Güney Kore ile Kuzey Kore'nin olimpiyat adaylığı

ANKARA (AA) – Güney Kore, Kuzey Kore ile birlikte yapacağı 2032 Olimpiyatları ev sahipliği adaylığı için başkent Seul'u seçti.

Güney Kore haber ajansı Yonhap'ta yer alan habere göre, Kore Spor ve Olimpiyat Komitesi (KSOC), 2032 Yaz Olimpiyatları'nın Kuzey Kore'den bir şehirle ortak organizasyonu için Seul'u aday şehir olarak belirlediğini duyurdu.

KSOC'un genel kurul toplantısında yapılan oylamada 49 komite üyesinin 34'ünün oyunu kazanan Seul, diğer aday şehir Busan'ı geride bırakarak Güney Kore adına ev sahibi adayı olmaya hak kazandı.

Güney Kore ve Kuzey Kore, geçen yıl barışa yönelik spor diplomasisi kapsamında 2032 Olimpiyat Oyunları'na ortak ev sahipliği için adaylık başvurusu yapma kararı almıştı.

Kuzey Kore ise henüz kendi adayını belirlemedi, ancak altyapısının uygun olması bakımından başkent Pyongyang'ın aday şehir seçilmesi bekleniyor.

İki ülke ortak adaylık için niyet mektubunu cuma günü Uluslararası Olimpiyat Komitesine (IOC) sunacak.

Seul Yunus Emre Enstitüsü açıldı

SEUL (AA) – Güney Kore'nin başkenti Seul'de Yunus Emre Enstitüsü (YEE) açıldı.

Seul YEE, başkentteki Hankuk Yabancı Diller Üniversitesi ile imzalanan protokol çerçevesinde, üniversitede tahsis edilen ofiste faaliyetine başladı.

Seul YEE yetkilisi Özgür Can Yıldız, Türkiye’nin Seul Büyükelçisi Ersin Erçin’i, kurumun faaliyetlerine ilişkin bilgi aktarmak üzere ziyaret etti.

Büyükelçi Erçin, burada yaptığı konuşmada, YEE'nin Seul’de faaliyetlerine başlamasıyla Türkiye’nin kültürel değerlerinin Seul’de de kurumsal anlamda tanıtılmasından dolayı büyük mutluluk duyduğunu dile getirerek, “Türkiye’yi ve Türk halkını kardeş kabul eden Kore’de YEE öncelikli iki amaca hizmet edecektir. Birincisi; Türk dili ve kültürünün layıkıyla tanıtılması, ülkemizle ilgili bilgi ve bilinç düzeyinin arttırılması ve dolayısıyla Türkiye’ye yönelik turizmin teşvik edilmesi. İkincisi ise Kore’de kültürel tanıtım alanına da sızmış FETÖ iltisaklı yapılanmaların etkinliklerini sınırlandırmak ve tedricen sıfıra indirmektir.” dedi.

Yıldız ise YEE'nin ocak ayı itibarıyla Seul’de resmi olarak faaliyete başladığını belirterek, YEE olarak dünya genelinde yılda bin 200’den fazla faaliyet gerçekleştirdiklerini söyledi.

Temel amaçlarının Türkiye ile irtibatlı, Türkiye'ye ilgi duyan insanların sayısını artırmak olduğuna dikkati çeken Yıldız, "Dost ve kardeş ülke Güney Kore’deki temel amacımız bu olacak. İlk etapta mart ayında Türkçe kurslarına başlamak, çeşitli kültür-sanat faaliyetleri gerçekleştirmek ve Cumhurbaşkanlığımız himayelerinde sürdürdüğümüz Türkiye Akademik ve Bilimsel İş Birliği Projesi ile bilim diplomasisi çalışmalarımızı genişletmek amacındayız.” ifadelerini kullandı.

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın geçen yıl mayıs ayında Güney Kore’ye gerçekleştirdiği ziyaret sırasında Seul YEE’nin açılması konusunda karşılıklı mutabakat sağlanmıştı. Bu çerçevede Türkiye’yi, Türk dilini, tarihini, kültürünü ve sanatını tanıtmak, bu alanlarda eğitim almak isteyenlere yurt dışında hizmet vermek amacıyla kurulan YEE'nin 46 ülkede 56 kültür merkezi bulunuyor.

Bakan Yardımcısı Alpay, Seul Savunma Diyalog Zirvesi'ne katıldı

SEUL (AA) – ÇOŞKUN ERGÜL – Milli Savunma Bakan Yardımcısı Şuay Alpay, şiddeti herhangi bir dinle, özellikle İslam dini ile ilişkilendirmenin çok büyük talihsizlik olduğunu belirterek, "İslam, barış, huzur ve esenlik dinidir. Terörü ve şiddete varan aşırıcılığı, dinle ilişkilendirmek, terörle mücadelede olumsuz sonuçların ortaya çıkmasına sebebiyet vermektedir." dedi.

Şuay Alpay, Güney Kore’nin başkenti Seul'de gerçekleştirilen, Seul Savunma Diyalog Zirvesi'ne katıldı.

Alpay, "Şiddete Varan Aşırıcılığın Önlenmesi" konulu panelde, "İslami terör" ifadesini kullanan ve Türkiye’nin terörle mücadelesinde aşırıcılığa kaçıldığına dair söylemlerde bulunan konuşmacılara yanıt verdi.

Türkiye'nin Kürtlerle ilgili hiçbir sorunu olmadığını vurgulayan Şuay Alpay, "Kürtler bizim kardeşimizdir, bin yıldır onlarla etle tırnak gibiyiz. Devletin ve siyasetin her kademesinde Kürtlerle birlikteyiz ve birlikte olmaya devam edeceğiz." ifadelerini kullandı.

Alpay, "Türkiye'nin sorunu; Türkiye'ye 35 yıla yakın bir süredir etnik bir terör tehditi oluşturan PKK, YPG ve PYD ile alakalıdır. Bütün dünyanın bildiği gibi Türkiye, 35 yıla yakın bir zamandır bu terör örgütlerinin kadın, çocuk, sivil, asker ve polis demeden katlettiği binlerce insanın yarattığı terör vahşeti ve mağduriyeti ile baş başadır." diye konuştu.

Şuay Alpay, bu terör örgütlerinin öldürdüğü siviller içerisinde çok sayıda Kürt vatandaşının da bulunduğunu belirtti.

– "İslamafobinin yükselmesine neden olmaktadır"

Türkiye'nin PKK, PYD ve YPG ile olduğu gibi, DEAŞ terör örgütüyle de en şiddetli şekilde mücadele ettiğini ve çok sayıda DEAŞ mensubunu etkisiz hale getirdiğini aktaran Alpay, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Şiddeti herhangi bir dinle, özellikle İslam dini ile ilişkilendirmek çok büyük talihsizliktir. İslam bütün dünyanın bildiği gibi barış, huzur ve esenlik dinidir. Bu tür yaklaşımları, özellikle terörü ve şiddete varan aşırıcılığı, dinle etnik gruplarla ilişkilendirmek, maalesef terörle mücadelede olumsuz sonuçların ortaya çıkmasına sebebiyet vermektedir. Böylesi bir yaklaşımın teröristler tarafından taraftar toplamak için kullanıldığı bütün dünyanın malumudur. DEAŞ ve El-Kaide gibi terör örgütlerinin İslami söylemleri kullanarak yaptığı faaliyetler, İslamafobinin yükselmesine ve bu yüzden taraftar sayısının artmasına neden olmaktadır."

– "Terörün kendisi bizatihi sapıklıktır"

Şuay Alpay, "Türkiye, Fırat Kalkanı Harekatı ile büyük çoğunluğu DEAŞ'lı olmak üzere, yaklaşık 3 bin 600 teröristi etkisiz hale getirerek, 2 bin kilometrekarenin üzerindeki bir alanı teröristlerden temizlemiştir. Zeytin Dalı Harekatı'yla da 2 bin kilometrekarelik alanı teröristlerden temizlemiştir; DEAŞ'lı, PKK'lı, YPG'li ve PYD'lilerin de içinde bulunduğu 4 bin 500'e yakın teröristi etkisiz hale getirmiştir. Türkiye'nin yaklaşımı şudur; terörün, terör örgütünün iyisi ve kötüsü yoktur. Terörün kendisi bizatihi sapıklıktır, her terör örgütü ve terörist insanlık düşmanıdır. İslam ile terörü, İslamcılık ile terörü bir arada kullanmak, DEAŞ'ın, El Nusra'nın ya da buna benzer örgütlerin ekmeğine yağ sürmektedir. PKK, YPG ve PYD'nin 35 yılda, yaklaşık 90 bin saldırısı olmuştur ve bu saldırılar sonunda binlerce insanımız hayatını kaybetmiştir." diye konuştu.

Güney Kore'de Osmanlı ve Selçuklu kıyafetleri defilesi

SEUL (AA) – Güney Kore'de Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) İzmir Olgunlaşma Enstitüsü tarafından hazırlanan Osmanlı ve Anadolu Selçuklu dönemi giysileri defilesi yapıldı.

Başkent Seul'de bir otelde düzenlenen defileye, Türkiye'nin Seul Büyükelçisi Ersin Erçin ve MEB Hayat Boyu Öğrenme Genel Müdürü Nezir Gül'ün yanı sıra çok sayıda Türk ve Koreli davetli katıldı.

Büyükelçi Erçin, defile öncesinde yaptığı konuşmada, Türk ve Güney Kore ilişkilerinin kültürel boyutlarını da güçlendirmeyi amaçladıklarını belirterek, defilede Türk tarihinin farklı dönemlerine yolculuk yapıldığını söyledi.

İzmir Olgunlaşma Enstitüsünün defiledeki kıyafetleri yıllar süren çalışma sonunda hazırladığını aktaran Gül de Türk kültür değerlerinin uluslararası alanda tanıtımı için çalıştıklarını ifade etti.

Anadolu Selçuklu ve Osmanlı dönemi kıyafetlerinin sergilendiği defile sonrası izleyicilere Türk mutfağından ikramlar yapıldı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan Güney Kore'de

SEUL (AA) – Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Hanwha, Daelim ve GS firması yöneticilerini ayrı ayrı kabul etti.

Resmi ziyaret için geldiği Seul'de temaslarını sürdüren Cumhurbaşkanı Erdoğan, konakladığı otelde, Hanwha, Daelim ve GS firması yöneticileri ile bir araya geldi.

Ayrı ayrı gerçekleştirilen kabullerde, Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci de hazır bulundu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan Güney Kore'de

SEUL (AA) – Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Ayla filminin gerçek kahramanı 73 yaşındaki Eunja Kim'i kabul etti.

Erdoğan, başkent Seul'de konakladığı otelde, Ayla filminin gerçek kahramanı Eunja ile bir araya geldi.

“9 bin kilometre uzaklıkta Türkiye'ye aşık bir toplum var”

SEUL (AA) – BEKİR NAZIM ADA – Türkiye'nin Seul Büyükelçisi Ersin Erçin, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın 2-3 Mayıs'ta resmi ziyarette bulunacağı Güney Kore ile Türkiye arasında yeni ve daha parlak bir sayfanın açıldığını söyledi.

Erçin, Büyükelçilikte AA muhabirine, iki ülkenin siyasi, kültürel ve ekonomik ilişkileri ile Erdoğan'ın Güney Kore'ye gerçekleştireceği ziyarete ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın, Devlet Başkanı Moon Jae-in'in davetlisi olarak 2-3 Mayıs'ta gerçekleştireceği ziyareti "yüksek hedefimizin gerçekleştirilmesi açısından tarihi önemde" sözleriyle nitelendiren Büyükelçi Erçin, "Sayın Cumhurbaşkanımız, 2012 yılında Başbakan olarak ziyaret ettiği Güney Kore'yi bu defa Cumhurbaşkanı olarak ziyaret edecek. Bu ziyarette iki ülke arasında çok daha güçlü bir ortaklık kurulmasının da ilk adımları atılmış olacak diye düşünüyorum. Sayın Cumhurbaşkanımız, Devlet Başkanı ve diğer devlet yetkilileriyle yapacakları görüşmelerin yanı sıra buranın en büyük şirketlerinin başkanları ve yöneticileriyle de görüşecekler. Dolayısıyla Güney Kore ve Türkiye arasında yeni ve daha parlak bir sayfa açılıyor. Önümüzdeki dönemde gerek Türkiye'nin Güney Kore'ye verdiği önceliğin gerekse Güney Kore'nin de Türkiye'ye verdiği önceliğin artacağına samimi olarak inanıyorum." diye konuştu.

– Kendini adeta "küllerinden yaratmış" bir ülke

İki ülke ilişkilerinin Güney Koreliler tarafından "kan kardeşliği" olarak tanımlandığını, bu kardeşliğin 1950-1953 yıllarında Birleşmiş Milletler (BM) komutası altında Kuzey Kore'nin saldırganlığına karşı birlikte savaşılan günlere atıfta bulunsa da iki ülkenin tarihinin çok eskilere dayandığını belirten Erçin, "Yüzyıllarca önce, bugün 'Mançurya' denen bölgede Türk ve Kore kavimleri yakın komşuluk ilişkisi içinde olmuşlar, evlilik yapmış, akrabalık bağları kurmuşlar. Türk-Kore gelenek ve görenekleri, örf ve adetlerinde benzerlikler mevcut. Büyüklere, ebeveyne saygı, aynen Türkiye'deki gibi burada da çok önemli. Muhafazakarlar, çevre ülkelere bakarak. Dinlerimiz farklı olsa da müthiş bir gelenek benzerliğimiz var. Dolayısıyla dostluğumuzu 1950'lerden çok gerilere götürmek mümkün." ifadelerini kullandı.

İkili ilişkilerin düzeyini değerlendiren Ersin Erçin, şöyle devam etti:

"Türkiye ile Güney Kore arasındaki 'kan kardeşliği' bağları mükemmel düzeyde. Aramızda herhangi bir ciddi sorun bulunmuyor. Türkiye-Kore arasındaki kardeşlik bağları nasıl daha güçlü bir ortaklığa dönüştürülebilir, bunun için neler yapılabilir? Ekonomik, kültürel planda neler yapılabilir? Bu konularda düşündüm. Bunun için çok uygun bir ortam var. Çok kısa bir sürede, 30 yıl gibi bir sürede dünyanın en fakir ülkesiyken dünyanın en zengin ülkeleri arasına giren, bilim, teknoloji ve inovasyon alanında ileri ülkeleri arasına giren Güney Kore, etrafında Çin, Japonya, Rusya gibi dev ülkelerin olduğu bir coğrafyada kendini deyim yerindeyse 'küllerinden yaratmış' bir ülke. Sağlam bir eğitim sistemine dayalı, ihracat odaklı bir kalkınma modeliyle çok kısa sürede dünyanın 11'inci ülkesi olmayı başarıyorlar. Şu anda satın alma paritesi bakımından baktığınızda, kişi başına düşen yıllık milli gelir 39 bin dolar. Gelecek 2-3 yıl içinde dünyanın en büyük 10 ekonomisi içinde yer almayı hedefliyorlar. Dünyanın en çok ihracat yapan 4'üncü ülkesi. Otomotiv sektöründe ve iletişim teknolojileri alanında sektörün en ileri ülkeleri arasında, cep telefonunda dünya birincisi üretimde. Pek çok alanda istatistiki olarak çarpıcı rakamlara sahipler.

Türkiye de son 10 yılda çok ciddi ilerleme kaydetti, biz de dünyanın en büyük 17'nci ekonomisi olduk. İki ülkenin yıllık gelirine, toplam ekonomik büyüklüklerine, dünyaya yönelik ticaretlerine baktığınızda dev bir potansiyel ortaya çıkıyor. Aramızdaki yıllık 7 milyar dolarlık ticaret esasında mevcut dev potansiyelin çok gerilerinde kalıyor."

– "Kore'den çok daha büyük yatırım almak istediğimizi biliyorlar"

Aralarında Samsung, LG, Hyundai gibi dev markaların oluşturduğu "Çebol" adı verilen aile şirketlerinin ülke ekonomisinin bel kemiğini oluşturduğunu vurgulayan Erçin, "Bizim Kore'den çok daha büyük yatırım almak istediğimizi Koreliler biliyorlar. Giderek Türkiye'ye yönelik yatırım arzusunun güçlendiğini görüyoruz. Bugün Kore'nin Türkiye'deki yatırımları, Kore'nin hesaplamalarına göre -ki başka ülkelerden Türkiye'ye aktarılan Kore yatırımlarını da içeriyor- 2,2 milyar dolar, bu dahi gerçek potansiyelin çok altında. Biz Türkiye'nin Kore şirketleri için sunduğu imkanların tek bir ülke için değerlendirilmemesi gerektiğini, Türkiye'nin, yakın çevresinde 50'nin üzerinde ülkeye, 1 milyarı aşkın nüfusa 1-2 saatlik uçuş mesafesinde olduğunu ve Türkiye'ye yapacakları yatırım bakımından Koreli şirketlere çıkar sağlayacağını söylüyoruz. Zaten böyle bir farkındalık var, giderek çok daha fazla şirket Türkiye'ye ilgi duyuyor." değerlendirmesinde bulundu.

– Güney Koreli firmaların Türkiye'deki ticaret hacmi

Koreli şirketlerin Türkiye'yi coğrafi olarak dünyadaki en önemli ticari merkezlerden birisi olarak gördüğüne dikkati çeken Ersin Erçin, Türkiye'nin hızlı ekonomik yükselişinin Korelileri de cesaretlendirdiğini ifade etti.

Erçin, Türkiye'de 350'yi aşkın Koreli şirketin faaliyet gösterdiğini, bunun yanı sıra yatırım eğiliminde gözle görülür ivmenin olduğunu belirterek, "Türkiye'deki mega projelere Koreli büyük şirketler Türk ortaklarıyla konsorsiyum olarak giriyor ve kazanıyorlar. Bugüne kadar Avrasya Tüneli gibi dev bir projeyi gerçekleştirdiler. Yavuz Sultan Selim projesini gerçekleştirdiler. Şimdi de tamamlandığında dünyanın en büyük en uzun asma köprüsü olacak 1915 Çanakkale Köprüsü'nün yapımında da Koreli şirketler Türk Limak şirketiyle çalışıyorlar." diye konuştu.

Büyükelçi Erçin, mega projelerdeki Türk-Kore iş birliğinin aynı zamanda Kore'nin devlet finansman şirketleri tarafından kuvvetle desteklendiğini anlatarak, "Nitekim Çanakkale Köprüsü için böyle bir desteğe de sahip olduk. Hem Koreli şirketlerin Türkiye'ye yönelik ilgisi artıyor hem de çok uygun koşullarda finansman sağlayan Türkiye'ye müzahir bir yaklaşım sergiliyorlar. Bunun da ötesine geçiriyoruz, giderek Türk ve Koreli şirketlerin Türkiye'deki başarılı çalışmalarını üçüncü ülkelere yaydığını görüyoruz. Bu anlamda en başarılı ilk örnek de Kazakistan'da Türk ve Koreli şirketlerin birlikte kazandığı otoyol projesi. Bu önemli bir ilk örnek. Biz bunun Orta Asya ülkelerine de Afrika gibi Türkiye'nin artık çok güçlü temsil edildiği üçüncü ülkelerde de yaygınlaşmasını arzu ediyoruz." ifadelerini kullandı.

– "Türkiye'ye aşık bir topluluk var"

Güney Korelilerin bugünkü refahlarını, Türk askerinin kendileri için savaşmasına, kahramanlıklar yapmasına bağladıklarını dile getiren Erçin, "1999'daki deprem için Kore'de milyonlarca dolarlık yardım seferberliği yapılıyor. Gönüllü kişiler kurtarma çalışmaları için Türkiye'ye gidiyor. 2002'deki Dünya Kupası da Türk-Kore dostluğu bakımından en çok hatırlanan olaylardan biridir. Maçı kaybeden Koreliler Türk kardeşliği için bayrak açtılar, gözyaşı döktüler. Bütün bunlar iki ülke arasında özel bağların olduğunu gösteriyor. 9 bin kilometre uzaklıkta Türkiye'ye aşık bir toplum var. Nedeni, okul müfredatlarına dahi geçmiş bir Türkiye sevdası." şeklinde konuştu.

– Güney Kore'ye kaçan FETÖ'cüler

Erçin, OECD ülkeleri arasında Türkiye'ye vize uygulamayan, 3 aya kadar vize serbestisi bulunan 2 ülkenin Japonya ve Güney Kore olduğunu hatırlattı.

Büyükelçiliğe kayıtlı 815 Türk vatandaşının çoğunluğunun Seul'de yaşadığını anlatan Erçin, "2016'daki hain darbe girişiminden sonra buraya kaçan FETÖ'cüler de oldu. Burada bazı kuruluşlar da var. Dünyanın diğer ülkelerine göre burada daha az sayıları. Ancak burada sınırlı da olsa faaliyetlerini sürdürüyorlar ve Türkiye'den kaçak gelen FETÖ iltisaklı şahıslar da bu kişilerin iş yerlerinde kendilerine istihdam imkanı buluyorlar. Kore makamları bizimle yakın iş birliği içerisinde. Türkiye aleyhine faaliyetler dünyanın başka yerlerindekinin aksine dikkatle izleniyor. Ne ülkemiz ne Sayın Cumhurbaşkanımız ne de halkımız aleyhine herhangi bir faaliyette bulunmalarına izin veriliyor." dedi.

– "Ayla" filmi, diplomatik ilişkilerin 60'ıncı yıl dönümüne denk geldi

Kore Savaşı'na katılan Türk askerlerinden Astsubay Süleyman Dilbirliği ile "Ayla" adını verdiği Güney Koreli küçük kızın sevgi ve umutla beslenen gerçek hikayesinden beyazperdeye aktarılan "Ayla" filminin Güney Kore'de 25 Haziran'da gösterime girmesini beklediklerini kaydeden Büyükelçi Erçin, şunları söyledi:

"Ayla filmi, ikili diplomatik ilişkilerimizin 60'ıncı yıl dönümüne denk gelen önemli bir proje oldu. Kore kültüründe 60 yıl çok önemli, eskiden insanlar kısa yaşadıkları için yeniden doğuşu simgeliyor. Türk sineması, dizi filmlerle çok büyük bir başarı çizgisi yakaladı. Dünyanın pek çok ülkesinde Türk dizi filmleri gösteriliyor. Kore, film sanayisinde de dünyanın en ileri ülkeleri arasında. Halihazırda Hollywood'u dahi aşan ölçüde dizi filmlerini tüm dünyaya satıyor. Bu da yine 'Kore Dalgası' olarak adlandırılan politikanın bir sonucu. Türkiye, film sanayisinde Kore'yle iş birliği yapıyor zaten. Buradaki 'SCV' adlı dev sinema kuruluşu, Türkiye'deki Mars sinemalarını 800 milyon dolara satın aldı. Bu, Türk sinema salonlarının yüzde 70'i. Çok büyük yatırım yaptılar. Bu, iki ülkenin eğlence ekonomisi alanındaki çok önemli bir adımı oldu. Bizim arzumuz şimdi hem iki ülkenin şirketleri arasında iş birliğini kurup onların karlılığını artırmak hem de bu yolla Türkiye'nin tanıtımına katkıda bulunmak. Türkiye'de ve Kore'de çekilecek ortak bir dizi filmin gerek kültürel tanıtım gerek turistik tanıtım anlamında çok büyük bir getirisi olacağı düşüncesindeyiz."

Güney Kore'de eski devlet başkanının mal varlığı dondurulacak

ANKARA (AA) – Güney Kore'de mahkeme, yolsuzluk ve yetkilerini kötüye kullanmaktan cezaevinde bulunan eski Devlet Başkanı Park Geun-hye'nin mal varlığını dondurma kararı aldı.

Yonhap'ın haberine göre, Seul Merkez Bölgesi Mahkemesi, savcılığın Ulusal İstihbarat Servisi (NIS) ile ilgili rüşvet davasında yargılanan Park'ın yaklaşık 5,62 milyon dolar değerindeki mal varlıklarının dondurulması talebini kabul etti.

Mahkeme davada hüküm verene kadar, Park, banka hesapları ve konutunda herhangi bir alım, satım, nakil ya da kiralama işlemi yapamayacak.

Park'ın nakit 940 bin dolar değerindeki varlığı dondurulmayacak.

Eski Devlet Başkanı'nın, Mayıs 2013 ila Eylül 2016 döneminde NIS'ten toplamda 3,43 milyon dolar aldığını ileri süren savcılık, üç istihbarat şefinin Park'a her ay para verdiğini belirlemişti.

Savcılık geçen hafta Park'a yönelik rüşvet ve zimmete para geçirme suçlamalarını iddianameye eklemişti.

Park'ın Güney Kore'de görevinden azledilen ilk devlet başkanı olmasına yol açan skandal, yakın dostu Choi Soon-sil'in, resmi görevi bulunmamasına rağmen devlet işlerine müdahil olduğunun, Park ile ilişkisini kullanarak iş adamlarını bazı vakıflara bağış yapmaya zorladığının ortaya çıkmasıyla patlak vermişti.

Güney Kore Parlamentosu, 9 Aralık 2016'da Park hakkında soruşturma açılmasına karar vermişti. Anayasa Mahkemesi, 10 Mart 2017'de Park'ın devlet başkanlığı görevinden azledilmesine hükmetmişti.

Park, 30 Mart'tan bu yana Seul Merkez Bölge Mahkemesi'nde tutuklu yargılanıyor.

Güney Kore’de eski devlet başkanının mal varlığı dondurulacak

ANKARA (AA) – Güney Kore'de mahkeme, yolsuzluk ve yetkilerini kötüye kullanmaktan cezaevinde bulunan eski Devlet Başkanı Park Geun-hye'nin mal varlığını dondurma kararı aldı.

Yonhap'ın haberine göre, Seul Merkez Bölgesi Mahkemesi, savcılığın Ulusal İstihbarat Servisi (NIS) ile ilgili rüşvet davasında yargılanan Park'ın yaklaşık 5,62 milyon dolar değerindeki mal varlıklarının dondurulması talebini kabul etti.

Mahkeme davada hüküm verene kadar, Park, banka hesapları ve konutunda herhangi bir alım, satım, nakil ya da kiralama işlemi yapamayacak.

Park'ın nakit 940 bin dolar değerindeki varlığı dondurulmayacak.

Eski Devlet Başkanı'nın, Mayıs 2013 ila Eylül 2016 döneminde NIS'ten toplamda 3,43 milyon dolar aldığını ileri süren savcılık, üç istihbarat şefinin Park'a her ay para verdiğini belirlemişti.

Savcılık geçen hafta Park'a yönelik rüşvet ve zimmete para geçirme suçlamalarını iddianameye eklemişti.

Park'ın Güney Kore'de görevinden azledilen ilk devlet başkanı olmasına yol açan skandal, yakın dostu Choi Soon-sil'in, resmi görevi bulunmamasına rağmen devlet işlerine müdahil olduğunun, Park ile ilişkisini kullanarak iş adamlarını bazı vakıflara bağış yapmaya zorladığının ortaya çıkmasıyla patlak vermişti.

Güney Kore Parlamentosu, 9 Aralık 2016'da Park hakkında soruşturma açılmasına karar vermişti. Anayasa Mahkemesi, 10 Mart 2017'de Park'ın devlet başkanlığı görevinden azledilmesine hükmetmişti.

Park, 30 Mart'tan bu yana Seul Merkez Bölge Mahkemesi'nde tutuklu yargılanıyor.

Yıldırım, Kore iş dünyası temsilcileriyle bir araya geldi

SEUL (AA) – Başbakan Binali Yıldırım, "Memnuniyetle şunu söyleyebilirim ki son yıllarda ülkemizin prestij projelerinden Avrasya Tüneli, Çanakkale Köprüsü, Yavuz Sultan Selim Köprüsü ve havaalanları gibi altyapı projelerinde hatta demiryolu sektöründe, elektrik, enerji projelerinde Kore firmaları önemli ölçüde yer alıyorlar. Bundan sonra bu varlıklarının daha da artarak devam etmesini arzu ediyoruz. Bunun için her türlü imkan mevcuttur. Gereken her türlü desteği veriyoruz, vermeye devam edeceğiz." dedi.

Yıldırım, resmi temaslarda bulunduğu Güney Kore'nin başkenti Seul'deki Lotte Oteli'nde, Kore iş dünyası temsilcileriyle bir araya geldiği akşam yemeğinde bir konuşma yaptı. Yıldırım, Türkiye'nin altyapıda, üretimde, orta ve yüksek teknolojiklere yönelik araştırma-geliştirme faaliyetlerinde ciddi kararlar alan ve bu çalışmaları ciddi anlamda destekleyen bir ülke konumunda olduğunu vurguladı.

Türkiye'nin Gayrisafi Milli Hasılası'nın (GSMH) yüzde birinden biraz fazla rakamın, teknoparklara kaynak olarak ayrıldığını aktaran Yıldırım, "Gelecek 10 yıl içerisinde bunu yüzde 2,5'e çıkarmayı hedefliyoruz. Bütün bunlar hem teknoloji ağırlıklı katma değeri yüksek ürünlerin geliştirilmesi hem de Türkiye'nin etrafındaki ülkelere bunların sağlanması için." ifadelerini kullandı.

Yıldırım, bir hukuk devleti olan Türkiye'de her türlü yatırımın, kanunların ve Anayasa'nın güvencesi altında olduğuna işaret ederek, bunu Güney Kore'de Türk ortaklarıyla iş yapan firmaların iyi bileceğini kaydetti.

– "Önümüzde büyük fırsatlar var"

Başbakan Yıldırım, Türkiye'de 1980'li yıllar hatta daha öncesinden beri iş yapan firmaların bulunduğunu ve bu firmaların faaliyetlerini Türkiye'nin çevresindeki ülkelerde de genişlettiğini belirterek, "Dolayısıyla önümüzde büyük fırsatlar var. Cumhuriyet'in 100. yılına doğru giderken iddialı hedeflerimiz var. Altyapıda, enerjide, bilgi iletişim teknolojilerinde, savunma sanayisinde ciddi yatırım fırsatlarımız mevcut. Bunların tabii tamamını bütçe imkanlarıyla yapmamız söz konusu değil. Bunu zaten yapmak istesek de yapamayız." değerlendirmesinde bulundu.

Genel bütçe anlamında da birçok alanda ihtiyaçların bulunduğunu vurgulayan Yıldırım, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Özellikle büyük ölçekli projelerin genel bütçeden finansmanını düşünmüyoruz. Geçtiğimiz 15 yılda, benim de 10-12 yılını bakan olarak geçirdiğim hükümetlerimiz döneminde yaklaşık 60 milyar dolarlık önemli altyapı projelerini kamu-özel sektör iş birliğiyle gerçekleştirdik. Bundan sonra yapacağımız yatırımların en az üçte birini de aynı yöntemle gerçekleştirmeyi hedefliyoruz."

– "10-15 milyar dolar karşılıklı ticaret kolaylıkla başarılabilecek bir hedef"

Başbakan Yıldırım, Türkiye ile Güney Kore arasındaki ilişkilere de değinerek, iki ülke arasındaki dostluğu ve tarihi bağları çok önemsediklerini ifade etti.

Yıldırım, "Geldiğimiz noktada ticaret, ekonomi, yatırımlar iki ülkenin potansiyelini yansıtıyor mu, diye düşündüğümüzde, ne yazık ki buna 'evet' demek mümkün değil. Topu topu 7 milyar doların altında bir ticaret hacmine sahibiz. Hem miktar olarak bu çok düşük hem de burada denge de bozulmuş vaziyette. İki ülkenin nüfusunu topladığımızda 130 milyonu geçiyor, 10-15 milyar dolar karşılıklı ticaret kolaylıkla başarılabilecek bir hedeftir." şeklinde konuştu.

Bunu yaparken ticaret dengesinin de gözetilmesi gerektiğini belirten Yıldırım, bu dengenin şu anda 10 kat Türkiye'nin aleyhine gelişmiş durumda olduğunu, bunun da zaman içinde telafi edilmesi gerektiğini vurguladı.

Halihazırda teknoloji ürünlerinin ithal edildiğini aktaran Yıldırım, şunları kaydetti:

"Bunun yanı sıra Türkiye'de daha fazla Türk ortaklarla yatırıma girilirse, oradaki yerlileştirme çalışmalarına hız verilirse, bu aradaki fark da kapanmış olur. Bu yatırımlarla dengeli büyüme iki ülke arasındaki ticarette sağlanmış olur. Memnuniyetle şunu söyleyebilirim ki son yıllarda ülkemizin prestij projelerinden Avrasya Tüneli, Çanakkale Köprüsü, Yavuz Sultan Selim Köprüsü ve havaalanları gibi altyapı projelerinde hatta demiryolu sektöründe, elektrik, enerji projelerinde Kore firmaları önemli ölçüde yer alıyorlar. Bundan sonra bu varlıklarının daha da artarak devam etmesini arzu ediyoruz. Bunun için her türlü imkan mevcuttur. Gereken her türlü desteği veriyoruz, vermeye devam edeceğiz."

– "Güney Koreli yatırımcıların öneminin farkındayız"

Başbakanlık Türkiye Yatırım Destek ve Tanıtım Ajansı (TYDTA) Başkanı Arda Ermut da programda yaptığı konuşmada, Türkiye'nin son 20 yılda yaşadığı başarı hikayesinin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın vizyonuyla gerçekleştiğini söyledi.

Güney Kore'den Türkiye'ye gelecek doğrudan yabancı yatırımlara büyük önem verdiklerini belirten Ermut, "Güney Koreli yatırımcıların öneminin farkındayız. Gerçekten Güney Kore bizim için de son derece önemli bir hedef ülke. Türkiye'de 326 Koreli şirket var ve milyonlarca dolar yatırımları mevcut. Bu yatırımların devam etmesini umuyoruz. Tüm kamu kurumlarıyla daha önce olduğu gibi Güney Koreli yatırımcıların yanındayız ve yanlarında olmaya devam edeceğiz." şeklinde konuştu.

Doğrudan Başbakana bağlı bir kurum olarak Güney Koreli yatırımcılara, Türkiye'deki yatırımları konusunda yardımcı olacaklarını belirten Ermut, "Gerçekten de burada biz Ajans olarak yatırımcılarla doğrudan etkileşim halindeyiz ve Türkiye'yi bölgesel bir aktörden ziyade dünya çapında bir aktör olarak görmek için elimizden geleni yapıyoruz. Sayın Başbakanımızın da liderliği sayesinde Ajansımız, bundan böyle çok daha önemli yatırım projelerini hayata geçirecek." ifadelerini kullandı.

Programa, Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanı Faruk Özlü, Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Berat Albayrak, Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı Ümit Yalçın, Savunma Sanayii Müsteşarı İsmail Demir, AK Parti Grup Başkanvekili Bülent Turan, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hamza Dağ ile milletvekilleri ve diğer yetkililer de katıldı.

(Bitti)