ABD, Maduro'ya karşı gelen eski istihbarat başkanına yaptırımları kaldırdı

WASHINGTON (AA) – ABD yönetimi, geçen hafta Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro'ya karşı gelerek muhalefet saflarına geçen eski Venezuela Ulusal İstihbarat Servisi Başkanı General Cristopher Figuera'ya uygulanan yaptırımları kaldırdığını açıkladı.

ABD Başkan Yardımcısı Mike Pence, Venezuela'nın eski Ulusal İstihbarat Servisi Başkanı Figuera'ya yönelik yaptırımları kaldırma kararını, bugün başkent Washington'da katıldığı bir etkinlikte yaptığı konuşmada duyurdu.

"Figuera'nın, demokrasi ve hukukun üstünlüğünü destekleyen son hareketlerine bakarak, bugün ABD'nin Figuera'ya uyguladığı son yaptırımları kaldırdığını açıklıyorum." ifadelerini kullanan Pence, Venezuela ordu mensuplarına da Figuera gibi Maduro rejimine karşı gelmeleri çağrısında bulundu.

ABD Hazine Bakanlığından da karara ilişkin yapılan açıklamada, "Yabancı Varlıkları Kontrol Ofisi (OFAC),geçen hafta Maduro rejimiyle bağlarını kopararak, Venezuela anayasası ve Ulusal Meclisinin tarafına geçen Figuera'ya uygulanan yaptırımları kaldırmıştır." ifadelerine yer verildi.

OFAC, 15 Şubat'ta Venezuela devlet petrol şirketi PdVSA'nın (Petroleos de Venezuela) Genel Müdürü, Ulusal İstihbarat Servisi Başkanı ve Devlet Başkanı Nicolas Maduro'nun Koruma Müdürünün de aralarından bulunduğu 5 Venezuelalı yetkiliyi yaptırım listesine almıştı.

  • Venezuela'daki olaylar

Aylardır büyük bir siyasi kriz içinde bulunan Venezuela'da muhalefet, 30 Nisan'ın ilk saatlerinde askeri ve sivil bir kalkışma denemesinde bulunmuş ve başarısız olmuştu.

Guaido ve ev hapsini ihlal ederek La Carlota Hava Üssü'nün karşısındaki Altamira Köprüsü üzerine gelen Leopoldo Lopez, bir grup askerle Devlet Başkanı Nicolas Maduro'yu devirmek istemiş ve halkı sokağa çağırmıştı. Muhalifler, bu çağrı üzerine ülkenin birçok kentinde sokağa çıkmış, protestolar daha sonra özellikle Caracas'taki La Carlota etrafında şiddet eylemlerine dönüşmüştü.


Maduro taraftarlarının da sokağa çıkarak devlet başkanlığı sarayı Miraflores etrafında toplandığı günün sonunda, Lopez önce Şili ardından İspanya Büyükelçiliğine kaçmış, Juan Guaido ise video mesajla ortaya çıkmış ve halkı yeniden sokağa çağırmıştı.


Venezuela'da 23 Ocak'ta bir meydanda yemin eden Guaido, kendini geçici devlet başkanı ilan etmiş, ABD başta olmak üzere birçok Latin Amerika ve Batı ülkesinin desteğini almıştı.

Morgan Stanley, Rusya'daki bankacılık faaliyetini sonlandırıyor

             MOSKOVA (AA) - ABD'li yatırım bankacılığı ve finansal hizmetler kuruluşu Morgan Stanley, Rusya’daki bankacılık faaliyetlerini sonlandırmayı planlıyor.</p>  <p>Morgan Stanley’in Rusya temsilciliğinden yapılan açıklamada, ABD ve Avrupa Birliği’nin Rusya’ya 2014’ten bu yana çeşitli yaptırımlar uyguladığı anımsatıldı.</p>  <p>Rus şirketlerin, yaptırımlar nedeniyle uluslararası sermaye piyasalarına erişmekte zorlandığına işaret edilen açıklamada, “Morgan Stanley, ülkedeki bankacılık faaliyetlerinin 2020’nin ilk çeyreği itibarıyla sonlandırılması için Rusya Merkez Bankası’na başvurmayı planlıyor.” ifadesine yer verildi.</p>  <p>Açıklamada, Morgan Stanley’in Rusya’da lisans gerektirmeyen danışmanlık hizmetlerine devam edeceği kaydedildi.</p>  <p>Rusya’daki ilk temsilcilik ofisini 1994’te açan Morgan Stanley, ülkedeki bankacılık faaliyetlerini başlatmak için gerekli lisansı 2005’te almıştı.</p>  <p>Analistler, yaptırımlar nedeniyle Rusya’daki yabancı yatırım bankalarının sermaye, birleşme ve satın almalar gibi piyasalarda erişimin son derece zorlaştığını vurgulayarak, ülkedeki çok sayıda bankanın yeni şartlara uyum sağlamak zorunda kaldığını belirtiyor. 

“ABD'nin muafiyetleri uzatmama kararını endişeyle not ettik”

               BRÜKSEL (AA) - Avrupa Birliği (AB), Fransa, Almanya ve İngiltere, ABD'nin petrol konusunda İran'a yönelik yaptırımlarından muaf tutulan ülkelere yeni muafiyet hakkı vermemesine ve İran'ın sivil nükleer faaliyetlerini hedef alan yaptırımlarına tepki gösterdi.</p>    <p>AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Federica Mogherini, Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Yves Le Drian, Almanya Dışişleri Bakanı Heiko Maas ve İngiltere Dışişleri Bakanı Jeremy Hunt, İran nükleer anlaşması ve ABD'nin yaptırım kararlarına ilişkin ortak açıklama yaptı.</p>    <p>ABD'nin, İran ile sivil nükleer çalışmalar kapsamında iş birliği yapan ülkelere tanıdığı yaptırım muafiyetini tam olarak uzatmadığı anımsatılan açıklamada, Amerika'nın İran'ın sivil nükleer faaliyetlerini hedef alan yaptırımlarından &quot;endişe&quot; duyulduğu belirtildi.</p>  <p>Nükleer alandaki yaptırımların kaldırılmasının İran anlaşmasının önemli bir unsuru olduğuna işaret edilerek, &quot;ABD'nin İran nükleer anlaşmasından çekilmesinden ve uygulamaya başladığı yaptırımlardan derin üzüntü duyuyoruz.&quot; ifadesi kullanıldı.</p>  <p>Açıklamada, &quot;ABD'nin İran ile petrol ticaretinde muafiyetleri uzatmama kararını üzüntü ve endişeyle not ettik.&quot; ifadesine yer verildi.<br>

İran nükleer anlaşmasının amacına uygun biçimde devam ettiği, anlaşmanın Orta Doğu'da istikrar ve güvenliği artırdığı vurgulandı.

Nükleer anlaşmaya taraf ülkelerin İran ile finansal ilişkileri ve ticareti sürdürmeye bağlı oldukları belirtilen açıklamada, Avrupalı ortakların, İran ile meşru biçimde ticaretin devamını sağlamak için özel amaçlı mekanizma INSTEX'i faaliyete geçirmekte kararlı oldukları kaydedildi.

Almanya, Fransa ve İngiltere, ABD'nin yaptırımlarını bertaraf ederek İran ile ticaret yapmak amacıyla "Ticaret Borsalarını Destekleme Aracı-Instrument in Support of Trade Exchanges (INSTEX)" adlı bir ödeme mekanizması kurmuştu.

– Süreç

ABD yönetimi, nükleer anlaşmadan Mayıs 2018'de tek taraflı çekilerek İran'a yönelik yaptırımları geri getirmişti.

ABD Dışişleri Bakanlığından dün yapılan yazılı açıklamada, doğal uranyum karşılığında zenginleştirilmiş uranyumun İran dışına çıkarılmasına yönelik faaliyetlerin de bundan sonra ABD yaptırımlarının kapsamına girebileceği ifade edilmişti. Açıklamada ayrıca, İran'ın mevcut sınırların ötesinde ürettiği "ağır su stokları"na da izin verilmeyeceği ve İran'a ağır su temin edilmemesi gerektiği belirtilmişti.

ABD, geçen günlerde de İran petrol yaptırımlarından muaf tutulan 8 ülkeye yeni muafiyet hakkı verilmeyeceğini açıklamıştı.

BMGK, JeM örgütünün lideri Mesud Azhar'ı yaptırım listesine aldı

BİRLEŞMİŞ MİLLETLER (AA) – Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK), Hindistan ile Pakistan arasındaki gerginliğin tırmanmasına neden olan Cammu Keşmir bölgesindeki saldırıları düzenlediği iddia edilen Ceyş-i Muhammed (JeM) örgütünün lideri Mesud Azhar'ı BM'nin küresel yaptırım listesine ekledi.

ABD, İngiltere ve Fransa, BM Güvenlik Konseyinin DEAŞ ve el-Kaide Yaptırım Komitesi'nden, JeM örgütünün lideri Mesud Azhar'ın yaptırım listesine alınmasını, mal varlığının dondurulmasını, kendisine silah ambargosu ve seyahat yasağı uygulanmasını talep etti.

Bu talebe uzun süre karşı çıkan Çin'in itirazından vazgeçmesi üzerine BM Güvenlik Konseyinin DEAŞ ve el-Kaide Yaptırım Komitesi, Azhar'ı BM'nin küresel yaptırım listesine aldı.

Çin, JeM lideri Azhar'ın 2016 ve 2017 yıllarında yaptırım listesine alınmasını engellemişti. JeM ise 2001 yılında BM Güvenlik Konseyi yaptırım listesine girmişti.

  • Hindistan-Pakistan gerilimi

Hindistan ile Pakistan arasındaki son gerilim, Keşmir'in Hindistan idaresindeki kısmında 14 Şubat'ta polis teşkilatına bağlı milis gücüne yapılan, 44 kişinin öldüğü bombalı saldırıyla başlamıştı.

Yeni Delhi yönetimi, saldırıyla ilgili olarak Pakistan'ı suçlamış, saldırıyı kınayan Pakistan ise suçlamayı reddetmişti.

  • Keşmir sorunu

İngiltere, 1947'de Hindistan'dan çekilirken prenslik şeklinde yönetilen Keşmir'i Hindistan ya da Pakistan ile birleşme konusunda serbest bıraktı. Nüfusunun yüzde 90'ı Müslüman olan Keşmir halkı, 1947'de Pakistan'a katılmaktan yana tavır alsa da dönemin prensi, Hindistan ile birleşmeye karar verdi. Müslüman Keşmir halkı karara karşı çıktı. Pakistan ve Hindistan'ın bölgeye asker göndermesiyle taraflar 1947'de ilk kez savaştı. İki ülke arasında yine aynı nedenle 1965 ve 1999'da savaş çıktı.

Keşmir'in yüzde 45'i Hindistan'ın, yüzde 35'i Pakistan'ın kontrolünde. Bölgenin yüzde 20'sine ise Çin hakim. Hindistan, ele geçirdiği bölgeleri "Cammu Keşmir" eyaleti adı altında kendine bağladı. Cammu Keşmir, halen Hindistan'da Müslüman nüfusun çoğunlukta bulunduğu tek eyalet durumunda. Pakistan ise kendi kontrolü altındaki Keşmir'e "Azad Keşmir (Bağımsız Keşmir)" ve "Gilgit Baltistan" olarak iki özerk bölge statüsü verdi.

BMGK, 1948'den itibaren aldığı kararlarla Keşmir'in askerden arındırılmasını ve geleceğinin halkoyuyla belirlenmesini öngördü. Hindistan halk oylamasına sıcak bakmazken, Pakistan BMGK kararlarının uygulanmasını istiyor.

AB'den ABD'nin İran yaptırımları kararına tepki

BRÜKSEL (AA) – Avrupa Birliği (AB), ABD'nin İran petrol yaptırımlarından muaf tutulan 8 ülkeye yeni muafiyet hakkı verilmemesi kararının üzüntüyle karşılandığını duyurdu.

AB Komisyonu Sözcüsü Maja Kocijancic, günlük basın toplantısında, ABD'nin İran'dan petrol ithali yasağına getirilen muafiyetlere son verme kararına ilişkin, "ABD'nin kararını üzüntüyle karşılıyoruz." ifadesini kullandı.

Kocijancic, İran'ın yükümlülüklerini yerine getirmeye devam ettiği sürece AB'nin de nükleer anlaşmayı uygulayacağını söyledi.

Beyaz Saray, daha önce İran petrol yaptırımlarından muaf tutulan 8 ülkeye yeni muafiyet hakkı verilmeyeceğini açıklamıştı.

Açıklamada, ABD, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri'nin (BAE) ortak şekilde küresel enerji piyasalarına tedarik konusunda güvence verdikleri belirtilerek, "İran petrolü piyasadan çekildikten sonra da küresel talebin karşılanacağını garanti etmek üzere bu vakitli adımı atma konusunda mutabık kaldık." denilmişti.

ABD yönetiminin bu kararıyla "ABD'nin İran'dan petrol alımına yaptırım getiren kararından 2 Mayıs'a kadar 180 günlüğüne muaf tutulan" Çin, Hindistan, Japonya, Güney Kore, Tayvan, Türkiye, İtalya ve Yunanistan'ın muafiyetleri sona erecek.

İran'dan ABD'nin muafiyet kararına tepki

TAHRAN (AA) – İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Abbas Musevi, ABD'nin muafiyetleri uzatmama kararıyla ilgili yurt içi ve yurt dışındaki ilgili kurumlarla görüşmeler yaptıklarını ve İran'ın tutumunun kısa sürede açıklanacağını belirtti.

Musevi, ABD'nin muafiyetleri uzatmayacağını bildirmesinin ardından Dışişleri Bakanlığı resmi sitesinden yaptığı açıklamada Washington yönetimini eleştirdi.

ABD'nin İran'a yönelik yaptırımlarının "özünde yasalara aykırı olduğunu" belirten Musevi, "İran, ilkesel olarak yaptırımlar kapsamındaki muafiyetlere değer vermemektedir." ifadesini kullandı.

Musevi, İran Dışişleri Bakanlığının, yaptırımların pratikteki olumsuz etkileri ve muafiyetlerin yenilenmemesi nedeniyle bu olumsuz durumun artması ihtimaline ilişkin ilgili tüm yerel kurumlarla sürekli iletişimde olduğunu kaydetti.

Avrupa Birliği ve komşu ülkeler ile uluslararası şirketlerin temsilcileriyle "yoğun bir istişare trafiği" yürüttüklerini de vurgulayan Musevi, şunları ifade etti:

"Yerel ve yabancı ilgili kurumlarla kurulan temaslar ve yapılan istişarelerle ilgili rapor karar alıcı mercilere ulaştırıldı. Çok kısa bir süre içinde bu konuyla ilgili gerekli kararlar alınacak ve ilan edilecektir."

Beyaz Saray'dan yapılan yazılı açıklamada, Başkan Trump'ın, mayıs başında süresi dolacak olan muafiyetleri uzatmama kararı verdiği bildirilmişti. Bu kararla, İran'ın petrol ihracatını sıfırlama ve rejimin ana gelir kaynağını sınırlamanın hedeflendiği belirtilmişti.

ABD yönetiminin bu kararıyla, "ABD'nin İran'dan petrol alımına yaptırım getiren kararından 2 Mayıs'a kadar 180 günlüğüne muaf tutulan" Çin, Hindistan, Japonya, Güney Kore, Tayvan, Türkiye, İtalya ve Yunanistan'ın muafiyetleri sona erecek.

İran'la nükleer anlaşmadan tek taraflı olarak çekilmesinin ardından ABD Hazine Bakanlığı, İran'a yönelik ilk yaptırım paketini 7 Ağustos 2018'de, ikinci aşama yaptırım paketini ise 5 Kasım 2018'de devreye sokmuştu.

ABD, bu tarihte aralarında Türkiye'nin de olduğu 8 ülkeye İran'a yönelik yaptırım paketinde petrol ithalatı konusunda 180 gün muafiyet tanımıştı.

“Tek taraflı yaptırımları ve dayatmaları kabul etmiyoruz”

ANKARA (AA) – Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, ABD'nin İran'dan petrol ithali yasağına getirilen muafiyetlere son vermesinin bölgesel barış ve istikrara hizmet etmeyeceğini ve İran halkına zarar vereceğini belirtti.

Bakan Çavuşoğlu, ABD yönetiminin, daha önce İran petrol yaptırımlarından muaf tutulan 8 ülkeye yeni muafiyet hakkı verilmeyeceğini açıklamasının ardından Twitter hesabından paylaşımda bulundu.

Çavuşoğlu paylaşımında, "ABD’nin İran'dan petrol ithali yasağına getirilen muafiyetlere son vermesi bölgesel barış ve istikrara hizmet etmeyecek ve İran halkına zarar verecek. Tek taraflı yaptırımları ve komşularımızla nasıl ilişki kuracağımız konusundaki dayatmaları kabul etmiyoruz." ifadelerini kullandı.

Beyaz Saray, daha önce İran petrol yaptırımlarından muaf tutulan 8 ülkeye yeni muafiyet hakkı verilmeyeceğini açıklamıştı.

Açıklamada, ABD, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri'nin (BAE) ortak şekilde küresel enerji piyasalarına tedarik konusunda güvence verdikleri kaydedilerek, "İran petrolü piyasadan çekildikten sonra da küresel talebin karşılanacağını garanti etmek üzere bu vakitli adımı atma konusunda mutabık kaldık." değerlendirmesine yer verilmişti.

ABD'den Venezuela Merkez Bankasına yaptırım kararı

NEW YORK (AA) – ABD yönetimi, Venezuela Merkez Bankası ve bankanın Başkanı Iliana Josefa Ruzza Teran'a yaptırım kararı aldı.

ABD Hazine Bakanlığından yapılan yazılı açıklamada, ABD'nin, Venezuela Merkez Bankasına yaptırım uygulamaya karar verdiği duyuruldu.

Açıklamada görüşlerine yer verilen Hazine Bakanı Steven Mnuchin, "Hazine Bakanlığı, Venezuela Merkez Bankasının, gayrimeşru Maduro rejimine alet olmasını engellemek adına bu bankaya yaptırım kararı aldı. Maduro rejimi, Venezuela'nın mal varlığını yağmalamaya ve hükümet içinde yolsuzluk yapanları zenginleştirmek için hükümet kurumlarını istismar etmeye devam ediyor." ifadelerini kullandı.

Bakanlık açıklamasında, Venezuela Merkez Bankası Başkanı Iliana Josefa Ruzza Teran'ın da yaptırımlara dahil edildiği kaydedildi.

  • Nikaragua ve Küba'ya da yaptırımlar geldi

Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Danışmanı John Bolton, Miami'de katıldığı bir törende, Venezuela, Küba ve Nikaragua'ya yönelik yaptırım kararları aldıklarını belirtti.

Söz konusu 3 ülkeyi "sosyalizm yardakçıları" olarak niteleyen Bolton, Venezuela Merkez Bankasına alınan yaptırım kararının yanı sıra Nikaragua Devlet Başkanı Daniel Ortega'ya "gizli ödenek" olduğunu öne sürdüğü finans hizmetleri firması Bancorp'a da yaptırım kararı aldıklarının altını çizdi.

Donald Trump yönetiminin, ABD'de yaşayanların Küba'daki akrabalarına gönderdikleri paraya limit koyacağını belirten Bolton, her bir kişinin yılın tek çeyreğinde gönderebileceği maksimum tutarın bin dolar olacağını kaydetti.

  • ABD'nin Latin Amerika'daki yaptırım üçlüsü

Venezuela'da kendisini geçici devlet başkanı ilan eden Ulusal Meclis Başkanı Juan Guaido'ya her türlü desteği veren ABD, Devlet Başkanı Nicolas Maduro'yu sıkıştırmak için sık sık yeni yaptırım kararları alıyor.

Ülkenin petrol şirketi PDVSA ve ABD'deki petrokimya şirketi Citgo'ya uyguladığı yaptırımlarla Venezuela'ya ekonomik darbe vuran ABD, en son Venezuela ile bağı bulunduğu gerekçesiyle 4 yabancı gemicilik şirketine yaptırım kararı almıştı.

ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo, bu sabah, Küba'da 1959 yılında yapılan devrimin ardından ülkedeki Amerikalıların elinden alınan mal varlıklarını işleten yabancı firmaların dava edilmesinin önündeki yasağın 2 Mayıs'tan itibaren kaldırılacağını bildirmişti.

ABD yönetiminin bu kararla Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro'ya destek vermekle suçladığı Küba üzerindeki ekonomik baskıyı artırmayı amaçladığı kaydedilmişti.

Nikaragua'ya yönelik de geçen temmuz ayında Beyaz Saray'dan yapılan açıklamada, hükümet karşıtı protestoculara karşı şiddetten sorumlu tutulan Nikaragua yetkililerinin vizelerinin iptal edileceği duyurulmuştu.

ABD'den 4 yabancı şirkete “Venezuela” yaptırımı

WASHINGTON (AA) – ABD yönetimi, Venezuela ile bağı bulunduğu gerekçesiyle 4 yabancı gemicilik şirketine yaptırım kararı aldı.

ABD Hazine Bakanlığı Yabancı Varlıklar Kontrol Ofisinin internet sitesinde yer alan açıklamada, Liberya menşeli Jennifer Navigation Ltd, Large Range Ltd. ve Lima Shipping Corp. ile İtalya menşeli PB Tankers adlı şirketlerin yaptırım listesine alındığı belirtildi.

Şirketlerin "Venezuela ile bağlantıları" nedeniyle yaptırım listesine alındığına işaret edilen açıklamada, detaylı bilgi verilmedi.

Venezuela'da kendisini geçici devlet başkanı ilan eden Ulusal Meclis Başkanı Juan Guaido'ya her türlü desteği veren ABD, Devlet Başkanı Nicolas Maduro'yu sıkıştırmak için sık sık yeni yaptırım kararları alıyor.

Ülkenin petrol şirketi PDVSA ve ABD'deki petrokimya şirketi Citgo'ya uyguladığı yaptırımlarla Venezuela'ya ekonomik darbe vuran ABD, en son geçen hafta Venezuela'dan Küba'ya petrol verdiği gerekçesiyle 2 şirketi yaptırım listesine almıştı.

GRAFİKLİ – Suudi Veliaht Prens'e yakın isimler ABD'nin yaptırım listesinde

ANKARA (AA) – TUĞÇENUR YILMAZ – ABD Dışişleri Bakanlığının, Cemal Kaşıkçı cinayetinde rolleri olduğu gerekçesiyle yaptırım uyguladığı 16 Suudi vatandaşı, Veliaht Prens Muhammed bin Selman'ın yakın ekibindeki isimlerden oluşurken, uluslararası basında cinayetten Veliaht Prens Bin Selman'ı sorumlu tutan görüşler yer almaya devam ediyor.

Orta Doğu'nun en etkin gazetecilerinden Washington Post yazarı Cemal Kaşıkçı'nın, 2 Ekim 2018'de Suudi Arabistan'ın İstanbul Başkonsolosluğu'nda öldürülmesinden 6 ay sonra ABD Dışişleri Bakanlığı, cinayette rolleri olan 16 ismi yaptırım listesine aldı.

ABD'ye girişleri yasaklanan bu 16 kişi arasında Veliaht Prens Muhammed Bin Selman'ın devlet mekanizmasında ipleri tamamen ele geçirmesinin ardından kurduğu ekipten isimler yer alıyor. Bu nedenle de Kaşıkçı cinayetini planlayan, organize eden ve cinayette görevler üstlenen infaz timi, "Prens'in adamları" olarak nitelendiriliyor.

İstanbul'a cinayet planını uygulamaya gelen infaz timinin kimliğinin ifşa olmasıyla dünya basınında bu kişilerin Veliaht Prens'e yakın isimler olduğuna ilişkin pek çok bilgi ve görsel paylaşılmaya devam ediyor.

  • Cinayeti yöneten eski danışman Kahtani

ABD Dışişleri Bakanlığı'nın yaptırım listesinde öne çıkan figürlerden ilk isim, Suudi Arabistan Veliaht Prensi bin Selman'ın eski danışmanı Suud el-Kahtani.

Sosyal medyada özellikle Suudi Arabistan'ın Bin Selman liderliğindeki yeni yönetimine muhalif olan veya bu potansiyeldeki kişi ve kurumları karalayan, bunlara karşı ciddi bir kampanya yürüten "Elektronik Sinekler"in lideri olarak bilinen, "gizli enformasyon bakanı" Kahtani, Suudi Arabistan Kraliyet Divanı'nda bakan düzeyinde görev yapıyordu.

Kahtani, Kraliyet Mahkemesinde 10 yıl görev yaptı ve zamanla saray içindeki dinamiklere, bağlantı ve sırlara hakim olarak kariyer basamaklarını hızla tırmandı.

Kraliyet Divanı Danışmanı ünvanıyla Veliaht Prens'in basın işleri ve imaj yönetimi çalışmalarını yöneten Kahtani, sosyal medyada kurduğu binlerce kişilik "trol ordusuyla" aralarında Kaşıkçı'nın da bulunduğu muhalifleri tehdit etti.

Kahtani'nin ayrıca, Lübnan Başbakanı Saad Hariri'nin Suudi Arabistan'da alıkonularak istifaya zorlanmasında önemli rol oynadığı biliniyor.

Suudi Arabistan ve BAE öncülüğünde Katar'a yönelik başlatılan baskı ve ambargo sırasında sosyal medyadaki karalama ve propaganda operasyonlarının başında bulunan Kahtani, Muhammed Bin Selman'ın 2017'de iktidarı fiilen ele almasıyla Suudi hanedan üyeleri ve büyük iş adamlarına karşı başlatılan gözaltı operasyonlarında sorgulamalara katıldı.

Uluslararası basında Kahtani'nin Kaşıkçı'nın öldürülmesi için İstanbul'a gönderilen suikast timini denetlediği ve aynı zamanda ekibin İstanbul'daki lideriyle doğrudan iletişim halinde olduğu şeklinde çok sayıda haber yer aldı.

Suudi yönetimi, cinayet skandalının patlak vermesi üzerine Kahtani'yi görevden almak zorunda kaldı ve yurt dışına çıkma yasağı getirdi.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca, Kaşıkçı cinayeti soruşturması kapsamında ise eski Kahtani hakkında ''tasarlayarak, canavarca hisle veya eziyet çektirerek kasten öldürme'' suçundan tutuklamaya yönelik yakalama kararı çıkarılmıştı.

Bu arada Suudi yetkililer, Kaşıkçı cinayetinde başlıca şüpheli olarak adı geçen Kahtani'ye tam olarak ne olduğuna dair birbiriyle çelişkili açıklamalar yapmaya devam ediyor.

  • İnfaz timinin elebaşı: Mutreb

Suudi Arabistan istihbarat servisindeyken Veliaht Prens Bin Selman'ın yakın ekibine dahil olan Mahir Abdulaziz Mutreb, ABD Dışişleri Bakanlığı'nın yaptırım listesinde öne çıkan bir diğer isim.

Kraliyet Muhafızları içinde albay rütbesiyle Veliaht'ın yanında boy göstermeye başlayan Mutreb'in, Veliaht Prens ile birçok yeri ziyaret ettiğine dair fotoğraflar basında yer aldı.

İngiltere ve İtalya gibi ülkelerde casus yazılım teknolojisi öğrenmek için çeşitli eğitimler adlığı iddia edilen Mutreb, zamanla Veliaht Prens'e en yakın isimlerden biri oldu.

Mutreb'in 2017'de Suudi Arabistan'ın Londra Büyükelçiliğinde güvenlik ataşesiyken Kaşıkçı ile tanıştığı iddiaları gündeme gelmişti.

Kaşıkçı cinayetini uygulayan infaz timini oluşturan ekibin başı olarak bilinen Mutreb'in 2 Ekim'de Cemal Kaşıkçı'dan birkaç saat önce Suudi Arabistan'ın İstanbul Başkonsolosluğuna girdiğine dair fotoğrafları yayımlanmıştı.

Bunların yanı sıra uluslararası basında Mutreb'in, Kaşıkçı can verdikten hemen sonra Riyad'ı arayarak, "Patronunuza söyleyin, adamlar işlerini bitirdi." dediği öne sürülmüştü.

  • Delilleri ortadan kaldıran cinayet uzmanı: Tubeyki

ABD Dışişleri Bakanlığı'ın ülkeye giriş yasağı getirdiği bir diğer kişi Salah Muhammed Abduh et-Tubeyki, Muhammed Bin Selman'ın "adamı" olarak bilinen bir diğer isim.

Tubeyki, İngiltere'nin prestijli okullarından Glasgow Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde adli tıp alanında yüksek lisans yapmak üzere 2004'te Suudi Arabistan'dan ayrıldı. Daha sonraki beş yıl boyunca Riyad ve Dammam kentlerinde adli patolog olarak çalışan Tubeyki, Suudi Arabistan'daki cinayet vakaları üzerine bazı makaleler yayınladı.

Suudi Arabistan İçişleri Bakanlığı'na bağlı Adli Tıp Kurumu Başkanlığı ve Suudi Adli Tıbbı Derneği Başkan Yardımcılığı görevlerini yürüten Tubeyki, Suudi Arabistan’ın önde gelen adli tıp bilimcileri ve tıp etiği uzmanlarından biri sayılıyor.

Suudi Arabistan Adli Tıp Kurumu Başkanı olan Tubeyki, Kaşıkçı cinayeti için İstanbul'a gelen 15 kişilik Suudi ekibin içinde, "delilleri yok etmek üzere" uzman olarak bulunuyordu.

İnfaz timindeki Tubeyki'nin, Kaşıkçı öldürüldükten sonra cesedi parçalayarak delilleri yok ettiği biliniyor.

  • Dublör Medeni

ABD Dışişleri Bakanlığı'nın yaptırım listesinde yer alan bir diğer kişi Mustafa el-Medeni, Kaşıkçı ile benzerliğinden ötürü İstanbul'da işlenen cinayette dublörlük yapmaya gelmişti.

Asıl mesleği Petrol ve Mineral Mühendisliği olan Medeni'nin Suudi istihbaratında Krallığa danışmanlık yaptığı ve Veliaht Prens Bin Selman'ın bazı önemli ziyaretlerine eşlik ettiği biliniyor.

Medeni, suç mahallinden cinayet işlendikten hemen sonra Kaşıkçı'nın kıyafetlerini üzerine giyip çıkmıştı. Kaşıkçı'nın saatini ve gözlüklerini takan Medeni'nin ayakkabısını değiştirmediği belirlenmişti.

Kaşıkı'nın Başkonsolosluktan ayrıldığı izlenimini vermek üzere etraftaki kameralara görüntü vererek dolaşan Medeni'nin ayrıca infaz timi arasında istihbarat paylaşımında bulunduğu iddiası basında yer aldı.

  • İnfaz timinin diğer üyeleri de yaptırım listesinde

ABD Dışişleri Bakanlığı'nın yaptırım listesine aldığı diğer Suudi vatandaşları Meshal el-Bostani, Naif al-Arifi, Muhammed el-Zahrani, Mansur ebu Huseyin, Halid el-Uteybi, Abdulaziz el-Hawsawi, Velid el-Sehri, Thaar el-Harbi, Fahad el-Balawi, Badr el-Uteybi, Saif el-Kahtani ve Turki el-Sehri de cinayet için İstanbul'a gelen ekibin içinde yer alıyor.

İnfaz timinde lojistik, haberleşme ve istihbari görevler üstlenen bu kişilerin akıbeti hakkında Suudi yetkililer hala net bir açıklama yapmış değil.

  • Başkonsolos Uteybi ve İstihbarat Başkan Yardımcısı Asiri listede yok

Öte yandan ABD Dışişleri Bakanlığının duyurduğu 16 kişilik listede, geçen yıl kasım ayında ABD Hazine Bakanlığının açıkladığı listeden bir ismin yer almaması da dikkati çekiyor.

Suudi Arabistan'ın İstanbul Başkonsolosu Muhammed el-Uteybi, Hazine Bakanlığının listesinde yer almasına karşın Dışişleri Bakanlığının yaptırım listesinde yer almadı.

Uteybi, Kaşıkçı'nın Başkonsolosluk'ta bulunmadığını göstermek için bazı basın mensuplarını yerleşkeye alarak dolap ve elektrik panolarını açıp içlerini göstermek suretiyle kendini savunmaya çalışmıştı. Uteybi'nin bu hareketi uluslararası kamuoyunda büyük tepki toplamıştı.

Bunun yanı sıra Kaşıkçı cinayetini Kahtani ile planlayan isim olarak öne çıkan Suudi Arabistan İstihbarat Başkan Yardımcısı Ahmed Asiri de ABD'nin yaptırım listesinde bulunmuyor.

Suudi Arabistan Silahlı Kuvvetler Kurmaylığı ve Komutanlığı Fakültesi'nde eğitim gören Asiri, 2015'te Yemen operasyonu için kurulan koalisyonun sözcülüğünü yaparken tanınmıştı.

Suudi Başsavcılığı, Kaşıkçı iddianamesinde Asiri'nin Kaşıkçı için "ülkeye dönmeye ikna edin, ikna olmazsa zor kullanın" emri verdiğini ama cinayetten bilgisi olmadığını öne sürmüştü.