Trump'tan “Suriye'den çekilme” açıklaması

WASHINGTON (AA) – ABD Başkanı Donald Trump, Suriye'de çok az sayıda DEAŞ mensubu kaldığını ifade ederek, "Rusya, İran, Suriye, Irak ve diğer ülkeler için DEAŞ'lıları öldürüyoruz. Artık bir noktada kendi insanımızı eve getirmek istiyoruz." dedi.

ABD Başkanı Trump, Suriye'nin Münbiç ilçesindeki bombalı saldırıda hayatını kaybeden Amerikalıların aileleriyle görüşmek üzere Beyaz Saray'dan ayrılırken Suriye'deki son duruma ilişkin açıklamalarda bulundu.

Saldırıda ölen Amerikalıların aileleriyle görüşmenin kendisi için zor bir durum olduğunu belirten Trump, DEAŞ'ı mağlup etmelerinin önemine vurgu yaptı.

  • "Rusya ve İran için DEAŞ'lıları öldürüyoruz"

Görevi devraldığında Suriye'de DEAŞ'ın birçok yerde etkin olduğunu kaydeden ve kendi yönetiminin terör örgütüne karşı ciddi bir başarı kazandığını savunan Trump, şunları söyledi:

"Peki biz kimin için DEAŞ'lıları öldürüyoruz? Rusya'nın, İran'ın, Suriye'nin en kötü düşmanı DEAŞ. Dolayısıyla bizimle her zaman aynı fikirde olmayan insanlar için DEAŞ mensuplarını öldürüyoruz. Ayrıca (DEAŞ'ı yenerek) Esed'e de büyük bir iyilik yaptık."

Suriye'de DEAŞ'ı yüzde 99 oranında yok ettiklerini öne süren Trump, son üç haftada örgüte karşı ciddi saldırılar gerçekleştirdiklerini hatırlattı.

Trump, "Rusya, İran, Suriye, Irak ve diğer ülkeler için DEAŞ'lıları öldürüyoruz. Artık bir noktada kendi insanımızı eve getirmek istiyoruz. Bunu seçim kampanyamdan bu yana söylüyorum." ifadelerini kullandı.

  • "Kim bu görüşmeyi çok istiyor, ben de öyle"

Trump ayrıca şubat sonunda Kuzey Kore lideri Kim Jong-un ile yapacağı görüşmeye ilişkin de değerlendirmelerde bulundu.

Trump, Kim ile yapacakları görüşmeye dair, "Ülkeyi belirledik ama açıklamayı yakın gelecekte yapacağız. Kim bu görüşmeyi çok istiyor, ben de öyle. Medyaya yansımayan (nükleerden arındırma anlamında) önemli bazı ilerlemeler gerçekleştirdik." şeklinde konuştu.

Dün Beyaz Saray'dan yapılan açıklamada, Trump ile Kim arasında yapılması planlanan ikinci görüşmenin şubat sonunda gerçekleşeceği belirtilmişti.

Öte yandan Trump, Çin ile yürüttükleri ticari müzakerelerin de çok iyi gittiğine işaret ederek, bu ülkeyle anlaşmaları halinde ilgili yaptırımların ortadan kalkacağını dile getirdi.

“ABD'nin Suriye'den çekilmesi için meşru nedenler var”

WASHINGTON (AA) – ABD'li emekli korgeneral Mark Kimmitt, ABD Başkanı Donald Trump'ın Suriye'den çekilme kararının meşru ve önemli ölçüde olumlu nedenleri olduğunu söyledi.

Kimmitt, Ortadoğu Enstitüsü uzmanı Hassan Hassan ve Washington Enstitüsü uzmanı Andrew Tabler ile Siyaset Toplum ve Ekonomi Araştırmaları Vakfı'nın Washington şubesinin düzenlediği "ABD'nin Suriye'den çekilmesi" konulu panele katıldı.

ABD Başkanının, Suriye'den çekilme kararının, Washington'da Trump karşıtlığı üzerinden yürütülmesinden dolayı bu konuda yapılan analizlerin yüzeysel kaldığını ifade eden Kimmitt, "Benim televizyonlarda veya yazılarımda da belirttiğim tezim hala geçerli, ABD'nin Suriye'den çekilmesi için meşru ve önemli ölçüde olumlu nedenler var." dedi.

Kimmitt, Trump'ın çekilme kararını meşru kılan nedenlerden biri olarak, DEAŞ'ın mutlak bir surette yenilgiye uğratılmasının mümkün olmadığını, örgütün tehdit teşkil etmeyecek şekilde geriletilebileceğini ve ABD öncülüğündeki koalisyonun da bunu büyük ölçüde gerçekleştirdiğini belirtti.

Terör örgütünün sözde halifeliğinin ortadan kaldırıldığını hatırlatan Kimmitt, 25'ten fazla ülkeden teröristi içinde barındıran örgütün, ABD'ye artık ciddi bir tehdit oluşturmadığını kaydetti.

Mark Kimmitt, sözlerine şöyle devam etti:

"Suriye'de DEAŞ'ı yenme ve imha etme planımızın ötesine geçmişiz. Suriye'de misyon genişlemesine dair kaçınılmaz belirtiler görmeye başladık. 40 bin kişilik güç eğitmekten bahsediyoruz. Bu, çok uzun yıllar alacak bir beklenti. Açık olmak gerekirse, Suriye'de bir gün siyasi bir çözüm olacaksa ve biz halen orada isek kuzeydoğuda barışı uygulama operasyonlarına katılmak zorunda olacağız. ABD'nin Suriye'de askeri varlığının artırılacağının ve devam edeceğinin Amerikan halkına anlatıldığını düşünmüyorum."

ABD yönetiminden bazı yetkililerin, Suriye'de İran ile mücadele edilmesi bağlamında, ülkedeki askeri varlığın devam edeceğine yönelik açıklamalarını da eleştiren Kimmitt, "Birincisi bu 10 yılı aşacak misyondur, ikincisi bu ülkede bulunmamızın gerekçelerini ihlal ediyor. Oradakiler, Askeri Güç Kullanma Yetki Yasası kapsamında yetkililer ve bu sadece DEAŞ ile mücadele için geçerlidir." değerlendirmesinde bulundu.

"YPG'nin cesur, demokratik ABD ortağı anlayışının sorgulanması gerekir." ifadesini kullanan Kimmitt, ABD ile terör örgütü YPG/PKK arasındaki ilişkinin "geçici, işlevsel ve taktiksel" olduğunu hatırlattı.

ABD'nin, misyonu tamamlandıktan sonra YPG/PKK'nın savunulmasına ilişkin sorumluluğu olduğu konusunda bir beklenti oluşmaması gerektiğini belirten Kimmitt, "Bizim yeni müttefikimizin geçmişine, neler yaptığına, neler yapmak istediğine ve uzun dönemli amaçlarının bizim orada yaptıklarımızla veya orada bulunma niyetimizle uyuşup uyuşmadığına da bakmalıyız." diye konuştu.

Suriye'de, Türkiye ile YPG/PKK'nın karşı karşıya gelmesinin kaçınılmaz olduğuna işaret eden Kimmitt, ABD'nin NATO müttefiki ile YPG/PKK arasında seçim yapmak zorunda kalmasının, Suriye'den çekilmenin meşru nedenlerinden birini oluşturduğunu vurguladı.

“Millet, sırtındaki kamburu 31 Mart'ta atacak”

TBMM (AA) – CHP Grup Başkanvekili Engin Altay, "Cumhur İttifakı' diye adlandırılan ittifak kendi içinde dumur, millet için kambur ittifakıdır. Millet, sırtındaki kamburu 31 Mart'ta atacak." dedi.

Altay, TBMM'de düzenlediği basın toplantısında, öğrencilerin yarı yıl tatiline girdiğini anımsatarak, tatilde ders çalışmayıp, dinlenmelerini önerdi.

Meclisin karnesinin ise tümüyle kırık olduğunu savunan Altay, AK Parti’nin emeklilikte yaşa takılanlara (EYT) ilişkin, 24 Haziran seçimleri öncesinde söz vermesine rağmen, sözlerinde durmadığını öne sürdü.

Altay, bu süreçte AK Parti sözcülerinin, sorunları boş işler olarak değerlendirerek, milyonlarca insanın kalbini kırdığını, AK Parti Genel Başkanı’nın ise "Bir de başımıza EYT türedi" dediğini aktardı.

"Yasaklar, yoksulluk ve yolsuzlukla mücadele edeceğim." diyen AK Parti döneminde iki Y'nin eklendiğini, Türkiye'nin "yalan ve yağma" ülkesi olduğunu belirten Altay, milletin 31 Mart'ta AK Parti'ye bir karne ve ders vereceğini ifade etti.

  • "IMF'den borç almaya gidecek"

AK Parti'nin, Türkiye'de yıllar sonra enflasyon canavarını hortlattığını öne süren Altay, Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak'ın, "Marketlerde istediğimiz fiyatlar yok denetleyeceğiz." diyerek esnafı, marketleri tehdit eder hale geldiğini kaydetti.

Altay, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Albayrak'a soruyorum; sen bakan mısın zabıta amiri misin? Bir ülkede bir bakan bakkalı, çakkalı, marketi tehdit etmeye başlamışsa, ekonomi hakikatten kötü bir noktadadır. Sen benzin fiyatlarını aşağı çekmiyorsun, marketin çekmesini nasıl beklersin? Türkiye'de artık ithal edilmeyen tarım ürünü kalmadı. Türkiye'nin ekonomik göstergeleri önümüzdeki 3 ayı kaldıracak durumda değil. AKP, önümüzdeki 3 ayı kaldıracak, seçim ekonomisi çarkını döndürecek bir formülü buluverdi. Merkez Bankası, Genel Kurulunu 3 ay öne çekerek, mayısta Hazine'ye aktarması gereken 33 milyar lirayı ocakta aktaracak. Hükümetin tank palet fabrikasından, şeker fabrikasına kadar çökmediği bir yer kalmamıştı ama hükümetin Merkez Bankasına çökeceği aklıma gelmezdi. Merkez Bankasına çöken bir hükümetle karşı karşıyayız. Devletin kasası bomboş. Erdoğan, Türkiye'nin IMF'ye borç vereceğini söylüyordu, vallahi de billahi de 31 Mart'ın ertesi günü Erdoğan hükümeti IMF'ye borç almaya gidecek, IMF'nın kapısını çalacak. IMF'nin önünde diz çökeceksin."

  • Suriye

    ABD Başkanı Donald Trump'ın 12 Ocak'taki tehdit tweetiyle bir sürecin başladığını, mesajdan sonra Trump ile Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın telefon görüşmesi yaptığını anlatan Altay, Türkiye'nin aynı gün "ABD'nin çekilmesinden memnuniyet duyarız, destek vermeye hazırız." dediğini vurguladı.

    Altay, "Birgün önce seni edepsizce tehdit eden bir ülkeye, birgün sonra destek veriririz noktasına geldiğinde sana uğurlar olsun." dedi.

Güvenli bölgeye Türkiye, ABD, Suriye'deki Kürtler ve Rusya'nın başka pencerelerden baktığına değinen Altay, Türkiye'nin, ABD’nin İran'ı çevreleme politikasının koç başı olmaması gerektiğini vurguladı.

Altay, güvenli bölge yerine Türkiye'nin, Suriye merkezi yönetiminin inisiyatifini bölgede tesis edecek hamleler ve imkanlara olumlu bakmasını isteyerek, güvenli bölge olması isteniliyorsa Suriye merkezi yönetiminin kontrolünde olması gerektiğini savundu.

Engin Altay, Suriye merkezi yönetiminin bölgede konuşlanması, inisiyatifi askeri olarak da ele almasını, Türkiye'nin Suriye Kürtleri ile Şam yönetiminin diyaloğunu, yeni anayasa sürecini desteklemesini istedi.

İdlib'den Türkiye'ye yönelecek büyük göç dalgasının önlemenin yolunun Şam yönetimiyle diyalog kurmaktan geçtiğini ifade eden Altay, Suriye'nin güneyine yönelik bir koridor tesisiyle göçün Türkiye'ye değil, Suriye'nin güneyine, orta bölgesine yönelmesini sağlayacak adımların atılmasını önerdi.

Altay, Türkiye'nin, Suriye merkezi yönetimiyle iş birliği yapmaya mecbur olduğunu, aksi halde onbinlerce cihatçının Türkiye'ye sızabileceğini, yine çok sayıda Suriyelinin Türkiye'ye göç edeceğini vurguladı.

  • "Tehditleri bertaraf edemezsin"

Altay, "Cumhur İttifakı"nın kurucularının, "Millet İttifakı"yla ilgili yakışıksız sıfatlar kullandığını savunarak, "Cumhur İttifakı' diye adlandırılan ittifak kendi içinde dumur, millet için kambur ittifakıdır. Millet sırtındaki kamburu 31 Mart'ta atacak. Türkiye, rahat nefes alır. Türkiye zordadır, millet dardadır, çare sandıktır." değerlendirmesinde bulundu.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin beka açıklamalarında bulunduğunun anımsatılması üzerine Altay, Türkiye'nin bekasını sadece Bahçeli'nin değil, tüm partilerin düşündüğünü vurguladı.

Türkiye'de beka sorunu varsa, sorumlusunun AK Parti ve Erdoğan olduğunu öne süren Altay, "Erdoğan'ın koluna girerek, Türkiye'nin bekasına yönelik tehditleri bertaraf edemezsin." diye konuştu.

Seçmen kayıtlarına ilişkin bir soruya da Altay, "Bütün vatandaşlar bir şey yapsın gitsin oyunu kullansın. Gerisi bizim işimiz. Seçim sandık güvenliği konusunda alınması gereken her türlü tedbir CHP açısından alınmıştır. 972 ilçeyle ilgili genel merkezimizde muhteşem organizasyon an itibarıyla hazırdır." karşılığını verdi.

Altay, CHP'nin İzmir Büyükşehir Belediye Başkan adayına ilişkin soru üzerine ise İzmir'i biraz ince eleyip sık dokuduklarını, İzmir'in bunu hak ettiğini anlattı.

Bütün aday adaylarının, İzmir'e yakıştığını, İzmir için büyük işler yapacaklarını belirten Altay, "İzmir'e uzaydan birini getireceğimiz yok, herkesin tanıdığı bir isim olur.
Konuşulan da konuşulmayan da olabilir. Genel Başkan, bu konuyu biraz daha değerlendirme ihtiyacı duymuştur. İzmir'in menfaatinedir." değerlendirmesini yaptı.

Savaş mağduru Türkiye'de şifa arıyor

HATAY (AA) – Suriye'de bombalı saldırıda bir elini ve bacağını kaybeden Abdulkerim Başaş, sığındığı Türkiye'de şifa arıyor.

Suriye'nin Doğu Guta bölgesinde marangozluk yapan 32 yaşındaki Başaş'ın hayatı, 8 ay önce Beşşar Esed rejiminin yaptığı bombalı saldırı sonucu adeta karardı.

Saldırıda bir eli ile bacağı kopan, ayrıca vücudunun çeşitli yerlerinden de yaralanan Abdulkerim Başaş, ülkesinde bir süre tedavi gördükten sonra Hatay'a geldi.

Babasını da yaklaşık 2 yıl önce iç savaşta kaybeden Başaş, tedavisinin sürdüğü kentte yeni bir hayata başlamak istiyor.

Abdulkerim Başaş, elini ve bacağını kaybettiğini ancak hayatta kaldığı için mutlu olduğunu dile getirdi.

Savaşın her şeyini elinden aldığını aktaran Başaş, "Tedavim sürüyor. Protez bacak istiyorum. Marangozluk mesleğime devam edemeyeceğim belki ama yinede protez bacağım olursa kendi ihtiyaçlarımı görebilirim." dedi.

Abdulkerim Başaş, arkadaşının evinde kaldığını ve kendilerine kucak açan Türkiye'ye minnettar olduklarını da kaydetti.

“Türkiye, PKK/PYD kartını bir dış aktörün inisiyatifine bırakmaz”

             İSTANBUL (AA) - GÜLSÜM İNCEKAYA - Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Öğretim Üyesi ve Rusya Araştırmaları Enstitüsü (RUSEN) Başkanı Prof. Dr. Salih Yılmaz, ''Türkiye, kırmızı çizgileri olan terörün siyasileştirilmesi, PKK/PYD'nin kabul edilebilir hale getirilmesi ve Esed'e alan açma önerilerini asla kabul etmez. Türkiye, PKK/PYD kartını, ABD, Rusya veya herhangi bir dış aktörün inisiyatifine de bırakmaz.'' dedi.</p>  <p>Prof. Dr. Salih Yılmaz, Rusya ve ABD'nin Suriye'nin kuzeyinde siyasi kültürel özerklik kurma niyetlerini, Esed'e zorla seçim kazandırabilecek bir yapı oluşturulmasını ve muhalifleri azınlık gibi gösteren bir anayasa yazımı planlarını, AA muhabirine değerlendirdi.<br>

Yılmaz, ABD Başkanı Donald Trump'ın 19 Aralık 2018 tarihinde tüm askerlerini Suriye'den çekeceğine dair yaptığı açıklamanın Suriye'deki etkin aktörleri stratejilerini değiştirmeye veya daha önce uygulamaya koymak istedikleri bazı stratejileri gözden geçirmeye ittiğini söyledi.

Suriye'de ABD ve Türkiye ile kurulmuş bir denge olduğunu, ABD'nin çekilme kararı sonrası bu dengenin Rusya aleyhine işleyebileceğini savunan Yılmaz, ''Rusya'da uzmanlara göre, ki buna devleti yönetenler de dahil, ABD'nin Suriye'den çekilme kararı bir aldatmacadan ibarettir. Bir görüşe göre de, ABD'nin çekilmesiyle Suriye'de siyasi barış süreci daha kısa sürede tesis edilecek ve Rusya'nın etkinliği artacaktır. ABD çekilme kararı sonrası, bölge ülkelerinin Rusya'ya da baskı yapıp bölgeden çıkmasını sağlamaya yönelik bir strateji izleneceği düşünülse de, Rusya'nın Suriye'deki askeri varlığını korumaktan vazgeçmeyeceği anlaşılıyor.'' diye konuştu.

Rusya'nın ''Esed olmazsa olmaz'' şeklinde bir amaç gütmediğini, hatta tarafların üzerinde görüş birliği sağlayacağı yeni aday belirleme arayışına girdiğini öne süren Prof. Dr. Yılmaz, şöyle konuştu:

''Rusya'nın görüşüne göre, eğer Suriye'de siyasi barış sürecinde tüm aktörler 'Esed gitsin' diye görüş birliğine varır da bir alternatif çıkarırlarsa ve bu alternatif Rusya karşıtı bir politika gütmezse Moskova açısında sorun olmaz. Hatta Rusya'nın 2016 yılında Esed'e alternatif olabilecek adaylar üzerinde çalıştığı, ancak hiçbir adayın bunu kabul etmediği de belirtiliyor. Rusya açısından Esed veya diğer adayların kendi politikalarına karşı bir strateji izlememesi ve güç boşluğu oluşmaması önceliklidir. Türkiye'nin her platformda Esed ile çalışmak istemediğini açıklaması, aslında Rusya'yı da gelecekte güçlü bir Suriye oluşturulması için yeni adaylar üzerinde çalışmaya itiyor.''

– ''Rusya, seçim yapılacaksa bunun Türkiye olmasını uygun görüyor"

Prof. Dr. Yılmaz, Rusya'nın Fırat'ın doğusunda PKK-PYD etkinliğine karşı duruşunun Türkiye ile paralellik içerdiğinin altını çizerek, ABD'nin Suriye'den çekilme kararı ve Türkiye'nin bölgeye operasyon hazırlıkları, PKK-PYD'yi yeniden Rusya ile görüşmeler yapmaya ittiğini kaydetti.

''Türkiye ve Rusya, Suriye'de bazı konularda anlaşamasalar da birbirini zor durumda bırakacak politikalardan da uzak duruyorlar.'' görüşünü paylaşan Prof. Dr. Yılmaz, şu değerlendirmelerde bulundu:

"Rusya, ABD'nin Suriye'den çekilmesi sonrası, bölgenin Türkiye tarafından kontrol edilmesini ve Ankara'nın etkinliğini arttırmasını kendi politikaları açısından uygun görmese de, ABD ile Türkiye arasında bir seçim yapılacaksa bunun Türkiye olmasını uygun görüyor. Çünkü şu an PKK-PYD'nin sahip olduğu alan, Suriye'nin zengin enerji kaynaklarının bulunduğu bölgedir. Burayı kontrol eden gücün, Suriye'nin geleceğinde de etkinliği artacaktır. Türkiye eğer Fırat'ın doğusunda kontrolü sağlayacaksa 'Rusya'nın da politikalarını dikkate almalı' planı çerçevesinde Türkiye ile müzakere ediliyor diyebiliriz."

<p>Yılmaz, Rusya'nın Türkiye ile yaptığı görüşmelerde, &quot;PKK-PYD'nin etkin olduğu alanın Suriye'nin toprak bütünlüğü çerçevesinde Esed kontrolüne geçmesi, PKK-PYD'nin silahlarını teslim etmesi, Suriyeli yerli Kürtlerden olmayan tüm PKK-PYD unsurlarının ülkeden çıkarılması ve Türkiye sınırının Rusya polis gücü tarafından korunması&quot; gibi teklifleri içerdiğini öne sürerek, şunları kaydetti:

''Rusya, bölgeye Türkiye'nin istediği güvenliği sağlama garantisiyle Rus polis gücü yerleştirebileceğini, bu polis gücünün de Münbiç, Halep, Dera'da olduğu gibi Çeçen-İnguş-Dağıstan'dan Müslüman askerlerden oluşturulabileceğini teklif ediyor. Bu askerlerin, Şafii mezhebinden olması nedeniyle de bölge halkıyla uyum sorunu yaşamayacağı bildiriliyor. PKK-PYD'nin Suriye'deki liderlerinden Sipan Hamo'nun, Moskova ziyaretinde de bu teklifler kendilerine sunulmuşsa da karşılık bulmamıştır. Çünkü PKK-PYD silahlarını bırakmak istemediği gibi Rusya'nın öne sürdüğü PKK/PYD içerisindeki Suriyeli olmayanların ülkeyi terk etmesi teklifini de uygun bulmuyor.''

  • ''Türkiye açısından kabul edilebilir değil"

Prof. Dr. Yılmaz, Rusya'nın PKK-PYD ile Esed arasında görüşmelerde arabuluculuk yaptığını, fakat bu arabuluculuğun ABD'nin yaptığı gibi PKK-PYD'yi güçlendirmek amacı taşımadığını, sadece Esed'in varlığını devam ettirmeye yönelik olduğunu ifade etti.

Rusya'nın, Fırat'ın doğusunda silahlı unsurları barındırmayan siyasi bir özerkliğe sıcak baktığını belirten Yılmaz, ''Rusya'nın, PKK-PYD'nin elindeki tüm silahları Esed güçlerine teslim etmesi durumunda siyasi kültürel özerkliğe ikna olabileceği söyleniyor. Rusya, PKK-PYD ile görüşürken Türkiye'nin de hassasiyetleri ölçüsünde Kandil'den gönderilen tüm yabancı unsurların Suriye'yi terk etmesini istiyor. Ancak ABD'nin PKK-PYD'ye siyasi kültürel özerklik verileceği ve silahlarını teslim etmelerine de gerek olmadığı önerisi, PKK açısından daha kabul edilebilir gözüküyor.'' dedi.

Rusya'nın, Fırat'ın doğusunda Suriye'nin yerli unsurlarından olmayan 4-5 bin civarındaki PKK-PYD'linin, Kuzey Irak tarafından pasifize edilebileceğine dair bir planı da düşündüğünü savunan Yılmaz, şu görüşleri dile getirdi:

''Rusya'nın, Türkiye sınırında PKK-PYD'yi silahsızlandırarak, yabancı teröristleri ülkeden çıkararak Müslüman polis gücü adıyla tampon bölge oluşturma fikri tartışılabilir olsa da, Türkiye açısından kabul edilebilir değil. Rusya'nın şimdilik Ayn el-Arab'tan Malikiye'ye kadar Haseke'nin güneyine inmeyecek şekilde yapılacak Türkiye'nin askeri operasyonuna karşı çıkmadığını anlıyoruz. Fakat Haseke sınırı ile birlikte Rusya'nın tampon bölge oluşturulması isteği devreye giriyor. Bu plan çerçevesinde Türkiye-Rusya iş birliği ile PKK-PYD'nin tasfiye edilmesi sonrası bölgenin Esed güçlerine teslimi isteniyor.''

– ''Türkiye'nin, Fırat'ın doğusuna yönelik politikaları nettir"

Prof. Dr. Yılmaz, Ankara'nın, Rusya'nın PKK/PYD ile ilgili önerilerini "iyi niyet" olarak okumasına karşın bunun uygulanabilir olmadığını ve PKK/PYD kartını dış aktörlere vermeyeceğini söyledi.

Türkiye'nin kendi sınırında güvenliğini başka bir ülkenin veya Esed'in inisiyatifine bırakmayı düşünmediğine dikkati çeken Yılmaz, ''Rusya, PKK-PYD konusunda güvence veriyorsa da, gelecekte PKK/PYD kartının Esed veya diğer dış aktörler tarafından kullanılmayacağını kimse garanti edemez. Türkiye bunun örneğini Afrin'de gördüğü için Rusya'nın vereceği garantileri kendi güvenlik hassasiyeti açısından yeterli görmüyor.'' ifadelerini kullandı.

Yılmaz, Tel Rifat ve Münbiç bölgelerinde Rus polis gücü kontrol noktaları olmasına rağmen PKK-PYD'nin etkinliğinin devam etmesinin ve saldırılarını sürdürmesinin Türkiye'nin böyle bir riski almamasında etkili olduğuna dikkat çekerek, şunları kaydetti:

''Rusya'nın kendi sınırı olmayan bir bölgede, Rus polis gücü ile Türkiye'nin güvenliğini sağlama garantisi vermesi veya bu olmazsa Esed güçlerinin bölgeye hakim olarak PKK-PYD'yi etkisiz kılacağına dair önerileri, Türkiye'nin Ukrayna'da Donbas'ta Türk polis gücü bulundurma teklifi yapmasına verilecek tepki ile aynı olacaktır. Kaldı ki Türkiye, Suriye meselesine PKK/PYD ölçüsünde baktığı gibi bölgede yaşayan insanların Esed zulmünden kurtulması açısından da bakıyor. Eğer bölge, yeniden Esed güçlerine Türkiye eliyle teslim edilecekse Türkiye'nin bugüne kadar yürüttüğü politikaların da tümüyle çöpe atılması, inandıklarından vazgeçtiği anlamı ortaya çıkar.''

''Türkiye'nin, Fırat'ın doğusuna yönelik politikaları nettir.'' diyen Prof. Dr. Salih Yılmaz sözlerini şöyle tamamladı:

''Rusya veya ABD'nin, Suriye'nin kuzeyinde siyasi kültürel özerklik niyetleri, Esed'e zorla seçim kazandırabilecek bir yapı oluşturulması, muhalifleri azınlık gibi gösteren bir anayasa yazımı kabul edilebilir bir strateji değildir. Türkiye, bölgede Suriye Ulusal Kürt Konseyine dahil gruplarla ilişkisine ve PKK/PYD'siz yerli Kürtlerin de dahil olduğu yapısal düzenlemeleri desteklemeye devam edecektir. Türkiye, kırmızı çizgileri olan terörün siyasileştirilmesi, PKK/PYD'nin kabul edilebilir hale getirilmesi ve Esed'e alan açma önerilerini asla kabul etmez. Türkiye, PKK/PYD kartını ABD, Rusya veya herhangi bir dış aktörün inisiyatifine bırakmaz. Türkiye, önerileri de kendisine yapılmış bir kötü niyetli politika olarak değerlendirecektir.''

ABD'nin Suriye'den çekilme kararı

WASHINGTON (AA) – Eski ABD'nin Şam Büyükelçisi Robert Ford, terör örgütü YPG/PKK'nın DEAŞ ile sadece kendi çıkarları için mücadele ettiğini kaydederek, "ABD'nin Suriye'den geri çekilmesinin Suriyeli Kürtlere bir ihanet olduğunu düşünmüyorum." dedi.

Washington merkezli düşünce kuruluşu Woodrow Wilson Center (WWC) tarafından düzenlenen "ABD'nin Suriye'den Çekilmesi Doğru mu, Yanlış mı?" başlıklı telekonferansa eski ABD'nin Suriye Büyükelçisi Ford'un yanı sıra Dış İlişkiler Konseyi kıdemli uzmanı Philip Gordon, Atlantik Konseyi kıdemli uzmanı Faisal Itani, Washington Post Beyrut Büro Şefi Liz Sly ve WWC Orta Doğu Direktörü Aaron David Miller katıldı.

ABD'nin, Suriye'de terör örgütü YPG/PKK unsurlarıyla kurduğu ilişkiyi "geçici ve taktiksel" kelimeleriyle tanımlayan Ford, YPG/PKK'nın DEAŞ ile mücadelesindeki ana motivasyonun ise örgütün kendi çıkarları olduğunu vurguladı.

Ford, "Mevcut durumda ABD'nin Suriye'den geri çekilmesinin Suriyeli Kürtlere bir ihanet olduğunu düşünmüyorum." diye konuştu.

  • "Uzun vadeli bir ittifak kurmuyordu"

YPG'nin PKK ile bağlantısının açık olduğunu kaydeden Ford, ABD'nin Suriye'de YPG ile ilişkisinin DEAŞ ile mücadele bağlamında ortaya çıktığını savunarak, "ABD, YPG ile uzun vadeli bir ittifak kurmuyordu, oradaki askeri bir taktiksel ittifaktı." yorumunu yaptı.

Bölgede Kürtlerle Araplar arasında birçok sorun olduğunu dile getiren Ford, YPG'nin varlığının sorunları azaltmadığını ve DEAŞ'ın bu durumdan faydalandığını ifade etti.

Ford ayrıca, Münbiç ilçesinde dün meydana gelen bombalı saldırıyı gerçekleştiren kişinin bölgede meskun bir kişi olduğunu iddia etti.

  • "YPG'nin PKK'nın uzantısı olduğu açık"

    Sly de mevcut gidişatın istikametini öngörmenin kolay olmadığını belirterek, "YPG'nin PKK'nın uzantısı olduğu açık. ABD, DEAŞ ile mücadelede esasen PKK olan YPG ile çalıştı ve bunun Türk-Amerikan ilişkilerine negatif etkileri oldu." ifadesini kullandı.

Türkiye'nin bu konudaki endişelerinin uzunca bir süre dikkate alınmadığını kaydeden Sly, Münbiç'teki saldırıyla Türkiye arasında herhangi bir bağlantı olma ihtimalinin bulunmadığını, zira Türkiye ile ABD'nin müttefik olduğunu vurguladı.

Itani ise İsrail'in, ABD'nin Suriye'deki varlığından memnun olduğunu vurgulayarak, Amerikan askerlerinin ayrılması durumunda ortaya çıkacak tabloda birçok bilinmeyenin de olacağına dikkati çekti.

YPG'ye destek veren ABD'nin ülkedeki varlığının Ankara için bir rahatsızlık kaynağı olduğunu söyleyen Itani, bununla son dönemde Türkiye ile ABD arasındaki ilişkilerde gözle görülür bir iyileşme yaşandığını ifade etti.

Fransa'nın Suriye'deki askeri varlığı devam edecek

PARİS (AA) – Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, ülkesinin bu yıl Suriye ve Irak'ta askeri varlığını sürdüreceğini bildirdi.

Macron, Toulouse kentindeki hava üssünde askerlere hitabı sırasında Suriye'ye ilişkin açıklamalarda bulundu.

ABD'nin Suriye'den çekilmesinin kendilerini DEAŞ'a karşı mücadeleden alıkoymaması gerektiğini belirten Macron, "Fransa 2019'da Levant bölgesinde (Suriye ve Irak) askeri varlığını sürdürecek." dedi.

Macron, ayrıca sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, terör örgütü YPG/PKK'nın işgalindeki Münbiç'te, ABD askerlerinin devriye yaptığı sırada gerçekleştirilen bombalı saldırıyı kınadı.

Öğrencilerden Afrin kahramanlarına mektup

GAZİANTEP (AA) – Gaziantep'in İslahiye ilçesindeki bir ortaokulun öğrencileri, Zeytin Dalı Harekatı'nın birinci yıl dönümü dolayısıyla yazdıkları mektupları, Suriye'de terörden temizlenen bölgelerde görevli Mehmetçik'e gönderdi.

Alınan bilgiye göre, Ali Öztürk Ortaokulu yönetimi, Zeytin Dalı Harekatı'nın birinci yıl dönümü dolayısıyla etkinlik düzenledi.

Bu kapsamda, Bilgi Teknolojileri Öğretmeni Benlihan Yermeydan Uğur koordinatörlüğündeki 57 öğrenci, Suriye'de terörden arındırılan Afrin'de görevli Mehmetçik için mektup yazdı.

Öğrenciler, mektupları üs bölgesindeki askerlere ulaştırılmak üzere PTT İslahiye Şubesi'ne teslim etti.

Proje koordinatörü Uğur, gazetecilere yaptığı açıklamada, etkinliğe Suriyeli öğrencilerin de kendi istekleriyle katıldıklarını ifade ederek, yazdıkları mektupların kendisini de duygulandığını söyledi.

Benlihan Yermeydan Uğur, Suriyeli öğrencilerin, memleketlerini teröristlerden temizlemek için verdikleri mücadeleden dolayı Türk askerine müteşekkir olduklarını anlattı.

Öğrencilerin kaybolan değerlerden olan mektuplaşmayı da bu sayede yaşattıklarına değinen Uğur, bunun da ayrıca sevindirici olduğunu kaydetti.

Öğrencilerden Suriyeli Gına Ali ise mektubunda şunları ifade etti:

"Sevgili Türk askerleri, sizler bizim için çok değerlisiniz. Gece gündüz demeden, sevdiklerinizi düşünmeden vatanımız için can veriyorsunuz. Allah sizlere yardım etsin. İnanın ben de size dua ediyorum. Umarım sağ salim sevdiklerinize kavuşursunuz. Kiminizin babası, kiminizin annesi, kiminizin de eşleri her gün, her saat, her dakika sizleri düşünüyor. Ben de sizleri düşünüyorum. Ağabeylerim, sağlığınıza dikkat edin. Çünkü bu vatanın size ihtiyacı var. Her zorluğun üstesinden gelirsiniz. Bu vatanın güvenliği sizlerin elinde. Allah size yardım etsin."

Öğrencilerin mektuplarına Türk bayrağı ve asker resimleri çizdikleri de görüldü.

“Trump'ın Suriye'den çekilme kararında geri adım yok”

WASHINGTON (AA) – ABD Başkanı Donald Trump'ın Amerikan askerlerinin Suriye'den çekilmeye başlaması kararına ilişkin herhangi bir geri adım olmadığı belirtildi.

Amerikan CNN kanalında yer alan ve isimleri açıklanmayan bazı üst düzey Beyaz Saray yetkililerine dayandırılan haberde, Trump'ın Suriye kararına ilişkin güncel durum değerlendirmesi yapıldı.

Terör örgütü YPG/PKK'nın işgali altındaki Münbiç ilçesinde dün yaşanan bombalı saldırının ardından Trump yönetiminin tavrının ne olacağı konuşulurken, bazı üst düzey yetkililer CNN'in Beyaz Saray muhabirlerine açıklamalarda bulundu.

Trump'ın, askerlerin Suriye'den çekilmeye başlaması kararında şu ana kadar herhangi bir geri adımın olmadığını aktaran yetkililer, sürecin yakından takip edildiğini bildirdi.

Öte yandan, Cumhuriyetçilerin önemli isimlerinden Senatör Lindsey Graham, Senatodaki bir oturumda konuya ilişkin açıklamasında Trump'a yüklendi.

Münbiç'teki saldırıyı üstlendiği belirtilen terör örgütü DEAŞ'ın "Trump'ın Suriye kararından cesaret aldığını" savunan Graham, patlamanın yaşandığı restoranda geçen yemek yediğini ifade etti.

YPG/PKK'nın işgalindeki Münbiç'te, dün ABD askerleri devriye yaptığı sırada patlama meydana gelmişti. ABD Başkan Yardımcısı Mike Pence, Münbiç'teki olayın ardından yaptığı ilk açıklamada saldırıya temas etmeden, "Birliklerimizi eve getiriyoruz, DEAŞ yenildi." değerlendirmesini yapmıştı.

ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığının (CENTCOM) açıklamasında ise "Münbiç'te 16 Ocak 2019'da yerel bir toplantı yaparken 2 ABD askeri, bir Savunma Bakanlığı sivil personeli ve bir sözleşmeli personel öldü, 3 asker yaralandı." ifadesine yer verilmişti.