“Eski topraklar”, öğrencilere eski türküleri öğretiyor

AYDIN (AA) – Aydın'da yaşları 70 ile 80 arasında değişen müzisyenler, yörenin unutulmaya yüz tutmuş türkülerini ilkokul öğrencilerine öğretiyor.

Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü ve Aymelek Derneği tarafından başlatılan "Geçmişten Geleceğe Yöresel Kültürlerimiz" projesi kapsamında, Koçarlı ilçesindeki ilkokul öğrencilerine yörenin unutulmaya yüz tutmuş türküleri öğretilmeye başlandı.

Yöresel türküleri genç nesle aktarmak üzere 80 yaş üzerindeki 5 müzisyen tarafından kurulan Eski Topraklar Grubunca verilen eğitimlerin bugünkü oturumuna, ilçede 30 yıldır birlikte müzik yapan 89 yaşındaki Ahmet Balabanoğlu ve 87 yaşındaki Bahattin Özdemir de katıldı.

Sabancı Öğretmenevi'ndeki kursa katılan öğrenciler, türkülerin yanı sıra enstrüman çalmayı da öğrenmeye başladı.

Kursta Balabanoğlu ve Özdemir ile birlikte türküler söyleyen öğrencilerin mutlulukları da dikkati çekti.

Gazetecilere açıklama yapan Ahmet Balabanoğlu, çocuklarla çalışmaktan büyük keyif aldıklarını, öğrenmeye açık ve meraklı olmalarının kendilerini çok mutlu ettiğini belirtti.

Balabanoğlu, "Bunların en azından 5 tanesi randıman verir, müziğe alıştırırsak kendi kendilerini tetiklerler. Arkası arkasına olurlar. Biz öyle görüyoruz, öyle istiyoruz. Bize dayanak olsunlar. Bize yardımcı olsunlar istiyoruz." dedi.

Müzik yapmayı ve enstrüman çalmayı kendi kendine öğrendiği belirten Bahattin Özdemir ise "Güzel bir oda, çalışma odası olursa kendimiz nasıl yetiştiysek çocuklarımızı da öyle yetiştirmeye, öğretmeye çalışacağız." diye konuştu.

Çocukların daha çok teknolojiyle büyüdüğüne dikkati çeken Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler İl Müdürü Seyfi Bozçelik de bölgenin kültürel birikiminin genç nesle iletilmesi gerektiğine değinerek, "Yeni nesil teknolojiyle büyüyor. Yerel, kültürel değerlerimizden uzak yetişiyorlar. Bunların aktarılmasının çok önemli olduğunu düşünüyoruz." ifadelerini kullandı.

Öğrencilerden Yiğit Şam ise müzisyen olmak istediğini, müziğe yıllarını vermiş insanlardan eğitim aldığı için kendisini şanslı hissettiğini dile getirdi.

Özel öğrenciye öğretmeninden “özel” karne

İZMİR (AA) – HALİL ŞAHİN – İzmir'de sınıf öğretmenliği yapan Meryem Kurt, beş ay önce tanıştığı otizmli öğrencisinin hayatını değiştirdi. Kendisinden önce konuşmayan, okula gitmek istemeyen, arkadaşlarıyla kaynaşamayan Eren Alacaoğlu, öğretmeninin fedakarlıkları sayesinde başarılı bir öğrenciye dönüştü.

Kurt, eğitim öğretim yılı başında Ertuğrulgazi İlkokulundaki otistik çocuklar eğitim merkezi sınıfında görevlendirildi. Mesleğinde 21 yılı tamamlayan ve birçok dezavantajlı bölgede görev yapan Kurt, 10 yaşındaki atipik otizmli öğrencisi Eren Alacaoğlu ile burada tanıştı.

Okul açıldığında sınıfındaki tek öğrenci olan Alacaoğlu'nun okula gelmekte isteksiz, göz teması kurmayan, gürültüden ürken, sosyal uyumda sorun yaşayan bir çocuk olduğunu gözlemleyen Kurt, konuşmayan ve öz bakımını yapmayan Alacaoğlu'na faydalı olmak için harekete geçti.

Kurt, onunla iletişim kurabilmek için çeşitli makaleler okudu, araştırmalar yaptı. Akademik bilgiler ve materyallerin Alacaoğlu'yla iletişim kurmasını sağlamada yetersiz kaldığını fark eden Kurt, onun dikkatini çok sevdiği topla çekti.

Top oynamaktan büyük keyif alan Alacaoğlu'na her gün yeni top hediye eden Kurt, onun güvenini kazandı. Kurt, Alacaoğlu'na katkı sağlayacağını düşündüğü arkadaşlarından da destek isteyerek, flüt ve resim eğitimi verdirdi. Flüt eğitimi Alacaoğlu'nun doğru nefes almasını sağlayarak konuşmasını kolaylaştırdı, resim de sosyal uyumunu artırdı.

Daha sonra temel yaşam becerileri için çabalayan Kurt, sınıfta ceket giymek, tişört katlamak, mandalinanın kabuğunu soymak, ekmeğe reçel sürmek gibi eğitimlere ağırlık verdi. Ayrıca başka sınıflardaki öğrencileri kendi sınıfına davet ederek Alacaoğlu'yla oyun oynamalarını sağladı.

Teneffüsler ve hafta sonlarında da birlikte vakit geçiren öğretmen ve özel öğrencisi iyi birer arkadaş oldu. Alacaoğlu birinci dönem sonunda aldığı başarı dolu karnesiyle hem öğretmenini hem de annesini gururlandırdı.

  • "Top dediğinde ağladık"

Meryem Kurt, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Eren Alacaoğlu'na verdiği emeklerinin kısa sürede karşılığını aldığını, ondaki gelişmelerin kendisini daha da motive ettiğini anlattı.

Eren'in konuşabilmesi için farklı bir yol denediğini belirten Kurt, şöyle konuştu:

"Konuşması için buna ihtiyaç duyması gerektiğini biliyordum. Top oynamak en sevdiği etkinlikti. Ben de onu pencerenin önüne getirerek dışarıda top oynayan arkadaşlarını izletmeye başladım. Onun da top oynamak istediğini biliyordum ama onun bu isteğini dile getirmesini istiyordum. Dışarıya çıkmak istediğini anlatmaya başlayana dek sabırla, usanmadan bekledim. Sonunda işe yaradı. O ilk kez 'top' dediğinde ben ve annesi ağladık. İlk kez bir kelime çıktı ondan. Eren bir 'top' dedi, benim içimde o kadar çok şey parladı ki. Hayata, çocuklara, mesleğe bakışım, kendi evlatlarıma, toplumdaki Eren gibi çocuklara bakışım değişti."

Kurt, Alacaoğlu'nun paten sürdüğü, masa tenisi oynadığını, voleybol, basketbol, futbol maçları yaptığını da kaydederek, "Eren için bu karne çok önemli. Eren'in karnesinde daha önce yapamayıp da benimle karşılaştıktan sonra neyi yapabildiği var. O karne aslında sadece Eren'in değil, benim de olduğunu biliyorum. O karne benim Eren'le tanıştıktan sonraki hayata bakış açımın belgesi." ifadelerini kullandı.

  • "İlk kez gurur duydum"

Anne Şennur Alacaoğlu da evlerine yakın başka bir okula oğlunu yazdırmayı düşündüğünü ancak Meryem öğretmenle tanışıp yaptığı yarım saatlik görüşmenin fikirlerini değiştirdiğini söyledi.

"Meryem Öğretmenle hayatımız değişti" diyen Alacaoğlu, oğlunun okula istekli geldiğini, konuşmaya başladığını, çocuklarla kaynaştığını dile getirdi.

Anne Alacaoğlu, oğlunun bu sene aldığı karnenin farklı olduğunu vurgulayarak, şöyle devam etti:

"Her sene aldığımız karne çok bir şey ifade etmiyordu. Yapabildiği çok bir şey yoktu okulda. Bu sene okulda birçok şey yaptı. Geçen sene de bu okulda olmamıza rağmen bu sene herkes Eren'i tanıdı. Şimdiye kadarki karneleri çok önemsemedim, üzüldüğüm için saklamadım. Bu karneyi saklayacağım. Çünkü ben bu sene ilk defa çocuğumla gurur duymaya başladım."

Eğitimde yarın “tatil zili” çalacak

ANKARA (AA) – Okul öncesi, ilkokul, ortaokul ve liselerde okuyan yaklaşık 18 milyon öğrenci, yarın karnelerini almanın mutluluğunu yaşayacak.

Okul öncesinde 1 milyon 542 bin 491, ilköğretimde 10 milyon 840 bin 709 ve ortaöğretimde 5 milyon 391 bin 580 öğrenci olmak üzere toplam 17 milyon 774 bin 780 öğrenci, yarın karne aldıktan sonra iki haftalık yarıyıl tatiline girecek.

Yarıyıl tatiliyle birlikte 920 bin 524'ü resmi eğitim okullarında, 200 bin 701'i de özel okullarda görev yapan toplam 1 milyon 121 bin 225 öğretmen de dinlenme fırsatı bulacak.

2018-2019 eğitim öğretim yılının ikinci dönemi 4 Şubat Pazartesi başlayacak ve 14 Haziran 2019 Cuma günü sona erecek.

  • Sınavlar

Yarıyıl tatilinin ardından milyonlarca öğrenciyi ilgilendiren sınav maratonu da başlayacak.

Milli Eğitim Bakanlığınca Liselere Geçiş Sistemi (LGS) kapsamındaki merkezi sınav, 1 Haziran'da gerçekleştirilecek. 8. sınıf öğretim programları esas alınarak yapılacak sınav, iki bölüm halinde ve aynı gün uygulanacak. Sınavda çoktan seçmeli 90 soru sorulacak.

ÖSYM'nin internet sitesinden duyurulan takvime göre de 2019 Yükseköğretim Kurumları Sınavı'nın (YKS) 1. oturumu (TYT) 15 Haziran'da, 2. oturumu (AYT) ile Yabancı Dil Oturumu 16 Haziran'da yapılacak. YKS başvuruları 12 Şubat-6 Mart'ta alınacak. YKS için geç başvuru tarihi ise 19 Mart olarak belirlendi. Sınav sonuçları ise 18 Temmuz'da açıklanacak.

“Minik eller üşümesin” projesiyle çocukların yüzü güldü

ERZURUM (AA) – YUNUS HOCAOĞLU – Erzurum'da, AKUT Arama Kurtarma Derneği ile Macera Off-Road Doğa Sporları Kulübü üyeleri, "minik eller üşümesin" adı ile başlattıkları proje kapsamında birçok ilden topladıkları giyim ve kırtasiye yardımlarını, kara kışın etkisini sürdürdüğü yerlerdeki ilk ve orta dereceli okul öğrencilerine dağıtarak yüzleri güldürdü.

Kırsalda ve mahallelerde yaptıkları geziler sonucu dezavantajlı öğrencilerin durumlarını gören dernek ve kulüp üyeleri, harekete geçti.

Öğrencilerin ihtiyaçlarını belirleyen dernek ve kulüp üyeleri, sosyal medya üzerinden "minik eller üşümesin" projesiyle başlattıkları kampanya sayesinde, kısa sürede birçok ildeki yardımsevere ulaşarak bot, mont, atkı, bere ve kırtasiye malzemesi topladı.

Bursa'da bir araya getirilen yardımlar, Erzurum'da, kent merkezindeki Şehitler İlk ve Ortaokulundaki öğrencilere dağıtıldı.

Kış sezonu boyunca devam edecek kampanya ile toplanacak giyim ve kırtasiye yardımları, hem Erzurum'un ilçelerinde hem de bölgedeki diğer illerinde ihtiyaç sahiplerine ulaştırılacak.

AKUT Erzurum Ekip Lideri Lokman Toptaş, AA muhabirine yaptığı açıklamada, AKUT ve Macera Off-Road ekibi olarak yardım projesine başladıklarını söyledi.

Bu projeye başlamadan önce kırsal ve mahallelerde geziler yaptıklarını belirten Toptaş, "Gezdiğimiz bu yerlerde okula giden çocuklarımızın durumlarını gördük ve bundan yola çıkarak 'minik eller üşümesin' adı altında bir kampanya başlattık." dedi.

Toptaş, yardımseverlere sosyal medya üzerinden ulaştıklarını dile getirerek, "Bu projeye başlamadan önce ilk başta kendimizi buna inandırdık ve ulaştığımız insanlardan da çok olumlu tepkiler aldık. Kısa zamanda ülkenin birçok ilinden bize ulaşarak 'minik eller üşümesin' projesine katılmak istediklerini mesaj ve mail aracılığıyla bize ilettiler. Böylece projemizi daha da büyüttük." diye konuştu.

Yardımseverlerin katkısıyla toplanan bu malzemeleri ilk olarak Erzurum'da dağıttıklarını anlatan Toptaş, kış sezonu boyunca ülke genelindeki ihtiyaç sahibi diğer öğrencilere de bu yardımların verileceğini aktardı.

Toptaş, şöyle devam etti:

"Arkadaşımız Bursa'dan kilometrelerce uzaklıktan kendi aracıyla toplanan yardımları getirdi. Biz de bot, mont, atkı ve bere malzemelerinden oluşan yardımlarımızı minik ellerle buluşturduk. Bu yardımlarımız kış boyunca devam edecek ve sadece Erzurum içinde değil ülkenin bir çok ilinde bu faaliyetlerimize devam edeceğiz."

Yardımların kıyafetle sınırlı olmadığını ifade eden Toptaş, şunları kaydetti:

"Malzeme olarak bot, mont, atkı ve bere verdik çünkü doğu illerinde hava sıcaklığı eksi 25-30'lara kadar düşüyor ve çocuklarımızın da üşümemesi için bunlar gerekiyor ama bunlar yetmiyor. Okullarda öğrencilerin kullanacağı hikaye kitapları, resim defterleri, sulu boya gibi bir çok kırtasiye malzemesini de yardımlarımız içinde veriyoruz. Hedefimiz ilk ve orta dereceli okullarda okuyan öğrencilerimize bu yardımları ulaştırmak."

Toptaş, yardımları ulaştırırken öğrencilerin çok mutlu olduklarını vurgulayarak, hedeflerini şu sözlerle aktardı:

"Yaklaşık 30 okula bu yardımları ulaştırdık ama hedefimiz özellikle doğu illerimizi de dahil ederek yaklaşık 600 okula bu yardımları ulaştırmak. Bu bizim için hem gurur verici hem de büyük bir uğraş ama biz onlar için buradayız. Geride kalan okullarımızı da tek tek gezerek dağıtımlarını yapacağız."

Toplanan yardımları Bursa'dan kente getiren Runay Yörük de arkadaşlarının desteğiyle yardımları topladıklarını ifade ederek, "Bir anda gelişti bu etkinlik ve arkadaşlarımız da gerek Bursa'dan gerekse diğer illerden destek verdi. Yardımlar elimize ulaştı, ben de öğrencilere dağıtmak için getirdim. Konu yardım olunca şartlar ne olursa olsun 3 bin kilometrede uzakta olsa giderim." diye konuştu.

Okulun 5. sınıf öğrencisi Y.B. ise hediyelerin kendilerini çok mutlu ettiğini dile getirerek yardımseverlere teşekkür etti.

“Yarıyıl tatili, öğrenme eksikliklerini gidermek için fırsat”

İSTANBUL (AA) – ZEYNEP RAKİPOĞLU – İstanbul Medipol Üniversitesi Eğitim Fakültesi Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ragıp Özyürek, öğrencilerin yarıyıl tatilinde okulla ilgili rutinlerini değiştirerek kendi ilgi ve sorumluluklarına göre bu zamanlarını değerlendirmeleri gerektiğini belirterek, yarıyıl tatilinin öğrenme eksikliklerinin giderilmesi için bir fırsat olabileceğini söyledi.

Prof. Dr. Özyürek, AA muhabirine yaptığı açıklamada, güz döneminde çok yoğun bir okul temposu olan öğrencilere yarıyıl tatilinde, aileleriyle birlikte olmaları, stresle baş etmelerini sağlayacak sosyal, sportif ve sanatsal etkinlikler yapmaları ve arkadaşlarıyla daha çok zaman geçirmeleri önerisinde bulundu.

Özellikle ikinci dönemin daha kolay geçmesi için stresle baş etme yöntemlerinin zenginleştirilebileceğine değinen Özyürek, öğrencilerin ders dışı zamanlarını değerlendirmek için yeni bir faaliyet keşfedebileceklerini ifade etti.

Özyürek, "Öğrenciler elbette yarıyıl tatilinde okulla ilgili rutinlerini değiştirmeli, kendi ilgi ve sorumluluklarına göre bu zamanlarını değerlendirmelidirler. Okul zamanlarındaki rutinlerinin dışına çıkmaları sayesinde, kendilerini dinlenmiş bulacaklar ve bahar dönemi için enerji toplayacaklardır. Dinlenmenin yanı sıra kendisine zorlu akademik hedefler belirleyen ancak karne notları bekledikleri gibi olmayan öğrenciler ise öğrenme eksikliklerinin hangi konularda olduğunu fark etmiş olabilirler. İlkokul öğrencileri için ise aileler bu öğrenme eksiklerinin olduğu konulara dikkat etmelidirler. Yarıyıl tatili, bu sorunların giderilmesi için bir fırsat olabilir." diye konuştu.

  • "Öğrenciler sosyal, sanatsal ve sportif faaliyetlere yönelmeli"

Hem öğrencilerin hem de ailelerin tatil döneminde olunduğunu unutmamaları gerektiğinin altını çizen Özyürek, tatillerini iyi değerlendiremeyen öğrenci ya da çalışan kişilerin, okul ya da iş günleri başladığında enerji toplayamamış olmanın sıkıntısını çekebileceklerini ifade etti.

Tatil dönemlerinin, çok geç saatlerde yatılan ve uyanılan günler olmadığının altını çizen Özyürek, "Yoğun okul günlerinden sonra tatilin ilk gününden itibaren böyle bir rutine başlamak da öğrenciler açısından iyi olmayabilir. Haliyle tatil bitişinden sonra bahar dönemine adapte olmak zorlaşabilir. Uyku düzensizliği yerine, öğrencilerin sosyal, sanatsal ve sportif faaliyetlere yönelmeleri kendilerine daha iyi gelecektir." dedi.

– "Derslerden tamamen uzaklaşmak bahar dönemine başlamayı zorlaştırabilir"

Prof. Dr Özyürek, karnenin sadece bir sonuç olduğuna ve ailelerin dönem boyunca çocuklarının öğrenme süreçlerini izleme sorumluluklarına dikkat çekerek, şöyle devam etti:

"Karne notları düşük olan bir öğrencinin ailesine, karne notlarına değil, daha çok dönem boyunca neler yaşandığına dikkat etmesi önerilir. Okul temposu çok fazla yoğun olmayan, özellikle kırsal bölgelerdeki ailelerde ise bu tatil döneminde öğrenciler kendilerini okuldan tamamen uzaklaştıran işlere yönelebilirler. Örneğin, ailelerinin işlerine yoğunlaşabilir ya da diğer günlük rutinleri onları okuldan tamamen uzaklaştırabilir. Öğrencilerin zihinlerinin dinlenmesi kuşkusuz yararlı olacaktır ancak derslerden tamamen uzaklaşmak, öğrenme eksikleri üzerinde düşünmemek, akademik çalışmalara tamamen son vermek gibi davranışlar, bahar dönemine başlamayı zorlaştırabilir. Haliyle ikinci dönemin ilk günlerinde derslere yoğunlaşmak zor geleceği için bu da yeni öğrenme eksiklerine neden olabilir."

  • "Aileler çocuklarının eksikliklerini nasıl giderecekleri üzerinde durmalı"

Ailelerin, karne notları iyi olmayan çocuklarına karşı sert bir tutum takınmalarının ya da tatil boyunca onları zorlamalarının doğru bir davranış olmadığını belirten Özyürek, hangi konu ve derslerde eksikliklerin olduğunun anlaşılmasının önemli olduğunu vurguladı.

Karnedeki düşük notların bir sürecin sonucu olduğunu ifade eden Özyürek, şu önerilerde bulundu:

"Bu süreçte önemli ders konularında yetersiz kalmış öğrencinin, bu yetersizliğini ailelerinin fark edememiş olduğu ortaya çıkmış bulunmaktadır. Bir öğrencinin kendisine uzun süreli öğrenim hedefleri ya da zorlu akademik hedefler belirlemesine engel olacak konu, bu öğrenme eksikleridir. Aileler öğrencilerin eksikliklerini nasıl giderecekleri üzerinde durmalıdır, cezalandırılmaları üzerinde değil. Herhangi bir dersin öğrenilemeyen bir konusunu daha sonradan öğrenmeyi istersek, bunun karşılığında okul günlerinde ayrılan zamandan daha çok zaman ayırmak zorunda kalabiliriz. Haliyle veli ve öğrenciler, akademik hedeflerini yükseltmek ya da belirli bir düzeyde tutmak isterlerse, önce motivasyonları olmalı, sonra da azimle çalışmaya başlamalıdırlar."

  • "Çocuklarınızda içsel motivasyon uyandırın"

Özyürek, bazı anne-babaların ise çocuklarının karnedeki başarılarını maddi olarak ödüllendirmek istediklerine tanık olduklarını dile getirdi.

Başarılı bir karne getiren öğrenciye bisiklet almak ya da bahar döneminde takdirname alması koşuluyla, kendisine bisiklet alma sözü vermek gibi davranışların sakıncalı görülmediğini belirten Prof. Dr. Özyürek, sözlerini şöyle tamamladı:

"Ancak çocukların bisiklet almak gibi dışsal motivasyondan çok, içsel motivasyonla yani azimle çalışmanın sonucunda başarı elde etmek için çalışması daha kalıcıdır. Çocuklarının başarılarının daim olmasını isteyen velilerin dışsal motivasyondan daha çok, içsel motivasyon uyandırmanın yollarını düşünmeleri önerilmektedir. Kısaca söylemek gerekirse, sonuç odaklı olmak değil, süreç odaklı olmak çocuklarımızın geleceği bakımından daha yararlı sonuçlar doğurabilir."

Fen lisesi öğrencisi, okul yolunda yaşamını yitirdi

MUĞLA (AA) – Muğla'da, fen lisesi öğrencisi, okuluna gitmek üzere yolun karşısına geçmek isterken bir minibüsün çarpması sonucu yaşamını yitirdi.

Merkez Menteşe ilçesi Bayır Mahallesi'nde, 75. Yıl Fen Lisesi öğrencisi Şeymanur Gölge (17) okuluna gitmek için yolun karşısına geçmek isterken Mustafa G. yönetimindeki 48 DM 662 plakalı Muğla Büyükşehir Belediyesi MUTTAŞ şirketine ait havalimanı minibüsünün altında kaldı.

Gölge, olay yerinde hayatını kaybederken, minibüs şoförü Mustafa G. gözaltına aldı.

Kazayı öğrenen yakınlarının gözyaşı döktüğü Gölge'nin cenazesi, otopsi işlemleri için Muğla Adli Tıp Kurumu morguna kaldırıldı.

Bu arada kaza anı minibüs kamerasınca saniye saniye kaydedildi. Görüntülerde, minibüsün yolun karşısına geçmeye çalışan öğrenciye çarpmasıyla yolcuların da bağrışmaları yer alıyor.

Makedonya'nın havasını “filtreli” bisikletler temizleyecek

ÜSKÜP (AA) – ADMİR FAZLAGİKJ – Makedonya'nın başkenti Üsküp'teki Aziz Kiril ve Metodi Üniversitesinin makine mühendisliği bölümünden bir grup öğrenci, icat ettikleri hava temizleyici filtreli elektrikli bisikletle ülkedeki hava kalitesinin artırılmasına katkı sağlamayı hedefliyor.

Şehir Eko-Taşımacılığı (GET) olarak adlandırdıkları yenilikçi proje aracılığıyla ülke genelinde ekolojik kentsel ulaşım sistemi oluşturmayı amaçlayan grup, neredeyse her bisiklete yerleştirilebilecek hava temizleyici filtrelerle kilometre başına 9 metreküp havanın temizleneceğini ifade ediyor.

Yoğun hava kirliliğini gözlemledikleri 1,5 yıl önce böyle bir fikrin ortaya çıktığını anlatan öğrenciler, günlük hayatın önemli bir sorununu çözmeye katkıda bulunmak adına bir şeyler yapma arzusu duyduklarını söyledi.

Hocaları İle Mirçeski'den de büyük destek alan öğrenci grubu, makine mühendisliği bölümünün yanı sıra üniversitenin teknik kampüsündeki diğer bölümlerden de yardım alarak yola çıktı.

  • "Her bisiklete monte edilebilir"

Projede yer alan öğrencilerden Filip Poposki ile Marko Naseski, AA muhabirine proje hakkında bilgi verdi.

Poposki, tekerleklere yerleştirilen proaktif filtrelerle hava kirliliğinde en büyük sorun ve en çok zarar veren parçacıklardan olan partikül maddelerin (PM10) temizlenmesinin sağlandığını aktardı. Poposki, bisikletin bir hedeften diğerine hızlı şekilde ulaşmak ve aynı zamanda da hava kirliliğinin azaltılmasını sağlamak isteyenler için üretilmiş bir araç olduğunu söyledi.

Hava temizleyici bisikletin, klasik bisikletlere benzer hız değiştirme sistemine sahip olduğunu, ayrıca elektrikli kullanım modunda motorun beş seviyeli hıza kadar çıktığını anlatan Poposki, "Filtreler ek bir yük getirmiyor ve elektrik tüketmiyor. Her bisiklete monte edilebilir." dedi.

Gidona yerleştirilen optimizasyon kutusu ile bisikleti kiralamak isteyenlerin kartlarını okumaya yarayan bir sistem de bulunduğunu söyleyen Poposki, ilerleyen dönemlerde cep telefonlarının da bu sisteme entegre edilebileceğini aktardı.

  • "Kullanımı arttıkça havanın temizlenmesi artar"

Naseski de bu bisikletin ilk prototip olduğunu belirterek, bunu daha da geliştirerek hem piyasaya hem de şehir ulaşım sistemi ile kişisel kullanıma sunmayı hedeflediklerini kaydetti.

Ulaştıkları aşamaya kadar çeşitli zorluk ve sorunlarla karşılaştıklarını anlatan Naseski, bisikletin birçok parçasını yurt dışından satın almak zorunda kaldıklarını dile getirdi.

Naseski, kiralanan bisikletin alındığı istasyondan 2 ila 4 kilometre uzaklıkta bırakılabileceğini belirterek, "Ne kadar çok kullanılırsa o kadar çok faydası olacağını düşünüyoruz. Daha yaygın kullanıldığında, araç kullanımı azalır ve böylece havanın temizlenmesi artar." dedi.

  • Proje için destek bekliyorlar

GET Projesi ile öğrenciler, toplu taşıma araçlarının kullanımı gibi bir kullanım amaçlıyor. Bisiklet, belirli istasyonlardan kiralanarak toplu taşımada kullanılan kartlar aracılığıyla ödenebilecek. Elektrikli bisikletlerin şarj edilmeleri ise kiralandıkları istasyonlarda gerçekleşebilecek.

Projenin farklı şehirlerde hayata geçirilmesi noktasında ise belediyelerden destek bekleniyor.

Buna benzer başarılı projelerin daha önce Paris ve Madrid gibi Avrupa'nın önemli şehirlerinde uygulandığını hatırlatan öğrenciler, GET Projesi'ndeki hava temizleyici filtrelerin bu projeyi eşsiz kıldığını belirtiyor.

Çevre dostu bisikletin patentini almaya çalışan öğrenciler, projenin Devlet İnovasyon ve Teknolojik Gelişim Fonu'nun desteğiyle ülkenin orta kesimindeki Kavadar'dan bir şirket iş birliğinde gerçekleştiğini kaydetti.

Müzayedede satılan eserlerin geliri öğrencilere bağışlanacak

ANKARA (AA) – Türk Eğitim Vakfı (TEV) ile Bilkent Sanat Sokağı by RC Galeri tarafından düzenlenen müzayedede 5 eserin satışından elde edilen gelir, güzel sanatlar fakültelerinde okuyan başarılı öğrencilere bağışlanacak.

RC Sanat Galerisi Özel Salonu'nda düzenlenen müzayedede, çağdaş ressamların 64 eseri açık artırmaya sunuldu.

Bu eserler içerisinden "Atatürk ve Gelincikler", "Yelkenli", "Eller ve Çiçekler", "Şans" ve "Kadın" adlı 5 eserin satışından elde edilen gelirin tamamı, "RC Sanat Fonu" kapsamında TEV aracılığıyla farklı üniversitelerde Güzel Sanatlar Fakültesinde okuyan başarılı öğrencilere aktarılacak.

TEV Ankara Şube Başkanı Ömer Turna, müzayedenin ardından yaptığı konuşmada, vakfın kurulduğu günden bugüne 2 bin 10'u yurt dışında yüksek lisans yapan 250 bin öğrenciye burs verdiğini söyledi.

Vakıf tarafından yapılan 30 eğitim kurumunun Milli Eğitim Bakanlığına devredildiğini anlatan Turna, vakfın Türk eğitim sisteminin geliştirilmesiyle ilgili sempozyumlar düzenleyerek, öğretmenlerin eğitimi konusunda birçok projeye destek verdiğini ifade etti.

Turna, İzmir, Ankara ve Trabzon'da ücretsiz barınma imkanı sunan kız öğrenci yurtları açtıklarını dile getirdi.

TEV'in sanat eğitimine öncelik verdiğini vurgulayan Turna, bilim ve sanata öncelik veren okullar açtıklarını belirtti.

Turna, müzayedede satılan eserlerden elde edilen gelirin sanat eğitimine gideceğini belirterek, "Bir taraftan sanat eğitimini desteklerken diğer taraftan çok nadide eserlere sahip olacağız." diye konuştu.

Konuşmaların ardından RC Sanat Galerisi Kurucusu Rahmi Çöğendez tarafından sanatçılara plaket takdim edildi.

Eski seçim sandıkları hayvanlara yuva oldu

KIRIKKALE (AA) – ZEKERİYA KARADAVUT – Kırıkkale'de ilkokul öğrencileri, kedi, köpek ve kuşların soğuk havalardan etkilenmemesi amacıyla eski seçim sandıkları ve atık malzemeleri kullanarak yuvalar yaptı.

Karakeçili İlkokulu öğrencileri, öğretmenlerin ve velilerin desteğiyle soğuk ve karlı geçen kış mevsiminde kedi, köpek ve kuşları soğuktan korumak için proje başlattı.

Yüksek Seçim Kurulunun kullanmadığı eski ahşap seçim sandıkları ve öğrencilerin evlerinden getirdiği damacana, meyve kasaları, karton kutular gibi malzemelerle el emeğiyle hazırlanan yuvalar, okul bahçesine yerleştirildi.

Sokak hayvanlarının korunması için toplumsal duyarlılığın artırılması amacıyla yürütülen ve tüm okulun katılımıyla gerçekleşen projeyle diğer okullara ve illere örnek olunması hedefleniyor.

Karakeçili Kaymakamı Kemal Sefa Gökmenoğlu, AA muhabirine yaptığı açıklamada, projeye kaymakamlık olarak destek verdiklerini söyledi.

Kış mevsiminde sokak hayvanlarının ve kuşların dışarıda kalmaması için toplumun duyarlı olması gerektiğini belirten Gökmenoğlu, şöyle konuştu:

"Öğrencilerimiz, Yüksek Seçim Kuruluna ait 30-40 yıl öncesinden kalma, kullanılmayan çürümeye terk edilmiş seçim sandıklarından sokak hayvanlarına yuva yaptı. Sandıklara hayvanların girip çıkması için 'göz' açtılar. Güzelce boyadılar, yuva haline getirdiler, yerlerine yerleştirdiler. Soğuk kış günlerinde öğrencilerimiz sıcak bir dokunuş yapıyor. Proje başladı başlayalı kedilerimize ve diğer hayvanlara süt yetiştiremiyoruz. Bu yaşta bu yavrularımıza hayvan sevgisini kazandırdığımız takdirde ömür boyu bu sevginin gideceğine inanıyoruz."

Okul Müdürü Haydar Duruakan da projeyle soğuk kış günlerinde hayvanların sıcak bir yuvaya kavuşmalarının sağlandığına işaret etti.

Projeyi öğrenciler, öğretmenler ve velilerle yaptıklarını anlatan Duruakan, "Kış boyunca, okulumuzun bahçesinde uygun bir alanda uygulamayı düşünüyoruz." dedi.

  • "Yemeklerden artanları çöpe atmak yerine hayvanlara veriyoruz"

Hayvanı sevmeyenin insanı da sevmeyeceğini bildiklerini ve bu doğrultuda hareket ettiklerini vurgulayan Duruakan, "Okulumuza öğrencilerimiz için günlük yemek geliyor. Yavrularımız devletimizin getirdiği yemeklerden faydalanıyor. Bu yemeklerden artan oluyor. Biz okul olarak bunları çöpe atmak yerine, buradaki hayvanlarımıza veriyoruz. Sadece bu yemekleri değil, süt takviyesi de yapıyoruz. İnşallah, Türkiye'ye örnek olur." ifadelerini kullandı.

  • "Hayvanlar mamalarını yiyor mu diye teneffüslerde bakıyoruz"
  1. sınıf öğrencisi Yunus Emre Özçelik, evde kullanmadıkları atık malzemeleri sınıfa getirerek yuva haline dönüştürdüklerini anlattı.

Yuvalara gelen kedilerle oynadıklarını aktaran Özçelik, "Öğretmenlerimiz ve müdürümüz hayvanlara süt ve yemek koyuyorlar. Hayvanlar mamalarını yiyor mu diye teneffüslerde bakıyoruz. Yuvaların girişlerine süs oyuncakları koyduk. Onlarla oynuyorlar mu diye bakıyoruz. Çok mutlu oluyoruz, hayvanlar üşümüyor, böylelikle içimiz de rahat oluyor." şeklinde konuştu.

Eğlenceli ve öğretici sömestir tatilinin adresi: Eskişehir

ESKİŞEHİR (AA) – DENİZ AÇIK – Türkiye'de turizmciler tarafından yurt içindeki önemli destinasyonlar arasına alınan Eskişehir, oyun ve eğlence alanları, müzeleri ve parkları ile sömestir tatilini geçirmek isteyen çocuklar ve aileleri için önemli alternatifler sunuyor.

Milli Eğitim Bakanlığınca hazırlanan 2018-2019 eğitim öğretim yılı çalışma takvimine göre 18 Ocak Cuma günü yarı yıl tatiline girecek okullar, 4 Şubat Pazartesi günü yeniden açılacak.

Yüksek hızlı tren ile Ankara'ya 1,5 saat, İstanbul'a 2,5 saat, Konya'ya 1 saat 40 dakika, karayoluyla Bursa'ya 1,5 saat, Kütahya ve Bilecik'e 45'er dakika, Afyonkarahisar'a 1,5 saat uzaklıkta bulunan Eskişehir, kolay ulaşım imkanlarıyla da yerli turistlerce tercih ediliyor.

"Bozkırın ortasındaki turizm kenti" olarak bilinen Eskişehir, sömestir tatilinde hem çocukların hem de ailelerinin eğlenceli ve öğretici tatil geçirmeleri için müzelerden parklara, bilim merkezlerinden eğlence alanlarına kadar çeşitli alternatif sunuyor.

Kent merkezinden geçen Porsuk Çayı'nda gondol ve tekne turu yapma imkanı bulunan Eskişehir'de çocuklar ve velileri, dolu dolu bir gün geçirebiliyor.

  • Masal Şatosu

Eskişehir Büyükşehir Belediyesi Sazova Kültür Sanat ve Bilim Parkı'nda 2014 yılında açılan "Masal Şatosu"nda ünlü masal kahramanlarının üç boyutlu animasyonları, optik ışık canlandırmaları, özel yaşam alanları gibi birçok farklı mekan yer alıyor.

Birbirinden farklı 26 kulesiyle ilgi çeken şatoya gelen çocuklar, Nasreddin Hoca, Dede Korkut ve Keloğlan ile buluşup Türk kültürü masallarını, fıkralarını, hikayelerini tanıyor. Dileyen çocuklar ve aileleri rehberler eşliğinde şatoda masal yolculuğuna çıkabiliyor.

  • EsminyaTürk

Türk Dünyası Şaheserleri Parkı olarak da bilinen EsminyaTürk, Sazova Mahallesi'nde Türk Dünyası Vakfınca inşa edildi.

Balkanlardan Orta Asya'ya kadar Türk coğrafyasındaki yaklaşık 30 mimari eserin minyatürü bulunan EsminyaTürk'te, İstanbul'daki Miniatürk'ün benzeri alanda Türkiye'den Selimiye Camisi, Çifte Minareli Medrese, Divriği Ulu Cami, Diyarbakır Ulu Cami ile Ahlat Ulu Kümbet'in minyatürleri de yer alıyor.

  • Dede Korkut Parkı ve Dede Korkut Anıt Duvarı

Vişnelik Mahallesi'nde Türk Dünyası Vakfınca, UNESCO tarafından "Somut Olmayan Kültürel Miras Temsili Listesi"ne kabul edilen Dede Korkut adına yaptırılan park bulunuyor.

Türk Dünyası Dede Korkut Parkı'na gelen çocukları, 46 metre uzunluğundaki Dede Korkut Anıt Duvarı karşılıyor. Türk dünyasının seçkin sanatçıları tarafından çinilere işlenen minyatürlerle Dede Korkut destanıyla süslenen duvar, ön cephesindeki su sebili ve su perdeleriyle Türkiye'deki ilkleri bünyesinde barındırıyor.

Öte yandan parkta çocukların rahatlıkla vakit geçirebileceği bir oyun alanı da yer alıyor.

  • Hayvanat Bahçesi ve Eti Sualtı Dünyası

Büyükşehir Belediyesince 2016 yılında, 58 bin metrekare alanda hizmete açılan Hayvanat Bahçesi, 120 türde bin 665 hayvana ev sahipliği yapıyor. Penguenden foka, kızıl geyikten tropikal iklim hayvanlarına kadar birçok canlının barındığı hayvanat bahçesini gelen ziyaretçiler, hoş vakit geçiriyor.

Hayvanat bahçesinin girişinde bulunan Eti Su Altı Dünyası da Kuzey Ege, Atlas Okyanusu, Kızıldeniz, Güney Amerika gölleri ve Amazon Nehri'nden getirilen 124 farklı türden toplam 2 bin 500 su altı canlısını barındırıyor.

Çocuklar ve velileri teraryum, dokunma akvaryumu, tropikal akvaryum, Amazon Nehri ile mersin akvaryumu, su altı tüneli gibi bölümleri bulunan su altı dünyasının 3 bin 200 metrekare alanında gönüllerinde eğlenebiliyor.

  • Eskişehir Bilim Deney Merkezi ve Sabancı Uzay Evi

Ses, deney, optik, denge-mekanik deneyleri, el becerisi ve dikkat oyunları ile deneysel gösterilerin yapıldığı merkezde çocuklar, uzmanlar ve rehberler eşliğinde diledikleri deneyleri yapabiliyor.

Teknolojik donanımı Sabancı Vakfı tarafından karşılanan uzay evinde 14 metre iç çapında, güneşin, yıldızların, gezegenlerin ve diğer gök cisimlerinin yapay görüntüsünün özel bir yansıtıcı yardımıyla kubbe şeklindeki tavana yansıtıldığı planetaryum bulunuyor.

Balıkgözü lenslerle donatılan ve 16 megapiksellik görüntü elde edilen iki ayrı yüksek çözünürlükte projeksiyon cihazıyla 360 derecelik tam kubbede yapılan gösterimlerde ziyaretçiler, evrene, uzaya, galaksilere, yıldızlara, dünya ve gezegenlere adeta canlı seyahat deneyimi yaşayabilir.

  • AÜ Türk Dünyası Bilim Kültür ve Sanat Merkezi ile Müzik Tarihi Salonu

Sazova Mahallesi'ndeki toplam 80 bin metrekarelik kurulu alanına sahip kubbe görünümlü Anadolu Üniversitesi (AÜ) Türk Dünyası Bilim Kültür ve Sanat Merkezi'nde geleneksel Türk mimarisine göre inşa edilmiş yapılar yer alıyor.

Yapı içindeki 40 farklı odadan oluşan bölümlerde "Farabi, Piri Reis, Mimar Sinan, İbn-i Sina, Ömer Hayyam" gibi Türk-İslam bilim dünyasından 40 kişinin bal mumu heykeli sergileniyor. AÜ Türk Dünyası Bilim Kültür ve Sanat Merkezi rehberleri, bilim adamları ve eserleri hakkında bilgi vererek zihinlerde geçmiş ile gelecek hakkında köprü kuruyor. Merkeze gelen çocuklar ve velileri, Türk bilim insanları hakkında detaylı bilgiye sahip olabiliyor.

Merkezde yer alan Türk-İslam tarihine ait 216 enstrümanın sergilendiği "Müzik Tarihi Salonu" adlı müze, ziyaretçilere müzik alanında farklı deneyimleri yaşama imkanı sağlıyor.

  • AÜ Havacılık Parkı

Ankara-Bursa kara yolunun kenarında 39 bin metrekare kurulu alan sahip AÜ Havacılık Parkı'nda 18 uçak sergileniyor.

Temelleri 1997 yılında atılan, hava araçlarının nasıl uçtuğuna, motorları ve diğer havacılık donanımlarının nasıl çalıştığına ilişkin temel prensiplerin aktarıldığı parka gelenler, uçakları da yakından görme fırsatı bulup unutulmaz anlar yaşıyor.

  • Yılmaz Büyükerşen Bal Mumu Heykelleri Müzesi

Büyükşehir Belediye Başkanı Yılmaz Büyükerşen'in bağışladığı, Mustafa Kemal Atatürk'ün çeşitli dönemlerini yansıtan heykelleri ile Atatürk'ün aile fertlerinin yanı sıra yerli ve yabancı devlet adamları, sanatçılar, medya mensupları ve sporcuların adeta canlı hissi veren 160 bal mumu heykelinin bulunduğu müze, çocuklar ve velileri için farklı bir gezi deneyimi sunuyor.

  • Tarihi Odunpazarı Evleri

    Evliya Çelebi'nin "Seyahatname" adlı eserinde adından büyük bir övgü ile söz edilen, Matrakçı Nasuh'un minyatürlerini çizdiği Tarihi Odunpaçarı Evleri, UNESCO Dünya Miras Listesi'nde yer alıyor.

Aslına uygun olarak restore edilen evlerin, kafe, restoran gibi hizmet veren bir kısmında ziyaretçiler, dinlenme fırsatı bulabiliyor. Geleneksel Anadolu Türk Mimarisi örneklerini koruyan bölgede, misafirler adeta tarihte yolculuk yapıyor.