Bahçeli soruları yanıtladı

TBMM (AA) – MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün, Yüksek Seçim Kurulunun (YSK) İstanbul seçimlerine ilişkin kararına yönelik eleştirisi üzerine, "AKP'ye vefasızlık yapıyor ama MHP'nin politikasına da hiç olmazsa saygı duysun." dedi.

Bahçeli, partisinin Meclisteki grup toplantısının ardından gazetecilerin sorularını cevapladı.

Konuşmasında dokunulmazlıkların kaldırılmasıyla ilgili bir çağrısının olduğunun hatırlatılmasının ardından "Bunu biraz daha açabilir misiniz?" sorusu üzerine Bahçeli, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun son günlerdeki konuşmalarının siyasi üslupla edep ve terbiye ile bağdaşmadığını belirtti.

Kılıçdaroğlu'nun çok ileri konuştuğunu, konuları çok saptırdığını ve konuşmasının hakaret içerdiğini ifade eden Bahçeli, "Yedi tane YSK üyesini isim isim belirtirken arkasında da çete sıfatıyla nitelendirmesi yakışık olmamıştır. Bazı konuşmalarında suç unsuru olduğu kanaatindeyim. Eğer bunlardan haklı olup olmadığı iddiasını taşıyorsa kendisi müracaat etsin, dokunulmazlığın kaldırılması talebinde bulunsun. Ben de ilk olarak dokunulmazlığın kaldırılması yönünde oy vereceğimi ifade ediyorum." diye konuştu.

"Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan 'görüşelim' ifadesinde bulunmuştu. Şu ana kadar herhangi bir randevulaşma oldu mu?" sorusuna karşılık da Bahçeli, "Daha bir gün oldu." yanıtını verdi.

    1. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün eleştirisi

Bahçeli, bir gazetecinin "367 benzetmesi geldi eski Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'den. Siz nasıl değerlendiriyorsunuz bu durumu?" sorusuna şu cevabı verdi:

"Eski Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün Twitter'deki mesajını okudum. 367 ile ilgili olarak o dönemin Yargıtay Başsavcısı ile aynı çukura girmeleri inandırıcı değildir. 367 tezini ortaya koyup, kendi cumhurbaşkanlığını engellemeye çalışan bir zatın görüşünü şimdiki ile ilişkilendirerek 'iki üzüntü yaşadığını' söylemesi doğru değildir. 367 riskini 71 milletvekili ile aşan, kendisinin cumhurbaşkanı olması için 3. turu deneyen bir siyasi partinin Genel Başkanı olarak söylüyorum: AKP'ye vefasızlık yapıyor ama MHP'nin politikasına da hiç olmazsa saygı duysun."

  • "Tartışma büyükşehir belediye başkanlığının üzerinedir"

YSK'nin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimin iptali ve yenilenmesine ilişkin kararında, ilçe belediye başkanlıkları, belediye meclis üyelikleri ve muhtarlık seçimlerinin iptalinin neden yer almadığı sorusuna da Bahçeli, "Böyle bir itiraz söz konusu olmamış. 39 belediyenin içerisinde de çok sayıda Cumhur İttifakı ve özellikle AKP'li belediye başkan adayları kazanmış. Onlara itirazı kendileri yapsınlar, yeniden sayılsın. Ama tartışma büyükşehir belediye başkanlığının üzerinedir. Mazbatayı erken alıp Atatürk'ün Anıtkabir'ine gidip orada defter imzalayanlar sonuca da katlanacaklar." değerlendirmesinde bulundu.

Opposition urges respect for Istanbul revote decision

                By Muhammet Emin Avundukluoglu</p>    <p>ANKARA (AA) - A Turkish opposition leader on Wednesday called for respecting the Supreme Election Council’s (YSK) decision of a do-over election in Istanbul.</p>    <p>Devlet Bahceli, head of Nationalist Movement Party (MHP), was speaking at his party’s parliamentary group meeting in the capital Ankara.</p>    <p>Bahceli said his party &quot;surely&quot; respects the decision of the YSK, adding: &quot;We are waiting for everyone to pose the same attitude and same moral consistency.&quot;</p>    <p>He said that the YSK registered the irregularity in Istanbul election in the March 31 local elections.</p>    <p>&quot;All discussions are over. Everybody should respect YSK's decision, Bahceli added.</p>    <p>On Monday, the YSK accepted the ruling Justice and Development (AK) Party's objection to the local election results in Istanbul with seven votes in favor and four against.</p>    <p>It said  the decision was taken as some ballot committee members who served during the elections were not civil servants as required by law.</p>    <p>The YSK announced that a do-over election in Istanbul will be held on June 23.

İsrail'in AA ofisinin de olduğu binayı vurması

ANKARA (AA) – MHP Genel Başkan Yardımcısı Feti Yıldız, İsrail ordusunun, Gazze'de Anadolu Ajansı ofisinin de bulunduğu binayı vurmasını şiddetle kınadıklarını belirterek, "İsrail'in yaptığı, oradaki zulmün dünyaya duyurulmasının önüne geçmeye çalışmak." dedi.

Yıldız, İsrail ordusunun Gazze Şeridi'nde Anadolu Ajansı ofisinin de bulunduğu binayı hava harekatıyla vurmasına ilişkin AA muhabirine yaptığı açıklamada, Filistin davasına sonuna kadar sahip çıkacaklarını söyledi.

AA'ya geçmiş olsun dileğinde bulunan Yıldız, şunları kaydetti:

"Saldırıyı şiddetle kınıyoruz. İsrail'in yaptığı, oradaki zulmün dünyaya duyurulmasının önüne geçmeye çalışmak, yani engelleme. Basın hürriyeti, haber alma özgürlüğü dediğimiz şey İsrail'in umurunda değil. Yaptığı, hukuksuzlukları perdeleme, gizleme, dünyaya yayılmasının önüne geçilmesidir."

MHP MYK üyeleri Rize'de kaza yaptı: 3 yaralı

RİZE (AA) – Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Merkez Yönetim Kurulu (MYK) üyesi Süleyman Latif Yunusoğlu ve Recep Bakırcı'nın da içinde bulunduğu araç, Rize'de refüje çarptı. Kazada 3 kişi yaralandı.

Alınan bilgiye göre, Derepazarı ilçesinden Rize'ye giden MHP MYK üyesi Recep Bakırcı yönetimindeki otomobil, yoldaki su birikintisi nedeniyle savrularak, refüje çarptı.

Kazada Bakırcı, Yunusoğlu ve MHP Rize İl Yönetim Kurulu Üyesi Musa Yazıcı yaralandı.

Yaralılar, ambulansla Rize Devlet Hastanesine kaldırıldı.

Yunusoğlu'nun ayağında kırık bulunduğu, diğer yaralıların ise ayakta tedavilerinin ardından taburcu edildiği öğrenildi.

“MHP'nin temel tercihi Cumhur İttifakı'nın yaşaması”

ANKARA (AA) – MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, "MHP'nin temel tercihi Cumhur İttifakı’nın yaşaması ve yaşatılması doğrultusundadır. '2023 Lider Ülke Türkiye' amacına sonuna kadar sadığız." ifadesini kullandı.

Bahçeli, yaptığı yazılı açıklamada, 31 Mart Mahalli İdareler Seçimleri'nin ardından, "Siyasi tartışmaların boyut ve hızında azalma şöyle dursun, yaygın ve yoğun bir artış gözlemlendiğine" işaret etti.

Türkiye'nin tehlikelerle dolu bir girdaba sürüklenmek, sonu ve sonucu karanlık olan bir mecraya süratle çekilmek istendiğini belirten Bahçeli, Türk milletinin sinir uçlarıyla oynandığını vurguladı.

"Türkiye sevgisinden esasen mahrum olan defolu siyaset akım ve ekolleri yangına adeta körükle giderken, kriz çığırtkanlığından, kavga şakşakçılığından, kargaşa ve karmaşa havariliğinden rahatsızlık duymayacak bir seviyesizliğin faili olmuşlardır." ifadesini kullanan Bahçeli, bunların aslında zulüm ve zulmetin figüranları olduğunu bildirdi.

Gazete sayfalarında, televizyon ekranlarında, sosyal medya platformunda iddia ve ilan edilen yalanların, spekülasyona dayalı haber ve yorumların artık sabırları zorlayan, tahammül sınırlarını zedeleyen bir noktaya çoktan ulaştığını aktaran Devlet Bahçeli, şöyle devam etti:

"Türkiye'ye siyasi ve ekonomik pusu kuran iç ve dış odaklar devamlı surette istikrarsızlığa yatırım, ihanete yardım, işbirlikçiliğe de yataklık yapmaktadır. Nitekim emel ve hedefleriyle yakayı ele vermişlerdir. Siyasi çürüme, ekonomik çöküş, sosyal çözülme bekleyen, bu kapsamda ülkemizin kuyusunu kazan, milli ülkülerimizi kurutmayı amaçlayan hasis ve hain çevreler karşımızda sırayla cephe almışlardır. Zillet şımarmıştır. Oyun büyüktür, ihmal ve inkara gelecek yanı da kalmamıştır. Türkiye’nin aleyhine kurgulanan senaryo vahşidir, kurulan tuzak vandaldır. Milli birlik ve dayanışma hissiyatımızın zaafa uğraması, devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünün zayıflaması konusunda çok sinsi bir rekabet ve yarış maalesef sahnededir. İstiyorlar ki bölünelim, dağılalım. Diliyorlar ki birbirimize girip varlığımızı tüketelim. Bozguncuların faal olması tesadüfi görülmemelidir.

Buhran meraklılarının zincirlerinden boşanmış gibi faaliyete geçmesi tevatür değil, tezvirat değil, gerçeğin bizzat kendisidir. Geziciler, Sorosçular, ekonomik tetikçiler, küresel tefeciler, teslimiyetçiler, çukurcular, bölücüler, kozmopolit zihniyetler kıpır kıpırdır. Türkiye’nin köşeye sıkışması, elinin kolunun bağlanması hususunda zulüm bekçileri devrede, iş birlikçiler devriyededir."

  • "Şüphe örgüsü henüz kaldırılabilmiş değildir

Türkiye'yi meşgul eden beka düzeyindeki pek çok sorun çözülmeyi beklerken, hala bir arpa boyu mesafe alınamamasının, asıl gündem ve öncelikli meselelere odaklanma güçlüklerinin milleti haklı olarak kaygılandırdığına değinen Devlet Bahçeli, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimlerindeki sis perdesi, şaibe örtüsü ve şüphe örgüsünün ise henüz kaldırılmadığını belirtti.

Türk demokrasisi üzerinde kara bulutlar dolaştıran, egemenlik haklarına leke düşürmek için kollarını sıvayan mihrakların, İstanbul seçimlerine damga vuran haksızlık ve hukuksuzlukları örtbas etmek için titiz çalışma halinde olduklarını ifade eden Bahçeli, "Almanya eski Cumhurbaşkanı’nın İstanbul Büyükşehir Belediyesine heyecanla, mal bulmuş mağribi gibi gerçekleştirdiği zamanlama itibarıyla manidar ziyareti ilişki ve irtibatlar hakkında sağduyulu her insanımıza ipucu vermektedir." değerlendirmesini yaptı.

Yüksek Seçim Kurulunun (YSK) vereceği kesin kararın uzadıkça doğal olarak spekülasyonların çoğaldığına, karşılıklı atışma ve anlaşmazlıkların çığırından çıktığına vurgu yapan Bahçeli, önüne gelenin ahkam kestiğini, İstanbul seçimleri üzerinden de aslı astarı olmayan görüş beyan ettiğini bildirdi.

Sözde uzmanlar, aydın kisveli provokatörler, eski siyasetçiler, yarım hukukçularla polemikten geçinen akademisyenlerin yalan yanlış malumatlarla süreci kirlettiğine, akılları karıştırdığına dikkati çeken Devlet Bahçeli, buna da hiç kimsenin hakkı olmadığını belirtti.

"Artık söz ve yetki YSK'nindir" açıklamasını yapan Bahçeli, şöyle devam etti:

"Bunu bilmek, çıkacak karar ne olursa olsun riayet etmek asıldır. Türkiye'nin önündeki en öncelikli mesele İstanbul çerçevesinde sandık yolsuzluğunun tespiti ve bunun kanuni süreler içinde de telafisidir. Bu itibarla YSK'nin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı Seçimleriyle birlikte Maltepe ve Büyükçekmece Belediye Başkanlığı Seçimlerindeki haklı ve meşru itirazları en doğru, en isabetli, en hukuka uygun şekilde değerlendirmesi milli bir beklentidir. Türkiye'nin önü açılmalı, adalet muhakkak yerini bulmalıdır. MHP İstanbul’da seçimlerin yenilenmesinden yanadır. Bu konudaki tutarlı ve samimi çağrılarımız bilinmektedir. Kaldı ki itiraza esas teşkil eden gerekçe ve deliller başka bir çıkış yolu göstermemektedir.

Türkiye’nin maruz kaldığı sorunların giderek ağırlaştığı, hatta içinden çıkılmaz bir aşamaya geldiği bugünkü nazik ortamda, demokrasinin erdemlerine, hukukun ilkelerine, milli iradenin hükmüne herkes saygı duymak mecburiyetindedir. Dünyanın en büyük Türk kentinin üzerine hile ve usulsüzlüklerin gölgesi asla düşmemeli, düşürülmemeli, buna fırsat verilmemelidir. Bu konuda sorumluluk öncelikle YSK'nindir."

  • "Vicdana uygun olması kaydıyla elbette saygı gösterecektir

MHP'nin YSK'nin alacağı karara maşeri vicdana uygun olması kaydıyla elbette saygı göstereceğine işaret eden Devlet Bahçeli, "Ancak İstanbul seçimlerinin yenilenme ihtimali karşısında tehdit dilini şiddetlendiren, sokakları işaret eden, karışıklığa davetiye çıkaran siyasi zilletin ateşle oynama hesabı hissedilir derecede belirgindir." değerlendirmesini yaptı.

Türkiye’nin siyasi ve ekonomik iflası için zalimlerle bir olan, birlikte aynı mevziye giren çarpık ve devşirilmiş siyasetçilerin demokrasi dışı özlemleri, dayatmacı üslupları, ayıplı usullerinin bütün yönleriyle ortada olduğuna vurgu yapan Bahçeli, açıklamalarını şöyle sürdürdü:

"MHP’ye küstahça eyalet hatırlatması yapan, Cumhur İttifakı'nı oluşturan partiler arasına nifak sokmak için mücadele eden dönek ve köksüzlerin FETÖ ve PKK ile aynı kareye girmeleri rezalettir, hezimettir. Bilinmelidir ki Türk milletine dayatma ve şantaj bugüne kadar sökmemiş, bundan sonra da sökmeyecektir. Kutuplaşmayı besleyip bileyenlerin, siyasi kundakçılığın markası olarak bilinenlerin uzlaşma görüntüsü altında ülkemize kast etme çabaları dikkatli ve duyarlı hiçbir gözden kaçmamaktadır. Mutabakatın adresi zillet değil, cumhurdur. 21 Nisan 2019'de vuku bulan müessif Çubuk hadisesi üzerinden siyasi ikbal hesabı yaparak içine düştükleri zilleti tahkim ve takviye etmeye çalışanların nereye varmak istedikleri, neyi hedefledikleri günbegün açığa çıkmaktadır.

Terör örgütüyle kurdukları şer ittifaklarını ikinci plana düşürebilmek için Çubuk’un Akkuzulu köyündeki esef verici olayı istismar etmeyi amaçlayanlar yanlıştadır, tarihi bir hatanın içindedir. CHP, İP ve HDP ortaklığı milli hassasiyetleri alenen kaşımakta, kirli sicillerini kapatmak için çırpınmaktadır. Fakat çırpınışları beyhudedir."

Milleti acıya ve yasa boğan bölücü teröristlerle içli dışlı olanların maskelerinin düştüğünü, zehirli niyetlerinin deşifre olduğunu bildiren Bahçeli, tam da böyle bir zaman aralığında, siyasette yeni arayışların görüldüğünü, sözde manifestolar yayımlandığını, yeni hükümet sisteminin doğrudan doğruya hedef alındığını belirtti.

Milli vicdanda hiçbir karşılığı olmayan siyaset eskilerinin muhasım odakların dikkatini çekme gayretleri, Türkiye düşmanı yabancı dostlarının tavsiye ve tembihleriyle hareketlenmelerinin bayağı bir operasyonun tezahürüne delalet olduğuna işaret eden Bahçeli, "Zillet ittifakının yedeğindeki bu şahsiyetlerin siyasi sorumluluk üstlendikleri dönemlerde hangi musibet ve melanetlere kucak açtıkları milli hafızalarda hala canlıdır." ifadesini kullandı.

CHP, İYİ Parti ve HDP ittifakının zeminini genişletmeye çalışırken, Türkiye muhalifi çevrelerin zamanı lehlerine çevirme telaşındayken, Cumhur İttifakı'na yönelik bilinçli ve organize saldırıların varlığı gizlenemez düzeye ulaştığını bildiren Bahçeli, MHP ile AK Parti arasında soğukluk veya mesafe varmış gibi iddialarda bulunanların mayasının bozuk, mizacının bulanık, maksadının da belalı olduğunu kaydetti.

"MHP'nin temel tercihi Cumhur İttifakı'nın yaşaması ve yaşatılması doğrultusundadır. Sözlerimize bağlıyız, '2023 Lider Ülke Türkiye' amacına sonuna kadar sadığız." ifadesini kullanan MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, şu görüşlerini paylaştı:

"Cumhur İttifakı'nın hisarlarında acaba gedik açar mıyız diye dört bir koldan üzerimize gelenlere karşı ne tavizimiz ne de tamahımız olacaktır. MHP milli bekanın varlığına baş koymuştur. Sağlam ve sarsılmaz duruşumuz Türkiye’nin hak ve menfaatlerini müdafaa üzerine bina edilmiştir. Durduğumuz yer milli tarih ve kültürün yanı, bin yıllık kardeşliğin yeridir. Cumhur İttifakı manşetlerle kurulmamıştır. Cumhur İttifakı çürük ve kiralık aydınların telkinleriyle var olmamıştır. Cumhur İttifakı Türkiye karşıtlarının tesiriyle de hayat bulmamıştır. 15 Temmuz gecesi yeşeren, 7 Ağustos Yenikapı’da yükselen, 16 Nisan halkoylamasında hedefleri çizilen, 24 Haziran seçimlerinde birlikteliğini perçinleyen, 31 Mart seçimlerinden de güçlenerek çıkan Cumhur İttifakı Türkiye’yi geleceğe taşımalıdır. Bizim temel tercihimiz, milli ve stratejik hedefimiz budur. Başka ittifak arayışlarına kuşkusuz ihtiyaç yoktur. Kaldı ki buna gerek de olmayacaktır. Türk milletinin tamamını kucaklamak ikamesi ve ihmali olmayan haslet ve amacımızdır. Bize göre herkes eşittir Türkiye'dir."

  • Tehlikelerle doludur

"31 Mart seçimleri öncesi 'Kürdistan’da kazanacağız, batı da AK Parti ile MHP’ye kaybettireceğiz' diyen bölücülerle Türkiye İttifakı nasıl sağlanacaktır?" sorusunu soran Bahçeli, coğrafi ve bölgesel düzeyde ittifak arayışlarının sonunun kendilerine göre mahsurlu ve tehlikelerle dolu olduğuna işaret etti.

Cumhur İttifakı'nın Türkiye'yi muasır medeniyetler seviyesine çıkarmaya ve muvaffakiyetle pekişmiş bir istikbale milli şuur ve kaynaşma kültürüyle taşımaya hazır olduğunu belirten Bahçeli, şunları kaydetti:

"Dürüst, düzgün ve mert bir milli ittifakın önünde hiçbir mihrak duramayacaktır. S-400 Hava Savunma Sistemi etrafında, ABD’yle çok boyutlu sorunlar kümesinin içinde NATO üyeliğimiz açıktan sorgulanmaktadır. Küresel ve emperyalist kuşatma gittikçe sertleşmektedir. Terör örgütleriyle mücadele etkin bir şekilde devam ederken, gelen şehadet haberleri milli yürekleri kavurmaktadır. Ekonomik terörün saldırganlığı azgınlaşmakta, döviz kuru, faiz, enflasyon, işsizlik bahanesiyle ülkemizin etrafındaki çember daralmaktadır. Bu tablo karşısında Cumhur İttifakı’nı tartışmak, bizzat cumhuru tartışmak demektir, ilaveten Türkiye Cumhuriyeti’ni kösteklemek, Türk milletinin varlığını kurcalamak anlamına gelecektir. Beşeriyet dehşet kapanındadır, küresel vicdan suskun, küresel adalet durgundur.

Sudan, Cezayir, Suriye, Venezuela başta olmak üzere, ülkeler, coğrafyalar kan ve kriz dalgaları altında öğütülmektedir. Çok tehlikeli ve yayılma tehlikesi olan tehdit edici meselelerin varlığı biliniyorken Türkiye’de cumhurun ittifak ruhunu önce yargılayıp, sonra da dinamitlemek milli birliğe düşmanlık, Türkiye’ye kötülüktür. Şunu herkes bilmelidir ki Cumhur İttifakı dağılmadan hiçbir haine fırsat verilmeyecek, Türkiye baskılara teslim olmayacaktır."

Cumhur İttifakı'nın uyanan tarihin sesi, dirilen coğrafyanın mesajı, Türk asırlarının zafer nişanesi olduğunu belirten Bahçeli, "Komplolar ittifakımız karşısında işlemeyecektir. Kumpaslar ittifakımıza çarpıp dağılacaktır." ifadesini kullandı.

MHP ile AK Parti'nin siyasi hesaplarla değil, çıkara dayalı değil, seçimlere ayarlı değil, beka ve istiklal arzusuyla bir araya geldiğini bildiren Bahçeli, şu değerlendirmeyi yaptı:

"Bizim inancımızın ve irademizin çerçevesi bu şekilde belirginleşmiştir. İki parti arasına fitne sokmak için 31 Mart’tan alınan sonuçları ve oy oranlarını kılıf yapanların milli mensubiyetleri arızalı olduğu gibi maksatları da karanlık ve kuşkuludur. 29 Nisan sendromunu canlı tutup partimizden açıklama geleceğini söyleyen, ittifakın biteceğini ifade eden akıl ve ahlak fukaraları bir kez daha duvara toslamışlardır. Bunlar izansız, insafsız, iradesiz, ikircikli ve ikiyüzlüdür. Karar ve kanaatimiz odur ki, Cumhur İttifakı’na özenle ve önemle sahip çıkılmalıdır. Cumhur İttifakı sadece MHP ve AK Parti’nin ortaklığı değil, Türk milletinin takdiri, tercihi, tebriki, ümit ve ufuk bayrağıdır. Bu ittifakın mimarı esasen 82 milyon Türk vatandaşıdır. Cumhur İttifakı da Türkiye'dir. Başarılarda gururu yenmek, felaketlerde ümitsizliğe direnmek Cumhur İttifakı’nın şuur özetidir, böyle de olmalıdır.

Türk milletinin bugün ulaştığı sonuç, asırlar boyunca çekilen ızdırapların neden olduğu uyanıklığın eseri, bu aziz vatanın her köşesini sulayan şehit kanlarının bedelidir. Bizim verilecek vatanımız, vazgeçilecek insanımız, terk edilecek ülkemiz yoktur, güvence Cumhur İttifakı’dır. MHP herkesin, her siyasi partinin temel tercihlerini milletimizle paylaşmasını temenni etmektedir. Puslu ortamlardan nemalanan siyaset karaborsacılarına aradıkları imkan ve şartları vermemek milli bir vazife olarak karşımızdadır. Biz bu vazifeye sadığız, bu vazifeyi de seve seve yerine getirdik, getirmeye devam edeceğiz. Uyanan milli şuur, ayaklanan milli gurur oyunları inşallah cumhurun ittifak azmiyle bozacaktır. Cumhur İttifakı çevresinde vızır vızır fitne kazısı yapanlara hem sırtımız dönük hem de kapımız örtüktür. Böylesi açık tavır ve tercihi muhataplarımızdan da beklemek en tabii hakkımızdır."

1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü’nü de kutlayan Devlet Bahçeli, bugünü hain gayeleri için bir fırsat olarak görenlere, işçilerin tertemiz duygularını sömürmek için provokasyon kuyruğuna giren namertlere göz açtırılmaması dileğinde bulundu.

Venezuela'daki darbe teşebbüsünü çok güçlü şekilde kınadığını belirten Bahçeli, "Halkın iradesine silah doğrultuların hak ettikleri cezayı bulmalarını içtenlikle bekliyor, umut ediyorum. Geleceğin insanlık çınarı darbecilerin değil, demokrasi sevdalılarının elinde büyüyecek ve kökleşecektir. Bugünler herkes için bir ahlak imtihanı, her ülke için bir samimiyet testidir." ifadesini kullandı.

“MHP devletin bölünmez bütünlüğünün yılmaz savunucusudur”

ANKARA (AA) – MHP Genel Sekreteri İsmet Büyükataman, "MHP dün olduğu gibi bugün de Türkiye Cumhuriyeti’nin teminatı, necip Türk milletinin birliğinin garantisi, devletin bölünmez bütünlüğünün yılmaz savunucusudur." ifadesini kullandı.

Büyükataman, yaptığı yazılı açıklamada, "Pollyanna özentisindeki bir siyasetçi Hanımefendi'nin, Cumhurbaşkanı olacağım diye çıktığı yolda, "Selahattin Demirtaş'a yoldaş, Kemal Kılıçdaroğlu'na yandaş" olduğunu savundu.

Bu siyasetçinin, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin mahalli idareler seçimleri için teklif ettiği yeni sistemi, "Bir ideolojik savruluş ve eyalet sistemine geçişin altyapısı olduğunu" iddia edebilecek kadar da şahsına münhasır yepyeni bir fıkra kahramanı olduğunu ileri süren Büyükataman, şunları kaydetti:

"MHP dün olduğu gibi bugün de Türkiye Cumhuriyeti’nin teminatı, necip Türk milletinin birliğinin garantisi, devletin bölünmez bütünlüğünün yılmaz savunucusudur. Bunun aksini iddia edenin söylediği laf hükümsüz, lafı söyleyen ancak ve ancak müfteridir. Arkadaşı Demirtaş, dostu Kılıçdaroğlu olandan da doğru ve milletin menfaatine olacak bir söz beklentimiz bulunmamaktadır. Tasvip etmediğimizi söylediğimiz Kılıçdaroğlu’na yapılan saldırı üzerinden milliyetçi hareketin beka söylemine saldırmak sağlıklı bir ruh halinin ürünü değildir."

Turkey: Top election body to inquire opposition appeal

             By Aylin Sirikli</p>    <p>ANKARA (AA) - Turkey's top election body will evaluate an extraordinary appeal by the opposition Nationalist Movement Party (MHP) to cancel the last month’s local poll results in Istanbul.</p>    <p>Last week, the MHP appealed to the Supreme Election Council to cancel the results in the metropolitan municipality and in the Maltepe district due to the “high illegality” seen during the elections.</p>    <p>In its appeal, the MHP claimed that the presiding officers and polling station staffs who are supposed to be civil servants as per Turkish law served during the elections without appointed by Istanbul governorate.</p>    <p>In Wednesday’s interim decision after meeting to discuss the MHP’s appeal, the YSK ruled that the district election boards in Maltepe will inform the top election body about from where they obtained the list of the presiding officers and polling station staffs.</p>    <p>The YSK gave five days to district election boards in Maltepe to do what is necessary as per the interim decision. </p>    <p>Last week, the ruling Justice and Development (AK) Party also appealed to the YSK over the results of the Istanbul polls.</p>    <p>In its appeal, the AK Party claimed that 41,132 people had voted despite being ineligible to cast vote in the elections according to the country's election law. </p>    <p>YSK said on Tuesday that they will investigate over 41,000 ineligible voters following the AK Party’s contest. </p>    <p>The ineligible voters included deceased people as well as those behind bars and mentally retarded.</p>    <p>The election body said it would investigate the issue, and then it will deliver its final decision. </p>    <p>Millions of Turkish voters cast their votes nationwide on March 31 in local elections to choose mayors, city council members, and other officials for the next five years. </p>    <p>Despite Ekrem Imamoglu, of the main opposition Republican People’s Party (CHP), officially taking office as Istanbul mayor, his election still faces legal challenges from the AK party, citing illegalities at the polls. </p>      <p>* Writing by Busra Nur Bilgic

YSK, MHP'nin olağanüstü itirazında ara karar verdi

ANKARA (AA) – Yüksek Seçim Kurulu (YSK), MHP'nin İstanbul geneli ve Maltepe seçim sonuçlarına ilişkin olağanüstü itirazlarıyla ilgili ara kararını verdi.

YSK'nin saat 14.00'te başlayan gündem toplantısında İstanbul'a ilişkin olağanüstü itirazlar ele alındı.

AK Parti'nin ardından MHP de İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı ve Maltepe İlçe Belediye Başkanlığı seçimlerinin iptali istemiyle YSK'ye başvurmuştu.

MHP'nin itiraz dilekçesinde, bin 93 sandıkta, kamu görevlisi olması gereken sandık kurulu başkanı ve üyelerin 970'inin kaymakamlıkça bildirilen listeden belirlenmediği, il veya ilçe dışından görevlendirme yapıldığı iddia edilmişti.

Kurul, 298 sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkındaki Kanun'un ilgili maddeleri gereğince sandık kurulu başkan ve memur üyelerinin görevlendirilmelerine esas alınan listelerin hangi kurumlardan temin edildiği de belirtilmek suretiyle Maltepe 1. ve 2. İlçe Seçim Kurullarından ayrı ayrı gönderilmesinin istenmesine karar verdi.

Bu listelerin dışında görevlendirme yapılmışsa hangi sebeple ve hangi kurumdan görevlendirme yapıldığının sorulmasına karar veren YSK, bunlardan mazeret bildiren veya seçim günü göreve gelmeyen varsa bunların da listesinin Maltepe 1. ve 2. İlçe Seçim Kurullarınca ayrı ayrı gönderilmesini istedi.

MHP'nin kısıtlı seçmen iddiaları ise Kurul'un dün verdiği ara karar ile araştırıldığından, bu konu hakkında yeniden bilgi istenilmesine yer olmadığına, gelen sonucun bir örneğinin bu dosya içine de konulmasına karar verildi.

Ara karar gereklerinin beş gün içinde Maltepe 1. ve 2. İlçe Seçim Kurulları tarafından ayrı ayrı ve kurul halinde toplanılarak yerine getirilmesi kararlaştırıldı.

MHP, ayrıca sandık kurulu başkanlarından 117'sinin akraba olduğunu iddia etmişti. Bu iddianın ise Seçmen Kütüğü Genel Müdürlüğünce araştırılmaya başlandığı öğrenildi.

-AK Parti'nin Büyükçekmece itirazı

Kurul, toplantıda AK Parti'nin Büyükçekmece seçim sonuçlarına ilişkin itirazını da görüştü. Bu itiraza ilişkin ise dün alınan ara kararların sonucunun beklenmesine karar verildi.

“CHP şehit cenazelerindeki olayları politize etmekten kaçınmalı”

ANKARA (AA) – MHP Genel Başkan Yardımcısı Semih Yalçın, "CHP, küçük hesaplar uğruna şehit cenazelerindeki olayları politize ederek siyaset sofrasına katık etmekten kaçınmalıdır." ifadesini kullandı.

Yalçın, Etik Haber'e partisine yönelik bazı ithamlar üzerine açıklama yaptı.

Bölücü terör örgütü mensuplarınca Hakkari'de şehit edilen sözleşmeli piyade er Yener Kırıkcı için Ankara'nın Çubuk ilçesinde düzenlenen cenaze töreni sırasında meydana gelen olayların, her bakımdan ders ve ibret verici olduğunu ifade eden Yalçın, şehit cenazelerinde siyasilere yönelik tepki ve taşkınlıkların ilk olmadığını, son da olmayacağını vurguladı.

"Törende, CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu'na yönelik protestolar dolayısıyla derhal MHP'yi suçlayan, hafızaları nisyan ile malul ve ön yargı şampiyonu CHP'liler geçmişten birkaç misal hatırlarlarsa akılları başlarına gelecektir." değerlendirmesinde bulunan Yalçın, geçmişte bazı bakanlara şehit cenazelerinde gösterilen tepkinin, şimdi Kılıçdaroğlu'na ve CHP'lilere gösterildiğini hatırlattı.

Yalçın, dönemin siyasilerinin maruz kaldıkları bu tepkilerin halktan geldiğinin bilinciyle genellikle üzerine fazla gitmediğini, hazımlı, sabırlı ve mutedil davrandıklarını söyledi.

Semih Yalçın, Çubuk'ta yaşananlara rağmen "Bir milim geri adım atmam." diyen CHP liderinin bundan ders çıkarmamışa benzediğini belirtti.

"CHP sözcülerinin ve başta Sayın Kılıçdaroğlu'nun açıklamaları, bu meselenin çirkin şekilde kaşınacağının ve bundan sonraki muhtemel provokasyonların da siyaseten kullanılacağının işareti olmuştur." görüşünü dile getiren Yalçın, şu değerlendirmelerde bulundu:

"Çubuk'ta yaşananlar, MHP’ye fatura edilmeye çalışılmaktadır. Lakin işin aslı başkadır. 'Bu bir tertiptir' diyenler, halkın tepkilerini, duygularını, acılarını küçümsemekte, göz ardı etmektedir. 'PYD'yi terörist örgüt olarak görmüyorum. Selahattin Demirtaş'ın politik duruşunu beğeniyorum' diyen kafa ile şehit cenazelerinden siyasi rant elde etmeye, üstelik şehit ailelerinin ve halkın hissiyatını yok saymaya çalışan zihniyet aynıdır. Hem şehit ailesine başsağlığı dilemek hem de Selahattin Demirtaş'ı övmek, ikiyüzlü bir siyasettir. "

  • "Aşırı tepkiler onaylanamaz"

Semih Yalçın, elbette cenaze törenlerinde sergilenen bu tür aşırı tepkilerin onaylanamayacağına işaret etti.

Meselenin provokasyon tarafının irdelenmesi, savcılar ve politikacıların gereğini yapması gerektiğinin altını çizen Yalçın, ancak madalyonun öbür yüzünün de görülmesi gerektiğini söyledi.

Semih Yalçın, şu görüşleri dile getirdi:

"CHP, Türkiye'nin Habur süreçlerinden nasıl Kızıl Elma ülküsüne yöneldiğini, bunun neticesinde beka tehdidiyle nasıl yüz yüze kaldığını iyi bilmelidir. Sayın Kılıçdaroğlu, önceki günkü konuşmasında beka kelamı etmiştir. Kendisinin ayakları yere mi değdi, başı göğe mi erdi, emin değiliz ama umarız beka meselesinden ders çıkarır ve Türkiye'ye yönelik tehditleri ciddiye alır. CHP yanlış hesap yapmamalıdır. Yanlış hesap milletten döner.
CHP, küçük hesaplar uğruna şehit cenazelerindeki olayları politize ederek siyaset sofrasına katık etmekten kaçınmalıdır. CHP, sorumlu ve yapıcı politika yapmalı, rekabeti husumete çevirmekten imtina etmelidir."

  • "Kutuplaşma söylemi"

Kimi siyasetçilerin ve onları medyada destekleyen yalaka takımının, MHP'yi kutuplaşma söylemiyle, cenazelere katılanları tahrik etmekle suçlayarak parti aleyhinde algı operasyonu yaptığını bildiren Yalçın, şunları kaydetti:

"Şehit cenazelerindeki tepkilerin faturasını Cumhur İttifakına ve özellikle de MHP'ye çıkarma çabası alçakçadır. CHP yanlısı birtakım gazetecilerin 'fırsat bu fırsat' diyerek algı çalışmasına soyunması da dikkatlerden kaçmamaktadır. CHP üç beş belediye alınca bitleri kanlanan birtakım solcu gazeteciler aşka gelmiştir.
Nerede bir kıvılcım çıkıp yangına dönüşse bunlar, kalemlerini ve dillerini pis bir körük gibi kullanarak alevleri harlandırmaya çalışmaktadır.
Bazı gazeteci taslaklarının, Sayın Kılıçdaroğlu'na yönelik saldırıdan Sayın Cumhurbaşkanı'nı ve Sayın Bahçeli'yi sorumlu göstermesi de bu kabil rezil provokasyonlardandır. 31 Mart'ın sarhoşluğuyla alabildiğine şımarık ve fütursuz hareket edenlere biz şimdiden hatırlatalım. Bu gidiş, gidiş değildir."

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin, son günlerdeki açıklamalarıyla Gezi ve 1 Mayıs atmosferini oluşturmaya dönük bu gürültücü çabalar karşısında kamuoyuna uyarıda bulunduğunu ifade eden Yalçın, Bahçeli'nin devlet adamlığı sorumluluğunu aksettiren ikazlarının süreceğini sözlerine ekledi.

YSK'de İstanbul itirazları görüşülüyor

ANKARA (AA) – Yüksek Seçim Kurulu (YSK), bugünkü gündem toplantısında AK Parti'nin Büyükçekmece, MHP'nin İstanbul geneli ve Maltepe seçim sonuçlarına ilişkin olağanüstü itirazlarını ele alacak.

YSK, saat 14.00'te İstanbul'a ilişkin olağanüstü itirazları görüşmeye devam edecek.

Kurulun bugünkü gündeminde, AK Parti'nin Büyükçekmece, MHP'nin İstanbul geneli ve Maltepe seçim sonuçlarına ilişkin olağanüstü itirazları bulunuyor.

AK Parti'nin ardından MHP de İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı ve Maltepe İlçe Belediye Başkanlığı seçimlerinin iptali istemiyle YSK'ye başvurmuştu.

Başvuru dilekçesinde toplam 970 kişinin Maltepe İlçe Seçim Kurulunca Kaymakamlık tarafından gönderilen liste dışından görevlendirildiği, bunlardan 479'unun il, ilçe dışı, mülki idare teklifi dışı atanan sandık kurulu başkanları olduğu tespitine yer verilmişti.

Maltepe Belediyesinin bağımlı ve taraflı çalışanlarının sandık kurulu başkan ve üyesi yapıldığı iddiasıyla görevliler hakkında suç duyurusunda bulunulduğu belirtilen başvuruda, sandık kurulu başkanlarından 117'sinin akraba olduğu, yine yasaya aykırı askeri personele görev verildiğinin tespit edildiği belirtilmişti.

  • Dün verilen ara kararlar

AK Parti'nin İstanbul seçimleriyle ilgili olağanüstü itirazını görüşen YSK, dün ara karar vererek, KHK'lilerin oy kullanabileceğine karar vermiş, 41 bin 132 seçmen ile memur olmayan sandık kurulu başkan ve üyelerinin araştırılmasını kararlaştırmıştı.

Kurulun bu konuyla ilgili kısa kararı yazıldı.

Kısa kararda, AK Parti'nin "2 bin 732 kısıtlı seçmenin oy kullandığı" iddiasıyla ilgili, bu seçmenlerin, seçmen listesinde yer alıp almadıkları, yer almış iseler bu seçmenlerin oy kullanıp kullanmadığının ilçe seçim kurulunca tutanakla tespit edilmesi istendi. Bu kişiler, oy kullanmışsa kısıtlılıklarına ilişkin 31 Mart 2019 tarihi ve bu tarihten önce kesinleşmiş mahkeme kararı varsa ilgili mahkemelerden temin edilerek tutanakla kurula gönderilmesi talep edildi.

"Ölen bin 229 kişinin yerine oy kullanıldığı", "ceza infaz kurumlarında tutuklu ve taksirli suçlardan hükümlü olan 10 bin 290 kişinin kayıtlı olduğu sandık seçmen listesinde yerlerine oy kullanıldığı", "31 Mart 2019'da cezaevlerinde kasıtlı suçtan hükümlü olan 5 bin 287 kişinin kayıtlı oldukları seçmen listesinde yerlerine oy kullanıldığı" ve "31 Mart 2019'da cezaevlerinde tutuklu ve taksirli suçtan hükümlü olarak bulunan ve yerleşim yerleri cezaevi olarak gösterilen 236 kişinin cezaevinde oy kullandığı" iddialarıyla ilgili de ilçe seçim kurullarınca bu kişiler yerine oy kullanılıp kullanılmadığının tutanakla tespit edilerek YSK'ye gönderilmesi istendi.

Ara kararda ayrıca AK Parti'nin "zihinsel engeli nedeniyle kısıtlı olduğu" iddia edilen 21 bin 358 seçmenin, 31 Mart 2019 ve bu tarihten önce haklarında kesinleşmiş kısıtlılık kararı olup olmadığının, ikametgahlarının bulunduğu sulh hukuk mahkemesinden sorularak varsa ilgili mahkemelerden temin edilerek, tutanakla YSK'ye gönderilmesi gerektiği belirtildi.

Bu kişilerin haklarında kısıtlılık kararı olanların seçmen listesinde yer alıp almadıkları, yer almışlarsa bu seçmenlerin oy kullanıp kullanmadığının da ilçe seçim kurulunca tespit edilmesi istendi.

AK Parti'nin KHK ile kamu görevinden çıkarılanların seçmen olamayacağı yönündeki iddiasının reddedildiği ara kararda, KHK ile kamu görevinden çıkarılan kişilerin oy verme hakları olduğundan bu konuda araştırma yapılmasına gerek olmadığı sonucuna varıldı.

Kurulun iki üyesi çoğunluk görüşüne katılmadı.

  • Sandık kurulu başkan ve üyelerinin araştırılması

YSK'nin kısa kararında ayrıca AK Parti'nin "6 bin 539 sandıkta sandık kurulu başkanının, 13 bin 84 sandıkta sandık kurulu üyesinin kamu görevlisi olmadığı" iddiasının da araştırılmasına karar verilmişti.

Kısa kararda, sandık kurulu başkan ve memur üyelerinin görevlendirilmelerine esas alınan listelerin, hangi kurumlardan temin edildiği de belirtilmek suretiyle ilgili ilçe seçim kurullarından gönderilmesi istendi.

Bu listeler dışında görevlendirme yapılmışsa, hangi sebeple ve hangi kurumdan görevlendirme yapıldığının sorulmasına, bunlardan mazeret bildiren veya seçim günü göreve gelmeyen varsa bunların listesinin de ilgili ilçe seçim kurullarınca gönderilmesi talep edildi.

"KHK ile kamu görevinden çıkarılan 12 kişinin sandık kurulu başkanı ve üyesi olarak görevlendirildikleri" iddiasıyla ilgili de adı geçenlerin nasıl görevlendirildiğinin ilgili ilçe seçim kurullarından sorulmasına karar verildi.

YSK, ara karar gereklerinin beş gün içinde ilgili ilçe seçim kurullarınca kurul halinde toplanılarak yerine getirilmesini kararlaştırdı.

Buna göre, araştırılması istenen konularla ilgili ilçe seçim kurullarının çalışmalarını beş gün içinde tamamlamasının ardından YSK üyeleri gelen cevapları ele alacak.

Bu sürecin ardından İstanbul seçim sonuçlarıyla ilgili son kararın verilmesi bekleniyor.