“İzmir'in kendi hikayesini yazması gerekiyor”

İZMİR (AA) – AK Parti İzmir Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Nihat Zeybekci, "İzmir'in dünyaya hazırlanması ve kendi hikayesini yazması gerekiyor. Bununla ilgili çalışmalara ağırlık vereceğiz ve önümüzdeki günlerde hazırladığımız projeleri İzmirlilerle paylaşacağız." dedi.

Zeybekci, İzmir'de bir otelde medya temsilcileriyle bir araya geldi, gazetecilerin gündeme ilişkin sorularını cevaplandırdı.

Konuşmasına dünyadaki ekonomik gelişmelerden bahsederek başlayan Zeybekci, İzmir'in de özellikle 1990'dan sonra başlayan değişime mutlaka ayak uydurma gerektiğine işaret etti.

İzmir'e adaylığının gündeme geldiğinde çok heyecanlandığını vurgulayan Zeybekci, şöyle konuştu:

"İzmir'i idari sınırlarıyla sınırlamamak gerekiyor. Uşak, Çanakkale, Balıkesir'i de buna dahil etmek lazım. Bakınız 1915 Çanakkale Köprüsü İzmir öncelikli bir projedir. Yine İstanbul-İzmir otoyolu, İzmir-Ankara hızlı tren projesi ve İzmir-Antalya otoyolu projeleri ve çalışmaları kentimizin önemini gözler önüne seriyor. İzmir'in dünyaya hazırlanması ve kendi hikayesini yazması gerekiyor. Bununla ilgili çalışmalara ağırlık vereceğiz ve önümüzdeki günlerde hazırladığımız projeleri İzmirlilerle paylaşacağız. Tüm bu çalışmaları birlikte inşa etme fırsatımız var. İzmir'in birlikteliğe ihtiyacı var. İzmir'i her platformda dinliyorum ve bunu da fırsat olarak görüyorum. İzmir'i sokak sokak yürüyorum, insanları dinliyorum. İzmir'in ideolojik kalıplardan çıkması lazım."

Körfez Geçiş Projesi'nin vazgeçilmemesi gereken yatırım olduğuna işaret eden Zeybekci, teknolojik eksikliklerine ve çevre endişelerini ortadan kaldıracak teknik çözümlere bakılması yönünde görüş paylaştı.

İZBAN grevinin ertelendiğini hatırlatan Zeybekci, bu kararın da arkadan gelebilecek grev dalgalarını kestiğini düşündüğünü vurguladı.

İzmir'e yapacakları ilk işlerden birinin son derece basit bir proje olduğunu anımsatan Zeybekci, "Buna da 9 aylık bir süre koyuyorum. 2019'un sonunda bu şehre yaklaştığınızda güzel bir görüntüyle karşılaşacaksınız. Nerden gelirseniz gelin. Gördüğünüz çıplak binaların tamamını İzmirlilerle tartışarak komple boyayacağız. Yaklaştığınızda rengarenk bölgeler göreceksiniz." ifadelerini kullandı.

İzmir'de yağmur suyu hattı olmadığını savunan Zeybekci, kentin son yağışlarla büyük sıkıntı yaşadığını aktardı.

  • "Bu şehirde katı atık yönetimi yok"

Mevcut arıtma tesisinin de çalışmadığını ileri süren Zeybekci, şöyle devam etti:

"Çünkü metrekareye 5 litre yağış düştüğünde sistem çalışmaz. 4 milyon nüfuslu şehirde arıtmayı tek bir bölgeye taşımak teknik olarak imkansız. Bunun çözümü çok basit. Vadilerin, derelerin birkaç kuşakla alınması lazım. Mühendislik çalışmasıyla halledilebilir. Kentin en az 3 arıtma tesisine ihtiyaç var. Bu şehirde katı atık yönetimi yok. Bunu söylediğimizde bir sürü şey duyacaksınız. Bunlar mazeret değil. Hedefimiz sıfır atık. Yüzde 50'sinin ekonomiye kazandırılacağını düşünüyoruz. Katı atığı hızlı şekilde çözeceğiz. Ama yağmur su ve arıtma burada 5 yıllık bir süreden bahsediyoruz."

İzmir'in spor, turizm ve sağlık şehri olması gerektiğine dikkati çeken Zeybekci, göreve geldiklerinde 15 bin nüfus ortalamasına bir kapalı spor salonu yapacaklarını söyledi.

Zeybekci, 50 bin nüfusa ise yüzme salonuyla kapalı spor salonu planlayacaklarını, şehrin ancak bu şekilde spor merkezi olabileceğini ifade etti.

  • "İzmir'in hayat tarzı dar sahile mi sıkıştı kaldı"

Zeybekci, herhangi bir çalışmaya başladıklarında işin başına mutlaka tarih yazacaklarını belirtti.

İzmir'de kişi başına düşen yeşil alan miktarının 1,6 metrekare olduğunu vurgulayan Zeybekci, "Bizim 5 yıldaki sözümüz bunu 15 metrekareye çıkarmak. Şehrin o kadar güzel yerleri var ki bunu başaracağımıza inanıyorum. 'İzmir'in hayat tarzı bu' şeklindeki yaklaşım bu şehre yapılan en büyük haksızlık buna alet olmayalım. İzmir'in hayat tarzı dar sahile mi sıkıştı kaldı." dedi.

Zeybekci, dünyanın en modern olimpiyat statlarından birini yapacaklarını belirterek, bunu da Atatürk Stadı'nın olduğu yere inşa edeceklerini ayrıca Türkiye'nin en büyük kapalı spor salonunu da şehre kazandıracaklarını söyledi.

“Yerel yönetimlerin bölgesel kalkınmaya etkileri” toplantısı

BATMAN (AA) – Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği (MÜSİAD) tarafından Batman'da "Yerel yönetimlerin bölgesel kalkınmaya etkileri" toplantısı düzenlendi.

Özel bir okulun konferans salonunda düzenlenen toplantıda konuşan Batman Valisi Hulusi Şahin, MÜSİAD'ın önemli bir misyon üstlendiğini söyledi.

İş insanlarına çağrıda bulunan Vali Şahin, “Bizim vaktimiz dar, acele büyümeye ihtiyacımız var çünkü bizim hedeflerimiz büyük, 2023 vizyonunu takip eden bir kamuoyuyuz." dedi.

Türkiye petrolünün yüzde 64'ünün bölgeden çıktığına dikkati çeken Vali Şahin, şöyle devam etti:

"Türkiye’ye yetmiyor, yetmesi söz konusu bile değildir. İnşallah daha arayışlar içerisindeyiz. İnşallah bulacağız ama buna güvenemeyiz. Bugün İtalya’dan doğuya doğru gidin Çin’e kadar dünyanın bu parçasında üretim üstü Türkiye’den başka yok. Eğer petrolümüz olsaydı o rehavetle biz bunları yapamazdık. İyi değerlendirmemiz lazım bunu. Ciddi bir pazar avantajımız var. Eğer üretirsek üretime satmaya sıkıntımız olmaz. Bu hususta bölgesel büyüme önemli. Bugün Batman'da en az 200 sanayici bizden yer bekliyor, yer tahsis ettiğimizde hemen fabrika kurabilecek en az 200 sanayiciden söz ediyorum. Önümüzde büyük pazar fırsatları var, Irak, Suriye gibi. Onun için bugünden hazırlıklı olmak lazım."

  • "Ele ele vererek ülkemizi daha ileriye taşıyabiliriz"

MÜSİAD Genel Başkan Yardımcısı İsrafil Kuralay da MÜSİAD'ın her alanda Türkiye'nin gelişimine, ekonomisine katkı sunan bir kuruluş olduğunu aktararak şunları kaydetti:

"Toplantıları genellikle Anadolu'da yaparak bölgenin ve şehirlerin kalkınmasına, iş adamlarımızın birbirleriyle istişare etmelerine, iş yapmalarına imkan sunmuş oluyoruz. Bugünkü başlığımız MÜSİAD'ın temelinde olan bir başlık. Yerel yönetim, merkezi yönetim, STK'ler ele ele vererek ülkemizi daha ileriye taşıyabiliriz. Onun için de çok kategorik ayrımlar yapmadan yaptığımız işleri birbirimizle paylaşarak, paylaşmanın inanç ve bereketine inanarak ancak daha güçlü bir Batman, daha güçlü bir Türkiye, daha iyi bir dünya olabiliriz. Biz daha çok her şeyi yapmak hevesindeyiz çünkü çok vakit kaybettik. Ülkemiz artık çok mesafeler aldı artık Batman'dan markalar çıkarmalıyız onun için de oturup birlikte hareket etmek lazım."

Mısır'a doğrudan yabancı yatırımda büyük düşüş

KAHİRE (AA) – Mısır'a doğrudan yabancı yatırım üç aylık dönemde yüzde 40 azaldı.

Mısır Merkez Bankasından yapılan yazılı açıklamada, doğrudan yabancı yatırımın 2018-2019 mali yılının ilk çeyreğinde (Temmuz 2018/Eylül 2018) yüzde 40 gerilediği, bir önceki yıl aynı dönemde 1,843 milyar dolar iken bu yıl 1,099 milyar dolara düştüğü belirtildi.

Mısır bütçe hukukuna göre, temmuz ayında başlayan mali yıl, bir sonraki yılın haziran ayında sona eriyor.

Planlama Bakanı Hale Said, daha önce yaptığı açıklamada, ülkesinin geçen yıl 7,9 milyar olan yıllık doğrudan yabancı yatırımı bu yıl 11 milyar dolara çıkarmayı hedeflediğini bildirmişti.

“İzmir'de kenti yaşanabilir kılan belediyecilik hasreti çekiyorum”

İZMİR (AA) – AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hamza Dağ, "İzmir’de, şehrin her köşesini doğasına ve büyüklüğüne uygun şekilde yaşanabilir kılan, şehir hayatını kolaylaştıran bir belediyecilik kültürünün hasretini çekiyorum. Bu hasreti İzmirli hemşehrilerimizin de çektiğini biliyorum." dedi.

Dağ, yaptığı açıklamada, yerel yönetimlerde halk, belediye başkanı, milletvekilleri ve bakanlıklar arasındaki uyumlu çalışma ve işbirliğinin önemli olduğunu vurguladı.

AK Parti'nin şehir ve bölge ayrımı gözetmeksizin hizmetlerine ve yatırımlarına devam ettiğine işaret eden Dağ, bir yere yatırım yapılması söz konusu olduğunda halkın taleplerini alıp ihtiyaçlarını tespit ederek hareket ettiklerini aktardı.

Bu manada Kınık'a yaptıkları yatırımların örnek teşkil ettiğini bildiren Dağ, "Kınık'a 2018 yılı içerisinde Sağlık Bakanlığı, Gençlik ve Spor Bakanlığı, Milli Eğitim Bakanlığı ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı tarafından 6 yeni projenin ihalesi yapıldı. Sadece Aralık ayında ihalesi gerçekleşen yatırımlara 75 milyon lira bütçe ayrıldı. Bu bütçe ile Kınık Öğretmenevi ve Halk Eğitim Merkezi, Bağımsız Anaokulu, Kınık Lisesi, Yurt Binası ve Spor Salonu, Kınık Gençlik Merkezi, Kınık Trafo Merkezi, Kınık Devlet Hastanesinin tıbbi malzeme ve tefrişat eksiklerinin giderilmesi gibi projeler yer alıyor." ifadelerini kullandı.

Dağ, Kınık Belediyesi tarafından yapılacak olan çevre düzenlemesi, rekreasyon ve trafik düzenleme projelerine de ayrılan 9 milyon liralık bütçe ile birlikte Kınık’ta hayata geçirilecek projelerin değerinin 85 milyon lirayı bulacağının bilgisini vererek şunları kaydetti:

"İzmir’de yaşayan, bu doğa harikası şehri temsilen Ankara’da mesai harcayan birisi olarak, İzmir’de, şehrin her köşesini doğasına ve büyüklüğüne uygun şekilde yaşanabilir kılan, şehir hayatını kolaylaştıran bir belediyecilik kültürünün hasretini çekiyorum. Bu hasreti İzmirli hemşehrilerimizin de çektiğini biliyorum. 2014 yılında yönetimine geldiğimiz ilçelerimizde bu hasreti dindirmek için gerekli çalışmaları yapıyoruz. Biz AK Parti olarak Türkiye’de belediyeciliğin standartlarını ve çıtasını yükselten bir partiyiz. Halkımız, belediye başkanlarımız, milletvekillerimiz ve bakanlıklarımız ile birlikte tam bir işbirliği ve uyum içerisinde bu çıtayı yükseltmeye devam ediyoruz ve edeceğiz. Bahsi geçen bu yatırımların nihayete ermesi sürecinde emeği geçen Bakanlık yetkililerine, milletvekillerimize ve Belediye Başkanına da İzmir adına teşekkür ediyorum."

Aydın'daki kağıt fabrikasının yapımı sürüyor

AYDIN (AA) – Türkiye'nin en büyük sanayi kuruluşları arasında yer alan Kipaş Holdingin, 500 milyon dolarlık yatırımla Aydın'ın Söke ilçesinde faaliyete alacağı kağıt fabrikasında 18 ay sonra üretime geçilmesi planlanıyor.

Kipaş Holding Yönetim Kurulu Başkanı Hanefi Öksüz, Söke Ziraat Odasında düzenlediği basın toplantısında, birçok sektörde faaliyet gösterdiklerini, ülke ekonomisine katkı sunduklarını söyledi.

Tekstilden enerjiye, eğitimden tarıma holding bünyesinde yaklaşık 10 bin kişinin istihdam edildiğini vurgulayan Öksüz, bu sektörlerin yanına 2014'te kağıdı da eklediklerini belirtti.

Kağıt alanında ilk fabrikalarını Kahramanmaraş'a yaptıklarını anımsatan Öksüz, şunları kaydetti:

"Bu fabrikamızda hurda kağıttan kahverengi ambalaj kağıdı üretiyoruz. Bu sektöre girdiğimizde ülkemizin bu alanda çok geri olduğunu gördük. Ülkemiz yaklaşık 350 milyon dolar vererek bu özel kağıtları ithal ediyor. Bu konuda bir yatırım yapmaya karar verdik. Bu yatırım Türkiye'nin 350 milyon dolar kağıt ithalatını önleyeceği gibi 200 milyon dolar da ihracat yapacağız. Yani burası ülkemizin cari açığına yarım milyardan dolar fazla katkı yapacak bir yatırım."

  • Ege'nin ikinci büyük yatırımı

Öksüz, tesisin, Çanakkale Boğaz Köprüsünden sonra Ege Bölgesi'nin en büyük ikinci yatırım olduğunu aktardı.

Söke'deki fabrikaya 500 milyon doların üzerinde bir yatırım yapacaklarını hatırlatan Öksüz, "Burası iki ana makineden oluşan bir tesis. Şu anda birinci makine geliyor. Tam üretime geçtiğinde bin kişiye istihdam sağlayacak. Bunun belki 3 katı civarda iş sahası açacak. Burada günde 2 bin 500 ton kağıt çıkacak. Yaklaşık 18 ay sonra hizmete girecek. Yatırım yapmak kolay değil. Bu ülkenin yatırıma ihtiyacı var. Gençlerimize iş, ülkemize ihracat lazım." diye konuştu.

Tesisin çevreye zarar vereceğine dair eleştirilen olduğuna değinen Öksüz, bunun yanlış bilgilendirme sonucu ortaya çıktığını, fabrikanın ÇED raporu aldığını ve denetimlerin çok sıkı olduğunun altını çizdi.

Kendi atıklarıyla beraber bir miktar kömür yakan bir santral kurduklarını anlatan Öksüz, sözlerini şöyle tamamladı:

"Doğal gaz bacasından daha temiz bir baca olacak. Çevreyi kirletmeyen hiçbir sanayi yatırımı olmaz. Biz bu işleri mecburen yapacağız. Ama yaparken de doğanın kıymetini bileceğiz. Tesiste kullanılan suyun yüzde 60'ı yeniden tesiste kullanacak. Tesiste kullanılan suyu civarda açmış olduğumuz kuyulardan temin edeceğiz. İlerleyen zamanda su temini için bir gölet yapmayı düşünüyoruz."

Toplantıya, AK Parti Aydın Milletvekili Metin Yavuz, Söke Belediye Başkanı Süleyman Toyran, Söke Ziraat Odası Başkanı Kemal Kocabaş, muhtarla ve çiftçiler katıldı.

  • Yılda 730 bin ton kağıt ve karton üretilecek

Söke Organize Sanayi Bölgesinde faaliyete geçecek fabrika 200 bin metrekaresi kapalı olmak üzere 310 bin metrekare üzerine kurulacak.

Yaklaşık bin kişi istihdam edilecek fabrikada ham maddesi tamamı atık kağıtlardan olmak üzere yılda 730 bin ton kağıt ve karton üretilecek. Tesiste üretilecek kağıt ve karton ambalaj sektörü için ham madde olarak kullanılacak.

İzmir'e yabancı sermaye ilgisi devam ediyor

İZMİR (AA) – TOLGA ALBAY – İzmir'de yabancı sermayenin yüksek teknolojiye dayalı yatırımlarıyla öne çıkan Ege Serbest Bölgesi'nde 2019 için 4 büyük yatırımın devreye alınması konusunda görüşmeler son aşamaya geldi.

Ege Serbest Bölge Kurucu ve İşleticisi AŞ (ESBAŞ) Üst Yöneticisi (CEO) Faruk Güler, AA muhabirine yaptığı açıklamada, dünyaca ünlü firmaların üretim üsleriyle stratejik tesislere ev sahipliği yapan bölgede ticaret hacminin geçen yıl yüzde 6 büyümeyle 4 milyar 405 milyon dolara ulaştığını bildirdi.

Bölgede 78'i yabancı 176 şirketin önceki yıla göre çalışan sayısını bin 500 artırarak 19 bin 950'ye ulaştırdığını belirten Güler, bölge ihracatının ise 2 milyar 187 milyon dolara çıkarak en çok ihracat yapan 11'inci kenti geride bırakır bir büyüklüğe ulaştığını aktardı.

İhracatın kilogram başına değerinin ise 8,56 dolar olarak gerçekleştiğini, bunun Almanya'nın yaklaşık 2 katı, Türkiye'nin ise yaklaşık 7 katına karşılık geldiğini ifade eden Güler, havacılık, otomotiv gibi yüksek teknolojiye dayalı yatırımların yanında tekstilde yüksek kar marjıyla çalışan dünya devlerinin bu katma değerin oluşmasından önemli rol üstlendiğini dile getirdi.

Döviz kuru kaynaklı dalgalanmaların bölge firmalarını etkilemediğini, üretim ve pazar planlarında bir değişiklik olmadığını anlatan Güler, Türkiye hakkında yabancı basında yayılan negatif algının yeni yatırımcı çekme konusunda sıkıntılar yarattığına işaret etti.

  • Organik büyüme

Ege Serbest Bölgesi'nin tam doluluğa ulaşmış olması nedeniyle geçen yıl yeni bir yatırım yapılamadığını, "organik bir büyüme yaşadıklarını" vurgulayan Güler, altyapısı tamamlanan genişleme bölgesinde yatırım hareketliliğinin 2019 yılı ile birlikte başlayacağına dikkati çekti.

"Genişleme bölgesiyle hem istihdam hem yatırım açısından mevcut bölgenin yüzde 12'si kadar büyüyeceğiz." diyen Güler, şu bilgileri verdi:

"Genişleme bölgesi için şu an görüştüğümüz yabancı ve yabancı ortaklı 4 yatırımcı var. Birkaç ay içinde en az üçüyle el sıkışıp yatırıma başlayacağız. Tüm altyapı hazır. Şu an için ruhsatı alınmış bir yatırım yok. Bizim özellikle havacılık alanında ciddi bir tanınırlığımız oldu. Bu alanda çalışmalara devam ediyoruz. Özellikle Almanya'daki fuarlar ve sektörün ilgilileriyle görüşme halindeyiz. Otomotiv sektöründe de katma değeri yüksek üretim yapan şirketlerle görüşüyoruz."

Genişleme arazisinde kurulacak yatırımların ancak yıl sonuna yetişebilmesi nedeniyle gelecek yıl rakamlarına fazla katkı vermeyeceğini dile getiren Faruk Güler, yılı yine yüzde 6 büyümeyle kapatmayı hedeflediklerini, asıl büyümeyi 2020'de yakalamayı öngördüklerini aktardı.

Ege Serbest Bölgesi'nde Hugo Boss, Gates, Delphi Automotive, Eldor Electronics, Lansinoh gibi farklı ülkelerden yatırımların yanı sıra F35 uçak motoru parçalarının üretildiği Kale Pratt & Whitney'e ait stratejik tesisler faaliyet gösteriyor.

Türk ihracatçıları için Hindistan fırsatları artıyor

ANKARA (AA) – DİLARA ZENGİN – Dünyanın en büyük 6'ncı ekonomisi Hindistan, genişleyen orta sınıfı ve artan ihtiyaçları nedeniyle Türk ihracatçıları için yeni bir pazar imkanı oluşturuyor.

AA muhabirinin, Dünya Bankası, Ticaret Bakanlığı ve Türkiye İstatistik Kurumu verilerinden derlediği bilgilere göre, Hindistan, 2017 yılı sonu itibarıyla gayrisafi yurt içi hasılasına göre dünyanın en büyük 6'ncı, satın alma gücü paritesine göre dünyanın en büyük 3'üncü ekonomisi olma özelliğini taşıyor. Ülkenin ekonomik büyüklüğü yaklaşık 2,6 trilyon dolar seviyesinde bulunuyor.

Hindistan'ın gayrisafi yurt içi hasılasında hizmetler sektörünün payı yüzde 46,5'e, sanayinin payı yüzde 29,1'e, tarım sektörünün payı yüzde 17,1'e ulaştı.

Ülke, 2017'de yüzde 6,7'lik büyüme başarısı yakalarken, aynı dönemde enflasyon oranı yüzde 3,3 olarak kayıtlara geçti. Ülkenin, geçen yıl da yüzde 7,6'lık büyüme performansı gösterdiği tahmin ediliyor.

  • 10 ayda 6,4 milyar dolarlık ticaret

Hindistan'ın dış ticaret rakamlarına bakıldığında, ülkenin 2017'deki ihracatı 295,9 milyar doları bulurken, ithalatı 444,1 milyar dolar olarak gerçekleşti.

Türkiye, 2017'de Hindistan'ın ihracatından aldığı yüzde 1,7'lik payla 17'nci sırada, ülkenin ithalatından aldığı yüzde 0,3'lük payla 48'inci sırada yer aldı.

Bu dönemde, Türkiye'nin Hindistan'a ihracatı 758,6 milyon dolar seviyesinde gerçekleşirken, bu ülkeden yapılan ithalat 6,2 milyar dolar olarak kayıtlara geçti. İki ülke arasındaki dış ticaret hacmi 2017'de yaklaşık 7 milyar dolar oldu.

Türkiye'nin bu dönemde Hindistan'a ihracatında, mermer ve traverten, ekosin, su mermeri, kireçli taşlar, dökme demir, demirin veya çeliğin döküntü ve hurdaları, bazı motorların aksam ve parçaları, kara yolu taşıtları için aksam, parça ve aksesuarlarla sığır ve at cinsi hayvanların tabaklanmış veya ara kurutmalı post ve derileri öne çıktı.

Hindistan'dan ithal edilen başlıca ürünler ise petrol yağları ve bitümenli minerallerden elde edilen yağlar, sentetik filament iplikleri, kara yolu taşıtları için aksam, parça ve aksesuarlar, sentetik devamsız liften iplik ve sentetik organik boyayıcı maddeler olarak sıralandı.

Türkiye'nin Hindistan'a ihracatı, geçen yılın 11 ayında 1 milyar dolar olurken, ülkeden bu dönemde yapılan ithalat yaklaşık 7 milyar dolar olarak kayda geçti.

  • Yabancı yatırımcının Hindistan ilgisi

Hindistan Başbakanı Narendra Modi'nin 2014'te yönetime gelmesiyle gerçekleştiren sosyoekonomik reformlar Hindistan'ın liberalleşmesini hızlandırarak ülkeye yabancı yatırımları artırdı.

Ülkeye 2000'de 2 milyar dolar doğrudan yabancı yatırım geldi, bu rakam 2008'de 47 milyar dolarla zirve yaptı, 2017'de ise 39 milyar dolar olarak kaydedildi.

Hindistan'dan Türkiye'ye 2007-2018 döneminde 125 milyon dolarlık doğrudan yatırım yapılırken, Türkiye'den ülkeye 233 milyon dolarlık doğrudan yatırım gerçekleştirildi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın 2017'de gerçekleştirdiği Hindistan ziyaretinde de ikili ilişkilerin geliştirilmesi, karşılıklı yatırımların artırılması, ikili iş birliği alanlarının çeşitlendirilmesi, nükleer enerji, sivil havacılık, ilaç, uzay ve teknoloji alanlarında iş birliğinin geliştirilmesi, ikili Karma Ekonomik Komisyonu (KEK) mekanizmasının düzenli olarak sürdürülmesi, Kapsamlı Ekonomik Ortaklık Anlaşması'nın hayata geçirilmesi, iki ülke arasındaki düzenli uçuşların ve destinasyon sayısının artırılması kararlaştırılmıştı.

  • "Vize sorunlarının kalkmasıyla ticaret artar"

Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) Türkiye-Hindistan İş Konseyi Başkanı Canan Çelebioğlu, AA muhabirine, Hindistan'ın Türkiye'nin ticaret partnerleri arasında büyük ekonomik potansiyel taşıyan bir ülke olduğunu söyledi.

Hindistan'ın büyüyen orta sınıfının güvenli, uygun fiyatlı konut, sağlık ve eğitim hizmetleri, temiz su, sanitasyon tesisleri, güvenilir elektrik gibi ihtiyaçları da beraberinde getireceğine işaret eden Çelebioğlu, "Bu ihtiyaçlar doğrultusunda, özellikle turizm, ilaç sanayisi, bilişim, enerji, altyapı-inşaat, otomotiv, savunma sanayisi, sağlık turizmi, gıda ve tarım endüstrisi gibi sektörlerdeki yatırımlar ve iş fırsatları önem arz ediyor." dedi.

Çelebioğlu, iki ülke arasındaki ticarette kültürel farklılıklar, uçak seferlerinin sayısının yetersizliği, yüksek gümrük vergileri, çevresel izinler ve sözleşmelerde yaşanan gecikmeler gibi engellerin bulunduğuna dikkati çekerek, "İki ülkenin iş insanları arasındaki iletişimin artması, vize sorunlarının ortadan kalkmasıyla ülkemizin stratejik hedef ve öncelikleri doğrultusunda Hindistan ile ticaret hacmimizin Türkiye lehine artırılmasını sağlayabiliriz." diye konuştu.

Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan'ın Hindistan'ı ziyareti kapsamında yaklaşık 150 iş insanın katılımıyla Aralık 2018'de Hindistan-Türkiye İş Forumu düzenlendiğini hatırlatan Çelebioğlu, söz konusu toplantıda başta bankacılık, gıda ve tarım, teknik müşavirlik sektörleri olmak üzere çeşitli alanlardaki potansiyel iş fırsatlarının gündeme geldiğini bildirdi.

Çelebioğlu, iş forumunda Türkiye ve Hindistan'ın Afrika'da gerçekleştirebileceği altyapı, inşaat, ve lojistik alanlarındaki iş fırsatlarına da değinildiğini belirterek, aynı zamanda forumda Türk ve Hintli iş insanları arasında görüşmeler yapıldığını dile getirdi.

  • Hindistan'dan heyet gelecek

Ticaret Bakanı Pekcan, Hindistan'a gerçekleştirdiği son ziyaretinde, gelecek 10 yıl içinde gerek nüfus gerek tarım ürünleri gerekse yazılımda bu ülkenin dünya lideri olacağını düşündüklerini, yükselen bir orta sınıfının bulunduğunu, bunun da Türk ihracatçılar için önemli bir pazar niteliği taşıdığını ifade etti.

Pekcan, Hindistan ile yazılım alanında iş birliği yapabileceklerini vurgulayarak, Hindistan Ticaret, Sanayi ve Sivil Havacılık Bakanının şubat ayında kalabalık bir heyetle Türkiye'ye gelmeyi planladığını kaydetti.

250'yi aşkın kişi yatırımla Türk vatandaşlığına başvurdu

İSTANBUL (AA) – GÖKHAN ERGÖÇÜN – Türkiye, vatandaşlık kanunundaki "gerekli yatırım miktarlarının" düşürülmesinden bu yana 100 milyon dolarlık yatırım ve 250'nin üzerinde vatandaşlık başvurusu alırken, 2019'da başvurularda patlama yaşanması bekleniyor.

Eylül ayı sonunda yapılan düzenleme ile Türk vatandaşlığı kazanımında 2 milyon dolarlık sabit sermaye yatırımı şartı 500 bin dolara, taşınmaz alımındaki 1 milyon dolarlık sınır ise 250 bin dolara düşürülmüştü.

Yatırımını veya bankalardaki mevduatını 3 yıl boyunca çekmeyen ya da satın aldığı gayrimenkulü 3 yıl boyunca satmamayı taahhüt eden yatırımcılara, ömür boyu Türk vatandaşı olma hakkı veriliyor. Yatırımlarla birlikte konut sektöründe canlanma yaşanırken, geçen sene yabancılara konut satışında 4,8 milyar dolar gelir elde eden sektörün yılı 10 milyar dolar satışla kapatması bekleniyor.

Yabancılara vatandaşlık başvurusu için aracılık hizmeti veren VIPTurkishPass şirketinin Üs Yöneticisi (CEO) Akın Atalay, yabancıların konut alımındaki artışla birlikte Türkiye'ye gelen yabancıların önemli kısmının yatırımla vatandaşlık hakkından yararlanmak istediğini söyledi.

Türkiye'de ev alımına en çok Arap ülkeleri, İran ve Türki Cumhuriyetlerden ilgi gösterildiğini belirten Atalay, sanıldığının aksine Avrupa ülkelerinde de Türkiye'ye yoğun bir talep olduğunun altını çizdi.

"İngilizlerden çok telefon alıyoruz. On binlerce İngiliz, Alman, Rus Alanya’da, Antalya’da yaşıyor. Bu kişiler bu cennet vatana aşık olmuş, burada ev almış, yerleşmişler. Şimdi bunlardan birçoğu Türkiye’deki sosyal imkanları görünce ev alarak hem kendi ülkesinin vatandaşlığını koruyup hem de Türk pasaportu alarak çifte vatandaş olmaya karar veriyor." değerlendirmesini yapan Atalay, yabancıların en çok İstanbul, Antalya ve Bursa'ya ilgi gösterdiğini hatırlattı.

İçişleri Bakanlığı'nın evrakların tam olması ve başvurunun uzman bilgisi ile yapılması durumunda 45 gün gibi bir sürede vatandaşlık başvurusuna cevap verdiğini anlatan Atalay, Türk vatandaşlığına geçen yabancıların bürokratik engellere takılmadığını ve vergi indirimleri, sigorta prim indirimleri gibi kolaylıklardan, devlet destek ve indirimlerinden, aynen doğumda Türk vatandaşı olanlar gibi eşit haklarla yararlanabildiğini kaydetti.

  • Başvurularda artış beklentisi

Atalay, "İçişleri Bakanlığımızın verilerine göre aralık sonu itibarıyla Türkiye’de yatırım yaparak vatandaşlık için başvuran kişi sayısı 250’yi geçmiş bulunmakta. Böylece ülkemiz yaklaşık 100 milyon dolarlık yabancı yatırım çekmiş bulunuyor." diyerek 2019 yılında başvurularda patlama beklendiğini kaydetti. Atalay ayrıca konut sektörünün 2017 yılında yabancılara satıştan 4,6 milyar dolar gelir elde ettiğini hatırlatarak, "Bu rakamın 2018 sonu itibarıyla 10 milyar dolara yaklaşmış olması bekleniyor. Bu ülkemizdeki inşaat sektörünü canlandırmak için büyük bir fırsat." dedi.

Dünya genelinde pek çok ülkede benzer göçmen programlarının uygulandığına dikkati çeken Atalay, bu ülkelerin eğitimli, yatırımcı, girişimci kişileri ülkelerine çekmeye çalıştıklarını ve nitelikli iş gücü ile yüksek sermaye yatırımının kalkınmanın temel unsurları olduğunu söyledi.

Atalay, "Türkiye de bir süredir bunu yapmaya çalışıyor. Önce çalışma izni almayı kolaylaştırdık yabancılara. İkinci aşamada hükümetimiz Turkuaz Kart uygulamasına geçti, parlak zihinleri ülkemize çekmek için. Bu yeni program ise işin üçüncü ayağı. Artık ülkemize sermaye çekmeye çalışıyoruz. Dünyanın her yerinden yatırım yapmak isteyen kişiler ülkemize sermaye getirsin, ülkedeki refaha katkıda bulunsun, Türkiye'nin başarı hikayesine ortak olsun istiyoruz. Bu ülkemizin güçlenmesi için atılan bir adım." diye konuştu.

Vatandaşlık başvuru süreçlerinin hassas işlemler içerdiğini vurgulayan Atalay yabancıların dilini, kültürünü bilmedikleri bir ülkede suistimal edilmemek için güvenilir ve alanında uzman yerel partnerler ile iş birliği kurmalarını tavsiye etti. Diğer ülkelerdeki örneklere değinen Atalay, ABD'de 500 bin dolar yatırım karşılığında 5 yıl sonunda, Almanya'da 250 bin avro yatırım karşılığında, Kanada'da 400 bin dolar yatırım veya 800 bin dolar mevduat karşılığında, Yunanistan'da ise 250 bin avroluk gayrimenkul alımı karşılığında vatandaşlık verildiğini belirtti.

Türkiye’de vatandaş olmak için getirilen koşulların çok daha kolay olduğunun altını çizen Atalay, "250 bin dolar yatırım yaparak vatandaş olmak mümkün, bekleme süresi yok. Tek şart kişinin aldığı konut veya yaptığı yatırımı üç yıl elinde tutması." dedi.

Hurda ve atık kağıtlardan 3 milyon dolarlık ihracat

ÇORUM (AA) – GAZİ NOGAY – Çorum'un Sungurlu ilçesinde girişimci iki kardeşin işlettiği fabrikada hurda ve atık kağıtların dönüştürülmesiyle üretilen mukavva, karton köşe koruyucu ve pasta altlığı gibi çeşitli ürünler, İngiltere, İtalya, İsrail ve ABD başta olmak üzere 28 ülkeye ihraç ediliyor.

İlçede 1988 yılında gri karton üretimi yapmak amacıyla babaları tarafından kurulan Sun-Ka Kağıt firmasını 1993 yılında şirketleştiren Zeki ve Levent Öztekin kardeşler, teknolojik gelişmeleri de yakından takip ederek fabrikanın, yeni yatırımlarla istihdam ve üretim kapasitesini artırıp, sektörün önemli firmaları arasına girmeyi başardı.

Sadece gri karton üretimi amacıyla kurulan ancak günümüzde mukavva, karton, karton köşebant, altın ve ayakkabı kutuları, pasta altığı ve kağıt sektöründe kullanılan birçok malzemenin üretiminin yapıldığı fabrikadan, 28 ülkeye ihracat gerçekleştiriliyor.

  • Üretimin yüzde 40'ı ihraç ediliyor

Firmanın Genel Müdürü Zeki Öztekin, AA muhabirine, çöplerden toplanan atık ve hurda kağıtları satın alıp, fabrikada işleyerek, hem Çorum hem de Türkiye ekonomisine katma değer sağladıklarını söyledi.

Şirketleri bünyesinde iki ayrı fabrikada 105 kişiye istihdam sağladıklarını belirten Öztekin, aylık 2 bin 500 ton üretim kapasiteleri bulunduğunu ve bunun yüzde 40'ını ihraç ettiklerini anlattı.

Hedeflerinin üretimin, yüzde 50'sini ihraç etmek olduğunu vurgulayan Öztekin, şöyle konuştu:

"30 yıllık çalışmamızın ardından bugün Çorum'un Sungurlu ilçesinden 28 ülkeye hizmet veren firma haline geldik. Ağırlıklı olarak İngiltere, Fas, Cezayir, Tunus, Lübnan, Ürdün, İtalya, İspanya gibi ülkelere ürün gönderiyoruz. Bunların yanı sıra İngiltere'ye karton köşe koruyucuları ve mukavva ihraç ediyoruz. Azerbaycan'da ön plandayız. İsrail'e çok miktarda pasta altlığı gönderiyoruz. Buradan da ABD pazarına giriyoruz."

  • "Hükümetimize ve devletimize güvendiğimiz için yeni yatırım yapacağız"

Öztekin, yılda yaklaşık 3 milyon dolar ihracat yaptıklarını ve üretim kapasitesini yükseltmek için yeni yatırım yapma kararı aldıklarını vurguladı.

Sungurlu Organize Sanayi Bölgesi'nden 50 dönümlük bir alanın tahsisi için müracaat ettiklerini anlatan Öztekin, "Yeni yatırımımız için Almanya'dan getirmiş olduğumuz makinelerimiz var. Sungurlu OSB'de 50 dönüm yer tahsisi için başvuruda bulunduk. İnşallah en kısa sürede yer tahsisi yapılır ve çalışmalara başlarız. Biz hükümetimize ve devletimize güveniyoruz. Onlara güvendiğimiz için de Almanya'dan yeni makineler getirdik. Bir an önce bunları kurup, Türkiye ekonomisine katkı yapmak istiyoruz." diye konuştu.

  • "Önceliğimiz kadın istihdamını artırmak"

Yeni fabrikada 50 kişiye istihdam sağlayacaklarına işaret eden Öztekin, şunları kaydetti:

"Hedefimiz ve önceliğimiz kadın istihdamını artrmak. Firma olarak kadın istihdamını çok önemsiyoruz. 'Anadolu'da kadın çalışmaz, evde çocuklarına bakar' anlayışı var. Biz bunu kırmak istiyoruz. Bizi büyüten annelerimiz ve kadınlarımıza destek olmak istiyoruz."

GRAFİKLİ – Türkiye-Afrika ilişkileri 2018'de hız kazandı

ANKARA (AA) – TEVFİK DURUL – Türkiye, 2018'de "yükselen kıta" Afrika ile ilişkilerine hız verirken, bu yıl bölgedeki büyükelçilik sayısını 41'e çıkardı.

Afrika kıtasıyla ilişkilerin geliştirilmesi, Türkiye'nin çok boyutlu dış politikasının öncelikleri arasında yer alıyor.

Önemini giderek artıran ve gelecek yıllarda bölgesel ve küresel meselelerde ağırlığını daha çok ortaya koyması beklenen Afrika, büyük bir ekonomik ve ticari potansiyel barındırıyor.

Afrika'nın küresel gelişmelerde ortaya koyduğu jeopolitik tavır, başta Çin, Hindistan ve Japonya olmak üzere çok sayıda ülkeden yatırımcıyı bu bölgeye çekmeye devam ediyor.

Türkiye, kendi tecrübesi ve birikimiyle sahip olduğu imkan ve kaynakları Afrika halklarıyla paylaşırken "Afrika sorunlarına Afrika çözümleri" ilkesini gözetiyor.

Bu anlamda Sahraaltı Afrika (SAA) ülkeleriyle son yıllarda önemli mesafe kateden Türkiye, 1998'de başlattığı "Afrika'ya Açılım Politikası" çerçevesinde bölge ülkeleriyle başta siyasi ilişkiler olmak üzere ticaret, yatırım, kültürel projeler, güvenlik ve askeri iş birliği gibi birçok alanda hızla ilerliyor.

AA muhabirinin derlediği bilgilere göre, Türkiye, 2008'de düzenlenen Afrika Birliği (AfB) zirvesinde bu kıtanın stratejik ortağı ilan edilirken aynı yıl İstanbul'da yapılan Türkiye-Afrika Ortaklık Zirvesi'nin ardından, 2010'da da Afrika Stratejik Belgesi kabul edildi.

Türkiye'nin Afrika'ya Açılım Politikası, 2013'te yerini "Afrika Ortaklık Politikası"na bıraktı.

Ortaklık Politikası kapsamında, kıtanın barış ve istikrarıyla ekonomik ve sosyal kalkınmasına katkıda bulunmayı amaçlayan Türkiye, Afrika ülkeleriyle ikili ilişkileri eşit ortaklık ve karşılıklı fayda temelinde geliştirmeyi hedefliyor.

Bu noktada, Türkiye-Afrika ilişkilerinde 2014'te Ekvator Ginesi'nin başkenti Malabo'da düzenlenen 2. Türkiye-Afrika Ortaklık Zirvesi, önemli bir adım olarak kabul ediliyor.

Zirvenin ardından kabul edilen "2015-2019 Ortak Uygulama Planı" ile Türkiye'nin Afrika ülkeleriyle hayata geçireceği projelerin yol haritası ortaya konuldu.

Bu kapsamda Afrika'nın öncelikleri arasındaki alanlarda iş birliğinin uygulaması noktasında çalışmalar yapılırken, bir sonraki Türkiye-Afrika Ortaklık Zirvesi'nin Türkiye'nin ev sahipliğinde yapılması bekleniyor.

  • Üst düzey ziyaretler

Türkiye'nin Afrika ile ilişkilerini geliştirmesinde karşılıklı üst düzey ziyaretler "katalizör" işlevi görüyor.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, göreve başladığı Ağustos 2014'ten bu yana 21 Afrika ülkesine ziyaret gerçekleştirdi.

Erdoğan'ın ziyaret ettiği ülkeler, Somali, Cibuti, Etiyopya, Fildişi Sahili, Gana, Gine, Nijerya, Uganda, Kenya, Tanzanya, Mozambik, Madagaskar, Sudan, Çad, Tunus, Cezayir, Mali, Moritanya, Senegal, Zambiya ve Güney Afrika şeklinde sıralandı.

Bu yıl da Senegal, Moritanya, Mali ve BRICS Zirvesi vesilesiyle Güney Afrika'yı ziyaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, Gambiya Cumhurbaşkanı Adama Barrow ve Benin Cumhurbaşkanı Patrice Talon'u Türkiye'de ağırladı.

Erdoğan'ın 9 Temmuz'da düzenlenen göreve başlama törenine de Somali, Cibuti, Etiyopya, Çad, Ekvator Ginesi, Gana, Gine Bissau, Gine, Moritanya ve Zambiya cumhurbaşkanları iştirak etti.

  • Yeni büyükelçilikler

Türkiye'nin Afrika ile ilişkilerinin hızlanmasında büyükelçilik sayısının artırılması, önemli bir itici güç olarak göze çarpıyor.

Türkiye'nin Mayıs 2009'da 7'si SAA'da olmak üzere Afrika'da toplam 12 büyükelçiliği bulunurken, halihazırda bu sayının 41'e yükselmesi dikkati çekiyor.

Sierra Leone'nin başkenti Freetown ve Ekvator Ginesi'nin başkenti Malabo'ya atanan Büyükelçiler, 2018'de görevlerine başladı.

Büyükelçiliklerin yanı sıra Anadolu Ajansı (AA), Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı (TİKA), Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD), Yunus Emre Enstitüsü (YEE), Türkiye Maarif Vakfı (TMV) ve Türk Hava Yolları (THY) gibi Türk kurumlarının kıtadaki varlığı yaygınlaşıyor.

Afrika'ya ortaklık politikasında yakalanan ivmenin önemli bir göstergesi de Türkiye'nin bu bölgeye yönelik adımlarının Afrika ülkelerinden de karşılık bulması olarak öne çıkıyor.

2008'de beşi SAA'da olmak üzere 10 Afrika ülkesinin Ankara'da büyükelçiliği bulunurken bu sayı 34'e yükselmiş durumda.

Bu yıl Zambiya, Sudan ve Komorlar Birliği ile siyasi istişareler gerçekleştirilirken, 2003'te 3,68 milyar dolar olan Afrika kıtasıyla toplam ticaret hacmi 2017'de 20,6 milyar dolar seviyesine yükseldi.

Türkiye'nin Afrika'daki toplam yatırım tutarının halihazırda 6 milyar doları aştığı tahmin ediliyor. Bu yıl sonu itibarıyla Türkiye'nin, 46 Afrika ülkesiyle Ticaret ve Ekonomik İş Birliği Anlaşması, 28 kıta ülkesiyle Yatırımların Karşılıklı Teşviki ve Korunması Anlaşması, 12 Afrika ülkesiyle de Çifte Vergilendirmenin Önlenmesi Anlaşması bulunuyor.

Afrika'dan 27 ülkeyle Karma Ekonomik Komisyon toplantıları düzenlenirken, Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu'nun (DEİK) 43 Afrika ülkesiyle iş konseyleri bulunuyor.

Türkiye, Afrika ile etkileşimini güçlendirmek için ulaşım araçlarının gelişimini de teşvik ediyor. Halihazırda THY'nin Afrika'da 35 ülkede 53 destinasyona erişimi bulunuyor.

Afrikalı öğrencilere Türkiye'nin sağladığı bursların da bu kıtayla ilişkilerin gelişiminde önemli bir unsur olduğu dikkati çekerken, 1992'den bu yana toplam 10 bin 474 Afrikalı öğrenciye lisans, lisansüstü ve doktora bursları verildi.

Dışişleri Bakanlığı bünyesindeki Diplomasi Akademisi tarafından 1992'den bu yana düzenlenen "Uluslararası Genç Diplomatlar Eğitim Programı"na şu ana kadar Afrika ülkelerinden 232 diplomat katıldı.

Afrika'da çok sayıda ülkede yapılanan FETÖ'nün 15 Temmuz 2016'daki hain darbe girişimi sonrası Türkiye, kıtadaki birçok ülkeden bu terör örgütüyle mücadele konusunda destek gördü.

FETÖ'nün halen aktif olduğu ülkelere de FETÖ ile mücadele konusunda çağrıda bulunmaya devam eden Türkiye, bu örgüte ait okulların Maarif Vakfına devredilmesinin takipçisi olmayı sürdürüyor.

  • Somali

Türkiye'nin Afrika politikasında Somali'nin özel bir yeri bulunuyor. Erdoğan'ın başbakanlığı döneminde 2011'de kuraklık felaketinden etkilendiği sırada bu ülkeye yaptığı ziyaret, uluslararası toplumun dikkatini bu bölgeye çekerek Somali açısından dönüm noktası niteliği taşıyor.

Ziyaretin ardından TİKA, Kızılay ve sivil toplum kuruluşlarının katkılarıyla Türkiye'nin yurt dışındaki en büyük insani yardım operasyonu başlamıştı.

Somali Cumhurbaşkanı Muhammed Abdullahi Muhammed, 2018'de Türkiye'yi iki defa ziyaret etti.

Bu ülkeyle 2018'de Türkiye-Somali Karma Ekonomik Komisyon (KEK) toplantısı düzenlendi.

Türkiye ayrıca 1991'de tek taraflı bağımsızlığını ilan eden Somaliland bölgesel yönetimiyle Somali Federal Hükümet arasında üstlendiği arabulucu rolü çerçevesinde, İstanbul'da bu yıl 3. Somali-Somaliland Akademik Çalıştayı'na ev sahipliği yaptı.