Kategoriler
Alaturka Gazetesi

Bazı ülkelerdeki cezaevlerinde işkenceye maruz kalan Müslümanlara mektup

BATMAN (AA) – Batman'daki bazı sivil toplum kuruluşları, 10 Aralık İnsan Hakları Günü dolayısıyla çeşitli ülkelerde cezaevlerinde işkence gören Müslümanlara mektup gönderdi.

PTT merkez şubesi önünde toplanan STK temsilcileri, Doğu Türkistan, Mısır, Filistin, Yemen ve Suriye'deki cezaevlerinde işkenceye maruz kalan Müslümanlara destek mesajları içeren mektup gönderdi.

Daha sonra grup adına açıklama yapan İHH İnsani Yardım Derneği Şube Başkanı Lokman Kaya, temel hakları güvence altına almak üzere İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi'nin ilan edilişi üzerinden 71 yıl geçtiğini anımsattı.

İkinci Dünya Savaşı'nın ardından ilan edilen bildirgeyle, yaşam hakkı, eşitlik ilkesi, masumiyet karinesi ve daha birçok temel hakkın her koşulda dokunulmazlığının kabul edildiğini vurgulayan Kaya, şöyle konuştu:

"Aradan geçen zamana rağmen bugünkü küresel tablo göstermektedir ki ihlallerin önlenmesi konusunda insanlık hala geçer not alamamıştır. Aksine, bugün uluslararası siyaset insan haklarını ve değerlerini bir kez daha yitirmiş görünmektedir. Üstelik temel haklar konusunda tüm insanlar eşit olduğu halde, birilerinin hayatı hala diğerlerinden daha değerli görülmektedir. Kendini tüm insani değerlerin merkezi olarak gören Batı bugün yabancı düşmanlığı, Müslüman karşıtlığı ve nefret suçları girdabına girmişken, dünyanın diğer ülkelerde sivillere yönelik her türlü ihlal 'güvenlik' perdesi altında meşrulaştırılmaktadır."

Çin'in, Sincan Uygur Özerk Bölgesi'ndeki Uygur Türklerine yönelik baskı politikasını hatırlatan Kaya, aynı zulmün Mısır, Filistin ve Yemen başta olmak üzere birçok dünya ülkesinde de devam ettiğini sözlerine ekledi.

Kategoriler
Alaturka Gazetesi

İran Çinli yetkililere yaptırım öngören Uygur Türkleri yasa tasarısı nedeniyle ABD'yi kınadı

TAHRAN (AA) – İran, ABD Temsilciler Meclisi'nin Sincan Uygur Özerk Bölgesi'ndeki Uygur Türklerine yönelik baskı politikası nedeniyle Çinli yetkililere yaptırım uygulanmasını öngören yasa tasarısını kınadı.

İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Abbas Musevi, yaptığı yazılı açıklamada, ABD politikalarının dünyanın barış ve istikrarını tehdit ettiğini savunarak, bağımsız ülkelere "Washington'ın bu adımlarına tepki vermeleri" çağrısında bulundu.

ABD'nin devamlı şekilde "bağımsız ülkelerin ve özellikle de Çin'in iç işlerine müdahale ettiğini" ileri süren Musevi, "Kızılderili ve siyahileri soykırımdan geçiren bir geçmişe sahip olan ABD, başka kavimler ve Müslümanlarla ilgili söz söyleme hakkına sahip değildir." ifadesini kullandı.

ABD Temsilciler Meclisi, 4 Aralık'ta Sincan Uygur Özerk Bölgesi'ndeki Uygur Türklerine yönelik baskı politikalarından dolayı Çinli yetkililere yaptırım uygulanmasını öngören yasa tasarısını kabul etmişti.

Geçen ay ABD Senatosunda kabul edilen tasarının farklı bir versiyonu olan tasarıda, ABD Başkanı Donald Trump yönetimine, Uygur Türklerine ve diğer Müslüman azınlıklara uygulanan baskı ve şiddetten sorumlu olan bazı Çinli yetkililere yaptırım uygulanması çağrısı yapıldı.

Temsilciler Meclisi ve Senato'dan geçen tasarıların birleştirilmesi ve imzalanması için Beyaz Saray'a gönderilmesi bekleniyor.

– Çin'in Uygur Türklerine yönelik politikası

Çin'de son yıllarda Uygur Türklerinin yaşadığı Sincan Uygur Özerk Bölgesi'nde "eğitim merkezi" adı altında faaliyet gösteren kamplar ile Uygur Türklerinin kimlik ve kültürlerine yönelik ihlaller, uluslararası kamuoyu tarafından eleştiriliyor.

Birleşmiş Milletler (BM) İnsan Hakları Konseyine üye 22 ülke, 11 Temmuz'da, Çin'in Sincan Uygur Özerk Bölgesi'ndeki Uygur Türkleri ve diğer azınlıklara yönelik muamelesini eleştiren ve kitlesel gözaltıların durdurulması çağrısında bulunan mektubu imzalamıştı.

İnsan Hakları İzleme Örgütü'nün (HRW) raporunda, son 2 yılda Sincan Uygur Özerk Bölgesi'nde çok sayıda kişinin "önleyici polisiye tedbir" adı altında suçsuz yere alıkonulduğu ve siyasi bakımdan tehlikeli olarak değerlendirilen bireylerin herhangi bir yargı kararı olmaksızın toplama kamplarına gönderildiği belirtilmişti.

Kategoriler
Alaturka Gazetesi

Malezya Başbakanı Mahathir'den Uygur açıklaması

KUALA LUMPUR (AA) – Malezya Başbakanı Mahathir Muhammed, Müslüman ülkelerin Çin'de baskı ve ayrımcılığa maruz kalan Uygurlara karşı sessiz kalmasının, Çin'in çok güçlü bir devlet olmasından kaynaklandığını söyledi.

Birleşmiş Milletler (BM) 74. Genel Kurulu için bulunduğu New York'ta "Bear News" haber sitesine röportaj veren Başbakan Mahathir, iç ve dış politikaya ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Myanmar'daki Arakanlı Müslümanların sorunlarına ilişkin neden kötümser beyanlarda bulunduğunun sorulması üzerine Mahathir, "Biz bu konuda bir şeyler yapmaya çalışıyoruz ama bunların hepsi geçici çözüm gibi görünüyor. Eğer ülkemize göçenler olursa onlara biz bakıyoruz. Ama Myanmar'da yaşayanlar için çok az şey yapabiliyoruz." dedi.

Mahathir, dünyanın birçok mesele gibi Arakan sorununa da sessiz kaldığının altını çizerek, "Saddam Hüseyin meselesinde büyük güçler (Irak) ülkeye girdi. Bu işi 3 ayda bitireceklerini sandılar ama çok daha uzun sürdü. Fakat Kamboçya'da iki milyon insan katledildi, hiçbir şey yapmadılar." şeklinde konuştu.

Tayland'ın güneyindeki barış müzakerelerinde Malezya'nın aracı rolüne ilişkin soru üzerine Mahathir şunları dile getirdi:

"Tayland tarafının suçsuz ve silahlı güçlere katılmamış insanlara karşı yaptıklarını durdurması için gayretlerimizi sürdüreceğiz. Biz Filipinler'de de yıllarca barış görüşmelerinde bulunduk ve en sonunda başarılı olduk çünkü Duterte yönetimi özerklik vermeyi kabul etti. Fakat Tayland'da aynı durum söz konusu değil. Baştan itibaren söylediler 'özerklik yok' diye. Biz de bu savaşın özerklik veya bağımsızlıkla sonuçlanmayacağını düşünüyoruz. Öyleyse daha güvenli bir yol bulmak, Tayland'ın onlara özgürlük vermeyeceği gerçeğini kabul etmek en iyisi."

– "Çin çok güçlü bir devlet. Onları yüz üstü bırakacak birşey yapamayız"

Malezya Başbakanı, Müslüman ülkelerin Çin'deki Uygurların yaşadığı sorunlara ilişkin tepkisizliğinin sorulması üzerine, "Çünkü Çin çok güçlü bir devlet. Onları yüz üstü bırakacak bir şey yapamayız. Çin'i kızdırmamak için sert olmayan yolları bulmak en iyisidir." görüşünü paylaştı.

Çin'in Malezya için önemli bir ticari ortak olduğunu anımsatan Mahathir, "Kapasitemiz yokken Çin'e karşı kavgacı olmaya teşebbüs etmiyoruz. Bu yüzden başka yolları deniyoruz." dedi.

Mahathir, 2017'de Malezya'da öldürülen Kuzey Kore Lideri Kim Jong-un'un üvey ağabeyi Kim Jong-nam suikastında kullanılan kimyasal silahların ülkeye nasıl girdiği sorusuna, "Malezya'ya birçok şey kaçak yolla girip çıkıyor. Bazılarını yakalayıp ele geçiriyoruz, bazılarını da yakalayamıyoruz." dedi.

Malezya'nın gelecekte Pyongyang Büyükelçiliğini açabileceğini belirten Mahathir, "Bizim politikamız her ülkeyle, ideolojisi ne olursa olsun, içinde bir şiddet olmadığı sürece iyi ilişkiler kurmak yönündedir." ifadesini kullandı.

Kategoriler
Alaturka Gazetesi

“Babam hapiste çünkü barış istiyordu”

ANKARA (AA) – Çin'de 2013'ten bu yana hapiste olan Uygur akademisyen ve aktivist Prof. Dr. İlham Tohti'nin kızı Cevher İlham, "Babasının Müslümanlar ile Han Çinlileri arasında barış istediği için hapiste olduğunu" söyledi.

Cevher İlham, ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Morgan Ortagus'a değerlendirmelerde bulundu.

Sözcü Ortagus'un Twitter'dan görüntülerini paylaştığı mülakatta İlham, "ayrılıkçılık ve aşırıcılık" yaptığı gerekçesiyle ömür boyu hapis cezasına çarptırılan babası hakkında bilgiler paylaştı.

Cehver İlham, babasının Pekin'deki Minzu Üniversitesinde bilinen bir akademisyen ve ekonomist olduğunu anımsatarak, "Babam şu anda hapiste çünkü o, Müslümanlar ile Han milliyeti arasında anlayış ve barış inşa etmek istiyordu." şeklinde konuştu.

"Çin hükümetinin, babasının tavsiyelerini dinlemek yerine Uygurlara eziyet etmeye başladığını" anlatan Cevher İlham, bir milyondan fazla Uygur'un "toplama kamplarına alındığını" dile getirdi.

Cevher İlham, "Bir mücadele başlattım çünkü biliyorum ki bu sadece babamla ilgili değil. Bu bütün halkımla ilgili." ifadesini kullandı.

Yaşananların insani bir kriz olduğuna dikkati çeken Cevher İlham, ülke liderlerinin konuya tepki göstermesi ve kampların kapatılması talebinin, Uygur toplumunun maruz kaldığı sorunlara dikkati çekmek açısından önemli olduğunu söyledi.

Cevher İlham, Müslüman ülkelere Uygur toplumu için harekete geçmeleri ve Uygurların yanında yer almaları çağrısını yaptı.

Aktivist Tohti'nin kızı Cevher İlham, New York'ta düzenlenen 74. Birleşmiş Milletler Genel Kurulunun dini özgürlüklere ilişkin oturumunda konuşma yaparak Pekin yönetimine tepkisini dile getirmişti.

– Tohti'nin tutuklanması ve dava süreci

Tohti, 15 Ocak 2014'te ''kanunları ihlal ettiği'' gerekçesiyle Pekin yönetimi tarafından tutuklanmış, ancak suçunun içeriğine ve nerede tutulduğuna dair bilgi verilmemişti. Güvenlik makamları, daha sonra akademisyenin ailesine gönderdikleri resmi bir tebligat ile Tohti'nin Urumçi'de bir gözetim merkezinde tutulduğunu açıklamıştı.

Tutuklamanın ardından Batı dünyası, Tohti'nin insan hakları ve özgürlükleri kapsamında serbest bırakılması için çağrıda bulunmuş, ancak Çin Dışişleri Bakanlığı açıklamalardan memnun olmadığını belirterek, ABD başta olmak üzere Batı'ya "Çin'in iç meseleleriyle ilgili söylemlere son vermeleri" çağrısı yapmıştı.

İnternet üzerinden yayımladığı makalelerinde etnik grupları kışkırtmak suçlamasıyla 2009 ve 2011 yıllarında gözaltına alınan Tohti, Eylül 2011'de Minzu Üniversitesinde ders vermeyi bırakmıştı. Tohti, 2013'te bir konferansa katılmak üzere kızı ile ABD'ye gitmek istemiş, ancak Çinli yetkililer tarafından engellenmişti.

– İnsan hakları örgütleri Guterres'e çağrıda bulunmuştu

İnsan Hakları İzleme Örgütü (HRW), Uluslararası Af Örgütü (Amnesty International), Uluslararası Hukukçular Komisyonu (ICJ), Uluslararası İnsan Hakları Federasyonu (FİDH) ve Dünya Uygur Konferansının da aralarında bulunduğu insan hakları örgütleri, Guterres'e, Müslüman Uygurların Sincan Uygur Özerk Bölgesi'ndeki tartışmalı kamplarda tutulmasını kınaması çağrısında bulunmuştu.

Çin'de Uygur Türklerinin yaşadığı Sincan Uygur Özerk Bölgesi'nde son yıllarda "eğitim merkezi" adı altında faaliyet gösteren kamplar ile Uygurların kimlik ve kültürlerine yönelik ihlaller, uluslararası kamuoyunca eleştiriliyor.

Türkiye Dışişleri Bakanlığı, Çin makamlarının Uygur Türklerine yönelik sistematik asimilasyon politikasının insanlık adına büyük bir utanç kaynağı olduğunu belirtmişti.

Çin makamlarını, toplama kamplarını kapatmaya davet eden Bakanlık, "Türk kamuoyunun ağır insan hakları ihlalleri konusundaki tepkisinin Çin makamlarınca dikkate alınmasını bekliyoruz." ifadesini kullanmıştı.

AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik de "Uygur Türklerine dönük keyfi tutuklamalar, bir milyondan fazla Uygur Türkü'nün toplama kamplarında ve hapishanelerde alıkonulması gibi eylemlerin hiçbir şekilde meşru bulunmayacağını söylüyoruz." değerlendirmesinde bulunmuştu.

BM İnsan Hakları Konseyine üye 22 ülke, 11 Temmuz'da Çin'in, Sincan Uygur Özerk Bölgesi'ndeki Uygur Türkleri ve diğer azınlıklara yönelik muamelesinin eleştirildiği ve kitlesel gözaltıların durdurulması çağrısına yer verilen bir mektubu imzalamıştı.

Kategoriler
Alaturka

Washington'da Uygur paneli

WASHINGTON (AA) – Dünya Uygur Kongresi Kuzey Amerika'dan Sorumlu Başkan Yardımcısı Ömer Kanat, ABD yönetiminin Global Magnitsky Yasasını Çin'e uygulamayı düşündüğünü söyledi.

Washington DC merkezli düşünce kuruluşu olan Türk Miras Vakfı, Uygur Türklerinin son durumları ile ilgili panel düzenledi.

Panelde, Dünya Uygur Kongresi Kuzey Amerika'dan Sorumlu Başkan Yardımcısı Kanat ile eski ABD Büyükelçilerinden, Atlantik Konseyi Avrasya Direktörü John Herbst konuşma yaptı.

Ömer Kanat, Çin'de birçok Uygur Türkü'nün çocuk ve yaşlı demeden sebepsiz yere kamplarda tutulduklarını anlattı.

Birçok Uygurun, Çin'deki aile ve akrabalarının akıbeti konusunda haber alamadıklarını anlatan Kanat, “Muhammed ismi bile Çin'de yasak. ” diye konuştu.

ABD'de birçok resmi yetkili ile Uygur Türklerine uygulanan yasakları ve yapılması gerekenleri konuştuğunu ifade eden Ömer Kanat, “Global Magnitsky yaptırımlarının Çin'e uygulanması düşünülüyor. ” dedi.

John Herbst de Uygur Türklerine yapılan haksızlıkların ciddi bir şekilde araştırılması gerektiğini belirtti.

ABD Dışişleri Bakanlığında kariyer diplomatı olarak Ukrayna, Özbekistan dahil birçok ülkede büyükelçilik yapan Herbst, “Avrupa Birliği ülkeleri dahil birçok ülke Çin ile ilişkilerinin bozulmasından korktukları için bu konuya sessiz kalıyorlar. ” ifadesini kullandı.

ABD Kongresinde daha aktif bir çalışmanın yapılması gerektiğini söyleyen Büyükelçi Herbst, özellikle Müslüman Kongre üyelerinin vereceği desteğin önemine dikkati çekti.

Kategoriler
Alaturka

“Microsoft, Çin'in insan hakları ihlallerinde suç ortağı” iddiası

NEW YORK (AA) – Amerikan teknoloji şirketi Microsoft'un, Çin'de Sincan Uygur Özerk Bölgesi'ndeki Müslümanlara yönelik insan hakları ihlallerinde rolü olduğu öne sürüldü.

İngiliz Financial Times'ın haberine göre, Microsoft'un merkezi Pekin'de bulunan “Microsoft Research Asia (Microsoft Asya Araştırma) ” isimli araştırma kuruluşu, Çin ordusunun kontrolündeki Ulusal Savunma Teknolojisi Üniversitesiyle iş birliği yaparak geçen yıl mart-kasım aylarında 3 araştırma yayımladı.

Araştırmaların içeriğinin, yapay zeka ve insan yüzü tanımlama gibi yurttaşları takip altına almak için kullanılan teknolojiler ile ilgili olduğuna dikkati çeken uzman ve politikacılar, Microsoft'un Çin ile yaptığı bu iş birliğinin, ülkedeki vatandaşların haklarını ihlal etmek için kullanılabileceğine işaret etti.

  • “Microsoft, Çin'in insan hakları ihlallerinde suç ortağı ”

Haberde, Çin'in, Uygur Özerk Bölgesi'nde vatandaşların “siyasi eğitim ” adı altında cezaevine benzer kamplarda alıkonulduğu belirtilerek, Çin'in bu bölgeyi “kitlesel takip ve kontrol teknolojileri için bir çeşit laboratuvar gibi ” kullandığı kaydedildi.

ABD'li Cumhuriyetçi Senatör Marco Rubio, Financial Times'a yaptığı açıklamada, Microsoft'un Çin ordusuyla yaptığı iş birliğini, “derin kaygı uyandırıcı ” olarak tanımlayarak, “Bu eylem, Microsoft'u Çin'in insan hakları ihlallerinde suç ortağı yapıyor. ” değerlendirmesinde bulundu.

  • New York Times'ın iddiası

Amerikan New York Times gazetesi, şubatta yayımladığı bir haberinde Çinli yetkililerin 2016-2017'de “Herkes için sağlık muayenesi ” adı altında başlattığı ücretsiz sağlık kampanyası kapsamında Sincan Uygur Özerk Bölgesi'nde 36 milyona yakın DNA örneği, iris görselleri ve kişisel veriler topladığını ileri sürmüştü.

Uygurlu aktivistler ve insan hakları savunucularının, Çin'in Uygurlara yönelik baskı politikasının kilit parçası olduğunu düşündükleri belirtilen haberde, toplanan DNA verilerinin Çin'in baskılarına boyun eğmeyen Uygurların izini sürmek için kullanılabileceğine işaret edilmişti.

Kategoriler
Alaturka

ABD Dışişleri Bakanı Pompeo Uygur toplumu mensuplarıyla bir araya geldi

WASHINGTON (AA) – ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo'nun, Çin'in Sincan Uygur Özerk Bölgesi'indeki toplama kampından kurtulan Mihrigül Tursun ile akrabaları kamplarda bulunan Uygur toplumu temsilcileriyle dün bir araya geldiği bildirildi.

Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Robert Palladino, yazılı açıklamasında, Pompeo’nun dün, Çin'in Sincan Uygur Özerk Bölgesi'ndeki toplama kampından kurtulan Mihrigül Tursun; akrabaları Çin’in toplama kamplarında bulunan Uygur Müslümanları Gülçehre Hoca, Firkat Cevdet ve Arafat Erkin ile görüştüğünü kaydetti.

Çin’in bir milyondan fazla Uygur, Kazak ve diğer Müslüman azınlıkları toplama kamplarında yasa dışı olarak tuttuğuna dikkati çeken sözcü Palladino, “Bakan, Çin’in insan hakları ihlallerine karşı seslerini duyurmaları dolayısıyla onların cesaretlerini takdir etti. Çin’in İslam ve diğer dinlere karşı yürüttüğü baskı kampanyasının sonlandırılması için ABD’nin desteği konusunda vaatte bulundu. ” ifadelerine yer verdi.

Palladino, Uygur temsilcilerinin anlattıklarının, Çin kamplarında yaşanan zulmün sadece birkaçı olduğuna işaret ederek, “Onlar, Sincan bölgesinde kendi adlarına konuşamayan, özgürce hareket edemeyen, kendilerini düşünemeyen ve dinlerinin en temel uygulamalarını yerine getiremeyen bir milyon veya daha fazla insan adına konuşuyorlar.” değerlendirmesinde bulundu.

ABD Dışişleri Bakanlığının Çin’e ilişkin 2018 İnsan Hakları Raporunda, Uygurların maruz kaldığı işkence ve baskılara detaylı bir şekilde yer verildiğini belirten Palladino, Çin yetkililerinin, Müslümanların evlerinde zorla kalma, onlara zorla içki içirme ve domuz eti yedirmenin yanı sıra cinsel taciz ve cinayet gibi birçok suça bulaştıklarına dikkati çekti.

Palladino, “Çin hükümetine, bu kişilerin aile mensuplarını ve keyfi olarak bu kamplardaki tutukluları derhal serbest bırakma çağrısında bulunuyoruz. ” açıklamasını yaptı.

Kategoriler
Alaturka

“Bu sadece Uygurların değil tüm Müslüman dünyasının dramı”

KUALA LUMPUR (AA) – Malezya'da iktidar koalisyonunun ortağı Halkın Adaleti Partisinin lideri Enver İbrahim, Çin'in Sincan Uygur Özerk Bölgesi'ndeki insan hakları ihlallerine ilişkin “Bu sadece Uygurların değil, Tüm Müslüman dünyasının dramı. ” dedi.

Washington Post gazetesine konuşan Enver, ülkesindeki siyasi gelişmeler ve dış politikaya dair değerlendirmelerde bulundu.

Malezya'nın geçen yılki genel seçimlerin ardından köklü değişikliklikler yaşadığını belirten Enver, ülkenin şu an yolsuzlukla mücadele, dış borçların azaltılması ve kamu kalkınma fonu (1MDB) yolsuzluğu kapsamında ülkeden kaçırılan paraların geri alınması gibi konularda mücadele verdiğini belirtti.

  • “Milyonlarca insana terör suçlusu denilemez “

Enver, Çin'in Sincan Uygur Özerk Bölgesi'ndeki insan hakları ihlalleri hakkında da konuştu.

1 milyondan fazla Uygur Türkü'nün terör suçundan tutuklanmasını eleştiren Enver, “Bence bu sadece Uygurların değil, tüm Müslüman dünyasının dramı. Milyonlarca insana terör suçlusu denilemez. ” değerlendirmesinde bulundu.

Enver, Uygur meselesine dair Müslüman ülkelerin çoğunun ses çıkarmadığına da işaret ederek “Asıl problem birçok ülkenin bu soruna sessiz kalması. ” ifadelerini kullandı.

  • “Yahudi karşıtı değiliz “

Öte yandan Enver İbrahim, Bloomberg televizyonunda katıldığı bir programda, Malezya'nın 2019 Dünya Paralimpik Yüzme Şampiyonasına katılmak isteyen İsrailli yüzücüleri ülkeye almama kararına dair de açıklamalarda bulundu.

Başbakan Mahathir Muhammed'in kararını desteklediğini vurgulayan Enver, “Bu asla Yahudi karşıtı bir karar değil. Biz sadece Filistinlilerin sorunlarını dile getirmeye çalışıyoruz. Yahudi karşıtı değiliz. Herhangi bir etnik gruba karşı tavır da almadık. Bu yönden Mahathir'in kararını doğru buluyorum. Çünkü kendisi Filistinlilere yönelik baskıların durması için çaba harcıyor. ” diye konuştu.

Kategoriler
Alaturka

Uygur aydını ve bilim insanlarından haber alınamıyor

ANKARA (AA) – Çin'in Sincan Uygur Özerk Bölgesi'nde akıbeti bilinmeyen çok sayıda aydın ve akademisyenin toplama kamplarında tutulduğundan şüpheleniliyor.

Çin’de 2016'dan bu yana “dini aşırıcılık ” suçlamasıyla toplama kamplarında veya keyfi tutuklamalar sonucu hapishanelerde alıkonulan Uygur Türklerinin sayısının bir milyondan fazla olduğu tahmin ediliyor.

AA muhabirinin Avrupa Parlamentosu (AP), Uluslararası Af Örgütü (Amnesty International) ve İnsan Hakları İzleme Örgütü (HRW) verilerinden derlediği bilgilere göre, kendilerinden uzun zamandır haber alınamadığı için Çin yönetimi tarafından hapishane ya da toplama kamplarında tutulanlar arasında Uygur akademisyenlerden sanatçılara, profesyonel sporculardan bilim insanlarına kadar tanınmış pek çok isim var.

Uygur toplumun en önemli din alimi ve kanaat önderlerinden Muhammad Salih Hajim, akademisyenler Abdulnehed Mehsum ve Ayhan Memet kamplarda tutulduğu sırada hayatını kaybetmişti. AP'nin 4 Ekim 2018 tarihli kararında bu ölümlerden duyulan büyük rahatsızlık ifade edilmişti.

AP raporunda da isimleri geçen Eli Mamut, Hailaite Niyazi, Memetjan Abdulla, Abduhelil Zunun ve Abdukerim Abduwel gibi akademisyenler uluslararası toplumun tüm çağrılarına rağmen Çin yönetimi tarafından keyfi suç isnatlarıyla alıkonuluyor.

Eski Uygur Kültür ve Medeniyet Araştırmaları Enstitüsü Başkanı Dr. Rahile Davut’un, ortadan kaybolması uluslararası konu olmuştu. Uluslararası Af Örgütü’nün “Çin: Bu İnsanlar Nerede?” başlıklı raporu, Rahile Davut’un kızı Akeda’nın, annesinden Aralık 2017’den bu yana haber alamadığı ve toplama kamplarından birine konulduğundan endişe ettiği yönündeki ifadelerine yer vermişti.

Uygur diasporası ve derneklerinin, kamplarda tutulduğundan şüphelendiği ve iletişim kuramadığı diğer bazı tanınmış isimler şunlar :

Eski Sincan Üniversitesi Öğretim Üyesi Dr. Gulpina Taşmemet, tarihçi Prof. Dr. Abdulkadir Celalettin, eski Kaşgar Üniversitesi Müdürü Ekber Omar, eski Sincan Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Taşpolat Teyip, yazar Prof. Abdurrahman Bey, klasik edebiyatçı Prof. Gayretcan Osman, teknoloji firması Uygursoft'un kurucusu bilim insanı Alim Ahat.

  • Çin'e uluslararası alandan tepkiler

Uluslararası insan hakları kuruluşları, Sincan'da milyonlarca Uygur'un “yeniden eğitim ” gerekçesiyle toplama kamplarında tutulduğunu bir süredir dünya kamuoyu gündemine getiriyor.

BM Irk Ayrımcılığının Ortadan Kaldırılması Komitesi'nin Çin'de ayrımcılığa uğrayan topluluklarla ilgili Cenevre kentinde düzenlediği toplantıya katılan insan hakları kuruluşları, Sincan Uygur Özerk Bölgesi'nde yerel yöneticilerin siyasi olarak sakıncalı tutumlar içinde olduğunu iddia ettiği bireyleri siyasi eğitim merkezlerinde alıkoyduğunu bildirmişti. Örgüt temsilcileri, herhangi bir yargı kararına dayanmadan hürriyetinden alıkonulan kişi sayısının milyonları bulduğunu dile getirmişti.

İnsan Hakları İzleme örgütü (HRW), bir süre önce yayımladığı raporda, son iki yılda Sincan Uygur Özerk Bölgesi'nde çok sayıda kişinin “önleyici polisiye tedbiri ” adı altında suçsuz yere alıkonulduğu ve siyasi açıdan tehlikeli olarak değerlendirilen bireylerin herhangi bir yargı kararı olmaksızın “siyasi eğitim merkezleri ” denilen gözaltı merkezlerine gönderildiği iddialarına yer vermişti.

Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Hami Aksoy, önceki gün yaptığı yazılı açıklamada, Çin makamlarının Uygur Türklerine yönelik sistematik asimilasyon politikasının insanlık adına büyük bir utanç kaynağı olduğunu belirtmişti. Çin makamlarını, Uygur Türklerinin temel insan haklarına saygı göstermeye ve toplama kamplarını kapatmaya davet eden Aksoy, “Türk kamuoyunun ağır insan hakları ihlalleri konusundaki tepkisinin Çin makamlarınca dikkate alınmasını bekliyoruz. ” ifadesini kullanmıştı.

ABD Kongresi’nde görüşülmeye devam eden bir yasa tasarısı da ABD'nin Çin'e Uygur Türklerine yönelik ağır insan hakları ihlalleri nedeniyle yaptırım uygulamasını talep ediyor.

Kategoriler
Alaturka

Belçika'da Doğu Türkistan protestosu

BRÜKSEL (AA) – Belçika'nın başkenti Brüksel'de Uygur Türklerine yönelik insan hakları ihlalleri protesto edildi.

Dünya Uygur Kurultayı (WUC) tarafından organize edilen ve Avrupa Birliği (AB) kurumlarının bulunduğu Schuman'daki protestoya yaklaşık 100 kişi katıldı.

“Bir Ses Bir Adım ” sloganı ile toplanan protestocular, çevredekilere Uygur halkının sorunlarını anlatan bildiri dağıttı.

Çoğunluğunu Uygur Türklerinin oluşturduğu grup, “Uygur halkına özgürlük ” yazılı pankart taşıdı.

Gösteride okunan bildiride, “Doğu Türkistan'da toplama kampları, zorunlu muayeneler ile toplanan DNA bilgileri, Uygurcanın yasaklanması, dini ibadetlerin yasaklanması, yurt dışında eğitim alan Uygurların kendilerine ve ailelerine baskılar, yüz tanıma sistemli kameralar, çipli ve sabıka kayıdı yüklü elektronik kimlik kartları ve sosyal hayatın her köşe başında güvenlik noktaları oluşturulduğu ” konularındaki şikayetler dile getirildi.