Categories
Ekonomi

Rusya'dan sermaye çıkışı artmaya devam ediyor

MOSKOVA (AA) – Rusya'dan net sermaye çıkışı bu yılın 8 ayında geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 176 artarak, 26,5 milyar dolara ulaştı.

Rusya Merkez Bankası, ülkeden sermaye çıkışının bu yılın ilk 8 ayında geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 176 artarak, 9,6 milyar dolardan 26,5 milyar dolara yükseldiğini duyurdu.

Ülkeden sermaye çıkışının ağırlıklı olarak bankacılık sektöründen kaynaklandığına işaret edilen açıklamada, bankaların bu dönemde yabancı varlıklarını artırdıkları kaydedildi.

Rusya Ekonomik Kalkınma Bakanlığı tarafından bir süre önce yayınlanan tahminde, sermaye çıkışının bu yıl sonu itibarıyla 41 milyar dolar seviyesinde gerçekleşeceği öngörülmüştü.

Rusya'dan net sermaye çıkışı 2017’de bir önceki yıla kıyasla yüzde 58 artarak, 31,3 milyar dolar seviyesinde gerçekleşmişti.

Advertisements
Categories
Alaturka

“Azerbaycan, Türkiye ekonomisinin geleceğinden emin”

BAKÜ (AA) – Azerbaycan, sermaye yatırmaya devam edeceği Türkiye ekonomisinin geleceğinden tamamen emin olduğunu bildirdi.

Dışişleri Bakanlığından yapılan açıklamada, Azerbaycan ile Türkiye arasındaki stratejik iş birliğinin her geçen gün geliştiği vurgulandı.

Azerbaycan'ın, Türkiye ile ekonomik ilişkilere özellikle önem verdiği vurgulanan açıklamada, ilişkilerin gelişmesine, karşılıklı sermaye koymaya, iki taraflı ticareti geliştirmeye, bölgesel ve küresel enerji ve ulaştırma projelerine katkı vermeye devam edeceği kaydedildi.

Açıklamada şu ifadelere yer verildi:

“Ülkemiz, Türkiye'nin ekonomisine sermaye yatırmaya devam etmenin yanı sıra Türkiye ekonomisinde aktif yer almayı sürdürecektir. Türkiye'nin son yıllarda gercekleştirdiği büyük projeler kısa sürede Türkiye'nin ve bölgenin ekonomisi ve güvenliği için ek katkılar sağlayacaktır. Azerbaycan, Türkiye ekonomisinin geleceğinden tamamen emindir. Azerbaycan her zaman olduğu gibi bütün alanlarda Türk halkı ve devletine her türlü desteğe devam edecektir. ”

Categories
Ekonomi

Rusya'nın en büyük ikinci bankasından Türkiye hamlesi

MOSKOVA (AA) – Rusya'nın en büyük ikinci bankası VTB'nin uluslararası yatırım bankası VTB Capital’ın Başkan Yardımcısı Riccardo Orcel, uluslararası piyasalardaki varlıklarını genişletmeyi planladıklarını belirterek, “Gelecekte özellikle Türkiye’deki faaliyetlerimizi artırmak istiyoruz.” dedi.

Orcel, Rus haber ajansı RİA Novosti’ye yaptığı açıklamada, Rusya’nın VTB Capital için ana pazar olmaya devam edeceğini belirtti.

Çin ve Hindistan başta olmak üzere uluslararası piyasalardaki varlıklarını artırmayı planladıklarına işaret eden Orcel, “Türkiye, merkez ve Doğu Avrupa’da belirli ölçülerde Afrika’daki varlıklarımızı artırmak istiyoruz.” diye konuştu.

Türkiye pazarında çok aktif olduklarını vurgulayan Orcel, “Alternatif bir finansman kaynağı olarak, yatırımcıların ilgisini çekecek avro tahvillerinin satış olasılığını müşterilerle değerlendiriyoruz. Gelecekte özellikle Türkiye’deki faaliyetlerimizi artırmak istiyoruz.” dedi.

Türkiye’de son dönemde ilk defa talep yönetim anlaşmalarına yönelik bazı yatırımlar yaptıklarını hatırlatan Orcel, “Bu yıl da anlaşmaların pazarlamasına devam edeceğiz. Amacımız Türk şirketlerin borç sermayesi piyasasında 2 ila 4 işlem gerçekleştirmek.” ifadelerini kullandı.

Categories
Alaturka

Türkiye'nin Çin ile dış ticaret açığına formül arayışı

ANKARA (AA) – BAHATTİN GÖNÜLTAŞ – ABD'nin Çin ile olan ticaret açığını 350 milyar dolardan 100 milyar dolara düşürmeye yönelik adımları, Türkiye'nin geçen yıl Çin'e karşı yaklaşık 20,4 milyar doları bulan açığını gündeme getirdi.

Bazı akademisyenler, söz konusu ticaret açığının kapatılmasında Çin yönetiminin tavrının önemli olduğunu, bu açığın sermaye tarafında dengelenebileceğini belirtiyor. Çinli sermayedarların Türkiye'ye yatırımlarını artırmasının önem taşıdığını vurgulayan akademisyenler, bu sayede daha çok Türk ürününün Çin'e satılabileceğinin altını çiziyor.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre, Türkiye'nin Çin ile ticaret hacmi 2007 yılında 14 milyar 274 milyon dolar iken, geçen yıl itibarıyla yüzde 84 artarak 26 milyar 307 milyon dolara yükseldi. Bu artışta ithalat etkili oldu. Türkiye'nin, geçen yıl Çin'den yaptığı ithalat 23 milyar 371 milyon doları aştı, ihracatı ise 2 milyar 936 milyon dolarda kaldı. Böylece, Türkiye'nin Çin'e yönelik ticaret açığı 20 milyar 435 milyon doları buldu.

Koç Üniversitesi Öğretim Görevlisi Dr. Altay Atlı, AA muhabirine, Türkiye'nin Çin'e karşı ticaret açığını kapatmak için atması gereken adımları anlattı.

Türkiye'nin odaklanması gereken iki konu bulunduğunu belirten Atlı, “Birincisi, bu açığı bugünden yarına kapatmamız mümkün olmasa da ihracatımızı mümkün olduğunca artırabiliriz. İkincisi, devam eden ticaret açığını sermaye tarafında dengeleyebilir, başka bir deyişle ülkemize daha fazla Çin yatırımı çekebiliriz. ” dedi.

Atlı, ihracatı artırmak için Çin'e, “Bizden daha fazla mal alın. ” demenin gerçekçi olmadığına işaret ederek, “Biz öncelikle hangi ürünlerin Çin pazarında potansiyelinin bulunduğunu tespit etmeli ve bu ürünlere yönelik planlı, stratejik çalışmalar yapmalıyız. Ayrıca, sadece mal ticareti değil, hizmet ticaretine de bakmalı ve burada özellikle turizm konusuna ağırlık vermeliyiz. ” diye konuştu.

Çin'den daha fazla yatırım çekmede “Kuşak ve Yol Projesi “nin önem taşıdığına dikkati çeken Atlı, şöyle konuştu:

“Türkiye'ye özellikle altyapı alanında yatırım yapmak Çin'in de çıkarlarına uyan bir konu. Ortak fayda çerçevesinde yatırımlar artırılabilir. Çin zaten yeşil ışığı yakmış durumda. Önemli olan yatırımlar için uygun ve cazip bir zemin yaratmak. Tabii ki Çin ile olan ticaret açığımızı azaltmak bize yarar sağlayacaktır ancak bu ülkeden yapılan ithalat aslında ekonomimize zarar vermiyor. Tam tersine Çin ile rekabet, Türkiye'de birçok sektörün kendisini yenilemesini, katma değerini artırmasını sağladı. Örneğin tekstil sektörü. Yakın geçmişe kadar düşük maliyetle fason üretim yapan bu sektörümüz, Çin ile rekabet nedeniyle kendisini yeniledi, tasarım ve markalaşma üzerinden katma değerini artırarak dış pazarlarda konumlandı, konumlanıyor. ”

– “Ara mallarda dışa bağımlılık azaltılmalı ”

Abant İzzet Baysal Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Sevim Akdemir de Türkiye'nin özellikle sanayi ürünleri ve ara mallarda Çin'den ithalatının yoğun olduğunu belirterek, “Özellikle ithal ara mallarında dışa bağımlılığın azaltılması gerekiyor. ” ifadesini kullandı.

Türkiye'nin dış ticaret açığını azaltması için Endüstri 4.0 dönüşümünün önem taşıdığına dikkati çeken Akdemir, şunları kaydetti:

“Dünyanın gelişmiş ülkeleri yeni bir üretim ve verimlilik artışı sağlayacak, rekabet gücünü artıracak bir üretim sürecinin içine girmişlerdir. Çin de bu ülkelerden biri. Akıllı üretim teknolojisi sürecine doğru bir evrimleşmeyi 4. Sanayi Devrimi sağlayacaktır. Gelecekte üretim ve verimlilik artışı, rekabet üstünlüğü bu teknolojik gelişmeyi uygulamaya bağlıdır. Üretim, dağılım, pazarlama ve yönetimde bu teknoloji yoğun olarak kullanılacaktır. Bu bağlamda, yapay zeka sistemlerini geliştirecek ve bunların bilgi aktarımını sağlayacak internet araçları ve akıllı sistemlerle çalışabilecek tasarımcı, yazılımcı, uygulayıcı uzmanlara ihtiyaç vardır. Bu nedenle eğitim sisteminin bu alanlara odaklanması gerekmektedir. Geçen yıl itibarıyla 70'ten fazla Çin-Alman komisyonu bu teknolojik devrim üzerinde ortak proje yürütmektedir. ABD ise Microsoft, Apple, Amazon gibi şirketler ve Silikon Vadisi çalışanlarıyla 4. Sanayi Devrimi çalışmalarını sürdürmektedir. Bu amaçla ülkemizin bir yol haritası oluşturarak, seçilecek alanlarda ortak projeler geliştirmesi, bu devrimin dışında kalmaması önem arz etmektedir. ”

Categories
Alaturka Gazetesi

Kuveyt Türk'ten 400 milyon TL sermaye artırımı

İSTANBUL (AA) – Kuveyt Türk, sermayesini 400 milyon TL artırarak 3,5 milyar TL'ye çıkardı.

Kuveyt Türk'ten yapılan açıklamaya göre, Kuveyt Türk Katılım Bankası, Olağan Genel Kurul Toplantısını 29 Mart 2018 tarihinde Esentepe'deki genel müdürlük binasında üst yönetim ve hissedarların katılımıyla gerçekleştirdi.

2017 yılı finansal tabloların ve bankanın performansının değerlendirildiği genel kurul toplantısında, bankanın 2017 net kârının bir önceki yıla göre yüzde 24,4 artışla 674 milyon TL'ye ulaştığı, toplam öz kaynakları bir önceki yıla göre yüzde 17,4 artışla 4,6 milyar TL’ye yükseldiği açıklandı.

Toplantıda Kuveyt Türk'ün ödenmiş sermayesinin 2017 yılı kârından bedelsiz olarak 400 milyon TL artırılarak 3,5 milyar TL'ye çıkarılması kararı alındı.

Toplantıda konuşan Kuveyt Türk Genel Müdürü Ufuk Uyan, sağlam bankacılık anlayışıyla ve inovatif bir yaklaşımla 2017 yılında büyümelerini artan bir ivmeyle sürdürdüklerini belirterek, şunları kaydetti:

“Net kârımızı 674 milyon TL'ye ulaştırmayı başardık. 2017 yılında bir önceki yıla kıyasla yüzde 35’lik bir artışla toplamda 2,3 milyar TL’lik kira sertifikası ihracı gerçekleştirdik. Eylül 2017’de 106 gün vadeli 400 milyon TL tutarındaki kira sertifikası ihracıyla 'katılım bankacılığı sektöründe TL cinsinden tek seferde en yüksek tutarlı kira sertifikası ihracı' alanında Türkiye rekorunu kırdık. KGF teminatlı fonları gündemimizin ilk sıralarına alarak 3,8 milyar TL kaynak sağladık. Bankamızdaki altın hesaplarının toplam büyüklüğü 17,8 tona, toplam değeri ise yaklaşık 2,8 milyar TL’ye ulaştı. “

Kuveyt Türk olarak 2018 yılında katılım bankacılığı prensipleri dâhilinde yenilikçi ürün ve hizmetlerle büyümeye ve katılım bankacılığı sektörünü de büyütmeye devam edeceklerinin altını çizen Uyan, “Teknoloji ve inovasyon odağında alternatif dağıtım kanallarına yaptığımız yatırımı sürdürürken aynı zamanda yeni şubeler açarak coğrafi kapsama alanımızı genişleteceğiz. Hem toplanan hem de kullandırılan fonlarda başarılı performansımızı artırarak sürdürmeyi hedefliyoruz. ” ifadelerini kullandı.

Categories
Ekonomi

Rusya’dan sermaye çıkışı devam ediyor

MOSKOVA (AA) – Rusya’dan net sermaye çıkışının geçen ay bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 129 artarak 7,1 milyar dolara yükseldiği bildirildi.

Rusya Merkez Bankası'ndan yapılan açıklamada, ülkeden sermaye çıkışının geçen ay 2017’nin aynı dönemine göre yüzde 3,1 milyar dolardan 7,1 milyar dolara yükseldiği belirtildi.

Ülkeden sermaye çıkışının ağırlıklı olarak bankacılık sektöründen kaynaklandığına işaret edilen açıklamada, bankaların bu dönemde yabancı varlıklarını artırdıkları kaydedildi.

Rusya Merkez Bankası Başkanı Elvira Nabiullina, bir süre önce yaptığı açıklamada, 2018 için sermaye çıkışı tahminlerini 10 milyar dolardan 16 milyar dolara yükselttiklerini belirtmişti.

Rusya'dan net sermaye çıkışı, 2017’de bir önceki yıla kıyasla yüzde 58 artarak 31,3 milyar dolara çıkmıştı.

Categories
Ekonomi

Rusya'dan sermaye çıkışı 2017'de yüzde 58 arttı

MOSKOVA (AA) – Rusya'dan net sermaye çıkışının 2017’de bir önceki yıla kıyasla yüzde 58 artarak, 31,3 milyar dolara çıktığı bildirildi.

Rusya Merkez Bankası, ülkeden sermaye çıkışının geçen yıl 2016’ya göre yüzde 58 artarak, 19,8 milyar dolardan 31,3 milyar dolara yükseldiğini açıkladı.

Ülkeden sermaye çıkışının ağırlıklı olarak bankacılık sektöründen kaynaklandığına işaret edilen açıklamada, bankaların bu dönemde yabancı varlıklarını artırdıkları kaydedildi.

Açıklamada, Rusya'nın cari hesap fazlasının ise aynı dönemde 2016’ya kıyasla yüzde 50 artarak, 40,2 milyar dolara çıktığı belirtilirken, Rusya'nın ana ihracat ürünü petrolün fiyatında yaşanan yükselişin cari hesap dengesine olumlu katkı yaptığı vurgulandı.

Rusya’ya 2017’de yapılan doğrudan yabancı yatırımların da bir önceki yıla göre yüzde 25 azalarak, 23,2 milyar dolara düştüğü ifade edildi.

Categories
Ekonomi

Rusya'dan sermaye çıkışı 11 ayda 28 milyar dolara ulaştı

MOSKOVA (AA) – Rusya'dan net sermaye çıkışı, bu yılın 11 ayında 2016'nın aynı dönemine göre yüzde 241’lik artışla 28 milyar dolara çıktı.

Rusya Merkez Bankası'ndan yapılan açıklamada, ülkede sermaye çıkışının bu yılın ocak-kasım döneminde 2016'nın aynı dönemine göre yüzde 241 artarak 28 milyar dolara yükseldiği belirtildi.

Açıklamada, ülkeden sermaye çıkışının ağırlıklı olarak bankacılık sektöründen kaynaklandığına işaret edilerek, bankaların bu dönemde dış borçların azaltılmasına yönelik politikalara devam ettikleri kaydedildi.

Rusya'nın cari hesap fazlasının ise aynı dönemde geçen yıla kıyasla yüzde 78,1 artarak 35,6 milyar dolara çıktığı belirtilen açıklamada, Rusya'nın ana ihracat ürünü petrolün fiyatında yaşanan yükselişin cari hesap dengesine olumlu katkı yaptığı bildirildi.

Categories
Ekonomi

İtalyan bankasına desteğe AB onayı

BRÜKSEL (AA) – Avrupa Birliği (AB) Komisyonu, İtalya’nın dünyanın en eski faal bankası Monte dei Paschi di Siena’ya (MPS) 5,4 milyar avro sermaye sağlamasına onay verdi.

AB Komisyonu, İtalya’nın kamu desteği vererek MPS bankasının sermaye yapısını güçlendirmesine onay verildiğini açıkladı.

Açıklamada, yeniden yapılandırma planları ile uyumlu bir şekilde MPS’ye 5,4 milyar avro tedbir olarak sermaye aktarılmasının AB kamu destekleme kuralları ile uyumlu bulunduğu kaydedildi.

Dünyanın en eski ve faal bankası MPS, İtalya’da 4 en büyük banka durumunda bulunuyor.

MPS, geçen yıl Avrupa’da bankaların kriz durumlarında dayanıklılığını ölçen stres testinin sonuçlarında en kötü performansı sergilemişti.

Banka, özel sektörden borçlanarak sermaye yeterliliği sağlayamamış ve 5 yıllık bir plan çerçevesinde çalışma modelini güçlü ve verimli hale getirecek tedbirleri içeren yeniden yapılandırma planlarını sunarak, İtalya’dan kamu desteği talep etmişti.

Üye ülkelerin kamu desteklemelerini ne şekilde sağlayacaklarını belirleme yetkisi AB Komisyonu’nun görev alanına giriyor. AB ülkeleri, kamu desteklemelerini sadece rekabete zarar vermeyecek şekilde ve kamu yararına uygun durumlarda kullanabiliyor.

Categories
Ekonomi

Başbakan Yardımcısı Canikli Londra’da

LONDRA (AA) – Başbakan Yardımcısı Nurettin Canikli, yıl sonu itibarıyla enflasyonda tek haneli rakamlara tekrar döneceklerini belirterek, “Sadece enflasyonda değil, işsizlikte de yıl sonunda bunu göreceğiz. Faiz oranlarında da yine yıl sonunda tek haneli rakamları göreceğiz.” dedi.

Canikli, İngiltere’nin başkenti Londra’daki görüşmelerine ilişkin gazetecilere yaptığı açıklamada, Türkiye’de yatırımı olan, yatırımlarla ilgilenen kişilerle görüşme imkanı bulduklarını ifade ederek, Türkiye’de doğrudan yatırımların son yıllarda büyük ivme kazandığını söyledi.

Canikli, şunları kaydetti:

“2002 ve öncesinde yıllık ortalama 1 milyar doların altında bile doğrudan yatırım çekemeyen bir Türkiye’den, 2016 sonu itibarıyla 12 milyar dolarlık doğrudan yatırım çekebilen bir ülke haline geldik. Bazı yıllarda yıllık 22 milyar dolara kadar bu yatırımların gerçekleştiği dönemler oldu. Son yıllarda bir miktar gevşeme durumu oldu. O da son derece doğal. Özellikle artan jeopolitik ve bölgesel riskler nedeniyle Türkiye’ye yönelik, doğrudan yatırımlardan bahsediyorum, bir miktar azalma yaşandı. Yine de Türkiye istikrarlı bir şekilde doğrudan yabancı yatırımı cezbetme potansiyeli olan bir ülke. Son yaşadığımız hadiselerden sonra olan biteni yatırımcılara doğrudan ilk elden anlatmak son derece önemli.”

Türkiye ve bölgede yaşanan gelişmelerin dış piyasada farklı şekilde yansıtılabildiğini vurgulayan Canikli, son birkaç yılda Türkiye’ye ilişkin Batı kamuoyunda olumsuz bir algı oluşturulmaya çalışıldığını, bunu tesadüfen ortaya çıkmış bir çalışma ya da sonuç olarak görmemek gerektiğini söyledi.

Yatırımcıların Türkiye’deki gelişmelere ilişkin doğru ve gerçekçi bir şekilde bilgilendirilmesi için doğrudan temaslar kurulduğunu anlatan Canikli, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Küresel ölçekte, üretimde, ihracatta, ticarette aldığımız pay gittikçe yükseliyor. Dünya ticareti hacmi içerisinde çok büyük rakamlar değil ama gittikçe yükseliyor. Türkiye, 2002 yılında dünya ihracatının yüzde 0,5’i civarında bir paya sahipken, bugün itibarıyla bu oran yüzde 1’e yaklaşmıştır. Neredeyse ikiye katlanmış. Bu hızla devam ettiği takdirde birilerinin, şu anda dünya ticaretinde egemen olan, köşe başlarını tutan ülkelerin bundan rahatsızlık duymaları da normal. Ama bu rekabeti kuralları çerçevesinde yapmak gerekiyor. Adeta belden aşağı vuruyorlar. Bir karalama kampanyası çerçevesinde… Oyunu kurallarına göre oynamalılar.”

– “Piyasalar bu sistemi sevdi”

Nurettin Canikli, anayasa referandumunun ardından piyasaların Türkiye’de istikrarın devamını olumlu algıladığını, 16 Nisan referandumundan sonra ekonominin de, Türkiye’nin de önünün açıldığını söyledi.

Canikli, “Bunun bu şekilde sonuçla ortaya çıkacağını biliyorduk. 16 Nisan referandumundan ‘evet’ çıkması halinde Türkiye’de orta ve uzun vadedeki yönetimdeki istikrar beklentisinin kuvvetleneceği, bunun da ekonomide istikrarı teyit edeceğini ifade ettik. Nitekim 16 Nisan’da ‘evet’ çıkıp sistemin kabul edilmesinden sonra bu olumlu hava ekonominin bütün alanlarına yansımış vaziyette.” dedi.

Para ve sermaye piyasalarının ilk anda bundan olumlu yönde etkilendiğini dile getiren Canikli, şunları kaydetti:

“Doların ve dövizin Türk lirası (TL) karşısında değer kaybetmesi… Bir başka ifade ile TL’nin değer kazanması, aynı şekilde sermaye piyasalarında Borsa İstanbul’un tarihi rekorlara imza atması, esasında 16 Nisan’da kabul edilen Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin hakikaten Türkiye için, ekonomi için doğru bir düzenleme olduğunun da en önemli göstergelerinden bir tanesi. İçeride ve dışarıda piyasalar bu sistemi sevdi. Bu sistemi kabullendi.”

Referandum sonucunun orta ve uzun vadede olumlu etkilerinin çok daha belirgin bir şekilde ortaya çıkacağını vurgulayan Canikli, “Bunun doğrudan uluslararası yatırımlarla taçlandırılması gerekiyor.” ifadesini kullandı.

Sermaye hareketlerinde ve finans uygulamalarında Türkiye ekonomisinin çok büyük bir kredibilitesi olduğunu belirten Canikli, son 15 yıldır AK Parti hükümetlerinde deklare edilen piyasa ekonomisi kurallarının hiç ihlal edilmediğini, özellikle sermaye hareketleri açısından bugüne kadar en ufak bir kısıtlama, sınırlama olmadığını söyledi.

– “Hiçbir zaman reform gündemimiz bitmez”

Başbakan Yardımcısı Canikli, Türkiye’de son dönemde reform mahiyetinde çok sayıda düzenleme yapıldığını ifade ederek, “Hiçbir zaman reform gündemimiz bitmez. Bu nedenle zaten son dönemde para ve sermaye piyasalarındaki dalgalanmalardan Türkiye ekonomisi hemen hemen hiç olumsuz etkilenmedi. Reel sektör üzerinde herhangi bir tahribatı olmadı.” diye konuştu.

Türkiye’de tasarruf oranının artırılması için son dönemde Bireysel Emeklilik Sistemi’ne otomatik geçiş yapıldığını hatırlatan Canikli, nitelikli yabancıların Türkiye’de istihdam edilmesi konusundaki sorunların giderildiğini, üretim yapan firmaların finansmana ulaşımında taşınır menkullerin teminat olarak gösterilebilmesini sağlayacak düzenlemenin gerçekleştirildiğini anlattı.

– “Kıdem tazminatı meselesini çok kısa zamanda halledeceğiz”

Nurettin Canikli, “Hızlı bir şekilde reform ajandamıza devam ediyoruz. İlk planda kıdem tazminatı fonunu halletmek var. Bu önemli bir problem. Ekonomi üzerinde, reel sektör üzerinde çok büyük bir yük. Şu anda firmaların üzerindeki kıdem tazminatı fonu realize edilmek istense firmaların önemli bir bölümü mali açıdan sıkıntıya girer.” şeklinde konuştu.

Kıdem tazminatı meselesinin oldukça zor bir konu olduğunu vurgulayan Canikli, şu görüşleri dile getirdi:

“Kıdem tazminatı fonu ilk hayata geçirildiğinde, başlangıçta düğme yanlış iliklenmiş. Şimdi bütün düğmeleri çözüp yeniden doğru bir yerden başlamak gerekiyor. Tabii işçilerimizin, işçi kardeşlerimizin kazanılmış hakları var. Onlarda geriye gidiş söz konusu olmayacak. Kazanılmış haklarında herhangi bir ihlal söz konusu olmayacak. Bu çerçevede çözmeye çalışacağız. Zorluğu oradan geliyor zaten… Tarafların hepsini memnun ederek, onların da rızasını alarak kıdem tazminatı fonunda mutlu sona ulaşmak kolay değil. Ama halledeceğiz. Çok kısa zaman içerisinde halledeceğiz.”

Teknik çalışmaların 16 Nisan’dan sonra tamamlandığı Üretim Reform Paketi’nin gelecek günlerde Meclis’e sevk edileceğini bildiren Canikli, geleneksel, konvansiyonel üretim biçimi ve üretim içeriği ile orta gelir tuzağından çıkma imkanı bulunmadığını söyledi.

Canikli, üretim biçimini verimlilik artışı yoluyla değiştirmeleri, daha yoğun teknoloji içeren ürünleri üretmeleri gerektiğini belirterek, şunları kaydetti:

“Milli gelir hedefimiz olan 20 bin doları ancak böyle bir üretim metodu ile yakalayabiliriz. Yeni uygulamaya koyduğumuz süper teşvik sistemi buna imkan sağlıyor. Ama uygulanması, hayata geçirilmesi gerekiyor. Aktif olarak yatırım yapılacak alanların belirlenmesi, o alanlara yatırımcıların yönlendirilmesi noktasında bizim de etken bir pozisyonda adım atmamız gerekiyor. Önümüzdeki dönemin en önemli reformlarından birisi bu olacak.”

– “Kredi derecelendirme kuruluşlarının kararları rasyonel değil”

Başbakan Yardımcısı Canikli, kredi derecelendirme kuruluşlarının Türkiye’ye ilişkin son kararlarının rasyonelliği yansıtmadığını, bunların siyasi ve belirli hedeflere, siyasi amaçlara ulaşmak için ortaya konulmuş kararlar olduğunu, bilimsel ve rasyonel altyapısı bulunmadığını söyledi.

Yakın zamanda kredi derecelendirme kuruluşlarının Türkiye’nin güçlü büyüme performansındaki zayıflığı gerekçe göstererek not kararı aldığını öne sürdüğünü belirten Canikli, “Dördüncü çeyrekte yüzde 3,5 gibi hiç kimsenin beklemediği, tahmin etmediği bir rakamla Türkiye büyüdü. Eğer daralma eğilimi gerekçe gösterilerek not indirimleri yapılmışsa, Türkiye’nin dördüncü çeyrek büyüme performansından sonra bütün bu notları tekrar gözden geçirmeleri ve tekrar eski haline getirmeleri gerekirdi.” diye konuştu.

Büyümenin bu yıl devam edeceğini ifade eden Canikli, şöyle devam etti:

“Hem öncü göstergeler ve güven endeksleri hem de imalat endeksleri gösteriyor ki, 2017’de güçlü büyüme performansının altyapısı var. Eğer rasyonel bir şekilde karar almış olsalardı 2016’daki büyüme performansı ortaya çıktıktan sonra not indirimi kararlarını gözden geçirmeleri gerekirdi. Ama bunu yapmadılar. Yapmalarını da beklemiyoruz. Aslında istemiyoruz da… Bakın, not yükseltmelerini filan da beklemiyoruz. Öyle bir beklenti içerisinde değiliz. Çünkü önce notu yükseltiyorlar, daha sonra da, bunu adeta tırnak içerisinde söylüyorum, şantaj aracı olarak kullanıyorlar. Rasyonel olmayan gerekçelerle not indirimleri yapıldığı zaman bu piyasaları olumsuz yönde etkiliyor. Yine geçmişte yaptıkları gibi yapacaklarsa not artırımı hiç beklemiyoruz, istemiyoruz, yapmasınlar. Objektif, hakikaten dataları, gelişmeleri doğru değerlendirerek herhangi bir siyasi hedef gütmeksizin ve ekonomi mantığı içerisinde kalarak bu işleri yapacaklarsa yapsınlar. O zaman elbette önemli.”

– “Yeni dönemde önceliklerimizden biri faizlerin düşürülmesi”

Nurettin Canikli, piyasaların önünün açıldığını, olumlu bir havanın olduğunu belirterek, “Yıl sonu itibarıyla enflasyonda tek haneli rakamlara tekrar döneceğiz. Sadece enflasyonda değil, işsizlikte de yıl sonunda bunu göreceğiz. Faiz oranlarında da yine yıl sonunda tek haneli rakamları göreceğiz.” dedi.

Canikli, enflasyona ilişkin, kurdaki geçişkenliğin yansımalarını gördüklerini, başka beklentilerin de olduğunu, bunların hepsinin son gelen rakamlara yansıdığını ifade ederek, ikinci yarıdan itibaren aşağı yönlü bir hareketin başlayacağını tahmin ettiklerini, yıl sonunda da tek haneli rakamları görmeyi umduklarını, çift hanelerin altına düşeceklerini söyledi.

Son enflasyon verilerinin beklentilerle uyumlu şekilde gerçekleştiğini kaydeden Canikli, “Özellikle kurda ciddi hareketlenmeler oldu. Faizlerde biraz yukarı yönlü bir hareket oldu. Bunlar enflasyonu etkiliyor. Özellikle faizlerin enflasyon üzerindeki etkisi her zaman belirgin. O nedenle bizim yeni dönemde önceliklerimizden birisi de bu… Faizlerin düşürülmesi… Çok önemli… Bunu halletmemiz gerekiyor. Bu yüksek faiz oranları ile Türk firmalarının uluslararası alanda rekabet edebilmeleri mümkün değil.” ifadelerini kullandı.