Türk yayıncılar “Londra Kitap Fuarı”nı değerlendirdi

LONDRA (AA) – HİLAL UŞTUK – Dünyanın önde gelen yayınevlerine ev sahipliği yapan ve yalnızca meslek profesyonellerine kapılarını açan Londra Kitap Fuarı sona erdi.

Telif alışverişlerinin yapıldığı ve birçok önemli etkinliğin düzenlendiği fuara katılan Türk yayıncılar da kendi eserlerinin telif satışına ilişkin yoğun görüşmelerde bulundu.

Fuara katılan Yeditepe Yayınevi Kurucusu Mustafa Karagüllüoğlu, Türkiye'nin 2008'de Frankfurt'ta ilk kez "onur konuğu ülke" olduğunu ardından Türk yayıncıların dışa açılımının yoğunlaştığını dile getirdi.

Yayıncılık alanında etkili fuarların küçülmeye gittiğine işaret eden Karagüllüoğlu, "Diğer taraftan başka etkinliklerle çeşitli buluşmalarla dışa açılım devam ediyor. Kendini güncelliyor. Örneğin Abu Dabi'de yapılan 'fellowship' etkinliği artık Türkiye'de de gerçekleştiriliyor. Pazarı şekillendirmeye, yönlendirmeye, büyütmeye yarayan argümanlara ihtiyacımız var." dedi.

Karagüllüoğlu, Türkiye'nin son 10 yılda sinema ve dizi film sektörleriyle kültürel alanda hızlı bir büyüme içinde olduğunu kaydederek, şu bilgileri verdi:

"Tarihi anlatan diziler Türkiye'ye, Türkiye tarihine ve kültürüne ilgiyi arttırdı. Bu anlamda kitap da ilgi alanına girmiş oldu. Örneğin kendi yayınlarımdan örnek verirsem, 2010'dan bu yana yaklaşık 15 farklı kitabımın tercümeleri, özellikle Balkan ve Arap coğrafyası olmak üzere 7-8 farklı ülkede yoğun ilgi gördü. Dizi filmlerin etkisi, kitabı ve turizmi de etkilemeye başladı. Bu ülkeler, daha sıcak, yakın, rahat temas kurduğumuz yerler ve oralara ürün vermemiz daha kolay ama bunun dışında İngilizce konuşulan ülkeler de önemli. Bugün öğrendiğim bir bilgiye göre İngiltere'de 25 farklı yayınevine, İngilizce'ye tercüme edilen 50 Türkçe eser satılmış. Demek oluyor ki İngilizce üzerinden de kendimizi ifade etmemiz gerekiyor. Sadece Türkçe değil, iyi bir mütercim bulup bedelini ödeyip önemli kitapları İngilizce'ye çevirmemiz gerekiyor."

Edebi çevirinin önemine işaret eden Karagüllüoğlu, "Çevirinin yapıldığı dile, kitabın konusuna ve ayrıca o günün terminolojisine hakim olmak lazım. Bu noktada bizim çok hızlıca çeviri atölyeleri oluşturmamız gerekiyor. Üniversitelerdeki Yabancı Diller Bölümleriyle iş birliği yapılabilir. Mezuniyet hazırlığı içindeki öğrenciler, yayınevlerinin ihtiyaçlarına göre yönlendirilebilir." değerlendirmesinde bulundu.

Mustafa Karagüllüoğlu, Türkiye'nin 2023'te Londra Kitap Fuarı'nda "Odak Ülke" olacağının altını çizerek, kalan 4 yılda fuara iyi hazırlanmak gerektiğini söyledi.

  • "Londra Kitap Fuarı, dünyanın en prestijli fuarlarından biri"

A7 Kitap Yayıncılık Genel Yayın Yönetmeni Arzu Sandal, Londra Kitap Fuarı'nın dünyanın en prestijli fuarlarından biri olduğunu aktararak,"Yayıncıların bu tarz fuarlarda muhakkak olması gerektiği kanaatindeyim. Sağ olsun Ticaret Odası bize bu imkanı tanıdı. En azından kendi kitaplarımızı hem tanıtmak hem de dünyada çıkan yeni kitapları anlamak, bilmek ve onlarla bir iş birliği yapmak açısından çok değerli bu fuarlar." ifadelerini kullandı.

Henüz 2 yıllık geçmişi olan bir yayınevi olduklarına dikkati çeken Sandal, yabancı yayıncıların ilgi alanlarına göre yeni eser arayışında olduğunu kaydetti. Sandal, "Mesela bir yayıncı, 'Homeopati kitabında yeni bir şey var mı, yeni bir şey söylenmiş mi?' diye sordu. Çünkü dünyada birçok homeopati kitabı çıkıyor. Kahve kitabımız var. Çinli bir yayınevi aldı. Çok yeni bir yayınevi olduğumuz için ben daha ziyade yurt dışından kitap alıyorum şu anda." diye konuştu.

Metamorfoz Yayıncılık Genel Yayın Koordinatörü Ünsal Ünlü, 350 yayınları olduğunu ve son 2 yıldır yurt dışı fuarlarına katıldıklarını söyleyerek, şöyle devam etti:

"Fuarda birçok yayıncıyla görüştük. En son İstanbul'da yapılan 4. Uluslararası Yayıncılar Buluşması'nda 10 yayıncıyla görüştük, 20'nin üzerinde eserimizle ilgilendiler. İlgilendikleri kitapların neredeyse tamamına yakını, roman ve öykü kitapları. 7-8 dil üzerinden çalışmamız sürüyor. Edebiyat yayıncısı özelliğimizi ön plana çıkardığımızdan olsa gerek daha çok romanlarımızla ve Anadolu'yu anlatan, 'Kösem Sultan' ve 'Lilipar' gibi kurgusu da Anadolu'da geçen eserler daha çok ilgilerini çekiyor. Bize özgü olan eserleri daha çok istiyorlar diyebilirim."

  • "Londra Frankfurt'a göre daha etkin bir fuar"

Ketebe Yayınevi Müdürü İsmail Demirci de henüz bir yıl önce kurulduklarını aktararak, "Ketebe, Albayrak grubunun bir yayınevi. Bir yılda 137 kitabımız oldu. Ayda 10-12 yeni kitap yayımlıyoruz. Bu çerçevede yayıncılığın her kategorisiyle ilgileniyoruz." diye konuştu.

Uluslararası fuarların öneminin altını çizen Demirci, şunları aktardı:

"Hem dünyada neler yapıldığını takip etmek hem de buradan işimize yarayacak, beğendiğimiz kitapların telif haklarıyla ilgili görüşmek üzere fuara geldik. Londra tabii Frankfurt Kitap Fuarı'na göre daha daha küçük fakat etkin bir fuar. Pek çok önemli kitap tespit ettik, yayınlamak üzere görüşmelerimizi yaptık. Türkçe yayınlarımıza ilişkin İngilizce kataloğumuzu sunduk. Tanışıp, ilişkiyi sürdürmek ve kalıcı bir hale getirmek, hem onların kitaplarını almak hem kendi kitaplarımızın telifini vermek üzere görüşmeler başlattık."

Semerkand Yayıncılık Sanat Yönetmeni Ahmet Kasım Fidan ise uluslararası fuarlar sayesinde yayıncılığın ülke sınırını aşıp tüm dünyada karşılık bulabildiğine dikkati çekerek, "Dünyada bu konuda neler yapıldığını görmek adına da bu fuarlar önemli. Değişik başlıklarda belki bine yakın kitap yayınladık. Bizim yayınladığımız kitapların dünyadaki karşılığını ve diğer yayıncıların bu konudaki yayınlarını görmek adına da uluslararası fuarlar çok önemli." dedi.

Teknik anlamda da dünyadaki yayıncılığın geldiği durumun fuarda takip edilebileceğini aktaran Fidan, şunları söyledi:

"Özellikle grafik ve resimleme konusunda dünyada Batı ülkeleri daha iyi durumda. Bizim onlardan bu anlamda istifade etmemiz lazım. Biz mizanpajı bir grafik sanatı olarak görmüyoruz. Batıda, satır aralığı, dizgi, punto yüksekliği gibi şeylerin hepsi kitaba göre şekillendiriliyor. Mizanpaj işini bizim yayınevlerimiz de Batı'daki karşılığına göre düşünerek yaparsa okuyucunun rahat okunmasını temin etmiş olurlar."

Fidan, kendilerinin dini yayınlarla fuara katıldıklarını vurgulayarak, fuarda özellikle odak ülke seçilen Endonezya'nın yanı sıra İngiltere, Amerika, Fas, Tunus ve Cezayir gibi ülkelerdeki yayınları takip ettiklerini söyledi.

Endonezya'nın "Odak Ülke" olduğu fuar, 3 günde 67 ülkeden yayıncılığın her alanından 20 binden fazla kişiyi ağırladı. Fuara Türkiye'den 30'a yakın yayınevi katıldı.

“Yayıncılar teknolojik gelişmelere ayak uydurmak zorunda”

LONDRA (AA) – HİLAL UŞTUK – "Londra Kitap Fuarı"na katılan Basın Yayın Birliği (BasYayBir) Başkanı ve Büyük Doğu Yayınları Genel Koordinatörü Emrah Kısakürek, "Bundan 3-4 yıl önce, Frankfurt Kitap Fuarı'nda bir tır şoförü gelip dedi ki, 'Ben kitap okumak istiyorum ama işim gereği okuyamıyorum.' Bu yüzden sesli kitaba yatırım yapmaya başladım. Belki de sadece ona satacağım." dedi.

Yurtdışı kitap fuarlarının yayıncılık açısından önemini AA muhabirine değerlendiren Kısakürek, Türk yazarların uluslararası alanda yayınlanabilecek nitelikte eserlere imza attığını ancak bu eserlerin yeterince doğru şekilde sunulmadığını söyledi.

Kısakürek, dünyada ilgi gören eserlere göre doğru bir seçki yapılması gerektiğinin altını çizerek, şunları aktardı:

"Mesela ben İngiltere pazarına kendi aklımdaki kitapları buraya getirerek girmeyi düşünmüştüm. Birkaç yıl önce bir yayıncı vasıtasıyla, İngiltere'de yaşayan Türk bir tercümanla tanıştım. Buradaki ciddi yayınevlerine de Türkçe'den İngilizce'ye tercüme yapıyor. Onunla yaptığımız görüşmede bizim kitaplarımızdan bahsettim. Kendi yayınevimizde Necip Fazıl Kısakürek'in 1939'dan 1945'e kadar yazdığı gazete yazılarından derlenmiş, 'Savaş Yazıları' isimli iki ciltlik bir kitabı var. Sadece 2. Dünya Savaşı ile alakalı yazılar. Savaşın yaklaştığını ve savaş sırasında neler olduğunu anlatan bir makale kitabı. O hanımefendi bana, 'Edebiyat eserlerinden önce bunu çevirelim. İkinci Dünya Savaşı, İngiltere için hala önemli bir konu. Türkiye gibi bir ülkede, bir yazarın 2. Dünya Savaşı ile ilgili görüşü nedir acaba? Bu onlar için merak uyandırabilir. O yüzden biz bu kitabı tercih edelim.' önerisinde bulundu. Dolayısıyla biz Türkler oturduğumuz yerden, 'Şu kitap iyi gider' diyoruz ama İngiltere, Almanya, Amerika gibi ülkeleri bilen kişilerle çalışırsak, daha iyi satış yapabiliriz."

Orhan Pamuk'un Nobel Ödülü almasının ardından dünyadaki bilinirliğinin arttığını söyleyerek, "Bizde iyi hikayeler, romanlar yazanlar var. Agatha Christie dediğimizde, dünyanın her tarafı adını iyi biliyor. Polisiye yazarı Ahmet Ümit de tabii ki dünyada tanınıyor. Çünkü iyi bir polisiye yazarı ama biz kendi yazarlarımızı yeterince iyi tanıtamıyoruz. Orhan Pamuk, 'Beni en fazla etkileyen yazar Ahmet Hamdi Tanpınar.' dedikten sonra biraz daha fazla Tanpınar'a ilgi gösterilmeye başlandı. Dolayısıyla kendi yazarlarımızı, doğru mecralarda doğru anlatmalıyız." diye konuştu.

  • "Her çeviriyi titizlikle yapmak gerek"

Emrah Kısakürek, devlet desteğinin önemine de vurgu yaparak, şu bilgileri verdi:

"Yurtdışında gerçekleşen edebiyat programlarına ve festivallere Türkiye'yi temsilen kuvvetli yazarları göndermeliyiz. Onların eserlerinin güzel çevirilerini yapmalı, bu çevirileri öğrenci tezi durumuna sokmadan, kaliteli edebi çeviri yapan, bu dili iyi bilen editörlerin elinden geçirerek, yapmalıyız. Basit çevirilerle gönderdiğimiz zaman insanlar o çeviriye bakarak 'Çok da iyi değilmiş' diye düşünüyor ama her çevirinin yeni bir eser olmasından dolayı buna çok dikkat etmek ve titizlikle seçmek iyi olur."

Türkiye'de tüm eserlerini dijital kitaba çeviren nadir yayımcılardan biri olduğunu sözlerine ekleyen Kısakürek, "Dünyanın her tarafında dijitalleşme var ama basılı kitap kadar tercih edilen başka bir ürün yok. Biz Türkler birazcık dokunmayı severiz. Yabancılar gibi değiliz. Dokunmayı, sarılmayı, kokusunu hissetmeyi seviyoruz. Belki o duygusal yan, Anadolu'nun içinden gelen sıcaklıktan kaynaklanıyor olabilir. Bu anlamda dijital kitap hala hepimize çok uzak." değerlendirmesinde bulundu.

Emrah Kısakürek, "sesli kitap" konusuna değinerek, şunları söyledi:

"Bundan 3-4 yıl önce, Frankfurt Kitap Fuarı'nda bir tır şoförü gelip dedi ki, 'Ben kitap okumak istiyorum ama işim gereği okuyamıyorum. Çünkü 20 saat araba kullandığım oluyor. Dolayısıyla kitabı dinlemek istiyorum. Bu yüzden sesli kitaba yatırım yapmaya başladım. Belki sadece ona satacağım ama şimdi sesli kitapla ilgili hazırlık yapıyorum. Dünyadaki herkes bu tür teknolojik gelişmelere ayak uydurmak zorunda. Türkiye'de bu iş biraz sermaye gerektiriyor. Ülkemizdeki yayıncıların çoğu kendi yağında kavrulmaya çalışan yayıncılar. Kitaba kıymet veren ülkelerde yayıncılar ayakta durabiliyor. Kitaba kimse kıymet vermezse, o sistem bir müddet sonra çöker."

  • "Fuar yetkilileri küçük yayıncıları destekliyor"

Londra Kitap Fuarı'nın dünyadaki en önemli fuarlardan biri olduğunu ve Türk yayıncıların da fuarda yoğun telif alışverişi yaptığını aktaran Kısakürek, "Birkaç yıldır dünya fuarlarında yaşanan küçülme, burada çok etkili değil. Hatta bazı yerlerde büyüme var. Belki bu büyümenin sebebi fuar yönetiminin, küçük yayıncıları destekleyen bir anlayış içinde olması. Mesela bizim 20 ülkeye ihracat yapan küçük bir yayıncımız, burada neredeyse bakanlık standı kadar büyük ve çok görünen bir bölümde yer aldı. Ama önceden ona daha uzakta, kötü bir yer vermişlerdi. Baktılar ki bu yayıncı istikrarlı, ciddi olarak iş yapıyor, onu Londra'nın bir değeri olarak gördükleri için öne çıkarmayı tercih ettiler. Böyle de destek oluyorlar. Yayıncılar verilen imkanları iyi değerlendirirse, her fuarda olduğu gibi, Londra Kitap Fuarı da hem Türk edebiyatının açılımı hem de telif satışı imkanı için çok uygun bir ortam sağlıyor." ifadelerini kullandı.

Kısakürek, fuarda yayıncıların telif satışı yapmasının amaçlandığını söyleyerek, "Türkiye 2013'teki 'Odak Ülke' olmasının verdiği ilgiyi kaybetmemiş. Hala, 'Türkiye'de ne oluyor? Acaba şu yayıncı var mı?' diye arayan, hatta Türkiye'ye acaba bir şey satabilir miyim?' diyenler var. Bu fuarın çok verimli geçtiğine inanıyorum. İstanbul'da. 4. Profesyonel Buluşmalar başlıklı İstanbul Fellowship programını yapmıştık. Oradaki programdan etkilenip, burada bizimle görüşmeye gelen yayıncılar da var. Dolayısıyla Türk edebiyatının açılımı konusunda yaptığımız her fuar, attığımız her adım etkili oluyor." değerlendirmesinde bulundu.

Yalnızca meslek profesyonellerine açık olan fuar bugün sona erecek.

“Kültür ekonomisinde ilk beşe girmemiz lazım”

LONDRA (AA) – HİLAL UŞTUK – İTO Başkan Yardımcısı İsrafil Kuralay, küresel yayıncılığın önemine işaret ederek, "Kültür ekonomisi katma değeri çok yüksek olan, dalga dalga çoğalan bir ekonomi. Bunu rakamlarla ölçmek gerçekten zor. Yani bir kitabı binlerce, yüz binlerce insan okuyabiliyor. Bir filmi ya da diziyi binlerce, milyonlarca insan seyrediyor. Bu açıdan kitap gerçekten merkezde duran bir unsur olarak diğer sektörleri de çok fazla etkileyen bir kültür ürünü." dedi.

Olympia Sergi Merkezi'nde açılan "Londra Kitap Fuarı"na ilişkin AA muhabirine değerlendirmede bulunan Kuralay, bu yıl 48.si gerçekleştirilen fuara ilişkin, "Uluslararası arenada Frankfurt Kitap Fuarı'ndan sonraki en büyük kitap fuarı. Özellikle telif konusunda gerçekten dünyada en iyilerden biri. Biz de hem Kültür ve Turizm Bakanlığı hem de İstanbul Ticaret Odası olarak yayıncılarımızı, telif ajanslarımızı buraya getirerek bu pazarda Türk yayıncıların da yer almasını sağlamaya çalışıyoruz. Yüz metrekarelik bir alanda sekiz yayıneviyle katılıyoruz fuara. Farklı alanlarda farklı kategorilerde çalışan 8 yayınevine ev sahipliği yapıyor, onların buradaki diğer kitapçılarla buluşmasına vesile oluyoruz Ayrıca da Kültür ve Turizm Bakanlığı ile oluşturduğumuz bir koordinasyon çerçevesinde, uluslararası fuarlara katılım için hem yayıncılar hem organizasyonu yapan dernekler ve birliklerle ortak bir Türkiye algısı oluşturmaya çalışıyoruz." diye konuştu.

Kuralay, yalnızca meslek profesyonellerine hizmet veren fuardaki telif görüşmelerinin önemine de işaret ederek, şunları aktardı:

"Yayıncılarla fuardan sonra tekrar değerlendirme yapıyoruz. Diğer fuarlara kıyasla, yayıncıların özellikle Londra Kitap Fuarı'ndan çok memnun olduklarını, çok sayıda görüşme yaptıklarını ve bunların bir kısmının işe dönüştüğünü görüyoruz. Bir kısmı dönüşmeyebiliyor. Sonuçta bir görüşmenin işe dönüşmesi uzun soluklu bir çalışma. Sadece, 'Kitaplarımı aldım, geldim. Hemen alınsın, çevirilsin, satsınlar.' demekle olmuyor." Elimizdeki eserlerin özellikle Londra'da olduğumuz için İngilizceye ve diğer dillere çevrilmesi çok önemli. Bizde eskiden çok fazla çeviri yoktu. Son yıllarda Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın hayata geçirdiği TEDA (Türk Kültür, Sanat, Edebiyat Eserlerinin Dışa Açılımını Destekleme Projesi) aslında bir can simidi gibi yayıncıların imdadına yetişti. İki bin 600'e yakın eser dünya dillerine çevrildi. İngiliz diline de 50 Türk yazarının eseri çevrilmiş oldu. Bu çok büyük bir başarı."

  • "Kitap yayıncılığına pozitif ayrımcılık yapılmalı"

Kitabın kültür ekonomisi oluşturduğunun altını çizen Kuralay, "Kültür ekonomisi katma değeri çok yüksek olan, dalga dalga çoğalan bir ekonomi. Bunu rakamlarla ölçmek gerçekten zor. Yani bir kitabı binlerce, yüz binlerce insan okuyabiliyor. Bir filmi ya da diziyi binlerce, milyonlarca insan seyrediyor. Yani bir ürün satıyorsunuz, ürünün kendisi bir meta olarak değer ama aynı zamanda kültür ihracı da yapıyorsunuz. Bu açıdan kitap gerçekten merkezde duran bir unsur olarak diğer sektörleri de çok fazla etkileyen bir kültür ürünü. Kitaba sadece ticari bir ürün olarak bakarsak yanılırız." değerlendirmesinde bulundu.

İsrafil Kuralay, kitap ihracatına devletin ve sivil toplum örgütlerinin pozitif ayrımcılık yapması gerektiğini vurgulayarak, şu bilgileri verdi:

"Mutlaka desteklenmesi lazım. Bu işler dünyanın hiçbir yerinde kendiliğinden olmuyor. Yayıncılık açısından belirli büyüklüğe ulaşmış ülkelere baktığımızda, belki biz görmüyoruz ama mutlaka arkasında devlet ya da kamu desteği oluyor. 2018 yılında 70 bine yakın başlıkta kitabın üretildiği Türkiye, bu bakımdan ilk on içerisinde. Bu çok güzel, olumlu bir gelişme. Türkiye ekonomisi 18'deyken, yayıncılık ekonomisinin ilk onda olması çok güzel, sevindirici bir durum ama ilk ona girecek bir ekonomiye sahip olabilmemiz için, kültür ekonomisinde ilk beşe girmemiz gerekir diye düşünüyorum. Çünkü öteki sektörleri de tetikleyecek, etkileyecek, yön verecek bir sektörden söz ediyoruz. Londra kitap fuarına baktığımızda 67 ülkeden bine yakın katılımcı var ayrıca da 120 ülkeden 25 bin ziyaretçi bekleniyor."

  • "Bu fuarda yalnızca iş konuşulur"

Fuara ilk günden itibaren çok yoğun bir katılım olduğunu söyleyen Kuralay, "Bu fuar tamamen profesyonellere açık. Halka açık bir fuar değil. Bu açıdan da çok anlamlı ve önemli. Yani burada gerçekten iş konuşulur. Burada bir ekonomi dönüyor. Benim gördüğüm kadarıyla, Türk yayıncılarının buradan çıkarması gereken bazı dersler de var. Daha farklı ve daha fazla başlıkta üretim yapmamız lazım. Bizim dikkate almadığımız konularda da kitaplar var burada. Çok enteresan başlıklar var. Bir de bizim üretime daha fazla ağırlık vermemiz lazım. Üretim yoksa neyi ihraç edeceksiniz? Ayrıca biz, dünyayı çok fazla ihmal etmişiz. Bu açığımızı kapatmak için daha çok teşviğe, desteğe ihtiyaç var. Bizim kültürümüzün çok zengin, çok hikayeye dayandığına inanıyorum. Yaşadığımız coğrafyada, katman katman oluşan medeniyetlerin ve kültürlerin üzerinde oturuyoruz. Bu hikayeleri dünya insanın hizmetine sunacak yazarlara ve onları yayınlayacak yayıncılara, onları pazarlayacak telif ajanslarına ihtiyaç var." diye konuştu.

Kuralay, özellikle yayıncılıkta tercümenin önemine değinerek, dil bilen gençlerin bu alanda istihdam edilmesi, TEDA gibi projelerin sayısının artırılması ve yerel yönetimlerin de bu işe gereken önemi göstermesi gerektiğini söyledi.

Türkiye'nin sahip olduğu kültürün ve medeniyetin önemine dikkati çeken Kuralay, "Önemli olan iyi niyetle, elimizdeki güzellikleri, bu cevheri, bu kültürel birikimi ve insanlığa faydası olacak örnek hikayeleri dünyaya kazandırmak diye düşünüyorum." değerlendirmesini yaptı.

Bu yıl Endonezya'nın "odak pazar" ülke olarak belirlendiği fuar 14 Mart'a kadar sektör profesyonellerinin ziyaretine açık olacak.

Tekerlekli sandalyede yazdığı kitapların Almanya'ya ulaşmasını istiyor

             İSTANBUL (AA) - SAADET FİRDEVS APARI - İki yaşındayken geçirdiği bir hastalık sonucu beyin felci olan Erdal Yalçın, katıldığı "Uluslararası Avrasya Kitap Festivali"nde tanıştığı yayımcılar aracılığıyla, kitaplarını Almanya'da satabilmeyi hedefliyor.

Kaleme aldığı 17 kitabı bulunan Yalçın, İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) ve Basın Yayın Birliği (BasYayBir) iş birliğinde bu yıl ilki düzenlenen ve Anadolu Ajansının Global İletişim Ortağı olduğu festivalde, kitaplarını okuyucuyla buluşturuyor.

Kitap stantlarının arasında tekerlekli sandalyesiyle dolaşan Yalçın, AA muhabirine yaptığı açıklamada iki yaşında geçirdiği hastalıktan sonra beyin felci olduğunu, okuma yazmayı ise annesi sayesinde öğrendiğini anlattı.

Erdal Yalçın, bir süre okula gidemediğini ama bunun kendisine engel olmadığını dile getirerek, şu anda Atatürk Üniversite'sinde öğrenci olduğunu vurguladı.

  • "Yazmak olmasaydı çoktan ölmüştüm"

Engel tanımadan yazdığı kitaplarını okura ulaştırmanın kendisi için önemine değinen Yalçın, yazmaya olan sevgisini şu sözlerle aktardı:

"İnsanları ve yazmayı çok seviyorum. Kendi kendime düşündüm ve 'topluma ve kendime nasıl faydalı olurum' dedim. Sonra 'sen sadece yazabilirsin.' dedim. Çünkü ben başka bir iş yapamam. Yazmayı seviyorum. Yazmak benim hayat amacım. Yazmak olmasaydı ben çoktan ölmüştüm."

Yalçın, festival sırasında Almanya'da yaşayan bir Türk yayımcıyla tanıştığını belirterek, yayımcının kitaplarını Almanya'da satacağını söylemesi dolayısıyla oldukça mutlu olduğunu dile getirdi.

Şiir, öykü, roman gibi farklı alanlarda kitaplar yazan Yalçın, daha önce bir filmde Fatma Girik'le rol aldığına da işaret ederek, "Kitabımı alan bütün okurlara, beni destekledikleri için çok teşekkür ediyorum. Hayatımı ve yaşama gayemi onlara borçluyum." ifadelerini kullandı.

Uluslararası Avrasya Kitap Festivali, 3 Mart’a kadar yayıncı, yazar ve okurları buluşturmaya devam edecek.

Vali Yerlikaya Uluslararası Avrasya Kitap Festivali'ni ziyaret etti

İSTANBUL (AA) – İstanbul Valisi Ali Yerlikaya, İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) ve Basın Yayın Birliği (BasYayBir) iş birliğinde bu yıl ilki düzenlenen "Uluslararası Avrasya Kitap Festivali"ni ziyaret etti.

Anadolu Ajansı'nın global iletişim ortağı olduğu ve Avrasya Gösteri ve Sanat Merkezi'nde devam eden festivali ziyaret eden Yerlikaya, stantları gezerek, yayıncılardan bilgi aldı.

Kendisiyle fotoğraf çektirmek isteyen vatandaşları kırmayan Yerlikaya, öğrencilerle "Kar tatili isteyenlere fotoğraf yok." diyerek şakalaştı.

Çeşitli imza günleri ile konferansların da okurla buluştuğu festival, 3 Mart'ta sona erecek.

Istanbul Fellowship, Avustralya, Vietnam ve Endonezyalı yayıncıları ağırladı

İSTANBUL (AA) – "Uluslararası İstanbul 4. Yayımcılık Profesyonel Buluşmaları – Istanbul Fellowship" kapsamında gerçekleştirilen "Dünyada Yayımcılık Pazarı" başlıklı söyleşiye, Avustralya, Vietnam ve Endonezyalı yayıncılar konuk oldu.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) ve Basın Yayın Birliği (BasYayBir) tarafından düzenlenen Istanbul Fellowship, etkinlik, söyleşi ve seminerlerle devam ediyor.

Moderatörlüğünü Basın Yayın Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Emrah Kısakürek'in yaptığı etkinlikte, dünyada yayımcılık pazarının günümüzdeki durumu ele alındı.

Thai Ha Books Publishers House'u temsilen söyleşiye katılan yayıncı Hung Nguyen Manh, Vietnam'daki yayımcılık sektöründeki gelişmeleri anlatarak, yayımcılıkta adım adım ilerlemek yerine, büyük sıçrayışlara ihtiyaç olduğunu dile getirdi.

Vietnam'da 200 kadar yayınevinin faaliyet gösterdiğini aktaran Manh, "Vietnam'da okuyucuların yüzde 30'u düzenli okuyor. (Vietnam'da) Bir kişi yılda 4,3 kitap okuyor, bunun 3'ü ders kitabı. Malezya'da bu sayı 12. En azından yılda 10 hatta 20 kitaba ulaşmalıyız." diye konuştu.

Manh, Vietnam'daki kitapların yaklaşık yüzde 80'inin telifli kitaplardan oluştuğunu ve çoğunlukla Amerika'dan yüksek telif ücretleriyle geldiğini söyleyerek, katılımcıları Vietnam'a davet etti.

Farklı ülkelerle ortaklık yapmak istediklerinin altını çizen Manh, şunları kaydetti:

"Kitaplar artık diplomasi için de kullanılıyor. Ben de bugün burada kitaplar üzerinden Vietnam adına diplomasi yapıyorum. Vietnam'da çeviri fonu yok. Kitap konseyi, davet programı ve bu tür profesyonel buluşmalar da yok. Lütfen bizimle buradayken iletişime geçin. Umarım önümüzdeki 10 yıl içinde bizde de olur böyle girişimler."

-"Endonezya'da kitap başına 7 bin ABD doları gibi bir destek var"

Endonezya'da faaliyet gösteren Borobudur Agency'i temsilen söyleşiye katılan Thomas Atasana, Endonezya'da yayımcılık sektörünün dağıtımla ilgili problemler yaşadığını ancak bu kanalları güçlendirmek için çalışmalar yapıldığını anlattı.

Atasana, Endonezya'da okuma yazma oranının yüzde 93 olduğuna dikkati çekerek, Mart ayında gerçekleşecek Londra Kitap Fuarı'nda Endonezya'nın odak ülke olacağını belirtti.

Endonezya'daki yayımcılık sektörünün yağmurlu günlerden güneşli günlere doğru gittiğini vurgulayan Atasana, "Beş sene önce yılda yaklaşık 30 bin yeni eser yayımlanıyordu. Geçen sene bu rakam 55 bin oldu. Neredeyse iki katı. Bu bizi çok mutlu ediyor." değerlendirmesinde bulundu.

Thomas Atasana, ülkesindeki edebi finansman programlarından bahsederek, şu bilgileri verdi:

"Biz çeviri finansmanı diyoruz buna. Endonezya'daki çeviri programının da destekçisiyiz. Kitap başına 7 bin ABD doları gibi bir destek var. Eğer ilginizi çekiyorsa temmuza kadar başvurular devam ediyor."

  • "Böyle programlara katılmak hem uzak hem masraflı"

Avustralya'daki Penguin Random House adına katılan Cate Blake de ülkesinin coğrafi bakımdan izole olmasından dolayı çok fazla uluslararası etkinliğe katılamadıklarını aktararak, şöyle devam etti:

"Böyle programlara katılmak hem uzak hem masraflı. Yayımcılar karşılayamıyor. Kitapların Avustralya'ya giriş ve çıkış anlamında sevkıyatı da çok zor. Ama bunun yanında çok büyük ticari başarılarımız da var. Her sene mayıs ayında Sydney Yazarlar Festivali'ne katılımcılar geliyor. Siz de başvurabilirsiniz."

Blake, Avustralya'nın nüfus açısından küçük bir ülke sayılabileceğine işaret ederek, "Sağlıklı ama biraz da bölünmüş bir yayımcılık endüstrimiz var. Geçtiğimiz yıla bakıldığında kitap satışı 55 milyonu biraz aşıyor. Bu bir önceki seneye göre biraz fazla. Yayımcıların devlet desteğine başvurma imkanı var. Bunun bir kısmını da çeviri için kullanabilirler. Avustralya'da çeviri kitaplara ilgi yoğun." ifadelerini kullandı.

Anadolu Ajansı'nın (AA) global iletişim ortağı olduğu "Uluslararası Avrasya Kitap Festivali" kapsamında gerçekleştirilen Istanbul Fellowship, yarın sona eriyor.

Yerel basında “KDV indirimi” sevinci

ŞANLIURFA (AA) – MEHMET FATİH ASLAN – Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın "kitapta, dergide, gazetede" yüzde 8 olan KDV oranının sıfırlanacağı müjdesi Şanlıurfa'da yerel basını mutlu etti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, İstanbul Taksim Meydanı'nda Atatürk Kültür Merkezi temel atma töreninde yaptığı konuşmada, kitapta, dergide, gazetede KDV oranının sıfırlanacağı müjdesini verdi.

Sektörün ekonomik olarak desteklenmesi amacıyla hayata geçirilecek uygulamada kitap, dergi ve gazetede yüzde 8 olarak uygulanan KDV oranı, yapılacak değişikliğin yasalaşmasıyla sıfıra düşürülmüş olacak.

KDV indirimi açıklaması özellikle maddi olarak zor günler geçiren yerel gazetelerde memnuniyetle karşılandı.

Şanlıurfa Olay Gazetesi İmtiyaz Sahibi Celal Çiftçi, AA muhabirine yaptığı açıklamada, gazete çıkarmanın zor ve emek isteyen bir iş olduğunu söyledi.

Özellikle dijital medyanın yaygınlaşmasıyla yerel gazetelerin zor bir sürece girdiğini belirten Çiftçi, şöyle devam etti:

"KDV'nin sıfıra indirilmesi bizi mutlu etmiştir. KDV indirimi sadece gazete satışında değil, gazete reklamında da olsa bizi daha çok mutlu eder. Tabii ki bu indirim bir başlangıçtır. Cumhurbaşkanımızın özellikle Anadolu'daki medyanın zor durumda olduğunu bilmesi ve KDV indirimine gitmesi bizleri mutlu etmiştir. İnsanlarımızın gazete okumasını ve reklam vermesini, gazetelerine sahip çıkmasını bekliyoruz. Cumhurbaşkanımızı gazeteler için attığı bu adımdan dolayı tebrik ediyor, kendisine çok teşekkür ediyorum."

  • "Yayıncılığın teşvik edilmesi anlamında çok iyi bir adım"

GAP Gündemi Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Veysel Polat ise KDV indiriminin kendilerini mutlu ettiğini ifade etti.

Vergi indiriminin zor günler geçiren gazeteler için çok yararlı olacağını dile getiren Polat, şunları kaydetti:

"KDV'nin sıfırlanması, maddi gelirleri tükenen ve çeşitli ekonomik sorunlar yaşayan, bu nedenle yaşam mücadelesi veren yerel basın için güzel bir haber. Cumhurbaşkanımıza teşekkür ediyoruz. Gerçekten yerel basının çok daha fazla ekonomik sorunları var. Bu KDV indirimi inşallah bu sorunların da hatırlanmasını sağlar. Kitaplarda, gazetelerde, dergilerde KDV'nin sıfırlanması ülkemizde kültürün, sanatın, fikirlerin tekrar gündeme gelmesi, yayıncılığın teşvik edilmesi anlamında çok iyi bir adım. İnşallah bundan sonrası için de hükümetimizden, Cumhurbaşkanımızdan ciddi, kalıcı müjdeler bekliyoruz."

Urfanatik Gazetesi İmtiyaz Sahibi Tahir Gülebak ise son dönemde yaşanan zamlardan gazete kağıdı fiyatlarının da etkilendiğine belirtti.

Gülebak, Anadolu'da bir çok gazetenin baskı yapamayacak durumda olması nedeniyle vergi indiriminin çok önemli olduğuna dikkati çekerek, şöyle konuştu:

"Gazetelerin maddi olarak zor durumda olduğu bir dönemde Sayın Cumhurbaşkanımızın vergi indirimi müjdesi bizi mutlu etti. Burada aynı zamanda indirimden ziyade yerel basın olarak hatırlanmamız da bizi ayrıca mutlu etti. Son dönemde gazete kağıdı fiyatında büyük artış yaşandı. Birçok gazete zor şartlar altında basılıyor. Özellikle biz kağıt alımında da KDV indiriminin yapılmasını bekliyoruz. Yerel basın ancak böyle daha rahat bir nefes almış olur. Yine de biz böyle bir vergi indirimi müjdesini bize verdiği için Cumhurbaşkanımıza çok teşekkür ediyoruz."

beIN Sports Mısır'da tekrar yayında

              KAHİRE (AA) - Katar merkezli beIN Sports, 24 saat süren kesintinin ardından Mısır’da tekrar yayına başladı. </p>    <p>Mısır Uydu Kanalları Şirketi (CNE) Müdürü Muhammed Ahmedeyn yaptığı açıklamada, beIN Sports yetkilileri ile yapılan görüşmelerden sonuç alındığı ve yayınların tekrar başladığını duyurdu. </p>    <p>Ahmedeyn açıklamasında, iki taraf arasındaki anlaşmazlığın ticari bazı görüş ayrılıkları ve Mısır uydu şirketi Nilesat yönetimi ile yaşanan bazı sıkıntılardan kaynaklandığını ifade etti. </p>    <p>Dün beIN Sports'un internet sayfasında yer alan açıklamada, CNE şirketiyle anlaşma şartlarında bir sonuca varılamaması nedeniyle bugünden itibaren grubun kanallarının Mısır'da yayınlarına devam edemeyeceği belirtilmişti.</p>  <p>Mısırlılar 2018 Rusya Dünya Kupası maçlarının tamamını beIN Sports üzerinden izlemiş, Mısır devlet televizyon kanalları maçları yayınlamak istemiş ancak yayınlayamamıştı. 

KOÜ kütüphanesinde 3,5 milyon yayın öğrencilerin hizmetinde

KOCAELİ (AA) – Kocaeli Üniversitesi (KOÜ) kütüphanesi, erişilebilir kaynak sayısını arttırarak toplam 3,5 milyon yayınla öğrencilere hizmet veriyor.

KOÜ'den yapılan yazılı açıklamaya göre, kütüphane değişen ve gelişen teknolojiye ayak uydurarak hizmetlerini sürdürüp, kapılarını her zaman öğrencilerine ve personeline açık tutuyor.

Kütüphane eğitim, öğretim ve araştırma faaliyetlerini destekleyen her türlü yayını kullanıcılara sunuyor.

Açıklamada görüşlerine yer verilen KOÜ Kütüphane ve Dokümantasyon Daire Başkanı Perihan Semerci, kütüphanede 135 veri tabanı bulunduğunu aktararak, "310 bin elektronik kitap, 2 milyon 800 bin tez, 58 bin dergi, 20 bin video ve 150 bine yakın teknik dokümana bu veri tabanları aracılığıyla ulaşmaktayız. Basılı kaynaklarımız da mevcuttur. 125 basılı kitabımız, bin dergimiz ve 4 bin 500 tezimiz bulunmaktadır. Toplam olarak söyleyecek olursak Kocaeli Üniversitesi mensuplarına 3,5 milyon yayın sunmaktayız." ifadelerini kullandı.

  • Görme engellilere özel seslendirme programı

Üniversitede öğrenim gören görme engelli öğrencilerin, kütüphanedeki elektronik yayınlara özel seslendirme programları aracılığıyla ulaşabildiklerini dile getiren Semerci, basılı yayınlar için de kitap okuma cihazları bulunduğunu anlattı.

Semerci, görme engelli öğrencilere ders kapsamında işlenen kitapları kendilerine getirdiklerinde bunları seslendirebildiklerini belirterek, şunları kaydetti:

"CD'lere kaydediyoruz, evlerine ödünç verebiliyoruz. Geri bildirimlere önem veriyoruz. Tüm kullanıcılarımız, kütüphane girişinde yer alan öneri şikayet kutusu aracılığıyla bizlere bildirimde bulunabilir. Sosyal medya hesaplarından ya da web sitemizdeki iletişim kutusunu kullanarak bize ulaşabilirler. Bu geri bildirimleri önemsiyoruz ve formlarda e-posta alanını boş bırakmayan kullanıcılarımıza kesinlikle cevap veriyoruz. Bildirilen sorunları gündemimize alıp, sorunlara çözüm üretmeye çalışıyoruz."

Seçim dönemine ilişkin yayın ilkeleri belirlendi

ANKARA (AA) – Yüksek Seçim Kurulunun (YSK), 1 Ocak 2019'dan Mahalli İdareler Genel Seçimi'nin bitimine kadar basın ve yayın kuruluşlarının yayın ilkelerine ilişkin kararı Resmi Gazete'de yayımlandı.

Resmi Gazete'nin mükerrer sayısındaki kararda, Türkiye Radyo Televizyon Kurumu (TRT) ile özel radyo ve televizyon kuruluşlarının seçim sürecinde yapacakları yayınlarda ilgili kanunlarda yer alan yayın hizmet ilkelerine titizlikle uymaları gerektiği belirtildi.

Radyo ve televizyon kuruluşları ile yazılı, sözlü ve görsel basının tarafsızlık, gerçeklik ve doğruluk ilkelerine uygun davranmakla yükümlü olduğu hatırlatılan kararda, bu kuruluşların tek yönlü, taraf tutan yayınlar yapamayacakları, demokratik kurallar çerçevesinde siyasi partiler ve bağımsız adaylar arasında fırsat eşitliğini sağlamak zorunda oldukları kaydedildi.

Yayınlarında adaletli, tarafsız ve kanunlara uygun davranmak zorunluluğu bulunan bu kuruluşların, ırk, cinsiyet, sosyal sınıf veya dini inançları da esas alarak yayın yapamayacakları bildirilen kararda, siyasi partiler ve bağımsız adayların seçim döneminde görüşlerinin eşitlik, serbestlik, dürüstlük ilkelerine uygun bir şekilde yansıtılması için gerekli katılımın sağlanması, bu konudaki girişimlerini ve sonucunu yayınlarında açıkça ilan ederek kamuoyuna duyurması gerektiğine işaret edildi.

Kararda, siyasi partiler ve bağımsız adayların, radyo ve televizyon kanalları ile yazılı, sözlü ve
görsel basında yapacakları propagandalarda Türkçenin yanı sıra farklı dil ve
lehçelerin de kullanılabileceği vurgulandı.

  • Oy verme gününden önceki 24 saate kadar yapılacak yayınlar

Karara göre siyasi partiler veya adaylar, oy verme gününden önceki 24 saate kadar olan sürede radyo ve televizyonlarda birlikte veya ayrı ayrı açık oturum, röportaj, panel gibi programlara katılarak görüşlerini açıklayabilecek.

Siyasi partiler veya adayların açık ya da kapalı yer toplantıları radyo ve televizyonlarda canlı olarak yayımlanabilecek. Seçime katılan siyasi partiler ve bağımsız adaylar, seçim propaganda süresinin sona ermesine kadar yazılı basında ilan ve reklam yoluyla veya internet sitesi açarak sözlü, yazılı veya görüntülü propaganda yapabilecek.

Seçim dönemi içinde "Ulusa Sesleniş" veya "Millete Hizmet Yolunda" gibi özel tanıtıcı programlar banttan veya canlı olarak yayımlanamayacak.

Herhangi bir yayının banttan, internet ortamında propaganda yasaklarına aykırılık içerecek şekilde yayını halinde tüm dünyadan izlenmesi mümkün olduğundan, bu yayına erişimi engelleme kararı verme ve gereği için erişim sağlayıcılarına bildirme görevi itirazın yapıldığı yerin ilçe seçim kurulu başkanlığına ait olacak.

  • Vatandaşların telefonlarına mesaj gönderilemeyecek

Vatandaşların, elektronik posta adreslerine, taşınabilir veya sabit telefonlarına sesli, görüntülü veya yazılı mesaj gönderilemeyecek ancak siyasi partilerin kendi üyelerine gönderdiği sesli, görüntülü veya yazılı mesajlar her zaman serbest olacak.

Oy verme tarihi olan 31 Mart 2019'dan önceki 10 günlük sürede, yazılı, sözlü ve görsel basın ve yayın araçları ile kamuoyu araştırmaları, anketler, tahminler, bilgi ve iletişim telefonları yoluyla mini referandum gibi adlarla bir siyasi partinin veya adayın lehinde ya da aleyhinde, vatandaşın oyunu etkileyecek biçimde yayın ve dağıtım yapılamayacak.

Bu sürenin dışında yapılacak yayınlar, tarafsızlık, gerçeklik ve doğruluk ilkelerine uygun olacak, kamuoyu araştırmaları ve anketlerin yayınlanması sırasında, araştırmanın hangi kuruluş tarafından yapıldığı, denek sayısı, araştırmanın kim tarafından finanse edildiği açıklanmak zorunda olacak.