Categories
Alaturka

1st International Eurasia Book Fair ends

<p>By Musa Alcan</p> <p>ISTANBUL (AA) – The first edition of International Eurasia Book Festival has ended Sunday in Istanbul, bringing together many national and foreign publishing houses.</p> <p>The festival, of which Anadolu Agency is the global communication partner, is supported by Turkey's Culture and Tourism Ministry, Ministry of National Education, Turkish broadcaster TRT and the Istanbul Chamber of Commerce.</p> <p>“We will start our preparations for the next year's fair by Monday,” said Emrah Kisakurek, chairman of an Istanbul-based press association, speaking at the last day of the fair.</p> <p>Historian Erhan Afyoncu, Iskender Pala, Ustun Inanc and Gurbuz Azak were among the authors who attended the fair.</p> <p>The first edition of International Eurasia Book hosted more than 200 publishing houses from 70 countries.</p> <p>The publications of Anadolu Agency drew attention during the fair.</p> <p>The nine-day fair started on Feb. 23 was held under the theme A Long Story.</p>

Advertisements
Categories
Alaturka

Authors meet readers in International Eurasia Book Fair

By Musa Alcan </p> <p>ISTANBUL (AA) – Several authors met with booklovers in the first International Eurasia Book Fair opened on Saturday in Istanbul.</p> <p>The festival, of which Anadolu Agency is the global communication partner, is supported by Turkey's Culture and Tourism Ministry, Ministry of National Education, Turkish broadcaster TRT and the Istanbul Chamber of Commerce.</p> <p>Historian Erhan Afyoncu, Iskender Pala, Ustun Inanc and Gurbuz Azak were among the authors who attended the fair. </p> <p>&quot;I loved this place. I think it will better off over time,&quot; Inanc, one of the authors, told Anadolu Agency.</p> <p>Azak, another writer, said such fairs are newly enriched and that they are “extremely useful”.</p> <p>The first edition of International Eurasia Book Fair will host more than 200 publishing houses from 70 countries.

The nine-day fair being held under the theme A Long Story will host more than 100 writers.

Categories
Alaturka

“1. Uluslararası Avrasya Kitap Festivali”

İSTANBUL (AA) – İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) ve Basın Yayın Birliği (BasYayBir) iş birliğiyle düzenlenen, Anadolu Ajansı'nın global iletişim ortağı olduğu “1. Uluslararası Avrasya Kitap Festivali ” devam ediyor.

Avrasya Gösteri ve Sanat Merkezi'nde düzenlenen etkinlikte birçok yazar, imza günü programlarında kitapseverlerle bir araya geldi.

Yazarlar, Kültür ve Turizm Bakanlığı, TRT, İstanbul Ticaret Odası ve Milli Eğitim Bakanlığı tarafından da desteklenen festival kapsamında okurları için kitaplarını imzaladı.

Aralarında Erhan Afyoncu, Hayati İnanç, Ahmet Turgut, Bekir Develi, Gürbüz Azak, Üstün İnanç, Mehmet Nuri Yardim, Cemal Öztürk, Metin Önal Mengüşoğlu, Necip Tosun, Tarık Tufan, Mustafa Uluçay ve Emrah Mete'nin de bulunduğu yazarlar, sevenleriyle sohbet etti ve fotoğraf çektirdi.

  • “Uluslararası Avrasya Kitap Festivali'nden ümitlendim “

“Yazıklar Çıkmazı “, “Yağmur Kanla Başladı “, “Makedonya Gamzesi ” ve “Yalnız Değilsiniz ” gibi kitapların yazarı Üstün İnanç, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Türkiye'nin kültürel bakımdan en çetin dönemde olduğunu söyledi.

İnsanlarda okuma tembelliğinin belirdiğine işaret eden İnanç, “Zaman içerisinde bu düzeltilirse Türkiye 'take off'a girer, uçar. ” dedi.

İnanç, 12 yaşından bu yana kitap okuduğuna dikkati çekerek, şunları kaydetti:

“Eski, 1940'lı 1950'li yılların sonundaki insan nesliyle şimdiki kuşak arasında büyük bir olumsuzluk durumu var. Bunun sebebi, sanayi toplumunun birdenbire refah durumuna girmesi. Cep telefonuyla bir şeyler yapılmasın demiyorum ama diğer taraftan da okunacak. Filmler, televizyonlar seyredilecek, seyredilmesin diye bir şey ama mutlaka okunacak. Fuarların gelişmesi çok iyi. Ben burayı çok sevdim, Uluslararası Avrasya Kitap Festivali'nden ümitlendim. Sanırım zaman içerisinde oturur. ”

  • “Münevverin bu türlü gelişmeleri takip etmesi istikametlendirici oluyor “

“Babıali'den Geçen Adamlar “, “Deli Yusuf “, “Bütün Sırlarıyla Türkler ” ve “Deli Balta ” gibi eserlere imza atan yazar Gürbüz Azak da bu tür fuarların yeni yeni zenginleştiğini ve son derece yazarlı olduğunu dile getirdi.

Fuar atmosferinin koklanmasının bile rahatlatıcı olduğunu vurgulayan Azak, “İnşallah daha da sürer. Biz okurlarımızı, okurlarımız bizi tanımış, duymuş, görmüş olurlar. Hepimiz için tatlı birer hatıra olur. Özlem gideriyoruz, kitaplarımızı imzalıyoruz. Sevinç sebebi, hoşumuza gidiyor. ” diye konuştu.

Azak, kültürel faaliyetlerin aksamadan yürümesi gerektiğine değinerek, “Münevverin bu türlü gelişmeleri takip etmesi ve takip edilmesi kültürel manada istikametlendirici oluyor. Kendimizi, ülkemizi, değerlerimizi tanıyor ve tanıtıyor olmak mutluluk verici. Dilerim yorulmayız, ziyaretçilerimiz yazarlarımız bundan böyle daha aktif hale gelirler. Diyecekleri varsa sadece yazmakla olmaz, karşılıklı görüşmekle de birbirimize aktarmış oluruz. Anadolu Ajansı'nın bu türlü faaliyetleri de son derece olumlu. ” ifadelerini kullandı.

Kitaba olan yakınlığın zaman geçtikçe arttığının altını çizen Azak, bilinenlerin okuyucuya aktarılmasının bir görev olduğunu sözlerine ekledi.

Mustafa Kutlu'nun “Onur Yazarı ” olduğu, “Bir Uzun Hikaye ” temalı festival kapsamında ayrıca, gün boyu gerçekleştirilen söyleşi programlarına farklı yazarlar konuk oldu.

Categories
Alaturka

“İnsanlar milli şuurdan vazgeçmesin”

İSTANBUL (AA) – AİŞE HÜMEYRA BULOVALI – Gazeteci, yazar ve senarist Üstün İnanç, bu dönemdeki insanların milli kültür arayışı içerisinde olduğu yorumunda bulunarak, “Ne olur insanlar milli şuurdan vazgeçmesinler. Türkiye'de bugün Kurtuluş Savaşı'nın bir başlangıcı gibi rüzgar esiyor sanki. Elbette her şey iyi olacak. ” dedi.

Yazarlık serüvenine başlayışını, Necip Fazıl Kısakürek ile anılarını ve Marmara Kıraathanesi'nde geçirdiği günleri AA muhabirine anlatan 81 yaşındaki yazar, İBB Gösteri Sanatları Merkezi'nde görev yaptığı sırada kaleme aldığı “Makedonya Gamzesi ” adlı kitabını tarihi roman niteliğinde yazdığını söyledi.

İnanç, kitabın oyun olarak İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Şehir Tiyatroları repertuvarında yer aldığına işaret ederek, bundan mutluluk duyduğunu ve oyunun seyircilerden de büyük beğeni aldığını dile getirdi.

Kendisini “Büyük Doğucu ” olarak tanımlayan usta yazar, Kısakürek ile gençlik döneminde tanıştığına dikkati çekerek, “Bizim yetişme dönemimizde birçok akım vardı. Bizler arada kalmıştık. 'Sağcı mısın?', 'Solcu musun?' sorularına cevap veremezdik. Tabii Üstad Necip Fazıl'ın yanına gidene kadardı. Onunla tanıştıktan sonra etrafta gerine gerine 'Büyük Doğucuyuz' demeye başladık. ” ifadelerine yer verdi.

Yazar İnanç, günümüzdeki insanların milli kültür arayışı içerisinde olduğunu savunarak, “Ne olur insanlar milli şuurdan vazgeçmesinler. Türkiye'de bugün Kurtuluş Savaşı'nın bir başlangıcı gibi rüzgar esiyor sanki. Elbette her şey iyi olacak. ” değerlendirmesinde bulundu.

  • “Sinemada ilk ustam Erdoğan Tokatlı'dır “

Üstün İnanç, sinemaya atılmasına da Kısakürek'in vesile olduğunu aktararak, şöyle devam etti:

“Üstad (Kısakürek), bir uluslararası konferansta dikkatimi çekmişti. Marx'ın sözlerini söylüyordu, çok garipsedim. Sonra yanına gidip 'Üstadım siz bunları neden anlattınız' dediğimde de bana 'Bunlar İslam'da var yavrum. Bizim haberimiz yok. Gidin bunları anlatın, gafiller bilmiyor' dedi ve ben de bu şekilde yola çıktım. Oradan geldim Yeşilçam'a. Erdoğan Tokatlı'yla çok yakın arkadaş olduk. Sinemada ilk ustam odur. Senaryo yazmayı da ondan öğrendim. ”

Tokatlı'nın “Son Kuşlar ” filminin senaryo grubunda yer aldığını, grupta Ayşe Şasa ve Mine Cezzar'la tanıştığını aktaran İnanç, “Ayşe Şasa o zaman marksistti ve biz sürekli tartışırdık. Ben de Üstadın anlattıklarını ona söylüyordum. Ona bir gün Sezai Karakoç'un 'İslamın Dirilişi' kitabını verdim. Arkamdan Kemal Tahir'e gidip, benim için 'faşist' demeye başlamış ve verdiğim kitabı göstermiş. Kemal Tahir de biraz kitabı inceledikten sonra gözleri dolu bir şekilde 'Faşist dediğin arkadaşın doğruyu söylüyor' demiş. İşte o zaman Kemal Tahir benim gözüme girdi ve sonra tanıştık, çok da tartıştık. ” ifadelerini kullandı.

Usta yazar, tiyatronun bir hizmet aracı olduğunu ve o dönem arkadaş grubuyla tiyatro aracılığıyla insanlara tebliğ yapmayı amaçladıklarına vurgu yaparak, şunları kaydetti:

“Tebliğ yapmanın o zamanlar önü kapalıydı. Dernekler erişilemeyecek bir noktadaydı ve biz de tiyatroya girdik. Üstad Necip Fazıl'a söyledik. O da 'peki' dedi ve bir müddet sonra bizi yanına çağırdı 'Yazdım eseri' dedi. 'Sultan Abdülhamid' eserini yazmıştı. Okuduk ve bayıldık. Sonra onun prologunu yazarak, ilk defa bir eseri sahneye koymuş oldum. Çocukları Milli Türk Talebe Birliği'nin avlusunda oyuna çalıştırıyordum. Tabii ki o zamanki şartlar rezalet, sefillikle doluydu. Çocukları, şartlara alışsın diye komando gibi eğitirdik ve sonra oyun tuttu. 519 defa temsil yaptık. ”

  • “Kurt Kapanı olağanüstü bir ilgi gördü “

Tiyatro yazarlığı sırasında bir durulma dönemi yaşadığını dile getiren İnanç, “Aklıma konu gelmiyordu. Bunun anlatılması çok zor. Hiç unutmam, bir gece sabah namazından birkaç saat önce türbeye gittim. Demirlere yapıştım. 'Ya Rabbi bana bir ilham ver' dedim. Bir taraftan da ağlıyorum. Ağlamanın tesiriyle uyumuşum. Kalktım ezan okunuyordu. İnanması güç ama kafamda replikler uçuşuyordu ve ben 'Kurt Kapanı' oyununa böyle başladım. Olağanüstü de bir ilgi gördü. ” diye konuştu.

İnanç, daha sonra gazeteci Hasan Tahsin'i ele alan “İlk Kurşun ” adlı oyunu kaleme aldığını kaydederek, sözlerini şöyle sürdürdü:

“En son 'Gök Sultan Abdülhamid Han'ı yazdım ve sahneye koydum. O devirde biz bile 'Kızıl Sultan' diye biliyorduk Albülhamit'i. Çünkü öyle okuduk. Hep yanlış şeyler yazıldı. Şimdi bu düşünceler kayboldu. Bana göre Abdülhamit son sultandır. Ondan sonra da Osmanlı bitmiştir. Ben öyle görüyorum. Yani Abdülhamit bir dönüm noktasıdır. Yıldız Sarayı'na bakın, opera salonu var. Abdülhamit, alafranga müzik ve piyano resitalleri dinlerdi. ”

Usta yazar, Necip Fazıl Kısakürek'le yaşadığı hatıralarla ilgili bir kitap yazdığının altını çizerek, ömrü yettiğince milli değerleri yansıtan eserler kaleme almaya devam edeceğini sözlerine ekledi.

  • İnanç, “TBMM Kültüre Hizmet Ödülü ” sahibi

Üstün İnanç, 1937'de İstanbul'da dünyaya geldi. İlk yazılarını “Yelken “, “Durum “, “Sanatkar ” ve “Büyük Doğu ” dergilerinde okuyucuyla buluşturan İnanç, Bab-ı Ali'de “Sabah “, “Bugün “, “Son Havadis “, “Tercüman ” ve “Yeni İstanbul ” gazetelerinde çalıştı.

İnanç'ın “Kurt Kapanı “, “İlk Kurşun ” ve “Gök Sultan Abdülhamid “in de aralarında bulunduğu birçok tiyatro eserinin yanı sıra “Makedonya Gamzesi ” adlı kitabı da, Özge Ökten tarafından oyunlaştırılarak İBB Şehir Tiyatroları'nda aynı adla geçen sezon seyirciyle buluştu.

Edebiyat ve sinema dünyasından Kemal Tahir, Tarık Buğra, Metin Erksan, Ayşe Şasa, Halit Refiğ, Atıf Yılmaz ve Yücel Çakmaklı ile yakın dostluğu olan İnanç, aynı zamanda “2011 ESKADER Üstün Hizmet Ödülü “, “2012 Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Burhan Felek Basın Hizmet Ödülü “, “2013 Türkiye Yazarlar Birliği Edebiyat Mevsimi Necip Fazıl Kısakürek Ödülü ” ve “TBMM Kültüre Hizmet Ödülü “ne layık görüldü.

Categories
Alaturka

Necip Fazıl Kısakürek'ın doğumunun 114. yılı

İSTANBUL (AA) – Şair, yazar, fikir ve aksiyon adamı, Sultanü'ş Şuara Necip Fazıl Kısakürek, doğumunun 114'üncü yılında İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Kültür Daire Başkanlığı Kültürel Etkinlikler Müdürlüğü tarafından düzenlenen özel etkinlik ile anıldı.

İBB Cem Karaca Kültür Merkezi'nde yapılan etkinliğe, Bakırköy İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü, İlim ve Edebiyat Eseri Sahipleri Meslek Birliği (İLESAM) ve Florya Tevfik Ercan Anadolu Lisesi de katkıda bulundu.

Necip Fazıl Kısakürek'in düşünce dünyasının, öneminin ve şiirinin çeşitli yönleriyle ele alındığı ve İLESAM İstanbul Şube Başkanı Cafer Vayni'nin moderatörlüğünde yapılan panelde konuşan Yalova Üniversitesi öğretim üyesi Dr. Öğr. Üyesi Yasin Beyaz, Necip Fazıl Kısakürek'in, düşünce ve edebi hayatımızda unutulmayacak bir sima olduğunu söyledi.

Kısakürek'in dava adamı olarak zikredilebileceği başlangıcın, Büyük Doğu Dergisi olduğunu belirten Beyaz, “Büyük Doğu, onun ifadesiyle agoraya çıkışın ilk hamlesidir. Büyük Doğu Dergisi'ni, bir dergi haricinde, bir mektep, bir okul, kendi ifadesiyle akademia olarak değerlendirmekte de fayda var. ” dedi.

Şairin İdeolocya Örgüsü'ne de değinen Beyaz, şunları kaydetti:

“Necip Fazıl, her ne kadar Doğu ve Batı'yı bir birine zıt olarak görse de daha sonraki süreçte ikisini birleştirmeyi, sentez yapmayı düşünür. Yani Batı'nın akıl ve müspet bilgilerini doğunun manevi, ruhi dünyasıyla birleştirerek, ideal bir dünya oluşturmaya çalışır. Necip Fazıl'ın İdeolocya Örgüsü, İslam düşüncesini ideolojik hale getirdiği ve sistemleştirdiği bir kavram olarak nitelendirebiliriz. Onun oluşturmak istediği toplumda öncelikle devlet söz konusu. Devlet inşa edildikten sonra devlet ve toplum münasebetlerinin ne olması gerektiği üzerinde duruluyor. Onun İdeolocya Örgüsü bir devlet ve bir toplum ütopyasını oluşturuyor. ”

Yazar Üstün İnanç ise Necip Fazıl'ın üzerinde cezai hüküm bulunduğu sırada öldüğünü ifade ederek, “Yani vefat ettiği sırada hapse mahkum edilmiştir. Bu dram bir insan için, bir aydın için yeter de artar. ” diye konuştu.

Necip Fazıl'la devamlı suretle uğraşıldığını anlatan İnanç, “Üstadın dalgalı bir hayatı vardı. Çünkü bir dava adamıydı. Öyle bir dava adamıydı ki anlatılmaz, akkor gibiydi, ışıl ışıldı. ” ifadelerini kullandı.

İnanç, konuşmasının sonunda Kısakürek'in Çile şiirini okudu.

Florya Tevfik Ercan Anadolu Lisesi öğrencilerinin Necip Fazıl Kısakürek'in şiirlerinden oluşan bir dinleti sunduğu etkinlik, Erol Aydoğan'ın konserinin ardından fotoğraf çekimi ile sona erdi.

Categories
Alaturka Gazetesi

“Makedonya Gamzesi” ilk kez tiyatroseverlerle buluştu

İSTANBUL (AA) – Yazar, senarist ve gazeteci Üstün İnanç'ın aynı adlı romanından uyarlanan “Makedonya Gamzesi ” adlı müzikli oyunun prömiyeri yapıldı.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları tarafından hazırlanan oyunun gösterimi, Üsküdar Musahipzade Celal Sahnesi'nde gerçekleştirildi.

Yaklaşık 3 saat süren oyunun ardından konuşan İnanç, en büyük alkışı oyunu hazırlayan ekibin hak ettiğini söyledi.

İnanç, başta yönetmen ve dramaturg olmak üzere oyunculara teşekkür ederek, “Sadece ufak bir tuzum oldu. ” ifadesini kullandı.

Oyunun yönetmenliğini üstlenen Tarık Şerbetçioğlu da Türkiye'nin zorlu zamanlardan geçtiğini belirterek, “İnşallah aydınlığa, güzelliğe çıkacağız hep beraber. Bu oyunun sahneye taşınmasında büyük desteklerinden dolayı tiyatromuzun Müdürü Salih Efiloğlu'na ve Genel Sanat Yönetmenimiz Süha Uygur'a çok teşekkür ediyorum. Bu bir ekip işi. Pırıl pırıl harika bir kadroyla çalıştık. Bir hocamızın oyununu yönetmekten dolayı da gurur duydum. ” diye konuştu.

Özge Ökten'in oyunlaştırıp dramaturjisini yaptığı “Makedonya Gamzesi “nin müziklerinde Deniz Noyan imzası bulunuyor.

Oyunun sahne tasarımını Ayhan Doğan, kostüm tasarımını da Almila Altunsoy'un üstlendiği oyunda, ışık tasarımını ise Murat Özdemir üstleniyor.

Batılılaşma yolundaki Osmanlı'nın sancılarını, 2. Abdülhamid Han'ın son dönemleriyle İttihat Terakki'yi, mesleğine aşık bir asker olan Binbaşı Fehmi Aksaray'ın gözünden anlatan oyun, aynı zamanda hüzünlü bir aşkın da hikayesini konu ediniyor.

Koreografisi İbrahim Ulutaş'a emanet edilen oyunda Can Tarakçı, Uğur Dilbaz, Aslı Menaz, Yağmur Damcıoğlu, Çağlar Polat, Naci Taşdöğen, Sinan Bengier, Murat Bavli, Fahri Kıncır, Cem Uras, Emrah Özertem, Mert Aykul, Nazif Uğur Tan, Ada Alize Ertem, C. Ahhan Şener, Aybar Taştekin, Emrah Can Yaylı, Özgür Dağ, Yeşim Mazıcıoğlu, Göksel Arslan, Bahar Çebi, Şeyda Arslan, Selen Nur Sarıyar ve Deran Özgen rol alıyor.

Oyun 21-24 Şubat ve 28 Şubat-3 Mart arasında Üsküdar Musahipzade Celal Sahnesi'nde izlenebilecek.

Categories
Kültür Sanat

“Türkiye çeşitli dramlar yaşadı”

İSTANBUL (AA) – Yazar ve senarist Üstün İnanç, Bakırköy İmam Hatip Lisesi Mezunları Derneği’nin (BAKİMDER) organize ettiği, “Vefa Ziyaretleri” kapsamında Bakırköy İmam Hatip Lisesi öğrencileriyle bir araya geldi.

Cağaloğlu’ndaki Damla Yayınevi’nde gençlerle bir araya gelen İnanç, “Türkiye çeşitli dramlar yaşadı. Bunlardan biri olan başörtüsü sorunuyla ilgili en sert dönem, 28 Şubat sürecindeydi. Biz de o dönem Yalnız Değilsiniz romanını yazarak aslında bize düşmeyen bir şeyi yaptık. Büyük yazarların başörtüsü konusuyla ilgilenmelerini ve sahip çıkmalarını beklemiştim ama bir şey çıkmayınca romanını ve senaryosunu yazdım. İnşallah sizler bir daha o dönemleri yaşamazsınız.” dedi.

Başını açmadığı için okuldan atılan çok sayıda öğrencinin ağır travmalar geçirdiğini belirten İnanç, Yalnız Değilsiniz romanının sadece bir başörtüsü meselesi değil, bir dava meselesi olduğunu ve filminin çekilmesiyle de insanların büyük ilgisini çektiğini ifade etti.

Yalnız Değilsiniz romanının 1990’da film yapılma sürecini anlatan İnanç, şöyle konuştu:

“Yalnız Değilsiniz isimli romanımın ,filme çekilme sürecinde Yeşilçam’daki misyon, filmde oynayacaklara baskı kurdular. Bu da yetmedi sinemalara baskı kurdular. Ambargo uyguladılar. O zamanlar sadece filme Metin Serezli destek olmuştu. Sinemalar göstermeyince de ayıplı sinema gösterimi yapan yerler kiralanarak gösterilmek zorunda kalmıştı. Bu meselenin sağcılıkla veya solculukla bir ilgisi yoktu ama bunu anlatamadık onlara.”

Fındıkzade’de filmin gösterimine gittiği sırada sinemanın önünde 4 römorku olan traktörle insanların filme geldiğini gördüğünü söyleyen İnanç, sözlerini şöyle tamamladı:

“Bu manzarayı görünce çok duygulandığımı ve mutluluktan ağladığımı hatırlıyorum. O dönemleri gençler hatırlamıyor. Gençlerin çok okuması gerekiyor. Her şeyi okumak gerekiyor. Tarihimizi bilmemiz gerekiyor. Dünyanın en çilekeş halkıyız biz. Bizimle uğraşanlar çok ve bizim buna karşı zırh giymemiz gerekiyor.”

Categories
Kültür Sanat

“Milli Manevi Tiyatro Mücadelemiz” paneli

İSTANBUL (AA) – Milli Türk Talebe Birliği (MTTB) ve Maneviyatçı Sanatçılar Derneğinin organize ettiği, “Milli Manevi Tiyatro Mücadelemiz” panelinde “milli tiyatro” konuşuldu.

MTTB’nin Cağaloğlu’ndaki merkezinde gerçekleşen panelin moderatörlüğünü Yerelden Evrensele Sanat Platformu Başkanı İsmail Yeşilbağ üstlendi.

Etkinlikte konuşan yazar ve yönetmen Üstün İnanç, tiyatronun dünya çapında bir yıkılışa, tükenişe doğru gittiğini savunarak, “Tiyatro, tekrar içerisinde. Yeni şeyler söyleyemiyor. Kaba güldürü dediğimiz grotesk hakimdi. Batı tipi tiyatro bu halde. Tiyatronun doğum yeri, tiyatronun ciddi ortamı düşünüldüğü zaman eski Yunan, Olimpos akla gelir. Oralar da bizim coğrafyamız içindedir. Bu bakımdan dünyanın yeni tiyatro doğuşu bence yine Anadolu’dan, Mezopotamya’dan olacaktır. Olmalı çünkü o değerleri muhafaza ediyor.” dedi.

İnanç, Türk toplumunun ilerlemek istediğini aktararak, “Bakmayın bazılarının, ‘Batılılaşsak daha iyi olur’ dediğine. Olsun, desin ama kendi kendini tasfiye eder. Çünkü hakim olan, başa konulan milli değerlerdir. Milli değerler tükenmez. Tükenmesi mümkün değildir. Belki biçim değiştirir. O bakımdan bakıldığı zaman milli ve manevi tiyatro, çok düşünülmüş ve güzel bir isim ve buluştur.” ifadelerini kullandı.

MTTB’nin hayatındaki önemine de değinen usta isim, “Bütün çalışmalarımın teknesi burası olmuştur. Sultan Abdülhamid oyununu burada sahneye koydum, provalarını yaptım.” diye konuştu.

– “Recep Tayyip Erdoğan, Kasımpaşa’dan gelirdi”

Goncagül Tiyatrosu Genel Sanat Yönetmeni Hüseyin Goncagül de MTTB sahnesinde milli ve manevi değerlere bağlı çok sayıda eserin sahnelendiğinin altını çizerek, “Bir mektepti burası.” değerlendirmesinde bulundu.

Şekillerin çok önemli olduğunu ve tiyatronun da şekle dayalı bir sanat olduğunu dile getiren Goncagül, “Bunun içini doldurmak için de önce kadro lazım, elemanlar lazım. Yoksa, ‘Bir Adam Yaratmak’ kaç kere verildi. Kısakürek ailesi, varisleri, Şehir Tiyatroları onun ruhunu göremeyince, yürümedi iş. Önemli olan üstadın dediği gibi, ‘İşin ruh yanının güçlü olması’ idi. Yoksa şeklen bir şey değil.” diye konuştu.

Goncagül, imam hatip okulunda, Cumhurbaşkanı Erdoğan ile aynı sınıfta olduğunu söyleyerek, şöyle devam etti:

“İstanbul İmam Hatip’te bir de sınıf başkanımız vardı. Çok uzun boylu bir arkadaştı. Çok yetenekliydi de. Hem sınıf başkanı hem futbolcu hem yazısı çok güzeldi. Mümessil derdik ona. 423 Recep Tayip Erdoğan, Kasımpaşa’dan gelirdi. Biz Üsküdar’dan gelirdik.”

– “Bu ülkenin ruh hamuru bizimle yoğrulmuştur”

Gazeteci Bünyamin Yılmaz ise 2004’te yaşama veda eden tiyatrocu, yazar Hasan Nail Canat’ın çalışmalarından söz etti.

Milli ve manevi tiyatroya büyük önem veren Canat ile vefatına kadar tiyatro çalışmalarında bulunduklarını aktaran Yılmaz, “Ben Hasan abinin dervişliğini, yalnızlığını ama buna rağmen sahnede mücadele etmesini galiba seviyordum ve onun yanında yer almak bizi her zaman mutlu etti. Ben gazeteciydim. Gazetecilikte karar kılmıştım. Sahneye biraz uzak durmayı tercih ediyordum ama o bizi hiçbir zaman sahnesiz bırakmadı. Mutlaka bir bahane bulup, bir vesileyle ekibimizi görevlendirdi.” dedi.

Bünyamin Yılmaz, kültür sanatın çok zor ve meşakkatli olduğunu dile getirerek, “Yani sanat boyutu öyle hemen tüm insanları ikna ederek yapabileceğiniz bir şey değil. Bir ruhsal arınma ve kendi iç mücadelenizi vermeniz gerekiyor. Dışarıya da bir şey söylemeniz gerekiyor. Biz Türkiye’de, şunu gösterdik, ‘Bu ülkenin ruh hamuru bizimle yoğrulmuştur’. Bunu anladık ve anlattık.” değerlendirmesinde bulundu.

Türkiye’nin dünya için önemini vurgulayan Yılmaz, şöyle konuştu:

“Biz içeride nefesimizi tüketmekten ziyade, artık içerideki haritamızı dünyayla bütünleştirmemiz gerekiyor. Dünyaya söz söyleyebilecek olanlar bizleriz. Eğer Shakespeare 400 yıldır çok uzak olduğu bir coğrafya olmasına rağmen, buralara sözünü rahatlıkla söyleyebiliyorsa, bizim de o coğrafyalarda söyleyecek sözümüz var demektir. Belki batının ön yargısı vardır. Ön yargılarından dolayı uzak noktada durabilir ama ön yargısız olan coğrafyalardan başlayıp onların da rölantisini yapabilecek bir sanatsal olgunluğa erişmemiz gerekiyor.”

Panelde ayrıca, Tekamül Tiyatrosu Genel Sanat Yönetmeni Yasin Çetin ile 1001 Sanat ve Oyuncu Tayfası Genel Sanat Yönetmeni Kerem Yılmaz da konuşmacı olarak yer aldı.

Categories
Kültür Sanat

MTTB’de “Milli Tiyatro Mücadelemiz” paneli

İSTANBUL (AA) – Milli Türk Talebe Birliği ve Maneviyatçı Sanatçılar Derneği’nin organize ettiği “Milli Tiyatro Mücadelemiz” paneli 7 Ocak’ta gerçekleşecek.

Yerelden Evrensele Sanat Platformu Başkanı İsmail Yeşilbağ’ın yöneteceği panele, yazar ve yönetmen Üstün İnanç, Goncagül Tiyatrosu Genel Sanat Yönetmeni Hüseyin Goncagül, Yenilmez Sanat Merkezi Genel Sanat Yönetmeni Ahmet Yenilmez, gazeteci Bünyamin Yılmaz ve Şehir Tiyatroları Edebi Kurul Üyesi Yasin Çetin ve 1001 Sanat ve Oyuncu Tayfası Genel Sanat Yönetmeni Kerem Yılmaz katılacak.

İsmail Yeşilbağ, AA muhabirine yaptığı açıklamada, “Bilindiği gibi tiyatro, sinemayı besleyen en önemli kaynaktır. Milli ve manevi tiyatroya en büyük destek ise panelleri ve oyunları seyretmektir. Yerli ve milli tiyatronun gelişmesini arzu edenleri panelimize bekliyoruz. Sadece kendi işiyle ve kendi ilgi alanlarıyla değil, tiyatro ve sinema başta olmak üzere diğer mücadele alanlarıyla da en azından seyirci olarak ilgilenen ve daha fazla destek vermek isteyen herkesi davet ediyoruz.” dedi.

Kitap okuyan, kültüre sanata önem veren herkesin panelleri takip etmesinin önemine değinen Yeşilbağ, “Panelimize konuşmacı olarak katılanlardan Üstün İnanç yerli ve milli tiyatronun duayeni ve onun düşünceleri çok önemli. Hüseyin Goncagül, hayatını tiyatroya adamış bir isim. Ahmet Yenilmez ise her ne kadar televizyon dizileriyle de ünlenmiş olsa da tiyatro kökenli. Bünyamin Yılmaz da rahmetli Hasana Nail Canat’ın yanında en uzun süre tiyatro yapmış ve tiyatroya emek vermiş bir isim. Yasin Çetin, özellikle oyunlarıyla geleceğe damga vuracağına inandığım bir tiyatro yönetmeni ve Kerem Yılmaz bu alanda büyük çalışmalara imza atmış bir isim.” şeklinde konuştu.

Milli Türk Talebe Birliği’nin uzun yıllar tiyatroya büyük önem verdiğini ve çok sayıda sanatçının yetişmesine vesile olduğunu söyleyen Yeşilbağ, birliğin yeni bir çıkış yaparak başlattığı tiyatro kurslarıyla genç yeteneklere kapı araladığını da sözlerine ekledi.

Milli Tiyatro anlayışının farklı yönleri ve çalışmalarının ele alınacağı panel, Cağaloğlu’nda MTTB Konferans Salonu’nda gerçekleşecek.

Categories
Kültür Sanat

35. Uluslararası İstanbul Kitap Fuarı

İSTANBUL (AA) – TÜYAP Tüm Fuarcılık Yapım AŞ. tarafından Türkiye Yayıncılar Birliği iş birliğiyle düzenlenen 35. Uluslararası İstanbul Kitap Fuarı’nda ünlü yazarlar kitapseverlerle buluştu.

Beylikdüzü’ndeki TÜYAP Fuar ve Kongre Merkezi’nde ziyarete açılan ve Anadolu Ajansı’nın (AA) global iletişim ortağı olduğu fuarın son gününde de yazarlar, yayınevlerinin stantları ve imza buluşmaları için ayrılan alanlarda okuyucularıyla bir araya geldi.

Çok sayıda yazarın imza ve söyleşi etkinliklerinde yer aldığı fuarda, Üstün Dökmen, Yılmaz Özdil, gerilim romanları yazarı Wulf Dorn, Canan Tan, Sinan Yağmur, Banu Avar, Osman Pamukoğlu, Uğur Koşar, Canfeza, Kaan Sezyum, Serkan Altuniğne, Cem Dinlenmiş ve Kafa dergisi ekibinin imza etkinliklerine okuyucuların ilgisi yoğun oldu.

Yayınevleri standında ise Bülent Ata, Mine Sota, Ahmet Günbay Yıldız, Üstün İnanç, Ali Ural ve Arda Türkmen kitaplarını okurları için imzaladı.

Bu yılki ana teması “Felsefe ve İnsan” olan fuara, 800 yayınevi ve sivil toplum kuruluşu katıldı.

Söyleşi, panel, şiir dinletileri ve çocuk aktivitelerinin yer aldığı fuar bugün sona eriyor.