ABD'nin ticaret açığı 10 yılın zirvesine çıktı

WASHINGTON (AA) – ABD'de dış ticaret açığı, ekimde aylık yüzde 1,7 artışla 55,5 milyar dolara çıkarak son 10 yılın en yüksek seviyesine ulaştı. ABD'nin tarifelerle hedef aldığı Çin’le ticaret açığı da ekimde 43,1 milyar dolara yükselerek tüm zamanların rekorunu kırdı.

ABD Ticaret Bakanlığı raporuna göre, dış ticaret açığı, ekimde bir önceki aya kıyasla yüzde 1,7 genişleyerek 55,5 milyar dolar oldu. 2008 yılından beri en yüksek seviyesine ulaşan veriye ilişkin piyasa beklentisi 55 milyar dolar olarak belirlenmişti.

Dış ticaret açığının beklenenden fazla yükselmesine, ülkenin ihracatının yüzde 0,1 azalarak 211 milyar dolara gerilerken, ithalatının yüzde 0,2 artarak 266,5 milyar dolara çıkması yol açtı.

Bu arada, eylül ayına ait dış ticaret açığı, 54,6 milyar dolardan 54 milyar dolara revize edildi.

  • ABD'nin Çin’e verdiği ticaret açığı da rekor kırdı

Rapor ayrıca, ABD’nin yüz milyarca dolarlık gümrük vergisi getirdiği Çin ile ticaret açığının ekimde 43,1 milyar dolara yükselerek tüm zamanların rekorunu kırdığını ortaya koydu.

Avrupa Birliği’ne verilen açık da ekimde 17,6 milyar dolarla kayıtlardaki en yüksek seviyesine yakın gerçekleşti. ABD’nin Meksika’ya verdiği ticaret açığının ise 7,7 milyar dolardan 7,1 milyar dolara gerilediği görüldü.

Ülkenin ticaret açığının korumacı gümrük vergilerine karşın hızla artması, ABD Başkanı Donald Trump’ın ticaret politikalarının başarısızlığı olarak değerlendiriliyor.

Savunma ve havacılık ihracatta rekora koştu

ANKARA (AA) – GÖKSEL YILDIRIM – Savunma ve havacılık sanayisi, yıl bitmeden ihracat rekoruna ulaştı.

İhracatta 2018 yılına önemli sözleşmeler sığdıran savunma ve havacılık sanayisi, bunların etkisi tam olarak ortaya çıkmadan en yüksek ihracat rakamını yakaladı.

Türkiye İhracatçılar Meclisi verilerine göre, savunma ve havacılık sektörü 2011'de 883 milyon 845 bin, 2012'de 1 milyar 260 milyon 810 bin, 2013'te 1 milyar 388 milyon 803 bin, 2014'te 1 milyar 647 milyon 799 bin, 2015'te 1 milyar 654 milyon 88 bin dolar ihracat gerçekleştirdi.

Sektör, 2016'da 1 milyar 677 milyon 116 bin, geçen yıl da 1 milyar 739 milyon 453 bin dolar ihracata imza attı.

Geçen yılın 11 aylık döneminde 1 milyar 535 milyon 529 bin dolarlık ihracat yapan sektör, bu yılın aynı döneminde performansını yüzde 16,05 artırdı. Sektör yıl bitmeden 1 milyar 782 milyon 53 bin dolar rakamını gördü. Böylece 2018 yılı tamamlanmadan yıllık bazdaki en yüksek savunma ve havacılık sanayisi ihracat rakamına ulaşıldı.

Sektörün son yıllarda 200 milyon doların üzerinde gerçekleşen aralık ayı ihracat performansları dikkate alındığında yıl sonunda 2 milyar dolarlık eşiğin de aşılması bekleniyor.

  • Umman ve Katar'da dikkati çeken artış

Savunma ve havacılık sanayisinin söz konusu dönemde en fazla ihracat yaptığı ülke ABD oldu. ABD'ye yapılan ihracatın ekonomik karşılığı 644 milyon 29 bin doları buldu.

ABD'yi 211 milyon 684 bin dolarla Almanya ve 150 milyon 516 bin dolarla Umman izledi.

Bu ülkelerin ardından 72 milyon 351 milyon dolarla Hollanda, 71 milyon 686 bin dolarla Hindistan, 70 milyon 981 bin dolarla Katar, 50 milyon 661 bin dolarla İngiltere, 48 milyon 409 bin dolarla Polonya, 44 milyon 505 bin dolarla Fransa ve 37 milyon 465 bin dolarla Azerbaycan geldi.

Hindistan ve Polonya dışında ilk 10'da yer alan ülkelerde ihracat rakamı geçen yıla göre arttı.

En dikkat çekici artışlar ise Umman ve Katar'da yaşandı. Umman'a 11 aylık dönemde geçen yıl 13 milyon 377 bin dolarlık ihracat yapılırken bu yıl rakam 150 milyon 516 bin dolara çıktı. Katar'da ise 8 milyon 748 bin dolardan 70 milyon 981 bin dolara ulaşıldı.

  • Yeni ihracat fırsatları doğdu

Savunma ve havacılık sanayisinde ihracata yönelik olarak bu yıl art arda imzalar atıldı. Bu sözleşmelerin ekonomik karşılıklarının alınmaya başlanmasıyla ihracat rakamları çok daha yukarıya çıkacak.

Türk savunma sanayisi firmalarının Katar'daki Doha Uluslararası Deniz Savunma Fuarı ve Konferansı'nda (DIMDEX 2018) imzaladıkları sözleşmelerin ekonomik büyüklüğü yaklaşık 800 milyon doları buldu. Söz konusu anlaşmalarla Katar güvenlik güçlerinin kara, hava ve deniz platformları konusundaki çeşitli ihtiyaçları karşılanacak.

Türk Havacılık ve Uzay Sanayii (TUSAŞ) ile Pakistan Savunma Üretim Bakanlığı arasında 30 Atak helikopterinin satışı için sözleşme imzalandı.

Pakistan Deniz Kuvvetlerinin ihtiyacı olan korvetlerin üretimini ise Askeri Fabrika ve Tersane İşletme AŞ (ASFAT) üstlendi. Sözleşme kapsamında yer alan 4 MİLGEM ada sınıfı korvetten ikisi Türkiye'de, ikisi Pakistan'da üretilecek.

STM Savunma Teknolojileri Mühendislik ve Ticaret AŞ, Pakistan'daki iş payını Agosta 90B sınıfı ikinci denizaltı modernizasyonunu da alarak artırdı.

“Kuş oteli” rekor sayıda flamingo ağırlıyor

YALOVA (AA) – YAVUZ EMRAH SEVER – İnşası esnasında Osmangazi Köprüsü'ne kavis verdiren ve son sayımlara göre 206 kuş türüne ev sahipliği yapan Hersek Lagünü, bu yıl rekor sayıda flamingoyu ağırlayacak.

Yalova'nın Altınova ilçesinde bulunan, bazı türlerin sonbahar ve kış aylarını geçirmesi dolayısıyla "Kuş oteli" olarak bilinen 152 hektarlık lagün, bugünlerde flamingolarla renkli görüntüler oluşturuyor.

Lagün, bu yıl konaklayan bin 510 flamingo ile şimdiye kadarki en yüksek sayıya ulaştı.

Altınova Belediye Başkanı Metin Oral, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Hersek Lagünü'nün flamingolarla birlikte kendileri için çok değerli bir sulak alan olduğunu söyledi.

Oral, lagünün kuşların göç yolu üzerinde bulunduğuna işaret ederek, şöyle konuştu:

"Konaklıyorlar, yiyorlar, içiyorlar ve sonuçta dinlenip, ondan sonra da nereye gitmek istiyorlarsa oraya gidiyorlar. Dolayısıyla 'Kuş oteli' diyoruz. Tatillerini yapıp gidiyorlar. Bu sene rekor sayıda flamingomuz var. Bu bölgenin en fazla flamingo popülasyonuna sahibiz. Bunun yanında çok kıymetli 20 tür kuşumuz, ekstradan buraya, sulak alana değer katan kuş türümüz var. Toplamda da şu ana kadar 206 türümüz var tespit edilen, gölümüze uğrayan."

– "Lagünün etrafında şu anda bir entegre proje yapıyoruz"

Lagünün çevresinde devam eden çalışmalara da değinen Oral, şunları aktardı:

"Sahille beraber bu bölgeyi entegre etmeye çalışıyoruz. Buraya bir kule inşa ettik. Aynı zamanda küçük bir eğitim alanımız, özellikle gelen öğrencilerimize, konuklarımıza gölle, kuşlarla ilgili bilgi vereceğimiz bir alan. Türkiye'nin ilk 'engelli kuş gözlem kulesi' olacak bir kulemiz var. Arkasında da yine doğa eğitim alanı kuş tahnit alanımız ve kuşlarla ilgili küçük bir hastanemiz, kafeteryası olan bir alan olacak. Gölün etrafında biz şu anda bir entegre proje yapıyoruz."

– "Metrekareye düşen kuş sayımız çok fazla"

Oral, lagündeki flamingo sayısının geçen yıllara göre artış gösterdiğine dikkati çekerek, "Şu anda bana verilen rakam bin 510. Şu anda elimdeki rakam. Binin üzerine çıktı. Bizim için çok güzel rakam. Bu bölge için iyi bir rakam. Bizim gölümüzün bir özelliği de şu; diğer kuş cenneti dediğimiz alanlardan farkı, metrekareye düşen kuş sayımız çok fazla. Gölümüz küçük 152 hektar. Gölün içerisindeki bütün kuşlar, aynı anda inşa edilen kuleden görünebilecek." değerlendirmesinde bulundu.

Bölgedeki kuşları internet ortamında 24 saat izleyebilecek şekilde lagünün etrafını kameralarla donattıklarını anlatan Oral, uygulamanın gelecek haftadan itibaren devreye gireceğini de bildirdi.

– Kuş türü 206'ya çıktı

Oral, 2004 yılında lagündeki avcılığı yasaklamalarının ardından kuş sayısının artmaya başladığını vurgulayarak, "O zaman ilk yaptığımız sayımlarda 104 türümüz vardı, şimdi 206'ya çıktı. Her sene 2-3 tür daha ekleniyor. Bu sene bir tane eklendi diye biliyorum. İnşallah böyle devam eder diye düşünüyoruz." ifadelerini kullandı.

Mobilya ve ağaç ürünleri ihracatında çifte rekor

BURSA (AA) – SİNAN BALCIKOCA – Türkiye, yılın 11 ayında, 2 milyar 800 milyon dolarla mobilya ve bu ürün grubunun da içinde bulunduğu "mobilya, ağaç ve orman ürünleri" sektöründe 4 milyar 530 milyon dolarla ihracat rekorlarına imza attı.

İstanbul Mobilya, Kağıt ve Orman Ürünleri İhracatçıları Birliği Başkanı Ahmet Güleç, AA muhabirine yaptığı açıklamada, kaliteli mobilyayı gelişmiş ülkelerin ürettiğini söyledi.

Mobilya Sanayicileri ve İş Adamları Dernekleri Federasyonu (MOSFED) Başkanı da olan Güleç, Türkiye'de mobilyanın hem istihdama katkı sağladığını hem de ihracatı artırdığını dile getirerek, Türk mobilyasının 177 ülkede kullanıldığını belirtti.

Güleç, mobilya sektöründe ihracatın hız kesmediğini ve artarak devam ettiğini vurgulayarak, şöyle konuştu:

"Bu yıl 11 ayda geçen yılın tamamından daha fazla ihracat yaptık. Mobilya sektörü geçen yıl 2 milyar 700 milyon dolar ihracat yaptı. Bu yılın 11 ayında ise bu rakam 2 milyar 800 milyon dolara yükseldi. Mobilya, ağaç ve orman ürünleri ihracatımıza baktığımızda ise bu yılın 11 ayında 4 milyar 530 milyon dolar ihracat yaptık. Geçen yılın tamamında bu rakam 4 milyar dolar civarındaydı. Yani bu yıl daha bitmeden hem mobilya hem de orman ve ağaç ürünleri ihracatında tüm zamanların ihracat rekorunu kırmış olduk. Yıl sonu itibarıyla da göreceğiz ki geniş anlamda yani mobilya, orman ve ağaç ürünleri bakımından 5 milyar doları aşan, mobilya sektöründe ise 3 milyar doları aşan bir sektör olacağız."

  • "Yıl bitmeden rekoru aştık"

Mobilya sektöründe Türkiye'nin başarı hikayesi yazdığını dile getiren Güleç, "Pazarlarımızda gerileme, 2023 hedeflerimizden asla sapma yok. Yıl bitmeden rekoru aştık. Bundan sevinç duyuyoruz. İhracatçı arkadaşlarımızı tebrik ediyoruz. Yardımlarını esirgemeyen Ticaret Bakanlığı ve devletimizin ilgili kurumlarına bu konuda çok teşekkür ederiz." ifadelerini kullandı.

Güleç, mobilyanın 20 sektöre öncülük ettiğini belirterek, şunları kaydetti:

"Mobilya sektörü hareketli olunca tüm sektörler hareketleniyor. Biz hep ihracata yönelik büyüyoruz. Ayrıca milli bir sektörüz. Kaynaklarının yüzde 80'i yerli. Mobilya sektöründe tasarımla katma değer sağlıyoruz. Yani 100 liralık bir sandalyeyi tasarımla dünyaya 300-400 liraya dünyaya satıyoruz. Mobilyacıların bu nedenle tasarıma çok önem vermesi gerekiyor ki ihracattaki payımızı daha da yükseltelim."

“2019 ihracat hedeflerinde rekorların kırıldığı yıl olacak”

İSTANBUL (AA) – ELİF FERHAN YEŞİLYURT – Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkanı İsmail Gülle, “İhracat Türkiye’nin bundan sonra olmazsa olmazıdır. Türkiye’nin büyüme, eğitim, yatırım gibi bütün stratejilerinin ortak noktası ihracat olacaktır. Bu açıdan 2019 yılı 2018 yılından farklı olmayacaktır. Yine hedeflerde rekorların kırıldığı bir yıl olacaktır.” dedi.

Kasım ayı ihracat rakamlarının açıklanmasının ardından ihracattaki gelişmelere ilişkin AA muhabirine yaptığı değerlendirmede bulunan Gülle, 2018 yılının pek çok ayında Cumhuriyet tarihinin rekorlarını kırarak bugünlere gelindiğini belirterek, bugün de yine bir rekorunu kırarak Cumhuriyet tarihinin en yüksek kasım ayı ihracatının gerçekleştirildiğini kaydetti.

Gülle, kasım ayında ihracatın geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 9,5 artışla 15,5 milyar dolar olduğunu ifade ederek, şunları söyledi:

“Yıl bazında da ihracatta 168,1 milyar dolar seviyesine geldik. 170 milyar dolarlık hedefimiz ufukta gözüküyor. İnşallah aralık ayında da ihracatçılarımızın benzer performanslarını devam ettirerek hedefimize ulaşmayı istiyoruz. Bunun için buna çok az kaldı. Şu anki rakam da Cumhuriyet tarihinin rekorudur. İhracatçılarımız bu sene rekor kırmaya doymadı. Her ay ihracatımızın üstüne ihracat katarak ihracatta bu yılı rekorlar yılı yaptık. Açıklanan Yeni Ekonomi Programı’nda da ihracat merkezli büyüme hedefleniyordu. Bu 2018 yılı bunun göstergesi olması açısından önemli.”

Açıklanan büyüme rakamları içerisinde de bakıldığında ihracatın büyümeye direkt katkısını gördüklerini anlatan Gülle, “Açıklanacak 3. çeyrekte de bunun net olarak büyümeye katkısını daha fazla göreceğiz. Buradan anlaşılıyor ki ihracat Türkiye’nin bundan sonra olmazsa olmazıdır. Türkiye’nin büyüme, eğitim, yatırım gibi bütün stratejilerinin ortak noktası ihracat olacaktır. Bu açıdan 2019 yılı 2018 yılından farklı olmayacaktır. Yine hedeflerde rekorların kırıldığı bir yıl olacaktır.” diye konuştu.

– “İhracat ve ithalat arasında dengeli bir yapı var”

Gülle, ihracatçının rekorunun 30 gün sürdüğünü anımsatarak, bugün olduğu gibi bundan sonra da ihracatları artırmaya devam ettireceklerini dile getirdi.

İhracatta büyüme olduğu sürece ihracatı ikili rakamlarla açıklamanın en büyük hedefleri olduğunu vurgulayan Gülle, “2019 yılında dileriz ve isteriz ki bu rakamlara ulaşalım, gerçekleştirelim.” dedi.

Gülle, özellikle son aylarda ihracattaki artış ve ithalattaki düşüşle ihracatın ithalatı karşılama oranlarında yüzde 96’ların üzerinin görüldüğünü belirterek, şunları anlattı:

“Bu dış ticaretin dengelenmesi ve dış ticaret fazlası veren Türkiye bizim sloganımızdı, bizim hedefimizdi, bunu gerçekleştirme yolunda gittiğimizi görüyoruz. İhracat ve ithalat arasında dengeli bir yapı var. Bu Türkiye’nin parasal ve finansal sorunlarının çözümündeki en güzel tablodur. Biz cari açık vere vere bu noktaya geldik. Bundan sonra dış ticareti dengeleyen ve fazla veren bir ülkede zaten finansal sorunların ve spekülatif hareketlerin olmayacağı bir dönem görülecektir. İthalatın kontrollü şekilde azalması, yerli ve milli üretimin artması, ihracatın artması hedeflenen ve özlenen ihracat modeline doğru bizi götürüyor.”

– “Çelik sektörü Amerika’ya olan ihracatını 2 kat artırdı”

Gülle, ihracatın ilk 10 pazarının hemen hemen değişmediğini, bunların büyük çoğunluğunu Avrupa Birliği (AB) ülkelerinin oluşturduğunu belirterek, “Kasım ayında da ihracatımızın en büyük payını AB ülkelerine yaptık. Kasım ayında gerçekleştirilen 15,5 milyar dolarlık ihracatın yüzde 50’si AB ülkelerine yapıldı.” diye konuştu.

En çok memnun edici gelişmelerden birinin de Irak’a yapılan ihracattaki düşüşün pozitife geçmesi olduğunu ifade eden Gülle, şunları söyledi:

“Son aylarda düzelen ilişkiler ve ticari gelişmeler bizleri son derece memnun ediyor. Hemen hemen en yüksek artışı Irak’ta yaşadık. Irak bu ay itibarıyla dördüncü pazarımız oldu. Kasım ayında Amerika’ya olan ihracatımız da arttı. Şu anda ilk 10 ülke zaten ihracatımızın yoğunluğunu taşıyan ülkeler. Burada da hemen hemen artış olduğunu görüyoruz. En ciddi artışın ve gelişmenin Belçika’da olduğunu görüyoruz. Belçika’da özellikle çelik sektörümüzün ciddi artışıyla bugüne kadarki ihracatını kasımda 8 kat artırdığını görüyoruz.”

Gülle, kasım ayında sektörler bazında ihracat kahramanının çelik sektörü olduğuna işaret ederek, “Vergilerle engellenmeye çalışılan çelik sektörü Amerika’ya olan ihracatını 2 kat artırdı. Çelik ihracatımız otomotivden sonra ikinci ihracat kalemimiz oldu. Belçika’ya ve diğer ülkelerle olan ihracat artışında çeliğin etkisini görüyoruz.” dedi.

Otomotiv sektöründeki artışın sınırlı kaldığına dikkati çeken Gülle, “Hazır giyim, kimya, elektrik elektronik, makine, savunma sanayisinde artış görüyoruz. Özellikle makine ve savunma sanayisindeki artış dikkat çekici.” diye konuştu.

Gülle, korumacılık, bariyerler, bazı ülkelerdeki ilave vergilerin ihracatı etkilediğini belirterek, bütün bu etkileri ortadan kaldıracak çalışmalar olsaydı daha fazla ihracat rakamına ulaşılabileceğini söyledi.

Ticaretin başka, siyasetin başka olduğunu vurgulayan Gülle, “Siyasetin ticareti etkilemediğini görüyoruz. Amerika’ya yapılan ihracatımızın yıl bazında artışa geçmesi önemli. Suriye ile olan ihracatımızın artması önemli bir gösterge. Mısır’da aynı şekilde. Irak’ta bir dönem ilişkiler nedeniyle etkilenen, vergiler konulan, Türk mallarının satılmasına engel olunan bir yapıdan, gelinen noktada Irak’ın ihracatımızın dördüncü pazarı olması son derece anlamlı.” yorumunda bulundu.

Gülle, ihracatçılar olarak dünyada ticaretin dilini, pazarları iyi okuyup, pazarlarda var olup ve malları geliştirip ihracatı artırmaları gerektiğini aktararak, “2019 da seferberlik yılı. Bu ay çok önemli bir parametre daha var. 1459 yeni firma kasım ayında ihracat yaptı. Bu bizim çok anlamlı. İhracat ailesinin genişlemesi bizi mutlu ediyor. Şu anda yüzde 73 bine yaklaştık. Bu rakamlar Türkiye’nin ihracat vizyonununda konulacak hedeflerin tutturulmasında bize ayrı bir cesaret ve mutluluk veriyor. Türkiye’nin yolu ihracatla büyüme derken, ihracatın da tabandan destek görerek üreticilerin ihracata yönelmesi gittiğimiz yolun doğru olduğunu gösteriyor.” şeklinde değerlendirme yaptı.

“2019 ihracat hedeflerinde rekorların kırıldığı yıl olacak”

İSTANBUL (AA) – ELİF FERHAN YEŞİLYURT – Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkanı İsmail Gülle, “İhracat Türkiye’nin bundan sonra olmazsa olmazıdır. Türkiye’nin büyüme, eğitim, yatırım gibi bütün stratejilerinin ortak noktası ihracat olacaktır. Bu açıdan 2019 yılı 2018 yılından farklı olmayacaktır. Yine hedeflerde rekorların kırıldığı bir yıl olacaktır.” dedi.

Kasım ayı ihracat rakamlarının açıklanmasının ardından ihracattaki gelişmelere ilişkin AA muhabirine yaptığı değerlendirmede bulunan Gülle, 2018 yılının pek çok ayında Cumhuriyet tarihinin rekorlarını kırarak bugünlere gelindiğini belirterek, bugün de yine bir rekorunu kırarak Cumhuriyet tarihinin en yüksek kasım ayı ihracatının gerçekleştirildiğini kaydetti.

Gülle, kasım ayında ihracatın geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 9,5 artışla 15,5 milyar dolar olduğunu ifade ederek, şunları söyledi:

“Yıl bazında da ihracatta 168,1 milyar dolar seviyesine geldik. 170 milyar dolarlık hedefimiz ufukta gözüküyor. İnşallah aralık ayında da ihracatçılarımızın benzer performanslarını devam ettirerek hedefimize ulaşmayı istiyoruz. Bunun için buna çok az kaldı. Şu anki rakam da Cumhuriyet tarihinin rekorudur. İhracatçılarımız bu sene rekor kırmaya doymadı. Her ay ihracatımızın üstüne ihracat katarak ihracatta bu yılı rekorlar yılı yaptık. Açıklanan Yeni Ekonomi Programı’nda da ihracat merkezli büyüme hedefleniyordu. Bu 2018 yılı bunun göstergesi olması açısından önemli.”

Açıklanan büyüme rakamları içerisinde de bakıldığında ihracatın büyümeye direkt katkısını gördüklerini anlatan Gülle, “Açıklanacak 3. çeyrekte de bunun net olarak büyümeye katkısını daha fazla göreceğiz. Buradan anlaşılıyor ki ihracat Türkiye’nin bundan sonra olmazsa olmazıdır. Türkiye’nin büyüme, eğitim, yatırım gibi bütün stratejilerinin ortak noktası ihracat olacaktır. Bu açıdan 2019 yılı 2018 yılından farklı olmayacaktır. Yine hedeflerde rekorların kırıldığı bir yıl olacaktır.” diye konuştu.

– “İhracat ve ithalat arasında dengeli bir yapı var”

Gülle, ihracatçının rekorunun 30 gün sürdüğünü anımsatarak, bugün olduğu gibi bundan sonra da ihracatları artırmaya devam ettireceklerini dile getirdi.

İhracatta büyüme olduğu sürece ihracatı ikili rakamlarla açıklamanın en büyük hedefleri olduğunu vurgulayan Gülle, “2019 yılında dileriz ve isteriz ki bu rakamlara ulaşalım, gerçekleştirelim.” dedi.

Gülle, özellikle son aylarda ihracattaki artış ve ithalattaki düşüşle ihracatın ithalatı karşılama oranlarında yüzde 96’ların üzerinin görüldüğünü belirterek, şunları anlattı:

“Bu dış ticaretin dengelenmesi ve dış ticaret fazlası veren Türkiye bizim sloganımızdı, bizim hedefimizdi, bunu gerçekleştirme yolunda gittiğimizi görüyoruz. İhracat ve ithalat arasında dengeli bir yapı var. Bu Türkiye’nin parasal ve finansal sorunlarının çözümündeki en güzel tablodur. Biz cari açık vere vere bu noktaya geldik. Bundan sonra dış ticareti dengeleyen ve fazla veren bir ülkede zaten finansal sorunların ve spekülatif hareketlerin olmayacağı bir dönem görülecektir. İthalatın kontrollü şekilde azalması, yerli ve milli üretimin artması, ihracatın artması hedeflenen ve özlenen ihracat modeline doğru bizi götürüyor.”

– “Çelik sektörü Amerika’ya olan ihracatını 2 kat artırdı”

Gülle, ihracatın ilk 10 pazarının hemen hemen değişmediğini, bunların büyük çoğunluğunu Avrupa Birliği (AB) ülkelerinin oluşturduğunu belirterek, “Kasım ayında da ihracatımızın en büyük payını AB ülkelerine yaptık. Kasım ayında gerçekleştirilen 15,5 milyar dolarlık ihracatın yüzde 50’si AB ülkelerine yapıldı.” diye konuştu.

En çok memnun edici gelişmelerden birinin de Irak’a yapılan ihracattaki düşüşün pozitife geçmesi olduğunu ifade eden Gülle, şunları söyledi:

“Son aylarda düzelen ilişkiler ve ticari gelişmeler bizleri son derece memnun ediyor. Hemen hemen en yüksek artışı Irak’ta yaşadık. Irak bu ay itibarıyla dördüncü pazarımız oldu. Kasım ayında Amerika’ya olan ihracatımız da arttı. Şu anda ilk 10 ülke zaten ihracatımızın yoğunluğunu taşıyan ülkeler. Burada da hemen hemen artış olduğunu görüyoruz. En ciddi artışın ve gelişmenin Belçika’da olduğunu görüyoruz. Belçika’da özellikle çelik sektörümüzün ciddi artışıyla bugüne kadarki ihracatını kasımda 8 kat artırdığını görüyoruz.”

Gülle, kasım ayında sektörler bazında ihracat kahramanının çelik sektörü olduğuna işaret ederek, “Vergilerle engellenmeye çalışılan çelik sektörü Amerika’ya olan ihracatını 2 kat artırdı. Çelik ihracatımız otomotivden sonra ikinci ihracat kalemimiz oldu. Belçika’ya ve diğer ülkelerle olan ihracat artışında çeliğin etkisini görüyoruz.” dedi.

Otomotiv sektöründeki artışın sınırlı kaldığına dikkati çeken Gülle, “Hazır giyim, kimya, elektrik elektronik, makine, savunma sanayisinde artış görüyoruz. Özellikle makine ve savunma sanayisindeki artış dikkat çekici.” diye konuştu.

Gülle, korumacılık, bariyerler, bazı ülkelerdeki ilave vergilerin ihracatı etkilediğini belirterek, bütün bu etkileri ortadan kaldıracak çalışmalar olsaydı daha fazla ihracat rakamına ulaşılabileceğini söyledi.

Ticaretin başka, siyasetin başka olduğunu vurgulayan Gülle, “Siyasetin ticareti etkilemediğini görüyoruz. Amerika’ya yapılan ihracatımızın yıl bazında artışa geçmesi önemli. Suriye ile olan ihracatımızın artması önemli bir gösterge. Mısır’da aynı şekilde. Irak’ta bir dönem ilişkiler nedeniyle etkilenen, vergiler konulan, Türk mallarının satılmasına engel olunan bir yapıdan, gelinen noktada Irak’ın ihracatımızın dördüncü pazarı olması son derece anlamlı.” yorumunda bulundu.

Gülle, ihracatçılar olarak dünyada ticaretin dilini, pazarları iyi okuyup, pazarlarda var olup ve malları geliştirip ihracatı artırmaları gerektiğini aktararak, “2019 da seferberlik yılı. Bu ay çok önemli bir parametre daha var. 1459 yeni firma kasım ayında ihracat yaptı. Bu bizim çok anlamlı. İhracat ailesinin genişlemesi bizi mutlu ediyor. Şu anda yüzde 73 bine yaklaştık. Bu rakamlar Türkiye’nin ihracat vizyonununda konulacak hedeflerin tutturulmasında bize ayrı bir cesaret ve mutluluk veriyor. Türkiye’nin yolu ihracatla büyüme derken, ihracatın da tabandan destek görerek üreticilerin ihracata yönelmesi gittiğimiz yolun doğru olduğunu gösteriyor.” şeklinde değerlendirme yaptı.

Yerden 6 bin metre yüksekte rekor denemesi

İZMİR (AA) – İzmir'in Selçuk ilçesindeki Türk Hava Kurumu (THK) Havacılık Eğitim Merkezi Müdürlüğü'nde 41 lisanslı paraşütçü, Türkiye Serbest Düşüşte El Ele Tutuşma Rekoru denemeleri yaptı.

THK Efes Uçuş Okulu sorumluluğundaki denemelere Hava Kuvvetleri Komutanlığı, C-160 Transall tipi uçakla destek verdi.

Türkiye'nin dört bir yanından rekor kırmak için bir araya gelen lisanslı paraşütçüler, denemelerin ilk 4 gününde hava koşulları ve teknik nedenlerle atlayış yapamadı.

Bugünkü denemelerde eğitmenden aldıkları taktikler sonrası uçağa binen paraşütçüler, 6 bin metre yüksekten atlayışlar yaptı.

Atlayışlarda, 2015 yılında 39 kişiyle ulaşılan Türkiye Serbest Düşüşte El Ele Tutuşma Rekoru kırılamadı.

– Rekor denemelerine devam

Okul müdürü Fikret Söğüt, AA muhabirine yaptığı açıklamada, havada çoklu tutuşma denemelerini 7 yıldır yaptıklarını ve 3 yıl önce 39 kişi ile rekor kırdıklarını söyledi.

Söğüt, rekor denemesine iş insanı, memur, doktor, avukat, öğrenci gibi birçok gruptan insanın katıldığını ifade ederek, paraşütçülük tutkusuna sahip kişilerin atlayışlardan kolay kolay vazgeçmediğini aktardı.

Selçuk'taki rekor denemelerini yönetmek üzere Moskova'dan Türkiye'ye gelen Rus Victor Kratsov ise bugüne kadar 11 bin 453 atlayış yaptığını, Türkiye'de 2. kez rekor denemesi yapmak üzere bulunduğunu ifade etti.

Hava şartlarının olumsuz olduğunu ifade eden Kratsov, "Bugün rekor olmadı. Hava şartları kötüydü. Şu ana kadar 4 atlayış yaptık. Rekor için 20 atlayış olması gerekiyordu." diye konuştu.

Denemeye katılanlardan diş hekimi Hülya Kubilay da 8 yıldır paraşüt sporuyla ilgilendiğini dile getirerek, "Bu sporun heyecanı bizi tutuyor. Rekor deniyoruz. Bu defa olmadı ama denemeye devam edeceğiz." ifadelerini kullandı.

Denemeler sırasında Selçuk semalarında renkli görüntüler oluştu.

Öte yandan, denemelerin ileriki tarihlerde THK Havacılık Eğitim Merkezi Müdürlüğü'nde devam edeceği belirtildi.

Futbolun geç parlayan yıldızı: Sarri

İSTANBUL (AA) – YUNUS KAYMAZ – İngiltere Premier Lig'deki ilk sezonunda Chelsea'yi şampiyonluğun en büyük adaylarından biri yapan teknik direktör Maurizio Sarri, performansıyla göz dolduruyor.

Manchester City ile çok sayıda rekor kırarak şampiyonluğa ulaşan Pep Guardiola, Chelsea'nin ardından Manchester United ile kupa kovalayan Jose Mourinho, Liverpool ile UEFA Şampiyonlar Ligi'nde finale kadar yükselen Jurgen Klopp gibi üst düzey meslektaşlarının görev yaptığı Premier Lig'de ilk sezonunu geçiren 59 yaşındaki İtalyan teknik adam, geride kalan 12 haftada tam not aldı.

İlk sezonunda şampiyonluk yaşayan ancak geçen yıl beklentileri karşılayamayan vatandaşı Antonio Conte'nin koltuğuna oturan Sarri, İtalya'da Napoli ile yakaladığı ivmeyi dünyanın en zorlu liglerinden biri olarak gösterilen Premier Lig'e de taşımayı başardı.

– 12 haftada rekor

Chelsea'yi Premier Lig'de Manchester City ve Liverpool ile zirve mücadelesi veren namağlup üç takımdan biri yapan Sarri, bu alanda rekor kırdı.

Bu sezon geride kalan 12 haftada mağlubiyet yaşamayan Sarri, Premier Lig'deki ilk sezonunda en uzun yenilmezlik serisi yakalayan teknik adam oldu.

Rekor, 1994-1995 sezonunda Nottingham Forest ile ilk 11 haftayı yenilgisiz geçen Frank Clark'a aitti.

Chelsea, Jose Mourinho'nun ikinci Chelsea döneminde 2014-2015'te ilk 14 hafta mağlup olmamış ve söz konusu sezon Manchester City'nin 8 puan önünde şampiyonluğa ulaşmıştı.

Ligde West Ham, Liverpool, Manchester United ve Everton ile berabere kalan Chelsea, puan cetvelinde Manchester City ve Liverpool'un ardından üçüncü sırada bulunuyor.

– Avrupa'da yenilgisiz tek takım

Ligdeki performansını diğer kulvarlara da taşıyan Sarri yönetimindeki Chelsea, bu sezon Avrupa'nın 5 büyük liginde tüm kulvarda mağlubiyet yüzü görmeyen tek takım olarak dikkati çekiyor.

Sarri'nin öğrencileri, Avrupa'nın kulüpler düzeyindeki 2 numaralı organizasyonu UEFA Avrupa Ligi'nde de yoluna kayıpsız devam ediyor.

Yunanistan'ın PAOK, Macaristan'ın Vidi ve Belarus'un BATE takımı ile aynı grupta yer alan Chelsea, yaptığı 4 maçtan da galibiyetle ayrıldı. Chelsea, rakip fileleri 6 kez havalandırırken, kalesinde sadece 1 gol gördü.

Chelsea, 5 kez müzesine götürdüğü Lig Kupası'nda da adını son 8 takım arasına yazdırdı. Üçüncü turda Liverpool'u, dördüncü turda Derby County'yi eleyen Chelsea, çeyrek finalde Bournemouth ile eşleşti.

– Kadroyu rekorla takviye etti

Rus milyarder Roman Abramovich'in sahibi olduğu Chelsea, yaz transfer döneminde Sarri'nin Napoli'den öğrencisi Jorginho'yu 57 milyon avro bonservisle renklerine bağlarken, Real Madrid'e gönderdiği Thibaut Courtois'in yerini ise transfer rekoru kırarak doldurdu.

İspanyol ekibi Athletic Bilbao'nun kalesini koruyan 23 yaşındaki Kepa'yı 80 milyon avroya kadrosuna katan Londra temsilcisi, futbol tarihinin en pahalı kaleci transferini gerçekleştirdi.

– Takıma yeni aşı

Selefi Conte'nin 3-4-3 sistemini 4-3-3 olarak değiştiren Sarri'nin takımı, geçen sezona göre birçok istatistikte güçlü rakiplerini geride bıraktı.

Ligde bu sezon şu ana kadar toplam 8 bin 706 pas yapan Londra ekibi, bu alanda Pep Guardiola yönetimindeki Manchester City'yi geride bırakarak zirvede yer alıyor. Başkent ekibi, geçen sezon bu kategoride beşinci olmuştu.

En çok pas veren futbolcular listesinde İtalyan Jorginho, bin 186 pasla ilk sırada bulunurken, Chelsea'den 5 oyuncu ilk 10'a girdi.

Chelsea, gol, şut ve ara pas ortalamalarında da geçen sezona göre büyük bir gelişme gösterdi.

Conte yönetiminde geçen sezonu 1,63 gol ortalamasıyla tamamlayan Chelsea, bu sezon ilk 12 haftada bu rakamı 2,25'e çıkardı ve Manchester City'den sonra en yüksek ortalamaya sahip takım oldu.

Şut ortalamasını geçen sezona göre 15,95'ten 18'e çıkaran Chelsea, en fazla ara pas yapan takımlar listesinde de zirvede yer alıyor.

– Serie A ile 55 yaşında tanıştı

Finans sektöründen yeşil sahalara adım atan Sarri, İtalya Birinci Futbol Ligi'ndeki (Serie A) ilk deneyimini 55 yaşında Empoli ile yaşadı. İtalyan teknik adam, bir sene sonra da Napoli'nin başına geçti.

Savunmada forma giydiği Stia'da takım kaptanının önerisiyle 1990 yılında teknik direktörlüğe getirilen Sarri, Tegoleto'yu çalıştırmaya başladığı dönemde ailesinin de onayını alarak finans sektöründen ayrıldı ve tamamen futbola odaklandı.

Pep Guardiola gibi parlak bir futbolculuk kariyerine sahip olmayan, Rafael Benitez gibi akademide derece yapmayan, Jose Mourinho gibi üst düzey bir teknik adamın yanında yetişmeyen Sarri, üç yıl çalıştırdığı Napoli'de şampiyonluğa çok yaklaşsa da yıldızlar topluluğu Juventus'u geçemedi.

“Ekimde tüm zamanların rekorunu kıracak bir rakam çıkabilir”

İSTANBUL (AA) – Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak, “Ağustos ve eylül aylarının ardından ekim ayında cari fazla vereceğimizi birçok ortamda ifade ettik. Belki ekimde tüm zamanların rekorunu kıracak bir rakam çıkabilir." dedi.

AA'nın Global İletişim Ortağı olduğu, Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği (MÜSİAD) tarafından bu yıl 17'ncisi gerçekleştirilecek MÜSİAD EXPO kapsamında, "Dünya Para Sisteminde Çoğulculuk ve Adalet" ana temasıyla düzenlenen 22. Uluslararası İş Forumu (International Business Forum-IBF) başladı.

Forumun açılışında konuşan Bakan Albayrak, çok geniş ve zengin bir coğrafyanın merkezi olan İstanbul’da geniş katılımlı ve güçlü bir organizasyona ev sahipliği yapmanın son derece memnuniyet verici olduğunu kaydetti.

Albayrak, bugün 150’den fazla ülkeden katılımcıların, firmaların bir arada bulunduğu böyle bir organizasyonun Türkiye için çok ciddi bir önem arz ettiğini ifade etti.

Organizasyona ev sahipliği yapan MÜSİAD yönetimini tebrik eden Albayrak, şunları söyledi:

“Dünya para sisteminde çoğulculuk ve adalet başlığı ile farklı başlıklarla düzenlenecek panellerin hem bizler hem de karar vericiler açısından ufuk açıcı olmasını temenni ediyorum. Bu panelleri ve tartışmaları özellikle içinden geçtiğimiz süreçte, özellikle bugünlerde, küresel ekonominin ciddi yapısal sorunlarla karşı karşıya kaldığı bir dönemde oldukça önemli görüyorum.

Özellikle son yıllarda finansal maliyetlerin artmasının yanında korumacı politikaların yaygınlaşması ve gümrük duvarlarının yükselmesi gibi gelişmelere şahit oluyoruz. Özellikle bunun yanında son dönemde sıkça şahit olduğumuz ticaret savaşlarının küresel ekonomide istikrarsızlık riskini artırmasıyla karşı karşıyayız.”

Bu olası istikrarsızlığın hem dünya ekonomisindeki hem de küresel ticaretteki büyüme oranlarını ciddi anlamda tehdit ettiğini anlatan Albayrak, bir yanda finansal maliyetlerin yükselmesinin, öte yandan korumacı ekonomi politikalarının özellikle gelişmekte olan ülkeler için ciddi riskler barındırdığını anlattı.

Albayrak, “Bu nedenle IBF gibi çok uluslu platformların ve MÜSİAD EXPO gibi uluslararası organizasyonların küresel geçiş sürecinde gelişmekte olan ülkelerin doğru stratejiler belirleyebilmeleri için büyük önem arz ettiğine inanıyorum. Birbiriyle büyük ticaret hacmine sahip IBF ülkelerinin geliştireceği iş birliği ve ortak akıl, küresel ekonomik istikrarsızlığın yaratacağı olumsuz etkilerden korunmak için son derece büyük bir önem taşımaktadır.” diye konuştu.

– “(Sermaye piyasaları) Yeni bir finansal mimari çalışmalarını sürdürüyoruz”

Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak, Türkiye’de sermaye piyasalarının yaygınlaştırılması ve derinleştirilmesi için yeni bir finansal mimari çalışmalarını sürdürdüklerini kaydetti.

Türkiye’nin son birkaç ayda yaşadığı sürecin, uluslararası para sistemindeki sorunların da açık bir yansıması olarak değerlendirilmesi gerektiğini aktaran Albayrak, sözlerine şöyle devam etti:

“Tek bir para biriminin egemen olduğu bu sistem, bölgesel ve ülkeler arasındaki iş birlikleri ile çeşitlendirilmeli ve bu sayede finansal riskler en aza indirilmelidir. Ağustos ve eylül ayında Türkiye’ye yönelik gerçekleştirilen ekonomik girişimler, doğrudan para birimimiz olan Türk lirasını ve ekonomik istikrarımızı hedef almıştır.

Bu operasyon karşısında Türkiye’nin ortaya koyduğu irade, tüm bu girişimlerin başarısızlıkla sonuçlanmasını sağlamıştır. Türkiye, eskiden olduğu gibi bir takım ekonomik ya da siyasal enstrümanlarla köşeye sıkıştırılacak ya da hedef alınabilecek bir ülke değildir. Güçlü ekonomik altyapısı, siyasal istikrarı ve liderliği ile Türkiye, daha da güçlenerek yoluna sağlam adımlarla devam etmektedir.”

– “Türkiye normalleşme sürecine sağlam bir şekilde girmeye başladı”

Bakan Albayrak, özellikle ekim ayından itibaren kurun ardından birçok alanda da diğer alanlarda da Türkiye’nin normalleşme sürecine sağlam bir şekilde girmeye başladığını vurgulayarak, “Kurda, ülkemizin CDS primlerinde ve tahvil faizlerinde son birkaç aylık spekülatif süreçlerin öncesi göstergeleri yakaladık. Daha da iyileşme sürecine hızla ilerliyoruz.” dedi.

Yeni Ekonomi Programı’nda (YEP) ortaya koydukları gerçekçi hedeflerin, bu yılın son çeyreğinde kendini göstermeye başladığına işaret eden Albayrak, YEP’te ülke ekonomisi için çektikleri fotoğraf, piyasa ve yatırımcılar tarafından son derece olumlu karşılandığını ve olumsuz algının artık kendini iyimserliğe bırakmaya başladığı önemli bir dönüm noktası olduğunu dile getirdi.

Albayrak, bu hedefler bağlamında, maliye politikalarında, bütçe disiplininden taviz vermeden sıkı duruşu devam ettirdiklerini belirterek, “Bütçe gelirlerimiz, programda yer alan beklentilerimizin de üzerine çıkacak noktada iyi bir seviyeye ulaşmış durumda. Bu noktada, 630,5 milyar liralık vergi geliri beklentimiz aynı şekilde devam ederken, vergi dışı gelirlerde de 119 milyar lira hedefinin üzerine çıkacağımızı bekliyoruz.” diye konuştu.

Bakan Albayrak, şunları kaydetti:

“Ağustos ve eylül aylarının ardından ekim ayında cari fazla vereceğimizi birçok ortamda ifade ettik. Ağustos çok iyi geldi, eylül gayet iyi geldi, şimdi ekim açıklanacak gibi belki ekimde tüm zamanların rekorunu kıracak bir rakam çıkabilir. Kasım ayında şu 18 gün itibarıyla ihracatın ithalatı karşılama oranı noktasında çok güçlü rakamlar gelmeye başladı. Adını dengelenme koyduğumuz bu süreçte şu ana kadar beklentilerimizin dışında bir gelişme yaşamadık.

Yeni Ekonomi Programımızı açıklarken, ithalat kaynaklı vergi gelirlerimizin düşeceğini ama ihracat noktasında çok daha iyi performans sürecini ortaya koymuştuk. Büyüme hedeflerimizi belirlerken de 3. ve 4. çeyrekte gerçekleşecek süreçleri detaylıca analiz ettik. 2019 yılına girerken, aylık ve çeyrekler bazında gerçekleşecek makroekonomik göstergeleri detaylı analiz ederek, stratejilerimizi ve hedeflerimizi buna göre belirleyeceğiz.”

3 aylık sert kur ataklarının ardından bugün gelinen noktada politikalarının başına enflasyonla mücadeleyi koyduklarını ve iki ana meseleye odaklandıklarını aktaran Albayrak, “Temel alanlarımızın birincisi, reel sektör ve bankacılık sektörümüzün yapısının güçlendirilmesi. İkincisi ise bütçe disiplini. Bütçe disiplininden taviz vermeden, ülkemizin küresel piyasalar nezdinde sağladığı güçlü pozitif algıya zarar vermeden adımlarımızı atmaya devam edeceğiz. Bugün itibarıyla yıl sonu bütçe denge hedeflerimiz planlanan şekliyle güvenli bir şekilde devam ediyor. Diğer taraftan da Avrupa piyasalarındaki durgunluk ve yaşadığımız kur ataklarının reel sektörümüz ve bankalarımıza olan etkisini en aza indirecek adımlar atmaya devam ediyoruz.” diye konuştu.

(Sürecek)

Turist sayısında rekor beklentisi

ANKARA (AA) – ERDAL ÇELİKEL – Turizmci ve Seyahat Acenteleri Derneği (TURSAD) Genel Başkanı Engin Şahin, yıl sonu itibarıyla turizmde ziyaretçi rekoru beklediklerini belirterek, "Turist sayısının 40 milyonu aşması öngörülüyor. Gelirimiz de 30 milyar doları aşacak gibi görünüyor." dedi.

Şahin, AA muhabirine, TURSAD'ın 1 Ekim'de faaliyete başladığını ve sektörde işini en iyi yapan kuruluşları üye olarak seçmeye çalıştığını söyledi.

Türkiye Seyahat Acentaları Birliğine (TÜRSAB) alternatif ya da karşı bir hareket olmadıklarını vurgulayan Şahin, "Halihazırda TÜRSAB üyesiyiz. TÜRSAB 9 bin acente, 39 bölgesel yürütme kuruluyla çok büyük bir yapı. TÜRSAB'da birlikte çalıştığımız yol arkadaşlarımız sektörde çok tecrübeli isimler. O ekibin sinerjisini tekrar kullanabilmek için derneği kurduk." diye konuştu.

Şahin, turizm sektöründe yaşanan gelişmelere de değinerek, dış turizmde 2014'ün sonunda yaşanan sıkıntıların sektöre büyük zarar verdiğini dile getirdi. Buna karşın geçen yıl dış turizmin güçlenmeye başladığına işaret eden Şahin, "Bu yıl Türk turizm tarihinin rekoru kırılacak. Turist sayısının 40 milyonu aşması öngörülüyor. Gelirimiz de 30 milyar doları aşacak gibi görünüyor." ifadesini kullandı.

Gelecek yıl da 40 milyon turist sayısının aşılmasını beklediklerini aktaran Şahin, bu gelişmede, kriz döneminde sektör temsilcilerinin yeni pazar arayışlarının etkili olduğunu bildirdi.

Şahin, daha önce sadece Avrupa ve Rusya pazarına yönelik çalıştıklarına dikkati çekerek, "Sunduğumuz şeyler sadece deniz, kum, güneşti ama fark ettik ki sadece bunlara bağlı kalarak kırılgan bir turizm sektörü yaratıyoruz. Bunun için Çin, Tayland, Japonya gibi Uzak Doğu pazarlarına yöneldik. Özellikle Çin tarafında 1,5 milyon turist çok güzel bir sayı." değerlendirmesinde bulundu.

İnsan gücü ve fiziksel şartlar açısından turizm sektörünün çok iyi durumda olduğunu belirten Şahin, İran, Ortadoğu ve Afrika ülkelerinin de yeni pazarlar olarak ön plana çıktığını söyledi.

– "Kişi başına düşen harcamayı artırmalıyız"

Şahin, sektörün 2023 hedefi olan 50 milyon turist barajını aşabileceğine dikkati çekerek, "Bizim kişi başına düşen harcamayı artırmamız gerekiyor. Kişi başına düşen harcama şu an 700 dolar civarında. Bunu bin dolara çektiğimizde ve 2023 hedefi olan 50 milyon turisti yakaladığımızda gerçek anlamda bir turizm ülkesi olabiliriz." dedi.

Söz konusu hedeflere ulaşabilmek için izlenen yolun doğru olduğunu vurgulayan Şahin, yeni ürünler yaratma konusunda daha aktif olunması gerektiğini bildirdi.

Şahin, gastronomi ve kişiye özel turlara daha fazla yönelinmesinin önemine işaret ederek, "Artık tüm dünyada Z kuşağı 'Her şey bana özel olsun' diyor." diye konuştu.

– "Ankara'da sağlık turizmi potansiyeli değerlendirilmeli"

Ankara özelinde değerlendirildiğinde kongre ve sağlık turizmi ile termal turizmin turizm faaliyetlerini artıracağını ifade eden Şahin, özellikle şehirdeki sıcak su kaynaklarının varlığının termal turizm açısından büyük önem taşıdığını vurguladı.

Şahin, Ankara'nın, Türkiye genelindeki sağlık turizmine elverişli, akredite hastane ve otellerin yaklaşık yarısına ev sahipliği yaptığını belirterek, "Bu potansiyeli değerlendirmemiz gerekiyor." değerlendirmesinde bulundu.

Kongre turizmi açısından bakıldığında da bu amaçla gelen insanların kişi başı harcamalarının 2 bin 500-3 bin dolar olduğuna dikkati çeken Şahin, Ankara'nın da bu fırsatı kullanması gerektiğini kaydetti.