TBMM Başkanı Yıldırım'dan 10 Kasım mesajı

TBMM (AA) – TBMM Başkanı Binali Yıldırım, Türk milleti ve Türkiye Cumhuriyeti'nin, yeni yönetim yapısı ve anlayışıyla Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün kurduğu temeller üzerinde, gösterdiği hedeflere doğru, büyük bir inanç ve azimle yürüme kararlılığını muhafaza ettiğini belirtti.

Yıldırım, Atatürk'ün vefatının 80'inci yılı nedeniyle yayımladığı mesajda, tarih boyunca hür ve bağımsız yaşayan Türk milletini Orta Anadolu'ya hapsederek yok etmek isteyen emperyalist devletlerin işgal ve istila girişimlerine karşı, Samsun'dan başlattığı direnişle tarih yapıcı lider unvanını alan Atatürk'ü rahmetle andığını ifade etti .

Yıldırım, Atatürk'ün, Türk milletini tarihin nesnesi haline getirmek isteyen işgal kuvvetlerine teslim olmayı düşünmeyen büyük bir kahraman, 1699'da imzalanan Karlofça Anlaşması sonrasında, Batı karşısında sürekli çekilmek zorunda kalan necip milletin makus talihini değiştiren büyük bir komutan olduğunu vurguladı.

Atatürk'ün, "Milletin istiklali, milletin azim ve kararı ile kurtulacaktır." inancıyla milli mücadelenin liderliğini üstlenerek, yalnızca Türk milletine değil, aynı zamanda emperyalizmin sömürü çarklarında ezilen bütün milletlere bağımsızlık cesareti veren büyük bir lider olduğuna dikkat çeken Yıldırım, şöyle devam etti:

"Bizi tarih sahnesinden çekilmeye zorlamak için 20'nci yüzyılın ilk çeyreğinde topla tüfekle saldıran düşmanlar, bugün de Soğuk Savaş yöntemlerini kullanarak, ülkemize karşı saldırılarına sinsice devam etmektedirler. Türk milleti ve Türkiye Cumhuriyeti, yeni yönetim yapısı ve anlayışıyla onun kurduğu temeller üzerinde, gösterdiği hedeflere doğru, büyük bir inanç ve azimle yürüme kararlılığını muhafaza etmektedir."

Millet-devlet kaynaşmasıyla istikbale doğru emin adımlarla ilerleyen Türkiye'nin yarınlarının, bugünden daha güçlü ve güvenli olacağını belirten Yıldırım, "TBMM'nin ilk başkanı, istiklal ve istikbal mücadelemizin başkomutanı, ilk cumhurbaşkanımız Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ü bir kez daha rahmet, minnet ve şükranla anıyorum." ifadelerini kullandı.

Advertisements

TBMM Başkanı Yıldırım'dan Zafer Haftası mesajı

TBMM (AA) – TBMM Başkanı Binali Yıldırım, Türk milletinin varlığına yönelen her tehdidin, milletin inanç, gayret ve cesaretiyle bertaraf edileceğini bildirdi.

Yıldırım, Malazgirt Zaferi'nin 947. yıl dönümü dolayısıyla yayımladığı mesajda, zaferlerle dolu Türk tarihinin en şanlı günlerinden birinin 26 Ağustos 1071'de yaşandığını belirtti.

Türk milletinin bin yıl önce Batı'ya doğru kutlu bir yürüyüş başlatarak Anadolu'yu kendine ebedi vatan olarak seçtiğine işaret eden Yıldırım, Müslümanları izmihlalden kurtaran ve milleti tarihin öznesi haline getiren başkomutan Alparslan'ın, 50 bin kişilik ordusuyla "dönemin süper gücü" kabul edilen Bizans ordusuna karşı Malazgirt'te tarihin en büyük zaferlerinden birini kazandığını vurguladı.

Milli tarihin iftihar sayfalarından birini açan büyük zaferle Anadolu'nun, Türklerin ebedi yurdu haline geldiğine, birlik ve kardeşliğin merkezi olduğunu anımsatan Yıldırım, mesajında şu ifadelere yer verdi:

"947 yıl önce akın akın göç ederek yerleşmeye başladığımız Anadolu'yu milli bekamızın merkezi olarak muhafaza etmek en büyük dilek ve hedefimizdir. 1071 yılından itibaren siyasi coğrafyamız haline getirdiğimiz Anadolu'da kurduğumuz medeniyetimizle coğrafyayı vatan haline getirip insanlığın ortak değerlerine büyük katkıda bulunduk. Anadolu Selçuklu Devleti, Osmanlı İmparatorluğu ve Türkiye Cumhuriyeti ile milli devamlılığımızı da bu topraklarda tesis ettik."

Geçmişten alınan ilhamın, istikbale giden yolda kendilerine güven verdiğini vurgulayan Yıldırım, şunları kaydetti:

"Gayemiz hürriyet ve istiklalimizi muhafaza ederek dünya milletler ailesi arasındaki itibarımızı devam ettirmektir. Varlığımıza yönelen her tehdit, milletimizin inanç, gayret ve cesaretiyle bertaraf edilecektir. Milli birliğimizi muhafaza ederek ülkemizde ve bölgemizde barışı tesis etmeye çalışan şanlı milletimizin Malazgirt Zaferi'nin 947. yıl dönümünü kutluyorum. Kazandıkları zaferle Türk milletini dünya milletler ailesinin şerefli bir üyesi haline getiren aziz şehitlerimizi ve onların başkomutanı Alparslan'ı minnet ve şükranla anıyorum."

“Türk milletini dolarla korkutamayacaklar”

SAMSUN (AA) – AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Çiğdem Karaaslan, "Türk milletini 15 Temmuz'da tankla topla korkutamayanlar bugün dolarla korkutamayacaklar." dedi.

Samsun AK Parti İlkadım İlçe Başkanlığını ziyaret ederek partililerle görüşen Karaaslan, kısa süre önce ABD'den içinde tehdit unsurunu da barındıran kısa bir açıklama geldiğini söyledi.

Bugüne kadar Türkiye'nin birçok konuda savaş verdiğini belirten Karaaslan, "Savaşlar artık eskisi gibi cephelerde verilmiyor, savaşlar, bugün ekonomi ile teknoloji ile bugün siyasetle veriliyor." diye konuştu.

Karaaslan, bugün verdiklerinin de böylesi bir mücadele olduğunu vurgulayarak, şöyle devam etti:

"Biz bunu bekliyorduk. Ekonomideki verilerimize bakıyoruz, durumumuza bakıyoruz, bir yandan bize yöneltilen tehditlere bakıyoruz. Belki eski Türkiye'nin şartlarında olsaydık bunlardan çokça etkilenebilir ve hafif boynumuzu büküp bunun gereğini yapabilirdik. Fakat biz bugün asla boğun eğmeyen, asla bu tür tehditleri ciddiye almayan, bırakın boğun eğmeyi başı her zamankinden daha dik duran bir Türkiye'yiz."

– "Bu milletin alnı ak, bu milletin başı dik"

"Türk milletini 15 Temmuz'da tankla topla korkutamayanlar bugün dolarla falan korkutamayacaklar." diyen Karaaslan, şunları kaydetti:

"Bu milletin alnı ak, bu milletin başı dik. Bu milletin öz güveni çok yüksek bu günlerde. Dolayısıyla bizim bu öz güvenimizi bu tip hamlelerle yıkamayacak olmalarını anlamaları lazımdı. Biz kendini 1 dolara satmış hainlere fırsat vermedik, bundan sonrada da hiçbir hain plana fırsat vermeyiz. O yüzden vatandaşımız gereğini yapacaktır. Dolarını, avrosunu bütün dövizlerini Türk lirasına çevirmek suretiyle bu badireyi de milletçe atlatacağız inşallah."

Ordu'da yaşanan selden mağdur olan vatandaşlara geçmiş olsun dileğinde de bulunan Karaaslan, şöyle konuştu:

"Karadeniz bölgesinde yağışların olduğu dönemlerde bu tür sel baskınları maalesef yaşanıyor. Bundan sonra bu tür sel felaketleri yaşanmaması için gerekli önlemleri alıyoruz. Devletimizin tüm kademeleri felaketin yaşandığı dakikalardan itibaren Ordu'da. Yaraların hemen sarılması için hasar tespiti yapılıyor. Çevre ve Şehircilik Bakanımız Ordu'da ve gerekli incelemeleri yapıyor. Sonrasında Samsun'a gelecek ve Karadeniz Stratejik Eylem Planı üzerinde çalışacağız. Bundan sonra tabi ki bu tür doğal afetlerle karşılaşacağız ama bundan en az hasarla çıkma noktasında hazırlıklarımızı yapacağız."

– "Son 15 yıldır çarpık yapılaşmayı düzeltmeye çalıştık"

Türkiye'de, 1950'li yıllardan itibaren büyükşehirlerin çarpık bir kentleşme ile büyüdüğünü işaret eden Karaaslan, "Biz akarsuların üzerinde yapılması planlanan binalara ve ırmak yataklarının yönünü değiştiren bir takım uygulamalara izin vermiyoruz. Şehirleşme konusunda yeni getirdiğimiz uygulamalarla bunun önünde duruyoruz. Bugün yaptığımız tespitlerde bu yapılaşmanın 1950'den sonra yapılan çarpık yapılaşma ile ilgili olduğunu görüyoruz. " dedi.

Karaaslan, Türkiye'de son 15 yıldır çarpık yapılaşmayı düzeltmeye çalıştıklarını dile getirdi.

Yenilikçi bir şehircilik politikası ve yenilikçi bir bakış açısı ile çalışmalara devam ettiklerini vurgulayan Karaaslan, sözlerini şöyle tamamladı:

"Türkiye'de şehirleşmeyi yalnızca yeni yapı üretme noktasından alıp, aynı zamanda doğaya ve çevreye saygılı uygulamalara öncelik verdiğimiz yeni bir bakış açısı getiriyoruz. Fakat bu bir dönüşüm, dönüşümler de dünden bugüne hızla gerçekleşmiyor maalesef. Biz bir felaket yaşandığında ne yapabiliriz diye bakmıyoruz, uzun zamandır bunu bir risk olarak gördüğümüz için çalışmalar yapıyoruz. İklim değişikliği artık yadsınamaz bir gerçek olarak önümüze çıktı. Bu konuda alacağımız önlemlerin en öncelikli işlerimizin başında gelmesi lazım."

Karamollaoğlu'ndan 15 Temmuz mesajı

ANKARA (AA) – Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, bütün ihanet şebekelerine rağmen bu milletin sahip olduğu iman ateşinin hiçbir zaman söndürülemeyeceğini 15 Temmuz'un gösterdiğini belirtti.

Karamollaoğlu, 15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü dolayısıyla yayımladığı mesajda, Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) 15 Temmuz'daki menfur darbe girişimine, tarihte emsali görülmeyen bir cesaret ve kararlılıkla karşı koyan Türk milletine teşekkür etti.

15 Temmuz gecesi milletin yalnızca bir darbe girişimini önlemediğini, bağımsızlığına ve iradesine konulmak istenen prangaları parçalayıp tarihin çöplüğüne attığını belirten Karamollaoğlu, "15 Temmuz, bütün ihanet şebekelerine rağmen bu milletin sahip olduğu iman ateşinin hiçbir zaman söndürülemeyeceğini göstermiştir." değerlendirmesinde bulundu.

Temel Karamollaoğlu, 15 Temmuz'u gerçek manada anlamanın, sloganlarla gösterişli kutlamalarla değil 15 Temmuz'dan ders çıkarmakla mümkün olacağını ifade etti.

Karamollaoğlu, bunun en önemli şartının, eğitimi milli, ekonomisi güçlü, yargısı bağımsız, kardeşlik yurdu bir Türkiye'yi kurmak, hiç kimsenin darbeyi aklından bile geçiremeyeceği köklü hukuki, siyasi ve demokratik dönüşümleri gerçekleştirmek olduğunu kaydetti.

Şehitlere Allah'tan rahmet dileyen, gazilere şükranlarını ileten Karamollaoğlu, "Allah milletimize zeval vermesin." ifadesini kullandı.

“Akif, zaferi İstiklal Marşı ile müjdeledi”

EDİRNE (AA) – Trakya Üniversitesi (TÜ) Edebiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahmet Günşen, Mehmet Akif'in zaferden yaklaşık 1 buçuk yıl önce kaleme aldığı İstiklal Marşı'nın, zaferi çok önceden müjdeler bir özelliği olduğunu söyledi.

15 Temmuz Demokratik Gençlik Derneği'nce, "12 Mart İstiklal Marşı'nın Kabulü ve Mehmet Akif Ersoy'u Anma" konferansı düzenlendi.

Prof. Dr. Günşen, Edirne Gençlik Hizmetleri ve Spor Müdürlüğü konferans salonunda yaptığı konuşmada, 12 Mart'ta Türk milletinin Mehmet Akif Ersoy'un manevi huzurunda olduğunu söyledi.

Mehmet Akif Ersoy'a ve tüm şehitlere rahmet dileyen Günşen, "Tam 97 yıl geçmiş. 12 Mart 1921, 12 Mart 2018… Türk'ün İstiklal Marşı'nın milli marş olarak kabul edildiği yıl dönümü. Bu şiir, 17 Şubat 1921'de Sebil-ür Reşad Dergisi'nde yayınlandı. Yani bitiş tarihi olarak 17 Şubat 1921 diyebiliriz. Ama kabul ediliş tarihi itibariyle, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde, dört defa ayakta, zamanın milletvekillerinin avuçlarının içi patlarcasına, ağlayarak göz yaşları içerisinde kabul edildiği tarih 12 Mart 1921'dir." diye konuştu.

Mehmet Akif Ersoy'un sıradan bir şair olmadığını aktaran Günşen, şu bilgileri verdi:

"Bir başka vatan şairimiz Süleyman Nazif, Akif'in yakın dostudur. Der ki 'O şair-i ilahidir, ilahi şairdir'. İstiklal Marşı, başından sonuna kadar bu millete ümit aşılayan bir marştır. Adeta ülkemizin vatan ufuklarının kara bulutlar kapladığı o dönemde, ışık saçan, nur saçan ve zaferi müjdeleyen bu şiirin ve bu şiirin sahibi olan Akif'in ruhu heyecanı ve milletine olan güveni ve bu güven ile birlikte yarınlara dönük zaferin kazanılacağı noktasındaki umutları, son derece yüksektir. İstiklal Harbi'ni kazanarak İzmir'de Yunan'ı denize döktüğümüz tarih 9 Eylül 1922 olduğuna göre, bu tarihten 12 Mart 1921 tarihini çıkardığımızda, Akif'in bir yıl, beş ay, yedi gün önceden İstiklal Harbi'nin kazanılacağını, 'İstiklal Marşı' ile müjdelediğini görüyoruz. Millete inanmak, millete güvenmek, milletin fıtratını tanımak son derece önemlidir."

15 Temmuz Demokratik Gençlik Derneği Başkanı Veysel Güner de İstiklal Marşı'nın Türk milletinin kararlılığını ve kahramanlığını anlattığını ifade etti.

İstiklal Marşı'nda Alp Arslan'ın Anadolu'yu vatan kılan azmi, Haçlı'nın karşısında duran Kılıçarslan'ın imanı, Kudüs'ün fatihi Selahaddin Eyyubi'nin halis niyetinin yer aldığını aktaran Dernek Başkanı Güner, İstiklal Marşı'nın Türk milletinin milli mutabakatı olduğunu kaydetti.

Konferansa, Aile ve Sosyal Politikalar İl Müdürü Bilgin Özbaş, Edirne Ticaret İl Müdürü Mahmut Altun, AK Parti Merkez İlçe Başkanı Çağrı Muştu, Edirne Ticaret Borsası Meclis Başkanı Fedai Canım, üniversite öğrencileri ve derneğin üyeleri katıldı.

Milli Eğitim Bakanı Yılmaz:

EDİRNE (AA) – Milli Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz, Türk milletinin kızıl elmasının insanını mutlu, huzurlu, barış içerisinde yaşatmak olduğunu belirterek, "Bunu eğitimle yapacağız. Eğitimden başka bir yolu yok." dedi.

Yılmaz, Uzunköprü Anadolu Lisesi İmam Hatip Lisesi Bahçesi'nde düzenlenen "Eğitim Yatırımları Toplu Açılış Töreni"nde, Türkiye'nin en öncelikli konusunun eğitim olduğunu söyledi.

Gelecek nesillere, daha gelişmiş, kalkınmış ve refah içinde yaşayan insanların bulunduğu bir ülke teslim etmeyi amaçladıklarını ifade eden Yılmaz, şöyle konuştu:

"Türkiye'nin 2023 hedefleri var. Dünyanın on büyük ekonomisinden birisi olma. Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün ifadesiyle de çağdaş uygarlık seviyesinin üzerine çıkma. Yani on büyük ekonomisinden biri olma hedefimiz var. Kızıl elma. Türk milletinin kızıl elması, insanını mutlu, huzurlu, barış içerisinde yaşatmaktır. Bunu eğitimle yapacağız. Eğitimden başka bir yolu yok."

Türkiye'de 1 milyon öğretmen ile 18 milyona yaklaşan öğrenciye kaliteli ve fırsat eşitliğini gözeterek eğitim verildiğini ve verilmeye devam edileceğini belirten Yılmaz, şöyle devam etti:

"Merkezi hükümet bütçesinin yüzde 18'inden fazlasını eğitime ayırıyoruz. Bu bütçede eğitime ayırdığımız miktar 134 milyar 727 milyon. Toplam bütçemizin yüzde 18'inden daha fazla. Bunu söyleyince nereden nereye geldiğimizi göstermek için 2002'deki bütçenin de hatırlanması lazım. 2002'de tüm eğitime ayrılan bütçe 11 milyar bile değildi. 10,5 milyar 10.400 küsurattı. Şimdi 134 milyar 727 milyon. O zaman bütçenin yüzde 10'u bile değildi şimdi yüzde 18'den fazla. O zaman milli gelirden eğitime ayrılan yüzde 2,9'du şimdi 6,2, Avrupa'da milli gelirden en fazla pay ayıran ülke Türkiye. Niçin? Türkiye o aydınlık günlere eğitimle ulaşacaktır. Eğitime önem verirseniz her şeye önem verirsiniz demektir. Eğitimi ihmal ederseniz her şeyi ihmal edersiniz demektir."

– "Türkiye'de eğitim çok iyi"

Eğitimin kilit taşının öğretmenler olduğunu aktaran Yılmaz, "Her bir öğretmene sonsuz teşekkür ediyorum. Bugün Türkiye'de eğitimin çok iyi olduğunu söylüyorum. Bunu da inanarak ve resmin tamamını görerek söylüyorum. 'Eğitim sıkıntıya gidiyor, kötü oluyor' diyenler de var." değerlendirmesinde bulundu.

"Bazen bir söz var biliyorsunuz, 'İçimizdeki İrlandalılar' diye. Yani içimizde olup da bizim gibi düşünmeyenler." diyen Yılmaz, şöyle devam etti:

"Eğitime 'kötü gidiyor' diyenlere şeyi diyorum; 'İçimizdeki Solomon Adası yerlileri. Ne alakası var?' Solomon Adası'ndaki yerliler, bir yeri ziraata çevirmek istediklerinde ağaçları kesmezlermiş. Ne yaparlarmış? Ağacın etrafına gelirler halka oluştururlarmış, ağaca kötü söz söylerlermiş, kısa bir süre sonra ağaç kurur gidermiş. Eğer siz kendi evladınıza, 'Oğlum bunu yaparsın, başarırsın, sana güveniyorum' dersen muhakkak başarır. Ama, 'Senden bir şey olmaz, zaten sen ne öğrenebiliyorsun ne de öğretebiliyorsun' dersen hayatta başarılı olamaz. Allah için herkes evladına baksın. Evladınızın öz güveni sizin o yaşlarda sahip olduğunuz öz güvenden fazla mı? Kesinlikle daha fazla. Eğitimin bir amacı öz güven kazandırmaktır."

Yılmaz, geçmişe göre öğrencilerin aldığı eğitimin çok daha iyi olduğunu dile getirdi.

– "25 bin öğretmen alınacak"

Bakan Yılmaz, 584 binden fazla öğretmeni atadıklarını belirterek, "Yani bugün gördüğünüz her üç öğretmenden ikisi bizim dönemimizde atandı. Şimdi 20 bin öğretmen daha alacağız. Mecliste bir kanun çıkıyor o kanun çıktıktan sonra da 5 bin öğretmen daha alacağız. 25 bin öğretmenimizi bu yıl eğitim ailemize katacağız. 600 binin üzerinde öğretmenimizi milli eğitim ailemizle buluşturmuş olacağız. Niçin önemlidir? Öğretmen başına düşen öğrenci sayısını makul hale getirebilmek için mutlaka öğretmen sayısını artırmanız lazım. Türkiye'de öğretmen başına düşen öğrenci sayısı biz geldiğimizde 28'di şimdi 17'ye düştü. Bu değer ile İngiltere'de aynı, Japonya'da aynı, Güney Kore ile aynı değerlere sahibiz. Fransa'dan da iyiyiz." ifadelerini kullandı.

Derslik başına düşen öğrenci sayısının makul seviyeye getirdiklerini aktaran YIlmaz, şunları aktardı:

"Devlet-millet iş birliği ile en kısa zamanda 58 bin dersliği yapıp 2019 yılı sonunda ikili eğitimi de ortadan kaldıracağız. Kaliteli eğitim için olmazsa olmaz unsurlardan bir diğeri teknolojinin eğitimle buluşturulmasıdır. Eğer teknoloji eğitimle buluşturulmazsa, evlatlarımız yeni neslin teknolojilerini kullanamazsa, bırakın kullanmayı üretemez ve ihraç edemezse çağ ile yarışamaz. Bunun için de Fatih Projesi'ni başlattık. 1 milyon 400 binin üzerinde tableti bilgisayarları evlatlarımıza ve öğretmenlerimize dağıttık. 400 binin üzerinde akıllı tahtayı okullarımızda öğrencilerimizin hizmetine sunduk. İnşallah önümüzdeki 1 yıl içerisinde Fatih Projesi kapsamına ilkokulları da alacağız, meslek okullarını da alacağız, özel eğitim veren kurumlarımızı da alacağız."

– "Müfredatı güncelleştirmeye başladık"

Yılmaz, değişen teknoloji göz önünde bulundurularak müfredatı güncelleştirmeye başladıklarını vurguladı.

Bu yıl bazı derslerin müfredatını güncelleştirdiklerini anlatan Yılmaz, "İstiyoruz ki 21. yüzyıla kendi rakipleri ile yarışacak olan evlatlarımız çağın gerektirdiği bilgi, beceri, tutum ve değerleri benimsesin, alsın. Ancak her dönemde eğitim eleştiriliyor." değerlendirmesinde bulundu.

Geçmişten bugüne eleştirilerin sürdüğünü aktaran Yılmaz, "Eğitim eleştirisiz olmaz. Buradan bakıp da eğitim hakkında negatif bir algı düşünülürse yanlış olur diye düşünüyorum. Eğer öyle olmuş olsaydı Türkiye milli gelirini üç kat artıramazdı. 2007 ile 2017 yılları arasında yani son 10 yıllık sürede milli gelirini OECD ülkelerinde en fazla artıran ülke Türkiye'dir. Petrol mü bulduk, altın mı bulduk, altın madenleri mi bulduk? Hayır hiçbirisini bulmadık. Bunu beşeri sermayemize borçluyuz. Beşeri sermayeyi de nitelikli kılan eğitimdir." görüşlerine yer verdi.

Bakan Yılmaz, okula eski Maliye Bakanı Kemal Unakıtan'ın adının verileceğini sözlerine ekledi.

Vali Şahin’den 10 Aralık Dünya İnsan Hakları Günü mesajı

İSTANBUL (AA) – İstanbul Valisi Vasip Şahin, 10 Aralık Dünya İnsan Hakları Günü dolayısıyla bir mesaj yayımladı.

Şahin, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi'nin Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nca kabulünün 69. yıl dönümü olan bugünün, yüzyıllar boyunca süren bir mücadelenin sonucunda, insanların doğuştan ve eşit bir biçimde sahip oldukları hakları ifade eden uluslararası bir belgenin kabul edilişinin kutlandığı, insanlık tarihinin önemli bir kilometre taşı olduğunu belirtti.

Vatandaşların İnsan Hakları Günü'nü kutlayan Vali Şahin, mesajında şunları kaydetti:

"Milletimiz dünyanın neresinde olursa olsun, zulme, haksızlığa ve hukuksuzluğa karşı çıkmayı şiar edinmiş; hoşgörü, kardeşlik, sevgi ve dayanışma konusundaki tarihsel birikim ve deneyimleriyle insan haklarının evrensel bir gerçekliğe dönüştürülebilmesinde öncü ve etkin rol oynayabilecek örnek tecrübelere sahip bir millettir. Bu duygularla 10 Aralık Dünya İnsan Hakları Günü'nün tüm insanlığa adalet, barış, huzur ve güven getirmesi dileklerimle vatandaşlarımızın İnsan Hakları Günü'nü en içten temennilerimle kutluyorum."

Vali Şahin'den 10 Aralık Dünya İnsan Hakları Günü mesajı

İSTANBUL (AA) – İstanbul Valisi Vasip Şahin, 10 Aralık Dünya İnsan Hakları Günü dolayısıyla bir mesaj yayımladı.

Şahin, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi'nin Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nca kabulünün 69. yıl dönümü olan bugünün, yüzyıllar boyunca süren bir mücadelenin sonucunda, insanların doğuştan ve eşit bir biçimde sahip oldukları hakları ifade eden uluslararası bir belgenin kabul edilişinin kutlandığı, insanlık tarihinin önemli bir kilometre taşı olduğunu belirtti.

Vatandaşların İnsan Hakları Günü'nü kutlayan Vali Şahin, mesajında şunları kaydetti:

"Milletimiz dünyanın neresinde olursa olsun, zulme, haksızlığa ve hukuksuzluğa karşı çıkmayı şiar edinmiş; hoşgörü, kardeşlik, sevgi ve dayanışma konusundaki tarihsel birikim ve deneyimleriyle insan haklarının evrensel bir gerçekliğe dönüştürülebilmesinde öncü ve etkin rol oynayabilecek örnek tecrübelere sahip bir millettir. Bu duygularla 10 Aralık Dünya İnsan Hakları Günü'nün tüm insanlığa adalet, barış, huzur ve güven getirmesi dileklerimle vatandaşlarımızın İnsan Hakları Günü'nü en içten temennilerimle kutluyorum."

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Katar'daki Türk birliğini ziyareti

DOHA (AA) – Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Katar'daki kahramanlarımızdan beklentimiz şudur; silahınız ve yüreğinizle askeri vazifenizi icra ederken duruşunuz, sevginiz ve saygınızla da Katar halkının kalbini fethetmelisiniz." dedi.

Erdoğan, Doha'daki resmi temasları kapsamında ziyaret ettiği Katar Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) Kara Unsur Komutanlığında incelemelerde bulundu.

Komutanlıkta görevli personele hitap eden Erdoğan, "Hepinize ülkemden, 80 milyon vatandaşımdan selamlar getirdim. Türk milletinin her bir ferdinin selamı, sevgisi, duası sizlerle beraberdir." diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Türk askeri için Katar'ın gurbet olmadığını" söyledi.

Katar'da görevli Türk askerinin, öz kardeşlerinin evinde olduğunu vurgulayan Erdoğan, "Sizler, diğer ülkelerin yurt dışında görev yapan askerleri gibi değilsiniz çünkü sizlerin buradaki varlığının yegane sebebi dostluktur, huzurdur, güvendir, barıştır. Bir kardeşin bir kardeşe olan desteği neyse sizlerin buradaki varlığının anlamı da budur." ifadelerini kullandı.

Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Zor zamanlarda kardeşlerinizin, dostlarınızın yanında olmak, ecdadımızın bize bıraktığı en büyük miraslardan biridir. Üstelik tarih boyunca bu desteğimizi bedeli ne olursa olsun vermekten çekinmemişizdir. Katar'da 2015 yılından beri mevcut bulunan birliğimizi, yaşanan son krizin ardından üç katına çıkartarak bu konudaki kararlılığımızı bir kez daha ortaya koyduğumuza inanıyorum. Gönül coğrafyamızın bu müstesna köşesinde görev yapan siz kıymetli askerlerimiz işte bu misyonla burada görev yapıyorsunuz.

Diğer yerlerde görev yapan askerlerimiz gibi Katar'daki kahramanlarımızdan beklentimiz şudur; silahınız ve yüreğinizle askeri vazifenizi icra ederken duruşunuz, sevginiz ve saygınızla da Katar halkının kalbini fethetmelisiniz. Bizim askerimizi diğer tüm askerlerden ayırt eden en önemli fark, görevini yaparken ahlakını, vicdanını, Allah korkusunu asla askıya almıyor olmasıdır. Bugün bir asır önce bırakıp gittiğimiz yerleri ziyaret ettiğimizde karşılaştığımız muhabbetin, sevginin, hüsnükabulün gerisinde işte bu gerçek vardır."

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türk askerinin, Katar'da asırlar boyunca silinmeyecek, daima takdirle ve özlemle yad edilecek derin bir iz bırakacağına inandığını belirtti.

Askerlere, Türkiye'yi ve Türk milletini temsil ettikleri bu kutlu görevlerinde başarılar dileyen Erdoğan, şunları kaydetti:

"Katarlı dostlarımıza, sizlere verdikleri destek, gösterdikleri kolaylık, sağladıkları ve sağlayacakları imkanlar için teşekkür ediyorum. Allah'tan, Körfez bölgesinde ve tüm coğrafyamızda yaşanan krizlerin bir an önce suhuletle sonuçlanmasını niyaz ediyorum. Rabbimden bizleri tüm kardeşlerimizle birlikte güvenli ve müreffeh bir geleceğe kavuşturmasını diliyorum. Rabbim sizleri her türlü kazadan, beladan, tehlikeden muhafaza eylesin. Rabbim yar ve yardımcınız olsun."

Erdoğan, sözlerini Arapça "Allah'a emanet olun." diyerek tamamladı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Katar’daki Türk birliğini ziyareti

DOHA (AA) – Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Katar'daki kahramanlarımızdan beklentimiz şudur; silahınız ve yüreğinizle askeri vazifenizi icra ederken duruşunuz, sevginiz ve saygınızla da Katar halkının kalbini fethetmelisiniz." dedi.

Erdoğan, Doha'daki resmi temasları kapsamında ziyaret ettiği Katar Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) Kara Unsur Komutanlığında incelemelerde bulundu.

Komutanlıkta görevli personele hitap eden Erdoğan, "Hepinize ülkemden, 80 milyon vatandaşımdan selamlar getirdim. Türk milletinin her bir ferdinin selamı, sevgisi, duası sizlerle beraberdir." diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Türk askeri için Katar'ın gurbet olmadığını" söyledi.

Katar'da görevli Türk askerinin, öz kardeşlerinin evinde olduğunu vurgulayan Erdoğan, "Sizler, diğer ülkelerin yurt dışında görev yapan askerleri gibi değilsiniz çünkü sizlerin buradaki varlığının yegane sebebi dostluktur, huzurdur, güvendir, barıştır. Bir kardeşin bir kardeşe olan desteği neyse sizlerin buradaki varlığının anlamı da budur." ifadelerini kullandı.

Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Zor zamanlarda kardeşlerinizin, dostlarınızın yanında olmak, ecdadımızın bize bıraktığı en büyük miraslardan biridir. Üstelik tarih boyunca bu desteğimizi bedeli ne olursa olsun vermekten çekinmemişizdir. Katar'da 2015 yılından beri mevcut bulunan birliğimizi, yaşanan son krizin ardından üç katına çıkartarak bu konudaki kararlılığımızı bir kez daha ortaya koyduğumuza inanıyorum. Gönül coğrafyamızın bu müstesna köşesinde görev yapan siz kıymetli askerlerimiz işte bu misyonla burada görev yapıyorsunuz.

Diğer yerlerde görev yapan askerlerimiz gibi Katar'daki kahramanlarımızdan beklentimiz şudur; silahınız ve yüreğinizle askeri vazifenizi icra ederken duruşunuz, sevginiz ve saygınızla da Katar halkının kalbini fethetmelisiniz. Bizim askerimizi diğer tüm askerlerden ayırt eden en önemli fark, görevini yaparken ahlakını, vicdanını, Allah korkusunu asla askıya almıyor olmasıdır. Bugün bir asır önce bırakıp gittiğimiz yerleri ziyaret ettiğimizde karşılaştığımız muhabbetin, sevginin, hüsnükabulün gerisinde işte bu gerçek vardır."

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türk askerinin, Katar'da asırlar boyunca silinmeyecek, daima takdirle ve özlemle yad edilecek derin bir iz bırakacağına inandığını belirtti.

Askerlere, Türkiye'yi ve Türk milletini temsil ettikleri bu kutlu görevlerinde başarılar dileyen Erdoğan, şunları kaydetti:

"Katarlı dostlarımıza, sizlere verdikleri destek, gösterdikleri kolaylık, sağladıkları ve sağlayacakları imkanlar için teşekkür ediyorum. Allah'tan, Körfez bölgesinde ve tüm coğrafyamızda yaşanan krizlerin bir an önce suhuletle sonuçlanmasını niyaz ediyorum. Rabbimden bizleri tüm kardeşlerimizle birlikte güvenli ve müreffeh bir geleceğe kavuşturmasını diliyorum. Rabbim sizleri her türlü kazadan, beladan, tehlikeden muhafaza eylesin. Rabbim yar ve yardımcınız olsun."

Erdoğan, sözlerini Arapça "Allah'a emanet olun." diyerek tamamladı.