TBMM Başkanı Yıldırım'dan “veda yemeği”

TBMM (AA) – TBMM Başkanı Binali Yıldırım, eski TBMM başkanları ve 27. Dönem milletvekilleriyle yemekte bir araya gelecek.

Edinilen bilgiye göre Yıldırım, yarın saat 20.00'de TBMM Tören Salonu'nda geçmiş dönem TBMM başkanları ve 27. Dönem milletvekilleri onuruna yemek verecek.

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nin ilk Meclis Başkanı olarak 12 Temmuz 2018'de seçilen Yıldırım'ın, yarın istifa ederek 7 aydır sürdürdüğü görevine veda etmesi bekleniyor.

Yıldırım'ın, istifa dilekçesini Meclis Başkanlığına sunmasının ardından Meclis Başkanı seçilinceye kadar olan süre içinde, TBMM Başkanvekilleri arasında en yaşlı olan Celal Adan, "Başkan Vekili" sıfatıyla TBMM Geçici Başkanı olacak.

TBMM İçtüzüğü uyarınca, Meclis Başkanı adayları, Meclis üyeleri içinden, TBMM Başkanı'nın istifası sonrasında Genel Kurulun toplandığı günden itibaren 5 gün içinde Başkanlık Divanı'na bildirilecek. TBMM Başkanlığı için adaylık başvurularının sona erdiği günün ertesinde Genel Kurul, Başkan seçimi için toplanacak. Planlanan takvime göre, 24 Şubat Pazar günü 29. TBMM Başkanı seçilecek.

Ombudsmanlığın Dünü, Bugünü ve Yarını Çalıştayı

TBMM (AA) – TBMM Başkanı Binali Yıldırım, 16 yıllık iktidarları döneminde şeytan taşlamaktan iş yapmaya neredeyse vakit bulamadıklarını belirterek, "Bulduğumuz vakitlerde de Türkiye'ye neler yaptığımız ortadadır. Yollar, hava alanları, sağlık sistemleri, internet, erişim teknolojileri bakımından dünyanın 39. ülkesinden 9. ülkesine yükseldik." dedi.

Yıldırım, TBMM'de düzenlenen, "Kamu Denetçiliği Kurumunun 6. Yılında Ombudsmanlığın Dünü Bugünü ve Yarını" konulu çalıştayın açılışında yaptığı konuşmada, görevlerine yeniden seçilmesi dolayısıyla Anayasa Mahkemesi Başkanı Zühtü Arslan'ı ve Yargıtay Birinci Başkanı İsmail Rüştü Cirit'i tebrik etti.

Kamu Denetçiliği Kurumunun (KDK) anayasaya yeni girdiğine işaret eden Yıldırım, KDK'nin, vatandaşın mahkemeye gitmeden, vatandaşı yormadan işini çözen kurumlardan biri olduğunu söyledi. Yıldırım, bu kurumun tek olmadığını, TBMM Dilekçe Komisyonu, Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu, CİMER, Beyaz Masa, Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonunun bulunduğunu anımsattı.

Yıldırım, Türkiye'nin 15 Temmuz'da alçak, haince bir darbeyle karşı karşıya kaldığını, bu darbenin sorumlularını kamudan temizlemek, gerekli cezaları hukuk devleti kurallarına göre vermek üzere çalışmaların yapıldığını anlattı. Bir yandan da çok kapsamlı bir iş olduğu için şikayetlerin gelmeye başladığını dile getiren Yıldırım, 15 Temmuz gecesi sesi çıkmayan AİHM, bazı dost kuruluşlar ve ülkelerin, insan hakları ihlalleri, yanlış uygulamalar, hukuk devleti ilkeleri gibi konularda çokça konuşmaya başladığına dikkati çekti.

O dönem başbakan olduğunu ve konuyu Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile değerlendirdiklerini, Anayasa Mahkemesi ile çalışma yaptıklarını aktaran Yıldırım, Türkiye'ye yöneltilen haksız eleştirilerin önüne geçebilmek için yasal düzenleme yaptıklarını söyledi. Yıldırım, sözlerini şöyle sürdürdü:

"OHAL ile başlayan, terör örgütüyle mücadele kapsamında yapılan işlemlerin, memuriyetten çıkarma, açığa alma, darbeye katılma, FETÖ'ye üyelik, destek gibi birçok konuda itham edilenlerin yargı yoluna gitme imkanları yoktu. Çünkü OHAL uygulaması vardı. Hak kaybını önlemek için olağanüstü hal işlemlerini inceleme ve itiraz komisyonu diye bir düzenleme yapıldı. 130 bin civarında başvuru oldu. Burada tek tek bütün dosyalar inceleniyor, idarenin bir yanlışı varsa o işlem düzeltiliyor, idare de göreve iade ediyor. Değilse hak arama yolu başlamış oluyor. OHAL'in getirdiği o kısıtlama kalkmış oluyor, yargı yoluna başvurabiliyor, bütün yargı silsilelerini takip etme hakkını elde ediyor.

Bu düzenlemeyi yapmakla beraber bizim uluslararası camiada, hukuk devleti algısını tartışmaya açan birçok konuyu da ortadan kaldırmış olduk. Hatta AİHM'e gidenler, 'Sizde böyle hukuki mekanizma var, gidin derdinizi oraya anlatın.' şeklinde bir cevapla karşılaştılar. Bu kurumlara niye ihtiyaç var? Belli ki mahkemeler hem uzun sürüyor hem adil yargılamayla ilgili insanların içine sinmeyen sonuçlar var. Bir de ufak tefek, hiç sağa sola gitmeden çözülebilecek işler var. Bunun için KDK ihdas edildi. 6 yıllık bir süre içinde fevkalade mesafe alındı. 17 bin üzerindeki dosyadan yüzde 70'e varan bir uygulama başarıdır. Tavsiye kararı deyince, MGK'nın da tavsiye kararları var. 28 Şubat'ta onların sonuçlarının nasıl olduğunu biliyorsunuz. Tavsiye kararı demek, 'tavsiye ediyorum ama sen bunu yapacaksın' demek, idareye verilen mesaj odur. "

  • "KDK dert babası"

Yıldırım, vatandaşların bireysel başvuru yapmaktan, KDK'ye, TBMM Dilekçe Komisyonuna, CİMER'e ve benzer kuruluşlara başvurmaktan çekinmemelerini istedi. Yıldırım, bu kuruluşların, vatandaşların hak ve hukukunu en iyi şekilde vatandaşlar adına takip edeceğini vurguladı.

KDK'nin ve Kamu Başdenetçisi Şeref Malkoç'un dert babası olduğunu ifade eden Yıldırım, hem mahkemelerin fazla meşgul olmayacağını hem de vatandaşın mahkeme kapılarına git-gel yapıp yorulmayacağını söyledi.

Yıldırım, bunun güzel gelişmeler, hukuk devleti algısını daha da sağlamlaştıran uygulamalar olduğunu dile getirdi.

Bunun başlangıcının Osmanlı'ya gittiğini, o dönemde kadi-l kudat; kadıların kadısı kurumu olduğunun altını çizen Yıldırım, "Yüzyıl sonra kendimize ait bir kurumu yeniden keşfetmiş olduk. Kurumlar da insanlar gibi. İlk kuruluş yılları toyluk, gençlik yılları olarak kabul edilir, kurum kültürünün oluşması zaman istiyor. Ama KDK, bu konuda çok hızlı bir mesafe katetti. Bugün eriştiği sonuç ülkemiz, milletimiz adına gurur verici." dedi.

  • "Hukuk devleti eksiksiz uygulanmalı"

Bir ülkede her şeyin başının hukuk olduğuna dikkati çeken Yıldırım, hukukun üstünlüğü, hukuk devleti algısının yara aldığı, zarar gördüğü ülkelerde hiçbir alanda gelişme kaydetmenin mümkün olmadığını belirtti.

Binali Yıldırım, yabancı yatırımcının daha fazla gelmesi, içerideki vatandaşın devlete güveninin daha da artması için hukuk devletinin, istisnasız ve eksiksiz uygulanması gerektiğini bildirdi.

Hukuk devleti konusundaki eleştirilerin kaynağını sadece idarede, idarenin uygulamalarında aramanın yanlışlığına işaret eden Yıldırım, hukuk kurumlarının da iş ve işlemlerini yaparken layüsel davranmaması, hukuktan ayrılmamasının esas olması gerektiğini vurguladı. Konjonktürel davranışların Türkiye'ye ne kadar büyük yaralar açtığını, zararlar verdiğini geçmiş dönemlerde yaşadıklarını, gördüklerini ifade eden Meclis Başkanı Yıldırım, Türkiye'nin, son 16 yılda her alanda büyük mesafe aldığına dikkati çekti. Yıldırım, bir yandan Türkiye ekonomisinin 3 kat büyütüldüğünü, bir yandan altyapı, sağlık, eğitim birçok sorunu hallettiklerini, hukuk, yargı reformuyla ilgili de çok ciddi işler yaptıklarını anlattı.

TBMM Başkanı Yıldırım, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Ancak üst üste karşılaştığımız vesayet faaliyetleri, yargı darbesi, başka türlü darbe ve vesayet girişimleri nedeniyle maalesef bu alanda idare çok meşgul oldu, çok başımız ağrıdı. Bunların üstesinden geleceğiz. Bugün ülkemizin bulunduğu coğrafya itibarıyla birçok ülkeye göre çok daha büyük tehditlerle, büyük sıkıntılarla karşı karşıyayız. Ancak şunu herkes bilmelidir ki Türkiye sadece kendi geleceği için değil coğrafyasındaki 1,5 milyar insanın da güvencesidir, geleceğidir. İbn-i Haldun'un dediği gibi coğrafya kaderdir, bu coğrafya kaderimizdir. Burada yaşayan milyarların geleceğinden kendimizi sorumlu hissediyoruz.

İdarenin 16 yılda karşılaştığı en büyük sıkıntıların başında maalesef milli iradeye karşı bir takım girişimler olmuştur. Bizi sistem değişikliğine zorlayan da budur. 16 yıllık iktidar döneminde şeytan taşlamaktan iş yapmaya neredeyse vakit bulamadık. Bulduğumuz vakitlerde de Türkiye'ye neler yaptığımız ortadadır. Yollar, hava alanları, sağlık sistemleri, internet, erişim teknolojileri bakımından dünyanın 39. ülkesinden 9. ülkesine yükseldik. Amacımız zaten Türkiye'yi ilk 10 ülke arasına sokmaktı. Sağlık ve altyapıda başardık. Başka alanlarda da başaracağız. Bütün bunları bir yandan insan hak ve özgürlüklerini korumak, daha da geliştirmek, bir yandan ülkemizi tehdit eden terör örgütlerine karşı amansız mücadeleyi yaparak başardık."

-"Neredeyse her on yılda bir vesayet odakları dadandı"

Yıldırım, parlamenter sistemden başkanlık sistemine geçişin de bu yaşadıkları zorluklardan dolayı olduğunu dile getirdi. Yıldırım, 1960 darbesinden bu yana neredeyse her on yılda bir milli iradeye vesayet odaklarının dadandığını, bir çoğunda başarılı olduğunu söyledi.

15 Temmuz'da da milletin, vatansever yargı mensuplarının, güvenlik güçlerinin gayretleriyle, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın dik duruşu, hükümetin, milli iradeden başka hiçbir iradenin iktidarı ele geçiremez duruşuyla büyük destan yazdıklarını anlatan Yıldırım, bunu millet olarak yazdıklarını, ülkeye, ülkenin liderliğine, geleceğine inandıklarını vurguladı.

Yıldırım, o gün siyasi görüşü ne olursa olsun herkesin meydanlarda olduğunu, "asosyal", "memleket sorunlarıyla alakası yok" denilen gençlerin şahadet için meydanlara koştuğunu, meydandakilerin yarısının kadınlardan oluştuğunu belirtti. Yıldırım, bu manzarayı yaşayan biri olarak, bu milletin evlatı olmaktan büyük bahtiyarlık duyduğunu, böyle bir milleti olduğu için Rabbine şükrettiğini söyledi.

-"Kamu adına güç kullananlar mutlaka hesap vermeli"

Yeni sistem ile beraber artık yapmaları gereken şeyin, vatandaşı yoran işleri azaltmak ve hukuk devleti algısını daha da güçlendirmek olduğunu ifade eden Yıldırım, KDK, bireysel başvuru imkanı gibi birçok konunun daha etkin olarak işlenmesi gerektiğinin altını çizdi.

Yıldırım, kamu adına güç, yetki kullananların mutlaka hesap verir olması gerektiğini bildirerek, "Layüsellik olduğu sürece, bir takım yanlış kararlar, uygulamalar mutlaka olacaktır. Bunun bedelini de vatandaş, ülke ödüyor. Buna izin vermememiz gerekiyor. Türkiye bu yönde epey mesafe aldı, bilinçlenme artı." dedi.

Hedeflerinin, Türkiye ve dünyayı daha huzurlu şekilde, yaşanabilir hale getirmek olduğuna işaret eden Yıldırım, aldıkları kararlar, düzenlemelerin amacının da bu olması gerektiğini belirtti.

-"Ortada devleti ne kadar az görüyorsak…"

Yıldırım, "Yıllardan beri sağda, solda yazılar görürüz; güçlü devlet, güçlü millet. Ben bunun tersine çevrilmesi gerektiğini düşünüyorum. Güçlü millet, güçlü devlet. Millet güçlü olması lazım, devletin onun hizmetinde olması lazım. Bu olgu vesayet ihtimalleri tamamen ortadan kalktığı oranda gerçeğe dönüşmüş oluyor, onu da görmüş oluyoruz. Devletin görünürlüğü, işini iyi yapacak ama görünürlüğü azalacak. Gelişmenin şartı bu. Ortada devleti ne kadar az görüyorsak o kadar gelişen bir ülkeyiz demektir. İnşallah Türkiye bu yolda kararlı adımlarla devam etmektedir." diye konuştu.

TBMM Başkanı Binali Yıldırım, idareciler olarak amaçlarının vatandaşların hayatını kolaylaştırmak, yaşam kalitesini artırmak, insanı yüceltmek olması gerektiğini kaydetti.

TBMM 29. Başkanını seçecek

TBMM (AA) – SİNAN USLU/YILDIZ AKTAŞ – Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nin ilk TBMM Başkanı Binali Yıldırım'ın, 18 Şubat itibariyle görevinden istifa edeceğini açıklaması üzerine Meclis takvimi yeniden şekillendi.

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nin ilk Meclis Başkanı olarak 12 Temmuz 2018'de seçilen Yıldırım'ın görevinden istifasının ardından Meclis, 29. TBMM Başkanı'nı seçmek için hazırlıklarına başlayacak.

Buna göre, görevinden 18 Şubat Pazartesi günü istifa edeceğini açıklayan Binali Yıldırım, istifa dilekçesini Meclis Başkanlığına sunacak. Dilekçe, 19 Şubat Salı günü, TBMM Genel Kurulunda okunacak.

Daha sonra, Meclis Başkanı seçilinceye kadar olan süre içinde, TBMM Başkanvekilleri arasında en yaşlı olan Celal Adan, "Başkan Vekili" sıfatıyla TBMM Geçici Başkanı olacak.

TBMM İçtüzüğü uyarınca, Meclis Başkanı adayları, Meclis üyeleri içinden, TBMM Başkanı'nın istifası sonrasında Genel Kurulun toplandığı günden itibaren 5 gün içinde Başkanlık Divanı'na bildirilecek. TBMM Başkanlığı için adaylık başvurularının sona erdiği günün ertesinde Genel Kurul, Başkan seçimi için toplanacak. Planlanan takvime göre, 24 Şubat Pazar günü yeni TBMM Başkanı seçilecek.

Gizli oyla yapılacak seçimlerde, birinci ve ikinci turlarda üye tam sayısının üçte iki çoğunluğu, yani 400 oy, üçüncü turda ise salt çoğunluk olan 301 oy aranacak. Üçüncü oylamada salt çoğunluk sağlanamazsa, bu oylamada en çok oy alan iki aday için dördüncü oylama yapılacak. Dördüncü oylamada en fazla oy alan üye, Başkan seçilecek.

  • En uzun süre Ulaştırma Bakanlığı yapan isim

Siyasete, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile AK Parti'nin kuruluş aşamasında yer alarak adım atan Binali Yıldırım, 11 yılı aşan süreyle en uzun süre Ulaştırma Bakanlığı yapan isim olarak Cumhuriyet tarihine geçti.

Bakanlığı sırasında Türkiye'nin prestij projelerine imza atan ve "mega projelerin mimarı" unvanını kazanan Yıldırım, "icracı bakan" ve "yolların mimarı" olarak da tanındı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan ile AK Parti'nin kuruluş aşamasında görev alan Yıldırım, 3 Kasım 2002 seçimlerinden sonra AK Parti İstanbul Milletvekili ve Ulaştırma Bakanı oldu. Erdoğan'ın, kurduğu AK Parti hükümetlerinde vazgeçmediği isimlerin başında gelen Yıldırım, vekillik yaptığı 3 dönem boyunca Ulaştırma Bakanlığı koltuğunu korudu.

Mart 2014 yerel seçimlerinde AK Parti İzmir Büyükşehir Belediye Başkan adayı olan Binali Yıldırım, daha sonra bir süre Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın özel danışmanı olarak görev yaptı.

Binali Yıldırım, AK Parti'nin "3 dönem kuralı" nedeniyle 7 Haziran 2015 genel seçiminde aday olmadı. Yıldırım, 1 Kasım seçimlerinin ardından AK Parti İzmir Milletvekili olarak Meclise girdi ve 64. Hükümet'te yeniden Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı görevine getirildi.

  • AK Parti'nin üçüncü genel başkanı

AK Parti'nin 22 Mayıs 2016'da yapılan 2. Olağanüstü Büyük Kongresi'nde genel başkanlığa seçilen Binali Yıldırım, partinin 3. genel başkanı olarak 1 yıl görev yaptı. Yıldırım, görevini, 21 Mayıs 2017'de AK Parti'nin 3. Olağanüstü Kongresi'nde yeniden parti genel başkanlığına seçilen Cumhurbaşkanı Erdoğan'a devretti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından 22 Mayıs 2016'da 65. Cumhuriyet Hükümeti'ni kurmakla görevlendirilen Binali Yıldırım, 65. Hükümet'i kurarak ilk kez Bakanlar Kurulunda Başbakanlık görevini üstlendi.

  • Darbe girişimine karşı "dik durdu"

Başbakanlığı döneminde, Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) 15 Temmuz 2016'daki hain darbe girişimiyle karşı karşıya kalan Yıldırım, ilk andan itibaren darbe girişimine karşı demokrasi ve millet iradesinin hakim kılınması için mücadele etti.

Vatandaşları rahatlatan ilk açıklamalardan biri, darbecilerin hedefindeki Başbakan Yıldırım'dan geldi. "Bu kalkışmayı yapanlar en ağır şekilde bedelini ödeyecektir." diyen Yıldırım, darbe girişimine en şiddetli şekilde karşı koydu.

Darbe girişimine ilişkin "Halkın gücü tankın gücünü yenmiştir." yorumu akıllarda yer eden Yıldırım'ın, 15 Temmuz gecesi "vur" emrini yerine getirmeyip yazılı emir isteyen Eskişehir Hava Üssü'ndeki komutana, "Vur kardeşim, sesimi kaydet, vur." dediği ortaya çıktı.

Terör örgütleriyle "savunma değil, taarruz esaslı" etkin mücadeleyi benimseyen Yıldırım'ın Başbakanlığı sırasında, anayasa değişikliğine ilişkin 16 Nisan halk oylaması, Cumhuriyet tarihin en büyük ve geniş çaplı sınır ötesi operasyonları olan Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı harekatları gerçekleştirildi.

  • "Son başbakan" olarak tarihe geçti

Kendisini "Az konuşur, soyadım gibi iş yaparım" şeklinde tanımlayan Yıldırım, 24 Haziran 2018 genel seçimlerinde AK Parti İzmir Milletvekili seçildi.

Seçimlerden sonra hayata geçen Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nin ardından Başbakanlığın yürürlükten kaldırılmasıyla Yıldırım, Türkiye Cumhuriyeti'nin son başbakanı olarak tarihe geçti.

Yıldırım'a, Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından "Devletin bekası, ülkenin ve milletin bölünmez bütünlüğü, toplumun huzuru, birlik ve beraberliğine yönelik üstün başarılarından dolayı", Devlet Şeref Madalyası tevdi edildi.

  • Yurt içi ve yurt dışında yoğun mesai

12 Temmuz 2018'de 28. Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı seçilen Binali Yıldırım, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nde ilk Meclis Başkanı olarak görevini sürdürdü.

Meclis Başkanlığı döneminde yurt içi ve yurt dışında yoğun mesai yürüten Binali Yıldırım, Türkiye'ye gelen devlet ve hükümet başkanlarıyla bir araya geldi, yabancı bakan ve parlamenterleri TBMM'de kabul etti.

Meclis Başkanı olarak ilk ziyaretlerini KKTC ve Azerbaycan'a gerçekleştiren Yıldırım, Özbekistan, İsviçre, Arjantin, Belarus, Çin, Kırgızistan, İran ve Macaristan'a da ziyarette bulundu.

Binali Yıldırım, İsviçre'de İslam İş Birliği Teşkilatı Parlamento Birliği (İSİPAB) danışma toplantısına katıldı.

Arjantin'e resmi ziyaret gerçekleştiren Yıldırım, Buenos Aires'te düzenlenen G-20 Meclis Başkanları Zirve Toplantısı'na katılarak Türkiye'yi temsil etti.

TBMM Başkanı Yıldırım'ın ev sahipliğinde Antalya'da Avrasya Meclis Başkanları 3. Toplantısı gerçekleştirildi. Toplantıda, 38 ülkenin temsilcileri, ekonomik iş birliği, çevre, sürdürülebilir kalkınma konularını değerlendirdi.

TBMM tarafından İzmir'de düzenlenen Türk Dili Konuşan Ülkeler Parlamenter Asamblesi (TÜRKPA) 8. Genel Kuruluna katılarak, birçok ülkenin Meclis başkanlarıyla bir araya gelen Yıldırım, İstanbul'da düzenlenen "Asya'da Ekonomik Refahın Desteklenmesi" konulu Asya Parlamenterler Asamblesi (APA) 11. Genel Kurulu Açılış Töreni'ne de katıldı.

AK Parti İzmir Milletvekili Binali Yıldırım, 29 Aralık 2018'de düzenlenen AK Parti İstanbul Aday Tanıtım Toplantısı'nda, Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından partinin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı olarak açıklandı.

Türkiye Cumhuriyeti'nin son başbakanı, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nin ilk TBMM Başkanı olan Yıldırım, AK Parti'nin Büyükşehir Belediye Başkan adayı olarak bu kez İstanbul için ter dökecek.

Gürcistan Meclis Başkanı Kobakhidze TBMM'de

TBMM (AA) – TBMM Başkanı Binali Yıldırım, Gürcistan Meclis Başkanı İrakli Kobakhidze ile bir araya geldi.

Yıldırım, resmi ziyaret için Türkiye'ye gelen Kobakhidze'yi Mermerli Salon girişinde karşıladı.

Yıldırım ve Kobakhidze, baş başa görüşmenin ardından Divan Salonu'nda düzenlenen heyetler arası görüşmeye başkanlık etti.

Basına kapalı görüşmeye, Türkiye-Gürcistan Parlamentolararası Dostluk Grubu Başkanvekili Zafer Işık, TBMM Genel Sekreteri Mehmet Ali Kumbuzoğlu, TBMM Dış İlişkiler ve Protokol Başkanı Yeşim Uslu katıldı.

TBMM Başkanı Yıldırım, daha sonra Gürcistan Meclis Başkanı Kobakhidze'ye, Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) 15 Temmuz 2016'daki darbe girişimi sırasında bombalanan Şeref Holü'ndeki bölümü gezdirdi ve o gece yaşananlarla ilgili bilgi verdi. Kobakhidze, bombalanan alana karanfil bıraktı.

TBMM Genel Kurul Salonu'nu da gezen Kobakhidze, TBMM Başkanı Yıldırım ile fotoğraf çektirdi.

Meclis Başkanı Yıldırım, daha sonra Gürcistan Meclis Başkanı Kobakhidze onuruna TBMM Tören Salonu'nda öğle yemeği verdi.

22. Avrasya Ekonomi Zirvesi

İSTANBUL (AA) – TBMM Başkanı Binali Yıldırım, Avrasya bölgesinin 21. yüzyılda, medeniyetlerin merkezi, zenginlik merkezi haline geldiğini belirterek, "Bu konuda bizlerin üzerine düşen, bölgemizi her türlü karışıklık, savaş, şiddet ve terörden korumaktır. Bölgeyi bir çatışma, hesaplaşma sahası olmaktan çıkarmaktır." dedi.

Yıldırım, Marmara Grubu Vakfı tarafından "Geleceğe Sorumluluk" ana temasıyla düzenlenen, 22. Avrasya Ekonomi Zirvesi'nin açılışında yaptığı konuşmada, İstanbul'un gerçek anlamda Avrasya'nın kalbi olduğunu, çünkü Avrupa ve Asya'nın buluştuğu yerin Boğaz olduğunu söyledi.

Avrasya toplantılarının bir markaya dönüştüğünü dile getiren Yıldırım, düzenlenen bu faaliyetlerin Avrasya coğrafyası başta olmak üzere, bütün dünyadaki ekonomi, siyasi, kültürel dayanışma ve işbirliğine katkı sağlayacağına inandığını belirtti.

Yıldırım, 8 bin yıllık bir tarihe sahip, kıtaları birleştiren İstanbul'un bugüne kadar 3 imparatorluğa başşehirlik yaptığını, Türkiye'nin ve dünyanın en öneli ekonomi ve sanat merkezlerinden biri olduğunu aktararak, şunları kaydetti:

"20. yüzyıl, insanlığın en uzun yüzyılı oldu. Zehiri de panzehiri de birlikte sundu. İki büyük dünya savaşına şahitlik ettik. İmparatorluklardan, ulus devletlere geçiş geçtiğimiz yüzyılda oldu. Faşizm, komünizm gibi insanlara büyük acılar yaşatan sistemlere bu yüzyılda tanık olduk. 1989'dan itibaren de çağ dönümü niteliğinde coğrafyamızda değişim yaşadık. 70 yıllık perde indi Avrasya bütünlüğü ortaya çıktı.

Ülkeler ve toplumlar, barış, huzur ve refahı önceleyen çalışmalar yaparsa, insanlık daha mutlu daha huzurlu hale gelecektir. 1989'da yıkılan Berlin Duvarı esasında sadece bir duvar değildir. Berlin Duvarı ile birlikte insanları ve ülkeleri düşmanlaştıran ön yargılar da yıkılmış oldu. On binlerce insanı yıktığı duvarla birlikte insanların gözü açıldı. Avrasya coğrafyası insanların önünde büyük fırsatların manzumesini de bu süreçle beraber getirdi."

-"Avrasya hepimizin ortak geleceği"

Nasıl anlatılırsa anlatılsın, nasıl tarif edilirse edilsin Avrasya'nın herkesin ortak geleceği olduğunu dile getiren Yıldırım, konuşmasına şöyle devam etti:

"Dünyada yaşayan 7,5 milyar insanın 5 milyarı Avrasya coğrafyasında yaşıyor. Dünyanın bir yıllık gayri safi milli hasılası yaklaşık 80 trilyon, bunun yüzde 60'ı Avrasya coğrafyasına ait. Bilinen enerji kaynaklarının dörtte üçünü de Avrasya bölgesi barındırıyor. Bölge doğal ve beşeri kaynakların havuzu niteliğinde. Avrasya coğrafyasında ortalama gelire baktığımız zaman 10 bin dolar düzeyinde gözüküyor. Afrika ve Güney Amerika'daki ülkelerin milli gelir ortalamaları dikkate alındığında bu rakam, yeterli görülebilir. Amerika, AB ve Japonya gibi ülkelerle karşılaştırdığımızda yetersiz olduğu aşikardır."

Avrasya'nın, yüzlerce yıldır birbiriyle yakın ilişkin içinde olan milletlerin coğrafyası olduğuna değinen Yıldırım, "Avrasya bölgesi 21. yüzyılda, medeniyetlerin merkezi, zenginlik merkezi haline geliyor. Bu konuda bizlerin üzerine düşen, bölgemizi her türlü karışıklık, savaş, şiddet ve terörden korumaktır. Bölgeyi bir çatışma, hesaplaşma sahası olmaktan çıkarmaktır. Avrasya ülkeleri olarak ekonomik, sosyal ve kültürel gelişmeye daha çok zaman ayırmalıyız. Ulaşım, haberleşme, eğitim, sağlık, kültür, turizm, sanayi ve ticaret başta olmak üzere, her alanda ortak çalışma fırsatlarını daha da arttırmalıyız." diye konuştu.

  • "Biz, çözüm odaklı olarak bu işlere yaklaşmak mecburiyetindeyiz"

Terörle, aşırılıklarla mücadele konusunda Türkiye olarak Pakistan, Rusya, İran, Afganistan meclisleriyle birlikte çalıştıklarını, bu okunda önemli toplantılara imza attıklarını anlatan Yıldırım, bütün bu çabaların ülkeleri ve bölgeyi barışa, huzura ulaştırmak için olduğunu söyledi.

İçinde bulunulan coğrafyanın, savaşla, terörle, şiddetle anılmasının dünyanın başka bölgeleri için bir avantaj, bir çıkar olabileceğini dile getiren Yıldırım, "Ancak biz, çözüm odaklı olarak bu işlere yaklaşmak mecburiyetindeyiz. Bir sorun olduğunda, aklımıza önce savaş ve çatışma gelmemeli. Bu noktada öncelikle bölge ülkeleri arasında anlaşmazlığa, kavgaya neden olan konuların ele alınması şarttır." dedi.

Her türlü terör, karışıklık ve anlaşmazlığın yoğunlaştığı bölgenin yine Avrasya coğrafyası olduğuna dikkati çeken Yıldırım, "Göç, mültecilik gibi sorunları ortadan kaldırmak için yapmamız gereken yüksek yüksek duvarlar örmek değil, dünyada var olan adaletsizlikleri, kötü yönetişimi ve gelir dağılımındaki uçurumu azaltacak tedbirler almamız lazım. Biz bu coğrafyanın sakinleriyiz, gidecek başka yerimiz yok. Coğrafyamızın barış, huzur ve güvenliğini sağlamak bizim görevimiz." ifadelerini kullandı.

(Sürecek)

Semiha Yıldırım beşiz bebekleri ziyaret etti

İSTANBUL (AA) – TBMM Başkanı Binali Yıldırım'ın eşi Semiha Yıldırım, yaklaşık 3 ay önce dünyaya gelen Türkiye'nin 4. beşiz bebeklerini ziyaret etti.

3 yıllık evli ve 28 Kasım'da beşiz bebekleri olan Sibel-Kerem Ödemiş çiftini İstanbul Orhangazi Mahallesindeki evlerinde ziyaret eden Semiha Yıldırım, anne Sibel Ödemiş ile bebeklerin sağlık durumları, beslenmeleri ve uyku düzenleri hakkında sohbet etti.

Yıldırım, aileye "Bebeklerinizi, sağlıkla sıhhatle büyütün." dedi.

Kerim, Beytullah, Ebrar, Erva ve Eylül'e sağlıklı bir ömür dileyen Yıldırım, vatana millete hayırlı birer evlat olmaları temennisinde bulundu.

Yıldırım, kendilerinin de 3 çocuklarının olduğunu, şimdi 6 torunlarının olduğunu ve torun sevgisinin bambaşka olduğunu söyledi. Yıldırım, çifte "Rabbim size de torun sevgisi tatmayı nasip etsin inşallah." ifadelerini kullandı.

Anne Sibel Ödemiş, prematüre olarak dünyaya gelen bebeklerin sağlık durumlarının çok iyi olduğunu belirterek, "Rabbim isteyen herkese versin. Çok güzel bir duygu." diye konuştu.

Semiha Yıldırım, bebeklere çeşitli hediyeler de verdi.

Aileyi ziyaret eden Semiha Yıldırım'a mahalle sakinleri de büyük ilgi gösterdi. Semiha Yıldırım'a ziyaretinde Sultanbeyli Belediye Başkanı Hüseyin Keskin'in eşi Çiğdem Keskin eşlik etti.

Çiftin bebeklerinin, Türkiye'de dördüncü defa dünyaya gelen beşiz bebekler olduğu belirtildi.

TBMM Başkanı Binali Yıldırım'ın kabulü

TBMM (AA) – TBMM Başkanı Binali Yıldırım, Amerikan Türk Konseyi Yönetim Kurulu Başkanı James Jones ve ABD Ticaret Odası Türkiye ve Orta Doğu'dan Sorumlu Kıdemli Başkan Yardımcısı Khush Choksy'i kabul etti.

Yıldırım'ın makamındaki kabul, basına kapalı gerçekleşti.

Görüşmede, Türkiye-Amerika Parlamentolararası Dostluk Grubu Başkanı ve AK Parti Diyarbakır Milletvekili Mehdi Eker ile Türkiye-Amerika İş Konseyi (TAİK) Başkanı Mehmet Ali Yalçındağ da yer aldı.

TBMM Başkanı Binali Yıldırım:

TBMM (AA) – TBMM Başkanı Binali Yıldırım, AK Parti belediye başkan adaylarının Ankara'daki konaklama masraflarının TBMM'ye ödettirildiği iddiasını yalanlayarak, "Birinin söylediği kulaktan duyma laflarla bir iddia ortaya atmak sonra insanı mahcup eder. Gerçekle alakası olmayan iddialar. Bu konuda resmi tekzip de gönderildi. 'Çamur at izi kalsın' anlayışını asla kabul etmiyoruz." dedi.

Yıldırım, beraberindeki TBMM Başkanlık Divanı üyeleriyle mutfak sistemleri ve altyapısı yenilenen TBMM Üyeler Lokantası Mutfağı'nı ziyaret ederek incelemelerde bulundu.

Uzun yıllardır Meclisi ziyaret eden vatandaşlar başta olmak üzere milletvekilleri ve personele hizmet veren mutfakta yürütülen çalışmalara ilişkin bilgi alan Yıldırım, Başaşçı Recai Güler tarafından çiçek takdim edilerek karşılandı.

Mutfağın kısımlarını tek tek dolaşan Yıldırım, fırına pide verdi, daha sonra pişirdiği pideleri beraberindekilere ikram etti.

İncelemelerinin ardından gazetecilere açıklamalarda bulunan Yıldırım, "Meclisimizin mutfağı gıcır gıcır, pırıl pırıl oldu. Her şeyi elden geçti. Bugün itibarıyla hazır." diye konuştu.

TBMM Genel Kurulu'nun, iki haftalık aranın ardından yarın toplanacağını dile getiren Yıldırım, hizmetlerin artık TBMM Üyeler Lokantası Mutfağı'ndan verileceğini bildirdi.

Meclis personelinin, gece gündüz çalışarak kısa sürede çalışmaları tamamladığını belirten Yıldırım, "Gayet modern, hijyenik şartlarda güzel bir mekan olmuş. Rabbim inşallah güzel hizmetler vermeyi nasip eder." ifadelerini kullandı.

TBMM Üyeler Lokantası Mutfağı'nın, daha verimli çalışması için alınması gereken kararlar olduğunu söyleyen Yıldırım, Türkiye'nin dört bir yanından gelen vatandaşlar başta olmak üzere yılda 1 milyon 100 bin kişinin burada yemek yediğini aktardı.

Burada çalışanların önemli bir görev ifa ettiklerini vurgulayan Yıldırım, şöyle konuştu:

"Arkadaşlarımız fedakarca çalışıyor. Yapılması gereken iki önemli düzenleme var; bunlardan biri 550'den fazla yemek çeşidi var. Bunlar fazla. Bunlar kaliteyi olumsuz etkiliyor. Onun yerine daha az sayıda, bilinen yemekler… Mesela 50 çeşit. 550 yemeği takip edip seçmesi bile zor, vakit alır. Hepimiz evlerimizde 550 yemek mi arıyoruz? Bunlar teorik olarak var ama uygulamada zorluklar getiriyor. Burada bir sadeleştirmeye ihtiyaç var.

İkinci bir konu da yemek hizmet saatlerine de bakmak lazım. '12'den kapanana kadar' diyorsun, orada planlamada zorluklar çıkıyor. Hiçbir şekilde yemek ihtiyacı olmayan saatler var. Mutfak hazırlığı için bu saatlerin düzenlenmesine ihtiyaç var. Bunu da gözden geçireceğiz."

  • "Her iki iddiada da boş, geçersiz, yalan"

Yıldırım, bir gazetecinin CHP Çanakkale Milletvekili Özgür Ceylan'ın, AK Parti belediye başkan adaylarının Ankara ziyaretlerinde konaklama ücretlerinin, TBMM'ye ödettirildiği, Meclisten yaklaşık 150 aşçı ve garsonun Ankara'daki otellere "hizmet içi eğitim" adı altında gönderildiği, bunun karşılığında AK Parti'lilerin ücretsiz konakladığı iddiasına ilişkin sorusunu da yanıtladı.

Yıldırım, "Külliyen yalan. Her iki iddiada da boş, geçersiz, yalan. Kaldı ki milletvekili arkadaşımız beni aradı. 'Bu doğru değilmiş, kusura bakma' diye de telefonda görüştük. Milletvekili düzeyinde bir arkadaşımızın herhangi bir konu hakkında bir işlem yapmadan, konuyu enine boyuna araştırması icap eder." dedi.

"Birinin söylediği kulaktan duyma laflarla bir iddia ortaya atmak sonra insanı mahcup eder." diyen Yıldırım, Meclis bütçesinin birilerine peşkeş çekilerek, birilerini misafir etme gibi bir durumun söz konusu olmadığını dile getirdi. Binali Yıldırım, şunları kaydetti:

"Doğrudur, eğitim verilmiştir. Oteller bu eğitimi bilabedel ve severek yapıyorlar. Buradaki çalışanların en iyi kalitede, en güzel şekilde hizmet görmeleri dolayısıyla kendilerini tazelemeleri, birtakım hizmet içi eğitim almaları mutlaka çok güzel bir şey. O bakımdan bu tarafı da yanlış. Özetle gerçekle alakası olmayan iddialar. Bu konuda basın yayın organlarına resmi tekzip de gönderildi. Bazılarında yayınlandı ama bazılarında oralı olmadılar. Hukuki süreç takip edecek. 'Çamur at izi kalsın' anlayışını asla kabul etmiyoruz."

TBMM Başkanı Yıldırım'ın kabulü

TBMM (AA) – TBMM Başkanı Binali Yıldırım, Karadeniz Ekonomik İşbirliği Parlamenter Asamblesi (KEİPA) Genel Sekreteri Asaf Hacıyev'i kabul etti.

Yıldırım'ın makamındaki kabul, basına kapalı gerçekleştirildi.