Ürdün'ün BMGK'ye sevk edilmesi kararına iptal

LAHEY (AA) – Hollanda'nın Lahey kentinde, Uluslararası Ceza Mahkemesine (UCM) bağlı temyiz mahkemesi, Ürdün devletinin Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyine (BMGK) sevk edilmesi kararını iptal etti.

Temyiz mahkemesi, mahkemeye taraf olan Ürdün'ün savaş suçu işlediği isnat edilen Sudan eski Devlet Başkanı Ömer el-Beşir’i 2015 yılında tutuklamaması nedeniyle yükümlülüklerini yerine getirmediğini onayladı fakat bu yüzden BMGK'ye sevk edilmeyeceği kararını verdi.

Mahkeme, Ürdün’ün UCM ile istişarelerde bulunmadığı yönündeki elde edilen yanlış sonuçtan dolayı BMGK'ye sevk edilmesiyle ilgili alınan kararın haksız olduğunu bildirdi.

UCM, aralık 2017'de yaptığı yazılı açıklamada, Ürdün devletinin yükümlülüklerini yerine getirmediği gerekçesiyle BMGK'ye sevk edilmesi kararı alındığını bildirmişti.

Ömer el-Beşir'in Mart 2017'de Ürdün'de düzenlenen Arap Birliği Zirvesi'ne katılmak üzere ülkeye geldiği hatırlatılan açıklamada, el-Beşir'in tutuklanmasının ve mahkemeye teslim edilmesinin Ürdün'ün asli görevi olduğu ifade edilmişti.

Beşir, UCM tarafından, savaş ve insanlığa karşı suç işlemekle itham ediliyor. Mahkeme, Darfur'da çok sayıda kişinin hayatını kaybettiği çatışmalarda sorumluluğu bulunduğu gerekçesiyle Beşir hakkında 2009 ve 2010'da iki tutuklama kararı çıkartmıştı.

UCM'de “Mavi Marmara Davası” duruşması

LAHEY (AA) – Uluslararası Ceza Mahkemesinde (UCM), İsrail'in 2010 yılında Gazze Özgürlük Filosu'ndaki Mavi Marmara gemisine düzenlediği saldırıya ilişkin davanın duruşması yapıldı.

UCM Temyiz Mahkemesindeki duruşmaya, Mavi Marmara avukatlarının yanı sıra bazı şehit aileleri, filo organizasyonu temsilcileri ve bazı mağdurlar katıldı.

Mavi Marmara davasında mağdur avukatlarının ve UCM Savcılığının itirazlarının dinlendiği duruşmada, mahkemenin savcıları ile hakimleri arasında görüş farklılığı nedeniyle tartışmalar yaşandı.

Mavi Marmara avukatlarından Cihat Gökdemir, AA muhabirine yaptığı açıklamada, bugün yapılan duruşmanın çok önemli anlara sahne olduğunu ve savcılığın tutumuna üzüldüklerini belirterek, "UCM Savcılığı mağdurların yanında yer alması gerekirken adeta İsrail'in bir sözcüsü gibi davrandı ve bugüne kadar da böyle davranmıştı. Hakimler ise aksine bu davanın niçin açılması gerektiğini savunarak savcılığı ikna etmeye çalıştılar." dedi.

Gökdemir, duruşmadan çıkan neticenin, Mavi Marmara davasının açılacağını ve İsrail'in UCM'de mahkum edileceği olduğunu düşündüğünü dile getirdi.

Başsavcının elindeki tezlerin kuvvetli olmadığını bildiği için duruşmaya katılmak yerine yardımcılarını gönderdiğine dikkat çeken Gökdemir, şunları kaydetti.

"Bizim savunmalarımıza hakimler hak vermiş olmalılar ki bütün dünyada tartışılmakta olan UCM'nin meşruiyetini, bugün hakimler burada bizzat kendileri dillendirdiler. Savcılık makamına dönüp 'Bu yargılamayı burada yapmayacaksak bu mahkemenin kurulmasının ne amacı var?' tarzında çok enteresan sorular yönelttiler. Savcılık makamı da amiyane tabirle topu çevirdi sadece. Elinde bu soruşturmayı açmamayı gerektirecek deliller olmadığı anlaşılmış oldu."

Gökdemir, savcılığın 15 Mayıs'ta soruşturmayı açıp açmayacağına karar vereceğini ve açmazsa hangi gerekçeler ile açmadığını sunması için bunun son tarih olduğuna işaret ederek, "Öyle görülüyor ki savcılık eğer soruşturmayı açmamakta direnirse mahkeme kendisine karşı bir yaptırım uygulayabilir. Biz de onun sonucunu merakla bekliyoruz." ifadesini kullandı.

Hakimlerin tezlerinin ve savcılığa yönelttiği soruların uluslararası hukuk anlamında ders niteliğinde olduğunu ifade eden Gökdemir, "Bu soruşturmanın tutanakları mutlaka uluslararası kamuoyuna yansıyacak ve o zaman durum daha net bir şekilde görülmüş olacaktır. Savcılık makamının elinde Mavi Marmara davasının soruşturmasını reddedebileceği çok da fazla bir şey yok." diye konuştu.

Gökdemir, UCM'deki davanın Türkiye'de çok fazla gündeme gelmese de bütün dünyada uluslararası hukuku takip edenler arasında hem bugünkü duruşmanın hem bundan önceki prosedürlerin tartışılır durumda olduğunu vurgulayarak gazetelerde, hukuk fakültelerinde neredeyse her gün bu davanın tartışıldığını ve bundan sonra da tartışılmaya devam edeceğini aktardı.

Mavi Marmara gemisine yapılan saldırıda şehit olan 19 yaşındaki Furkan Doğan'ın babası Ahmet Doğan da bugün mahkemede hakimler ile savcılık arasında bir çekişmeyi izlediklerine söyledi.

Doğan, "Buradaki diğer duruşmalara giren avukatlarla görüştük ve UCM'nin son yıllarda çok politize olduğunu ve adaleti sağlamakta artık eskisi gibi olmadığını söylediler. Savcılık çok ısrarcı hatta o kadar ki İsrail'in avukatlarından daha öte İsrail'in yaptığını bugün itibarıyla savunduklarını gördük." dedi.

UCM'nin Mavi Marmara davasının görüleceği son yer olarak kaldığını vurgulayan Doğan, "Buradan da adaletin çıkmayacağını intiba edindik. Savcılık aslında suçlunun suçunu ispat etmesi gerekirken tam tersine suçluyu savunduğunu gördük ve soruşturma açılmasın diye uğraşıyor. Adalet bu dünyada olmasa bile ahirete kalacak gibi gözüküyor. En büyük adalet Allah'ın adaletidir. Rabb'im tüm şehitlerin şehadetini kabul etsin." diye konuştu.

Trump, UCM'nin Afganistan kararını “uluslararası zafer” olarak yorumladı

NEW YORK (AA) – ABD Başkanı Donald Trump, Uluslararası Ceza Mahkemesinin (UCM), Afganistan savaşı sırasında işlendiği öne sürülen muhtemel savaş suçlarıyla ilgili soruşturma talebini reddetmesini memnuniyetle karşılayarak, "Bu, sadece (Afganistan'da hizmet veren ABD'li) vatanseverler için değil, hukukun üstünlüğü açısından da büyük bir uluslararası zaferdir." değerlendirmesinde bulundu.

Merkezi Hollanda'nın Lahey kentinde bulunan UCM'nin ret kararının ardından, ABD Başkanı Trump yazılı açıklama yaptı.

Trump açıklamada, ret kararına ilişkin, "Bu, sadece (Afganistan'da hizmet veren ABD'li) vatanseverler için değil, hukukun üstünlüğü açısından da büyük bir uluslararası zaferdir. UCM'nin bu kararını memnuniyetle karşılıyoruz ve ABD'nin, kendi vatandaşlarına en yüksek hukuki ve etik standartları sağlamasına yönelik duruşumuzu bir kez daha gösteriyoruz." ifadelerine yer verdi.

UCM'nin kurulmasından bu yana ABD'nin bu mahkemede yer almayı reddettiğine ve mahkemenin "Amerikan ulusal egemenliğine tehdit oluşturduğuna" işaret eden Trump, "Amerikan, İsrail ya da müttefik personelimizi burada yargılamaya yönelik herhangi bir adım sert ve güçlü bir karşılık bulacaktır." uyarısı yaptı.

  • UCM'de ABD'nin yargılanması talebi

UCM Başsavcısı Fatou Bensouda, Kasım 2017'de ABD askerleri, ABD Merkezi Haber alma Teşkilatı (CIA) ve Afgan askerlerin Afganistan savaşı sırasında savaş suçları işlediği ve Taliban'ın insanlık suçu işlediğine dair iddialara yönelik soruşturma talebinde bulunmuştu.

ABD'nin UCM'ye üye olmasa bile ABD askerlerinin iddia edilen savaş suçunu UCM'ye üye olan ülkede işlediği için sorgulanabileceği ifade edilmişti.

Mahkeme tarafından yapılan yazılı açıklamada, ABD kuvvetlerinin yanı sıra Afganistan'da ve UCM'ye üye diğer ülkelerde görev yapan CIA ajanlarının görevleri hakkında da soruşturma başlatmak istediği aktarılırken Bensouda'nın ilk defa ABD'nin savaş suçu işlediği iddiasıyla soruşturma başlatmayı düşündüğü kaydedilmişti.

ABD geçen ay, Afganistan'da veya başka bir yerde Amerikan askerleri hakkındaki suistimal iddialarını soruşturmaya veya bu konuda kovuşturma başlatmaya teşebbüs eden Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM) personeline vize vermeyeceği veya bu personelin vizelerini iptal edeceğini duyurmuştu.

UCM'den bugün yapılan açıklamada ise Bensouda'nın soruşturma talebinin reddedildiği belirtilmişti.

UCM, Afganistan soruşturması talebini reddetti

LAHEY (AA) – Merkezi Hollanda'nın Lahey kentinde bulunan Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM), Afganistan savaşı sırasında işlendiği öne sürülen muhtemel savaş suçlarıyla ilgili soruşturma talebini reddetti.

UCM tarafından yapılan yazılı açıklamada, Başsavcısı Fatou Bensouda'nın Afganistan savaşı sırasında işlendiği iddia edilen muhtemel savaş suçlarıyla ilgili soruşturma talebini mahkeme yargıçlarının oy birliği ile reddettiği belirtildi.

Açıklamada, Bensouda'nın talebinin, UCM yargı yetkisi dahilindeki suçların Afganistan'da işlendiğini ve olası davaların mahkeme huzurunda kabul edilebileceğine yönelik makul bir temel oluştursa da 2016'da başlayan ön incelemeden sonraki süreçte Afganistan'daki siyasi arenanın değişmesi ve iş birliği eksikliğinden dolayı soruşturmanın başarılı olma ihtimali bulunmadığı ifade edildi.

Bu durumda soruşturmanın adaletin çıkarına hizmet etmeyeceği değerlendirmesinin yer aldığı açıklamada, başarılı bir soruşturmanın ve devamının son derece kısıtlı olduğu ve bu yüzden mağdurların lehine sonuçlanması olasılığının düşük olduğu belirtildi.

Bensouda, Kasım 2017'de ABD askerleri, ABD Merkezi Haber alma Teşkilatı (CIA) ve Afgan askerlerin Afganistan savaşı sırasında savaş suçları işlediği ve Taliban'ın insanlık suçu işlediğine dair iddialara yönelik soruşturma talebinde bulunmuştu.

ABD'nin UCM'ye üye olmasa bile ABD askerlerinin iddia edilen savaş suçunu UCM'ye üye olan ülkede işlediği için sorgulanabileceği ifade edilmişti.

Mahkeme tarafından yapılan yazılı açıklamada, ABD kuvvetlerinin yanı sıra Afganistan'da ve UCM'ye üye diğer ülkelerde görev yapan CIA ajanlarının görevleri hakkında da soruşturma başlatmak istediği aktarılırken Bensouda'nın ilk defa ABD'nin savaş suçu işlediği iddiasıyla soruşturma başlatmak istediği kaydedilmişti.

ABD geçen ay, Afganistan'da veya başka bir yerde Amerikan askerleri hakkındaki suistimal iddialarını soruşturmaya veya bu konuda kovuşturma başlatmaya teşebbüs eden Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM) personeline vize vermeyeceği veya bu personelin vizelerini iptal edeceğini bildirilmişti.

Esed ve rejim yetkililerinin yargılanması için UCM'ye başvuru

LONDRA (AA) – İngiltere'de bir grup avukat, temsil ettikleri Suriyeli mülteciler adına başta Beşşar Esed olmak üzere rejimin önemli isimlerinin Uluslararası Ceza Mahkemesinde (UCM) yargılanmaları için başvuruda bulundu.

Hollanda'nın Lahey kentinde bulunan mahkemeye yapılan başvuruda, Suriye'den kaçıp Ürdün'e sığınmak zorunda kalan 28 mülteci adına, insanlığa karşı suç işlediği gerekçesiyle Beşşar Esed dahil rejimin üst düzey yöneticileri hakkında dava açılması istendi.

Mülteciler adına hukuk firması Stoke White tarafından yapılan başvuruda, şu anda Ürdün'deki farklı mülteci kamplarında yaşayan mağdurların Suriye rejiminin saldırıları nedeniyle ülkeyi terk etmek zorunda kaldıkları vurgulandı. Mağdurlar ayrıca sürekli bombalı ve silahlı saldırı, gözaltı ve işkenceye maruz kaldıklarını, toplu cinayetlere ve büyük çaplı ihlallere tanık olduklarını belirtti.

Hukuki süreçte, zorla göç, işkence, tecavüz, kimyasal saldırı gibi sivil nüfusa yönelik suçları kapsayan daha geniş bir saldırı yelpazesine odaklanılmasının hedeflendiği vurgulandı.

  • Zorla göç vurgusu

Suriye, Uluslararası Ceza Mahkemesine taraf olmadığı için bugüne kadar dava açılamasa da avukatlar, Arakanlı Müslümanların Myanmar'dan Bangladeş'e göçe zorlanmalarıyla ilgili başvuruya ilişkin kararın dava için örnek oluşturduğunu söyledi.

Avukatlar, müvekkillerinin de aynen Arakanlı Müslümanlar gibi zorunlu göçe tabi tutulduklarını dolaysıyla mahkemenin yetki kararının Suriyeli mülteciler için de emsal teşkil ettiğini savundu.

  • "Dava bir dönüm noktasını temsil ediyor"

Avukatlara liderlik eden Rodney Dixon QC, hukuk bürosu Temple Garden'da düzenlenen basın toplantısında başvuruya ilişkin, "Uluslararası Ceza Mahkemesi, bu en vahşi uluslararası suçların mağdurlarına adalet sağlamak için bulunuyor." dedi.

Suriye'deki iç savaşın neredeyse 9 yıldır devam ettiğine dikkat çeken Dixon, "Sivillere yönelik yüz binlerce saldırından hiç kimse sorumlu tutulmadı. Bu dava, Suriyeli mağdurlar için gerçek bir dönüm noktasını temsil ediyor. Nihayet artık Uluslararası Ceza Mahkemesi Savcısı'nın en sorumlu failler hakkında soruşturma açması için bir hukuksal kapı var." diye konuştu.

  • "Esed ve generallerin isimlerine yer verdik"

Hukuk bürosu Stoke White yetkilisi Hakan Camuz da 2,5 yıldır Suriye’de yaşanan insan hakları ihlalleri ile yakından ilgilendiklerini ve bu suçların tasarlayıcılarının hesap vermeleri için çalıştıklarını belirtti.

Davayla adalet arayışındaki mağdurlara yardım etmek istediklerini dile getiren Camuz, "Uluslararası Ceza Mahkemesinin kararı, Suriye'den kaçmak zorunda kalan mağdurların haklarını uluslararası hukuk önünde aramaları için bir dönüm noktası niteliğinde. Müvekkillerimiz olan ve her türlü insanlık dışı muameleye maruz kalan Suriyeli mağdurların haklarını savunmak için elimizden geleni yapacağız." dedi.

Camuz, başvuruda Beşşar Esed, kardeşi Mahir Esed ve bazı generallerin isimlerine yer verdiklerini ve sivillere karşı işlenen suçları detaylandırdıklarını belirterek, "Sayın Savcı'dan bu suçlara bakmasını istiyoruz ve şimdi elinde yargı yetkisi de var." değerlendirmesini yaptı.

  • "Uluslararası Ceza Mahkemesi bu konuda bir şeyler yapmalı"

Ürdün'deki El Zaatari kampında yaşayan mağdurlardan biri de kayda alınan ifadesinde, rejim güçlerinin birçok insanı vurduğunu gördüğünü, 18 yaşındaki yeğeninin de aralarında olduğu kişilere rastgele ateş açıldığını anlattı.

2012 yılında komşusunun evinin bombalandığını ve evde yaşayan herkesin öldüğünü aktaran mağdur kadın, şunları söyledi:

"Humus'ta yaşarken yaralı insanlara ilaç ve tedavi sağlamak için gönüllü oldum. Rejim güçlerinin tecavüz ettiği ve istismarda bulunduğu birçok kadına yardım ettim. Gönüllü çalışmalarım beni rejimin hedefi haline getirdi. Daha güvenli bir yere kaçmak zorunda kaldık, Şam'a gittik. En büyük oğlum rejim güçlerine katılmaya zorlandı ama reddetti. Alındı ​​ve birkaç gün sonra geri getirildi, her yeri morarmıştı ve beni tanımadı. Kanaması vardı ve kıyafetleri yırtılmıştı. Oradan da ayrılmamız gerektiğini biliyorduk. Dört çocuğumla ülkeden ayrıldım ve Ürdün'e gittik. Çok zor bir yolculuktu. Oğlumdan hala haber almış değilim, hayatta mı yoksa ölü mü bilmiyorum. Uluslararası Ceza Mahkemesi bu konuda bir şeyler yapmalı. Çok uzun zamandır acı çekiyoruz."

Stoke White'ın ayrıca Türkiye dahil komşu ülkelere kaçan bin 183 Suriyeli mülteciyi temsil ettiği, bu kişilerden elde edilen kanıtların da sivillere yönelik daha geniş çaplı saldırıları ispatlamada kullanılacağı kaydedildi.

Davada ayrıca Türk avukatlar Gülden Sönmez ve Türkan Akbaş da danışman olarak görev yapıyor.

Malezya Uluslararası Ceza Mahkemesine üye oldu

KUALA LUMPUR (AA) – Malezya hükümeti, Uluslararası Ceza Mahkemesine (UCM) katıldığını bildirdi.

Dışişleri Bakanlığından yapılan açıklamada, Malezya kabinesinin geçen yıl aralıkta UCM'ye katılma kararı aldığı ve bugün itibarıyla UCM'nin kuruluş belgesi olan Roma Statüsünü onayladığı belirtildi.

Malezya'nın UCM'ye katılımıyla ilgili basına konuşan İnsan Kaynakları Bakanı M. Kulasegaran, "UCM'ye katılmasının ardından Malezya, insanlığa karşı işlenen suçların yargılanması hususunda önemli rol oynayacak." açıklamasında bulundu.

Hükümetin aldığı kararın ardından Malezya, UCM'nin 124. üyesi oldu.

Dışişleri Bakanı Seyfeddin Abdullah, Myanmar'da Arakanlı Müslümanlara yönelik şiddet ve etnik ayrımcılık uygulayanların UCM'ye yargılanması için Malezya hükümetinin gerekli adımlar atacağını duyurmuştu.

Mavi Marmara saldırısının İngiliz mağdurlarından basın toplantısı

LONDRA (AA) – Mavi Marmara saldırısının İngiliz kurbanları İsrail'e karşı Uluslararası Ceza Mahkemesinde (UCM) devam eden davalarına İsrailli bir STK'nın müdahil olma girişimiyle ilgili basın toplantısı düzenledi.

Mavi Marmara'daki İngiliz aktivistler arasında yer alan Osama Qashoo, Paveen Yaqub, Alexandra Lord Phillips ve Laura McDonald Stuart kendilerini temsil eden hukuk bürosu Stoke White'ın doğu Londra'daki merkezinde basın toplantısı yaptı.

Mağdurlar adına açıklama yapan Alexandra Lord Phillips, İsrail ordusunun Mavi Marmara gemisine saldırısıyla ilgili, ''Bize saldırılmasına hiç gerek yoktu. İsrail’e ya da başka hiç kimseye tehdit oluşturmadık. Buna rağmen, şiddet ve hırsızlık içeren, özgürlüğümüzden mahrum bırakıldığımız vahşi bir saldırıya uğradık. Bu saldırı, dünya medyasının kızgın bakışları önünde gerçekleşti ve İsrail ordusunun sivil protestocular üzerinde uyguladığı sistematik günlük saldırıların acı bir örneğiydi.'' ifadelerini kullandı.

''Tüm Mavi Marmara ve Gazze Özgürlük Filosu kurtulanları adına o gece ve sonrasında işlenen suçlar için yalnızca adalet aradığımızı yinelemek istiyorum.'' diyen Phillips, şunları kaydetti:

''Gerekli tüm yasal kanallarda adalet için mücadelemizi yenilemek için her şeyden önce Londra'da bir araya geliyoruz. Basit bir insani misyona sahip olan ve kendilerine yaşatılanları hak etmeyen, 37 farklı milletten mağdurlarız. Bazılarımız hayat değiştirecek şekilde yaralandı, bazılarımız da öldü. Biz mağdurlar olarak, 31 Ocak'ta bir İsrail STK'sının devam eden davamıza müdahalesinden ve bizi alçakça ve düşmanca bir niyetle radikaller olarak göstermeye çalışmasından derin endişe duyuyoruz. İsrail mermilerinin altında acı çekenlere tanık olanlar olarak, sözüm ona 'sivil' bir örgütün bize bu şekilde iftira atıp karalamayı seçmesi acı verici.''

İsrail'in hukuki süreci engellemek için bir ''iftira ve maniplasyon'' kampanyası yürüttüğünü belirten Phillips, ''Daha da endişe veren ise bu kişilerin eylemlerinin, en olağanüstü ve temelsiz suçlamaları içinde barındıran kamuya açık bir belgeyle UCM’ye yapılan başvurunun bir parçası olması.'' diye konuştu.

  • John Bolton ile tehdit

''Bu korkunç saldırının mağdurları olarak UCM’nin, saygın yardımseverlere karşı gerçekleştirilen bu suçlara dair bir soruşturma ile ilerleyeceğine inancımıza sadık kalıyoruz.'' diyen Phillips, bununla birlikte ABD Ulusal Güvenlik Danışmanı John Bolton'ın UCM'ye yönelik açıklamaları gibi gelişmelerin kendilerini kaygılandırdığını kaydetti.

Phillips, İsrailli STK'nın da UCM'ye gönderdiği belgede Bolton'ın sözlerine göndermede bulunulduğuna dikkati çekerek, bunun mahkemeyi tehdit anlamına geldiğini söyledi.

Mavi Marmara saldırısının Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Konseyi tarafından da ''suç'' olarak kabul edildiğini hatırlatan Philllips, ''BM tarafından bu suçlarla ilgili İsrail’in yargılanması ve yaptırım uygulanması için gereğinin yapılması kararlaştırılmıştır. BM tarafından ortaya konulan bu durumda Uluslararası Ceza Mahkemesi Savcısı bu olaydan dolayı re’sen soruşturma açmalı ve süreci başlatmalıdır.'' diye konuştu.

Phillips UCM savcısının ''eşi görülmemiş bir dış baskıyla karşı karşıya kalmasından derinden endişe'' duyduklarını kaydetti.

''Gazze’ye hala ölümcül bir abluka uygulayan İsrail bu abluka suçuyla çok sayıda çocuğun, hastanın ve kadının ölümüne sebep olmuştur.'' diyen Phillips, şunları dile getirdi:

''Bu ablukayı kaldırmak ve Gazze’deki Filistinlilere yardım götürmek isteyen insanlara saldırmış ve insani yardım gönüllülerini korkunç bir şekilde katletmiştir. 100’ün üzerinde kişi ağır yaralanmış bazıları sakat kalmıştır. Adaletin gereği bu saldırıda İsrail’in sivil kılığına bürünerek mahkemeye tehdit etmesine müsaade etmeden, İsrailli sorumluların mahkeme önüne çıkarılması ve yargılanmasını sağlamak olmalıdır. Adaletin tecellisi, adil bir yargılanmanın başlaması ile başlar. UCM, gücün hukuku boğma ve sadece kendi tarafına çalıştırma çabası karşısında insanlığın ve mağdurların en kıymetli umududur.''

-"8 yıldır adalet arıyoruz"

Mağdurlardan gazeteci Osama Qashoo da Mavi Marmara saldırısı sırasında bir arkadaşının vurulmasına ve ölümüne şahitlik ettiğini belirterek, "Bugün buradayız çünkü 8 yıldır adalet arıyoruz. Üzerinden geçen zaman rağmen buna devam da edeceğiz." dedi.

"31 Mayıs 2010'da uluslararası sularda kaçırıldım, terörize edildim ve İsrail hapishanesinde alıkonuldum. Tamel insan haklarım ihlal edildi. Bunun sorumlusu İsrail hükümeti silahlı kuvvetleridir." ifadelerini kullanan Paveen Yaqub da İsrail saldırısında arkadaşlarının ölümüne şahit olduğunu anlattı.

Laura Lord Stuart, Mavi Marmara'ya uluslararası sularda saldırıldığının altını çizerek, "Gemidekiler yargısız infaz edildi. Bazıları kafalarının arkasından, bazıları iki kaşının ortasında vuruldu. Silahsız ve sivildiler." diye konuştu.

  • UCM'ye müdahale

İsrail Hukuk Merkezi adlı STK 31 Ocak'ta UCM'ye başvurarak Mavi Marmara gemisinin "insani amaçla yola çıktığının yalan" olduğunu savunarak, Özgürlük Filosu'nun "bölge politikasına müdahale etme" amacını taşıdığını ileri sürmüştü. STK UCM'den davayı takip etmeyi bırakmasını talep etmişti. STK'nın yazılı başvurusunda ABD Ulusal Güvenlik Danışmanı Bolton'ın "ABD, UCM ile iş birliği yapmayacaktır. UCM'ye destek olmayacağız. İçerisinde yer almayacağız. UCM'yi kendi içerisinde ölmesi için bırakacağız. Nasıl olsa almış olduğu karar ve girişimlerle UCM bizim için zaten ölüdür." sözlerine de göndermede bulunulmuştu.

Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM) Ön İnceleme Dairesi geçen yıl Gazze Özgürlük Filosu Davası'yla ilgili aldığı kararda savcının İsrail tarafından işlenen suçların soruşturulmamasına dair kararını yeniden gözden geçirmesini ve en geç Mayıs 2019'da kadar karara bağlamasını talep etmişti.

Gazze ablukasını kırmak için 8 yıl önce yola çıkan ve 500'den fazla kişiyi taşıyan Mavi Marmara gemisine İsrail ordusunun uluslararası sularda 31 Mayıs 2010'da düzenlediği saldırıda silahsız 10 insani yardım aktivisti şehit olmuş, çok sayıda kişi yaralanmıştı.

UCM'den eski Fildişi Sahili Devlet Başkanı Gbagbo'ya şartlı tahliye

DAKAR (AA) – Hollanda'nın Lahey kentindeki Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM), Fildişi Sahili'nin eski Devlet Başkanı Laurent Gbagbo ve eski Gençlik Bakanı Charles Ble Goude'yi şartlı tahliye etti.

UCM yargıçlarının tamamı, Gbagbo ile Goude'ye isnat edilen suçlardan beraat kararı vererek, şartlı tahliye edilmeleri yönünde oy kullandı.

Tahliyenin şartlarını açıklamayan yargıçlar, Gbagbo ve Goude'nin, kendilerini kabul edecek bir ülkeye gitmesi gerektiğini belirtti.

Gbagbo ve Goude'nin, akşam saatlerinde serbest bırakılması bekleniyor.

UCM, insanlığa karşı suç işlemekten yargılanan ilk devlet başkanı olan Gbagbo ile Goude hakkında, ülkede 2010 yılında düzenlenen tartışmalı seçimlerden sonra işlenen suçlarla ilgili savcıların yeterli delil sunamadığı gerekçesiyle 15 Ocak'ta beraat kararı vermişti.

Gbagbo ile Goude, şartlı ya da şartsız salıverilmeleri konusundaki belirsizlik nedeniyle o günden bu yana tutuklu bulunuyordu.

Fildişi Sahili makamları tarafından 2011'de yakalanarak Lahey'deki mahkemeye teslim edilen Gbagbo ve Goude, ülkede 2010 yılında yapılan devlet başkanlığı seçimi sonrasında yaşanan şiddet olayları nedeniyle cinayet, tecavüz, işkence ve insanlığa karşı suç işlemek gibi suçlamalarla yargılanmıştı.

Gbagbo, 2010 yılındaki devlet başkanlığı seçimini kaybettikten sonra uluslararası baskılara rağmen görevini, seçimi kazanan Alassane Ouattara'ya devretmeyince ülkede çatışma çıkmıştı.

Gbagbo ve Ouattara taraftarları arasındaki çatışmalarda 3 bin civarında kişinin öldüğü belirtiliyor. UCM savcıları, eski bakanlardan Goude'nin de Gbagbo gibi cinayet, tecavüz ve işkence olaylarında rolü olduğunu ileri sürmüştü.

UCM, Filistin'deki savaş suçlarıyla ilgili ön incelemede sona yaklaştı

LAHEY (AA) – Merkezi Hollanda'nın Lahey kentinde bulunan Uluslararası Ceza Mahkemesinden (UCM), Filistin'deki durumla ilgili 4 yıl önce başlatılan ön incelemede önemli ölçüde ilerleme kaydedildiği ve Savcılık Ofisi'nin en kısa zamanda incelemeyi tamamlayacağı bildirildi.

UCM Savcılık Ofisi tarafınca yayımlanan, 9 farklı durumun ön inceleme çalışmalarını anlatan 2018 yılı raporunda, Filistin'deki durumla ilgili 4 yıl önce başlatılan ön inceleme sürecindeki gelişmelere yer verilirken, savcılığın bu yıl yapılan analizlerde önemli ölçüde ilerleme kaydettiği belirtildi.

Raporda, savcılığın 2015'ten bu yana bu duruma ayrıntılı bir şekilde odaklanması dikkate alındığında, ön incelemenin mümkün olduğu kadar kısa sürede tamamlanmasının hedeflendiği ifade edildi.

UCM, 16 Ocak 2015’te İsrail tarafından işlenen savaş suçlarıyla ilgili ön inceleme açılması kararı aldığını bildirmişti.

UCM Başsavcısı Fatou Bensouda, söz konusu ön incelemenin, Filistin’in, 2 Ocak 2015'te mahkemenin kuruluşuna kaynaklık eden Roma Anlaşması’nı imzalaması ve 1 Ocak 2015'te UCM’ye verdiği, Filistin topraklarında işlenen suçlarla ilgili mahkemenin otoritesini 13 Haziran 2014 itibarıyla kabul ettiğine dair beyanı üzerine açıldığını açıklamıştı.

Mahkeme süresince hakkında tutuklama veya yakalama emri çıkarılan kişiler, UCM'ye üye bir devlete gittiklerinde tutuklanabilir.

UCM'nin merkezinin bulunduğu Lahey'de düzenlenen Taraf Devletler Toplantısı'nda konuşan Filistin Dışişleri Bakanı Riyad el-Maliki, UCM'nin İsrail hakkında soruşturma açmakta geciktiğini söylemişti.

Filistin'den Uluslararası Ceza Mahkemesine eleştiri

LAHEY (AA) – Filistin Dışişleri Bakanı Riyad el-Maliki, Uluslararası Ceza Mahkemesinin İsrail hakkında soruşturma açmakta geciktiğini belirtti.

UCM'nin merkezinin bulunduğu Lahey'de bu yıl 17'ncisi düzenlenen Taraf Devletler Toplantısı'nda konuşan Bakan Maliki, Filistin'deki durumla ilgili UCM Savcılık Ofisinin 4 yıl önce ön inceleme başlattığını hatırlatarak UCM'nin İsrail'in işlediği suçlara karşı soruşturma açmakta gecikmesinin, mahkemenin güvenilirliğini zedelediğini vurguladı.

Maliki, "Mahkemenin soruşturma başlatabilmesi için daha kaç Filistinli, işgalci İsrail birimleri yüzünden acı çekecek. Daha kaç evin yıkılması, kaç ailenin yerinden edilmesi, kaç mahkumun işkence görmesi, kaç çocuğun öldürülmesi ve gözaltına alınması gerekiyor." dedi.

UCM Savcılığı tarafından ön inceleme başlatılmasının üzerinden 4 yıl geçtiğini anımsatan Maliki, bu süreçte İsrail'in suç işlemeye devam etmesine rağmen soruşturma başlatılması için karar alınmadığına dikkati çekti.

Maliki, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Filistin'de işlenen iğrenç suçlara maruz kalan mağdurlar adaletin sağlanması için çok fazla beklediler. Tehditler ve zorbalıklar nedeniyle bugün her zamankinden daha çok sistemin tarafsızlığı ve taraf devletlerin yükümlüklerini yerine getirmesi için Filistin bir imtihan olacaktır."

Roma Statüsüne göre, savcılığın herhangi bir durumda soruşturma açılıp açılmayacağına karar verme yetkisine sahip olduğunu söyleyen Maliki, bunun makul bir zaman diliminde yapılmasının savcılığın görevi olduğunu, adaletin geciktirilmemesi gerektiğini kaydetti.

Maliki, Filistin devletinin devam eden ön incelemeyle ilgili UCM Savcılığına bilgi aktarmaya ve birlikte çalışmaya devam ettiğini dile getirdi.