Muhsin Yazıcıoğlu'nun helikopterindeki “GPS hırsızlığı” davası

KAHRAMANMARAŞ (AA) – Büyük Birlik Partisi (BBP) avukatlarından Kemal Yavuz, partinin kurucu Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu ile 5 kişinin 25 Mart 2009'da hayatını hayatını kaybettiği helikopter kazasında, GPS cihazlarının sökülmesiyle ilgili "nitelikli hırsızlık"tan yargılanan sanıklardan eski yarbay Davut Uçum'un mahkemedeki ifadelerine ilişkin, "Sanıklar, olayın sabotaj olduğunu bilimsel verilerle beyan ettiler. Bu bakımdan yargılama bizim için önemli olmuştur." dedi.

Yavuz, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Göksun Asliye Ceza Mahkemesinde önceki gün görülen davaya talepleri üzerine taraf olduklarını belirterek, bu sayede sanıklara soru sorma hakkı elde ettiklerini ve bunun da kendileri için önemli olduğunu söyledi.

Sanıklardan eski yarbay Davut Uçum'un daha önceki duruşmada "Ben bu olayın suikast olduğuna inanıyorum." dediğini anımsatan Yavuz, şöyle devam etti:

"Bu celsede sanığa 'Bu olayın suikast olduğunu nereden anladınız?' diye sordum. Böyle bir kazaya 3 kişilik kaza kırım ekibi gönderilmiş olmasının yanlış olduğunu, motorun havada durmadığını, motor gücüyle dağa çarptığını, antenin sökülmüş bir şekilde karın üstünde durduğunu, çarpmaya bağlı olarak kırılmadığını belirterek, bu sebeplerle suikast olduğunu anladığını söyledi." ifadelerini kullandı.

Yavuz, sanık Uçum'un "Bana göre bu olay bir suikasttir. Ben bunun kaza olduğunu düşünmüyorum ancak kaza süsü verildiğini düşünüyorum." beyanında bulunduğunu dile getirerek, bunun sanıklar tarafından ifade edilmiş olmasının kendileri için son derece önemli olduğunu vurguladı.

Sanıklardan Nedim Bakırhan'ın da ifadesinde "kabloların kesik olduğunu, antenin çekilip atıldığını" söylediğini anımsatan Yavuz, şöyle konuştu:

"Biz de ELT cihazının önceden olmadığını, kaza kırım ekibinin beraberinde götürdüğü Kenan Köksal tarafından sonradan takıldığını zaten iddia ediyorduk. Sanıklar tarafından bunun bir anlamda da ispatı anlamına gelen açıklamalar yapıldı. Bunlar önemliydi. Kendilerine GPS cihazını neden söktüklerini, özellikle kokpitten paneli söken iki kişi olduğunu, bunun kim olduğunu sorduk. Bilmediklerini iddia ettiler ama içlerinden iki kişinin olduğunu biz biliyoruz.

Kendileriyle ilgili kısmı inkar ettiler. Sanıklar, olayın sabotaj olduğunu bilimsel verilerle beyan ettiler. Bu bakımdan yargılama bizim için önemli olmuştur."

– "Bu dosya ana dosyayla birleştirilmeli"

Yavuz, Kahramanmaraş Cumhuriyet Başsavcılığınca ana dosyaya ilişkin soruşturmanın devam ettiğini anımsatarak, Göksun'daki bu davanın da ana dosyayla birleştirilmesi gerektiğini mahkeme heyetine anlattıklarını belirtti.

Eylemin Kahramanmaraş merkez sınırları içinde gerçekleştiğini dile getiren Yavuz, konuşmasını şöyle tamamladı:

"Göksun'un yetkisiz olduğuna dair ısrarımızı devam ettireceğiz. O yargılamanın oradan Kahramanmaraş'a alınmasını sağlamak istiyoruz. Sanıklar cezaevinde ama bizim dosyamızdan tutuklu değiller. Biz bizim dosyamızdan da sanıkların tutuklu yargılanması gerektiğini, bunun örgütlü bir suç olduğunu, bu suçu gerçekleştirirken amaçlarının, Muhsin Yazıcıoğlu'nun helikopterinin suikaste uğratılması olan ana suçun araç suçlarla örtülmeye çalışıldığını, suç delillerinin gizlenerek eylemin ortadan kaldırılmaya çalışıldığını ısrarla beyan ettik. Mahkeme bu hususları araştıracak."

Büyük Birlik Partisinin (BBP) kurucu Genel Başkanı merhum Muhsin Yazıcıoğlu ile 5 kişinin 25 Mart 2009'da hayatını hayatını kaybettiği helikopter kazasında, GPS cihazlarının sökülmesiyle ilgili "nitelikli hırsızlık suçundan" yargılanan 10 sanık arasında bulunan eski yarbay Davut Uçum, 7 Kasım'da Göksun Asliye Ceza Mahkemesindeki duruşmaya Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi ile katılmış ve "Daha önceki savunmamda da beyan ettiğim gibi bir cinayet olayı hırsızlık eylemine indirgenerek basitleştirilmeye çalışılmaktadır." ifadesini kullanmıştı.

Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) 15 Temmuz 2016'daki darbe teşebbüsü sırasında Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a yönelik suikast girişiminde bulunup 2 polisi şehit eden örgütün suikast timinde yer alan eski yarbay Davut Uçum'a "Anayasa'yı ihlal", "cumhurbaşkanına suikast" ve 2 kez "yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle kasten öldürme" suçunu işlediği gerekçesiyle 4 kez ağırlaştırılmış müebbet, "nitelikli kasten yaralama"dan 6 yıl, "nitelikli kişiyi hürriyetinden yoksun kılma" suçundan 18 yıl hapis cezası verilmişti.

BBP'den “Muhsin Yazıcıoğlu” açıklaması

ANKARA (AA) – Büyük Birlik Partisi (BBP) Başkanlık Divanınca, Muhsin Yazıcıoğlu'nun ölümüne ilişkin dava süreciyle ilgili, "Birileri takipsizlik kararları verdiğinde tepkisiz kalıp, mahkemelere gelmeyenler, takipsizlik kararları kaldırılıp soruşturmalar yeniden başlayınca harekete geçtiler. Belli ki son gelişmelerden ve bu dava sürecinin aydınlatılacak olmasından bazı çevreler epeyce rahatsız olmuştur ve kontrolleri altındaki bazı kişi ve çevreleri harekete geçirmişlerdir." değerlendirmesi yapıldı.

BBP'nin yazılı açıklamasında, BBP Genel Başkanı Mustafa Destici ve partililer tarafından Muhsin Yazıcıoğlu'nun ölümüne ilişkin davanın tüm aşamalarının takip edildiği, sürecin sağlıklı şekilde yürütülmesi için her türlü imkanın seferber edildiği vurgulandı.

Dava sürecini sekteye uğratma gayretindeki bazı kişilerin hiçbir zaman boş durmadığı belirtilerek, şu ifadelere yer verildi:

"Şehit liderimizin dava sürecine destek olmak için mahkeme salonlarına dahi gitmeyen, zerre kadar katkısı olmayan, buna rağmen sanal ortamlarda klavye kahramanlığı ve dava adamlığı yapan, gerçek hayatta karşılık bulamayan bazı tipler, sürece destek veriyoruz görüntüsü altında sürekli taşın altına elini koyan bizleri her türlü iftira ve karalamalarla itibarsızlaştırmaya çalışmışlardır.

Bunların bir kısmı zamanında Muhsin Başkan ile hesabı olan, yaşarken kendisini yalnız bırakan fakat vefatından sonra onun ismi ve karizması üzerinden Muhsin Başkan ile olan hesaplarını sürdüren kimselerdir. Diğer kısmı ise parti içi hedeflemelerini tutturamayan, geçmişte Cumhur İttifakı içerisinde yer alabilmek için can atan ama en son seçimlerde milletvekili sıralamalarını beğenmeyip birdenbire Cumhur İttifakı aleyhine ithamlarda bulunan, menfaatleri bitince dostlukları ve dava adamlıkları da biten, en önemlisi partideki görevleri sona erdirilmiş kişilerdir."

– "Birileri soruşturmalar yeniden başlayınca harekete geçtiler"

Bu kişilerin dertlerinin, BBP veya Yazıcıoğlu'nun ölümüne ilişkin dava süreci olmadığı ifade edilen açıklamada, "Bunların derdi merhum liderimizin ismini istismar ederek genel başkanımızı ve camiamızı attıkları iftiralarla itibarsızlaştırmaya çalışmaktır. Birileri takipsizlik kararları verdiğinde tepkisiz kalıp, mahkemelere gelmeyenler, takipsizlik kararları kaldırılıp soruşturmalar yeniden başlayınca harekete geçtiler. Belli ki son gelişmelerden ve bu dava sürecinin aydınlatılacak olmasından bazı çevreler epeyce rahatsız olmuştur ve kontrolleri altındaki bazı kişi ve çevreleri harekete geçirmişlerdir." değerlendirmesinde bulunuldu.

BBP'nin davanın takipçisi olmaya devam edeceği vurgulanarak, şunlar kaydedildi:

"Şahsi hesaplarını, hasetliklerini ve çıkarlarını her türlü erdemli davranışın önüne koyan, kul hakkını dahi önemsemeyen bu kişiler, mahkeme salonlarında dahi her türlü çirkefliği göstermekten çekinmemişlerdir. Bizim için Muhsin Yazıcıoğlu algısı her türlü şahsi hesap ve bencillikten öte bir değerdir. Merhum liderimizin şehadetiyle alakalı hukuki sürecin sıhhati ve selameti için Büyük Birlik Partisi kurumsal yapısının gayretleri bundan sonrada azami şekilde sürdürülecektir. Bu boynumuzun borcudur.

BBP, şahsi çıkarları için bu dava sürecini bile istismar etmekten çekinmeyen müfteri kişilerle ilişkisini zaten daha önce kesmiştir. Bunların herhangi bir şekilde partide resmi sıfatları yoktur.
BBP ve camiası bünyesinden arındırdığı bu kişilerle arasına koyduğu mesafeyi her zaman itinayla koruyacak, parti tüzüğüne aykırı davranışlarda bulunanlarla ilgili disiplin süreci başlatılacaktır ve kınayanların kınamalarına ve müfterilerin iftiralarına aldırmadan yoluna devam edecektir."

Ayrıca açıklamada, pazar günü il başkanları ve MKYK'nin toplanacağı, yerel seçimler ve Yazıcıoğlu'nun dava sürecinin değerlendirileceği kaydedildi.

Muhsin Yazıcıoğlu'nun ölümüne ilişkin Özmen'in yargılandığı dava

KAHRAMANMARAŞ (AA) – Büyük Birlik Partisi (BBP) kurucu Genel Başkanı merhum Muhsin Yazıcıoğlu ile 5 kişinin hayatını kaybettiği helikopterin düşmesine ilişkin, hakkında "görevi kötüye kullanma" suçundan dava açılan, o dönem İstihbarat Şube Müdürlüğü'nde görevli eski emniyet amiri Dursun Özmen'in yargılanmasına devam edildi.

Kahramanmaraş 1. Asliye Ceza Mahkemesi'nde görülen duruşmaya, BBP Genel Başkanı Mustafa Destici, Yazıcıoğlu'nun eşi Gülefer ve oğlu Furkan Yazıcıoğlu ile ağabeyi Yusuf Yazıcıoğlu, merhum gazeteci İsmail Güneş'in eşi Yasemin Güneş, parti yöneticileri ve avukatları katıldı.

Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) darbe girişimine ilişkin, Sincan 1 Nolu F Tipi Yüksek Güvenlikli Ceza İnfaz Kurumu'nda tutuklu olan sanık Özmen, duruşmaya Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBIS) sisteminden katıldı.

Avukatlar ile duruşmaya katılan aileler, bu duruşma dosyasının ana dosyayla birleştirilmesini ve sanığın tutuklanmasını talep etti.

Yazıcıoğlu ailesinin avukatı Kemal Yavuz, sanık Özmen'e, "Muhsin Yazıcıoğlu ve arkadaşlarının kurtarıldı" bilgi notunu neden ve nasıl hazırladığını sorusunu yöneltti.

Sanık Özmen ise olayın olduğu gün 4 ayrı bilgi notu hazırladığını, sorulan bilgi notunu da açık ve kapalı istihbarat ardından hazırladığını belirtti.

Daha sonra Yavuz'un, bilgilerin ne zaman yanlış olduğunu öğrendiği sorusu üzerine Özmen, dönemin İçişleri Bakanı Beşir Atalay’ın yaptığı açıklamada "Helikopterin yerine ulaşılamadığı" yönündeki açıklamanın ardından öğrendiğini ve bilgi notunun ardından bilgi formu hazırladığını söyledi.

Özmen, o zaman çok fazla bilgi akışı olduğunu bununla birlikte gelen bilgiler arasında olduğunu, Osmaniye'de görevli ve izinde olan özel harekat polisinin Muhsin Yazıcıoğlu ve arkadaşlarını güvenli bir mağaraya götürdüğü yönünde bilgi geldiğini, bunun üzerine Osmaniye Özel Harekat Şubesi Müdürü ile görüşerek bu konunun gerçekliğini de araştırdığını, sonra da doğru olmadığını öğrendiğini dile getirdi.

Muhsin Yazıcıoğlu'nun eşi Gülefer Yazıcıoğlu, "Arama çalışmalarının sürdüğü 2'nci gününde gece saat 24.00 sonrası kaldığı misafirhaneye gelen biri diğerine 'komutanım' dediği iki kişinin 'Muhsin Başkan mağarada saklanıyor, isterseniz sizi görüştürebiliriz" dediğini belirterek kendisinin ise "Bunu neden devlet yetkililerine söylemediniz?" diye kızdığını ve onlara inanmadığını anlattı.

Muhsin Yazıcıoğlu'nun ağabeyi Yusuf Yazıcıoğlu da yanına gelen iki kişinin "Genel Başkan bir mağarada gel götürelim" sizi dediklerini onlarla bir süre yürüdükten sonra güvenmeyerek söz konusu yere gitmediğini belirtti.

Yazıcıoğlu, bu kişilerin kendilerine söyledikleri durumu kimseye söylememelerini istediğini aktardı.

Öte yandan davaya katılan avukatlardan birisinin "Muhsin Yazıcıoğlu'nun ölümüyle sonuçlanan olay kaza mı, yoksa suikast mi?" şeklindeki sorusu üzerine Özmen, "Bu olayın kaza olduğunu düşünüyorum." ifadesini kullandı.

Dava, eksik evrakların giderilmesi için 18 Nisan'a ertelendi.

– "Çizgimizden bugüne kadar taviz vermedik"

BBP Genel Başkanı Mustafa Destici, adliye çıkışında yaptığı açıklamada, ana soruşturma dosyasındaki takipsizlik kararının kaldırılması ve soruşturmaların yeniden başlayıp en kısa zamanda dava açılacak olmasının bazı çevreleri rahatsız ettiğini söyledi.

Olayı tüm şüpheleriyle birlikte çözeceklerini dile getiren Destici, şunları kaydetti:

"Biz devletimiz ve bakanlığımızla birlikte, hakimlerimiz ve savcılarımızla birlikte inşallah bu olayı tüm şüpheleriyle birlikte çözeceğiz. Sonuna kadar uğraşacağız. Bedeli neyse ödemekten de korkmayız. Bizim kırmızı çizgimiz Muhsin Yazıcıoğlu ve onunla birlikte şehadet şerbetini içen Erhan Üstündağ, Yüksel Yancı, Murat Çetinkaya ve İsmail Güneş'in şehadet davasıdır. Bu çizgimizden bugüne kadar taviz vermedik. Bundan sonra da vermeyeceğiz."

– "Bize göre suikast olan olayın bir an önce aydınlatılmasını istiyoruz"

Gülefer Yazıcıoğlu ise bir polis memuru üzerinden süren davaya katıldıklarını belirtti.

Ana dosyanın henüz açılmadığını ve bu kapsamda çalışmaların devam ettiğini dile getiren Yazıcıoğlu, "Bizim siyasi bir beklentimiz yoktur. Sadece ve sadece Muhsin Başkan olayına kaza veya suikast dedikleri ama bize göre suikast olan olayın bir an önce aydınlatılmasını istiyoruz. Adalet istiyoruz." dedi.

Bir gazetecinin salonda gerginlik olduğuna ilişkin sorusu üzerine Yazıcıoğlu, salonda gerginlik olduğunu ama büyütülecek bir mesele olmadığını belirtti.

Gerginliğin mahkeme salonuna alınmayla ilgili olduğunu dile getiren Yazıcıoğlu, şunları kaydetti:

"Evet, gerginlik oldu. Biz kapıda saatlerdir bekliyorduk. İçeri alınmak istiyorduk. Fakat oradan bir memur arkadaş, Sayın Destici girmeden bizim alınamayacağımızı söyledi. Biz aileler olarak kesinlikle birinci dereceden içeriye girmesi gereken insanlarız. Bizi almadan onları aldıkları için oradaki arkadaşlar tepki göstermişlerdir. Gerginlik bundan ibarettir. Başka büyütülecek bir mesele yoktur."

Muhsin Yazıcıoğlu'nun ölümüne ilişkin dava

KAHRAMANMARAŞ (AA) – Büyük Birlik Partisinin (BBP) Kurucu Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu'nun ailesinin avukatı Kemal Yavuz, Yazıcıoğlu ile beraberindeki 5 kişinin hayatını kaybettiği helikopterdeki GPS cihazlarının sökülerek yakılmasına ilişkin, "Delil karartmadan dava açılması gerekirken adiyen hırsızlıktan dava açılması kabul edilecek bir durum değil." dedi.

Yavuz, AA muhabirine yaptığı açıklamada, söz konusu helikopterdeki iki GPS cihazının sökülerek yakılmasıyla ilgili olarak 10 kişinin Göksun Asliye Ceza Mahkemesinde "nitelikli hırsızlık" suçundan yargılandığını belirtti.

Helikopterde bulunan Argus 5000 CE ve Skymap III C adlı GPS cihazlarının, helikopterin enkazından sökülmesi, daha sonra da yakılmasıyla ilgili olarak yürütülen soruşturmada "adi hırsızlıktan" dava açıldığını dile getiren Yavuz, olayın hırsızlık olmadığını ifade etti.

Yapılan eylemin suç delilini yok etmeye yönelik olduğunu vurgulayan Yavuz, şöyle devam etti:

"Helikopterin düşme sebebini, tarzını ve yönünü bize çok net olarak bilgi verecek yegane delil bu cihazlardı. Bu cihazların alınmasının adi hırsızlık sayılması mümkün değil. Çünkü cihazlarla helikopterin düşmesi hakkında bilgi alınacaktı, bu delilin ortadan kaldırılması gerekiyordu, örgütlü yapı öncelikle bu GPS cihazının alınmasını çok önemsediği için 28 Mart 2009'da kırıma uğrayan helikopterin kaza kırım ekibi olarak gönderilen kişiler bu GPS cihazlarını bilinçli olarak söküp almışlardır."

Olaya ilişkin, dönemin Kahramanmaraş Jandarma Komutanlığı Asayiş Şube Müdürü Yarbay Ahmet Ergeç ile Yusuf Yiğit arasında yapılan telefon görüşmeleri bulunduğunu öne süren Yavuz, şunları kaydetti:

"Görüşmede bunu çok net olarak görüyoruz. 'Komutanım bir söken ekip vardı bir de yakan ekip. Onlar söktüler biz de yaktık.' diyor. Bu kadar açık ve net bir suç ikrarını içeren teknik takip var. Delil karartmadan dava açılması gerekirken adiyen hırsızlıktan dava açılması kabul edilecek bir durum değil."

Yavuz, konunun ana dosyadan ayrılmaması ve yargılamanın bu kapsamda yapılması gerektiğini ifade etti.

Yargıtayın Yazıcıoğlu soruşturmasıyla ilgili kararı

SİVAS (AA) – Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, BBP Kurucu Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu'nun ölümüne ilişkin, dönemin bazı kamu görevlileri yönünden verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair kararı kaldırması, olayda hayatını kaybedenlerden gazeteci İsmail Güneş'in eşi Yasemin Güneş'i mutlu etti.

Muhsin Yazıcıoğlu ve beraberindekilerin bulunduğu helikopterin 25 Mart 2009'da düşmesi sonucu yaşamını yitiren gazeteci İsmail Güneş'in eşi Yasemin Güneş, AA muhabirine yaptığı açıklamada, karara çok sevindiklerini söyledi.

Dönemin bazı kamu görevlileri yönünden verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair kararı kaldırması için yargıya müracaat ettiklerini anımsatan Güneş, "Bunun sonucunu gördük. Yüksek rütbeli 9 memur hakkında kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kaldırılması bizim için çok önemli bir gelişme. İnşallah devamı da gelecek." dedi.

Davayla ilgili önceki dönemlerde ümitsiz olduklarını ancak son yıllarda ümitlendiklerini dile getiren Güneş, şunları kaydetti:

"Özellikle son 1 sene içerisinde yaşanan durumlardan dolayı ümidimiz arttı. Bu durum gerek bizleri gerek diğer aileleri, bütün şehit yakınlarını, çocuklarını herkesi sevindirdi. Tabii bu etap etap oluyor, beklemesi sabır isteyen bir süreç. Adalet Bakanlığının son müracaatından sonra zaten umutlanmıştık. Bu konunun araştırılıp, tekrar bozulacağını düşünmüştük. Dosyada 130 kişiyi aşkın şüpheli var, bu karar bizi mutlu etti. Bu insanlar içerisinde suçlu olanlar da suçsuz olanlar da olabilir. Biz burada herkesin tarafsız şekilde, gerçekten şeffaf şekilde araştırılıp bu olayın aydınlatılmasını istiyoruz."

– "Bizim tek derdimiz adaletin yerini bulması"

Kararın kaldırılmasıyla soruşturmanın yeniden başlayacağını ifade eden Güneş, "Yüksek rütbeli memurlar hakkında soruşturma açılacak, bizim tek derdimiz adaletin yerini bulması. Tabii ki bu süreç bizi mutlu etti." diye konuştu.

Kararın ardından olayda hayatını kaybedenlerden Yüksel Yancı, Erhan Üstündağ ve Murat Çetinkaya'nın aileleriyle de görüştüğünü anlatan Güneş, "Hepimiz bu karara açıkçası çok sevindik. Çünkü adaletin bu sürecini beklemek çok zor bir şey. Cenazelerin bulunmasıyla ilgili bir bekleyiş süreci yaşadık ama adaleti beklemek bizim için daha zor geldi. Diğer aileler de son 1 sene içerisinde yaşanan bu süreçten çok memnunlar. Onların da temennisi ve ümidi adaletin er ya da geç tecelli etmesi. Suçlular her kimse bulunsun istiyoruz." ifadelerini kullandı.

Yargıtaydan Yazıcıoğlu soruşturmasıyla ilgili karar

ANKARA (AA) – FERDİ TÜRKTEN – Yargıtay Ceza Genel Kurulu, BBP Kurucu Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu'nun ölümüne ilişkin dönemin bazı kamu görevlileri yönünden verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair kararı kaldırdı.

Yargıtay 6. Ceza Dairesinin, bazı şüpheliler hakkında kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yapılan itirazı reddetmesinin ardından Adalet Bakanlığı kanun yararına bozma isteminde bulundu.

Bunun üzerine dosya, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun gündemine geldi. Kurul, dönemin Kahramanmaraş Valisi Mehmet Niyazi Tanılır, Vali Yardımcısı Servet Güngör, İl Alay Komutanı Sezai Akgün, İl Emniyet Müdürü Necdet Çelikbilek, İl Sivil Savunma Müdürü Hüsamettin Bulut, Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Şube Müdürü Gürsel Aktepe, Emniyet Genel Müdürlüğü TİB temsilcisi Hüseyin Keskinkılıç, Jandarma Genel Komutanlığı TİB temsilcisi Yaşar Kalkan, Jandarma Genel Komutanlığı Bilgi Sistemleri Teknisyeni Süleyman Akdoğu hakkındaki kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın eksik araştırmayla verildiğine hükmederek kararı kaldırdı.

Şüpheliler hakkında dava açılıp açılmayacağı konusunda yeniden inceleme yapılacak.

– Davanın geçmişi

Yazıcıoğlu ve beraberindeki Mustafa Kaya İstektepe, Erhan Üstündağ, Murat Çetinkaya, Yüksel Yancı ile İsmail Güneş, bulundukları helikopterin 25 Mart 2009'da düşmesi sonucu hayatını kaybetmişti.

Arama kurtarma çalışmalarında ihmali davranışlarda bulundukları iddiasıyla bazı kamu görevlileri hakkında şikayette bulunulmuştu.

Kahramanmaraş Cumhuriyet Başsavcılığı bir kısım şüphelinin sıfatı ve suç yeri itibarıyla dosyasının ayrılıp görevsizlikle Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine karar vermişti.

Başsavcılık dönemin Valisi Mehmet Niyazi Tanılır ve diğer kamu görevlisi şüpheliler yönünden ön inceleme için dosyayı İçişleri Bakanlığına göndermiş, Bakanlıkça verilen olayla ilgili ön inceleme yapılmasına gerek olmadığına ve şikayetin işleme konulmamasına dair karar Danıştay tarafından 2 Aralık 2010'da kaldırılmıştı.

Bunun üzerine İçişleri Bakanlığı Teftiş Kurulu Başkanlığınca yapılan inceleme sonucunda ise 3 Mayıs 2011'de ilgili kamu görevlileri hakkında soruşturma yapılmasına izin verilmemesi kararlaştırılmış, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı bu karara itiraz etmeyerek, dosyayı "kayıttan düşme kararıyla" sonuçlandırmıştı.

Ancak bazı müştekiler tarafından yapılan soruşturma izni verilmemesine itirazı görüşen Danıştay 1. Dairesi, 2 Şubat 2012'de bu kararı da kaldırdı ve dosyayı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına geri gönderdi.

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı ise 19 Temmuz 2016'da dönemin Kahramanmaraş Valisi Mehmet Niyazi Tanılır, Vali Yardımcısı Servet Güngör, İl Alay Komutanı Sezai Akgün, İl Emniyet Müdürü Necdet Çelikbilek, İl Sivil Savunma Müdürü Hüsamettin Bulut ile diğer kamu görevlilerinin helikopterde yolculuk edenlerin telefon numaralarından alan ve konum bilgisi belirleme sürecinde görev gereklerine uygun davrandıkları, bu süreçte ihmali davranış sergileyerek görevi kötüye kullanma suçunu işlediklerine dair haklarında kamu davası açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil bulunmadığı gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verdi.

Kazada hayatını kaybedenlerin itiraz kanun yoluna başvurması üzerine dosyayı görüşen Yargıtay 6. Ceza Dairesi de 18 Ekim 2016'da bu itirazı reddetti.

Adalet Bakanlığı ise bu karara karşı kanun yararına bozma talebinde bulundu.

Talep üzerine dosyayı görüşen Yargıtay Ceza Genel Kurulu, şüpheliler hakkında kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın eksik araştırmayla verildiğine ve kaldırılmasına hükmetti.

Muhsin Yazıcıoğlu'nun şehadetinde FETÖ izi

ANKARA (AA) – BARIŞ KILIÇ – Büyük Birlik Partisi'nin (BBP) kurucu Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu ve beraberindeki 5 kişinin 25 Mart 2009'da hayatını kaybettiği helikopter kazasına ilişkin haklarındaki takipsizlik kararı kaldırılan 20 kişiden bazıları, Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması'na (FETÖ/PDY) ilişkin davalarda yargılanıyor, bazıları hakkında ise hüküm verildi.

Yazıcıoğlu, 2009 yerel seçimleri öncesinde partisinin Kahramanmaraş'ın Çağlayancerit ilçesindeki mitinginin ardından Yozgat'ın Yerköy ilçesinde yapılacak mitinge gitmek üzere bindiği helikopterin 25 Mart 2009'da Kahramanmaraş Keş Dağı'na düşmesi sonucu beraberindeki 5 kişiyle hayatını kaybetmişti.

Kazadan hemen sonra gazeteci İsmail Güneş, 112 Acil Servis'i aramış, bacağının kırık olduğunu ve helikopterin içindekilerden ses gelmediğini bildirmiş, Yazıcıoğlu'nu ise göremediğini söylemişti.

Helikopterin enkazı ile BBP Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu, BBP Sivas İl Başkanı Erhan Üstündağ, İl Başkan Yardımcısı Yüksel Yancı, Murat Çetinkaya, pilot Kaya İstektepe ve gazeteci İsmail Güneş'in cenazesi, kazadan 48 saat sonra köylüler tarafından Keş Dağı Kuru Dere Kanlıçukur mevkisinde bulunmuştu.

Yazıcıoğlu'nun cenazesi, vefatından 6 gün sonra 31 Mart 2009'da Kocatepe Camisi'nden son yolculuğuna uğurlanmıştı. TBMM'de yapılan törene binlerce kişi katılırken Yazıcıoğlu'nun naaşı, vasiyeti üzerine Taceddin Dergahı'na defnedilmişti.

– Hukuki süreç

Kazanın hemen ardından Kahramanmaraş Cumhuriyet Başsavcılığınca görevlendirilen savcılar, helikopter kazasına ilişkin soruşturma başlattı ve kaza kırım ekibi oluşturuldu.

16 Şubat 2011'de, dönemin BBP Genel Başkanı Yalçın Topçu ile Yazıcıoğlu'nun eşi Gülefer Yazıcıoğlu ve ailesi, Kahramanmaraş Cumhuriyet Başsavcılığına başvurarak, olayla ilgili "özel yetkili savcı ve özel yetkili mahkeme" talep etti.

Devlet Denetleme Kurulu (DDK) raporuna göre helikopter kazasında ihmali, hatası olanlar hakkında suç duyurusunda bulunan ailenin talebini de dikkate alan Kahramanmaraş Cumhuriyet Başsavcılığı, içeriğinin incelenmesi için dosyayı Malatya Özel Yetkili Cumhuriyet Savcılığına gönderdi.

Özel yetkili mahkemeler kaldırıldıktan sonra da soruşturma dosyası tekrar Kahramanmaraş Cumhuriyet Başsavcılığına döndü. Soruşturma Kahramanmaraş'ta devam ediyor.

Kazaya ilişkin 132 şüphelinin yer aldığı ana soruşturma dosyasında ise 20 Haziran 2016'da takipsizlik kararı verildi. BBP'nin ve Yazıcıoğlu ailesinin avukatları, 13 Temmuz'da takipsizliğe itirazda bulundu.

Son olarak Kahramanmaraş 2. Sulh Ceza Hakimliği, Yazıcıoğlu ve 5 arkadaşının ölümüne ilişkin soruşturmada, savcılık tarafından verilen "kovuşturmaya yer olmadığına" dair kararı bazı şüpheliler yönünden kaldırdı.

Mahkeme, şüpheliler Ali Orhan Dinç, Ali Kıdık, Ali Poyraz, Ali Armağan, Aydın Özsıcak, Davut Uçum, Dursun Özmen, İsmail Duman, Mazlum Koçoğlu, Murat Semih Çelik, Mehmet Yalınalp, Mehmet Karatekin, Mehmet Gül, Mehmet Argun, Nusret Memiş, Orhan Özdemir, Tamer Bülent Demirel, Yusuf Yiğit, Yunus Çelik ve Zafer Özkan yönünden verilen "kovuşturmaya yer olmadığına" dair kararın kaldırılmasına hükmetti.

– Cumhurbaşkanına suikast timinde yer aldılar

Hakkındaki takipsizlik kararı kaldırılanlardan eski yarbay Davut Uçum ve eski astsubay Aydın Özsıcak, Yazıcıoğlu ve beraberindeki 5 kişinin yaşamını yitirdiği helikopterde inceleme yapan kaza kırım ekibinde yer alıyordu. Düşen helikopterdeki bazı özel parçaları söktükleri iddia edilen Uçum ile Özsıcak, FETÖ'nün 15 Temmuz 2016'daki darbe girişimi sırasında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a suikast girişimi ve 2 polisin şehit edilmesine ilişkin Muğla'da görülen davada ağırlaştırılmış müebbet ve müebbet hapis cezalarına çarptırıldı.

FETÖ üyeliği iddiasını reddeden Uçum, savunmasında, 1988'de ortaokul öğrencisiyken Çorum'da kaldığı evin yakınında cemaat evi olduğunu ve 3-4 defa merak edip buraya gittiğini söylemiş ancak sonradan örgütle bağını kopardığını iddia etmişti.

Uçum ve Özsıcak, mahkemedeki savunmalarında helikopter kazasına ilişkin suçlamaları reddetmişlerdi.

Şüphelilerden Dursun Özmen ise kaza tarihinde Kahramanmaraş Emniyet Müdürlüğü İstihbarat Şube Müdür Yardımcısıydı. Özmen hakkında, kaza sonrasında "Muhsin Yazıcıoğlu'nun bacağı kırık, ambulansla hastaneye götürülüyor" yazılı bilgi notunu hazırladığı, bu nedenle arama kurtarma çalışmalarının aksamasına neden olduğu iddiasıyla "görevi kötüye kullanma" suçundan Kahramanmaraş 1. Asliye Ceza Mahkemesinde dava açılmıştı.

FETÖ/PDY soruşturması kapsamında Isparta'da "anayasal düzeni ihlal" suçundan tutuklanan Özmen, Emniyet Genel Müdürlüğü Yüksek Disiplin Kurulu kararıyla görevden ihraç edilmişti.

Şüphelilerden olay tarihinde Ankara İstihbarat Şube Müdürlüğünde görevli Mehmet Gül'ün ise kaza günü Özmen ile birçok kez telefon görüşmesi yaptığı ortaya çıkmıştı.

– "Örgüte bağlılığı en üst seviyede"

Hakkındaki takipsizlik kararı kaldırılan şüphelilerden eski istihbaratçı emniyet müdürü Tamer Bülent Demirel, Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink'in öldürülmesi ve eski CHP Genel Başkanı Deniz Baykal ve bazı MHP'li yöneticilere yönelik "kaset komplosu" davalarının sanıkları arasında yer alıyor. "FETÖ silahlı terör örgütü üyesi olmak" ile suçlanan Demirel'in, Ağustos 2014'ten itibaren üç ayrı hattından FETÖ'nün kriptolu haberleşme programı ByLock'u kullandığı belirtiliyor.

"Kaset komplosu" iddianamesinde, emniyet tarafından hazırlanan FETÖ raporuna göre Demirel'in "örgüt mensubiyeti, teslimiyeti, sadakati ve bağlılığı en üst seviyede olan kişileri" temsil eden "A5" ile kodlandığı bildiriliyor.

Demirel'in ismi, eski İstihbarat Dairesi Başkanı Gürsel Aktepe'nin ifadesinde de geçmişti. Aktepe, Demirel'i "örgütle bağlantılı kişiler" arasında saymış ve 2009'da Lokman Kırcılı, Bülent Demirel, Yunus Yazar ile göreve gittikleri ABD'de iki gün örgüt elebaşı Fetullah Gülen'in yanında kalıp sohbetlerine katıldıklarını söylemişti.

Hakkındaki takipsizlik kararı kaldırılan şüphelilerden Ali Orhan Dinç, kazanın olduğu tarihte Kayseri Emniyet Müdürlüğünde İstihbarat Müdürü olarak görev yapıyordu. Dinç hakkında FETÖ kapsamında dava açılmış, ByLock kullandığı kaydedilmişti.

Eski emniyet müdürü Mehmet Karatekin de "kaset komplosu" davasında yargılanıyor. 2009-2014 arasında Kahramanmaraş İstihbarat Şube Müdürlüğünde görevde bulunan Karatekin, Aksaray Emniyet Müdürlüğünde şube müdürüyken 2016'da meslekten ihraç edilmişti. Karatekin'in ByLock kullanıcısı olduğu bildirilmişti.

– CNN International'a çıktığı savunulmuştu

Şüphelilerden eski hava tuğgeneral Mehmet Yalınalp, FETÖ'nün darbe girişimi sırasında Almanya'daki NATO üssünde görevliydi. Türkiye'ye dönmesi yönündeki çağrılara uymayan Yalınalp'in Almanya'ya sığınma başvurusu yaptığı kaydedilmişti. Yalınalp'in, yüzü ve sesi deforme edilip CNN International kanalına çıkarak, Türkiye'yi kötüleyen kişi olduğu yönünde haberler çıkmıştı.

Şüphelilerden İsmail Duman olay tarihinde Kahramanmaraş İstihbarat Şube Müdürüydü. Duman, FETÖ'nün usulsüz dinlemelerine ilişkin Ankara'da yargılanıyor.

Şüphelilerden Ali Poyraz da usulsüz dinleme ile Hrant Dink cinayeti davasının sanıkları arasında bulunuyor. Dink cinayeti davasının iddianamesinde, birçok sanıkla Poyraz'ın da "silahlı terör örgütü üyesi olduğu" savunuluyor.

Hakkındaki takipsizlik kararı kaldırılan şüphelilerden Mazlum Koçoğlu, kaza tarihinde Kahramanmaraş İl Jandarma Alay Komutanı Ali Armağan ise Yalova Hava Meydan Komutanıydı.

Hakkındaki takipsizlik kararı kaldırılan bir diğer isim Orhan Özdemir ise kaza tarihinde Kayseri Emniyet Müdürüydü.

Nusret Memiş ise kazaya ilişkin olay yeri görüntülerini çeken astsubaydı.

Helikopter kazasıyla ilgili dosyaya 3 yıl süreyle Malatya'da bakan dönemin 2 özel yetkili cumhuriyet savcısı Özden Doğan ve Şeref Gürkan da FETÖ üyesi oldukları gerekçesiyle tutuklanmışlardı.

Yazıcıoğlu vefatının 9'uncu yılında anıldı

İZMİR (AA) – Büyük Birlik Partisi (BBP) Genel Başkanı Mustafa Destici, "Fransız Cumhurbaşkanı Macron'un PKK teröristlerinin temsilcilerini ağırlaması, kabul edilir bir şey değildir. Bir de utanmadan 'Ara buluculuk yapabilirim.' diyor. Türkiye Cumhuriyeti Devleti, teröristle müzakere etmeyecektir, aynı masaya oturmayacaktır." dedi.

Destici, Buca ilçesindeki Olimpik Yüzme Havuzu'nun konferans salonunda BBP Kurucu Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu'nu anmak amacıyla düzenlenen "Şehadetinin 9. Yılında Hasretle Yad Ediyoruz" programında, vefatının üzerinden 9 yıl geçen Yazıcıoğlu ve onunla Hakk'a yürüyen arkadaşlarını minnet ve şükranla yad ettiklerini söyledi.

Anayasa'da değişiklik yapılarak "başkanlık" sisteminin getirildiği referandumda "Evet" oyu verdiklerini hatırlatan Destici, bu kararın bugün de arkasında olduklarını kaydetti.

Destici, Yazıcıoğlu'nun hayatını kaybettiği kazanın üzerinden 9 yıl geçmesine rağmen hala bu sürecin aydınlatılmamış olmasını kabul etmediklerini belirterek, "Ama inanıyorum ki ana soruşturma dosyasına verilen takipsizlik kararı kaldırılacak, bunun dışında Ankara'da iki, Kahramanmaraş'ta bir soruşturma dosyası birleştirilerek dosya tekrar ele alınacak, bilerek hatası, ihmali, kurusu ve kastı olanlar mutlaka soruşturulacak, yargı önüne çıkarılacak ve hak ettikleri muameleyle karşı karşıya kalacaklardır." değerlendirmesinde bulundu.

– "Bu mücadelede devletimizin ve hükümetimizin yanındayız"

Yazıcıoğlu'nun terörle mücadele konusundaki görüşlerini aktaran Destici, Türkiye'nin bugün terörle gerçek anlamda mücadele eden tek ülke olduğuna dikkati çekti.

Türkiye'nin terörle mücadelesini desteklediklerini vurgulayan Destici, "O (Muhsin Yazıcıoğlu), 'Terörle ve teröristle müzakere olmaz ancak mücadele olur, terörle topyekun mücadele olur.' diyordu. Şimdi görüyoruz ki topyekun bir mücadele var. Biz de işte sonuna kadar bu mücadelede devletimizin ve hükümetimizin yanındayız." ifadelerini kullandı.

Destici, Suriye ve Irak'ın kuzeyinin tamamen terörden arındırılması gerektiğini belirterek, "Terörle mücadelenin bir tek terörist kalmayıncaya kadar devam etmesi gerekiyor. Ya teslim olacak, aman dileyecek, hukuka teslim edilecek ya da devlete kalkan eller kırılacak, başlar gövdesinden kopacak." diye konuştu.

Batı ülkelerinin terör örgütlerine destek verdiğine işaret eden Destici, şunları kaydetti:

"Batı ülkeleri terör örgütlerini destekliyor. Bugüne kadar bazı ülkeler gizli destek verdi. En son Fransız Cumhurbaşkanı Macron'un PKK teröristlerinin temsilcilerini ağırlaması, kabul edilir bir şey değildir. Bir de utanmadan 'Ara buluculuk yapabilirim.' diyor. Türkiye Cumhuriyeti Devleti, teröristle müzakere etmeyecektir, aynı masaya oturmayacaktır, ara buluculuk kabul etmeyecektir, etmemelidir. Eğer ederse başa döneriz. Ok yaydan çıkmıştır, kılıç kınından çekilmiştir. Bize kimse engel olmamalıdır."

Konuşmaların ardından Yazıcıoğlu'nun hayat hikayesini anlatan kısa film gösterildi, Kur'an-ı Kerim okundu.

Programa BBP İl Başkanı Erdem Öksüz, sanatçı Hasan Sağındık, ilçe başkanları ve vatandaşlar katıldı.

BBP Genel Başkanı Destici:

İZMİR (AA) – Büyük Birlik Partisi (BBP) Genel Başkanı Mustafa Destici merhum genel başkan Muhsin Yazıcıoğlu ve arkadaşlarının ölümüne ilişkin sürecin halen aydınlatılamadığını belirterek, "Bu hadisede bilerek kusuru, kastı olanlar mutlaka ama mutlaka hukuk önüne çıkartılacak. Hak ettikleri muameleyle de karşı karşıya kalacaklardır." dedi.

Çeşitli programlar için geldiği İzmir'de bir otelde düzenlenen basın toplantısında konuşan Destici, 25-31 Mart arasındaki haftayı 2009 yılında vefat eden genel başkanları ve yol arkadaşlarını anma haftası olarak gerçekleştirdiklerini vurguladı.

Yazıcıoğlu ve onunla birlikte hakka yürüyen arkadaşlarını minnet ve şükranla andıklarını ifade eden Destici, 9 yıl önce helikopterin düşmesi olayının henüz aydınlatılamadığını bildirdi.

Ana soruşturma dosyasına verilen takipsizlik kararının en kısa zamanda kaldırılmasını beklediklerini aktaran Destici, Kahramanmaraş ve Ankara'da yürütülen farklı soruşturmalar olduğuna dikkat çekti.

Destici, "Şehadet süreciyle ilgili yürüyen mahkemeler var. Birleştirilerek, toplanarak dosya baştan ele alınacak. Tüm karanlık noktalar ve şüpheler ortadan kaldırılarak aydınlatılacak. Bu hadisede bilerek kusuru, kastı olanlar mutlaka ama mutlaka hukuk önüne çıkartılacak. Hak ettikleri muameleyle de karşı karşıya kalacaklardır." dedi.

Türkiye'nin önemli süreçlerden geçtiğini, parti olarak bu süreçlerde ülkenin, devletin ve milletin yanında durduklarını ve durmaya devam edeceklerine değinen Destici, Zeytin Dalı Harekatı'na içeriden ve dışarıdan gelen olumsuz tepkilere rağmen Türkiye'nin terörle mücadelede kararlı ve cesur yürüyüşünün durmayacağını ifade etti.

Destici, Suriye ve Irak'ın kuzeyinin tamamen terörden arındırılması gerektiğini vurgulayarak, şöyle devam etti:

"Fransa Cumhurbaşkanı'nın PKK'nın türevlerinin temsilcilerini ağırlaması ve teröristlerle Türkiye arasında arabulucu olma gibi bir niyet beyan etmesi asla kabul edilebilir bir durum değildir. Bu Türkiye'ye karşı yapılmış aleni bir hakarettir. Bunun cevabı verilmiştir. Eğer bu süreç devam ederse çok daha farklı bir şekilde bunun cevabının verilmesi gerektiğinin altını çiziyoruz. Avrupa'dan ve batıdan beklentimiz terörle mücadelede Türkiye'nin yanında durmalarıdır. Ama PKK ve türevlerinin yanında durmuşlardır. Batı ülkeleri PKK'yı bugüne kadar açıktan ya da gizli desteklememiş olsalardı bugün zaten PKK diye bir örgütün dünyada varlığını sürdürüyor olması mümkün değildi. PKK varlığını devam ettiriyorsa bunu Batı'ya borçlu."

İsrail'in Filistin'de uyguladığı zulme de kınayan Destici, fiili bir müdahale olmadan İsrail'in katliamlarının durmayacağını, İslam ülkelerinin çareyi Birleşmiş Milletlerde veya batıda değil kendi içinde araması gerektiğini kaydetti.

Yazıcıoğlu vefatının 9'uncu yılında anıldı

ANKARA (AA) – Büyük Birlik Partisi (BBP) Kurucu Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu, partisince düzenlenen "Şehadetinin 9. Yılında Hasretle Yad Ediyoruz" programıyla anıldı.

Milli Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz, ATO Konferans Salonu'ndaki anma programında yaptığı konuşmada, Yazıcıoğlu'nun, Türkiye'nin yiğit ve cesur bir evladı olduğunu, zor dönemlerde milletinin yanında durduğunu belirterek, "Milleti de şimdi evladını hayırla, rahmetle anıyor. Onun yanında duruyor." dedi.

Yılmaz, vefatının üzerinden 9 yıl geçmesine rağmen Yazıcıoğlu'nun Türk milletinin kalbindeki ve zihnindeki yerinin değişmediğini vurgulayarak, "O hayatını Türk İslam ülküsüne adamıştı. Merhum Yazıcıoğlu, yüreği millet aşkı ve ülke sevdasıyla dolu bir dava adamı olarak öne çıktı. Son nefesini verene kadar da aynı aşk ve heyecanla ülkesi ve milletine hizmet etti." ifadelerini kullandı.

İnandıklarını söylemekten asla vazgeçmediğini, Türk milletinin istiklal ve istikbali için birçok zorluğa göğüs gerdiğini, inanmış bir fikir ve dava adamı olduğunu kaydeden Yılmaz, inandığı değerler uğruna mücadele ederken yaşadığı sıkıntılara rağmen fikirlerinden taviz vermeyen Muhsin Yazıcıoğlu'nun milletin lehine adımları cesaretle attığını vurguladı.

Öldükten sonra da fikirleriyle yaşayan Yazıcıoğlu'nun soğukkanlı, sağduyulu, gerçekçi ve samimi yaklaşımları, Allah'a inancı, devlete bağlılığı, millete sevdasıyla çok iyi bir örnek olduğunu belirten Yılmaz, "O 'Namlusunu millete çeviren tanka selam durmam' sözüyle, millet iradesini yok sayan ve milletine saldıran herkesin ve her kesimin karşısında dik durduğunu gösterdi. Bu sözler "Muhsin Yazıcıoğlu 15 Temmuz'da ne yapardı?" sorusunun cevabıdır." diye konuştu.

Yazıcıoğlu'nun "Eğer Anadolu'da rahat oturmak istiyorsak, o zaman Türkiye Bosna'da olmak mecburiyetindedir. Kafkaslar'da olmak, Ortadoğu'da olmak mecburiyetindedir." sözlerinin de "Afrin'de Zeytin Dalı Harekatı'nda ne işimiz var?' diyenlere verilecek cevap olduğunu kaydeden Yılmaz, Yazıcıoğlu'nun Türkiye için hayal ettiği pek çok şeyin AK Parti iktidarları sırasında gerçekleştirildiğini anlattı.

– "Çok değer verdiğim biri için bu kürsüdeyim"

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Mahir Ünal da yaptığı konuşmada, "Tanımaktan müşerref olduğum nadir insanlardan birisi için bugün burada, kürsüdeyim." dedi.

Sivas'ta Yıldızeli Lisesi'nde öğretmenlik yaptığı 1992 yılındaki bir anısını paylaşan Ünal, okula giderken kendisini durduran bir kişinin Muhsin Yazıcıoğlu'na benzettiğini ve ona olan sevgisini dile getirdiğini anlattı.

Ünal, "Müslüman için yaşamak oruç tutmaktır. Sahiden hayatıyla oruç tutan ve harama helale fazlasıyla riayet eden ve bunu da sadece ve sadece kendisi için yapan güzel bir insandı. Allah mekanını cennet eylesin." diye konuştu.

– "Birleşmiş bir Türk İslam dünyası birliği hayali"

BBP Genel Başkanı Mustafa Destici, Yazıcıoğlu'nun en büyük hayalinin birlik olduğunu belirterek, "Onun için partisinin ve siyasi hareketinin ismini de 'Büyük Birlik' koymuştu. 'Bizim Büyük Birlik'ten kastımız sadece partililerin birliği değil, sadece Türkiye'deki milliyetçilerin, ülkücülerin, muhafazakarların, dindarların birliği değil, Kürt'ü, Türkmen'i, Alevi'si, Sünni'si başı açığı, başı kapalısı doğulusu, batılısı, kuzeylisi güneylisi, 80 milyonun birliği. O da yetmez Adriyatik'ten Çin Seddi'ne kaynaşmış ve birleşmiş bir Türk İslam dünyası birliği' diyordu." ifadelerini kullandı.

Programda, Yazıcıoğlu'nun hayat hikayesini içeren kısa film gösterimi yapıldı.

Programa, Kırım Tatar Türklerinin Lideri Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu, Memur-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın, Türk-İş Genel Başkanı Ergün Atalay, Dünya Ehl-i Beyt Vakfı Başkanı Fermani Altun, Türk Ocakları Genel Başkanı Mehmet Öz, Irak Türkmen Cephesi Türkiye Temsilcisi Hicran Kazancı'nın da aralarında bulunduğu siyasi parti temsilcileri, bazı ülkelerin büyükelçileri de katıldı.