13. Dönem Savaş Muhabirliği Eğitimi Sertifika Töreni

ANKARA (AA) – Anadolu Ajansı (AA), Polis Akademisi ile Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı (TİKA) iş birliğiyle, TİKA'nın Muhabir Eğitim Programı (MEP) kapsamında 24 öğrenci, savaş, afet ve olağanüstü hallerde görev yapacak uluslararası operasyonel muhabirlerin yetiştirilmesi amacıyla düzenlenen "13. Dönem Savaş Muhabirliği Eğitimi"ni tamamlayarak sertifikalarını aldı.

AA Haber Akademisinde nitelikli gazeteci yetiştirmek amacıyla düzenlenen "13. Dönem Savaş Muhabirliği Eğitimi"ni tamamlayan öğrenciler için sertifika töreni gerçekleştirildi.

AA Genel Müdür Yardımcısı ve Genel Yayın Yönetmeni Metin Mutanoğlu, AA Konferans Salonu'ndaki törende yaptığı konuşmada, "İnsanı yaşat ki devlet yaşasın" sözünü hatırlatarak, ayakta kalmak isteyen devletlerin insanlarına kıymet vermesi gerektiğini söyledi.

"Polis Akademisi, TİKA, AFAD ve Türk Silahlı Kuvvetleriyle yapmış olduğumuz bu güzel çalışmanın temelinde insan var, insanı yaşatmak var." diyen Mutanoğlu, şöyle devam etti:

"Savaş muhabirliği eğitiminin bu dönem 13'üncüsünü düzenliyoruz. Bu eğitimi biz sadece Türk medyasına, Anadolu Ajansı çalışanlarına değil, bütün dünyadaki meslektaşlarımıza yaymaya çalıştık. Bu konuda TİKA bize çok büyük destek sağladı. Zaten Polis Akademisi, AFAD ve TSK, çok ciddi çaba sarf ediyorlar. Türkiye, bir insanlık limanı. Buraya gelen kendisini güvende hisseder. Sizler artık Türkiye'nin dostlarısınız.

Biz size sadece meslektaş olarak değil, aynı zamanda Türkiye'nin dostları olarak bakıyoruz ama sizin savaş bölgelerinde kendinizi korumak, kendinize sahip çıkmak ve nasıl davranacağınızı bilmeniz bizler açısından çok önemli. Eğer bu çalışmalarla sizlere az da olsa katkı sağlayabildiysek bu, bizim için büyük mutluluktur."

– "Burada öğrenilenler barışa, iyiliğe vesile olabilir"

TİKA Eğitim Projeleri Koordinatörü Mustafa Haşim Polat da insanların olumsuzluklara "dur" diyebileceklerini, kötü koşulları iyiye çevirebileceklerini söyledi.

Muhabirlerin görevlerini yaparken bunu çok daha önemli şekilde hissettiklerine dikkati çeken Polat, şu değerlendirmelerde bulundu:

"Bazen bir fotoğraf karesi veya haber anonsu nefreti artırabilir, savaş çıkarabilir, kan dökülmesine sebep olabilir, ülkeleri savaşa sürükleyebilir, toplumları birbirine düşman edebilir ama o karenin nasıl yayımlandığı, hangi şekilde anons edildiği, nasıl işlendiği, bunun tersini de yapıp savaşı durdurabilir, azaltabilir, önleyebilir.

Dolayısıyla buradaki öğrenilenler barışa, iyiliğe, kötülük varsa önlenmesine ve insanların hayatı daha mutlu yaşamasına vesile olabilir."

Kursiyerlerin eğitimlerde hayat kurtaran bilgiler kazandığını vurgulayan Polat, eğitimini tamamlayanların birçok güzel, faydalı işler yapacaklarına inandığını dile getirdi.

Polis Akademisi Başkan Yardımcısı Fatih İnal da bütün dünyanın renklerini ve kültürlerini bir arada görmenin, projenin amacına ulaştığının en canlı göstergesi olduğunu söyledi.

Türkiye'nin savaş muhabirliği eğitimi için seçilebilecek en güzel ülke olduğunu kaydeden İnal, Türkiye'nin barındırdığı 4 milyon sığınmacıyla dünyada en çok göçmene ev sahipliği yapan ülke olduğuna işaret etti.

Dünyada hala kan aktığını belirten İnal, bu savaşların içinde doğru ve adaletli haberi kaliteli şekilde dünyaya aktarmanın, savaş muhabirlerinin boynunun borcu olduğunu söyledi.

– "Binin üzerinde gerçek mermi, kilolarca patlayıcı kullanıldı"

AA Haber Akademisi Koordinatörü Ümit Sönmez de kursiyerlerin zorlu bir eğitimden geçtiklerini söyledi.

Eğitimlerde binin üzerinde gerçek mermi, kilolarca patlayıcı kullanıldığı bilgisini veren Sönmez, şunları kaydetti:

"Anadolu Ajansının Haber Akademisi, savaş muhabirliği alanında dünyada eğitim veren sayılı kurumlardan bir tanesi. İlk kurulduğu günlerde muhtemelen 'Biz bunu yapacağız ama nasıl yapacağız?' diye düşünmüşlerdir. Çok şükür, Polis Akademisi, Genelkurmay Başkanlığı, AFAD ve Kızılay gibi kurumlar önümüzü açtılar, TİKA da yaptığı projelerle bizim dünyanın birçok farklı coğrafyasına ulaşmamızı sağladı. Hepsine teşekkür ediyorum.

Bize kalan en önemli bakiye, aranızdaki oluşan dostluk, birbirinize karşı oluşan sevgi, yüzünüzün sürekli gülmesi. Bunlar çok önemli şeyler. Umarım hiçbir zaman bu öğrendiklerinizi savaş ya da kriz ortamında kullanmak zorunda kalmazsınız. İnşallah bir mucize olur, dünyadaki bütün savaşlar biter."

AA Haber Akademisi Koordinatör Yardımcısı Hayri Çetinkuş da eğitime 12 farklı ülkeden kursiyerin katıldığını söyledi.

Konuşmaların ardından kursiyerlere uluslararası geçerliliği olan başarı sertifikaları verildi.

Dereceye giren kursiyerlerden birinci Drazen Radulov, ikinci Anel Nurkovic ve üçüncü Bekim Çobovıq, sertifikalarını AA Genel Müdür Yardımcısı ve Genel Yayın Yönetmeni Mutanoğlu'ndan aldı.

Savaş Muhabirliği Eğitimi, savaş, afet ve olağanüstü hallerde görev yapacak operasyonel muhabirler yetiştirmek amacıyla, TİKA iş birliğiyle, AA Haber Akademisi, Polis Akademisi Başkanlığı, Genelkurmay Başkanlığı ve AFAD tarafından verildi.

Eğitimler, habercilikten kişisel güvenliğe, savaş hukukundan ilk yardıma, ileri sürüş tekniklerinden suda hayatta kalmaya, kimyasal ve biyolojik saldırılardan olağanüstü durumlarda medya yönetimine kadar 29 farklı alanda gerçekleştirildi.

Advertisements

Diyarbakır'da Medya Okulu mezunları sertifikalarını aldı 

DİYARBAKIR (AA) – Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi ve Uluslararası Medya Enformasyon Derneği (UMED) iş birliğiyle yeni nesil iletişimciler yetiştirilmesi amacıyla açılan Medya Okulu'nda, eğitimlerini tamamlayan gençlere sertifikaları törenle verildi.

Merkez Yenişehir ilçesindeki Sümerpark Resepsiyon Salonu'nda düzenlenen törende konuşan Vali Vekili Ahmet Naci Helvacı, Diyarbakır ile ilgili algının giderilmesinde medyanın çok önemli rolü bulunduğunu belirtti.

Diyarbakır'ın çok güzel bir kent olduğunu ancak bu yönüyle yeterince bilinmediğini ifade eden Helvacı, "Medyada tanıtmak lazım. Burada teröre karşı devletin çok net bir duruşu var. Hamdolsun bu duruş sonuç alıyor. Medya ne kadar özgür olursa ülkemiz ve yöremiz için faydalıdır." dedi.

Anadolu Ajansı (AA) Genel Müdür Yardımcısı ve Genel Yayın Yönetmeni Metin Mutanoğlu, gazetecilik mesleğini, doktorluk, öğretmenlik gibi kutsal bir meslek olarak gördüğünü söyledi.

Doktorların insanların hayatlarını kurtardığına, öğretmenlerin çocukları bilgiyle donatıp, insanlığa kazandırdığına işaret eden Mutanoğlu, "Gazeteci, gerçeğin peşinde koşan, insanlara gerçeği ulaştıran, özellikle son dönemde sosyal medyanın yoğunluklu olarak ortaya çıkmasından sonra gerçeği bütün bu bilgi çöplüğü içerisinde bulup, ayıklayıp insanlara sunan kişidir." diye konuştu.

Bilgi, teknoloji ve iletişim çağı denilen bu dönemde bilginin çok önemli olduğunu, uluslararası ya da yerel politikaların bilgi üzerine şekillendirildiğini dile getiren Mutanoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Devletler politikalarını bu bilgiler üzerine sunuyor. Bugün geldiğimiz noktada, devletler, bilgi üzerine kendi politikalarını uyguluyor. Biz bunu Anadolu Ajansı'nda çok net olarak görüyoruz. Anadolu Ajansı, Türkiye'de güvenilir haberin merkezi. Daha doğrusu Türkiye'de haberin ana kaynağı. Anadolu Ajansı, bundan yaklaşık 7-8 yıl öncesine kadar uluslararası haberlerini tercüme vasıtasıyla alıyordu. Bugün ise dünyanın 90'ı aşkın ülkesinde Türkiye'den gönderdiğimiz arkadaşlarımız haber takibi yapıyor. Şu an yurt dışında 41 ülkede Anadolu Ajansı'nın bürosu bulunuyor. Örneğin Amerikan Savunma Bakanlığı'nda çok az ülkenin, çok az medya kuruluşunun yeri vardır. Bunlardan biri de Anadolu Ajansı. Pentagon'da özel kendi yerimiz ve kendi muhabirlerimiz var. Neden bunu söylüyorum; çünkü Türk ABD ilişkilerinde çok kritik bir dönem yaşıyoruz. ABD tarafının ne dediğini, hangi olay hakkında ne konuştuğunu, medyanın ne yazdığını bizim oradaki muhabirlerimiz Türkçeye ve Türkiye'ye kazandırıyor."

– "Medya üzerinden algı operasyonları"

Mutanoğlu, haberciliğin aynı zamanda toplumların yönlendirilmesinde, ülke politikalarının belirlenmesinde de çok etkili olduğunu ifade ederek, "Maalesef son dönemlerde özellikle Ortadoğu bölgesinde ve bizim yakınında olduğumuz bu bölgelerde, rejim ve sistem değişiklikleri ve toplumsal değişimlerle medyanın kullanımı da çok farklı bir noktaya geldi. Mesela batı medyasında bunu biraz daha az görüyoruz. Ama bölgemizde haberi bir silah olarak kullanmak, haberi bir mevzi bir manevra için kullanmak artık çok yaygınlaşmış durumda. Bu hakikaten bu mesleğe gönül vermiş, hayatını bu meslek üzerine kurgulamış bizleri üzüyor. Özellikle medya üzerinden algı operasyonlarının yürütüldüğü bir süreç yaşıyoruz maalesef." şeklinde konuştu.

Algı operasyonlarının geleneksel medya denilen bu medya üzerine yürütüldüğüne dikkati çeken Mutanoğlu, şöyle konuştu:

"Malumunuz şu an Suriye'de İdlib meselesi çok önemli. İdlib'in etrafı, Suriye rejimi Ruslar ve İranlılar tarafından kuşatılmış durumda. Son bir aydır Rus ve İran medyasında, İran yetkililerinin ağzında, Suriye rejiminin ağzında, Suriye'de beyaz baretliler denilen bir grup var. Enkaz altındaki insanların kurtarılmasında sivil bir inisiyatif olarak ortaya çıktılar. Bu beyaz baretliler iki sene önce Nobel Barış Ödülü aldılar, yapmış oldukları çalışmalardan dolayı. Haklarında üniversitelerde kürsüler açıldı, tezler yazıldı, belgeseller çekildi. Beyaz baretliler hakkında bir tezvirat başlatıldı. Ruslar ve Suriye rejimi, beyaz baretlilerin kimyasal kullanacağını söylüyor. Normalde hiç böyle bir şey olmuş değil. Ama bir takım karalamalar üzerinden bunu geleneksel medya üzerinden veriyorlar. Algı operasyonlarının temel bir faydası vardır. Çıkarları kazanmak ve korumak. Bu çıkarlar politik, ekonomik yada ideolojik olabilir. Bunlar için bir takım şeyleri alet ediyorsunuz. Burada en çok kullanılan şey toplumları etkilediği için medya."

– "Yapmamız gereken hakkaniyet ve doğruluktan ayrılmamak"

Medyadaki algı operasyonuna yönelik bazı örnekler veren Mutanoğlu, "Zeytin Dalı, Afrin ve çukur olaylarında bir fotoğrafı alıp, 'Türk askerleri çocukları öldürdü' gibi şeyler yazıldı. Zeytin Dalı Harekatı başladığı ilk gün, yalan fotoğraflar sosyal medyadan servis edilmeye başlandı. Bunların yüzde 90'ı Suriye rejiminin oradaki sivil halka karşı uygulamış olduğu işkencelerin ve katliamların fotoğraflarıydı." ifadelerini kullandı.

Göz önünde cereyan eden gerçeklere rağmen bir tezvirat yürütüldüğünü aktaran Mutanoğlu, bunların sosyal medya üzerinden birtakım sahte videolarla yapıldığını vurguladı.

Mutanoğlu, "Peki ne yapmak lazım? Yapmamız gereken şey, hakkaniyet ve doğruluktan ayrılmamak. Bunun üçüncü bir yöntemi yok. Gayri meşru yollarla, meşru hedeflere ulaşılamaz. Kullandığınız yolla tezvirat ve algı operasyonları yapıyorsanız bir yere kadar gidersiniz. Bize gerçekleri haykıracak, gerçeklerin yanında yer alacak, doğru soruları soracak, dünyaya açık, aydın görüşlü yeni bir gazeteci nesli gerekiyor. Bunun da bu tür eğitimlerle yetiştiğini görüyoruz. Bundan dolayı çok mutluyuz. Emeği geçenlere çok teşekkür ediyorum." diye konuştu.

– "Gençler bizim umudumuz ve geleceğimiz"

AK Parti Siyasi ve Hukuk İşleri Başkan Yardımcısı Zeynep Alkış, sertifika alacak katılımcılara başarı diledi.

Gençlerin hak ve hakkaniyetle mesleklerini en iyi şekilde yapacaklarına canı gönülden inandığını ifade eden Alkış, şunları kaydetti:

"Gençler bizim umudumuz ve geleceğimiz. Gençler umudun, sevginin, aydınlığın temsilcileri. Gençlerin gözündeki ışığa ve umuda şahit olmak, bizleri yüreklendiriyor. Bizleri yüreklendiren gençliğe selam olsun. İnşallah şimdi sıra gençliğin ruhunu ve dinamizmini medyamıza katmak ve medya anlamında onları güçlü kılmakta. Çünkü emperyalizmin bir istila gücü olarak kullandığı medyada, yeni nesil iletişimci arkadaşlarımızın, onların kirli oyunlarını bozup temiz sayfalar açacaklarına inanıyorum."

– "Terör hedefine ulaşamadı"

UMED Başkanı Aslan Değirmenci ise terör örgütü PKK'nın, bölgenin gelişmemesi için yapılan hizmetlere engel olduğunu dile getirerek, bugüne kadar 100'ü aşkın öğretmenin teröristlerce katledildiğini belirtti.

Terör örgütünün, okul boykotlarıyla bölgedeki il ve ilçelerde eğitimi sekteye uğratmayı denediğini, 6-8 Ekim olaylarında okulların yakıldığını aktaran Değirmenci, 123 bin 98 öğrencinin eğitim hakkının gasp edildiğini, telafi eğitimleri ve çocukların başka okullara nakledilmesiyle mağduriyetin büyümeden engellendiğini kaydetti.

"Terör hedefine ulaşamadı. Bölge halkımız direndi, devlet üzerine düşeni yaptı, örgüt yalnızlaştı." diyen Değirmenci, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Terör neden eğitimi hedef aldı? Çünkü terör, sorgulayan nesil istemiyor. O zaman sorgulatacağız, sorgulayacağız.
Terör, düşünen ve üreten gençlik istemiyor, o zaman düşüneceğiz ve üreteceğiz. Eğitimli, ilim ve bilimle barışık, onurlu ve duyarlı gençlik bizi yarınlara taşıyacak. Bunu başarabilirsek yarınlarımız karanlık değil, aydınlık olacak."

Düzenledikleri medya okuluna sağlanan katılımın kendilerini memnun ettiğini, medyanın görevlerini, işlevlerini, ilkelerini, etkilerini genç iletişimcilere anlattıklarına işaret eden Değirmenci, donanımlı yeni nesil iletişimciler yetiştirilmesine katkı sunmak için yaptıkları çalışmaya destek sunanlara teşekkür etti.

Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Ercan Bircan, belediye olarak kentin fiziki, sosyal, ekonomik ve kültürel yönden gelişmesi için çalışmalar yaptıklarını söyledi.

Diyarbakır'ın çağdaş, yaşanabilir, temiz bir şehir olması için çalıştıklarını dile getiren Bircan, "Temel hizmetlerin yanı sıra sosyal belediyecilik anlayışıyla vatandaşlara eğitim, kültür, sanat ve sportif alanda da hizmetler sunmaktayız. Bu kapsamda yeni nesil iletişimciler yetiştirmek için destek sunduğumuz eğitimleri başarıyla tamamlayan katılımcılara sertifika vermenin mutluluğunu yaşıyoruz." şeklinde konuştu.

TRT Diyarbakır Bölge Müdürü Hamit Yaz da, kursun düzenlemesine destek sunan Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi ve UMED'e teşekkür ederek, katılımcılara başarı diledi.

Konuşmaların ardından eğitimi başarıyla tamamlayan 60 katılımcıya sertifikaları verildi.

Törene, AK Parti İl Başkanı Süleyman Serdar Budak, AA Diyarbakır Bölge Müdürü Erdem Gültekin, kamu kurumlarının temsilcileri katıldı.

Tören, gençlerle hatıra fotoğraf çektirilmesinin ardından sona erdi.

24. Uluslararası Genç Diplomatlar Eğitim Programı Sertifika Töreni

ANKARA (AA) – Dışişleri Bakanlığı tarafından düzenlenen 24. Uluslararası Genç Diplomatlar Eğitim Programı'nın sertifika töreni yapıldı.

Dışişleri Bakanlığı Diplomasi Akademisince 9 Nisan'da başlayan program, Ankara'da düzenlenen törenle genç diplomatların sertifikalarını almasının ardından sona erdi.

Kapanış konuşmasını yapan Dışişleri Bakanlığı Diplomasi Akademisi Genel Müdür Yardımcısı Elçi Burcu Çevik, bu hafta hayatını kaybeden Türkiye'nin Benin'de görevli Kotonu Büyükelçisi Turgut Kural'ı anarak sözlerine başladı.

Çevik, etkinlikle alakalı "Uluslararası genç diplomatlarımızın soru ve yorumlarıyla programımızı zenginleştirdiğimiz için çok şanslıyız. Onların kararlılığı ve isteği sayesinde programlarımız eğlenceli hale geldi." değerlendirmesinde bulundu ve katılımcıları gönderen ülkelerin dışişleri bakanlıklarına da teşekkür etti.

Öğrencilere kurs boyunca yaptıkları eğitim ve gezi faaliyetlerinin video gösteriminin de yapıldığı kapanış etkinliğinde, çeşitli ülkelerin büyükelçileri de bulundu.

Latin Amerika, Asya, Afrika, Balkanlar, Ortadoğu ve Avrupa'dan 68 ülkeden birer diplomatın katıldığı programın eğitim kısmını bitiren genç diplomatların, Kapadokya, Konya, Antalya ve İstanbul’u ziyaret edecekleri bildirildi.

1992'den bu yana Diplomasi Akademisi tarafından düzenlenen programlarında Asya Pasifik bölgesinden 160, Ortadoğu'dan 93, Balkanlar'dan 117, Afrika'dan 214, Avrupa'dan 107, Orta Asya ve Kafkasya'dan 328, Latin Amerika ve Karayipler'den 104 yabancı genç diplomat olmak üzere toplam bin 123 diplomata eğitim verildi.

“Basının omzundan tetikçilik yapanları ayıklamanızın vakti gelmiştir”

BURSA (AA) – Başbakan Yardımcısı Hakan Çavuşoğlu, basın ahlak ve ilkeleri doğrultusunda görevini ifa eden basın mensuplarını yüceltmeye, onlara destek vermeye devam edeceklerini vurgulayarak, "Sizlerin de bugün basın adına ortaya çıkarak ancak basının omzundan tetikçilik yapanları artık aranızdan ayıklamanızın vakti gelmiştir. Basını bugün sadece bir şantaj aracı olarak, menfaat ve çıkar odağı olarak kullanmak isteyenleri de siz içinize sokmayın, içinizde barındırmayın." dedi.

Çavuşoğlu, Basın İlan Kurumu tarafından Merinos Atatürk Kongre ve Kültür Merkezi'nde (AKKM) düzenlenen "Yeni Nesil Gazetecilik Eğitim ve İstihdam Programı"nın sertifika töreninde yaptığı konuşmada, demokratik toplumların en önemli ihtiyaçlarından birisinin de bilgiye ulaşmak olduğunu belirtti.

Bilgiye ulaşmanın vasıtaları ne kadar çeşitli ve önü açık ise o toplumun demokratikleşmesinin de yüksek olacağını vurgulayan Çavuşoğlu, "Dolayısıyla bilgiye ulaşmak noktasında basın çok önemli bir yer teşkil ediyor. İnsanımızın bilgiye ulaşmasında vasıta olan basınımızın bugün temsil ettiği görev, çok önemli bir yer teşkil ediyor." ifadesini kullandı.

Çavuşoğlu, devlet mekanizmasının yasama, yürütme ve yargı olarak üç organ üzerinde şekillendiğine işaret ederek, "Ancak dördüncü güç olarak da basın ve medyadan bahsedilir. Hal böyle olunca ülkemiz ve demokrasimiz için çok önemli görev ifa eden kardeşlerimizin de çalışma hayatlarına mümkün oldukça en iyi donanımla başlamaları o bakımdan önem arz ediyor." diye konuştu.

– "Çalışma Bakanlar Kurulunda"

Sertifika almaya hak kazananların gazetelerin asgari kadrolarında doğrudan yer alabileceklerine değinen Çavuşoğlu, şu değerlendirmelerde bulundu:

"Basın sektöründe istihdam edilecek katılımcılara İŞKUR maaş ve genel sağlık sigorta prim desteği verecek, KOSGEB ise 50 bin liraya kadar maaş desteği sağlayacaktır. Dolayısıyla burada İŞKUR'a da ve KOSGEB'e de özellikle Sayın Bakanımız Jülide Sarıeroğlu'na da teşekkür ediyorum."

Çavuşoğlu, göreve geldikleri andan itibaren basın camiasıyla çok yakın ilişki sağladıklarını vurgulayarak, şöyle devam etti:

"Onların beklentileri, talepleri bazı konulardaki çözümsüzlüklerini son erdirmek bakımından bir çalışma ortaya koyuyoruz. Bu anlamda geçtiğimiz günlerde İzmir'de bir basın buluşması sağladık. Orada da bütün meseleleri masamıza yatırdık. Bunun yanı sıra Sayın Başbakanımızın talimatı çerçevesinde son günlerde basına dönük nasıl iyileştirmeler yapabilirizin çalışmalarını da yine bu anlamda sürdürmeye devam ediyoruz. İnşallah o noktada tamamlayacağımız çalışmaları hükümetimize sunacağız. Sunumlarını gerçekleştireceğiz ve akabinde beklenen bu mevzuat çalışmasının yasalaşması için de çaba sarf edeceğiz. Yine geçtiğimiz pazartesi günü özellikle 2016 yılından bu yana Basın İlan Kurumu Genel Kurulu tarafından belirlenen basın ilan tarifelerinin artırılmasına ilişkin çalışma da Bakanlar Kurulunda bakanlarımızın imzasına açılmış oldu. Ümit ediyorum o da kısa bir süre içinde nihayete erdirilerek sona erecek ve özellikle yerel basında beklenen bu iyileştirme de bir can suyu olacak diye düşünüyorum."

– "Ayrık otlarını temizlemeniz gerekiyor"

Basın İlan Kurumunun kurulduğu tarihten bugüne gazetecilere kredi temin etmeye, destek vermeye devam ettiğine işaret eden Çavuşoğlu, "Önümüzdeki süreçte de inşallah bunları artırarak sürdüreceğiz. Basınımızın önemini biliyoruz. Gazeteci arkadaşlarımızın hangi şartlarda hangi durumda çalışmak zorunda kaldıklarını da biliyoruz. İnşallah bunlarla ilgili olarak gerekli çalışmaları yaparak basınımızın bizden beklentilerini karşılamak için elimizden geleni yapacağız." dedi.

Çavuşoğlu, basın sektörünün ve gazetecilerin 15 Temmuz'da çok önemli bir sınavdan geçtiğini hatırlatarak, şunları kaydetti:

"15 Temmuz bu ülkeye karşı çok büyük bir işgal girişimiydi. O gün demokrasinin, vatanın, Türkiye'nin yanında hiç şüphesiz saf tutarak bu noktada üzerine düşeni layıkı veçhile yerine getiren basın mensubu arkadaşlarımıza ve kuruluşlarımıza tekrardan teşekkür etmek istiyorum. Amacına matuf basın ahlak ve ilkeleri doğrultusunda görevini ifa eden basın mensuplarımızı yüceltmeye, onlara destek vermeye devam edeceğiz. Sizlerin de bugün basın adına ortaya çıkarak ancak basının omzundan tetikçilik yapanları artık aranızdan ayıklamanızın vakti gelmiştir. Basını bugün sadece bir şantaj aracı olarak, menfaat ve çıkar odağı olarak kullanmak isteyenleri de siz içinize sokmayın, içinizde barındırmayın arkadaşlar. Bu önemli bir şey. Özellikle vatan, millet ve mukaddesat söz konusu olduğunda bunları bir tarafa koyarak adeta terörizmin yanında rol alan ve bunu yaparken de basın özgürlüğünün arkasına gizlenen kişileri biz de biliyoruz, siz de biliyorsunuz. Toplumumuz zaten bunlara itibar etmiyor ama ne olursa olsun sizlerin bu konuda aranızdaki bu ayrık otlarını temizlemeniz en azından onlara yüz vermemeniz gerekiyor."

Basın İlan Kurumu Genel Müdürü Yakup Karaca ve Basın İlan Kurumu Bursa İl Müdürü Osman Başeğmez, daha sonra Başbakan Yardımcısı Çavuşoğlu'na, Mudanya'da adına dikilen 10 çınar fidanının sertifikası ile çini tabak hediye etti.

Başbakan Yardımcısı Çavuşoğlu ve beraberindekiler, kursiyerlere sertifikalarını verdi.

Geçici Koruma Altındaki Sığınmacılara Yönelik Projenin Sertifika Töreni

ANKARA (AA) – Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya, yaklaşık 3 yıllık sürede, 300 binin üzerindeki Suriyeliye psikososyal destek hizmeti verildiğini belirterek, "Ülkemizde misafir ettiğimiz Suriyeli çocuklarımızın kendi çocuklarımız gibi okul ve eğitim hayatının içerisinde kopmadan yer almalarını çok önemli buluyoruz." dedi.

Kaya, bir otelde düzenlenen, "Geçici Koruma Altındaki Sığınmacılara Yönelik Türkçe Okuma-Yazma, Sağlık-Hijyen Eğitimleri ve Psiko-Sosyal Destek Projesi Sertifika Töreni"ne katıldı.

Projenin ülkelerini terk etmek zorunda kalan Suriyelilerin sosyal uyumlarının güçlendirilmesine katkı sunduğunu ifade eden Kaya, projede emeği geçenlere teşekkür etti.

Kaya, Türkiye'nin tarihin hiçbir döneminde mazluma sırtını dönmediğini, devleti, milleti ve sivil toplum kuruluşlarıyla mazlum coğrafyalara umut olduğunu söyledi.

Dünyanın en zengin ülkesi olmayan Türkiye'nin, insani yardımlarda kişi başı gelire oranla bakıldığında dünyada birinci sırada yer aldığına dikkati çeken Kaya, Suriye'de 6 yılı aşkın bir süredir en büyük insani krizlerinden birinin yaşandığını hatırlattı.

Kaya, Suriye'de yaşadıkları yerleri terk etmek zorunda kalanların sayısının 12 milyonu, ülkelerini terk etmek zorunda kalanların sayısının ise 5 milyonu aştığına işaret ederek, "Türkiye'de 3,5 milyon mülteci kardeşlerimizi ülkemizde misafir ediyoruz. Bu kardeşlerimizin de yüzde 70'ten fazlasını kadınlar ve çocuklar oluşturuyor. Bizler aynı coğrafyayı, aynı kültürü ve inancı paylaştığımız bu kardeşlerimize karşı ilk günden itibaren ensar anlayışıyla sahip çıktık. Üzerimize düşeni millet olarak yaptık, devlet olarak da üzerimize düşeni yapıyoruz, yapmaya da devam edeceğiz. Sadece Türkiye'de gözlerini dünyaya açan bebek sayısı 275 bini aşmış durumda ve yüz binlerce çocuk topraklarımızda huzur, refah insan onuruna yakışır şekilde yaşıyor." diye konuştu.

– "Çocuk dostu alanlar oluşturduk"

Kaya, insani yardımın, maddi ve manevi ihtiyaçlara uygun çözüm üretilmesi anlamına geldiğini ifade ederek, Türkiye'nin, bu anlamda üstüne düşen sorumluluğu bugüne kadar yerine getirdiğini, bundan sonra da yerine getirmeye devam edeceğini kaydetti.

Göç sorununu yakından takip etmek ve savaşın açtığı yarayı derinden hissedenlere yönelik çalışmaları yürütmek için Göç, Afet ve Acil Durumlarda Psikososyal Destek Daire Başkanlığının kurulduğunu belirten Kaya, sığınmacılara il müdürlükleri aracılığıyla psikososyal destek hizmeti verildiğini dile getirdi.

Kaya, "Bugüne kadar yaklaşık 3 yıllık zaman zarfında, 300 binin üzerindeki Suriyeli kardeşimize psikososyal destek hizmeti verdik. Ülkemizde misafir ettiğimiz Suriyeli çocuklarımızın kendi çocuklarımız gibi okul ve eğitim hayatının içerisinde kopmadan yer almalarını çok önemli buluyoruz. Ülkemizde bulunan yaklaşık 3,5 milyon mülteci kardeşimizin yüzde 50'sinden fazlasını çocuklar oluşturuyor. Yani 1,7 milyon çocuktan bahsediyoruz." bilgisini verdi.

Bakan Kaya, 3 bin 733 Suriyeli çocuğun sosyal ve ekonomik olarak ailesinin yanında desteklendiğini söyledi. Suriyeli çocukların koruyucu aile hizmetlerinden yararlandırıldığını anlatan Kaya, 206 çocuğun koruyucu aile yanında bulunduğunu aktardı.

Refakatsiz olduğu tespit edilen sığınmacı çocukların da koruma ve bakım altında olduğunu ifade eden Kaya, "Bakanlığımız ve AFAD iş birliğinde geçici barınma merkezlerinde aileleri ile birlikte yaşayan Suriyeli çocuklar için çocuk dostu alanlar oluşturduk ve kreş hizmetleri sunmaya başladık.
2017 yılında, 2 bin 468 şiddet mağduru mülteci kadın ve beraberindeki çocuk kadın konukevi hizmetlerimizden faydalandı." dedi.

– "Türk askeri asla bir sivile silahını doğrultmadı"

Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakıfları (SYDV) aracılığıyla Suriyelilere gıda, giyim, barınma ve yakacak yardımları sağlandığını aktaran Kaya, 2017 yılında finansmanı Avrupa Birliği fonlarından sağlanan Sosyal Uyum Yardımı kapsamında 1,2 milyon Suriyeli için toplam 1,7 milyar lira ödeme yapıldığını kaydetti.

Bakan Kaya, "Avrupa Birliğine çağrıda bulunmak istiyorum. Yapmayı söz ettiğiniz yardımları bu tür projeler vesilesiyle bize aktarın. Çünkü bu çocukların geleceği sadece Türkiye'nin geleceğini etkilemeyecek tüm dünyanın geleceğini etkileyecek." ifadesini kullandı.

Bab'da Suriyelilerin huzur içerisinde yaşadığını, kahraman Mehmetçik'in Zeytin Dalı Harekatı'yla Afrin'e de barış ve adalet götürmek için mücadele ettiğini dile getiren Kaya, Batı medyasında farklı kişiler tarafından sivillerin öldürüldüğüne dair yanlış algı operasyonlarının yapıldığını söyledi.

Sivillerin Suriye tarafından Kilis'e ve Hatay'a atılan roketler nedeniyle şehit olduğunu belirten Kaya, Türk askerinin asla bir sivile silahını doğrultmadığını ve doğrultmayacağını kaydetti.

"Geçici Koruma Altındaki Sığınmacılara Yönelik Türkçe Okuma-Yazma, Sağlık-Hijyen Eğitimleri ve Psiko-Sosyal Destek Projesi"nin kapanış toplantısının gerçekleştirildiğini dile getiren Kaya, ikinci etabın daha yüksek bir sayıyla devam edeceğini söyledi.

Hayatın içinde aktif şekilde yer almaları için Suriyelilere Türkçe öğretmeye ve psiko sosyal destek vermeye devam edileceğini ifade eden Kaya, bu projeyle 500 Suriyeli'ye Türkçe öğretildiğini aktardı.

Kaya, programda 294 Suriyeli çocuğa sertifikalarının verileceğini belirterek, çocuklara "Ülkemize zor şartlarda geldiniz. O küçücük omuzlarınızla adeta dünyanın yükünü üstlendiniz. Ama lütfen umudunuzu kaybetmeyin. Hayal kurmayı terk etmeyin.
Gösterdiğiniz gayretten ve başarınızdan dolayı sizleri tebrik ediyorum." diye seslendi.

– "Türkiye çok önemli bir örnek teşkil etmektedir"

Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği Temsilcisi Paolo Artini de kadınların ve çocukların bütün mültecilerin karşı karşıya kaldıkları sorunlarla karşılaştıklarını dile getirdi.

Artini, "Bugün kapanışını gerçekleştirdiğimiz bu gibi projelerle koruma ihtiyacı içerisindeki kişilere karşı farkıdalığı artırmak bizim için çok önemli. Dünyada en fazla sayıda mülteciye ev sahipliği yapan ülke olarak Türkiyenin sağladığı bu müdahale kapsamlı dayanıklılık planı olarak önemli ve mültecilere yönelik küresel yaklaşım açısından en ilgili örnekti. Türkiye bu konuda çok önemli bir örnek teşkil etmektedir dünya için." değerlendirmesinde bulundu.

Programda, geçici koruma altındaki sığınmacı çocuklar, Cahit Sıtkı Tarancı’nın “Memleket İsterim” şiirini okudu, "Bir dünya bırakın" şarkısını seslendirdi.

Konuşmaların ardından Kaya, çocuklara sertifikalarını verdi.

“Umuda Giden Yol” projesiyle 365 mahkum meslek sahibi oldu

ANKARA (AA) – Ankara'da "Umuda Giden Yol" projesi kapsamında düzenlenen meslek edindirme kurslarını başarıyla tamamlayan mahkumlara sertifikaları törenle verildi.

Sincan Açık Ceza İnfaz Kurumu 2. Müdürü Kazım Bozgun, Sincan Ceza İnfaz Kurumları Kampüsünde düzenlenen törende yaptığı konuşmada, proje kapsamında 5 meslekte düzenlenen kurslara katılanlara bu başarının umut olmasını diledi.

"Bundan sonraki hayatlarında 'ışık olur' diyorum, 'yollarını aydınlatır' diyorum." şeklinde konuşan Bozgun, bu sertifikaların kursiyerlerin hayatına katkı sağlayacağını dile getirdi.

Proje Koordinatörü Bilal Pektaş da proje hakkında bilgi vererek emeği geçenlere teşekkür etti.

Törende daha sonra kursu başarıyla tamamlayan mahkumlara sertifikaları dağıtıldı.

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ile AB Mali Yardımlar Dairesi Başkanlığının imzaladığı sözleşme gereği, Sincan Halk Eğitim Merkezi ve Akşam Sanat Okulu, Sincan'daki Ceza İnfaz Kurumları'nda düzenlenen saç-sakal, seramik ve karo kaplama, manikür-pedikür, boyacalık, ısı ve ses yalıtımı kurslarına bugüne kadar 112'si çocuk, 184'ü kadın 365 mahkum katıldı.

Milli Eğitim Bakanı Yılmaz:

SİVAS (AA) – Milli Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz, “Sağlıklı ürünlerin evlatlarımız okuldayken onlara ulaşabilmesini sağlamak için Sağlık Bakanlığı ile bir çalışmamız var. İnşallah, beslenme ve sağlık açısından çok daha iyi bir noktaya gideceğiz.” dedi.

Yılmaz, Sivas’taki temasları kapsamında Halk Eğitim Merkezi Müdürlüğü tarafından TOKİ Ahmet Yesevi İlk/Ortaokulunda düzenlenen sergi açılışı ve sertifika törenine katıldı. Serginin açılışını gerçekleştiren Yılmaz, kursiyerlerin sertifikalarını verdi.

Bakan Yılmaz, daha sonra Muhsin Yazıcıoğlu Spor Kompleksi’ne geçerek Spor Toto 2. Lig’deki Sivas Belediyespor-Kocaeli Birlikspor karşılaşmasının ilk yarısını izledi. Yılmaz, ardından Halk Sağlığı Müdürlüğü ve İl Milli Eğitim Müdürlüğünce Fidan Yazıcıoğlu Kültür Merkezi’nde düzenlenen Beyaz Bayrak ve Beslenme Dostu Okul Projesi’nin sertifika dağıtım törenine katıldı.

Yılmaz, burada yaptığı konuşmada, amaçlarının öğrencilere daha iyi ve kaliteli eğitim vermek olduğunu söyledi.

Bu kapsamda Sağlık Bakanlığı ve Milli Eğitim Bakanlığı arasında yaklaşık 10 yıldır devam eden bir protokol olduğunu hatırlatan Yılmaz, “Eğitimde daha çok yapmamız gereken işler var. Gayemiz evlatlarımızı 21. yüzyıla daha iyi hazırlamak. Bizden sonraki nesiller, bu ülkenin yönetiminde söz sahibi olacaklar ve bunlar yurt dışındaki insanlarla rekabet edecekler. Bizim dönemden daha kaliteli bir eğitim almaları lazım, hem bilgi teknolojileri hem sağlık hem de beslenme konusunda. Çünkü sağlam kafa sağlam vücutta bulunur.” diye konuştu.

Bakan Yılmaz, obezitenin çağın önemli sağlık sorunlarından biri olduğuna da değinerek, “Hareketli bir yaşamı alışkanlık haline getirmemiz lazım. Hayatımızın olmazsa olmaz bir parçası olmalı. Çocuklar okula gidecek, okuldan gelecek ve okuldan geldikten sonra mutlaka bir fiziksel aktivitede bulunacak. Bunu hayatının olmazsa olmazı haline getirecek. Bunu hayat biçimi haline getirdikten sonra bu yapılanlar çocuğa yük olarak gözükmez. Çocuğa ilave bir ödevmiş gibi gelmez. Dolayısıyla hareketli yaşamı kendisine benimsetmemiz lazım.” ifadelerini kullandı.

Türkiye’nin eğitimden önemli bir konusu olmadığını ve merkezi hükümetin bütçesinde en fazla payı eğitime ayırdıklarını dile getiren Yılmaz, şunları kaydetti:

“Evlatlarımız daha kaliteli eğitim alsınlar diye yeni okullar, yeni derslikler yapıyoruz. Daha kaliteli eğitim alsınlar diye evlatlarımızı bilgi teknolojileriyle buluşturuyor ve adeta bilgi otoyollarına açılmalarını sağlıyoruz. Daha kaliteli eğitim alsınlar diye öğrencilerimize ve öğretmenlerimize tablet bilgisayar, ücretsiz kitap, süt dağıtıyoruz. Hem içerik hem de nitelik olarak istiyoruz ki bizden daha kaliteli bir eğitim alsınlar. Kantinlerimizde de satacağımız unsurları ve listeleri Sağlık Bakanlığı belirliyor. Dolayısıyla bazılarından, ‘acaba bu ürünler artırılamaz mı?’ diye bir talep gelse de Sağlık Bakanlığı izin verirse yapıyoruz, izin vermezse yapmıyoruz. Şu anda bile kantinlerde satılan bazı ürünlerden şikayet var, bunu da Sağlık Bakanlığımıza aktardık. Dolayısıyla Sağlık Bakanlığı bu konuyla ilgili bir çalışma yapıyor. Daha sağlıklı ürünlerin evlatlarımız okuldayken onlara ulaşabilmesini sağlamak için Sağlık Bakanlığı ile bir çalışmamız var. İnşallah, beslenme ve sağlık açısından çok daha iyi bir noktaya gideceğiz.”

Yılmaz, konuşmanın ardından Beyaz Bayrak ve Beslenme Dostu Okul Projesi kapsamında okul müdürlerine beyaz bayrak ve sertifika verdi.

BİK’in Yeni Nesil Gazetecilik Eğitim Programı

İSTANBUL (AA) – Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş, zaman zaman milletin tarihsel olarak köklerini oluşturan ve bugün de en önemli zenginlik olan ortak değerler üzerinden bazı kamplaşmaların, tartışmaların, kutuplaşmaların yaşanmasının medyanın değerini artıran bir unsur olmadığını belirterek, “Bu anlamda bütün medya mensuplarının farklı düşüncelerine rağmen bu milli, kültürel değerlerimize, bu ülkenin değerlerine sahip çıkması en temel sorumluluklarından birisidir.” dedi.

Kurtulmuş, Basın İlan Kurumu’nun (BİK) “Yeni Nesil Gazetecilik Eğitim Programı”nın sertifika törenindeki konuşmasında, programın, niteliği itibariyle önem verdikleri bir etkinlik olduğunu söyledi.

Çalışmayı düzenleyen kuruluşlara teşekkür eden Kurtulmuş, programın gelecek yıllarda da sürdürülmesi temennisinde bulundu.

Kurtulmuş, bugün vefat eden gazeteci Hakkı Devrim’e rahmet, aile yakınlarına ve basın camiasına başsağlığı diledi.

Programın değerinin buradan sertifika alanların Türk medyasına sağlayacağı katkıyla ölçüleceğini dile getiren Kurtulmuş, “İnşallah aranızdan çok sayıda usta gazetecinin gelecek yıllarda yetişeceğine ve Türkiye’de medyaya büyük katkı sunacağınıza da yürekten inanıyorum. Gazetecilik ve genel manada medya önemini kaybediyor mu, kaybetmiyor mu? Sosyal medyanın çıkması, elektronik ortamın yaygınlaşması acaba eski tabirle matbuata bir rakip olarak çıkıyor mu çıkmıyor mu? Bu sektör kaybolur mu kaybolmaz mı? Bunun tartışması devam ediyor. Benim kanaatim, medya sektörü çok şekillenecek. Hem görsel hem sosyal hem elektronik hem de yazılı medya çok şekillenecek, hem de çok şekillenecek.” değerlendirmesinde bulundu.

Başbakan Yardımcısı Kurtulmuş, matbuatın varlığını sürdüreceğini, yazılı basının işi zorlaşarak ama niteliğini artırarak varlık mücadelesine devam edeceğini söyledi.

Ülkelerin güçlerinin en önemli göstergelerinden birinin de nitelikli medya olduğunu dile getiren Kurtulmuş, şunları kaydetti:

“Nitelikli medyanın varlığı da o ülkenin en önemli güçlerinden birisidir. Sadece çok satan gazeteler, sadece çok reyting alan televizyonlardan bahsetmiyorum. Tabii ki tiraj ve reyting medyanın başarısının objektif ölçülerinden birisidir ama her şey değildir. Nitelikli medyanın altyapısı güçlü olmalı. Bütün bunlardan daha fazla önemli olan o medyada çalışan insan unsurunun gücüdür. İş geliyor ve dolaşıyor, medyada da güçlü insan unsuruna geliyor.”

Numan Kurtulmuş hayatın sadece sertifika ve diplomalardan ibaret olmadığına vurgu yaparak, güçlü medya mensubunun sahip olması gereken özellikleri şöyle anlattı:

“Güçlü bir Türkiye medyasının olabilmesi için güçlü bir medya çalışanı olmak mecburiyetindeyiz. Bu sadece mesleki rekabet bakımından değil ulusal rekabet bakımından da önemlidir. Bu ülkeye eğer bir katkıda bulunmak istiyorsak, genç arkadaşlarımız olarak istiyorsanız, hepinizin yapması gereken, mümkün olan en büyük donanımla bundan sonra meslek hayatınızdaki varlığınızı sürdürmek, Türkiye’nin küresel mücadelesinde ulusal gücüne katkıda bulunacak çalışmaları ortaya koymaktır. Kendinizi iyi yetiştirmelisiniz. Bilgi artık çok kolay ulaşılabilen bir şeydir. Özellikle medyada sadece bilgiye sahip olmak değil, dünyada ne olup bittiğini anlamak zorundasınız. Siz iyi anlayacaksınız ki insanlara iyi anlatabilesiniz.”

Medya mensubunun işinin bilgi, anlama ve anlatma olduğunu aktaran Kurtulmuş, bunun olması için en önemli şeyin kişilerin kendisini iyi yetiştirmesi olduğunu kaydetti.

– “Teknolojiyi iyi kullanın”

Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş, sertifika alan öğrencilere, teknolojiyi çok iyi kullanmaları, teknolojinin medyayı ilgilendiren alanlarının iyi şekilde kullanabilecek ve değerlendirebilecek donanıma sahip olmaları, dünyayı ve Türkiye’yi çok iyi tanımaları tavsiyesinde bulundu.

Meslekle ilgili olarak da üç önemli şeyin üzerinde duracağını ifade eden Kurtulmuş, bunlardan birincisinin insan onuruna saygı olduğunu söyledi.

Kurtulmuş, bunun medyanın değerini artıran en önemli husus olduğunu vurgulayarak, şöyle devam etti:

“Sözü yazmak, söylemek kolaydır. Ancak medyada en önemli şey, hele hele birtakım kutuplaştırmaların konuşulduğu ortamda karşı taraftakini yok etmek için sözü kötü bir şekilde söylemek, karşınızdaki insan onurunu, bu bir siyasi mesele olabilir, günlük olaylarla ilgili bir mesele olabilir, ayaklar altına alacak şekilde hareket ederseniz, sadece karşınızdakini küçük düşürmüş olmazsınız, kendinizi değersizleştirmiş olursunuz. Medyanın değeri herhalde çok reklam almasıyla, çok tiraj yapmasıyla, çok reyting almasıyla ölçülmez. Medyanın değeri, kendi değeriyle ölçülür. Bir medyanın, bir medya mensubunun değeri ise karşısındaki insana verdiği değerle ölçülür. Haberde kullandığınız dil, efendim işte son bu seri katille ilgili konularda da görüyorsunuz, kullandığınız dil, herhangi bir insan, kim olursa olsun o insana karşı kullandığınız dil ve ona karşı ortaya konulan üslup aslında sizin kendi değerinizi ölçer. Değerli bir medya mensubu olmak istiyorsanız, muhatabınıza vereceğiniz değerle sizin değeriniz ölçülür.”

– “Ayna gibi olmak mecburiyetindesiniz”

Başbakan Yardımcısı Kurtulmuş, ikinci olarak, medya mensubunun ayna gibi olması gerektiğini dile getirdi.

İnsanın değer yargılarından uzak ve tarafsız olamayacağını, herkesin dünya görüşü, farklı siyasi karakteri, farklı yaşam tarzları olabileceğini, ancak medya mensubu olarak bunlar üzerinden taraf tutan bir tutum içerisinde haber yapılamayacağını vurgulayan Kurtulmuş, gazetecinin fikirlerini, dünya görüşünü yansıtacağını ama topluma karşı anladıklarını anlatmak için ayna gibi olmak mecburiyeti bulunduğunu söyledi.

Kurtulmuş, üçüncü hususun da medya mensuplarının ülkenin değerlerine sahip çıkması olduğunu belirterek, “Bu ülkenin milli birlik ve beraberlik anlayışına sahip olması, tarihten beri getirdiğimiz kültürel özelliklerimize sahip olması ve sahip çıkması, bütün farklılıklarıyla bunları benimsemesi, bu değerleri ortak değer olarak kabul etmesi lazım. Maalesef zaman zaman milletin tarihsel olarak köklerini oluşturan ve bugün de en önemli zenginliğimiz olan ortak değerlerimiz üzerinden bazı kamplaşmaların, bazı tartışmaların, bazı kutuplaşmaların olması medyanın değerini artıran bir unsur değildir. Bu anlamda bütün medya mensuplarının farklı düşüncelerine rağmen bu milli, kültürel değerlerimize, bu ülkenin değerlerine sahip çıkması en temel sorumluluklarından birisidir.” diye konuştu.

Diğer önemli konunun ise medya mensubunun Türkçe’yi iyi kullanması olduğunu ifade eden Kurtulmuş, vatandaşlara anadil üzerinden bir şeyler anlatılacağını, bunu yaparken de konuşma ve yazı dilinin çok iyi olması gerektiğine dikkati çekti. Kurtulmuş, bunun için de çok iyi okunması gerektiğini kaydetti.

Kurtulmuş, çok satan gazetelerde zaman zaman çok fazla Türkçe yanlışlarının görüldüğünü belirterek, “Güçlü bir medya mensubu, güçlü Türkiye medyası için şarttır. Türk medyasının güçlü olması da Türkiye’nin en az ekonomik, siyasi ve askeri gücü kadar önemlidir.” dedi.

Konuşmaların ardından Kurtulmuş, eğitim programı bitiren öğrencilere sertifikalarını verdi. Program toplu fotoğraf çekimiyle sona erdi.

Savaş muhabirleri zorlu koşullara hazır

ANKARA (AA) – Anadolu Ajansı (AA) Haber Akademisinin 6. Dönem Savaş Muhabirliği Eğitimi’ni tamamlayan 25 öğrenci, sertifikalarını aldı.

AA’nın 100. yıl vizyonu çerçevesinde kurulan Haber Akademisinde, nitelikli gazeteci yetiştirmek amacıyla düzenlenen 6. Dönem Savaş Muhabirliği Eğitimi mezunları için sertifika töreni düzenlendi.

AA Konferans Salonu’ndaki törene, Polis Akademisi Güvenlik Bilimleri Enstitüsü Müdür Yardımcısı Bayram Ali Soner, Haber Akademisi Koordinatör yardımcıları Hayri Çetinkuş ve Cihangir İşbilir, Dünya Dilleri Yayın Yönetmeni Mehmet Öztürk, Fotoğraf Haberleri Editörü Fırat Yurdakul ve davetliler katıldı.

Törenin açılış konuşmasını yapan Çetinkuş, Türkiye’nin iki köklü kuruluşu Anadolu Ajansı ve Polis Akademisi iş birliğiyle düzenlenen savaş muhabirliği eğitiminin öncelikli hedefinin, hayatta kalmayı öğretmek olduğunu söyledi.

– “Bu bir insani haktır”

Eğitimin 12 gün ve toplam 110 saat sürdüğünü bildiren Çetinkuş, katılımcıların, suda hayatta kalmadan ileri sürüş tekniklerine, terör ve terörizmden mayın ve bubi tuzaklarına, toplumsal olaylardan yakın savunmaya kadar 26 ayrı konuda eğitim aldığını belirtti.

Eğitimin zengin içeriğe sahip olduğunu kaydeden Çetinkuş, AA’nın ilke olarak, bu eğitimi almayan muhabirlerini sıcak bölgelere göndermediğine işaret etti.

Diğer yayın kuruluşlarında çalışan habercilere de çağrıda bulunan Çetinkuş, “Bu bir insani haktır. Gazetecilerin sıcak bölgelerde hayatta kalması ve hayatta kalıp haber üretmesi ancak bu hakkın kendilerine teslim edilmesiyle mümkündür.” diye konuştu.

– “Savaş Muhabirliği Eğitimi marka olma yolunda ilerliyor”

Daha sonra, katılımcıların eğitim süresince yaşadıklarına yer verilen tanıtım filmi gösterimi yapıldı.

Gösterimin ardından konuşan Haber Akademisi Koordinatör Yardımcısı Cihangir İşbilir, Haber Akademisinin kalitesinin günden güne arttığını söyledi.

Eğitimlerin hem Türkçe hem de İngilizce devam edeceğini bildiren İşbilir, “AA ile birlikte Haber Akademisi de özellikle Savaş Muhabirliği Eğitimi de marka olma yolunda ilerliyor.” dedi.

“Artık çatışmalar sadece silahlarla yapılmıyor. Çatışmaları yönetmek için algıyı da yönetmek gerekiyor.” ifadesini kullanan İşbilir, şöyle konuştu:

“Maalesef geçtiğimiz yıl çatışma bölgelerinde 100’ün üzerinde gazeteci kaybettik. Öncelikli olarak hedefimiz muhabirimizin hayatını korumak. Hayatını korurken de doğru haberi, doğru fotoğrafı bölgeden yansıtmak.

Türkiye’nin son dönemdeki gerek dış politikada, gerekse ekonomide, siyasette istikrar ve kalkınma yakaladığı bu dönemlerde, Anadolu Ajansı da kabuk çatlatıyor. Kabuk çatlatmakla beraber nitelikli eleman ihtiyacı her geçen gün daha da artıyor. Bu eğitimlerin savaştan çok barışa hizmet edeceğini düşünüyorum.”

AA Fotoğraf Haberleri Editörü Fırat Yurdakul da yaklaşık 20 yıldır gazetecilik yaptığını ve savaş ortamında bulunduğunu anlattı.

Eğitim görüntülerini izleyince geçmişte ne kadar bilinçsiz gazetecilik yapıldığını bir kez daha gördüğünü dile getiren Yurdakul, kameraman ve foto muhabirlerinin en sıcak noktalarda bulunması gerektiğini, bu açıdan eğitimin çok önemli yararlarının görülebileceğini kaydetti.

Eğitime katılanlar adına konuşan AA Paris muhabiri Hajer M’Tiri ise eğitim sayesinde birçok şey öğrendiğini belirterek, eğitimcilere ve emeği geçenlere teşekkür etti.

Kendisi ve bütün ekip arkadaşları için çok önemli bir eğitim sürecinden geçtiklerini vurgulayan M’Tiri, “Eğitim boyunca takım arkadaşlarımla zorlukların üstesinden geldik. Hem teorik hem de pratik eğitim aldık. Nasıl hayatta kalırız, bunu öğrendik.” dedi.

Konuşmaların ardından, dereceye girenlere sertifikaları verildi. Eğitimi Özkan Bilgin birinci, Hajer M’Tiri ikinci bitirirken, Cem Genco ve Emin Sansar üçüncülüğü paylaştı.

Ayrıca ilk kez katılımcıların tümü başarı sertifikası almaya hak kazandı. Böylece AA personeli 22 kişiyle eğitime dışarıdan katılan 3 kişi “Savaş Muhabirliği Eğitimi”ni başarıyla tamamladı.

Törenin ardından, hatıra fotoğrafı çekildi.

Türk Telekom ve Huawei geleceğin mühendislerini yetiştiriyor

İSTANBUL (AA) – Türk Telekom Akademi ve Huawei Akademi iş birliğiyle gerçekleştirilen “Türk Telekom Future Networks (Yeni Nesil Şebekeler) Sertifika Programı”nda ikinci dönem katılımcıları mezun oldu.

Şirket açıklamasına göre, Türk Telekom’un çalışanlarının gelişimine destek vermek üzere faaliyet gösteren kurumsal okulu Türk Telekom Akademi’nin, Huawei Akademi ile yaptığı iş birliği çerçevesinde hayata geçirdiği “Türk Telekom Future Networks Sertifika Programı”, Çin’in Hangzhou kentinde düzenlenen sertifika töreni ile ikinci dönem mezunlarını verdi.

Türk Telekom Akademi ve Huawei Akademi’nin 6 aylık bir ön hazırlık sonrası hayata geçirdiği sertifika programında, takım lideri ve uzman seviyesindeki 16 çalışan, 35 günlük eğitim programını başarıyla tamamladı.

Türk Telekom çalışanları, program boyunca sınıf eğitimleri, çevrimiçi testler, e-öğrenme modelleri, mentor eşliğinde iş başı uygulama süreci ve teknoloji çalıştayı ile yetkinliklerini geliştirdiler. Çin’de iki hafta geçirerek operatör ziyaretleri de gerçekleştiren ekip, bu program ile sahip oldukları tecrübe ve bilgi birikimini uçtan uca uygulama, karmaşık problemlerin simülasyonları ve optimizasyon pratikleriyle geliştirme imkanı buldu.

Katılımcılar, Çin’deki Huawei Eğitim Merkezi’nde Türk Telekom’un şebeke topolojisine uygun olarak kurulan bir simülasyon üzerinden eğitimlerini tamamladı. Eğitimler, Huawei’nin Hangzhou ve Shenzhen’deki 180 sınıf ve 12 teknik laboratuvar ile 400’den fazla eğitmenden oluşan küresel eğitim merkezinde gerçekleşti.

-Geleceğin mühendislerini yetiştirme hedefi

Açıklamada görüşlerine yer verilen Türk Telekom Akademi ve Yetenek Yönetimi Direktörü Saynur Önen, Türk Telekom Akademi çatısı altında dünyanın önde gelen eğitim kurumları ile iş birlikleri yaptıklarını belirterek, çalışanların küresel strateji, yenilikçilik, liderlik, kültürel dönüşüm ve stratejik iş birlikleri gibi alanlarda yetkinliklerini geliştirmeyi amaçladıklarını dile getirdi. Önen, şunları kaydetti:

“Bunun yanı sıra, hızla değişen ve rekabetin sürekli arttığı sektörümüzde, kendi uzmanlık alanı dışındaki alanlarda bilgi ve tecrübelerini geliştirerek büyük resmi gören ve ortak dili konuşan bir çalışan kültürü yaratmak üzere de uluslararası arenada faaliyet gösteren iş ortaklarımızla birlikte özel eğitim programları tasarlıyoruz. Huawei ile birlikte hazırladığımız Türk Telekom Future Networks Sertifika Programı’nı da geleceğin mühendislerini yetiştirme hedefiyle uluslararası standartlara uygun bir modelde hayata geçirdik.

Belirli kriterlere göre programa dahil ettiğimiz çalışanlarımız, bir yıl boyunca hem teknik eğitimler hem de kariyerlerine katkı sağlayacak ve onları yöneticiliğe hazırlayacak kişisel gelişim eğitimleriyle önemli bir maratonu tamamlayarak mezun oldular. Programı, önümüzdeki yıllarda daha fazla çalışanımıza ulaştırmayı hedefliyoruz.”

Huawei Türkiye Akademi Direktörü Yücel Aslanbaş da Huawei Akademi’nin Türkiye’yi de kapsayacak şekilde Orta Asya ve Kafkasya’daki 11 ülkenin merkezinde bulunduğunu ve Türkiye’deki operasyonları ile nitelikli bilişim uzmanlarının yetişebilmesi için 5 senedir çalışmalarını sürdürdüğünü ifade etti. Aslanbaş, şu açıklamalarda bulundu:

“Türk Telekom Akademi ile eğitim alanında bugüne kadar birçok başarılı proje gerçekleştirdik. Future Networks sertifika programı da Türk Telekom Akademi ile beraber tasarlanarak, eğitim içerikleri katılımcıların farklı alanlardaki bilgi, beceri ve tecrübelerini geliştirebilecekleri şekilde oluşturuldu. Huawei, verdiği eğitimlerle Türk mühendislerinin gelişimine katkı sağlamaya devam ediyor. Türk Telekom Akademi ile beraber değişik alanlarda tasarladığımız ortak projelerle iş birliğimizi önümüzdeki yıllarda daha da artırmayı hedefliyoruz.”