“ABD'nin tek hedefi Tahran'a geri dönmek”

TAHRAN (AA) – İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani, ABD'nin İran'a yönelik baskıları artırarak Tahran'a geri dönmeyi amaçladığını söyledi.

Ruhani, İran takvimine göre 1397 yılının son Bakanlar Kurulu toplantısının ardından yaptığı konuşmada gündemdeki konulara ilişkin değerlendirmede bulundu.

Ülkesinin geçen yıl yaptırımlar nedeniyle sıkıntılı günler geçirdiğini ancak ABD'nin baskılarına boyun eğmediğini dile getiren Ruhani, "Düşmanın komploları ve halkın sorunları karşısında gaflete düşmeyeceğiz. İran düşmanları hiçbir zaman hedeflerine ulaşamayacak." dedi.

Washington yönetiminin yaptırımları devam ettirmesi ve baskıları artırması durumunda İran'a dönebileceğini düşündüğünü savunan Ruhani, şu ifadeleri kullandı:

"ABD'nin sadece bir hedefi var o da Tahran'a geri dönmek. ABD, Tahran'a dönüp yeniden halka hükmetmek istiyor. Ancak bu amacın gerçekleşmesi mümkün değildir."

  • "Ulaşmak istediğimiz noktanın gerisinde kaldık"

Geride bıraktıkları bir yılda hedeflerine ulaşamadıklarını ifade eden Ruhani, "Eşkıyalar bize saldırdı ve ulaşmak istediğimiz noktanın biraz gerisinde kaldık. İşimiz de bu anlamda biraz zorlaştı. ABD gibi süper bir güç, İsrail ve bölgedeki gerici güçler el ele vererek İran'a diz çöktürmeye ve 40 yıllık intikamı almaya çalıştılar. Bu şekilde bizim için döviz ve malların fiyatıyla ilgili problemler meydana getirdiler." diye konuştu.

Ruhani, yaptırımlar nedeniyle ABD'ye karşı Lahey'deki Uluslararası Adalet Divanı'nda dava açılması için Hukuk İşlerinden Sorumlu Cumhurbaşkanı Yardımcısı, Adalet Bakanı ve Dışişleri Bakanı'nı görevlendirdiğini belirtti.

“İran komşularıyla iş birliğini artırmanın çabası içinde”

TAHRAN (AA) – İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani, bölgedeki bazı ülkelerin İran'ı zayıflatma çabası içinde olduğunu ancak Tahran yönetiminin tüm komşularla iş birliğini artırmayı hedeflediğini söyledi.

İran'ın güneyinde Basra Körfezi kıyısında bulunan Buşehr eyaletini ziyaret eden Ruhani, kalabalığa konuştu.

Dünyanın en büyük doğal gaz sahası olarak bilinen Güney Pars'ta bugün 11 milyar dolara mal olan 4 yeni gaz sahasının açılışını gerçekleştireceklerini belirten Ruhani, yaklaşık bir ay sonra da su, tarım ve barajla ilgili 10 milyar dolarlık bir projenin daha açılışını yapacaklarını söyledi.

Bu projelerin "düşmanların baskılarına rağmen İran'ın yoluna devam edeceği anlamına geldiğini" savunan Ruhani, "Düşman geçen yılda tüm gücüyle halkın geçimini zorlaştırmak için baskı uyguladı. Bu şekilde İran halkı ile devrimin arasını açmayı planlıyordu ancak başaramadı." ifadelerini kullandı.

Bölge ülkeleriyle ilişkilere de değinen Ruhani, komşularla dostane bir irtibatlarının olduğunu dile getirerek şu değerlendirmede bulundu:

"Bölgedeki bazı ülkeler İran'ı zayıflatmak için uğraşıyor ancak biz tüm komşularla iş birliğini artırmanın çabası içindeyiz. İran bölgenin gelişmesini ve ilerlemesini sağlayacak ilişkilerden yanadır."

-"Sabit gelirli olanlar en ağır sorunlarla karşı karşıya"

Ruhani enflasyonun bu yıl yüzde 20'nin üzerinde gerçekleştiğine işaret ederek şunları kaydetti:

"Sayıları yaklaşık 5 milyon 500 bin olan sabit gelirli vatandaşlarımız bugün en ağır sorunlarla karşı karşıya. Bu yüzden toplamda 12 milyon çalışan için memurlara yüzde 20 işçilere yüzde 20'nin üzerinde zam yapacağız."

İran'dan İslamofobiye karşı uluslararası mücadele çağrısı

ANKARA (AA) – İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani, Yeni Zelanda'nın Christchurch kentinde iki camiye yapılan ve 49 kişinin hayatını kaybettiği terör saldırılarını kınayarak, bazı Batı ülkeleri tarafından teşvik edildiğini belirttiği İslamofobiye karşı uluslararası mücadele çağrısında bulundu.

İran Cumhurbaşkanlığının internet sitesinde yayımlanan yazılı açıklamada Ruhani, Yeni Zelanda'da Müslümanlara yönelik terör saldırısını "barbarca ve acı verici" olarak niteledi.

Saldırıyı kınayan ve İslamofobiye karşı uluslararası mücadele çağrısında bulunan Ruhani, "İbadet için toplanan masum ve savunmasız birçok insanın şehit edildiği ve birçoğunun da yaralandığı bu barbarca suç, bazı Batılı hükümetler tarafından teşvik edilen İslamofobiye karşı çok taraflı uluslararası mücadelenin gerekliliğinin göstergesidir." dedi.

Ruhani, terörizme karşı uluslararası ortak mücadele çağrısı yaparak, "Bu suç, terörizmin halen dünyanın en önemli sorunlarından biri olduğunu ve dünyanın herhangi bir yerindeki şiddet ve aşırılığa karşı ortak mücadelenin gerekliliğini ortaya koyuyor." ifadelerini kullandı.

Ruhani ayrıca saldırının faillerinin yakalanarak yargılanmaları için İran'ın olayın takipçisi olacağını belirtti.

  • "Aşırıcılık ve örgütlü şiddet hiçbir sınır tanımıyor"

İran Cumhurbaşkanı Birinci Yardımcısı İshak Cihangiri de yaptığı açıklamada, Müslümanlara yönelik terör saldırısını kınayarak, "aşırıcılık, şiddet ve nefretin kaynağının kurutulması için dünyadaki mevcut irade ve eylemlerin ötesine geçilerek daha fazla adım atılması gerektiğini" belirtti.

"Bu saldırı, aşırıcılığın ve örgütlü şiddetin hiçbir sınır, mezhep, kadın, erkek, coğrafya ve güven ile huzur içindeki toplumu tanımadığını bir kere daha göstermiştir." ifadelerini kullanan Cihangiri, şiddet ve aşırıcılığı savunanlar ile çifte standartçı, ırkçı ve ayrımcı politikalarıyla Müslümanlara karşı nefreti aşılayan ülke liderlerinin de bu tür terör saldırılarının gerçekleşmesinde pay sahibi olduklarını vurguladı.

  • İran Meclis Başkanı'ndan terörizmle mücadelede iş birliği çağrısı

İran Meclis Başkanı Ali Laricani de yayınladığı kınama mesajında, dünya ülkelerinin terörizmle mücadelede daha uyanık olması ve iş birliği yapması gerektiğine dikkati çekti.

Laricani mesajında, "Terörist grupların fikirsel kökleri kurutulmadan dünyanın hiçbir bölgesinde gerçek anlamda barış ve huzur olmayacaktır. İran, terörizmle mücadelede genel bir çözüm yoluna ulaşmak için tüm bağımsız ülkelerle iş birliğine hazırdır." ifadelerini kullandı.

“İran birçok ihtiyacını Irak’tan karşılayabilir”

TAHRAN (AA) – İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani, Irak ziyaretinde birçok projenin gündemde olduğunu ve Tahran'ın birçok ihtiyacını Irak'tan karşılayabileceğini söyledi.

Ruhani, 3 günlük Irak ziyareti öncesi Tahran Mehrabad Havalimanı'nda gazetecilere yaptığı açıklamada iki ülke ilişkilerine dair değerlendirmelerde bulundu.

Ziyarette İranlı iş adamlarının da kendisine eşlik ettiğini aktaran Ruhani, Irak'ta sağlık, ticaret, yatırım, transit geçiş, turizm ve bölge güvenliğiyle ilgili görüşmeler yapacaklarını belirtti.

İran ile Irak arasında yapılacak tren hattının iki ülkenin ve ziyaretçilerin menfaatine olacağını dile getiren Ruhani, "İran birçok ihtiyacını Irak’tan karşılayabilir, bu ziyarette önemli projeler gündemimizde. Transit taşımacılığın bizim için özel bir önemi var. Irak ile iletişim kanallarımızın genişlemesini istiyoruz." diye konuştu.

Iraklı aşiret temsilcileri ve siyasilerle de görüşmeler gerçekleştireceğini belirten Ruhani, sanayi şehirlerinin kurulması projesine iki tarafın da ilgi duyduğunu, toz ve kum fırtınası gibi çevresel sorunlar konusunda da ortak adımlar atılabileceğini kaydetti.

ABD Başkanı Donald Trump'ın Aralık 2018'de Irak'a yaptığı gizli ziyareti eleştiren Ruhani, "İran'ın bölge ülkeleri ve Irak ile kardeşliği baki kalacak. Tahran ile Bağdat ilişkileri bu ülkenin işgalci ABD ile olan ilişkileriyle kıyaslanamaz. ABD bölgede istenmiyor. ABD'nin Irak, Suriye ve diğer bölge halklarının üzerine yağdırdığı bombalar unutulacak hadiseler değildir." değerlendirmesinde bulundu.

İran devlet medyasına göre Ruhani, Cumhurbaşkanı olarak Irak'a ilk ziyaretini gerçekleştiriyor.

Iraklı mevkidaşı Berhem Salih'in daveti üzerinde Bağdat'a giden Ruhani'nin 3 günlük temasları kapsamında Salih'in yanı sıra Irak Başbakanı Adil Abdulmehdi, Meclis Başkanı Muhammed el-Halbusi, Şii dini otoritelerden Ayetullah Ali es-Sistani ve diğer birçok siyasi, dini şahsiyetiyle bir araya gelmesi bekleniyor.

Ruhani'den AB'ye “ABD'nin boşluğunu doldurun” çağrısı

ANKARA (AA) – İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani, ABD'nin nükleer anlaşmadan çekilmesinden sonra oluşan boşluğun Avrupa Birliği (AB) tarafından doldurulması gerektiğini söyledi.

İran Cumhurbaşkanlığından yapılan açıklamaya göre, Malta'nın Tahran Büyükelçisi Paul Mifsud'un güven mektubunu sunduğu kabulde konuşan Ruhani, AB'ye nükleer anlaşmanın korunması konusunda ABD'nin yerini doldurma çağrısında bulundu.

Nükleer anlaşmanın imzalanmasıyla birlikte Malta'nın da aralarında bulunduğu Avrupa ülkeleriyle ilişkilerde yeni bir döneme girdiklerini ancak ABD'nin anlaşmadan tek taraflı ve "yasa dışı" şekilde ayrılmasından sonra anlaşmanın boşluğa düştüğünü söyleyen Ruhani, "Avrupa Birliği'nden beklentimiz ABD'nin çekilmesinden sonra oluşan boşluğu telafi etmesidir." dedi.

Malta Büyükelçisi Mifsud ise nükleer anlaşmayı AB ile İran arasındaki ikili ve çok taraflı ilişkilerin geliştirilmesinde "yol haritası" olarak gördüklerini belirterek, "Malta nükleer anlaşmayı destekliyor." ifadesini kullandı.

Washington yönetimi, BM Güvenlik Konseyi'nin 5 daimi üyesi ve Almanya ile İran arasında 2015'te imzalanan nükleer anlaşmadan Mayıs 2018'de tek taraflı çekilmişti. ABD'nin anlaşmadan çekilmesinin ardından Tahran yönetimini nükleer anlaşmada tutmak isteyen AB, İran'la ticareti kolaylaştırmak ve Avrupalı şirketleri ABD'nin yaptırımlarından korumak için INSTEX adında ödeme mekanizmasını devreye sokmuştu. Mekanizmanın sadece ilaç ve gıda ticaretini kapsaması Tahran yönetiminin tepkisini çekmişti.

İran Dışişleri Bakan Yardımcısı Abbas Arakçi, salı günü Alman diplomat Phillip Ackermann'la Tahran'daki görüşmesinde, "Nükleer anlaşmayı korumak için siyasi kararlılık yeterli değildir. Avrupa nükleer anlaşmayı korumak için adım atmalı ve bedel ödemelidir." demişti.

Azerbaycan Dışişleri Bakanı Memmedyarov, İran Cumhurbaşkanı Ruhani ile görüştü

TAHRAN (AA) – İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani, resmi temaslarda bulunmak üzere ülkeye gelen Azerbaycan Dışişleri Bakanı Elmar Memmedyarov'u makamında kabul etti.

İran Cumhurbaşkanlığından yapılan açıklamaya göre, Ruhani'nin Memmedyarov'u kabulünde, iki ülke arasındaki ekonomik, siyasi ve kültürel ilişkiler ele alındı.

Ruhani, İran ile Azerbaycan arasındaki ilişkilerin her alanda güçlenmesinden yana olduklarını belirterek, Tahran ile Bakü arasındaki iş birliğini artırmaya yönelik devam eden birçok projenin olduğunu ifade etti.

İran ile Azerbaycan arasındaki tren hattının ilişkilerin gelişmesi için çok önemli olduğuna işaret eden Ruhani, enerji ve diğer alanlarda imzalanan anlaşmaların uygulamaya konulması için daha fazla çaba gösterilmesi gerektiğini belirtti.

Azerbaycan Dışişleri Bakanı Memmedyarov da iki ülke arasındaki iş birliğinin gelişmesinin önünde hiçbir engelin olmadığını ifade etti.

Memmedyarov ayrıca, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Alivey'in Ruhani'yi Bakü'ye davet eden mektubunu iletti.

İran Dışişleri Bakanlığından yapılan açıklamada ise sabah saatlerinde Tahran'a gelen Memmedyarov'un, Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif ile bir araya gelerek bölgesel ve uluslararası konuların yanı sıra iki ülke arasındaki ekonomik iş birliğini ele aldıkları kaydedildi.

“ABD, İran'ın 1979 öncesine dönmesini istiyor”

TAHRAN (AA) – İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani, ABD'nin İran'ın 1979 öncesi şartlara dönmesini istediğini ancak bunu kabul etmelerinin mümkün olmadığını belirterek, Washington yönetimi ile yaşadıkları bu görüş ayrılığının müzakere ve uzlaşı konusu olamayacağını söyledi.

Ruhani, ülkenin kuzeyindeki Gilan eyaletine bağlı Lahican'da Reşt ile Kazvin kentleri arasında tren seferlerinin başlaması nedeniyle düzenlenen törende yaptığı konuşmada, ABD yaptırımlarına ilişkin açıklamalarda bulundu.

Yaptırımlarla ABD'nin amacına ulaşamadığını ancak İran için ciddi sıkıntılar oluşturduğunu belirten Ruhani, "Normal şartlarda değiliz, psikolojik ve ekonomik bir savaştayız. Çok önemli ve hassas şartlardayız. ABD, ülkemiz ve halkımız için sorunlar oluşturdu. Ancak bu şartlarda geri adım atmak tüm kazanımlarımızı kaybetmek demektir." diye konuştu.

ABD'nin bu yılı (İran takvimine göre 21 Mart'ta sona erecek olan 1397 yılını) İran'ın yenilgisi ve kendi zaferine dönüştürmeyi planladığını ancak bunu başaramadığını savunan Ruhani, Washington yönetiminin İran'da rejim değişikliği amaçladığını ifade ederek, şunları kaydetti:

"ABD ile olan ihtilafımız ve problemimiz Washington yönetiminin 40 yıl öncesine dönmemizi istemesidir. ABD, İran'ın 1979 öncesine dönmesi gerektiğini söylüyor. Ancak biz geriye dönmeyeceğimizi ve bağımsızlık ile demokrasi yolunda ilerlemeye devam edeceğimizi söylüyoruz. O yüzden ABD ile yaşadığımız bu görüş ayrılığı müzakere ve uzlaşı konusu olamaz."

Ruhani, verdiği sözü ilk ihlal eden tarafın İran olması için Amerikan yönetiminin ciddi tahriklerde bulunduğunu ve dünyayı da yanına almaya çalıştığını belirterek ancak bunu başaramadığını dile getirdi.

İran Cumhurbaşkanı "Müttefikleri olan Avrupa ülkeleri Beyaz Saray'ın planlarına boyun eğmedi. AB ülkeleri Varşova Konferansında da ABD'nin yanında durmadı." ifadelerini kullandı.

Ruhani, ülkede tüketilen akaryakıt konusunda kendilerine yetecek seviyeye geldiklerini dile getirerek, eskiden günlük 6,5 milyon litre dizel ile 12, 5 milyon litre benzin ithal ettiklerini, şimdi ise hem bu konuda hem de diğer birçok kalemde kendi ihtiyaçlarını karşılayabildiklerini söyledi.

İran Cumhurbaşkanı Ruhani son olarak açılışını yaptıkları demir yolu hattının; Afrika, Asya, doğu ve kuzey Avrupa ile birçok bölgeyi birbirine bağlayacak büyük bir projenin parçası olduğunu ifade etti.

“Radikallerin baskısı zirveye çıktığı için Zarif istifa kararı aldı”

TAHRAN (AA) – MUHAMMET KURŞUN/NARGES REZAİ – İranlı politika uzmanları ve siyasetçiler, Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif'in, muhafazakar kanadın yoğun baskısı, dış siyasete yönelik müdahaleler ve sürekli olarak kendisini diplomatik alanda zorda bırakan politikalar nedeniyle istifa kararı aldığı görüşünde.

İranlı uzmanlar ve siyasetçiler, Dışişleri Bakanı Zarif'in dün Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani tarafından reddedilen tartışmalı istifasını, bu kararın perde arkasını ve ardından görevine geri dönmesini AA muhabirine değerlendirdi.

Siyaset uzmanı Nevid Cemşidi, İran'ın dış siyasetinde başından itibaren kasıtlı ve sistematik olarak paralel yapılar kurulduğunu ve ülkedeki mevcut kurumlardan hiçbirinin dış siyaseti belirleyemediğini belirtti.

Cemşidi, sistemin konulara bağlı olarak her seferinde bir mekanizmayı öne çıkardığını söyledi.

Suriye rejimi lideri Beşşar Esed'in İran lideri Ali Hamaney ve Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani ile görüşmesinde Kasım Süleymani, Ali Ekber Vilayeti ve diğer aktörlerin yer almasından Zarif'in çok rahatsız olduğunu ifade eden Cemşidi, "Zarif, diğer kurumların Dışişleri Bakanlığının işlerine müdahalesinden rahatsızdı. Çünkü Zarif'e göre Dışişleri Bakanlığı dış siyaseti belirleyen en yetkili organdı." diye konuştu.

  • "İran rejimi ilişkileri yumuşatmak istediği zaman Zarif'i öne çıkarıyor"

BM'deki görevinden Ruhani hükümetinde yer alışına ve nükleer anlaşmaya kadar Zarif'in İran dış siyasetinde belirleyici rol oynadığını dile getiren Cemşidi, şöyle konuştu:

"İran rejimi, dünya ile irtibat kurmak ve ilişkileri yumuşatmak istediği zaman Zarif'i öne çıkarıyor. Diğer türlü Kasım Süleymani ve onun gibi diğer isimler daha aktif. Yapılacak görüşme gizli ve açıklanmaması gerekiyorsa Ali Ekber Velayeti katılıyor. Ancak bunların hiçbirinin dış siyasette mutlak bir iradesi yok."

Cemşidi, ABD ile nükleer anlaşma ihtiyacı oluştuğu zaman Ruhani'nin göreve geldiğini, dış siyasete hakimiyeti ve İngilizceyi iyi bilmesinden dolayı da Zarif'in Dışişleri Bakanlığına getirildiğini belirterek, "İran'ın çıkarları öyle gerektirdiği için Zarif'e fazla yetki verildi ve nükleer anlaşma imzalandı. Ancak dış siyasetin diğer aktörleri ki bunlar silah, para ve diğer alanlarda daha fazla güce sahipler, bölgede daha fazla operasyon yapmaya başladı. Bunlardan biri de Yemen'di. Zarif, Dışişleri Bakanı olmasına rağmen Yemen, Suriye, Irak, Afganistan ya da diğer bir bölgede yürütülen politikalarda ilk bilgi sahibi olanlardan biri değildi." değerlendirmesinde bulundu.

Muhafazakarlar ile reformistler arasında özellikle ekonomik alanda şiddetli bir güç mücadelesinin olduğunu savunan Cemşidi, bunun için Ruhani'nin de sürekli olarak radikal kanadın hedefinde olduğunu ifade etti.

Cemşidi, İran'ın yapısında bir kişinin kendi başına aniden istifa kararı almasının mümkün olmadığını, Ruhani'nin de bu nedenle istifayı kabul etmediğini ve Zarif'in de görevine dönerek dün Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan görüşmesinde hazır bulunduğunu söyledi.

  • "Bu istifa İran'ın iç ve dış siyasetinde büyük değişikliğin habercisidir"

Reformistlerin Zarif'in istifasıyla ilgili olarak başka kurumların dış siyasete müdahalesinden yakındığını hatırlatan Cemşidi, şunları kaydetti:

"Devrimin ilk yıllarında Mehdi Bazirgan da yapılan müdahalelerden kaynaklı olarak başbakanlıktan istifa etti. Muhammed Hatemi de o kadar halkın desteğine rağmen politikalarını uygulayamadı. İstifanın dış müdahaleler nedeniyle meydana geldiği yorumu doğru değil. Bu istifa kararının muhafazakarların reformistlere ve ılımlılara yönelik yoğun baskısı sonucunda alındığını düşünüyorum. Radikallerin baskısı zirveye çıktığı için Zarif istifa kararı aldı. Bu istifa İran'ın iç ve dış siyasetinde büyük değişikliğin habercisidir."

  • "Zarif ilgili-ilgisiz kurumların müdahalesinden şikayetçi ve kırgın"

İran Milli Güven Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve Tahran Milletvekili İlyas Hazreti de dış siyaset alanındaki tüm kurumların Dışişleri Bakanı ile uyum içinde hareket etmesi gerektiğini, ancak İran'daki koordinasyonsuzluğun sadece bu dönemde olmadığını belirtti.

Devrimin ilk yıllarında Mir Hüseyin Musevi'nin de birçok meselenin kendisinin bilgisi dışında geliştiğinden yakınarak istifa ettiğini hatırlatan Hazreti, "Dış siyaseti sürekli olarak yetkili organlar yürütmüyor. Yetkisi olmayan bazı kişiler, kendi başlarına öyle işler yapıyor ki meydana gelen sorunları Dışişleri Bakanlığı çözmek durumunda kalıyor." dedi.

Zarif'in şikayetlerinden birinin de Ruhani'nin Esed ile yaptığı görüşmeye ilişkin davet edilmemesi ve bilgilendirilmemesi olduğunu söyleyen Hazreti, "Diplomatik teamüllere göre Dışişleri Bakanı'nın böyle bir ziyarette bulunması gerekiyordu ancak bu kaide dikkate alınmadı. Zarif, dış siyasetteki uyumsuzluktan ve ilgili-ilgisiz kurumların müdahalesinden şikayetçi ve kırgın." diye konuştu.

Hazreti şöyle devam etti:

"Ruhani ile Esed görüşmesine davet edilmemesi Zarif'in rahatsızlığına neden oldu. Zarif, Dışişleri Bakanlığının artık Ruhani tarafından önemsenmediğini düşündü ve önceki kırgınlıklara bu rahatsızlık da eklenince istifa etmeye karar verdi. Bundan önce Suudi Arabistan'daki Tahran Büyükelçiliğine yapılan saldırı, Danimarka ve Fransa'daki gelişmeler de Zarif’i rahatsız etmişti."

Hazreti, Zarif'in FATF yasa tasarısının kabul edilmesiyle ilgili de çok çabaladığını ve bu gayretlerinin sonuç vermemesinin de istifa kararı almasında önemli bir rol oynadığını belirtti,

  • "Zarif radikal gruplarla uğraşmak zorunda kaldı"

İranlı siyaset bilimci Prof. Dr. Sadık Zibakelam ise İran'ın sürekli olarak Pakistan, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri'ni (BAE) tehdit ettiğini ve Zarif'in böyle bir tutuma sahip olmamasına rağmen dünyada söz konusu tehditlerin muhatabı olarak görüldüğünü ifade etti.

"Zarif, söylediklerine karşı hiçbir mesuliyet taşımayan radikal gruplarla uğraşmak zorunda kaldı." diyen Zibakelam, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Devletin farklı kademelerinde yer alanlardan bazıları İsrail, Suudi Arabistan, ABD veya herhangi bir ülkeyle ilgili söylediklerine karşı hiçbir sorumluluk taşımıyor. Meclis, hükümet, kamuoyu, Uzmanlar Meclisi ve Düzenin Maslahatını Teşhis Konseyi'ne karşı herhangi bir yükümlülükleri yok. Ancak hükümet yani yürütme erki tüm bunlara karşı sorumlu. Zarif, Ruhani ve tüm yürütme erki, izledikleri politikanın hesabını vermek zorunda. Dünya da resmi olarak bunları tanıdığı için tüm gelişmelere karşı bunlar sorumlu."

Zarif'in İran'a ılımlı bir imaj kazandırmaya, Suudi Arabistan, BAE, İsrail ve ABD Başkanı Donald Trump'ın aşırıcılığına karşı itidalde kalmaya çalıştığına dikkati çeken Zibakelam, "İran'da cuma hutbesinden önce bir adam çıkıp kürsüde konuşma yapıyor ve Zarif'in bütün itina, zarafet, bilgi ve deneyimiyle Münih Konferansı'nda kimseyle düşmanlık yapmak istemedikleri yönündeki sözlerini boşa çıkarıyor. Zarif'in mutedil bir çizgi tutturmaya çalıştıkları ve hiçbir ülkeyi tehdit etmedikleri yönündeki açıklamaları anlamsız kalıyor." yorumunu yaptı.

Ruhani'nin Suudi Arabistan, İsrail ve ABD'ye ya da diğer bir devlete karşı hiçbir düşmanlığı olmayan reformist kesimden 24 milyon oy aldığını, ancak gücün muhafazakarların adayı İbrahim Reisi'ye oy veren 17 milyonun elinde olduğunu bildiğini savunan Zibakelam, bu yüzden Cumhurbaşkanı'nın iki tarafı da gözetmek zorunda olduğunu ifade etti.

Zibakelam, Ruhani ve Zarif gibi mutedil siyasetçilerin hiçbir zaman Avrupa Birliği'nin (AB) nükleer anlaşmadan çıkmasını istemediğini, çünkü ekonomide sorun oluştuğu zaman halka hesap vermek zorunda kaldıklarını belirterek, "İçerideki aşırıcılar sürekli olarak AB aleyhinde konuşuyor. 40 yıllık tecrübe, İran ile AB ilişkilerinin kötü olmasının radikallere yaradığını göstermiştir." değerlendirmesinde bulundu.

Zarif'in istifasını reddeden Ruhani'den “Baskıların farkındayım” mesajı

TAHRAN (AA) – İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani, Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif'in istifasını kabul etmediğini açıkladığı mesajında "baskıların farkında olduğunu" belirtti.

Ruhani, önceki gün istifa ettiğini açıklayan Zarif'e hitaben kaleme aldığı ve Cumhurbaşkanlığı sitesinde yayınlanan açık mektupta, "ülkenin diplomatik organları, hükümet ve hatta halk tarafından seçilen Cumhurbaşkanı'na yönelik baskıların farkında olduğunu" ifade etti.

Zarif'in istifasını ülke çıkarlarına uygun bulmadığı için kabul etmediğini dile getiren Ruhani, mektubunda İran lideri Ali Hamaney'in de Dışişleri Bakanı Zarif'i takdir ettiğini hatırlatarak, "Sizi, ABD'nin çok yönlü yaptırım baskılarına karşı direnişin en ön safında görüyorum. O yüzden istifanızı ülkenin çıkarlarına aykırı buluyor ve kabul etmiyorum." ifadelerini kullandı.

Hükümet organlarının Dışişleri Bakanlığı ile tam bir koordinasyon içinde olması gerektiğine dikkati çeken Ruhani, Zarif'e hitaben şunları kaydetti:

"Güç, kabiliyet ve cesaretle yolunuza devam ediniz. Ülkenin diplomatik organlarına, hükümete ve hatta halk tarafından seçilen Cumhurbaşkanı'na yönelik baskıların farkındayım."

Halka verdikleri söze sonuna kadar bağlı kalacaklarını ve bu zor süreci aşacaklarına olan inançlarının tam olduğunu ifade eden Ruhani, mektubunda şu ifadelere yer verdi:

"İsrail gibi yeminli İran düşmanlarının sevinci Muhammed Cevad Zarif'in bu görevdeki başarısının en açık göstergesi ve Dışişleri Bakanlığında kalmasının da en geçerli nedenidir."

İran Dışişleri Bakanı Zarif, önceki gün sosyal medyadaki hesabından yaptığı açıklamayla istifa ettiğini duyurmuştu.

Zarif'in, Suriye rejimi lideri Beşşar Esed'in dün İran lideri Ali Hamaney ve Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani ile yaptığı ve uluslararası basına fotoğraflarla yansıyan görüşmelerden haberdar edilmediği gerekçesiyle istifa ettiği ifade edilmişti.

İran'daki "Entekhab" sitesi muhabirine yaptığı açıklamada Zarif'in, "Bugün yapılan görüşmelerdeki fotoğraflardan sonra Cevad Zarif'in Dışişleri Bakanı olarak artık dünyada itibarı yoktur." ifadelerini kullandığı aktarılmıştı.

İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Behram Kasımi, dün yaptığı yazılı açıklamada, Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani'nin Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif'in istifasını kabul etmediğini duyurmuştu.

“Ruhani'nin gözünde tek bir Dışişleri Bakanı vardır”

ANKARA (AA) – İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani'nin istifa kararı alan Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif'e desteğinin sürdüğü belirtildi.

İran Cumhurbaşkanlığı Ofisi Başkanı Mahmud Vaizi, Zarif'in istifa kararına ilişkin sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, "Dr. Ruhani'nin gözünde, İran'ın yalnızca tek bir dış politikası ve tek bir Dışişleri Bakanı vardır." ifadesini kullandı.

Ruhani'nin bugün Merkez Bankası'nı ziyaretinde yaptığı konuşmaya işaret eden Vaizi, açıklamasında şu ifadelere yer verdi:

"Cumhurbaşkanı'nın bugün Dışişleri Bakanı'na övgüde bulunması Dr. Zarif'in akılcı ve etkili konumundan tamamen memnun olduğuna ilişkin açık bir işaret, taraflı ve doğru olmayan analizlere de sert bir cevaptır."

Merkez Bankası'nı ziyaret eden Ruhani, burada yaptığı konuşmada, dün istifasını açıklayan Dışişleri Bakanı Zarif'in ABD'ye karşı verilen savaşın ön cephesinde olduğunu söylemişti.

Zarif, dün sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, görevine devam edemeyeceğini duyurmuştu.

Zarif'in, Suriye rejimi lideri Beşşar Esed'in dün İran lideri Ali Hamaney ve Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani ile yaptığı ve uluslararası basına fotoğraflarla yansıyan görüşmelerden haberdar edilmediği gerekçesiyle istifa ettiği belirtiliyor.

Zarif’in, "Entekhab" sitesi muhabirine yaptığı açıklamada, "Bugün yapılan görüşmelerdeki fotoğraflardan sonra Cevad Zarif'in Dışişleri Bakanı olarak artık dünyada itibarı yoktur." ifadelerini kullandığı aktarılmıştı.

– İstifa kararı henüz onaylanmadı

İran meclisinden yaklaşık 150 milletvekili Cumhurbaşkanı Ruhani'ye Zarif'in istifasını kabul etmeme çağrısında bulundu. Zarif'in istifasına karşı olduğu belirtilen Ruhani de henüz Dışişleri Bakanı'nın istifasını kabul etmedi.

Öte yandan Fars Haber Ajansı'na konuşan Dışişleri Bakanlığı'ndan ismi açıklanmayan bir diplomat, Zarif'in istifa kararının arkasında Cumhurbaşkanlığı ile Dışişleri Bakanlığı arasındaki koordinasyon eksikliği olduğunu ancak bakanın istifasını geri alma ihtimalinin yüksek olduğunu aktardı.