TÜRK-İŞ 1 Mayıs'ı Kocaeli'de kutladı

KOCAELİ (AA) – TÜRK-İŞ Genel Başkanı Ergün Atalay, "Kıdemle ilgili 17 milyon çalışan var. Bu ülkede kıdemle ilgili olan insan sayısı 40 milyon. Bu ülkenin yarısıyız. Buradan bir daha sesleniyorum. Kıdemin nokta kadar geri gidişini aklınıza getirmeyin. Mevcut yapıya nokta kadar dokundurmayız." dedi.

Zeytin Dalı Harekatı'na katılan Mehmetçiğe destek için geçen yıl 1 Mayıs'ı Hatay'da kutlayan TÜRK-İŞ, bu yıl başta kıdem tazminatı olmak üzere çalışma hayatının sorunlarını gündeme taşımak için kutlama programını Kocaeli'de düzenledi.

Atalay, 15 Temmuz Milli İrade Meydanı'nda düzenlenen kutlama programında, tüm emekçilerin gününü kutladı.

Kocaeli'de 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü'nü kutladıklarını belirten Atalay, bugün Kahramanmaraş'ta 1 Mayıs'a giderken kazada hayatını kaybeden işçilere Allah'tan rahmet, yaralılara acil şifalar diledi.

Kıdem için Kocaeli'de olduklarını belirten Atalay, şöyle devam etti:

"Bu alandan Türkiye'yi yönetenlere sesleniyorum. Bu alandan Meclis'e, kamuoyuna sesleniyorum. 3 bin lira brüt ücret alan bir kardeşimiz 250 lira yemek parası, 250 lira yol parası, 3 bin 500 lira. Bu kardeşimiz 25 sene çalışabilirse alacağı kıdem 86 bin lira. TOKİ'den alt gelir grubuyla ilgili en düşük 50 metrekarelik konut 116 bin lira. Kıdem ile ilgili olumsuz bir çalışma yapmayın. Kıdemle ilgili nokta kadar geriye gidecek bir çalışma yapmayın. Kıdem bizim kızımızın çeyiz parası, oğlumuzun düğün parası. Kıdem bizim nefes almamızı sağlıyor, duymamızı sağlıyor. Kıdem bizim görmemizi sağlıyor. Bazı art niyetli işverenler doymak bilmiyor. İyi niyetli olanlara Allah daha kazandırsın. Kıdemle ilgili 17 milyon çalışan var. Bu ülkede kıdemle ilgili olan insan sayısı 40 milyon. Bu ülkenin yarısıyız. Buradan bir daha sesleniyorum. Kıdemin nokta kadar geri gidişini aklınıza getirmeyin. Mevcut yapıya nokta kadar dokundurmayız. Fon diyorlar, Size de ailenize de buradaki genel başkanlara da bana da fenalık geliyor. Geçmişte fonların akıbetini biliyoruz. Fon lafını ülke gündeminden çıkartın, her ramazan ayı gibi her sene kıdemi ülke gündemine getirmeyin. İş yerlerinde verimimiz düşüyor, evimizde huzurumuz kaçıyor. Huzurumuzu bozmayın, verimimizi düşürmeyin. Buradan ülkeyi idare edenlere sesleniyorum, Kıdem bizim son kalemiz, 'nokta' diyecek başka bir şey yok, haberiniz olsun."

Emeklilikte yaşa takılanlarla ilgili sorunun ne zaman çözüleceğinin merak edildiğini kaydeden Atalay, "Bir yerden başlamak lazım. Belki tamamını halledemezsiniz ama bir yerden başlamak şart. Yaşı 45, emekli maaşı yok. İşe almıyorlar. Bu insanlar ne yapacaklar. Onun için emeklilikte yaşa takılanlarla ilgili bir an evvel çözüm bulmak lazım." ifadelerini kullandı.

Sabah Taksim'de anıta çelenk koyduğuna değinen Atalay, "Sene 1977, 34 tane arkadaşımızı katlettiler. Aradan 40 sene geçti. Kim yaptı hala belli değil. Bu alandan bir kez daha sesleniyorum, altını çizerek, 1977 katliamını kim yaptıysa kim arkasında varsa 12 Eylül'ün de 28 Şubat'ın da 15 Temmuz'un da arkasından onlar var. Görmemezlikten gelmeyin haberiniz olsun." diye konuştu.

  • "25 senedir bu ülkede çalışan geçici işçi var"

Atalay, KİT'lerde kadro geçmeyenlere kadro sözü verildiğini söyleyerek, "Bir an evvel TÜRK-İŞ'in işçileri, aileleri, onlarla ilgili müjdeli bir haber bekliyor. 25 senedir bu ülkede çalışan geçici işçi var. Senede 6 ay. Geçen sene 9 ay 29 güne çıkardılar. Bir bölümü 9 ay 29 gün çalışıyor, bir bölümü çalışmıyor. Bir an evvel bu kardeşlerimize kadroya almak lazım." dedi.

Şeker fabrikalarının ve SEKA Kağıt Fabrikasının özelleştirilmesini eleştiren Atalay, şeker fabrikalarıyla ilgili durumun gözden geçirilmesi gerektiğini savundu.

Atalay, özel sektöre ve yabancı sermayeye karşı olmadıklarını vurgulayarak, "Tank paletin yüzde 51'i bizde olsun, işçi Milli Savunma Bakanının personeli olsun. Çok mu bir şey istiyoruz?" şeklinde konuştu.

İşçilerin taleplerini anlatan Atalay, "Bu taleplerimizi yerine getirin ki ülke tebessüm etsin. Yerine getirin ki işçi evinde mutlu olsun." dedi.

Atalay, kamu sözleşmelerinin 4 ay önce başladığını, işçilerin bakanlıktan olumlu bir haber beklediğini belirterek, bu meselenin bir an evvel hızlandırılmasını istedi.

  • "Partinin sendikası olmaz"

Kadınlarla ilgili sorunları ülke gündemine taşıdıklarını aktaran Atalay, şunları söyledi:

"17 milyonun çalıştığı yerde 2 milyon sendikalı. Bir laf var bilir misiniz? Keser döner, sap döner gün gelir hesap döner. Şimdi bazıları bağırıyor. Ben bu alandan Türkiye'deki bütün emekçilere sesleniyorum. Hangi sendikada huzur buluyorsanız, hangi sendikaya güveniyorsanız, hangi sendikanın şemsiyesi altında olmak istiyorsanız o sendikanın üyesi olun. Baskı görmeden, şiddet görmeden mobbing uygulanmadan… Maalesef 10 yıldır bunu gördük. Şube müdürleri, bazı belediye başkanları, vekiller, 'Bu bizim sendikamız'… Sendikalar, partilerin arkasına sığınmasınlar. Sendikalar, işçinin sendikası olur. Ülkenin sendikası olur. Partinin sendikası olmaz. Partinin sendikası olursa sarı sendika olur."

Atalay, ülkede okula gitmesi, oynaması gerekirken 8-14 yaş arasında 2 milyon çocuğun çalıştığını bildirerek, bu çocukların çalıştırılmaması için Meclis'in bir çare bulması gerektiğini kaydetti.

İşçi ölümlerine de değinen Atalay, Soma faciasında 301 insanın göz göre göre can verdiğini, bunun karşılığının 4 sene ceza olduğunu, bu kararın Türkiye'ye yakışmadığını sözlerine ekledi.

  • Programdan notlar

Kutlama programına, TÜRK-İŞ Başkanlar Kurulu, 38 sendika üyesi genel başkanı ve şube başkanları katıldı.

Meydanda geniş güvenlik önlemleri alınırken, alana girenler tek tek arandı.

Program öncesi Metalin Sesi Grubu konser verdi, dans toluluğu gösteri yaptı.

Saygı duruşunda bulunulması ve İstiklal Marşı'nın okunmasıyla başlayan programda, platformun yan tarafına dev "Kıdemime Dokunma" pankartı asıldı.

Kalabalığın davul-zurna eşliğinde halaylar çekmesiyle renklenen program, Atalay'ın alandakilere kırmızı karanfil dağıtmasıyla son buldu.

“Tank Palet Fabrikasında altın hisse, yetki bizde olsun”

ADANA (AA) – Türk-İş Genel Başkanı Ergün Atalay, Sakarya'daki Tank Palet Fabrikası ile ilgili, "Yabancı sermaye, özel sektör gelsin para yatırsın, beraber yapalım ama benim tek talebim, altın hisse, söz ve yetki bizde olsun." dedi.

Atalay, konfederasyona bağlı sendikaların temsilcileriyle Yol-İş'e ait otelde toplantı yaptı.

Buradaki konuşmasında, Sakarya'daki Tank Palet Fabrikası ile ilgili değerlendirmelerde bulunan Atalay, yabancı sermayeye ve özel sektöre karşı olmadıklarını dile getirdi.

Türkiye'nin 100 yıldan bu yana tankları Almanya'dan aldığını belirten Atalay, şöyle devam etti:

"Hatta öyle bir noktaya geldi ki Almanlar bundan 15 sene evvel tankları terörle mücadelede kullandırmadı. Bize, 'kullanamazsınız benim tanklarımı.' dedi. Biz orada obüs topları yapıyoruz. Mükemmel toplar ama satma imkanımız yok, patenti yok elimizde. Yabancı sermaye, özel sektör gelsin para yatırsın, beraber yapalım ama benim tek talebim, yüzde 51'i, altın hisse, söz ve yetki bizde olsun. Kimde olsun? Milli Savunma Bakanlığında, devlette olsun. İşçi de Milli Savunma Bakanlığının personeli olsun. İşçinin talebi de benim talebim de bu. Doğrusu da bu."

Atalay, şunları kaydetti:

"Tanka ihtiyacımız var mı? Var. Bir an evvel, bu şartnameyi açıklasınlar. Katar'dır, BMC'dir kimse gelip 40 tanesini bizim fabrikada yapsın, geri kalan 200 tanesini kendi fabrikasında yapsın. Biz tank palette kendi işimizi yapmaya devam edelim. Bu Türkiye'nin, Türk-İş'in, Türk Harb-İş'in talebi. Doğrusu da bu. Sayın Cumhurbaşkanı da ifadesinde, 'işçiye bir zarar gelmeyecek, bir sıkıntı yok, yetki bizde.' diyor ama bununla ilgili şartnameyi görmek istiyoruz. Özü şu, yüzde 51'i Milli Savunma Bakanlığında olsun, yetki Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nde olsun, yüzde 49'una yabancı sermaye gelirse gelsin, işçi de bakanlığın personeli olsun. Ülke de işçi de Harb-İş üyeleri de Sakarya'da çalışanlar da bunu bekliyor."

8 Mart Dünya Kadınlar Günü

ANKARA (AA) – Türk-İş Genel Başkanı Ergün Atalay, "Zihniyet değişimi için toplumsal cinsiyet eşitliği eğitimlerine gereken önem verilmelidir. Cinsiyet eşitliği eğitimlerinin tüm eğitim süreçlerini kapsayacak şekilde düzenlenmesi gerekmektedir." ifadelerini kullandı.

Atalay, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla yayımladığı mesajında, 8 Mart'ın; ezilen, aşağılanan ve hor görülen kadınların 1857'de ağır çalışma koşullarına karşı başlattıkları mücadelenin yıl dönümü olduğunu anımsattı.

Kadına her şeyden önce insan olmaktan kaynaklanan değerin verilmemesinin 1857'de başlayan kadın dayanışmasını beraberinde getirdiğini belirten Atalay, şunları kaydetti:

"Bugün ülkemizde, kadınlarımızın sorunları vardır. Bu sorunlar hayatın her alanında kendisini gösterebilmektedir. Kadınlar, ülkemizin ve dünyanın çeşitli yerlerinde hukuki yollarla yapılan çalışmalara rağmen şiddete ve ayrımcılığa uğramaktadır. Cinsiyet ayrımcılığı siyasette, karar mekanizmalarında, ekonomide ve eğitimde kendini göstermektedir. Kadın, medyada ve reklam dünyasında cinsel bir obje olarak kullanılıp istismar edilmemelidir."

Eve iş verme, yarı zamanlı çalışma gibi esnek çalışma biçimlerinin en olumsuz hallerini çoğunlukla kadınların yaşadığını, kadınların emek yoğun işlerde düşük ücretle, sosyal güvenceden ve örgütlenmeden yoksun bir şekilde çalıştırıldığını vurgulayan Atalay, şu ifadeleri kullandı:

"Ülkemizde zihniyet yapısı değişmediği sürece, düzenlenen yasalar etkin olamayacak, yasal gelişmelerin sağlanması da pek bir önem arz etmeyecektir. Zihniyet değişimi için toplumsal cinsiyet eşitliği eğitimlerine gereken önem verilmelidir. Cinsiyet eşitliği eğitimlerinin tüm eğitim süreçlerini kapsayacak şekilde düzenlenmesi gerekmektedir. Zihniyet değişimi ile birlikte kadınların çağdaş yaşama aktif katılımının önündeki engeller teker teker kaldırılacaktır."

Mobbing ile Mücadele Sempozyumu

ANKARA (AA) – Türk-İş Genel Başkanı Ergün Atalay, "Örgütlenmeyle ilgili sıkıntılar var. Bursa'da bir iş yerindeki bir hanım kardeşimize işveren her gün 'şu sendikaya geç' diyor. Bu mobbinge giriyor mu, girmiyor mu? İki günlük ömürde, yaşadığımız şu güzel ülkede kimse kimseyi baskı altına almasın." dedi.

Atalay, Türk-İş Genel Merkezinde düzenlenen "Mobbing ile Mücadele Sempozyumu"nun açılışında, mobbingin çalışma hayatının en önemli sorunlarından biri olduğunu belirterek, çalışanların kimi zaman işverenlerin kimi zaman da yöneticilerin mobbingine maruz kaldığını söyledi.

Bazı işverenlerin çalışanlarına kıdem tazminatı almadan işten ayrılması için, bazı yöneticilerin ise işverene yaranmak için çalışanlara mobbing uyguladığına dikkati çeken Atalay, "Mobbing bir insanlık suçudur. Mobbinge uğrayan birini dinlediğiniz zaman ertesi gün işe gitmek istemezsiniz. Bu ciddi bir psikolojik şiddettir." ifadelerini kullandı.

Sakarya'daki Tank Palet Fabrikası'nın işletme hakkının devredilmesine de değinen Atalay, şöyle konuştu:

"Burada çalışanlar üç aydır yatmıyor, kalkmıyor. Hocalara, 'bu mobbinge giriyor mu?' diye sordum. Onlar da 'bunun sürekli olması lazım' karşılığını verdiler. Yani üç ay yetmiyor mu? Bizim oradaki arkadaşlarımız, her gün iş yeri kapandı mı, kapanacak mı kaygısını yaşıyor. Örgütlenmeyle ilgili aynı sıkıntılar var. Bursa'da bir iş yerindeki bir hanım kardeşimize işveren her gün 'şu sendikaya geç' diyor. Bu mobbinge giriyor mu, girmiyor mu? İki günlük ömürde, yaşadığımız şu güzel ülkede kimse kimseyi baskı altına almasın. İnsanlar özgürce fikirlerini kırmadan, dökmeden, yakmadan söyleyebilmeli. Bu ülke bizim ülkemiz."

Atalay, mobbing konusunda çalışanları bilgilendirmek için hazırlanan broşürü Türk-İş'e bağlı tüm sendikaların üyelerine dağıtacaklarını bildirdi.

  • "Toplumsal değerlerimizi çalışma hayatımızda da ayağa kaldırmalıyız"

Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu Başkanı Süleyman Arslan da mobbingin yaklaşık yarım asırdır üzerinde konuşulan ve çözüm aranılan bir konu olduğunu söyledi.

Kurum olarak mobbingle mücadelede atılan her adımı önemli gördüklerini belirten Arslan, "İnsanların işyerinde karşılaştığı psikolojik baskı ve şiddetin gerek bireyin yaşamına gerekse de toplum yaşamına yansımalarından endişe duyuyoruz. Kurum olarak her bireyin insan onur ve haysiyetine yakışır şekilde çalışma hakkını kullanmasını son derece önemsiyoruz." dedi.

Toplumdaki ahlaki standartların iş yerindeki ahlaki standartlardan bağımsız ele alınamayacağını ifade eden Arslan, şöyle devam etti:

"Toplumsal değerlerimizi sosyal hayatlarımızla olduğu kadar çalışma hayatımızda da ayağa kaldırmamız gerektiğine inanıyorum. İş yerindeki ahlaki standartlara ilişkin yeni bir anlayışın geliştirilmesini mobbing gibi bir iş ahlakı sorununun çözümünde etkili olacak temel halkalardan bir tanesi olarak değerlendiriyorum."

Arslan, 2011'de "İş Yerlerinde Psikolojik Tacizin (Mobbing) Önlenmesi" konulu Başbakanlık genelgesinin yayımlandığını anımsatarak, mobbing ile mücadeleyi önemsediklerini ve bu yöndeki çalışmaları görev kabul ettiklerini vurguladı.

Mobbing ile Mücadele Derneği Başkanı İlhan İşman ise "ülkenin beşeri sermayesini kemiren bir kanser"e benzettiği mobbingi "iş yeri kanseri" olarak nitelendirdi.

Mobbingle mücadelede müstakil bir yasanın varlığına ihtiyaç duyulduğuna işaret eden İşman, "Bu sayede mobbing illetini en azından zapturapt altına alacak önlemlerin geliştirilmesini istiyoruz. Bu yolda da çaba sarf ediyoruz." dedi.

"Mobbing ile Mücadele Sempozyumu"na Anayasa Mahkemesi Başkan Vekili Engin Yıldırım, sendika genel başkanları ve ilgililer katıldı.

AA'nın “Yılın Fotoğrafları” oylaması

ANKARA (AA) – Türk-İş Genel Başkanı Ergün Atalay, Anadolu Ajansının (AA) "Yılın Fotoğrafları" oylamasına katıldı.

AA foto muhabirlerinin yurt içinde ve yurt dışında çektiği fotoğrafları inceleyen Atalay, "Haber" kategorisinde tercihini, Özkan Bilgin'in Şemdinli'nin Balkaya Dağları'nda vatan savunmasındaki askerlerin ramazan ayında iftarını anlatan "Mehmetçik'ten İlk İftar" başlıklı fotoğrafından yana kullandı.

"Yaşam" kategorisinde Yahya Sezgin'in "Bir Avuç Arı" fotoğrafını seçen Atalay, "Spor" kategorisinde ise Tarihi Kırkpınar Yağlı Güreşleri sırasında Elif Öztürk tarafından çekilen pehlivanların dinlenme anlarını yansıtan "Pehlivanlar" fotoğrafına oy verdi.

Seçtiği üç fotoğrafta emek, cesaret ve alın teri olduğunu ifade eden Atalay, fotoğraflarda emeği geçen basın emekçilerine teşekkürlerini sundu.

Asgari Ücret Tespit Komisyonu toplandı

ANKARA (AA) – İşçi, işveren ve hükümet temsilcilerinden oluşan Asgari Ücret Tespit Komisyonu, 2019'da geçerli olacak asgari ücreti belirleme çalışmaları kapsamında üçüncü kez toplandı.

Türk-İş'in ev sahipliğindeki toplantının başkanlığını Çalışma Genel Müdürü Nurcan Önder yaptı.

İşçi heyetine Türk-İş Genel Eğitim Sekreteri Nazmi Irgat, işveren heyetine ise TİSK Genel Sekreteri Akansel Koç'un başkanlık ettiği toplantıda, asgari ücretli işçi Gülden Görmez de Türk-İş heyetinde yer aldı.

  • "Birlikte bu rakamın altına imza atalım"

Türk-İş Genel Başkanı Ergün Atalay, toplantının açılışında yaptığı konuşmada, asgari ücret rakamının 7-8 milyon çalışanı doğrudan etkilediğini belirterek "Makul, mantıklı ve kabul edilebilir bir rakam olursa bununla ilgili kamuoyu ve asgari ücretli mutlu olur, biz de mutlu oluruz. Altına imza atarız. 44 yılda 3 kere anlaşarak rakamı belirledik. Gönlümden geçen hükümet, işveren ve işçi birlikte bu rakamın altına imza atalım." diye konuştu.

Bir işçinin ocak ayında aldığı ücretin aralık ayına kadar ortalama yüzde 12 oranında düştüğünü vurgulayan Atalay, "Ortalama 3 bin lira ücret alan bir arkadaşımız aralık ayında 420 lira kesinti yaşıyor. Asgari ücretin vergi yükü var." dedi.

  • "Herkesi ilgilendiren rakamlar olacak"

TİSK Genel Sekreteri Akansel Koç da işverenler olarak herhangi bir rakam belirtmediklerine işaret ederek 2019'daki hedef enflasyonun, işsizlik ve büyüme oranlarının da dikkate alınarak bir rakam belirlenmesini istediklerini söyledi.

Çalışma Genel Müdürü Nurcan Önder ise Türkiye İstatistik Kurumunca (TÜİK) bir sunum yapılacağını aktararak "TÜİK'in vereceği rakamlar, herkesi ilgilendiren rakamlar olacak. Bugün onu dinleyeceğiz." dedi.

Akşener'den Türk-İş'e ziyaret

ANKARA (AA) – İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun işçilerin haklarını aramak için sokağa çıkmaları gerektiği sözlerine ilişkin olarak, "Kimse sokağa inecek değil, kimse sokakta herhangi bir acayiplik yapacak değil. İnsanlar geçim derdinde, çocuğunu okutmak derdinde." dedi.

Akşener, Türkiye İşçi Sendikaları Konfederasyonu (Türk-İş) Genel Başkanı Ergün Atalay'ı ziyaretinde yaptığı açıklamada, asgari ücret ve taşeron işçiler konusunda, Atalay'dan bilgi alarak bu konuları Meclise taşıyacaklarını söyledi.

Ankara'daki YHT kazasının ardından tutuklanan 3 TCDD çalışanının ifadelerine ilişkin soruya Akşener, "Türkiye'de her konuda herkes konuşuyor. Dolayısıyla sapla saman birbirine karışıyor. Ardında hiç alakası olmayan insanlara linç uygulanıyor. Bu hususun teknik olarak bir an evvel bu işi yönetenler tarafından nerede eksik bırakıldı, nerede yanlışlık var açıklanması lazım." yanıtını verdi.

  • "Kimse sokağa inecek değil"

Akşener, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun işçilerin haklarını aramak için sokağa çıkmaları gerektiği ve Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Kılıçdaroğlu'nun bu sözlerine yönelik eleştirilerinin hatırlatılması üzerine, "Kimse sokağa inecek değil, kimse sokakta herhangi bir acayiplik yapacak değil. İnsanlar, geçim derdinde, çocuğunu okutmak derdinde." diye konuştu.

Türk-İş Genel Başkanı Ergün Atalay, çalışma hayatında gündemin asgari ücret olduğunu ve perşembe günü asgari ücret komisyonu ile Türk-İş Genel Merkezi'nde görüşeceklerini belirtti.

Atalay, asgari ücretin 2 bin liraya çekilmesi konusunu, 4 aydır dile getirdiklerini ifade ederek, "Fitre 19 lira ve 4 kişilik bir ailede bu ücret aylık 2280 lira ediyor. Asgari ücretin bunun altında olmaması gerekiyor ki, fitrede asgari ücret buğday hesabından yapılıyor." dedi.

Destici'den Türk-İş'e destek ziyareti

ANKARA (AA) – Büyük Birlik Partisi (BBP) Genel Başkanı Mustafa Destici, Türk-İş Genel Başkanı Ergün Atalay'a yöneltilen eleştirilere ilişkin, "Çamur at, izi kalsın mantığında. O çamurun tutmayacağını çok iyi biliyoruz. Bu konuyu gündemde çok tutmanın doğru olmadığını düşünüyorum." dedi.

Türk-İş Genel Başkanı Ergün Atalay'ı makamında ziyaret eden Destici, burada yaptığı konuşmada, asgari ücret görüşmeleri vesilesiyle Atalay'a yöneltilen birtakım haksız ifadeler olduğunu ancak Türk-İş'in 28 Şubat ile 15 Temmuz'da milli iradenin ve demokrasinin yanında cansiperane durduğunu bildiklerini söyledi.

Destici, Atalay'a yöneltilen eleştirilerin çamur at, izi kalsın mantığında olduğunu belirterek, "O çamurun da tutmayacağını çok iyi biliyoruz. Bu konuyu gündemde çok tutmanın doğru olmadığını düşünüyorum. Çünkü bu algı operasyonu tutmamıştır, tutmayacaktır. Tabii siz bulunduğunuz makam itibarıyla işçi kardeşlerimizin haklı taleplerini dile getireceksiniz. Bu konuda eğer birileri sizleri sindirmeye çalışırsa, burada biz karşılarında oluruz. Çünkü bu sizin en tabii hakkınız. Elbette ki haklı talepler dile getirilecek." değerlendirmesinde bulundu.

  • "Asgari ücret görüşmelerindeki sözler çarpıtıldı"

Atalay ise asgari ücret görüşmelerine devam edildiğini anımsatarak, bugüne kadar işçilerin, çalışanların haklarını dile getirdiklerini vurguladı.

Her yerde ve her zaman demokrasiden yana tavır sergilediklerini ifade eden Atalay, "Biz 28 Şubat'ta, 27 Nisan'da, 15 Temmuz'da ne yaptık, bunu Türkiye'nin tamamı biliyor." diye konuştu.

Atalay, insafsız ve merhametsiz insanların sözlerini çarpıttığını kaydederek, ülkeye, insanlığa borcu olduğunu ve çalışmalarına bu inanç doğrultusunda devam edeceğini söyledi.

Atalay, açıklamaların ardından Destici'ye Türk-İş tarafından hazırlanan 15 Temmuz darbe girişimiyle ilgili kitabın Arapça basımını takdim etti.

“Türk-İş'i ziyaretim yaşananlara karşı bir cevaptır”

ANKARA (AA) – TBMM Başkanı Binali Yıldırım, "Türk işçi hareketinin, emeğin en büyük örgütü Türk-İş'in, Türk-İş Genel Başkanı'nın saçma sapan haberlerle yıpratılmasına asla gönlümüz razı gelmez. Bugün bu ziyaret, Meclis Başkanı sıfatımla hem bir iadeiziyaret hem de bu son günlerde yaşananlara karşı bir cevaptır" dedi.

Yıldırım, Türk-İş Genel Başkanı Ergün Atalay'ı makamında ziyaret ettikten sonra basın mensuplarına açıklamalarda bulundu.

Asgari ücret görüşmeleri vesilesiyle son günlerde Türk-İş Genel Başkanı Ergün Atalay'a yöneltilen birtakım haksız ifadelerin söz konusu olduğunu belirten Yıldırım, şunları söyledi:

"Biz Ergün Atalay'ı iyi biliriz. Ergün Atalay, Türkiye'de emeğin, alın terin temsilcisi olan en köklü sendikasının genel başkanı olmasının ötesinde, geçmişiyle pırıl pırıl bir insandır. Dolayısıyla hiçbir şekilde memleketin ve milletin geleceğine yönelik yanlış hareketin içerisinde olmamıştır, bundan sonra olmasını kimse beklemesin. Biz, Ergün Bey ve arkadaşlarını 30 yıldır tanırız. Her zaman sağduyunun yanında olmuş, mesele memleket olunca, mesele millet olunca 'gerisi teferruat' diyerek en önce adım atmış, yola çıkmış bir kardeşimizdir. Dolayısıyla Türk işçi hareketinin, emeğin en büyük örgütü Türk-İş'in, Türk-İş Genel Başkanı'nın saçma sapan haberlerle yıpratılmasına asla gönlümüz razı gelmez. Bugün bu ziyaret, Meclis Başkanı sıfatımla hem bir iadeiziyaret hem de bu son günlerde yaşananlara karşı bir cevaptır."

Ergün Atalay'ın Danimarka'da düzenlenen ve 240 milyonun üzerinde çalışanın temsil edildiği, çalışma hayatının en büyük organizasyonlarından Uluslararası Sendikalar Konfederasyonu Kongresi'ne katıldığını anımsatan Yıldırım, Atalay'ın burada yaptığı konuşmada, Türkiye'ye yönelik tehditleri açık seçik ortaya koyduğunu vurguladı. Yıldırım, "Atalay, DEAŞ'ı, PKK'sı, PYD'si ve Suriye'de yaşanan iç savaş nedeniyle ülkemizin ne kadar büyük bir yük altında olduğunu ve ülkemizi, birliğimiz, beraberliğimizi, kardeşliğimizi, huzurumuzu bozmaya çalışanlara yönelik ne kadar dikkatli olmamız gerektiğini çok veciz bir şekilde ortaya koymuştur." ifadelerini kullandı.

  • "Emek örgütlerinin sigortasıdır"

Yıldırım, Türk-İş Genel Başkanı Ergün Atalay ve arkadaşlarını haksız, mesnetsiz, akla izana uymayan meselelerle isnat etmenin fevkalade yanlış olduğunu ifade ederek, "Asla bunu kabul etmemiz mümkün değildir. Türk-İş, aynen durduğu yerde, çizgisinde, geçmişte olduğu gibi gelecekte de devam edecek ve bu ülkeyi gayrimeşru yollardan ülkenin huzurunu bozmaya çalışanlara karşı emek örgütlerinin sigortasıdır. Bu görevini sürdürmeye de devam edecektir." dedi.

Rize Emniyet Müdürü Altuğ Verdi'nin şehit edilmesine de değinen Yıldırım, şunları söyledi:

"Benim de yakın korumalığımı yapan Rize Emniyet Müdürü Altuğ Verdi, maalesef bir polis memurunun saldırısı sonucu hayatını kaybetti. Yaralanan görev arkadaşları var. Emniyet Müdürümüze Allah'tan rahmet, yakınlarına başsağlığı, yaralılara da Allah'tan şifa diliyorum."

Ağbaba, Ergün Atalay'ı kutladı

ANKARA (AA) – CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Emek Büroları Genel Koordinatörü Veli Ağbaba, Uluslararası Sendikalar Konfederasyonu Konseyine asil üye seçilen Türk-İş Genel Başkanı Ergün Atalay'ı kutladı.

Ağbaba, yaptığı yazılı açıklamada, Türkiye işçi sınıfı tarihinin en önemli kilometre taşlarından biri olan Türk-İş Konfederasyonunun Genel Başkanı Atalay'ın, Uluslararası Sendikalar Konfederasyonu'nun en üst karar alma organı olan Genel Konseye asil üye olarak seçilmesini büyük bir mutluluk ve gururla karşıladıklarını belirtti.

Atalay'ın bu başarısının, Türkiye'de işçilerin haklarının uluslararası alanda temsil edilmesi noktasındaki önemini vurgulayan Ağbaba, Atalay'ın öncülüğündeki Türk-İş'in, işçinin ve emekçinin alın terini her türlü platformda savunmaktan asla taviz vermediğini ifade etti.

Ağbaba, Atalay'a yöneltilen haksız ithamların ne Türk halkı nezdinde ne de Türkiye'de çalışan milyonlarca işçi ve emekçi nezdinde en ufak bir karşılığının bulunmadığını kaydederek, Atalay'ı Uluslararası Sendikalar Konfederasyonu'nun Genel Konseyine asil üye olarak seçilmesi dolayısıyla tebrik etti.