İran'da tamamı Türkçe gazete çıkacak

TAHRAN (AA) – İran Meclisi Urumiye Milletvekili Nadir Gazipur, yaklaşık 40 milyon vatandaşın Türkçe konuştuğu ülkede tamamı Türkçe olan bir gazetenin yayınlanacağını belirtti.

İran devlet medyasına konuşan Türk milletvekili Gazipur, Kültür ve İrşad Bakanı Abbas Salihi'nin ülkede tamamı Türkçe olan bir gazetenin çıkarılmasına onay verdiğini açıkladı.

Gazipur, Bakan Salihi ile Türkçe gazete konusunda gerekli görüşmelerin yapıldığını ve ilk sayısı çıkana kadar konunun takipçisi olmaya devam edeceklerini ifade etti.

İran'da Türkçe konuşan 40 milyon vatandaşın yaşadığı ancak tamamı Türkçe olan bir gazetenin çıkmadığı ve devlet televizyonunda da 24 saat yayın yapan bir kanalın olmadığı eleştirisinde bulunan Gazipur, Batı Azerbaycan'da yayın yapan devlet televizyonunun 24 saat Türkçe yayın yapmasını istedi.

Doksandan fazla dil ve lehçenin konuşulduğu ülkede ön plana çıkan etnik kesimler arasında Azeriler, Araplar, Kürtler, Beluçlar ve Türkmenler yer alıyor. Yoğunlukla ülkenin kuzeybatısında Azeriler, kuzeydoğusunda Türkmenler ve güney bölgelerinde yaşayan Kaşkay Türklerinin, ülkenin yaklaşık 82 milyonluk toplam nüfusunun yüzde 35'ini teşkil ettiği belirtiliyor.

İran'da 27 askerin öldüğü saldırıyla ilgili 8 kişi tutuklandı

TAHRAN (AA) – İran'ın güneydoğusundaki Sistan-Beluçistan eyaletinin merkezi Zahidan'da 27 askerin öldüğü terör saldırısıyla ilgili 8 kişi tutuklandı.

Sistan-Beluçistan Adliyesi Genel Başkanı İbrahim Hamidi, İran devlet medyasında yer alan açıklamasında, Zahidan'daki intihar saldırısında yer aldıkları şüphesiyle 8 kişinin tutuklandığını belirtti.

Açıklamada başka bilgi verilmedi.

Pakistan sınırındaki Sistan-Beluçistan eyaletine bağlı Zahidan kentinde 13 Şubat'ta bomba yüklü araçla düzenlenen intihar saldırısında Devrim Muhafızları Ordusu mensubu 27 asker hayatını kaybetmişti.

Saldırıyı, bölgede faaliyet gösteren Ceyşu'l Adl isimli örgüt üstlenmişti. Saldırının failleri olarak ABD, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri'ni işaret eden İran, Pakistan yönetimini de sınır güvenliğini sağlamamakla suçluyor.

Pakistan İran'daki terör saldırısı için Tahran'a heyet gönderecek

TAHRAN (AA) – Pakistan Dışişleri Bakanı Şah Mahmud Kureşi, İran'ın güneydoğusundaki intihar saldırısıyla ilgili Tahran'a heyet göndereceklerini bildirdi.

İran Dışişleri Bakanlığının sitesinden yapılan açıklamaya göre, Kureşi ile Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif telefon görüşmesi gerçekleştirdi.

Sistan-Beluçistan'da Devrim Muhafızları Ordusundan 27 askerin ölümüne neden olan intihar saldırısını kınayan Kureşi, İranlı makamlarla görüşmek üzere Pakistan'dan uzman bir heyetin Tahran'a gönderileceğini belirtti.

Kureşi, olayın araştırılması ve terör örgütleriyle mücadele için Pakistan'ın İran ile her türlü iş birliğine hazır olduğunu ifade etti.

İran'ın güneydoğusundaki Sistan-Beluçistan eyaletine bağlı Zahidan kentinde dün akşam saatlerinde bomba yüklü araçla düzenlenen intihar saldırısında Devrim Muhafızları Ordusu mensubu 27 asker hayatını kaybetmişti.

Saldırıyı bölgede faaliyet gösteren Ceyşu'l Adl örgütü üstlenmişti.

“Bölgedeki terörün kaynağı ABD ve İsrail'dir”

TAHRAN (AA) – İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani, bölgedeki terörizmin ABD ve İsrail'den kaynaklandığını, bazı petrol zengini ülkelerin de teröre finansman sağladığını ileri sürdü.

Ruhani, Türkiye-İran-Rusya arasında düzenlenecek Suriye konulu zirve için Rusya'nın Soçi kentine hareketinden önce Tahran Mehrabad Havalimanı'nda gazetecilere yaptığı açıklamada, dün akşam Sistan-Beluçistan eyaletinde 27 İran askerinin öldüğü intihar saldırısı, Suriye'deki durum ve Astana süreciyle ilgili değerlendirmelerde bulundu.

Bölgedeki terörizmin kaynağının herkes için açık olduğunu savunan Ruhani, "Bölgemizdeki terörizmin kökleri ABD ve İsrail'dedir. Bu iki devlet terörizmin asıl kaynağıdır. Bölgenin petrol zengini bazı ülkeleri de ne yazık ki teröristlere finansman görevini üstlenmiş durumda." iddiasında bulundu.

Bu tür saldırıların halkın üzerinde etkisi olmayacağını ve büyük güçlere karşı boyun eğmeyeceklerini söyleyen Ruhani, "Şehitlerimizin dökülen kanının hesabını bu kiralık örgütlerden alacağız." dedi. İran Cumhurbaşkanı, şöyle devam etti:

"Komşularımıza yasal ve iyi ilişkilerin gerektirdiği görevleri yerine getirmelerini tavsiye ediyoruz. Topraklarının komşu ülkelere karşı kötü amaçlar için kullanılmasına izin vermemeliler. Eğer onlar teröristleri engelleyemiyorsa, yasalara ve uluslararası sözleşmelere göre gereğini yapma hakkımızın olduğu açıktır ve bu hakkımızı kullanacağız."

  • "Türkiye, İran ve Rusya'nın geliştirdiği model çok iyi bir modeldir"

Dördüncüsü yapılacak zirve için Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in daveti üzerine Soçi'ye gittiğini belirten Ruhani, zirvede Astana süreci çerçevesinde bölgesel meseleler ve özel olarak Suriye konusunun ele alınacağını aktardı.

Ruhani, "Terörist gruplar Suriye'de şiddetli darbeler yedi ve birçok bölgeden temizlendiler. Suriye'nin muhtelif bölgelerinde, ülkenin kuzeyinde ve Fırat'ın doğusunda hâlâ terör unsurları bulunuyor." diye konuştu.

Üçlü görüşmelerin tüm teröristler temizlenene kadar sürmesi gerektiğini vurgulayan İran Cumhurbaşkanı, 3 ülkenin de asıl hedefinin terörle mücadele olduğunu ve bunu devam ettireceklerini ifade etti.

Suriye'yle ilgili önemli bir meselenin de ülkedeki yabancı askeri güçlerin mevcudiyeti olduğunu dile getiren Ruhani, "Suriye yasal hükümetinin daveti üzerine orada bulunmayan ve izin almayan güçler bu ülkeyi terk etmelidir, özellikle de ABD güçleri. ABD, ilk baştan uluslararası sözleşmelere aykırı olarak Suriye'ye geldi ve orada işgalci güç konumundadır. Son açıklamalarında çıkmak istediklerini söylüyorlar, eğer doğru söylüyorlarsa bu iyi bir haberdir. Ancak ABD'nin sözlerine ve vaatlerine hiçbir zaman güvenemeyiz. Dünya da onların sözlerine itimat etmiyor. Çünkü ABD yönetimi her hafta ve her gün bir şey söylüyor." değerlendirmesinde bulundu.

Yabancı güçlerin ülkeyi terk etmesinin gündemlerindeki hedeflerden biri olduğunu aktaran Ruhani, "Suriye'nin toprak bütünlüğü bizim için önemlidir, Suriye'nin tamamı Şam yönetiminin egemenliği altına girmelidir. Kendi vatandaşları olarak Kürtlerle konuşması gereken muhatap Şam hükümetidir. Suriye topraklarının bölünemeyeceği ve Suriye'nin hiçbir bölümünün başka bir ülkenin egemenliği altına giremeyeceği hususu sürekli vurgulanan bir husustur." ifadelerini kullandı.

Mültecilerin evlerine dönmesi ve Suriye'nin yeniden imarının da önemli konular arasında yer aldığını ve 3 ülkenin de hedefi olduğuna dikkati çeken Ruhani, anayasanın hazırlanması ve bunun için komite oluşturulmasının da üçlü zirvede ele alınacağını kaydetti.

"Türkiye, İran ve Rusya'nın bölgesel meselelerin çözümü için geliştirdiği model çok iyi bir modeldir." diyen Ruhani, şöyle konuştu:

"Sürekli vurguluyoruz, bölgesel sorunlar bölge ülkeleri tarafından çözülmelidir. Astana süreci bu anlamda çok iyi bir örnektir. Bu süreçte BM ve BM Genel Sekreteri ile de temas halindeyiz. Bu zirvenin verimli geçmesini diliyoruz. Bazı konuları konuşup mutabakata varabilmeyi ve bu adımları Suriye'de güvenlik tesis edilene kadar devam ettirmeyi ümit ediyoruz."

Suriye'nin geleceğinin Suriye halkının inisiyatifinde olması gerektiğini dile getiren Ruhani, "Suriye'de barış, istikrar, emniyet ve demokrasiye en kısa sürede şahit olmayı diliyoruz." dedi.

İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani, zirvede bölgesel konular dışında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile ikili görüşmeler yaparak bölgesel ve ikili ilişkileri ele alacaklarını sözlerine ekledi.

İran'ın güneydoğusundaki Sistan-Beluçistan eyaletinde Devrim Muhafızları Ordusu'na bağlı sınır muhafızlarını taşıyan otobüsü hedef alan dünkü terör saldırısında 27 asker ölmüş, 13 asker de yaralanmıştı.

Saldırıyı "Ceyşu'l Adl" örgütü üstlenmişti.

GÜNCELLEME-İran'da intihar saldırısı: 20 ölü

TAHRAN (AA) – İran'da Devrim Muhafızları Ordusu'na (DMO) bağlı sınır muhafızlarını taşıyan otobüsü hedef alan ve 20 askerin öldüğü intihar saldırısının bomba yüklü araçla gerçekleştirildiği bildirildi.

DMO'dan saldırıyla ilgili yapılan açıklamada, bomba yüklü araçla düzenlenen intihar saldırısında DMO kara gücü Kudüs karargahına bağlı sınır muhafızlarını taşıyan otobüsün hedef alındığı bildirildi.

İran resmi haber ajansı IRNA'ya göre saldırıda 20 DMO askeri ölürken, en az 20 kişi yaralandı.

İntihar saldırısını üstlenen "Ceyşu'l Adl" isimli örgüt, olayda otobüste bulunan 40 askerin tamamının öldüğünü iddia etti. Örgütün açıklamasının üstüne İranlı yetkililerden henüz bir açıklama yapılmadı.

İran'ın terör örgütü olarak ilan ettiği "Ceyşu'l Adl", ülkedeki "Sünni Beluç halkının haklarını savunduğunu" ileri sürerek Tahran yönetimine karşı silahlı mücadele veriyor.

İran'da Devrim Muhafızları otobüsüne intihar saldırısı: 20 ölü

TAHRAN (AA) – İran'ın güneydoğusundaki Sistan-Beluçistan eyaletinde Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) personelini taşıyan otobüse düzenlenen intihar saldırısında 20 kişinin öldüğü ve en az 20 kişinin de yaralandığı bildirildi.

İran devlet televizyonuna göre, Sistan-Beluçistan eyaletinin Zahidan ile Haş yolu üzerinde DMO personelini taşıyan otobüsü hedef alan intihar saldırısı düzenlendiği belirtildi.

İran'ın haber ajansı IRNA'da yer alan habere göre, saldırıda şimdiye kadar 20 kişinin öldüğü ve en az 20 kişinin de yaralandığı kaydedildi.

Ruhani'den “saygı çerçevesinde müzakereye hazırız” mesajı

ANKARA (AA) – İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani, ABD ile karşılıklı saygı çerçevesinde müzakerelere hazır olduklarını söyledi.

İran resmi ajansı IRNA'nın haberine göre, başkent Tahran'da Bakanlar Kurulu toplantısında konuşan Ruhani, ABD'nin ülke ekonomisine yönelik yaptırımlarının halk üzerinde baskı oluşturduğunu ifade etti.

ABD ile karşılıklı saygı çerçevesinde müzakerelere hazır olduklarını dile getiren Ruhani, "Biz diyalog ehliyiz. Eğer birisi belirli bir konuda bizimle konuşmak istiyor ve halkımız ile kanunlarımıza saygı duyuyorsa müzakere ederiz." dedi.

Ruhani, ABD yaptırımlarının ekonomiye zarar verdiğini ancak buna rağmen teslim olmayacaklarını belirterek, "İran halkı düşmana teslim olmaya hazır değil ve düşmana teslim olmanın sonu yok. Eğer ABD karşısında ilk adımda teslim olursak sonuna kadar teslim olmamız gerekiyor." ifadelerini kullandı.

İran Devrimi'nin 40. yılına da değinen Ruhani, kutlamalara geniş çaplı katılımın halkın ABD'nin etkisi altında kalmadığının bir göstergesi olduğunu sözlerine ekledi.

ABD Başkanı Donald Trump, 6 Ocak'ta yaptığı açıklamada nükleer anlaşmadan çekildikten sonra İran'a uyguladığı yaptırımları değerlendirerek, "Onların (İran) durumu pek iyi değil. Bizimle masaya oturmak istiyorlar." ifadelerini kullanmıştı.

İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Behram Kasımi ise Washington yönetiminin nükleer anlaşmadan çekilmesinin ardından İran'ı yeni bir müzakereye zorlamaya çalıştığını ancak kendilerinin bunu reddettiğini söylemişti.

“Suudi Arabistan ve BAE ile iyi ilişkiler kurmak istiyoruz”

TAHRAN (AA) – İran Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif, bölge ülkeleriyle iyi ilişkilere sahip olduklarını ve aynı ilişkileri Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ile de kurmak istediklerini söyledi.

İran devriminin 40'ıncı yıl dönümü vesilesiyle başkent Tahran'da eski dışişleri bakanları ve büyükelçilerin katılımıyla düzenlenen toplantıda konuşan Zarif, bölge ülkeleriyle ilişkilere dair değerlendirmelerde bulundu.

İran'ın komşularıyla ilişkilerinin "tarihte hiç görülmediği kadar iyi" olduğunu ve bundan mutlu olduklarını belirten Zarif, "Rusya, Türkiye, Pakistan, Irak ve Basra Körfezi'ndeki bazı ülkelerle eşsiz ilişkilerimiz var. Aynı ilişkileri Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ile de kurmak istiyoruz. Bir istisna dışında dünya ile makul ilişkiler kurmakta bir sorunumuz yok." dedi.

Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) 15 Temmuz 2016'daki başarısız darbe girişimine de değinen Zarif, "Türkiye dışarıdan yönlendirilen darbecilerin saldırısına uğrayınca gece boyunca Türk hükümetiyle dayanışma içindeydik. Çünkü askeri güçlerin demokrasinin iktidarına egemen olmasını kabul etmedik." diye konuştu.

ABD'lilerin sürekli olarak kendilerine "Bu bölgede ne arıyorsunuz?" diye sorduğunu hatırlatan Zarif, asıl ABD'nin burada ne aradığının sorulması gerektiğini, çünkü kendilerinin bu bölgede yaşadığını ve bu topraklardan silinmelerinin mümkün olmadığını ifade etti.

Zarif, bölgede İsrail ile ittifak kurulduğu yönündeki iddialara ilişkin ise, "İsrail müttefiklerinin bölgede yeri yoktur. Samandan bir ittifakla (İsrail Başbakanı Binyamin) Netanyahu'yu iktidarda tutmak isteyenlerin durumu kumdan kale yapanların durumu gibidir." değerlendirmesinde bulundu.

Tahran'daki turizm fuarına Türk kurum ve firmalarından yoğun katılım

TAHRAN (AA) – İran'ın en geniş katılımlı uluslararası turizm organizasyonu Tahran Uluslararası Turizm Fuarı Türkiye'den birçok kurum ve firmanın geniş katılımıyla başladı.

Başkent Tahran'daki uluslararası fuar 42 bin 800 metrekare kapalı alanda gerçekleştiriliyor. Fuara 660 İranlı firma katılırken 12 farklı ülkeden ise 57 firma iştirak ediyor.

İran'ın önemli organizasyonlarından biri sayılan fuara Türkiye'den Kültür ve Turizm Bakanlığı, Türkiye Seyahat Acentaları Birliği (TÜRSAB), Doğu Anadolu Kalkınma Ajansı (DAKA), Doğu Karadeniz Kalkınma Ajansı (DOKA), Türk Hava Yolları, Yunus Emre Enstitüsü ve İzmir Valiliği dahil olmak üzere 20'den fazla kurum ve firma katılıyor.

Fuara katılan Türk firmalarının reyonlarında, Türkiye'nin seyahat sektöründe oynadığı role ilişkin yazılı ve görsel materyaller sergileniyor.

Fuarın açılış töreninde Türkiye'nin Tahran Büyükelçisi Prof. Dr. Derya Örs, İran Cumhurbaşkanlığı El Sanatları ve Turizm Teşkilatı Başkanı Ali Asgar Munisan, Irak Kültür, Turizm ve Eserler Bakanı Abdulemir Hamdani ve TÜRSAB Yönetim Kurulu Başkanı Firuz Bağlıkaya hazır bulundu.

TÜRSAB Yönetim Kurulu Başkanı Firuz Bağlıkaya, AA muhabirine yaptığı açıklamada, daha önceki senelerde bu kadar geniş bir şekilde katılmamanın yanlış olduğunu belirterek, "İran pazarı Türkiye için çok önemli bir pazardır. Hem yüzyıllardır komşumuz olan bir pazar hem de günümüzle son derece uyumlu. İranlı ziyaretçiler turizm için de çok önemli. Bundan sonraki fuarlarda daha büyük ve geniş bir katılımla yer alacağız." dedi.

İranlı misafirlerin Türkiye'ye bir önceki seneden daha fazla geldiğini hatırlatan Bağlıkaya, ülkelerde yaşanan ekonomik krizlerin seyahat edenleri çok fazla etkilemediğini ve rakamların da bunu gösterdiğine dikkati çekerek, şunları söyledi:

"Önümüzdeki sene çok daha fazla İranlı misafiri Türkiye'de ağırlamak istiyoruz. Bundan dolayı fuarda bu kadar geniş bir şekilde yer aldık. Ayrıca Türkiye'den de İran'a turist getirmeyi hedefliyoruz. Türk insanının da İran kültürünü tanımasını istiyoruz, İran'da da gezilecek ve görülecek çok yer var. Bu karşılıklı trafiği artırmak için daha fazla çalışmamız gerekiyor. Yalnız bizim değil İran tarafının da daha fazla çalışması lazım. Bu şekilde güzel sonuçlar alacağımıza inanıyorum."

Türkiye'nin Tahran Büyükelçiliği Kültür Müşaviri Mehmet Taşkın, kültür ve turizmin ülkeler ve halklar arasında sınır tanımayan ilişkiler oluşturduğunu vurgulayarak, "Tahran'da düzenlenen fuara her sene ülkemiz adına katılıyoruz ve İranlılara ülkemizin güzelliklerini ve kültürünü tanıtmaya çalışıyoruz. Aynı şekilde İranlılardan da Türkiye'de kendi ülkelerini tanıtmalarını bekliyoruz." şeklinde konuştu.

Taşkın, İran Cumhurbaşkanı Yardımcısı Ali Asgar Munisan'ın da ülkelerinin tanıtımı konusunda eksiklikleri olduğunu vurguladığını aktaran Taşkın, "İranlıların ülkemize olan ilgisinden çok memnunuz. Türkiye'ye giden İranlıların sayısı her geçen gün daha da artıyor. Aynı ilgiyi İranlı meslektaşlarımız da bekliyor, ancak Türkiye'de bir tanıtım eksikliği var. Bunu giderdikleri taktirde İran'a olan ilginin de artacağını umuyoruz." dedi.

Ülkeler arasındaki ilişkileri geliştirmede kültür ve turizmin etkisinin hiçbir zaman yadsınamayacak bir gerçek olduğunu ifade eden Taşkın, "Biz bu ilişkinin artarak devam etmesini ummaktayız. Ambargoları aşabileceğimiz en güzel yöntemlerden birisi de kültürel ve turizm ilişkilerinin geliştirilmesidir." görüşlerini paylaştı.

İranlılara Türkiye'den ev satan VIP Turkish Pass adlı şirketin yönetici ortağı Fatih Çayabatmaz ise İranlı turistlerin ilk ziyaretlerinde Türkiye'ye eğlence ya da alış veriş amaçlı gittiğini ancak birkaç defa gidip geldikten sonra bazılarının ev sahibi olmaya karar verdiğini dile getirerek şunları aktardı:

"İranlılar yaz tatillerine orada kalmak için Türkiye'den ev almanın doğru bir tercih olduğunu düşünüyor. Bazı İranlılar da emekli olduklarında Türkiye'de yaşamaya karar veriyor. Türkiye hükümeti, son yıllarda yeni bir karar alarak Türkiye'den 250 bin dolar tutarında ev alanların hem eşlerine hem de 18 yaşın altındaki çocuklarına vatandaşlık alma imkanı getirdi. Bu karar alındığında yabancıların Türkiye'ye ilgisi daha da arttı ve daha fazla ev almaya başladılar."

Çayabatmaz, İranlıların 2017 yılında sadece 362 ev aldığını ancak karardan sonra 2018 yılında 4 bine ulaştığını ve İranlıların Türkiye'den yabancı konut alanlar içinde Irak'tan sonra ikinci sıraya yükseldiğini kaydetti.

İran Meclisi ithalata yasak getiren yasayı tekrar ele alacak

TAHRAN (AA) – MUHAMMET KURŞUN – İranlı milletvekilleri, ülkede üretilen ürünlere benzer malların ithalatını yasaklayan yasanın bazı sorunlara neden olduğunu ve bu kanunun tekrar görüşüleceğini bildirdi.

İran-Türkiye Parlamentolararası Dostluk Grubu Başkanı Ahmet Ali Rıza Beygi, Maden ve Sanayi Komisyonu üyesi Gulam Muhammed Zarii ve İmar Komisyonu Üyesi Ebulfezl Musevi Biyoki, ülkede üretilen ürünlerin benzerinin ithalatını yasaklayan yasayı AA muhabirine değerlendirdi.

Beygi, söz konusu yasanın iç üretimi desteklemek için ortaya konulan çabalar sonucunda ülkede üretimi yapılan malların benzerinin ithalatını sınırlayan ve yasaklayan yasanın kabul edildiğini söyledi.

Türkiye ile İran arasındaki Tercihli Ticaret Anlaşması'na göre iki ülkenin karşılıklı olarak birbirlerine gümrük tarife indirimi yapması gerektiğine dikkati çeken Beygi, "Yasa Türkiye-İran tercihli ticaret anlaşması dikkate alınmadan çıkarılmıştır." dedi.

Sanayi Maden ve Ticaret Bakanlığı tarafından yasanın mecliste yeniden gündeme alınması için öneride bulunduğunu ve yakın bir gelecekte konunun meclis genel kuruluna gelerek ilgili yasada değişiklik yapılmasını temenni ettiklerini dile getiren Beygi, "Bu yasa birçok soruna yol açtı. Çünkü İran ile Türkiye arasında tercihli ticaret anlaşması var ve bu yasa o konuda sorun oluşturdu. Yasada yapılacak düzenleme ile bu sorunu ortadan kaldırmak için çaba gösteriyoruz. Yasal düzenlemede iki ülke arasındaki tercihli ticaret anlaşması göz önünde bulundurulmalıdır." değerlendirmesinde bulundu.

  • "Yasa komşu ülkelerle ticaretimize zarar vermeyecek"

Maden ve Sanayi Komisyonu üyesi Gulam Muhammed Zarii de İran için istihdam meselesinin öncelikli meseleler arasında olduğunu ve bunun da üretimle mümkün olabileceğini ifade ederek, meclisin bu amaçla ülkedeki üretimi ve İran ürünlerini korumak, ekonomide kalkınmayı sağlamak için içeride üretilen ürünün dışarıdan ithal edilmemesi yönünde yasa çıkardığını aktardı.

Ülkedeki ihtiyaçların üretimle sağlanması konusunda ısrarcı olduklarını savunan Zarii, "Bu yasa ile içeride üretilmeyen ve ihtiyaç duyduğumuz kalemleri başka ülkelerden ithal edeceğiz. Çünkü ticari ilişkilerin ve alış verişin devam etmesi gerektiğine inanıyoruz." dedi.

Zarii, ihracata ihtiyaç duydukları gibi ülkede üretilmeyen ürünlerin de ithal edilmesi gerektiğine dikkati çekerek, "Bu yasa komşu ülkelerle ticaretimize zarar vermeyecek ve alış verişe devam edeceğiz. İhtiyaç duyduğumuz malları dışarıdan almayı sürdüreceğiz." diye konuştu.

Ülkelerin ekonomilerinin canlanması için iç üretime ağırlık verdiklerini ve dövizin yurt dışına çıkmamasına yönelik tedbir aldıklarını savunan Zarii, "Bu zorunluluktan kaynaklı olarak meclisimiz ülkede üretilen kalemlerin benzerinin mümkün mertebe ithal edilmemesi yönünde karar aldı. Yasa mecliste tekrar görüşülecek ve ihtiyaç duyduğumuz malları temin edebileceğimiz şekilde yeniden düzenlenecek. Üretebildiğimiz ürünleri üreteceğiz, ithal etmemiz gerekeni de ithal edeceğiz." bilgisini paylaştı.

Zarii, bu yasa ile üretimi içeride yapılan ve ithalatı yasaklanan malların fiyatının artacağı ve rekabet ortamının zayıflayacağı yönündeki eleştirilere ilişkin de şunları kaydetti:

"Yasa ile rekabet ortamının azalacağı ve fiyatların artacağı yönünde halkımızın şikayetleri de oluyor. Bu şikayetler hem Çin hem de Türkiye'den ithal edilen mallar için dile getiriliyor. Ancak Türkiye ya da Çin'den ithal edilen malların içerideki üretimin düşmesine neden olduğuna ve bunun da işsizliği artırdığına yönelik şikayetler de var. Bu durum da üreticimizi ve iş adamlarımızı yapısal sorunlarla karşı karşıya bırakıyor. Yasanın çıkarılmasının amacı da bu sorunları bertaraf etmektir. Ancak dediğim gibi, bu daha kaliteli malların halkın hizmetine sunulmayacağı anlamına gelmiyor. Temel hedefimiz rekabeti ortadan kaldırmak değil ülkedeki üreticileri korumaktır. Diğer ülkelerle olan ticaretimize zarar gelmemesine de dikkat ediyoruz. Neticede halkın ihtiyaç duyduğu malları temin etmemiz lazım."

İmar Komisyonu Üyesi Ebulfezl Musevi Biyoki ise ABD'ye karşı büyük bir mücadelenin içinde olduklarını savunarak, "Çok ağır ve zor şartlarda en azından bağımsızlık ve emniyetimizi korumamız ve tehditlere karşı koyabilmemiz gerekiyor. Halkımızın geçim ve diğer problemlerini de tam anlamıyla giderebilmemiz lazım." görüşlerini paylaştı.

Enerji, gıda, sanayi, otomotiv ve diğer alanlarda kendi ihtiyaçlarını karşılayabilmeleri ve bağımsızlıklarını muhafaza etmeleri gerektiğini ileri süren Biyoki, ekonomi, sanayi ve üretim politikalarının da bu doğrultuda belirlendiğini aktardı.

Üretimi içeride yapılan kalemleri kalıcı hale getirmekte ısrarcı olacaklarını dile getiren Biyoki, "Stratejik öneme sahip malları kendimiz üretmeliyiz. Örneğin, buğday stratejik bir tahıldır ve ağır yaptırım şartlarında istiklalimizi koruyabilmemiz için bu tür ürünlerde kendimize yetebilmeliyiz. İlaç konusu da böyledir, ilaç konusunda da ilerlememiz lazım ve kendimize yetecek kadar üretebilmemiz gerekiyor." dedi.

Ülkedeki üretime öncelik verilmesinin üretici ve sanayicinin çıkarına bir durum oluşturduğunu ifade eden Biyoki, "Önceliğimiz üreticimizin çıkarı ve kendi kendimize yetebilmektir. İnanıyorum ki tüm devletler gelişme sürecinde böyle bir yola başvurmuştur. Kalkınma hedefi olan ülkeler belli bir süre için bazı sınırlamalara gidebileceğini" kaydetti.