AB'den genç çiftçilere kredi imkanı

BRÜKSEL (AA) – Avrupa Birliği (AB), genç çiftçilere düşük faizli kredi imkanı sağlayacak 1 milyar avroluk destekleme programı başlattı.

AB Komisyonu, Avrupa Yatırım Bankası (EIB) ile özellikle genç çiftçileri desteklemeye yönelik 1 milyar avroluk kredi programı başlatıldığını açıkladı.

Buna göre, üye ülkelerdeki bankalar AB'nin vereceği mali destekleme miktarına eşit oranda katkı sağlayacak ve 40 yaşın altındaki çiftçilere uygun kredi imkanı sunacak.

Söz konusu kredilerin faizleri düşük tutulacak, ilk 5 yıl geri ödemeleri olmayacak ve vadeleri 15 yıla kadar uzatılabilecek.

Tarım sektöründeki fiyat oynaklıkları veya yaşanabilecek sıkıntılar göz önünde bulundurulacak ve zor dönemlerde kredilerin geri ödemeleri ertelenebilecek.

Verilere göre, AB üyesi ülkelerde çiftçilerin yaş ortalaması yüksek seyrediyor. Tarım sektöründe çalışanların sadece yüzde 11'i 40 yaşının altında bulunuyor.

Söz konusu desteklemeyle tarım sektörüne gençlerin katılımını arttırmak ve özellikle zor kredi alan genç çiftçileri desteklemek amaçlanıyor.

Tarımsal ilaçlama için drone tasarladı

BOLU (AA) – Bolu'da bir kişi, tarımsal alanda kullanılmak üzere ilaçlama dronu tasarladı.

Televizyon, sinema, mimarlık gibi birçok alanda drone ile görüntü ve fotoğraf çeken Murat Çalışır (40), hobi olarak başladığı işini geliştirmek için atölye kurdu.

Çalışır, atölyesinde tarımsal alanların ilaçlanmasında kullanılmak üzere drone yapmak için çalışmalara başladı. Yaklaşık 3 yıl süren çalışmanın ardından Çalışır, 10 litre ilaç kapasiteli drone yaptı.

Karaçayır Mahalles'indeki bir tarlada drone ile tarımsal alanda uçuş gerçekleştiren Çalışır, yaklaşık 2 hektarlık alanı drone ile 10 dakika içerisinde ilaçladı.

Çalışır, gazetecilere yaptığı açıklamada, yaklaşık 15 yıldır radyo kontrollü model uçak hobisiyle uğraştığını, 10 yıldır da dronelerle ilgili gelişmeleri takip ettiğini belirterek, yaptığı ilaçlama dronenin maliyetinin piyasalarda satılanlardan çok ucuz olduğunu söyledi.

Droneların birçok alanda kullanıldığını dile getiren Çalışır, şunları kaydetti:

"Bunlar arasında tarım sektörü de yer almakta. Ben Bolu'luyum ve çiftçi çocuğuyum. Hobi olarak başladığım bir şeyi nasıl bu sektörde kullanabilirim diye düşündüm ve 3 yıldır bunun üzerinde çalışıyorum. Çalışmalarım sonuç verdi ve ilaçlama dronunu yaptım. Aynı zamanda bu drone birçok alanda kullanılacak şekilde tasarlandı. Tarımda özel kameralar kullanılarak verimli ya da verimsiz yerlerin tespitinde kullanılabilir. Bunu havadan arazi taraması olarak yapabilmekteyiz. Bu drone ile ağaç dikimi ya da tohum atımı yapılabilmekte. Ağaç dikimi yapılırken belli bir hat üzerinde dikimi gerçekleşmekte. Bu da ya ip çekerek ya da özel ölçüm aletleri kullanılmakta. Drone üzerindeki GPS yardımı ile aşağıya yansıttığı bir lazer nokta vasıtası ile noktasal olarak hata yapmadan ağaç dikimi de yapılmakta."

Çalışır, drone teknolojisinin geleceğin teknolojisi olduğunu, yeni gelişmeleri takip etmeye devam edeceğini söyledi.

Hatay'da turfanda soğan hasadı başladı

HATAY (AA) – Hatay'da 20 bin dekar alanda turfanda soğan hasadına başlandı.

Türkiye’nin farklı bölgelerinden Hatay'a gelen tarım işçileri, soğan hasadı için erken saatlerden itibaren tarlalarda çalışıyor.

Sökümünü yaptıkları soğanları keserek çuvallara dolduran işçiler, daha sonra kamyonlara yüklüyor ve ürünler, Türkiye'nin farklı bölgelerine gönderiliyor.

Hatay Tarım ve Orman Müdürü Ergün Çolakoğlu, AA muhabirine yaptığı açıklamada, kentin soğan üretiminde önemli yere sahip olduğunu söyledi.

İl genelinde 20 bin dekar alana soğan ekildiğini aktaran Çolakoğlu, dekar başına 3-5 ton ürün elde edildiğini belirtti.

Çolakoğlu, yağışların fazla olması nedeniyle hasadın biraz geciktiğini dile getirerek ''Hasat 20 Mayıs'a kadar devam edecek. Ürünlerin piyasada yerini almasıyla fiyatların dengeleneceğini tahmin ediyoruz.'' ifadesini kullandı.

Diyarbakır'da tarım arazileri “drone” ile denetlenecek

DİYARBAKIR (AA) – AHMET KAPLAN – Diyarbakır'ın Kayapınar Tarım ve Orman İlçe Müdürlüğü personeline verilen eğitim ile tarım alanları drone ile denetlenecek.

Tarım alanlarının günümüz teknolojisi kullanılarak daha hızlı ve etkin şekilde denetlenmesi amacıyla Kayapınar Tarım ve Orman İlçe Müdürlüğünce "Drone Eğitimi ile Teknik Personeller Uzmanlaşıyor Projesi" hazırlandı.

Karacadağ Kalkınma Ajansının teknik desteğiyle hayata geçirilen proje kapsamında kurumun 15 personeline drone eğitimi veriliyor.

Eğitim, insansız hava aracı teknolojisinden faydalanılarak hem iş geliştirmenin sağlanması hem de personel gücünden tasarruf edilerek denetimlerin daha kısa sürede yapılmasına imkan sağlayacak.

Eğitim sayesinde ziraat mühendisleri, drone ile hastalık ve zararlılarla mücadele, kaçak avlanma, anız yangını, ürün tespiti, afet durumu ile makineli hasat öncesi ve sonrasına ilişkin havadan tespit yapabilecek.

  • "Bölge ve ülke ekonomisine önemli katkı sağlayacak"

Karacadağ Kalkınma Ajansı Genel Sekreteri Hasan Maral, AA muhabirine yaptığı açıklamada, ajans olarak mali desteklerin yanı sıra teknik destek faaliyetlerini de sürdürdüklerini söyledi.

Verdikleri teknik destek ile kurumların kurumsal kapasitelerini geliştirmek amacında olduklarına işaret eden Maral, 2018'de ilan ettikleri teknik destek programı ile merkez Kayapınar Tarım ve Orman İlçe Müdürlüğünden drone eğitimine yönelik proje başvurusu aldıklarını ve yaptıkları değerlendirmede projeyi başarılı bulduklarını aktardı.

Günümüzde taşımacılık, ilk yardım gibi birçok alanda drone kullanıldığına dikkati çeken Maral, "Personele bu eğitimi vererek anız yangınlarının tespiti, ürün deseninin fotoğraflanması, yine tarla içi bazı temel faaliyetlerin gözlenmesi gibi ve birçok alanda drone kullanabileceğiz." dedi.

Diyarbakır'ın tarımsal potansiyel açısından ön plana çıkan bir il olduğunu vurgulayan Maral, şunları kaydetti:

"Silvan Projesi'nin tamamlanmasıyla ilde tarımsal arazilerin tümü suya kavuşacak. Bu çerçevede verimlilik artışı ile katma değerli üretimi de gözetmemiz lazım. Çünkü öngörülemeyen bir sürü kayıp meydana gelebiliyor. Hastalık ve zararların meydana getirdiği kayıplardan tutun da ulaşılamayan alanlara yetersiz müdahaleden dolayı birçok ürün kaybı meydana gelebiliyor. Hasar tespit çalışmalarında üreticilerin zararları tam olarak tespit edilemeyebiliyor. Hem ürün hem de gıda güvenliğinin sağlanması bakımından drone eğitimi önemli."

Uydu teknolojilerinin geliştiğini dile getiren Maral, bu noktada hastalık ve zararlıların tespitinde en pratik yolun artık uydu teknolojileri olduğunu, çünkü özel sensörler doğrultusunda nokta atışı ile hastalık ve zararlıların tespit edilebildiğini, kullanılacak pestisitlerin de buna göre ayarlanabildiğini aktardı.

"Nokta atışı hastalık ve zararlı mücadelesi yaptığınız için de elde edeceğiniz üründe doğal olarak artış meydana gelecek ve iyi tarım uygulamaları aslında bir nevi yaygınlaştırılmış olacak bu sistemle." diyen Maral, bu yönüyle drone eğitimini önemsediklerini belirtti.

Maral, "Bu bölge ve ülke ekonomisine önemli katkı sağlayacak." diye konuştu.

  • "Tespitlerde daha etkin, hızlı ve kesin veri elde edeceğiz"

Tarım ve Orman İl Müdürü Mustafa Ertan Atalar da eğitim sayesinde 15 teknik personelin drone kullanımı için gerekli yasal izin ve teknik bilgiye sahip olduğunu belirtti.

"Bu eğitim sayesinde tarım alanlarımızda yaptığımız tespitlerde daha etkin, hızlı ve kesin veriler elde edeceğiz." ifadesini kullanan Atalar, uygulamanın özellikle hastalık ve zararlılar, verim durumu, doğal afetlerde meydana gelebilecek zararların etkili ve kısa sürede tespit edilmesine kolaylık sağlayacağını dile getirdi.

Atalar, bölgede önemli bir sorun olan anız yangınlarının önlenmesiyle ilgili yapılan çalışmalarda da bu alanların tespit edilmesi gibi birçok konuda etkili sonuç elde edilmesinin sağlanacağını aktararak, projenin finansmanını sağlayan Karacadağ Kalkınma Ajansına desteklerinden dolayı teşekkür etti.

  • "Personelimizin teknik donanımı arttı"

Atalar, şunları kaydetti:

"Eğitim, ilgili teknik personelimizin teknolojiyi iyi kullanması neticesinde hata olasılığını ortadan kaldıracaktır. Her türlü faaliyetimizi en etkin şekilde yapmamızı sağlayacaktır. Aldığımız bu katkı sayesinde personelimizin teknik donanımı arttı. Elimizdeki imkanları daha iyi şekilde kullanarak, çiftçimizin hizmetine sunmak için büyük bir olanak oluştu. Bu eğitimleri yaygınlaştırarak bütün tarım alanlarında daha etkili bir şekilde tespite devam edeceğiz."

Arı ölümleri üreticileri endişelendiriyor

AYDIN (AA) – FERDİ UZUN – Adnan Menderes Üniversitesi (ADÜ) Ziraat Fakültesi Zootekni Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mete Karacaoğlu, son günlerde özellikle Ege Bölgesi'nde artan arı ölümlerinin yeni bir durum olmadığını, geçmiş yıllarda da benzer vakaların olduğunu belirterek "Analizlerde görüldü ki bunun sebebi tarım ilaçları." dedi.

Karacaoğlu, AA muhabirine yaptığı açıklamada, 6 yıl önce Aydın bölgesinde ciddi ölçüde arıların telef olduğunu, yapılan analizlerde ölümlerin bahar aylarındaki tarımsal ilaçlamadan kaynaklandığının tespit edildiğini söyledi.

Çiçeklenme ve tomurcuk döneminde meyve ağaçlarına yapılan ilaçlamaların arı ölümlerine neden olduğuna dikkati çeken Karacaoğlu, "Arı ölümlerinin gerçekleşmesi sadece arılar için de sıkıntı değil aynı zamanda doğada birçok yararlı böceklerin de ölmesi söz konusu olabiliyor. Aslında çiçeklenme döneminde arının ziyaret etmesi yetiştiricinin de lehinedir çünkü arılar tarafından bitkilerin tozlanması gerekiyor ki bu bitkiler sağlıklı meyve üretsinler. Hem yararlı böcekler hem arıların ölümü hem de daha az ürün alınmasına neden oluyor." diye konuştu.

Karacaoğlu, arı ölümlerinin artmasının doğadaki dengenin bozulmasına neden olduğunu aktararak, şunları kaydetti:

"Eskiden Ordulu arıcılar Türkiye'nin her tarafını gezerlerdi, hala da geziyorlar. Bunların Ordu'yu terk etmelerinin temel nedeni fındık ilaçlamalarıydı. Fındık ağaçları ilaçlandığında mecburen orayı terk ederlerdi. Önlem alınmazsa burada da arıcının bölgeyi terketmesi söz konusu olabilir.

Tarım ilaçlarının kullanımı arttıkça bir taraftan da zararlıların oranında da artış yaşanıyor. Bir önlem olarak, belki, arıların ziyaretlerinin olmadığı günlerde, kapalı havalarda ya da geceleri ilaçlama yapılabilir. Bitkisel üretim yapan üreticiler bilinçlendirilirse çevreye zarar veren kimyasallarla mücadele edebilirler."

  • "Ot ilacının yasaklanması gerekiyor"

Aydın Arı Yetiştiricileri Birliği Başkanı Ayhan Özdemir ise Aydın'da kayıtlı 2 bin 467 arı üreticisi olduğunu, 412 bin arı kovanının bulunduğunu, Türkiye'deki çam balı üretiminin yüzde 40'ını karşıladıkları bilgisini verdi.

Son dönemde üyelerinden çok fazla arı ölümü olduğu yönünde şikayetler aldıklarını aktaran Özdemir, şunları söyledi:

"Aydın, Türkiye'nin en iyi arı gelişim sahasıdır. Bahar da uzun sürdüğü için çiftçimizin bilinçsiz ilaçlamasından dolayı arı ölümleri gerçekleşmekte. Şimdi arazilere ilaç atıyorlar. Eskiden çiftler sürülürdü. Şu anda çiftçilerimiz çift sürmektense ot ilacı atıyor ve beraberinde arı ölümleri gerçekleşiyor. Aynı şekilde ağaçlarda yapılan ilaçlamalar da ölümlere yol açıyor. Bakanlığın bir an önce önlem alması gerekiyor. Ot ilacının yasaklanması gerekiyor. Bu yasaklanmadığı sürece arı ölümleri devam edecektir. Ağaçlardaki ilaçlama gece yapılabilir. Çok sayıda arı ölümleri var. Arı gelişmiyor. Normalde bu aylarda arının çok iyi gelişmesi lazımdı fakat birçok üreticimiz ölümlerden dolayı arısını geliştiremedi. Arı demek yaşam demektir. Arı varsa tarım vardır."

Çilek fidelerinin yarısından fazlası Kayseri'de filizleniyor

KAYSERİ (AA) – ERGÜN HAKTANIYAN – Önemli tarım kentlerinden biri olan Kayseri, Türkiye'deki çilek fidesi üretiminin yarısından fazlasını karşılıyor.

Kayseri Tarım ve Orman Müdürü Mustafa Şahin, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Kayseri'nin, Türkiye'deki çilek fidesi üretiminin yaklaşık yüzde 60'ını karşıladığını söyledi.

Çilek fidesi üretiminde firmaların Kayseri'yi tercih ettiğini vurgulayan Şahin, şunları kaydetti:

"İlimizdeki çilek fidesi üretim değerleri son yıllarda artarak devam ediyor. Ülkemizin tamamındaki çilek fidesinin 2014 yılında yüzde 25'i Kayseri'de üretilirken bu oran giderek artışını sürdürdü. Türkiye'deki çilek fidelerinin yüzde 60'ı Kayseri'de üretiliyor. Kayseri'de üretilen çilek fidesinin oranı 2016 yılında yüzde 47 iken 2018 yılında yüzde 60'a ulaşmıştır."

Kayseri'nin çilek üretimi için çok uygun koşullara sahip olduğunu anlatan Şahin, "Tüflerden, doğal yapılardan oluşan köklenme alanları var. Develi ilçesi Reşadiye, Sindelhöyük ve Karacaviran mahallelerinde üretim yoğunlaşmış durumda. Daha önceki yıllarda Tomarza ve Pınarbaşı ilçelerinde de üretim yapılırken son üç yıldır üretimin tamamı buralara kaydı" dedi.

Şahin, bol ve kaliteli meyve üretimi için fidelerin 3 yılda bir yenilendiğini belirtti.

Maldivler'e Türk muzu

ANTALYA (AA) – HATİCE ÖZDEMİR TOSUN – Antalya Tarım ve Orman Müdürü Mustafa Özen, üretimin artmasıyla muz ithalatının azalmaya başladığını belirterek, "İthalatın azalmasından öte yıllık 25 tona yakın bir ihracatımız söz konusu. Geçen yıl Maldivler'e muz ihraç ettik" dedi.

Özen, AA muhabirine, daha önce Mersin Anamur, Gazipaşa ve Alanya'da yaygın olan muzun Antalya'nın batı ilçelerinde de üretilmeye başlandığını söyledi. Manavgat, Kepez, Döşemealtı, Kumluca ilçelerinde de muz üretiminin yaygınlaştığını dile getiren Özen, bunun sevindirici olduğunu ifade etti.

Türkiye'nin muz üretimini artırması gerektiğini anlatan Özen, "Açığı karşılayabilmek için ithalata başvuruyoruz. Fakat 2017 ile 2018 yılında büyük alanlarda özellikle Manavgat ilçemizde yüksek tünel yapımına yönelik büyük yatırımların ardından muz üretimimiz ciddi anlamda arttı. Geçen yıl 163 bin ton muz üretimimiz oldu, son 7 yılda üretimde 100 bin ton artış sağlandı. Sadece Manavgat bölgesinde bin 500 dönüm olan muz üretim alanı geçen yıl 3-4 kat bir büyüme gösterdi." diye konuştu.

  • İthalat 200 bin tondan 150 bin tona geriledi

Muz ithalatının son dönemde önemli ölçüde azaldığını, 200 bin tondan 150 bin tonlara düştüğünü aktaran Özen, "Muz sektörü bu hızla gelişmeye devam ederse 5 yıl sonra muz ithalatını bitireceğimize dönük bir öngörümüz var. " dedi.

Muz ihracatının geçen yıl, bir önceki yıla göre 3 kat arttığını dile getiren Özen, "Üretimin artmasıyla muz ithalatımız azalmaya başladı. İthalatın azalmasından öte yıllık 25 tona yakın bir ihracatımız söz konusu. Geçen yıl Maldivler'e muz ihraç ettik." diye konuştu.

Antalya'da yetiştirilen muzun tat bakımından da yurt dışındaki muzlara göre farklı olduğunu belirten Özen, "Kentimizde yetişen ürünün farklı bir aroması var. Ekvator bölgesinin, sıcak ülkelerin muzları değil, Alanya'nın, Anamur'un, Gazipaşa'nın muzları aranmaya başladı. Pazarlarda insanlar yerli muz istiyor. Dünya piyasasında damak tadı anlamında yer bulacak bir çeşidimiz var." değerlendirmesinde bulundu.

“Çok iyi geçireceğimiz bir 4,5 yılımız var”

             GİRESUN (AA) - Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, &quot;4,5 yıl bir seçimsiz dönemimiz var önümüzde, bunu hep beraber vatandaşıyla, hükümetiyle tüm paydaşlarla çok iyi geçireceğimiz bir 4,5 yılımız var.&quot; dedi.<br>

Pakdemirli, AK Parti İl Genel Meclisi üyelerince restoranda düzenlenen halk buluşmasında yaptığı konuşmada, 31 Mart'ın milletin ve devletin bekası için çok önemli bir gün olduğunu söyledi.

Büyük ülkenin, büyük liderler ve büyük devlet adamlarıyla olabileceğini belirten Pakdemirli, "Büyükşehir, büyük ilçe, büyük hizmetlerle, büyük yatırımlarla olunur, hamdolsun bizde var. Vizyon da lider de güç de güven de bilgi de birikim de var." diye konuştu.

Pakdemirli, Giresun'u değiştirmenin vaktinin geldiğini dile getirerek, kentin makus talihini yenmesi gerektiğini kaydetti.

"Bizim derdimiz, sizin derdinizle dertlenmek." diyen Pakdemirli, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Biz Bakanlık olarak bütün dertlerinizi de biliyoruz, bütün sıkıntılarınızı da biliyoruz. Dövizimiz arttı, girdi maliyetlerimiz arttı, tarımda bazı maliyetlerimiz arttı ama şu seçimleri geçelim, şu seçimleri geçtikten sonra rahatlayacağız. 4,5 yıl bir seçimsiz dönemimiz var önümüzde, bunu hep beraber vatandaşıyla, hükümetiyle tüm paydaşlarla çok iyi geçireceğimiz bir 4,5 yılımız var. Burada seçimden hemen sonra ekonominin de düzeldiğini göreceksiniz, işlerin de çok daha iyiye gittiğini göreceksiniz."

– "Hep birileri paçamızdan aşağı çekmeye çalıştı"

Pakdemirli, Türkiye'nin son 17 yılda 13 kez seçime gittiğine işaret ederek, "Bu kadar istikrar varken, bu kadar hizmet yapılırken, bu kadar Türkiye ekonomisi iyiye doğru giderken niye bunlar oldu? Hep birileri paçamızdan aşağı çekmeye çalıştı. Türkiye, dertli bir coğrafya, bu dertli coğrafyada yaşadığımızı unutmayalım." değerlendirmesinde bulundu.

Yeni hükümet sistemine işaret eden Pakdemirli, şunları söyledi:

"Artık Türkiye'de koalisyon olmayacak, Türkiye eskisine göre çok daha hızlı büyüyecek, çok daha güzel günler bizi bekliyor ama bu sistemin oturması lazım. Bu sistemin oturması için de ister istemez bu yerel seçimlerde belediye başkanı seçecek dahi olsak iktidara güven olarak algılanacak bir seçime doğru gidiyoruz. Bu yüzden bu güvenin devamı, bize vermiş olduğunuz vizenin devamı anlamında son derece önemli vereceğiniz oylar."

Bekir Pakdemirli, bir yerin oy versin vermesin her zaman arkasında olduklarını, her zaman hizmeti götürdüklerini, bunun Giresun için de birçok yer için de geçerli olduğunu vurguladı.

Kendisinin İzmir'den geldiğini anlatan Pakdemirli, şunları ifade etti:

"Cemal Bey'le (AK Parti Giresun Milletvekili Cemal Öztürk) tanışıklığımız uzun yıllar, Cemal Bey de İzmir'in yapısını bilir, Aziz Başkanı çok iyi bilir. Ben bakan oldum, iki hafta içinde İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu bana hayırlı olsuna geldi. Çay içtik, kahve içtik, hoşbeş ettik, dedim ki ona 'Başkanım, ne projen varsa getir, sana siyaset yapmayacağım, sen CHP'den, ben AK Parti'den, önemi yok, ne kadar projen varsa hepsini topla getir, ne kadar dosyan varsa hepsini topla getir, Bakanlığımızla ilgili olanların hepsini hemen yapacağım, ilgili olmayanlar da varsa seni makam arabamla yanıma alacağım, beraber bakana gideceğiz, İzmir'in projelerini beraber takip edeceğiz'."

Pakdemirli, "Kaç tane proje geldi bana biliyor musunuz?" diye sorarak, "Sıfır. Şimdi bir defa iki tane sebebi var, bir CHP'nin hizmet etmek gibi bir derdi yok, bu çok açık. İkincisi de iktidarla yerel belediye aynı parti olmadığı sürece ister istemez bir çekimserlik oluyor. Bu çekimserliğin olmaması adına Giresun'un da bu defa bu şansı iyi değerlendireceğini düşünüyorum." ifadelerini kullandı.

Bekir Pakdemirli, AK Parti Giresun Belediye Başkan Adayı Aytekin Şenlikoğlu'na projelerinde destek olacaklarını vurgulayarak, vatandaşlardan da Şenlikoğlu'na destek olmalarını istedi.

“Yerli elektrikli traktörle ilgili büyük bir adım atıldı, şu an seri üretime hazır”

İZMİR (AA) – Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, yerli elektrikli traktörle ilgili, "Kısa zamanda büyük bir adım atıldı. Şu anda seri üretime hazır. Bunu İzmir üretmek istemez mi? Manisa, Gaziantep bu işe çok hevesli. İnanın dünyadaki çok büyük traktör firmaları dahil bunu yaptırdığımız firmaya gidiyorlar 'birlikte üretim yapalım.' diyorlar. Dünyada şu anda ticarileşmiş bir elektrikli traktör yok. " dedi.

Pakdemirli, Ege Sanayici İş İnsanları Derneği (ESİAD) tarafından İzmir'de bir otelde düzenlenen Sürdürülebilir Tarım ve Teknoloji Konferansı'nın açılışında konuştu.

Tarımda kavga edilerek bir noktaya varılamayacağını dile getiren Pakdemirli, bu alanda gerçeklerin rakamlarla ortaya konulması gerektiğini, gerçeklerin düşünüldüğü kadar kötü olmadığını ifade etti.

Bakan Pakdemirli, Türkiye'nin tarım alanında geleceğe yönelik zor bir ev ödevi bulunduğunu, bu ödevin siyaset üstü bir uzlaşmayla, hep beraber gerçekleştirilmesi gerektiğini söyledi.

Bu konuda muhalefetin eleştirilerine dikkati çeken Pakdemirli, "Türkiye samana muhtaç değil. Türkiye buğdaya muhtaç değil. İki günde bir muhalefet partileri diyor 'Türkiye'yi samana muhtaç ettiler.' İthal edilen saman 10 binde 4. İthal etmenin günah olduğu bir ülkede mi yaşıyoruz? Buğdayda üretimimiz ve tüketimiz birbirine yakın. Hatta fazlamız var. Peki neden ithalat yapıyoruz? Makarna, un fabrikalarının dahilde işleme rejimiyle aldıkları ürünlerin rakamlarıdır bunlar. Her gün tarımı ağzımızda sakız gibi çiğneyerek tarımla ilgili başarıya ulaşamayız." diye konuştu.

  • Patates ithalatı

Türkiye'nin 18 milyar dolarlık ihracatı ve 12 milyar dolarlık ithalatıyla tarımda net fazla veren bir ülke olduğunu dile getiren Bakan Pakdemirli, şöyle devam etti:

"İthalata mecbur kalmış bir ülke değiliz. Tabii ki bazı kalemleri ithal edeceğiz. Zaman zaman bazı ürünlerin planlanmasında rekolte kayıpları ve ekim gecikmelerinden dolayı Türkiye ithalat da yapabilmelidir. Tabii ki Tarım ve Orman Bakanlığının ilk görevi üreticiyi korumaktır. Diğer taraftan tüketicimiz de çok yüksek fiyatlarla bu ürünleri yememelidir. Yani 200 bin ton patates ithalatı yapabilmeliyiz. Korkarak alacağımız bir karar olmamalıdır. Eksiklerimiz, hatalarımız olabilir. Tüm iyi niyetimizle vatandaşımızın en iyi şartlarda en iyi ürünleri yemesi doğrultusunda çalışmalarımızı sürdürüyoruz."

  • Sulama yatırımları

Türkiye'de tarım arazilerinin ölçeğinin yaklaşık 60 dönüm olduğunu belirten Pakdemirli, bunun Fransa'da 420 dönüm, İngiltere'de ise 940 dönüm olduğuna dikkati çekti.

Bölünmüş tarım arazilerini bir araya getirmek gerektiğini söyleyen Pakdemirli, Türkiye'nin toplulaştırmayla ilgili başarılı bir performansı olduğunu vurguladı.

Yaklaşık 6 milyon hektarda arazi toplulaştırmayı tamamladıklarını ifade eden Pakdemirli, gelecek 3-4 sene içinde 2 milyon hektarda daha bu işlemin tamamlanacağını bildirdi.

Türkiye'de dekar başına verimin çok iyi olmadığını belirten Bakan Pakdemirli, "Sulama bizim bütün başarımızın anahtarı. Yüzde 50 daha fazla gıda üretimini artırmanın en önemli anahtarlarının biri sulamayı çözmemiz. Biz şu an 6,6 milyon hektarı suluyoruz. Yaklaşık 2 milyon hektarı daha sulamaya açmamız lazım. Bunun kabaca Türkiye'ye maliyeti 100 milyar."

  • "Tohumda 11. sıradayız"

Pakdemirli, tohumun da eleştirilen bir konu olduğunu dile getirerek, "Tohum işinin Türkiye'de kalmasında fayda var. Türkiye 750 milyon dolarlık bir pazarla dünyada 11. sırada. 2002'de 150 bin ton tohum üreten ülkeden bugün 1 milyon 50 bin tona gelmişiz. Aşağı yukarı yeterlilikler tarlada benim gördüğüm kadarıyla yüzde 70-75 seviyelerinde. Yani 100 dönüm tarlanız varsa 75 dönümünü yerli tohumla ekebiliyorsunuz." dedi.

Türkiye'de GDO'lu ürün üretilmediğine işaret eden Pakdemirli, "Türkiye GDO'suz bir ülkedir. GDO'suz bir ülke olmanın avantajını da ihracatta yaşamamız, bunu anlatmamız lazım. Türkiye'nin toprak kaynakları sınırlı olduğu için GDO'suz bir ülke olarak kalması lazım ama diğer taraftan GDO ile ilgili teknolojiler de dahil olmak üzere tüm teknolojileri takip ediyor olmamız lazım." diye konuştu.

  • "Dünyada ticarileşmiş bir elektrikli traktör yok"

Pakdemirli, yerli elektrikli traktörle ilgili kısa zamanda büyük bir adım atıldığını belirterek şunları kaydetti:

"Şu anda seri üretime hazır. 8 saat tek şarjla çalışacak. 7 ila 10 liralık bir şarjla 8 saat boyunca köylüye, üreticiye, çiftçiye hizmet verecektir. Yaşlı traktörlerden kurtulacağız. Bunu İzmir üretmek istemez mi ? Manisa, Gaziantep bu işe çok hevesli. İnanın dünyadaki çok büyük traktör firmaları dahil bunu yaptırdığımız firmaya gidiyorlar 'birlikte üretim yapalım.' diyorlar. Dünyada şu anda ticarileşmiş bir elektrikli traktör yok. Çalışmaları çok kısa bir zamanda bitirdik, prototipini ortaya koyduk."

ESİAD Yönetim Kurulu Başkanı Fadıl Sivri ve İzmir Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı Işınsu Kestelli de konuşmalarında, tarım politikalarında gelecek vizyonuna ilişkin önerilerde bulundu.

Türkiye ile Yemen arasında tarım alanında işbirliği

SANA (AA) – Yemen Tarım ve Sulama Bakan Yardımcıları Ahmed ez-Zamki ve Ali el-Cuneyd, Türkiye'nin Yemen Büyükelçisi Prof. Dr. Faruk Bozgöz'le iki ülke arasında tarım alanındaki işbirliğinin güçlendirilmesi konusunu görüştü.

Yemen resmi haber ajansı SABA'da yer alan habere göre, Bakan Yardımcıları, geçici başkent Aden'de Büyükelçi Bozgöz'le biraraya geldi.

Görüşmede, iki ülke arasında tarım alanındaki işbirliğinin güçlendirilmesi konusu, sulama, kırsal kalkınma, hasat sonrası teknoloji, tarım ürünlerinin pazarlanması, tarım alanındaki modern teknoloji ve tarım sektörünün iyileştirilmesinde Türkiye'nin tecrübesinden yararlanılması gibi konular ele alındı.

Büyükelçi Bozgöz, Türkiye'nin tarım alanında Yemen'i desteklediğini, Yemen hükümeti ve halkına destek verdiğini vurgulayarak, savaşın son bulmasını ve bu ülkede bir an önce güven ve istikrarın hakim olmasını ümit ettiğini dile getirdi.

Türkiye, birçok dernek aracılığıyla Yemen'de savaş nedeniyle yerlerinden edilen göçmenlere ve yoksul ailelere yardımda bulunuyor.

Uzun süredir siyasi istikrarsızlığın hüküm sürdüğü Yemen'de Husiler ile hükümete bağlı güçler arasında çatışmalar yaşanıyor. Husiler, Eylül 2014'ten bu yana başkent Sana ve bazı bölgelerin denetimini elinde bulundururken, Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyon güçleri ise Mart 2015'ten bu yana Husilere karşı Yemen hükümetine destek veriyor.

Yemen, açlık, kolera, çatışma ve hava saldırıları sonucunda büyük insanlık dramına sahne oluyor.