Aya Nikola Manastırı'nın 40 yıllık gönüllü bekçisi

KIRKLARELİ (AA) – ÖZGÜN TİRAN – Kıyıköylü 58 yaşındaki Hamdi Kaya, Bizans döneminden kalma manastıra 40 yıldır gönüllü bekçilik yapıyor.

Kaya, Kırklareli'nin Vize ilçesine bağlı Kıyıköy beldesi Papuçdere yolu üzerindeki kilise, ayazma ve keşiş odaları bulunan manastırı ilkokul çağlarında okul gezisinde tanıdı.

Hayran kaldığı tarihi yapıya define arayanların zarar verdiğini fark eden Kaya, önceleri gündüz, sonrasında ise gece de manastıra sahip çıkmaya başladı.

Manastırı temizleyen, turistlerden davulla yaptığı müzik sonrasında aldığı bahşişle geçinen Hamdi Kaya, geceleri de manastırda kalıyor.

Kaya, AA muhabirine yaptığı açıklamada, manastırın varlığını 10 yaşında okul gezisiyle fark ettiğini söyledi.

Definecilerin zarar verdiğini öğrendiği 18 yaşından bu yana da gönüllü olarak manastırın bekçiliğini yaptığını anlatan Hamdi Kaya, "Defineciler kazı yapıyor ve manastıra zarar veriyordu. Benim de buna gönlüm razı olmadı. Her gün buraya gelir gözetlerdim. Ama kazıların gece yapıldığını fark ederek geceleri de burada kalmaya başladım" dedi.

Eşinin psikolojik tedavi nedeniyle İstanbul'da hastanede, çocuklarının da evli olduğunu anlatan Kaya, turistlerin verdiği bahşişlerle geçindiğini belirtti.

Hafta sonraları pek çok yerli ve yabancı turistin manastırı ziyarete geldiğini aktaran Hamdi Kaya, "Buraya ayda en az 2-3 bin ziyaretçi geliyor. Yunanistan, Bulgaristan, Almanya, İngiltere'den geliyorlar. En çok Yunanistan'dan rahipler, papazlar geliyor. Kimse ilgilenmediği için buraya gönül verdim. Buraları yıkılınca gönül verdiğim için temizledim.Gelenler bazen bahşiş veriyor. Define aramaya çok gelen oluyor, onları önlüyorum. Burada yatıp kalkıyorum." diye konuştu.

– Aya Nikola Manastırı

Yapıdaki bilgilendirmeye göre, manastırın yapım tarihi kesin olarak bilinmemekle birlikte, kilisenin iç giriş duvarlarındaki isim ve tarih içeren oyma ve kalemsi yazılardan yola çıkarak yapının 6. yüzyılda Justinyen döneminde yapıldığı tahmin ediliyor. 1870-1877 yıllarında onarımdan geçen, iki ayrı seviyeden oluşan manastırın basamaklarla inildiği anlaşılan alt kotunda gizli bir geçit olduğu tahmin ediliyor.

Manastırın üst kotunda yer alan bölümün mezarlık olarak kullanıldığı, bir kısmının kırılmasından ve açılmış çukurlardan mezarların tahrip edildiği anlaşılıyor.

Makedonya'da Zafer Bayramı kutlamaları

ÜSKÜP (AA) – Türkiye’nin Üsküp Büyükelçiliği tarafından 30 Ağustos Zafer Bayramı ve Türk Silahlı Kuvvetler Günü dolayısıyla resepsiyon verildi.

Başkent Üsküp’teki bir otelde düzenlenen resepsiyona Makedonya Başbakanı Zoran Zaev, Dış Yatırımlardan Sorumlu Türk kökenli Devlet Bakanı Adnan Kahil, Kültür Bakanı Asaf Ademi, Yerel Yönetimler Bakanı Suheyl Fazliu, Makedonya İslam Birliği (Diyanet İşleri) Başkanı Süleyman Recepi, milletvekilleri, belediye başkanları, diplomatlar, ülkedeki Türk kurum ve kuruluşlarının temsilcilerinin yanı sıra çok sayıda davetli katıldı.

Türkiye’nin Üsküp Büyükelçisi Tülin Erkal Kara, burada yaptığı konuşmada, 30 Ağustos’un Türkiye için tarihi bir önem teşkil ettiğini söyledi.

Zafer Bayramı'nı başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere Türkiye’nin tarihine ve geleceğine yön veren önemli şahsiyetlerin eğitim gördüğü Manastır Askeri İdadisi'nin bulunduğu dost ve kardeş ülke Makedonya’da kutlamanın önemine değinen Kara, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Köklü bir geçmişe sahip Türkiye-Makedonya dostluğu ve dayanışması tüm dünyaya emsal teşkil edecek niteliktedir. Makedonya bizim için hem yakın bir dost hem de bölgede güvenilir bir ortaktır. İki ülke arasındaki koparılamaz bağın en önemli unsuru soydaşlarımızdır. Soydaşlarımızın birlik ve beraberliğini muhafaza etmesi iki ülke arasındaki kadim dostluğa önemli katkılar sağlamaktadır. Ülkemiz önemli bir dönüm noktasında bulunan Makedonya’ya bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da destek olmaya devam edecektir. Bu kapsamda Makedonya’nın müreffeh ve istikrarlı bir ülke olarak Balkanlar ile Avrupa-Atlantik ailesi içinde hak ettiği yeri almasını arzu ettiğimizi ve bu konuda içten gayret gösterdiğimizi bir kez daha vurgulamak isterim."

Türk milletinin tarihi boyunca birçok sınamaya maruz kaldığını ve hepsinden alnının akıyla çıkmaya başardığını vurgulayan Kara, son olarak 15 Temmuz 2016'da karşı karşıya kaldığı hain darbe girişimini canı pahasına bertaraf ettiğini söyledi.

Türkiye’nin dostlarının da desteği ile terörle mücadelesini kararlılık ve dirayetle sürdüreceğini belirten Kara, "Bu kapsamda kadim dostumuz Makedonya’da ülkemize tam destek sağlamaktadır." dedi.

Büyükelçi Kara, resepsiyonda Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından dış temsilciliklere gönderilen 30 Ağustos Zafer Bayramı ve Türk Silahlı Kuvvetleri Günü mesajını okudu.

“Fatih'in Ahidnamesi” 555 yıldır manastırda korunuyor

FOJNİCA (AA) – EMRE BAŞTUĞ – Fatih Sultan Mehmed'in Bosna Hersek'i fethinden sonra ülkedeki Fransisken rahiplere özgürlük bahşettiği Ahidname, 555 yıldır ülkenin orta kesimindeki Fojnica şehrinde bulunan manastırda muhafaza ediliyor.

İnsan hakları ve özgürlükler konusunda yayınlanmış en eski belgelerden olan Ahidname, Fransisken rahip Andjeo Zvizdovic'e 28 Mayıs 1463 tarihinde verilmiş ve ülkedeki Fransiskenlere ibadet etme özgürlüğünün yanında bir dizi hak ve özgürlük tanımıştı.

555 yaşındaki Ahidname, Fojnica'daki yüksek bir tepe üzerine inşa edilmiş Katolik manastırdaki din adamlarınca asırlardır korunuyor.

Manastırdaki müzede bulunan özel bir bölmede muhafaza edilen Ahidname, Osmanlı'nın bölgeden ayrılmasının ardından çok sayıda savaş gören ve farklı devletlerin idaresinde kalan Bosna Hersek'te bugüne kadar zarar görmeden saklanabildi.

Bosnalı Fransiskenlere geniş çaplı bir koruma sağlayan Ahidname, Osmanlı'nın diğer din ve kültürlere gösterdiği hoşgörünün de belgesi olarak müzede sergileniyor.

Her yıl farklı ülke ve inançtan çok sayıda insan Ahidname'yi görmek için müzeyi ziyaret ediyor. Müzede, görme engellilerin de okuyabilmesi için Ahidname'nin kabartma yazı kağıdına işlenmiş hali de bulunuyor.

Ahidname, tarihteki ilk insan hakları belgesi olarak kabul edilen 1776 yılına ait ABD Anayasası'ndan 313, Birleşmiş Milletlerde 1948'de kabul edilen İnsan Hakları Evrensel Beyannamesinden 485, 1995 yılında kabul edilen Avrupa Konseyi Ulusal Azınlıkların Korunmasına İlişkin Sözleşmeden ise 532 yıl önce yayınlanması dolayısıyla insan hakları ve özgürlükler alanında büyük önem taşıyor.

– "Daha iyi bir hayatın başlangıcı oldu"

Manastır Müzesi Müdürü Rahip Janko Ljubos, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Fatih Sultan Mehmed'in beş asır önce Rahip Zvizdovic'ya teslim ettiği Ahidname'nin orijinalini bugüne kadar koruduklarını anlatarak, fermanın ardından Fransisken rahiplerinin yurtlarında kalabildiğini ve ülkeden gidenlerin de geri dönebildiğini anımsattı.

Ahidname'nin Fransisken rahiplerine birçok kolaylıklar sağladığını ifade eden Ljubos, "Ahidname ile artık Fransiskenlerin huzuru bozulamaz, bir şeyleri alıkonulamaz, öldürülemez ve mallarına zarar verilemezdi. Ahidname sonrası onlar için Bosna Hersek'te daha iyi bir hayatın başlangıcı oldu." diye konuştu.

Ljubos, Ahidname'nin bu bölgede Katolik kilisesinin varlığını sürdürmesinde büyük bir faktör olduğunu belirterek, Osmanlı döneminde yerel otorite ile bir sıkıntı yaşandığında Fatih'in kendilerine verdiği Ahidname'yi gösterdiklerini ve bu sıkıntıyı çözdüklerini anlattı.

Ahidname'nin birlikte yaşamanın güzel bir örneği olduğuna dikkat çeken Ljubos, bu fermanın diyalog aracılığıyla farklı dini inançlar arasındaki sorunlara çözüm bulunabileceğinin de göstergesi olduğunu sözlerine ekledi.

Doğu Akdeniz turizmin gözdesi: St. Simon Manastırı

HATAY (AA) – LALE KÖKLÜ/EREN BOZKURT – Hatay'ın Defne ile Samandağ ilçeleri sınırında yer alan St. Simon Manastırı, efsanesi, eşsiz manzarası ve doğayla iç içe mimarisiyle kentin önemli turistik değerleri arasında yer alıyor.

Aknehir Mahallesi yakınlarındaki gözlerden ırak bir bölgede yaklaşık 480 rakımlı tepede 6. yüzyılda kurulan manastır, kentin inanç turizminde önemli yer tutuyor.

Erken Hristiyanlık hac merkezi olarak kabul edilen ve "Stilitler Tarikatı"nın kurucusu Antakyalı St. Simon tarafından dini eğitimler verilmek üzere kurulan manastır, kente gelenlerin görmeden ayrılmadığı mekanların başında geliyor.

St. Simon'un 10 metre yüksekliğindeki taş sütun üzerinde 45 yıl inzivaya çekilerek yaşadığı yer olarak da anılan manastır, yerli ve yabancı turistlerin ilgisini çekiyor.

İçerisinde kilise, vaftizhane, sarnıç ve diğer mimari kalıntıların görülebildiği manastır, etrafını saran rüzgar gülleri, tarihi kalıntıları ve doğayla özdeşleşen mimarisiyle ziyaretçilerine ev sahipliği yapıyor.

– İnanç turizmi açısından önemli bir yer

İl Kültür ve Turizm Müdürü Hüsnü Işıkgör, AA muhabirine yaptığı açıklama, manastırın, inanç turizmi açısından önemli bir yer olduğunu söyledi.

Samandağ ilçesine 12 kilometre uzaklıktaki manastırın, Samandağ ile Defne ilçesinin ortasında yer aldığını anlatan Işıkgör, şöyle devam etti:

"Manastırın en büyük özelliği, burada Stilitler tarikatının yer alması ve insanların burada ayin yapması. Bunun dışında, tek başına inzivaya çekilmek. Stilitler tarikatının kurucusu Saint Simon Stilit, aynı manastırın benzeri olan yere gidiyor ve orada adaşı yaşlı Simon'dan dini ders alıyor. Gördüğü eğitimden sonra Antakya'ya dönen Simon, burada manastırı kurarak tarikatlarıyla ilgili ayinler yapıp eğitimler veriyor. Tabii ki orada inzivaya da çekiliyorlar. Yaklaşık 1,5 metrelik genişliğinde 10 metre yüksekliğinde olan bu sütunların üzerinde kaldıkları için 'Terk-i Dünya Tarikatı' diyenler de var. Burası ayin yapmak amacıyla yapılmış bir yer."

Manastırın, Titus Tüneli'ne de yakın olduğunu aktaran Işıkgör, manastırın yol güzargahı içerisinde bulunmasının da ziyaretçi sayısını arttırdığını kaydetti.

“Trakya'nın Sümela”sı dünyaya açılacak

KIRKLARELİ (AA) – ÖZGÜN TİRAN – Kırklareli'nin Vize ilçesine bağlı Kıyıköy beldesinde restorasyon çalışmaları yürütülen Aya Nikola Manastırı'nın tanıtım çalışmalarıyla çok sayıda turist çekmesi hedefleniyor.

Kültür ve Turizm Müdürü Necmi Asan, AA muhabirine yaptığı açıklamada, 6. yüzyılda kayaların oyulmasıyla oluşturulan, kilise, ayazma ile çeşitli bölmelerin yer aldığı manastırın restorasyon çalışmalarının titizlikle yürütüldüğünü söyledi.

Manastırın restorasyonunda uzman bir ekibin çalıştığının altını çizen Asan, çalışmalar tamamlandıktan sonra bölgeye gelen yerli ve yabancı turist sayısında artış olacağını tahmin ettiklerini kaydetti.

– Çalışmaların yıl sonunda tamamlanması planlanıyor

Restorasyon çalışmalarının yanı sıra tarihi yapının çevresinin de düzenlendiğini, ayrıca ışıklandırma çalışması yapıldığını ifade eden Asan, manastırın "IPA Sınır Ötesi İşbirliği Programı" kapsamında 201 bin avro bütçeyle restore edildiğini aktardı.

Manastırın aslına uygun şekilde yürütülen restorasyon çalışmalarını yıl sonunda tamamlanmasının hedeflendiğini dile getiren Asan, çalışmalar esnasında ise manastırın ziyaretçilere bölüm bölüm açık tutulduğunu vurguladı.

– "Çok ender rastlanabilecek tarihi bir yapı"

Aya Nikola Manastırı'nın çok önemli bir yapı olduğunu vurgulayan Asan, dünya medeniyeti açısından önemli olan bu yapıya gerekli değeri gösterdiklerini anlattı.

Manastırın bölgenin turizmine ciddi katkı sağladığına işaret eden Asan, şunları kaydetti:

"Geçmişi 6. yüzyıla dayanan Aya Nikola Manastırı'ndaki restorasyon çalışmaları büyük bir titizlikle sürüyor. Restorasyon çalışmaları tamamlandıktan sonra bölgeye özellikle Balkan ülkelerinden gelenlerin sayısı artacaktır. Zaten Kıyıköy bölgenin bir markası. Restorasyon çalışmaları devam ediyor ama manastır bölüm bölüm ziyaret edilebiliyor. Geçen yıl manastırı 250 bin yerli ve yabancı turist ziyaret etmişti. Restorasyon çalışmaları sonucu manastırı gezenlerin sayısının en az iki katına çıkacağını düşünüyoruz. Kırklareli'nin Vize ilçesindeki bu manastırın birkaç yıl sonra Sümela Manastırı gibi bilinen bir yer olacağına dair inancımız tam. Çünkü gerçekten çok ender rastlanabilecek tarihi bir yapı ama elbette buranın da tanıtımı iyi yapılmalı. Bu konuda sadece devlet kurumlarının çabası yetmez."

Asan, tarihi alanların restorasyon çalışmalarıyla işinin bitmediğini, bu süreçten sonra bölge esnafına ve halkına da büyük iş düştüğünün altını çizerek, "Restorasyon çalışmaları kaliteli konaklama, yiyecek ve içecekle desteklenmezse bir anlam kazanmaz. Yerli veya yabancı turist, iyi ağırlanacağını bilirse her yıl gelir ve yanında da mutlaka bir kaç kişi daha getirir." değerlendirmesinde bulundu.

"Filistin'i ruhumda taşıyorum"

ÜSKÜP (AA) – ADMİR FAZLAGİKJ – Makedonyalı şair Pande Manoylov, yazdığı şiirlerle Filistin halkına destek olmaya çalıştığını söyleyerek, "Filistin'i ruhumda taşıyorum." dedi.

İsrail güvenlik güçlerinin şiddet uyguladığı Filistin halkının acıları, dünyanın çeşitli yerlerinden çok sayıda insanın Filistinliler ile ilgili çeşitli dayanışma kampanyaları başlatmalarına, zulmün sona erdirilmesi ve adalet temin edilmesi yönünde çağrı yapılmasına neden oldu.

Makedonya'nın güneybatısındaki Manastır şehrinde yaşayan şair, yazar, eleştirmen ve gazeteci Pande Manoylov da bunlardan biri.

Manoylov, Filistinliler ile ilgili yazdığı şiir ve yazıları sosyal ağlardaki hesabından paylaşarak toplumsal duyarlılık oluşturuyor. Manastırlı şair yazdığı şiirler ile Filistinlilere yapılan adaletsizliğe karşı halkı bilinçlendirmeyi amaçlıyor.

Şair Manoylov, AA muhabirine yaptığı açıklamada, şiirlerini Filistin'e adaması, Filistin halkı ile dostluğu, Türk komşuları gibi farklı konulara değindi.

İlerleyen yaşına rağmen sürekli üretken ve aktif olmaya çalıştığını dile getiren Manoylov, Filistin konulu ilk şiirinin 1982 yılında Makedonya'daki bir gazetede yayımlandığını anlattı.

Manoylov, şiirinin konusunun Lübnan'da Filistinli mültecilerin yaşadığı Sabra ve Şatilla kamplarında yaşanan trajedi ile ilgili olduğunu, şiirinin Arapçaya tercüme edilmesinin ardından ün kazandığını aktardı.

"Filistin'i ruhumda taşıyorum." diyen Manoylov, "Son zamanlarda Filistin'de meydana gelenleri gördükçe ve duydukça sakin olamıyorum. Filistin bayrağını elinde tutan, iki ayağını kaybetmiş bir insanın öldürülmesi veya 16 yaşındaki bir kızın tutuklanarak Filistin bayrağını taşıdığı ve onun için mücadele etmesinden dolayı 2 yıl hapis cezası verilmesi gerçeğini kabul edemiyorum. Filistin halkının uğradığı kitlesel soykırım vakalarını unutamam." şeklinde konuştu.

– "Özgürlük çiçeği Ahed Tamimi"

"Özgürlük çiceği", "Tanrı yargılasın", "Ağrı", "Kudüs'e dokunmayın", "Filistinli yaşlı ana", Manoylov'un Filistin halkına adadığı yüzlerce şiirden yalnızca birkaçı.

Manoylov son zamanlarda yazdığı şiirlerinde, "Özgürlük Çiceği" olarak adlandırdığı Filistinli genç kız Ahed Tamimi'nin haksız yere tutuklanması, İsrail askerlerince öldürülen Basil İbrahim ve ABD Başkanı Donald Trump'ın Kudüs'ü "İsrail'in başkenti" olarak tanıma kararını protesto eden herkes için sesini yükseltiyor.

Dünyada her insanın güneşin altında bir yere sahip olduğu düşüncesini paylaşan Manoylov, "İnsanı dinlere göre ayırmıyorum, hepimiz insanız ve birbirimize saygı duymalıyız. Suriye'de meydana gelenleri, o kaderi de kabullenemiyorum. Suriye'de, diğer Arap ülkelerindeki olaylar ile ilgili bir dizi şiir yazdım. Onlar, Müslümanlar bizim kardeşlerimiz. Ya insansın ya değil." ifadelerini kullandı.

Hayat hikayesi ile yazdığı şiirler arasındaki bağı anlatan Manoylov, Hırvatistan'ın başkenti Zagreb'te üniversite okuduğu yıllarda Filistinliler ve Araplarla arkadaşlık yaptığını, çok yakın dostluklar kurduğunu söyledi.

Büyük dedesinin Filistin'de çalıştığını ve kendisine Filistin halkının kaderini anlattığını belirten Manoylov, öğrencilik yıllarında edindiği dostluklarla da Filistin'de yaşananları hiçbir zaman unutmadığını belirtti.

Filistin halkına yazdığı şiirler nedeniyle 2017 yılında Filistin'in Sofya Büyükelçiliği tarafından kendisine takdirname verildiğini dile getiren Manoylov, ülkesi Makedonya ile Filistin'in ortak kaderi bulunduğunu ifade etti.

– "Türkleri öz kardeşlerim gibi severim"

Manastırlı şair, öykü ve şiirlerinin Türkçe de yayımlandığını ifade etti.

Doğduğu Porodin köyü ile çevredeki Kremenica (Kınalı) ve Mecitli köylerinde Türklerin yaşadığını anlatan Manoylov, çocukluğunda buralarda meyve ve sebze sattığını, o dönem yaşanan fakirlik nedeniyle halkın para yerine mal karşılığında alışveriş yaptığını söyledi.

O dönemde çok sayıda Türk ile arkadaş olduğunu ve kendilerini öz kardeşleri gibi sevdiğini vurgulayan Manoylov, gözyaşlarına hakim olamadan sözlerini şöyle sürdürdü:

"Türk nüfusunun o bölgelerden göçü başladığında ruhum acıyordu, aynı şekilde babamın da ruhu acıyordu. İnanılmaz acılar, çünkü kardeş gibi yaşıyorduk, karşılıklı yardımlaşıyorduk. Tarımda, ekimde birbirimize yardımcı oluyorduk. Türk nüfusu ilk olarak Kremenica ve Mecitli'den göç etti. Gözlerinde yaşlar, ağlayarak babama tatlılar, baklavalar getirdiklerini 'Biz Türkiye'ye gidiyoruz' dediklerini hatırlıyorum."

Manoylov, orada az sayıda kalan Türk ailelerini, onların mezarlıklarını ve camilerini koruduğunu söyledi.

İnsanların dini inançlarına göre ayrımcılığa konu olmamaları için şiirleri aracılığıyla tüm dünyaya çağrıda bulunduğunu aktaran Manoylov, "Mesajım, tüm insanların haklarına saygı duyun. Batı dünyası hayvan haklarına saygı gösterirken, öte yandan insan haklarını unutuyor. Bunu anlayamıyorum. Dünyada yaşayan her bireyin haklarına saygı duyulması gerektiğini söylüyorum." ifadelerini kullandı.

Makedonya'da "Alfabe Günü" kutlandı

MANASTIR (AA) – Arnavutların en önemli milli bayramı "Alfabe Günü", Makedonya'nın güneybatısındaki Manastır şehrinde düzenlenen törenle kutlandı.

Manastır şehrindeki Arnavut Alfabesi Müzesi'ndeki törene Makedonya Başbakan yardımcıları Hazbi Lika ve Bujar Osmani ile Kültür Bakanı Robert Alagyozovski, Demokratik Bütünleşme Birliğinin (BDİ) Genel Başkanı Ali Ahmeti ve çok sayıda davetli katıldı.

BDİ Genel Başkanı Ahmeti, yaptığı konuşmada, 22 Kasım'ın Arnavut milletinin en büyük değerlerinden biri olduğunu ifade etti.

Bu tarihten itibaren Arnavutlarda bağımsızlık gibi önemli gelişmelerin meydana geldiğini aktaran Ahmeti, alfabenin oluşumuna katkı sağlayanların 109 yıl önce Arnavutluk tarihine çok büyük bir değer kattığını söyledi.

Makedonya Kültür Bakanlığı Sekreteri Valmir Aziri de kutlamalar kapsamında düzenledikleri sergiyle 109 yıl önce Arnavut alfabesine katkıda bulunanlara borçlarını ödemeye çalıştıklarını kaydetti.

Kutlamalar kapsamında Başbakan yardımcıları Lika ve Osmani de bugün Başbakanlıkta Arnavut eğitimcilere bir resepsiyon verdi.

Öte yandan, dün Arnavutluk Cumhurbaşkanı İlir Meta'nın da katılımıyla Arnavut alfabesinin 109'uncu yıldönümü vesilesiyle Manastır kentinde bilimsel tartışma paneli düzenlendi.

22 Kasım 1908'de düzenlenen Manastır Kongresi'nde 36 harfli Latin alfabesi kabul edilmiş, 22 Kasım tarihi Arnavutlar tarafından "Alfabe Günü" olarak ilan edilmişti.

Makedonya’da “Alfabe Günü” kutlandı

MANASTIR (AA) – Arnavutların en önemli milli bayramı "Alfabe Günü", Makedonya'nın güneybatısındaki Manastır şehrinde düzenlenen törenle kutlandı.

Manastır şehrindeki Arnavut Alfabesi Müzesi'ndeki törene Makedonya Başbakan yardımcıları Hazbi Lika ve Bujar Osmani ile Kültür Bakanı Robert Alagyozovski, Demokratik Bütünleşme Birliğinin (BDİ) Genel Başkanı Ali Ahmeti ve çok sayıda davetli katıldı.

BDİ Genel Başkanı Ahmeti, yaptığı konuşmada, 22 Kasım'ın Arnavut milletinin en büyük değerlerinden biri olduğunu ifade etti.

Bu tarihten itibaren Arnavutlarda bağımsızlık gibi önemli gelişmelerin meydana geldiğini aktaran Ahmeti, alfabenin oluşumuna katkı sağlayanların 109 yıl önce Arnavutluk tarihine çok büyük bir değer kattığını söyledi.

Makedonya Kültür Bakanlığı Sekreteri Valmir Aziri de kutlamalar kapsamında düzenledikleri sergiyle 109 yıl önce Arnavut alfabesine katkıda bulunanlara borçlarını ödemeye çalıştıklarını kaydetti.

Kutlamalar kapsamında Başbakan yardımcıları Lika ve Osmani de bugün Başbakanlıkta Arnavut eğitimcilere bir resepsiyon verdi.

Öte yandan, dün Arnavutluk Cumhurbaşkanı İlir Meta'nın da katılımıyla Arnavut alfabesinin 109'uncu yıldönümü vesilesiyle Manastır kentinde bilimsel tartışma paneli düzenlendi.

22 Kasım 1908'de düzenlenen Manastır Kongresi'nde 36 harfli Latin alfabesi kabul edilmiş, 22 Kasım tarihi Arnavutlar tarafından "Alfabe Günü" olarak ilan edilmişti.

Arnavutluk’ta “Alfabe Günü” kutlaması

MANASTIR (AA) – Arnavutların en önemli milli bayramı Alfabe Günü, Makedonya’nın Manastır şehrinde düzenlenen törenle kutlandı.

Törene, Makedonya’nın Ohri Çerçeve Anlaşmasını Uygulamadan Sorumlu Başbakan Yardımcısı Festim Halili, Türk kökenli Devlet Bakanı Beycan İlyas, Kültür Bakanlığı Müsteşarı Behicudin Şehabi ile Makedonya, Arnavutluk ve Kosova’dan üst düzey yetkililer katıldı.

Festim Halili, burada yaptığı konuşmada, 108 yıl önce bugün, bulundukları binada birçok yerden Arnavut delegenin Arnavut alfabesini derlemek adına toplandığını hatırlattı.

Alfabedeki harflerin her birinin, Arnavutça dilinin değerli birer incisi olduğunu dile getiren Halili, toplandıkları tarihi binaya ilişkin, “Zaman zaman saldırıya uğrasa da bu evin ruhu her zaman var olacak. Bu alfabe bilimi, eğitimi, halkımızı ve tüm insanlığı ileri götürmek adına mücadelesine devam edecek.” ifadelerini kullandı.

Törene katılan Arnavutluk Dışişleri Bakan Yardımcısı Halil Hyseni de Makedonya ve Arnavutluk’un, bugün müze olarak kullanılan binanın bakımı için ortak bir proje üzerinde çalıştıklarını aktardı.

Hyseni, “Biz Arnavutlar, bu kongre ve üyeleri aracılığıyla birleşik bir alfabeye ve DNA’mızın ayırt edici bir özelliğine sahip olduk. Bir olduğumuzu ve bu kongrenin ‘bir dil bizi birleştirir’ sloganını hatırlatacak günleri kutlamalıyız.” dedi.

Arnavut Alfabesi Müzesi Müdürü Nuer Asllani ise etkinlikte bulunmaktan duyduğu memnuniyeti ifade ederek, Manastır Kongresinin üyelerinin bu alfabe ile Arnavut halkının hayallerini gerçekleştirdiğini belirtti.

Etkinliğin ardından, Alfabe Komisyonunun üyelerinin balmumu heykellerinin bulunduğu anıt odasının açılışı yapıldı, konser düzenlendi.

Arnavutlar tarafından “Alfabe Günü” ilan edilen 22 Kasım 1908’de düzenlenen Manastır Kongresi’nde, Latin alfabesi kabul edilmişti.

Farklı kültürlerin birleştiği şehir: Manastır

MANASTIR (AA) – CİHAD ALİU – Makedonya’nın güneybatısındaki Manastır şehri, bünyesinde barındırdığı farklı kültür ve dönemlere ait tarihi eserlerle ziyaretçilerini adeta tarihte yolculuğa çıkarıyor.

Sadece Osmanlı’nın bölgede hüküm sürdüğü dönemde değil, daha eski dönemlerde de stratejik öneme sahip olan Manastır, eski bir Roma yolu olan Egnatia Yolu’nun buradan geçmesi ve eski Makedonya Kralı II. Filip tarafından inşa edilen Heraklea kasabasıyla da önemli bir tarihi mirası bünyesinde barındırıyor.

Osmanlı döneminde önemli bir yere sahip olan Manastır, özellikle II. Murat ve Fatih Sultan Mehmet dönemlerinde Anadolu ve Toroslar’dan bölgeye yerleştirilen Türkmen aşiretleri ile Osmanlı’nın Balkanlar’daki ekonomi merkezlerinden biri haline geldi.

Osmanlı dönemine ait cami ve hamam gibi mimari yapıların bulunduğu şehir, adeta açık hava müzesini andırıyor.

Evliya Çelebi’nin Seyahatnamesi’nde şehride 70 cami ve mescidin bulunduğu ifade edilse de bugün çok sayıda Osmanlı camisinin ibadete açık olması ise dikkat çekiyor.

– Osmanlı eserleri kasıtlı tahrip edildi

Günümüze kadar ulaşmayı başaran Osmanlı camilerinden biri İshak Çelebi Camisi. Geçmişte bünyesinde medrese ve kütüphanenin de bulunduğu bir külliye olan bu eser, Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı (TİKA) tarafından yapılan kapsamlı restorasyon sonucu geçen yıl ramazan ayında yeniden ibadet açıldı.

İshak Çelebi Camisi’nin karşısındaki “Kadı Mahmut” ya da halk arasındaki adıyla “Yeni Cami” de şehirdeki bir diğer önemli Osmanlı eserlerinden. 16 yüzyılda, Manastır Kadısı Mahmut Efendi tarafından yaptırılan bu cami, Balkanlar’daki birçok Osmanlı camisinde olduğu gibi, “temellerinde kilise var” iddiasıyla arkeolojik kazılara maruz kalarak, tahrip edildi.

Şehirdeki Osmanlı eserlerine yönelik kasıtlı tahribattan, tarihi saat kulesi de etkilenmiş durumda. Makedonya’daki diğer şehirlerde de görülebilecek uygulamayla saat kulesinin üzerine haç yerleştirilerek, dini bir yapıya çevrilmiş.

– Şirok Sokak ve Osmanlı Askeri İdadisi

Geçmişte “konsolosluklar şehri” olarak da nitelendirilen Manastır’daki Şirok Sokağı’nda (Geniş Sokak), aralarında Türkiye ve Rusya’nın da bulunduğu birçok fahri konsolosluk bulunuyor.

İstanbul’daki İstiklal Caddesi’ni andıran bu sokak, kafeteryaları ve dükkanlarıyla şehrin modern yönünü betimliyor.

Şirok Sokağı’nın sonunda ise ülkenin kültürel zenginliğine katkısı bulunan bir diğer Osmanlı eseri Manastır Askeri İdadisi bulunuyor. Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün de eğitim gördüğü idadi, günümüzde müze olarak hizmet veriyor.

TİKA tarafından restore edilen idadinin ikinci katında, Mustafa Kemal Atatürk için özel ayrılan ve içinde kendisinin şahsi eşyaları, fotoğrafları ve üniformalarının da bulunduğu bir anı odası da mevcut.

– Farklı millet ve kültürler bir arada

Manastır’da 14-22 Kasım 1908 tarihlerinde toplanan Arnavutların Ulusal Kongresi, ortak bir Arnavut alfabesi üzerinde burada uzlaşıya vardı. Şehirdeki bir otelde düzenlenen kongre binası, günümüze ulaşan önemli yapılardan. Her yıl 22 Kasım’da ülkedeki Arnavutlar tarafından “Alfabe Günü” olarak burada tören düzenleniyor.

Öte yandan milattan önce 4. yüzyılda Makedonya Kralı II. Filip tarafından Yunan mitolojisindeki Herakles anısına inşa ettirilen Heraklea kasabası da döneme ait mozaikleri ve kalıntılarıyla ziyaretçilerini adeta eski çağlara götürüyor.