Pakistan: 6 security personnel killed in terror attack

             By Islamuddin Saji

ISLAMABAD, Pakistan (AA) – At least six security personnel were killed in a terrorist attack on a checkpoint in southwestern Pakistan, official media said on Wedesnday.

According to state-run Radio Pakistan, terrorists attacked a security checkpoint in the Sanjawi area of Ziarat, in the Balochistan province, and killed six Levies paramilitaries.

Soon after the incident, security forces cordoned off the area and launched a search operation to apprehend the culprits.
On Jan. 29, terrorists stormed a paramilitary force compound in Loralai, Balochistan, killing 10 people, including nine police officers, and wounding 21. Four terrorists were killed in exchange of fire with security forces.

Last November, a similar attack on the Chinese Consulate in the commercial capital Karachi killed seven people, including three militants of the separatist group Balochistan Liberation Army.

The large Balochistan province has been plagued by violence for over six decades, with separatists claiming it was forcibly incorporated into Pakistan at the end of British rule in 1947.

The province is also a key route of China's billion-dollar One Belt One Road Initiative. which aims to connect China's strategically important northwestern Xinjiang province to Balochistan’s Gwadar port through a network of roads, railways and pipelines to transport cargo, oil and gas.

“ABD ile Pakistan yetkilileri yakında bir araya gelecek”

WASHINGTON (AA) – ABD Başkanı Donald Trump, ABD'li yetkililerle Pakistanlı yetkililerin yakında bir araya geleceğini ifade ederek, "Pakistan ile ilişkilerimiz çok iyi durumda." ifadesini kullandı.

Beyaz Saray'ın bahçesinde basın mensuplarına kısa bir açıklama yapan Trump, Hindistan-Pakistan geriliminin gündemde olduğu bir atmosferde Pakistan'a ilişkin bir yorumda bulundu.

Trump, "ABD'li yetkililerle Pakistanlı yetkililer iki ülke arasındaki meseleleri konuşmak üzere yakın zamanda bir araya gelecek. Pakistan ile ilişkilerimiz çok iyi durumda." şeklinde konuştu.

Son dönemde iki ülke arasındaki ilişkilerde başta "terörle mücadele" konusu olmak üzere çeşitli alanlarda sorunlar yaşanırken, ABD yönetiminin son saldırısının ardından Hindistan'a destek vermesi dikkat çekmişti.

2018 yılında Pakistan'a yönelik 300 milyon dolarlık askeri yardımı kesen ABD yönetiminin, yeni süreçte Pakistanlı yetkililerle nasıl bir diplomasi yürüteceği merak ediliyor. Geçen eylülde Pakistan'ı ziyaret eden ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo, burada Pakistanlı mevkidaşı Şah Mahmud Kureyşi ve seçimi yeni kazanan Başbakan İmran Han ile görüşmüştü.

  • Trump'tan DEAŞ haritası

Açıklamasında ABD'nin DEAŞ'a karşı verdiği mücadeleye de değinen Trump, göreve geldiğinde DEAŞ'ın Suriye ve Irak'ın birçok bölgesinde bulunduğunu gösteren bir haritayı basın mensuplarıyla paylaştı.

Son iki yılda aynı bölgelerde artık DEAŞ'ın neredeyse tamamen bitirildiğini ifade eden Trump, "Bu benim başarım ama yalan haberler üreten medya bundan bahsetmek istemiyor." değerlendirmesinde bulundu.

Trump, şubatta, kısa süre içinde "Suriye'de DEAŞ'ı yüzde yüz temizlediklerini" resmen açıklayacaklarını kaydetmiş, daha sonraki açıklamalarında ise "son kalan bir bölgenin DEAŞ'tan temizlenmekte olduğunu" dile getirmişti.

Trump says relations 'very good' with Pakistan

            By Michael Hernandez</p>  <p>WASHINGTON (AA) - Relations between the United States and Pakistan are &quot;very good,&quot; President Donald Trump said Wednesday.</p>  <p>The brief remarks came as Trump prepared to depart the White House for Ohio, where he is set to visit a tank factory and meet with supporters. </p>  <p>Trump said his administration will soon be meeting with Pakistani officials. </p>  <p>U.S.-Pakistani relations had taken a turn for the worse in recent years, with the U.S. announcing a $300 million cut in military aid to Pakistan in 2018.</p>  <p>Trump attacked Pakistan on Twitter in November, saying it was not doing enough to stop terrorism.</p>  <p>&quot;We no longer pay Pakistan the $Billions because they would take our money and do nothing for us, Bin Laden being a prime example, Afghanistan being another. They were just one of many countries that take from the United States without giving anything in return. That’s ENDING!&quot; Trump fumed.</p>  <p>Trump was referring to the 2011 U.S. raid on Osama bin Laden's compound in Abbottabad, Pakistan that resulted in the death of the al-Qaeda leader. The site where bin Laden was holed up was just miles away from Pakistan's premier military academy.</p>  <p>The main sticking point between Washington and Islamabad has been the issue of the Taliban’s presence in Afghanistan. The U.S. has been engaged in a more than 17-year war against the group and is currently engaged in talks with it to hammer out a prospective peace deal to end the conflict.</p>  <p>Officials of the two countries have met numerous times over the past two months. In September, Secretary of State Mike Pompeo visited Pakistan and met with Pakistani Foreign Minister Shah Mehmood Qureshi and then-newly elected Prime Minister Imran Khan.

Pakistan'da Çek modele uyuşturucu kaçakçılığından 8 yıl hapis

İSLAMABAD (AA) – Pakistan'da Çek model Tereza Hluskova, uyuşturucu kaçakçılığı yaptığı gerekçesiyle 8 yıl 8 ay hapis cezasına çarptırıldı.

Lahor'da görülen duruşmada, geçen yıl Lahor'dan Abu Dabi'ye gitmek üzereyken yakalanan Hluskova hakkında karar açıklandı.

Çekya'nın İslamabad Büyükelçiliğinden yetkililerin de takip ettiği davada 8 yıl 8 ay hapis cezası alan 23 yaşındaki Hluskova'yla birlikte yargılanan Shoaib isimli Pakistanlı ise beraat etti.

Kararın ardından gözyaşlarını tutamayan Hluskova'nın temyize gitme hakkı olduğu belirtildi.

Hluskova model olarak gelip 3 ay kaldığı Pakistan'dan Abu Dabi'ye gitmek isterken havalimanında çantasında 8,5 kilo uyuşturucu maddeyle yakalanmıştı.

Çek model, ifadesinde uyuşturucunun kendisine verilen hediyelerin arasından çıktığını iddia etmişti.

Pakistan to fence border with Iran

                                        By Aamir Latif</p>    <p>KARACHI, Pakistan (AA) - Pakistan is going to fence its border with neighboring Iran in an attempt to stop militants’ cross-border movement, and smuggling, a Pakistani army general said.</p>    <p>Speaking at a seminar in Quetta city, Lt. Gen. Asim Saleem Bajwa, commander of the army’s southern command, which constitutes southwestern Balochistan province, said the fencing would start from next week, which would help contain terrorism and smuggling, local broadcaster 92 News reported.</p>    <p>Bajwa said the fencing of the border would also improve economy and legal trade between the two neighbor countries.</p>    <p>Tehran has long been accusing Islamabad of not acting against militant groups, which have carried out numerous terrorist attacks in Iran’s bordering province of Sistan-Balochistan.</p>    <p>Pakistan denies the claim.</p>    <p>In February, a suicide bomber had killed 27 Iranian border guards in Sistan-Balochistan, fueling the diplomatic tensions between the two countries.</p>    <p>The move followed the ongoing fencing of Pakistan’s border with war-wrecked Afghanistan, which invited an ire from Kabul apart from border clashes between the two countries in recent past.</p>    <p>Pakistan has already fenced a 370-kilometer-long (230-mile) portion of Pak-Afghan border -- commonly known as Duran Line -- to stop the cross-border movement of militants, Bajwa was quoted as saying by 92 News.</p>    <p>Afghanistan does not recognize the Durand Line -- a 2,640-kilometer-long (1,640-mile) border, which was established in 1893 in line with an agreement between India under British colonial rule, and Abdur Rahman Khan, the then-ruler of Afghanistan.</p>  <p>But, it rather sees it as an annexation of the “Greater Afghanistan” by the British Raj before Pakistan and India came into being in 1947.

Pakistan-İran sınırına tel örgü çekilecek

İSLAMABAD (AA) – Pakistan ordusu Güney Kuvvetleri Komutanı Korgeneral Asım Salim Bajva, gelecek haftadan itibaren 950 kilometrelik İran-Pakistan sınırına tel örgü çekileceğini duyurdu.

Kuetta kentinde katıldığı toplantıda konuşan Bajva, sınır yönetimi ve güvenliğinin başta Pakistan'ın Belucistan eyaleti olmak üzere ülke güvenliği açısından önemli olduğuna dikkati çekti.

Afganistan sınırına da tel örgü çekildiğini söyleyen Bajva, 370 kilometrelik bölümde işlemin tamamlandığını, gelecek hafta ise 950 kilometrelik İran-Pakistan sınırına tel örgü çekilme işlemlerinin başlayacağını ifade etti.

Şubat ayında İran Devrim Muhafızlarına düzenlenen terör saldırısının ardından Pakistan, İran tarafından, sınır güvenliğini yeterince sağlayamadığı konusunda eleştirilmişti.

İran, ülkede saldırı düzenleyen örgütlerin Pakistan'da saklandığını iddia etmişti.

Geçen ay Pakistan'daki yabancı medya temsilcileriyle buluşan Pakistan ordu sözcüsü Asıf Gafur, Afganistan, İran, Pakistan arasında hareket eden teröristlerin geçişlerini engellemek için Pakistan'ın İran ve Afganistan sınırlarına tel örgü çekileceğini söylemişti.

“Bir Hristiyan olarak İstanbul'da Londra'dan daha rahatım”

İSTANBUL (AA) – MEHMET KARA – ABD, İngiltere, İran ve Pakistan'dan Türkiye'ye gelen doktora öğrencileri burada yaşadıkları tecrübelerle bir taraftan zihinlerindeki Türkiye algısını yeniden inşa ediyor, bir taraftan da kültür ve kardeşlik köprüleri kuruyor.

Bahçeşehir Üniversitesi Medeniyet Araştırmaları Merkezi tarafından düzenlenen "Felsefe, Din ve Bilimde İbrahimi Yansımalar" konferans serisi kapsamında İstanbul'a gelen Amerikalı, İngiliz, İranlı ve Pakistanlı öğrenciler ülkelerindeki Türkiye algısını ve Türkiye'de bulundukları süredeki izlenimlerini anlattı.

Amerikalı ve İngiliz öğrencilerde son yıllardaki bölgesel gelişmelerin medya ve siyasetçiler tarafından şekillendirdiği Türkiye algısı, Pakistanlı ve İranlı öğrencilerde ise tarihi, kültürel ve siyasi ilişkilerin yansımaları göze çarpıyor.

Ülkelerindeki Türkiye algısını ve İstanbul'daki izlenimlerini AA muhabirine anlatan öğrenciler, özellikle Türkiye'nin zengin kozmopolit dokusuna ve ortak yaşama kültürüne dikkat çekiyor.

  • "Türkiye Doğu ve Batı'nın zengin bir karması"

Notre Dame Üniversitesi Felsefe Bölümü doktora öğrencisi Amerikalı Samuel Murray, Türkiye'ye birçok ön yargı ve yanlış bilgiyle geldiğini belirterek, bu algının gerekçelerini ve İstanbul'da yaşadığı tecrübeleri şöyle anlattı:

"İstanbul'a ilk defa geldim. İlk izlenimim Türkiye'nin gerçekten bir Avrupalı devlet olduğuydu. Buraya gelmeden önce ister istemez medyadan takip ettiğim kadarıyla biraz tedirgindim. Amerikan medyasında maalesef Türkiye hakkında çıkan haberler buranın tehlikeli bir ülke olduğu imajını yaratıyor. Suriye'de devam eden savaş çok yakında olduğu için sanki Türkiye'de de savaş varmış hissine sahip oluyoruz. Hatta bazı tanıdıklarım 'Neden Türkiye'ye gidiyorsun? Orası tehlikeli bir yer.' demişti ama ben onlara inanmaktan ziyade kendim keşfetmek istedim. İstanbul'a geldikten sonra Beşiktaş, Taksim ve Fatih'e gittim. İstanbul'un dış mahallelerine de gittim. Bazı yerlerde Türkçe konuşmayan ve Suriyeli olduğunu öğrendiğim kişiler vardı. Türkiye'nin milyonlarca mülteciye ev sahipliği yapan bir ülke olduğunu biliyordum, bunu kendim görmüş oldum.

İstanbul'da gerçekten bir kültürel zenginlik göze çarpıyor. Türkiye Doğu ve Batı'nın zengin bir karması gibi. İstanbul'un her tarafından farklı mimarilere sahip camiler, gerçekten çok güzel saraylar var. Eskileri hatırlatan bu yapıların yanında modern bir şehir izlenimi de var. Amerika'ya gelenler için bu kadar zengin yapılar olduğunu söyleyemem. Türkiye'ye geldikten sonra fikirlerimin gerçekten değiştiğimi söyleyebilirim."

ABD'de İslam felsefesi üzerine araştırmalar yaptığını dile getiren Murray, "Türkiye'de İslam üzerine çalışan öğrenci ve akademisyenlerle görüştüm. Aslında Müslüman olmanın ne demek olduğunu pratikte burada öğrendim. Türkiye'ye geldikten sonra bu konuda daha fazla çalışmam gerektiğini düşündüm. " ifadelerini kullandı.

Notre Dame Üniversitesi Felsefe Bölümü doktora öğrencisi Amerikalı Philip Neri Reese de Türkiye'ye bir takım ön bilgi ve hislerle geldiğini anlattı.

Reese, "Amerika'dan binlerce kilometre uzakta, bambaşka bir kültürün yaşandığı, tarihi çok eskilere dayanan bir ülke" olarak tarif ettiği Türkiye'de en çok ortak yaşama kültürünün dikkatini çektiğini belirtti.

Semavi dinler üzerine yaptığı çalışmaların ardından Türkiye'yle daha çok ilgilendiğini kaydeden Reese, şunları söyledi:

"Uçaktan indiğimde ilk hissettiğim şey büyük bir heyecandı. Türkiye beni çok şaşırttı. Kültürel zenginliği ve farklı dinlerin bir arada yaşaması gerçekten önemli. Felsefe öğrencisi olduğum için bu kültürü yaratan temelleri daha da merak etmeye başladım. Amerika'da son yıllarda İslam Felsefesi üzerine önemli çalışmalar var. Müslümanlar kadar Müslüman olmayanlar da İslam hakkında araştırmalar yapıyor. Orta Doğu'daki gelişmeler medyada çok fazla yer alsa da bunları aşmak ve bu coğrafyayı daha yakından tanımak isteyenler var.

Türkiye ve ABD arasında zaman zaman gerginlikler de yaşanıyor. Bunların kötü tarafları olduğu gibi Amerikalıların Türkiye'ye olan ilgisini artırması gibi iyi tarafları da var. Türk ve İslam kültürünü daha çok merak ediyoruz ve genelde buraya gelen tüm Amerikalılar büyük şaşkınlık ve hayranlıkla ülkelerine geri dönüyor. Ama şunu da eklemek lazım. ABD çok büyük bir ülke ve insanların Türkiye hakkında olumlu ya da olumsuz farklı algılara sahip olması normal."

Reese, sözlerini, "Burada insanların hem inançlı hem de dini inançlarını yerine getirdiklerini gördüm. Camilerde sürekli olarak namaz kılınıyor ve ezanı günde 5 defa duyuyoruz. Bir Katolik olarak, üstelik kıyafetlerimden çok net anlaşılmasına rağmen hiçbir olumsuz durumla karşılaşmadım. Bir Hristiyan olarak İstanbul'da Londra'dan daha rahatım"." diye tamamladı.

  • "En çok hoşuma giden şey ise ezanı duymaktı"

Konferanslar için İngiltere'den gelen Birmingham Üniversitesi Felsefe Bölümü doktora öğrencisi Abbas Ahsan da "İstanbul'a bir Müslüman İngiliz olarak ilk geldiğimde her şey yeni ve farklı geldi. Medyada bize yansıtılan Türkiye algısının ötesinde bir ülkeye geldiğimi anladım." dedi.

Ahsan, şöyle devam etti:

"İnsanlar çok eğlenceli sıcakkanlı. Sakallı olduğum için yolda yürüdüğümde ve esnafla konuştuğumda 'Hacı, hacı' diye gülerek hitap ediyorlar. Bu çok hoşuma gidiyor. Herkes yardım etmeyi çok seviyor. Önceki ziyaretimde her gün Sultanahmet Camisi'ne gittim. Saatlerce orada kaldım ve hiçbir yerde bulmadığım huzuru orada buldum. Benim için bir turizm mekanı değil kutsal bir mekandı. İstanbul'da gezerken en çok hoşuma giden şey ise ezanı duymaktı. Bunun ne kadar güzel bir duygu olduğunu anlatmak mümkün değil. Bunu en çok ezan okunmayan bir ülkede yaşayan Müslümanlar anlıyor sanırım. İngiltere'de bir Müslüman olarak yaşamanın tabii ki zorlukları var. Sizi gördüklerinde, isminizi duyduklarında bakışlarından ön yargıları anlıyorsunuz. Bu tüm İngilizler için değil tabii ki. Ama son 10 yılda Müslümanlara karşı bakışın daha olumsuz olduğunu söyleyebilirim. Dünyadaki siyasi gelişmeler bunu besliyor. Beni ve Müslümanları yakından tanıyan insanlarda bu algılar yok oluyor ama maalesef insanların çoğu medyadan ve siyasi söylemlerden etkileniyor. "

  • "İki devlet bir millet gibi yüzyıllarca dost olduk"

Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi doktora öğrencisi Pakistanlı Abdul Basit Zafar ise 2011'de lisans eğitimi için geldiği Türkiye'de doktoraya başladığını ve Türkiye'de yaşamaya devam etmek istediğini söyledi.

Zafar, çocukluğunda okuduğu Osmanlı Devleti üzerine yazılan eserlerin ve Muhammed İkbal'in şiirlerinin Türkiye algısında önemli yer ettiğini belirterek şunları kaydetti:

"Aramızdaki ilişkiler Osmanlı Devleti, hatta öncesine dayanıyor ve sıkı bir kardeşlik bağımız var. Bunu Türkiye'ye geldikten sonra insanların tavırlarıyla gerçekten hissettim. Farklı coğrafyalarda yaşasak da iki devlet bir millet gibi yüzyıllarca dost olduk. En zor zamanlarımızda birbirimizin yanında olduk. Buraya geldikten sonra kendimi ülkemde gibi hissettim ve hiçbir zorlukla karşılaşmadım.

Şimdi Türkçeden Urducaya çeviriler yapıyorum. Türk Edebiyatı Pakistan'da ilgi görüyor ama birbirimizi daha yakından tanımamız için daha fazla çeviri yapılması gerektiğini düşünüyorum. 8 senedir buradayım ve burada yaşamaya devam etmek, iki ülkenin dostluğuna katkıda bulunmak istiyorum. Doktora bittikten sonra Türk edebiyatının birçok eserini Urducaya çevirmek ve Pakistan'da tanıtımını yapmaya planlıyorum. "

  • "İran'da birçok insan Türkiye'yi bir özgürlük ülkesi olarak tanımlıyor"

Sharif Teknoloji Üniversitesi Makine Mühendisliği bölümünde yüksek lisans yapan İranlı Muhsin Moghri ise İran'da çok farklı Türkiye algıları olduğunu söyledi.

Moghri, "Bazı İranlılar Türkiye'yi dindar bir ülke olarak tanımlarken, bazıları daha seküler bir ülke olarak tanımlıyor. Ama son zamanlarda özellikle İran'dan Türkiye'ye gelen milyonlarca turist Türkiye'nin Avrupa standartlarında seküler bir ülke olduğu algısını kuvvetlendirdi. Ama bence Türkiye ikisinin arasında bir ülke. Bir tarafı seküler bir tarafı dindar ama çok fazla kültüre sahip." diye konuştu.

İran-Türkiye ilişkilerinin son dönemlerde kuvvetlendiğinin altını çizen Moghri, şunları kaydetti:

"İran'da milyonlarca Türk yaşıyor ve bu iki ülke için de büyük bir fırsat. Son yıllarda vize anlaşmasının da sayesinde iki ülke arasında artan bir turizm de var. İranlılar Türkiye'ye genel olarak ülkemizde olmayan ürünleri satın almak için geliyor. İran'daki birçok insan Türkiye'yi bir özgürlük ülkesi olarak tanımlıyor. Özellikle kadınlar için bu durumun geçerli olduğunu düşünüyorum. Ben ülkemde eğitimin yeterli standartlarda olduğunu düşünüyorum ve eğitimime İran'da devam etmek istiyorum ama tabii ki İran'da özgürlükler konusunda daha esnek davranılması gerektiğini de düşünüyorum."

Konferans serisine İran'dan katılan psikoloji yüksek lisansı yapan Shima H. da Türkiye'nin özellikle İranlı kadınlar için özel bir yere sahip olduğunu belirtti.

Shima, "Bir kadın olarak İran'da yaşamak zor. Buraya geldiğimde kendimi gerçekten daha özgür hissettim. Türkiye'de olmaktan mutluyum. Tüm İranlı kadınlar adına konuşamam ama genel olarak Türkiye bizim için Avrupa'ya Batı'ya açılan bir kapı gibi. Buraya sadece alışveriş yapmak için gelmiyoruz. Aynı zamanda özgür bir kadın gibi yaşamak için de geliyoruz. Ülkemde eğitim almakla ilgili bir sıkıntımız yok ama sonrasını hep düşünmek zorundayız. Nasıl davranmamız gerektiğinin bize telkin edilmesini ve hareketlerimizin sınırlandırılmasını istemiyoruz. " diye konuştu.

Yeni Zelanda saldırısının Pakistanlı kurbanlarından geriye hikayeleri kaldı

İSLAMABAD (AA) – Yeni Zelanda'daki terör saldırısında terörist Brenton Tarrant'ı durdurmaya çalışırken vurulan Naim Raşid'in Pakistan'da yaşayan annesi, oğlu ve torununun cenaze törenine katılmak için Pakistan ve Yeni Zelanda makamlarından vize çıkarılmasını istiyor.

Christchurch kentindeki terör saldırılarında 9 vatandaşını kaybeden Pakistan'da ölenlerin hikayeleri ortaya çıkmaya başladı.

Medyada yer alan haberlere göre, saldırgan Tarrant'ı durdurmaya çalışırken vurulan Raşid ile en büyük oğlu Talha Raşid, 2009'dan bu yana Yeni Zelanda'da yaşıyor. Bankacı olarak bu ülkeye giden Raşid'in doktorasını tamamladıktan sonra öğretmenlik yaptığı, oğlunun ise birkaç ay önce mühendislik fakültesinden mezun olduğu belirtildi.

Eşi ve üç oğluyla Christchurch'te yaşayan Raşid'i anlatan Pakistan'ın Abbottabad kentinde yaşayan yakınları, Raşid'in Pakistan'ın sorunlarının çözümü için fikir ürettiğini, eski siyasetçi Amna Sardar'ın da kuzeni olduğunu söyledi.

Akrabaları, yeni işe giren oğlu Talha'yı evlendirmek isteyen Raşid'in yakın zamanda Pakistan'a gelmek istediğini de ifade etti.

Annesi Baidaar Aapa ise cenaze töreni Christchurch'te düzenlenecek oğlu ve torununu son kez görebilmek için Pakistan ve Yeni Zelanda makamlarından vize çıkarılması için destek istedi.

Pakistan Başbakanı İmran Han, saldırganı durdurmaya çalışırken hayatını kaybeden Raşid'e ulusal onur ödülü verileceğini açıklamıştı.

  • Ailesini yanına alacaktı

Saldırıda hayatını kaybeden diğer Pakistanlı 34 yaşındaki Cihandad Ali, 5 yıldır ayrı olduğu eşi ve üç çocuğunu yanına almaya hazırlanıyordu.

Pakistan'a 23 Mart'ta gelip ailesini Yeni Zelanda'ya götürmeyi planlayan Ali hakkında konuşan iş arkadaşları, Ali'nin Lahor'da eşiyle telefonda konuştuktan sonra cuma namazına bir saat kala işten ayrıldığını ve bir gün sonra ise hastanede öldüğü haberini aldıklarını söyledi.

Dr. Harun Mahmud da Pakistan'da iki üniversite bitirdikten sonra Yeni Zelanda'da akademisyen olarak göreve başlamıştı. Lincoln Üniversitesinde çalıştıktan sonra 2017'de Canterbury Üniversitesine geçen Mahmud, burada direktör olarak görev yapıyordu.

Mahmud'un 11 ve 13 yaşında iki çocuğu bulunuyor.

  • Anne, baba ve oğul aynı camide can verdi

Saldırının ardından kayıp olduğu açıklanan Zişan Rıza, babası Gulam Hüseyin ve annesi Karam Bibi'nin ölüm haberi saldırıdan 2 gün sonra geldi.

Nur Camisi'nde cuma namazına giden aile, burada beraber can verdi.

Öte yandan, Pakistan Dışişleri Bakanlığı, saldırıda hayatını kaybeden Pakistanlıların sayısının dokuz olduğunu açıkladı.

Sosyal medya hesabından açıklamada bulunan Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Muhammed Faysal, kayıp olduğu belirtilen üç kişinin daha öldüğünün duyurulmasıyla ölen Pakistanlı sayısının dokuza yükseldiğini söyledi.

Ölen Pakistanlıların isimleri Süheyl Şahid, Lahorlu Cihandad Ali, Karaçili Sayid Ahmed, İslamabadlı Harun Mahmud, Abbottabatlı Naim ve Talha Şahid ile aynı aileden Zişan Rıza, babası Gulam Hüseyin ve annesi Karam Bibi şeklinde sıralandı.

UPDATE – Pakistani man hailed for wrestling New Zealand gunman

ADDS IDENTITIES OF PAKISTANI NATIONALS

By Islamuddin Sajid

ISLAMABAD, Pakistan (AA) – A Pakistani man who lost his life while trying to disarm a gunman during Friday’s terror attack in New Zealand has been hailed as a hero.

Naeem Rashid, 49, who hails from Abbottabad, a city in northwestern Pakistan, was trying to protect other worshippers in Al Noor Mosque, one of the two mosques in Christchurch which came under attack.

Rashid also lost his son in the mass shooting.

At least 49 people were killed when a gunman opened fire on worshippers during Friday prayers at the Al Noor and Linwood Mosques.

"Naeem Rashid tried overpowering the shooter identified as Brenton Tarrant after he had entered the mosque, however, he was left badly wounded during the attempt aimed at protecting fellow worshipers," the Ministry of Overseas Pakistanis said in a statement.

Rashid moved to New Zealand in 2009 along with his family for his PhD, his brother Khurshid Alam told Anadolu Agency.

"My nephew, Talha Naeem, who recently completed his engineering degree from a college in New Zealand was also murdered in the Al Noor Mosque terrorist attack,” he confirmed.

Rashid is survived by his wife, Ambareen Alam, who teaches at a university in Christchurch, and two sons.

"I spoke to my brother last week and he was planning to come to Pakistan to arrange his son's marriage ceremony. But now we lost both of them and will receive their bodies," Alam said.

In their family home in Abbottabad, relatives and friends are pouring in to offer their condolences.

"Today is sad day for all of us as we lost a brave nephew, but we are proud that he tried his best to rescue other Muslims from a terrorist,” Saleem Afzal, his maternal uncle said.

The Foreign Ministry on Saturday confirmed six Pakistani citizens lost their lives in the attack, while three are still missing.

The ministry identified the victims as Sohail Shahid, Syed Jahandad Ali (Lahore), Syed Areeb Ahmed (Karachi), Mahboob Haroon (Islamabad), Naeem Rashid (Abbotabad) and Talha Naeem (Abbotabad).

"The latest information about other three missing Pakistanis will be shared once their identity is confirmed by the local authorities," the statement read.

The ministry expresses its deepest condolences and sympathies with the families of the victims of this atrocious terrorist attack, it added.

Pakistani man hailed for wrestling New Zealand gunman

By Islamuddin Sajid

ISLAMABAD, Pakistan (AA) – A Pakistani man who lost his life while trying to disarm a gunman during Friday’s terror attack in New Zealand has been hailed as a hero.

Naeem Rashid, 49, who hails from Abbottabad, a city in northwestern Pakistan, was trying to protect other worshippers in Al Noor Mosque, one of the two mosques in Christchurch which came under attack.

Rashid also lost his son in the mass shooting.

At least 49 people were killed when a gunman opened fire on worshippers during Friday prayers at the Al Noor and Linwood Mosques.

"Naeem Rashid tried overpowering the shooter identified as Brenton Tarrant after he had entered the mosque, however, he was left badly wounded during the attempt aimed at protecting fellow worshipers," the Ministry of Overseas Pakistanis said in a statement.

Rashid moved to New Zealand in 2009 along with his family for his PhD, his brother Khurshid Alam told Anadolu Agency.

"My nephew, Talha Naeem, who recently completed his engineering degree from a college in New Zealand was also murdered in the Al Noor Mosque terrorist attack,” he confirmed.

Rashid is survived by his wife, Ambareen Alam, who teaches at a university in Christchurch, and two sons.

"I spoke to my brother last week and he was planning to come to Pakistan to arrange his son's marriage ceremony. But now we lost both of them and will receive their bodies," Alam said.

In their family home in Abbottabad, relatives and friends are pouring in to offer their condolences.

"Today is sad day for all of us as we lost a brave nephew, but we are proud that he tried his best to rescue other Muslims from a terrorist,” Saleem Afzal, his maternal uncle said.

The Foreign Ministry on Saturday confirmed six Pakistani citizens lost their lives in the attack, while three are still missing.