Schneider Electric, Bahçeşehir Üniversitesi öğrencilerini 10 yıldır geleceğe hazırlıyor

İSTANBUL (AA) – Schneider Electric, üniversite-sanayi iş birliği kapsamında, Bahçeşehir Üniversitesi öğrencilerini 10 yıldır geleceğe hazırlıyor.

Schneider Electric'ten yapılan açıklamaya göre, enerji yönetimi ve otomasyonda dünya çapında faaliyet gösteren şirket, Bahçeşehir Üniversitesinin iş dünyası iş birliğine dayalı eğitim modeli CO-OP (Cooperative Education) kapsamında 2009 yılından bu yana öğrencilere rehberlik ediyor.

Schneider Electric'in uzmanlığı ve profesyonel kadrosuyla hazırlanan dersler, üniversitenin farklı bölümlerinden gençlere geleceği şekillendiren konularda bilgi ve iş hayatı deneyimi yaşatıyor.

Bugünün ve geleceğin ihtiyaçları göz önünde bulundurularak tasarlanan Schneider Electric dersleri, şirketin küresel deneyiminden yararlanmak isteyen gençlere özel bir fırsat sunuyor. Öğrenciler, dijital dönüşüm, nesnelerin interneti, enerji verimliliği, eko-tasarım, Endüstri 4.0 gibi kritik alanlarda bilgi ve tecrübe ediniyor.

Bununla birlikte CO-OP ile öğrencilere lisans eğitimi sırasında bir iş yerinde çalışmasına dayalı bir eğitim sunuluyor. Böylece bölümünde başarı sağlamış öğrenciler, Schneider Electric ve iş ortağı olan firmalarda çalışma tecrübesi kazanıyor.

Açıklamada görüşlerine yer verilen 2018-2019 döneminde derslere katılan Elektrik Elektronik Mühendisliği son sınıf öğrencisi Tamay Aydın, "Schneider Electric bizlere önemli sorduğumuz ve merak ettiğimiz konularda rehber oluyor. Bu derslerde sadece yeni nesil teknolojiler ve sürdürülebilir dönüşüm hakkında deneyim kazanmakla kalmıyoruz aynı zamanda kurumsal dünyayı tanıma şansı da yakalıyoruz. Dersleri sunan uzmanların yakın ilgisi sayesinde de bu dersler farklı bölümlerden pek çok arkadaşımın tercihi oluyor." ifadelerini kullandı.

Lisans düzeyinde üniversitenin herhangi bir bölümüne kayıtlı, çalışmak isteyen öğrenciler, CO-OP yapmak üzere CO-OP Direktörlüğü’ne başvurabiliyor. Başvuru koşullarını sağlayan adaylar CO-OP Direktörlüğü tarafından bir hazırlıktan sonra belirlenen departmanda en az 3 en fazla 9 ay süren çalışma hayatına başlamış oluyor. Her CO-OP dönemi, tek seferlik ve kesintisiz sürüyor.

Schneider Electric Kurumsal Enerji ve Sürdürülebilirlik İlerleme Raporu

İSTANBUL (AA) – Schneider Electric, kurumsal enerji ve karbon yönetimi programlarını etkileyen global eğilimleri, engelleri ve fırsatları inceleyen 2019 Kurumsal Enerji ve Sürdürülebilirlik İlerleme Raporu’nu yayımladı.

Şirketten yapılan açıklamaya göre, Kurumsal Enerji ve Sürdürülebilirlik İlerleme Raporu, büyük kuruluşların nasıl satın alma yaptığını, talep yönettiğini, veri kullandığını, nasıl enerji verimliliği ve karbon azaltma programları geliştirdiğini ve finanse ettiğini anlamak için geliştirildi.

Rapordaki bulgular GreenBiz Research tarafından yapılan bir web anketini ve telefon görüşmelerini temel alıyor. Katılımcılar arasında kurul üyelerinden bireysel katılımcılara kadar tedarik ve operasyon sürdürülebilirliğini yöneten 299 uzman bulunuyor. Ankete katılan şirketler ticari gayrimenkul, eğitim, finans ve bankacılık, sağlık ve biyoteknoloji, sanayi ve ulaşım, perakende ve konaklama ve teknoloji sektörü segmentini temsil ediyor.

Schneider Electric Başkanı ve Üst Yöneticisi (CEO) Jean-Pascal Tricoire, rapora ilişkin değerlendirmesinde, şunları kaydetti:

"İş liderleri gelişen enerji ortamında ve çevresinde kontrolü ele alıp rollerini dikte etmeleri gerektiğinin her zamankinden daha fazla farkındalar. Pasif bir tüketici olmak, rekabet ve operasyonel açıdan dezavantajdır. Dolayısıyla şirketler düzenlemelerden veya yetkilerden bağımsız olarak agresif bir şekilde emisyonları azaltma ve verimliliği artırma stratejileri benimsemekte ve dünya için çalışmaya ve sonuç elde etmeye çalışmaktadır. Bu nedenle Kurumsal Enerji ve Sürdürülebilirlik İlerleme Raporu gibi çalışmalara ihtiyacımız var. Şirket olarak bu konuda bilinçli ve planlı adımlar atılmasının gerekliliğine inanıyoruz."

  • Raporda öne çıkan bulgular

Schneider Electric Araştırma Merkezi tarafından yayınlanan raporda öne çıkan bulgular ise şöyle:

"Katılanların yüzde 50’sinden fazlası enerji, karbon ve atık azaltma konusunda halka açık taahhütlerde bulunmuş ve sözlerini eyleme döken şirketler için çalışıyor. Sermayeye erişim yanıltıcı bir engel olarak öne çıkıyor. Projeler ve programlar için fon edinmek, ispatlanmış yatırım getirisine ve yönetici liderliğine bağlı. Şirketler çok sayıda veriye sahip ancak kaynak, kalite ve paylaşım sorunları bilginin değerini engellemeye devam ediyor. Giderek daha fazla sayıda şirket, enerji, karbon ve atık azaltma konusunda halka açık taahhütlerde bulunmanın faydasını görüyor. Resmi veya düzenleyici yetkilerle olsun veya olmasın, kuruluşların içinde değişim aşılanıyor. Ankete katılan kuruluşların neredeyse yüzde 60’ı müşterileriyle, yatırımcılarıyla ve diğer paydaşlarla ortak hedeflere sahip. Katılımcıların yüzde 9’u ise bu konuda bir taahhütte bulunmayı düşünüyor.

Kurumların yüzde 28’i hedefleri konusunda net ve iddialılar. RE100, bilimsel temelli hedefler ve çöp sahasına sıfır atık gibi inisiyatiflere katılmış durumdalar. Global kurumlar ise değişimin liderliğini üstleniyor. Birden fazla coğrafyada faaliyet gösteren şirketlerin halka açık taahhütte bulunması, yerel şirketlerden yaklaşık yüzde 10 daha fazla muhtemel görünüyor. İster global ister yerel faaliyet gösteriyor olsun, Avrupa merkezli işletmeler Kuzey Amerika’daki benzerlerinden daha fazla halka açık hedefler koyuyor. Kuzey Amerika’da bu oran yüzde 58, Avrupa merkezli işletmelerde ise yüzde 65. Halka açık taahhütte bulunan şirketlerin çevresel kaygıları (yüzde 59), finansal kaygılarından (yüzde 52) çok daha öncelikli görünüyor. Halka açık taahhütte bulunan şirketlerin yerinde veya uzakta yenilenebilir enerji, akü depolaması ve elektrikli araçlar gibi ileri teknolojiler uygulaması daha muhtemel."

Yapılan çalışmalardan sorumlu kurumsal ekipler, fon ve veri konusunda hala zorlansa da rapor, şirketlerin çoğunun bir dizi halka açık sürdürülebilirlik hedefine sahip olduğunu gösteriyor. Ayrıca, bu hedefler yenilikçi stratejilerin ve teknolojilerin benimsenmesini sağlıyor ve koruma ve iklim eyleminin değerine dair algıları değiştiriyor.

  • Yeni fırsatlar ve engeller

Araştırma aynı zamanda kurumların, geleneksel önlemlerinin ötesinde çalışmalar yapmayı hedeflediklerini gösteriyor. Enerji verimliliği inisiyatifleri halen ağırlıklı olarak uygulansa da karbon nötr olma, merkeziliği azaltma ve yenilenebilir enerjiye ilgi artıyor. Şirketlerin yüzde 52’si yenilenebilir enerjiye sahipken, yüzde 40’ı uzaktan yenilenebilir enerji için sözleşme yapmış durumda bulunuyor. Bu şirketlerin yüzde 34’ü satın aldıkları ve tükettikleri elektriğin karbon ayak izi ile ilgili olarak yenilenebilir enerji kredileri veya menşeli garantileri gibi enerji niteliği sertifikaları kullanıyorlar.

Bu çalışmaların yanı sıra yeni adımlar atmayı planlayan şirketler için fonlama bir zorluk teşkil ediyor. Ancak sermaye eksikliği çoğunlukla algılandığı kadar önemli bir engel olmayabiliyor. Departmanlarının "enerji ve/veya sürdürülebilirlik inisiyatifleri için bütçe edinmekte başarılı olduğuna" katılmayan katılımcıların yüzde 57’si gerekçe olarak sınırlı sermayeye işaret ediyor. Bu ifadeye katılan anket katılımcıları, başarıya en çok katkı sağlayan şeyin ispatlanmış yatırım getirisi (ROI) ve yönetici liderliği olduğunu belirtiyor. Katılımcıların yalnızca yüzde 10’u programların onaylanmasının ve fonlanmasının temel gerekçesi olarak hazır sermayeyi gösteriyor.

Ayrıca, veri eksikliği artık bir zorluk olarak görülmüyor. Ancak muhtemelen veri kaynağına atfedilen güvenilmez, eksik veriler ve etkisiz paylaşım ROI’yi sınırlandırıyor. Araştırmaya göre, şirketler ortalama olarak 2 farklı kaynaktan veri topluyor. Kullanılan en yaygın kaynaklar elektrik faturaları ve enerji yönetim sistemleri… Ancak bu kuruluşların yüzde 52’si hala hesap tabloları kullanıyor ve yalnızca yüzde 18’i IoT cihazlarından veri topluyor.

Veriyi etkili kullanma önündeki en yaygın engeller yüzde 48 ile güvenilmez veya eksik veri, yüzde 41’le yetersiz araçlar ve yüzde 40’la kurum içi uzmanlık eksikliği şeklinde ortaya çıkıyor. Şirketlerin yalnızca yüzde 22’si tüm enerji ve sürdürülebilirlik verilerini tüm departmanlarla paylaşıyor. Yüzde 58’i bazı verileri paylaşırken, yüzde 21’i hiçbir veriyi paylaşmıyor. Tüm departmanlarla veri paylaşan şirketlerin yüzde 90’ı fon bulabildiklerini kabul ediyor. Aynı zamanda daha çeşitli bir teknoloji portföyü kullanmaları da daha muhtemel görülüyor.

Anket katılımcılarından biri olan tıbbi teknoloji lideri BD Global Kategori Müdürü Bill Hoenigmann, çalışmaya ilişkin, "Bilgi paylaşımı ve iş birliği enerji yönetimi ve sürdürülebilirlik çalışmalarımızın başarısı açısından kritik önem taşıyor. Operasyon, tedarik ve sürdürülebilirlik uzmanlarından oluşan bir fonksiyonlar arası ekibimiz mevcut. Enerji tasarrufu ve karbon azaltma takibi iyileştirmesi sağlamak için ortak hedeflerimiz ve sorumluluklarımız var." ifadelerini kullandı.

Schneider Electric, The Circulars 2019 ödülünü aldı

İSTANBUL (AA) – Schneider Electric, döngüsel ekonomideki faaliyetleri dolayısıyla The Circulars 2019 ödülüne layık görüldü.

Schneider Electric'ten yapılan açıklamaya göre, şirket, döngüsel ekonomideki faaliyetlerinden ötürü "Çok Uluslu Şirketler" kategorisinde The Circulars 2019 ödülünün sahibi oldu.

Dünya Ekonomik Forumu ve Genç Global Liderler Forumu’nun bir inisiyatifi olan ve Accenture Strategy ile birlikte yürütülen The Circulars, dünyanın önde gelen döngüsel ekonomi ödül programı olarak biliniyor. Program, döngüsel ekonomiye katkıda bulunan bireylerin yanı sıra özel kurumları ve kamu kuruluşlarını da ödüllendiriyor.

Schneider Electric'in döngüsel ekonomiye yaklaşımı; dünyaya ve iklime zarar veren "çıkar, üret, at (veya 'al, yap, at')" şeklindeki kaynakları israf eden lineer sistemden uzaklaşmaya dönük planlı bir hareket… Bu doğrultuda Döngüsel Ekonomi (CE100) programı üyesi Schneider Electric, yine program üyesi olan Ellen MacArthur Foundation ile 2015’ten bu yana iş birliği yapıyor. Bu ortaklığın sonucu olarak döngüsel ekonomi e-öğrenme programı ortaya çıktı ve şu ana kadar yaklaşık 4 bin 500 Schneider Electric çalışanı bu programa katıldı.

Grubun tamamı döngüsellik çalışmalarına katılıyor ve Ar-Ge ekibinde yer alan 10 bin mühendis, 12 bin hizmet mühendisi ve 200 fabrikada bulunan 80 bin çalışan en yüksek kalite ürünler üretirken, atığı en aza indirmek hedefiyle çalışıyor. Grup, Ellen MacArthur Foundation ilkelerini yansıtan döngüsellik yaklaşımını benimsiyor. Bu ilkeler; doğanın kaynaklarını korumak ve geliştirmek, birincil kaynakların kullanımını en aza indirmek, kiralama dahil olmak üzere yeni sistemleri teşvik etmek, ürün ömrünü uzatmak, malzemeleri onarmak ya da yeniden kullanmak ve nihayetinde diğer tüm seçenekler tükenirse geri dönüştürmeye dayanıyor.

  • Schneider Electric, yeni ürünlerini ekolojik olarak tasarlıyor

The Circulars 2019 ödülü ile Schneider Electric’in tüm faaliyetlerini kapsayan evrensel bir yaklaşımın bir parçası olarak Schneider Electric’in her yerde ve her düzeyde döngüsel ekonomiye olan bağlılığı tanınmış oldu. Schneider Electric, tüm yeni ürünlerini ekolojik olarak tasarlıyor.

Şirketin döngüsel ekonomiye verdiği önemi ortaya koyan bir diğer hizmeti ise Dijital Ürün Çevre Profilleri (PEP). PEP, müşterilere bir ürünün karbon ayak izi, çevre etkisi hakkında doğrudan bilgilerin yanı sıra ürünün ilk ömrünün ardından döngüselliğini en üst düzeye çıkaran ayrıntılı kullanım ömrü sonu talimatları sunuyor.

Schneider Electric, müşterilerin eskiyen elektrik ekipmanlarının ömrünü uzatmalarına ve en son teknolojiye yükseltmelerine yardımcı olmak için genişleyen bir yelpazede hizmet sunuyor. Bu işlem düşük ve orta gerilim devre kesicilere ve UPS’lere yönelik global yenileme merkezleri ağı sayesinde, örneğin ECOFIT programı aracılığıyla yapılıyor. Kullanım ömrü sonunda bataryaları ve orta gerilim ekipmanını geri almaya ve işlemden geçirmeye yönelik ek hizmetler de mevcut. 2018 yılında Schneider Electric’in döngüsellik inisiyatifleri temelde mevcut ekipmanların (binalar, endüstri, altyapı) yenilenmesi yoluyla 40 bin ton birincil kaynağın tüketimini önlemeye yardımcı oldu ve karbondioksit emisyonlarını 30 milyon ton azalttı.

Schneider Electric’in tedarik zinciri boyunca uygulanan döngüsellik ilkeleri sayesinde şirket, dünya çapında 170’ten fazla tesisinde TZWL (Çöp Sahasına Sıfır Atığa Doğru) etiketine sahip oldu ve halihazırda atıklarının yüzde 94’ünü yeniden kullanmayı başardı.

Açıklamada görüşlerine yer verilen Schneider Electric Başkanı ve Üst Yöneticisi (CEO) Jean-Pascal Tricoire, "Döngüsel ekonomi bir global stratejik dönüşüm ve yaptığımız her şeyin merkezinde yer alıyor. Dünya için çok büyük önem taşıdığına inandığımız bu çalışmalar, müşterilerimiz için yüksek performans sunarken ve yarattığı yerel iş olanakları sayesinde devletlere ve ülkelere yardımcı oluyor. Bizim için de bu stratejik öneme sahip. Çünkü müşterilerimiz ve iş ortaklarımızla sürdürülebilir ilişkiler kurmamızı sağlıyor." ifadelerini kullandı.

Köklü geçmişi ile şimdiye dek pek çok ödüle layık görülen şirket, kendisine gelecek için de iddialı hedefler belirlemiş durumda. Grup, 2021'e gelindiğinde 120 bin tonluk birincil kaynak tüketimini ve müşteri tarafında 120 milyon ton karbondioksit emisyonunu azaltmayı planlıyor. Grup, 2025’e gelindiğinde de ürünlerindeki geri dönüştürülmüş plastik oranını ikiye katlamayı ve 2030’a gelindiğinde tesislerindeki elektriğin yüzde 100’ünü yenilenebilir kaynaklardan sağlamayı, atıklarının yüzde 100’ünü yeniden kullanmayı ve tüm ambalajları geri dönüştürülmüş veya sertifikalı kaynaklardan sağlamayı hedefliyor.

Schneider Electric'ten EcoStruxure Facility Expert Business uygulaması

İSTANBUL (AA) – Schneider Electric, küçük işletmelerde enerji kullanımının izlenmesi ve gerekli durumlarda anlık uyarı verilmesi için EcoStruxure Facility Expert Small Business uygulamasını sunuyor.

Schneider Electric'ten yapılan açıklamaya göre, Schneider Electric, restoran, market, mağaza gibi küçük ölçekli ve hassas üretim dengelerine sahip işletmelerde enerjinin 7/24 yönetimi ve takibi için EcoStruxure Facility Expert Small Business uygulamasını geliştirdi.

Mobil cihaz üzerinden aletlerin açılıp kapanması, enerji kullanımının kontrol edilmesi ve arıza durumlarının anında bildirilmesini sağlayan uygulama, işin kesintisiz akmasını sağlıyor.

Uygulamanın temeli, işletmenin elektrik panosuna yerleştirilen Schneider Electric PowerTag'e (kablosuz enerji sensörü) dayanıyor. PowerTag, Class1 enerji ölçümü hassasiyetiyle işletmelerin enerji tüketimlerini kablosuz olarak izlenmesine imkan sağlarken, tüketimlerini de daha verimli hale getirme olanağı tanıyor. Aynı zamanda arıza durumlarına anında müdahale etme fırsatı sunarak karlılığı artırıyor.

Veri toplayıcıları, kontrol modülleri ve sıcaklık sensörlerinden oluşan bu yenilikçi dijital çözümün kurulum ve konfigürasyon işlemleri bir saatten kısa bir sürede tamamlanabiliyor. Schneider Electric, uygulama üzerinden sunduğu destek ve hizmetlerle bu çözümün başarısını garanti altına alıyor.

Schneider Electric, cinsiyet eşitliği çalışmalarıyla 2 başarıya imza attı

İSTANBUL (AA) – Schneider Electric, cinsiyet eşitliği çalışmalarıyla 2 önemli başarıya imza attı.

Şirketten yapılan açıklamaya göre, Schneider Electric, 2019 Bloomberg Cinsiyet Eşitliği Endeksi’ne (GEI) dahil edilen 230 şirketten biri olarak ödüllendirildi. Üst üste ikinci kez listede yer alan şirket, grup çapında cinsiyet eşitliği ve katılımına olan bağlılığı adına kaydettiği ilerleme için ödüle layık görüldü.

Açıklamada görüşlerine yer verilen Schneider Electric İnsan Kaynakları Başkan Yardımcısı Olivier Blum, cinsiyet eşitliği alanındaki çalışmalarının ödüllendirilmesinden büyük memnuniyet duyduklarını belirterek, şunları kaydetti:

Bloomberg Başkanı ve U.S. yüzde 30 Club Kurucu Başkanı Peter T. Grauer de "Schneider Electric, gerçek anlamda katılımcı bir iş yeri yaratmaya çalışan diğer şirketlere liderlik ettiğini bu başarısıyla çalışanlarına, yatırımcılara ve iş dünyasına güçlü bir şekilde göstermektedir." ifadesini kullandı.

"Schneider Electric'te 'çeşitliği kucaklamak' denilen şeyin aslında 'sadece bu dünyanın gerçeğini filtreden geçirmeksizin kabul etmek' anlamına geldiğini biliyoruz. Belirtmeye gerek yok ki farklı kültürlere, cinsel kimliklere, sosyodini tercihlere ve özel yeteneklere sahip bireyler için güçlendirici bir ortam oluşturmak kendi gerçek benliklerini işe getirmelerini sağlamaktadır. Bu ortak özellik işte ve dışarıda ellerinden gelen en iyi katkıyı sunmalarını sağlamaktadır. Çeşitlilik ve katılım konusunda böyle bir ortamı çalışanlarımıza sağlıyor olmaktan gurur duyuyoruz ve Catalyst Ödülü'ne layık görülmekten ötürü de gerçekten onur duyduk."

Schneider Electric, dünyanın en beğenilen şirketleri arasında

İSTANBUL (AA) – Schneider Electric, Fortune tarafından belirlenen "Dünyanın En Beğenilen Şirketleri 2019" listesinde 5'inci oldu.

Schneider Electric'ten yapılan açıklamaya göre, şirket, listede geçen yılki yerini koruyarak 5'inci sırada yer aldı.

Liste, sektörlerinde en yüksek gelir elde eden ABD ve Fortune 500 şirketleri arasında yapılan anketlere dayanıyor. 3 bin 750 yönetici, direktör ve analizcinin değerlendirmesi sonucu oluşan liste, 52 sektörde en iyi performans gösteren şirketleri belirlemek için oluşturuluyor.

Listenin kriterleri; yenilikçilik, insan yönetimi, kurumsal varlıkların kullanımı, sosyal sorumluluk, yönetim kalitesi, finansal sağlamlık, uzun vadeli yatırım değeri, ürün ve hizmet kalitesi ve küresel rekabet gücü olarak belirlendi. Ayrıca, kriterlerden insan yönetimi alanında Schneider Electric, yüksek puan alarak elektronik sektöründe 3. sırada yer aldı. Söz konusu başarılar, şirketin sektörde her açıdan başarılı olduğunu kanıtladığı gibi sürdürülebilirliğe ve herkesin katılımına odaklanan inovasyon yönündeki çalışmalarını da gözler önüne seriyor.

  • "Bu harika kuruluşlar arasında yer alıyor olmak bizi çok mutlu ediyor"

Açıklamada görüşlerine yer verilen Schneider Electric İnsan Kaynakları Başkan Yardımcısı Olivier Blum, "Bu harika kuruluşlar arasında yer alıyor olmak bizi çok mutlu ediyor. Schneider Electric olarak amacımız herkes için yaşam, ilerleme ve sürdürülebilirlik amacıyla enerji ve verimlilik sağlamaktır. Global bir şirket olarak inovasyonun gezegenimiz üzerinde olumlu bir etkiye sahip olduğuna, her yerde herkes için eşit fırsatlar yarattığına ve insanların enerjiden maksimum şekilde faydalanmasını mümkün kıldığına inanıyoruz." ifadelerini kullandı.

Verilen bilgiye göre, Schneider Electric, sürdürülebilirlik ve eşitlik dair sektör listelerinde düzenli olarak yer alıyor.

Şirket, son olarak dünya çapında tüm sektörlerde cinsiyet eşitliğine dair eşsiz bilgiler sağlayan 2019 Cinsiyet Eşitliği Endeksi'ne girdi. Ayrıca, kadınların kariyer gelişiminde eşit fırsatlara sahip olduğu çalışma alanlarının yaratılmasına yönelik inisiyatiflere vurgu yapan 2019 Catalyst Ödülü'nü aldı.

Schneider Electric, gençleri geleceği tasarlamaya davet ediyor

İSTANBUL (AA) – Schneider Electric daha akıllı, daha verimli ve daha sürdürülebilir şehir fikirleri için Go Green in the City yarışmasını 9. kez gerçekleştiriyor.

Schneider Electric açıklamasına göre, şirket uzmanları ile dünyanın önde gelen sektör liderlerinin rehberliğinde bu sene dokuzuncusu düzenlenen Go Green in the City 2019’da, Dijital Ekonominin Güçlendirilmesi alanındaki zorluklar ve fırsatlara dair cesur fikirler yarışacak.

Son başvuru tarihi 25 Mayıs 2019 olan yarışmanın finali, 2-3 Ekim 2019'da Barselona'da gerçekleştirilecek.

Her sene olduğu gibi bu sene de katılımcı öğrenciler bir iletişim ağı kurma ve sektör uzmanlarından mentorluk alma şansı yakalayacaklar. Yarışmanın kazananları ise Schneider Electric'te çalışma fırsatı elde edecekler.

Yarışmanın, Schneider Electric’in sürdürülebilirlik BM Sürdürülebilir Gelişme Hedefleri (SDG) ile ilgili taahhütleri doğrultusunda hazırlanan kategorileri ise, "Geleceğin Binaları", "Geleceğin Tesisleri", "Geleceğin Şebekeleri" ve "Sürdürülebilirlik ve Enerjiye Erişim" olarak belirlendi.

  • Takımların eğitimini sürdüren iki öğrenciden oluşması gerekiyor

Açıklamada verilen bilgilere göre, katılımcı takımların akredite işletme, mühendislik, fizik, bilgisayar, matematik ve diğer bölümlerde eğitimini sürdüren iki öğrenciden oluşması gerekiyor.

Bunun yanı sıra öğrencilerin yarışma boyunca aynı ülkede veya bölgede olmaları da ön koşul olarak sunuluyor. Schneider Electric’in önem verdiği konulardan biri de cinsiyet eşitliği. Bu doğrultuda ise her takım Çeşitlilik ve Katılımı teşvik ilkelerine uygun olarak en az bir kadın üye barındırmak zorunda.

Schneider Electric İnsan Kaynakları Başkan Yardımcısı Olivier Blum, Go Green in the City 2019 hakkında, "Bugünün gençleri, kendileri için daha parlak bir gelecek inşa etme anlamında çeşitli zorluklarla karşı karşıyalar. Sürdürülebilir bir gelecek yalnızca gençlere fırsat verilmesi ve inovasyonun arkasındaki itici güç olmalarına yardım edilmesiyle mümkündür. Go Green in the City'nin daha iyi bir gelecek için fikirler geliştiren öğrencilere yönelik bir platform haline gelmesinden gurur duyuyorum." ifadelerini kullandı.

Schneider Electric, yeni nesil çalışma modelleri tasarlıyor

İSTANBUL (AA) – Enerji yönetimi ve otomasyonda dünya çapında uzman olan Schneider Electric, çalışanlarının mutluluğunu ve refahını temel alan yeni nesil çalışma yöntemleri geliştirdiğini açıkladı.

Schneider Electric'ten yapılan açıklamaya göre, 180 yılı aşkın deneyimiyle 100’den fazla ülkede 144 bin çalışanıyla iş dünyasının liderleri arasında yer alan şirket, geleceğin çalışma ortamını oluşturacak bir dizi çalışma gerçekleştirdiğini duyurdu.

Şirket, bir yandan kurduğu küçük ekiplerle yeni yöntemleri test ederken, diğer taraftan gerçekleştirdiği araştırmaları baz alarak yeni nesil çalışma yöntemlerini derinleştirmeye odaklanıyor.

Çalışanlarının fiziksel, zihinsel ve ruhsal sağlığı için adım adım uyguladığı strateji ile iş dünyasına örnek olan şirket, ilk aşamada bu konuda farkındalığı artıracak eğitimlere ağırlık verdi. Schneider Electric bünyesindeki 2 bin lider, sağlıklı yaşam eğitimlerine katılarak bu konuya bağlılıklarını gösterirken, bu bağlılık sayesinde 38 binin üzerinde şirket çalışanı farkındalık ve eğitim seanslarında yer aldı.

Şirket, aynı zamanda sağlıklı yaşam laboratuvarları kurarak çalışmalarının derinleşmesini hedefliyor. Bu kapsamda oluşturulan ekipler, iş yapış biçimini değiştirecek yöntemleri uygulamaya koyuyor. Başarısı kanıtlanan metotların genele yayılması planlanıyor.

Başlangıçtan itibaren laboratuvarlar kolektif bir süreç olarak ele alındı, birlikte tasarım ve uygulama teşvik edildi. Bunu gerçekleştirmek ve insanların hayatlarında bir fark yaratma potansiyeli taşıyan fikirleri toplamak amacıyla iş dünyasında bir ilk olarak küresel bir kitle kaynaklı çalışma kampanyası başlatıldı.

"Mutlu Esneme", "Haftalık Yoga", "Duyarlı Toplantılar", "Günde 10.000 Adım", "Gün Ortası Kısa Uyku", "Zaman Kaybını Engelle" ve "Sosyal Sorumluluk Etkinlikleri" gibi birçok proje üzerinde çalışan binden fazla laboratuvar halihazırda aktif durumda bulunuyor.

  • "360 derece tasarlanmış bir stratejiyle yol alıyoruz"

Açıklamada görüşlerine yer verilen Schneider Electric İnsan Kaynakları Başkan Yardımcısı Olivier Blum, yeni stratejileriyle iş yaşamını derinden değiştirmeyi ve uzun soluklu bir dönüşüm oluşturmayı hedeflediklerini belirterek, şunları kaydetti:

"19 bin kişinin katılımıyla yapılan anket sonucunda hazırlanan Harvard Business Review makalesinde, insanların dört temel ihtiyacı -yenilenme (fiziksel), değer (duygusal), odak (zihinsel) ve amaç (ruhani)- karşılandığında kendilerini daha iyi hissettikleri ve daha sürdürülebilir bir performans sergiledikleri belirtiliyor. Bu gibi araştırmalarla sağlık ve refaha odaklanan iş yerleri ve başarılı çalışanlar arasında güçlü bir bağlantı olduğu kanıtlansa da organizasyonların sadece yüzde 14'ü bunu bir şirket önceliği olarak belirlemiş durumda. Dahası, insanların her gün yüzleştiği içsel bir çelişki var; gittikçe azalan kaynaklarla gittikçe daha fazlasını başarmanın bir yolunu bulmak… Bu, performansta odak kaybına ve devamında tükenmişliğe ve ilgisizliğe yol açma potansiyelini taşıyor. Organizasyonların aklına ilk gelen yöntem ise sağlıklı yaşam programlarına yatırım yapmak ancak bunun bir tür geçici çözüm mahiyetinde olduğuna inanıyorum. Oysa konunun kökenine yönelik daha temelden bir dönüşüme odaklanmak, daha iyi bir strateji elde etmemizi sağlar. Biz Schneider Electric'te tam da bunu gerçekleştirmeye çalışıyoruz ve bu doğrultuda 360 derece tasarlanmış bir stratejiyle yol alıyoruz. Bu stratejiyi tasarlarken bireysel ve kolektif davranışları değiştirmenin uzun bir yolculuk olduğunun farkında olarak öncelikle temel prensipleri ele aldık. Oyunun kurallarını değiştirecek, enerjimizi daha akıllı kullanmamızı sağlayacak yöntemler geliştirdik. Hedefimiz ise çalışanlarımızın kendi eşsiz yaşam ve iş hayatlarını mutlu oldukları şekilde sürdürmelerine destek sunmak."

Schneider Electric'ten yeni nesil yazılımla sezgisel çalışma dönemi

İSTANBUL (AA) – Schneider Electric, mühendislik ve endüstriyel yazılımlarının üretim ilişkilerini değiştirdiğini vurguluyor.

Schneider Electric'ten yapılan açıklamaya göre, şirket, yeni nesil yazılımlarla mühendislik ve operasyonel faaliyetlerin pürüzsüz bir şekilde birbirine bağlanarak sürdürülebilir bir çalışma ortamı yaratılabileceğine dikkati çekiyor. Böylece yazılım geliştirme araçları esnek bir yapı kazanırken, çalışanların da iş yapış biçimi daha interaktif bir hal alıyor ve tesislerdeki işlevler yalınlaşıyor. Bunların sonucunda ise tüm araçların çok daha verimli kullanımı söz konusu oluyor.

Artık insanların dünyaya zarar vermeksizin ve arka planda olup biten tüm ayrıntıları anlama gereği olmaksızın daha sezgisel bir şekilde ekipmanla çalıştığını görmek mümkün… Schneider Electric, mühendislik ve endüstriyel yazılımlar sayesinde yaşanan değişimleri paylaştı.

Buna göre, endüstriyel ortamlardaki mühendislik ve operasyon disiplinleri yıllarca birbirinden tamamen kopuktu. Bu nedenle de bir tesisin tasarım, inşa ve işletme süreci mühendislerden mühendislere bir dizi devir içeriyordu.

Elden ele geçen ve oldukça karmaşık olan bir süreç sonunda da son kullanıcıya teslim gerçekleşiyordu. Böyle bir süreçte yaşanabilecek sorunlarda en son dokümantasyona erişmek başlı başına bir problem olarak ortaya çıkıyordu. Tesis sahibinin tesisi, operasyonel verimliliğini ve kârlılığını optimize etmeye dönük çalışmaları ise yine aynı sebepten başarısızlıkla sonuçlanabiliyordu.

Bu noktada mühendislik ve operasyonel yazılımların birleştirilmesi endüstri açısından büyük avantaj sağlıyor. Artık tesisi inşa eden bir kişiye devretmek gerekmiyor. Tüm bu işlemler kişilerin tesisi inşa etmesini sağlayan ve kontrol sistemini otomatik olarak programlayan tasarım yazılımıyla profesyonel bir şekilde arayüz oluşturan yazılım aracılığıyla yapılıyor.

Ayrıca, o tasarım aracının çıktısı tesisin bir "dijital gösterimi" olarak işlev görüyor. Tesis çevrim içi olduğunda dijital gösterim fiziksel tesis tarafından üretilen gerçek zamanlı verilerle etkileşime giriyor. Böylece yazılım, "dijital gösterimi" fiziksel tesiste olup bitenleri aynen yansıtabilen bir "dijital ikize" dönüştürebiliyor.

Bununla birlikte, yakın zamana kadar, kilit tesis sistemlerini kullanan çalışanlar, genellikle yazılımların sunduğu işlevselliğin sadece bir kısmını kullanabilirdi. Görselleştirme karmaşıktı ve işlevleri öğrenmek zordu. Artık daha gelişmiş ve sezgisel operasyonel yazılımlar sayesinde görevler, karmaşık arka plan ayrıntılarının tümünü anlamaya gerek olmaksızın yerine getirebiliyor.

Schneider Electric, IT güç sistemlerine yenilikçi çözümler sunuyor

İSTANBUL (AA) – Enerji yönetimi ve otomasyonda uzman olan Schneider Electric, artan enerji ihtiyacı ve ortaya çıkan IT (Bilgi Teknolojileri) güç sistemleri problemlerine yenilikçi EcoStruxure mimarisiyle çözüm sunuyor.

Schneider Electric'ten yapılan açıklamada, günümüzde yaşanan teknolojik atılımın beraberinde birtakım problemleri de beraberinde getirdiği belirtildi.

Bunların en önemlisinin temiz ve sürekli enerji üretimi olduğuna işaret edilen açıklamada, "Çünkü tüm bilişim cihazları elektrikle çalışıyor ve bu da elektriği üreten, ileten ve dağıtan enerji altyapısının stabilitesini çok daha ciddi bir noktaya çekiyor. Dolayısıyla iş sürekliliği üzerinde doğrudan etkiye sahip olan enerji üretimine dair altyapıya talep artıyor. 2035 yılına gelindiğinde IT güç tüketimi üzerindeki etkisinin, mutlak tüketim değeri 4 katına çıkacak olan elektrikli araçların etkisinin iki katı olacağı öngörülüyor." denildi.

Bu nedenle de IT sektörü çözüm sağlayıcılarının, IT sistemlerinden fazlasını sunmasının ve modernize güç ve enerji bileşenleri sağlamasının gerektiği aktarılan açıklamada, "Kısacası, kritik güç ekipmanlarının da geliştirilmesi gerekiyor. Böyle bir değişim kullanıcılar açısından güvenilirlik ve kullanılabilirlik sunmakla birlikte IT yoğun piyasalara satış yapan şirketlere yeni gelir getirici fırsatlar da sağlıyor." ifadesi kullanıldı.

Edge bilişiminin gelişmesinin güç ile IT arasındaki ilişkiyi iki önemli açıdan etkilediği aktarılan açıklamada, "Öncelikle kurulu ağlara giderek daha fazla cihaz bağlanarak daha yüksek hacimlerde IP trafiğine yol açıyor. Böylece ileri geri hareket eden, artan veri hacimlerini sürdürebilmek için bunlara eşlik eden güç altyapısının da artması gerekiyor. Ayrıca, bu ağların son düğümleri (edge bilişimin gerçekleştiği yerler) daha yüksek bilişim kapasitesi talep ettikçe stabil bir güç altyapısına sahip olmak, IT sisteminin çalışma zamanını ve iş sürekliliğini sürdürmek için kritik hale geliyor." değerlendirmeleri yapıldı.

  • Yeni teknolojilerle birlikte ortaya çıkan sorunlara esnek çözümler

Açıklamada, Schneider Electric’in, iş ortaklarına ve son kullanıcılara dijital çözümler geliştirmeleri ve entegre etmeleri için açık bir platform olan EcoStruxure mimarisini sunduğu belirtilerek, şunlar kaydedildi:

"EcoStruxure açıklığa ve sadeliğe öncelik vererek IT çözüm sağlayıcılarının, endüstriyel siteler ve binalar boyunca yeni operasyon teknolojisi (OT) piyasalarına hizmet sunan edge bilişim kurulumlarını desteklemesini sağlıyor. Ayrıca, değişen müşteri ihtiyaçlarını karşılayabilmek için ortaklar ve satıcılar ekosisteminin birlikte çalışmasını kolaylaştırıyor. EcoStruxure, fiziksel IT ve OT altyapısının yanı sıra edge uygulamaları merkezi olmayan yerel personele daha hızlı müdahalede bulunacak şekilde tasarlandı. Bu sayede daha iyi kararlar vermek için gerekli yetki ve fikri yerel personele vermiş oluyor. Bu da kurumsal karlılığı arttırıyor.

Schneider Electric’in bu amaçla kurduğu ortaklıklardan biri Hewlett Packard Enterprise ile oldu. Bu ortaklıkla, bulut temelli veri merkezi altyapı yönetimi (DCIM) çalıştırabilen edge mikro veri merkezi çözümleri sunmak amaçlanıyor. Bu sayede edge çözümlerine sahip müşteriler DCIM kullanarak fiziksel altyapı, uygulama yazılımları ve IT ekipmanı yöneten hizmet sağlayıcılardan ve satıcılardan verimli ve sorunsuz bir şekilde destek alabiliyorlar."