Kategoriler
Alaturka Gazetesi

Lübnan'da Özgür Yurtseverler Hareketi, yeni hükümette yer almak istemiyor

BEYRUT (AA) – Lübnan Dışişleri Bakanı Cibran Basil, başında bulunduğu Hristiyan Özgür Yurtseverler Hareketi'nin, yeni kurulacak teknokrat hükümetine katılmaması konusunda hazır olduğunu söyledi.

Adını vermek istemeyen Basil'e yakın bir kaynak, Hristiyan Özgür Yurtseverler Hareketi'nden, yeni hükümette, siyasi parti olarak yer alınmaması noktasında hazır olunduğu konusunda ciddi bir teklifte bulunulduğunu aktardı.

Kaynağın verdiği bilgiye göre, Basil, kurulacak yeni hükümetin siyasilerden oluşmaması gerektiğini belirterek, kabinede yalnızca teknokratların yer almasının önemine işaret etti.

Bakan Basil, bu anlamda hali hazırda tüm taraflarla görüştüklerini kaydetti.

Yeni hükümete ilişkin henüz net bir çalışmanın yapılmamış olmasına dair Basil, "Bizler bekleyiş aşamasındayız. Bu bir uzatma ve geciktirme değildir. Bu süreç, daha iyi bir hükümet içeriğine ulaşmak ve tüm sorunların üstesinden gelmeye muktedir olacak bir kabine oluşturmak içindir." ifadesini kullandı.

Cibran Basil'in liderliğini yaptığı Hristiyan Özgür Yurtseverler Hareketi, Saad el-Hariri hükümetinde 30 bakanlığın 11'ine sahipti.

Kategoriler
Alaturka Gazetesi

ANALİZ – Lübnan’da devrim mi oluyor?

İSTANBUL (AA) -ZEYNEP KARATAŞ- Lübnan, iç savaş yaralarını Müslümanlar ve Hristiyanlar arasında gücün eşit paylaşımıyla iyileştirmeye çalışan ancak bu iki dini grubun kendi içinde birden çok mezhepsel alt gruba ayrılması sebebiyle mezhep siyasetine mahkum olmuş bir ülke. Birçok kez siyasi krizler yaşamış, hükümet kurma süreçlerini sancılı atlatmış ve siyasi istikrarsızlığın yol açtığı birçok sorunla boğuşmuş olan Lübnan, şimdi de görünürde ekonomik sorunların doğurduğu gösterilere tanıklık ediyor.

Uzun süredir yaşanan ekonomik krizin yükünü doğrudan orta ve alt sınıfın sırtına yükleyen, hatta WhatsApp’ı vergilendirme kapsamına alan yeni paket, “WhatsApp İntifadası” olarak isimlendirilen son gösterilerin fitilini ateşledi. Her ne kadar gösterilerin başlangıcı 17 Ekim’e tarihlense de, eylül ayının son haftasında Beyrut’un Şüheda Meydanı’nda toplanan bir grup gösterici, “Halk rejimin devrilmesini istiyor” şeklinde, Arap ayaklanmalarının en bilinen sloganını attılar.

Vergi karşıtı olarak başlayan ancak gittikçe hükümetin istifası ve hatta rejimin devrilmesi taleplerini de içerecek şekilde kapsamı genişleyen son gösteriler sebebiyle cevabı merak edilen soru şu: "Lübnan’da devrim mi oluyor?"

Ülkedeki siyasi sistem, Orta Doğu’nun diğer ülkelerinin aksine gücün katı bir şekilde paylaşımı, ülkenin en etkin üç koltuğunun, cumhurbaşkanlığı, başbakanlık ve meclis başkanlığının sürekli belli mezhep gruplarına teslim edilmesi şeklinde özetlense de hem karar alma sürecini hem de yürütmeyi ciddi şekilde tıkayan bir durum olduğu için siyasi krizlerle birlikte ele alınmalı.

Son gösterilerde protestocuların en bariz ortak paydası “vergilere itiraz” olsa da, siyasi elitlerin yaşantıları ve artık yağmalamaya dönüşen yolsuzlukları da bu hoşnutsuzlukları besleyen bir etken olarak dikkate almak gerekiyor. Örneğin Başbakan Saad Hariri’nin, Seyşel adalarında tanıştığı Güney Afrikalı manken Candice van der Merwe’ye yaşadıkları romantik bir ilişkiden sonra 16 milyon dolar ödediği iddiası, ekonomik darboğazdan geçen Lübnanlıların milli onurunu incitti. Yine Maruni Cumhurbaşkanı Mişel Avn’ın yerini damadına bırakacağı söylentileri, belli ailelerin siyasete hükmettiği ve dolayısıyla belli makamları “aile mirasına” dönüştürdükleri eleştirilerine sebep oluyor. Yolsuzluk ve ağır ekonomik sorunlar, bir türlü dinmek bilmeyen siyasi buhranla bir araya gelince sokak gösterileri patlak verdi.

– Mezhep rejiminden çıkış mümkün mü?

Gösterileri Lübnan’ın kendi iç ve kronik sorunlarının bir tezahürü olarak ele alan analizler Lübnan’ın mezhep siyasetinin sebep olduğu güvenlik ikilemine dikkat çekiyorlar. Zira mezheplerin siyasi temsilcilerinin sistemin devamı için kimliklere siyasi kaygılarla vurgu yapmaya devam etmesi, tarafların birbirini tehdit olarak görmeye devam etmesine sebep oluyor ve mezhep siyasetinden çıkışı zorlaştırıyor.

Ancak Lübnan’ın parçalanmış toplumsal yapısına rağmen gösterilerin başkent Beyrut’la birlikte Trablus gibi Sünni yoğunluklu yerler ve Lübnan’ın güneyindeki Şii yoğunluklu bölgelerde yapılmasının, Hristiyanlar ve Müslümanların aynı meydanda Lübnan bayrağı altında buluşmasının umut vaat eden bir yönü de bulunuyor. Özellikle pankartlardaki “Halk, mezhepsel rejimin devrilmesini istiyor” ve “Hırsız, hırsız demektir” sloganları, tepkinin rejime ve yöneticilerin tamamına yöneldiğine işaret ediyor.

Yine, gösteriler her ne kadar vergilere karşı başlatılmış olsa da, protestocuların hükümetin istifasında ısrarcı olması ve mezhepsel kotalarla belirlenen yöneticiler yerine, yetkinlik kıstaslarıyla belirlenecek bir hükümet talebinin dillendirilmeye başlanması, Lübnan’ın mezhep sonrası döneme hazırlandığı şeklinde yorumlara da sebep oluyor.

Ancak gün geçtikçe göstericilerin yer yer güvenlik güçleriyle çatışmaya girmesi ve Emel Hareketi’nin güçlü olduğu bölgelerde protestocularla Şiiler arasında çıkan çatışmalar, akla derin yaralar bırakan iç savaş günlerini de getiriyor.

Ne Başbakan Hariri’nin göstericilere “sizi anlıyorum” demesi ne de Dürzi lider Velid Canbolat’ın tansiyonu düşürme girişimleri göstericileri teskin etmeye yetti. Hizbullah lideri Hasan Nasrallah’ın “yolsuzlukla bizzat mücadele edeceğim” açıklaması da göstericiler nezdinde karşılık bulmadı. Anlaşılan o ki, mezhep gruplarının siyasi liderlerine duydukları güvensizlik artmakta ve bu durum halihazırda hiçbir siyasetçinin tek başına dindiremeyeceği bir öfkeye dönüşmekte.

Lübnan’da mezhep temelli mevcut siyasi sistem, muhtemel çatışmaların önüne geçmek için devam ettirilse de toplumu mezhebi aidiyetlerin içine hapsederek, bu kimliklerin ayrıştırıcı rolünü de besliyor. Oysa meydanlara çıkan Lübnanlıların hızlı bir sekülerleşme süreci geçirdiklerini ve mezhep kimliklerinin yer yer kışkırtılmış “hayali aidiyetlere” dönüştüğünü söylemek mümkün.

Yine de dış müdahaleye açık ve bölgesel politikaların önemli bir parçası olan Lübnan’da, iç savaştan kalma yaralı hafızanın da etkisiyle, bu mezhep aidiyetlerinin tekrar ölümcül bir hale dönüşmesi de mümkün. Dolayısıyla mezhep siyasetinin, sürekli istikrarsızlığa sebep olsa da kanlı çatışmaların önüne geçebileceği -şimdilik daha iyi bir uzlaşma zemini olmadığı için- gerekçesiyle, kısa vadede değişmesi mümkün görünmüyor.

– Gösteriler “direniş eksenini” mi hedef alıyor?

Bu gösterilerin “İkinci Arap Baharı” olarak adlandırılan ve Cezayir, Sudan ile başlayıp Mısır ve Irak’ta da kendini gösteren protestoların bir devamı ve bölgenin yaşadığı müzmin çatışmaların yol açtığı ekonomik buhranın bir yansıması olduğuna dikkat çeken çok sayıda analiz var. Gösterilerin arka planında bölgesel sorunların bulunduğuna işaret eden analistler ise şu hususlara dikkat çekiyorlar: Suriye iç savaşına aktif olarak katılan Hizbullah faktörü, savaşla bağlantılı olarak mülteci meselesinin ekonomik sorunları derinleştirmesi ve iç siyasetin Suriye ile ilişkiler hususunda ikiye bölünmesinin sebep olduğu siyasi tıkanıklık.

Örneğin İran’da reformistlere yakın “Yaftab Yezd” gazetesinde yayınlanan “Hedef 8 Mart Bloğu’nu zayıflatmak mı?” başlıklı makalede, uzmanların görüşleri çerçevesinde bu gösterilerin “direniş eksenine” karşı planlandığı ve Irak’taki gösterilerin devamı olduğunu öne sürüldü.

Lübnan Sünnileri üzerinde etkisi olan Suudi Arabistan ve BAE medyası ise gösterilerle ilgili genel anlamda olumlu görüşlere yer verdiler. Suudi Arabistan tarafından finanse edilen Şarku'l Avsat gazetesinde İyad Ebu Şakra imzalı “Lübnan’ı İran Eksenine Katma Projesine Son” başlıklı makalede, gösterilere jeopolitik bir perspektifle yaklaşıldığı görülüyor. Yine BAE’nin Al Arabiya medya ağının Şakra’nın makalesini iktibas etmesinin Körfez’in Lübnan’daki gösterilere yönelik yaklaşımı hakkında fikir verdiği söylenebilir.

İsrail medyasına gelince; bir kısmı “komşu ülkede” neler olduğuna dair bilgi paylaşma temelli haberler yaparken, bir kısım sol yazarlar Netanyahu’yu yolsuzluk üzerinden eleştirmek için Lübnan halkının meydanlara çıkmasını olumlayan görüşlere yer verdiler. Bununla birlikte özellikle güvenlik uzmanları bu gösterilerin “Hizbullah’ın yönetimi ele geçirmesine yönelik bir tepki” olarak yorumluyor.

Lübnan üzerinde etkisi olan Fransa’nın basınına baktığımızda ise ekonomik gerekçelere yoğunlaşıldığını görüyoruz. France 24 kanalında, Hizbullah’ın hakimiyetindeki bölgede Hizbullah yanlısı bir taksicinin ekonomik sorunları anlattığı bir habere ve yine göstericilerin görüşlerine geniş şekilde yer vermesi, bu süreçte protestolarla ilgili olumlayıcı bir dil kullanıldığını gösteriyor.

Özetle; Lübnan Güçleri lideri Samir Caca’nın hükümeti istifaya davet etmesi ve hükümetteki dört bakanını çekmesi, hükümetin düşeceği yönünde bir beklenti oluştursa da Hariri, hükümet ortaklarına seslenerek yapmayı planladığı reforma engel olmamalarını istedi. Aksi takdirde ise istifa edeceği imasında bulunan Hariri, paydaşlarına verdiği 72 saatlik sürenin sonunda bir reform paketi açıkladı. Buna göre ekonomik krizin yükünün alt ve orta gelir grubunun sırtından bir nebze alınarak üst tabakayla bölüştürülmesi vadedilse de protestocular henüz eve dönmeye ikna olmuş değil.

[Gazetecilik, Orta Doğu ve Afrika çalışmaları alanlarında lisans üstü eğitim gören Zeynep Karataş düşünce kuruluşları için Suriye ve Lübnan üzerine raporlar yazmaktadır]

Kategoriler
Alaturka

“İsrail'in yer aldığı forumlara katılmayız”

BEYRUT (AA) – Lübnan Cumhurbaşkanı Mişel Avn, ülkesinin İsrail'in içinde yer aldığı hiçbir forum veya iş birliği mekanizmasına katılmayı kabul etmeyeceğini söyledi.

Avn, resmi davet üzerine Lübnan'ı ziyaret eden Yunanistan Cumhurbaşkanı Prokopis Pavlopulos ile başkent Beyrut'taki Baabda Cumhurbaşkanlığı Sarayı'nda bir araya geldi.

Görüşmenin ardından düzenlenen ortak basın toplantısında konuşan Avn, ikili tarihi ilişkileri ve bölgesel konuları ele aldıklarını belirtti.

Cumhurbaşkanı Avn ayrıca, “Lübnan, Doğu Akdeniz Gaz Forumu (DAGF) başta olmak üzere İsrail'in içinde yer aldığı hiçbir forum veya iş birliği mekanizmasına katılmayı kabul etmeyecek. ” ifadelerini kullandı.

Lübnan'a yönelik desteği ve Birleşmiş Milletler Lübnan Geçici Görev Gücü'ndeki (UNIFIL) katkılarından dolayı Yunan mevkidaşına teşekkür eden Avn, Lübnan, Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY) arasındaki çeşitli iş birliklerini güçlendirmek amacıyla Kıbrıs'ta düzenlenecek üçlü zirveyi sabırsızlıkla beklediklerini söyledi.

Avn ayrıca, ülkelerindeki iç savaştan kaçarak Lübnan'a sığınan Suriyeli mültecilerin durumuna ilişkin de Pavlopulos'a bilgi verdiklerini ifade etti.

Yunanistan Cumhurbaşkanı Pavlopulos da Suriyeli mültecilere yaptıkları misafirperverlikten dolayı Lübnan halkı ve hükümetine teşekkür etti.

Mısır Petrol ve Madencilik Bakanlığı, geçen ocak ayında yaptığı yazılı açıklamada, Doğu Akdeniz Gaz Forumu'nun kurulması için bölgedeki 7 ülkenin anlaşmaya vardığını duyurmuştu.

Mısır, GKRY, Yunanistan, İsrail, İtalya, Ürdün, Filistin'in içinde yer alacağı forumun ana hedeflerinin, arz ve talebi sağlayarak üye ülkelerin çıkarlarına hizmet edecek bölgesel bir gaz piyasasının kurulması olduğuna işaret edilen açıklamada, Doğu Akdeniz'deki üretici, tüketici ya da geçiş ülkelerinden herhangi birinin foruma daha sonra da üye olabileceği vurgulanmıştı.

Kategoriler
Alaturka

Lübnan Cumhurbaşkanı Avn Hamas heyetini kabul etti

BEYRUT (AA) – Lübnan Cumhurbaşkanı Mişel Avn, İsrail'in “Filistinlileri vatandaş yerine yerleşimci ” olarak görme politikasının arkasında, Filistin halkının haklarını yeniden hedef alma gibi düşmanca niyetlerin yattığını söyledi.

Lübnan Cumhurbaşkanlığı'ndan yapılan yazılı açıklamaya göre Avn, “Filistin'e destek turu ” kapsamında başkent Beyrut'ta bulunan Hamas'ın Filistin parlamentosundaki üyelerinden oluşan heyeti Baabda Cumhurbaşkanlığı Sarayı'nda kabul etti.

Lübnan'ın, topraklarının tamamını geri alma ve başkenti Kudüs olacak devletini kurma mücadelesinde Filistin halkıyla dayanışma içerisinde olduğunun altını çizen Avn, “İsrail, Kudüs'ü Yahudileştirme girişimleriyle Filistin kimliğini Arap ve uluslararası haritalardan silmeye çalışıyor. ” dedi.

Dünya İnsan Hakları Günü'nün 70 yıldan beri kutlandığını ancak uluslararası toplumun ise İsrail'in Filistin halkına yönelik ardı arkası kesilmeyen ihlallerini görmezden geldiğine dikkati çeken Cumhurbaşkanı Avn, Filistin davasını aydınlatma ve gözlerden kaybolmasını engellemek için uluslararası çabalarını sürdürdüklerini kaydetti.

Cumhurbaşkanı Avn, İsrail'in “Filistinlileri vatandaş yerine yerleşimci ” olarak görme politikasının arkasında, Filistin halkının haklarını yeniden hedef alma gibi düşmanca niyetlerin barındığını ifade etti.

Heyete başkanlık eden Hamas Siyasi Büro Üyesi ve Filistin parlamentosundaki Değişim ve Islah Bloku Başkanı Mahmud ez-Zehhar da turları kapsamında ziyaret ettikleri ülkelerde Filistin halkıyla destek anlaşmalarını imzalamayı hedeflediklerini belirtti.

Filistinlilerin hayatını hedef alan Gazze Şeridi'ne yönelik ablukayı kaldırma yönündeki çalışmalarına devam ettiklerini anlatan Zehhar, Filistinliler arasındaki birliğin kendileri için öncelikli konu olduğunu söyledi.

Hamas'a bağlı Değişim ve Islah Bloku Başkanı Mahmud ez-Zehhar başkanlığındaki bir heyetin 2 Aralık Pazar günü Filistin halkına destek amacıyla 3 kıtayı kapsayan bir tura çıktığı açıklanmıştı.

Kategoriler
Alaturka Gazetesi

Lübnan Cumhurbaşkanı Avn'dan mülteci açıklaması

BEYRUT (AA) – Lübnan Cumhurbaşkanı Mişel Avn, Filistinli mültecilere bulundukları yerlerde vatandaşlık verilmesinin dünyada adalete karşı yapılmış en büyük katliam olacağını ifade etti.

Avn, Beyrut'taki Baabda Cumhurbaşkanlığı Sarayı'nda Antakya ve Tüm Doğu Melkite Katolik Patriği Yusuf el-Absi başkanlığında Lübnan'daki ve bazı ülkelerdeki Rum Katolik Kilisesi papazlarından oluşan bir heyeti kabul etti.

Cumhurbaşkanlığından yayımlanan yazılı açıklamaya göre Avn, din adamlarını kabulünde, bazı tarafların Filistinlilere bulundukları yerlerde vatandaşlık verilmesi suretiyle kabul edilemez ve adil olmayan çözümler için çabaladığını kaydetti.

Bunun dünyada adalete karşı işlenmiş en büyük katliam olacağını vurgulayan Avn, Miye Miye Filistin Mülteci Kampı'nda geçen ay yaşanan olayları öncelikle hızla yatıştırdıklarını ardından çözüm bulduklarını aktardı.

– Suriyeli mültecilerin geri dönüşü

Avn, “Suriye'de güvenlik tesis edilmiş olmasına rağmen Birleşmiş Milletler (BM), Suriyeli mültecilerin ülkelerine dönmelerini siyasi çözüm sağlanmadan teşvik etmiyor. ” ifadelerini kullandı.

Heyetteki din adamlarını Suriyelilerin güvenli ve gönüllü şekilde geri dönmeleri için katkı sağlamaya çağıran Avn, mültecilerin geri dönüşünü siyasi çözüme bağlamanın çok tehlikeli olduğunu kaydetti.

Lübnan makamları, ülkede yaklaşık 1,5 milyon Suriyeli mültecinin yaşadığını açıklarken, BM verilerine göre ise bu rakam 1 milyonun altında.

Aralık 2016 verilerine göre ülkede ayrıca 592 bin 711 Filistinli mülteci bulunuyor.

Kategoriler
Alaturka Gazetesi

FBI Direktörü'nden Lübnan'a sürpriz ziyaret

BEYRUT (AA) – Lübnan Cumhurbaşkanı Mişel Avn, Lübnan ordusunun sarf ettiği etkin çaba ve dost ülkelerin destekleri sayesinde terör sorununun üstesinden geldiklerini söyledi.

Lübnan Cumhurbaşkanlığından yapılan yazılı açıklamaya göre Avn, resmi temaslarda bulunmak üzere Lübnan'a gelen ABD Federal Soruşturma Bürosu (FBI) Direktörü Christopher Wray başkanlığındaki heyeti, başkent Beyrut'un doğusundaki Baabda Cumhurbaşkanlığı Sarayı'nda kabul etti.

Görüşmede, Lübnan ordusunun etkin gücü ve dost ülkelerin destekleri sayesinde güvenlik sorunları ile terörün üstesinden geldiklerini ifade eden Avn, iki ülke arasındaki askeri iş birliğinin önemine değindi.

Cumhurbaşkanı Avn, Lübnan topraklarındaki terör hücrelerini bitirdiklerini ve uyuyan terör hücrelerine yönelik de çalışmaların sürdüğünü belirtti.

FBI Direktörlüğü görevine atandıktan sonra Lübnan'ı ilk kez ziyaret ettiğini söyleyen Wray da ABD'nin, ülkenin güvenliğini sağlama ve terörle mücadele konularında kendisini kanıtlayan Lübnan ordusuna desteklerini artıracağını aktardı.

– ABD'li heyetin Lübnan'daki temasları

Lübnan Meclis Başkanı Nebih Berri'nin basın ofisinden yapılan yazılı açıklamada, Meclis Başkanı'nın ABD'den gelen heyeti kabul ettiği, görüşmede iki ülke arasındaki ilişkilerin ele alındığı belirtildi.

Başbakanlık basın ofisinden yapılan açıklamaya göre ise Başbakan Saad el-Hariri, Wray başkanlığındaki heyet ile iki ülke arasındaki güvenlik konularının yanı sıra bölgesel konuları görüştü.

Lübnan'a sürpriz ziyarette bulunan ABD'li heyet, Cumhurbaşkanı Mişel Avn'ın yanı sıra Meclis Başkanı Nebih Berri, Başbakan Saad el-Hariri, Emniyet Genel Müdürü Abbas İbrahim ve diğer bazı yetkililerle ayrı ayrı görüşmeler gerçekleştirdi.

Kategoriler
Alaturka Gazetesi

Lübnan Cumhurbaşkanı Avn'dan ABD'nin UNRWA kararına tepki

BEYRUT (AA) – Lübnan Cumhurbaşkanı Mişel Avn, ABD'nin Birleşmiş Milletler Filistinli Mültecilere Yardım Kuruluşuna (UNRWA) mali yardımlarını durdurma kararını, “Lübnan'daki Filistinli mültecilere vatandaşlık verme girişiminin ilk adımı ” şeklinde değerlendirdi.

Fransa'ya yolculuğu sırasında basın mensuplarına konuşan Cumhurbaşkanı Avn, Strazburg'da yarın Avrupa Parlamentosu'na yapacağı ziyarette ABD'nin UNRWA'ya yönelik mali yardımlarını tamamen durdurma kararının ele alınacağını belirtti.

ABD'nin UNRWA'ya mali yardımları durdurma kararının “Lübnan'daki Filistinli mültecilere vatandaşlık verme girişiminin ilk adımı ” olabileceğine işaret eden Avn, Lübnan anayasasının bunu kesin olarak reddettiğine, Lübnan halkının da vatandaşlık fikrine karşı olduğuna dikkati çekti.

Strazburg ziyaretinin resmi davet üzerine gerçekleştiğini söyleyen Avn, ayrıca Avrupa Parlamentosunda yapacağı konuşmada, Lübnan ile Avrupa ülkeleri arasındaki ilişkilerin yanı sıra Lübnan'daki Suriyeli mülteciler konusuna da değineceğini ifade etti.

– ABD'nin yardımları durdurma kararı

ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Heather Nauert, 31 Ağustos'ta yaptığı açıklamada, ABD'nin UNRWA'ya mali yardımları tamamen durdurma kararı aldığını bildirmişti.

ABD yönetimi 2018 başında UNRWA'ya sağladığı desteğin büyük bölümünü askıya almıştı. Amerikan medyasında yer alan haberlere göre Washington, UNRWA'ya 365 milyon dolarlık yardım yapıyordu.

UNRWA, BM Genel Kurulunca 1949'da Ürdün, Suriye, Lübnan, Batı Şeria ve Gazze'deki Filistinli mültecilere yardım amacıyla kuruldu.

Hâlihazırda Filistin içinde ve dışında 5,9 milyon Filistinli mülteci bulunuyor. UNRWA'nın yardımları Filistinli mülteciler için büyük önem taşıyor.

Kategoriler
Alaturka Gazetesi

Lübnan Cumhurbaşkanı Avn'dan “tarafsızlık” vurgusu

BEYRUT (AA) – Lübnan Cumhurbaşkanı Mişel Avn, ülkesinin kimseyi incitmeden ulusal çıkarlarını koruduğunu söyledi.

Cumhurbaşkanlığından yapılan yazılı açıklamaya göre Avn, Körfez ülkelerinde yaşayan ve yaz tatillerini geçirmek üzere ülkelerine gelen Lübnanlıları kabul etti.

Körfez ülkelerinde ikamet eden Lübnan vatandaşlarına “Arap ülkeleri arasındaki çekişmelerden uzak durmaları ” tavsiyesinde bulunan Avn, “Lübnan da kardeş ülkeler arasındaki krizlerden kendini uzak tutan bir tarafsızlık politikası yürütüyor. ” dedi.

Ülkesinin benimsediği “krizlerden kendini uzak tutma ” politikasının, topraklarından veya ulusal çıkarlarından vazgeçme anlamına gelmediğine dikkati çeken Avn, örneğin Lübnan'daki Suriyeli mültecilerin ülkelerine dönmesi veya Lübnan ürünlerinin Dera'daki Nasib Sınır Kapısı'ndan geçmesinin kimseye zararı olmadığını ifade etti.

Kimseyi incitmeden ulusal çıkarlarını koruduklarını dile getiren Cumhurbaşkanı Avn, Lübnan'ın uluslararası ve bölgesel krizleri geride bıraktığını kaydetti.

Lübnan hükümeti, Suriye'deki iç savaş ve diğer bölgesel krizlerden “kendini uzak tutma ” politikasını yürütüyor. Ancak Lübnan Hizbullahı, müttefiki olduğu İran'a destek vererek söz konusu politikanın dışına çıkmakla suçlanıyor.

Kategoriler
Alaturka Gazetesi

Lübnan Cumhurbaşkanı Avn'dan “İsrail'e baskı” çağrısı

BEYRUT (AA) – Lübnan Cumhurbaşkanı Mişel Avn, ABD yönetimine “Lübnan'ın egemenliğini ihlal eden İsrail'e baskı yapması ” çağrısında bulundu.

Cumhurbaşkanlığından yapılan yazılı açıklamaya göre Avn, ülkesini ziyaret eden ABD Savunma Bakan Yardımcısı Robert S. Karem başkanlığındaki heyeti başkent Beyrut'ta kabul etti.

Görüşmede, ABD yönetiminin Ortadoğu ve dünya barışını destekleyecek politikalar benimsemesini umduklarını ifade eden Avn, ülkesinin Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin (BMGK) 1701 sayılı kararına bağlı kaldığını söyledi.

Washington yönetimine “Lübnan'ın egemenliğini ihlal eden İsrail'e baskı yapması ” çağrısında bulunan Avn, İsrail'in özellikle Suriye topraklarına saldırdığı dönemlerde Lübnan hava sahasını ihlal ettiğine dikkati çekti.

Lübnan'ın güneyinde konuşlu Birleşmiş Milletler Geçici Görev Gücü'nün (UNIFIL) görev süresinin mevcut haliyle uzatılması için ABD'nin vereceği desteğin önemini vurgulayan Avn, UNIFIL'in görev süresinin yenilenmesinin bölge istikrarına katkı sağlayacağının altını çizdi.

Avn ayrıca Lübnan ordusunun üstlendiği görevi hakkıyla yerine getirerek terör hücrelerini çökerttiğini ve yeni hükümetin kurulmasının ardından ulusal stratejik savunmayla ilgili bir diyalog çağrısında bulunacağını dile getirdi.

ABD Savunma Bakan Yardımcısı Karem de ülkesinin, iki ülke orduları arasındaki ilişkileri güçlendirmek ve geleceğe yönelik işbirliğini sağlamlaştırmak istediğini söyledi.

Lübnan'da temaslarda bulunan ABD'li üst düzey yetkililerden oluşan Karem başkanlığındaki heyet, Meclis Başkanı Nebih Berri'nin yanı sıra İlerici Sosyalist Partisi lideri Velid Canbolat ve Maruni Hristiyan Lübnan Güçleri Partisi Genel Başkanı Semir Caca ile bir araya gelmişti.

Kategoriler
Alaturka Gazetesi

Lübnan UNIFIL'in görev süresinin uzatılmasını istiyor

BEYRUT (AA) – Lübnan Cumhurbaşkanı Mişel Avn, ülkenin güneyinde konuşlu Birleşmiş Milletler Geçici Görev Gücü'nün (UNIFIL) görev süresinin uzatılması çağrısını yineledi.

Lübnan Cumhurbaşkanlığından yapılan yazılı açıklamaya göre, Avn, UNIFIL Komutanlığını görevini devralan İtalyan General Stefano Del Col'u Beyrut'taki Cumhurbaşkanlığı Sarayı'nda kabul etti.

Görüşmede, Lübnan'ın BM Güvenlik Konseyi'nin (BMGK) 1701 sayılı kararına bağlı kalma ve UNIFIL'in güneyde güven ve istikrarı sağlaması konusundaki sorumluluğunu yerine getirmeye hazır olduğunu belirten Avn, İsrail'in BM kararlarına yönelik ihlallerine vurgu yaptı.

Ülkesinin, İsrail'in söz konusu ihlallerinin önüne geçecek UNIFIL'in katkılarından umutlu olduğuna dikkati çeken Avn, güney bölgesinde yaşanan bireysel olayları çözme konusunda Lübnan ordusu ile uluslararası güçler arasındaki koordinasyonun önemini vurguladı.

Avn, UNIFIL'in kurulduğu amaç doğrultusunda hiçbir değişikliğe gidilmeden göreve devam etmesini talebinde bulundu. Lübnan Cumhurbaşkanı, daha önce de bu yöndeki isteğini dile getirmişti.

General Del Col da UNIFIL'in, güney bölgesindeki sınırda güven ve ateşkesin sürdürülmesi için çalışmalarına Lübnan ordusuyla koordineli devam edeceğini ifade etti.

Del Col, UNIFIL görev süresinin bir yıl uzatılmasıyla ilgili BMGK'de gerçekleştirilecek görüşmelere katılmak üzere bu hafta sonu ABD'nin New York kentine gideceğini kaydetti.

– UNIFIL'in kuruluşu

Lübnan'da iç savaşın başlamasının ardından İsrail, 1978'de Lübnan topraklarına girdi ve Güney Lübnan'ı işgal etti.

Aynı yıl BMGK, İsrail'e kuvvetlerini Lübnan'dan çekmesi için çağrı yaptı.

BMGK, Lübnan'ın isteği üzerine, İsrail kuvvetlerinin çekilmesini doğrulamak, barışı ve güvenliği yeniden sağlamak ve Lübnan hükümetine ülkenin güneyi üzerindeki otoritesini yeniden kurması için yardım etmek amacıyla 19 Mart 1978'de UNIFIL'i kurdu.