Kategoriler
Alaturka Gazetesi

Kuyucuk Gölü'ne yeniden hayat verecek sondaj kuyusu tamamlandı

KARS (AA) – CÜNEYT ÇELİK – Afrika-Avrasya göç yolu üzerinde bulunması dolayısıyla birçok kuş türüne ev sahipliği yapan ve bir süre önce tamamen kuruyan Kuyucuk Gölü, Devlet Su İşleri (DSİ) tarafından açılan sondaj kuyusu sayesinde saniyede 20 litre suyla hayat bulacak.

Doğu ve Güneydoğu Anadolu'nun birinci, Türkiye'nin ise 13'üncü Ramsar alanı olarak koruma altına alınan Kuyucuk Gölü, ülkenin önemli sulak alanları arasında yer alıyor.

Yaklaşık 245 hektarlık göl ve 416 hektarlık Ramsar alanına sahip kuş cenneti, deniz seviyesinden 1627 metre yükseklikte bulunuyor.

– Su borularla göle taşınacak

Çevresel etkenler nedeniyle kuruyan Kuyucuk Gölü'nün eski canlılığına kavuşması için bir süre önce sondaj çalışması başlatıldı.

Kars Valiliği öncülüğünde yürütülen proje kapsamında ilk etapta, 1100 metre uzaklıktaki, Ramsar alanı dışında kalan bölgedeki sondaj kuyusundan çıkarılan su, borularla göle getirilecek.

– Sondaj kuyusundan saniyede 20 litre su gelecek

DSİ Kars 24. Bölge Müdürü Mahmut Dündar, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Kuyucuk'un önemli kuş cenneti olduğunu söyledi.

Son yıllarda yaşanan kuraklık sebebiyle gölün kuruduğunu anımsatan Dündar, şöyle konuştu:

"Ülkemiz ve yöremiz açısından önemli bir doğal varlık olan Kuyucuk Gölü'nde kuraklıktan dolayı flora ve faunada daha ağır sorunların yaşanmaması açısından gölü beslemek üzere bir çalışma başlatıldı. DSİ 24. Bölge Müdürlüğümüz tarafından, göl ve çevresinin yer altı suyu durumunu araştırmak amacıyla yapılan hidrojeolojik etüt neticesinde, Tarım ve Orman Bakanlığımız ile DSİ Genel Müdürlüğümüzün uygun görüşleri doğrultusunda görevlendirilen Erzurum DSİ 8. Bölge Müdürlüğü sondaj ekibi tarafından, belirlenen mevkide su sondajı çalışması yapıldı. 140 metre derinliğinde, statik su seviyesi 11 metre, dinamik su seviyesi 80 metre ve kuyu verimi 20 litre/saniye olan su kuyusu tamamlanarak, Kars Valiliğimize teslim edildi."

Dündar, yapılan çalışmalarla Kuyucuk Gölü'nün kurtulacağını ve bölgenin yeniden kuşlara ev sahipliği yapacağını dile getirdi.

Kars Valiliğince gerekli pompa ve iletim hattı yapılarak, ihtiyaç duyulacak periyotta suyun göle aktarılmasının sağlanacağını anlatan Dündar, desteklerinden dolayı Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli'ye, DSİ Genel Müdürü Mevlüt Aydın'a ve Kars Valisi Türker Öksüz'e teşekkür etti.

Kategoriler
Ekonomi

“Türkiye ve KKTC’nin haklarını sonuna kadar savunacağız”

ANTALYA (AA) – Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Ekonomi ve Enerji Bakanı Hasan Taçoy, Doğu Akdeniz’de Rum yönetiminin tüm uyarılara rağmen, KKTC’nin hakkı olan parsellerde arama izni vermeye devam ettiğini belirterek, "Yavuz gemisi yedinci parselde sondaj çalışmalarını yapacak. Serhat vatan Kuzey Kıbrıs’ın hakkını kimse görmezden gelemez. Türkiye’nin ve KKTC’nin haklarını sonuna kadar savunacağız." dedi.

Taçoy, bu yıl "Geleceği İnşa Etmek" temasıyla 10'uncusu düzenlenen Türkiye Enerji Zirvesi'nin açılışında, Doğu Akdeniz’de faaliyet gösteren Türk sondaj ve sismik gemilerine ilişkin olarak, "Yavuz gemisine, Fatih gemisine Oruç Reis ve Barbaros Hayrettin Paşa gemisine selam olsun." ifadesini kullandı.

Kıbrıs’ta Türk halkının geleceğiyle ilgili önemli adımlar attıklarını ve geleceğe yatırım yaptıklarını dile getiren Taçoy, KKTC olarak kendi ayakları üzerinde duran bir ekonomi için çalıştıklarını ve enerji sektöründe de söz sahibi olmak için anavatan Türkiye ile birlikte hareket ettiklerini kaydetti.

Taçoy, KKTC’nin bilişim adası olması için bir vizyon ortaya koyduklarına işaret ederek, yapılan Ar-Ge faaliyetleriyle girişimci, yatırımcı ve her kesimin kazandığı bir dönemi başlatmak için çalıştıklarını söyledi.

Doğu Akdeniz’de Rum yönetiminin tüm uyarılara rağmen, KKTC’nin hakkı olan parsellerde arama izni vermeye devam ettiğine dikkati çeken Taçoy, "Yavuz, yedinci parselde sondaj çalışmalarını yapacak. Serhat vatan Kuzey Kıbrıs’ın hakkını kimse görmezden gelemez. Türkiye’nin ve KKTC’nin haklarını sonuna kadar savunacağız. KKTC’yi yalnız sananlar, Türkiye’nin bölgedeki gücünü hafife alanlar, anladıkları dilden cevaplarını alacaklar." diye konuştu.

Taçoy, Rumların Yavuz gemisinin çalışanlarına yönelik tutuklama tehdidi konusunda KKTC’nin duruşunun belli olduğunu dile getirerek, "ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo, Yunanistan’ı ziyaretinde Türkiye’nin sondaj faaliyetlerine ilişkin 'hiçbir ülke Avrupa’yı rehin alamaz' diyor. Sayın Pompeo, Rumların ve Türklerin eşit olduğunu bilmez mi? Mavi vatanda birbirimizin haklarına saygı duymak zorundayız. Doğu Akdeniz’i bir barış denizi haline getirmek zor değil. Bunun için bazı güçlerin Rumları şımartmaya devam etmekten vazgeçmeleri gerekir." ifadelerini kullandı.

– "Türkiye ile KKTC arasında gaz boru hattı"

Taçoy, Rum kesiminin bir hayal ürünü olarak Kıbrıs’tan Yunanistan’a elektrik ve gaz bağlantısı kurma çalışmaları yürüttüğünü belirterek, "Türkiyemizden adaya su geldi, ülke hayat buldu. Doğal gazda ise Türkiye ile KKTC arasında 2025’e kadar bir gaz boru hattı kurulması vizyonumuz var. Bunun yanında adaya elektrik gelmesini çok önemsiyoruz." dedi.

Bu kapsamda KKTC ile Türkiye'nin ortak enerji çalışma grubunun elektrik konusunda önemli çalışmalar ortaya koyduğunu vurgulayan Taçoy, "Bu çalışmaların hızla tamamlanmasının ardından bu projenin hayata geçmesini istiyoruz. KKTC'de yenilenebilir yatırımlarının hızlanmasıyla enterkonnekte sistem önem kazanıyor. Bu sistemin ocak ayına kadar ihale edilmesi gerekiyor." diye konuştu.

– "10 kilovat sınırı artmalı"

TBMM Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu Başkanı Mustafa Elitaş da Türkiye’de enerji verimliliğine ilişkin çalışmaların hızlandığını fakat çatılardan elektrik üretimine daha fazla yoğunlaşılması gerektiğini söyledi.

Çatılardaki güneş santrallerinin de üretime katkı anlamında sektör için önemli olduğunu anlatan Elitaş, şunları kaydetti:

"Ben de artık bir elektrik üreticisi olmak üzereyim. Evimin çatısına 8 kilovatlık bir güneş santrali kuruyorum. Kurulum maliyeti biraz pahalı ama 10 yılda amorti edeceğini söylüyorlar. Ben Enerji Piyasası Düzenleme Kurumunun çatılar için koyduğu 10 kilovat sınırının yükseltilmesi gerektiğini düşünüyorum çünkü Türkiye’deki elektrik tesisatları artık daha fazla tüketimi kaldırabiliyor."

Kategoriler
Ekonomi

Yavuz sondaj gemisi “Fatih”i selamladı

ANKARA (AA) – Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez, Mersin'den demir alarak Akdeniz'de Güzelyurt-1 kuyusuna doğru ilerleyen Yavuz sondaj gemisinin fotoğrafını paylaştı.

Dönmez, Twitter mesajında, Yavuz sondaj gemisinin, Doğu Akdeniz'de Finike-1 kuyusunda faaliyetlerine devam eden Fatih sondaj gemisini selamlama fotoğrafına yer verdi.

Yazılı Seyir Uyarı Sistemi'ne göre, Yavuz sondaj gemisi Akdeniz'de Ocak 2020'ye kadar çalışmalarına devam edecek.

Bakan Dönmez, dünkü paylaşımda, "Yavuz sondaj gemimiz yeni bir seferde. Yavuz, sondaj yapacağı Güzelyurt-1 kuyusuna doğru bayrağımızı dalgalandırarak ilerliyor. Yer altı kaynaklarımızı milletimizin hizmetine sunmak için durmayacağız. Varsa mutlaka bulacağız." ifadelerini kullanmıştı.

Kategoriler
Alaturka Gazetesi

Yavuz gemisi 7 Ekim'de Akdeniz'de sondaja başlayacak

ANKARA (AA) – Yavuz sondaj gemisinin 7 Ekim'de Kıbrıs adasının güneybatısında Türkiye'nin kıta sahanlığı içinde sondaja başlayacağı bildirildi.

Dışişleri Bakanlığı İkili Siyasi İşler ve Denizcilik-Havacılık-Hudut Genel Müdürü Çağatay Erciyes, Twitter'da yaptığı açıklamada, geminin 7 Ekim'de yeni bir sondaj operasyonuna başlayacağını belirtti.

Erciyes, sondajın Türkiye'nin Birleşmiş Milletler'e kayıtlı kıta sahanlığı ve Türk hükümetinin Türk Petrolleri'ne 2012'de verdiği Resmi Gazete'de de yayımlanan ruhsat sahalarında yapılacağı bilgisini paylaştı.

Kıbrıs Rum yönetiminin 2003'ten beri Türkiye'nin ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin (KKTC) haklarını ihlal ettiğini vurgulayan Erciyes, Türkiye'nin Güney Kıbrıs'ın kıta sahanlığı ve münhasır ekonomik bölgeler konusundaki deniz hudut iddialarını tanımadığını ifade etti.

Erciyes, Güney Kıbrıs'ın bu bölgeleri AB suları veya sınırları şeklinde gösteren iddialarının uluslararası hukukun ihlali anlamına geldiğini kaydetti.

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez de dün Yavuz sondaj gemisinin Akdeniz'de arama faaliyetlerine devam etmek üzere Güzelyurt-1 kuyusuna doğru ilerlediğini bildirmişti.

Dönmez, Twitter hesabından yaptığı paylaşımda, "Yavuz sondaj gemimiz yeni bir seferde. Yavuz, sondaj yapacağı Güzelyurt-1 kuyusuna doğru bayrağımızı dalgalandırarak ilerliyor. Yer altı kaynaklarımızı milletimizin hizmetine sunmak için durmayacağız. Varsa mutlaka bulacağız." ifadelerini kullanmıştı.

Yazılı Seyir Uyarı Sistemi'ne göre, Yavuz sondaj gemisi Akdeniz'de Ocak 2020'ye kadar çalışmalarına devam edecek.

Kategoriler
Ekonomi

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Dönmez: “Yavuz, sondaj yapacağı Güzelyurt-1 kuyusuna doğru bayrağımızı dalgalandırarak ilerliyor.”

Kategoriler
Alaturka

Fransa'nın Doğu Akdeniz'de sondaj açıklamasına Türkiye'den tepki

ANKARA (AA) – Türkiye, Fransa Avrupa ve Dışişleri Bakanlığının Türkiye'nin Doğu Akdeniz'de kendi kıta sahanlığındaki sondaj faaliyetine değinilen açıklamasını reddettiğini bildirdi.

Dışişleri Bakanlığından yapılan yazılı açıklamada, “Fransa Avrupa ve Dışişleri Bakanlığı tarafından bugün yapılan ve ülkemizin Doğu Akdeniz'de kendi kıta sahanlığındaki sondaj faaliyetine değinilen açıklamayı reddediyoruz. ” ifadesi yer aldı.

Açıklamada, bu çerçevede Dışişleri Bakanlığının 4 Mayıs 2019 tarihli 124 nolu ve 6 Mayıs 2019 tarihli 128 nolu basın açıklamalarının, Fransa bakımından da aynen geçerli olduğu vurgulandı.

Dışişleri Bakanlığından 4 Mayıs'ta yapılan yazılı açıklamada, Türkiye'nin Doğu Akdeniz'deki hidrokarbon kaynaklarına ilişkin faaliyetlerinin, uluslararası hukuktan kaynaklanan meşru haklarına dayandığı vurgulanarak “AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Federica Mogherini tarafından ülkemizin Doğu Akdeniz'deki hidrokarbon arama faaliyetlerine ilişkin yapılan açıklamayı reddediyoruz. ” ifadesi yer almıştı.

Bakanlığın dün yaptığı yazılı açıklamada da Türkiye'nin kendi kıta sahanlığında gerçekleştirmekte olduğu sondaj faaliyetine ilişkin olarak ABD Dışişleri Bakanlığının 5 Mayıs 2019'da yaptığı açıklamanın gerçeklerden kopuk olduğu bildirilmişti. Türkiye'nin Doğu Akdeniz'de kıta sahanlığına ilişkin tutumunu 2004'ten bu yana açık şekilde ortaya koyduğu vurgulanan açıklamada, “ABD'nin Rumların 'hak iddia ettiğini söylediği' bir alana yönelik geçerli sınırlandırma anlaşması varmış gibi Türkiye'ye çağrıda bulunması, ne yapıcı ne de uluslararası hukuka uygun bir yaklaşımdır. ” değerlendirmesinde bulunulmuştu.

Kategoriler
Ekonomi

Bakan Dönmez'den Doğu Akdeniz mesajı

ANKARA (AA) – Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez, Türkiye'nin, ruhsat sahaları üzerindeki meşru haklarından taviz vermeden bölgedeki faaliyetlerinin süreceğini bildirdi.

Dönmez, Twitter hesabından yayımladığı mesajda, “Türkiye her alanda, KKTC’nin hak ve menfaatlerini korumaya devam edecek ve hukuk dışı girişimlere müsaade etmeyecektir. Ruhsat sahalarımız üzerindeki meşru haklarımızdan taviz vermeden bölgedeki faaliyetlerimiz sürecektir. ” ifadelerini kullandı.

Kategoriler
Alaturka

“Türkiye'yi ve Kıbrıs Türklerini denklem dışına itmek çözüme katkı sağlamaz”

GİRNE (AA) – Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, Türkiye'yi ve Kıbrıs Türklerini denklem dışına itmenin, bölgede istikrara, barışa ve mantıklı çözümlere katkı sağlamayacağını bildirdi.

Cumhurbaşkanı Akıncı, KKTC'de Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu'nun da katıldığı “Küresel Gazeteciler Konseyi Medya Buluşması ” etkinliğinde konuştu.

Akıncı, Kıbrıs sorunu var olduğu sürece çözüm çabalarının sürdürülmesinin yanı sıra KKTC'nin daha iyi ve güzele ulaşma uğraşının da devam ettirilmesi gerektiğini ifade etti.

Konuşmasında, Rum tarafının son dönemlerde ortaya koyduğu tutuma yönelik eleştirilerde bulunan Akıncı, Rum tarafının bir kavram kargaşası yaratma içerisinde olduğunu belirtti.

Akıncı, “Farklı ortamlarda farklı kişilere farklı söylemlerde bulunan bir (Rum) lider (Nicos Anastasiadis) var karşımızda. Yeri geldiğinde iki devletli çözümden bahsediyor, yeri geldiği zaman konfederasyon diyor. Sonra buraya geliyor 'Kıbrıs'ta gevşek federasyon' diyor. Benimle buluştuğu zaman 'Hayır gevşek federasyonu kastetmedim, o merkezi olmayan federasyon' diyor. ” ifadelerini kullandı.

Rum tarafının, sonrasında bir başkanlık sisteminden bahsetmeye başladığını hatırlatarak, “Başkanlık sistemi konusunda uzun zamandır bir uzlaşma var. Aniden bir baktık Rum tarafı, parlamenter sistem olsun, dönüşümlü başkanlık yerine dönüşümlü başbakanlık olsun demeye başladı. ” şeklinde konuştu.

Başkanlık konusunun daha önce de ortaya atıldığını, halihazırda yeni unsur içermediğini söyleyen Akıncı, şunları kaydetti:

“Hangi model olursa olsun, Rum tarafı siyasi eşitlik ve kararlara etkin katılımımız konusunda retçi bir tutum ve inkar içerisinde olmaya devam ediyor. Daha önce kabul ettiklerini bile inkar eder bir noktaya geldi. Anastasiadis, Crans Montana'nın açılış konferansında bakanlar kurulunda kararlara Kıbrıslı Türk bakanların da etkin katılımını, en az bir olumlu oy ilkesini kabul ettiğini deklare etmesine rağmen bugün bunu bile inkar noktasına geldi. Devletin fonksiyonel olmaktan çıkacağını iddia etmeye başladı. ”

Akıncı, Anastasiadis ile 26 Şubat'ta yaptığı son toplantıda, kendisine “Enerji politikalarını bile Kıbrıs Türkleri için hayati görmüyorsunuz. Merkezi olmayan federasyondan bahsediyorsunuz. Daraltalım merkezin yetkilerini, kanatlar daha güçlü olsun, bizim buna bir itirazımız yok. ” dediğini aktardı.

Rum tarafının, hem enerji politikalarında hem de mali politikalarda Kıbrıslı Türklerin hayati çıkarları olduğunu görmezden geldiğini dile getiren Akıncı, Rumların Kıbrıs Türk tarafının etkin katılımını kabul etmek istemediğine dikkati çekti.

Akıncı, uluslararası toplumun bu konulara ilişkin tutumunun da yanlış olduğunu ve Kıbrıs'ta çözüme yardımcı olmadığını belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Avrupa Birliği (AB) süreci yaşandığı zaman, özellikle 2002-2004 arasında Rumların tek başına AB üyesi olmasına neden olan yanlışlar ve hatalı politikalar, bugün doğal gaz alanında tekrarlanıyor. Rumlara 'Bu sizin hakkınızdır, kazılara ve araştırmalara devam edebilirsiniz' deyip, arka sıvazlayıcı tavırlar sürdükçe ne yazık ki ne Kıbrıs'ta ne de Doğu Akdeniz'de istikrara ve barışa yardımcı olunmamaktadır. Birleşmiş Milletler, AB ve diğer büyük devletler olsun bu konuda büyük yanlış içerisindedirler. Kıbrıslı Türklerin de hakkı var deyip işi geçiştirmeye çalışıyorlar. Ama eğer bu bir haksa ve haktır elbette, işin başından, sonuçlandırma aşamasına kadar birlikte yürütülmesi gereken bir süreçtir. Yoksa 'Rumların hakkıdır, yapacak ve kazacak. Eğer ileride bir gün çözüm olursa o zaman Kıbrıslı Türkler de hakkını alır' deyip, topu bilinmez bir geleceğe atmak sanıyorum ki yanlışların en büyüğüdür. ”

  • “Sahada da haklarımızı korumanın yollarını bulacağız “

Akıncı, Doğu Akdeniz'de akılcı bir yöntemle Türkiye güzergahını da dikkate alarak doğal gaz konusunda iş birliği yapmanın en tutarlı yol olduğunu daima gündeme getirdiklerini belirtti. Akıncı, “Türkiye'yi ve Kıbrıs Türklerini denklem dışına itmek, bu bölgede ne istikrara, ne barışa ne de mantıklı çözümlere katkı sağlamaz. ” değerlendirmesinde bulundu.

Kıbrıs meselesine ilişkin haklı ve tutarlı tavırlarını hem masa hem de sahada sürdürmeye devam edeceklerini vurgulayan Akıncı, sahada da haklarını korumanın yollarını bulacaklarını söyledi.

Akıncı, bu faaliyetlerden dolayı rahatsızlık duyanlar olduğuna işaret ederek, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Onlara söylediğimiz şudur; 'Rum tarafı bu girişimleri yaptığınızda neredeydiniz? Onlara ne dediniz veya ne diyeceksiniz? Onlara bir şey yoksa, bizim yaptığımız bir aksiyona karşı bir reaksiyondur aslında. Rumların tavrını dengeleme siyasetidir. Haklarımızı koruma siyasetidir. Bunun da başka bir yolu yoktur. Siz araştıracaksınız, biz de araştıracağız. Kıbrıs Türkleri olarak bu konuda Türkiye ile iş birliği içerisindeyiz. ”

Türkiye'nin 2 sondaj gemisi satın aldığını ve bu gemilerin yeri ve zamanı geldikçe görevini ifa edeceğini söyleyen Akıncı, “Görevlerini ifa etmeye de başladılar zaten. Haklılığımızın verdiği güçlülükle yolumuza devam edeceğiz. Sahada ve masada güçlü olmaya devam edeceğiz. Sahada güçlü oldukça masada da daha güçlü olacağız. ” diye konuştu.

Kategoriler
Ekonomi

“MTA geçen yıl 1 milyon 500 bin metre sondaj yaptı”

KÜTAHYA (AA) – Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez, Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü'nün (MTA) geçtiğimiz yıl bir rekora imza atarak 1 milyon 500 bin metre sondaj yaptığını bildirdi.

Bakan Dönmez, Kütahya'nın Tavşanlı ilçesinde Türkiye Kömür İşletmeleri Tunçbilek Garp Linyitleri İşletmesini ziyaret ederek çalışanlarla bir araya geldi.

Dönmez, burada yaptığı konuşmada, kömürün yer altında kalmasının kimseye faydası olmadığını ve ekonomiye kazandırılması gerektiğini söyledi.

Yerli yer altı kaynaklarının mutlaka kullanılması gerektiğini belirten Dönmez, “Türkiye'de kömür madeni rezervimiz son keşifler ile birlikte 18-19 milyar tona ulaştı. ” dedi.

Dönmez, Eskişehir'de ciddi miktarda kömür rezervi tespit edildiğini, buraya yeni nesil bir elektrik santrali kurulmasını arzuladıklarını anlattı.

Yerin altından çıkmayan hiçbir maden rezervinin bu halka hiçbir hayrı olmadığını vurgulayan Dönmez, şöyle konuştu:

“Araştırmalarımızı artıracağız. Sadece kömürde değil son bir kaç yılda maden aramaları ile alakalı ciddi miktarda sondajlar yapıyoruz. Geçtiğimiz yıl MTA, Türkiye Cumhuriyetinde bir rekora imza attı. 1 milyon 500 bin metre sondaj yaptı. Bu sondajları yer altındaki maden varlığını keşfetmek için yapıyoruz. ”

Dönmez, bakanlık olarak son iki yıldır yürütülen çalışmalar sonucunda Türkiye'nin jeokimya atlasını hazırladıklarını aktardı.

  • “Havada jeofizik görüntüleme yapıyoruz “

Havada jeofizik görüntüleme çalışmaları yürüttüklerine dikkati çeken Dönmez, şöyle devam etti:

“Üzerinde hassasiyet ile durduğumuz başka bir çalışmamız var. İnşallah onu da bu yıl sonunda bitireceğiz. Havada jeofizik görüntüleme yapıyoruz. İki uçak temin ettik özel teçhizat ile donatıldı. Şuan ülkenin yüzde 80 ve 85 inin uçuşları tamamlandı. Havadan belli bir mesafe yükseklikte yerin altının fotoğrafını çekiyoruz. Adeta röntgenini çekiyoruz. ”

Dönmez, son yıllara madenin dışında petrol, doğal gaz aramalarına da hız verildiğini hatırlattı.

  • “Çalışanlarımızın şartlarını yeniden düzenledik “

İş güvenliği konusunda da çalışmalar yürütüldüğünü bildiren Bakan Fatih Dönmez, sözlerini şöyle tamamladı:

“İş güvenliği noktasında yasalarımızda gerekli değişiklikleri yaptık. Çalışanlarımızın şartlarını yeniden düzenledik. Bunlar ocağa inen arkadaşlarımızın asgari düzeyde de olsa maddi gelirini belli bir güvenceye alınması, çalışma saatlerinin düzenlenmesi, koruyucu kıyafetlerini teminat altına alınması ile ilgili olmuştur. ”

Kategoriler
Politika

“Kıbrıs'ta sondaja başlıyoruz”

AYDIN (AA) – Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, “Önümüzdeki günlerde Kıbrıs etrafında iki gemiyle sondaja başlıyoruz. O bölgede bizsiz bir şey yapılamayacağını o bölgeye uzaklardan gelenler de onların şirketleri de görsün. Akdeniz'de Türkiyesiz hiçbir şey yapılamaz, buna müsaade etmeyiz. ” dedi.

Aydın'da, ticaret odası, sanayi odası, ticaret borsası ve esnaf odaları üyelerinin katılımıyla gerçekleştirilen iş dünyası toplantısında konuşan Çavuşoğlu, Türkiye olarak sahada ve masada hem sert hem yumuşak gücünü gösterdiğini, TİKA, Kızılay AFAD, Maarif Vakfı, Yunus Emre Türk Kültür Merkezleri ve THY'nin dünya genelinde yürüttüğü çalışmaların yumuşak güce örnek olduğunu belirtti.

Bu faaliyetlerle hem FETÖ'yü bertaraf ettiklerini, hem de ülkenin itibarını artırdıklarını dile getiren Çavuşoğlu, dış politikada stratejik hareket ettiklerinin altını çizdi.

AB ile ilişkilerde de stratejik davrandıklarına dikkati çeken Çavuşoğlu, şöyle devam etti:

“Müzakerelerle ilgili yeni fasıl açılmasa da Gümrük Birliği'nin güncellenmesi iki tarafın da yararınadır. Ticaretimizin artması için vize serbestisi, Schengen ülkelerine vatandaşlarımızın vizesiz seyahat edebilmesi için geri kalan 6 kriteri de tamamlamak, karşılamak ve vatandaşımızın bu anlamda da önüne açmak bizim için de faydalı, esasen Avrupa içinde faydalı.

Göç mutabakatını zorluklara rağmen devam ettirmek her iki tarafın da yararınadır. Bizim de yaptığımız ilişkilerimizde daha pozitif bir ortam yaratarak, gerginlikleri azaltmak, adım atamayacağımız konuları parantez içine almak, çalışabileceğimiz alanlarda ilerlemek. Ama haksızlıklar olduğu zaman, çifte standartlar olduğu zaman da yüzlerine söylemek lazım. Bunu da söylüyoruz. ”

  • “Kıbrıs milli davadır “

Avrupa Parlamentosu ve Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi içinde bölücü terör örgütlerini destekleyenlerin bulunduğunu ifade eden Çavuşoğlu, Avrupa Parlamentosu seçimlerinin bu tabloyu daha olumsuz noktaya götüreceğini, merkezdeki siyasilerde de bu endişenin bulunduğunu aktardı.

“Kıbrıs bizim için hem stratejik bir hedeftir, hem milli bir davadır. ” diyen Çavuşoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Aynı şekilde Ege ve Doğu Akdeniz, Kıbrıs etrafındaki hidrokarbon zenginlikleri bizim için stratejik hedeftir, milli konulardır. Hiçbir zaman Kıbrıs Türk halkının ve Türkiye'nin haklarını çiğnetmedik, bundan sonra da çiğnetmeyiz. Önümüzdeki günlerde Kıbrıs etrafında iki gemiyle sondaja başlıyoruz. Eskiden Barbaros Hayrettin Paşa sismik araştırmalar yapıyordu. Şimdi bir platformumuz var. Alanya bölgesinde mart ayına kadar sondaj yapıyor. O bittikten sonra Kıbrıs'a gidecek. Yeni platformumuz da bugünlerde geldi geliyor. Karadeniz'e gidecekti, onu da oraya kaydırıyoruz ki o bölgede bizsiz bir şey yapılamayacağını o bölgeye uzaklardan gelenler de onların şirketleri de görsün. Akdeniz'de Türkiyesiz hiçbir şey yapılamaz, buna müsaade etmeyiz. ”

  • Rusya ile ilişkiler

Rusya ile ilişkilerin geliştirilmesinin de Türkiye'nin yararına olduğunu dile getiren Çavuşoğlu, Batılıların bir NATO ülkesi olarak Rusya ile ilişki kurulmasını eleştirse de o NATO üyesi ülkelerin çoğunun Rusya ile daha iyi ilişkiler içinde olduğuna işaret etti.

Mevlüt Çavuşoğlu, şunları kaydetti:

“Biz bugün gaz ihtiyacımızın yüzde 50'sini Rusya'dan alıyoruz. Avrupa ülkelerinin bazıları yüzde 80, 90'ını alıyor. Son zamanlarda Trump'ın Almanya'ya yüklenmesinin sebebi de bu. Sen alırken iyi, ben stratejik ilişki kurduğum zaman ya da Türk Akımı inşa ettiğim zaman problem çıkıyor. Neden, hep çifte standart anlayışından kaynaklanıyor. Bu bölgede, bu coğrafya yaşıyorsa kriz yönetimini çok iyi başarmanız lazım. Biz Türkiye olarak bugün kriz yönetiminde dünyada en önemli aktörüz. Yanı başımızdaki Suriye'de biz olmasaydık hala günde binlerce insan ölmeye devam ediyordu. Ama yaptığımız hamlelerle Halep'ten bu yana, Astana süreciyle, Soçi süreciyle, anayasa komisyonuyla, İdlib anlaşmasıyla ve diğer hamlelerimizle biz bugün Suriye konusunda en iyi ülke haline geldik. İlkeli tutumumuzla, hiçbir gizli ajandası olmayan bir ülke olarak bugün söylediğimiz her şey gerçekleri söylüyoruz. Yerini buluyor. Ve Türkiye en önemli aktör. ”

(Sürecek)