Zorlu Enerji'nin 6 santrali YEKDEM kapsamında yer aldı

ANKARA (AA) – Zorlu Enerji Elektrik Üretim AŞ, gelecek yıl 3 rüzgar enerjisi santrali (RES) ve 3 jeotermal enerji santrali (JES) olmak üzere 6 santralinin Yenilenebilir Enerji Kaynakları Destekleme Mekanizması (YEKDEM) kapsamında elektrik satacağını bildirdi.

Şirketten, Kamuyu Aydınlatma Platformu'na (KAP) yapılan bildirimde, yenilenebilir enerji kaynaklarından elektrik üreten tesisler için oluşturulan ve dolar bazında sabit fiyat garantisi veren YEKDEM'den faydalanabilmek adına 6 santral için yapılan başvuruların EPDK tarafından kabul edildiği belirtildi.

Söz konusu mekanizma kapsamında 2019'da ürettiği tüm elektriği satacak santrallerin, Gökçedağ RES, Sarıtepe RES, Demirciler RES, Alaşehir I JES, Kızıldere II JES ve Kızıldere III JES olduğu ifade edildi.

Gökçedağ RES'in kilovatsaat başına 7,3 dolar cent fiyatından satış yapacağı belirtilen açıklamada, şu bilgilere yer verildi:

"Sarıtepe RES ve Demirciler RES ise kilovatsaat başına 7,3 dolar cent'e ek olarak yerli aksam kullanımdan dolayı verilen 1,4 dolar cent ek katkıdan da faydalanacak olup toplamda kilovatsaat başına 8,7 dolar cent fiyatından satış yapacaklardır. Kızıldere II JES jeotermal enerjiye dayalı üretim tesislerine verilen kaynak bazında destek fiyatı olan kilovatsaat için 10,5 dolar cent fiyatından satış yapacak olup, Kızıldere III JES ve Alaşehir I JES ise kilovatsaat başına 10,5 dolar cent fiyatına ek olarak yerli aksam kullanımdan dolayı verilen 0,7 dolar cent ek katkıdan da faydalanacak olup toplamda kilovatsaatte 11,2 dolar cent fiyatından satış yapacaklardır."

Yenilenebilir enerjiye yeni destek mekanizması yolda

İSTANBUL (AA) – NURAN ERKUL KAYA – Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası (EBRD) Kıdemli Bankacısı Andi Aranitasi, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığına yenilenebilir enerji kaynaklarını teşvik edecek yeni bir mekanizmanın geliştirilmesi konusunda destek verdiklerini belirterek, "Yeni bir sistemle devam etmek istenildiği anlaşılıyor. Türkiye'nin 2020'den sonra yenilenebilir enerji kaynaklarını destekleyecek yeni mekanizmasının bu yıl sonuna kadar açıklanacağını umuyoruz." dedi.

Aranitasi, AA muhabirine, Türkiye'nin Yenilenebilir Enerji Kaynaklarını Destekleme Mekanizması (YEKDEM) kapsamında yenilenebilir enerji santrallerine verdiği bir alım garantisi olduğunu anımsattı.

YEKDEM'in 2020'nin ardından sona erdirilerek yeni bir sisteme geçileceğini vurgulayan Aranitasi, alım garantisi olmayan projelerin finansman bulmasının daha zor olabileceğine ve yatırımcının uzun dönemli bir fiyat öngörüsü yaparak piyasa riskini almak durumunda kalacağına dikkati çekti.

Aranitasi, iyi projelerin her zaman finansman bulabileceğini ancak bu konuda da daha ihtiyatlı bir yaklaşımla karşı karşıya kalınabileceğini söyledi.

Türkiye'nin yeni bir sistemle devam etmek istediğinin anlaşıldığını ifade eden Aranitasi, şöyle devam etti:

"EBRD olarak, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığının yenilenebilir enerji kaynaklarının nasıl destekleneceği konusunda yeni bir mekanizma oluşturma planına destek veriyoruz. Türkiye'nin 2020'den sonra yenilenebilir enerji kaynaklarını destekleyecek yeni mekanizmasının bu yıl sonuna kadar açıklanacağını umuyoruz. Burada, yine minimum seviyede de olsa bir alım garantisi sunma fikri öne çıkıyor ki bu da yenilenebilir enerji kaynaklarının kapasitesinin büyümesi için yeterli olacaktır. Alım garantisi asgari düzeyde de olsa yenilenebilir enerji kaynakları büyümeye devam edecektir, çünkü bu kaynaklar Türkiye'nin enerji stratejisinin temel taşlarını oluşturuyor."

– "EBRD'den bu yıl yeni bir proje finansmanı daha"

Türkiye'nin elektrik sektörüne sağladıkları finansmanın her yıl 200-300 milyon avro arasında değiştiğini belirten Aranitasi, geçen hafta Akfen Yenilenebilir Enerji'ye sağladıkları 102 milyon dolarlık krediden sonra bu yıl içinde yeni bir proje finansmanı daha açıklayabileceklerini bildirdi.

Elektrik sektörüne yaptıkları yatırımın gelecek yıl da aynı seviyelerde devam edeceğini belirten Aranitasi, Türkiye'deki portföyün geri ödemelerde gayet iyi performans gösterdiğine işaret etti.

Yenilenebilir enerji kaynaklarının performasının daha iyi olduğunu dile getiren Aranitasi, "Biz, şirketlere çoklu para birimi üzerinden borçlanmalarını tavsiye ediyoruz. YEKDEM'den faydalanan yenilenebilir enerji santralleri gibi dolar üzerinden kazanç sağlayan şirketler genelde dolar üzerinden borçlanıyor ama şirketlerin gelirleri lira üzerinden olduğu zaman, biz de kendilerini lira üzerinden borçlandırmaya çalışıyoruz. Finansman yapılarımız güçlü ve bu şekilde çoklu olduğu için şimdiye kadar hiçbir firma yapılanma talebinde bulunmadı." diye konuştu.

Aranitasi, EBRD olarak Türkiye'de faaliyet göstermeye başladıkları 10 yıldan beri 1,8 milyar avro yatırım yaptıklarını ve bunun içinde yenilenebilir enerjinin en büyük paya sahip olduğunu da ifade etti.

Şu ana kadar, Türkiye'deki yenilenebilir enerji kaynaklarına yatırımlarınının 850 milyon avro seviyesinde olduğunu aktaran Aranitasi, elektrik ve doğalgaz dağıtımına 550 milyon, doğalgaz santrallerine 175 milyon avroluk destek sağlandığını, geriye kalan yatırımların da diğer kaynaklar arasında paylaşıldığını kaydetti.

Elektrikte YEKDEM maliyeti düzenlemesi

ANKARA (AA) – MUHSİN BARIŞ TİRYAKİOĞLU – Yüksek elektrik tüketimine sahip ve tüketiminin bir kısmını kendi üreten bazı sanayi tesislerinin, kalan tüketimleri için piyasadan aldığı elektriğe uygulanan fiyat muafiyeti uygulamadan kaldırılacak. Söz konusu tesisler, aldığı elektriğin Yenilenebilir Enerji Kaynakları Destekleme Mekanizması (YEKDEM) kapsamındaki maliyetini ödeyecek.

AA muhabirinin Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK) yetkililerinden edindiği bilgiye göre, yerinde üretim desteğinden faydalanan bazı tesisler elektrik tüketimlerinin çok küçük bir kısmını kendi üretiyor ve geriye kalan tüketim miktarının YEKDEM maliyetini de ödemiyordu.

EPDK, ilgili yönetmelikte yapacağı değişiklikle, tesislerin öz üretimi haricinde kalan tüketimleri için piyasadan aldığı elektriğe YEKDEM maliyetini de ekleyecek.

Tesisler, spot piyasada megavatsaati 300-350 lira arasında olan elektrik fiyatına ek olarak, 50-60 lira da YEKDEM maliyeti ödeyecek. Söz konusu tesislerin elektrik maliyetleri yüzde 15-20 artacak.

Öte yandan düzenlemeyle, tesislerin tüketeceği toplam elektrik miktarını göz önünde bulundurarak öz üretimlerini artırması teşvik edilecek. Böylece destekleme mekanizmasının ruhuna uygun ve hakkaniyetli bir üretim mekanizmasının oluşturulması hedefleniyor.

– Uzun vadede faturaları rahatlatacak

Yönetmelik değişikliğiyle YEKDEM kapsamındaki maliyetlerin daha fazla paylaşılacağı ve bu sayede elektrik tedarik şirketlerinin maliyetlerinde oluşan baskının da azalacağı öngörülüyor.

Öte yandan yetkililer, söz konusu azalışla tedarik şirketlerinin tarifelerinde bir rahatlama sağlanacağını ve böylece normal abonelerin faturaları üzerindeki YEKDEM kaynaklı maliyetlerde de uzun vadede yaklaşık yüzde 5'lik bir azalma gerçekleşebileceğini belirtti.

YEKDEM maliyetini ödemekten kaçınan tesisler, piyasada elektrik fiyatlarının yükselmesini dolaylı olarak desteklemiş oluyor. Burada oluşan fiyat farkının elektrik tedarikçilerine yansıtılması ise son aşamada normal elektrik abonelerine fatura yükü olarak geri dönüyor.



Çatılarda güneşten elektrik üretimi YEKDEM kapsamında

ANKARA (AA) – Evlerin çatı ve cephelerinde güneş enerjisinden üretilerek satılacak ihtiyaç fazlası elektriğe 10 yıl boyunca destek verilecek.

Konuya ilişkin Bakanlar Kurulu Kararı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdi.

Buna göre, 31 Aralık 2020 tarihine kadar devreye alınacak Yenilenebilir Enerji Kaynakları Destekleme Mekanizması'na (YEKDEM) tabi üretim tesislerinden, mesken aboneleri için 10 kilovata kadar olan çatı ve cephe uygulamalı elektrik tesislerinde üretilen ihtiyaç fazlası enerji için, Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK) tarafından ilan edilen kendi abone gruplarına ait tek zamanlı aktif bedeli, işletme tarihinden itibaren 10 yıl süreyle uygulanacak.

Söz konusu destek, ticarethane, sanayi, tarımsal sulama ve aydınlatma aboneleri için bin kilovata kadar yenilenebilir enerji kaynaklarına dayalı çatı ve cephe uygulamalı elektrik üretim tesisleri için de verilecek.

Uygulama, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı ve EPDK tarafından yürütülecek.

YEKDEM tolerans katsayıları güncellendi

ANKARA (AA) – Enerji Piyasası Düzenleme Kurumunca (EPDK), Yenilenebilir Enerji Kaynakları Destekleme Mekanizması (YEKDEM) kapsamında farklı tesis tiplerinde uygulanmak üzere belirlenen tolerans katsayıları güncellendi.

EPDK'nın konuya ilişkin kurul kararı, Resmi Gazete'nin bugünkü sayısında yayımlandı.

Buna göre, Yenilenebilir Enerji Kaynaklarının Belgelendirilmesi ve Desteklenmesine İlişkin Yönetmelik kapsamında, farklı tesis tipleri için uygulanmak üzere güncellenen tolerans katsayıları (J katsayısı), şu şekilde uygulanacak:

Kaynak Tipi

J Katsayısı

Kanal

0,98

Rezervuarlı

1

Rezervuarlı + Kanal

1

Rüzgar

0,97

Jeotermal

0,995

Biyokütle

0,99

Güneş

0,98

Öte yandan Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Petrol İşleri Genel Müdürlüğünün Resmi Gazete'de yer alan ilanına göre, Delta Uluslararası Petrol İnşaat Ticaret ve Sanayi Ltd., Kocaeli ve Sakarya illerindeki petrol arama ruhsat süresinin sahada yapılan doğalgaz keşfine istinaden, 2 yıl süreyle uzatılması için başvuruda bulundu.

Zorlu Enerji’nin YEKDEM başvuruları onaylandı

ANKARA (AA) – Zorlu Enerji Elektrik Üretim AŞ tarafından, Yenilenebilir Enerji Kaynakları Destekleme Mekanizması'ndan (YEKDEM) faydalanabilmesi adına 6 yenilenebilir enerji santrali için Enerji Piyasası Düzenleme Kurumuna (EPDK) yapılan başvuruların kabul edildiği bildirildi.

Şirketten yapılan açıklamada, yenilenebilir enerji kaynaklarından elektrik üreten tesisler için oluşturulan ve ABD Doları bazında sabit fiyat garantisi veren YEKDEM'den faydalanabilmesi adına Gökçedağ, Sarıtepe ve Demirciler rüzgar enerjisi santralleri (RES) ile Alaşehir I, Kızıldere II ve Kızıldere III jeotermal enerji santralleri (JES) için yaptığı başvuruların onaylandığı, söz konusu santrallerin 2018 takvim yılında ürettikleri tüm elektriği YEKDEM kapsamında satacağı belirtildi.

Açıklamada, şu ifadelere yer verildi:

"Gökçedağ RES rüzgar enerjisine dayalı üretim tesislerine verilen kaynak bazında destek fiyatı olan kilovat saat başına 7,3 dolar fiyatından satış yapacak olup, Sarıtepe RES ve Demirciler RES ise kilovat saat başına 7,3 dolar fiyatına ek olarak yerli aksam kullanımdan dolayı verilen kilovat saat başına 1,4 dolar ek katkıdan da faydalanacak olup toplamda kilovat saat başına 8,7 dolar fiyatından satış yapacaklardır. Kızıldere II JES, Kızıldere III JES ve Alaşehir I JES ise jeotermal enerjisine dayalı üretim tesislerine verilen kaynak bazında destek fiyatı olan kilovat saat başına 10,5 dolar fiyatına ek olarak yerli aksam kullanımdan dolayı verilen kilovat saat başına 0,7 dolar ek katkıdan da faydalanarak toplamda kilovat saat başına 11,2 dolar fiyatından satış yapacaklardır."

Türkiye’nin çatılarında 10 milyar dolarlık “güneş” yatıyor

İSTANBUL (AA) – NURAN ERKUL KAYA – Solarbaba Kurucusu Ateş Uğurel, Türkiye'de çatı üstü güneş santrali pazarının açılmasının ekonomiye ve istihdama önemli katkıları olacağını belirterek, "Minimum 10 bin megavat gücünde bir potansiyele sahibiz. Bu da yaklaşık olarak 10-12 milyar dolarlık bir pazar büyüklüğüne denk geliyor." dedi.

Uğurel, Türkiye güneş enerjisi sektörünün gelişimi ve çatılarda mini güneş santrali (GES) kurulumuna ilişkin AA muhabirine değerlendirmelerde bulundu.

Türkiye güneş enerjisi kapasitesinin tüm ülkelerin tersi bir yönde gelişim gösterdiğini ifade eden Uğurel, ilk olarak 600 megavatlık lisanslı güneş enerjisi santrali yapılarak en büyük kapasiteden başlandığını ve sonrasında kapasitelerin küçülerek çatı uygulamalarına geçildiğini anlattı.

Uğurel, Almanya gibi ülkelerde çatı uygulamalarının 10-15 yıl öncesinde yaygınlaşmaya başladığını ve şu anda Çin'in bütün dünyadaki güneş panellerinin yüzde 85'ini ürettiğini dile getirerek, şöyle konuştu:

"Bu durumunun temelinde güneş panelinin perakende bir ürün haline gelmesi yatıyor. Perakende ürünün altın kuralı çok üretmek ve kar marjlarının düşük olmasıdır. Bunu Türkiye’de anlatmakta zorlanıyoruz. Şu anda hücre ithal edip güneş paneli üreten 30-35 şirket var. Bu üreticiler, Türkiye’nin 10 yıl boyunca kurduğu güneş enerjisi santralinin iki katını üretebiliyorlar şu anda. Bunlar nereye satacaklar? Artık kapasiteleri çok düşük olduğu için fiyatları yüzde 30-40 daha pahalı. 2-3 sene sonra Hanwha-Kalyon grubuyla da rakip olamayacaklar, çünkü eğer bir yerli ürün alınacaksa buranın üretimleri tercih edilecek."

Uğurel, Türkiye'de çatı uygulamaları konusuna Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığının yanı sıra Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, Maliye Bakanlığı ve Enerji Piyasası Düzenleme Kurumunun dahil olduğunu ve dolayısıyla gerekli çalışmaların bu kurumlar tarafından yapılacağını aktardı.

Çatısına güneş paneli kuran kişinin ürettiği elektriği satabilme imkanı olması için mahsuplaşma sisteminin gelmesi gerektiğini aktaran Uğurel, "Şu anda ticari mükellef değilseniz, birey olarak çatınıza bir mini GES kurmanın hiçbir fizibilitesi yok. Hobi olarak yapılabilir, ancak o zaman amortisman hesabını da yapmazsınız. Mahsuplaşma konusunda da Maliye Bakanlığı devreye giriyor. Vergi devreye giriyor. Biz burada yıllık mahsuplaşma istiyoruz. Bu, sektörün en büyük problemi şu anda. 'Yıl sonunda benim borcum varsa ödeyeyim, alacağım varsa da alayım. Bir sonraki seneye beyaz sayfayla başlayalım.' diyoruz. Dünyada da böyle ilerlemiş bu süreç." dedi.

– "Teşvik istemiyoruz, serbest piyasada şekillensin"

Uğurel, çatı üstü GES uygulamalarında teşvik istemediklerini ve desteklerinin serbest piyasadaki elektrik fiyatı olması gerektiğini belirterek, şöyle devam ettti:

"Elektrik fiyatı ne kadar artarsa, bu işin cazibesi o kadar artacak. İnsanlar daha çok kendi tüketmek isteyecekler. Bu iş doğal yolla ama biraz yavaş gelişir. Devlet düzenleyici olarak olsun ama biz devleti de hissetmeyelim. Bizim tek muhatabımız dağıtım şirketi olsun diye düşünüyoruz. Teşvik olmazsa hiçbir tehlikemiz olmayacak bizim. Çünkü dünyada da nerede teşvik verilirse arkasından bir köstek gelmiş. Türkiye’deki yatırımcılar oyunun kuralı yarı yolda değişiyor diye çok şikayet ediyor ama teşviğin olduğu her yerde bu tehlike var. Serbest piyasa koşullarında çatı üstü GES pazarı büyüsün istiyoruz. Ondan sonra hatta güneş enerjisiyle ilgili herşey serbest piyasada şekillensin. Biz güneş enerjisi sektörü olarak serbest piyasanın gücüne inanıyoruz ve teşvik istemiyoruz."

Çatısında elektrik üretebilen insanların artık birer enerji oyuncusu haline geleceğine ve sektörü bir süre sonra bireylerin yönlendirmeye başlayacağına dikkati çeken Uğurel, "Solarbaba olarak, diğer tüm sivil toplum kuruluşları, kamu kurumları ve konunun uzmanı kişi ve şirketlerle birlikte ülkemizde çatı üstü GES pazarının açılması için büyük çaba harcıyoruz çünkü minimum 10 bin megavat gücünde bir potansiyele sahibiz. Bu da yaklaşık olarak 10-12 milyar dolarlık bir pazar büyüklüğüne denk geliyor." diye konuştu.

– "Kentsel dönüşümle güneşin kaderi değişir"

Güneş enerjisinin büyük ölçekli yatırım yapılacak bir kaynak olmadığını ve çatı uygulamalarıyla güneşin tabana yayılacağını dile getiren Uğurel, şunları kaydetti:

"Bu kapsamda kentsel dönüşüm çatılarda GES kurulması için bir fırsat oluşturuyor. Bu fırsatı kaçırmamamız lazım. Kentsel dönüşüm mevzuatının içine eklenebilecek bir cümleyle güneşin kaderi değişir. 'Yeni ruhsat alacak binaların çatısında örneğin 2 kilovat güneş paneli olması zorunludur veya metrekarenin yüzde 50’si güneş paneliyle kaplanacak.' şeklindeki bir cümleyle her şey değişebilir. Türkiye’de bir bina bittikten sonra güneş paneli kurmak çok zor. Bina yapılırken güneş paneli yapılırsa, hesaplamalarımıza göre bu binanın maliyetini sadece yüzde 0,5 etkiler. Bu müteahhit için hiçbir şey. Müteahhit bunu apartmanını satarken bir reklam aracı olarak da kullanabilir. Güneş bu şekilde çok rahat entegre edilebilir.”

Yenilenebilir Enerji Kaynaklarını Destekleme Mekanizması kapsamındaki desteklerin 2020’den sonra devam etmeyeceği kararını da anımsatan Uğurel, "Bunun yerine depolamaya destek verilebilir. Depolamada önderliği elektrikli araçlar üstlenecek, ikinci sırada ise yenilenebilir enerji kaynakları gelecek." ifadesini kullandı.

Solarbaba tarafından 9 Kasım’da Ankara’da güneş ve çatı pazarındaki gelişmelerin tartışılacağı bir çalıştay gerçekleştirilecek.

Kar amacı gütmeyen bir şirket olarak 1996’da kurulan Solarbaba’nın sektörde 150 üyesi bulunuyor.

Türkiye'nin çatılarında 10 milyar dolarlık "güneş" yatıyor

İSTANBUL (AA) – NURAN ERKUL KAYA – Solarbaba Kurucusu Ateş Uğurel, Türkiye'de çatı üstü güneş santrali pazarının açılmasının ekonomiye ve istihdama önemli katkıları olacağını belirterek, "Minimum 10 bin megavat gücünde bir potansiyele sahibiz. Bu da yaklaşık olarak 10-12 milyar dolarlık bir pazar büyüklüğüne denk geliyor." dedi.

Uğurel, Türkiye güneş enerjisi sektörünün gelişimi ve çatılarda mini güneş santrali (GES) kurulumuna ilişkin AA muhabirine değerlendirmelerde bulundu.

Türkiye güneş enerjisi kapasitesinin tüm ülkelerin tersi bir yönde gelişim gösterdiğini ifade eden Uğurel, ilk olarak 600 megavatlık lisanslı güneş enerjisi santrali yapılarak en büyük kapasiteden başlandığını ve sonrasında kapasitelerin küçülerek çatı uygulamalarına geçildiğini anlattı.

Uğurel, Almanya gibi ülkelerde çatı uygulamalarının 10-15 yıl öncesinde yaygınlaşmaya başladığını ve şu anda Çin'in bütün dünyadaki güneş panellerinin yüzde 85'ini ürettiğini dile getirerek, şöyle konuştu:

"Bu durumunun temelinde güneş panelinin perakende bir ürün haline gelmesi yatıyor. Perakende ürünün altın kuralı çok üretmek ve kar marjlarının düşük olmasıdır. Bunu Türkiye’de anlatmakta zorlanıyoruz. Şu anda hücre ithal edip güneş paneli üreten 30-35 şirket var. Bu üreticiler, Türkiye’nin 10 yıl boyunca kurduğu güneş enerjisi santralinin iki katını üretebiliyorlar şu anda. Bunlar nereye satacaklar? Artık kapasiteleri çok düşük olduğu için fiyatları yüzde 30-40 daha pahalı. 2-3 sene sonra Hanwha-Kalyon grubuyla da rakip olamayacaklar, çünkü eğer bir yerli ürün alınacaksa buranın üretimleri tercih edilecek."

Uğurel, Türkiye'de çatı uygulamaları konusuna Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığının yanı sıra Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, Maliye Bakanlığı ve Enerji Piyasası Düzenleme Kurumunun dahil olduğunu ve dolayısıyla gerekli çalışmaların bu kurumlar tarafından yapılacağını aktardı.

Çatısına güneş paneli kuran kişinin ürettiği elektriği satabilme imkanı olması için mahsuplaşma sisteminin gelmesi gerektiğini aktaran Uğurel, "Şu anda ticari mükellef değilseniz, birey olarak çatınıza bir mini GES kurmanın hiçbir fizibilitesi yok. Hobi olarak yapılabilir, ancak o zaman amortisman hesabını da yapmazsınız. Mahsuplaşma konusunda da Maliye Bakanlığı devreye giriyor. Vergi devreye giriyor. Biz burada yıllık mahsuplaşma istiyoruz. Bu, sektörün en büyük problemi şu anda. 'Yıl sonunda benim borcum varsa ödeyeyim, alacağım varsa da alayım. Bir sonraki seneye beyaz sayfayla başlayalım.' diyoruz. Dünyada da böyle ilerlemiş bu süreç." dedi.

– "Teşvik istemiyoruz, serbest piyasada şekillensin"

Uğurel, çatı üstü GES uygulamalarında teşvik istemediklerini ve desteklerinin serbest piyasadaki elektrik fiyatı olması gerektiğini belirterek, şöyle devam ettti:

"Elektrik fiyatı ne kadar artarsa, bu işin cazibesi o kadar artacak. İnsanlar daha çok kendi tüketmek isteyecekler. Bu iş doğal yolla ama biraz yavaş gelişir. Devlet düzenleyici olarak olsun ama biz devleti de hissetmeyelim. Bizim tek muhatabımız dağıtım şirketi olsun diye düşünüyoruz. Teşvik olmazsa hiçbir tehlikemiz olmayacak bizim. Çünkü dünyada da nerede teşvik verilirse arkasından bir köstek gelmiş. Türkiye’deki yatırımcılar oyunun kuralı yarı yolda değişiyor diye çok şikayet ediyor ama teşviğin olduğu her yerde bu tehlike var. Serbest piyasa koşullarında çatı üstü GES pazarı büyüsün istiyoruz. Ondan sonra hatta güneş enerjisiyle ilgili herşey serbest piyasada şekillensin. Biz güneş enerjisi sektörü olarak serbest piyasanın gücüne inanıyoruz ve teşvik istemiyoruz."

Çatısında elektrik üretebilen insanların artık birer enerji oyuncusu haline geleceğine ve sektörü bir süre sonra bireylerin yönlendirmeye başlayacağına dikkati çeken Uğurel, "Solarbaba olarak, diğer tüm sivil toplum kuruluşları, kamu kurumları ve konunun uzmanı kişi ve şirketlerle birlikte ülkemizde çatı üstü GES pazarının açılması için büyük çaba harcıyoruz çünkü minimum 10 bin megavat gücünde bir potansiyele sahibiz. Bu da yaklaşık olarak 10-12 milyar dolarlık bir pazar büyüklüğüne denk geliyor." diye konuştu.

– "Kentsel dönüşümle güneşin kaderi değişir"

Güneş enerjisinin büyük ölçekli yatırım yapılacak bir kaynak olmadığını ve çatı uygulamalarıyla güneşin tabana yayılacağını dile getiren Uğurel, şunları kaydetti:

"Bu kapsamda kentsel dönüşüm çatılarda GES kurulması için bir fırsat oluşturuyor. Bu fırsatı kaçırmamamız lazım. Kentsel dönüşüm mevzuatının içine eklenebilecek bir cümleyle güneşin kaderi değişir. 'Yeni ruhsat alacak binaların çatısında örneğin 2 kilovat güneş paneli olması zorunludur veya metrekarenin yüzde 50’si güneş paneliyle kaplanacak.' şeklindeki bir cümleyle her şey değişebilir. Türkiye’de bir bina bittikten sonra güneş paneli kurmak çok zor. Bina yapılırken güneş paneli yapılırsa, hesaplamalarımıza göre bu binanın maliyetini sadece yüzde 0,5 etkiler. Bu müteahhit için hiçbir şey. Müteahhit bunu apartmanını satarken bir reklam aracı olarak da kullanabilir. Güneş bu şekilde çok rahat entegre edilebilir.”

Yenilenebilir Enerji Kaynaklarını Destekleme Mekanizması kapsamındaki desteklerin 2020’den sonra devam etmeyeceği kararını da anımsatan Uğurel, "Bunun yerine depolamaya destek verilebilir. Depolamada önderliği elektrikli araçlar üstlenecek, ikinci sırada ise yenilenebilir enerji kaynakları gelecek." ifadesini kullandı.

Solarbaba tarafından 9 Kasım’da Ankara’da güneş ve çatı pazarındaki gelişmelerin tartışılacağı bir çalıştay gerçekleştirilecek.

Kar amacı gütmeyen bir şirket olarak 1996’da kurulan Solarbaba’nın sektörde 150 üyesi bulunuyor.

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Albayrak:

ANKARA (AA) – Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Berat Albayrak, Yenilenebilir Enerji Kaynakları Destekleme Mekanizması'nın (YEKDEM) uygulandığı dönemde sektöre ciddi katkı sağladığını belirterek, "Özellikle günün ihtiyaçlarını karşılama noktasında YEKDEM 2020'de sona eriyor. Devam edecek misiniz diye soruluyor. Birinci ağızdan söylüyorum; "hayır" devam etmeyeceğiz. YEKDEM o günün koşullarında ciddi bir katkı yaptı ancak miadını doldurdu" dedi.

Albayrak, 6. Rüzgar Enerjisi Kongresi'nde (TÜREK) Türkiye rüzgar piyasasına ilişkin açıklamalar yaptı.

Türkiye'nin 15 yıllık büyüme hikayesinde enerji sektörünün aslan payına sahip olduğunu ifade eden Albayrak, "Ekonomik olarak büyümenizi desteklemek için bununla atbaşı giden enerji anlamında da yatırımlarınızı yapmak zorundasınız. Son 15 yılın yaklaşık yüzde 6'lık Türkiye ekonomisi büyümesine, yüzde 7'lik enerji sektörü büyümesini eklediğinizde, Türkiye'nin ne kadar büyük bir başarı hikayesi ortaya koyduğunu görebiliyorsunuz." değerlendirmesinde bulundu.

Albayrak, Türkiye'nin son yıllarda yaşadığı bütün küresel ve bölgesel sıkıntılara rağmen güçlü bir şekilde yoluna devam ettiğini ve enerji alanında da artık bir üst lige çıkmak için hedeflerin ortaya konulması gerektiğini vurgulayarak, "daha çok yerli ve daha çok yenilenebilir" prensibi doğrultusunda Türkiye'nin kendi kaynaklarını öncelediğini ve adımların da bu doğrultuda atıldığını kaydetti.

Enerjide daha rasyonel modellerle piyasanın karşısına çıkmak için Yenilenebilir Enerji Kaynak Alanları (YEKA) modelinin ortaya konulduğuna dikkati çeken Albayrak, "Bu, birçok anlamda başarılı ve dünyada ses getiren bir model oldu. Bir model, yatırımcıyı, tüketiciyi, endüstriyi, kimi sayarsan say hepsini eşit anlamda, dengeli olarak tatmin etmeli ki sürdürülebilir olsun. Yoksa başkası gelir, bu modeli durdurup başka bir süreç ortaya koyar." ifadelerini kullandı.

– Gelecek on yılda yenilenebilirde büyük yatırımlar

Albayrak, enerji ve maden ithalat faturasının 55 milyar dolar olduğunu hatırlatarak, Türkiye'nin bulunduğu coğrafyada yenilenebilir kaynaklar alanında önemli bir konumu bulunduğunu söyledi.

Türkiye'nin yatırım kapasitesi, potansiyeli, yatırım teşvikleri ve cazip fırsatlarıyla uluslararası yatırımcılar için cazip modeller ortaya çıkardığını aktaran Albayrak, son 15 yılda bu modeller sayesinde ülkenin büyük bir başarı hikayesi ortaya koyduğunu vurguladı.

Albayrak, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Çevresel koşulları, temiz enerji koşullarını da destekleyecek sürecin önünü açmamız gerektiğinden hareket ettik. Özellikle son 2 yılda, sadece 2016'da devreye giren yeni kapasitenin yüzde 55'ini, 2017'de de şu ana kadar yüzde 64'ünü yenilenebilir kaynaklar oluşturdu. Bu, dünyada sayılı bir başarı ve artarak büyümeye devam edecek. Yerli ve yenilenebilir desteğimiz bu çerçevede devam edecek. Rüzgarda geçtiğimiz yıl kurulumda Avrupa'da üçüncü, dünyada yedinci olduk. Bu yıl, bu rakamları hem güneş hem rüzgarda zorlayacağız, hatta geçeceğiz. Tüm bu çerçevede baktığımız zaman önümüzdeki 10 yıl hedefi çizildi. Asgari 10 bin megavat güneş, 10 bin megavat rüzgar yatırımıyla Türkiye'nin enerji portföyünün çeşitlendirilebilmesi noktasında dengeyi sağlıklı kurmak için adımları bu noktada attık. Özellikle günün ihtiyaçlarını karşılama noktasındaki YEKDEM 2020'de sona eriyor. Devam edecek misiniz diye soruluyor. Birinci ağızdan söylüyorum; hayır devam etmeyeceğiz. YEKDEM o günün koşullarında ciddi bir katkı yaptı ancak miadını doldurdu. YEKA'yla daha rekabetçi bir sürece devam edeceğiz. Çünkü hakikaten bu noktada destek ve teşvikler açısından bakıldığında kamu maliyesini de olumlu destekleyecek bir sürece gireceğiz."

– "Yatırımcının önünü açacağız"

Albayrak, milli enerji ve maden politikası doğrultusunda da bakanlığın adımlarının devam ettiğini, düşük maliyetli yatırım fırsatlarının yatırımcıların üst düzey ilgisini çektiğini söyledi.

Türkiye'nin bölgede önemli bir ihracat merkezi olma potansiyelini, enerji sektöründe de güçlenerek artırmaya devam edeceğine değinen Albayrak, "Bize düşen yol açmak, yatırımcının yolunu açmak. Eski kamu mantığı ile "Her şeyi kamu yapsın", yok öyle bir şey. Biz ortamı iyileştirip yatırımın, yatırımcının önünü açacağız." dedi.

Albayrak, YEKA ihalesine dünyadaki en büyük 10 enerji şirketinden 8'inin girdiğini hatırlatarak, bunun Türkiye piyasasının öngörülebilirliği açısından potansiyelini ortaya koyduğunu ifade etti.

Gelecek yıl sürpriz bazı adımlarla rüzgarda YEKA'ların devam edeceğini açıklayan Albayrak, "Güneşte dünyanın en büyük ihalesini yaptık, önemli adımlar attık. Rüzgarda da güneşte de seneye farklı sürpriz adımlarla devam edeceğiz. Hiçbir şekilde geri adım atmayacağız. Büyüme ve gelişme anlamında piyasayı şaşırtmaya ve "vay be!" dedirtmeye devam edeceğiz." diye konuştu.

Albayrak, bazı çevrelerin kurulu gücün tamamının rüzgar ve güneş olması gerektiğine dair söylemlerde bulunduğunu dile getirerek, şöyle konuştu:

"Farklı alanlar üzerindeki üretimi inceliyoruz. Yenilenebilir bu açıdan Türkiye'nin enerji arz güvenliği noktasında çok önemli. Şunun altını çok net çizmemiz lazım, 80 bin megavatın yüzde 100'ünü rüzgar yapsın, güneş yapsın diyorlar. Bu, bazılarının bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olma ya da ortamı manipüle etmek için oluşturduğu yanlış bilgiler. Baz yükünden, arz güvenliğine dengeli bir şekilde portföyü yönetmek, kullanmak durumundayız. Önceliğimiz enerjide de dışa bağımlılığı düşürmekse yerli kaynakların kullanımında yüzde 30'lardan 40'lara 50'lere çıkıyoruz. Hedef üçte ikiyse yerli ve yenilenebilir altyapıyı geliştirirken bu çerçevede özellikle bu açıdan hepsinden maksimum düzeyde faydalanmamız lazım. Güneşten kömüre, nükleer enerji kaynaklarına ve tabi ki doğalgaza kadar. Tüm bu çerçevede enerjide dışa bağımlılığın minimize edilmesi için önemli bir atılım olacak ve bu çerçevede devam edeceğiz."

Albayrak, rüzgarda bekleyen kapasitelerle ilgili olarak kasım-aralık gibi adım atılacağını belirterek, "Bu kapasitelerle ilgili süreci de bu yıl bitmeden tamamlayıp sektörün önünü hızlıca açarak 2018'e çok net ve somut bir şekilde ilerleyeceğiz." ifadesini kullandı.

Güneş ve rüzgar enerjisinde yeni modeller üzerinde çalıştıklarını dile getiren Albayrak, "Her kaynağı maksimum verimlilikle kullanmak suretiyle maksimum rekabetin de önünü açmalıyız. Teknoloji transferi ve yerli üretim anlamında da önemli adımlar atılmaya devam edilecek. Geçtiğimiz 15 yıldan çok farklı bir planlamayla 10-20-30 yılı planlıyoruz." değerlendirmesinde bulundu.

– TANAP örneği

Albayrak, son 15 yıldır milletin kendilerine yüklediği sorumluluğu ileriye taşımaya devam edeceklerini kaydederek, "Birileri, sizin başarı hikayenizi gölgelemek ve gündemi başka noktaya çekmek için toplumun temel değerleriyle taban tabana zıt bir ahlak ve karakterle her türlü yalan, ahlaksızlık, iftira ve en önemlisi her türlü ihaneti yapmaya devam etse de biz zerre prim vermeyeceğiz. Suratlarına en ağır ve en sert demokratik tepkiyi verip işimize devam edeceğiz." şeklinde konuştu.

Bakü-Tiflis-Ceyhan petrol boru hattının tarihi bir iş ve büyük bir proje olduğunu vurgulayan Albayrak, sözlerini şöyle tamamladı:

"2006'da devreye aldık. İkincisi gaz, on yıllarca, gaz piyasasını Nabucco diyerek AB'nin hikayelerini anlatarak netice alamadığı tarihi projeyi rafta bırakıp, dünya enerji piyasalarında tarihi adım olan TANAP'ı gerçekleştirdik. Seneye yıl ortasında açılıyor. Bu yılbaşı ilk test gazını basmaya başlıyoruz. Son olarak Bakü-Tiflis-Kars demiryolu hattı, modern demir İpek Yolu'nun açılışı da var. Biz ne yapıyoruz, birileri ne yapıyor. Kimse kusura bakmasın biz çalışmaya üretmeye devam edeceğiz. Birileri de hezeyanlarına, bu topluma zıt ihanet iklimine devam edecek. Türkiye, yenilenebilir enerji alanında da dünyada en öndeki ülkelerden biri olmak için üretim teknolojisi, yerlileşme ve kapasite devreye alma noktasında ne gerekiyorsa yapmaya devam edecek. Bu konudaki en güçlü güvencemiz 80 milyon ve bize verdikleri destek."

Turcas’ın Kuyucak santralinin geçici kabulü tamamlandı

ANKARA (AA) – Turcas Petrol AŞ'nin, Aydın'ın Kuyucak ilçesindeki 18 megavat kurulu güce sahip olacak jeotermal elektrik üretim santralinin 10 megavatlık kısmının geçici kabulü, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı tarafından 27 Ekim'de tamamlandı.

Turcas tarafından Kamuyu Aydınlatma Platformu'na yapılan açıklamada, şirketin yüzde 92 oranındaki bağlı ortaklığı Turcas Kuyucak Jeotermal Elektrik Üretim AŞ'nin (TKJ) 2018 itibarıyla Yenilenebilir Enerji Kaynakları Destekleme Mekanizması'na (YEKDEM) katılımı için başvurunun gerçekleştirildiği belirtildi.

Söz konusu tesisin bu yıl sonuna kadar tüm üretim kuyuları devreye alınarak kurulu güç büyüklüğü olan 18 megavat ile YEKDEM'e katılmasının ön görüldüğü vurgulanan açıklamada, şunlar kaydedildi:

"Santralin 2017 sonunda öngörülen ticari işletmeye geçiş tarihinden itibaren 10 yıllık süre içerisinde, yerli ekipman kullanımı ek teşvikiyle birlikte üreteceği elektrik enerjisini YEKDEM kapsamında ilk 5 yıl boyunca kilovatsaat başına 11,8 dolar cent üzerinden, takip eden ikinci 5 yıllık dönemde ise kilovatsaat başına 10,5 dolar centten satmaya hak kazanacaktır. Öte yandan, şirketimiz Kuyucak santralinin yatırımında elde ettiği deneyim ile 2018'in başında Manisa'da bulunan 4 bin 537 hektarlık jeotermal sahada sığ sondaj çalışmalarına başlaması planlanmaktadır."