Katar ile Suudi Arabistan arasındaki hac ve umre sorunu

DOHA (AA) – Katar'daki Ulusal İnsan Hakları Komitesi (NHRC), Suudi Arabistan'ın umre ibadetini yerine getirmek isteyen Katarlılar için doğrudan kayıt yaptırabilecekleri internet sitesi açmasının "göstermelik ve yetersiz" olduğunu belirtti.

Komiteden yapılan yazılı açıklamada, Suudi Arabistan'ın bu adımı, ibadetlerin uygulanmasındaki ihlallere son verme adına uluslararası toplumun isteklerini aşmak için attığı ifade edildi.

Riyad'ın adımını "göstermelik ve yetersiz" bulan Komite, Suudi Arabistan'ın Katar vatandaşları ile bu ülkede ikamet edenlerin hac ve umre ibadetlerini yerine getirmelerinin önüne çıkardığı engellerin ambargodan bu yana üçüncü yılda da devam etmesi karşısında duyduğu endişeyi paylaştı.

Açıklamada, Komite tarafından Birleşmiş Milletler (BM) İnsan Hakları Konseyi Başkanı Coly Seck, BM İnsan Hakları Yüksek Komiseri Michelle Bachelet, BM Din ve İnanç Özgürlüğü Özel Raportörü Ahmed Şehid ve Avrupa Birliğinin Dini Özgürlüklerden Sorumlu Komiseri Jan Figel'e konuya ilişkin mektup gönderildiği belirtildi.

Mektuplarda, Katar'daki Müslümanların gelecek mevsimde hac ve ramazan ayında umre ibadetlerini yapabilmeleri için gerekli tedbirlerin alınmasının istendiği aktarıldı.

Komite ayrıca hac ve umre mevsiminde iki ülke arasındaki kara sınırının açılması ve hacı adaylarını taşıyan Katar Hava Yollarına ait uçakların Suudi Arabistan'a doğrudan uçuşlarına izin verilmesi gerektiğini ifade etti.

Katar vatandaşları ile bu ülkede ikamet edenlerin hac ve umre ibadetlerinin engellenmesine ilişkin meselenin yakında BM Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü (UNESCO) nezdinde de gündeme getirileceği kaydedildi.

  • Suudi Arabistan'dan "Katarlıların umre ziyaretinden memnuniyet duyuyoruz" açıklaması

Suudi Arabistan Hac ve Umre Bakanlığı dün Katarlıların umre ziyaretinden memnuniyet duyulduğunu ve doğrudan kayıt yaptırabilmeleri için özel bir internet sitesinin açıldığını duyurmuştu.

Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Bahreyn ve Mısır'ın 5 Haziran 2017'de Katar ile tüm diplomatik ilişkilerini kesmeleri ve ekonomik abluka uygulamaları Körfez bölgesinde krize yol açmıştı.

Körfez bölgesindeki kriz nedeniyle Katarlı hacı adaylarının Suudi Arabistan'a gelişleri konusunda bazı sıkıntılar yaşanmıştı. Kral Selman bin Abdulaziz'in talimatıyla hacı adaylarının Katar'a ait olmayan bir hava yolu şirketi ya da kara yoluyla ülkeye gelebileceği açıklanmıştı.

NHRC, şubat ayında yaptığı açıklamada da Suudi Arabistan'ın hac ve umre ibadetini siyasete alet ettiğini ileri sürerek, buna karşı uluslararası mekanizmalara başvuracaklarını duyurmuştu. Açıklamada, Suudi Arabistan'ın Katar vatandaşları ile bu ülkede ikamet edenlerin üç yıldır hac ibadetlerini yerine getirmelerinin önüne birtakım engeller çıkardığı belirtilmişti.

Körfez ülkeleriyle İsrail arasında süren normalleşme turizme dönüşüyor

KUDÜS (AA) – İsrail ile diplomatik ilişkisi bulunmayan Arap ülkeleri arasında son dönemde yaşanan normalleşme süreci, bu ülkelerin vatandaşlarının Tel Aviv'e turistik ziyarette bulunmasının yolunu açtı.

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun sözcüsü Ofir Gendelman, sosyal medya hesabından yaptığı yazılı açıklamada, İsrail ile diplomatik ilişkisi bulunmayan Arap ve İslam ülkelerinden benzeri görülmemiş sayıda turistin ülkesine geldiğini belirtti.

Gendelman, 2018'de İsrail ile diplomatik ilişkisi bulunmayan ülkelerden 55 bin turistin İsrail'e geldiğine dikkati çekti.

Söz konusu ülkeleri "Endonezya, Malezya, Tunus, Fas, Suudi Arabistan, Cezayir, Kuveyt, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Umman ve Katar" şeklinde sıralayan Gendelman, ülkesinin diplomatik ilişkisi bulunan Ürdün ile Mısır'dan da 17 bin turistin İsrail'e geldiğini vurguladı.

"Hepiniz güzel ülkemize hoş geldiniz." ifadelerini kullanan Gendelman'ın açıklamalarına ilişkin ise söz konusu ülkelerden herhangi bir açıklama yapılmadı.

  • İsrail ile Körfez ülkeleri arasındaki yakınlaşma

Son dönemde başta Suudi Arabistan ve BAE olmak üzere Körfez ülkelerinin İsrail ile yakınlaşması dikkati çekiyor.

İlk önce İsrail Milli Takımı'nın geçen yıl Katar'ın başkenti Doha'da 25 Ekim-3 Kasım tarihlerinde düzenlenen Dünya Jimnastik Şampiyonası'na katılması gündeme geldi.

Ardından İsrail Başbakanı Netanyahu, 26 Ekim'de ülkesiyle diplomatik ilişkisi bulunmayan Körfez ülkesi Umman'a resmi ziyaret gerçekleştirdi.

BAE yönetimi de aynı günlerde Uluslararası Judo Federasyonu tarafından başkent Abu Dabi'de düzenlenen Judo Grand Slam Turnuvası'nda İsrailli sporcuların kendi bayrakları altında yarışmasına izin verdi.

İsrailli bir judocunun final maçını kazanması sebebiyle 28 Ekim'de İsrail ulusal marşı, diplomatik ilişkilere sahip olmadığı BAE'nin başkenti Abu Dabi'de ilk kez çalındı. Turnuvayı izlemek için Abu Dabi'ye gelen İsrail Kültür ve Spor Bakanı Miri Regev de madalya töreninde yer aldı.

İsrail İletişim Bakanı Eyüb Kara da 30 Ekim'de BAE'nin Dubai kentinde düzenlenen telekomünikasyon konferansına katılarak bir konuşma yaptı.

Ulaştırma Bakanı Yisrael Katz ise 7 Kasım'da Umman'da düzenlenen Uluslararası Ulaştırma Konferansı'nda İsrail, Ürdün ve Körfez ülkelerini birbirine bağlayacak "Barış Demir Yolu Projesi"ni tanıttı.

İsrail Başbakanı Netanyahu, geçen yıl kasım ayında yaptığı açıklamada, Körfez ülkelerinden Umman'a yaptığı ziyarete işaret ederek yakın zamanda başka Arap ülkelerini de ziyaret edeceğini söylemiş ancak hangi ülkeyi kastettiğini açıklamamıştı. İsrail basınında yer alan haberlerde ise bu ülkenin Bahreyn olduğu iddia edilmişti.

Suudi Arabistan'dan “Katarlıların umre ziyaretinden memnuniyet duyuyoruz” açıklaması

RİYAD (AA) – Suudi Arabistan, Katarlıların umre ziyaretinden memnuniyet duyulduğunu ve doğrudan kayıt yaptırabilmeleri için özel bir internet sitesinin açıldığını duyurdu.

Suudi Arabistan Hac ve Umre Bakanlığından yapılan yazılı açıklamada, "Suudi Arabistan, umre ziyaretinde bulunmak isteyen Katarlı kardeşlerimizin, tahsis edilen internet sitesinde online kayıt yaptırdıktan sonra ülkeye gelmelerinden memnuniyet duyuyor." ifadesi kullanıldı.

Katarlıların ülkeye girişlerinin Cidde'deki Uluslararası Kral Abdulaziz Havalimanı ve Medine'deki Uluslararası Prens Muhammed bin Abdulaziz Havalimanı'ndan yapılması gerektiği belirtildi.

Açıklamada ayrıca Katar'da ikamet edenlerin de kendileri için belirlenen internet sitesinden kayıt yaptırdıktan sonra umreye gelmelerinden memnuniyet duyulacağı aktarıldı.

Bakanlık, bu adımın, Riyad'ın "Allah'ın evini ziyarete gelen misafirlerine yönelik hizmet çabaları ve Müslümanların dünyanın dört bir yanından gelişlerini kolaylaştırma ilkesinden" kaynaklandığını ifade etti.

Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Bahreyn ve Mısır'ın 5 Haziran 2017'de Katar ile tüm diplomatik ilişkilerini kesmeleri ve ekonomik abluka uygulamaları Körfez bölgesinde krize yol açmıştı.

Körfez bölgesindeki kriz nedeniyle Katarlı hacı adaylarının Suudi Arabistan'a gelişleri konusunda bazı sıkıntılar yaşanmıştı. Kral Selman bin Abdulaziz'in talimatıyla hacı adaylarının Katar'a ait olmayan bir hava yolu şirketi ya da kara yoluyla ülkeye gelebileceği açıklanmıştı.

Katar'daki Ulusal İnsan Hakları Komitesi, şubat ayında yaptığı açıklamada, Suudi Arabistan'ın hac ve umre ibadetini siyasete alet ettiğini ileri sürerek, buna karşı uluslararası mekanizmalara başvuracaklarını duyurmuştu. Açıklamada, Suudi Arabistan'ın Katar vatandaşları ile bu ülkede ikamet edenlerin üç yıldır hac ibadetlerini yerine getirmelerinin önüne birtakım engeller çıkardığı belirtilmişti.

CIA'den Filistinli aktiviste Suudi Arabistan uyarısı

LONDRA (AA) – Norveç'in sığınma hakkı tanıdığı Filistinli bir aktivistin, Suudi Arabistan kaynaklı muhtemel bir tehdit nedeniyle güvenli bir yere götürüldüğü ortaya çıktı.

Guardian gazetesinin haberine göre, Filistin asıllı İyad el Bağdadi, 25 Nisan'da Norveçli yetkililer tarafından evinden alınarak güvenli bir yere nakledildi. Buna sebep olarak da Suudi Arabistan kaynaklı içeriği belli olmayan bir tehdit gösterildi.

Gazete, tehdide ilişkin istihbaratın ABD Merkezi İstihbarat Teşkilatı (CIA) tarafından Norveç makamlarına iletildiğini iddia ederken, İyad el Bağdadi de konuya ilişkin açıklamasında, "Anladığım kadarıyla Suudilerin hedefindeyim ancak ne yapacakları hakkında hiçbir fikrim yok." ifadesini kullandı.

Norveçli yetkililerin istihbaratı çok ciddiye aldığını vurgulayan Bağdadi, iki polis ekibinin evine geldiğini, bunlardan birinin kendini güvenli yere naklederken, diğerinin olası bir takibe karşı önlem aldığını belirtti.

Bağdadi, haberin duyulmasının ardından sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, son iki haftanın çok stresli olduğunu ifade ederek, "Beni öldürmek istemiyorlarsa o zaman işimi yapmıyorum demektir." değerlendirmesinde bulundu.

Arap Baharı döneminde sosyal medya mesajları ile dikkat çeken Bağdadi, Birleşik Arap Emirlikleri'nden sınır dışı edilmesinin ardından 2015'te Norveç'te siyasi sığınma hakkı elde etmişti.

Suudi Arabistan ve Veliaht Prens Muhammed Bin Selman, gazeteci Cemal Kaşıkçı'nın 2 Ekim 2018'de İstanbul Başkonsolosluğunda katledilmesinden beri uluslararası baskı altında.

Amerikan Washington Post gazetesi, CIA'in Kaşıkçı cinayetinin emrini Suudi Arabistan Veliaht Prensi Bin Selman'ın verdiği sonucuna ulaştığını yazmıştı.

18 Arap ülkesinde yarın ramazan

İSTANBUL (AA) – Arap ülkelerinin çoğu, ramazan ayının ilk gününün pazartesi günü olduğunu duyurdu.

Suudi Arabistan, Bahreyn, Birleşik Arap Emirlikleri, Kuveyt, Katar, Sudan, Ürdün, Filistin, Mısır, Irak, Tunus, Libya, Suriye, Yemen, Lübnan, Cezayir, Somali ve Cibuti, hilalin görüldüğünü ve pazartesi gününün ramazanın başlangıcı olduğunu duyurdu.

Umman, Fas ve Komorlar ramazan ayının başlangıcını salı günü olarak açıklarken Moritanya'dan henüz açıklama gelmedi.

Suudi Arabistan'da ramazan umresi hazırlıkları tamamlandı

RİYAD (AA) – Dünyanın farklı yerlerinden milyonlarca kişinin gelmesi beklenen Suudi Arabistan'da ramazan umresi hazırlıkları tamamlandı.

Suudi Arabistan resmi haber ajansı SPA'nın haberine göre, 12 bin kişi çalışmaların denetlenmesi ve takibiyle görevlendirildi.

Mescid-i Haram ve Mescid-i Nebevi İşleri Genel Başkanı ve Kabe İmamı Şeyh Dr. Abdurrahman es-Sudeys, Mescid-i Haram'da bulunan 210 kapı, 28 yürüyen merdiven, 38 engelli girişi, kadınlara özel 7 kapı ve köprü ile cenaze girişinin yapıldığı bir kapıdaki tüm hazırlıkların tamamlandığını kaydetti.

Ayrıca, 15 bin tuvalet ve 33 telefon şarj etme panosunun hazır olduğunu aktaran Sudeys, Kabe'de dağıtılmak üzere 110 bin kişilik iftar yemeği hazırlandığını belirtti.

– Cuma hutbeleri 10 dile çevrilecek

Kabe'deki cuma hutbelerinin 10 dile çevrileceğini ifade eden Sudeys, dini içerikli 1 milyon 400 bin kitap, 1 milyon Kuran-ı Kerim ve farklı dillerde meal dağıtılacağı bilgisini verdi.

Sudeys, "Vakit namazlarında Kabe'ye ulaşım noktasında 45 milyon kişi düşünülerek hazırlık yapıldı." bilgisini paylaştı.

Kabe İmamı Sudeys, Mescid-i Haram özel güçlerinin ve Özel Acil Durum Güçlerinin güvenliği sağlayacağını, giriş ve çıkışlar için belirlenen planları uygulayacağını, izdiham olan yerlerde düzeni temin edeceğini kaydetti.

Rabıta'dan Yahudilerin Suudi Arabistan'ı ziyaret edeceği iddiasına yalanlama

RİYAD (AA) – İslam Dünyası Birliği (Rabıta), İsrail'in Yahudi bir heyetin ilk defa Suudi Arabistan'ı ziyaret edeceği iddiasını yalanlayarak, heyetin çeşitli dinlere mensup ABD'lilerin bulunduğu bağımsız bir heyet olduğunu duyurdu.

Rabıta'nın sosyal paylaşım sitesi Twitter'daki hesabından, İsrail'in ilk defa Ocak 2020'de Yahudi bir heyetin Suudi Arabistan'ı ziyaret edeceği iddiasına ilişkin yapılan açıklamada, heyetin çeşitli dinlere mensup ABD'lilerin bulunduğu bağımsız bir heyet olduğu belirtildi.

Açıklamada, "Washington'daki Holokost Anma Müzesi'nden çeşitli dinlerden mensupları barındıran bağımsız ABD heyeti Rabıta tarafından davet edildi. Rabıta, heyetin Suriyeli mülteciler ve Rohingya Müslümanlarına yönelik katliamlar konusuna verdiği önemi dikkati aldı. Ziyaretin ve davetin herhangi özel bir dini heyetle yapılan bir anlaşmayla ilgisi yok." ifadelerine yer verildi.

İsrail Dışişleri Bakanlığının "İsrail Arapça" Twitter hesabından dün yapılan açıklamada, Rabıta Genel Sekreteri Muhammed Bin Abdulkerim El-İsa'nın bir konuşmasının görüntüleri paylaşılarak, "El İsa'nın ifadelerine göre Yahudi bir heyetin Rabıta'nın daveti üzerine Ocak 2020'de Suudi Arabistan'ı ziyaret edeceği" öne sürülmüştü.

Görüntülerde El-İsa'nın, "Bizi bu ziyarete sevk eden İslami ve insani değerlerimizdir. Holokost'tan bir heyet Rabıta'nın daveti üzerine Suudi Arabistan'ı ziyaret edecek." ifadeleri yer almıştı.

Arakan sorunu ekonomik çıkarların kıskacında

ANKARA (AA) – Kanada Arakan Kalkınma İnisiyatifi (CRDI) Yönetim Kurulu Üyesi Yuriko Cowper-Smith, dünya ülkelerinin bölgedeki ekonomik çıkarları nedeniyle Arakanlı Müslümanlara yönelik katliamlara ve insan hakları ihlallerine sessiz kalmayı tercih ettiğini belirtti.

Konuyla ilgili AA muhabirine değerlendirmelerde bulunan Cowper-Smith, Çin, Hindistan, Rusya, İsrail ve Suudi Arabistan gibi ülkelerin Myanmar hükümeti ile kurduğu stratejik ekonomik ilişkiler nedeniyle Arakan'da yaşananları uluslararası gündeme taşımak istemediğini ifade etti.

Bölgenin iki ekonomik gücü Hindistan ve Çin'in Myanmar'da stratejik ekonomik çıkarları olduğuna dikkati çeken Cowper-Smith, "Myanmar hükümeti yakın zaman önce Pekin yönetimi ile Çin-Myanmar Ekonomik Koridoru (CMEC) projesi için anlaşmaya vardı. Proje, Çin'in Kuşak ve Yol İnisiyatifinin parçası olacak." dedi.

Çin'in Yunnan eyaletinden başlayıp Myanmar'ın Mandalay ve Yangon kentlerinden geçecek kara yolu projesinin Arakan eyaleti kıyısındaki Kyaukphyu Özel Ekonomik Bölgesine (SEZ) ulaştığını kaydeden Cowper-Smith, "Ne Hindistan ne de Çin herhangi bir uluslararası müdahaleyle statükoyu bozmak istiyor." ifadesini kullandı.

Cowper-Smith, Çin'in bölgeyle bu stratejik bağının Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinin (BMGK) aracılığıyla bir çözüme ulaşılmasını olanaksız kıldığını vurguladı.

Suudi Arabistan gibi nüfusunun çoğunluğu Müslüman bir ülkenin bile Myanmar hükümetiyle stratejik ekonomik ilişkileri olduğuna dikkati çeken Cowper-Smith, bu durumun Riyad yönetiminin Myanmar'a karşı tavır almasını engellediğinin altını çizdi.

Cowper-Smith, küresel İslamofobik iklimin ve terör korkusunun yanı sıra uluslararası gözlemcilerin Arakan eyaletine erişiminin olmamasının da yaşananları dünya kamuoyunun gündeminden uzaklaştırdığına işaret etti.

  • Arakanlı Müslümanlara etnik temizlik

Arakan'da 2012'de Budistler ile Müslümanlar arasında çatışmalar çıkmış, olaylarda çoğu Müslüman binlerce kişi katledilmiş, yüzlerce ev ve işyeri ateşe verilmişti.

Arakan'daki sınır karakollarına 25 Ağustos 2017'de düzenlenen eş zamanlı saldırıları gerekçe gösteren Myanmar ordusu ve Budist milliyetçiler, kitlesel şiddet eylemlerini başlatmıştı.

BM'ye göre, 25 Ağustos 2017'den sonra Arakan'daki baskı ve zulümden kaçıp Bangladeş'e sığınanların sayısı 745 bine ulaştı. Uluslararası insan hakları kuruluşları, yayımladıkları uydu görüntüleriyle yüzlerce köyün yok edildiğini kanıtladı.

Bangladeş, ülkedeki Arakanlı mültecilerin yurtlarına dönüşü için Myanmar ile vardığı anlaşmayı uygulamaktan vazgeçerken, uluslararası medya ve yardım kuruluşlarının Arakan bölgesine girişini ciddi oranda kısıtlayan Myanmar hükümeti ise Arakanlı Müslümanların dönüşlerine ilişkin verdiği sözleri yerine getirmedi.

BM ve uluslararası insan hakları örgütleri, Arakanlı Müslümanlara yönelik şiddeti "etnik temizlik" ya da "soykırım" olarak adlandırıyor.

İnsan hakları örgütleri, Arakanlı Müslümanların güvenli ortam sağlanmadan Myanmar'a dönmelerinin yeni bir etnik temizlik kampanyasına yol açacağı endişesini taşıyor.

Suudi Arabistan'da tutuklu 5 kadın aktiviste denetimli serbestlik

RİYAD (AA) – Suudi Arabistan'da tutuklu kadın aktivistlerden 5'i denetimli olarak serbest bırakıldı.

İnsan hakları alanında çalışan El-Kıst Sivil Toplum Kuruluşunun sosyal medya hesabından yapılan açıklamada, Emel el-Harbi, Hetun el-Fasi, Meysa el-Mani, Abir Nemenkani ve Şadan el-Anezi'nin denetimli olarak serbest bırakıldığı belirtildi.

Aktivistlerin serbest bırakılmasına ilişkin Suudi Arabistan resmi makamlarından henüz açıklama yapılmadı.

Suudi Arabistan'da mahkeme, mart ayında 3 kadın aktivistin daha denetimli serbest bırakılmasına hükmetmişti.

Suudi Arabistan, Mayıs 2018'de 10 kadın aktivisti tutuklamış savcılık ise kadınlardan bazılarına "ulusal güvenlikle" ilgili suçlamalarda bulunmuştu.

ABD, Arap Koalisyonu'na verdiği yakıt desteğini tahsil ediyor

WASHINGTON (AA) – Yemen'de Husi hareketine karşı düzenlenen operasyonlara ABD'nin verdiği yakıt desteği konusunda, Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyonun ilk ödemeyi yaptığı bildirildi.

ABD Savunma Bakanlığı Sözcüsü Binbaşı Rebecca Rebarich, AA muhabirine konuya ilişkin yaptığı açıklamada, "Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyona yanlış hesaplamadan dolayı yapılan tebligattan sonra, ek yakıt ikmal harcamalarına ilişkin ilk ödemeyi aldık." ifadesini kullandı.

Geri ödeme sürecinin devam ettiğini belirten Binbaşı Rebarich, "Yakıt, ikmal ve uçuş saatleri için yaklaşık 299 milyon dolar olarak revize edilen harcamaların bedelini tam olarak almayı bekliyoruz." dedi.

Sözcü, tahsil edilen miktarın ne kadar olduğuna dair detayları vermekten kaçındı.

Pentagon, Yemen'deki Husi hareketine karşı kurulan Arap Koalisyonu uçaklarına sağladığı havada yakıt desteği için ücretlendirme hatası yapıldığını belirterek, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri'nden (BAE) ek olarak 331 milyon dolar daha ödemesini istemişti.

Yapılan tekrar hesaplamalarda bu rakam 299 milyon dolar olarak revize edilmişti.

ABD, Arap Koalisyonu'na Yemen'deki harekatlarda sağladığı yakıt ikmalini geçen yıl kasım ayında durdurmuştu.

Pentagon'un mart 2015'ten geçen yıl kasım ayına kadar oluşan ekstra borç ödemesinin yapılmasını beklediği ifade edilmişti.