“Bir şemsiye marka üzerinde çalışıyoruz”

BERLİN (AA) – Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, gelecek yıllarda Türkiye'nin daha çok global markaya sahip olması için yoğun çalıştıklarını belirterek, “Çünkü bir malı bir liraya satmaktansa 4 liraya, 5 liraya satmanın yolunu bulmamız lazım. Bunun için bir şemsiye marka üzerinde çalışıyoruz.” dedi.

11. Dünya Gıda ve Tarım Forumu kapsamında yapılan Tarım Bakanları Konferansı için Almanya’da bulunan Pakdemirli, Berlin Büyükelçiliğinde Türk kökenli iş adamları ile toplantıda bir araya geldi. Pakdemirli, burada yaptığı konuşmada, Almanya’da yaşayan Türklerin küresel gıda zincirinden daha fazla pay alması gerektiğini söyledi.

Pakdemirli, Türk iş adamlarının yaptığı her hareketin Alman vatandaşları tarafından izlendiğini belirterek, “Hepiniz ayrı ayrı Türkiye’yi temsil ediyorsunuz. İyi yaptıklarınız Türkiye'nin hanesine, eksik yaptıklarınız da bizim eksi hanemize yazılıyor. Bu anlamda hakikaten tarihi sorumluluğunuz var.” diye konuştu.

Türk kökenli iş adamlarına “Sizler bizim için değerlisiniz.” ve “ Tarımla ilgili her zaman her türlü desteği vermeye hazırız.” diyen Pakdemirli, Avrupa yaşlandığı için kıtada geleceğin Türklere ait olduğuna işaret etti.

Afrika’da tarım konusuna dünyanın ve Almanya’nın ilgisini anlatan Pakdemirli, “Bir takım güvenlik ve diğer sebeplerden dolayı Alman vatandaşları gitmiyorsa biz Türkler olarak bu işe öncülük edip buradan daha fazla pay almamız lazım.” dedi.

Pakdemirli, Türkiye’nin Avrupa’da tarımda ve tekstilde iyi konumda olduğuna dikkati çekerek, gıda arz güvenliği için Türklerin gıda pastasından daha fazla pay alması gerektiğini vurguladı. Pakdemirli, “En önemli şey temel ihtiyaç ve temel ihtiyacın karşılanması. O yüzden gıda arz güvenliği sadece Türkiye’nin problemi değil, bu dünyanın bir problemi.” ifadelerini kullandı.

– "Bir şemsiye marka üzerinde çalışıyoruz"

Bugün 20 yıl önce olmayan Apple ve Google gibi şirketler olduğunu dile getiren Pakdemirli, şöyle devam etti:

<p>&quot;Yarın yeni yeni şirketler doğacak. Bana Davos toplantılarından bir tanesinde şunu söylediler, '15 yıl içerisinde işte 2030’ların ortalarına doğru bugün var olmayan ama yarın var olacak şirket olacak' dediler. O şirket için 'uzaktan eğitim şirketi, dünyanın en zengin şirketi olacak ve 1,5 trilyon doların üzerinde değeri olacak' dediler. Bunu anlamakta zorluk çekmiyorum ama dünyanın ilk 3’e veya 5’e girecek şirketlerinin tarım şirketleri olacağını söyleyince şok olmuştum.&quot;</p>        <p>Daha çok global markaya sahip olabilmek için yoğun çalışmalar yaptıklarını belirten Pakdemirli, “Bakanlık olarak buna öncülük etmek istiyoruz çünkü bir malı bir liraya satmaktansa 4 liraya, 5 liraya satmanın yolunu bulmamız lazım. Bunun için bir şemsiye marka üzerinde de çalışıyoruz. Bu marka dünyanın her yerinde pazarlanıyor olacak. Marka iletişimle ilgili gereken destek devlet tarafından verilecek. Devlet hiçbir şekilde üretim içerisinde olmayacak.” ifadelerini kullandı. </p>  <p> - Pakdemirli, Romanya Tarım Bakanı ile görüştü</p>    <p>Berlin Büyükelçisi Ali Kemal Aydın da Almanya’da 50 milyar avroyu aşan tarım üretimi gerçekleştirildiğini ifade ederek, “Bu tarım ürünlerinin pazarlaması ve ticareti konusunda burada özel sektör önemli rol üstlenmektedir ve bu konuda başarılı çalışmalar yapan girişimcilerimiz bulunmaktadır.” dedi.</p>  <p>Bakan Pakdemirli ve Büyükelçi Aydın’ın açılış konuşmasının ardından toplantı basın mensuplarına kapalı gerçekleştirildi. </p>    <p>Öte yandan Bakan Pakdemirli toplantı öncesi, Romanya Tarım ve Kırsal Kalkınma Bakanı Petre Daea ile Türkiye’nin Berlin Büyükelçiliğinde görüştü.</p>  

Merkel'den “tarımda dijitalleşme” uyarısı

  BERLİN (AA) - Almanya Başbakanı Angela Merkel, tarımda dijitalleşmenin açlık, verimsizlik ve iklim değişikliği gibi sorunların çözümlerine fırsatlar sunduğunu belirterek, &quot;Dijitalleşmede insanı merkeze koymak gerekir ve uluslararası iş birliğine ihtiyaç var.&quot; dedi. </p>      <p>Merkel, başkent Berlin'de bu yıl 11'incisi düzenlenen &quot;Dünya Gıda ve Tarım Forumu'nda yaptığı konuşmada, aralarında Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli'nin de bulunduğu 70 ülkeden tarım bakanının bir araya gelmesinden mutlu olduğunu belirterek, bunun tarımda yaşanan sorunların çözümü için istekli olunduğunu gösterdiğini söyledi. </p>    <p> Merkel, bakanlara &quot;Dijital teknolojilerin tarımın geleceği için önemini&quot; anlatarak, Almanya'nın foruma ev sahipliği yaparak küresel iş birliğini desteklediğini kaydetti.</p>  <p>Tarımda dijitalleşmenin açlık, verimsizlik ve iklim değişikliği gibi sorunların çözümlerine fırsatlar sunduğunu belirten Merkel, &quot;Dijitalleşme, sorunların çözümü için çok fırsatlar sunuyor. Dijitalleşmede insanı merkeze koymak gerekir ve uluslararası işbirliğine ihtiyaç var.&quot; değerlendirmesinde bulundu. </p>  <p>Çiftçilerin üretimlerine inovasyon katarak verimliliklerini artırmaları için dijitalleşmeyi ön planda tutmalarını isteyen Merkel, değer zinciri içinde tarıma daha fazla yer verilmesi gerektiğini söyledi.</p>  <p>Merkel, Birleşmiş Milletler’in (BM) verilerine göre dünya nüfusunun 2050’de 10 milyara ulaşacağını hatırlatarak, tarımda üretimin sürekliliği için gelişmekte olan ülkelerde çiftçilerin pazara erişiminin sağlanması gerektiğini vurguladı.</p>  <p>Tarımda dijitalleşme ile çiftçilerin piyasa fiyatlarını kolayca bileceğini, piyasanın daha saydam olacağına ve pazarlamanın daha verimli yapılacağına işaret eden Merkel, bunun için de uluslararası iş birliğinin şart olduğunu vurguladı. </p>  <p>Tarım bakanlarının çok önemli gelişmelerin olduğu bir zamanda bir araya geldiklerini söyleyen Merkel, bakanlardan ülkelerinde dijitalleşme konusunda rekabeti artıracak regülasyonların yapılmasını istedi. </p>    <p>Almanya Federal Cumhuriyeti Gıda ve Tarım Federal Bakanı Julia Klöckner de daha fazla üretim yapıp daha fazla insanı beslemek için tarımda verimliliği artırmak gerektiğini, bunun da ancak dijitalleşme ile başarılacağını söyledi.

Akıllı tarımla az kaynak kullanarak, daha fazla ürün elde edileceğini vurgulayan Klöckner, bunun da kaynakların daha sürdürebilir olmasına katkı yapacağını dile getirdi.

<p>Merkel, konuşmasından önce 70 bakan ile aile fotoğrafı çektirdi. Konuşmasından sonra bakanlarla tek tek selamlaşan Merkel, Pakdemirli ile bir süre sohbet etti.</p>  

Türkiye ile Almanya arasında tarımda iş birliği anlaşması

BERLİN (AA) - Türkiye ile Almanya arasında tarımda iş birliği anlaşması imzalandı.

Bu yıl 11'inci kez düzenlenen "Dünya Gıda ve Tarım Forumu"nun, Almanya’nın başkenti Berlin’de başlaması dolayısıyla Messe Berlin’de resepsiyon verildi.

Forumda Türkiye’yi temsil eden Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli de resepsiyona katılarak, diğer ülkelerden gelen mevkidaşları ile sohbet etti.

Resepsiyondan sonra, Tarım ve Orman Bakanlığı ile Almanya Federal Cumhuriyeti Gıda ve Tarım Federal Bakanlığı arasında tarımda iş birliğini öngören mutabakat zaptı imzalandı. Anlaşmaya, Türkiye adına Pakdemirli, Almanya adına Gıda ve Tarım Bakanı Julia Klöckner imza attı.

Mutabakat zaptı kapsamında, iki ülke arasında tarımsal ticaretinin önündeki teknik engellerin kısa sürede aşılması için “Tarım Çalışma Grubu” oluşturulacak. Aynı zamanda, tarımsal teknoloji ve kooperatifçilik alanlarında teknik iş birliği ve bilgi değişimi hedefleniyor.

İmzalar atıldıktan sonra Pakdemirli, Alman bakan ile bir süre görüştü. Görüşmede iki bakan birbirlerine hediye takdim etti.

  • Tarımın sorunlarına dijital çözümler aranıyor

Her yıl Uluslararası Yeşil Hafta Fuarı kapsamında düzenlenen "Dünya Gıda ve Tarım Forumu" bu sene 17-19 Ocak'ta “Geleceğin Tarımına Akıllı Çözümler” temasıyla gerçekleştiriliyor.

Dünya Gıda ve Tarım Forumu, “Tarım Dijitalleşiyor-Geleceğin Tarımına Akıllı Çözümler” teması ile yapılıyor.

Foruma 70 ülkeden tarım bakanları, iş insanları, bilim ve sivil toplum kuruluşlardan temsilciler katılıyor. Forum boyunca teknolojik gelişmeler doğrultusunda tarım, gıda ve hayvancılık politikaları ele alınacak ve sorunlara çözüm önerileri getirilecek.

Bu yıl söz konusu forumda düzenlenecek oturumlarda, "Dijital teknolojilerin potansiyeli tarım sektöründe nasıl daha iyi kullanılabilir?", "Çiftçilerin dijital teknolojilere erişimi nasıl daha da geliştirilebilir ve güvence altına alınabilir?", "Dijital bağlılığı artırmak için veri güvenliği ve veri egemenliği nasıl sağlanabilir?", "Dijital dönüşümün bir sonucu olarak tarımda görmek istediğimiz derin yapısal değişiklikler nelerdir ve bu yapısal değişikler politik olarak nasıl desteklenir?" sorularının cevapları aranacak.

– Bakan Pakdemirli oturum yönetecek

Bakan Pakdemirli, bugün Tarım Bakanları Konferansı kapsamında gerçekleştirilecek dört oturumdan biri olan “Tarım ve kırsal bölgelerde yapısal değişiklikler” konulu oturuma başkanlık edecek.

Pakdemirli’nin foruma katılacak ülke ve uluslararası kuruluş temsilcileriyle de ikili görüşmelerde bulunması planlanıyor.

Almanya Başbakanı Angela Merkel de foruma ilk defa katılarak “Dijital teknolojilerin tarımın geleceği için önemi” temalı bir konuşma yapacak.

<p>Tarım bakanları, 19 Ocak Cumartesi günü bir araya gelecek ve konferans sonunda ortak nihai bildiri yayımlayacak.</p>  <p>- Uluslararası Yeşil Hafta Fuarı </p>  <p>Bu arada, tarım, gıda ve bahçecilik alanında dünyanın en büyük fuarı olan Uluslararası Yeşil Hafta Fuarı da bugün Berlin’de kapılarını açıyor. </p>  <p>Bu yıl Finlandiya’nın partner ülke olduğu fuara, en az 60 ülkeden bin 500’den fazla şirket katılıyor.</p>    <p>Şirketler 100 binden fazla ürün sergiliyor.  Bu yıl 84'üncüsü düzenlenen fuar, Almanya Çiftçiler Birliği ve Alman Gıda ve İçecek Sektörleri Federasyonu sponsorluğunda Messe Berlin tarafından organize ediliyor. Fuarı yaklaşık 400 bin kişinin ziyaret etmesi bekleniyor.</p>  <p>Fuar 27 Ocak'a kadar açık kalacak.

Su basan köylerde hasar tespit çalışması

OSMANİYE (AA) – Osmaniye'nin Kadirli ilçesinde, etkili olan sağanağın ardından hasar tespit çalışmaları yapılıyor.

Yağış sonrası İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü, İl Özel İdaresi ve Kadirli Belediyesi ekipleri, taşkından zarar gören ev ve ekili alanların tespiti için incelemelerde bulundu.

Ekipler, ilk belirlemelere göre, su baskını nedeniyle ilçeye bağlı 10 köyde 50 küçükbaş hayvanın telef olduğunu, 20 bin dönümden fazla tarım arazisinin olumsuz etkilendiğini, 100'den fazla evin de su altında kaldığını tespit etti.

Bazı ekili alanların heyelan sonucu da zarar gördüğü belirleyen ekipler, çalışmalarını sürdürüyor.

Hayvancılıkta “elektronik küpe” hazırlığı

İZMİR (AA) – Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, tarım ve hayvancılıkta yüksek teknolojiye geçişi önemsediklerini belirterek, bu kapsamda yerli teknoloji kullanılarak hazırlanan elektronik küpelerin büyükbaş hayvanlarda test çalışmalarına başlanacağını bildirdi. Pakdemirli, "Yakın gelecekte bu küpelerin yaygınlaştırılmasıyla hayvanların kızgınlık dönemleri, günlük yaşamı, takip, sayım ve kesim gibi konulardaki verilerine anında ulaşmış olacağız." dedi.

Pakdemirli, Tarım Bayramı kapsamında Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi'nde düzenlenen "Tarım Eğitiminin 173. Yılı" toplantısında konuştu.

Babasının hocalık yaptığı üniversitede kürsüye çıkmanın gururunu yaşadığını dile getiren Pakdemirli, öğretim üyeleri ve basın mensuplarına, büyükbaş hayvanlar için geliştirilen yerli üretim elektronik küpeyi gösterdi.

Bakan Pakdemirli, bu küpe için pilot proje başlattıklarını belirterek, "TİGEM çiftliklerinde yapılıyor. Şu an 20 binlik üretim söz konusu." ifadesini kullandı.

Elektronik küpenin yaklaşık 17 milyon hayvana takılacağını söyleyen Pakdemirli, şöyle devam etti:

"Yakın gelecekte bu küpelerin yaygınlaştırılmasıyla hayvanların, kızgınlık dönemleri, günlük yaşamı, takip, sayım ve kesim gibi konulardaki verilerine anında ulaşmış olacağız. Bu prototip biraz büyük, küçülecek. İçinde bir tane cep telefonu var. Hayvanın sıcaklığını ölçecek, diyecek ki 'Merhaba benim adım Sarıkız. Vücut ısım 35 derece', hatta 'kızıştım' diyecek. Veteriner gelecek suni dölleme yapılacak.

Bir hayvan kurban için geldiyse nereden geldiğini bir aplikasyonla öğrenebileceksiniz. Karantina bölgesi mi var, dışına çıktı mı, çıkmadı mı görebileceksiniz. Dünyada pili 3-4 sene dayanan bir küpe yok. Bir Türk firma ile çalışıyoruz. Yerli ve milli olması da çok hoş. İnşallah başarıyla uygulamaya geçeceğiz."

Pakdemirli, elektronik küpelerin yaygınlaştırılması sayesinde gerekli hallerde acil bilgiye ulaşılacağını ve müdahalede bulunulacağını da dile getirdi.

  • Kenevir üretimi

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın kenevir üretimine ilişkin açıklamalarına değinen Pakdemirli, 19 ilde kenevir üretimine izin verdiklerini, arz ve talebe göre lokasyonları büyüteceklerini söyledi.

Pakdemirli, kenevirin çok değerli bir sanayi ham maddesi olduğuna işaret ederek, bu konuda Samsun Karadeniz Tarımsal Araştırma Enstitüsü, Ondokuz Mayıs Üniversitesi ve TÜBİTAK iş birliğiyle bir araştırma projesinin yürütüldüğünü anlattı.

Bakan Pakdemirli, "Önümüzdeki dönemde, ekolojik olarak kenevir üretiminin yapılacağı yeni yerlere izin vereceğiz. Bu konuda arkadaşlar çalışıyor. Araştırma projemizin çıktılarını da hem üreticilerimiz hem sektörle paylaşacağız." dedi.

Atık yönetimi konusunda önemli bir basamak olan plastik poşetlerin kullanımını azaltmaya yönelik bir adım attıklarını hatırlatan Pakdemirli, bunu yaparken bir anlamda ücretli poşetlerle doğaya saygı için yatırımda bulunduklarını belirtti.

Bakan Pakdemirli, insana, bitkiye, hayvana ve çevreye duyarlı hassas tarım uygulamalarını hayata geçirdiklerini, çiftçilerin yol göstericiliğiyle daha iyi politikalar getireceklerini ifade etti.

Tarımsal hasıla, hayvancılık, tohum arz güvenliği, erozyonla mücadele, meteorolojik veri çalışmaları, havza bazlı üretim, yer altı barajları konularındaki çalışmalarını anlatan Pakdemirli, İzmir'de yapılması planlanan tarıma dayalı ihtisas organize sanayi bölgelerine ilişkin de bilgi verdi.

Ege Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Necdet Budak da tarımın önemine işaret ederek, bu alandaki yeni teknolojilere yönelik farkındalık çalışmaları yaptıklarını söyledi.

Toplantının ardından Bakan Pakdemirli, kampüs içindeki kafeteryaya giderek öğrencilerle sohbet etti ve bir öğrencinin cep telefonuyla öz çekim yaptı.

ANALİZ – Teknolojide üst sınıftaki Rusya markalaşmada sınıfta kaldı

             MOSKOVA (AA) - EMRE GÜRKAN ABAY – Farklı alanlarda gelişmiş sanayisine, bilim ve teknolojide üst sınıfta yer almasına karşın Rusya, bir dünya markası çıkarmakta hala zorlanıyor.

Rusya yaklaşık 300 yıl önce Doğu Avrupa’nın en önemli devleti ve Avrupa güçler dengesinin önemli bir unsuru, 19’uncu yüzyıl sonunda ise Baltık Denizi’nden Pasifik’e, Kuzey Buz Denizi’nden Himalaya Dağları’na kadar uzanan konumuyla dünyanın coğrafi anlamda en geniş imparatorluğu haline geldi.

Dünya tarihi bu kadar büyük bir alanın tek bir güç tarafından kontrol edildiğine Rusya’dan önce sadece iki defa şahit oldu; Moğol İmparatorluğu ve Britanya İmparatorluğu. Ancak bunlar Rus İmparatorluğu’ndan birçok bakımdan farklıydı.

İngiliz İmparatorluğu Amerika, Avustralya gibi bakir kıtalar ve Hindistan gibi din ve dil bakımından son derece karmaşık, tamamı denizaşırı toprakları kontrol ediyordu. Ama bu uzak ülkeleri kontrol etmek masraflıydı ve bu iş Hindistan’da olduğu gibi kardan çok zarar getirmeye başladığında koloniler terk edilebiliyordu. Bu politika İngiltere’ye topraklarını kaybettirse de onları fakirleştirmedi.

Moğol İmparatorluğu da benzer şekilde çok uzaklardaki krallara ve milletlere boyun eğdirmekle yetinip, başka fetihlere geçti. Bağlı krallardan beklenen sadece itaat ve vergilerini ödemeleriydi. Doğal olarak, Orta Avrupa’dan Çin’e ve Hindistan’a kadar uzanan bu imparatorluğu da yönetmek kolay değildi. Moğollar uçsuz bucaksız topraklardan gelen vergileri ise kalıcı bir yatırıma dönüştürmedi. Zaten bu amaca yönelik bir yaşam felsefeleri de yoktu. Göçebe çadırları ve sürüleri ile özgürce dolaşma alışkanlığından vazgeçmediler. Göçebe olduklarından ve hatta bir yazıları dahi olmadığından zamanla yerleştikleri ülke halklarıyla kaynaşarak birkaç yüzyılda ortadan kayboldular.

– Sovyetler Birliği dönemi

Rusların yayılması farklı şekilde gelişti. Onlar için güvenlik öncelikti. Fethettikleri ülkelerdeki askeri varlıklarını oralardan ve ötesinden gelebilecek tehditleri önleyecek şekilde yapılandırdılar. Özellikle Orta Asya buna iyi bir örnek0. Afganistan dışında hiçbir toprak parçası için kar-zarar hesabı yapmadılar.

Diğer bir örnek olan Rusya’nın Sibirya’yı kolonileştirmesi Britanya’nın Kanada’yı kolonileştirmesine çok benzer. Ama Rusya ilk fırsatta Trans-Sibirya demiryolu ile Pasifik’e kadar olan toprakları Rusya’ya bağlarken İngiltere, Kanada’yı elde tutmanın karlı olmadığını gördüğünde oradan çekildi.

Ancak 20’nci yüzyıla gelindiğinde, Britanya İmparatorluğu’ndan sonra dünyanın en geniş topraklarını kontrol eden Rusya, sanayide ve ortalama gelir düzeyinde ondan ve hatta diğer Batılı sömürgeci güçler olan Fransa ve Almanya’dan çok gerideydi. Rusya çok büyük bir imparatorluktu ama Rus halkı hala fakirdi. Bu durum, askeri başarıları ekonomik kalkınmaya dönüştürmekte başarısız kalınmasından kaynaklandı ve aynı zamanda Sovyet devriminin başarıya ulaşmasındaki en önemli nedenlerden birisi oldu.

1917’deki rejim değişikliği Rusya’yı bir süreliğine küresel güçler dengesindeki yerinden uzaklaştırmış gibi görünse de yeni Sovyet yönetimi gerektiğinde acımasız yöntemlere de başvurarak öncelikle rejimi pekiştirdi. Ancak başarılarını halkın refahına dönüştürmeden rejimin uzun süre kalıcı olamayacağını görerek sanayileşme ve altyapı yatırımlarına hız verdi.

Bu çabalar 20 yılda epey olumlu sonuçlar verdiyse de tüm dünya gibi Ruslar da beklenmedik bir şekilde kendilerini Almanya tehdidi karşısında buldular. Uzun ve kanlı bir savaş sonunda Batılı güçlerin de desteğiyle Almanya yenildiyse de Rusya epey hırpalandı. Yaklaşık 25 milyon insan hayatını kaybederken, Kiev, St. Petersburg gibi büyük şehirler harabeye döndü.

Sovyetler bu savaştan birçok dersler çıkardı ancak en önemlisi, sanayide ve özellikle teknolojide hala Batı'nın çok gerisinde olduklarıydı. Her ne kadar savaşta imal ettikleri tanklar, üstün Alman tanklarına, uçaklar üstün Alman uçaklarına karşı başarıya ulaştıysa da bu başarı teknolojiden çok sayısal üstünlüğe dayalıydı. Urallar ve ötesine taşınan üretim tesislerine Alman bombardıman uçakları ulaşamıyordu ve oralarda binlerce uçak ve on binlerce tank üretildi. Almanların teknolojik üstünlükleri Rusların sayısal üstünlüğü karşısında yetersiz kaldı.

Savaştan sonra Ruslar Almanya’da ele geçirebildikleri her türlü sanayi elemanını (gemi ve uçak planları, üretim tesisleri, hatta mühendisler ve bilim insanları) ülkelerine götürerek savaş sonrasındaki büyük sanayi atılımını başlattılar. Rejim muhalifleri ile birlikte yüzbinlerce Alman savaş esiri yıkılan şehirleri yeniden inşa ederken, bilim, teknoloji ve sanayide büyük ilerlemeler kaydedildi. Nükleer teknoloji ve uzay yarışında ABD ile rekabet edebilecek tek ülke hatta “süper güç” konumuna geldi.

– Küresel rekabette Rusya'nın konumu

Peki nasıl oldu da bu süper gücün bugün dünya çapında bir markası yok?

Aslında bir tane var, ama bu bir tüketim malı değil bir silah markası; Kalaşnikof. Bugüne kadar dünyada en çok üretilen ve satılan bu silah, sanayi ve teknolojiden çok askeri ihtiyaçlardan ortaya çıkan bir dünya markasıdır. Silahın yaratıcısı Onbaşı Mihail Kalaşnikof, kendisinden önce kimsenin düşünemediği bir şeyi düşünerek uyguladı ve bir fark yarattı. Sovyetlerin devrim ihracı stratejisinin yarattığı pazar sayesinde onun yarattığı tüfeğin dünya çapında bilinirliği yayılarak marka haline geldi.

İkinci Dünya Savaşı’nın arkasından Batılı sömürgeci güçlerin kolonileri yangın yerine dönmüştü. Nerede bir bağımsızlık savaşı varsa orada Rusya’nın desteği vardı. Bu desteğin en önemli unsuru ise Kalaşnikof tüfekleri oldu. Taşınması ve bakımı kolay, ucuz, basit ve dayanıklı olan bu tüfek Rus halkının ihtiyaçlarına göre yapılmıştı ama dış pazarın ihtiyaçları Rus halkının ihtiyaçları ile örtüşmüştü.

Sovyetler, özellikle 20’nci yüzyılın ikinci yarısında bilim ve teknolojide müthiş bir ilerleme kaydetmiş olmakla birlikte ikinci bir dünya markası yaratamadı. Bunun birçok nedeni vardır.

Birincisi, Ruslar sahip oldukları geniş coğrafya sayesinde kendi kendilerine yeten nadir ülkeler arasında yer alıyor. Başta petrol, doğal gaz ve kömür olmak üzere ihtiyaç duydukları her türlü doğal kaynağa fazlasıyla sahipler ve fazlasını bugün de ihraç ediyorlar. Örneğin Türkiye gibi sanayi ürünü ihraç etmek zorunda değiller. Ürettikleri sanayi ürünlerine kendi pazarları yani o zamanlar 250 milyona yaklaşan nüfusu ile Sovyetler Birliği yetiyordu. Kaliteleri dünyadaki benzerlerinden düşük de olsa gümrük duvarları ile korunarak hayatta kaldılar.

Üstelik bu ürünler o kadar da kalitesiz değildi. Hatta sağlamlık ve dayanıklılıkta benzerlerinden üstünlerdi. Mesela Türkiye’de 50 yıl önce üretime başlanan Murat 124 marka otomobile çok benzeyen Ciguli marka bir otomobil, kendi sınıfındaki benzerlerinin sunduğu tüm temel ihtiyaçlara cevap verir. Bir CD çaları veya navigasyonu olmayabilir veya yakıt tüketimi petrol fakiri Japonya’da üretilen araçlara göre yüksek olabilir ama petrol zengini Rusya için bu o kadar da önemli değildir. Yani Japon halkının ihtiyaçları dış pazar ihtiyaçları ile örtüştüğü için çok sayıda Japon otomotiv markası veya aynı nedenlerden ötürü Kalaşnikof bir dünya markası olurken Ciguli olamadı.

İkinci olarak, Rusları bilim ve teknolojide tepe noktalara ulaştıran bilgi birikimi Sovyet sisteminin ideolojisi gereği kapitalist prensiplerden uzak tutulurken, bu durum ferdi mülkiyet, sermaye birikimi ve serbest rekabet kavramlarını yok edip, buna bağlı olarak verimliliği giderek azalttı. Kapalı bir rejimde, gümrük duvarları sayesinde bu durum pek önemli değildi. Sovyet vatandaşı kendisine ne sunuluyorsa onunla yetiniyordu ve aşırı tüketim hastalığına yakalanmamış olduğundan pek mutsuz da değildi.

Zaten dış dünyada olup bitenlerden pek haberdar da değildiler. Haberdar oldukları ise yönetimin propagandası ile kötü, gereksiz ve Batı'nın tüketim çılgınlığı olarak kötülendi. Bu durum o dereceye varmıştı ki naylon çorap bile bu kapsamda hor görülür oldu. Yine de Rus kadınları bir şekilde naylon çorabı dışarıdan gizli yollardan getirterek giyebiliyorlardı.

Rejim çöküp de dış dünyanın malları ile rekabet başladığında Rusların önem vermediği birçok şey birdenbire önemli hale geldi. Fakat 70 yıllık bir kapalı rejimden çıktıktan sonra Rusların bu yeni durumla nasıl baş edebilecekleri konusunda en ufak bir fikirleri yoktu. Ferdi mülkiyet, serbest rekabet, sermaye gibi kapitalist kavramları yaşamış olan dedeler ve anneanneler bile artık yaşamıyorlardı ki en azından torunlarına anlatsınlar.

Ruslar dünya pazarından o kadar habersizdi ki tarım, maden, silah gibi mallarını sattıkları yabancı tüccarlar kendi ülkelerinde bunları 5-10 katına satarak zengin oldu.

Ruslar hala fakirdi ve giderek daha da fakirleşiyordu. Ama kapitalizmi çabuk kavrayan, Oligark olarak adlandırılan bir düzine yeni girişimci ise devlete ait devasa şirketleri bir şekilde ele geçirerek, sadece ekonomi değil siyasete de yön verecek konumlara geldi.

Bu durum bir yandan devlete sahip çıkma misyonunu içgüdüsel olarak sürdürmek isteyen bürokratik mekanizmayı rahatsız ederken, yeni yetme Oligarkların şımarıklıkları da giderek fakirleşen Rus orta sınıfını rahatsız etti. 90’lı yılların sonunda iktidara geçen Vladimir Putin derhal bu oligarklara karşı acımasız bir mücadeleye girerek onları bir nevi “hizaya getirdi.” Yirmi yıldır iktidarda olan ve batı tarafından “totaliter” olmakla eleştirilen Putin, Rus orta sınıfının duygularına hitap ettiğinden oldukça geniş bir halk desteğine sahip.

Üçüncü olarak, 70 yıllık komünizm yönetimi Rus halkı ve girişimcilerinin sanayi ve teknolojide rekabet yeteneğini kısırlaştırmış olduğundan, rekabet için gereken reflekslerin oluşması zaman alıyor. Özellikle Rus iş adamları arasında bilinen bir sözde de belirtildiği gibi, “Ruslar bisiklet yapmayı biliyorlar, ama o bisikleti ürettiklerinde rakiplerin yaptığı bisikletler piyasayı çoktan istila etmiş oluyor.”

– Rusya kapitalizme uyum sağlıyor

Tüm bu olumsuz duruma rağmen son 30 yılda Rusya’da dünyada olup bitenleri gören ve sadece seyretmekle yetinmeyerek gereken dersleri de çıkaran ve rekabetin önemini anlayan yeni bir jenerasyon yetişti. Özellikle Moskova, St. Petersburg gibi büyük şehirlerde yaşayanlar, henüz Batı kadar olmasa da giderek tüketim ekonomisine kendilerini kaptırdılar. Eski "kanaatkar" yaşam tarzının yerini tüketim ekonomisi alıyor.

Üstelik ne kadar fakir olursa olsun, Rus toplumu okuma yazma sorunu olamayan bir toplum ve yüksek bir okuma alışkanlığına sahip. Bu nedenle değişen yeni duruma uyum sağlamaları çok da uzun sürmeyecektir.

Rusya, örneğin yazılım sektöründe ise dış dünya ile sıkı bir rekabet tapabilecek duruma geldi. Dünyanın en etkili bilgisayar korsanları (hacker) arasında Ruslardan sık sık söz edilmesi bir tesadüf değil. Bu iş pek etik olmasa da belirli bir teknolojik beceri ve birikim olmadan yapılamaz. Dünyada Google gibi tekel konumundaki bir arama motoruna ilk ciddi rakibin yine Rusya’dan çıkması (Yandex) ise artık Rusların da en büyüklerle rekabete cesaret edebileceğini ve ülkedeki kapitalist reflekslerin gelişmeye başladığına işaret ediyor.

Rusların enerji, silah endüstrisi, bankacılık, nükleer enerji, uzay endüstrisi gibi alanlarda dünya çapında şirketleri vardır ama bunlara kapitalist anlamda marka demek zor. Ama yeni jenerasyon, kazanmakta olduğu reflekslerle diğer alanlarda da markalar yaratacak gibi görünüyor. Üstelik Rusya’da değişen yaşamın getirdiği batı benzeri alışkanlıklar iç ve dış pazar ihtiyaçlarının örtüşmesi ihtimalini de giderek artırıyor.

Rusya, Türkiye'den domates ithalatını 2 kat artırıyor

             MOSKOVA (AA) - Rusya Tarım Bakanlığı, Türkiye'den ithal edilen domateste kotanın 100 bin tona çıkarılmasına yönelik karar tasarısı hazırladı.</p>  <p>Bakanlıktan yapılan açıklamada, Türkiye'den ithal edilen domateste kotanın 50 binden 100 bin tona çıkarılmasına yönelik karar tasarısının hazırlandığı bildirildi.</p>  <p>Rusya, Kasım 2015'te Türkiye'den domates ithalatını durdurmasının ardından geçen yıl kasım ayında toplam 50 bin ton kotayla domates ithalatına başlamıştı.</p>  <p> 

Terörden temizlenen topraklarda tarım yapılacak

HAKKARİ (AA) – YILMAZ KAZANDIOĞLU – Hakkari'nin Irak sınırındaki Çukurca ilçesinde terör olayları nedeniyle 1995't e boşaltılan iki mahallede, Kaymakamlığın 2 milyon lira maliyetle hazırladığı proje sayesinde tarım yapılacak.

İlçeye yaklaşık 10 kilometre mesafedeki Bey ve Dutluca mahalleleri, 23 yıl önce PKK'lı teröristlerin saldırıları nedeniyle boşaltıldı.

Bölgede güvenlik güçlerinin gerçekleştirdiği başarılı operasyonlarla huzur ve güvenin sağlandığı mahallelerin yeniden yerleşime açılması için çalışma başlatıldı.

Kaymakamlıkça hazırlanan ve Doğu Anadolu Projesi (DAP) Bölge Kalkınma İdaresi Başkanlığınca kabul edilen sulama projesiyle bölgede tarım yapılması hedefleniyor.

Kaymakam ve Belediye Başkan Vekili Temel Ayca, AA muhabirine yaptığı açıklamada, terör saldırıları nedeniyle boşaltılan iki mahallenin yerleşime açılması için çalışmaların sürdürüldüğünü söyledi.

Çiftçilerin gelecek sene söz konusu bölgede sulama projesinden faydalanabileceğini anlatan Ayca, "Yaklaşık 2 milyon lira kaynakla projeyi hayata geçirdik. Vatandaşlarımız bu iki mahalleye gidip, isteyen tarım, isteyen hayvancılık yapacak. Bu projenin Çukurca ekonomisine önemli katkı sağlayacağını düşünüyorum." dedi.

Ayca, söz konusu iki mahallenin yerleşime açılması ve sulama projesinin hayata geçirilmesiyle önemli miktarda bir alanın tarıma kazandırılacağını ifade etti.

İlçede kısa süre sonra "Zap Markası" projesini başlatacaklarını vurgulayan Ayca, şunları kaydetti:

"Proje kapsamında bölgenin doğal ürünleri, başta tahin olmak üzere ceviz, bal, pirinç, maş fasulyesini bu marka ile piyasaya sunacağız. Ama ürünler şu anda istediğimiz miktarda değil. Bey ve Dutluca mahallelerinin tarıma açılmasıyla ilave üretim sağlanacak. Kısa zamanda sözleşmeli çiftçilik modelini hayata geçireceğiz. Bu modelde üretim yapacak çiftçilere alım garantisi vereceğiz. İstedikleri kadar susam, pirinç üretecekler biz de bunları çiftçilerimizden satın alıp Zap markası ile piyasaya sunacağız. Böylece tarımsal üretimde ciddi bir artış olacak ve boşaltılan 2 mahallemiz de tekrar açılacak."

Tarım ve Orman Bakanı Pakdemirli Ukrayna'da

             KİEV (AA) - Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, Türkiye’nin, Avrupa Birliği’ne (AB) katılım sürecinde Ukrayna ile tarım alanında bilgi ve tecrübelerini paylaşabileceğini belirterek, &quot;Ukrayna ile karşılıklı tarımsal yatırımların artırılarak AB pazarında birlikte yer alma konuları iş birliğimiz için önemlidir.&quot; dedi. </p>  <p>Pakdemirli, Ukrayna'nın başkenti Kiev’de düzenlenen Ukrayna-Türkiye Tarım İş Forumu'nun açılışında yaptığı açıklamada, Türkiye’nin stratejik ortağı ve Karadeniz komşusu Ukrayna ile ilişkileri başta ekonomi olmak üzere her alanda geliştirmek istediklerini söyledi.</p>  <p>Ukrayna ve Türkiye arasındaki iş birliğinin çok sayıda alanda geliştiğini ifade eden  Pakdemirli, &quot;Ticaret, yatırımlar, turizm ve savunma sanayi alanlarında her seviyede iş birliği halindeyiz.&quot; dedi.</p>  <p>İki ülke arasındaki ticaret hacminin geçen yıl 3 milyar 528 milyon dolar seviyesinde gerçekleştiğini anımsatan Pakdemirli, &quot;Bunun 1 milyar 104 milyon dolarlık kısmı tarımsal ticareti kapsamaktadır. Cumhurbaşkanlarımız tarafından belirlenen ortak hedefimiz olan 10 milyar dolarlık ticaret hacmine ulaşabilmek için daha fazla gayret göstermemiz gerekmektedir.&quot; ifadelerini kullandı.</p>  <p>Türkiye’nin, bölgenin güvenli bir limanı olarak, çevresindeki tüm sorunlara rağmen istikrarlı bir şekilde yoluna devam ettiğini belirten Pakdemirli, &quot;2003 yılından bu yana ekonomisi yılda ortalama yüzde 5,9 büyüyen Türkiye, OECD ülkeleri içerisinde istikrarlı büyüyen ülkeler kategorisindedir. Bir yandan önemli altyapı projelerini hayata geçirirken, diğer yandan istihdamda ve tarımda önemli teşvikler sağlayarak ülkemizin elde ettiği bu kalkınma ivmesini daha da hızlandırmayı hedefliyoruz.&quot; değerlendirmesinde bulundu.</p>  <p>Pakdemirli, Türkiye’nin 52,2 milyar dolarlık tarımsal hasıla ve 17,6 milyar dolarlık tarımsal ihracat ile Avrupa’nın en büyük tarımsal gücü haline geldiğini vurgulayarak, &quot;Bu potansiyelin tüm dost ülkeler ile paylaşılması konusunda üzerimize düşeni yapmaktayız ve yapmaya devam edeceğiz. Ürettiklerimizle sadece 80 milyon vatandaşımızın değil, ülkemize sığınan yaklaşık 4 milyon Suriyeli mültecinin ve 40 milyon turistin beslenme ihtiyacını karşılıyoruz.&quot; dedi.

  • AB sürecinde iş birliği

Bekir Pakdemirli, Türkiye ve Ukrayna’nın, AB katılım sürecini yürüten iki ülke olduğuna işaret ederek, "Türkiye Cumhuriyeti olarak tarım alanında bu süreçte her iki ülkenin ihtiyaç duyduğu bilgi ve tecrübe paylaşımı ve kurumsal altyapıların oluşturulması hususlarında iş birliğine açığız. Ukrayna ile karşılıklı tarımsal yatırımların artırılarak AB pazarında birlikte yer alma konuları da iş birliğimiz için önemlidir." diye konuştu.

Türkiye’nin, Ukrayna’nın toprak bütünlüğüne verdiği önemi de vurgulayan Pakdemirli, şunları kaydetti:

"Ukrayna’nın toprak bütünlüğüne ve egemenliğine verdiğimiz desteği, Karadeniz havzasında güvenlik ve istikrarın muhafazası için de önemli görüyoruz. Kırım’ın yasa dışı ilhakını tanımıyoruz. Tatar soydaşlarımızın hak ve menfaatlerinin korunması ve durumlarının dünyaya duyurulması birincil önceliğimizdir."