Marka Zirvesi sektörün önde gelen isimlerini ağırladı

İSTANBUL (AA) – Yeditepe Üniversitesi'nde bu yıl ikincisi düzenlenen "Marka Zirvesi 2018" çok sayıda ulusal ve uluslararası şirketin yöneticisini ağırladı. Konuklar, dünya ve Türkiye’de markaların yürüttüğü stratejik yaklaşımlar ve bu amaçla gerçekleştirdikleri faaliyetleri anlattı.

Yeditepe Üniversitesi'nin açıklamasına göre, İletişim Fakültesi Reklam Tasarımı ve İletişimi Bölümü ile Halkla İlişkiler ve Tanıtım Bölümü öğrencileri tarafından düzenlenen zirve üniversitenin Güzel Sanatlar Fakültesi Konferans Salonu'nda gerçekleştirildi.

İletişim Fakültesi Öğretim Üyesi Duygu Aydın Aslaner koordinatörlüğünde organize edilen zirvede, çok sayıda ulusal ve uluslararası şirketin yöneticisi, dünyada ve Türkiye'de markaların yürüttüğü stratejik yaklaşımlar ve bu amaçla gerçekleştirdikleri faaliyetleri anlattı.

Zirvenin açılışında konuşan Yeditepe Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Billur Ülger, halihazırda markanın ABD Pazarlama Derneği'nin 1960 yılında yaptığı "bir sembol, tasarım, isim veya logo" şeklindeki tanımdan çok daha farklı boyutlara ulaştığını belirterek, "Marka bugün, hiçbir zaman hiçbir şirket bilançosunda görülemeyecek soyut değerlerin bir bütünüdür." ifadesini kullandı.

Açılışın ardından zirvenin konukları, Sephora Türkiye Pazarlama Yöneticisi Simge Duran, Turkcell Global Bilgi Dijital Dönüşüm Uzmanı Cansu Baki Yılmaz, The Others Agency Ajans Başkanı Serdar Keskin, DeFacto Marka Yöneticisi Elif Çiçek, Johnson&Johnson Güzellik Kategorisi Marka Müdürü Alperen Özkan, Fox Networks Group Sr. Marka Yöneticileri Zeynep Ersayan ve Emrah Bulut ile Cannes Lions Türkiye Temsilcisi Vicky Habif, katılımcılarla markalarına ilişkin deneyimleri paylaştı.

“Yerel Yönetim ve Yerel Seçim Stratejileri” konferansı

İSTANBUL (AA) – CHP Genel Sekreteri Mehmet Akif Hamzaçebi, "Bu yerel seçimlerde İstanbul ve Ankara'yı kazanacağız. Çoğaltalım, yanına Antalya, Mersin, Adana ve diğer büyükşehirleri de ilave edelim. İstanbul'da 39 ilçenin 14'ü CHP'dedir. Bu sayıyı 30'a yaklaştıracağız." dedi.

Yeditepe Üniversitesi İnan Kıraç Salonu'nda Yeditepe Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Kulübü'nün düzenlediği, "Yerel Yönetim ve Yerel Seçim Stratejileri" konulu konferansa katılan Hamzaçebi, 24 Haziran seçimleriyle birlikte Türkiye'nin parlamenter sisteme veda edilip, başkanlık ya da cumhurbaşkanlığı hükümet sistemine geçildiğini anlattı.

Hamzaçebi, şöyle konuştu:

"Gerçekte başkanlık sisteminde olması gereken fren ve denge mekanizmalarına sahip olmayan bir sisteme geçildi ancak bu sisteme geçildikten sonra yakın siyasi tarihimizde ilk kez Adalet ve Kalkınma Partisi parlamento çoğunluğunu kaybetti. Başkanın mensup olduğu parti seçimlerde, parlamentoda çoğunluğu elde ederse her şey çok hızlı gider, amaç buydu ancak böyle olmadı. Cumhurbaşkanının mensubu olduğu partinin parlamento çoğunluğu oluşmadı. Parlamentoda şu an cumhurbaşkanının yasa çıkarabilmesi için kendi partisi dışında bir başka siyasal partinin desteğine ihtiyaç duymaktadır. Şu anda MHP olarak gözüküyor ama ileride nasıl bir tabloyla karşılaşırız, bu ittifak ne kadar sürer bunları bilemiyoruz. Türkiye'de siyaset çok hızlı değişiyor."

– "Yerel seçimlerde ittifak yapılması yasalarımızda yok"

Yerel seçimlerde, yine ittifakların oluştuğunu veya oluşmaya başladığını, ittifak konusunda siyasi partiler arasında görüşmelerin sürdürdüğünü belirten Hamzaçebi, "İttifak genel seçim kavramıdır. Yerel seçimlerde ittifak yapılması yasalarımızda yok. Yerel seçimlerde siyasi partilerin yaptığı işbirliğine ittifak denilmekle birlikte yasal anlamda bu bir ittifak değildir. Partiler arasında işbirliği görüşmeleri devam ediyor, ilerleyen dönemde hep birlikte sonuçlarını göreceğiz." değerlendirmesini yaptı.

Yerel seçimlerde seçmenle siyasal partiler arasındaki bağın zayıflayıp, aday profilinin öne çıktığını ifade eden Hamzaçebi,"O nedenle bu seçim adayın profilinin öne çıktığı bir yerel seçim olacaktır. Her yerel seçimin genele yönelik mesajları vardır. Yerel seçimde elbette yerel yöneticilerimizi seçeceğiz. Ancak seçmen vatandaşlarımız sizler, yerel seçimde oy verirken elbette Türkiye'nin siyasetindeki genel uygulamaları da değerlendireceksiniz. Örneğin, bu seçimin önemli temalarından birisi geçim teması olacaktır." diye konuştu.

İstanbul'in bir dünya kenti olduğunu, hızlı büyürken, birçok sorunla büyüdüğünü kaydeden Akif Hamzaçebi, "İstanbul bir yağ lekesi gibi büyüyor. Planlı, programlı, yaşayanların gelecek umudunu koruyan bir büyümeyi İstanbul gerçekleştirmiyor." dedi.

Yerel seçimlerde CHP'nin ne kadar başarı elde edeceğiyle ilgili soruya Hamzaçebi, "Bu yerel seçimlerde İstanbul ve Ankara'yı kazanacağız. Çoğaltalım, yanına Antalya, Mersin, Adana ve diğer büyükşehirleri de ilave edelim. İstanbul'da 39 ilçenin 14'ü CHP'dedir. Bu sayıyı 30'a yaklaştıracağız." diye yanıt verdi.

Yeditepe Üniversitesi'nden yeni fikirlere ödül

İSTANBUL (AA) – Yeditepe Üniversitesi Teknoloji Transfer Ofisi’nin bu yıl üçüncüsünü düzenlediği "7Tepe Yeni Fikir Yarışması 2018"in kazananları ödüllerini aldı.

Üniversiteden yapılan açıklamaya göre, Yeditepe Üniversitesi Teknoloji Transfer Ofisi’nin (YUTTO), Ar-Ge faaliyetlerini insanlık yararına ve Türkiye’nin rekabet gücünü arttırmaya yönelik teknolojik ve ekonomik değere dönüştürmek amacıyla gerçekleştirdiği "7Tepe Yeni Fikir Yarışması", düzenlenen ödül töreniyle final yaptı.

Yarışma sonunda, kolon kanserinin erken evre teşhisini sağlayan “Kolon Kanseri Tanı ve Taramasına Yönelik Biyosensör" isimli proje birinci, teknoloji tabanlı araç vale hizmeti olan "Otolab" isimli proje ikinci, parkinson hastalarının yaşam kalitesini arttırmayı hedefleyen "Bracehealth" isimli proje ise üçüncü oldu.

– İş geliştirme eğitimleri, seminer ve mentorluk desteği

YUTTO’nun bu yıl, haziran ayı itibarıyla ilk başvurularını aldığı yarışma kapsamında ön değerlendirme sonucu 35 girişimci grup, desteklenmeye hak kazandı. Bu grupların her birine iş geliştirme eğitimleri, seminerler, atölye çalışmaları ve mentorluk destekleri veren YUTTO’nun ikinci değerlendirmesi sonrasında 17 grup, Yeditepe Üniversitesi Girişim Atölyesi’nde ortak alan ofis desteği almaya hak kazanırken 10 grup finale kaldı.

Yeditepe Üniversitesi İnan Kıraç Salonu’nda, 28 Kasım’da gerçekleştirilen etkinlikte finale kalan 10 grup mobil uygulama, web platformu, sosyal girişim, tarım, gıda ve sağlık teknolojileri gibi birçok alanda iş fikirlerini jüriye sundu. Inventram Üst Yöneticisi (CEO) Cem Soysal, Migros CRO’su Mustafa Bartın, IYZICO CFO’su İlkay Düzgün, MNG Kargo CEO’su Boran Uzun, Melek yatırımcı ve danışman Ali Rıza Babaoğlan ile IDA Capital Yönetici Ortağı Cem Baytok’tan oluşan jürinin değerlendirmesi sonucu üç grup ödüle değer görüldü.

Kazanan yarışmacılara ödülleri, Yeditepe Üniversitesi Genel Sekreteri Dr. Öğr. Üyesi Mücahit Şişlioğlu, Kurucu Başkan Danışmanı Prof. Dr. Sedefhan Oğuz, YUTTO Müdürü Doç. Dr. Serkan Topaloğlu ve Mühendislik Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Arif Ergin tarafından verildi.

– "Bu yarışmanın kaybedeni yok"

Açıklamada görüşlerine yer verilen YUTTO Müdürü Doç. Dr. Serkan Topaloğlu, "7Tepe Yeni Fikir Yarışması"nda kaybedenin bulunmadığını, bu yarışmanın herkesin kazandığı bir yarışma olduğunu belirterek, 2016 yılında yarışmaya katılan 8 fikirden 4'ünün şirketleştiğini, 2017 yılındaki yarışmada 9 fikirden 3'ünün şirketleştiğini ve diğerlerinin de şirketleşme yolunda olduğunu kaydetti.

Doç. Dr. Topaloğlu, Yeditepe Üniversitesi’nin patent sayılarına ilişkin, "Patent dosyası sayısı 255 olan ve 90 patent belgesi bulunan, çeşitli fonlardan destek alan 350’yi aşkın projeyi tamamlamış, bunlara ek olarak 65 adet projeyi yürütmekte olan bir üniversiteyiz." ifadelerini kullandı.

Yeditepe Üniversitesi “Ulusal Yazılım Mimarisi Konferansı”nı düzenleyecek

İSTANBUL (AA) – Yeditepe Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği Bölümü, Türkiye’de yazılım mimarisinin geliştirilmesine ve geliştirilen yazılım sistemlerinde millileşmeye katkı sağlamak amacıyla "Ulusal Yazılım Mimarisi Konferansı"nı düzenliyor.

Yeditepe Üniversitesi'nden yapılan açıklamaya göre, hızla gelişen teknoloji ve artan müşteri talepleri, daha büyük ve karmaşık yazılım sistemleri ihtiyacını da arttırıyor.

Savunma, uçak, otomotiv, tren yolu sanayileri ve tüketici elektroniği başta olmak üzere birçok endüstrinin bugün ihtiyaç duyduğu karmaşık sistemler, yazılım mimarisi tasarlama ve analiz teknikleri sayesinde geliştirilebiliyor.

Yazılım mühendisliği için anahtar bir kavram olan yazılım mimarisinin Türkiye’de çok fazla bilinmemesi ve kullanılmaması ise büyük ve karmaşık yazılımların geliştirilmesini zorlaştırıyor.

Yeditepe Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği Bölümü, Türkiye’de yazılım mimarisinin geliştirilmesine ve geliştirilen yazılım sistemlerinde millileşmeye katkı sağlamak amacıyla, 29-30 Kasım'da "Ulusal Yazılım Mimarisi Konferansı"nın bu yıl yedincisini düzenleyecek.

Üniversitenin 26 Ağustos Yerleşimi’ndeki İnan Kıraç Konferans Salonu’nda gerçekleştirilen konferans yerli ve yabancı çok sayıda seçkin yazılım mimarisi uzmanını ağırlayacak.

Konferans, Türkiye’deki üniversitelerde, araştırma kurumlarında ve endüstriyel firmalarda gerçekleştirilen özgün çalışmaların ve sonuçlarının sunulduğu ve tartışıldığı bir platform olmayı amaçlıyor.

Yazılım mimarisinin önde gelen isimlerinden Belçika Antwerp Üniversitesi Matematik ve Bilgisayar Bilimleri Bölümü, Modelleme, Simülasyon, ve Tasarım Laboratuvarı Başkanı Prof. Dr. Hans Vangheluwe, CyberSoft Yazılım Yönetici Ortağı Dr. Semih Çetin gibi isimlerin konuşmacı olarak katıldığı seminerde, çok sayıda bildiri sunumu gerçekleştiriliyor.

Yazılım mimarisi alanında Türkiye ve dünya çapçında önemli çalışmalara imza atmış akademisyenler Hollanda Wageningen Üniversitesi Bilgi Teknolojileri Bölümü Başkanı Prof. Dr. Bedir Tekinerdoğan, İstanbul Teknik Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği Bölümü öğretim üyesi Doç. Dr. Tolga Ovatman, Özyeğin Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği Bölümü öğretim üyesi Doç. Dr. Hasan Sözer ile UNIT Information Technologies Yönetici Ortağı Ferhat Erata eğitim seminerleri veriyor.

Konferans kapsamında gerçekleştirilen panellerde ASELSAN, Havelsan ve TAI gibi Türkiye’nin milli savunma yazılımlarını üreten kuruluşların uzman yazılım mühendisleri de yer alıyor.

Açıklama görüşlerine yer verilen Konferans Komitesi Eş Başkanı Dr. Mert Özkaya, konferansın, katılımcılara yazılım mimarisinin önemli konuları ile ilgili bilgi sahibi olma olanağı sunacağına dikkat çekerek, katılımcıların bu alanlarda uzman akademisyenler ile fikir alışverişinde bulunabileceğini kaydetti.

Yazılım mimarisi konusunda dünyada birçok çalışma ve etkinlik gerçekleştirildiğini anımsatan Özkaya, "Almanya, Fransa, İngiltere, Hollanda ve Belçika gibi Avrupa’nın önde gelen ülkeleri ve Amerika Birleşik Devletleri yazılım mimarisi alanında doktora programlarını destekleyip bu alanda araştırma yapan araştırmacılara üniversitelerinde öncelik vermektedir." değerlendirmesinde bulundu.

Yeditepe Üniversitesi Rus Dili ve Edebiyatı Bölümü açılış töreni

İSTANBUL (AA) – Yeditepe Üniversitesi'nde, Rusça ve Türkçe arasındaki köprüyü sağlamlaştırmak amacıyla Fen-Edebiyat Fakültesi bünyesinde açılan Rus Dili ve Edebiyatı Bölümü açılışı töreni gerçekleştirildi.

Yeditepe Üniversitesi'nden yapılan açıklamaya göre, açılış, üniversitenin Güzel Sanatlar Fakültesi Konferans Salonu'nda gerçekleştirildi.

Açılış Töreni Yeditepe Üniversitesi Kurucu ve Onursal Başkanı Bedrettin Dalan, Yeditepe Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkanı Yusuf Akgün, Yeditepe Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Canan Aykut Bingöl, Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Ahmet Aydın, Fen-Edebiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ahmet İnce, Rusya Federasyonu İstanbul Konsolos-Müsteşarı Dmitry Evdokimov, Genel Konsolosluk İkinci Kâtibi Aleksander Khlopotnov, Rus Dili ve Kültürü Merkezi Müdürü Liudmila Nosova Kural, Tüm Dünya Eğitim, Kültür, Sanat, Sağlık, Araştırma ve Dayanışma Derneği (TEKSAD) Başkanı Samir Khalilov, TEKSAD Başkan Yardımcısı Farid Akifoglu, öğretim üyeleri ve öğrenciler katıldı.

Açılış töreninde konuşan Bedrettin Dalan, Yeditepe Üniversitesi’nde Rus Dili ve Edebiyatı Bölümü’nün kurulmasını bizzat kendisinin istediğini belirterek, iki ülke arasında karşılıklı olarak kültür ve dil öğrenilmesinin insanları birbirlerine daha çok yakınlaştıracağını ifade etti.

Rusya Federasyonu İstanbul Konsolos-Müsteşarı Dmitry Evdokimov da iki ülkenin yurttaşları arasında yakınlaşmayı sağlayacak bu tür girişimlerin artarak devam etmesini umut ettiklerini kaydetti.

Rus Dili ve Edebiyatı Bölümü Başkanı Prof. Dr. Tamara Gurtueva ise güçlü Rus Dili ve büyük Rus Edebiyatının dünya kültürünün zirvesindeki yerini korumakta olduğunu dile getirerek, "Bizim görevimiz bu muhteşem gücün anlaşılmasında ve bu iletişimin kurulmasında yardımcı olmaktır." ifadelerini kullandı.

Fen Edebiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ahmet İnce, Rus Dili ve Edebiyatı Bölümü’nün açılmasıyla Fen Edebiyat Fakültesi bünyesindeki bölüm sayısının 11'e ulaştığını dile getirdi.

“Kışa, çörek otu ve kestane balı ile hazırlanın”

İSTANBUL (AA) – HATİCE ŞENSES – Yeditepe Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Farmakognozi ve Fitoterapi Anabillim Dalı Başkanı Prof. Dr. Erdem Yeşilada, grip ve soğuk algınlığından korunmak için sonbaharın başlangıcında 2 aylık bir kürle bağışıklık sisteminin güçlendirilebileceğini belirterek, "Bir çay kaşığı toz haline getirilen çörek otu, analizi yapılmış, tarım ilacı taşımadığından emin olunan güvenilir marka bir tatlı kaşığı kestane balıyla karıştırılarak sabahları açken tüketilebilir. Hazır satılan ezilmiş çörek otu kullanılmasını önermem çünkü ezilince çörek otunun içeriği oksitlenerek etkinliğini kaybeder." dedi.

Prof. Dr. Yeşilada, AA muhabirine yaptığı açıklamada, soğuk algınlığı ya da gripte en önemli hususun mücadeleye erken başlamak olduğunu belirterek, bakteri ya da virüslerin, gelişmelerine fırsat vermeden yok edilmesi gerektiğini söyledi.

Bu bakımdan boğazda bir yanma hissedildiğinde, yakın çevrede hasta olan birinin olması durumunda ya da toplu taşıma araçlarının kullanımı halinde mutlaka önlem alınması gerektiğine işaret eden Yeşilada, ilk tedbirin bağışıklık sisteminin desteklenmesi olduğunu ifade etti.

Yeşilada, sohbaharın başlangıcında 2 aylık bir kür ile bağışıklık sisteminin güçlendirilmesi gerektiğine dikkati çekerek, "Bir çay kaşığı toz haline getirilen çörek otu, analizi yapılmış tarım ilacı taşımadığından emin olunan güvenilir marka bir tatlı kaşığı kestane balıyla karıştırılarak sabahları açken tüketilebilir. Hazır satılan ezilmiş çörek otu kullanılmasını önermem çünkü ezilince çörek otunun içeriği oksitlenerek etkinliğini kaybeder." dedi.

Öksürük ve soğuk algınlığı gibi şikayetlerin olması halinde birtakım önerilerin iyileşmeye katkı sağlayacağını aktaran Yeşilada, şu bilgileri verdi:

"Ayva yaprağı ya da ıhlamur çayı içilmesi, tatlandırıcı olarak gerçek bal (glikoz şurubu taşımayan) ve zencefil ilave edildiğinde grip şikayetlerinin hafifletilmesinde gerçekten yararlı olur ancak gribin önlenmesinde tek başına etki beklenmemelidir. Önlemek istiyorsak daha kuvvetli etkili ürünleri kullanmak gerekir. Mesela yeşil çay, şekersiz olarak içildiğinde, mikroorganizmaların savunma kalkanlarını parçalayabiliyor, biyofilm oluşturmasını engelleyebiliyor. Bu bakımdan kış döneminde günlük hayatımızda yeşil çay, ıhlamur, ayva yaprağı, zencefil gibi bitkilere, mutlaka şekersiz çay olarak sıklıkla yer vermeliyiz."

– Kış için "grip savar" öneriler

Prof. Dr. Erdem Yeşilada, bağışıklık sisteminin desteklenmesinin de tek başına hastalıktan korunmak için yeterli olmayabileceğini aktararak, "Neticede bağışıklık sisteminin gücü kişinin ne derece kuvvetli olduğu, dengeli beslendiği, kullandığı diğer ilaçlar, yaşam şekli gibi etkenlere bağlıdır. Bu nedenle yukarıda bahsettiğim başlangıç belirtilerini hissettiğinizde hemen hızlı hareket etmek gerekli." diye konuştu.

Son dönemde piyasaya çıkan şeker taşımayan pastillerin bu konuda önemli ürünler olduğunu dile getiren Yeşilada, şunları kaydetti:

"Normalde pastiller eskiden beri şeker ile yapılır ancak araştırmalar mikropların bu şekeri kullanıp, ağız içinde biyofilm oluşturarak çoğalmaya başladığını ortaya koyuyor. Dolayısıyla pastilin şeker yerine mikropların kullanamayacağı malzemeler ile yapılması önemli. Pastil içeriğinde yer alan nar meyve kabuğu özütü, taşıdığı kateşinlerle mikropların biyofilm oluşturmasını önlerken onların hücre zarını patlatarak öldürüyor. Zerdeçal ve zencefil özütü mikropların çoğalma mesajını engelliyor, yani onları kör ve sağır ediyor, birbirleri ile iletişime geçemediklerinden üreyemiyorlar (anti-quorum sensing etki). Cistus ise virüslerin çoğalarak vücudumuzdaki hücreleri hasta yapmasını önlüyor (nöraminidaz enzimi baskılayıcı). Ancak bu grup pastilleri kullanırken 1 saat sıvı içmemek gerekiyor. Çünkü etkisini boğazda gösterebiliyor. Su veya başka sıvı içerseniz ağızda yıkanarak mideye gidiyor, orada parçalanıyor ve etkisiz hale geliyor. Gün içerisinde bu pastillerden sıklıkla tüketerek gripten korunabilirsiniz."

“Türkiye, vefat edenlerden bağışlanan organlar konusunda çok geride”

İSTANBUL (AA) – Yeditepe Üniversitesi Kozyatağı Hastanesi Organ Nakli Merkezi'nden Prof. Dr. Gürkan Tellioğlu, "Türkiye, vefat eden kişilerden bağışlanan organlar konusunda çok geride." dedi.

Organ ve Doku Bağışı Haftası kapsamında, organ bağışı konusuna dikkati çekmek amacıyla Yeditepe Üniversitesi Kozyatağı Hastanesi Organ Nakli Merkezi tarafından "Naklen Hayat" başlıklı bir toplantı gerçekleştirildi.

Toplantıda konuşan Prof. Dr. Gürkan Tellioğlu, Türkiye'de cerrahi anlamda elde edilen başarının gurur verici olmasına karşın organ naklinde başarıların ana kaynağının canlı vericiler olduğunu ve yeterli organ bağışı olmamasının da kendilerini mutsuz ettiğini söyledi.

Türkiye'nin, vefat eden kişilerden bağışlanan organlar konusunda çok geride kaldığını belirten Tellioğlu, şunları kaydetti:

"Son yıllarda yıllık yaklaşık 3 bin 500 böbrek nakli gerçekleşiyor ve bu toplam içerisinde, vefat eden kişilerden yapılan böbrek nakilleri sadece 500 civarında. Açıkça görüldüğü üzere, hastalar ağırlıklı olarak ailelerinden birinin canlı verici olması sayesinde tedavi olabiliyor. Oysa gerek kan grubu uyumsuzluğu gerekse de tıbbi açıdan uygun olmaması nedeniyle aile bireylerinden canlı vericisi olmayan hastalarımız için tek alternatif vefat eden kişilerden yapılacak organ bağışlarıdır. Sağlık Bakanlığı'nın son 10 yıl içerisinde yaptığı çalışmalarla vefattan kaynaklı bağış oranları ikiye katlanmış olmakla birlikte vefattan kaynaklı organ bağış oranımız İspanya'nın 10'da biridir. Yani önümüzde katedilmesi gereken önemli bir mesafe olduğu açıktır."

Tellioğlu, organ bağışının herkes için bir nevi sigorta olduğunu, bu konuda gerek yasal düzenlemeler gerekse denetleme ve organizasyon konusunda pek çok batı toplumunun ilerisinde bulunulduğunu anlattı.

Sağlık çalışanları olarak tüm çabalarının sonuna kadar hayattan yana olmak ve hastalarını sevdiklerine kavuşturmak olduğunu ifade eden Tellioğlu, "Bugün için tüm çabalara rağmen yoğun bakımlarda hayatını kaybeden hastalarımız, ailelerinin onayı olması halinde bağışlanan organlarıyla hastalara hayat hediye edebiliyor. Gelin, hayatın sonlandığı noktada umut içinde hayata tutunma mücadelesi veren hastalarımıza destek olalım." şeklinde konuştu.

– "Her 6-7 erişkinden biri böbrek hastası"

Yeditepe Üniversitesi Hastaneleri Nefroloji Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Gülçin Kantarcı da tüm dünyada erişkinlerin yaklaşık yüzde 10'unda böbrek hastalığı bulunduğunun tahmin edildiğini belirterek, Türkiye'de 7,5 milyona yakın kronik böbrek hastası bulunduğunu, yani her 6-7 erişkinden birinin böbrek hastası olduğunu bildirdi.

Halen dünyada 2 milyonu aşkın kişinin diyaliz ve böbrek nakli tedavileri ile yaşamını sürdürdüğünü, yıllık yüzde 6-8'lik artış oranı ile gelecekteki 10 yıl içinde bu sayının iki katına çıkmasının beklendiğini ifade eden Kantarcı, "Türkiye'de diyaliz uygulanan veya böbrek nakli yapılmış 74 binin üzerinde hasta var." dedi. Kantarcı, bu hastaların sadece yüzde 19'unun böbrek nakilli olduğunu, yüzde 81'lik büyük grubun ise diyaliz altında yaşamını sürdürdüğünü bildirdi.

Kantarcı, günümüzde böbrek naklinin; son dönem böbrek yetmezliği tedavisindeki en etkin tedavi yöntemi ve hasta yaşam süresini uzatan, yaşam kalitesini en üst düzeyde tutan, iş gücü kaybını azaltan ve uzun vadede maliyeti daha düşük olan bir "yerine koyma tedavisi" olduğunu anlattı.

Organ bağışı konusunda istenilen rakamlara ulaşılamamasında toplumda beyin ölümü kavramını yeterince bilinmemesinin de etkili olduğunu vurgulayan Kantarcı, şunları kaydetti:

"Beyin ölümü, beyin ve beyin sapı fonksiyonlarının geri dönüşümsüz olarak kaybolmasıdır. Bu kişilerde yoğun bakım ünitelerinde verilen tüm tıbbi desteğe rağmen bir süre sonra diğer hayati organlar da fonksiyonlarını kaybeder. Yani, beyin ölümü tanısı almış kişilerin hayata dönmesi mümkün değildir. Beyin ölümü tıbbi bir ölümdür, geri dönüşümsüz bir süreçtir."

Yeditepe Üniversitesi Koşuyolu Hastanesi'nin resmi açılışı yapıldı

İSTANBUL (AA) – Yeditepe Üniversitesi Kurucusu ve Onursal Başkanı Bedrettin Dalan,"Yeditepe Üniversitesi Koşuyolu Hastanesi uluslararası arenada da kılavuz niteliğinde bir hastane." dedi.

Yeditepe Üniversitesi Hastaneler Grubu'nun 8. şubesi olan Koşuyolu'ndaki hastanesinin resmi açılışında konuşan Dalan, mikropları öldüren ve hiçbir insan hücresine zarar vermeyen, Yeditepe Üniversitesi Laboratuvarları'nda dünyada bir ilk olarak geliştirdikleri bor esaslı molekülü, kapı kollarından yer döşemesine, elektrik prizlerinden duvar boyalarına kadar mobilya ve ekipmanlarında uygulattıklarını söyledi.

Yeditepe Üniversitesi Koşuyolu Hastanesi'nin uluslararası arenada da kılavuz niteliğinde bir hastane olduğunu belirten Dalan, şunları kaydetti:

"Hastanelerin mikrobu sıfıra indirmek için minimum mobilya ve dekorasyona sahip olmaları gerekiyor. Hastanelerimizin hiçbirinde gösterişli bekleme salonları, oymalı koltuklar, halı döşemeleri, kadife perdeler gibi detayları göremezsiniz. Çünkü bu detaylar hastanede mikrop barındırır ve enfeksiyonu tetikler. Hastanelerimizde mikrobu istemediğimiz için gereksiz hiçbir şeyi hastanemizde göremezsiniz. Biliyorum ki ileride tüm hastaneler bizim hastanelerimizi kılavuz alacak."

Dalan, mikrop barındırmaması ve kolay temizlenmesi için hastanedeki tüm köşeleri iç bükey veya dış bükey olarak tasarladıklarını belirtti.

Türkiye'de, yine bir ilk olarak Yeditepe Üniversitesi'nin her iki hastanesinde de yıkanabilir yataklar bulunduğunun altını çizen Dalan, "Hasta odadan çıktıktan sonra, yatak yüksek sıcaklıkta suyla yıkanıyor, özel bir maddeyle dezenfekte ediliyor ve yeni hasta tertemiz yatağına geliyor. Yalnızca bu dezenfeksiyon ve mikrobu kırma işlemi için 30 milyon lira yatırım yaptık. Ayrıca her iki hastanemizde de havalandırmalarda antimikrobiyal filtreler bulunuyor." şeklinde konuştu.

Dalan, eğitimden aldıkları güçle, sağlık alanındaki çalışmalarını sürdürdüklerini ve Türkiye'de ilkleri gerçekleştirmeye devam ettiklerini söyledi.

Dalan, "1996 yılında Yeditepe Üniversitesi'nin kuruluşunu takiben sağlık yatırımlarımızı önceliklendirdik. Üniversite hastanelerimiz üzerine çalışmaya başladık. Her zaman son teknolojiyi takip ederek yüksek kalitede sağlık hizmetini halkımıza ulaştırmayı hedefledik." diye konuştu.

Hastanelerinde, kendileri için her zaman ön planda insan sağlığı anlayışının olduğunu bu hastanede de bunun devam ettiğini belirten Dalan, "Mevcut 7 şubemizde birçok yeni teknoloji ve uygulamayı hayata geçirmiştik. Bugün de dünya standartlarının üzerinde bir hastaneyi ülkemize kazandırmanın gururu içerisindeyiz." ifadelerini kullandı.

– "Sağlık alanında önemli yatırımlar gerçekleştiriyoruz"

Yeditepe Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Canan Aykut Bingöl de her gün daha iyisini gerçekleştirmek üzere sağlık alanında önemli yatırımlar gerçekleştirdiklerini söyledi.
Bingöl, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bugün sahip olduğumuz başarının temelinde araştırmaya verdiğimiz önem ve topluma hizmet etme misyonumuz yer alıyor. Tıp bilimine yön veren kişileri açıklayan araştırmaya göre, dünyanın ilk 100 hekimi arasında yer alan Prof. Dr. Gazi Yaşargil, Prof. Dr. Fahrettin Keleştemur ve Prof. Dr. Muzaffer Değertekin’in de Yeditepe Üniversitesi Hastaneleri bünyesinde yer almasından gurur duyuyoruz."

– Yeditepe Üniversitesi Koşuyolu Hastanesi, 675 milyon lira yatırımla hizmete açıldı

Yeditepe Üniversitesi Koşuyolu Hastanesi, 675 milyon lira yatırımla hizmete sunuldu. Yeditepe Üniversitesi Koşuyolu Hastanesi, yaklaşık 35 bin metrekare kapalı alanda, 6'sı yoğun bakım olmak üzere 180 yatak kapasitesiyle, dokuz ameliyathanesi, 100'e yakın uzman ve akademisyen hekim kadrosuyla hizmet veriyor.Prof. Dr. Gazi Yaşargil, Prof. Dr. Uğur Türe ve ekibinin hizmet verdiği Yeditepe Üniversitesi Koşuyolu Hastanesi, özellikle nörolojik bilimler ve onkoloji alanında ihtisas merkezi konumunda.

Beyin cerrahisi, kanser cerrahisi, medikal onkoloji, çocuk kemik iliği nakli, erişkin kemik iliği nakli, ortopedi, göğüs cerrahisi, KBB, genel cerrahi, gastroenteroloji, nükleer tıp, girişimsel radyoloji gibi alanlar, yüksek teknolojiyle donatılmış güçlü branşlar arasında yer alıyor.Hastanenin beyin cerrahisi ameliyathanesinde bulunan ve Türkiye'nin ilklerinden biri olan, Magic yazılıma sahip 3 Tesla İntraoperatif MR cihazı ameliyat esnasındaki MR çekimini 24 dakikadan 4 dakikaya indiriyor.

Onkoloji hastalarına multidisipliner yaklaşımla tanı, tedavi, psikolojik destek, diyet eğitimi, ağrı tedavisi, tamamlayıcı tıp hizmeti sunuluyor. Yüksek teknolojiye sahip Girişimsel Radyoloji ünitesinde, beyindeki anevrizmadan, diyabetik ayağa kadar pek çok hastalık tedavi edilebiliyor.

Yeditepe Üniversitesi ve Kadıköy Belediyesi'nden iş birliği

İSTANBUL (AA) – Yeditepe Üniversitesi İletişim Fakültesi ve Kadıköy Belediyesi arasında, öğrencilere yönelik eğitim uygulamalarını kapsayan iş birliği protokolü imzalandı.

Yeditepe Üniversitesi açıklamasına göre, Yeditepe Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Canan Aykut Bingöl ve Kadıköy Belediye Başkanı Aykurt Nuhoğlu tarafından imzalanan iş birliği protokolü kapsamında, üniversitenin öğrencileri seçmeli olarak Kadıköy Belediyesi'nde ders ve staj görecek.

Öğrenciler ve öğretim elemanlarının desteğiyle bilime ve topluma katkı sağlayacak akademik projeler geliştirmek ve çeşitli etkinlikler ile ortak çalışmalar yürütmek amacıyla imzalanan protokol iki ayaktan oluşuyor.

Yeditepe Üniversitesi Halkla İlişkiler ve Tanıtım ile Reklam Tasarımı ve İletişimi bölümlerinin 4. sınıf öğrencilerini kapsayan birinci ayakta öğrenciler, her dönem açılacak olan "Yerel Yönetimlerde İletişim Uygulamaları" adlı seçmeli dersi alarak Kadıköy Belediyesi ve ona bağlı birimlerin gerçekleştirdiği kurumsal iletişim uygulamaları ve projelerinde görev alacak.

Yapılan çalışmaları sahada gözlemleme fırsatı bulacak olan öğrenciler, aynı zamanda üniversite eğitimleri boyunca edindikleri bilgileri kullanarak belediyenin ihtiyaçları doğrultusunda projeler geliştirecek.

Öte yandan İletişim Fakültesi'nde bulunan beş bölümün öğrencileri arasından her dönem belirlenecek öğrenciler de 3. sınıfta bulunan zorunlu stajlarını Kadıköy Belediyesi'nin ilgili birimlerinde yapacak.

Açıklamada görüşlerine yer verilen Yeditepe Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Canan Aykut Bingöl, öğrencilerin akademik donanımının yanı sıra iş hayatında deneyim kazanmalarına çok önem verdiklerini vurgulayarak, "Kadıköy Belediyesi ile imzaladığımız bu iş birliği protokolüyle öğrencilerimizin belediyenin ihtiyaçları doğrultusunda geliştirilecek projelerde aktif rol alarak sahada en iyi şekilde deneyim kazanacaklarına inanıyoruz." ifadelerini kullandı.

Kadıköy Belediye Başkanı Aykurt Nuhoğlu da, "Gençlere çok inanıyorum. Geleceğin gençlerle güzelleşeceğine, değişeceğine inanıyorum. Bu çalışma gençlerin enerjilerinin ve fikirlerinin yerel yönetimlere yansıması açısından önemli bir iş birliği olacak." değerlendirmelerini yaptı.

Ağrı kontrolü, kanser tedavisinin başarısını yüzde 80 artırıyor

İSTANBUL (AA) – HANDAN GÜNEŞ – Yeditepe Üniversitesi Koşuyolu Hastanesi Algoloji Uzmanı Prof. Dr. İlhan Öztekin, "Yapılan literatür çalışmalarında, kanser tedavisi gören bir hastada ağrı kontrolünün sağlanmasının, kemoterapi ya da radyoterapi tedavisinin başarı oranını yüzde 80 artırdığı görülüyor." dedi.

AA muhabirinin sorularını yanıtlayan Prof. Dr. Öztekin, kanser hastalarının yüzde 70'inin hayatlarının bir döneminde ağrıyla karşı karşıya kaldığını ifade etti.

Prof. Dr. Öztekin, ağrı çeken hastaların, sadece günlük yaşamlarının değil, tedavilerinin gidişatının da olumsuz yönde etkilenebildiğini aktararak, "Kanser hastalığının kendisinden, tedavisinden veya eşlik eden diğer nedenlerden kaynaklı nedenlerden dolayı, hastaların yaklaşık yüzde 70 ila 90'ı ağrı tedavisine ihtiyaç duyabiliyor. Bunlarında yüzde 25’inde girişimsel ağrı tedavisi (sinir blokları, ağrı pompası vs) gerekmektedir. Çünkü ağrı, hastanın bütün fonksiyonlarını, fizyolojisini, psikolojisini, yaşam kalitesini ve sosyal ilişkilerini bozabiliyor." diye konuştu.

Hastanın günlük yaşam faaliyetlerinin sürdüremez hale gelebildiğini dile getiren Prof. Dr. Öztekin, üstelik ağrının, kanser tedavisini de olumsuz etkilediğini, dolayısıyla, her geçen gün sayısı artan kanserli hastaların hayatlarını daha konforlu sürdürebilmeleri için ağrı kontrolünün önemli bir yerinin bulunduğunu söyledi.

– "Modern ağrı tedavileri uygulanıyor"

Prof. Dr. İlhan Öztekin, geçmiş dönemlerde, ağrısı olan kanser hastalarına, morfin ya da diğer analjezikler uygulanırken, günümüzde yöntemlerin değiştiğini belirterek, modern ağrı tedavisinde, ağrının gelmesinin engellenmesine yönelik tedaviler, ağrı geldiğinde yapılan etkili tedaviler ve ağrı uzaklaştıktan sonra vücutta yarattığı tahribatı onarmaya yönelik tedaviler
olmak üzere 3 aşamada, kapsamlı ağrı tedavisi yapılabildiğini anlattı.

Her hastanın ağrı eşiğinin birbirinden farklı olabileceğine işaret eden Öztekin, "Hekimler hastalarına bu konuda sorular sormalı. Kanser tedavisinde görev alan uzmanların, algoloji uzmanlarıyla birlikte hareket etmesi gerekiyor. Yapılan literatür çalışmalarında, kanser tedavisi gören bir hastada ağrı kontrolünün sağlanmasının, kemoterapi ya da radyoterapi tedavisinin başarı oranını yüzde 80 artırdığı görülüyor." değerlendirmesinde bulundu.

Edinilen bilgiye göre, Dünya Sağlık Örgütü, ağrı kontrolünde, basamak tedavilerini öneriyor. İlaç tedavilerinde hastanın durumuna göre, basit ağrı kesiciler, yarı sentetik ancak narkotik özelliği olan ilaçlar, morfin ve benzeri kuvvetli ilaçlar kullanılabiliyor. Hastadan istenilen yanıt alınamadığı durumlarda ise girişimsel yöntemlere başvurulabiliyor.

Akupunktur, ozon tedavisi ve fitoterapi gibi geleneksel, tamamlayıcı tıp uygulamaları da diğerleriyle birlikte uygulanabiliyor. Bu yöntemler sayesinde hastaların yaşam kalitesinin arttığı görülüyor.