Açlık çekenlerin sayısı her geçen gün artıyor

ANKARA (AA) – MELTEM BULUR – Geçen yıl itibarıyla yetersiz beslenenlerin sayısının 821 milyona ulaştığı dünyada her 9 kişiden biri açlık çekiyor.

AA muhabirinin Birleşmiş Milletler (BM) Gıda ve Tarım Örgütü (FAO), Dünya Gıda Programı (WFP), BM Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF), Dünya Sağlık Örgütü (WHO) ve Uluslararası Tarımsal Kalkınma Fonu (IFAD) iş birliğinde hazırlanan "Dünyada Gıda Güvenliği ve Beslenme Durumu 2017" başlıklı rapordan derlediği bilgilere göre, dünyada açlık çekenlerin sayısı arttı.

Geçen yıl yetersiz beslenenlerin sayısı 821 milyona ulaşırken, bu rakam her 9 kişiden birine tekabül ediyor.

Kadınlarda kansızlık ve erişkinlerdeki obezite de küresel düzeyde artış gösterdi. Üreme çağındaki her 3 kadından biri kansızlıkla mücadele ederken, bu durum hem kadınlar hem de çocukları için ciddi sağlık ve gelişim sorunlarına yol açıyor. Afrika ve Asya'da üreme çağında kansızlık sorunu yaşayan kadın sayısı Kuzey Amerika'ya göre yaklaşık 3 kat daha fazla.

Dünyada 672 milyondan fazla yetişkin ise obeziteyle mücadele ediyor. Obezite sorununun, en ciddi boyuta ulaştığı bölge Kuzey Amerika olsa da en düşük görüldüğü Afrika ve Asya'da yükselme eğiliminde olması "kaygı verici" olarak değerlendiriliyor.

– Aşırı zayıflık 50 milyondan fazla çocuğu etkiliyor

Öte yandan birçok ülkede yetersiz beslenme, aşırı kilo ve obezite bir arada bulunuyor.

Geçen yıl itibarıyla 5 yaş altındaki yaklaşık 151 milyon çocuk, kötü beslenme nedeniyle yaşlarına göre aşırı kısa boya sahip. Bu sayı 2012'de 165 milyondu. Afrika ve Asya, gelişim geriliği bulunan çocukların sırasıyla yüzde 39 ve yüzde 55'ini barındırıyor.

Aşırı zayıflık dünyada 50 milyondan fazla 5 yaş altındaki çocuğu etkilemeye devam ediyor ve bu çocuklar artan hastalık ve ölüm riski altında yaşıyor. Aşırı zayıflığın en fazla görüldüğü bölge Asya olurken, en az görüldüğü bölgeler de Latin Amerika ve Karayipler olarak sıralanıyor. Asya'da her 10 çocuktan 7'si aşırı zayıflıkla savaşıyor. Bu durumun en yüksek olduğu ülkeler ise Cibuti, Eritre, Hindistan, Nijer, Papua Yeni Gine, Güney Sudan, Sri Lanka, Sudan ve Yemen.

– İklim değişikliğinin etkileri ortadan kaldırılmalı

Bu yıl iklim değişikliğine odaklanılan raporda, gıda güvenliğinin sağlanması, beslenmenin iyileştirilmesi ve insanların ölmemesi amacıyla sadece barış için değil aynı zamanda iklim değişikliğinin etkilerini ortadan kaldırmak için de çaba sarf edilmesi gerektiğine vurgu yapılıyor.

Raporda, iklim değişikliği ve doğal afetlerin son dönemde açlık ve yetersiz beslenmedeki artışın temel nedenlerinden biri olduğuna dikkat çekiliyor.

Açlık, nüfusunun çoğunluğunun geçim kaynağı tarım olan ülkelerde diğer ülkelere göre daha fazla yaşanıyor.

Şiddetli muson yağmurundan etkilenen Bangladeş, şiddetin tekrar baş gösterdiği Orta Afrika Cumhuriyeti, kasırga döneminin yaklaştığı Haiti ile tarım üretiminde verimsiz dönemden geçen Irak, Myanmar ve Sahel Kuşağı'nda gıda krizi yaşanıyor.

Öte yandan merkezi Washington'da bulunan Uluslararası Gıda ve Kalkınma Politikaları Araştırma Enstitüsünün (IFPRI) son yayımladığı "Küresel Açlık Endeksi"nde yer alan 119 ülkeden 52'sinde "ciddi", "alarm verici" ve "son derece ciddi" düzeyde açlık bulunduğu belirtildi.

Küresel Açlık Endeksi'nde, Orta Afrika Cumhuriyeti'nde açlığın "son derece ciddi" boyutlarda olduğuna dikkat çekiliyor. Açlığın son derece ciddi boyutta olduğu bir diğer ülke de Kongo Demokratik Cumhuriyeti. Dünyanın en yoksul ülkeleri arasında yer alan 12 milyon nüfuslu Somali'de 2011'den bu yana süren kuraklığa bağlı kıtlık sebebiyle 6,2 milyon kişi acil gıda yardımına, 2,9 milyon kişi de acil yardıma ihtiyaç duyuyor.

Endekse göre, açlık Çad, Sierra Leone, Madagaskar, Zambia, Sudan ve Liberya'da alarm verici düzeydeyken ciddi boyutta açlığın yaşandığı ülkeler de Afganistan, Pakistan, Hindistan, Myanmar, Bangladeş, Filipinler, Kuzey Kore ve Endonezya olarak sıralanıyor.

FAO verilerine göre, geçen yıl aşırı derecede yetersiz beslenmeye maruz kalmış kişi sayısı bir önceki yıla göre 11 milyon artarak 124 milyona ulaştı. Dünyada açlık çeken insanların üçte ikisinin çatışma bölgelerinde yaşadığı ve yetersiz beslenen 490 milyon kişinin yüzde 80'inin çocuk olduğu ifade edildi.

– 39 ülke dışarıdan yardıma muhtaç

Öte yandan FAO'nun dünyadaki gıda durumu ile ekin beklentilerini inceleyen raporuna göre, Afrika'da 31, Asya'da 7 ve Karayipler bölgesinde 1 olmak üzere dünyada 39 ülke dışarıdan gıda yardımına ihtiyaç duyuyor.

Doğu Afrika ve Yakın Doğu bölgesindeki gıda güvencesizliğinin temel faktörü çatışma ve yerinden edilmeler olurken, Afrika’nın güneyi, Yakın Doğu bölgesi ve Güney Amerika’da ise kuru hava şartları nedeniyle tahıl üretimi düştü.

FAO’nun bu yıl için son küresel tahıl üretimi tahmininin 2 milyar 587 milyon ton olarak öngörüldüğü aktarılan raporda, bu sayının geçen seneye kıyasla yüzde 2,4 azalarak son üç yılın en düşük seviyesi olduğu vurgulandı.

Çoğunlukla iklime bağlı aşırı olaylarla birleştiğinde sivil çatışmalar, Orta Afrika Cumhuriyeti, Nijerya, Güney Sudan, Suriye ve Yemen gibi ülkelerdeki korunmasız nüfusların gıda güvenliği durumunu daha da kötüleştiriyor.

Raporda, Afganistan, Burkina Faso, Burundi, Yeşil Burun Adaları, Kamerun, Orta Afrika Cumhuriyeti, Çad, Kongo, Kuzey Kore, Kongo Demokratik Cumhuriyeti, Cibuti, Eritre, eSwatini (eski adıyla Svaziland), Etiyopya, Gine, Haiti, Irak, Kenya, Lesotho, Liberya, Libya, Madagaskar, Malavi, Mali, Moritanya, Mozambik, Myanmar, Nijer, Nijerya, Pakistan, Senegal, Sierra Leone, Somali, Güney Sudan, Sudan, Suriye, Uganda, Yemen ve Zimbabve dışarıdan gıda yardımına ihtiyaç duyan ülkeler olarak sıralanıyor.

Advertisements

“Kıbrıs'ta çözüm umutları hala canlı”

BİRLEŞMİŞ MİLLETLER (AA) – Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres, BM Güvenlik Konseyine sunduğu Kıbrıs raporunda, Ada'da kapsamlı çözüm umutlarının hala canlı olduğunu vurguladı.

Guterres, Kıbrıs sorunu için görevlendirdiği geçici özel danışmanı Jane Holl Lute'un taraflarla istişarelerine ilişkin değerlendirmelerinin ardından, raporunu BM Güvenlik Konseyine sundu.

AA muhabirinin ulaştığı raporda Guterres, Ada'da iki kesim arasında kapsamlı bir çözümün hayata geçirileceğine inandığını belirtti.

Guterres, "Ada'da iki toplum arasında kapsamlı çözüm umutlarının hala canlı olduğuna inanıyorum." değerlendirmesinde bulundu.

Sonuç vermeyen ve sonu olmayan bir sürecin geride kaldığını, Kıbrıs'ta çözümsüzlüğün sürdürülemeyeceğine dair yaygın bir anlayış olduğunu kaydeden Guterres, "Kıbrıslıların sadece net bir ufukta başarılabilecek kalıcı bir barışın getirebileceği ortak bir geleceği hak ettiğine inanıyorum." ifadesini kullandı.

Ada'da çözümün gelecekte her Kıbrıslının koşullarını iyileştireceğine değinen Guterres, taraflar beklentilerinden daha azını kabul etse de çözümün büyüme, refah ve geleceğe dönük güven fırsatları sunacağına işaret etti.

– "Yeni fikirlere ihtiyaç duyulabilir"

İki tarafın da müzakere konusundaki istekliliği göz önünde bulundurularak "bundan sonraki sürece aciliyet duygusuyla iyi bir şekilde hazırlanılması" gerektiğini belirten Guterres, yeni bir çabadan sonuç alınabilmesi için "yeni fikirlere ihtiyaç duyulabileceği" yorumunu yaptı.

Guterres, müzakereler başlamadan önce kilit konularda gerçek bir yakınlaşma sağlanıp sağlanmadığını ve tarafların kendi öngörebileceği ortak bir geleceğe yönelik çözüm için yeni öneriler getirmede istekliliğini ölçmek için Lute'tan Ada'ya giderek istişarelerini sürdürmesini isteyeceğini aktardı.

Ayrıca Guterres raporunda, tam teşekküllü müzakerelere yeniden başlamadan önce taraflardan başlangıç noktası konusunda anlaşmalarını istedi.

"Bir kez daha Kıbrıs'ta ve çevresinde bulunan doğal kaynaklardan her iki toplumun da faydalanması gerektiğini yineliyorum." değerlendirmesinde bulunan Guterres, doğal kaynakların, tarafları karşılıklı kabul edilebilir ve kalıcı bir çözüm bulunması konusunda çalışmaya teşvik etmesi gerektiğini ifade etti.

Söz konusu rapor, 30 Ekim'de BM Güvenlik Konseyinde görüşülecek.

Türk Eğitim Sen'den “Eğitim Konseyi” önerisi

ANKARA (AA) – Türk Eğitim Sen, eğitim sistemindeki sorunların çözümü için "Eğitim Konseyi" kurulması önerisinde bulundu.

Türk Eğitim-Sen'in akademisyenlere hazırlattığı "Türk Eğitim Sistemine İlişkin Görüş ve Öneriler" raporu yayımlandı.

Eğitim sisteminde yapısal ve uygulamaya yönelik problemler bulunduğu ifade edilen raporda, iyi eğitilmiş genç nüfusun 2023 hedefi için Türkiye'nin en büyük avantajı olacağı, bu avantajın iyi değerlendirilmesi gerektiği vurgulandı.

Eğitimin, üzerinde düşünülmesi, çok çalışılması ve doğru politikalar oluşturulması gereken bir konu olduğu kaydedilen raporda, "Türk eğitim sistemi üzerine farklı araştırmacıların farklı zamanlarda yaptıkları araştırmaların yıllar geçse de benzerlikler göstermesi, sorunların ortadan kalkmadığını göstermektedir." değerlendirilmesi yapıldı.

Raporda, eğitim sisteminin milli olması, bütüncül bir sistem olarak ele alınması, eğitimin sadece okulda olması anlayışından vazgeçilmesi gerektiği belirtildi.

"Eğitim Konseyi" kurulması önerisi ifade edilen raporda, şunlar kaydedildi:

"Türkiye'nin konumu ve ulaşmak istediği hedefleri gerçekleştirebilmek amacıyla ülkemizin en değerli unsuru olan insan kaynağının yetiştirilmesi ve bu sürecin planlanması noktasında, eğitimi veren, eğitimden fayda sağlayan ve eğitim alan tarafların temsilcileri ile bu süreci yürütmekle mükellef kurumların temsilcilerinin bulunacağı bir konsey marifeti ile bu süreç kısa, orta ve uzun vadeler şeklinde planlanmalı ve hedeflerin gerçekleşmesi oranlarının takip edilmesi marifeti ile aksayan yanlar ya da anlık değişimler nedeniyle sürecin akamete uğraması engellenmelidir."

Raporda, komisyon çerçevesinde ülkenin ihtiyaçları doğrultusunda yetişmiş insan gücü ihtiyacı ve gelişmesi gereken becerilere ilişkin soruların cevaplanacağı çalışma komiteleri oluşturulması gerektiği ifade edilerek, bu komitelerin tespitleri ve tahlilleri neticesinde eğitim ve öğretimin planlanmasının sağlanacağı belirtildi.

Kıbrıs raporu 15 Ekim'de BM Güvenlik Konseyine sunulacak

BİRLEŞMİŞ MİLLETLER (AA) – Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres, Kıbrıs sorunu için görevlendirdiği geçici özel danışmanı Jane Holl Lute'un taraflarla istişareler yürüterek hazırladığı raporu 15 Ekim'de BM Güvenlik Konseyine sunacak.

BM Genel Sekreter Sözcüsü Stephane Dujarric, beklenen rapora ilişkin AA muhabirine yaptığı açıklamada, Lute'un Kıbrıs konusunda ilgili tüm taraflarla istişareler yürüttüğünü ve Genel Sekreter'i görüşmelerine ilişkin bilgilendirdiğini söyledi.

Dujarric, Guterres'in rapor hakkında BM Güvenlik Konseyini de bilgilendireceğini ifade etti.

Kıbrıs raporu, 15 Ekim'de BM Güvenlik Konseyine Guterres tarafından sunulacak, 30 Ekim'de ise görüşülecek.

Raporun açıklanmasının ardından Guterres'in, Kıbrıs sorunu konusunda nasıl bir yol izlenmesi gerektiğine karar vermesi bekleniyor.

Öte yandan, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, Kıbrıs raporunun ekim ayında açıklanmasıyla Rum lider Nikos Anastasiadis ile görüşmelerinin mümkün olduğunu belirterek, görüşmenin çok uzak olmayan bir tarihte gerçekleşmesini arzu ettiğini söylemişti.

KKTC Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Kudret Özersay ise AA muhabirine yaptığı açıklamada, BM Genel Sekreteri'nin 50 yıl aradan sonra "Müzakerelere kaldığı yerden devam edilsin." demesini beklemediklerini ve başarıya götürmeyecek müzakerenin Kıbrıs'ı daha fazla böleceğini ifade etmişti.

– Kıbrıs müzakereleri

Kıbrıs müzakereleri, Cumhurbaşkanı Akıncı'nın göreve gelmesinin ardından BM Genel Sekreterinin eski Kıbrıs Özel Danışmanı Espen Barth Eide'nin ara buluculuğunda Mayıs 2015'te yeniden başlamıştı.

Müzakerelerde, geçen yıl temmuz ayında İsviçre'nin Crans-Montana kentinde yürütülen Kıbrıs Konferansı'ndan sonuç çıkmamıştı.

Müzakereler, "Ekonomi", "Avrupa Birliği", "Mülkiyet", "Yönetim-Güç Paylaşımı", "Toprak" ile "Güvenlik ve Garantiler " olmak üzere 6 temel başlıktan oluşuyordu.

PKK silah için uyuşturucu ticareti yapıyor

ANKARA (AA) – Emniyet Genel Müdürlüğü Narkotik Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığının "2018 Türkiye Uyuşturucu Raporu"nda terör örgütü PKK'nın uyuşturucu sevkiyatında önemli rol üstlendiği ve örgütün uyuşturucu kaçakçılığından yılda 1,5 milyar dolar gelir sağladığına yer verildi.

Narkotik Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığınca yayımlanan rapora göre, gelişen teknoloji sayesinde suç odaklarının daha organize ve çok uluslu bir nitelik gösterdiği belirtildi. Raporda, uyuşturucu ile mücadelenin uluslararası bir boyut kazandığına değinilirken, Türkiye'de 2017'deki uyuşturucu olayları, kullanımı, tedavi yöntemleri konusunda önemli bilgilerin yer aldığı rakamlar öne çıktı.

Buna göre, Türkiye genelinde 2016'da gerçekleşen 81 bin 222 uyuşturucu olayı yüzde 45 artış göstererek, 2017'de bu rakam 118 bin 482'ye ulaştı. Olaylarla ilgili yakalanan şüphelilerin sayısı da bir önceki yıla göre yüzde 48,92 artışla 170 bin 175 oldu.

Türkiye'de 2017'de gerçekleşen 118 bin 482 uyuşturucu ile bağlantılı suçların türlerine göre dağılımı incelendiğinde, 91 bin 798'inin kullanma amaçlı uyuşturucu madde satın almak, kabul etmek, bulundurmak, 23 bin 424'ünün uyuşturucu madde imal ve ticareti, 3 bin 136'sının 2313 sayılı "Uyuşturucu Maddelerin Murakabesi Hakkında Kanuna Muhalefet", 78'inin uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanılmasını kolaylaştırma, özendirme, 46'sının ise 3298 sayılı "Uyuşturucu Maddeler ile İlgili Kanuna Muhalefet" suçları kapsamında olduğu belirlendi.

Raporda yer verilen Adalet Bakanlığı verilerine göre ise Türkiye genelinde 2017 itibarıyla 386 ceza infaz kurumundaki 232 bin 182 tutuklu ve hükümlüden 50 bin 278'inin uyuşturucu madde bağlantılı suçlardan dolayı cezaevlerinde bulunduğu belirlendi. Ceza infaz kurumlarında bulunan hükümlü ve tutukluların oranı bir önceki yıl yüzde 18,65 iken, 2017'de yüzde 21,65'e yükseldiği ortaya kondu.

– PKK'nın uyuşturucu trafiği

Türkiye'de uyuşturucu kaçakçılığı yapan suç gruplarının genellikle doğu illerinde faaliyet gösterenler ile Avrupa ülkeleri vatandaşlarından oluştuğu belirtilen raporda, söz konusu suç gruplarının deşifre olmayı engellemek amacıyla aynı aileden ya da akrabalık ilişkileriyle birbirlerine bağlanmış kişilerden oluştuğu vurgulandı.

Terör örgütü PKK'nın uyuşturucu sevkiyatında önemli bir rol üstlendiği ve örgütün uyuşturucu kaçakçılığından yılda 1,5 milyar dolar gelir sağladığına dikkat çekilen raporda şu bilgilere yer verildi:

"Türkiye eroinin Avrupa'ya sevkiyatında transit ülke ve Avrupa'da üretilen sentetik uyuşturucular bakımından da hedef ülke durumundadır. PKK/KCK terör örgütü, bu iki kaçakçılıkta da etkindir. Bunun haricinde PKK/KCK terör örgütü Irak'ın kuzeyindeki kamplarda kurduğu imalathanelerde eroin imal etmekte ve ticaretinde aktif olarak rol almaktadır. Örgüt bununla yetinmeyerek, Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi'ndeki vatandaşları kenevir ekimi için zorlamakta ve sözde vergi adıyla topladığı paralarla terör eylemlerini finanse etmektedir. PKK/KCK terör örgütü birçok farklı suç türünden gelir elde etmekte ve yalnızca uyuşturucu kaçakçılığından yılda 1,5 milyar dolar gelir sağlamaktadır. Bu gelir, örgüt elemanlarının barınma ve silahlandırılmaları için kullanılmaktadır."

Raporda, Emniyet Genel Müdürlüğü Narkotik Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığı tarafından terör örgütü PKK/KCK'ya yönelik 2017'de yapılan 6 operasyonda 86 şüphelinin gözaltına alındığı, bu operasyonlarda 150 kilogram esrar, 50 kilogram eroin, 100 gram kokain maddesinin ele geçirildiği kaydedildi.

CHP'den “ekonomi” raporu

ANKARA (AA) – CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Emek Büroları Genel Koordinatörü Veli Ağbaba, halkın temel besin maddeleri için yaptığı harcamaları ve asgari ücretle geçinen emekçilerin alım güçlerini değerlendiren bir rapor hazırladı.

CHP Basın Birimi tarafından paylaşılan raporda, ağustos ayı enflasyon verilerinin, son 14 yılın zirvesinde yer alarak yüzde 17,90 oranında gerçekleştiği ifade edildi.

Merkez Bankasının, yıl sonu enflasyon oranı beklentisinin yüzde 19,6 olarak tahmin ettiği belirtilen raporda, "Ülkemizde 24 Haziran seçimleri öncesinde başlayan ve sonrasında etkisini giderek hissettiren ekonomik daralma ve en nihayetinde ortaya çıkan ekonomik kriz, gündelik yaşamda etkisini artırarak göstermektedir.
Kur krizine bağlı olarak Türk lirası değerinde yaşanan hızlı düşüş, halkı gündelik yaşam gereksinimlerinin karşılaması noktasında oldukça zorlamaktadır." değerlendirmesinde bulunuldu.

Enflasyon oranında görülen yüksek eğilimin, başta tüketim ürünleri olmak üzere birçok ürüne yeni zamlar yapılmasına yol açtığına işaret edilen raporda, asgari geçim ücretinin yoksulluk ve açlık sınırının altında kaldığı, zamlar ve vergi sisteminde yaşanan adaletsizliklerin, Türkiye'de çalışan milyonlarca kişiyi daha da zor duruma düşürdüğü ifade edildi.

Gündelik yaşamın pahalılaşmasının, Türkiye'de açlık ve yoksulluk sınırı altında çalışan milyonlarca kişinin mutfak masraflarının her geçen gün daha da artmasına ve sofradaki temel besin maddelerinin daha da azalmasına sebep olduğu belirtilen raporda, Türkiye'nin asgari ücret bakımından gelişmiş ülkelere göre oldukça geri bir durumda olduğu kaydedildi.

Mevcut durumda ortalama aylık kazançların her ay, hatta her gün daha da geriye gideceği ifade edilen raporda, "Yüksek enflasyon oranı göz önüne alınarak, ülkemizdeki yoksulluk ve açlık sınırının gösterdiği veriler hesaba katılarak, bir an önce çalışanlarımızın ücretleri yeniden hesaplanmalıdır. Ayrıca iktidar, temel harcamalar üzerinde açığa çıkan fahiş zam oranları için gerekli denetimleri bir an önce sıklaştırmalı, artan zamların önüne bir an evvel geçmelidir." ifadeleri kullanıldı.

“Dışa bağımlılık ekonomiyi kırılgan hale getiriyor”

MANİSA (AA) – CHP Genel Başkan Yardımcısı Onursal Güzel, "Dışa bağımlılık ekonomimizi her geçen gün kırılgan hale getiriyor. Bugün ekonomik bir krizle karşı karşıyayız. Bunun oluşmasında dış faktörlerin önemli bir etkisi var.” dedi.

Adıgüzel, partisinin Manisa İl Başkanlığı'nda düzenlediği basın toplantısında, ekonominin son durumuna ilişkin hazırlayacakları rapor için beraberindeki heyetle Manisa'da incelemelerde bulunacaklarını, Sivil Toplum Kuruluşları (STK) ile ekonomi çevreleriyle görüşeceklerini belirtti.

Türkiye’nin "yönetimden kaynaklı" problemi nedeniyle bugün en temel ihtiyaçların bile dış ülkelerden sağlandığını iddia eden Adıgüzel, bunun ekonomiyi kırılgan hale getirdiğini vurguladı.

"Dışa bağımlılık ekonomimizi her geçen gün kırılgan hale getiriyor. Bugün ekonomik bir krizle karşı karşıyayız." diyen Adıgüzel, şöyle devam etti:

"Bunun oluşmasında dış faktörlerin önemli bir etkisi var. Fakat biz neden bu kadar büyük derecede etkileniyoruz. Bunu da iyi sorgulamak gerekiyor. Türkiye’de ki bir çok ihale dolarla verilmiş. Bunun gibi bir çok sebeple birlikte sıcak paranın doğru yönetilmiyor olması ve ülkede kredibilite probleminin olması, bunun temelininde de ülkeye güvenin olmaması yatıyor. "

Heyette yer alan CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel de "24 Haziran geçti ve bugün bir kriz yaşıyoruz. Elbetteki bu krizin Türkiye’de kırılgan ekonominin, dünyadaki bütün kırılgan ekonomilerle birlikte, dünyadaki daralan ve hareketi azalan sıcak paradan etkilenmesi olarak ifade edilebilir. Evet dünyada sıcak para akışı sıkıntısı var, bütün ekonomiler kırılgan ama en çok neden biz kırılganız?" diye konuştu.

Özel, "Elbette ki ABD Başkanı Donald Trump’ın, Türkiye’ye karşı takındığı düşmanca tutumun karşısındayız. Biz Trump'ın savunulacak hiçbir yönünün olmadığını biliyoruz." dedi.

“Burundi'de insanlığa karşı suçlar işleniyor”

CENEVRE (AA) – Birleşmiş Milletler (BM), Doğu Afrika ülkesi Burundi'de 2017-2018'de "insanlığa karşı suçlar" da dahil ciddi insan hakları ihlallerinin yapıldığını bildirdi.

BM İnsan Hakları Konseyi tarafından 2016'da kurulan Burundi Soruşturma Komisyonunun ülkedeki hak ihlallerine ilişkin hazırladığı yeni rapor açıklandı.

Komisyon raporu, insan hakları ihlallerine maruz kalan 900 kurbanın ve görgü tanığının ifadelerine dayandırılırken, Komisyonun tüm girişimlerine rağmen Burundi hükümetinin diyalog ve iş birliği çağrılarını reddettiği ifade edildi.

Raporda, Burundi'de infazlar, keyfi gözaltılar ve tutuklamalar, işkenceler, insanlık dışı muameleler, cinsel şiddet ve zorla kaybetme gibi suçlar işlendiğine yer verildi.

Ülkede demokratik alanların giderek daraldığına dikkat çekilen raporda, hızlı artan nüfusun yoksulluğu da beraberinde getirdiği kaydedildi.

"Komisyonun, Burundi'de insanlığa karşı suçların işlenmeye devam edeceğine inanmak için makul gerekçeleri var." ifadeleri kullanılan raporda, ülkede son iki yılda çok ciddi insan hakları ihlallerinin yapıldığı vurgulandı.

Burundi Soruşturma Komisyonu Başkanı Doudou Diene, rapora ilişkin yaptığı açıklamada, "Komisyonun ilk raporunda belgelediği insan hakları ihlalleri geçen yıl boyunca da devam etti. Cesetlerin ortadan kaldırılması veya geceleri operasyon yapılması gibi bazı uygulamalar, bu ihlalleri daha az görünür hale getirmeye yönelik hamlelerdir." değerlendirmesinde bulundu.

Komisyonun hazırladığı rapor, 10-11 Eylül'de BM Cenevre Ofisi'nde gerçekleştirilecek BM İnsan Hakları Konseyi'nin 39. oturumuna sunulacak.

– 2015'ten sonra şiddet olaylarında büyük artış

Burundi'de 13 yıldır iktidardaki Devlet Başkanı Pierre Nkurunziza'nın, hükümetle silahlı gruplar arasında Ağustos 2000'de imzalanan Aruşa Anlaşması'nda yer alan "devlet başkanının yalnızca iki kez seçilebileceğine" ilişkin maddeye rağmen Nisan 2015'te üçüncü kez devlet başkanlığı için adaylığını açıklamasının ardından başlayan siyasi kriz ve şiddet olayları devam ediyor.

Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği tarafından 30 Nisan 2018'de yayınlanan bir raporda, ülkedeki şiddet olaylarında binden fazla kişinin hayatını kaybettiği, 430 binden fazla kişinin yerlerinden edildiği bildirilmişti.

“İkinci elde hazır ekspertiz raporuna kanmayın” uyarısı

BURSA (AA) – CEM ŞAN – İkinci el otomobil alacak kişilerin, özellikle internet üzerinden satışa sunulan araçlarla ilgili hazırlanan ekspertiz raporlarına karşı dikkatli olmaları istendi.

Bursa Oto Galericiler Odası Başkanı Hakan Yanık, AA muhabirine, son zamanlarda sahte ekspertiz raporlarıyla ilgili Türkiye'nin birçok yerinden ciddi anlamda şikayetler geldiğini söyledi.

Gelen şikayetler üzerine araştırma yaptıklarını ifade eden Yanık, "Piyasada isim yapmış ekspertiz firmalarının raporlarını kopyalayan kötü niyetli kişiler, daha sonra bu raporların üzerinde bilgisayar ortamında oynama yaparak yani aracın boya, değişen parça gibi bilgilerini değiştirerek kazalı veya parçası değişmiş olan araçları orijinal gibi gösteren sahte raporlar düzenliyorlar. Oluşturulan bu sahte raporlar, o araca ait olduğu beyan edilerek araç almayı düşünen kişilere gösteriliyor." dedi.

Yanık, gerçeği yansıtmayan bu raporlarla araç alan kişilerin kandırıldığını belirterek, "Vatandaşlar bu sahte ekspertiz raporlarına güvenerek arabaları alıyorlar. Bu dolandırıcılık veya sahtekarlık olayıyla ilgili bize gelen şikayetler son zamanlarda arttı." ifadelerini kullandı.

– "Hazır ekspertiz raporlarına güvenmeyin"

İkinci el araç alacak kişilere uyarılarda bulunan Yanık, hazır ekspertiz raporlarına güvenilmemesini gerektiğine işaret ederek, şunları kaydetti:

"Piyasada veya internet ortamında araç satan kişilerin yaptırmış olduğu ekspertiz raporlarına güvenmeyin. Otomobil almak isteyen vatandaşlar alacakları aracı, bildiği veya bu işi profesyonelce yapan ekspertiz firmalarına götürsünler. Ya da gösterilen ekspertiz raporlarının üzerinde telefon numaraları var. Buraları arayıp böyle bir araca ekspertiz yapıp yapılmadığını sorsunlar. Ayda ortalama 30 civarı şikayet geliyor bize. Özellikle son 5 ayda bize 150 başvuru geldi. Araba pert olmuş ya da birçok parça değişmiş veya boyanmış ama sağlam olduğu yönünde sahte ekspertiz raporları düzenlenmiş. Bu konuda hem vatandaş hem de biz galerici esnafı olarak şikayetçiyiz."

Yanık, bu konuda raporu değiştirilen ekspertiz firmalarının da mağdur olduğuna dikkati çekerek, "Çünkü rapora güvenerek aracı alan vatandaş, otomobilinde değişen veya boyalı parçaları öğrenince elindeki belgeyle ekspertiz firmasına gidip 'Nasıl ekspertiz yaptınız?' diye itiraz ediyor. Ekspertiz firmaları da arşivlerine bakıp bu araca ekspertiz raporu hazırlamadığını söyleyince vatandaş dolandırıldığını anlıyor." diye konuştu.

– "Aynı araca ait 3 rapor"

Kendilerine gelen bir şikayette aynı araca ait bilgileri birbirinden farklı üç ekspertiz raporunun olduğunu vurgulayan Yanık, ekspertiz raporlarının üzerinde yazan firmaları aradıklarını ve yetkililerin o araca ekspertiz işlemi yapmadıklarını söylediğini aktardı.

Yanık, vatandaşların aracı bilinen yerlerden alması gerektiğine işaret ederek, şunları kaydetti:

"Vatandaşlar, alacakları aracını bu işin uzmanı olan yerlere mutlaka kendisi götürüp göstersin. İnsanların sunmuş olduğu ekspertiz raporları size ön izlenim vermiş olabilir ama bu raporlara çok fazla güvenmeyin. 50-60 bin lira vereceğiniz otomobil için 150-200 lira ekspertiz ücreti verip kendi gözünüzle alacağınız aracı kontrol ettirin. Bu işin ehline yaptırın. Bugün para kazanmak kolay değil. 10, 20 veya 30 bin lirayı alacağınız araca veriyorsunuz ama bu paranın yanı sıra 200 lira da kenara ayırın götürün aracı ekspertize gösterin. 50 bin lira verip de 200 lira kar ettik diyen insanların sonradan başı çok ağrıyor."

Tüketici Başvuru Merkezi Onursal Başkanı Aydın Ağaoğlu da ikinci el araç piyasasında sahte ekspertiz raporuyla aldatılan tüketicilerden gelen şikayetlerin arttığını söyledi.

Tüketicilerin, ilk aşamada özel belgede sahtecilik ve dolandırıcılık suçlamasıyla, o belgeyi kendisine veren satıcı hakkında cumhuriyet savcılığına suç duyurusunda bulunmalarını isteyen Ağaoğlu, "Aracı satan kişi tacir ise tüketici mahkemesinde, herhangi bir şahıs ise asliye hukuk mahkemelerinde maddi ve manevi tazminat davası açarak aracın geri verilmesi ile parasının iadesine veya uğradığı zararın tazminine karar verilmesini isteyebilirler. Aslında bu tür aldatıcı işlemler ile mağdur olmak istemiyorsa, ekspertiz raporunda imzası bulunan kişiye ulaşıp kendisine sunulan raporun gerçekliğini teyit ettirmelidirler." dedi.

“BM Arakan raporunu ciddiye alıyor”

BİRLEŞMİŞ MİLLETLER (AA) – Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreter Sözcüsü Stephane Dujarric, BM Genel Sekreteri Antonio Guterres'in, BM tarafından kurulan Uluslararası Myanmar Bağımsız Araştırma Misyonu'nun Arakan raporunu ciddiye aldığını söyledi.

Dujarric, günlük basın brifinginde söz konusu rapora ilişkin BM'nin tepkisinin ne olacağı sorusuna, "Genel Sekreter (Guterres) raporu oldukça ciddiye alıyor. BM'ye üye tüm devletler de bu raporu ciddiye almalı. Raporun İnsan Hakları Komisyonuna sunulmasını dört gözle bekliyoruz." açıklamasında bulundu.

BM'nin Myanmar'daki kalkınma ve azınlık hakları gibi mevzulara eğildiğini söyleyen Dujarric, "Ama bizim bugüne kadar Myanmar'a atadığımız tüm temsilciler insan hakları konusunda çalışmalar yaptı. BM bu konuda çalışmaya devam ediyor." diye konuştu.

BM tarafından kurulan Uluslararası Myanmar Bağımsız Araştırma Misyonu, 27 Ağustos'ta yaptığı açıklamayla Myanmar ordusunun (Tatmadaw) Genelkurmay Başkanı Min Aung Hlaing'in de aralarında bulunduğu üst düzey ordu mensuplarının Arakanlı Müslümanlara yaptığı soykırım nedeniyle Uluslararası Ceza Mahkemesinde (UCM) yargılanmasını istemişti.

Raporda, "Askeri zorunluluklar, asla ayrım gözetmeksizin cinayetler işlenmesini, kadınlara toplu tecavüzü, çocuklara saldırılmasını ve köylerin tamamen yakılmasını haklı çıkarmayacaktır. Başta Arakan eyaletindeki mevcut güvenlik tehditlerine bakıldığında Myanmar ordusunun taktikleri, istikrarlı ve ağır şekilde orantısız olmuştur." ifadesine yer verilmişti.