Türkiye ile Rusya'dan “Dış Ticaret Eylem Planı” hamlesi

MOSKOVA (AA) – Ticaret Bakan Yardımcısı Fatih Metin, Türkiye ve Rusya’nın ortak bir "Dış Ticaret Eylem Planı" yapılması konusunda anlaştıklarını belirterek, "Ayrıca, iş birliğimizi üçüncü ülkelere de taşımayı planlıyoruz. Hem Türkiye'nin hem Rusya'nın güçlü yanlarını, üçüncü ülkelere ve pazarlara da beraberce taşımayı planlıyoruz." dedi.

Metin, başkent Moskova’da düzenlenen "Türkiye-Rusya İş Forumu" kapsamında iki ülke arasındaki güncel ekonomik gelişmelere ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Türkiye ve Rusya arasında tarım, enerji ve turizmin yanı sıra yeni iş birliği alanlarının oluşturulduğunu ifade eden Metin, "Bunlardan birisi savunma sanayi… Hava ve uzay teknolojileri alanında da çok önemli iş birliklerimiz var. Bu alanların tümünü ele aldığımızda, karşılıklı iş birliğiyle her iki ülke arasındaki ticaret hacmini daha da yukarılara taşıyacağız." diye konuştu.

Türkiye’de KOBİ'lerin sahip olduğu güçlü kurumsal kapasiteye işaret eden Metin, "Türkiye’de ekonomimizin lokomotifi KOBİ'ler… Rusya ile bu alanda da bir iş birliğine gideceğiz. Her iki ülkenin KOBİ'lerinin iş birliği ile hem Türkiye’de hem Rusya’da yeni yatırım imkanları doğacak." ifadelerini kullandı.

İki ülke arasındaki iş birliğinin tüm sektörlere yayılması gerektiğini belirten Metin, "Türk ihracatçısı Rusya’nın her bölgesinde olmalı. Buna ilişkin olarak da hem biz hem Rus hükümetinden büyük destek var. Gelişen ve büyüyen sektörlerle her alanı kapsayan bir iş birliğini, iki hükümet ve iki iş dünyası sağlayacaktır." dedi.

Metin, Rus mevkidaşlarıyla yaptığı görüşmeler sonucu bazı konularda anlaşma sağlandığını belirterek, şunları kaydetti:

"Türkiye ve Rusya olarak, ortak bir Dış Ticaret Eylem Planı yapmaya karar verdik. Ülkelerimiz, hazırlıklara başladı ve bir süre sonra bu hazırlıkları birbirimizle paylaşacağız. Her iki ülkenin iş dünyasından aldığımız beklentileri de işin içine katıyoruz. Ticaretteki engelleri de masaya koyarak bir eylem planı üzerinde anlaştık. Ayrıca, iş birliğimizi üçüncü ülkelere de taşımayı planlıyoruz. Hem Türkiye’nin hem Rusya’nın güçlü yanlarını, üçüncü ülkelere ve pazarlara da beraberce taşımayı planlıyoruz."

– Türkiye ile Rusya'nın 100 milyar dolarlık ticaret hedefi

Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkanı İsmail Gülle de Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin tarafından konulan "100 milyar dolarlık ticaret hacmi" hedefinin altını doldurmak istediklerini söyledi.

Gülle, Türkiye ve Rusya arasında geçen yıl itibarıyla 22 milyar dolarlık ticaret hacminde, Türkiye’nin ihracat payının düşük bir oranda olduğunu belirterek, "Her iki tarafın da kazandığı, büyük vizyonlu bir projenin peşindeyiz." dedi.

Rusya Sanayicileri ve Girişimcileri Birliği (RSSP) Aleksandr Şohin ise Rusya’da çok sayıda Türk şirketinin kendisini kanıtladığını vurgulayarak, "Önümüzdeki yıllara ilişkin de Rusya’da planlanan çok sayıda altyapı projesinde Türk şirketlerinin yer almasını istiyoruz. KOBİ noktasında da Türkiye ile iş birliğimizi geliştirmek için gerekli adımların atılmasına hazırız." diye konuştu.

Advertisements

Sırbistan “Balkanların Çin'i” oluyor

BERLİN (AA) – BAHATTİN GÖNÜLTAŞ – Avrupa Birliği'ne (AB) aday olan Sırbistan, genç, ucuz ve nitelikli iş gücü, Rusya ile özel ilişkisi ve coğrafi konumu avantajıyla son yıllarda Avrupa'dan Uzak Doğu'ya giden sanayi yatırımlarını geri çekerek "Balkanların Çin'i" olma yolunda ilerliyor.

Sırbistan geçen yıl 2,6 milyar avro uluslararası doğrudan yatırım çekerken, bu rakam bu yılın ilk beş ayında 1,1 milyar avro olarak gerçekleşti.

Aydınlatma sektöründe faaliyet gösteren Avusturya merkezli Zumtobel Group, üretimini işçi ücretlerinin ve lojistik fiyatlarının yükselmesinden dolayı Çin’den Sırbistan’a taşıdı. Merkezi Almanya'da bulunan otomobil kablo üreticisi Leoni, geçen yıl Sırbistan’da 2 bin 200 işçinin çalıştığı bir fabrika açtı.

Avrupalı şirketlerin yanında, Çinli şirketler de İpek Yolu kuşağında yer alan ülkeye altyapı ve fabrika yatırımları yaparak, Sırbistan'ı AB ve Balkanlara açılım için merkez olarak konumlandırıyor. Çin merkezli Shandong Linglong ülkeye 1 milyar dolar yatırımla yeni bir lastik fabrikası planlarken, diğer bir Çin firması Shijiazhuang Zhiyi Zinc Industry’de 80 milyon dolar yatırımla çinko oksit üretimi için Sırbistan hükümeti ile anlaşma imzaladı.

Uluslararası şirketlerin Sırbistan’a sanayi yatırımının yapmasının bir sebebi de ülkenin Rusya ile olan özel ilişkisi. Rusya ile serbest ticaret anlaşması nedeniyle uluslararası firmalar Sırbistan’ı transfer noktası olarak kullanıyor.

Sırbistan hükümeti ise fabrika yatırımlarını desteklemek için yasal düzenlemelerin yanında altyapı yatırımları da yapıyor. Almanya ve Avusturya'ya Niş şehrinden kesintisiz otoyol bağlantısı bunun bir örneği. Ayrıca, ülkenin AB’ne üyeliğinin 2020’ye kadar gerçekleşeceği yönündeki beklenti de ülkenin yatırımları cezbetmesini sağlıyor.

Almanya ülkede en büyük yabancı yatırımcı olurken, Alman firmalar ülkenin genç, ucuz ve nitelikli iş gücünden, Rusya ile özel ilişkisinden ve coğrafi konumundan yararlanıyor.

– Sırbistan’da 450 Türk firması var

Konuya ilişkin AA muhabirine değerlendirmelerde bulunan, Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) Türkiye-Sırbistan İş Konseyi Başkanı Bayram Akgül, çok sayıda yabancı firmanın yatırımları için Sırbistan’ı ve diğer Güneydoğu Avrupa’daki ülkeleri merkez olarak tercih ettiklerini söyledi.

"Sırbistan, büyüyen bir pazar ve mevcut serbest ticaret anlaşmaları ile 1 milyar nüfuslu bölge pazara erişimi söz konusu." diyen Akgül, "Bu erişim gücünden dolayı, Sırbistan pazarında faaliyet gösterip, ihracat yapan firmaların, operasyonlarını bölgedeki diğer ülkelere yaymaları oldukça kolay hale geliyor. Türk firmaları da bu modeli uyguluyor.” ifadesini kullandı.

Sırbistan’da 450 Türk firmasının faaliyet gösterdiğini bildiren Akgül, Türkiye ile Sırbistan arasında 2007’de 545 milyon dolar olan ticaret hacminin, geçen yıl 1,1 milyar dolara çıktığını ve hedefin bu rakamın 2020’ye kadar 3 milyar dolara yükseltilmesi olduğunu belirtti.

Akgül, Sırbistan’da kalifiye, yabancı dil bilen, genç ve bölgeye göre ucuz bir iş gücü olduğuna işaret ederek, şöyle devam etti.

“Ayrıca ülkede halihazırda Türk yatırımcılarının bulunması ve Halkbank’ın bir Türk bankası olarak pazarda önemli bir yer edinmiş olması Türk firmalarımız için oldukça büyük avantaj sağlıyor. Bunun yanı sıra, Sırbistan’ın önemli pazarlara yakınlığı ve Avrupa Birliği, Balkanlar, Türkiye, Rusya ve Kazakistan gibi çok çeşitli ülke ve bölge pazarlarıyla gümrüksüz ticaret imkânının bulunması, ihracata yönelik üretim yapmayı planlayan firmalarımızın dikkatini çekiyor.

Sırbistan’da dinamik ve yatırımcılar ile birebir ilgilenen bir yatırım ajansı mevcut. Ajansın bünyesinde, Türkiye’den gelen yatırımlar için ayrılmış bir Türkiye masası var ve çalışanlar konusuna oldukça hâkim. Firmalarımızla yakından ilgileniyorlar. Firmalarımızın bu olanağı değerlendirmelerini şiddetle tavsiye ediyorum.”

– "İşçilik maliyeti bölgedeki diğer ülkelere göre iki kat daha düşük"

Sırbistan Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Marko Cadez de ülkesinin bugün bölgesinde en cazip yatırım imkanlarını sunduğunu belirterek, ülkede 400 kişinin istihdam edildiği bir otomobil parçaları üreten fabrikanın işçilik maliyetinin bölgedeki diğer ülkelere göre iki kat daha düşük olduğunu söyledi.

Sırbistan’ın makroekonomik olarak güçlü ve politik olarak da istikrarlı bir ülke olduğunu belirten Cadez, ülkenin yatırımcılar için yasal düzenlemeleri geliştirdiğini ve altyapıyı iyileştirdiğini kaydetti.

Cadez, Sırbistan’ın yatırımcılara vergi avantajı ve ülkenin imzaladığı ticaret anlaşmalarından yararlanma imkanı gibi olanaklar sunduğunu anlatarak, şöyle devam etti:

“Sırbistan, Çin’in Yeni İpek Yolu Projesi’nin kuşağında yer alıyor. Çin’in geliştirdiği '16+1 İşbirliği' mekanizmasının bir parçası ve bu ülkenin bölgeye ve Avrupa'ya açılmasında bir merkez görevi görüyor. Bu durum, Sırbistan'ın Balkanlar'daki Çin yatırımlarını çekmede bir lider olduğu, özellikle altyapıdaki projelerin hem sayısı hem de değeriyle doğrulanıyor. Tamamlanan, uygulanan, üzerinde anlaşılan veya ilan edilen tüm uzun yıllı altyapı (ulaşım ve enerji) projeleri ve ekonomideki projelerin toplam değeri 10 milyar avroyu aşmakta.”

– "Karşılıklı ticaretin yanında, Türk şirketleri ile ortaklık da çok önemli"

Belgrad yakınlarındaki büyük bir sanayi parkının yapımı için hazırlıkların devam ettiğini belirten Cadez, Sırbistan’ın yatırım çekmesinde bir sonraki aşamanın ileri ve yenilikçi teknolojiler olduğunu kaydetti.

Sırbistan için, Türkiye pazarının ve Türk yatırımlarının önemli olduğuna işaret eden Cadez, “Karşılıklı ticaretin yanında, Türk şirketleri ile ortaklık da çok önemli… Birbirimize ne kadar satacağımızdan çok daha önemli olan, daha yüksek iş birliği ve ortaklık biçimleri geliştirmemiz. Sırbistan'a yeni fabrikalar, istihdam ve yeni ihracat kanalları getiren Türk yatırımlarının devam etmesi önemli. Türk yatırımcılarla, üçüncü pazarlarda üretime yönelik ortaklıklar kurmayı ümit ediyoruz.”

Bahçeye çevirilen bataklıkta 450 ton kivi üretildi

BARTIN (AA) – SELİM BOSTANCI – Bartın'da, bataklık halde ve çöplük olarak kullanılan araziyi yaklaşık 35 milyon lira yatırım yaparak tarıma açan firma, bu yıl 450 ton kivi üretmeyi başardı.

Bartın Organize Sanayi Bölgesi'nde 2002'den bu yana tekstil üretimi gerçekleştiren ve 500 kişiye istihdam sağlayan Yonca-Tim Tekstil Tarım Şirketi'nin sahipleri Hasan Hüseyin, Kerem ve Gülbey Aydın kardeşler, 2007'de fabrikalarının önündeki alana eşleri için de hobi bahçesi yapmaya karar verdi.

Bir süre sonra bahçeyi büyütmeye ve burada kivi üretmeye karar veren kardeşler, Terkehaliller köyünde satın aldıkları 60 dönüm arazi üzerinde 60 ton kivi üretti, bu yıl ise 450 tonluk verim elde edildi.

Şirket sahiplerinden Gülbey Aydın, AA muhabirine yaptığı açıklamada, üretim için köylünün çöp için kullandığı araziyi satın aldıklarını ve araziden yaklaşık 400 kamyon çöp attıklarını söyledi.

Araziyi verimli hale getirebilmek için 70 kişiyle kepçelerle 2-3 yıl çalıştıklarını aktaran Aydın, "Burası büyükbaş hayvanların çamurun içinde yattığı, bataklık, mezbele bir haldeydi. Bu arazinin ilk halini görseydiniz inanamazdınız. Çok fazla yatırım yaptık." dedi.

Aydın, yaklaşık 5 kilometre mesafeden borularla su döşediklerini, 2 bin tonluk havuz yaptıklarını kaydederek, sadece 12 tır dolusu su borusunu toprağın altına gömdüklerini, dalların askıları için 4 tır çelik tel kullandıklarını, 15 bin beton direk diktiklerini dile getirdi.

Toprağın kivi için verimli çıkmadığına değinen Aydın, şöyle devam etti:

"Zonguldak'ın Çaycuma ilçesindeki kereste fabrikasından 300 tır ağaç kabuğu getirdik. Kayseri'den 40 tır gonca taşı getirdik. Bolu'nun Yeniçağa ilçesinden 150 tırdan fazla torf getirdik. Bunları karma yaptık, traktörlerle buradaki çorağın üzerine serdik. Araziye verdiğimiz paranın 10 katından fazla toprak için yatırım yaptık. Ben kendim de burada çizmelerimi giyip işçi gibi çalışıyorum, üretmeyi seviyorum."

– "12 yıllık zararımızın ardından bu yıl kar edeceğiz"

Terkehaliller köyünde bulunan 60 dönümlük kivi bahçesinden ilk etapta yılda 60 ton kivi ürettiklerini dile getiren Aydın, sonraki yıllarda hava şartları ve don nedeniyle verimin düştüğünü söyledi.

Şu ana kadar ellerinde olmayan sebeplerden dolayı zarar da ettiklerini ancak bu yıl 450 ton kivi üretimi gerçekleştirdiklerini anlatan Aydın, şöyle konuştu:

"Tekstil fabrikamızdaki idari personel için yaptığımız evin bahçesini hobi bahçesi olarak düşünürken 10 dönüm bir yer daha aldık ve ilk etapta ceviz diktik ama toprak tahlili tutmadı ardından 50 dönüm daha yer aldık ve burada kivi üretmeye başladık, kendimizi de bir anda tarımın içinde bulduk. Daha sonra Akçalı köyündeki 150 dönüm araziyi aldık ve hiç aklımızda yokken tarıma girdik. Yaklaşık 35 milyon liralık yatırım yaptık. Üretimde birkaç yıl zarar ettik. Şu ana kadar yılda 50-100 ton üretim aldık. Bu yıl ilk kez 450 tonun üzerine çıkacağız ve 12 yıllık zararımızın ardından bu yıl kar edeceğiz. Şu anda burada 60-70 kişi çalışıyor."

Üretimlerinin tamamını yurt içine pazarladıklarını ifade eden Aydın, yurt dışından da talep aldıklarını ve gelecek yıllarda ihracat yapmaya başlayacaklarını dile getirdi.

Gülbey Aydın, 2009'da vefat eden kardeşleri Hasan Hüseyin Aydın'ın eşi aynı zamanda şirketlerinin yönetim kurulu başkanı Selda Aydın, kardeşi Kerem Aydın ile tekstil fabrikalarında çalışan 500'ü aşkın çalışanları ve kivi üretimiyle Bartın ve ülke ekonomisine katkıda bulunmanın, üretim, istihdam sağlamanın verdiği heyecanla çalışmalarını sürdürdüklerini sözlerine ekledi.

Prometeon 115 milyon dolarlık yatırımla Türkiye'deki kapasitesini artıracak

İSTANBUL (AA) – Prometeon Lastik Grubu Operasyonlardan Sorumlu Dünya Başkanı Gregorio Borgo, "Türkiye'ye 115 milyon dolarlık ilave yatırım yapacağız. Bugüne kadar da yaklaşık 500 milyon dolar yatırım yaptık." dedi.

Pirelli marka kamyon, otobüs, tarım ve OTR lastiklerinin lisanslı üreticisi Prometeon Lastik Grubu, Türkiye'nin ilk lastik fabrikası olan İzmit'teki tesisinde üretimi artırmak ve ileri teknolojileri uygulamak hedefiyle 2017-2020 döneminde Türkiye'de yaklaşık toplam 115 milyon dolar yatırım yapacağını duyurdu.

Türkiye'ye yapılacak yeni yatırımın detayları, Prometeon Lastik Grubu Operasyonlardan Sorumlu Dünya Başkanı Gregorio Borgo ve Prometeon Türkiye, Orta Doğu, Afrika, Rusya, Orta Asya, Kafkaslar CEO'su Alp Günvaran'ın katılımıyla düzenlenen toplantıda paylaşıldı.

Şirketin global operasyonlarına ilişkin bilgi veren Gregorio Borgo, özellikle endüstriyel lastikler ürettiklerini anımsatarak, geçen seneyi 1,7 milyar avro ciro ile kapattıklarını söyledi.

Borgo, 3 ülkede 4 fabrikalarının bulunduğuna işaret ederek, şunları kaydetti:

"Bunların biri İzmit'te. 160'ın üzerinde ülkede faaliyetimiz var, 7 binin üzerinde çalışanımız var. 5 milyon adetlik bir üretim kapasitemiz var ve bizim yüzde 10'a yakın bir pazar payımız var. Yerel şartlara uygun hareket edip, küresel düşünen bir şirketiz. Türkiye, Orta Doğu ve Afrika'nın içinde bulunduğu MEA Bölgesi'nin merkezi. Türkiye Prometeon Grubu için çok önemli. Prometeon için Türkiye MEA Bölgesi'nin merkezi. Dünya ciromuzun üçte biri buradan elde ediliyor, 75 ülkeye Türkiye'den satış yapıyoruz.

Prometeon'un işinin yaklaşık yarısı Türkler tarafından Türkiye'de yönetiliyor. Mısır'daki fabrikamızdan da Türkiye'deki arkadaşlarımız sorumlu. Türkiye bizim için yetenek merkezi. Prometeon'un üst yönetiminde 17 Türk, dünyanın farklı yerlerinde görevli. Prometeon'un Avrupa'da fabrikası yok. Biz Avrupa'daki en önemli müşterilerimize Türkiye'de ürettiğimzi lastikleri gönderiyoruz."

– "Türklerin dünyadaki şirketlerin üst konumlarında çalışması tesadüf değil"

Şirkette üst yönetimin Türk olmasının avantajlarına değinen Borgo, Türk bir CEO'larının bulunmasının ülkedeki fırsatların yakalanmasına yardımcı olduğunu anlattı. Borgo, "Coca Cola'nın başındaki kişi de bir Türk'tü. Türklerin dünyadaki şirketlerin üst konumlarında çalışması bir tesadüf değil. Biz Türk yöneticilerin profesyonelliğine çok güveniyoruz." dedi.

Türkiye'deki fabrikanın sadece MEA Bölgesi'ne hitap etmeyeceğinin altını çizen Borgo, "Avrupa'ya da hitap edecek. Avrupa'da pazar payımızı artırmak istiyoruz. Dolayısıyla yeni yatırımla üreteceğimiz lastiklerin büyük kısmı ihracata gidecek. Şu an 125 milyon dolar ihracatımız ikiye katlanacak, bunun büyük çoğunluğu da Avrupa'ya gidecek." bilgisini verdi.

– "Bölgede satılan lastiklerin üçte ikisi İzmit fabrikasında üretiliyor"

Türkiye'de 2 binin üzerinde çalışanları bulunduğunu dile getiren Gregorio Borgo, Bölgede satılan lastiklerin üçte ikisinin İzmit fabrikasında üretildiğini anımsattı. Borgo, Türkiye'nin kendileri için önemine işaret ederek, MEA'nın yönetiminin de Türkiye'de olduğunu, üretim kapasitesini yüzde 75 artıracaklarını aktardı.

Şu an Türkiye'ye 115 milyon dolarlık ilave yatırım yapacaklarını bildiren Borgo, bugüne kadar da yaklaşık 500 milyon dolar yatırım yaptıklarını anımsattı.

Gregorio Borgo, "Bu, Türkiye'nin dış ticaret dengesine de önemli bir katkı yapıyor. Bizim Türkiye'den yaptığımız ihracatın değeri yıllık 125 milyon dolar. Bu yeni yatırımla, Türkiye'den yapacağımız ihracat ikiye katlanacak. Türkiye'yi çok seviyoruz." ifadelerini kullandı.

Türkiye'nin kendileri için önemine vurgu yapan Gregorio Borgo, "Türkiye'ye yatırım yapıyoruz çünkü biz Türkiye'ye inanıyoruz. Şahsen, mükemmel insanlar olmasa burada olmazdık. Türk insanının kalitesine yürekten inanıyorum. Üst yönetiminden işçisine kadar son derece kaliteli… İnsanına güveniyorsanız, bu kadar başarılı bir üst yönetim de varsa yatırım kararı çok kolay. Yatırımlarımız bununla sınırlı kalmayacak, devam edeceğiz." değerlendirmesinde bulundu.

– "İhracatımızın üçte ikisi Avrupa'ya gerçekleşiyor"

Prometeon Türkiye, Orta Doğu, Afrika, Rusya, Orta Asya, Kafkaslar CEO'su Alp Günvaran da, yeni yatırım ve şirketin Türkiye'deki operasyonlarına ilişkin bilgi verdi.

İzmit'teki fabrikanın yılda yaklaşık bir milyon adet kamyon-otobüs lastiği ürettiğini belirten Günvaran, Grubun toplam üretiminin yüzde 20'sinin Türkiye'de yapıldığını söyledi. Günvaran, bahsedilen 115 milyon dolarlık yatırımın tamamlanmasının ardından bu oranın yüzde 30'a yükseleceğinin altını çizerek, şu değerlendirmelerde bulundu:

"60 yıla yakındır Türkiye'deyiz. Orijinal ekipman şirketlerine lastik tedarik ediyoruz ve lastik değiştirildiğinde açığa çıkan talebi karşılıyoruz. İkinci kısma 'yenileme pazarı' diyoruz. Bu pazar yaklaşık 2 milyon adetlik bir pazar. Pazar büyüklüğü açısından baktığınızda Türkiye, Avrupa-Orta Doğu ve Afrika Bölgesi'nin en büyük pazarlarından biri. Fabrika üretimimizi hem iç piyasaya tedarik ediyoruz hem de ihraç ediyoruz. Hem Türkiye'de hem de dünyada orijinal ekipman pazarı ve yenileme pazarı İzmit'te üretilen lastiklerle dönüyor. Dünyanın dört bir yanına ihracat yapıyoruz, büyük kısmı Avrupa ülkelerine. Toplam ihracatımızın üçte ikisi Avrupa'ya gerçekleşiyor. Bugün itibarıyla ihracat hacmimiz 125 milyon dolar mertebesinde."

– "Türkiye'de kalıcıyız, çok daha uzun yılllar kalmak niyetindeyiz"

Türkiye'de kalıcı olduklarını, çok daha uzun yılllar kalmak niyetinde bulunduklarını dile getiren Günvaran, tüm yatırımları ve stratejilerini de bu gerçeklik üzerine oluşturduklarını kaydetti.

Alp Günvaran, fabrika yatırımına işaret ederek, şunları anlattı:

"Grup, 2017-2020 yılları arasında toplam 115 milyon dolarlık yatırımı İzmit fabrikasına yapma kararı aldı. Bu yatırımın arkasındaki en büyük beklenti, Türkiye'deki toplam üretim kapasitemizin yüzde 75 artacak olması. 2020 sonuna gelip yatırımı tamamladığımızda, yüzde 75 daha fazla üretim yapar hale geleceğiz. Yapacağımız yatırımla üreteceğimiz lastikler, portföyümüzdeki teknolojisi en yüksek, en premium lastikler olacak. Bu ek kapasite, çok büyük oranda ihracatı artırmak için kullanılacak. Ana pazar hedefimiz yine Avrupa olacak.

Bugün direkt 2 bin, dolaylı 10 bin istihdam yaratıyoruz, yatırımla birlikte ek 150 direkt istihdam yaratacağız, 750 de dolaylı istihdam oluşacak. Mevcutta 125 milyon dolar olan ihracat rakamımız, kapasite artış programı tamamlandıktan sonra iki katına çıkacak, 250 milyon dolara ulaşacak. Bu yatırım neticesinde sahip olacağımız üretim kapasitesi ve ihracat sayesinde de ülkemizin dış ticaret dengesine olumlu katkılar yapma hedefindeyiz."

Alp Günvaran yatırımın hem iç pazara hem ihracata etkisine işaret ederek, bugün Türkiye'de yapılan üretimin yarısının içi pazara yarısının da ihracata aktarıldığını söyledi. Artan kapasite ile iç pazarın da bundan faydalanacağına dikkati çeken Günvaran, en büyük önceliğin ihracat olacağını dile getirdi.

– "Pazardaki büyüme performansının önümüzdeki dönemde de devam etmesini bekliyoruz"

Günvaran, pazarın durumu ve ticari araçlarda yapılan KDV indirimlerine ilişkin şu değerlendirmelerde bulundu:

"Özellikle son dönemde Türkiye'nin artan ihracat performansı ve bu ihracatın getirdiği aktivite sistemleri, pazarın büyümesinin altında yatan en temel sebeplerden biri. Bu büyüme performansının önümüzdeki dönemde de devam etmesini bekliyor, planlarımızı da buna göre yapıyoruz.Ticari araçlarda uygulanan KDV indirimi pazara bir hareketlilik getirir. Türkiye'de üretimi artıracak her türlü uygulamanın doğru olduğuna inanıyoruz ve bu anlamda geçtiğimiz dönemde yapılan bu değişikliklerin pozitif etkilerinin piyasada görmeye başladığımızı ve göreceğimizi de söyleyebiliriz."

Ar-Ge'ye ayırdıkları paya işaret eden Günvaran, şu an toplam ciro içinde yüzde 3 olan Ar-Ge payının yeni yatırımla birlikte bunun da artmaya devam edeceğini söyledi. Günvaran, "2017'de başladı yatırım, 2018'de üretimimizi halihazırda yüzde 10 artırmış durumdayız ama esas büyük artış dalgaları 2019 ve 2020'de gelecek. 2018 yılında yapacağımız toplam yatırımın 17 milyon dolarını gerçekleştirdik." dedi.

– "Türkiye her zaman girdiği darboğazlardan hızlıca çıktı, kurtuldu, büyüdü"

Alp Günvaran, bu gibi yatırım kararlarının uzun vadeli perspektifle alınan kararlar olduğuna işaret ederek, şu değerlendirmelerde bulundu:

"Hepimiz biliyoruz ki Türkiye, geçmişinden bu yana dalgalı dönemleri oldu ama Türkiye her zaman girdiği darboğazlardan hızlıca çıktı, kurtuldu, büyüdü. Bunu defalarca ispat etti. Grubun bu anlamda Türkiye'ye bakışı, çok daha uzun vadeli, Türkiye'nin uzun vadeli performansının çok pozitif olacağını öngörüyor. 60 yıldır buradayız, en az bir o kadar daha burada olmak istiyoruz. Türkiye'yi bir yönetim, üretim ve yetenek üssü olarak değerlendiriyoruz. Grubun Türkiye'ye bakış açısı çok pozitif, bunun iticisi olarak bu yatırımın Türkiye'ye getirilmesine karar verildi."

Enflasyonla Topyekün Mücadele kapsamında yaptıkları çalışmalar hakkında da bilgi veren Günvaran, şunları söyledi:

"Dünyanın neresinde olursa olsun, dövizde meydana gelen bu tip hareketler ticarette bulunan her firmayı etkiler, bizim de bundan etkilenmememiz mümkün değil. Biz bu dönemde kendi içimizdeki verimlilik ve maliyet düşürücü önlemlere odaklanarak, bu dönemi geçiriyoruz. Nihai tüketiciye etkisinin minimum olması için uğraşıyoruz. Bu anlamda Enflasyonla Mücadele anlamında üzerimize düşeni yaparak, planladığımız yüzde 10'un üzerinde birçok fiyat artışını iptal ettik."

Cengiz Holding, 2023'e kadar 1 milyar dolarlık yatırım yapacak

GİRNE (AA) – Cengiz Holding Genel Müdür Yardımcısı Murat Ergönül, Eti Bakır ve Eti Alüminyum'a 2023'e kadar yapılacak 1 milyar dolarlık yeni yatırımla sanayi tesislerinde toplam istihdamlarının 10 bin kişiye ulaşacağını belirterek, "Yeni yatırımlarımızın tamamlanmasıyla 2023'te yaklaşık 2 milyar dolarlık açığı ikame edeceğiz." dedi.

İstanbul Havalimanı'ndan gerçekleştirilen ilk yurt dışı seferi olan Kıbrıs uçuşuna katılan ekonomi basınının temsilcileriyle bir araya gelen Ergönül, Cengiz Holding'in 2023 hedeflerini paylaştı.

Ergönül, Cengiz Holding'in sanayi yatırımları incelendiğinde tamamının stratejik öneme sahip olduğunu vurgulayarak, Eti Bakır ve Eti Alüminyum gibi kapanmak üzere olan firmaları aldıklarını, bu iki firmaya 10 yılda toplam 1 milyar 175 milyon dolar yatırım yaptıklarını söyledi.

Eti Bakır ve Eti Alüminyum tesislerinde 5 bin kişiye istihdam sağladıklarını belirten Ergönül, "Bunlara rakam olarak bakmayın. Biz her bir rakamı, bir insan olarak kabul ettik." dedi.

Ergönül, 1,2 milyar dolar yatırımla Mardin'deki Metal Geri Kazanım ve Entegre Gübre Tesisleri'ni inşa ettiklerini aktararak, şunları kaydetti:

"Yıl sonunda bu yatırımın devreye alma çalışmalarını tamamlayarak ülkemize kazandıracağız. Böylece bu yılın sonunda Mardin'e alınacak bin 500 kişi ile sanayi şirketlerimizdeki toplam istihdam 6 bin kişiyi aşacak. Eti Bakır ve Eti Alüminyum'a 2023'e kadar yapılacak 1 milyar dolarlık yeni yatırımla sanayi tesislerimizde toplam istihdamımız 10 bin kişiye ulaşacak. Bugün itibarıyla yılda 800 milyon dolarlık cari açığı ikame ediyoruz. Yılbaşında Mardin'deki entegre tesisimizin tam kapasite hizmete girmesiyle yılda 1 milyar 420 milyon dolarlık cari açık ikamesine ulaşacağız. 2023'te Eti Bakır ve Eti Alüminyum'un devam eden 1 milyar dolarlık yeni yatırımlarının tamamlanmasıyla 2023'te yaklaşık 2 milyar dolarlık açığı ikame edeceğiz. Türkiye'nin cari açığının yaklaşık 50-60 milyar dolar olacağını düşünürsek, yaklaşık yüzde 4'ünü Cengiz Holding karşılamış olacak."

– "Eti Bakır'a 450 milyon dolarlık yatırım yapılacak"

Murat Ergönül, Seydişehir'de kurulu Eti Alüminyum'un, cevherden alüminyum üreten Türkiye'nin tek tesisi olduğuna dikkati çekerek, "Aldığımızda kapanmak üzere olan Eti Alüminyum'u, 540 milyon dolar yatırım yaparak ayağa kaldırdık. Türk mühendisleri tarafından geliştirilen ve iki yeni stratejik ürünle 560 milyon dolar daha yatırım planladık. Bu iki üründen biri olan özel alüminayı halihazırda sadece ABD, Almanya, Çin ve Macaristan üretebiliyor." diye konuştu.

Stratejik ürünlerde kimsenin teknoloji paylaşmadığını anlatan Ergönül, bu nedenle her ülkenin kendisinin geliştirmek zorunda olduğunu ifade etti.

Ergönül, şeffaf zırhın ham maddesi özel alüminanın çok değerli ve temini zor olduğunu vurgulayarak, bu ürünün geliştirilmesiyle yerli tank, uçak, otomobil, savaş gemisi, füze gibi çok önemli savunma sanayi araçlarının yapımında gerekli olan maddedeki sıkıntının aşıldığını söyledi.

Eti Alüminyum Ar-Ge mühendisleri tarafından geliştirilen ve ATH adı verilen yanmayı geciktirici ürünün ise EtiFine markasıyla otomotiv, uçak ve tren sektöründe iç döşemelerin yanı sıra yanmaz halı üretiminde kullanılacağını aktaran Ergönül, "İki stratejik ürün, Türkiye'nin ihtiyacından iki kat fazla üretilecek. Geri kalanı ise ihraç edilecek." ifadelerini kullandı.

Ergönül, Eti Bakır'a 2023'e kadar 450 milyon dolarlık yeni yatırımın yapılacağı bilgisini vererek, şöyle devam etti:

"Kapanma aşamasında olan Eti Bakır, bugün Türkiye'nin en büyük şirketleri arasına girdi. Eti Bakır Samsun fabrikasının bacasından çıkan sülfürik asit gazı, bölgedeki tütünü tarlada yaktığı için devlet her yıl yüklü miktarda tazminat ödemek zorunda kalıyordu. Tazminatlar çok büyük rakamlara ulaşınca fabrika, tütün mevsiminde 3 ay kapanmaya başlamıştı. Böyle bir dönemde aldığımız Eti Bakır, yapılan yatırımlarla sanayinin yıldızı oldu. Bakırdaki saflık oranı yüzde 99,60'dan yüzde 99,99'a ulaştı. Böylece 32 bin ton olan yıllık üretim, yeni yatırımlarla birlikte 75 bin tona yükseltildi.

Köylülerin tütününü yakan ve özelleştirildiği yıl 100 milyon lira zarar eden fabrikayı ayağa kaldırmanın ilk adımı sülfürik asitten kurtulmaktı. Bu nedenle arıtma tesisi revize edildi ve gazın fabrika bacasından salınması önlendi. Sülfürik asit gübre yapımında kullanıldığı için tesise 40 milyon dolara üretim tesisi kuruldu. Burada üretilen sülfürik asidin değerlendirilmesi için tesislere gübre fabrikası kuruldu. Sülfürik asit tarladaki tütünü yakmak yerine amonyum sülfat gübre olarak ekonomiye kazandırıldı. Böylece hem tarlalar yeniden tarıma açıldı hem de ürünü yakan gaz ham madde olarak kullanıldı. Eti Bakır Samsun Tesisleri'nin bacasından çıkan gaz, yapılan yatırımla birlikte AB ülkelerinin referans olarak gösterdiği değerin 3 kat altına indirildi."

– "Mardin'deki yatırımımız süresiz istihdam yaratacak"

Cengiz Holding Genel Müdür Yardımcısı Ergönül, milyar dolarlık yatırımla yapılan ve bu yılın sonuna kadar devreye alınacak Mazıdağı Metal Geri Kazanım ve Entegre Gübre Tesisleri'nin, 1 milyon 580 bin metrekarelik alanda 5 ana 12 yardımcı üniteden oluştuğunu bildirdi.

Fabrikanın inşaat aşamasında 5 bin kişinin görev aldığına değinen Ergönül, projenin yapım aşamasında 22 ülkeden 285 mühendisin Mazıdağı'nda Türk mühendislerle birlikte çalıştığını söyledi.

Ergönül, Eti Bakır'ın Küre Tesisleri'nde bakır ile çıkarılan diğer bir yan ürünün ise pirit olduğundan bahsederek, "Pirit, ekonomik değeri sınırlı olan bir üründür. Genelde içindeki zengin kükürt oranından dolayı gübre üretiminde kullanılan sülfürik asit üretiminde kullanılmaktadır. Gübre üretimi için gerekli olan diğer bir ham madde ise fosfat… Fosfat madeni de Mazıdağı'ndan elde ediliyor. Samsun'dan pirit cevherini buraya taşıyarak üretimi Mazıdağı'nda yapacak projeyi hayata geçirdik. Bildiğiniz üzere Mardin, işsizlik oranının en yüksek olduğu ilimiz… Süresiz istihdam yaratacak bu sanayi yatırımımızın, hem bu soruna önemli ölçüde çözüm getireceğini umuyoruz hem de bizim dışımızdaki şirketlere de öncülük yapmasını temenni ediyoruz." şeklinde konuştu.

Mardin Entegre Tesisleri'nde akıllı telefon, tablet, bilgisayar ve elektrikli arabalar gibi birçok teknoloji ürününü çalıştıran bataryaların ana maddelerinden kobaltın üretimini de gerçekleştireceklerini aktaran Ergönül, şunları kaydetti:

"Bildiğiniz gibi, elektrikli araçlara küresel talebin artması, akıllı telefon üreten şirketlerin kobalta yatırım yapacağını açıklaması kobaltın ne kadar önemli bir maden olduğunu gösteriyor. Tonu 75 bin dolar civarında olan kobalt üretimi geçen yıl yüzde 1 azalarak 110 bin ton olarak gerçekleşti. Tesislerimiz üretime başladığında dünyanın sayılı kobalt üreticileri arasında yer alacağız. Yerli otomobilini yapmaya hazırlanan Türkiye, kobalt ile ilgili sıkıntı yaşamayacak. Yeni gübre fabrikası, Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinin en büyük özel sektör yatırımı olacak."

Belediyeden Diyarbakır'a 1,2 milyar lira yatırım

DİYARBAKIR (AA) – İçişleri Bakanlığınca görevlendirme yapılan Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi, iki yılda yaptığı 1,2 milyar liralık yatırımla kentin çehresini değiştirdi.

Terör soruşturması kapsamında Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Gültan Kışanak'ın görevden alınmasından sonra yerine kanun hükmünde kararname (KHK) kapsamında İçişleri Bakanlığınca 1 Kasım 2016'da belediyeye görevlendirilen Cumali Atilla, kaynakların doğrudan halka hizmet olarak sunulması için önemli projeleri uygulamaya geçirdi.

– Yatırım yüzde 40'a yükseldi

İlk olarak kısa bir süre içerisinde çevre düzenlemesi yapıldı, kaldırım, kavşak ile orta refüjlere mevsimlik çiçek dikildi, kentin birçok önemli caddesi asfaltlandı ve kent trafiğinin sorunsuz şekilde seyretmesi için sinyalizasyon sistemi hayata geçirildi.

Kültürel ve sosyal hizmetler de dahil olmak üzere kaldırım, yol, park, yeşil alan, tesis, tarım ve hayvancılık projeleriyle 543 milyon 537 bin liralık yatırım yapılarak DBP'li yönetim döneminde belediyenin yüzde 12 olan yatırım miktarı yüzde 40'a çıkarıldı.

– DİSKİ 74 projeyi tamamladı

Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü (DİSKİ) ise son iki yılda 647 milyon 745 bin lira yatırımla kent genelinde 74 içme suyu, kanalizasyon, atık su ve yağmursuyu projesini tamamladı. İl genelinde yapımı devam eden 44 proje ise yıl sonunda tamamlanacak.

– 1 milyon 400 bin ton asfalt

2017'de kentin cadde ve bulvarlarına 600 bin ton sıcak asfalt seren belediye, bu yıl da merkeze bağlı 4 ilçede 800 bin ton sıcak asfalt sermeyi başardı.

Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi, bozulan ve yapılmasına ihtiyaç duyulan yerlere 568 bin metrekare kaldırım taşı döşedi, yeni kaldırımlar görme ve bedensel engellilerin kullanımına uygun şekilde inşa edildi.

– 7 milyon 500 bin çiçek

Belediye, orta refüj ve kavşaklara 2017'de farklı türlerde 3 milyon 500 bin, 2018'de ise 4 milyon olmak üzere 7 milyon 500 bin çiçek ekerek kenti çiçek bahçesine dönüştürdü. Yeşillendirme çalışmaları kapsamında orta refüj, park ve kavşaklara farklı türlerde 21 bin ağaç dikildi.

– Kent Meydanı tamamlandı

Kitap kafe, fitness aletleri, bisiklet yolları, çocuk oyun gruplarının yer aldığı 70 bin metrekare üzerine inşa edilen Kent Meydanı'nın yanı sıra yine Kayapınar ilçesinde tematik bahçeler, çocuklara yönelik eğlence tepeleri ve göletlerin yer aldığı 34 bin metrekare büyüklüğündeki Temapark hizmete açıldı.

– Ücretsiz 1 milyon Diyarkart dağıtıldı

Düzenli ve sistemli toplu taşıma hizmetleri için biniş kart sistemini yaygınlaştırmayı amaçlayan belediye, daha önce ücretli şekilde satışı yapılan Diyarkart'ı 1 milyon kişiye ücretsiz verdi.

– Şehir klimalı durakla tanıştı

Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi, vatandaşın rahatlığı için şehrin farklı noktalarına kapalı ve klimalı duraklar yerleştirdi. 18 metrekarelik alana sahip duraklarda kitaplık, klima, engelli rampası ve 12 kişilik oturma alanı bulunuyor.

– 82 yeni otobüs alındı

2017'de 32 doğal gazla çalışan çevre dostu otobüsü satın alarak toplu taşıma araç filosunu genişleten belediye, 2018 yılında 50 yeni otobüs alarak araç filo sayısını 248'e çıkardı. 90 kişiyi taşıma kapasitesine sahip olan yeni otobüslerde engellilerin kullanımına uygun rampa sistemleri de bulunuyor. Toplu taşıma araçlarında ücretsiz mobil internet ve şarj ünitesi hizmeti de sunuluyor.

– Binlerce kişi kurslardan yararlandı

Belediyenin Kültür ve Kongre Merkezi'nde açılan ney, bağlama, piyano, gitar, keman, santur, yan flüt, tar, setar, kemençe, erbane, yağlı boya resim, seramik, tiyatro, halk oyunları ve fotoğrafçılık kurslarına binlerce çocuk, genç ve yetişkin katıldı.

– 9 bin hasta yakını ağırlandı

Sosyal Hizmetler Daire Başkanlığı, Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinin sağlık merkezi konumundaki Diyarbakır'a çevre il ile ilçelerden gelen hasta yakınları için Yenişehir ilçesinde oluşturulan misafirhanede 9 bin 11 kişiyi ağırlandı.

– 4 bin 134 kişiye kıyafet

Geliştirdiği sosyal projelerle gelir düzeyi düşük vatandaşlara destek veren belediye, ihtiyaç sahipleri için Sümerpark Ortak Yaşam Alanı'nda oluşturduğu Giysi Bankası'nda 4 bin 134 kişiye 27 bin 468 parça kıyafet yardımında bulundu.

Tatil yapma imkanı bulunmayan çocuklara yönelik ücretsiz düzenlenen Çocuk Yaz Kampı’ndan 2 bin 200 kişi faydalandı.

– 10 bin dönüm araziyi suya kavuşturacak

Üreticiyi desteklemek için tarım ve hayvancılık alanlarında farklı projelere imza atan belediye, Çermik ilçesi ile Hanika Boğazı mevkisinde inşa ettiği ve yüzde 95'ini tamamladığı sulama kanalıyla 10 mahalledeki bin 225 çiftçinin 10 bin dönüm arazisini suyla buluşturacak.

– Kent merkezine 73 bin metre yağmur suyu şebekesi

DİSKİ Genel Müdürlüğü, altyapı yatırımları kapsamında 2017-2018 zaman diliminde kent merkezine 323 bin metre içme suyu, 216 bin metre atık su ve 73 bin metre yağmur suyu şebekesi döşedi.

– "Önerilerini almaya özen gösteriyoruz"

Başkan Cumali Atilla, AA muhabirine yaptığı açıklamada, halka yakışır bir şehir oluşturmak için gayret ettiklerini, yatırımları hayata geçirirken vatandaşın taleplerine öncelik verdiklerini söyledi.

"Bu şehri bu şehirde yaşayanlarla yöneteceğiz." ilkesiyle ilk günden bu yana çalışma yürüttüklerini vurgulayan Atilla, şöyle konuştu:

"Hizmetlerimizi gerçekleştirdikten sonra hem yapım aşamasında hem sonrasında o mahallede, sokakta yaşayan hemşehrilerimize giderek hizmetten memnuniyetlerini ve bundan sonrası için önerilerini almaya özen gösteriyoruz. Biz gönüllere giden yolu da imar ediyoruz."

– "Marka şehir olması için çalışıyoruz"

Atilla, 2019 yılında da önemli projeleri uygulamaya geçireceklerini aktararak şunları kaydetti:

"2 yıllık görev süremizde altyapı hizmetlerine çok önem verdik çünkü bu alanda önemli bir boşluk vardı. Önümüzdeki yıl da bunlara önem vereceğiz. Şehrin ihtiyaçları doğrultusunda Diyarbakır'ın 'marka şehir' olması adına çalışmalarımızı gerçekleştirmeye gayret göstereceğiz. Önümüzdeki dönem de şehrimize hizmet sunmak için bereketli bir yıl olacaktır. Diyarbakır'ın turizmde markalaşması, ticaret ve sanayi şehri olması, sosyokültürel kalkınması için çalışıyoruz."

Bölgenin yatırımlarla büyüyen üniversitesi: Van YYÜ

VAN (AA) – MESUT VAROL – Bilimsel çalışmalarla son yıllarda isminden söz ettiren Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi (YYÜ), alt ve üst yapı çalışmalarının yanı sıra sağlık, eğitim, spor, kültür ve sanat alanlarında yapılan 120 milyon liralık yatırımla bölgenin eğitim yuvası haline geldi.

1982 yılında kurulan Van YYÜ, yatırımlar ve bilimsel çalışmalarla her geçen yıl eğitim kalitesini ve yelpazesini genişleterek bölgenin ve ülkenin en önemli üniversiteleri arasında yer aldı.

17 fakülte, 5 enstitü, 4 yüksekokul, 9 meslek yüksekokulu, konservatuvar, 43 uygulama ve araştırma merkezi ile Van Gölü sahilinde kurulan, şehir merkezine 15 dakika mesafedeki üniversite, yurt içi ve yurt dışından öğrencilerin ilk tercih ettiği üniversiteler arasına girdi.

Bünyesindeki eğitim ve araştırma hastanesiyle de bölgenin sağlık merkezi konumundaki üniversitede iki yıl içerisinde sağlık, eğitim, spor, kültür ve sanat alanlarında yaklaşık 120 milyon liralık yatırım yapıldı.

Son olarak 21 bin metrekarelik kapalı alanda inşa edilen ve içerisinde basketbol, voleybol, kick boks, karate, judo, plates salonu, hamam, yüzme havuzu ve tenis kortunun bulunduğu tam donanımlı spor kompleksinin inşa edildiği üniversite, kentin çehresinin değişmesine de önemli katkı sunuyor.

– "Ülkenin en önemli spor komplekslerinden birini inşa ettik"

Rektör Prof. Dr. Peyami Battal , AA muhabirine yaptığı açıklamada, güzel yatırımların yapıldığı bir süreç yaşadıklarını, bu kapsamda ülkenin en önemli spor komplekslerinden birini inşa ettiklerini söyledi.

Üniversitede son yıllarda önemli yatırımları hayata geçirdiklerini anlatan Battal, "Bütün bu yatırımlar Sayın Cumhurbaşkanımızın Van'a verdiği önem ve bize verdiği destekten kaynaklanıyor. O cesareti, o desteği arkamızda gördüğümüz için yatırımlarımızı sürdürdük. Üniversitemiz çok büyük bir alanda kurulmuş. Tüm alanı kapsayacak önemli yatırımlar gerçekleştirdik." dedi.

10 milyon lira harcanarak yapılan çevre yoluyla üniversitenin farklı bir yapıya kavuştuğunu vurgulayan Battal, 30 bin öğrencisi olan üniversitenin fiziki koşularını tamamen değiştirdiklerini kaydetti.

Battal, beş yıldızlı lokanta düzeyinde yeni bir yemekhane inşa ettiklerini, öğrencilerin bilimsel araştırmalarına önemli katkı sağlamasını düşündüklerini donanımlı bir kütüphaneyi de hizmete sunduklarını vurguladı.

– "Üniversitemiz Türkiye'nin yıldızı konumunda"

Rektör Battal, 17 milyon lira harcayarak yaya yolu yaptıklarının altını çizerek, şöyle devam etti:

"120 milyon liranın üzerinde bir yatırım gerçekleştirdik ve yatırımlarımız devam ediyor. Üniversitemiz gelişen Doğu'nun, hatta Türkiye'nin yıldızı konumunda. Yaşadığımız 2011 depreminden sonra üniversitemizdeki bütün binalarımızı güçlendirdik. Hastanemiz depremden önce 400 yataklı bir hastane olarak planlanmıştı. Biz 330 yatak daha ilave ederek 730 yataklı hastane haline getirdik. Sağlık turizmiyle ilgili yurt dışından ciddi şekilde hasta gelmeye devam ediyor. Hastanemizde böbrek nakli yapılıyor, karaciğer nakli yapabilmek için bütün imkanlarımız var. Bakanlığa müracaat ettik onay gelirse onu da yapacağız."

Battal tıp, ziraat, yazılım, teknoloji ve mühendisliğin farklı alanlarında önemli çalışmaların gerçekleştirildiği Teknokent'in hem üniversitenin hem de kentin ekonomisine katkı sağladığını dile getirdi.

Burada "çelik yelek" olarak ifade edilen bir ürün geliştirdiklerinin altını çizen Battal, şunları kaydetti:

"Şuan üretim aşamasına geçtik. Ülkemizin dışarıdan ithal ettiği önemli bir sorunu da Teknokent üzerinden çözmüş olduk. Sadece onunla ilgili değil, gerek yazılım açısından gerekse kamera sistemleri açısından önemli çalışmalar yaptık. Teknokentler genelde bir çok üniversitede sadece kendi bölgesine hitap ediyor. Bizim kurduğumuz Teknokent uluslararası bir hale geldi."

“Türkiye'nin başlıca makroekonomik temelleri güçlü”

LONDRA (AA) – GÖKHAN KURTARAN – Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası (EBRD) Başekonomisti Sergei Guriev, Türkiye’de küçük ve orta ölçekli işletmelerin dinamik olduğunu gördüklerini ifade ederek, "Türk bankaları oldukça iyi yönetiliyor. Tüm boyutlarıyla baktığımızda, Türkiye'nin başlıca makroekonomik temelleri güçlü." dedi.

Guriev, EBRD’nin Londra’daki genel merkezinde AA muhabirine yaptığı açıklamada, Türkiye'deki yatırımlarının büyük bölümünün yılına göre değişmekle birlikte yüzde 95-98 seviyesinde özel sektöre olduğunu söyledi.

Türkiye’de küçük ve orta ölçekli işletmelerin dinamik olduğunu gördüklerini belirten Guriev, "Türk bankaları oldukça iyi yönetiliyor. Tüm boyutlarıyla baktığımızda, Türkiye'nin başlıca makroekonomik temelleri güçlü." ifadelerini kullandı.

Türkiye’nin bu yılın sonunda yüzde 3,6, 2019 sonunda ise yüzde 1 seviyesinde büyüme kaydetmesini beklediklerini ifade eden Guriev, "Biz yüzde 1 oranında büyüme tahmininde bulunurken, bunun geçici bir yavaşlama olacağına inanıyoruz. Makroekonomik sistemdeki problemler düzeltilince Türkiye’nin yaklaşık yüzde 4 seviyesinde bir büyüme kaydetmesini bekliyoruz." şeklinde konuştu.

– "Türkiye’de hane halkının TL cinsiden tasarruf yaptığından emin olmalıyız"

Sergei Guriev, Türkiye’nin jeopolitik ve makroekonomik riskleri ortadan kaldırdıkça ekonomik büyümesinin de ivme kazanacağını belirterek, şunları kaydetti:

"Türkiye'de daha fazla pragmatizmin hakim olduğunu görüyoruz. Yatırımcıları ikna etmenin en iyi yolu, enflasyonun kontrol altına alındığından emin olmak. Türkiye'nin geniş bir iç pazarı ve sofistike bir finansal sistemi var. Burada asıl önemli olan, halkı TL cinsinden varlıkların güvenilir olduğuna ikna etmek. Türkiye’de hane halkının dolar ya da altın cinsinden değil, TL cinsiden tasarruf yaptığından emin olmalıyız. Bunun gerçekleşmesi için de enflasyonun kontrol altına alınması gerekiyor. Bu çabucak çözülecek bir şey değil. Fakat bunun çözülmesi ve enflasyonun tek hanelere çekilmesi gerekiyor. Bu gerçekleştiğinde Türkiye ekonomisi dış şoklara karşı daha dirençli olacaktır. Bu bizim görmek istediğimiz bir şey…"

Rusya ekonomisindeki gelişmeleri örnek gösteren Guriev, "Bunu başka ülkelerde gördük. Rusya’nın makroekonomik çerçevesi şu anda sağlam. Rus ekonomisi, petrol fiyatlarındaki volatiliteye ya da yaptırımlara dayanabilir. Çünkü enflasyon kontrol altında." ifadelerini kullandı.

Siemens, Berlin’de teknoloji kenti kuracak

BERLİN (AA) – Alman teknoloji şirketi Siemens’in Almanya'nın başkenti Berlin’i bir teknoloji ve sanayi merkezi haline getirebilmek için 600 milyon avroluk yatırım yapacağı bildirildi.

Siemens tarafından yapılan açıklamada, Berlin’in Spandau ilçesinde şirketin eski fabrikalarının bulunduğu 70 hektarlık alanda teknolojik araştırmaların, eğitim ve uygulamaların yapılacağı ve içinde yaşam alanlarının olacağı Siemensstadt 2.0 (Siemens Kenti) parkı kurulacak.

Söz konusu yatırımının 600 milyon avro olacağı belirtilen açıklamada, bunun Siemens tarihininde Berlin’e tek seferde yapılan en büyük yatırım olduğu ifade edildi.

2030’da tamamlanması beklenen parkın Berlin’i inovasyon ve bilimin merkezi yapması hedefleniyor.

Söz konusu parkta, enerji yönetimi, elektrikli araç teknolojisi, Endüstri 4.0, makine öğrenimi, nesnelerin interneti (IoT), yapay zeka, veri analizi ve blockchain üzerine araştırmalar, uygulamalar ve eğitimler yapılacak.

Açıklamada görüşlerine yer verilen Siemens Üst Yöneticisi (CEO) Joe Kaeser, Siemensstadt'ın 1897'de kurulmasının arkasındaki fikrin, çalışma, araştırma ve yaşam alanlarını birleştirerek başarılı bir gelecek oluşturmak olduğunu belirtti.

Kaeser, “Bugün de, işin geleceğini yeniden düşünmemiz gerekiyor. Sanayileşme ve kentleşme gibi mega trendler, temel değişimlere neden olacak. Çalışma yerlerimiz, eğitim aldığımız binalar ve yaşadığımız konutlar daha bütünleşecek. İnsanlar ve nesneler arasındaki bağların artması yeni ekosistemler yaratacak.” değerlendirmesinde bulundu.

Endüstri 4.0’da liderliklerini devam ettirmek istediklerini belirten Kaeser, Siemensstadt 2.0’ın esnek çalışma koşulları ve ekonomik yaşam alanı içeren bir ekosistem sunacağını kaydetti.

Siemens’in Berlin’de 11 bin 400 çalışanı bulunuyor.

Alman yatırımcıya özel masa

ANKARA (AA) – DİLARA ZENGİN – Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank, Alman iş insanlarına Ar-Ge ve tasarım merkezlerini Türkiye'ye getirmeleri konusunda çağrıda bulunduklarını belirterek, "Alman sanayicisi ve yatırımcısının karşılaştığı her türlü sorunu çözmek adına bakanlığımızda 'Almanya Masası' kuracağız." dedi.

Varank, AA muhabirine, Almanya Ekonomi ve Enerji Bakanı Peter Altmaier ve beraberindeki heyetle gerçekleştirdiği görüşmeleri değerlendirdi.

Alman Bakan Altmaier ve beraberindeki heyetle çok verimli toplantılar yaptıklarını dile getiren Varank, sanayi ve teknoloji alanlarında Almanya ile daha yoğun mesai harcamak istediklerini söyledi.

Varank, Türkiye'nin, mevcut sanayi altyapısını ve teknolojik yetkinliklerini "yenilikçi ve reformist" bir bakışla güçlendireceğini dile getirerek, şöyle devam etti:

"Yüksek kaliteli ve rekabetçi bir üretim yapısının peşindeyiz. Temel mottomuz, 'Milli Teknoloji, Güçlü Sanayi'. Hedeflerimizi gerçekleştirirken hem kendi potansiyelimizden hem de diğer ülke tecrübelerinden en iyi şekilde faydalanmak durumundayız. Almanya'yı sanayi ve teknoloji alanında önemli bir paydaş olarak görüyoruz. Mevcut ekonomik ilişkilerimizi bir üst lige çıkarmak arzusundayız."

– "Ar-Ge ve tasarım merkezleri" için davet

Varank, iki ülke arasında karşılıklı yatırımların artmasının önemine dikkati çekerek, yatırımcı dostu politikalar uyguladıklarını ve yatırımcıların kafasında en ufak bir soru işareti kalmasını istemediklerini ifade etti.

Alman iş insanlarına Ar-Ge ve tasarım merkezlerini Türkiye'ye getirmeleri konusunda çağrıda bulunduklarını aktaran Varank, şunları kaydetti:

"Alman sanayicisi ve yatırımcısının karşılaştığı her türlü sorunu çözmek adına bakanlığımızda 'Almanya Masası' kuracağız. Böylece Alman dostlarımızın, karşılaştıkları problemleri ya da cevap aradıkları soruları anında danışabilecekleri muhatapları olacak. Yatırımcılar kendilerini evinde ve güvende hissetsin istiyoruz. Birlikte iş yapma kültürünün, açık ve şeffaf iletişim mekanizmalarıyla mümkün olduğunu biliyoruz. Bu noktada her iki taraf da üzerine düşen görevleri en iyi şekilde yerine getirmeye hazır."

– Yapay zekada iş birliği önerisi

Varank, Alman Bakan Altmaier ile gerçekleştirdiği görüşmede sanayi ve teknoloji alanlarında somut iş birliği önerilerinde bulunduklarını anlattı.

Almanya ile sanayinin dijital dönüşümü, kimya ve ilaç, elektronik ve yarı iletkenler, makine ve teçhizat, ana metal, otomotiv, akıllı ekipman üretimi, bilişim ve yazılım sektörü gibi alanlarda çalışılabileceğine işaret eden Varank, temel hedeflerinin araştırmacı, girişimci ve sanayicilere her türlü desteği vermek olduğunu vurguladı.

Varank, yapay zeka konusunun da görüşmedeki önemli konu başlıklarından olduğunu belirterek, "TÜBİTAK ile Alman muadili iş birliği içinde çalışarak yapay zeka enstitüsü kurabilir. Bu enstitü, özel sektör ve kamudaki tüm paydaşlar için öncü, teşvik edici ve destekleyici olabilir. Ayrıca, bölgesel veya kurumlararası bir 'Yapay Zeka İşbirliği Stratejisi' de geliştirilebilir. Önümüzdeki yılın ilk çeyreğinde Berlin'de ortak yol haritamızı şekillendirmek üzere mutabık kaldık." diye konuştu.

– Ortak teknopark çağrısı

Türk-Alman Üniversitesini iş birliği açısından önemsediklerini de dile getiren Varank, "Türk-Alman Üniversitesinde yeni teknopark kurulması çalışmaları başladı, arazi tahsisine ilişkin süreç devam ediyor. Teknopark kurulması esnasında iş birliği ve kurulduktan sonra yeni teknolojilerin birlikte desteklenmesi için ortak finansman modeli teklif ettik, bu sayede teknoloji alanında önemli iş birliklerini hayata geçirebiliriz." dedi.