“Esnaf ve sanatkar kalıcı çözümler bekliyor”

TBMM (AA) – CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, "Esnaf ve sanatkarlar sıkıntılarının görülmesini, pansuman çözüm yerine kalıcı önlemlerin alınmasını istiyor." dedi.

Gürer, Mecliste düzenlediği basın toplantısında, yaptıkları bölge ziyaretleri çerçevesinde esnaf ve sanatkarlarla bir araya geldiklerini, şikayet ve talepleri de kendilerinin gündeme taşıma gayretinde bulunduklarını söyledi.

Türkiye'de bir milyon 749 bin 141 esnaf ve sanatkarın bulunduğunu belirten Gürer, ekonomik durumdan doğrudan etkilenen esnaf ve sanatkarların, "perişan durumda olduklarını" söylediğini aktardı.

Çok sayıda esnafın mal varlığının borçlarını karşılayamaz durumda olduğunu ifade eden Gürer, "Esnaflar, iktidarın kredi uygulamalarını samimi bulmamaktadır. Kredi talebinde bulunan esnafın, şartları karşılayamadığı için verilen krediden yararlanma oranı düşük kalmaktadır. Çiftçinin, işçinin ve memurun alım gücünün düşmesi, satış yapamayan esnafın iş alanını daraltmıştır. Esnaf, pansuman tedbirler yerine kalıcı çözümler beklemektedir." diye konuştu.

Ömer Fethi Gürer, yeni iş yeri açacak esnafa en az iki yıl vergi muafiyeti ya da en az 5 yıl süreyle vergi indirimi uygulanmasının, kamu bankalarının yeni açılan iş yerlerine düşük maliyetli finansman sağlamasının talep edildiğini belirtti.

Fiyatı devlet tarafından belirlenen doğal gaz, elektrik gibi zorunlu giderlerdeki artışın, esnafın girdi maliyetlerinin yükselmesine neden olduğunu dile getiren Gürer, "Vatandaş girdi maliyetlerine ciddi etki yaratan bu zamların tümden geri alınmasını beklemektedir. Ülkemizin birçok yerinde esnaflar ekonomik sıkıntı nedeniyle kepenk indirmek zorunda kalıyorlar. Esnaf ve sanatkarlar sıkıntılarının görülmesini, pansuman çözüm yerine kalıcı önlemlerin alınmasını istiyor." ifadesini kullandı.

“ABD Orta Doğu'ya İsrail'in gözüyle bakıyor”

TBMM (AA) – Ardahan Bağımsız Milletvekili Öztürk Yılmaz, "ABD, Orta Doğu'ya kendi stratejik çıkarları ve İsrail'in gözüyle bakıyor. Bu bölgeyi tamamen Şii ve Sünni ekseninde bölmek, İsrail'in dostlarının sayısını artırmak istiyor." dedi.

Yılmaz, Mecliste düzenlediği basın toplantısında, ABD öncülüğünde Polonya'nın başkenti Varşova'da düzenlenen Orta Doğu konulu zirveye ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Zirvenin Orta Doğu'da Sünni Arap yönetimleriyle İsrail'i ittifaka zorlamayı ve İran'a karşı birleştirmeyi amaçladığını söyleyen Yılmaz, "Orta Doğu taşeronlaşıyor, bölünüyor. Mezhebi çizgide fay hatları oluşuyor. Bu konferans, bunu ileri götürecek bir hamledir." diye konuştu.

Yılmaz, zirvenin ciddi sonuçları olacağını dile getirerek yalnızca İran'ın çevrelenmekle kalmayacağını, aynı zamanda Filistin sorununun çözümüne ciddi bir darbe vurulacağını ifade etti.

İsrail ile Sünni Arap yönetimleri arasındaki ittifaka, Avrupa'daki bazı ülkelerin katılmasının Suriye'de bazı sonuçları olabileceğini belirten Yılmaz, "ABD, Suriye'den çekilirken o bölgede bazı Avrupa ülkeleri ve bazı Arap yönetimlerinin askerlerini bulundurmak istiyor. ABD'nin kafasındaki bu. Esasen Varşova'daki toplantı da bunun altyapısını oluşturuyor." ifadelerini kullandı.

Türkiye'nin, zirveyi Varşova Büyükelçisi aracılığıyla takip edeceğini dile getiren Yılmaz, "Türkiye konferansa keşke hiç katılmasa, hiç temsilci göndermese. Çünkü bunun neye hizmet ettiği açıkça ortada. ABD, Orta Doğu'ya kendi stratejik çıkarları ve İsrail'in gözüyle bakıyor. Bu bölgeyi tamamen Şii ve Sünni ekseninde bölmek, İsrail'in dostlarının sayısını artırmak, öte yandan İran ve Filistin'in düşmanlarının sayısını artırmak istiyor." değerlendirmesinde bulundu.

  • "Türkiye'nin bir tercih yapması lazım"

Rusya'nın Soçi kentinde yarın Türkiye, Rusya ve İran'ın katılımıyla yapılacak Suriye konulu üçlü zirveye işaret eden Yılmaz, şunları kaydetti:

"Türkiye'nin bir tercih yapması lazım. Tercih şudur: ABD'nin himaye ettiği bazı Avrupa ülkeleri ve Sünni Arap yönetimlerinin gücünün mü güvenli bölgeye yerleştirilmesi daha iyidir yoksa Türkiye'nin doğrudan Şam ile bir diyalog kurup Suriye askeri ile Türkiye'nin orada bulunması mı daha iyidir? Bu, stratejik bir karardır. Birinci tercih 'çekiç güç' benzeri bir yapılanmanın oluşmasına yol açabilecek kritik bir gelişmedir. Oraya çok taraflı uluslararası güç girdiği anda Suriye'nin geleceğinde ciddi söz sahibi olabilecek ve kolay kolay da oradan çıkarılamayacak. İkinci tercih ise Türkiye zaten Rusya ve İran ile Astana ve Soçi süreçlerinde Suriye'nin geleceği konusunda iş birliği yapıyor. En azından Türkiye'nin, Suriye güçleriyle hemen sınırın güneyinde, Fırat'ın doğusundaki alanda birlikte oyun kurgulaması Rusya ve İran tarafından daha kolay kabul edilebilecek bir seçenektir. Türkiye'nin bunu değerlendirmesi gerekir."

Kartal'da çöken bina

TBMM (AA) – CHP Grup Başkanvekili Engin Altay, İstanbul Kartal'da çöken ve 21 kişinin hayatını kaybettiği binaya, şu anda Erzurum Büyükşehir Belediye Başkanı olan Mehmet Sekmen'in Kartal Belediye Başkanı olduğu 1994 yılında 3 kat ilave inşaat izni verildiğini öne sürerek, "Facianın davetiyesi, Kartal Belediyesinin 1998'de aldığı emlak vergisiyle başlamıştır." dedi.

Altay, Mecliste düzenlediği basın toplantısında, Kartal'daki Yeşilyurt Apartmanı'nın çökmesine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Daha büyük acıların yaşanmaması için kendisini değerlendirme yapmak zorunda hissettiğini belirten Altay, "Bu, büyük bir acıdır; 'kaza' desen kaza değil, 'doğal afet' desen doğal afet değil. Bu kesinlikle bir ihmal, görev kusuru, umursamazlık ve duyarsızlıktır. Bunun sorumlularının hem siyaseten hem de adli olarak hesap vermeleri gerekir." diye konuştu.

Hikmet Yeşilyurt'a ait binanın 1992'de yapıldığını, zemin dahil 5 kat üzerinden ruhsatlandırıldığını söyleyen Altay, dönemin belediye başkanının da SHP'den seçilen Mehmet Ali Büklü olduğunu ifade etti.

Altay, 1994'te ise günümüzdeki Erzurum Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Sekmen'in göreve gelerek, binaya 3 kat daha izin verdiğini iddia etti. Binaya ait Kartal Belediyesi Emlak Vergisi Bildirimi'ni paylaşan Altay, binanın, 1998'de kaçak 3 kat ilave edilerek tamamlandığını ve emlak vergisine tabi tutulduğunu dile getirdi. Engin Altay, "Kartal'da göz göre göre kaçak olarak 3 kat ilave edilen binadan, dönemin belediye başkanı emlak vergisi almaya başlar. Dolayısıyla gayri yasal bir binaya yasal bir zırh büründürür. Böylece facianın da zemini hazırlanmış olur." dedi.

6 Haziran 2018'de İmar Barışı'na dayanak olmak üzere Yapı Kayıt Belgesi verilmesine ilişkin usul ve esasların düzenlendiği bir yönetmeliğin yayınlandığını hatırlatan Altay, yönetmeliğin 9. maddesiyle devletin sorumluluğu üstünden attığını savundu. CHP Grup Başkanvekili Altay, "Böylece, umarım bir daha gerçekleşmez ama olabilecek bir sürü facianın sorumluluğu vatandaşa yönetmelik marifetiyle yükleniyor." diye konuştu.

  • "Şimdi domates, biber kuyruklarını yaşayacağız"

Gazetecilerin sorularını da yanıtlayan Altay, tanzim satış uygulamasına ilişkin soru üzerine, "İki kilo domatesten fazla alınamıyorsa 8 kişilik bir ailenin bir akşam menemen yapma şansı bile yok." ifadesini kullandı.

Engin Altay, 1978-1979'da Türkiye'de tanzim satışların olduğunu hatırlatarak, şunları söyledi:

"Tanzim satışlar sigara, çimento, benzin, sıvı yağ, zeytinyağı hatta un satarlardı. Neden? Adeta karneye bağlar gibi bu millet geçmişte sigara, çimento, benzin, akaryakıt aldı. O günden bugüne işlerine geldiği zaman 'Nereden nereye' diye hamaset yapanların, tank palet fabrikasını özelleştirip domates ve patatesi devletleştirdiklerine tanıklık ediyoruz. Bu, milletin aklıyla alay etmektir. Benim tabirimle kendi içinde dumur, millet için kambur olmuş sözde Cumhur İttifakı'nın milletin sırtında kalacağı süre 48 günden aşağı düşmüştür. Millet, aklıyla alay edenleri, sırtına kambur olanları 31 Mart'ta doğrulup atacaktır. Eskiden tüp kuyrukları vardı şimdi Türkiye'de domates, biber kuyruklarını yaşayacağız. Bir hükümetin geldiği nokta bakımından son derece düşündürücü ve acı bir durumdur."

"Türkiye'de sizce beka sorunu var mı?" sorusuna Altay, "Türkiye'nin beka sorununu gündeme getirirsen, adama '17 senedir bu ülkeyi kim yönetiyordu?' diye sorarlar. 17 yıldır olmayan beka sorunu eğer bugün var ise ki bizce öyle bir sorun yok, bir tek müsebbibi vardır; Recep Tayyip Erdoğan ve yardımcısı Devlet Bahçeli'dir." karşılığını verdi.

  • "Rahatsızlıklarını dile getirmesi doğal"

CHP İstanbul Milletvekili Gürsel Tekin'in, "Aday belirleme sürecinde liyakat ilkesi bir kenara bırakıldı." sözüne ilişkin değerlendirmesi sorulan Altay, Tekin'in açıklamasını dikkatle okuduğunu, katıldığı hususların olduğunu belirtti.

Gürsel Tekin'in, "sıkı bir CHP'li" olduğuna işaret eden Altay, şöyle konuştu:

"Rahatsızlıklarını dile getirmesi artık doğal. Bizim partide herkes, her aklına geleni medya üzerinden konuşuyor. Her şeye rağmen Gürsel Tekin'in açıklamasının bütününe baktığımızda bu seçimlerde CHP'nin başarısı için elinden geleni yapacağını söylemek suretiyle bir CHP'li olduğunu göstermiştir. Gürsel Tekin'in ortaya koyduğu eleştirilere katılan çok sayıda CHP'li bulabilirsiniz ama her seçim döneminde, aday belirleme sürecinde partinin tamamını da memnun etme imkanı hiç kimse için olmaz. Tablo bundan ibarettir."

  • "Aday değiştirmek onları kurtarmaz"

Cumhur İttifakı'nda seçime kadar bazı adayların değiştirilebileceğine ilişkin iddiaların hatırlatılarak, "Millet İttifakı'nda da böyle bir durum var mı?" sorusu üzerine Altay, şunları kaydetti:

"Dumur ve kambur ittifakı adayları yeniden gözden geçirmeyi düşünüyorsa bizim adayları yeniden gözden geçirmemize gerek yok demektir. Bizim İYİ Parti ile yaptığımız ittifakı, iş birliğini gözden geçirmemizi gerektiren bir hal yok demektir. Çünkü millet CHP-İYİ Parti iş birliğine sahip çıkıyor. Bunu görüyoruz. Dumur ve kambur ittifakı bakımından da korku dağları sarmış, adayları değil genel başkanlarını değiştirseler, bütün kadrolarını değiştirseler sonuç değişmeyecektir.

Ankara seçimi şu anda sonucu belli olan bir seçimdir. Eğer bir aday değişecekse şu anda sonucu belli olan Ankara, Adana, Mersin, Antalya, Eskişehir, İzmir… İstanbul'da kafa kafayayız. Ankara zaten tamam, şubat ayının sonuna doğru İstanbul'u da CHP'nin aldığını herkes tayin ve tespit edecek."

TBMM'de bu hafta

TBMM (AA) – YILDIZ AKTAŞ- TBMM Genel Kurulu, bu hafta Maden Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapan Kanun Teklifi'ni yasalaştırmak için mesai yapacak.

TBMM, yaklaşık iki haftalık aranın ardından çalışmalarına yeniden başlayacak.

Genel Kurul, bu hafta 51 maddelik Maden Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapan Kanun Teklifi için mesai harcayacak. Teklifle, MTA'nın yurt dışında faaliyet göstermek üzere kuracağı şirketlerin arama ve araştırma faaliyetleri dışında işletme faaliyetinde de bulunmasına imkan tanınıyor. EÜAŞ, ihtiyaç duyulması halinde kamu kaynaklarının etkin ve verimli kullanılması amacıyla elektrik üretim tesisleri kurması, işletmesi ve ticaretinin yaptırılması konusunda görevlendirilen veya üretim tesisi işletme hakkı devredilen şirketlerin sahasından kömür alımı yapabilecek.

Ruhsat sahalarında ruhsat sahipleri, madencilik faaliyetleri ve madenlerin işlenmesine yönelik faaliyetler dışında hiçbir faaliyette bulunamayacak, geçici tesisler dışında herhangi bir tesis veya altyapı tesisi kuramayacak.

Ruhsat sahalarında ruhsat sahibi veya diğer gerçek, tüzel kişiler ile kamu kurum ve kuruluşları ancak Bakanlık tarafından uygun görülmesi halinde ticari veya sınai faaliyette bulunabilecek.

Altın, gümüş ve platin hariç bakır, kurşun, çinko, demir, krom, civa, kalay, kobalt, nikel, alüminyum grubundaki madenlerin yurt içindeki entegre tesislerde metal hale getirilmesi durumunda devlet hakkının yüzde 75'i alınmayacak.

Maden ruhsat sahibi veya vekilinin mahallinde yapılan tetkik ve incelemelere katılmaması veya ruhsat sahibince ya da vekilince herhangi bir nedenle tetkik ve incelemelerin engellenmesi halinde 31 bin lira, bu fiillerden herhangi birinin tekrarı halinde ise iki katı tutarında idari para cezası uygulanacak.

Tüm yerli ham petrol üreticileri teşvik edilecek. Yerli üreticilerin Türkiye'de petrol arama ve üretim konularında daha çok yatırım yapmaları sağlanarak yerli üretimin artmasına katkıda bulunulacak. Teklifle, 26 API gravitesi altındaki petroller için yakın coğrafyada bulunan ağır petrolleri tarif etmekte kullanılan Arap Heavy petrolü, hem her zaman ulaşılabilir olması hem de fiyat dalgalanmalarında daha dengeli davranması sebebiyle "Ras Gharib" yerine Petrol Piyasası Kanunu kapsamına alınıyor.

Teklifle, akaryakıt kaçakçılığı kapsamına giren fiillere yüksek cezalar getiriliyor.

Kaçakçılıkla ilgisi olmayan ve niteliği itibarıyla düzeltme imkanı bulunan şirketler, para cezasından önce ihtar edilecek. İhtara rağmen aykırı durumunu gidermeyenlerin işleri geçici olarak durdurulacak, devamında düzeltmeyenlere ise para cezası uygulanacak.

Damgası kopmuş, bozulmuş, damga süresi geçmiş ölçü aletini kullanan, yetkisiz olarak ölçü aletlerinin muayenesini, tamirini yapan, uygun olmayan ölçü aletlerini imal ve ithal eden, satan kişiye idari para cezası verilecek.

Otogaz istasyonlarında LPG tüpü dolumu ve satışı yapılması, LPG tüpü dolumuna yarayan alet, makine ve teçhizatın istasyon dahilinde bulundurulması durumlarında sorumlulara, 550 bin liradan az olmamak ve 1 milyon 500 bin lirayı geçmemek üzere ceza uygulanacak.

Ulusal petrol stoku tutma yükümlülüğü bulunan lisans sahiplerine, tespit tarihinde eksik tutulan her bir ton ürün için 200 lira ceza uygulanacak.

Nükleer silah ya da nükleer veya radyolojik patlayıcı cihaz imal eden, radyoaktif maddeleri bu amaçla bulunduran, ticaretini yapan, kullanan veya kullanımını yaygınlaştıran kişilere 25 yıldan 30 yıla kadar hapis cezası verilecek.

Nükleer tesis, radyasyon tesisi veya radyoaktif atık tesisini geçerli bir lisansa sahip olmaksızın işletenler 4 yıldan 8 yıla kadar hapisle ve 5 bin gün adli para cezası ile cezalandırılacak.

Enerji üretim, iletim, dağıtım tesislerine ait izinler, talep edilmesi halinde son ödenen arazi izin bedeli, Vergi Usul Kanunu uyarınca belirlenen yeniden değerleme oranında arttırılmak suretiyle 99 yıla kadar uzatılacak.

  • ALS, SMA ve MS hastalığına ilişkin komisyon kurulacak

Genel Kurulda, bu hafta Amyotrofik Lateral Skleroz (ALS), Spinal Müsküler Atrofi (SMA), Multipl Skleroz (MS) ve henüz tedavisi tespit edilemeyen diğer hastalık türlerine ilişkin mevcut durumun tespit edilip, tedavi ve bakım yöntemlerinin belirlenmesi, hastaların ve yakınlarının problemlerine ilişkin çözüm yöntemlerinin geliştirilerek yaşam kalitelerinin artırılması, toplumda farkındalık oluşturulması ve uluslararası sağlık kuruluşları ile koordineli bir çalışma yürüterek gerekli tedbirlerin alınması amacıyla Meclis Araştırma Komisyonu kurulması bekleniyor

  • Aden Körfezi tezkeresi görüşülecek

Genel Kurulda, Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) deniz unsurlarının Aden Körfezi, Somali karasuları ve açıkları, Arap Denizi ve mücavir bölgelerde görev süresinin bir yıl daha uzatılmasına dair Başbakanlık Tezkeresi de görüşülecek. Tezkerenin süresi, 10 Şubat 2019'da sona eriyor.

  • Komisyonlar

Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu, İslam Gıda Güvenliği Teşkilatı Tüzüğünün Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Teklifi ile Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Uluslararası Tarımsal Kalkınma Fonu (IFAD) Arasında IFAD Ülke Ofisi-Doğu Avrupa ve Orta Asya Merkezi Kurulmasına İlişkin Ev Sahibi Ülke Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Teklifi'ni görüşecek.

İZTO'dan Dalgakıran Projesi'ne ek süre talebi

İZMİR (AA) – İzmir Ticaret Odası (İZTO) Yönetim Kurulu Başkanı Mahmut Özgener, 2012'den bu yana kira, üst kullanım hakkı bedeli ve vergi kalemlerinde 5 milyon 251 bin 670 lira harcadıkları Dalgakıran Projesi'nin süresinin uzatılmasını talep etti.

İZTO binasında gerçekleşen ocak ayı meclis toplantısında konuşan Özgener, ocak ayı içinde birçok ziyarette bulunduklarını söyledi.

Özgener, daha sonra toplantıya katılan AK Parti İzmir Büyükşehir Belediye Başkan adayı Nihat Zeybekci'ye, İzmir ile ilgili taleplerini iletti.

Fuarİzmir'in hizmete açılmasıyla Kültürpark'ta İzmir Enternasyonal Fuarı ve Uluslararası Kitap Fuarı düzenlendiğini hatırlatan Özgener, bu alanda halka yönelik butik fuarların da düzenlenmesi gerektiğine işaret etti.

Semt pazarlarında süt ürünleri ve gıda maddeleri satışındaki kontrollerde denetimin artırılması gerektiğini vurgulayan Özgener, "Cadde, sokak ve pazar yerlerinde satılan ve halk sağlığını tehdit edecek satış koşulları ve içeriğe sahip ekmek satışlarında ciddi bir denetim sürecine ihtiyaç var." değerlendirmesinde bulundu.

Özgener, Alsancak'taki eski sigara fabrikasının bulunduğu alanın kentin ihtiyacı olan nitelikli bir sanat galerisini de içerisinde barındıracak şekilde kültür merkezine dönüştürülmesi gerektiğini dile getirdi.

Dalgakıran Projesi hakkında da bilgi veren Özgener, şunları kaydetti:

"27 Ocak 2012’den bu yana kira, üst kullanım hakkı bedeli ve vergi kalemlerinde 5 milyon 251 bin 670 lira harcadığımız Dalgakıran Projesi'ndeki sözleşmemiz 2021 yılında son buluyor. Eğer bu süre uzatılır ve kıyı bölgesi, Marina Projesi ve Konak Pier bir bütün olarak değerlendirilirse, bu bölgeyi İzmir'e en güzel şekilde kazandırabileceğimize inanıyoruz. Odamız buradaki hayalini gerçekleştirebilirse yap-işlet-devret modeli ile İzmir’e eşsiz bir değer kazandırmış olacak."

Özgener'den sonra kürsüye Zeybekci çıktı. Zeybekci'nin meclisteki konuşması basına kapalı gerçekleştirildi.

Toplantıya, Ege İhracatçılar Birliği Koordinatör Başkanı Jak Eskinazi, İzmir Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı Işınsu Kestelli ve Deniz Ticaret Odası İzmir Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı Yusuf Öztürk de katıldı.

AB Türkiye Delegasyonu Başkanı Berger, İzmir'de

İZMİR (AA) – Avrupa Birliği (AB) Türkiye Delegasyonu Başkanı Büyükelçi Christian Berger, "Türkiye'yi, AB'ye aday ülke olmasının ötesinde çok önemli bir ortak olarak görüyoruz." dedi.

Avrupa Birliği (AB) Türkiye Delegasyonu Başkanı Büyükelçi Berger, İzmir Ticaret Borsasının (İTB) Meclis toplantısına katıldı.

Borsa binasında gerçekleşen toplantıda konuşan Berger, Türkiye'yi AB'ye aday ülke olmasının ötesinde çok önemli bir ortak olarak gördüklerini belirtti.

Türkiye ve AB'nin birçok alanda iş birliği yaptığına değinen Berger, "Aynı savaşları, aynı mücadeleleri veriyoruz. Örneğin plastik poşetler. Bu son derece basit bir örnek ama bunları çoğaltmak mümkün." diye konuştu.

Türkiye'nin yüzünü Batı'ya çevirme pozisyonunu halen koruduğuna işaret eden Berger, şunları söyledi:

"Türkiye'yi, AB'ye aday ülke olmasının ötesinde çok önemli bir ortak olarak görüyoruz. 2019'da birçok önemli etkinlik var. Türkiye'de 31 Mart'ta seçimler söz konusu. Mayıs ayı ortalarında AB ülkelerinde de seçimler var. Bunun yanında AB ile Türkiye arasında birçok diyalog gerçekleşecek. Örneğin şubat ayında İstanbul'da ekonomi üzerine bir toplantı gerçekleşecek. Bu toplantıya AB ve Türkiye iş dünyasından çok önemli isimler katılacak."

  • "Türkiye'ye uygulanan gümrük vergileri kaldırılmalı"

İTB Yönetim Kurulu Başkanı Işınsu Kestelli de delegasyonunun temel görevlerinden birinin, Türkiye-AB arasındaki Gümrük Birliği'ne ilişkin ekonomik, mali ve ticari gelişmelerin yanı sıra Gümrük Birliği hükümlerinin uygulanmasını izlemek olduğunu hatırlattı.

Gümrük Birliği'nin zaman zaman mağduriyet ortaya çıkardığı veya haksız rekabete neden olduğuna değinen Kestelli, şunları değerlendirmelerde bulundu:

"Avrupa Birliği tarafından başta Tunus olmak üzere bazı ülkelerin önemli miktarda kota ile vergisiz ihracat yapmaları sağlanırken ne yazık ki Türkiye bu imkana sahip değildir. Bu durum ülkemiz zeytinyağı sektörünü olumsuz etkilemektedir. Türkiye'nin AB ile uzun yıllara dayanan ilişkisi, aday ülke statüsünde olması ve Gümrük Birliği Anlaşması düşünüldüğünde, diğer ülkelere sağlanan ihracat kotalarının Türkiye'ye de verilmesi ve zeytinyağında Türkiye'ye uygulanan gümrük vergilerinin kaldırılması gerektiğini düşünüyoruz. Böyle bir uygulama Avrupa Birliği ülkelerinde yaşayan 5 milyonun üzerinde Türk vatandaşına, kendi ürünlerini tüketme imkanı da sağlamış olacaktır."

İTB Meclis Üyesi Mehmet Esmer de kuru üzümün yurt içinde yaklaşık 10 liraya, yurt dışında ise 2 dolara yakın fiyatları gördüğüne işaret ederek, "Ama bakıldığı zaman 1 ton kuru üzüm parasına 2 dizüstü bilgisayar satın alınıyor. 1 ton kuru üzümü üretmek için 2 dönüm arazide üretim yapılması gerekiyor. Bizim fiyatı daha iyi yerlere getirmemiz lazım." diye konuştu.

Sudan'ın Umdurman kentinde gösteriler devam ediyor

HARTUM (AA) – Sudan'ın başkenti Hartum'un batısında yer alan Umdurman kentindeki meclise yürümek isteyen göstericilere polis göz yaşartıcı gazla müdahale etti.

Görgü tanıklarından alınan bilgiye göre, doktor, öğretmen ve mühendislerin mensubu olduğu Sudanlı Meslekler Topluluğunun yanı sıra 3 muhalif koalisyon partisinin çağrısıyla düzenlenen gösteriye çok sayıda Sudanlı katıldı.

Devlet Başkanı Ömer el-Beşir'in iktidardan çekilmesi talebini içeren dilekçeyi yetkililere teslim etmek üzere kentin merkezindeki Şuheda bölgesi ile Erbain Caddesi'nde bir araya gelen ve meclise yürüyüşe geçen göstericiler "Özgürlük, barış, devrimin adaleti halkın seçimi" sloganları attı.

Güvenlik güçleri, göstericilerin meclis binasına yaklaşmasını engellemek için göz yaşartıcı gazla müdahalede bulundu. Kentin bazı mahallelerinde göstericiler ile güvenlik güçleri arasında arbede yaşandı.

Öte yandan aktivistler sosyal medyada, ülkenin güneyindeki Batı Kordofan eyaletine bağlı El-Fula kenti, orta kesimdeki El-Veli el-Halavin bölgesi ile Hartum'a bağlı Kafuri Mahallesi'nde düzenlenen gösterilere ait görüntüler paylaştı.

Sudan Devlet Başkanı Beşir, dün yaptığı açıklamada, daha iyi şartlar ve ekonomik talepler için gösteri yapan Sudanlı gençlere saygı duyduğunu ancak taleplerin sabotaj eylemleriyle gerçekleştirilemeyeceğini belirtmişti.

  • Gösteriler 19 Aralık'ta başladı

Sudan'daki gösteriler 19 Aralık'ta hükümetin ekmek fiyatlarına zam yapmasının ardından Nil kıyısındaki Atbera ve Port Sudan kentlerinde başladı ancak kısa sürede birçok eyalette rejim karşıtlığına dönüştü.

Sudan Merkezi Doktorlar Komitesince yapılan açıklamada, perşembe günü Hartum'da rejim karşıtı gösterilere yapılan müdahalede Muhammed Ubeyd isimli bir çocuk ile bir doktorun hayatını kaybettiği, 5 kişinin gerçek, 3 kişinin ise plastik mermiyle yaralandığı aktarıldı.

Komiteden önceki gün yapılan açıklamada da gösterilerde yaralanan Muaviye Beşir Halil isimli bir kişinin de hayatını kaybettiği ve ölü sayısının 3'e yükseldiği ifade edildi.

Polis sözcüsü Haşim Ali Abdurrahim, göstericilere karşı gerçek mermi kullanılmadığını, ölü sayısının değil 2 olduğunu belirtti.

Cumhurbaşkanı Beşir, 31 Aralık'ta, ülkede yaşanan gösterilerle ilgili araştırma komisyonu kurulması kararı almıştı.

“Kanlı ellerinizi bölgemizden ve ülkemizden derhal çekin”

TBMM (AA) – Türkiye İşçi Partisi (TİP) Genel Başkanı ve İstanbul Milletvekili Erkan Baş, ABD Başkanı Donald Trump'un, Türkiye'ye yönelik sosyal medya üzerinden yaptığı paylaşımına ilişkin, "Trump, bugün dünyanın en saldırgan, geçmişi en kirli devletin başındaki kişi olarak görevini yapıyor. Başta Trump olmak üzere, emperyalizmin tüm temsilcilerine açıkça ifade ediyoruz, kanlı ellerinizi bölgemizden ve ülkemizden derhal çekin." dedi.

Baş, Mecliste düzenlediği basın toplantısında, gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

TBMM Başkanı Binali Yıldırım'ın, görevinden istifa etmeden İstanbul'dan Büyükşehir Belediye Başkan adayı olmasını "hukuksuzluk" olarak nitelendiren Baş, parlamentonun tamamının sorumluluk hissetmesi gereken bu durum karşısında muhalefet partilerinin anlaşılmaz biçimde sessiz kaldığını ileri sürdü.

Baş, "TBMM Başkanı Binali Yıldırım, anayasanın açık hükmüne rağmen koltuğuna yapışmış durumdadır. Yıldırım'ın istifa etmemesi açıkça hukuku, anayasayı ayaklar altına alma örneği olarak karşımızda duruyor. Hukukun bu kadar ayaklar altına alınmasına sessiz kalmayacağız." diye konuştu.

Erkan Baş, seçim sürecinin yaklaşmasıyla hukuksuzluk örneklerinin yaşandığını, birçok kentte "hayalet seçmenlerin" ortaya çıkmaya başladığını, bazı yerleşim yerlerinde seçmen sayılarının arttığını savunan Baş, muhalefet partilerini bu durum karşısında sesini yükseltmeye davet etti.

  • Trump'ın Türkiye'ye yönelik sözleri

Erkan Baş, geçmişte dünyanın birçok bölgesinde yaşanan emperyalizmin, kirli çıkar çatışmalarının bugün Suriye'de görüldüğünü vurgulayarak, "Arap Baharı" adı altında başlatılan oyunun, Suriye'ye kadar sıçradığını ve bugün Türkiye'ye yönelik provakasyonların devam ettiğini bildirdi.

Baş, "ABD Başkanı Donald Trump'ın, 'Türkiye'yi ekonomik olarak mahvederiz' şeklindeki sözleri kabul edilemez. ABD ve emperyalizminin temsilcisine en ağır cevap verilmelidir. Trump, bugün dünyanın en saldırgan, geçmişi en kirli devletin başındaki kişi olarak görevini yapıyor. Türkiye İşçi Partisi, Türkiye'de de Suriye'de de Irak'ta da başka ülkelerin müdahalesi olmaksızın halkların barış içerisinde kendi kaderlerini birlikte tayin etmesinden yanadır. Başta Trump olmak üzere emperyalizmin tüm temsilcilerine açıkça ifade ediyoruz; kanlı ellerinizi bölgemizden ve ülkemizden derhal çekin." değerlendirmesini yaptı.

TBMM'de bu hafta

TBMM (AA) – COŞKUN ERGÜL – Meclis, Finansal İstikrar ve Kalkınma Komitesi kurulması, yaşlılık aylıkları için 1000 liranın alt sınır belirlenmesi ve yapılandırma süresinin bu ayın sonuna kadar uzatılması gibi önemli düzenlemeleri içeren teklifi görüşmeye devam edecek.

TBMM Genel Kurulu, 71 maddelik Vergi Kanunları ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun teklifini 30. maddeden itibaren görüşecek.

Üç bölümden oluşan teklife göre, varlık finansmanı fonlarının sermaye piyasalarında yaptıkları işlemler nedeniyle elde ettiği gelir, banka ve sigorta muameleleri vergisinden istisna tutulacak.

THK ve sivil havacılık pilotları ile kabin memurlarına ödenen aylık ücretin gerçek safi değerinin yüzde 70'i gelir vergisinden istisna olacak.

Yenilenebilir enerji tesislerinde, Kültür ve Turizm Bakanlığınca yayıncılık sertifikası verilmiş yayıncılar tarafından yapılan kitap ve süreli yayınların tesliminde KDV istisnası uygulanacak.

Devlet üniversitelerinin diş hekimliği fakültelerinin ilaç ve tıbbi malzeme alımlarına ilişkin borçları, Hazine ve Maliye Bakanlığından aktarılacak kaynakla ödenebilecek.

İmalat sanayisi yatırımlarındaki inşaat harcamaları dolayısıyla yüklenilecek KDV'nin iade uygulaması 2019 yılında da sürecek.

Finansal sistemin ekonomik büyümeyi sağlıklı şekilde desteklemesi ve piyasalarda güvenin korunması için Finansal İstikrar ve Kalkınma Komitesi kurulacak.

Türk Akreditasyon Kurumu, uygunluk değerlendirme faaliyetlerini akredite edecek yetkili tek kurum olacak.

İhalesi yapılan ve devam eden sözleşmeler, imalat girdi fiyatlarında beklenmeyen artışlar meydana gelmesi nedeniyle düzenlemenin yürürlüğe girdiği tarihten sonraki 60 gün içinde feshedilip, tasfiye edilebilecek veya devredilebilecek. Bu durumda, fesih ve devirden kaynaklanan kısıtlama ve yaptırımlar uygulanmayacak.

Şalgam suyu, çeşnili ve aromalı/aromalandırılmış içme sütleri ile bebek ve devam sütü sayılan içeceklerden ÖTV alınmayacak.

Malullük ve yaşlılık sigortasından ödenen aylıklar ile her ay itibarıyla yapılan ödemeler toplamı, dosya bazında yapılacak ek ödeme dahil 1000 liradan az olamayacak.

Yapılandırma başvurusunda bulunduğu halde belirtilen süre içerisinde tutarları ödemeyen mükellefler, bu ödemeleri 2019 yılı Ocak ayı sonuna kadar yapmaları şartıyla yeniden yapılandırmadan yararlanmaya devam edecek.

TCDD Genel Müdürlüğü yatırımları, Hazine ve Maliye Bakanlığı bütçesinden sermaye transferi yolu ile finanse edilecek.

Başkasının yerine sınava girenler, 2 yıl süreyle ÖSYM Başkanlığınca yapılan hiçbir sınava ve yerleştirmeye aday olarak başvuramayacak.

  • Komisyonlar

Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu bünyesindeki, Başta Kız Çocukları Olmak Üzere Gençlerin Bilim, Teknoloji, Matematik ve Mühendislik Alanlarına Yönlendirilmesi Alt Komisyonu, 16 Ocak Çarşamba günü toplanacak.

Toplantıda; İstanbul Aydın Üniversitesi Fen,Teknoloji, Mühendislik ve Matematik (STEM) birimi ile Milli Eğitim Bakanlığı Yenilik ve Eğitim Teknolojileri Genel Müdürlüğü temsilcileri dinlenecek.

İran'da yabancı ürünlere reklam yasağı

TAHRAN (AA) – İran, yerli üretimi desteklemek amacıyla yabancı ürünlerin reklamını yasakladı.

İran Meclisi resmi ajansından yapılan açıklamada, Meclis Genel Kurulu'nda bugün kabul edilen 19 sayılı kanun ile ülkede üretimi yapılan ürünlere benzer yabancı ürünlerin; televizyon, radyo, gazete ve bilboard gibi her türlü yazılı, görsel ve basılı alanda reklamının yasaklandığı belirtildi.

Mecliste kabul edilen kanuna göre, üretim ya da montajı İran'da yapılan yabancı firmalara ait ürünlerin reklamına herhangi bir kısıtlama getirilmezken ülke dışında üretilen ve ithal edilen ürünlerin reklamı ise cezaya tabi tutulacak.

ABD Başkanı Donald Trump, 8 Mayıs'ta nükleer anlaşmadan çekildiğini duyurmasının ardından 7 Ağustos'ta İran'ın ABD dolarına erişimini, devlet tahvili satmasını, altın ve diğer değerli madenler ile çelik, alüminyum, kömür gibi metallerle ticaret yapmasını, yolcu uçağı ya da parçalarını ithal etmesini engelleyen yaptırım paketini resmen hayata geçirmişti.

ABD'nin İran'a yönelik 5 Kasım'da devreye giren ikinci yaptırım paketiyle İran Ulusal Petrol Şirketi, İran Petrol Ticaret Şirketi ve Ulusal Tanker Şirketi'ne uluslararası kısıtlamalar getirilirken, ekonomisi büyük ölçüde petrole dayalı İran'dan petrol ve ürünlerinin satışına yaptırımlar uygulanıyor.