Münih Güvenlik Konferansı'na doğru

BERLİN (AA) – Münih Güvenlik Konferansı Başkanı Wolfgang Ischinger, 15-17 Şubat'ta düzenlenecek 55. Münih Güvenlik Konferansı'na 35 devlet ve hükümet başkanı ile 50 dışişleri bakanının katılacağını söyledi.

Eski Alman diplomat Ischinger, Berlin'de düzenlediği basın toplantısında, hafta sonu yapılacak konferansın şimdiye kadar yapılan en geniş kapsamlı konferans olacağını belirtti.

Ischinger, Münih Güvenlik Konferansı'na bu yıl 35 devlet ve hükümet başkanı ile yaklaşık 50 dışişleri bakanının, 30 ülkenin savunma bakanının ve Almanya Başbakanı Angela Merkel'in katılacağını bildirdi.

Konferansa ABD ve Çin'den geniş katılım olacağını ifade eden Ischinger, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun konferansa katılımını iptal ettiğini aktardı.

Ischinger, konferansta Avrupa Birliği'nin (AB) güvenlik politikasının geleceği, Rusya, Ukrayna, Orta Doğu ve Çin ile ilgili konuların gündeme geleceğini, bunun yanı sıra iklim ve güvenlik konusunun da tartışılacağını kaydetti.

AB'de bu yıl önemli kararlar alınacağını aktaran Ischinger, "2019 birçok konuda AB için kader yılı olacak." ifadesini kullandı.

Avrupa Parlamentosu seçimlerinin yapılacağını, Avrupa Merkez Bankası Başkanının belirleneceğini ve AB içinde üst düzey pozisyonlar için atamalar veya seçimler olacağını ifade eden Ischinger, "Bu, zor bir girişim. Bu başarılırsa AB, 2019 yazında zayıflamış olarak değil güçlenerek çıkacak." değerlendirmesinde bulundu.

Konferansta AB'nin Avrupa dışından gelen katılımcılara kendi çıkarları için mücadele eden bir birlik olduğunu göstermesinin önem taşıdığını vurgulayan Ischinger, AB'nin parçalanan değil, kalıcı olan ve krizleri aşabilecek bir oluşum olarak görülmesine önem verdiğini kaydetti.

54. Uluslararası Münih Güvenlik Konferansı

MÜNİH (AA) – Avrupa Birliği (AB) Komisyonu Başkanı Jean-Claude Juncker, "Eğer uluslararası politikada aktif olmak istiyorsak AB karar alma süreçlerini basitleştirmeliyiz." dedi.

Juncker, Almanya'da gerçekleştirilen 54. Uluslararası Münih Güvenlik Konferansı'nda konuştu.

AB'nin kuruluş aşamasında küresel siyasete hazır olmadığını belirten Juncker, özellikle bu alanda ilerlenebilmesi için son dönemde savunma politikasında hızlı atılım sağlandığını ifade etti.

Juncker, Avrupa'da ABD ile karşılaştırıldığında çok daha fazla tipte silah, uçak, tank gibi askeri unsur bulunduğunu anımsatarak, bu alanda AB içerisine daha yakın iş birliği yapılması ve uyumun artırılması gerektiğini vurguladı.

Avrupa'da savunma politikası ve bu alandaki kamu alımlarının da daha "etkili" olması gerektiğine dikkati çeken Juncker, "Savunma alanında kamu alım sistemini basitleştirmeliyiz. Bu konuda düzenleme hazırladık ve bu sürecin ilerlemesi konusunda karalıyım." diye konuştu.

Juncker, AB'nin savunma alanında attığı adımların NATO'ya alternatif olmadığını, aksine bu kurumların birbirlerinin tamamlayıcısı konumunda olduğunu kaydetti.

AB'nin karar alma mekanizmasında da değişikliğe gidilmesi gerektiği uyarısında bulunan Juncker, "Eğer uluslararası politikada aktif olmak istiyorsak AB karar alma süreçlerini basitleştirmeliyiz." ifadesini kullandı.

Juncker, mevcut durumda dış politika alanındaki pek çok konuda AB içerisinde oy birliğiyle karar alınamadığını anımsatarak, "nitelikli çoğunluk" sisteminin uygulanması gerektiğinin altını çizdi.

– Balkanlar

Batı Balkan ülkelerine ay sonunda bir ziyaret düzenleyeceğini belirten Juncker, "Batı Balkan ülkelerinin AB perspektifini sürdürmelerini sağlamalıyız. Öte yandan söz konusu ülkelerin sınır sorunlarını AB’ye üye olmadan önce çözmeleri gerekiyor." diye konuştu.

Juncker, Balkanların hassas bir bölge olduğunu, AB'ye katılım perspektifi sunarak onlara istikrar ihraç ettiklerini dile getirdi.

AB'den ayrılma sürecinde olan İngiltere ile güvenlik alanında ittifakın devam etmesi gerektiğinin altını çizen Juncker, güvenlik alanındaki iş birliğinin Brexit müzakerelerindeki diğer hususlarla karıştırılmaması gerektiğini söyledi.

Guterres’ten ”Suriye parçalanma riskiyle karşı karşıya” uyarısı

BİRLEŞMİŞ MİLLETLER (AA) – Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres, Suriye'nin parçalanma riskiyle karşı karşıya olduğunu söyledi.

Guterres, 54. Uluslararası Münih Güvenlik Konferansı'nda yaptığı konuşmada, artan krizler, çatışmalar ve küresel terör tehditleri karşısında birlik çağrısında bulundu.

Artan çatışmaların uluslararası insani hukuk ve insan hakları ihlallerini de beraberinde getirdiğine dikkati çeken Guterres, çatışmaların ve krizlerin sürekli artığını söyledi.

Kuzey Kore'nin nükleer silahları ve füzeleri nedeniyle nükleer tehdit ile karşı karşıya olunduğuna işaret eden Guterres, ABD ve Kuzey Kore'ye bir araya gelip ''anlamlı'' müzakereler yapması çağrısında bulundu.

– Orta Doğu'da ''kördüğüm''

Orta Doğu'da yaşanan krizlerle "gerçek bir kördüğüm'' ile karşı karşıya kalındığını söyleyen Guterres, Orta Doğu'nun karmakarışık bir hal aldığını dile getirdi.

İsrail-Filistin sorununun, Sünni-Şii ayrışmasının, Suudi Arabistan ve İran arasındaki gerginliğin, Körfez ülkeleri arasında yaşanan sorunların birbirleriyle bağlantılı olduğunu ve ''bataklık'' oluşturduğunu ifade eden Guterres, ''İsrail ve Filistin arasındaki barış süreci çıkmaza girdi.'' dedi.

Guterres, İsrail-Filistin sorununda ''iki devletli'' çözümün barışa giden tek yol olduğunu vurguladı.

Suriye'de İdlib ve Doğu Guta'da yaşanan insani krize dikkati çeken Guterres, ''Suriye'nin parçalanma riskiyle karşı karşıya olduğunu görüyoruz.'' ifadesini kullandı.

Guterres, İsrail ve Hizbullah arasında olası bir savaş çıkmasının ise Lübnan'ın büyük bir kısmında yıkıma neden olacağı konusunda uyarıda bulundu.

54. Uluslararası Münih Güvenlik Konferansı

MÜNİH (AA) – Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, 54. Uluslararası Münih Güvenlik Konferansı kapsamında Birleşmiş Milletler Özel Temsilcisi Staffan de Mistura ve Kırgızistan Dışişleri Bakanı Elran Abdyldayev ile ayrı ayrı bir araya geldi.

Bayerische Hof otelinde gerçekleşen görüşmede, Çavuşoğlu'nun Mistura ile Suriye konusunda görüş alışverişinde bulunulduğu öğrenildi.

Çavuşoğlu ayrıca Kırgızistanlı mevkidaşı Abdyldayev ile de görüştü.

“Türkiye vazgeçilmez bir ortak”

BERLİN (AA) – Münih Güvenlik Konferansı Müdürü ve Almanya'nın eski Washington Büyükelçisi Wolfgang Ischinger, Türkiye’nin, Almanya ve Avrupa politikası için yakın ve vazgeçilmez bir ortak olduğunu söyledi.

Ischinger, Berlin'de düzenlenen basın toplantısında, Başbakan Binali Yıldırım'ın da aralarında olduğu 21 devlet ve hükümet başkanının 16-18 Şubat’ta yapılacak Münih Güvenlik Konferansı’na katılacağını belirtti.

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun da konferansta bulunacağını ifade eden Ischinger, sadece Suriye’deki krizden değil, Suriye'de Türkiye ve ABD arasındaki ihtilaftan ve Avrupa Birliği (AB) ile Türkiye arasındaki mülteci anlaşmasından dolayı Türkiye’nin konferanstaki varlığının arzu edildiğini kaydetti.

Ischinger, Türkiye’nin önemine işaret ederek, "Türkiye, Almanya ve Avrupa siyaseti için olabildiğince yakın ve vazgeçilmez bir ortaktır. Ortadoğu politikasını Türkiye’ye karşı, Türkiye’yi pas geçerek veya Türkiye olmadan pratikte nasıl tanımlayabiliriz?" dedi.

– "Gerilimin düşürülmesine yol açacağını ümit ediyorum"

Ischinger, Türkiye ile Batılı müttefikler arasında stratejik görüş ayrılığı yaşanmasını üzücü bir durum olarak niteleyerek, iki tarafın da ihtilaf çizgilerini düzeltmek istediğini gördüğünü, bunun da iyi bir haber olduğunu dile getirdi.

Başbakan Yıldırım'ın Münih’e gelerek bu duruma ateşe körükle gitmeyeceğini, Türkiye siyasetini ve Türkiye’nin belirli endişelerinin makul olduğunu anlatmak için girişimde bulunacağını düşündüğünü belirten Ischinger, "Konferans kapsamında on yıllardan beri ilk kez iki NATO üyesi arasında gerçekten ayrışma yaşandığı izlenimine karşı çıkmak için Türk ve ABD delegasyonları arasında da bir görüşme yapılmasını ümit ediyorum." diye konuştu.

İki müttefik arasındaki ayrışmanın tüm ittifak için de kötü bir durum ve stratejik olarak bir hata olacağını vurgulayan Ischinger, "Münih’teki görüşmeyle bazı şeylerde gerilimin düşürülmesine yol açacağını ümit ediyorum." ifadelerini kullandı.

Ischinger, Almanların birçoğunun Türkiye'nin politikasından memnun olmasa da Türkiye ile iyi ilişkilerde bulunma ihtiyacının duyulduğunu kaydetti.

Münih Güvenlik Zirvesi'ne ABD Savunma Bakanı James Mattis, ABD Başkanı Donald Trump’ın Ulusal Güvenlik Danışmanı Herbert Raymon McMaster ve çok sayıda ABD Kongre üyesinin de katılacağını ifade eden Ischinger, ayrıca Katar Emiri Şeyh Temim bin Hamed Al Sani, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile İran ve Suudi-Arabistan dışişleri bakanlarının da konferansa iştirakinin beklendiğini bildirdi.

53. Uluslararası Münih Güvenlik Konferansı

MÜNİH (AA) – Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, 53. Uluslararası Münih Güvenlik Konferansı’nın son gününde de bazı ikili görüşmeler yaptı.

Diplomatik kaynaklardan edinilen bilgiye göre, Çavuşoğlu, ilk olarak İngiltere Dışişleri Bakanlığının Avrupa ve ABD’den Sorumlu Devlet Bakanı Alan Duncan ile bir araya geldi. Duncan ile güncel gelişmeleri değerlendiren Çavuşoğlu, ardından Romanya Dışişleri Bakanı Teodor Melescanu ile görüştü. Çavuşoğlu-Melescanu görüşmesinde, iki ülke arasındaki siyasi ve ekonomik ilişkiler değerlendirildi.

Çavuşoğlu, daha sonra Ruanda Dışişleri Bakanı Louise Mushikiwabo ile bir araya geldi. Görüşmede, iki ülke ilişkileri ele alındı.

Bakan Çavuşoğlu, son olarak Güney Sudan Cumhurbaşkanı Birinci Yardımcısı Taban Deng Gai görüştü. Çavuşoğlu-Gai görüşmesinde siyasi ve ekonomik ilişkilere değinildi.

53. Uluslararası Münih Güvenlik Konferansı

MÜNİH (AA) – Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, “PYD-YPG, Suriye’nin toprak bütünlüğü için mi çalışıyor? Hayır, aksine onların kendi gündemleri var. Kanton oluşturmak istiyorlar. Herhangi bir terörist devleti veya kantonu Suriye’nin kuzeyinde, Irak’ta kabul etmiyoruz” dedi.

Çavuşoğlu, bu yıl 53’üncüsü düzenlenen Münih Güvenlik Konferansı kapsamında “Eski Krizler Yeni Ortadoğu” başlıklı panelde konuştu.

Konuşmasında Mustafa Kemal Atatürk’ün “Yurtta Barış, Dünyada Barış” sözlerine yer vererek “komşularla sıfır sorun” prensibinin Türkiye’nin dış politikasının en önemli unsuru olduğunu vurgulayan Çavuşoğlu, Türkiye’nin Suriye ve Irak’taki askeri varlığına ilişkin değerlendirmelere “Türk ordusu DEAŞ’ı yenmek için Suriye’de. Irak’ta da DEAŞ’ı yenmek üzere yerel unsurların eğitildiği iki üssümüz var.” sözleriyle karşılık verdi.

ABD’de, Avrupa’da ve dünyanın birçok yerinde halkların çeşitli meydan okumalarla karşı karşıya olduğunu belirten Çavuşoğlu, “Hepimiz biliyoruz ki bu meydan okumaların en zor olanları bizim bölgemizde bulunuyor. Bugün Ortadoğu iç savaş, terör, mezhepçilik ve aşırıcılık içeren birçok güvenlik tehdidiyle karşı karşıya. Filistin-İsrail meselesi bunlardan biri. Biz, buna en iyi çözümün ise iki devletli çözüm olduğuna inanıyoruz.” değerlendirmesini yaptı.

Çavuşoğlu, iki devletli çözümün, sadece İsrail ve Filistin’in değil, tüm bölgenin barış ve güvenliği açısından sorun yaratan Filistin topraklarındaki İsrail işgalinin sona ermesi bakımından çok önemli olduğunu vurguladı. Çavuşoğlu, İsrail’in attığı her yasa dışı yerleşim politikası adımının, çözüm umuduna zarar verdiğini belirtti.

Türkiye’nin İsrail ile ilişkilerinin normalleşmesinden duyulan memnuniyeti dile getiren Çavuşoğlu, “Türkiye şimdi Ortadoğu barış sürecine daha çok katkı yapma imkanı bulacaktır.” diye konuştu.

– Suriye krizi

Suriye’de öncelikle ateşkesin pekiştirilmesi gerektiğinin altını çizen Çavuşoğlu, Rusya ve bazen İran’ın da verdiği destekle bu konuda birçok kazanım elde edildiğini vurguladı.

Halep’ten 45 bin kişinin tahliye edildiğini belirten Çavuşoğlu, “Siyasi süreci de başlattık. Astana görüşmeleri güven inşa etmek açısından önemli bir süreçti. Ancak şimdi, Suriye için en iyi çözüm olan siyasi geçiş ve siyasi çözüme temel oluşturan Cenevre görüşmelerini devam ettirmeye ihtiyacımız var.” dedi.

– DEAŞ ile mücadele

“Siyasi süreç ayrıca Suriye’deki bir başka sorun olan DEAŞ ve diğer terör örgütleriyle daha etkin mücadele etmek için de elzemdir.” diyen Çavuşoğlu, Suriye’deki tüm terör örgütleriyle mücadele edilmesi gerektiğini dile getirdi.

Çavuşoğlu, Irak ve Suriye’de DEAŞ’ın “daha iyi bir strateji ve doğru güçlerin desteklenmesiyle” yenilgiye uğratılabileceğini ifade etti.

DEAŞ’ın ideolojisini de yok etmek için çaba gösterilmesi gerektiğine vurgu yapan Çavuşoğlu, DEAŞ’ın İslam ile bir ilgisi bulunmadığını, İslam’ın bir barış dini olduğunu kaydetti.

Bakan Çavuşoğlu, Irak’ın DEAŞ ile mücadelesini desteklediklerini belirterek Türkiye’nin, bu noktada Iraklı yetkililerin daveti üzerine bu ülkede üssü bulunduğunu hatırlattı.

Irak hükümetinin yerel halkların endişelerini, özellikle de Maliki yönetiminde izole edilen yerel toplulukların sıkıntılarını göz önünde bulundurması gerektiğini ifade eden Çavuşoğlu, “Eğer bunu yapmazsa teröristler Irak içinde kendilerine zemin kazanırlar.” dedi.

Çavuşoğlu, PKK örneğini vererek örgütün sadece Türkiye için değil, Irak ve ülkenin kuzeyindeki bölgesel Kürt yönetimi için de tehdit oluşturduğuna dikkati çekti.

PKK’nın ve Suriye’deki bağlantılarının meşrulaştırılmaması gerektiğini ifade eden Çavuşoğlu, PYD-YPG’nin farklı bir ajandası bulunduğunu kaydetti.

Çavuşoğlu, “Bunlar Suriye’nin toprak bütünlüğü için mi çalışıyorlar? Hayır, aksine onların kendi gündemleri var. Kanton oluşturmak istiyorlar. Herhangi bir terörist devleti veya kantonu Suriye’nin kuzeyinde, Irak’ta kabul etmiyoruz.” diye konuştu.

Yemen konusunda da Birleşmiş Milletler arabuluculuğunda yapılan barış görüşmelerinden istenilenin alınamadığına işaret eden Çavuşoğlu, devam eden barışçıl çözüm çabalarından ümitli olduklarını kaydetti.

– “Irak hatasını Libya’da ikinci kez yaptık”

Mevlüt Çavuşoğlu, Libya konusunda ise Irak’ta yapılan hataların tekrarlandığına dikkati çekti.

Çavuşoğlu, “Irak’ta hatalar yaptık. ABD, Irak’tan ayrılırken bu hatalar yapıldı. Libya’da aynı hatayı iki kez yaptık. Önce oraya gittik. (Muammer) Kaddafi öldürülene kadar, öldürür öldürmezler biz orayı yalnız başlarına terk ettik. Daha sonra bir anlaşma imzalandı. Onları desteklemek için 20-24 ülke bir araya geldi. İmzalandıktan sonra ikince kez onları yalnız bıraktık.” değerlendirmesinde bulundu.

Libya’nın bugün birçok sorunu olduğunu ve bunlardan bir tanesinin de terör olduğunu ifade eden Çavuşoğlu, “Libya halkının çıkarları için Libya’yı desteklemek durumundayız. Hepimizin desteklediği bir siyasi dokümana sahibiz. Başkanlık Konseyi de mali gereçlerine ulaştı. Daha fazla elektrik veriliyor. Türk firmaları, enerji santralleri kurmakta halka elektrik sağlamak için.” dedi..

Türkiye’nin Libya’da yeniden büyükelçiliğini açtığını hatırlatan Çavuşoğlu, diğer ülkelerin bu yolu izlemesi temennisinde bulundu.

(Bitti)

53. Uluslararası Münih Güvenlik Konferansı

MÜNİH (AA) – Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, DEAŞ ile mücadelede başka bir terör örgütüne bel bağlamanın yanlış olacağına işaret ederek “DEAŞ, YPG ve diğer terör örgütleri birbirlerine silah satıyor. PKK bu silahları Türkiye’deki terör saldırılarında kullanıyor. Türkiye, ABD’nin bir müttefiki ama bu mücadelede başka bir terör örgütüne niye bel bağlanıyor?” dedi.

Çavuşoğlu, Münih Güvenlik Konferansında “Eski Krizler Yeni Ortadoğu” konulu paneldeki konuşmasının ardından soruları yanıtladı.

Türkiye’nin her türlü dini ayrımcılığa ve mezhepçiliğe karşı olduğunu vurgulayan Çavuşoğlu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın daha önce “Ben ne Şii’yim ne Sünni. Ben Müslümanım. Benim dinim Şiilik değil, benim dinim Sünnilik değil. Benim dinim İslam” şeklindeki açıklamalarını hatırlatarak Ortadoğu’da her türlü dini ayrımcılığa karşı olduklarını vurguladı.

İran’ın bazı eylemlerinin bölgedeki istikrarın altını kazıdığını kaydeden Çavuşoğlu, “İran, Suriye ve Irak’ı Şii yapmak istiyor.” dedi. Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu, İran’ın bölgenin istikrarı ve güvenliği için bu tür eylemlerini sonlandırması konusunda çağrıda bulunduklarını ifade etti.

Suriye’de terör örgütleriyle nasıl mücadele edilmesine yönelik bir soru üzerine Çavuşoğlu, bu noktada Batılı devletlerin “çifte standardına” dikkati çekti.

Terör örgütleriyle mücadele ederken başka bir terör örgütünü desteklemenin çok yanlış olacağına işaret eden Çavuşoğlu, şunları kaydetti:

“Bu, ABD’deki bir önceki yönetimin yaptığı bir yanlıştır. Onlar YPG’ye silah verdiler. PKK o silahların bazılarını aldı. DEAŞ o silahların bazılarını ele geçirdi. Bunlar silahları karşılıklı değiştiriyorlar. DEAŞ, YPG ve diğer terör örgütleri birbirlerine silah satıyor. PKK bu silahları Türkiye’deki terör saldırılarında kullanıyor. Türkiye, ABD’nin bir müttefiki ama bu mücadelede başka bir terör örgütüne niye bel bağlanıyor?”

PKK’nın Suriye’deki uzantısı YPG’nin Suriye’nin barışı ve birlikteliği için çalışmadığının altını çizen Çavuşoğlu, “YPG daha fazla toprak kazanmak istiyor. Onlar kendi değerlerini paylaşmayan herkesi, Sünnileri, Arapları şehirlerden gitmeye zorluyorlar, bu bir etnik temizliktir.” ifadesini kullandı.

DEAŞ ile mücadelede, desteklenen lokal güçlerin ne yapabileceğini göstermesi açısından Fırat Kalkanı Operasyonu’nun iyi bir örnek olduğunu belirten Çavuşoğlu, El Bab’ın DEAŞ’tan geri alınmak üzere olduğu bilgisini verdi. Ardından ABD ve diğer koalisyon güçleriyle Rakka’nın da temizlenebileceğini ifade eden Çavuşoğlu, “Yerel güçleri desteklemek için bazı müttefiklerimiz özel kuvvetlerini sahaya sürebilirler.” dedi.

DEAŞ ile mücadelede ABD’den daha fazla askerini sahaya sürmesini isteyip istemediklerine yönelik bir soruya Çavuşoğlu, “ABD Genelkurmay Başkanı (Joseph) Dunford bu teknik konuları görüşmek üzere iki gün önce Türkiye’deydi. Evet, lokal güçleri desteklemesi için özel kuvvetlerini sahaya göndermesi önerisinde bulunduk.” yanıtı verdi.

Çavuşoğlu, Türkiye-Rusya ikili ilişkilerine yönelik bir soruyu yanıtlarken de Astana’da yapılan Suriye konulu toplantıya değindi.

Astana’nın Suriye’deki sorunu çözmeye yönelik Cenevre görüşmelerinin alternatifi olmadığını söyleyen Çavuşoğlu, “Astana, güven inşa etmede ve ateşkesi sürdürmede önemliydi. İleriye dönük atılmış iyi bir adımdı. Dolayısıyla şimdi Cenevre görüşmelerine devam etmeliyiz.” diye konuştu.

Rusya’nın Türkiye’nin ticaret ortağı olduğunu vurgulayan Çavuşoğlu, iki ülkenin birçok ortak projesi olduğunu kaydetti.

(Sürecek)

Yıldırım-Barzani görüşmesi sona erdi

MÜNİH (AA) – Başbakan Binali Yıldırım’ın Irak Kürt Bölgesel Yönetimi (IKBY) Başkanı Mesut Barzani ile görüşmesi sona erdi.

Askeri ve güvenlik alanında önemli uluslararası forumlardan biri sayılan 53. Uluslararası Münih Güvenlik Konferansı’na katılmak ve bazı temaslarda bulunmak için Almanya’da bulunan Başbakan Yıldırım, bu kapsamında, IKBY Başkanı Barzani ile bir araya geldi.

Münih’teki bir otelde basına kapalı gerçekleşen görüşme, yaklaşık 40 dakika sürdü.

Görüşmede, Avrupa Birliği Bakanı ve Başmüzakereci Ömer Çelik, Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı Ümit Yalçın, MİT Müsteşarı Hakan Fidan, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Mehdi Eker ve Türkiye’nin Berlin Büyükelçisi Ali Kemal Aydın da yer aldı.

53. Uluslararası Münih Güvenlik Konferansı

MÜNİH (AA) – Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, 53. Uluslararası Münih Güvenlik Konferansı’na katılmak üzere geldiği Münih’te bazı ikili görüşmeler yaptı.

Diplomatik kaynaklardan edinilen bilgiye göre, Çavuşoğlu ikili temasları çerçevesinde bugün önce Lichtenstein Dışişleri, Eğitim ve Kültür Bakanı Aurelia Frick bir araya geldi. Çavuşoğlu-Frick görüşmesinde, ikili ve bölgesel konular ele alındı.

Ardından Makedonya Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Nikola Poposki ile bir araya gelen Çavuşoğlu, Türkiye-Makedonya ilişkilerini değerlendirdi.

Bakan Çavuşoğlu daha sonra Almanya Federal Meclisi Dışişleri Komisyonu Başkanı Norbert Röttgen ile ikili ilişkiler üzerine bir görüşme yaptı.

Röttgen ile görüşmesinin ardından Çavuşoğlu, Birleşmiş Milletler (BM) Mülteciler Yüksek Komiseri Filippo Grandi ile bir araya geldi. Uluslararası toplumun sığınmacılar konusunda atması gereken adımların konuşulduğu toplantıda, BM Komiseri Grandi Türkiye’deki sığınmacıların durumundan övgüyle söz etti.

Çavuşoğlu’nun konferans kapsamında ikili temasları gün içinde devam edecek.