Bakan Koca, ABD Ticaret Odası temsilcilerini kabul etti

ANKARA (AA) – Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, "Biz ülkemizin sadece klasik kimyasal ilaçların üretildiği veya ambalajlandığı bir ülke konumunda kalmasını istemiyoruz. Yeni teknolojiye sahip ilaçların ve biyolojik ürünlerin üretilebildiği, yüksek teknolojili tıbbi cihazların imal edilebildiği bir ülke olmayı hedefliyoruz." ifadesini kullandı.

Bakan Koca, ABD Ticaret Odası ve ABD-Türkiye İş Konseyi temsilcilerini makamında kabul etti.

Dünyadaki 3 milyon şirketi temsil eden ABD Ticaret Odası Genel Müdürü Jeniffer Miel başkanlığındaki 15 kişilik heyette, uluslararası teknoloji, ilaç ve tıbbi malzeme firmalarının temsilcileri de yer aldı.

Bakanlıktan yapılan yazılı açıklamada, Bakan Koca'nın kabulde yaptığı değerlendirmelere yer verildi.

Koca, Türkiye'nin jeopolitik konumu sebebiyle dünya nüfusunun neredeyse üçte birinin merkezi konumunda bulunduğunu vurgulayarak, hava yolu dikkate alındığında pek çok ülkeye birkaç saatlik uçuş mesafesinde bulunulduğunu belirtti.

Deniz yolu ile Avrupa, Rusya Federasyonu bölgesi, Körfez ülkeleri, Kuzey ve Doğu Afrika'ya kolay ulaşım sağlanabilecek limanlara sahip olunduğunu ifade eden Koca, kara yolu taşımacılığı ile Avrupa'nın tamamı ve Orta Doğu ülkelerine erişim mesafesinde bulunulduğunun altını çizdi.

Sadece lojistik nedenler dikkate alındığında bile Türkiye'nin üretim tesisleri açısından ne kadar ideal bir konuma sahip olduğunun görülebileceği değerlendirmesinde bulunan Koca, şunları kaydetti:

"ABD'nin de dahil olduğu pek çok ülkenin, Türkiye'de üretim tesisleri ve yatırımları vardır. Bu tesislerde üretilen ürünler sadece Türkiye içinde değil, bahsettiğim coğrafya içinde de tüketilmektedir. Bahsettiğim pazarlar gelişen pazarlardır ve önümüzdeki yıllarda ticaret kapasitesi daha da artacaktır.

Türkiye'nin ve bahsettiğim bu ülkelerin pazarları dikkate alındığında yatırımcılar açısından çok cazip bir pazar olduğu, bu pazar içinse ülkemizin ideal bir üretim merkezi olabileceği görülecektir. Ülkemiz bulunduğu coğrafyanın en istikrarlı ülkesidir. Yakınımızdaki ülkelerin tamamı gelişme potansiyeli olan ülkelerdir ve pazarın kapasitesi de bu potansiyel sayesinde genişlemeye adaydır.

Sağlık endüstrileri dikkate alındığında, biz ülkemizin sadece klasik kimyasal ilaçların üretildiği veya ambalajlandığı bir ülke konumunda kalmasını istemiyoruz. Yeni teknolojiye sahip ilaçların ve biyolojik ürünlerin üretilebildiği, yüksek teknolojili tıbbi cihazların imal edilebildiği bir ülke olmayı hedefliyoruz. Bu hususta yerelleşme anlamında kendimize koyduğumuz bir hedef vardır. İlaçta yüzde 54 oranında, ileri teknolojiye sahip tıbbi ekipmanlarda ise neredeyse yüzde 100'e yakın dış ülkelere bağımlılığımız var. Bizim taraftan bakıldığında bu tarz bir dış bağımlılık sürdürülebilir gözükmemektedir."

– "Bu teknolojilere sahip ülkelerle stratejik işbirliği içinde olmak istiyoruz"

Bakan Koca, ilaçların, tıbbi cihazların Türkiye'de üretilebilmesini hedeflediklerinin altını çizerek, "Bu yönde de bu teknolojilere sahip ülkelerle stratejik iş birliği içinde olmak istiyoruz. Stratejik iş birliği içinde, üretim tesislerinin ülkemiz sınırları içinde kurulmasını, iç pazarımızın ve civarımızdaki dış pazarların ihtiyaçlarının bu tesislerden karşılanmasını hedefliyoruz ancak bu üretim hatlarının sadece fason üretim yapan, mevcut bir ürünün kopyalarını üreten tesisler olmasını da istemiyoruz." değerlendirmesinde bulundu.

Bu tesislerin teknoloji transferiyle araştırma ve geliştirme çalışmalarının yapıldığı, yeni ve daha gelişmiş ürünlerin tasarlandığı ve üretildiği yerler olması gerektiğini belirten Koca, "Bu tesislerde üretilen kaliteli ve uygun maliyetli ürünlerin bahsetmiş olduğum gelişen pazarlara satılmasıyla her iki tarafın da kazançlı çıkacağı bir modelde iş ortaklığı yapmanın daha doğru olacağı inancındayım." ifadesini kullandı.

Bagajındaki tıbbi cihaz ile çalınan otomobil bulundu

İSTANBUL (AA) – Başakşehir’de bagajındaki tıbbi cihaz ile çalınan otomobil park halinde bulundu.

Asayiş Şube Müdürlüğü Oto Hırsızlık Büro Amirliği ekipleri, Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Ömer Bender'in otomobilinin 3 Ağustos'ta Bahçeşehir'de çalınmasına ilişkin başlattığı çalışma kapsamında, aracı dün akşam Pendik Şeyhli Mahallesi'ndeki bir ara sokağa sahte plakayla bırakılmış halde buldu.

Ekipler otomobili bulunduğu yerden alarak, araç çalındığı sırada bagajında bulunan tıbbi cihazın parçası ile Bender'e teslim etti.

Prof. Dr. Bender, basın mensuplarına yaptığı açıklamada, polis ekiplerine teşekkür ederek, "Duktoskopi cihazı bir sistem. Benim aracımdaki aparat cihazın bir parçası. Meme hastalıklarının teşhisinde kullanılıyor. Arızası vardı, onun için aracıma almıştım, o gün de aracım çalındı." diye konuştu.

Cihaz ile bazı tümörleri ameliyatsız çıkardığını anlatan Prof. Dr. Bender, "Ben bu cihazı kullanarak dünyada ilk kez memenin süt kanalı içindeki birtakım tümörleri ameliyatsız çıkaracak bir yöntem geliştirdim." dedi.

Bahçeşehir 1. Kısım Mahallesi Merit Sokak'ta 3 Ağustos'ta "tıklama" diye tabir edilen yöntemle Prof. Dr. Ömer Bender'in kullandığı araca arkadan çarparak durduran şüpheliler, aracı çalmıştı. Olayla ilgili Başakşehir İlçe Emniyet Müdürlüğü ekipleri, 13 Ağustos'ta yaşı küçük olan S.G'yi gözaltına almış, şüpheli hakimlikçe tutuklanmıştı.

ASELSAN'dan 2 milyar dolarlık hamle

ANKARA (AA) – GÖKSEL YILDIRIM – Türkiye'nin teknoloji merkezlerinden ASELSAN, yerli tıbbi cihazların geliştirilmesi ve bu alandaki yurt dışı bağımlılığın azaltılması için çok yönlü çalışma yürütüyor.

Türkiye'de sağlık teknolojilerindeki dışa bağımlılık yüzde 85 düzeyinde bulunuyor ve bu alanda yılda 2 milyar dolarlık ithalat gerçekleştiriliyor. Yerli üreticiler ise ileri teknoloji gerektirmeyen, katma değeri düşük ürünlere yöneliyor. Bakım-onarım anlaşmaları, sarf malzeme ihtiyacı ve yazılım güncelleme masraflarıyla medikal cihazların maliyet yükü artıyor.

Savunma ve sağlık, teknolojik olarak birbirini besleyebilecek iki önemli sanayi kolu olarak dikkati çekiyor. Bu alanlarda temel teknolojilerin çift amaçlı (dual-use) kullanımıyla yaygın şekilde karşılaşılıyor. Bu nedenle ASELSAN'ın savunma alanında sahip olduğu teknolojilerle medikal cihaz ve bileşenlerini yerli ve milli geliştirebileceği değerlendirilerek, şirketin faaliyet alanına sağlık teknolojileri de eklendi.

Sağlık teknolojileri alanındaki öncelikli faaliyet konusu, içerdiği teknolojilerin ASELSAN'ın tecrübeli olduğu alanlarla ortak olması göz önünde bulundurularak "medikal görüntüleme sistemleri" olarak belirlendi.

Sağlık Bakanlığı, manyetik rezonans (MR) görüntüleme, bilgisayarlı tomografi, ultrasonografi, dijital röntgen cihazlarının yerlileştirilmesiyle ilgili bir projeyi hayata geçirmek için çaba sarf ediyor. ASELSAN da sağlık endüstrisi açısından çok önemli olan bu proje kapsamında savunmada edindiği tecrübeyi, sağlık endüstrisi ekosistemiyle çalışarak ülkenin hizmetine sunmayı hedefliyor.

ASELSAN, bu projeye hazırlık olması amacıyla öz kaynaklarıyla "mobil dijital röntgen" ve "yerli MR görüntüleme sistemi" geliştirilmesi projelerini başlattı. Gelecek yıl ürünlerin ilk örneklerinin çıkarılmasına yönelik çalışmalar devam ediyor.

– Yerli ürünler için yeni iş birlikleri

ASELSAN, bu projelere ek olarak, Türkiye'nin sağlık ekosisteminde faaliyet gösteren yetkin ve start-up firmalarıyla beraber çalışma olanaklarını değerlendiriyor. Bu doğrultuda, defibrilatör (elektroşok) cihazlarında iş birliği yapmak üzere ilk adım atıldı. Bu adımı yaşam destek cihazlarında yapılacak diğer iş birlikleri izleyecek.

ASELSAN'ın mühendislik, yüksek teknolojili ürün geliştirme ve kalite yönetimi kabiliyetleriyle iş birliği yapılan firmaların alan uzmanlığı bir araya getirilecek, yenilikçi ve uluslararası pazarda iddialı ürünlerin yerli imkanlarla üretimi gerçekleştirilecek. Tıbbi cihaz alanında, Türkiye içinde benzer iş birlikleri artırılarak devam edecek.

– Hastalıkların hızlı tespiti için çözümler

ASELSAN, ayrıca sivil ve askeri savunmanın kritik bir alanı olan biyolojik savunmaya yönelik tespit, teşhis, analiz ve simülasyon sistemlerinin milli imkanlarla geliştirilmesi ve bu kapsamda gerekli teknolojilerin kazanılması maksadıyla biyotanı, biyosavunma ve KBRN (Kimyasal, biyolojik, radyolojik ve nükleer) tehditlere karşı savunma sistemlerine yönelik araştırma çalışmaları yürütüyor.

Savunma sanayisi için yürütülen bu çalışmalar, sağlık alanında virüs ve bakterilerin sebep olduğu bazı hastalıkların birinci basamak sağlık kuruluşlarında hızlı tespitine imkan veren kit ve cihazların geliştirilmesine imkan sağlayacak.

Tüm bu çalışmalarla Türkiye'de medikal sanayinin geliştirilmesi ve yurt dışına bağımlılığın azaltılması hedefleniyor.

ASELSAN hayat kurtaracak

ANKARA (AA) – GÖKSEL YILDIRIM – Türkiye'nin yüksek teknoloji merkezlerinden ASELSAN, tıbbi cihazların yerlileştirilmesine yönelik çalışmalarını genişletiyor. Hayat kurtaran elektroşok cihazlarının üretimini gündemine alan şirket, yenilikçi ve uluslararası pazarlarda iddialı yerli ürünler geliştirmeyi amaçlıyor.

ASELSAN, savunma elektroniğine yönelik bilgi birikimini Türkiye'nin güvenlik, ulaşım, enerji, otomasyon ve sağlık teknolojileri alanlarındaki ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla kullanıyor.

Şirket, sağlık teknolojileri alanında dışa bağımlılığı azaltacak, yerli tasarım ve üretim kabiliyetlerini artıracak projeler ile çözümler üzerinde çalışıyor. Bu kapsamda donanım, yazılım, cihaz ve sistem geliştirme, üretim faaliyetleri yürütülüyor.

Tıbbi cihazların yerlileştirilmesini gündemine alan ASELSAN, bir süredir radyoloji (X-Ray) görüntüleme sistemleri, manyetik rezonans (MR) görüntüleme sistemi, harp ve acil yardım akıllı turnikesi geliştirilmesine yönelik çalışmaları gerçekleştiriyor.

Sivil ve askeri savunmanın kritik bir alanı olan biyolojik savunmaya yönelik tespit, teşhis, analiz ve simülasyon sistemlerinin milli imkanlarla geliştirilmesi ve bu kapsamda gerekli teknolojilerin kazanılması amacıyla biyotanı ve KBRN (Kimyasal, Biyolojik, Radyolojik ve Nükleer tehditlere karşı savunma sistemi) sistemlerine yönelik araştırma çalışmalarına devam ediliyor.

ASELSAN tıbbi cihazlara yönelik bu çalışmalara yeni bir ürün daha ekleyecek. Şirket, bu amaçla METsis Medikal ile defibrilatör (elektroşok) cihazlarına yönelik iş birliği yapacak.

METsis Medikal, üniversite-sanayi iş birliğiyle 20'den fazla ülkeye ihracat yapan Türkiye’nin ilk ve tek eksternal defibrilator cihazı üreticisi olarak dikkati çekiyor.

ASELSAN’ın mühendislik, yüksek teknolojili ürün geliştirme ve kalite yönetimi kabiliyetleriyle METsis’in defibrilatör konusundaki alan uzmanlığının bir araya geleceği iş birliğiyle, bu alanda yenilikçi ve uluslararası pazarda iddialı ürünlerin yerli imkanlarla üretimi hedefleniyor.

Şirket, savunma sanayisinde elde edilen mühendislik yetenekleriyle Türkiye'nin tıbbi cihaz üretimi konusundaki mevcut birikimine liderlik etmeyi ve tıbbi cihaz sektörüne yeni bir soluk getirmeyi amaçlıyor.

– Zamanla yarışta en önemli yardımcı

Dünya genelinde yaşamını yitiren her 3 kişiden biri yani yılda yaklaşık 20 milyon kişi kalp rahatsızlıkları sebebiyle hayatını kaybediyor. Ani kalp durması da en önde gelen ölüm nedeni olarak görülüyor.

Bu durumla karşılaşıldığında yaşama tutunma şansını arttıran en etkili ve önemli cihaz defibrilatör yani kalp elektroşok cihazı oluyor. Defibrilatör ile kalbe elektrik akımı verilerek kalp kaslarındaki düzensiz titreşimler sonlandırılıyor ve kalbin normal şekilde çalışması sağlanıyor.

Ani kalp durması durumunda ilk 20-30 saniyede uygulanan defibrilasyon, yüzde 100'e yakın oranda kalp atışını normal ritmine döndürebiliyor. Defibrilasyon uygulanmasında geç kalınan her dakika ise yaşam şansının yüzde 10 azalması anlamına geliyor. Bu sebeple, hastane dışında da defibrilatör cihazlarına ulaşılabilmesi çok önem taşıyor.

Temel ilk yardım eğitimi alan herkesin kullanabileceği otomatik defibrilatör cihazları bu noktada devreye giriyor. Otomatik defibrilatörler kalbin elektriksel aktivitesini analiz ederek elektroşok uygulamasının gerekliliğine karar veriyor.

İş yeri, alışveriş merkezi, toplu taşım araçları gibi kalabalıkların olduğu yerler, otomatik defibrilatör cihazlarının konumlandırılması gereken yerler olarak öne çıkıyor. Bu sayede acil müdahale yetersizliği nedeniyle kalp krizlerinde yüzde 40 oranında seyreden can kaybının en aza indirilmesi mümkün olabileceği belirtiliyor.

Dünyadaki otomatik defibrilatör cihazı pazarı yaklaşık 3 milyar dolar buluyor ve pazar hızla büyüyor.

Sağlıkta dışa bağımlılık azaltılacak

ANKARA (AA) – Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, Türkiye'nin tıbbi cihaz, sarf, ilaç ve aşı konusunda dışa bağımlılığı azaltacak projeleri hayata geçirmekte kararlı olduğunu bildirdi.

Koca, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Kurban Bayramı'nın birlik ve beraberliğin pekiştirilmesine vesile olacağına inandığını belirterek, bayramın vatana ve millete hayır getirmesi temennisinde bulundu.

Son günlerde Türkiye'nin ekonomik saldırılara maruz kaldığını ifade eden Koca, "Bu durumu bir fırsata çevirerek, bu vesileyle israftan kaçınıp kendi üretimimizi yapmak istiyoruz. Tıbbi cihaz, sarf, ilaç ve aşı konusunda dışa bağımlılığımızı azaltacak projelerimizi hayata geçirmekte kararlıyız." diye konuştu.

Koca, bayramların milli duyarlılıkla, birlik ve beraberlik içinde olma gereğinin ortak duyguya dönüştüğü gün olduğunu vurguladı.

Kurban Bayramı'nda yaralanmaların yanı sıra tatil nedeniyle yapılan seyahatler sırasında da trafik kazaları yaşandığını anımsatan Koca, "Vatandaşlarımızdan bu hususlarda azami derecede dikkat göstermelerini rica ediyorum. Başta vatandaşlarımızın sağlığı için bayramı görevi başında geçiren fedakar sağlık çalışanlarımız olmak üzere aziz milletimizin bayramını tebrik ederim." dedi.

Bakan Koca, sağlık çalışanlarının her zaman görevlerinin başında olduğunun altını çizerek, tüm vatandaşların sağlık çalışanlarına ihtiyaç duymadan huzurlu ve mutlu bir bayram geçirmelerini temenni etti.

Yerli diye test ettiremediği tıbbi cihazı ihraç ediyor

SAMSUN (AA) – FATİH MEHMET KÜRKÇÜ – Üroloji alanında kullanılmak üzere geliştirdiği ITRİ Üroflow Sistemi'ni profesör bir arkadaşından kliniğinde denemesini isteyen ancak cihaz yerli olduğu için bu talebi reddedilen biyomedikal yüksek mühendisi Necdet Ay, söz konusu cihazı şimdi pek çok ülkeye ihraç ediyor.

AYMED Üst Yöneticisi (CEO) Ay, AA muhabirine yaptığı açıklamada, son yıllarda Türk mühendislerin geliştirdiği tıbbi cihazların yurt içinde ve dışında tercih edilirliklerinin arttığını belirtti.

Medikal ve tıbbi cihaz üreticileri olarak Türkiye'de hastane ve sağlık merkezlerinde tamamen yerli ve milli ürünlerin kullanılmasını istediklerini ifade eden Ay, Sağlık Bakanlığı'nın bu konuda girişimleri olduğunu anımsattı.

Ay, tıp fakülteleri, eğitim ve araştırma hastaneleri ile firmaların doğru koordine edilmesiyle yerli üretim tıbbi cihazların yurt içinde kullanımlarının arttığına işaret ederek, Türk mühendislerinin geliştirdiği cihazların başarısına da değindi.

Türk mühendislerin geliştirdiği yerli ürünlere yönelik olumsuz algının büyük ölçüde kırıldığını dile getiren Ay, sektörde hala ithal cihazların ağırlıklı olmasından ise yakındı.

Ay, firma olarak medikal ve tıbbi cihaz alanında araştırma, geliştirme ve üretim yaptıklarını belirterek, 1990'lı yıllarda, yerli tıbbi cihazlara bakış açısıyla ilgili yaşadığı bir deneyimi de paylaştı.

Üroloji alanında kullanılmak üzere geliştirdiği ITRİ Üroflow Sistemi'ni, profesör arkadaşından kliniğinde denemesini istediğini anlatan Ay, şöyle devam etti:

"Itri bilgisayar arayüzü ile çalışan, kablosuz haberleşen, pratik, kullanışlı ve portatif bir üroflow sistemi. Sıvı akış hızını ve miktarını gerçek zamanlı olarak test grafiklerine döküyor ve bu yöntemle işeme bozuklukları için tanısal ve tedaviye yönelik bilgiler veriyor. Sistem, Türkçe, İngilizce, Almanca, Arapça gibi 7 farklı dil seçeneği sunuyor. 1998-99'da yaşadığım bir olay. Bir arkadaşıma geliştirdiğim bir cihazla ilgili 'sizin kliniğe koyalım, kullanın, iyiyse de kötüyse de şahitlik edin, referans verin' dedim. O da, 'Ben Türk mühendislerinin böyle şeyler yapabileceğine inanmıyorum. Ben bu cihazı kabul etmiyorum' dedi. Benzer klinikten başka bir profesör arkadaş ise 'Ben onaylıyorum, getirin kurun, görelim' dedi. Kurduk cihazı. Bir hafta 10 gün kullandılar ve bize teşekkür belgesi verdiler. 'Sizin ürününüz de ithal ürün kadar kaliteli ve doğru sonuçlar veriyor. Fiyatınız da üçte biri kadar' dedi."

Ay, ürünü zaman içinde geliştirdiklerini şimdi Güney Amerika'dan Avrupa'ya, Ortadoğu'dan Afrika'ya kadar ihraç ettiklerini, Hindistan, Almanya, İngiltere, İtalya, Yunanistan, İspanya, Portekiz gibi birçok ülkede kullanıldığını ve çok ciddi bir pazar payına sahip olduğunu vurguladı.

Ürünün başarılı olmasıyla birlikte daha sonra benzer ürünler geliştirdiklerini kaydeden Ay, "1990'lı yıllarda bu ön yargıları daha fazla görüyordum. Şükürler olsun 2018'de bu ön yargılar bayağı azaldı. Yerli ürünlere daha az direnç var ama ithal mal sempatisi hep devam ediyor. Yüzde 85'i ithal olan bir sektörde bu sempati halen devam ediyor." ifadelerini kullandı.

Medikalcilerden “tanınma anlaşması” talebi

ANKARA (AA) – ERDAL ÇELİKEL – Türkiye Sağlık Endüstrisi İşverenleri Sendikası (SEİS) Başkan Yardımcısı Levent Mete Özgürbüz, Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumunun imzaladığı ve yurt içinde üretilen ilaçların dış pazarlara girişini kolaylaştıran denetimlerin karşılıklı tanınması anlaşmasının tıbbi cihazlar için de yapılmasını istediklerini belirterek, "Bunu yapabilirsek tıbbi cihaz ihracatımıza çok büyük katkısı olur." dedi.

Özgürbüz, AA muhabirine yaptığı açıklamada, sadece iç pazara yönelik üretim yapan bir firmanın yaşama şansının bulunmadığına işaret ederek, 2003 yılında 14 milyon dolar olan sektör ihracatının bugün 600 milyon dolar seviyelerine yükseldiğini söyledi.

Birçok firmanın kilogram başına milyon dolar değerinde yerli ürünler ürettiğine dikkati çeken Özgürbüz, "Pazarımızda sadece Afrika ya da Ortadoğu yok. En büyük ihracatımızı Avrupa'ya yapıyoruz, ABD'ye de satış var." diye konuştu.

Serbest ticaret anlaşmalarının sektör ihracatına etkisine değinen Özgürbüz, tıbbi cihazda CE belgesinin serbest dolaşım imkanı sağladığını dile getirdi.

Özgürbüz, ilaç konusunda ise her ülkenin kendine göre hukuki düzenlemeleri bulunduğunu, bu nedenle geçmiş dönemde ülke pazarlarına girmenin zor olduğunu vurgulayarak, şöyle devam etti:

"Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumunun ilaç için yaptığı denetimlerin karşılıklı tanınması anlaşması, ilaç üreticilerimizin ihracatının artmasına bundan sonraki dönemde daha da ivme kazandıracaktır. Son zamanlarda Sağlık Bakanlığı ve Kurumun, ilaç üreticilerine yaptığı en büyük destek budur. Bunun benzerini tıbbi cihazda da yapabilirsek, ihracatımıza çok büyük katkısı olur."

Özellikle ilaç konusunda dış pazarlara girmenin önündeki en büyük engelin, her ülkenin ayrı ruhsatlandırma yapması olduğunun altını çizen Özgürbüz, söz konusu anlaşmayla taraf ülkelerin birbirlerinin denetimini tanıdıklarını bildirdi.

Özgürbüz, Gümrük Birliği Anlaşması'ndan dolayı Türkiye'nin bazı uluslararası sözleşmelerle kendini sınırladığını belirterek, şunları kaydetti:

"Gümrük Birliği Anlaşması olmayan Rusya, Tayvan gibi ülkeler kendi belgelerini talep ederek pazara girişi engelliyorlar. Biz CE belgesinin tanındığı ülkelere ürünlerimizi satabiliyoruz ancak bunun dışında kalan ülkeler için yeni belgelendirme gerekiyor. İhracatımızın bu yıl da artmasını bekliyoruz. Bizim ülke olarak ihracat konusunda bir sıkıntımız yok. Çünkü dünya kalitesinde mal üretip rekabetçi fiyatlarla satabiliyoruz. Zaten AB standartlarında ürün üretemezsek iç piyasaya da satamayız."

Türkiye kendi tıbbi cihazlarını üretmeye hazır

SAMSUN (AA) – FATİH MEHMET KÜRKÇÜ – Dünyada cerrahi alet üretiminde üçüncü kümelenme merkezi olan ve Türkiye’nin ilk Medikal İhtisas Organize Sanayi Bölgesi’nin (OSB) kurulduğu Samsun’da sektör temsilcileri, Sağlık Bakanı Ahmet Demircan’ın sağlık cihazlarında yerli üretimin artırılması yönündeki açıklamasını olumlu karşıladı.

Cerrahi alet üretiminde öne çıkan, Amerika Birleşik Devletleri, Almanya ve Çin gibi yaklaşık 70 ülkeye medikal ve cerrahi ürünler ihraç eden Samsun, Türkiye’nin ihtiyaç duyduğu cerrahi alet ve tıbbi cihazları üretmeye aday.

Medikal Sanayi Kümelenme Derneği (MEDİKÜM) Başkanı Dr. Ahmet Aydemir, AA muhabirine, kentte yaklaşık 40 yıldır cerrahi alet üretildiğini söyledi.

Aydemir, eski silah ustalarının tezgahlarının cerrahi alet üretmeye başlamasıyla sektörün üretime geçtiğini anımsatarak, daha sonra cerrahi aletlere ek olarak ortopedik implantlar, sterilizasyon konteynerleri, ameliyathane terlikleri ve masaları gibi pek çok ürün üretilmeye başlandığını vurguladı.

Samsun’da üretilen tıbbi aletlerin birçok ülkeye ihraç edildiğine işaret eden Aydemir, Sağlık Bakanı Ahmet Demircan’ın, “Türkiye’yi yabancı sağlık cihazları tüketim pazarı olmaktan çıkarmak istiyoruz. Türkiye, sağlık endüstrisinde bir seviyeye gelmek zorunda, bunu da yapabilecek güçtedir.” açıklamasının sektöre umut verdiğini kaydetti.

– “Türkiye tıbbi cihazları üretmek zorundadır”

Kamudan istedikleri desteği almaya başladıklarını dile getiren Aydemir, devlet desteğinin sektör için önemli olduğunun altını çizdi.

“İnşallah bu yönde çok daha olumlu gelişmeleri günler, haftalar içinde hep beraber göreceğiz.” diyen Aydemir, şöyle devam etti:

“Türkiye artık dışarıya bağımlılığını minimum seviyeye getirmek zorundadır. Özellikle yüzde 85-90 yurt dışına bağımlı olduğu tıbbi cihazları kendisi üretmek zorundadır. Tıbbi cihaz sanayisi eş zamanlı olarak rezerv bir savunma sanayisidir. Aynı zamanda uzay, uçak, otomotiv sanayisi ile de benzer makine parkurlarına sahiptir. Dolayısıyla bu sektörün desteklenmesi son derece önemlidir. Bu tür cihazlar, Sağlık Bakanlığı ve ona bağlı hastanelerin kullandığı cihazlardır. Serbest piyasa ekonomisi içinde alımlar desteklenmediği takdirde satmak çok kolay değildir. Burada devletimizin ihtiyaçlarını belirlemesi, mevcut üreticilerin de kapasitelerine göre bölüp, bu üretimleri yaptırması hem kamu maliyetleri açısından hem işletmelerin kendilerini planlamaları için olanak sağlayacaktır. Bu da yatırım ve istihdam yapabilirlik ortamını düzgünleştirecektir. Sayın Bakan’ımızın bu açıklamalarının sonuna kadar arkasındayız. Kendisine bu açıklamaları ve yaklaşımı dolayısıyla çok çok teşekkür ediyoruz.”

– “Üretirsek refah seviyemiz artar”

Başarısızlık algısının empoze edildiğini ifade eden Aydemir, “(Yapamaz, edemez) algısı bizim insanımızda oluşturulmuş. Bunu yapan Amerikalı, Alman, Japon’un bizden çok da üstün yeteneklere sahip olduğunu düşünmüyorum. Öğretilmiş bir atalet durumu var. Bunu üzerimizden atmamız gerekir. Şu anda bunu atmaya başladık. Çalışırsak çalıştığımız ve ürettiğimiz eğer bir değer bulursa biz bu durumdan çok kısa sürede çıkarız. Bu üretimle ülke ihtiyaçlarının karşılanması bir yana ihracatımızı da artırırız. Ekonomik refah seviyemiz yukarı gelir.” diye konuştu.

Bu yönde Samsun’da önemli adımların atıldığını, Türkiye’nin ilk Medikal İhtisas OSB’sinin kurulduğunu vurgulayan Aydemir, şunları kaydetti:

“Yerimiz var, insan kaynağımız var, ihtiyaçlarımız var, bu ihtiyaçlar için yurt dışına ödediğimiz bir sürü para var. Buradan finans kaynağımızı oluşturabiliyoruz. Yapamayacağımız hiçbir şey yok. Türk insanı birçok şeyi yapabilecek kabiliyet ve kapasiteye sahiptir. Yeter ki inansın, istesin.”

Bahadır Tıbbi Aletler Yönetim Kurulu Üyesi Mustafa Kamil Bahadır da Sağlık Bakanı Demircan’ın açıklamalarının sektörde heyecan yarattığını söyledi.

Samsun’da yaklaşık 500 üretici olduğunu ifade eden Bahadır, “Yeni kurulan büyük hastanelerde yerli üretimin kullanımı artırılmalı. Açıklamaları yerinde ve olumlu buluyoruz. Sayın Bakan’ımızın yerli üretime ağırlık verilmesi ve dışa bağımlılığı azaltacağımız konusunda söylediklerine tamamen katılıyorum. Burada devlet kazançlı çıkacaktır, üretici kazançlı çıkacaktır. Üretimde çalışan insanlar kazançlı çıkacaktır. Yani biz kazançlı çıkacağız.” diye konuştu.

Samsun’dan 60’a yakın ülkeye tıbbi cihaz ihracatı

SAMSUN (AA) – FATİH MEHMET KÜRKÇÜ – Dünyada cerrahi alet üretiminde üçüncü kümelenme merkezi olan Samsun’daki bir firmada üretilen medikal ve cerrahi ürünler, 60’a yakın ülkeye satılıyor.

Samsun Organize Sanayi Bölgesi’nde faaliyet gösteren Aygün Cerrahi Aletler AŞ’nin genel müdürü Hüseyin Taner, AA muhabirine, firmalarının yaklaşık 30 yıldır üretim yaptığını söyledi.

Yaptıkları üretimin yaklaşık yüzde 70’lik bölümünü ihraç ettiklerini anlatan Taner, “İhracatımızın büyük bölümü Avrupa ülkelerine yapılmakta. Amerika ve Çin dahil 60 civarında ülkeye ihracat yapmaktayız. İhracatımızın büyük bölümü dünya çapında tanınmış, global ölçekteki firmalara gerçekleştiriliyor. Bu firmalar için onların markası ile üretim yapıyoruz.” dedi.

Özellikle son 5 yıldır ihracat potansiyellerini artırmak için çeşitli çalışmalar yaptıklarını dile getiren Taner, hükümetin de desteğiyle tüm uluslararası fuarlara katıldıklarını belirtti.

Başlıca ürün gruplarının medikal ve cerrahi ürünler, cerrahi motor ve sterilizasyon konteyner sistemleri olduğunu kaydeden Taner, “Cerrahi motor sistemleri, cerrahi branşların çoğunda kullanılmaktadır. Bu cihazların kullanılmasıyla operasyonlar çok daha hızlı tamamlanmakta, ameliyatların başarı seviyesi artmakta ayrıca hastaların anestezi süreleri azalmaktadır.” diye konuştu.

Taner, ürettikleri cihazların beyin cerrahisi başta olmak üzere pek çok alanda kullanıldığına dikkati çekerek, şöyle devam etti:

“Ülkemizde Avrupa standartlarında cerrahi motor sistemlerini üreten tek firmayız. Dünyada bu ürün grubunda üretim yapan firmalar küresel ölçekteki Amerikalı ve Alman firmalarıdır. Ürünlerimiz uluslararası pazarlardaki mevcut firmaların ürünleri ile aynı kalitededir, bazı özelliklerimiz ile rakibimizden üstün özelliklere sahibiz. Üretimini yaptığımız cihazları geliştirmek ve pazara yeni modeller çıkarabilmek için Ar-Ge çalışmalarına önem veriyoruz. Yaklaşık bir yıl içinde yerli üretim ameliyat tavan lambalarımızı pazara çıkarmayı hedefliyoruz.”

Dünyadaki tıbbi cihaz pazarının büyüklüğünün 300 milyar doların üzerinde olduğuna dikkati çeken Taner, pazarın yüzde 80’ini Amerikalı ve Avrupalı firmaların kontrol ettiğini, sadece Almanya’da yaklaşık 175 bin kişinin medikal sektöründe çalıştığını söyledi.

– “Türkiye medikal tıbbi cihazlarda dışa bağımlı”

Sektörde üretim yapan Amerikalı ve Alman firmaların her birinin 100 – 150 yıllık olduğunu vurgulayan Taner, “Türkiye’de bu alanda üretim yapan en eski firmalardan biri olmamıza rağmen sadece 30 yıllık geçmişimiz var. Ülkemiz maalesef medikal tıbbi cihazlar konusunda yüzde 95 dışa bağımlı durumdadır. Enerji harcamalarımızdan sonra cari açığa sebep olan en önemli ikinci unsur, tıbbi cihaz ithalatıdır. Bulunduğumuz sektörün savunma sanayisi kadar stratejik bir sektör olduğunu düşünmekteyiz.” değerlendirmesinde bulundu.

Taner, medikal sanayide teknik altyapılarının savunma sanayisi ile benzerlikler gösterdiğini belirterek, şunları kaydetti:

“Tıp endüstrisi, gerektiğinde ülke savunması için her türlü silahı üretebilecek kabiliyettedir. Bu maksatla yetkililerden talebimiz, sektörümüzün savunma sanayisi gibi stratejik sektör olarak belirlenmesi ve desteklenmesidir. Böylece son yıllarda savunma sanayisinde sağladığımız başarıyı medikal tıbbi cihazlar alanında da sağlayabileceğimize inanıyoruz. Özellikle savunma sanayimizdeki ofset uygulamaların tıbbi cihaz sektöründe de uygulanması için yapılmakta olan çalışmaları takdir ediyoruz. Bu konuda çalışma yapmak üzere yaklaşık 4 yıl önce Samsun’da tıbbi cihaz üretici firmalar olarak bir araya gelerek yerel yöneticilerimizin de desteği ile Medikal Kümelenme Derneği’ni kurduk. Türkiye’de ilk defa Samsun Bafra’da kurulacak Medikal İhtisas Organize Sanayi Bölgesi konusunda çalışma yürütüyoruz.”

Taner, firmalarında 250 personel istihdam ettiklerini, yılda ortalama 8 milyon dolarlık ihracat yaptıklarını sözlerine ekledi.

Hastalar “oynayarak” iyileşiyor

ANKARA (AA) – GÖKSEL YILDIRIM – Robotik rehabilitasyon alanındaki ilk yerli üretici BAMA Teknoloji, rehabilitasyon sürecinde hastaların motivasyonunu artırmak için oyunla desteklenmiş egzersiz platformu geliştirdi.

Tıbbi cihaz alanında yerli ürün geliştirmeye yönelik çabalara yenileri ekleniyor. Ar-Ge çalışmalarını ODTÜ Teknokent’te sürdüren BAMA Teknoloji, rehabilitasyon ve biyomekanik alanlarındaki bilgi birikimini birleştirerek sağlık teknolojileri alanında mekatronik çözümler geliştiriyor. Ortaya çıkan çözüm ve yöntemler ise patent yoluyla koruma altına alınıyor.

Şirketin son dönemde patentle tescillediği buluşlar arasında “Bir hareket izleyicili etkileşimli yürüteç” yer alıyor.

Yürüteç, yürüme yetisi bulunan, ancak egzersize ihtiyaç duyan hastaların egzersiz yapmasını teşvik ediyor, hastanın el-kol kullanımını rehabilite ederek beyin-vücut koordinasyonunu arttırıyor, aynı zamanda hastanın yürüme gelişimini takip ediyor.

Hastanın rehabilitasyon sürecine katılımını artırmayı sağlamak ve görsel motivasyon desteği sunmak için yürüteç, etkileşimli bir ekranla destekleniyor.

Platformun odak noktasını görsel ve işitsel yolla hastaya yaptığı hareketlerden geri bildirim sağlanması, böylece tedavinin daha verimli hale getirilmesi oluşturuyor.

Hasta karşısındaki ekran üzerindeki oyunları platformda yer alan çeşitli sensörler aracılığıyla oynuyor. Sensörlerden biri bedeni ve eklem pozisyonlarını, diğeri bant altında ağırlık merkezini takip ediyor. Hastanın bant üzerindeki pozisyonu ve bedeninin hareketleri bilgisayar aracılığıyla sürekli takip ediliyor.

Oyunlar aracılığıyla yürüyüş sırasında üst bedenin kullanımı, kolların koordine hareketi, yan yürüyüş, geri geri yürüyüş gibi egzersizler yapılabiliyor.

– İlk kullanıcılarından biri TSK

Bama Teknoloji Ar-Ge Projeleri Yürütücüsü Mehmet Ali Çiftçi, AA muhabirine yaptığı açıklamada, ağırlık destekli bant üzerinde yürüyüşün bilinen bir teknik olduğunu, kendilerinin ise rehabilitasyon sürecinde terapistlerin sürekli hastaya komutlar vermesi ve telkinlerde bulunmasına yoğunlaştıklarını söyledi.

Birçok hastanın rehabilitasyon sürecine geldiğinde fizyolojik olarak da çökmüş pozisyonda bulunduğuna işaret eden Çiftçi, “Rehabilitasyon sırasında hastaya sürekli dik durması komutu gidiyor. Geliştirdiğimiz ve VisioGait ismiyle ürüne dönüştürdüğümüz platformda ise oyunun kendisi hastanın dik durmasını, karşıya bakmasını sağlıyor. Bu yolla kollarını koordineli şekilde kullanabiliyor, ağırlık merkezini kontrol edebiliyor. Tüm egzersiz süreci çok daha eğlenceli hale geliyor. Bunun yanında kaç adım atıldı, kaç metre yüründü, ne kadar sürüyle yüründüğü gibi bilgilerin ayrıca ölçülmesi ihtiyacı ortadan kalkıyor. Tüm bu bilgiler bilgisayar üzerinden görülebiliyor.” diye konuştu.

Çiftçi, ürünü geliştirirken çocuklar üzerinden yola çıktıklarını belirterek, “Özellikle engelli çocuklarda dikkatlerini toplamak çok zor oluyor. Dikkat toplamak için komut vermek yerine oyun kullanmak çok daha iyi sonuç veriyor. Oyunda bir şey yakalamaya çalıştığında, engelden kaçmak odaklandığında ya da buna uygun tepkiler verdiğinde hasta aynı zamanda gerekli egzersizleri yapmış oluyor.” ifadelerini kullandı.

Cihazın, çocukların yanı sıra yetişkinler için de kullanıldığını söyleyen Çiftçi, “Program güncellemeleri ve yeni uygulamalarla cihaza yeni fonksiyonlar da eklenebiliyor. Ürünle ilgili pek çok sağlık merkezinden de olumlu geri dönüşler aldık.” dedi.

Çiftçi, VisioGait’in, Ankara’da Türk Silahlı Kuvvetleri Rehabilitasyon Merkezi ve Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi İzmit Rehabilitasyon Merkezi’nde kullanıldığını ifade etti.

– Yürüme eğitimine geçişi kolaylaştırıyor

Kullanım kolaylığı ve motivasyon gücü ile parezik problemli hastalarda, serebral palside ve parkinsonda etkin sonuçlar çıkaran VisioGait, motor nöron hastalarında ve diğer hastalıklara bağlı yürüme problemlerinde hastanın kontrol altına alınarak, yürüme eğitimine geçilmesinde büyük kolaylık sağlıyor.

Rehabilitasyon uzmanları ve mühendislerin ortak çalışmaları sonucu geliştirilen VisioGait, güçlü bir harnes sistemi ile pasif ağırlık destek sistemini birleştirerek, hastaya ergonomik bir ağırlık destek sistemi sağlıyor, böylece yürüyüş eğitimi öncesi ağırlık aktarımına ve duruş-denge kontrolü eğitimine olanak tanıyor.

VisioGait’in benzer rakiplerinden en büyük farkını, hasta hareketlerini herhangi bir bağlantı aparatına ihtiyaç duymadan algılayarak, hastanın sistem üzerine entegre edilmiş olan ekranda gördüğü oyunu yönlendirmesini sağlayan görsel motivasyon sistemi oluşturuyor. Bu yazılım, terapi amaçlı da kullanılan standart sistemlerden farklılıklar taşıyor. Yazılım, koordineli alt ekstremite hareketi eğitimini kolaylaştırmak, üst ekstremitelerde aktif hareketi ortaya çıkarmak ve terapiyi eğlenceli kılmak için mühendisler tarafından özel geliştirildi. VisioGait, geliştirilen her yeni oyunla aynı fonksiyonel sorunlara farklı ve kişiye özel bir tedavi yöntemi sunabiliyor, basit şekilde yenilenebiliyor, verimliliğini sürekli arttırabiliyor.