücre ithal edip güneş paneli üreten 30-35 şirket var. Bu üreticiler, Türkiye’nin 10 yıl boyunca kurduğu güneş enerjisi santralinin iki katını üretebiliyorlar şu anda. Bunlar nereye satacaklar? Artık kapasiteleri çok düşük olduğu için fiyatları yüzde 30-40 daha pahalı. 2-3 sene sonra Hanwha-Kalyon grubuyla da rakip olamayacaklar, çünkü eğer bir yerli ürün alınacaksa buranın üretimleri tercih edilecek."

Uğurel, Türkiye'de çatı uygulamaları konusuna Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığının yanı sıra Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, Maliye Bakanlığı ve Enerji Piyasası Düzenleme Kurumunun dahil olduğunu ve dolayısıyla gerekli çalışmaların bu kurumlar tarafından yapılacağını aktardı.

Çatısına güneş paneli kuran kişinin ürettiği elektriği satabilme imkanı olması için mahsuplaşma sisteminin gelmesi gerektiğini aktaran Uğurel, "Şu anda ticari mükellef değilseniz, birey olarak çatınıza bir mini GES kurmanın hiçbir fizibilitesi yok. Hobi olarak yapılabilir, ancak o zaman amortisman hesabını da yapmazsınız. Mahsuplaşma konusunda da Maliye Bakanlığı devreye giriyor. Vergi devreye giriyor. Biz burada yıllık mahsuplaşma istiyoruz. Bu, sektörün en büyük problemi şu anda. 'Yıl sonunda benim borcum varsa ödeyeyim, alacağım varsa da alayım. Bir sonraki seneye beyaz sayfayla başlayalım.' diyoruz. Dünyada da böyle ilerlemiş bu süreç." dedi.

– "Teşvik istemiyoruz, serbest piyasada şekillensin"

Uğurel, çatı üstü GES uygulamalarında teşvik istemediklerini ve desteklerinin serbest piyasadaki elektrik fiyatı olması gerektiğini belirterek, şöyle devam ettti:

"Elektrik fiyatı ne kadar artarsa, bu işin cazibesi o kadar artacak. İnsanlar daha çok kendi tüketmek isteyecekler. Bu iş doğal yolla ama biraz yavaş gelişir. Devlet düzenleyici olarak olsun ama biz devleti de hissetmeyelim. Bizim tek muhatabımız dağıtım şirketi olsun diye düşünüyoruz. Teşvik olmazsa hiçbir tehlikemiz olmayacak bizim. Çünkü dünyada da nerede teşvik verilirse arkasından bir köstek gelmiş. Türkiye’deki yatırımcılar oyunun kuralı yarı yolda değişiyor diye çok şikayet ediyor ama teşviğin olduğu her yerde bu tehlike var. Serbest piyasa koşullarında çatı üstü GES pazarı büyüsün istiyoruz. Ondan sonra hatta güneş enerjisiyle ilgili herşey serbest piyasada şekillensin. Biz güneş enerjisi sektörü olarak serbest piyasanın gücüne inanıyoruz ve teşvik istemiyoruz."

Çatısında elektrik üretebilen insanların artık birer enerji oyuncusu haline geleceğine ve sektörü bir süre sonra bireylerin yönlendirmeye başlayacağına dikkati çeken Uğurel, "Solarbaba olarak, diğer tüm sivil toplum kuruluşları, kamu kurumları ve konunun uzmanı kişi ve şirketlerle birlikte ülkemizde çatı üstü GES pazarının açılması için büyük çaba harcıyoruz çünkü minimum 10 bin megavat gücünde bir potansiyele sahibiz. Bu da yaklaşık olarak 10-12 milyar dolarlık bir pazar büyüklüğüne denk geliyor." diye konuştu.

– "Kentsel dönüşümle güneşin kaderi değişir"

Güneş enerjisinin büyük ölçekli yatırım yapılacak bir kaynak olmadığını ve çatı uygulamalarıyla güneşin tabana yayılacağını dile getiren Uğurel, şunları kaydetti:

"Bu kapsamda kentsel dönüşüm çatılarda GES kurulması için bir fırsat oluşturuyor. Bu fırsatı kaçırmamamız lazım. Kentsel dönüşüm mevzuatının içine eklenebilecek bir cümleyle güneşin kaderi değişir. 'Yeni ruhsat alacak binaların çatısında örneğin 2 kilovat güneş paneli olması zorunludur veya metrekarenin yüzde 50’si güneş paneliyle kaplanacak.' şeklindeki bir cümleyle her şey değişebilir. Türkiye’de bir bina bittikten sonra güneş paneli kurmak çok zor. Bina yapılırken güneş paneli yapılırsa, hesaplamalarımıza göre bu binanın maliyetini sadece yüzde 0,5 etkiler. Bu müteahhit için hiçbir şey. Müteahhit bunu apartmanını satarken bir reklam aracı olarak da kullanabilir. Güneş bu şekilde çok rahat entegre edilebilir.”

Yenilenebilir Enerji Kaynaklarını Destekleme Mekanizması kapsamındaki desteklerin 2020’den sonra devam etmeyeceği kararını da anımsatan Uğurel, "Bunun yerine depolamaya destek verilebilir. Depolamada önderliği elektrikli araçlar üstlenecek, ikinci sırada ise yenilenebilir enerji kaynakları gelecek." ifadesini kullandı.

Solarbaba tarafından 9 Kasım’da Ankara’da güneş ve çatı pazarındaki gelişmelerin tartışılacağı bir çalıştay gerçekleştirilecek.

Kar amacı gütmeyen bir şirket olarak 1996’da kurulan Solarbaba’nın sektörde 150 üyesi bulunuyor.