Almanya'da çare bulamayan hasta Türkiye'de kanseri yendi

ANKARA (AA) – DUYGU YENER – Almanya'da kansere yakalanan ve doktorların "iki yıl yaşar" dediği Ayten Yıldırım, Türkiye'de nadir olarak uygulanan bir operasyonun ardından kanseri yenerek sağlığına kavuştu.

22 yıldır Almanya'da yaşayan Ayten Yıldırım'a, 10 ay önce kolon (kalın bağırsak) kanseri teşhisi konuldu. Kemoterapi gören ve ameliyat şansının bulunmadığı belirtilen Yıldırım, bunun üzerine çareyi Türkiye'de aradı.

Lokman Hekim Üniversitesi Hastanesi Genel Cerrahi Servisine başvuran Yıldırım, karaciğerini de saran tümörden nadir olarak uygulanan bir yöntemle kurtularak hayata yeniden bağlandı.

Ameliyat sonrası sağlığına kavuşan Yıldırım, AA muhabirine yaptığı açıklamada, karın ağrısı ile başlayan rahatsızlığı sonrasında yapılan tetkiklerde kolon kanseri tanısı konulduğunu söyledi.

Bağırsak ameliyatı sonrasında tümörün karaciğerine sıçradığını ve 12 seans kemoterapi aldığını anlatan Yıldırım, şunları kaydetti:

"Kemoterapiyi daha fazla kaldıramayacağım için ara verildi. O sırada Türkiye'deki hocalarımızı araştırdık. Fatih Hocamıza ulaştık ve ameliyat şansımın olduğunu söyledi. Bunun üzerine Türkiye'ye geldik. Ameliyatın nasıl olacağını bize çizerek anlattı. Çok olumlu geldi. Tekrar Almanya'ya döndüm ve oradaki doktorumuzla görüştük. Bize yine ameliyat şansımın olmadığını söyledi. Ben ameliyat olmaya karar verdim ve Türkiye'ye geldik. Ameliyatım büyük bir başarıyla gerçekleşti.

Bütün tümörler temizlendi. Atamız, 'Beni Türk hekimlerine emanet edin' demiş. Biz de aynı onu uyguladık. Benim gibi Almanya'da olup da şansı olmadığı söylenenlere, bütün Türk vatandaşlarına duyurmak isterim; orada onlara bağlı kalmasınlar."

  • "Karaciğerin ortasından büyük bir kesimi çıkardık"

Operasyon hakkında bilgi veren Lokman Hekim Üniversitesi Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Mehmet Fatih Can, kalın bağırsak kanseri tanısı alan hastanın tümörünün karaciğerine sıçradığını ifade ederek, "Karaciğerdeki tümörleri oldukça büyük ve yaygın olduğu için kemoterapi almış ve ilaç tedavisi görmüş bir hasta. Değişik ameliyat seçenekleri üzerinde durulmuş ama ameliyat şansı verilmemiş. Hastamıza biraz farklı bir teknik uyguladık." dedi.

Karaciğerin kendini yenileyebilen bir organ olduğuna işaret eden Can, ameliyatlarda önemli olanın karaciğerin belli bir miktarı alındıktan sonra geri kalan bölümün hastaya yetip yetmemesi olduğunu söyledi.

Doç. Dr. Can, ameliyatta hastanın karaciğerinin yüzde 70'e yakın kısmının alındığını belirterek şöyle konuştu:

"Tümörlerin çok yoğun olduğu karaciğerin orta kısmı çıkarıldı. Hastada kalacak tarafta birkaç tümör odağı vardı. Onları da yakarak tedavi ettik. Bu hastada uyguladığımız teknik, çok sık uygulanan bir karaciğer ameliyatı tekniği değil. Ameliyat yaklaşık 9 saat sürdü. Bu şekilde benim bugüne kadar uyguladığım 13'üncü hasta oldu."

Kanser nedeniyle yapılan büyük karaciğer ameliyatlarının genellikle karaciğerin sağ ya da sol tarafının çıkarılması şeklinde yapıldığını dile getiren Can, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Büyük bir karaciğer bu şekilde çıkarılacaksa, karaciğerin kalan tarafının bazı yöntemler kullanılarak büyütülmesi gerekir. Bu hastada karaciğerin orta kısmında oldukça büyük bir bölümü özel bir teknik kullanarak çıkarttık. Karaciğerin sağ ve sol tarafında az miktarda karaciğer dokusu kaldı. Kalan karaciğerlerin besleyici ve boşaltıcı damarlarını koruyabildiğimiz için bu karaciğer hastaya yetebildi. Özelliği, karaciğerin orta kısmından büyük bir kesimin çıkarılması şeklinde olması.

Karaciğeri yarım bir karpuza benzetebiliriz. Bu yarım kapuzu ortadan kesip sağ yarısı ya da sol yarısını çıkarabilirsiniz. Biz de bu karpuzun tam ortasından büyük bir dilim aldık."

Kulak saran tümöre “zorlu” operasyon

ANKARA (AA) – DUYGU YENER – Kulağı ve kulağının arka bölgesinde çok geniş alanı saran tümörü olan 74 yaşındaki İsmail Soykan, üç ayrı ekip tarafından yapılan 8 saat süren zorlu bir operasyonun ardından sağlığına kavuştu.

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde yaşayan İsmail Soykan, kulak arkasında oluşan kitle nedeniyle bir süre önce sağlık sorunları yaşamaya başladı.

Sağlık Bilimleri Üniversitesi Gülhane Eğitim ve Araştırma Hastanesine başvuran Soykan'a yapılan tetkiklerde, kulak arkasındaki tümörün yüz bölgesini de içeren geniş bir alanı kapladığı belirtilerek, hemen ameliyat olmasına karar verildi.

SBÜ Rektör Yardımcısı ve Kulak, Burun Boğaz Baş ve Boyun Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Mustafa Gerek başkanlığındaki üç ayrı ekip tarafından yapılan operasyonda, İsmail Soykan'ın ilk olarak kulak arkasındaki tümörü alındı, ardından tümörlü bölge yayılan kemik dokular çıkarıldı, son olarak tümörlü bölgenin temizlenmesi nedeniyle ortaya çıkan boşluk, hastanın göğüs ve bacağından alınan dokuyla giderildi.

  • "Geniş bir tümör çıkarımı planladık"

SBÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Mustafa Gerek, operasyona ilişkin AA muhabirine yaptığı açıklamada, hastanın 40 gün önce kulak arkasındaki kitle nedeniyle başvurduğunu belirterek, "Yapılan tetkiklerde kitlenin oldukça derin olduğu, işitmeyi ilgilendiren ön tarafta çene eklemini, yüz bölgesinde tükürük bezi de dahil geniş bir alanı tutmuş olduğunu tespit ettik. Geniş bir tümör çıkarımı planladık." dedi.

Hastanın kulak arkasındaki tümörünün oldukça derine yayıldığını, bu nedenle "temporal kemik" adı verilen ve işitmenin de gerçekleştiği kemik dokuları, çene eklemini ve boyun bölgesinde tümörün yayılabileceği bütün alanları operasyonda temizlediklerini aktaran Gerek, bu sayede tümörsüz bir alan elde edildiğini söyledi.

Prof. Dr. Gerek, ameliyat sırasında yapılan patolojik incelemeler sonrasında ise hastanın göğüs bölgesinden alınan dokunun tümörün çıkarıldığı alanda ortaya çıkan boşluk üzerine nakledildiğini ifade ederek, "Şu anda hastamız ameliyatının ikinci haftası içerisinde, iyileşmemiz oldukça iyi, gayet güzel gidiyor. Bundan sonraki dönemde bir radyoterapi söz konusu olabilir. Tümörsüz bir hayatı olacağını bekliyoruz. Hastanın motivasyonu da oldukça iyi." diye konuştu.

  • "Karnabahar şeklinde dışarıya patlamış bir tümör"

Hastanın kilolu olmamasının ameliyat için en büyük avantajlardan birisi olduğuna değinen Gerek, şunları kaydetti:

"Yağ dokusunun olmaması iyileşmede her zaman artı bir değerdir. Göğüs bölgesinden alınan dokuyu kulak sahasına taşıma şansımız oldu. Kalanını da bacaktan aldığımız deriyle kaplama fırsatımız oldu. Sorunsuz olarak iyileşmeyi sürdürüyoruz. Kulak arkasındaki tümör, karnabahar gibi dışarıya patlamış, akıntılı ve kötü kokulu geniş bir tümördü. Ameliyat 8 saat sürdü. Üç ayrı ekip çalıştı. Tümörü çıkaran bir ekip sonra oradaki kemik dokuyu çıkarmak üzere bir ekip, göğüs ve bacaktan alınan dokularla deri defektini kapatan bir ekip çalıştı.

Yerleşim yeri itibarıyla bu boyuttaki bir tümör çok sık rastladığımız bir tümör değildi. Genelde bu noktaya kadar tümörün getirilmemesi gerekir. Daha önce başvurulmuş olsaydı. Büyükçe ve kemik dokuya yayılmış bir tümördü. Çene eklemi, yüz siniri… Bu boyutta tümörü çok sık görmemekteyiz."

Operasyon sonrası sağlığına kavuşan İsmail Soykan, ameliyatını gerçekleştiren ekibe teşekkür etti.

Hastalıklarını yenmek için birbirlerine moral veriyorlar

İZMİR (AA) – TEZCAN EKİZLER – İzmir'de, lösemi hastası genç ile beynindeki tümör nedeniyle tedavi gören babası, birbirlerine moral vererek hastalıklarını yenmeye çalışıyor.

Balıkesir'de dünyaya gelen 18 yaşındaki Mustafa Kocaerkek'e 3 yıl önce geçirdiği rahatsızlığın ardından Balıkesir Devlet Hastanesinde lösemi teşhisi kondu.

İzmir'deki Sağlık Bilimleri Üniversitesi (SBÜ) Dr. Behçet Uz Çocuk Hastalıkları ve Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesine sevk edilen Kocaerkek, bir yıl boyunca gördüğü kemoterapiye olumlu cevap verince taburcu edildi.

Aile Balıkesir'e döndükten 5 ay sonra, Edremit Devlet Hastanesinde 42 yaşındaki baba Muhammet Kocaerkek'in beyninde tümör olduğu belirlendi.

Babasının hastalığına çok üzülen genç, Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesindeki tedavi sürecinde Muhammed Kocaerkek'in yanında kaldı.

Bu dönemde ateşi tekrar yükselmeye başlayan Mustafa Kocaerkek'in lösemiden kaynaklanan sağlık sorunları tekrarladı.

Mustafa Kocaerkek, İzmir'deki hastanede tekrar kemoterapi görmeye başladı.

Maddi durumları yetersiz olduğu için zor günler yaşayan baba oğulun tedavi giderleri Sağlık Bakanlığı tarafından karşılanırken, İzmir Hasta Çocuk Evleri Derneği de aileye Bornova'da tüm ihtiyaçlarını karşıladığı bir ev tahsis etti.

Baba oğul, hastalıklarını yenmek için birbirlerine moral vererek ayakta durmaya çalışıyor.

  • "Güle oynaya köyümüze dönmek istiyoruz"

Mustafa Kocaerkek, lösemi tedavisi görürken hastanede çok sıkıldığını, derneğin ailesine ücretsiz tahsis ettiği ev sayesinde yine tüm aile beraber olduklarını söyledi.

Babasıyla tedaviler dışında tüm günlerini beraber geçirdiklerini belirten Kocaerkek, "Kemoterapim devam ediyor. Babamla birbirimize moral veriyoruz. İyileşip güle oynaya köyümüze dönmek istiyoruz. İyileştikten sonra yapacağımız işleri konuşuyoruz mesela. Eğitimim yarım kaldı, onu tamamlayıp veteriner olmak istiyorum çünkü hayvanları çok seviyorum." dedi.

  • Bütün aile tek yürek

Baba Muhammed Kocaerkek de oğlunun lösemi hastası olduğunu öğrendiği gün çok üzüldüğünü anlattı.

Oğlu ile ayrı ayrı hastanelerde kemoterapi gördüklerini dile getiren baba Kocaerkek, "Çok zor günler yaşadık. Bize ücretsiz bu evi verdiler. Burada oğlumla tedavi sürecimiz devam ederken birbirimize destek veriyoruz. Hayatta en büyük isteğim çocuğumun ve kendimin yeniden sağlığımıza kavuşmamız." diye konuştu.

Anne Emine Kocaerkek ise oğlunun ve eşinin hastalığına çok üzüldüğünü ama onların yanında bu durumunu hiç belli etmediğini aktardı.

Kocaerkek, "En zor anımızda Sağlık Bakanlığı ve İzmir Hasta Çocuk Evleri imdadımıza yetişti. Bu ev eşim ve oğlum için moral oldu. Öbür türlü ikisinin de tedavilerini yaptıramazdık. İnşallah sağlıklarına kavuşacaklar." şeklinde konuştu.

  • 6 ay ev tahsis edildi

SBÜ Dr. Behçet Uz Çocuk Hastalıkları ve Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesi Çocuk Hematoloji ve Onkoloji Servisi doktorlarından Doç. Dr. Tuba İlkay Karapınar, gence 2 yıl önce uygulanan kemoterapiden olumlu sonuç aldıklarını ama löseminin her zaman tekrarlama riski olduğunu ifade etti.

Hastanın kendilerine başvurmasının ardından yeniden tedavi sürecinin başladığını dile getiren Karapınar, Kocaerkek'i tekrar kemoterapiye aldıklarını, hastalığını yakından takip ettiklerini söyledi.

İzmir Hasta Çocuk Evleri Derneği Başkanı Sevil Ozan ise yaşadıkları maddi zorlukları ve sağlık sorunlarını öğrenince tedavi süreçlerine olumlu yansıması için bir evlerini 6 ay boyunca aileye tahsis ettiklerini anlattı.

Derneğe ait 7 evleri olduğunu, burada 14 ailenin kalabildiğini kaydeden Ozan, "Onları misafir ediyoruz, tüm giderlerini derneğimiz karşılıyor. Hastalarımız iyileşip memleketlerine döndüklerinde bizler de çok mutlu oluyoruz." dedi.

Yüzünün yarısını kaplayan tümörden Türkiye'de kurtulacak

İSTANBUL (AA) – ZEYNEP RAKİPOĞLU – Yüzünün sağ tarafını kaplayan tümörle doğduğu günden bu yana mücadele eden 5 yaşındaki Somalili Fuad Mehdi, Türkiye'de gerçekleştirilecek ameliyatla sağlığına kavuşacak.

Ailesiyle Somali'de mülteci kampında yaşayan Fuad Mehdi, alnının sağ tarafında bulunan küçük bir tümörle hayata gözlerini açtı.

Gün geçtikçe yüzüne yayılan tümör, Mehdi'nin hayatını her alanda etkilemeye başladı. Büyüyen tümörün, nefes almasını ve yemek yemesini zorlaştırdığı Mehdi, sağ gözündeki görme yetisini de tamamen kaybetti.

Yüz şeklinin değişmesinden dolayı konuşma becerisini de geliştiremeyen Fuad Mehdi'nin, 5 yıldır Somali'de birçok doktora götürülmesi ve ilaç tedavi görmesine rağmen tıbbi imkansızlıklar nedeniyle hastalığının ilerlemesine engel olunamadı.

  • Ameliyat öncesi ilaç tedavisi uygulanacak

Somalili bir doktorun tavsiyesi üzerine Help Dünya Derneğinin Somali'deki mülteci kampında bulunan sağlık ocağına götürülen 5 yaşındaki Mehdi, oradaki Türk doktorunun muayenesinin ardından derneğin desteğiyle tedavi için Türkiye'ye getirildi.

İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Estetik, Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Tamer Koldaş tarafından Bağcılar Medicine Hospital'da yapılan tetkikler sonucu, "vasküler anomali" tanısı konulan Fuad Mehdi'nin ameliyat olmasına karar verildi.

Kan değerleri düşük ve yüzündeki tümör çok büyük
olduğu için hemen ameliyata alınamayan Mehdi, tümörün küçültülmesi için 3 hafta boyunca uygulanacak ilaç tedavisinin ardından ameliyat edilecek.

Somalili minik Mehdi, yüzündeki tümörün alınmasının ardından sağlığına kavuşacağı günlerin hayalini kuruyor.

  • "Fuad, ağrılarından dolayı hep ağlıyor"

AA muhabirinin sorularını yanıtlayan baba Mehdi Fiile, 5 yıldır oğlunun iyileşmesi için birçok doktora gittiklerini, fakat çeşitli ilaçlar kullanmasına rağmen Fuad Mehdi'nin hastalığının hiçbir iyileşme belirtisi göstermediğini söyledi.

Somali'de tıbbi imkanların yetersiz olduğunu belirten Fiile, "Bizim orada bu hastalığın tedavisi yok. İmkanlar yeterli değil. Tedavi ve ameliyat için aletlerimiz yetmiyor." dedi.

Oğlunun durumuna çok üzüldüğünü ifade eden Fiile, "Tümör yüzünü kapladığı için doğru düzgün konuşamıyor. İstediği şeyleri dile getiremiyor. Fuad çok üzgün ve ağrılarından dolayı hep ağlıyor. Çocuğum hasta ve hiçbir şey yapamıyorum. Gerçekten çok zor bir durum." diye konuştu.

  • "Oğlumun sağlığına kavuşmasını istiyorum"

Somali'de oğluyla ilgilenen doktorun kendilerini Help Yardım Derneğine yönlendirdiğini anlatan Fiile, oradaki doktorun Mehdi'yi muayenesinden sonra tedavi ve ameliyat için Türkiye'ye göndereceklerini söylediğini aktardı.

Fiile, Somali'de 12 çocuğuyla mülteci kampında yaşadığını belirterek, şöyle devam etti:

"Help Yardım Derneği aracılığıyla Türkiye'ye geldik. Oğlumun sağlığına kavuşmasını istiyorum. İnşallah sağlığına kavuştuğu zaman da çocuğumu en iyi şekilde okutmak istiyorum. Mülteci kampında hiçbir eğitim yok. Ben de çok zor durumda çalışarak, yemeklerini zar zor karşılamaya çalışıyorum. Maddi durumumuzu destekleyen hiçbir şey yok. Türkiye'de yardımsever ve iyi yürekli insanların olduğunu biliyorum. Bu yüzden çocuğumun iyileşmesi ve çocuklarımı okutabilmem için yardım etmelerini istiyorum."

  • "Fuad için elimizden geleni yapıyoruz"

    Help Dünya Derneği gönüllüsü Ayfer Özel de derneğin, Somali'de mülteci kampı yakınlarında bir sağlık ocağı ve ailesi olmayan çocuklar için bir yurdu olduğunu anlattı.

Yaklaşık 2 aydır iletişim halinde oldukları Fuad Mehdi'nin hastane raporlarının Türkiye'de incelendiğini ve tedavi için Somali'den İstanbul'a getirdiklerini ifade eden Özel, şunları kaydetti:

"Biz hemen ameliyat olacağını düşünüyorduk fakat Fuad'ın kan değerleri çok düşük çıktı. Onların besinleri bizden farklı tabii. Kan değerleri çok düşük olduğundan hemen ameliyata alamadılar. Tümör de çok büyük olduğu için ilk önce küçültmek için bir ilaç tedavisine başlandı. İlaç verdiler, 3-4 hafta sonra tümörün ne kadar küçüldüğüne bakacaklar. Ondan sonra ameliyat olacak. Fuad için elimizden geleni yapıyoruz. Umarım çok sağlıklı ve mutlu bir şekilde Fuad'ı, Somali'ye göndeririz. Ailesine kavuştururuz."

Karaciğer hastasına hayat veren operasyon

ANTALYA (AA) – AYŞE YILDIZ – Akdeniz Üniversitesi Hastanesi'nde ilk kez uygulanan yöntemle tümör bulunan karaciğerinin yüzde 70'i çıkarılan hasta, ameliyattan 6 saat sonra yürüyüş yaptı, 3 günde taburcu oldu.

Antalya'da ikamet eden 46 yaşındaki Emine Bozlamba'ya, dört yıl önce karın ağrısı şikayetiyle gittiği hastanede karaciğer damarsal tümörü teşhisi konuldu.

Gördüğü tedavilere rağmen hastalığı ilerleyen Bozlamba, şiddetli ağrı, midede basınç, halsizlik ve iştah kaybı nedeniyle aşırı kilo kaybetti.

Daha önce başvurduğu doktorların operasyonun riskli olduğunu söylediği Bozlamba, Akdeniz Üniversitesi Hastanesine başvurdu. Hastanenin Başhekimi ve genel cerrah Prof. Dr. Bülent Aydınlı ile görüşen Bozlamba, ameliyata ikna oldu.

Aydınlı ve Sağlık Bilimleri Üniversitesi Gülhane Tıp Fakültesi Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nden Genel Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. M. Fatih Can başkanlığındaki ekip tarafından, halk arasında kapalı olarak bilinen laparoskopik yöntemle Bozlamba'nın tümör bulunan karaciğerinin yüzde 70'i çıkarıldı.

– "Kendimi çok iyi hissediyorum"

Bozlamba, AA muhabirine yaptığı açıklamada, son bir yılda hastalığı nedeniyle hayatının çok zorlaştığını ancak ameliyattan sonra ağrılarından kurtulduğunu söyledi.

"Gittiğim hastanelerde bazı doktorlar 'sakın ameliyat olma' dedi. Bazıları da 'ameliyat olman gerekiyor ama dört aydan önce toparlanamazsın' dediler. Bülent hocamla tanıştım. Psikolojik olarak da destek verdi. Bu kadar kısa sürede ayağa kalkacağımı tahmin etmemiştim. Kendimi çok iyi hissediyorum, yürüyorum, ekmeğimi, yemeğimi yiyorum." diyen Bozlamba, ameliyatın ertesi günü sevinçle normal kahvaltı yaptığını anlattı.

– "Antalya'da ilk oldu"

Prof. Dr. Bülent Aydınlı da hastanın karaciğerinin sağ tarafında büyük bir tümör olduğunu, bunu kapalı ameliyat yöntemiyle çıkardıklarını söyledi.

Operasyonun başarılı geçtiğini belirten Aydınlı, "Antalya'da ilk oldu, Türkiye'de de karaciğerin bu kadar büyüklükte kapalı yöntemle çıkarılması çok nadir. Bu yöntemi, ileri aşamada organ nakilleri için de yapmayı planlıyoruz. Bu ilk aşaması oldu. Hasta, tamamen hızlı bir iyileşme sürecinde." diye konuştu.

– "3 günde taburcu oluyor"

Doç. Dr. M. Fatih Can ise kapalı yöntemle karaciğerin yüzde 70'lik kısmını çıkardıklarını, büyük bir ameliyat olmasına rağmen hastanın operasyondan birkaç saat sonra yürüdüğünü anlattı.

Dünyada laparoskopik ve robotik yöntemle yapılan rahim kanseri, kalın bağırsak kanseri, prostat gibi ameliyatların yaygın olduğunu anlatan Can, şunları kaydetti:

"Ancak bu yöntemin karaciğer ve pankreas ameliyatlarında ilerlemesi zaman aldı çünkü karaciğer ameliyatları, normal açık ameliyatlarla yapıldığında bile zor. Kapalı yöntem yapılması ilave bir zorluk getiriyor. Bu nedenle yöntemin dünyada ilerlemesi yavaş oldu. Normal ameliyatta, hastanın karnında 30 santimetrelik bir kesi oluşturarak, karın açılarak ameliyatlar yapılıyor. Onun yerine aynı ameliyatı 4-5 tane bir santimetrelik delikten girdiğimiz aletlerle gerçekleştiriyoruz. Avantajı, hasta çok daha hızlı iyileşiyor. Kesilerden meydana gelecek ağrıları çok daha az, normal hayatına dönme süresi çok hızlı oluyor. Bu hastamız, ameliyattan 15 saat sonra sıvı gıdalar almaya başladı. 3 günde taburcu oluyor."

Ağırlığının 2 katı tümörle doğdu

İZMİR (AA) – TEZCAN EKİZLER – İzmir'de erken doğumla dünyaya geldikten iki gün sonra ameliyatla vücudundan 3,2 kilogram kitle alınan Süleyman Umut Soysal, sağlığına kavuştu.

Eşi Ömer Soysal ile Menemen'de yaşayan Hilal Soysal, hamileliğinin 4. ayında gittiği doktor kontrolünde bebeğinin kuyruk sokumu kısmında büyük bir kitle olduğunu öğrendi.

Bir yakınının önerisiyle Sağlık Bilimleri Üniversitesi (SBÜ) İzmir Tepecik Eğitim ve Araştırma Hastanesi Perinatoloji Bölümüne başvuran Soysal'ı doktorlar takibe aldı. Anne, hamileliğinin 33. haftasında hastanede sezaryenle doğum yaptı.

Yaklaşık 4,5 kilogram olarak dünyaya gelen ve Süleyman Umut adı verilen bebeğin, hastanenin Yeni Doğan Yoğun Bakım Ünitesi'ne alınarak tetkikleri yapıldı. Ardından yaklaşık 2 saat süren ameliyatla kuyruk sokumundaki tümör alındı. 3,2 kilogram ağırlığındaki tümörden kurtulan Süleyman Umut, kuvöze alındı.

– 40 binde bir görülen hastalık

Ameliyatı yapan Çocuk Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Tunç Özdemir, AA muhabirine yaptığı açıklamada, kuyruk sokumu tümörünün 40 bin doğumda bir görülen bir vaka olduğunu söyledi.

Bebeğin sağlığına kavuştuğunu aktaran Doç. Dr. Özdemir, şu bilgileri verdi:

"Bebek, anne karnından çıktığında vücudunun göbek kordonu ile tümör arasındaki bağlantıya dolanmış olduğu belirlendi. Bebeğin durumu bize geldiğinde riskliydi. Bebeğin kendisi kitleyle beraber 4,5 kilogram doğdu, kitleyi çıkarınca bebek 1,3 kilogram kaldı. Yani kitlesinin ağırlığı 3 bin 200 kilogramdı. Ağırlığınının iki katı kadar tümörü vardı. Çocuğun kendi kan hücreleri kitlenin içinde parçalanıyordu. 2 gün bu sorunla uğraştık, kan verdik, pıhtılaşmayı sağlayan trombosit hücrelerini verdik. Bunlar yeterli olmadı, trombosit vererek ameliyata aldık. Ameliyatla kitlenin tümünü, tümörün kaynaklandığı kuyruk sokumu kemiğini de aldık."

Özdemir, tümörün patolojik sonucunun henüz gelmediğini, prematüre olarak dünyaya geldiği için bebeğin kuvözde bir süre daha kalacağını ifade etti.

Ameliyattan sonra bebeğin ailesiyle ilk karşılaştığı anı unutamadığını anlatan Özdemir, "Aile zaten bebeğin yaşamayacağını düşünüyormuş. Yeniden bebek sahibi olmuşlar gibi oldu. Sağlıklı bir bebek ellerine verilmiş gibi çok mutlu oldular. Aile sağlıklı bir bebekleri olduğu için çok mutlu." şeklinde konuştu.

– "Evladıma ilk kez dokunduğumda çok mutlu oldum"

Anne Hilal Soysal da hamileliğinin çok zor geçtiğini, doğumdan sonra ilk kez bebeğini kuvözde gördüğünü söyledi.

Bebeklerinin hayatlarına umut getirmesi için bu adı verdiklerini anlatan anne Soysal, "Bizim ilk çocuğumuz olması için bir yıl bekledik. Evladıma ilk kez dokunduğumda çok mutlu oldum. Doktorlar çok başarılı bir ameliyat yapıp bebeğimi kurtardılar. Allah da bize yardım etti." ifadelerini kullandı.

Ömer Soysal da doğumdan sonra bebeklerinin vücudundaki tümörü görünce çok korktuğunu, eşine bir şey söyleyemediğini belirtti.

Doktorların evlatlarının yaşaması için olağanüstü çaba harcadığını vurgulayan baba Soysal, "Daha önce özel bir doktora gittik. 'Bu çocuğu aldırın, daha sizin iyi günleriniz. Aldırmazsanız doğum sonrası büyük ameliyatlar geçirir, bu ameliyatlar büyük para gerektirir.' dediler. Biz ailecek karar aldık çocuğumuzu aldırmadık." dedi.

Soysal, çocuklarının kontrollerinin devam ettiğini, onu kucağına alacağı günü sabırsızlıkla beklediğini sözlerine ekledi.

Vücudundan 23 kilogramlık tümör çıktı

ANKARA (AA) – Fazla kilo şikayeti bulunan Amerikalı kadının vücudundan 23 kilogram tümör çıkartıldı.

Doktorlar, aylardır karnında ağrı ve fazla kilo şikayetiyle hastaneye giden, ABD'nin Alabama eyaletinde yaşayan Kayla Rahn'ın vücudunda tümör bulunduğunu tespit etti.

Uzun zamandır kilo aldığını düşünen Rahn'ın yumurtalıklarında tespit edilen 23 kilogramlık tümör, ameliyatla alındı.

Tümörün, iyi huylu olarak nitelendirilen 'müsinöz' türü olduğu belirtildi.

Rahn'ın doktoru jinekolog Gregory Jones, daha önce müsinöz tümörü vakalarıyla karşılaştığını ancak bu tümörün şimdiye kadar çıkardıklarının en büyüğü olduğunu kaydetti.

Ameliyatın ardından Rahn, bir yıldır giyemediği kıyafetlerini artık giyebildiğini söyledi.

– Müsinöz tümörü

Yaygınlıkla tek yumurtalıkta görülen Müsinöz tümörü, kadınların genelde üreme çağında ortaya çıkıyor.

İnsan vücudunda rastlanan en büyük kistik yapı olarak nitelendirilen Müsinöz tümörlerinin ortalama çapı 50 santimetre iken ağırlığı 160 kilograma kadar çıkabiliyor.

Vücuda yerleşen tümör, hastada karın ağrısı, karında şişlik, kusma ve beslenme bozukluğuna yol açıyor.

Karaciğerindeki kanser tümörünü özel tedavi ile küçülttüler

İZMİR (AA) – TEZCAN EKİZLER – İzmir'de karaciğerindeki kanserli tümör kemoterapiyle yok edilemeyen hasta, uygulanan özel bir yöntem sayesinde tedaviye yanıt verdi.

Manisa'nın Akhisar ilçesinde yaşayan 59 yaşındaki 2 çocuk annesi Aysun Özüdoğru, 14 yıl önce gözlerinin kararması şikayetiyle ilçe devlet hastanesine başvurdu.

Doktorların Manisa Celal Bayar Üniversitesi Tıp Fakültesine sevk ettiği kadın buradan da Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesine gönderildi.

Burada yapılan tetkikler sonucu cilt kanseri teşhisi konulan ve ilaçla tedavi edilen Özüdoğru, hastalığı 2016'da tekrarlayınca kanserli tümörün sıçradığı gözünden ameliyat oldu.

Bir yıl sonra kontrol için hastaneye gittiğinde tümörün karaciğerine yayıldığını öğrenen Özüdoğru, Medical Park İzmir Hastanesi'nde tedavi görmeye başladı.

Burada iki kez kemoterapi ve ışın tedavisi uygulanan Özüdoğru'nun tedaviye olumlu yanıt alamaması üzerine doktorlar farklı bir yöntem uyguladı.

– Tümör yüzde 70 küçüldü

Hastanenin Onkoloji Kliniğinden Doç. Dr. Çağatay Arslan, Anestezi Uzmanı Dr. Hasan Yurday Çetin ve Radyoloji Uzmanı Utku Mahir Yıldırım'ın, kemoterapiyi direk karaciğere yüksek miktarda uygulaması sayesinde kanserli tümör yüzde 70 oranında küçüldü.

Uzm. Dr. Utku Mahir Yıldırım, AA muhabirine yaptığı açıklamada, hastaya kemoterapi uyguladıkları halde kanser hücrelerinin karaciğerde büyümeye devam ettiğini gözlediklerini, damardan uygulanan kemoterapinin çok yüksek dozda verilemediğini anlattı.

Yıldırım, tedaviye ilişkin şunları söyledi:

"Karaciğeri besleyen damarın içine bir mikro kateter koyuyoruz. Oradan çok yüksek miktarda, kemoterapi ajanını veriyoruz. Bir yandan da karaciğerden gelen kanı özel kateter yardımıyla emiyoruz. Dışarıda kanı diyaliz işlemi gibi temizledikten sonra hastaya tekrar geri veriyoruz. Bu sayede hastaya yüksek seviyede kemoterapi veriliyor. Hasta hem onun yan etkilerinden korunurken hem de kemoterapi ajanı vücuda karışmadığı için komplikasyonları görmüyoruz. Bu sayede çözümsüz karaciğer tümörlerinde tümörü durdurma, gerileme ve ortadan kaldırma sağlayabiliyoruz."

Doç. Dr. Çağatay Arslan ise bu yönetimin sadece karaciğer tümörüne uygulandığını, akciğere ya da başka organlara uygulamanın zor olduğunu söyledi.

Hastasının yüzünün gülmesinin kendilerini de çok mutlu ettiğini anlatan Arslan, Özüdoğru'ya tedavinin iki hafta önce uygulandığını, karaciğerinde bulunan kanserli hücrelerin yüzde 70 oranında küçüldüğünü, bu oranın ilerleyen süreçte daha da artacağını kaydetti.

– "Tedavi yöntemi benim içim umut oldu"

Aysun Özüdoğru ise 13 yıl boyunca çok zor günler yaşadığını, hastanede uygulanan özel bir yöntem sayesinde karaciğerindeki tümörün tedavi edilmeye başlamasının mutluluğunu yaşadığını söyledi.

Artık kanserden korkmadığını belirten Özüdoğru, "Bu tedavi benim için umut oldu. İşlem sırasında hiçbir sorun yaşamadım. Şu an kendimi çok iyi hissediyorum. Benim için büyük bir ekip çalıştı. Hepsinden Allah razı olsun." dedi.

Özüdoğru, yüksek dozda kemoterapi ilacını almaktan ilk zamanlarda çok korktuğunu ama tedavi olduktan sonra kendisine uygulanan tedavinin ne kadar faydalı bir yöntem olduğun anladığını kaydetti.

Yüzünü yıkayabilmenin hayalini kuruyor

ANTALYA (AA) – AYŞE YILDIZ – Dünyada nadir görülen bir tür cilt kanserine yakalanan ve birçok uzvunu kaybeden 43 yaşındaki Sibel Oflas, kızının saçını taramak, evinin temizliğini yapmak, kıyafetlerini giyebilmek için biyonik protez el nakledilmesini hayal ediyor.

Çocukken yüzünde çıkan siğiller zamanla kansere dönüşen Oflas, vücudunu saran yaralardan kurtulabilmek için başvurduğu hastanelerde operasyonlar geçirdi.

Vücudunun farklı yerlerinde tümörler de çıkan Oflas'a, Akdeniz Üniversitesi Hastanesinde dünyada nadir görülen "epidermodisplazya verrüsiformis" teşhisi konuldu.

Uygulanan tedavilere rağmen hastalığı ilerleyen, vücudu tümörlerle kaplanan Oflas'ın kulağı, başının bir bölümü ve sağ elindeki parmakları kesildi. Hastalığı ilerleyince sağ eli bilek üstünden tamamen kesilen ve kirpikleri de kabuk bağlayan Oflas, ihtiyaçlarını karşılayabilmek için protez biyonik el takılmasını umut ediyor.

Maddi durumu iyi olmayan, ihtiyaçlarını tek başına karşılayamayan Oflas, hayırseverlerden gelecek yardım elini bekliyor.

Oflas, biyonik ele kavuşunca kızının saçını taramayı, evinin temizliğini ve yemek yapmayı, kıyafetlerini giyebilmeyi, sokağa tek başına çıkarak ihtiyaçlarını karşılamayı hayal ediyor.

– "Bana bir el olun"

Oflas, AA muhabirine yaptığı açıklamada, yüzünde çocukken çıkan siğillerin sürekli kansere dönüştüğünü, vücudunda üç çeşit kanser tespit edildiğini anlattı.

Sağ elini kaybettikten sonra ihtiyaçlarını tek başına karşılayamadığını dile getiren Oflas, "Elim olmadığı için proteze ihtiyacım var. Yaptığım araştırmaya göre beş parmak hareketli biyonik el varmış. Bununla ilgili bir protezciyle görüştüm. Protezin benim bütün ihtiyaçlarımı karşılayacak türde olduğunu söylediler." dedi.

Protezin ücretinin 29 bin 600 avro olduğunu belirten Oflas, bunu alabilecek güçte olmadığını, bu konuda destek istediğini ifade etti.

Daha önce kendisine maddi destek vermek isteyenlerin olduğunu ancak kabul etmediğini söyleyen Oflas, "Hiçbir zaman yardım kabul etmedim. Ama kendi imkanlarımla protezi alabilmem mümkün değil. Lütfen bana bir el olun. Hayatıma dokunmak isterseniz bana yardım edin. Bu protezi alabilirsem hayallerim gerçek olacak. Biyonik elle, kendi kendime giyinmek istiyorum. Kızımın saçını taramak, eşimin yemeğini yapmak, evimi temizlemek istiyorum." dedi.

Uzuvlarının kesilmeye devam ettiğini, elinin, sol kulağının yarısının kesildiğini vurgulayan Oflas, kirpik uçlarındaki kabuklanmaların göz kapağı içine girdiğini bu nedenle doktorun göz kapağını da alacağını dile getirdi.

Oflas, Sağlık Bakanlığından şifa beklediğini, Türkiye'de ilk olduğu için kendisinden sonraki hastalara da umut olmak istediğini anlattı.

"Yüzümü yastığa koyuyorum tümörlerin içinde iltihaplar çıkıyor. Yüzüm yastığa yapışıyor. Bir sürü sıkıntı, kafamın içinde dolu yaralar. Uzun yıllardır yüzümü yıkayamıyorum. Sadece gözlerimi yıkıyorum. Türkiye'de tek hastayım, benden sonrakilere ışık, ümit olmak istiyorum. Bunun için yardıma ihtiyacım var" diyen Oflas, hayatın kendisi için zor olduğunu söyledi.

Yüksek vücut sıcaklığı tümör ve enfeksiyonla mücadeleyi artırıyor

ANKARA (AA) – Yüksek vücut sıcaklığının, tümör, yara ve enfeksiyonla mücadele eden savunma sistemini hızlandırdığı belirtildi.

Science Daily'nin haberine göre, İngiltere'nin Warwick ve Manchester Üniversitesinden matematikçi ve biyologlar, vücut sıcaklığı ne kadar çok olursa, bedenin tümörlere, yaralara ya da enfeksiyonlara karşı savaşan önemli savunma sistemini o kadar hızlandırdığını belirledi.

Araştırmacılar, ateş sırasında olduğu gibi vücut sıcaklığındaki küçük yükselmelerin, enfeksiyonlara verilen tepkiyi kontrol eden hücresel bir “saatin” hızını artırdığını ve bu yeni bilginin, bu süreçte yer alan anahtar bir proteinin hedeflenmesiyle daha etkili ve hızlı çalışan ilaçlar için kapı aralayabileceği kaydedildi.

Biyologlar, iltihap sinyallerinin, saatin çalışmasını başlatmak için "Nükleer Faktör kappa B" (NF-κB) proteinlerini aktive ettiğini buldu.

Bunun, hücrelerin bir tümöre, yara veya enfeksiyona tepki vermesini sağladığı ve NF-κB kontrolsüz olduğunda Crohn hastalığı, sedef hastalığı ve "romatoid artrit" gibi iltihaplı hastalıklarla ilişkisi bulunduğu ifade edildi.

NF-κB saatinin 34 derece vücut sıcaklığında yavaşladığı ve normal 37 derece vücut sıcaklığından daha yüksek sıcaklıklarda (ateşte, 40 derece gibi) NF-κB saatinin hızlandığı tespit edildi.

Warwick'in Sistem Biyoloji Merkezi'ndeki matematikçiler, sıcaklık artışlarının döngü hızını nasıl artırdığını hesapladı. Ateşli hastalığı önlemek için gerekli A20 denilen bir proteinin bu süreçte kritik olarak yer alabileceği öngörüldü.

Araştırmacılar daha sonra hücrelerden A20'yi çıkardı ve NF-kB saatinin sıcaklıktaki artışlara karşı hassasiyetini kaybettiğini gördü.

Çalışma, sıcaklığın hücreler ve dokulardaki inflamasyonu, biyolojik olarak organize şekilde değiştirdiğini ortaya koydu.