Fransa'nın Doğu Akdeniz'de sondaj açıklamasına Türkiye'den tepki

ANKARA (AA) – Türkiye, Fransa Avrupa ve Dışişleri Bakanlığının Türkiye'nin Doğu Akdeniz'de kendi kıta sahanlığındaki sondaj faaliyetine değinilen açıklamasını reddettiğini bildirdi.

Dışişleri Bakanlığından yapılan yazılı açıklamada, "Fransa Avrupa ve Dışişleri Bakanlığı tarafından bugün yapılan ve ülkemizin Doğu Akdeniz'de kendi kıta sahanlığındaki sondaj faaliyetine değinilen açıklamayı reddediyoruz." ifadesi yer aldı.

Açıklamada, bu çerçevede Dışişleri Bakanlığının 4 Mayıs 2019 tarihli 124 nolu ve 6 Mayıs 2019 tarihli 128 nolu basın açıklamalarının, Fransa bakımından da aynen geçerli olduğu vurgulandı.

Dışişleri Bakanlığından 4 Mayıs'ta yapılan yazılı açıklamada, Türkiye'nin Doğu Akdeniz'deki hidrokarbon kaynaklarına ilişkin faaliyetlerinin, uluslararası hukuktan kaynaklanan meşru haklarına dayandığı vurgulanarak "AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Federica Mogherini tarafından ülkemizin Doğu Akdeniz'deki hidrokarbon arama faaliyetlerine ilişkin yapılan açıklamayı reddediyoruz." ifadesi yer almıştı.

Bakanlığın dün yaptığı yazılı açıklamada da Türkiye'nin kendi kıta sahanlığında gerçekleştirmekte olduğu sondaj faaliyetine ilişkin olarak ABD Dışişleri Bakanlığının 5 Mayıs 2019'da yaptığı açıklamanın gerçeklerden kopuk olduğu bildirilmişti. Türkiye'nin Doğu Akdeniz'de kıta sahanlığına ilişkin tutumunu 2004'ten bu yana açık şekilde ortaya koyduğu vurgulanan açıklamada, "ABD'nin Rumların 'hak iddia ettiğini söylediği' bir alana yönelik geçerli sınırlandırma anlaşması varmış gibi Türkiye'ye çağrıda bulunması, ne yapıcı ne de uluslararası hukuka uygun bir yaklaşımdır." değerlendirmesinde bulunulmuştu.

Bakan Dönmez'den Doğu Akdeniz mesajı

ANKARA (AA) – Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez, Türkiye'nin, ruhsat sahaları üzerindeki meşru haklarından taviz vermeden bölgedeki faaliyetlerinin süreceğini bildirdi.

Dönmez, Twitter hesabından yayımladığı mesajda, "Türkiye her alanda, KKTC’nin hak ve menfaatlerini korumaya devam edecek ve hukuk dışı girişimlere müsaade etmeyecektir. Ruhsat sahalarımız üzerindeki meşru haklarımızdan taviz vermeden bölgedeki faaliyetlerimiz sürecektir." ifadelerini kullandı.

“Türkiye'yi ve Kıbrıs Türklerini denklem dışına itmek çözüme katkı sağlamaz”

GİRNE (AA) – Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, Türkiye'yi ve Kıbrıs Türklerini denklem dışına itmenin, bölgede istikrara, barışa ve mantıklı çözümlere katkı sağlamayacağını bildirdi.

Cumhurbaşkanı Akıncı, KKTC'de Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu'nun da katıldığı "Küresel Gazeteciler Konseyi Medya Buluşması" etkinliğinde konuştu.

Akıncı, Kıbrıs sorunu var olduğu sürece çözüm çabalarının sürdürülmesinin yanı sıra KKTC'nin daha iyi ve güzele ulaşma uğraşının da devam ettirilmesi gerektiğini ifade etti.

Konuşmasında, Rum tarafının son dönemlerde ortaya koyduğu tutuma yönelik eleştirilerde bulunan Akıncı, Rum tarafının bir kavram kargaşası yaratma içerisinde olduğunu belirtti.

Akıncı, "Farklı ortamlarda farklı kişilere farklı söylemlerde bulunan bir (Rum) lider (Nicos Anastasiadis) var karşımızda. Yeri geldiğinde iki devletli çözümden bahsediyor, yeri geldiği zaman konfederasyon diyor. Sonra buraya geliyor 'Kıbrıs'ta gevşek federasyon' diyor. Benimle buluştuğu zaman 'Hayır gevşek federasyonu kastetmedim, o merkezi olmayan federasyon' diyor." ifadelerini kullandı.

Rum tarafının, sonrasında bir başkanlık sisteminden bahsetmeye başladığını hatırlatarak, "Başkanlık sistemi konusunda uzun zamandır bir uzlaşma var. Aniden bir baktık Rum tarafı, parlamenter sistem olsun, dönüşümlü başkanlık yerine dönüşümlü başbakanlık olsun demeye başladı." şeklinde konuştu.

Başkanlık konusunun daha önce de ortaya atıldığını, halihazırda yeni unsur içermediğini söyleyen Akıncı, şunları kaydetti:

"Hangi model olursa olsun, Rum tarafı siyasi eşitlik ve kararlara etkin katılımımız konusunda retçi bir tutum ve inkar içerisinde olmaya devam ediyor. Daha önce kabul ettiklerini bile inkar eder bir noktaya geldi. Anastasiadis, Crans Montana'nın açılış konferansında bakanlar kurulunda kararlara Kıbrıslı Türk bakanların da etkin katılımını, en az bir olumlu oy ilkesini kabul ettiğini deklare etmesine rağmen bugün bunu bile inkar noktasına geldi. Devletin fonksiyonel olmaktan çıkacağını iddia etmeye başladı."

Akıncı, Anastasiadis ile 26 Şubat'ta yaptığı son toplantıda, kendisine "Enerji politikalarını bile Kıbrıs Türkleri için hayati görmüyorsunuz. Merkezi olmayan federasyondan bahsediyorsunuz. Daraltalım merkezin yetkilerini, kanatlar daha güçlü olsun, bizim buna bir itirazımız yok." dediğini aktardı.

Rum tarafının, hem enerji politikalarında hem de mali politikalarda Kıbrıslı Türklerin hayati çıkarları olduğunu görmezden geldiğini dile getiren Akıncı, Rumların Kıbrıs Türk tarafının etkin katılımını kabul etmek istemediğine dikkati çekti.

Akıncı, uluslararası toplumun bu konulara ilişkin tutumunun da yanlış olduğunu ve Kıbrıs'ta çözüme yardımcı olmadığını belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Avrupa Birliği (AB) süreci yaşandığı zaman, özellikle 2002-2004 arasında Rumların tek başına AB üyesi olmasına neden olan yanlışlar ve hatalı politikalar, bugün doğal gaz alanında tekrarlanıyor. Rumlara 'Bu sizin hakkınızdır, kazılara ve araştırmalara devam edebilirsiniz' deyip, arka sıvazlayıcı tavırlar sürdükçe ne yazık ki ne Kıbrıs'ta ne de Doğu Akdeniz'de istikrara ve barışa yardımcı olunmamaktadır. Birleşmiş Milletler, AB ve diğer büyük devletler olsun bu konuda büyük yanlış içerisindedirler. Kıbrıslı Türklerin de hakkı var deyip işi geçiştirmeye çalışıyorlar. Ama eğer bu bir haksa ve haktır elbette, işin başından, sonuçlandırma aşamasına kadar birlikte yürütülmesi gereken bir süreçtir. Yoksa 'Rumların hakkıdır, yapacak ve kazacak. Eğer ileride bir gün çözüm olursa o zaman Kıbrıslı Türkler de hakkını alır' deyip, topu bilinmez bir geleceğe atmak sanıyorum ki yanlışların en büyüğüdür."

  • "Sahada da haklarımızı korumanın yollarını bulacağız"

Akıncı, Doğu Akdeniz'de akılcı bir yöntemle Türkiye güzergahını da dikkate alarak doğal gaz konusunda iş birliği yapmanın en tutarlı yol olduğunu daima gündeme getirdiklerini belirtti. Akıncı, "Türkiye'yi ve Kıbrıs Türklerini denklem dışına itmek, bu bölgede ne istikrara, ne barışa ne de mantıklı çözümlere katkı sağlamaz." değerlendirmesinde bulundu.

Kıbrıs meselesine ilişkin haklı ve tutarlı tavırlarını hem masa hem de sahada sürdürmeye devam edeceklerini vurgulayan Akıncı, sahada da haklarını korumanın yollarını bulacaklarını söyledi.

Akıncı, bu faaliyetlerden dolayı rahatsızlık duyanlar olduğuna işaret ederek, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Onlara söylediğimiz şudur; 'Rum tarafı bu girişimleri yaptığınızda neredeydiniz? Onlara ne dediniz veya ne diyeceksiniz? Onlara bir şey yoksa, bizim yaptığımız bir aksiyona karşı bir reaksiyondur aslında. Rumların tavrını dengeleme siyasetidir. Haklarımızı koruma siyasetidir. Bunun da başka bir yolu yoktur. Siz araştıracaksınız, biz de araştıracağız. Kıbrıs Türkleri olarak bu konuda Türkiye ile iş birliği içerisindeyiz."

Türkiye'nin 2 sondaj gemisi satın aldığını ve bu gemilerin yeri ve zamanı geldikçe görevini ifa edeceğini söyleyen Akıncı, "Görevlerini ifa etmeye de başladılar zaten. Haklılığımızın verdiği güçlülükle yolumuza devam edeceğiz. Sahada ve masada güçlü olmaya devam edeceğiz. Sahada güçlü oldukça masada da daha güçlü olacağız." diye konuştu.

“MTA geçen yıl 1 milyon 500 bin metre sondaj yaptı”

KÜTAHYA (AA) – Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez, Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü'nün (MTA) geçtiğimiz yıl bir rekora imza atarak 1 milyon 500 bin metre sondaj yaptığını bildirdi.

Bakan Dönmez, Kütahya'nın Tavşanlı ilçesinde Türkiye Kömür İşletmeleri Tunçbilek Garp Linyitleri İşletmesini ziyaret ederek çalışanlarla bir araya geldi.

Dönmez, burada yaptığı konuşmada, kömürün yer altında kalmasının kimseye faydası olmadığını ve ekonomiye kazandırılması gerektiğini söyledi.

Yerli yer altı kaynaklarının mutlaka kullanılması gerektiğini belirten Dönmez, "Türkiye'de kömür madeni rezervimiz son keşifler ile birlikte 18-19 milyar tona ulaştı." dedi.

Dönmez, Eskişehir'de ciddi miktarda kömür rezervi tespit edildiğini, buraya yeni nesil bir elektrik santrali kurulmasını arzuladıklarını anlattı.

Yerin altından çıkmayan hiçbir maden rezervinin bu halka hiçbir hayrı olmadığını vurgulayan Dönmez, şöyle konuştu:

"Araştırmalarımızı artıracağız. Sadece kömürde değil son bir kaç yılda maden aramaları ile alakalı ciddi miktarda sondajlar yapıyoruz. Geçtiğimiz yıl MTA, Türkiye Cumhuriyetinde bir rekora imza attı. 1 milyon 500 bin metre sondaj yaptı. Bu sondajları yer altındaki maden varlığını keşfetmek için yapıyoruz."

Dönmez, bakanlık olarak son iki yıldır yürütülen çalışmalar sonucunda Türkiye'nin jeokimya atlasını hazırladıklarını aktardı.

  • "Havada jeofizik görüntüleme yapıyoruz"

Havada jeofizik görüntüleme çalışmaları yürüttüklerine dikkati çeken Dönmez, şöyle devam etti:

"Üzerinde hassasiyet ile durduğumuz başka bir çalışmamız var. İnşallah onu da bu yıl sonunda bitireceğiz. Havada jeofizik görüntüleme yapıyoruz. İki uçak temin ettik özel teçhizat ile donatıldı. Şuan ülkenin yüzde 80 ve 85 inin uçuşları tamamlandı. Havadan belli bir mesafe yükseklikte yerin altının fotoğrafını çekiyoruz. Adeta röntgenini çekiyoruz."

Dönmez, son yıllara madenin dışında petrol, doğal gaz aramalarına da hız verildiğini hatırlattı.

  • "Çalışanlarımızın şartlarını yeniden düzenledik"

İş güvenliği konusunda da çalışmalar yürütüldüğünü bildiren Bakan Fatih Dönmez, sözlerini şöyle tamamladı:

"İş güvenliği noktasında yasalarımızda gerekli değişiklikleri yaptık. Çalışanlarımızın şartlarını yeniden düzenledik. Bunlar ocağa inen arkadaşlarımızın asgari düzeyde de olsa maddi gelirini belli bir güvenceye alınması, çalışma saatlerinin düzenlenmesi, koruyucu kıyafetlerini teminat altına alınması ile ilgili olmuştur."

“Kıbrıs'ta sondaja başlıyoruz”

AYDIN (AA) – Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, "Önümüzdeki günlerde Kıbrıs etrafında iki gemiyle sondaja başlıyoruz. O bölgede bizsiz bir şey yapılamayacağını o bölgeye uzaklardan gelenler de onların şirketleri de görsün. Akdeniz'de Türkiyesiz hiçbir şey yapılamaz, buna müsaade etmeyiz." dedi.

Aydın'da, ticaret odası, sanayi odası, ticaret borsası ve esnaf odaları üyelerinin katılımıyla gerçekleştirilen iş dünyası toplantısında konuşan Çavuşoğlu, Türkiye olarak sahada ve masada hem sert hem yumuşak gücünü gösterdiğini, TİKA, Kızılay AFAD, Maarif Vakfı, Yunus Emre Türk Kültür Merkezleri ve THY'nin dünya genelinde yürüttüğü çalışmaların yumuşak güce örnek olduğunu belirtti.

Bu faaliyetlerle hem FETÖ'yü bertaraf ettiklerini, hem de ülkenin itibarını artırdıklarını dile getiren Çavuşoğlu, dış politikada stratejik hareket ettiklerinin altını çizdi.

AB ile ilişkilerde de stratejik davrandıklarına dikkati çeken Çavuşoğlu, şöyle devam etti:

"Müzakerelerle ilgili yeni fasıl açılmasa da Gümrük Birliği'nin güncellenmesi iki tarafın da yararınadır. Ticaretimizin artması için vize serbestisi, Schengen ülkelerine vatandaşlarımızın vizesiz seyahat edebilmesi için geri kalan 6 kriteri de tamamlamak, karşılamak ve vatandaşımızın bu anlamda da önüne açmak bizim için de faydalı, esasen Avrupa içinde faydalı.

Göç mutabakatını zorluklara rağmen devam ettirmek her iki tarafın da yararınadır. Bizim de yaptığımız ilişkilerimizde daha pozitif bir ortam yaratarak, gerginlikleri azaltmak, adım atamayacağımız konuları parantez içine almak, çalışabileceğimiz alanlarda ilerlemek. Ama haksızlıklar olduğu zaman, çifte standartlar olduğu zaman da yüzlerine söylemek lazım. Bunu da söylüyoruz."

  • "Kıbrıs milli davadır"

Avrupa Parlamentosu ve Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi içinde bölücü terör örgütlerini destekleyenlerin bulunduğunu ifade eden Çavuşoğlu, Avrupa Parlamentosu seçimlerinin bu tabloyu daha olumsuz noktaya götüreceğini, merkezdeki siyasilerde de bu endişenin bulunduğunu aktardı.

"Kıbrıs bizim için hem stratejik bir hedeftir, hem milli bir davadır." diyen Çavuşoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Aynı şekilde Ege ve Doğu Akdeniz, Kıbrıs etrafındaki hidrokarbon zenginlikleri bizim için stratejik hedeftir, milli konulardır. Hiçbir zaman Kıbrıs Türk halkının ve Türkiye'nin haklarını çiğnetmedik, bundan sonra da çiğnetmeyiz. Önümüzdeki günlerde Kıbrıs etrafında iki gemiyle sondaja başlıyoruz. Eskiden Barbaros Hayrettin Paşa sismik araştırmalar yapıyordu. Şimdi bir platformumuz var. Alanya bölgesinde mart ayına kadar sondaj yapıyor. O bittikten sonra Kıbrıs'a gidecek. Yeni platformumuz da bugünlerde geldi geliyor. Karadeniz'e gidecekti, onu da oraya kaydırıyoruz ki o bölgede bizsiz bir şey yapılamayacağını o bölgeye uzaklardan gelenler de onların şirketleri de görsün. Akdeniz'de Türkiyesiz hiçbir şey yapılamaz, buna müsaade etmeyiz."

  • Rusya ile ilişkiler

Rusya ile ilişkilerin geliştirilmesinin de Türkiye'nin yararına olduğunu dile getiren Çavuşoğlu, Batılıların bir NATO ülkesi olarak Rusya ile ilişki kurulmasını eleştirse de o NATO üyesi ülkelerin çoğunun Rusya ile daha iyi ilişkiler içinde olduğuna işaret etti.

Mevlüt Çavuşoğlu, şunları kaydetti:

"Biz bugün gaz ihtiyacımızın yüzde 50'sini Rusya'dan alıyoruz. Avrupa ülkelerinin bazıları yüzde 80, 90'ını alıyor. Son zamanlarda Trump'ın Almanya'ya yüklenmesinin sebebi de bu. Sen alırken iyi, ben stratejik ilişki kurduğum zaman ya da Türk Akımı inşa ettiğim zaman problem çıkıyor. Neden, hep çifte standart anlayışından kaynaklanıyor. Bu bölgede, bu coğrafya yaşıyorsa kriz yönetimini çok iyi başarmanız lazım. Biz Türkiye olarak bugün kriz yönetiminde dünyada en önemli aktörüz. Yanı başımızdaki Suriye'de biz olmasaydık hala günde binlerce insan ölmeye devam ediyordu. Ama yaptığımız hamlelerle Halep'ten bu yana, Astana süreciyle, Soçi süreciyle, anayasa komisyonuyla, İdlib anlaşmasıyla ve diğer hamlelerimizle biz bugün Suriye konusunda en iyi ülke haline geldik. İlkeli tutumumuzla, hiçbir gizli ajandası olmayan bir ülke olarak bugün söylediğimiz her şey gerçekleri söylüyoruz. Yerini buluyor. Ve Türkiye en önemli aktör."

(Sürecek)

Depodaki ürünleri sattığı iddia edilen çalışan tutuklandı

DENİZLİ (AA) – Denizli'nin Sarayköy ilçesindeki bir jeotermal enerji şirketinin depo sorumlusu, sondaj için kullanılan 240 bin dolar değerindeki matkap uçlarını çaldığı gerekçesiyle tutuklandı.

Alınan bilgiye göre, Sarayköy'de faaliyet gösteren şirketin yetkilileri depoda yaptıkları kontrollerde, sondaj için kullanılan ve tanesi 6 bin dolar olan 40 elmas matkap ucunun kayıp olduğunu fark ederek durumu jandarmaya bildirdi.

Olayla ilgili soruşturma başlatan ve çevredeki güvenlik kameralarının kayıtlarını inceleyen jandarma, olayın şüphelisinin şirketin depo sorumlusu M.O. olduğunu tespit etti.

Çaldığı matkap uçlarının tanesini başka şirketlere 10 bin liradan sattığı belirlenen M.O, gözaltına alındı.

Jandarmadaki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen zanlı, çıkarıldığı nöbetçi hakimlikçe tutuklandı.

İkinci sondaj gemisi bu ay Akdeniz'de olacak

             ANKARA (AA) - Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez, Akdeniz'de sondaj çalışmalarının sürdüğünü belirterek, "Fatih gemisinin sondajları devam ederken, biz geçtiğimiz yıl ikinci geminin de alımını gerçekleştirdik. O da Şubat’ın 20’si gibi Türk kara sularına girecek." dedi.

Bakan Dönmez, TRT Haber'de gündeme ilişkin soruları yanıtladı.

Türkiye'nin Milli Enerji ve Maden Politikası'nı iki yıl önce açıkladığını hatırlatan Dönmez, bu çerçevede yerli kaynakların azami ölçüde kullanılması ve ekonomiye kazandırılması konusunda bir dizi eylem planının açıklandığını vurguladı.

Dönmez, yapılan son keşiflerle, ağırlıklı linyit olmak üzere yerli kömürde toplam 18,5 milyar ton civarında bir rezervin bulunduğunu kaydederek, yıllık üretimde de geçen yıl 101,5 milyon ton üretimle Cumhuriyet tarihinin rekorunun kırıldığını hatırlattı.

Bu kapsamda yürütülen çalışmalarla 7 kömür sahasının ihalesine çıkıldığını aktaran Dönmez, bu sahalarda üretime geçildiğinde yıllık yaklaşık 18-19 milyon ton kömür üretileceğini ve bunun da istihdamı artıracağını söyledi.

Dönmez, Işıklar bölgesinde devam eden sözleşme kapsamında özel şirket bünyesinde çalışanlar olduğunu anımsatarak, "Orada, yereldeki insanlarımız 'Biz ne olacağız, bundan sonra devam edecek mi?' diye sık sık soruyorlar. Geçtiğimiz hafta Cumhurbaşkanımız da açıkladı. Bu çalışan 2 bin 400 işçiyi aynı şartlarda TKİ'ye ait bir şirkete devralacağız ve hemen bitişiğindeki sahada istihdam edilmiş olacaklar ve üretim de devam edecek, bu konuda herhangi bir endişeye gerek yok. Önümüzdeki bir ay içinde, belki en geç iki ay içinde bu geçiş işlemlerinin hepsini tamamlamış olacağız." diye konuştu.

Geçen yıl Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın miting esnasında halkla teması sırasında bin 500 işçi alınacağına ilişkin açıklama yaptığını hatırlatan Dönmez, "Mart’ın 3’ü, 4’ü gibi kura çekmek suretiyle bu bin 500 işçinin ilk partisi bin kişiyi inşallah almış olacağız. Öncelikle o yörede maden işlerinde çalışan yerlerimizden açığımızı gidermiş olacağız. Sonra da ikinci etapta da kalan 500 işçimizi almış olacağız. Orada da herhalde tahmin ediyorum nisan gibi süreci başlatırız diye düşünüyorum. Alımların hepsi bu yıl içinde tamamlanmış olacak." ifadelerini kullandı.

  • "Maliyetler azalırsa faturalara yansıyacak"

Bakan Dönmez, elektrik faturasının sadece enerji üretiminden oluşmadığına dikkati çekerek, söz konusu tutarlar içinde elektrik dağıtım bedelinin de olduğunu aktardı.

Maliyetlerdeki iyileşmeler ve azalmaların anında faturalara yansıtılacağı konusunda vatandaşların emin olması gerektiğini vurgulayan Dönmez, "Nitekim yılbaşında petrol ve kur fiyatlarındaki düşüşlere paralel maliyet düşüşleri yaşandığı için de biliyorsunuz elektrik ve doğal gazda bir yüzde 10 indirim yapılmış oldu. Bu ilerleyen dönemlerde de böyle bir maliyetlerde azalma söz konusu olursa, hiç şüphesiz faturalara yansıyacaktır." dedi.

Elektrik dağıtım bedelinin fatura dağıtım bedeli gibi algılandığını ve bunun doğru olmadığını belirten Dönmez, şunları kaydetti:

"Elektrik santrallerinin üretmiş olduğu elektriği kapıda biz bir yerde toptan fiyatıyla satın almış, teslim almış oluyoruz. Yüksek gerilim hatlarıyla, biz onlara iletim hatları diyoruz, şehirlerimize kadar getiriyoruz. Şehirlerimizde bunlar yine trafo merkezleri tarafından, indirici merkezler tarafından gerilim seviyeleri düşüyor ve şehir içine dağıtım başlıyor. Orada da kapı kapı, ev ev, iş yerlerimize kadar bu şebekeyle bu elektrik emre amade hale getiriliyor. Bu şekilde baktığınızda, Türkiye ölçeğinde 42 milyon bir aboneden söz ediyoruz. Şebekenin toplam büyüklüğü ise, 1 milyon 420 bin kilometre, yani dünyanın çevresini 37 kat dolaşacak kadar bir şebeke büyüklüğümüz var. Ülkemiz küçük bir ülke değil. Yerine göre doğuda ürettiğimiz elektriği batıya taşıyoruz kuzeyde, güneyde muhtelif yerlerde kaynağa bağımlı üretim yerlerimiz var. Bunları biz şehirlerimize, tüketim noktalarına taşıyıncaya kadar böyle bir maliyet karşımıza çıkıyor."

Dönmez, dağıtım bedelinin sayacın okunması ya da faturanın bırakılması bedeli olmadığının altını çizerek, "İşletme giderleri için yaklaşık bir 17-18 milyar liralık bir gider oluşuyor. Baktığınızda yılda 27 milyar liralık sırf iletim, dağıtım tarafında yatırım ve işletme gideri var. Bu giderlerin bir şekilde tarife yoluyla tabi tüketiciden tahsili gerekiyor. Yasa ve yönetmeliklerde bu şekilde düzenlenmiş ondan dolayı da böyle bir rakam çıkıyor." diye konuştu.

Bu sistemin sadece Türkiye'ye mahsus olmadığına dikkati çeken Dönmez, Avrupa Birliği'nde vergiler hariç dağıtım bedelinin faturadaki payının yüzde 50-51, Türkiye’de ise yüzde 35 seviyesinde olduğunu aktardı.

  • "Akdeniz'de Rumların aramaları hukuka aykırı"

Kıbrıs'ta Rum kesiminin kendisine ait olduğunu iddia ettiği alanlarda petrol ve doğal gaz arama işlerini ihale etmesinin hukuka aykırı olduğunu yineleyen Dönmez, bunların bir oldubittiye getirilmesine rıza gösterilmeyeceğine işaret etti.

Bakan Dönmez, Türkiye Petrolleri'nin kendine ait ruhsat bölgelerinde sismik aramalara devam ettiğini ifade ederek, geçen yıl ekimde başlatılan derin deniz sondajına ilişkin ilk neticelerin bu ay sonu veya en geç gelecek ay başında alınacağını söyledi.

Akdeniz'de Fatih gemisinin sondaj çalışmalarının sürdüğünü kaydeden Dönmez, "Fatih gemisinin sondajları devam ederken, geçtiğimiz yıl ikinci geminin de alımını gerçekleştirdik. O da Şubat’ın 20’si gibi Türk kara sularına girecek. İlk faaliyet bölgesi Akdeniz olacak. İki gemimizle yılda ortalama iki sondaj yapmak suretiyle oradaki arama ve üretim çalışmalarına devam edeceğiz. Tabi petrol, doğal gaz aramacılığı işi riskli bir iş. Önceden bilinirlik oranı daha düşük diğer birçok sektöre göre. Biz buluncaya kadar aramaya devam edeceğiz, yani ondan kimsenin endişesi olmasın." değerlendirmesinde bulundu.

  • Trakya'da bulunan doğal gaz

Dönmez, denizdeki aramaların yanı sıra, karada da petrol ve doğal gaz için arama çalışmalarının olduğunu ifade ederek, geçen yıl Türkiye Petrolleri'nin muhtelif yerlerde 70 civarında sondaj kuyusu kazdığını anlattı.

Özel sektörün 35-40 adet araması olduğunu belirten Dönmez, şunları kaydetti:

"2019 programında muhtemelen Türkiye Petrollerinin arama sondaj kuyularının sayısı 130’lara çıkacak. Belki bir 40- 50 civarında da özel sektörün olur. Zaman zaman keşiflere rastlıyoruz. Trakya’da küçük bir keşfimiz de oldu doğal gazla ilgili. Çok büyük miktarlı değil tabii. Pazartesi günü yerinde ekipleri, sahayı incelemeye de gideceğiz. Oradan da teknik ayrıntıları vatandaşlarımızla paylaşacağız. Gönül ister ki, daha büyük keşifler yapalım, çünkü büyük bir ülkeyiz. Tüketimimiz çok fazla ama ne kadar olursa olsun, küçük de olsa, orta ölçekli de olsa onu bir kere ekonomiye kazandırmak zorundayız."

Siirt'te termal su sondajında petrole rastlanması sevinçle karşılandı

SİİRT (AA) – Siirt'te jeotermal tesis çalışmaları kapsamında sondaj çalışması yapılan kuyuda petrole rastlanması vatandaşlarda sevinç yaşattı.

AK Parti Genel Başkan Danışmanı Prof. Dr. Yasin Aktay'ın girişimleriyle kent merkezinden 10 kilometre uzaklıktaki Kezer Çayı mevkisinde yapılması planlanan ve devre mülk sistemiyle işletilecek tesisin termal su ihtiyacını karşılamak üzere sondaj çalışması gerçekleştirildi.

Sondajın 715. metresinde istenen su kaynağına ulaşmasının ardından mineral zenginliğinin ilgililerin dikkatini çekmesi üzerine sudan alınan numuneler Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığına (TPAO) gönderildi.

Prof. Dr. Aktay, yaptığı açıklamada, kentte bin kişiye istihdam sağlayacak tesisle ilgili çalışmaların sürdüğünü söyledi.

Tesisin termal su ihtiyacı için sondaj çalışmalarında petrole rastlandığını aktaran Aktay, "TPAO verileri bu gelişmeyi teyit etti. Bu tesis, yabancı sermaye katkısıyla yapılacak ve hem Siirt'in yeni şehir planını belirleyecek hem de bölge turizmine çok önemli bir katkıda bulunacak. Tunus'ta sayın Gannuşi'nin davetiyle yapılacak olan tesisle eş zamanlı olarak gerçekleştirilecek." diye konuştu.

  • "Bu suya bir yerde petrolün karışmış olduğunu görmüş olduk"

Doğan Jeotermal Grubu Başkanı Mehmet Ali Doğan da Hattuşa Termal Devremülk Oteller Zincirinin 7. noktasını kurma çalışmalarını Siirt'te sürdürdüklerini bildirdi.

Sondaj çalışması sonucunda ihtiyaçları olan suya fazlasıyla ulaştıklarını dile getiren Doğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Bu suya bir yerde petrolün karışmış olduğunu görmüş olduk. Bir projemizin çalışmaları vesilesiyle su ararken bulunan petrolün ülkemize hayırlı olmasını diliyorum. Yasin Aktay hocamızın yönlendirmesi ve teşvikiyle, Siirt Valimiz Ali Fuat Atik'in cesaretlendirici tutumuyla işi bu noktaya kadar getirmiş olmanın mutluluğunu yaşıyoruz. Ülkemizin her tarafını bir ve bütün gördüğümüzü bu projemizle de gösterme fırsatını bulmuş olduk."

Doğan, Tunus'un Gabes vilayetindeki Hamma şehrinde de tesis çalışmalarının olduğunu, her iki yerdeki çalışmaları birlikte yürüteceklerini ve yakında tesislerin temelini atacaklarını sözlerine ekledi.

Vali Ali Fuat Atik de gelişmeleri umut ve heyecanla takip ettiklerini belirterek, "Umarım şehrimize gelip bu tesisi yapacak olan firma bunu en iyi şekilde değerlendirecek. Siirt çok kısmetli başladı bu seneye. Konuyla ilgili TPAO da gerekli değerlendirmeleri yapacaktır." ifadelerini kullandı.

  • Kenti umutlandırdı

Vatandaşlardan Vedat Özhelvacı, petrolün ülke için önemli bir kaynak olduğunu söyledi.

Şu anda Eruh ilçesinde de petrol çalışmalarının devam ettiğini ifade eden Özhelvacı, "Kezer'de petrol bulunması bizi çok heyecanlandırdı. İnşallah daha da güzel olacaktır. Bölgemiz petrol kaynaklarıyla dolu. Örneğin Batman'da petrol var, Siirt'te neden olmasın?" dedi.

Faruk Erdemci de petrolle ilgili gelişmeleri takip ettiklerini ve memnun olduklarını dile getirerek, şöyle konuştu:

"Kezer bölgesinde petrol bulunması bizi çok mutlu etti. Çok heyecanlıyız. Tabii ki bütün ülkelerde petrol var. Zaten Batman'da, Şırnak'ın Güçlükonak bölgesinde bulunmuş. Siirt'te de bulunması bizleri mutlu etti. Siirt zaten yer altı kaynakları konusunda zengin bir ildir. Su ararken petrol bulunmuş. Zaten komşu Arap ülkelerinde var, Siirt'te neden olmasın?"

GÜNCELLEME – Bursa'da sondaj çalışmasında işçiler zehirlendi

BURSA (AA) – Bursa'da, sondaj çalışması sırasında 1 metre çapındaki boru içinde çalışırken su tahliye motorundan çıkan gazdan zehirlenen 6 işçiden 2'si yaşamını yitirdi.

Nilüfer ilçesi 100. Yıl Mahallesi İzmir Yolu Caddesi'nde sondaj çalışması sırasında yaklaşık 1 metre çapındaki borunun içerisine giren 6 işçi, yağmur suyunu tahliye eden motordan çıkan gazdan etkilendi.

Arkadaşlarının fenalaştığını fark eden diğer çalışanlar durumu yetkililere bildirdi. Olay yerine çok sayıda 112 Acil Servis, itfaiye, AFAD ve Nilüfer Arama Kurtarma (NAK) ekipleri sevk edildi.

Ekiplerin çalışması sonucu boru içindeki işçilerden Yasin ve Musa Balandi, Mehmet Ali Ege, İbrahim Orçan ve Mehmet Aydın çıkarılarak Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesine kaldırıldı. İşçilerden Yasin Balandi, müdahaleye rağmen kurtarılamadı.

Ekiplerin yaklaşık 2 saatlik çalışması sonucu sıkıştığı borudan çıkarılan diğer işçi Atilla Balandi'nin de hayatını kaybettiği belirlendi. Atilla Balandi'nin cesedi Bursa Adli Tıp Kurumu morguna kaldırıldı.