TBMM kararları Resmi Gazete'de

ANKARA (AA) – Down sendromu ile tıbbi ve aromatik bitki çeşitliliği hakkında iki ayrı Meclis araştırma komisyonu kurulmasına ilişkin TBMM kararları Resmi Gazete'de yayımlandı.

Buna göre, down sendromu, otizm ve diğer gelişim bozukluklarının yaygınlığının tespiti ile ilgili bireylerin ve ailelerinin sorunlarının çözümü için alınması gereken tedbirlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırma komisyonu kuruldu.

Resmi Gazete'de yayımlanan başka bir TBMM kararıyla, tıbbi ve aromatik bitki çeşitliliğinin korunmasında, bunların üretimi ve pazarlanmasında karşılaşılan sorunlar ile alınması gereken tedbirlerin belirlenmesi amacıyla da Meclis araştırma komisyonu kurulması kararlaştırıldı.

Söz konusu kararlara göre 12 üyeden oluşacak her iki komisyonun çalışma süreleri başkan, başkanvekili, sözcü ve katip seçimi tarihinden başlamak üzere 3 ay olarak belirlendi. Komisyon üyeleri gerektiğinde Ankara dışında da çalışabilecek.

Advertisements

“İradenin ne kadar önemli bir hediye olduğunu anladım”

İSTANBUL (AA) – MUSA ALCAN – Çekimleri yaklaşık 5 hafta süren, ödüllü yönetmen Ahmet Sönmez'in son filmi "Sadece Farklı", otistik bir babayla "normal" oğlunun hikayesine odaklanıyor.

Gerçek bir hikayeden hareketle üzerinde yaklaşık 8 yıl çalışılan filmde Ömer Akgüllü, otizmli "Fikret" karakterini canlandırırken, Vildan Atasever Fikret'in eşi "Ayşe", Aybars Kartal Özson da oğlu "Kerem" rolüyle kadroda yer alıyor.

Rolüne hazırlanmak için yaşam tarzını tamamen değiştiren Ömer Akgüllü, AA muhabirine yaptığı açıklamada, bu hikayenin kendisi için çok farklı bir deneyim olduğunu söyledi.

Akgüllü, karakter için uzun bir hazırlık evresi geçirdiğine dikkati çekerek, hayatını "Fikret" karakterine dönüştürdüğünü ifade etti.

Film için anlaşma ve deneme çekimlerini yaptıktan sonra kendisini dünyadan soyutladığını aktaran Akgüllü, "Çünkü otizmli bireylerde böyle bir soyutlama durumu var. Aslında onlar bilerek soyutlamıyor, sosyalleşmekte zorluk çekiyorlar diyelim. O da insanı ister istemez bir yalnızlığa itiyor. O yalnızlık olmadan onu hissedemezsiniz. O yüzden şu anda yaşamımı öyle sürdürüyorum." diye konuştu.

– Derinlemesine bir çalışma

Akgüllü, filme başlamadan önce sosyal ilişkilerinin güçlü olduğunu vurgulayarak, "Çevremdeki insanlara bir çektirme durumum var. Sağ olsunlar hepsi çok anlayışlı ama aramalar, sormalar, konuşmalar gitgide azaldı, yalnızlaşma durumu çoğaldı. Aramıyorum, konuşmuyorum, kimseyle buluşmuyorum. O beni dağıtan bir şey. Daha konsantre ve yoğunlaşmış bir şekilde yaşamak gerekiyor." değerlendirmesinde bulundu.

Sadece Farklı"nın çok özel bir iş olduğunu ve daha önceki işlerine kıyasla daha tatmin edici ve derinlemesine bir çalışma süreci geçirdiğine işaret eden oyuncu, rolünü hakkıyla canlandırmak için çok çalıştığını sözlerine ekledi.

Vildan Atasever de yönetmen Ahmet Sönmez'in mükemmeliyetçi olduğuna sahnenin duygusunu tam olarak istediğine vurgu yaparak, çekimler için farklı bir teknik kullanıldığını dile getirdi.

Filmdeki karakterlerin zorluğuna değinen Atasever, çok planlı çalışarak ve sahnelerin üzerine yönetmenle sürekli konuşarak çekimleri tamamladıklarını aktardı.

– "Otizmi bildiğimi sanıyordum ama derinlemesine bilmiyormuşum"

Atasever, keyifli bir çekim dönemi geçirdiklerini anlatarak, "Provalara başladığımızda otizm durumunu en iyi şekilde araştırmaya başladım. Çünkü daha önce bildiğimi sanıyordum ama bu kadar derinlemesine bilmiyormuşum. Otizmli birinin eşine çok denk gelmedim. Evleniyorlar ama benim denk geldiğim hep boşanmayla sonuçlananlar." şeklinde konuştu.

Film çalışmalarıyla birlikte "normal insan" kavramını tekrar gözden geçirdiğini bildiren oyuncu, "Otizmin kendi içinde barındırdığı o bazı durumların, 'normal' insanların üzerinde de olduğunu düşünmeye başladım ben. Yani kimin 'normal', kimin 'anormal' olduğunu bilmiyoruz." dedi.

Vildan Atasever, "Sadece Farklı"nın hikayesinde iradenin ne kadar önemli bir hediye olduğunu anladığını belirterek, şunları kaydetti:

"Karşınızda onu gerçekten hisseden ve ona bürünen bir insanla karşılıklı oynadığınızda doğal olarak siz de ondan etkilenip tepkinizi verebiliyorsunuz. Ben ne yapmam gerektiğini zaten iyi biliyorum fakat Ömer'in (Akgüllü) gözünün içine bakmaması, benim bu kadındaki (Ayşe) bazı fikirlerimi değiştirmeme sebep oluyor. Bazen bu kadına çok kızıyorum. O benim Ayşe'm, ben onu çok seviyorum ama bazı durumlarda Ayşe'ye kızıyorum. Fikret'i gördükçe de Ayşe'ye daha çok hak veriyorum. Fikret'le oturup yemek yediğimizde, oynadığımızda karşılıklı, bütün o sahneleri çektikçe Ayşe'ye daha çok hak vermeye başladım. Eşinizin otizmli olmasına gerek yok. Birçok kadın Ayşe'nin yaşadığını zaten normal hayatta yaşıyor. Empati kurduğumda iradenin Allah tarafından verilmiş çok büyük bir hediye olduğunu düşünüyorum."

– Meral Çetinkaya ve Özlem Çınar da kadroda

Daha önce "Bir Çocuk Sevdim", "Muhteşem Yüzyıl", "Aramızda Kalsın", "Kördüğüm" gibi yapımlarda rol alan çocuk oyuncu Aybars Kartal Özson ise güzel bir set dönemi geçirdiklerini belirtti.

Özson, okulunu aksatmadan sürdürdüğü oyunculuk mesleğini çok sevdiğini ve ileride de oyunculuğa devam etmek istediğini ifade etti.

Meral Çetinkaya ve Özlem Çınar'ın da rol aldığı film, kütüphanede çalışan ve tekdüze bir hayat yaşayan Fikret'in, karısının evi terk etmesiyle değişen hayatını ve kendisine babalık yapmaya başlayan 10 yaşındaki oğlu ile olan yaşam mücadelesini konu ediniyor.

Her şeyi “Uzay”dan ses gelsin diye yapıyor

ESKİŞEHİR (AA) – SELÇUK KIZILDAĞ – Eskişehir'de yaşayan Rus asıllı bir kadın, 7 yaşındaki otizmli oğlu Uzay'ı hem yalnız bırakmamak hem de mutlu edebilmek için onun eğitim gördüğü okulun duvarlarını boyuyor, resimler yapıyor.

Merkez Odunpazarı ilçesinde, Doktor Safa Halaç Özel İlkokulunda eğitim gören çocuğunu yalnız bırakmamak için okul yönetimiyle görüşen Katerina Yüksel (33), okul binasındaki boş duvarları gönüllü olarak renklendirmek için kolları sıvadı.

Sosyal medya hesabından oluşturduğu "Boya Kampanyası" sayesinde onlarca vatandaştan boya ve fırçaları temin eden Yüksel, okulda eğitim gören çocukların hayal dünyalarını süslemek için ders saatleri boyunca Uzay'a benzettiği karakterleri duvarlara resmediyor.

8 yıl önce evlenerek Eskişehir'e yerleşen Katerina Yüksel, AA muhabirine yaptığı açıklamada, tek arzusunun otizmli olarak dünyaya gelen oğlu Uzay Yüksel'in (7) hayata tutunması ve konuşabilmesi olduğunu söyledi.

Uzay'ın dudaklarından çıkacak bir ses için mücadelesini sürdürdüğünü aktaran Yüksel, çocuğunun eğitim görmesi için uzun süre mücadele ettiğini ve Uzay'ın bu yıl itibarıyla ilkokula başladığını anlattı.

– "Konuşabilsin istiyorum"

Evladını yalnız bırakmamaya çalıştığını dile getiren Yüksel, şöyle devam etti:

"Oğlumun eğitim görmesini çok istiyordum. Fakat bir taraftan da yalnız bırakamazdım. Okul yönetimi ile görüştüm. Kırmadılar. Okulun iç kısmındaki boş olan tüm duvarları resimlerle boyayacağım. Bu iş zaten bir yıl sürer. Bu sayede oğlumun yanında olurum.

Çocuğumun normal bir okulda eğitim görmesini çok isterdim. Çünkü Uzay konuşamıyor. Konuşabilsin istiyorum. O yüzden de belki konuşan arkadaşlarının yanında açılabilir diye düşünüyordum. Ne mutlu ki aynı hastalıkla mücadele eden ve konuşabilen arkadaşlarının olduğu bir sınıftayız. Tüm mücadelemiz onun konuşabilmesi, mutlu olabilmesi için."

– "Tüm çocuklar mutlu olsun"

Katerina Yüksel, sınıftaki tüm çocukların aynı kaderi paylaştığına değinerek, "Benim istediğim şey tüm çocuklar mutlu olsun, sadece hasta olanlar değil. Onlar mutlu olabilsin diye duvarlara mutlu çocuklar çiziyorum. Bazen Uzay da teneffüslerde bana yardım ediyor. Boyaları karıştırıyor. Elim o kadar alışmış ki otomatik olarak Uzay'ı çiziyorum resimlerde. Hiç düşünmüyorum o esnada ama bakınca Uzay'ın yüzü çıkıyor, uzun sarı saçlı bir çocuk. Eskişehir halkına çok teşekkür ediyorum. Sosyal medyada beni takip edenlere çok teşekkür ediyorum. Hemen kampanyama destek verdiler ve çok fazla boya geldi. Okulun birçok duvarı boş; oyun odası, koridorlar, yemekhane. Zaten bu benim bir yılımı alacak. O kadar isteyerek yapıyorum ki, anlatamam. Geceleri uyurken bir an evvel sabah olsun istiyorum. Rüyalarımda bile okulun duvarlarına resim yapıyorum. Bu işi ücretsiz olarak sırf çocukları sevdiğim için üstlendim." dedi.

– "Aileler suçlu aramamalı"

Yüksel, otizmle dünyaya gelen çocukların öncelikle kabullenilmesi gerektiğini belirterek, "Önce bu hastalığı kabul etmek lazım. Tüm hayatımız boyunca savaşmamız lazım. Güçlü olmayı gerektiriyor. En önemlisi aile bireylerinin mutlu, beraber olması, ayrılmamaları gerekiyor. Aileler suçlu aramamalı. 'Benim çocuğum böyle' diyeceksiniz ve her şeyi yapacaksınız." ifadelerini kullandı.

Meclis, down sendromu, otizm ve gelişim bozukluğu için devrede

TBMM (AA) – TBMM Genel Kurulunda, 5 parti grubunun ortak önergeleriyle down sendromlu, otistik ve diğer gelişim bozukluklarına sahip bireylerin ve ailelerinin sorunlarının çözümü amacıyla Meclis Araştırma Komisyonu kuruldu.

CHP Grubu adına söz alan Kayseri Milletvekili Çetin Arık, otizmli ve down sendromlular ile ailelerinin sıkıntılarına dikkati çekti.

Kendisinin de otizm tanısı konulmuş bir çocuğu olduğunu dile getiren Arık, "Bugün otizmin sıklığı giderek artmaktadır ve en son yapılan çalışmalarda her 58 çocuktan birinde otizm görülüyor. Yapılan araştırmalar 2023 yılında her 2 çocuktan birinin otizmli doğabileceğini ortaya koyuyor." diye konuştu.

Otizmli çocukların ve ailelerinin ciddi zorluklar yaşadığına dikkati çeken Arık, bu sorunların en aza inmesinde eğitimin çok büyük bir rol üstleneceğini belirtti. Arık, "Eğitim daha kreşte, anaokulunda başlamalı, otizmi bilen kreş öğretmenleri ve anaokulu öğretmenleri olmalı çünkü bu çocukların en büyük ilaçları kendi doğal gelişen akranlarıyla bir arada olup onların davranışlarını rol model olarak alabilmeleri." değerlendirmesinde bulundu.

Otizmin bilinmediği için hasta ve ailelerin toplumda yargılandığını, hatta bu çocukların "aileleri tarafından iyi terbiye edilmemiş çocuklar" olarak görüldüğünü belirten Arık, eğitim sürecinin çok kapsamlı ve toplumu kapsayıcı bir şekilde ele alınması gerektiğini söyledi. Beethoven ve Albert Einstein'ın da otizm hastası olduğunu aktaran Arık, eğitimin başarılı olması için erken başlanması, kesintisiz olması ve haftada en az 30 saat olması gerektiğini kaydetti.

-Pozitif ayrımcılığı teşvik edici yasal düzenlemeler

AK Parti Grubu adına söz alan Kayseri Milletvekili Hülya Nergis ise AK Parti hükümetleri döneminde engelli bireylerin sorunlarına kalıcı çözümler bulmak için pozitif ayrımcılığı teşvik edici yasal düzenlemelerin yapıldığını vurguladı. Nergis, engellilerin eğitim ve rehabilitasyonunun ücretsiz yapıldığını, 18 yaşından büyük bireylere ve 18 yaşından küçük engelli çocuk sahibi ailelere aylık bağlandığını söyledi.

Nergis, AK Parti olarak otizm ve down sendromuyla ilgili olarak, Türkiye'de yaygınlığının incelenmesi ve bu konuda yürütülen çalışmaların değerlendirilmesi amacıyla araştırma komisyonun kurulmasını istediklerini belirtti.

Otizmin en etkili tedavi yönteminin eğitim olduğuna dikkati çeken Nergis, şöyle konuştu:

"Uygulanan erken müdahale programlarıyla erken yaşta tanı konulup beyin gelişiminin hızlı olduğu erken çocukluk döneminde özel eğitime erişiminin sağlanması, potansiyelinin en yüksek düzeyde değerlendirilebilmesi ve toplumsal hayata katılımının desteklenmesi oldukça önemlidir. Eğitim çocuğun dil gelişimi, sosyal gelişimi, kendine bakabilme becerilerini kazanması ve yaşıtlarıyla birlikte okula devam edilebilmesi için gereklidir. Bu çocuklar mutlaka yoğun, kesintisiz ve özel olarak hazırlanmış eğitim programlarına dahil edilmelidir."

Şahsı adına söz alan CHP İzmir Milletvekili Mahir Polat ise otizmin bir ruh hastalığı değil, nörolojik bir hastalık olduğunu belirtti. Otizm ile ilgili eğitimcilerin yeteri kadar bilgi sahibi olmadığını dile getiren Polat, Türkiye'de 550 bin otizm hastası olduğunun tahmin edildiğini, uygun eğitimle bu hastaların yaşamlarının kolaylaştırılabileceğini söyledi. Her 20 dakikada bir otizmli çocuğun doğduğunu dile getiren Polat, Sağlık Bakanlığının elde edeceği veri tabanına göre Milli Eğitim Bakanlığının eğitim çalışmaları başlatması gerektiğini vurguladı.

-Gözyaşlarına hakim olamadı

AK Parti Bursa Milletvekili Vildan Yılmaz Gürel, çocuğunun havale geçirdiği anları anlatırken gözyaşlarına hakim olamadı. İki ayı yoğun bakım kapısında geçirdiklerini, hayatının yeniden kurulduğunu ifade eden Gürel, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Böylece annelik vasfıma bir lütuf daha eklenmiş oldu. Hamdüsenalar olsun kızım, Berram yaşıyor. Ne var ki diğer kardeşleri büyüdüler, kendi ihtiyaçlarını karşılıyorlar, gülüp oynuyorlar, koşturuyorlar ama Berram artık benden en sevdiği ev köftesi ve kızartmayı isteyemiyor, 6 yıldır tadını unuttu, yarım kalan bale kursunu bırakın; ayakları üzerinde duramıyor, yatıyor. Çocuğu öyle ya da böyle, teşhis adı ne olursa olsun nörolojik hastalıklardan ötürü özel birey olarak adlandıran ve özel eğitim gerektiren evlatlarımızın anneleriyle aynı kaderi yaşayan, yani damdan düşen bir anneyim. Onlar bizim bebek kalan evlatlarımız, huzurumuz, şükrümüz. Amenna deyip kabullenen ama mücadelesi hiç bitmeyen bizleriz."

Konuşmaların ardından yapılan oylamada TBMM Genel Kurulunda, down sendromu ve otizm ile diğer gelişim bozukluklarının yaygınlığının tespiti ve bunlara sahip bireylerin ve ailelerinin sorunlarının çözümünde alınması gereken tedbirlerin belirlenmesi amacıyla Meclis Araştırma Komisyonu kuruldu.

Komisyon geçen dönem 22 Mart 2018'de kurulmuştu. Komisyona üye bildirim aşamasında erken seçim kararı alındığı için komisyon çalışmalarına başlayamamıştı.

TBMM Başkanvekili Levent Gök, kendilerini duygu fırtınası içinde sarsan, bu konuda çok daha fazla şey yapılması için kendi yaşadıklarını anlatan milletvekillerine teşekkür etti.

Türkiye'nin ağır sorunları altında, herkesin ortaklaşa paylaşacağı konuları saptamanın, öne çıkarmanın, Meclisin başlıca görevi olması gerektiğini belirten Gök, "Toplumumuzun böylesine birbiriyle dayanışma içinde olan milletvekillerine, siyasi parti gruplarına ihtiyacı var. " dedi.

Gök, daha sonra birleşimi yarın saat 14.00'te toplanmak üzere kapattı.

Meclis, down sendromu, otizm ve gelişim bozukluğu için devrede

TBMM (AA) – TBMM Genel Kurulunda, 5 parti grubunun, down sendromlu, otistik ile diğer gelişim bozukluklarına sahip bireylerin ve ailelerinin sorunlarının çözümü için ayrı ayrı verdiği Meclis araştırma önergeleri birleştirilerek görüşülüyor.

İYİ Parti Grubu adına söz alan Isparta Milletvekili Aylin Cesur, bu haftanın lösemili çocuklar haftası olduğunu, lösemi isminin korkuttuğunu ancak artık yüzde 80'inin tedavi edilebildiğini söyledi.

Cesur, otizmin kesin nedenin bilinmediğini, genetik temellerinin olduğu yönünde güçlü bulgular bulunduğunu, ağır metaller, endüstriyel atıklar, toksinlerin de otizme neden olabileceğinin söylendiğini belirtti.

Otizmin dünyada hızlı şekilde arttığına işaret eden Cesur, 1985'te 2 bin 500'de bir otizmli çocuk varken bugün her 68 çocuktan birinin otizm tanısıyla hayatına devam ettiğini söyledi. Cesur, 2023'te çocukların yarısının otizmli doğacağının tahmin edildiğini ifade ederek, "Bu çocuklar neredeler? Maalesef çocuklarımız evlerinde, aileler mecbur kalmadıkça dışarı çıkaramıyorlar. Neden yaşıtlarıyla birlikte olmak yerine evlerinde hapis olmak durumunda? Toplum olarak bilerek bilmeyerek yargılıyoruz, toplum olarak otizmin ne olduğunu bilmiyoruz. Aileler bile binlerce otizmli dahi olduğunu bilmiyor. 10 kişiden 7'si bu vahim tablodan bihaber vaziyette." dedi.

Otizmin tedavisinin bulunmadığını söyleyen Cesur, tedavinin her çocuğa farklı eğitim vermekten geçtiğini vurguladı. Cesur, bu çocukları topluma kazandırmanın kendilerinin görevleri olduğunu ifade etti. Cesur, otizmde tek çarenin eğitim olduğunu, bunun da etkili olabilmesi için erken yaşlarda verilmesi ve 2 ile 4 saat olan eğitimin artırılması gerektiğine işaret etti.

-"İkili, üçlü testler her gebe için zorunlu tutulmalı"

MHP Kahramanmaraş Milletvekili Sefer Aycan, lösemiden korkmamak, geç kalmaktan korkmak gerektiğini dile getirdi.

Aycan, Türkiye'de otizm ve down sendromunun sıklığını bilmediklerini, bunun sıklığını belirlemek, kişilerin ve ailelerinin yaşadığı sorunları, çözümlerini araştırmak gerektiğini vurguladı.

Sağlık konuşurken hep hastane ve hastalıkların konuşulduğunu, sağlığı korumanın konuşulması gerektiğini dile getiren Aycan, "Çok pahalı, büyük hastaneler yapmak, ciddi paralar harcamak sağlık hizmeti açısından iyi olduğumuzu, sağlığa önem verdiğimizi göstermiyor. İnsanlar sağlığına önem vermiyor, kaybetmemek için gerekenleri yapmıyor, duyarlı davranmıyor. Pahalı hastanelere ihtiyacımız yok sağlık hizmetinin yaygın, ulaşılır olmasına ihtiyacımız var." dedi.

Aycan, otizmin bir hastalık değil, hastalık grubu olduğunu, tıbbi ilaç tedavisinin net bilinmediğini, tamamen iyileşecek bir durum olmadığını anlattı. Aycan, Türkiye'de otizmin görülme sıklığıyla ilgili ciddi araştırma bulunmadığını, dünyada görülme sıklığının arttığını, bunun kaygı verici bir durum olduğunu söyledi.

Down sendromunun kromozom bozukluğu olduğuna işaret eden Aycan, bin gebelikten birinde down sendromlu çocuk doğduğunu, ilk çocuğu down sendromlu annenin ikinci çocuğun down sendromu olma ihtimalinin 200'de bir olduğunu kaydetti.

Aycan, gebelik sırasında ikili, üçlü testlerin her gebe için zorunlu tutulması, devlet tarafından karşılanması gerektiğini ifade etti.

-"Topluma kazandırmak mümkün"

HDP Diyarbakır Milletvekili Salihe Aydeniz, down sendromu ve otizmin hastalık değil, gelişimsel farklılık olduğunu kaydetti. Aydeniz, 350 bin otizmliden ancak 26 bininin eğitim alabildiğini belirtti.

Engelli olarak görülen down sendromlu ve otizmli bireyleri topluma kazandırmanın mümkün olduğuna işaret eden Aydeniz, bu kişilerin, oluşturulacak eğitim ve sağlık hizmetleri alanlarıyla toplumsal birey olabileceğini anlattı. Aydeniz, bu grubun daha çok dezavantajlı gruplar olarak görüldüğünü dile getirdi.

TBMM Başkanvekili Levent Gök, 26. Dönemde bu komisyonun kurulduğunu, üye bildirim aşaması sırasında erken seçim kararı nedeniyle çalışmalarına başlayamadığını, hükümsüz kaldığını anımsattı.

AK Parti'den otistik ve down sendromlu çocuklar için önerge

TBMM (AA) – AK Parti, çocukluk çağı ruhsal ve gelişimsel bozuklukları arasında yer alan down sendromu, otizm spektrum bozukluğu, dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu ile özgül öğrenme güçlüğünün Türkiye'deki yaygınlığının incelenmesi ve önlemlerin ortaya konulması amacıyla araştırma komisyonu kurulmasını talep etti.

AK Parti Kayseri Milletvekili Hülya Nergis, Bursa Milletvekili Vildan Yılmaz Gürel ve arkadaşlarının imzasıyla TBMM Başkanlığına sunulan araştırma önergesinin gerekçesinde, down sendromu, otizm spektrum bozukluğu, dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu ile özgül öğrenme güçlüğünün tanımlarına yer verildi.

Otizmin en etkili tedavi yönteminin eğitim olduğuna işaret edilen gerekçede, normal öğrenme yöntemlerinin, otizmli bireylere uygun olmadığı, bu çocukların mutlaka yoğun, kesintisiz ve problemine özel olarak hazırlanan eğitim programlarına dahil edilmesi gerektiği belirtildi.

Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğunun ise tedavi edilmediğinde çocukların zihinsel potansiyellerini yeterince kullanmadığı, yaşam boyu ciddi ruhsal, akademik ve sosyal sorunlar yaşayabildiği aktarıldı.

Özgül öğrenme güçlüğü görülen çocukların da zeka düzeylerinin normal olmasına rağmen kendilerinden beklenen akademik performansı göstermediklerinin görüldüğü ifade edilen gerekçede, örgün öğretimde zorlanan, kendini yaşıtlarından farklı hisseden, anne-baba ve öğretmenleriyle ilişkileri bozulan bu çocuklarda, kimlik gelişimlerinde olumsuzluklar, depresyon ve kaygı bozuklukları, özgüven düşüklüğü ve benlik saygısının zedelenmesi gibi ikincil ruhsal sorunların görülebildiği vurgulandı.

– "Türkiye'de 70 bin down sendromlu var"

Türkiye'de 70 bin down sendromlu bulunduğu, bunların arasında yer alan çocukların, uygun eğitim programlarıyla pek çok başarıya imza atabildiği, toplumda aktif ve üretken bireyler olabildiğine işaret edilen gerekçede, şunlar kaydedildi:

"3 Aralık 2016'da Yüksek Planlama Kurulu kararıyla yayımlanan Otizm Spektrum Bozukluğu Olan Bireylere Yönelik Ulusal Eylem Planı (2016-2019) kapsamında ilgili bakanlıkların, kurum ve kuruluşlarca çalışmalar yapılmaktaysa da erken tanı, birey ve ailenin ihtiyaçları doğrultusunda psikososyal destek hizmetlerinin sunumu, tarama, tanılama ve rehabilitasyon zincirinin ne düzeyde kurulabildiği yolunda tereddütler mevcuttur.

Gerek otizm gerekse otizm dışındaki gelişimsel bozukluğu olan çocukların, ülkemizin geleceğinde üretken bir birey olarak yer almalarının sağlanması, ailelerin etkin rehberlik hizmetlerine erişiminin temini, toplumsal farkındalığın oluşturulması ve bu çocuklara yönelik damgalamanın önüne geçilmesi, çok sayıda paylaşım ve iyi bir koordinasyonla hizmet vermesi gereğini doğurmaktadır."

Önergede, otizm spektrum bozukluğu, dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu ile özgül öğrenme güçlüğünün Türkiye'deki yaygınlığının incelenmesi ve önlemlerin alınması amacıyla Meclis araştırması açılması istendi.

Fatih Karagümrük'ten Tohum Otizm Vakfına destek

İSTANBUL (AA) – TFF 2. Lig Kırmızı Grup'ta mücadele eden Fatih Karagümrük, otizmli bireyler için sosyal sorumluluk projesine imza attı.

Atatürk Olimpiyat Stadı'nda, Etimesgut Belediyespor maçı öncesi gerçekleştirilen basın toplantısında İstanbul ekibi, otizme farkındalık oluşturmak ve otizmli çocukların eğitimlerine destek olabilmek için Tohum Otizm Vakfı ile güçlerini birleştirdi.

Fatih Karagümrük'ün maç şortlarında sezon boyunca Tohum Otizm Vakfının logosu yer alacak.

“50 bin çocuğu otizm taramasından geçirdik”

İSTANBUL (AA) – İstanbul Sağlık Müdürlüğü Halk Sağlığı Başkanı Dr. Abdullah Emre Güner, aile sağlığı merkezlerinde 18 ila 36 aylık çocukları otizme karşı özel testlerle taramadan geçirdiklerini belirterek, "Bu kapsamda 4 aylık sürede 50 bin çocuğu otizm taramasından geçirdik." dedi.

Güner, AA muhabirine yaptığı açıklamada, İstanbul İl Sağlık Müdürlüğü'nün otizmin erken teşhisi için proje başlattığını söyledi.

Otizm tanısında ana amaçlarının ilerleyen yaşlarda ortaya çıkacak sorunlara erkenden önlem almak olduğunu ifade eden Güner, "Kent genelindeki çocukları otizm taramasından geçiriyoruz. Aile sağlığı merkezlerimizde 18 ila 36 aylık arasında çocuklara otizme karşı özel testlerle tarama yapıyoruz. Bu kapsamda 4 aylık sürede 50 bin çocuğu otizm taramasından geçirdik.'' diye konuştu.

– "Taramadan geçirilen çocuk sayısı her geçen gün artıyor"

Abdullah Emre Güner, programı ''Ulusal Otizmle Mücadele Eylem Planı'' kapsamında yürüttüklerini dile getirerek, şöyle devam etti:

''İstanbul'da taradığımız, risk tespit ettiğimiz çocuklarımızı hastanelerimizde çocuk psikiyatristlerine yönlendiriyor, randevularını alıyoruz. Bu işlemi İstanbul İl Sağlık Müdürlüğü'nde oluşturduğumuz uzman ve psikolog ekibimizle takip ediyoruz. Bu süreçte tanısı ve teşhisi konulan çocuklarımızın tedavisini planlıyor, onları yalnız bırakmıyoruz. İl Sağlık Müdürlüğü ve Sağlık Bakanlığı olarak amacımız çocuğun sağlığı bozulmadan önce korunması. Taramalarımız kent genelinde devam ediyor. Şu anda 50 bin kişi taramadan geçti ve gün geçtikçe bu sayı artıyor.''

– ''Test için vatandaşlarımızı aile sağlığı merkezlerine bekliyoruz"

Aile hekimliklerindeki taramada risk tespit edilen her çocuğun otizmli olarak kabul edilmediğini ifade eden Güner, ''Otizm tespit edilen çocuklarımız eğitimle doğru tedaviyle büyük oranda normal yaşamlarına ve eğitimlerine devam edebiliyor. Onun için otizmde erken tanı çok önemli. Erken tanı konulan çocuklar, ciddi bir tedaviyle iyileşiyor. Bu çocuklar, doğru tedavi ve rehabilitasyonla normal sosyal yaşantısına devam ediyor, okulun gidiyor, üniversitesini kazanıyor ve normal yaşamını sürdürüyor." ifadelerini kullandı.

Güner, otizm tanı testinin çok basit olduğunu ve bilimsel danışma kurulunun kurduğu ulusal olarak ispatlanmış tanı testlerini kullandıklarını vurgulayarak, sözlerini şöyle sürdürdü:

''Çok vakit almayacak, çocuğu yormayacak bir testtir. 5 dakikada bitiyor. Bu testi yaptırması için bütün vatandaşlarımızı aile sağlığı merkezlerine bekliyoruz. Aile hekimimiz, bizim sağlık avukatımız gibidir. Hasta olsa da olmasa da her vatandaşımızın aile hekimine başvurup danışmanlık hizmeti alması gerekiyor. Bunun özelinde bütün vatandaşlarımızdan, 18 ila 36 aylık çocuklarını otizm taramasından geçirmelerini bekliyoruz. Annelerin de herhangi bir korkuya, herhangi bir telaşa kapılmadan aile hekimlerine başvurup gerekli tarama testlerini yapmasını istiyoruz."

Otizm tarama programını tanıtmak için kent genelindeki metro ve otobüs duraklarına video ve tanıtım afişleri konulduğunu anlatan Güner, "Bu hizmetin yayılması, duyulması gerekiyor. İstanbul Sağlık Müdürlüğü olarak otizmin farkındayız. Bütün vatandaşlarımızda farkında olmasını istiyoruz." dedi.

Atiker Konyaspor-Fenerbahçe maçının hasılatı otizmli çocuklara bağışlanacak

KONYA (AA) – Konyaspor Kulübü, Spor Toto Süper Lig'in 5. haftasında 16 Eylül Pazar günü Fenerbahçe ile yapılacak maçın hasılatını, otizmli çocuklara bağışlama kararı aldı.

Kulübün internet sitesinden yapılan açıklamada, özellikle Anadolu kulüpleri için tribün gelirleri açısından önemli karşılaşmalar arasında yer alan Fenerbahçe maçıyla ilgili Konyaspor Yönetim Kurulu olarak önemli bir karar alındığı belirtildi.

Alınan karar gereği müsabakanın masrafları çıktıktan sonra kalan hasılatın tamamının Selçuklu Otizmli Bireyler Eğitim Vakfına (SOBE) bağışlanacağı bildirilen açıklamada, "Daha önce birçok kulüp genellikle kupa maçlarında ve hasılatın belirli düzeyde kaldığı müsabakalar için benzer kararlar almış ve bahse konu dernek, kurum, kuruluş ve kişilere destek olarak üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmişti. Ancak Atiker Konyaspor Yönetim Kurulu'muz, Başkanımız Hilmi Kulluk’un önerisiyle sıra dışı bir karar alarak en çok gelirin elde edileceği müsabakalardan biri olan bu müsabakanın hasılatını otizmli bireylerin eğitiminde kullanılmasını kararlaştırdı." denildi.

– Başkan Kulluk: "Her zaman her şey para değildir"

Konyaspor Kulübü Başkanı Hilmi Kulluk da konuyla ilgili yaptığı açıklamada, şunları kaydetti:

"Anadolu kulüpleri için bu tür maçlar son derece önemlidir. Hasılat diğer karşılaşmalara göre daha fazladır ve birçok kulübün bazı ihtiyaçlarını giderme adına önemlidir. Bizim için de aynı şey söz konusudur. Ancak her zaman her şey para değildir. Yönetim kurulundaki arkadaşlarımızla birlikte öncelikle otizmle ilgili farkındalığı artırmak ve yanı sıra SOBE’de eğitim gören kardeşlerimiz, yavrularımız, çocuklarımız için camiamız adına bir şeyler yapmak istedik. Hedefimiz; sadece bir tek çocuğumuz olsa dahi, onun gelişimine katkı sağlamak ve geride kalan hayatının daha yaşanılabilir, daha konforlu olabilmesi adına yürüdükleri meşakkatli yolda küçücük de olsa pay sahibi olmaktır."

Süper Lig'deki Atiker Konyaspor-Fenerbahçe mücadelesi, pazar günü Konya Büyükşehir Belediye Stadı'nda saat 20.00'de başlayacak.