İslam İşbirliği Teşkilatı Acil İcra Komitesi Toplantısı

İSTANBUL (AA) – Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Müslümanlara yönelik nefret suçlarını tespit ve takip edecek, bunları sürekli gündemde tutacak güçlü bir mekanizmaya ihtiyaç olduğunu belirterek, "İslam düşmanlığını Birleşmiş Milletler ile Avrupa Birliği gibi platformlara taşıyarak paydaşlarımızın sayısını artırmalıyız." dedi.

Erdoğan, Yeni Zelanda'da İki Camiye Yönelik Terörist Saldırı ve Müslümanlara Karşı Nefret ve Tahammülsüzlükle Mücadele Konusunda İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) Dışişleri Bakanları Düzeyinde Açık Katılımlı Acil İcra Komitesi Toplantısı'nda konuştu.

İsrail'in Kudüs'te ve tüm Filistin'de dünyanın gözü önünde sürdürdüğü terör devleti uygulamalarını gizlemeye ve saklamaya çalışmanın beyhude olduğunu ifade eden Erdoğan, "Neonazi terörünü daha fazla görmezden gelmenin maliyeti çok ağır olacaktır. Hele hele gerçekleri dillendirdiğimiz için şahsımı hedef almak, Batı dünyasında nefret objesi haline getirmek kimseye bir fayda sağlamaz. Biz doğru bildiklerimizi söylemekten hamdolsun bugüne kadar çekinmedik, asla çekinmeyiz." diye konuştu.

Erdoğan, ırkçı medya kuruluşlarının, Neonazilerin söylemlerine, lojistik destek veren Türk ve Müslüman düşmanı siyasetçilerin de baskılarına boyun eğmeyeceklerini vurgulayarak, şöyle devam etti:

"40 yıldır manşetlerle çarpışıyoruz. İftira kampanyalarıyla mücadele ediyoruz. Dün olduğu gibi bugün de yarın da hakkı söyleyecek, hakikati haykıracağız. Burada bir hakkı da teslim etmemiz gerekiyor. Yeni Zelanda makamlarına ve halkına teşekkürü bir borç biliyorum. Başbakan Sayın Ardern başta olmak üzere Yeni Zelanda Hükümetine olay karşısında gösterdikleri hassasiyet ve kararlı duruş için şahsım, ülkem ve teşkilatım adına teşekkür etmek istiyorum. Sayın Ardern tarafından gösterilen tepki, sergilenen empati ve Müslümanlarla dayanışma tüm dünya liderlerine örnek olmalıdır. Sayın Ardern'in dediği gibi elbette terör saldırısını gerçekleştiren caninin adını anmamalıyız ancak bu vahşi terör eyleminin unutulup gitmesine de müsaade etmemeliyiz. Bu teröristi hakkettiği şekilde cezalandırarak, tüm bağlantılarını ortaya çıkartarak aynı hevesleri taşıyanlara çok güçlü bir mesaj vermeliyiz."

  • "İslam düşmanlığıyla mücadelede asıl görev Batılı devletlere düşüyor"

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İslam düşmanlığı ve kültürel ırkçılıkla mücadelede asıl görevin Batılı devletlere düştüğünü dile getirerek ancak Müslümanlar olarak bu sorununun artık daha ciddi şekilde ele alınması gerektiğini kaydetti.

Bu meselenin artık milyonlarca kişinin can emniyetini, mal güvenliğini, temel hak ve hürriyetlerini hedef aldığını belirten Erdoğan, İİT bünyesinde atılabilecek pek çok adım olduğunu düşündüğünü, 10 yıllık eylem planında İslam düşmanlığı konusuna yer verildiğini, maalesef bu konuda olması gereken düzeyde bir çaba sergilenmediğini anlattı.

Erdoğan, Müslümanlara yönelik nefret suçlarını tespit ve takip edecek, bunları sürekli gündemde tutacak güçlü bir mekanizmaya ihtiyaç olduğuna işaret ederek, şöyle konuştu:

"Teşkilatın kurumsal olarak kendini bu asimetrik tehdide adapte etmesi şarttır. Teşkilat bünyesindeki bağımsız İnsan Hakları Komisyonunun güçlendirilmesi dahil elimizdeki siyasi, bürokratik ve sivil toplum araçlarını nasıl daha etkin olarak kullanabileceğimizi burada tartışmalıyız. Ayrıca İslam düşmanlığını Birleşmiş Milletler ile Avrupa Birliği gibi platformlara taşıyarak paydaşlarımızın sayısını da artırmalıyız. Hepsinden önemlisi ümmetin bekasını ilgilendiren hususlarda tek yürek, tek bilek olup beraberce hareket etmeliyiz. İslam dünyasının ve insanlığın ortak geleceğini tehdit eden meselelerde kısa vadeli çıkarlar, orta ve uzun vadeli menfaatlerimizin önüne geçmemelidir. Türkiye olarak zirve dönem başkanı olarak elimizden gelen her türlü katkıyı vermeye hazır olduğumuzu özellikle ifade etmek istiyorum."

  • "Verilecek mesajlar mihenk taşı olacak"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Yeni Zelanda saldırısında şehit olanlara bir kez daha Allah'tan rahmet, yaralıların da en kısa sürede sağlıklarına kavuşmalarını dileyerek, şehitlerin ailelerine ve Yeni Zelanda halkına başsağlığı temennisinde bulundu.

Yeni Zelanda Hükümetine de hassasiyetleri için, dayanışma, sahiplenme ve iş birlikleri için de şükranlarını sunan Erdoğan, "Bugün burada vereceğiniz mesajların İslam düşmanlığı, yabancı karşıtlığı ve kültürel ırkçılıkla mücadelede bir mihenk taşı olacağına inanıyorum." dedi.

Konuşmasının sonunda Erdoğan'ın çağrısıyla Yeni Zelanda'daki terör saldırısında şehit olanlar için dua okundu.

(Bitti)

İslam İşbirliği Teşkilatı Acil İcra Komitesi Toplantısı

İSTANBUL (AA) – Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Yeni Zelanda'daki terör saldırısına ilişkin, "Bu olay kökleri derinlere inen bir kinin, saplantının ve nefretin, inkarı mümkün olmayan bir dışa vurumudur." dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Yeni Zelanda'da İki Camiye Yönelik Terörist Saldırı ve Müslümanlara Karşı Nefret ve Tahammülsüzlükle Mücadele Konusunda İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) Dışişleri Bakanları Düzeyinde Açık Katılımlı Acil İcra Komitesi Toplantısı'nın açılışında konuştu.

Erdoğan, gelecek hafta pazar günü Türkiye'de yerel seçim yapılacağını, bu yerel seçim arifesinde yoğun çalışmaların devam ettiğini fakat Yeni Zelanda'daki arzu edilmeyen olay sebebiyle İİT'yi bir araya getirmek istediklerini söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, toplantıya katılan konuk bakanlara "Bugün sizlerin bu acil davete icabetiniz sebebiyle şahsım ve milletim adına ülkemize, ikinci eviniz Türkiye'ye bir kez daha hoş geldiniz. 565 yıldır ezanların gökyüzünü süslediği, Peygamber Efendimizin övgüsüne mazhar güzel İstanbul'umuzda ağırlamaktan büyük bir bahtiyarlık duyuyorum. Buradan yüreği bizimle birlikte atan dünyanın dört bir köşesindeki Müslüman kardeşlerimizi sevgiyle selamlıyorum. İçinde bulunduğumuz, Efendimizin 'Allah'ın ayı' diyerek tarif ettiği mübarek Receb-i Şerif'inizi tebrik ediyorum." diye seslendi.

Terör saldırısı sonrasında yaralarını saran Yeni Zelandalı vatandaşların acılarını paylaştıklarını dile getiren Erdoğan, Afganistan'tan, Pakistan'a, Irak'tan Somali'ye kadar terörle mücadele edenlere, dayanışma mesajlarını gönderdiğini belirtti.

Yeni Zelanda'daki eylemde hayatını kaybedenler başta olmak üzere terörün vahşi yüzüne kurban verilen aziz şehitleri rahmetle yad eden Erdoğan, yaralılara da acil şifalar diledi.

Yeni Zelanda halkına bu menfur eylem nedeniyle taziyelerini ileten Erdoğan, "Saldırının hemen ardından Cumhurbaşkanı Yardımcımı ve Dışişleri Bakanımı Yeni Zelanda'ya gönderdim. Yeni Zelanda Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Sayın Peters'a, Etnik Topluluklar Bakanı Sayın Salesa'ya, Avustralya'nın İİT Özel Temsilcisi Büyükelçi Sayın Cevdet'e toplantıya teşrifleri için ayrıca teşekkür etmek istiyorum." dedi.

Yeni Zelanda bakanlarının bu toplantıya katılmasının kendileri, maktullerin aileleri ve tüm Müslümanlar için son derece anlamlı ve önemli olduğunu vurgulayan Erdoğan, "Zirve dönem başkanı olarak yaptığımız davete çok kısa sürede icabet ettiğiniz için her birinize şükranlarımı sunuyorum. Toplantımızın ve yapacağımız istişarelerin hayırlara vesile olmasını Allah'tan niyaz ediyorum." diye konuştu.

  • "Türkiye ve İİT'nin sessiz kalması düşünülemez"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, öncelikle bir hakikatin altını çizmekte fayda gördüğünü dile getirerek, sözlerine şöyle devam etti:

"İİT, üye sayısı bakımından BM'den sonra en büyük beynelmilel kuruluştur. Bu teşkilatın gayesi ise Kudüs davası başta olmak üzere, İslam dünyasının en önemli meselelerine sahip çıkmaktır. Elbette, İsrail yönetiminin aralıksız tacizlerine, saldırılarına maruz kalan ilk kıblemiz Kudüs'ün hakkını korumak, teşkilatın birinci vazifesidir. Filistin davasına sahip çıkmak, İsrail zulmü karşısında Filistin'in hak ve hukukunu savunmak, bizler için vazgeçilmezdir.

Son olarak dün ABD Başkanı Trump'ın, Golan Tepeleri ile ilgili talihsiz açıklaması, bölgeyi yeni bir krizin, yeni bir gerilimin eşiğine getirmiştir. Golan Tepeleri, 1967'den bu yana İsrail'in işgali altında bulunmaktadır. 1967 senesindeki İsrail işgali, sadece bölgedeki Arapları değil, Türkmenleri de kendi topraklarından göçe zorlamıştır. Türkiye'nin ve İİT'nin böyle hassas bir meselede sessiz kalması, emrivakilere boyun eğmesi düşünülemez. Golan Tepeleri'nin işgalinin meşrulaştırılmasına asla izin vermeyiz, veremeyiz. Bununla beraber Müslümanların huzurunu, bekasını, hayat hakkını hedef alan her kritik hadise, her saldırı biz ve teşkilat için önemlidir."

  • "Teşkilatın daha çok inisiyatif alması gereken bir dönemden geçiyoruz"

İİT'nin, İslam dünyası ile tüm insanlığın geleceğini tehdit eden olaylar karşısında bigane, kayıtsız kalmasının düşünülemeyeceğini vurgulayan Erdoğan, şunları kaydetti:

"Bilhassa bu hassas süreçte doğrudan bizi ilgilendiren hususlarda daha aktif, daha girişken olmamız ve mesuliyet üstlenmemiz gerekiyor. Teşkilatın her zamankinden daha çok inisiyatif alması gereken bir dönemden geçiyoruz. 15 Mart'ta Yeni Zelanda'da gerçekleşen kanlı terör saldırısı işte böyle bir eylemdir. Cuma namazı için toplanan 51 kardeşimizin şehadeti, 47 kardeşimizin yaralanmasıyla sonuçlanan bu kalleş saldırı, asla sıradan bir hadise olarak görülemez. Bu olay, kökleri derinlere inen bir kinin, saplantının, nefretin inkarı mümkün olmayan bir dışa vurumudur. Manifestodan, dehşet verici görüntülere, saldırganın silahının üzerindeki tarih, isim ve yerlere kadar pek çok husus bu gerçeği ispat etmektedir. Bu saldırı buz dağının görünen yüzüdür. "

Yeni Zelanda saldırısının, Müslümanları ve masum insanları toplu olarak hedef alan ne ilk ne de son saldırı olduğunu belirten Erdoğan, bundan önce de dünyanın farklı noktalarında Müslümanların şiddete, zorbalığa ve katliamlara maruz kaldığını hatırlattı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasında bu saldırılara ilişkin şu örnekleri aktardı:

"1993 yılında Solingen'de Neo-Naziler evlerini ateşe vererek 5 vatandaşımızı kalleşçe şehit ettiler. 1994 yılında El-Halil'de İsrailli bir sivil işgalci, Halil İbrahim Camisi'nde sabah namazı kılan 29 Müslüman'ı şehit etti, 125 Müslüman'ı da yaraladı. 2011 yılında Oslo yakınlarındaki Utoya Adası'nda 77 can, beyaz ırkın üstünlüğüne inanan bir cani tarafından öldürüldü. 2015 senesinde Chapel Hill kentinde 3 gencimiz yine bir ırkçı tarafından evlerinde vurularak katledildi. 2017 yılında Kanada'daki cami saldırısında 6 Müslüman hayatını kaybetti. Batı Avrupa'da 2013-2017 yılları arasında Neo-Nazi gruplarınca gerçekleştirilen 113 terör saldırısında 66 masumun canına kasttedildi.

Gün geçmiyor ki bir ibadethaneye, sinagoga, mescide, iş yerine, derneğe yapılan saldırı haberini almayalım. Gün geçmiyor ki Müslümanların demokratik haklarını kısıtlamayı amaçlayan bir uygulamayla karşılaşmayalım. Gün geçmiyor ki göçmenleri, etnik, dini, kültürel kimliği farklı olanları hedef alan bir sorunla muhatap olmayalım. Yükselen kültürel ırkçılıktan yalnızca Müslümanlar değil aynı zamanda Museviler, Afrikalılar, Asya kökenliler, Romanlar da mağdur oluyor. Çoğu zaman bu nefret suçlarının failleri ya bulunmuyor, bulunduğu zaman ise 'psikolojik rahatsızlık…'. Yani hemen bir psikolojik rahatsızlığa bunu atfediyorlar. Münferit, adil suçlu denilerek olay ört bas ediliyor. Saydığım saldırıların faillerinden hiçbiri İslam düşmanı, yabancı karşıtı ve terör suçlamasıyla hakim karşısına ne yazık ki çıkarılmadı. Nasyonel Sosyalist yeraltı örgütünün işlediği ırkçı cinayetlerin medya ile Alman resmi makamları tarafından 'dönerci cinayetleri' yaftasıyla küçümsendiğini, önemsiz hale getirildiğini özellikle burada hatırlatmak isterim."

(Sürecek)

Facebook'un yapay zekası Yeni Zelanda'daki terörün canlı yayınını yakalayamamış

NEW YORK (AA) – Sosyal medya platformu Facebook'un yapay zekasının Yeni Zelanda'da iki camiye yönelik yapılan terör saldırısının canlı yayınını yakalayamadığı ortaya çıktı.

Facebook'tan yapılan yazılı açıklamada, Christchurch kentinde 50 kişinin yaşamını kaybettiği terör saldırısı anlarının sosyal medyadan yayımlandığı anımsatılarak, 17 dakikalık canlı yayın esnasında Facebook'un yapay zekasının bu konuda harekete geçmediği belirtildi.

Açıklamada terör saldırısı videosunun Facebook'un otomatik tespit sistemlerini uyarmadığını çünkü yapay zekanın bu tür videolar için yeterince eğitilmediğini vurguladı.

  • Canlı yayını kimse şikayet etmemişti

Facebook önceki gün yaptığı açıklamada da 17 dakikalık canlı yayın süresince 200 kişinin videoyu görüntülediği ancak bu sürede kendilerine hiçbir şikayet gelmediğini duyurmuştu.

Canlı yayın bittikten 12 dakika sonra Yeni Zelanda polisinin Facebook ile irtibata geçtiğine işaret edilen açıklamada, bu ihbarın hemen ardından videonun yayından kaldırıldığı kaydedilmişti.

  • Saldırı Facebook'ta canlı yayınlanmıştı

Yeni Zelanda'nın Christchurch kentinde, cuma namazı sırasında 10 dakika arayla iki camiye düzenlenen terör saldırılarında 50 kişi yaşamını yitirmişti. Terör saldırıları Facebook, YouTube ve Twitter gibi sosyal platformlarda paylaşılmıştı.

Facebook, saldırılardan sonraki ilk 24 saatte dünya çapında 1,5 milyon videoyu platformdan kaldırdığını, 1,2 milyonun ise yüklendiği sırada bloke edildiğini açıklamıştı.

İngiltere'de camilere balyozlu saldırı

LONDRA (AA) – İngiltere İçişleri Bakanı Sajid Javid, Birmingham kentinde 5 camiye balyozlu saldırı düzenlenmesine ilişkin, nefret içeren davranışların asla kabul edilmeyeceğini belirtti.

Javid, konuya ilişkin sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, camilere yönelik saldırıların endişe verici ve üzücü olduğunu belirterek, "Polis olayın sebebini araştırıyor. Ancak açıkça söylemek isterim ki nefret içeren davranışların toplumumuzda kesinlikle yeri yoktur ve asla kabul edilmeyecekler." ifadelerini kullandı.

Bu arada saldırıya uğrayan cami sayısının önceki açıklamaların aksine 5 olduğu da belirtildi.

Bu camilerden biri olan Witton İslam Merkezi'nden yapılan açıklamada, binanın önündeki tüm camların kırıldığı, hatta balyoz darbesi nedeniyle cam kırıklarının içeriye yayıldığı belirtildi.

Feyzul İslam Mescidi Sorumlusu Yusuf Zaman da saldırı karşısında adeta şok olduğunu belirterek, "Yetişkinler, bugün olanlar yüzünden çocuklarını camilerden uzak tutacaklarını söylüyorlar. Çünkü camiler güvende değil." diye konuştu.

Yerel yöneticiler de saldırı karşısında "dehşete kapıldıklarını" belirtti.

  • Balyozlu saldırı

Polisten yapılan açıklamada, Birmingham'da gece saatlerinde 4 caminin balyozla hedef alındığı belirtilirken, kentteki Müslümanlar ise sabah saatlerinde bir başka saldırı daha olduğunu kaydetti.

  • Terörle mücadele ekibi de de soruşturmaya dahil oldu

Polis Şefi Dave Thompson, konuya ilişkin ilk açıklamasında, saldırıların nedeninin henüz bilinmediğini belirterek, "Söyleyebileceğim şey, polis ve Terörle Mücadele Biriminin, kimin sorumlu olduğunu bulmak için yan yana çalıştıkları." demişti.

İngiltere'de yaşayan Müslümanlar, Yeni Zelanda'daki terör saldırısının ardından hükümetten camilerin güvenliğini arttırmasını istemişti.

“Depremde 155'i ağır yaklaşık 355 ev hasar gördü”

DENİZLİ (AA) – İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Denizli'nin Acıpayam ilçesinde meydana gelen depremde yaklaşık 355 evin hasar gördüğünü, bunlardan 155'inin ağır hasarlı olduğunu bildirdi.

Denizli'nin Çivril ilçesinde vatandaşlara hitap eden Soylu, Çivrillilere Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'dan selam getirdiğini söyledi.

Soylu, Acıpayam'da dün meydana gelen depremde can kaybının olmadığını anımsatarak, şöyle konuştu:

"Yaklaşık 355 ev hasar gördü, 155'i ağır hasarlı. Ya istedikleri yerde kendilerine para vermek suretiyle veyahut da eğer 'siz yapın' derlerse biz yapacaklarımızı hemen harekete geçirip inşallah o köyleri, o mahalleleri çok güzel bir hale getireceğiz. Yıkılan evlerin büyük bölümü kerpiç evlerdi. Şimdi inşallah daha dayanıklı olanını da hep beraber devletimizin gücüyle gerçekleştirmeye çalışacağız."

Çivril'e içini dökmeye, sevincini ve heyecanını paylaşmaya geldiğini anlatan Soylu, "Onlarca yıllardır bu ülkeye saldırıyorlar. Onlarca yıldır zenginleşmemizi, özgürleşmemizi, kardeşliğimizi istemiyorlar. Onlarca yıldır başımızda kaynar kazanlar kaynatıyorlar ama Allah sizden razı olsun ki onlarca yıldır bu saldırılarda elif gibi dik durdunuz, minnettarız, müteşekkiriz." dedi.

Soylu, Türkiye'nin her 10 yılda bir darbelerle terbiye edilmek istendiğine işaret ederek, "Gün geldi inancımızı, gün geldi birliğimizi, gün geldi beraberliğimizi, gün geldi bu ülkedeki umutlarımızı kırabilmek için ellerinden gelen her şeyi yaptılar. Bize parmak salladılar. Amerika'dan parmak salladılar, Avrupa'dan parmak salladılar. Bize 'Haddinizi bilin, siz kimsiniz, köylüler, siz kimsiniz kasketliler, siz kimsiniz şalvarlılar, poturlular, eli nasırlılar, kimsiniz de bu ülkeyi idare edeceksiniz' dediler." diye konuştu.

  • "Bu coğrafyada biz karar vermedikçe kimse oyun kuramaz"

Türkiye'nin her zaman zayıflatılmaya çalışıldığını ifade eden Soylu, "Şimdi Mecliste başı açığı da var, başı kapalısı da var. Ülke battı mı, ülke bölündü mü, ülke parçalandı mı? Yıllarca bizi bunlarla uğraştırdılar, hep ayaklarımızın ucuna baktırdılar, hiç geleceğe baktırmadılar. Bugün başı açığı da başı kapalısı da Mecliste. Bugün benim ülkem daha güçlü, benim ülkem daha büyük, Cumhuriyetimiz daha büyük, cumhuriyetimiz daha güçlü." dedi.

Soylu, Irak'ın kuzeyinde yeni bir devlet kurmak istediklerini ancak Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın buna izin vermediğini belirterek, "Hiç durmadılar, eğer bizde en ufak bir boşluk görseler, bizde en ufak bir zafiyet görseler, bizde en ufak bir eksiklik görseler kafamıza binecekler. Tayyip Erdoğan ve Türkiye, tarihe ve dünyaya bir not bıraktı. Ey dünya, size sesleniyorum, ey gelecek nesillerimiz size bir emanet bırakıyoruz. Bıraktığımız emanet şudur, Bu coğrafyada biz karar vermedikçe kimse oyun kuramaz." ifadelerini kullandı.

(Sürecek)

Suriye'de çocuklar yer altında büyüyor

İDLİB (AA)- BURAK KARACAOĞLU/EŞREF MUSA- Suriye'de rejim güçlerinin saldırılarından korunmak için aileleriyle mağaraya sığınan çocuklar, gün ışığı, temiz hava ve oyundan yoksun büyüyor.

Beşşar Esed rejimi ve destekçileri, İdlib'de ateşkesi sağlamak ve 4 milyon civarı sivili korumak için varılan uluslararası mutabakatların tümünü hiçe sayıyor.

8 yıldır süren iç savaşta en yoğun saldırıların hedefindeki İdlib'de siviller, hayatta kalabilmek için mağaralara sığınıyor.

Bu yöntem yoğun hava saldırılarına karşı korumasa da rejimin topçu saldırılarına karşı muhafaza sağlıyor.

Böylece siviller, canlarını koruyabilmek için kendilerini karanlığa mahkum ediyor.

Bu durum en fazla çocukları olumsuz etkiliyor. Güneş ışığı, temiz hava, sosyal çevreden yoksun çocuklar, çeşitli fiziksel gerilikler ve ruhsal rahatsızlıklar yaşıyor.

Konuşma bozuklukları görülen çocuklar, az sayıdaki oyuncaklarıyla vakit geçiriyor.

Beş çocuk babası Muhammed Hudeyri, sığındığı mağarada AA muhabirine yaptığı açıklamada, bir çocuğunu Esed rejiminin topçu saldırısında, diğerinin de hava saldırısında yaşamını yitirdiğini söyledi.

İki çocuğunu yaralayan saldırıların ardından mağaraya sığınmak zorunda kaldıklarını belirten Hudeyri, hava saldırısında evinin yıkıldığını söyledi.

Hudeyri, şöyle devam etti:

"Çocuklarımı ve ailemi korumak için mağara kazdım. Burada yaşıyoruz. Her gün 50'den fazla top, tank, havan ve kara saldırısı düzenleniyor. Mağaradan başka bir yerde yaşayamam. Güvenemem. Ben kamplarda yaşamayı denedim ama dayanamadım. Orada iş yok. Açlıktan ölürsün." dedi.

  • "Bu mağara ailemin mezarı olabilir"

Hudeyri, saldırı sesi duyduklarında mağaraya koştuklarını ifade ederek, "Bir kurşun veya top saldırısında korur ama Rus uçaklarının düzenleyeceği saldırılardan koruyamaz. Komşularım bir Rus hava saldırısında yer altında kazdıkları mağaranın içinde gömüldü ve öldü. Bu mağara ailemin mezarı olabilir." şeklinde konuştu.

Çocuklarının dışarıda oyun oymak istediklerini ifade eden Hudeyri, şöyle devam etti:

"Kucağımdaki çocuk dışarıda oynamak istiyor ama bir saldırı sesi duyunca hemen mağaraya koşuyor. Oynayabileceği akranı da yok. Bu yaşa kadar konuşması lazımdı. Konuşacak, oynayacak çocuk olmadığı için konuşma geriliği yaşıyor. En güzel günlerini yaşamıyor. 13 saat mağara içinde yaşıyor. Bu çocuğun suçu nedir?"

  • "Annem bombardıman nedeniyle dışarıya çıkmama izin vermiyor"

Mağaraya sığınan sivillerden 42 yaşında Mustafa Hadari de rejimin saldırılarında evinin yıkıldığını ve saldırıların sürmesi nedeniyle mağaraya sığınmak zorunda kaldıklarını söyledi.

Hadari, "Benim işim, hayatım burada. Kamplara çıkmadım, çıkmam. Ailem çamaşır yıkamak için dışarıya çıktı. Bir insansız hava aracı saldırısında kızımı kaybettim. Eşim yaralandı. Mağara top ve havan saldırısında korur ama hava saldırısından koruyamaz." dedi.

Mağarada yaşayan çocuklardan 7 yaşındaki Rene Hadari de "Annem bombardıman nedeniyle dışarıya çıkmama izin vermiyor. Arkadaşlarım çok uzak mesafede. Mağara içinde bir kuzenim var. Sadece onunla oynuyorum." ifadelerini kullandı.

Hayyan Hattab da "Ben 6. sınıftayım. Bombardıman nedeniyle köyümdeki herkes göç etti. Mağarada ders çalışıyorum çünkü saldırılar yüzünden okullara ara verildi. Ne zaman durum eski haline dönecek ki arkadaşlarımla oynayabileyim?" şeklinde konuştu.

7 yaşındaki Sara Hattab da eskiden arkadaşlarıyla oynadığını, artık annesinin dışarı çıkmasına izin vermediğini kaydetti.

Esed rejimi ve İran destekli terörist grupların, Soçi mutabakatını ihlal ederek, "İdlib Gerginliği Azaltma Bölgesi" içindeki sivil yerleşimlere bu yıl başından itibaren yaptıkları hava ve kara saldırılarında en az 147 sivil hayatını kaybetti, 440'tan fazla sivil yaralandı.

Yeni Zelanda'daki iki camiye yapılan terör saldırısı

KUALA LUMPUR (AA) – Yeni Zelanda'nın Christchurch kentinde iki camiye yönelik düzenlenen terör saldırısının ardından kaybolan 17 yaşındaki Malezya vatandaşının da yaşamını yitirdiği bildirildi.

Malezya basınında yer alan haberlere göre, geçen hafta meydana gelen terör saldırısının ardından kendisinden haber alınamayan ve günlerdir aranan Malezya vatandaşı Mohd Haziq Mohd Tarmizi'nin öldüğü, Yeni Zelanda'daki Kuala Lumpur Büyükelçiliği yetkilileri tarafından doğrulandı.

Medyada çıkan haberlerin ardından eski Başbakan Necip Rezak, sosyal medya hesabı üzerinden vefat eden genç için dua ederek, taziye mesajı yolladı.

Christchurch'teki Al Noor ve Linwood camilerinde 15 Mart'ta gerçekleşen terör saldırılarında Malezya vatandaşı Mohd Tarmizi Shuib ve 12 yaşındaki oğlu Mohd Haris yaralanmış, 17 yaşındaki diğer oğlu Mohd Haziq ise kaybolmuştu.

Mohd Haziq'i aramak için Yeni Zelandalı yetkililer günlerdir seferber olmuştu.

Nijerya'da Boko Haram saldırısı: 5 ölü

ABUJA (AA) – Batı Afrika ülkelerinden Nijerya'nın kuzeydoğusunda, Boko Haram terör örgütünün düzenlediği saldırıda 5 kişi yaşamını yitirdi.

Adamawa Eyalet Polis Sözcüsü Othman Abubakar, eyaletin Michika bölgesinde örgütün düzenlediği silahlı saldırı sonucu 5 kişinin hayatını kaybettiğini, çok sayıda kişinin yaralandığını belirtti.

Abubakar, saldırının ardından güvenlik güçleri ile örgüt üyeleri arasında çıkan çatışmalarda 11 teröristin öldürüldüğünü, 3 teröristin de yakalandığını kaydetti.

Nijerya'da 2000'li yılların başından bu yana varlık gösteren terör örgütü Boko Haram'ın 2009'dan itibaren düzenlediği kitlesel şiddet eylemlerinde 20 binden fazla kişi öldü.

Örgüt, 2015'ten bu yana ülkenin sınır komşuları Kamerun, Çad ve Nijer'de de saldırılar yaptı. Örgütün, Çad Gölü Havzası'ndaki saldırılarında en az 2 bin kişi yaşamını yitirdi.

Eski Boko Haram sözcüsü Ebu Musab el Barnawi'nin 2016'da örgütün yeni elebaşı olarak atanması, 2009'dan bu yana elebaşı olan Ebubekir Şekau ile Ebubekir Barnawi arasında tartışmalara ve örgütte bölünmeye neden olmuştu.

Almanya'da hamile başörtülü kadına saldırı

BERLİN (AA) – Almanya'nın başkenti Berlin'de kimliği henüz belirlenemeyen bir kişi, hamile başörtülü kadının karnına yumruk attı.

Berlin polisinin yaptığı açıklamada, 41 ve 47 yaşlarındaki iki kadının, çocuklarıyla Neukölln tren istasyonda yürürlerken köpeğini kendilerine doğru yaklaştıran bir kişiyle münakaşa ettikleri belirtildi.

Açıklamada, söz konusu kişinin, başörtüleri nedeniyle kadınlara hakaret ettiği, 41 yaşındaki hamile kadının karnına yumruk attığı, 47 yaşındaki kadının ise yüzüne atılan yumruktan son anda kaçabildiği aktarıldı.

Saldırganın olay yerinden kaçtığı ifade edilen açıklamada, olay yerine gelen sağlık ekiplerinin her ihtimale karşı hamile kadını hastaneye kaldırdığı, polisin olayla ilgili soruşturma başlattığı kaydedildi.

Yeni Zelanda'daki saldırı canlı yayın sırasında şikayet edilmemiş

NEW YORK (AA) – Sosyal medya platformu Facebook, Yeni Zelanda'da iki camiye yönelik terör saldırısı anlarının canlı yayınlandığı süre boyunca hiçbir kullanıcının şikayette bulunmadığını açıkladı.

Facebook'tan yapılan yazılı açıklamada, Christchurch kentinde 50 kişinin yaşamını kaybettiği terör saldırısı anlarının sosyal medya üzerinden yayımlandığı anımsatılarak, 17 dakikalık canlı yayın esnasında 200 kişinin videoyu görüntülediği ancak bu sürede kendilerine hiçbir şikayet gelmediği belirtildi.

Canlı yayın bittikten 12 dakika sonra Yeni Zelanda polisinin Facebook ile irtibata geçtiğine işaret edilen açıklamada, bu ihbarın hemen ardından videonun yayından kaldırıldığı kaydedildi.

Öte yandan, Jared Holt adlı bir gazeteci canlı yayını görür görmez Facebook'a bildirdiğini ancak şikayetine bir cevap alamadığını ileri sürdü.

Holt," Ben videoyu açtığımda saldırının yarısına gelinmişti ve korkunçtu. Hemen bildirimde bulundum. Ya Facebook yalan söylüyor ya da sistem düzgün çalışmıyor." ifadelerini kullandı.

  • Saldırı Facebook'ta canlı yayınlanmıştı

Yeni Zelanda'nın Christchurch kentinde, cuma namazı sırasında 10 dakika arayla iki camiye düzenlenen terör saldırılarında 50 kişi yaşamını yitirmişti. Terör saldırıları Facebook, YouTube ve Twitter gibi sosyal platformlarda paylaşılmıştı.

Facebook, saldırılardan sonraki ilk 24 saatte dünya çapında 1,5 milyon videoyu platformdan kaldırdığını, 1,2 milyonun ise yüklendiği sırada bloke edildiğini açıklamıştı.

Yeni Zelanda Başbakanı Jacinda Ardern, bugün yaptığı açıklamada, Facebook ile iletişim içinde olduklarını, terör saldırısının videosunun kaldırılmasına yönelik çabaları hakkında bilgi aldıklarını belirtirken, videonun hala internet ortamında var olmasından duyduğu hayal kırıklığını dile getirmişti.

Jacinda Ardern, videonun yayınlandığı platformların "postacı değil yayıncı" olduklarına, dolayısıyla sorumlu davranmaları gerektiğine işaret etmişti.