Tepki çeken serginin Ground Zero'dan kaldırılması kararı

NEW YORK (AA) – Suudi Arabistan bayrağının yer alması nedeniyle tepki çeken G20 ülkelerini simgeyelen sanat sergisi, 11 Eylül terör saldırılarının gerçekleştiği "Ground Zero" (Sıfır Noktası) adı verilen alandan kaldırılarak başka bir yerde sergilenecek.

Fransız sanatçı Laurence Jenkell tarafından yapılan G20 ülkelerinin bayraklarını temsil eden dev şeker şeklinde heykellerin bulunduğu sergi Suudi Arabistan bayrağı yüzünden büyük tepki çekti.

11 Eylül terör saldırılarının kurbanlarının ailerlerinden oluşan bir grup, ''o alanda Suudi Arabistan bayrağının olduğu heykelin varlığının 11 Eylül saldırıları için adalet arayan tüm Amerikalarılara yönelik çirkin bir hakaret olduğu'' gerekçesiyle şikayette bulundu.

Yetkililer, şikayet ve tepkiler üzerine aralarında Suudi Arabistan bayrağının da olduğu serginin Ground Zero'dan kaldırılarak başka bir alanda açılacağını bildirdi.

11 Eylül saldırılarını düzenleyen 19 kişiden 15'i Suudi Arabistan vatandaşıydı ve kurbanların ailelerinden yüzlerce kişi saldırılarda ''Suudi Arabistan'ın rolü olduğunu belirterek'' ülkeye dava açmıştı.

ABD'de 11 Eylül 2001'deki terör saldırılarında, 4 yolcu uçağı kaçırılmış, uçaklardan ikisi İkiz Kuleler'e çarpmıştı.

Kaçırılan bir diğer uçak başkent Washington'da Pentagon'u hedef alırken, dördüncü uçak ise F-16'lar tarafından Pensilvanya kırsalında düşürülmüştü ve 3 bin kişi saldırılar sonucu hayatını kaybetmişti.

“Trump'ın açıklamaları kendisine sorulmalı”

      ANKARA (AA) - ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo, Başkan Donald Trump'ın sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda Türkiye'ye yönelik ifadeleriyle &quot;yaptırımları&quot; kastetmiş olabileceğini ancak bunu Başkanın kendisine sorulması gerektiğini söyledi.  </p> <p>Orta Doğu turu kapsamında geldiği Suudi Arabistan'da, basın mensuplarına konuşan Pompeo, Trump'ın Türkiye'ye yönelik ifadeleriyle ilgili henüz Türk yetkililerle görüşmediğini ifade etti. </p> <p>Trump'ın Türkiye ve Suriye'nin kuzeyindeki PKK/YPG arasında 20 mil (yaklaşık 30 kilometre) uzunluğunda tampon bölge açıklamasının Washington'un bölgedeki politikalarıyla uyum içinde olduğuna işaret eden Pompeo, tampon bölgenin &quot;Washington'un Türklerle görüşmelerde ulaşmak istediği sonuç&quot; olduğunu ancak &quot;sürecin gelişme aşamasında bulunduğunu&quot; dile getirdi.</p> <p>Pompeo, &quot;DEAŞ'ı yenilgiye uğratmakta yanımızda mücadele edenlerin güvende olduğundan, aynı zamanda teröristlerin Türkiye'ye saldırma imkanı bulunmadığından emin olmak istiyoruz. Bunlar bizim iki eş hedefimiz. Eğer bir boşluk oluşturabilirsek, isterseniz buna tampon bölge deyin,  burada da doğru güvenlik ayarlamalarını yapabilirsek, bu bölgedeki herkes için iyi olacaktır.&quot; diye konuştu.</p> <p>ABD yönetimin Türkiye'nin &quot;uygun olmayan yollarla&quot; PKK/YPG'nin üzerine yürümemesi gerektiği konusunda &quot;açık bir tutum ortaya koyduğunu&quot; savunan Pompeo, &quot;Eğer konu teröristlerse, nerede olursa olsun aşırı fikirlileri vurmaya hazırız. Başkanın bu sabahki yorumları da bu tavırla uyum içinde.&quot; ifadelerini kullandı. </p> <p>Trump'ın sosyal medya üzerinden yaptığı açıklamada, &quot;Türkiye'yi ekonomik olarak mahvetmekle&quot; neyi kastettiği sorulduğunda Pompeo, şunları kaydetti: </p> <p>&quot;Dünya genelinde bir çok yerde yaptırımlar uyguluyoruz. Sanırım, bu türden adımlardan bahsediyor ama yine de (Trump'ın) kendisine sormalısınız.&quot;</p> <p>Trump, Twitter hesabından yaptığı paylaşımda ABD'nin Suriye'den çekilmeye başladığını ve DEAŞ ile mücadelenin devam edeceğini ifade etmişti. </p> <p>ABD Başkanı, aynı zamanda Türkiye'nin YPG/PKK'yı hedef almasına karşı ülkeyi ekonomi ile tehdit etmiş ve bölgede 20 millik bir güvenli bölge kuracaklarını belirtmişti.

Pompeo, Kral Selman ile bölgesel gelişmeleri görüştü

BEYRUT (AA) – ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo Orta Doğu turu kapsamında geldiği Suudi Arabistan'da Kral Selman bin Abdülaziz ile bölgesel konuları görüştü.

Suudi Arabistan resmi haber ajansı SPA'nın haberine göre, Kral Selman Pompeo'yu başkent Riyad'daki Yemame Sarayı'nda kabul etti.

Görüşmede iki ülke ilişkilerinin yanı sıra Orta Doğu'da yaşanan son gelişmeler ve bu gelişmeler bağlamındaki çabalar ele alındı.

  • Pompeo Veliaht Prens Bin Selman ile görüştü

ABD Dışişleri Bakanı Pompeo, Kral Selman ile gerçekleştirdiği görüşmenin ardından Veliaht Prens Muhammed bin Selman ile bir araya geldi.

Bin Selman'ın Yemame Sarayı'ndaki ofisinde gerçekleşen görüşmede, bölgesel ve uluslararası arenadaki gelişmeler ile bu bağlamdaki çabaların ele alındığı ve iki ülke arasındaki stratejik ortaklığın değerlendirildiği aktarıldı.

Söz konusu görüşmelere Suudi Arabistan tarafından Washington Büyükelçisi Halid bin Selman, Devlet Bakanı Musaid bin Muhammed el-Ayban, Dışişleri Bakanı İbrahim bin Abdülaziz el-Assaf, Dışişlerinden Sorumlu Devlet Bakanı Adil el-Cubeyr, ABD tarafından ise Dışişleri Bakanlığı Orta Doğu Sorumlusu Müsteşar Vekili David Satterfield, Küresel Koalisyon Özel Temsilcisi James Jeffrey ve diğer bazı yetkililer de katıldı.

Öte yandan ABD'nin Riyad Büyükelçiliği'nden yapılan yazılı açıklamada ise Pompeo'nun, Veliaht Prens Bin Selman ile Yemen'deki çekişmelere son vermenin tek yolu olan kapsamlı siyasi çözümün kaçınılmazlığı konusunda mutabık kaldığı ifade edildi.

Yemen'deki ateşkese ve İsveç'te imzalanan anlaşma maddelerine bağlılığın önemi konusunda fikir birliğine varan Pompeo ile Bin Selman'ın, özellikle Hudeyde'deki ateşkesin önemine vurgu yaptıkları aktarıldı.

  • Pompeo Orta Doğu turunu yarıda kesecek

ABD Dışişleri Bakanı Pompeo'nun ülkesinde katılması gereken bir cenaze nedeniyle Orta Doğu turunu yarıda keseceği bildirildi.

Göreve başladığı tarihten bu yana gerçekleştirdiği ikinci Orta Doğu turu kapsamında dün Katar'dan Suudi Arabistan'a geçen Pompeo, Riyad'da Adil el-Cubeyr ve Suudi Arabistan'ın Washington Büyükelçisi Halid bin Selman tarafından karşılanmıştı.

Cubeyr ve Pompeo, karşılama töreninden sonra ABD-Suudi Arabistan ilişkileri ile ortak konuları ele aldıkları bir görüşme gerçekleştirmişti.

“Suudi Arabistan İsrail'den casus yazılımı almamış olsaydı Kaşıkçı hayatta olabilirdi”

KUDÜS (AA) – Suudi Arabistan’ın İsrail'in NSO Grup yazılım firmasından aldığı “Pegasus” adlı casus yazılım teknolojisi ile insanları takip ettiği, Riyad yönetiminin Kaşıkçı cinayetinde de aynı teknolojiye başvurduğu iddia edildi.

ABD’li Ulusal Güvenlik Ajansı'nın (NSA) eski çalışanı Edward Snowden, İsrail’in Yedioth Ahronoth gazetesinde yayınlanan özel röportajında, "Eğer NSO, Pegasus teknolojisini, geçmişi insan hakları ihlalleriyle dolu Suudi Arabistan’a satmamış olsaydı Cemal Kaşıkçı şu an hayatta olabilirdi." dedi.

ABD'li ajan Snowden, "NSO grubu hayat kurtardıklarını söylüyor ama çalışmaları tehlikelidir, benimle aynı fikirde olsanız da olmasanız da kanıtlar tam tersini söylüyor." diyerek iddiasını savundu.

Snowden Kasım 2018'de, NSA sırlarını ifşa ettikten sonra sürgünde kaldığı Rusya’da video bağlantısı üzerinden Tel Aviv’deki bir konferansta konuşmuştu.

NSO'yu dijital hırsızlık aracı satmakla suçlayan Snowden, "Bu yazılım sadece suçluları yakalamak ve terörist saldırıları durdurmak için kullanılmıyor, sadece hayat kurtarmak için değil para kazanmak için de kullanılıyor." demişti.

Eski bir (NSA) çalışanı olan Snowden, gizli belgeleri sızdırmak ve ABD'nin yaptığı gizli gözetim sırlarını açığa çıkarmakla ünlenmişti.

Snowden’ın iddialarına karşılık olarak NSO Grubu CEO'su Shalev Hulio, yazılımın 2 Ekim'de İstanbul'daki Suudi Arabistan Konsolosluğunda işlenen cinayetten önce Kaşıkçı’nın telefonuna müdahale için kullanıldığını reddederken, Pegasus yazılımının bazı Orta Doğu hükümetleri tarafından da kullanıldığını itiraf etmişti.

  • Kaşıkçı cinayetinin üzerinden 102 gün geçti

Suudi Arabistanlı gazeteci Cemal Kaşıkçı'nın, evlilik işlemleri için 2 Ekim 2018'de girdiği Suudi Arabistan'ın İstanbul Başkonsolosluğu'nda organize bir şekilde katledilmesinin üzerinden 102 gün geçti.

Orta Doğu'nun en etkin gazetecilerinden Washington Post yazarı Cemal Kaşıkçı'nın, Suudi Arabistan'ın İstanbul Başkonsolosluğu'nda öldürülmesi ve sonrasında yaşananlar, Türkiye ve dünya kamuoyunun gündemindeki yerini koruyor.

Cinayetin üzerinden geçen 102 günde Kaşıkçı'nın ne zaman, nerede ve nasıl öldürüldüğüyle ilgili bilgiler ortaya çıkarken, cesedinin nerede olduğu konusu ise hala netlik kazanmadı.

Tayland'da alıkonulan Suudi genç kadın Kanada'ya gidiyor

BANGKOK (AA) – Tayland'da, aile şiddetten kaçarak Avustralya'ya gitmek isterken aktarma yapmak üzere geldiği Bangkok'taki havaalanında alıkonulan ve Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (BMMYK) himayesinde ülkeye geçici olarak giriş yapmasına izin verilen Suudi Arabistan vatandaşı genç kadın, Kanada'ya gitmek üzere Bangkok'tan ayrıldı.

Emniyetin Göçmenlik Bürosu Şefi Surachate Hakparn, 18 yaşındaki Rahaf Muhammed El Kunun'un, son varış noktası Toronto olan ve Güney Kore'nin başkenti Seul'e giden uçakla ülkeden ayrıldığını açıkladı.

Suraçate, Kanada'nın Bangkok Büyükelçisinin, gitmeden önce Kunun ile havaalanında görüştüğünü, Suudi kadının, sığınma teklifinde bulunan ülkelerden Kanada'yı seçtiğini ve kendisine yardım edenlere teşekkür ettiğini söyledi.

Kanada Başbakanı Justin Trudeau da ülkesinin Suudi genç kadına sığınma tanıyacağını açıkladı.

Kendisine kötü davrandığını ileri sürdüğü ailesinden kaçan ve güvenli üçüncü bir ülkeye iltica talebinde bulunan Kunun, ailesinin yanına gönderilmesi halinde öldürülmekten korktuğunu söylemişti.

Yetkililer, ailesinden kaçarak Avustralya'ya gitmek isterken aktarma yapmak üzere geldiği Bangkok'taki Suvarnabhumi Havalimanı'nda durdurulan Kunun'un, Avustralya'ya yaptığı iltica başvurusunun BMMYK tarafından değerlendirileceğini ve talep sonuçlanıncaya kadar genç kadınının Tayland'da kalacağını belirtmişti.

BMMYK himayesi altında ülkeye geçici giriş izni verilen Kunun, pazartesi günü havalimanında kendini kapattığı otel odasından ayrılmıştı. Kunun'un Bangkok'ta nerede kalacağına ilişkin bilgi paylaşılmamıştı.

Surachate Hakparn, pazartesi günü havaalanında yaptığı açıklamada, "Şu andan itibaren geri dönmek istemiyor ve onu zorlamayacağız. Bu gece hiçbir yere gönderilmeyecek. Zorluktan kaçtı. Tayland bir tebessümler ülkesi. Kimseyi ölmek için göndermeyeceğiz. Bunu yapmayacağız. Hukukun üstünlüğü çerçevesinde insan haklarına bağlı kalacağız.” diyerek, genç kadının iradesi dışında başka bir ülkeye iade edilmeyeceğini vurgulamıştı.

Kuveyt'te yaşayan ailesine iade edilmek üzere havalimanında alıkonulan Kunun'un Twitter'da yaptığı paylaşımlar, sosyal medyada yankı uyandırmıştı. Suudi Arabistan'ın Bangkok Büyükelçiliğinden yetkililerin genç kızın pasaportuna el koyduğu iddia edilmişti. Kunun daha sonra Twitter hesabından yaptığı paylaşımda, pasaportunun kendisine geri verildiğini belirtmişti.

Suudi Arabistan'ın Bangkok Büyükelçiliğinden yapılan açıklamada ise Kunun'un iadesinin talep edildiği ya da pasaportuna el konulduğu yönündeki iddialar reddedilmişti.

beIN Media Group'tan İtalya Süper Kupa tepkisi

İSTANBUL (AA) – beIN Media Group, korsan yayıncılıkla mücadele konusunda İtalya 1. Futbol Ligi (Seria A) yönetiminin özen göstermesini istedi.

beIN Media Group'tan yapılan yazılı açıklamada, 16 Ocak Çarşamba günü İtalya Süper Kupa finalinin Suudi Arabistan'ın Cidde kentinde oynanacağı hatırlatılarak, beIN Media Group Üst Yöneticisi Yousef Al Obaidly'nin bu nedenle Serie A yönetimine hitaben bir mektup kaleme aldığı bildirildi.

Serie A'nın korsan yayıncılıkla mücadelede en ön saflarda yer alacağını beyan etmiş olmasına rağmen 2017'den beri beIN Media Group'un yayınlarını yasa dışı yayımlayan Suudi Arabistan destekli beoutQ'ya karşı yeterli tepkiyi ortaya koymamasından duyulan hayal kırıklığınının kaydedildiği açıklamada, "Yazılan mektupta beIN Media Group'un Serie A'dan 3 talebi bulunuyor; FIFA'nın ve AFC'nin (Asya Futbol Konfederasyonu) beoutQ'ya karşı başlattığı ortak yasal girişime katılmak, Süper Kupa maçı öncesi Suudi yetkililere beoutQ ile mücadelede ciddi adımlar atmaları için çağrıda bulunmak, maçın Cidde'de oynanmasının doğru olup olmayacağını yeniden değerlendirmek." ifadelerine yer verildi.

Suudi Arabistan'dan 7,5 milyar dolarlık tahvil ihracı

İSTANBUL (AA) – Suudi Arabistan, gazeteci Cemal Kaşıkçı cinayetinin ardından düzenlediği ilk borçlanmasında 7,5 milyar dolarlık tahvil ihracı gerçekleştirdi.

The Wall Street Journal (WSJ) haberine göre, Suudi Arabistan, gazeteci Cemal Kaşıkçı cinayetinden bu yana uluslararası piyasalarda tahvil ihracı yoluyla ilk kez borçlanmaya gitti.

Dün gerçekleştirilen ihraçta, Suudi Arabistan 7,5 milyar dolarlık tahvil sattı.

BNP Paripas, JP Morgan, HSBC, Citi ve NCB Capital'in yetkilendirildiği ihraca, 27 milyar dolarlık talep geldi. WSJ'nin haberinde tahvil ihracına gelen talebin, cinayete kurban giden Kaşıkçı olayından bu yana ülkeye talebin bozulmadığını gösterdiği vurgulandı.

Suudi Arabistan, düşen petrol gelirleri karşısında, ülkenin finansal piyasalarını desteklemek ve kaynaklarını çeşitlendirmek için 2016'dan itibaren uluslararası borçlanma araçlarına başvuruyor. Bu kapsamda ülke son 2,5 yılda yaklaşık 60 milyar dolar tahvil ihracı yaparak gelişmekte olan piyasalar arasında en büyük ihraççılar arasına girdi.

“İngiltere AB ile gelecekte derin ve özel ortaklık istiyor”

ANKARA (AA) – İngiltere'nin Ankara Büyükelçisi Sir Dominick Chilcott, ülkesindeki Brexit sürecine ilişkin yaptığı değerlendirmede, "Biz, Avrupa Birliği (AB) ile gelecekte sadece ticaret ve ekonomi değil, güvenlik ve dış ilişkiler gibi birçok alanda da iş birliğini kapsayan derin ve özel ortaklık istiyoruz." dedi.

Büyükelçi Chilcott, TOBB ETÜ'nün düzenlediği "Diplomasi ve Barış" seminerleri kapsamında, İngiltere ve Türkiye arasındaki ikili ilişkiler, Brexit referandumu ve gündemdeki konulara ilişkin konuşma yaptı.

İki ülkenin birçok nedenden ötürü tarih boyunca iyi ilişkilere sahip olduğunu vurgulayan Chilcott, İngiltere'nin Türkiye'yi müttefik olarak gördüğünün altını çizdi.

Chilcott, İngiltere'nin, Türkiye'nin AB'ye üyelik sürecine en güçlü destek veren ülkelerden biri olduğuna dikkati çekerek üyeliğin sadece Türkiye için değil, Avrupa için de faydalı olacağı değerlendirmesinde bulundu.

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın, çok sayıda bakanla Mayıs 2018'de İngiltere'ye resmi ziyaret gerçekleştirdiğini hatırlatan Chilcott, "Bu ziyaret, Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Türk hükümeti için İngiltere ile ilişkilerin öneminin bir sinyaliydi." dedi.

İngiltere ve Türkiye arasındaki karşılıklı üst düzey ziyaretlerin, iki ülke arasında var olan ilişkilerin önemine işaret ettiğini söyleyen Chilcott, ikili ticaretin de ilişkilerde önemli bir faktör olduğunu belirtti.

Chilcott, ülkesinin, Türkiye'nin ikinci büyük ihraç pazarı olduğuna işaret ederek, "Biz, Rusya ve Çin'e sattığımızdan daha fazla malı Türkiye'ye satıyoruz." ifadesini kullandı.

Türkiye'de büyük çapta çok sayıda İngiliz şirketin faaliyet gösterdiğini belirten Chilcott, aynı şekilde İngiltere'de de önemli birçok Türk şirketin bulunduğu ve başarılı çalışmalar yürüttüklerini dile getirdi.

Büyükelçi Chilcott, iki ülke arasındaki ilişkilerin bir diğer önemli ayağının, turizm olduğunu vurgulayarak çok sayıda İngiliz turistin Türkiye'yi ziyaret ettiğini kaydetti.

15 Temmuz darbe girişiminin ardından İngiltere'den Türkiye'ye gelen turist sayısının ciddi şekilde düştüğünü söyleyen Chilcott, "2018'de Türkiye'yi ziyaret eden İngiliz turist sayısının (darbe girişiminden) önceki seviyeye hatta belki de daha yukarı çıktığını söylemekten memnuniyet duyuyorum." dedi.

Chilcott, Türkiye ve İngiltere'nin terörle mücadele alanında da birlikte çalıştığını belirterek, "Biz, hukuk kuralları içerisinde PKK'nın para toplama gibi aktivitelerini engellemek için her şeyi yaptık ve bunun da Ankara'da takdirle karşılandığını düşünüyorum." dedi.

  • "Avrupa'dan bağlantımızı kesmiyoruz"

Konuşmasında Brexit referandumuna da değinen Chilcott, ülkesinde birçok kişinin referandum öncesi AB'den ayrılma kararı almayacağını düşündüğünü, buna karşılık çok az kişinin İngiliz halkının ayrılma yönünde oy kullanacağını tahmin ettiğini söyledi.

Chilcott, Brexit referandumu sonrası ortamda hala belirsizlik havasının hakim olduğunu ve tam bir tanımın yapılamadığına işaret ederek, şunları kaydetti:

"Biz, AB kuruluşlarından ayrılmamıza rağmen Avrupa'dan bağlantımızı kesmiyoruz. Biz, kuruluşlar dışında mümkün olan maksimum bağlantı istiyoruz. Biz, AB ile gelecekte sadece ticaret ve ekonomi değil, aynı zamanda güvenlik ve dış ilişkiler gibi birçok alanda da iş birliğini kapsayan derin ve özel ortaklık istiyoruz."

Büyükelçi Chilcott, ülkesinin 29 Mart'ta AB'den ayrılmasının ardından 21 aylık geçiş sürecinin olduğu ifade ederek, "(İngiltere AB'den ayrıldıktan sonra) İngiltere, kendi kaderini belirlemede daha fazla sorumlu olacak. Bu nedenle, diğer ülkelerle ikili ilişkilerimizi geliştirmek için daha fazla çaba sarf etmek zorundayız." diye konuştu.

  • "İngiltere ve Suudi Arabistan önemli savunma sektörü ilişkisine sahip"

Dominic Chilcott, ülkesi ve Suudi Arabistan arasındaki ikili ilişkilere değinerek, Suudi Arabistan'ın, İngiltere ve Ortadoğu'daki birçok ülke için önemli ortak olduğunu söyledi. Chilcott, İngiltere'nin, Suudi Arabistan ile çok önemli savunma sektörü ilişkisine sahip olduğunu vurgulayarak, Suudi Arabistan'ın, ülkesinin müttefiki olduğuna işaret etti.

Chilcott, Suudi gazeteci Cemal Kaşıkçı cinayetinin, herkeste şok etkisi yarattığını hatırlatarak, bu tarz bir davranışın kabul edilemeyeceğini, buna verilecek doğru yanıtın ise Suudi Arabistan'ın bu tarz yollara başvurmasını engelleyecek gerekli reformları yapmasının teşvik edilmesi olduğunu söyledi.

Suriye'de yaşanan son gelişmelere ilişkin de Chilcott, diğer birçok ülke gibi İngiltere'nin de Suriye'nin toprak bütünlüğünden yana olduğunu kaydetti. Chilcott, Suriye'de barış, istikrar ve iç savaşın sona ermesinden yana olduklarının altını çizdi.

Chilcott, ABD Başkanı Donald Trump'ın, askerlerini Suriye'den çekeceğini yönündeki açıklamalarına ilişkin, "ABD çekilecekse, Suriye'deki rejim veya DEAŞ'ın, kendilerini yeniden tesis etmesine ya da daha fazla güç ve kontrol kazanmasına fırsat verilmeyecek şekilde olmalı." dedi.

Suudi Arabistan'daki operasyonda 6 saldırgan öldürüldü

RİYAD (AA) – Suudi Arabistan, ülkenin doğusundaki Katif kentinde dün düzenlenen operasyonda 6 saldırganın öldürüldüğünü, güvenlik güçlerinden 5 kişinin yaralandığını açıkladı.

Devlet Güvenlik Başkanlığı, dün Katif kentinde düzenlenen operasyonda 6 saldırganın öldürüldüğü, güvenlik güçlerinden 5 kişinin yaralandığını duyurdu.

Başkanlığın Suudi Arabistan resmi ajansı SPA'da yer alan açıklamasına göre, Katif'teki terörist unsurların takibi sonucu söz konusu kişilerin eylem hazırlığında olduğu bilgisine ulaşıldı.

Güvenlik güçleri, bu bilgiler ışığında Katif'in El-Ceşşe beldesinde, emniyet güçleri tarafından aranan 7 kişinin bulunduğu eve dün sabah baskın düzenledi.

Operasyon sırasında çıkan çatışmada, silahlı saldırganlardan 6'sı öldürüldü, 1'i yaralı olarak ele geçirildi. Emniyet güçlerinden 5 kişinin yaralandığı operasyon kapsamında çok sayıda silah ele geçirildi.

Şii nüfusun yoğunlukta olduğu Katif, önceki yıllarda reform talebiyle düzenlenen gösterilere sahne olmuştu.

“Körfez ülkeleri ve İsrail Ankara'ya karşı iş birliği yapıyor” iddiası

    ANKARA (AA) - Mısır, Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ve İsrail istihbarat yöneticilerinin, Türkiye'nin bölgedeki etkisini kırmak amacıyla terör örgütü PKK/YPG'yi desteklemek ve Beşşar Esed rejimiyle yakınlaşmak gibi bir dizi adım planladığı öne sürüldü. </p>  <p>İngiltere merkezli Middle East Eye haber sitesinin başyazarı David Hearst, Mısır, Suudi Arabistan ve BAE istihbaratından üst düzey isimlerin geçen ay bir Körfez ülkesinin başkentinde İsrail istihbarat servisi Mossad'ın Başkanı Yossi Cohen ile bir araya geldiğini yazdı.</p> <p>Gizli toplantıyla ilgili bilgi sahibi Körfez kaynaklarına dayandırılan haberde, istihbarat amirlerinin &quot;İran'dan ziyade Türkiye'yi bölgedeki temel askeri güç&quot; şeklinde değerlendirdikleri, Mossad şefi Cohen'in &quot;İran'ın gücü kırılgan, asıl tehdit Türkiye'den geliyor.&quot; sözlerini kullandığı ileri sürüldü. </p> <p>Habere göre, Türkiye'nin bölgedeki etkisini azaltmak için toplantıya katılanlar, &quot;ABD'ye Taliban görüşmelerinde yardım, Irak Sünnilerini yanlarına çekme, Suriye'de Esed rejimiyle yakınlaşma ve YPG/PKK'yı desteklemeyi&quot; içeren dört adımı ele aldı.</p> <p>- Abu Dabi'nin ev sahipliğinde Taliban görüşmeleri 

David Hearst, Suudi Arabistan'ın gazeteci Cemal Kaşıkçı cinayetinin ardından ABD ile ilişkilerini düzeltmek için Amerikan askerlerinin Afganistan'dan çekilmesinde yardımcı olma girişiminin toplantıda planlanan ilk adım olduğunu belirtti.

Haberde, ABD ve Taliban temsilcilerinin Suudi Arabistan, BAE ve Pakistanlı yetkililerin katılımıyla geçen ay Abu Dabi'de bir araya gelmesi buna örnek gösterildi.

Grubun görüştüğü ikinci adımın, "Irak'taki Sünnilerin Türkiye ekseninden çıkması yönünde ikna çabalarının" olduğu aktarılırken, Irak Meclis Başkanı Sünni siyasetçi Muhammed Halbusi'ye 17 Aralık'ta Riyad'a gerçekleştirdiği ziyarette bu yönde baskı yapıldığı öne sürüldü.

– Esed'i denkleme dahil etme

Suudi Arabistan, BAE, Mısır ve İsrail istihbarat amirlerinin görüştüğü diğer bir adımın ise Beşar Esed rejimi ile Arap ülkelerinin yeniden tam diplomatik ilişkiler tesis etmeleri olduğu aktarıldı.

İstihbarat amirlerinin toplantıda, Suriye rejimine göndermeyi düşündüğü mesajda, "Esed rejiminin İranlılarla ilişkilerini sonlandırmasını beklemedikleri, ancak Esed rejiminin İranlılar tarafından kullanılmaktansa İranlıları kullanmasını isteyecekleri" ileri sürüldü.

Söz konusu toplantının ardından Suriye rejimi ve söz konusu ülkelerle ilişkili devletler arasında hızlı bir diplomatik trafiğin yaşandığına haberde işaret edildi.

Sudan Devlet Başkanı Ömer el-Beşir'in Şam'a gerçekleştirdiği sürpriz ziyaret, BAE'nin Şam büyükelçiliğini yeniden açma kararı ve "daima Suudi Arabistan'ın güdümünde dış politikasını belirleyen Bahreyn'in Şam büyükelçiliğini açacağını açıklaması" söz konusu ülkelerin bu yönde attığı adımlar olarak gösterildi.

Haberde ayrıca Suriye rejimi lideri Beşar Esed'in Güvenlik Danışmanı Ali Memlük'ün Kahire'ye bir ziyaret gerçekleştirmesine dikkat çekildi.

Esed rejimiyle yakınlaşmanın benzer şekilde uzun zamandır tartışılan Suriye rejiminin Arap Birliği'ne geri dönüşünü de içerdiği kaydedildi.

– YPG/PKK'nın desteklenmesi

Gazeteci Hearst, Suriye'nin kuzeyinde Türkiye'nin ulusal güvenliği açısından tehdit oluşturan terör örgütü YPG/PKK'yı desteklemenin Ankara'nın etkisini kırmak için BAE, Mısır, Suudi Arabistan ve İsrail'in istihbarat amirlerinin planladığı dördüncü adım olduğunu öne sürdü.

İstihbarat amirlerinin Irak Kürt Bölgesel Yönetimi'yle (IKBY) yakınlaşarak, Erbil'in Ankara ile ilişkilerini geliştirmesine engel olmayı planladığı iddia edildi.

Haberde ayrıca, Suudi Arabistan yönetiminin, Kaşıkçı cinayeti nedeniyle baskı altında olduğu dönemde, terör örgütü YPG/PKK'nın Suriye'de işgal ettiği bölgede kullanmak üzere ABD'ye 100 milyon dolar verdiğine işaret edildi.