TZOB Genel Başkanı Şemsi Bayraktar soruları yanıtladı:

ANKARA (AA) – Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, sebze ve meyve fiyatlarının hava şartları düzelince normale döneceğini belirterek, "Tarlada zarar gören ürünlerle ilgili daha fazla fiyat artışı görmüyorum. Bu fiyatlar bir miktar daha aşağı inecektir, bunu hep beraber göreceğiz." dedi.

Bayraktar, TZOB Genel Merkezi'nde düzenlediği basın toplantısının ardından gazetecilerin sorularını yanıtladı.

Marketlerin bir süreliğine patlıcan ve biber satmama kararı almasının sonuçlarının sorulması üzerine Bayraktar, "Mevsiminde özellikle sebzeyi bulamadığımız için sera ürünleri yemek durumda kalıyoruz. Aslında doğru olan da bu ama bugün için pratikte pek mümkün görünmüyor. Marketler istedikleri ürünleri satabilirler, bizim buna karışmamız mümkün değil. Pazarlarda her türlü ürün satılmaktadır. Bunu bir problem olarak görmüyorum." karşılığını verdi.

Bayraktar, asıl meselenin arzla ilgili olduğunu belirterek, üreticilerin maliyetlerinin artması ve bir miktar spekülatif faaliyetlerle fiyatların arttığına dikkati çekti.

Mandalina ve portakalda üretici ve market fiyatları farkının neden fazla olduğunun sorulmasına üzerine ise Bayraktar, şunları kaydetti:

"Bu iki üründe fiyat farkına baktığımızda bir spekülatif faaliyet olduğunu gösteriyor. Hem maliyetler hem de spekülatif faaliyetler nedeniyle bir artış var. Ama bu iki üründe asıl artış oradaki makas bize bir spekülatif faaliyet olduğunu gösteriyor. Benden ucuz alıyorsa bunu pahalıya satıyorsa, şüphesiz aracılar var. Arzın yavaşlamasını fırsat bilerek ürünü pahalı satıyorlar. Bizim bu makası muhakkak suretle kapatmamız lazım. Aracıları aradan çıkaran bir sistemi kurmak zorundayız."

Bayraktar, hava şartları düzelince fiyatların normale döneceğine işaret ederek, "Tarlada zarar gören ürünlerle ilgili daha fazla fiyat artışı görmüyorum. Bu fiyatlar bir miktar daha aşağı inecektir, bunu hep beraber göreceğiz. Üreticilerimiz halen tarlaya giremiyor. Bu konuda zarar gören ürünler için çalışmalarımız devam ediyor, bu verileri sizinle paylaşacağız." diye konuştu.

Bir soru üzerine de spekülatif faaliyetleri önlemek için üretime odaklanmak gerektiğine işaret eden Bayraktar, "Yelkenleri tarıma çevirmemiz lazım. Tarımda üretimi artırmamız lazım, çözüm bu." ifadelerini kullandı.

Bayraktar, bir başka soruyu yanıtlarken ise "Nişasta bazlı şeker kotaları konusundaki açıklamalar olumlu. Kotanın düşürülmesini üretimin bir miktar daha artırılması noktasında olumlu görüyoruz." değerlendirmesinde bulundu.

TZOB'dan üretici-market fiyatlarına ilişkin açıklama

ANKARA (AA) – Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, üreticinin maliyetleri azalmadığı, üretici-market makası daraltılamadığı takdirde gıda fiyatlarında ucuzluğun hayal olduğunu belirterek, "Makul bir fiyat istiyorsak, üretici maliyetlerini aşağı çekmek, üreticiye daha fazla destek vermek, pazarlama kanallarını rehabilite etmek, planlama yapmak zorundayız." dedi.

Bayraktar, TZOB Genel Merkezi'nde yaptığı açıklamada, üreticiler açısından ocak ayının oldukça zor geçtiğine dikkati çekerek, kış koşullarıyla mücadele etmek zorunda kalan üreticilerin bu ay içinde yaşanan tabii afetlerden de büyük oranda etkilendiğini vurguladı.

Hatay, Adana, Mersin, Antalya, Muğla, İzmir, Manisa ve Aydın’da gerçekleşen aşırı yağışların tarım alanlarını su altında bıraktığını ifade eden Bayraktar, özellikle Adana’da açılan baraj kapakları nedeniyle başta portakal, mandalina bahçeleri olmak üzere bahçeler, seralar ve ekili alanların su altında kaldığını bildirdi.

Bayraktar, "Hem Akdeniz hem Ege bölgelerinde gerçekleşen aşırı yağış, narenciye bahçelerinde hasadı yapılmamış ürüne, tarlada ekili olan veya hasadı yaklaşmış kışlık sebze ürünlerine zarar verdi. Akdeniz Bölgesi'nde, özellikle Antalya'da gerçekleşen fırtına ve hortumun ise seraları vurdu. Afetler nedeniyle ürün kayıplarının yaşanması sonucunda arzda meydana gelen daralma ürün fiyatlarına da yansıdı." değerlendirmesinde bulundu.

Ocakta markette 42 ürünün 31’inde fiyat artışı, 7’sinde fiyat azalışı, üreticilerde ise 34 ürünün 23’ünde fiyat artışı meydana geldiğine dikkati çeken Bayraktar, markette 4 üründe, üreticide 11 üründe fiyatların değişmediğini kaydetti.

  • "Çalışmalar tamamlanınca tespitlerimizi paylaşacağız"

Bayraktar, bu süreçte tüketicilerin de makul fiyatla ürün tüketme konusunda sıkıntı yaşadığına işaret ederek, "Hasar tespit çalışmaları devam etmektedir. Bundan dolayı yaşanan tabii afetlerin verdiği zararın büyüklüğünü tam olarak bilmiyoruz. Bu çalışmalar tamamlanır tamamlanmaz konuyla ilgili tespitlerimizi kamuoyuyla paylaşacağız." diye konuştu.

Afet yaşayan üreticinin yaralarının bir an önce sarılması gerektiğini dile getiren Bayraktar, şöyle devam etti:

"Üretimin sürmesi için bu şart. Yaşanan doğal afetler, afet olmayan bölgelerimizde de kış koşulları ve aşırı yağışlar, tarımda üretimi zorlaştırdı. Piyasaya sunulan üründeki azalma nedeniyle arz talep dengesi bozuldu. Ürün kaybının önemli boyutlarda olduğu görülüyor. Bütün bunlar üreticimizin maliyetlerini artırıyor. Bunun yanı sıra girdi maliyetleri de üreticilerimizi zorluyor. Doğal afetler yaşandığında spekülatif hareketler de her zaman görülmektedir. Spekülatif faaliyetler de var ama tabii afet yaşanan bölgeler başta olmak üzere üreticilerimizin maliyetlerinde de yükselme olduğunu gözden kaçırmamamız gerekmektedir. Bütün bunların yanı sıra dikkatlerimizden kaçmayan bir unsur da üreticiden markete fiyat makasıdır."

  • "Portakalda fiyat farkı 6 kat"

Üreticiden markete fiyat makasının bir türlü daraltılamadığını vurgulayan Bayraktar, "Ocakta üreticiden markete fiyat farkı mandalinada 5,8, portakalda 5,1, yeşil mercimek ve sütte 3,8, kuru kayısı ve kırmızı mercimekte 3,6 kata yükselmiştir. Üreticide 80 kuruş olan mandalina markette 4,61 liraya, 75 kuruş olan portakalın markette 3,81 lira, 2,4 lira olan yeşil mercimeğin 9 liraya, 1,52 lira olan sütün 5,7 liraya satılmaktadır." dedi.

Bu durumun sürdürülebilir olmadığını belirten Bayraktar, "Üreticimizin maliyetlerini azaltamadığımız, üretici-market makasını daraltamadığımız takdirde gıda fiyatlarında ucuzluk hayaldir. Makul bir fiyat istiyorsak, üretici maliyetlerini aşağı çekmek, üreticiye daha fazla destek vermek, pazarlama kanallarını rehabilite etmek, planlama yapmak zorundayız." ifadelerini kullandı.

Bayraktar, Merkez Bankasının özellikle 2020’de, işlenmemiş gıda enflasyonunun genel enflasyonun 1,8 puan üzerinde kalacağını öngördüğünü belirterek, bu durumun enflasyonda kalıcı düşüş için üretici maliyetlerini aşağı çekmek ve çiftçiye daha fazla destek vermek gerektiğini gösterdiğini söyledi.

TZOB olarak hem üreticinin maliyetlerinin aşağı çekilmesi hem de üreticiye daha fazla destek sağlanması konusunda hükümetten talepte bulunduklarını anlatan Bayraktar, tarladan markete fiyatların katlanmasının en önemli sebebinin üreticide ekonomik örgütlenmenin arzu edilen noktaya gelmemesi olduğunu belirtti.

Bayraktar, kooperatifleri ve üretici birliklerini, gelişmiş ülkelerdeki gibi, profesyonel bir şekilde yönetilen, soğuk hava depoları, ürün işleme tesisleri, lojistik imkanları olan, üyelerine ucuz girdi sağlayan, danışmanlık hizmeti veren, üretici ve tüketicinin hak ve menfaatlerini koruyan örgütlere dönüştürmek gerektiğini sözlerine ekledi.

ÇKS ve destek başvurularında son gün 31 Aralık

ANKARA (AA) – Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, çiftçi kayıt sistemi (ÇKS) ve destek başvuruları için tanınan sürenin 31 Aralık Pazartesi günü mesai bitiminde sona ereceğini bildirdi.

Bayraktar, yaptığı açıklamada, yönetmeliğe göre 30 Haziran'da sona eren ÇKS başvuru süresinin Türkiye Ziraat Odaları Birliğinin girişimleriyle uzatıldığını hatırlattı.

ÇKS ve destek başvuruları için tanınan sürenin 31 Aralık Pazartesi günü mesai bitiminde sona ereceğine dikkati çeken Bayraktar, "2018 yılı için belirlenen, küçük aile işletmeleri desteği dekar başına 100 lira, fındık alan bazlı gelir desteği dekar başına 170 lira, bombus arı kullanım desteği koloni başına 60 lira, toprak analiz desteği ise analiz başına 40 liradır. Çiftçilerimizin bu desteklerden yararlanabilmeleri için başvuruda bulunmaları gerekmektedir. Çiftçilerimizin yoğunluk yaşanabileceği ihtimalini göz önünde bulundurarak bir an önce kayıtlarını yaptırmalarında fayda var." değerlendirmesinde bulundu.

Bayraktar, ÇKS kaydı yaptırmak ve desteklerden faydalanmak isteyen çiftçilerin bağlı oldukları Tarım ve Orman il veya ilçe müdürlüklerine şahsen veya yasal temsilcisi aracılığıyla başvurmaları gerektiğini vurguladı.

“TMO'nun fındık alımı regülasyonu sağlar”

ANKARA (AA) – Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, Toprak Mahsulleri Ofisinin (TMO) fındık alımına girmesiyle bu piyasada regülasyonun sağlanacağını belirterek, "15 liralık bir fiyat istiyorduk ama TMO'nun 1. kalite Levant fındığın kilosu için 14 lira, Giresun fındığının kilosu için ise 14,5 liradan piyasaya girmesi olumludur." ifadesini kullandı.

Bayraktar, yazılı açıklamasında, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın duyurduğu, TMO'nun 1 Kasım'dan itibaren fındık piyasasına girmesini değerlendirdi. TMO'nun makul bir fiyatla piyasaya girişine karar verilmesini olumlu karşıladıklarını vurgulayan Bayraktar, başta Cumhurbaşkanı Erdoğan olmak üzere, Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli ile bu konuda emeği geçen milletvekilleri ve ziraat odası başkanlarına teşekkür etti.

Fındığın, Karadeniz Bölgesi'nin ana geçim kaynağı olduğunu ve yaklaşık 400 bin ailenin geçimini bundan sağladığını anımsatan Bayraktar, şunları kaydetti:

"Fındıkta fiyat 12 liraydı, daha önce bize söylendiğinde piyasaya girilseydi fiyatlar bu kadar düşmezdi. Zaten külleme hastalığı, fındık kokarcası ve doğal afetler nedeniyle rekolte geçen yılın çok altında kaldı. Bitkisel üretim 2. tahmin verilerine göre, fındık üretimi geçen yılın yüzde 23,7 altına indi. Üretimde 160 bin tonluk azalma var. Bunlara rağmen piyasa iyi işlemediği için, TMO alıma girmeden fındıkta fiyat istikrarı sağlanmazdı. Geç kalınmış olsa da TMO'nun fındık alımına girmesi piyasada regülasyonu sağlayacaktır. 15 liralık bir fiyat istiyorduk ama TMO'nun 1. kalite Levant fındığın kilosu için 14 lira, Giresun fındığının kilosu için ise 14,5 liradan piyasaya girmesi olumludur."

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın fındık alımı açıklaması üreticileri sevindirdi

ORDU (AA) – Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın TMO aracılığı ile 1 Kasım'dan itibaren levant kalite fındığın kilosunu 14 liradan, Giresun kalite fındığın kilosunu ise 14,5 liradan alınacağı yönündeki açıklaması, üreticiler tarafından sevinçle karşılandı.

Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Yönetim Kurulu Üyesi Arslan Soydan, AA muhabirine yaptığı açıklamada, milyonlarca üreticinin beklediği müjdenin en sonunda geldiğini söyledi.

Son yıllarda serbest piyasa koşullarının üreticileri memnun etmediğini dile getiren Soydan, Toprak Mahsulleri Ofisi'nin devreye girecek olmasının oldukça isabetli olduğunu ifade etti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'a tüm üreticiler adına teşekkür ettiğini kaydeden Soydan, TMO'nun devreye girmesinin ardından serbest piyasada oluşan fiyatların da artacağını dile getirdi.

Sezon başından bu yana bazı üreticilerin ihtiyaçlarından dolayı fındığını sattığını kaydeden Soydan, "Ancak henüz elinde fındığını bulunduran üreticilerimiz bu fiyatlara ürünlerini satma imkanı bulacaklardır." dedi.

Fındıktaki bazı sorunların çözülmesi anlamında yapılan açıklamayı son derece önemsediklerini vurgulayan Soydan, TMO kararının fındık üreticilere hayırlar getirmesi temennisinde bulundu.

Soydan, TMO'nun 1 Kasım'dan itibaren levant kalite fındığın kilosunu 14 liradan, Giresun kalite fındığın kilosunu ise 14,5 liradan alınacağını aktararak, "Geçen sezon TMO Giresun kalite fındığın kilogramını 10,5, levant kalite fındığın kilogramını ise 10 liradan alıyordu. Dolayısıyla TMO geçen sezonun üzerinde alım yapılacak. Bu fiyat oldukça olumlu olmuştur. Çiftçilerimize hayırlı olsun." dedi.

Arslan Soydan, TMO'nun bu sezon atacağı bu adımın gelecek sezonun fiyatlarına da olumlu yansımasını beklediklerini sözlerine ekledi.

Altınordu Ziraat Odası Başkanı Selami Akarsu ise ziraat odaları olarak verdikleri mücadelenin sonucunu aldıklarını dile getirerek, fındık üreticilerini yalnız bırakmayan Cumhurbaşkanı Erdoğan ve hükümete teşekkür etti.

Giresun Ziraat Odası Başkanı Nurittin Karan da TMO'nun fındık alacak olmasının üreticiye olumlu yansıyacağını vurgulayarak, şunları kaydetti:

"Piyasadaki tekel nedeniyle fiyatlar istediğimiz seviyelere bir türlü çıkmıyordu, en azından bir taban fiyatın olması üreticiyi bir nebze rahatlatmıştır. Bu, devletin üreticinin yanında olduğunu ve olmaya da devam edeceği anlamına geliyor. Fındığı satan üreticiler var ama geride yüzde 70 seviyesinde fındık duruyor. Bu kararlar sonrası üreticinin durumu daha iyi olacaktır."

Karan, fındık üreticilerine destek veren Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, Türkiye Ziraat Odaları Birliği Genel Başkanı Şemsi Bayraktar ve bölge milletvekillerine teşekkür etti.

TZOB Marmara Bölge Toplantısı

ANKARA (AA) – Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, "Buğday ve arpaya özel olarak gübre desteğini yüzde 100 artırıyor ve 4 liradan 8 liraya çıkarıyoruz." dedi.

Pakdemirli, TZOB Otel'de düzenlenen Türkiye Ziraat Odaları Birliği Marmara Bölge Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, toplantıların ilkini Aydın'da yaptıklarını ve orada da bölgenin dertlerini ve beklentilerini dinlediklerini anımsattı.

Göreve geldikleri günden beri üreticilerden gelen her talebe anında karşılık vermeye çalıştıklarını ifade eden Pakdemirli, her fırsatta araziye çıktıklarını ve hedeflerinin 81 ile ziyaretler gerçekleştirmek olduğunu kaydetti.

Pakdemirli, 24 Haziranda ülkenin enerjisini israf eden parlamenter sistemden kurtularak yeni bir yönetim biçimine geçildiğini ifade ederek, yeni sistemle birlikte Türkiye'nin prangalarından kurtulduğunu ve hızın, yüksek katma değerin ve üretimin yolunun açıldığını dile getirdi.

– "Marmara'daki toplam bitkisel ürün ihracatı 1 milyar dolara yakın"

Marmara Bölgesi'nin, hem arazi ve toprak yapısı, hem de iklim bakımından Türkiye'nin en verimli alanlarından birine sahip olduğunu ifade eden Pakdemirli, "Marmara bölgesinde toplam bitkisel ürün ihracatımız 
bugün için 1 milyar dolara yakındır. Bu değer toplam ihracatımızın yüzde 15’ine karşılık gelmektedir. Marmara Bölgesi’ndeki illerin tarla bitkileri üretimi 15 milyon ton, meyve üretimi 1,8 milyon ton, sebze üretimi ise 4,6 milyon tondur. Marmara Bölgemiz üretimde bizim olmazsa olmaz bölgelerimizden biri." diye konuştu.

Pakdemirli, gelecek günlerde Tarım'da Milli Birlik Projesi’nin tanıtımını yapacaklarını dile getirerek, projenin özünde tarımsal hasılayı arttırmak ve kendi kendine yetebilen bir ülke haline gelme çabası olduğunu belirtti.

Tarımın bir strateji ve planlama işi olduğuna işaret eden Pakdemirli, şöyle konuştu:

"Bizler de, her işimizi, planlı ve programlı yapıyoruz. Tarımı, teknoloji ile birleştirmemiz şart. Bu konudaki çalışmalarımızı hızlı bir şekilde hayata geçiriyoruz. Hayvancılıkla ilgili et ve sütü ayırmadan planlama yapılmış önceki dönemlerde. Sütte fazlalık var, ette eksiklik var. Toplam protein anlamında Türkiye'nin bir eksiği yok. Eğer tüketici tercihi balıktan yana ve tavuk etinden yana olsa Türkiye'nin etle ilgili bir sıkıntısı olmaz. Ancak vatandaşımızın tercihi kırmızı et olduğu için bugün için etle ilgili eksiğimiz var. Bu yapısal bir problem olduğu için zamana ihtiyaç var. 2021'in sonu itibariyle biz Türkiye'yi et ithal eden bir ülke olmaktan inşallah kurtaracağız."

Pakdemirli, tarım alanlarının ülkenin refahının sigortası olduğunu ve bu alanların boş kalmaması gerektiğini belirterek, "Bunları ekmemiz lazım. Kendi eken varsa eksin, ekmeyen varsa bizim bir şekilde bunları konsolide ederek ektirmenin yolunu bulmamız gerekiyor." dedi.

– "Marketlerdeki yerel ürün oranı yüzde 25 olmalı"

Tarladan sofraya giderken oluşan ürün kayıplarının önlenmesi gerektiğine de işaret eden Pakdemirli, şöyle devam etti:

"Üreticide 1 lira olan ürün, tüketicide 4 lira oluyor. Yüzde 50'ye varan kayıpları azaltmanın yollarını bulmamız ve bu verimsizlikleri ortadan kaldırmamız lazım. Hal Yasası çalışmaları da devam ediyor ancak ülke ticaretinin önemli miktarı artık ulusal zincir marketler üzerinden geçiyor. O tarafta iyileştirmeyle ilgili tedbirler almamız lazım. İzmir'in ilçesindeki vatandaş eğer tarlasında bir şey üretiyorsa oradaki ulusal zincir marketin şubesinde malını satabilmeli. Zincir mağazalar, kanuni zorunluluk olarak yüzde 1 oranında yerel ve coğrafi işaretli ürünü rafa koymak zorunda. Bunu yüzde 20-25'e çıkarırsak lojistik olarak iyileşme sağlanır ve nakliye kayıplarından kurtuluruz. Bu yolla yerel ekonomiyi zenginleştirmek de mümkün. Zincir mağazaların, raflarında yerel üreticiye daha fazla yer açması gerekiyor. Hallerde üreticiye daha fazla yer açılması gerekiyor."

Pakdemirli, yerli tohumların korunması ve kullanılması gerektiğine de işaret ederek, "Milli birşeylerimizin kalması lazım, öz varlıklarımızı korumamız lazım. Yerli tohumla üretilen ürünlerde, domateste unuttuğumuz tatlar var. Patateste de yerli çeşitler var. Sanayi patatesi kullanan işletmelere de bu konuyu söyledim. İnşallah yakın zamanda bunları kullanmaya geçerler." diye konuştu.

Yakında açıklanacak Tarımda Milli Birlik Projesi'yle tarımsal milli hasılanın yüzde 35-50 arasında artmasını hedeflediklerini aktaran Pakdemirli, "Tarım arazilerini, çiftçilerimize kiraya verme sürecini başlattık. Çiftçimiz isterse, 10 yıl sonra bu arazisini satın alabilecek. Bu uygulama kapsamında, toplam 218 bin çiftçimize, yaklaşık 125 milyon lira destek veriyoruz." bilgisini paylaştı.

Pakdemirli, gübre fiyatında yüzde 15 indirim yaptıklarını, arpa ve buğday desteklerini 5 kuruştan 10 kuruşa çıkardıklarını anımsatarak, "Buğday ve arpaya, kuru hububata özel olarak gübre desteğini yüzde 100 artırıyor ve 4 liradan 8 liraya çıkarıyoruz. Buğday ve arpada bugünden itibaren yeni sezon itibarıyla yeni hasatta dünya fiyatlarıyla satın alacağız. Bunun anlamlı, çiftçi elindeki ürünü en iyi şartlarda değerlendirecek." dedi.

– "5 marketteki 50 üründe 2 ay boyunca yüzde 10 indirim"

Suyun tarım için çok önemli olduğunu ve yeterli kaynak alınırsa 2023 yılında Türkiye'nin su projelerinin biteceğini ifade eden Pakdemirli, "Bugünkü şartlar ve yatırım imkanları göz önüne alındığında bu yıllar biraz daha uzayacak gibi görünüyor ama bütçe dışı kaynaklarla bu işi nasıl yapabiliriz diye çalışıyoruz. Bakanlığımızın başarısının da su projelerinin tamamlanmasında olduğunu biliyoruz. Tarımsal hasılayı arttırmak istiyorsanız bu 2 milyon hektarı da açmanız gerekiyor. 2 milyon hektarı açtığınız zaman senelik en az katma değeriniz 15 milyar lira olacak." şeklinde konuştu.

Pakdemirli, Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak'ın öncülüğünde başlayan “Enflasyonla Topyekün Mücadele” programı kapsamında özellikle tarımsal getirileri de ilgilendiren ve tüketicinin son fiyatına etki eden birçok üründe önemli indirimler almayı başardıklarını ifade ederek, zincir marketlerle yapılan görüşmeler sonucunda, Carrefour, Bim, Şok, Migros ve Metro Marketlerindeki 50 üründe, 2 ay boyunca 
yüzde 10 indirime gidildiğini söyledi.

Bu süreçte her özel kurum, kuruluş ve birliklerin elini taşın altına koyması gerektiğine işaret eden Pakdemirli, şunları kaydetti:

"Türkiye'nin kamu maliyesiyle ilgili hiçbir sıkıntısı yoktur. Genel olarak baktığımızda temel göstergelerin hiçbirinde problem olmamasına rağmen Londra merkezli başlayan bir operasyonla özellikle döviz fiyatlarında bir hareketlilik gördük. Allah'a şükür belli bir zirve gördükten sonra aşağılara doğru iniş var. Burada gerçekten topyekün bir mücadele vermemiz gerekiyor."

TZOB'dan “Tarım ÜFE” değerlendirmesi

ANKARA (AA) – Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, çiftçinin ürettiği ürünlerdeki fiyat artışının hem gıda hem tüketici hem de üretici fiyatlarının çok altında kaldığını bildirdi.

Bayraktar, yazılı açıklamasında, tarım üretici fiyatları endeksini (Tarım ÜFE) değerlendirdi.

Eylülde Tarım ÜFE'nin aylık bazda yüzde 3,68, ocak-eylül döneminde yüzde 8,48, yıllık düzeyde yüzde 16,09 ve 12 aylık ortalamalara göre yüzde 11,59 artış gösterdiğini anımsatan Bayraktar, geçen yıl eylül ayına göre bir miktar fiyat artışı olsa da Tarım ÜFE'deki artışın diğer enflasyon verilerine göre sınırlı kaldığını ifade etti.

Bayraktar, çiftçinin ürettiği ürünlerdeki fiyat artışının hem gıda hem tüketici hem de üretici fiyatlarının çok altında kaldığına dikkati çekerek, şunları kaydetti:

"Çiftçimizin ürettiği ürün değerinden alıcı bulamazken, tüketici çok yüksek fiyatlarla ürün alabiliyor. Çiftçimiz de tüketicimiz de mağdur oluyor. Hem çiftçimiz istikrarlı bir gelir elde edebilmeli hem de tüketicimiz makul fiyatlarla ürün tüketebilmelidir. Bunun yolu da ekonomik örgütlenmeden, tarladan markete olan zincirin kısaltılmasından, üretici-market fiyat makasının daraltılmasından geçiyor. Çiftçimizin tarlada kalabilmesi için girdi fiyatları makul düzeylere çekilmeli, daha fazla desteklenmelidir."

Eylülde, ana gruplarda bir önceki aya göre değişimin, çok yıllık bitkisel ürünlerde yüzde 7,99, tek yıllık bitkisel ürünlerde yüzde 4,04 ve canlı hayvanlar ve hayvansal ürünlerde yüzde 1,87 düzeyinde arttığını belirten Bayraktar, tarım gruplarından, canlı kümes hayvanları ve yumurtalarda yüzde 4,71, çeltikte yüzde 4,5, lifli bitkilerde yüzde 4,08 ve diğer çiftlik hayvanları ve hayvansal ürünlerde yüzde 3,62 artış ve yağlı meyvelerde yüzde 2,07 azalış görüldüğünü bildirdi.

Türkiye Ziraat Odaları Birliği Ege Bölge Toplantısı

AYDIN (AA) – Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, aile olarak merhum başbakan Adnan Menderes'in ailesiyle yakın ilişkileri bulunduğunu belirterek, "Ailemizin en kıymetli parçası, Berin Menderes'in hediye ettiği gümüş şekerlik. Sayın Valim müze için bizden yer istedi. Ben de dedim ki 'bu işi yapmak boynumuzun borcu'. Annemden o gümüş şekerliği isteyeceğiz, o da müzede sergilenecek." dedi.

Aydın Adnan Menderes Üniversitesi Atatürk Kongre Merkezi'nde düzenlenen Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Ege Bölgesi Toplantısı'nın açılışına katılan Pakdemirli, zeytin ve üzüm toplarken çekilmiş fotoğraflarını göstererek, kendisinin tarımın içinden geldiğini ifade etti.

Aydın'ın demokrasi ve özgürlüğün beşiği olduğunu dile getirerek, merhum Adnan Menderes'i anan Pakdemirli, bugünlerde Türkiye'yi istikrarsızlaştırmak için oyunlar oynandığını, cumhuriyet tarihinin en büyük oyunlarından birinin de Adnan Menderes'in katledilmesi olduğunu söyledi.

Pakdemirli, Menderes ailesine yakın bir aile olduklarını belirterek, şöyle devam etti:

"Adnan Menderes 1961 yılında Yassıada'da tutuklu. Evladı Aydın Menderes kolejde okuyor. Kolej diyor ki 'biz bu çocuğun güvenliğini artık sağlayamayız'. Ortamın ağır bir havası var, bu aileye 'düşükler' diyorlar. Herkes dalga geçiyor. 'Atacağız bu okuldan' diyorlar. Annesi Berin Menderes'i çağırıyorlar. Kolej müdürü üzülüyor, 'bir okutman var onu çağıralım, belki o yardımcı olur.' diyorlar. Çağırdıkları öğretmen babam. 'Sen alıp okutur musun?' diyorlar. O da hiç tereddüt etmeden 'evet' diyor. Aydın Menderes ile babamın arkadaşlığı başlıyor. Ailemizin en kıymetli parçası, Berin Menderes'in hediye ettiği gümüş şekerlik. Sayın Valim müze için bizden yer istedi. Ben de dedim ki bu işi yapmak boynumuzun borcu. Annemden o gümüş şekerliği isteyeceğiz, o da müzede sergilenecek."

– Kentleşme ve artan gıda ihtiyacı

Bazı ülkelerin tarımı stratejik alan olarak ilan ettiğine dikkati çeken Pakdemirli, bugün dünyada 6 trilyon kilo kalori yiyecek üretildiğini, 2050'de 9 trilyon kilo kaloriye ihtiyaç olacağını ancak bugün dünyada yüzde 55 olan şehirleşmenin de 2050'de yüzde 70 civarında olacağının öngörüldüğünü aktardı. Pakdemirli, "Bunları üst üste koyduğunuz zaman gerçekten tarımda çok farklı, ezber bozan işler yaparsak kendimize yeterli olmayı sürdürebiliriz veya eksik alanlarımızı kapatabiliriz. Yoksa bütün ülkeler gibi halimiz harap." dedi.

– "Siyaset yapan oda ve birlikler"

Bakan Pakdemirli, sosyal medyada kendisiyle ilgili bir paylaşımda, "Adam düne kadar teknolojinin içindeydi. Kolunda elektronik bileklik var ama bugün hayvan pazarında dolaşıyor, yazık." ifadesinin kullanıldığını aktararak, "Asıl doğru tarım bakanı şimdi geldi. Teknolojiyle tarımı buluşturmamız gerekiyor. Bilimle yapılan işlerle çiftçimize daha fazla gelir getireceğimizden eminim." diye konuştu.

Türkiye'de tarım alanında 14 bin birlik ve kooperatif olduğunu dile getiren Pakdemirli bu sayının Türkiye'ye ağır geldiğini, bu yapının sağlıklı bir düzene kavuşturulması gerektiğini söyledi.

Pakdemirli, oda ve birliklerden çiftçi üzerinde tahakküm kurmaya çalışanlar olduğuna işaret ederek, "Bunlara müsaade etmeyeceğimi bilmenizi isterim. Çifçilerin gelirine göz diken, gelip siyaset yapan oda ve birliklerle işimiz olmaz." ifadesini kullandı.

– "Emtiaları çok daha sıkı takip edeceğiz"

Bakan Pakdemirli, tarımsal ürün maliyetlerine değinirken de şöyle konuştu:

"Belli emtiaları çok daha sıkı takip etmeye başladık. Uluslararası piyasalardan, diğer taraflardan… Bu maliyetlerin düşürülmesi açısından ne gerekiyorsa, devletin elindeki gümrük indirimi gibi enstrümanları çiftçilerin lehine kullanacak şekilde planlıyoruz, programlıyoruz. Tabii ki kurların oturmasını beklememiz lazım. Kurlarda bir dalganlanma var. Döviz üzerinden saldırı var. Yani bu musibeti de pozitif bir şeye çevirmek lazım. Tarım ürünlerimizin ihracatını artıracak şekilde planlıyor, programlıyor olmamız lazım."

– "Mengeneye almaya çalışıyorlar"

Gezi olayları, 17/25 Aralık ve 15 Temmuz darbe girişimini hatırlatan Pakdemirli, "Bugün de ekonomik olarak bizi mengeneye almaya çalışıyorlar. Bunun adı aslında şu, topraklarımızın güneydoğusunda yeni bir oluşum kurulmaya çalışılıyor. Türkiye'ye deniyor ki 'Gözlerini kapat, biz istediğimizi yapalım.' Biz de diyoruz ki 'Biz bu işe karışmazsak ülkemizin güvenliği tehdit altında olur. Biz bu işin içinde olacağız, burada söz sahibi, otorite olacağız. Sizler dünyanın komiseri olabilirsiniz. Biz de bu bölgenin komiseriyiz. Kusura bakmayın, bize sormadan bu işleri yapamazsınız.' Bugün ödediğimiz bedel, fatura bu." dedi.

– Ziraat mühendisliğini tercih edenlere burs

Bakan Pakdemirli, çiftçilerde ortalama yaşın 55 olduğunu, gençlerin artık güvenlik görevlisi olmayı çiftçiliğe tercih eder duruma geldiğini belirterek, yeni nesile sürdürülebilir gelir sağlanması ve tarıma angaje edilmesinin yolunun aranması gerektiğini söyledi.

Üniversiteye giriş sınavında ilk 10 bin arasına giren ve ziraat mühendisliğini tercih edenlere burs vermeyi düşündüklerini anlatan Pakdemirli, çocukların erken yaşlarda toprakla uğraşmasını önemsediklerini dile getirdi.

Bakan Pakdemirli, 2023'te tüm Türkiye'de sulamayla ilgili problemi bitirmeyi hedeflediklerini, Aydın'da balık organize sanayi bölgesi kurulması için çalışma başlatacaklarını, ayrıca Aydın'da organize sera bölgesinin de olması gerektiğini kaydetti.

Toplantı daha sonra basına kapalı olarak devam etti.

“Tüm saldırılara karşı devletimizin yanındayız”

ANKARA (AA) – Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, "ABD'nin uluslararası hukuka sığmayan tavırlarını şahsım ve 5 milyon üyemiz adına şiddetle kınıyorum. Milli ekonomimizi hedef alan tüm saldırılara karşı devletimizin yanındayız." ifadesini kullandı.

Bayraktar, yazılı açıklamasında, kurdaki artışın siyasi hesaplar sonucunda gerçekleştiğini bildirdi.

Güçlü bir ekonominin temel dayanağının üretim olduğuna dikkati çeken Bayraktar, "Her kesim Türk çiftçisi gibi davranmalı, işine gücüne odaklanmalı, spekülasyonlardan uzak durmalıdır. Kişisel hesaplar bir kenara bırakılmalı, atacağımız her adımda ülke menfaatini göz önünde bulundurmalıyız. Ekonomik taaruza üreterek karşı duracağız." değerlendirmesinde bulundu.

Bayraktar, Türkiye ekonomisini hedef alan atakların, Türkiye'nin milli birlik ve beraberliğini zedelemeye yönelik olduğunu belirterek, şunları kaydetti:

"Biz dünkü değil, kökü binlerce yıl geriye dayanan koca bir medeniyetiz. ABD bunun bilinciyle hareket etmeli, bizim düşmanlığımızı değil dostluğumuzu kazanmalıdır. Sadece kendi coğrafyasında değil dünyanın her köşesinde söz sahibi olabilecek güçlü ve saygın bir ülkeyiz. ABD'nin uluslararası hukuka sığmayan tavırlarını şahsım ve 5 milyon üyemiz adına şiddetle kınıyorum. Milli ekonomimizi hedef alan tüm saldırılara karşı devletimizin yanındayız. Gün birlik olma günüdür. Milli paramız Türk lirasıdır ve her Türk vatandaşı parasının arkasında durmalıdır."

“Fındığı aflatoksine karşı koruyun”

ORDU (AA) – Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Yönetim Kurulu Üyesi Arslan Soydan, üreticilerin fındığı aflatoksine karşı koruması gerektiğini belirterek, "Fındık yağış altında bırakılmamalı ve harmana serilen ürün sürekli havalandırılmalı. Üreticilerimiz fındığını toprak zeminde değil, beton zeminde kurutmalı." dedi.

Soydan, yaptığı açıklamada, Karadeniz Bölgesi'nde fındık hasadının sürdüğünü belirterek, yüksek kesimli bölgelerde ise birkaç gün içerisinde başlanacağı bilgisini verdi.

Fındığın Türkiye'nin önemli ihraç ürünlerinden bir tanesi olduğunu anlatan Soydan, üreticilerden böylesine önemli bir ürünün kurutulması ve depolanması konusunda dikkatli olmalarını istedi.

– "Uzman tavsiyelerine kulak versin"

Arslan Soydan, fındığın son yıllarda aflatoksine maruz kaldığını, bunun da yanlış kurutma ve yanlış depolamadan kaynaklandığına vurgu yaparak, "Üreticimiz fındığını kuruturken ve depolarken mutlaka uzman tavsiyelerine kulak versin. Doğru bildikleri yanlıştan vazgeçsinler." diye konuştu.

Fındığın bahçeden harmana taşınırken mutlaka naylon çuvalların değil, jüt çuvalların tercih edilmesi gerektiğini aktaran Soydan, harmana gelen fındığın biran önce serilmesini tavsiye etti.

Daha sonra fındığın hızlı bir şekilde kurutma işleme geçilmesi gerektiğine işaret eden Soydan, şöyle konuştu:

"Fındık yağış altında bırakılmamalı ve harmana serilen ürün sürekli havalandırılmalı. En önemli husus ise üreticilerimiz fındığını toprak zeminde değil, beton zeminde kurutmalı. Çünkü beton üzerine serilmiş fındık en fazla 3 gün içerisinde suyunu çeker ve kurur. Ancak başka şartlarda kurutulmaya çalışılan fındıkta nem oranları yüksek olur. Bu nedenle üreticilerimiz beton üzerinde ürünlerini kurutmaya çalışmalıdır. Beton hem dalından toplanan çotanağı kurutmada hem de patoza verildikten sonraki aşamada tercih edilmelidir. Böylelikle ürün daha sağlıklı şartlarda kurutulmuş olur. Üreticilerimiz fındıklarını pazara indirdiklerinde bir sorun yaşamak istemiyorsa beton zemini tercih etmelidir."

Soydan, ''Üreticilerimiz mutlaka fındığın altına tente türü malzemeleri sermelidir. Böylelikle fındığın toprak ya da çimenle teması kesilmektedir. Üreticilerimiz bu konuda da hassas ve dikkatli davranmalıdır." ifadesini kullandı.

Doğru kurutma işleminin yapılmasıyla fındığın aflatoksine daha az maruz kalacağına değinen Soydan, "Böylelikle milli ürünümüz fındık gerek iç pazarda gerekse de dış pazarda satılırken, bir sorunla karşılaşmayacak. Aynı zamanda tüketilen ürünümüz daha sağlıklı olacak." dedi.

Soydan, üreticileri erken veya geç hasada karşı uyararak, her iki durumda fındıkta aflatoksin görülebileceğini belirterek, erken hasat edilen fındığın nem değeri yüksek olduğu, geç hasat edilenlerin ise yerde nemli, ıslak koşullarda daha fazla muamele gördüğü için aflatoksin meydana gelebildiğini anlattı.

Depolamada da yine naylon file çuvalların kullanılmasını isteyen Soydan, "Çuvallama işlemi ya akşam ya da sabah serin saatlerde yapılmalı. Güneşli ve fındığın sıcak olduğu saatlerde yapılmamalıdır." değerlendirmesinde bulundu.