Mahkemeden taksicileri ilgilendiren “rezerv yolcu” kararı

İZMİR (AA) – EŞBER AYAYDIN – İzmir 5. Sulh Ceza Hakimliği, Foça ilçesinde taksicilik yapan sürücüye, faaliyet ruhsatı sınırları dışında kalan Adnan Menderes Havalimanı'ndan müşteri aldığı gerekçesiyle yazılan 3 bin liralık idari cezayı iptal etti.

Foça'da taksicilik yapan K.H. geçen yıl daimi müşterisi olan kadının talebi üzerine Adnan Menderes Havalimanı'na geldi. Müşterisini alarak Foça'ya doğru yola çıkan sürücü, havalimanı çıkışında polis ekiplerince durduruldu.

Sürücü hakkında Karayolları Trafik Kanunu'nun Ek-2/3 (ilgili belediyeden izin veya ruhsat almaksızın belediye sınırları dahilinde ticari amaçlı yolcu taşımak) maddesini ihlal ettiği gerekçesiyle 3 bin 6 lira idari para cezası uygulandı.

K.H, cezanın iptali için 5. Sulh Ceza Hakimliğine başvurdu.

Dosyayı inceleyen hakim, Ulaşım Koordinasyon Merkezi (UKOME) Yönergesi'nin 12. maddesinin B alt bendinin 29. maddesine göre, "taksilerin yolcunun talebi halinde havaalanı, gar, ören, mesire gibi yerlerde rezerv yolcu taşıyabileceği, itiraz eden kişinin atılı kabahati oluşturmadığı, verilen idari para cezasının usul ve yasaya aykırı olduğu kanaatine varıldığı" gerekçesiyle cezanın iptaline karar verdi.

  • "Rezerv yolcularını diledikleri gibi taşıyabilirler"

Avukat Barış Gürbüz, müvekkiline "korsan taksi" muamelesi yapılarak ceza tutanağı düzenlendiğini söyledi.

Konuyu araştırdıklarında karşılarına UKOME kararının çıktığını ifade eden Gürbüz, kararda taksi şoförlerinin başka duraklardan yolcu almasının yasaklandığını ancak aynı kararın rezerv yolcuları muaf tuttuğunu dile getirdi.

Kesilen cezaya itiraz ettiklerini belirten Gürbüz, şunları kaydetti:

"Müvekkilim Foça'dan 20 yıllık müşterisini almak için havaalanına gelmişti. İtirazı sonunda müvekkilim haklı bulundu ve hukuki süreci kazandı. Diğer tüm taksi şoförleri için de bu karar emsal niteliğindedir, rezerv yolcularını diledikleri gibi taşıyabilirler. Bu karar ilçe taksilerinin büyükşehirlerde gar, ören yeri, havalimanı gibi yerlerden rezerv yolcularını alabilecekleri anlamını ve emsal niteliği taşır."

ANALİZ – Savaş suçlusu Karadzic’in ideolojisi, ırkçı Sırplarda hâlâ canlı

            SARAYBOSNA (AA) -KAYHAN GÜL- Bosna Hersek’te yaşayan Sırpların büyük bir kesiminin, Lahey’deki uluslararası mahkeme tarafından müebbet hapse mahkum edilen savaş suçlusu eski Sırp lider Radovan Karadzic’in masum olduğuna inanması ve hakkında beraat kararı verilmesini beklemesi, “Bosna Kasabı” olarak bilinen Karadzic’in ırkçı ideolojisinin hâlâ canlı olduğu gerçeğini bir kez daha gözler önüne serdi.</p>  <p>Hollanda’nın Lahey şehrinde bulunan eski Yugoslavya Uluslararası Ceza Mahkemesi’nce 2016’da 40 yıl hapse mahkum edilen Karadzic’in cezası, temyiz davasında birincil karar bozularak müebbet hapse çevrildi. Uluslararası Ceza Mahkemeleri Mekanizması Temyiz Konseyi’nin nihai kararı açıklamasından önce ve sonra Bosna Hersek’in Sırp yoğunluklu şehirlerinde yapılan röportajlar, Sırp politikacıların açıklamaları ve Sırbistan medyasının karara aşırı tepkisi, 1990’lı yıllarda Bosna Hersek’i Sırp olmayan halklardan temizlemeyi amaçlayan ideolojinin hâlâ canlı olduğunu gösterdi.

Doğu Saraybosna, Pale, Banja Luka gibi Sırp nüfusun yoğun yaşadığı Bosna Hersek şehirlerinde vatandaşlarla yapılan röportajlarda, ırkçı Sırpların hâlâ Karadzic’in “Büyük Sırbistan” idealini savunduğu, ona saygı duyduğu, verilen karara tepkili olduğu ve hatta onun masum olduğunu düşündüğü açıkça görüldü.

1990’lı yıllarda birbiriyle savaşan Boşnak, Sırp ve Hırvatların bugün bir arada yaşadığı ülkede, aradan 30 yıl geçmesine rağmen hâlâ bu tür ırkçı söylemlerin, eylemlerin ve ideolojilerin varlığı, Bosna Hersek’in geleceği için endişe verici olarak nitelendiriliyor.

– “Karar saygısızca ve alaycı”

Ülkenin en üst makamı konumundaki Devlet Başkanlığı Konseyi’nin başkanlığını da yürüten Sırp siyasetçi Milorad Dodik, müebbet hapis kararını “saygısızca” ve “alaycı” olarak nitelendirdi. Uluslararası arenada Bosna Hersek’i temsil eden birinin bu yöndeki açıklaması, on binlerce masumun hayatını kaybetmesine neden olan Karadzic’e verilen değeri bir kez daha gösterdi.

Bosna Hersek’teki iki entiteden biri olan Sırp Cumhuriyeti’nin meclis başkan yardımcılığını yapan ve aynı zamanda Radovan Karadzic’in kızı olan Sonja Karadzic Jovicevic de kararın hukukla ve adaletle hiçbir alakasının olmadığını, siyasi baskı sonucu alındığını savundu.

Karar öncesinde ve sonrasında, farklı Bosna Hersek televizyon kanallarının Sırp nüfusun yoğun yaşadığı şehirlerde yaptığı sokak röportajlarında, bazı kişilerin hâlâ “O masum”, “Serbest kalması gerekiyordu”, “Karar adaletsiz”, “Bugün de onun peşinden giderdim”, “O bizim kahramanız” gibi ifadeler kullanmasının, barış içinde ve bir arada yaşam hayallerine zarar verdiği belirtiliyor.

– “Karadzic” adı yaşatılıyor

Başkent Saraybosna’ya sadece 20 kilometre uzaklıkta bulunan ve Sırp nüfusun yoğun yaşadığı Pale şehrinde bulunan bir öğrenci yurdu, savaş suçlusu olduğu tescillenmesine rağmen hâlâ Radovan Karadzic adını taşımaya devam ediyor.

Öte yandan, Bosna Hersek doğumlu savaş suçlusu eski Sırp general Ratko Mladic için de geçen yıl memleketi Kalinovik de büyük bir anıt inşa edilmişti.

– Çetnik hareketi hâlâ faal

İkinci Dünya Savaşı’nda eski Yugoslavya topraklarında Sırp olmayan on binlerce masumun ölümüne neden olan aşırı Sırp milliyetçisi Çetnik hareketi de Bosna Hersek’te hâlâ adeta bir sivil toplum kuruluşu gibi faaliyet gösteriyor.

Son olarak kısa bir süre önce hareketin kurucusu Dragoljub (Draza) Mihailovic için Bosna Hersek’in doğusunda Vişegrad şehrinde anma töreni düzenleyen Çetnikler, Mihailovic’i “Sırp halkının gerçek kahramanı” olarak nitelendirmişti.

“Ravna Gora” Çetnik Hareketince düzenlenen ve Bosna Hersek’in yanı sıra diğer bölge ülkelerinden 200’ün üzerinde ırkçılık yanlısı Sırbın katıldığı tören, özellikle Boşnakların büyük tepkisine neden oldu.

İkinci Dünya Savaşı’nda on binlerce Boşnak ve Hırvat’ı katleden Çetniklerin savunduğu ideoloji, Karadzic ve Mladic gibilerin liderliğinde 1992-1995 yıllarındaki Bosna Savaşı’nda da kendini gösterdi. Bosna Hersek’i Sırp olmayan halklardan temizlemek isteyen Çetnikler, ülke genelinde büyük katliamlar gerçekleştirdi.

– Belgrad sessiz

Karadzic’e verilen müebbet hapis cezası, Sırbistan medyasının büyük bir kesimi tarafından “adaletsiz” olarak nitelendirilse de bu ülkedeki resmi makamlar karara sessiz kalmayı tercih etti.

Bazı parti başkanları ve sivil toplum kuruluşları dışında ne cumhurbaşkanı, ne başbakan ne de dışişleri bakanı kararı yorumladı.

Siyasi uzmanlar, Karadzic hakkındaki kararın hiçbir yerinde Sırbistan’ın savaştaki rolünden bahsedilmediğine işaret ederek, Belgrad yönetiminin de bu nedenle yorum yapmaktan kaçındığını savundu.

– Sırbistan gazeteleri tepkili

Sırbistan’daki gazetelerin büyük çoğunluğu ise karara tepki gösterdi.

“Kurir” gazetesi kararı “Adaletsizlik” başlığıyla yayımlarken, ”Srpski Telegraf” gazetesi ise haberinde “Lahey’deki mahkemenin utancı” ifadelerine yer verdi.

“Informer” gazetesi ”Korkunç adaletsizlik” başlığını tercih ederken, ”Alo” gazetesi “Karadzic, demir parmaklıklar ardında ölüme mahkum edildi,” değerlendirmesinde bulundu.

– Radovan Karadzic kimdir?

Bugün Karadağ sınırları içinde kalan Petnijca beldesinde 19 Haziran 1945’te doğan Radovan Karadzic, Saraybosna Üniversitesinde psikoloji eğitimi aldıktan sonra bir süre şehrin en büyük hastanesi konumundaki Kosevo’da çalıştı.

Bosna Hersek’te 1989’da kurulan Sırp Demokrat Partisi’nin (SDS) kurucularından olan Karadzic, Bosna’daki savaşın patlak vermesinden hemen önce ilan edilen Sırp Cumhuriyeti’nin (RS) de ilk başkanı oldu.

Savaşta Sırpların yaptığı soykırım, katliam, etnik temizlik ve tecavüz başta olmak üzere birçok suçtan sorumlu tutulan Karadzic hakkında 1995’te yakalama kararı çıkarıldı.

Uzun yıllar “Dragan David Dabic” kimliğiyle Sırbistan’da yaşayan Karadzic, 2008’de Belgrad’da tutuklanarak yargılanmak üzere Lahey’e götürüldü.

Karadzic’in davası 2009’da başladı.

– Müebbet hapis kararı

Lahey’deki Uluslararası Ceza Mahkemeleri Mekanizması Temyiz Konseyi, Karadzic hakkında 2016’da verilen 40 yıl hapis cezası kararını bozdu ve uluslararası kamuoyunda “Bosna Kasabı” olarak da bilinen Karadzic’i müebbet hapse mahkum etti.

Yaklaşık üç yıldır devam eden temyiz davasında Karadzic, Srebrenitsa’daki soykırımın yanı sıra Bosna Savaşı’nda işlenen savaş suçları ve insanlığa karşı suçlardan da sorumlu tutuldu.

Almanya'daki IGMG davası

KÖLN (AA) – Almanya'nın Köln kentinde görülen İslam Toplumu Milli Görüş Teşkilatına (IGMG) yönelik 26 milyon avroluk vergi kaçırma ve benzeri iddialarla açılan davada karara varıldı.

Köln Eyalet Mahkemesinde görülen davanın karar duruşmasında, 2001-2006 tarihlerinde IGMG yönetiminde yer alan Genel Başkan Yavuz Çelik Karahan, Genel Sekreter Oğuz Üçüncü, Genel Başkan Yardımcısı Ali Bozkurt ve Muhasip İsa Erdener'in da aralarında bulunduğu sanıklara 1 yıl 2 ay ile 2 yıl arasında hapis cezaları verildi. Cezalar tecil edildi.

IGMG avukatlarından Mustafa Kaplan, karar duruşması sonrası AA muhabirine yaptığı açıklamada, bu sonuçla yapılan suçlamaların asılsız çıktığını söyledi.

Kaplan, dönemin eski yöneticileri olan müvekkillerine yapılan suçlamaların müvekkillerinin ne dünya görüşlerine, ne de karakterlerine uymayan suçlamalar olduğunu belirterek, müvekkillerinin sadece görevi ihmalden dolayı en alt düzeyde ceza aldıklarını ve cezaların tecil edildiğini kaydetti.

Avukat Kaplan, “Yapılan suçlamalar arasında kurban bağışlarının usulsüz kullanılması, Türkiye'den gelen din görevlilerinin sosyal sigortalarının ödenmemesi ve hac paraları üzerinden vergi kaçırmak suçlamaları vardı. Bu suçlamaların çoğu asılsız çıktı. Kurban paralarıyla ilgili yapılan suçlama asılsız çıktı, imamların sosyal güvenlikleriyle ilgili iddia tamamen uydurma ve bu iddialar asılsız çıktı ve iki dava da düştü. Sadece vergi kaçırma iddiasında eski yönetici olan müvekkillerimin önüne konulan vergi beyannamelerinin kontrol edilmeden imzalandığı ve kontrol etme mecburiyeti olduğu gerekçesiyle, bir ihmalkarlık olduğuna karar verildi. Bu suçlamaların karşılığı olan en düşük cezalar verilerek bu cezalar tecil edildi.” değerlendirmesinde bulundu.

Sonuçtan memnun olduklarını ifade eden Kaplan, sonucu temyize götürüp götürmeme konusunda daha sonra karar vereceklerini ifade etti.

Polis, 2017'de başlayan dava öncesinde 17 kentteki 26 IGMG şubesine baskın yaparak çok sayıda belgeye el koymuştu.

SANAL DÜNYANIN GERÇEK TEHDİTLERİ – “Sanal dolandırıcılık” cezasız kalmıyor

ANKARA (AA) – İSMET KARAKAŞ – Türkiye'de internet üzerinden alışverişin yaygınlaşması üzerine bunu fırsata çevirmeye çalışan ve haksız kazanç elde ettiği saptanan dolandırıcılar, "bilişim suçları" kapsamında yargılanarak cezaya çarptırılıyor.

İnternetten bir ürünün satışını vadederek dolandırıcılık yapılması ve başkasına ait kredi ya da banka kartıyla haksız kazanç elde edilmesi suçlarını işledikleri belirlenenlerin eylemleri cezasız kalmıyor.

Mağdurların şikayetleri üzerine Türk Ceza Kanunu'ndaki ilgili maddelerde belirtilen hükümlerce yargılananlar, çeşitli sürelerde hapis ve para cezasına çarptırılabiliyor.

  • Verilen karar örnekleri

Bir internet sitesine verilen satılık cep telefonu ilanını gören kişi, satıcıyla irtibata geçerek 199 liraya anlaştı.

Satıcının talebi üzerine ürün bedelini banka havalesiyle gönderen mağdur, kendisine telefon yerine kargo şirketi aracılığıyla "parfüm ve müzik çalar" gönderildiği iddiasıyla mahkemeye başvurdu.

Mahkemede, parfüm ve müzik çaların yanlışlıkla mağdura gönderildiğini ifade eden sanık, karşı tarafın zararını gidermek istediğini belirtti. Buna rağmen yerel mahkeme, dolandırıcılık suçundan sanığı cezalandırdı.

  • Kapora aldı, arabayı satmadı

İnternetteki satılık araç ilanına başvuran 2 ayrı müşteki, irtibat numarasından ilan sahibini aradı ve satış konusunda anlaşmaya vardı.

İlan sahibine kapora olarak müştekilerden biri 500, diğeri ise 100 lira posta havalesiyle göndermesine rağmen aracın satış işlemleri gerçekleştirilmedi.

Olayın yargıya intikalinden sonra yapılan incelemeler sonucu, ilan sahibi sanığın, kapora amacıyla yatırılan paraları çektiği ve arkadaşı olan diğer sanıkla paylaştığı belirlendi.

Yargılama sonucunda sanıklar hakkında, müşteki sayısınca "dolandırıcılık" suçundan hüküm verildi.

  • "Nitelikli dolandırıcılık"tan ceza
          İnternetteki &quot;satılık ikinci el deniz motoru&quot; ilanına başvuran kişi, ürünü 3 bin lira bedelle satın alma konusunda satıcıyla anlaşmaya vardı.
    

Talep üzerine motorun ücretini ilan sahibinin hesabına gönderen şikayetçi, parayı ödemesine rağmen ürünü alamaması üzerine adli yollara başvurdu.

Yargılama esnasında ilan sahibi sanığın, deniz motorunu şikayetçiye göndermediği ve parayı hesaba yatırıldığı gün bankadan çektiği tespit edildi.

Mevcut deliller doğrultusunda "hileli eylemlerle haksız menfaat temin ettiği" belirlenen sanık, "nitelikli dolandırıcılık" suçundan cezalandırıldı.

Sanığın dava dosyasını temyiz etmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 23. Ceza Dairesi, yerel mahkemenin kararını uygun bularak mahkumiyet kararını onayladı.

  • Başkasına ait kartıyla "nitelikli dolandırıcılık"

Ev sahibi Sema adlı kişi, kirasını alamaması üzerine arkadaşıyla kira bedelini tahsil için kiracısına gitti. Sema adlı kişinin evden ayrılmasını fırsat bilen yanındaki zanlı, kiracıdan banka kartını vermesini, parayı yatırınca oradan çekeceklerini belirtti.

Kartını ev sahibinin yanında gelen kişiye veren kiracı, birkaç gün sonra kirasını ödedi ancak kart bir süre daha Sema adlı kişinin arkadaşında kaldı.

Bunu fırsat bilen zanlı, internetten satılık televizyon ilanı verdi ve ürünü almak isteyen bir kişi ile 2 bin 500 lira karşılığında anlaştı. Anlaştığı kişiye de satış bedelini kiracıdan aldığı banka kartının hesabına yatırmasını istedi. Parayı yatıran alıcı, ilan sahibine ulaşamaması üzerine suç duyurusunda bulundu ve adli süreç başladı.

Paranın hesaba geçtiği gün çekildiği tespit edilen sanık, "nitelikli dolandırıcılık" ve "başkasına ait banka veya kredi kartının izinsiz kullanılması suretiyle yarar sağlamak" suçlarından cezalandırıldı.

  • Araba jantıyla dolandırıcılık

İnternetten satış yapan bir siteye satılık araba jantı ilanı veren 2 kişi, ürünü almak isteyen mağdurla telefon aracılığıyla anlaştı. Sanıklar, mağdurdan, satış bedelini banka hesabına yatırmasını talep etti. Mağdur, satış bedelini belirtilen hesaba yatırmasına rağmen ürünlerini alamadı.

Mağdurun şikayeti üzerine haklarında dava açılan sanıklardan birinin hesaba yatırılan parayı çektiği, diğeriyle paylaştığı ancak ürünün alıcıya verilmediği tespit edildi.

Yargılama sonucunda sanıklar, "bilişim sistemlerinin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık" suçundan cezalandırıldı. Sanıkların davayı temyiz etmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 15. Ceza Dairesi, mahkemenin verdiği kararı yerinde bularak sanıklar hakkındaki hükmü onayladı.

Bursa'daki darbe girişimi davası

BURSA (AA) – Bursa'da, Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) 15 Temmuz 2016'daki darbe girişimiyle ilgili soruşturma kapsamında ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırılan dönemin İl Jandarma Komutanı Yurdakul Akkuş'un yerine 15 gün vekaleten görev yapan emekli albay Hakan Demirörs ve emekli albay Bircan Karakaya'nın yargılanmasına devam edildi.

Bursa 11'inci Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmaya, haklarında "anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs" suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası istemiyle dava açılan tutuklu sanıklar Demirörs ve Karakaya'nın yanı sıra avukatları ile yakınları katıldı.

Önceki duruşmalardaki savunmalarını tekrarlayan sanıklardan Bircan Karakaya, 15 Temmuz darbe girişimi gecesi, Jandarma Bölge Komutanlığı nizamiyesi önüne geldiklerini, ancak içeri alınmadıklarını söyledi.

Nizamiye önündeki karmaşadan dolayı durumun ne olduğunu anlayamadıklarını belirten Karakaya, sözde "sıkıyönetim ilanından" daha sonra haberdar olduklarını öne sürerek, tahliyesini talep etti.

Daha önce açılan başka bir davada tanık olarak dinlenilen eski İl Jandarma Komutanı emekli albay Hakan Demirörs de savunmasını tekrarlayarak, nizamiyeye döndükten sonra, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırılan darbeci Yurdakul Akkuş'un kapattırdığı 156 Jandarma İmdat Hattı'nı tekrar açtırdığını anlattı. Demirörs de tahliye talebinde bulundu.

Mahkeme heyeti, kısa bir aranın ardından Karakaya ve Demirörs'ün tutukluluk hallerinin devamına hükmederek duruşmayı erteledi.

Soruşturma kapsamında, 15 Temmuz 2016 gecesi sözde "sıkıyönetim komutanı" Yurdakul Akkuş'un, "Tüm personel, Osmangazi İlçe Jandarma Komutanlığında toplansın." emrini personele ilettikleri iddiasıyla eski Bursa Jandarma Komutanı emekli albay Hakan Demirörs ve o dönem Jandarma Asayiş Şube Müdürü olarak görev yapan emekli albay Bircan Karakaya hakkında yakalama kararı çıkarılmıştı. Gözaltına alınan 2 kişiden Demirörs 23 Şubat 2018'de çıkarıldığı mahkemece tutuklanmış, Karakaya ise 26 Şubat 2018'de tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılmıştı. İtiraz üzerine Karakaya da yeniden tutuklanmıştı.

Yunanistan'daki “Andromeda” davasında tüm sanıklara beraat

ATİNA (AA) – Yunan sahil güvenlik güçleri tarafından, Türkiye'den Libya'ya patlayıcı madde taşıdığı gerekçesiyle alıkonulan gemiye ilişkin davada tüm sanıkların beraatine karar verildi.

AA muhabirinin, savunma avukatı Athanasios Stavrudis'den aldığı bilgiye göre, geçen yıl ocak ayında Girit'te el konulan ve içinde patlayıcı madde bulunan Tanzanya bandıralı "Andromeda" isimli gemiye ilişkin davada karar açıklandı.

Pire Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmada, Savcı Maria Trupi, tutuklu yargılanan Ukrayna vatandaşları kaptan Aleksei Slebniovkov, ikinci kaptan Sergey Konstaninov ile Yunanistan vatandaşı Theodoros Rellos için hapis talebinde bulundu.

Savcı Trupi, sanıklar AB'nin Libya'ya silah satışıyla ilgili ambargosunu delmek, yasadışı yollardan savaş malzemesi tedarik etmek ile deniz taşımacılığı güvenliğini bozmak suçlamalarını yöneltti.

Karar duruşmasında ise mahkeme başkanı Panagiotis Huzuris, hapis talebinde bulunulan üç sanık ile yine tutuklu yargılanan 6 kişilik gemi mürettebatının tüm suçlamalardan beraatini karar verildiğini belirtti.

Gemideki patlayıcı maddenin sahibi "Orica-Nitro" ve "HG" isimli şirketleri temsil eden Stavrudis, şirketin gemideki mallarına ilişkin duruşmanın ise 21 Mart'ta yapılacağını söyledi.

Mersin ve İskenderun limanlarından yük aldığı belirtilen ve 7 Ocak 2018'de Girit'te alıkonulan gemi hakkında Türkiye de inceleme başlatmıştı. Türkiye'nin Trablus Büyükelçiliği, gemiye verilen iznin Türkiye'den Libya'ya değil Etiyopya'ya mal taşınmasına ilişkin olduğunu belirtmiş, Ankara'nın Birleşmiş Milletler kararlarına titizlikle riayet ettiğini vurgulamıştı.

Yunan basınında çıkan haberlerde ise geminin, Türkiye'den ayrıldıktan sonra ilk etapta Etiyopya rotasındayken Süveyş Kanalı'ndan geçmek istediği ancak geçiş ücreti ödenemediği için kanala giremediği belirtilmişti. Armatör Rellos ile mal sahibi şirket arasında yaşanan alacak karmaşası sırasında da, Libya'ya gittiği şüphesiyle gemiye Yunan sahil güvenliği tarafından alıkonulduğu ifade edilmişti.

FETÖ'cüleri tahliye vaadiyle dolandırıcılık iddiası davası

BURSA (AA) – Bursa'da, FETÖ/PDY operasyonlarında tutuklananları para karşılığında tahliye ettirme vaadiyle dolandırdıkları ileri sürülen sanıkların yargılanmasına devam edildi.

Bursa 6. Ağır Ceza Mahkemesindeki üçüncü duruşmada, tutuklu yargılanan Eyüp Ensar Ç. ile tutuksuz sanıklar B.Ö. H.Ö, M.İ, Y.Y. ve M.Y.B. ile yakınları ve avukatlar hazır bulundu. Tutuksuz iki sanık ise duruşma salonuna gelmedi.

Örgüt elebaşı olmakla suçlanan Eyüp Ensar Ç. savunmasında, FETÖ davalarını her zaman takip ettiklerini söyledi.

Bu durumun çevresindeki kişiler tarafından bilindiğini belirten sanık, "Arkadaşlarım, dostlarım bazen bana iyi bir avukat aradıklarını söylediklerinde onlara kendi avukatımı önerirdim. Biz asla bir örgüt kurmadık, öyle bir amacımız olmadı. Biz sadece arkadaşlarımıza, eşe dosta yardımcı olmaya çalıştık. Söz konusu iddiaları kabul etmiyorum." dedi.

Duruşmada tanık sıfatıyla dinlenilen Bursa Cumhuriyet Başsavcılığı Terör ve Organize Suçlar Soruşturma Bürosundan emekli savcı İ.K, 2014-2017 yıllarında Bursa Adliyesinde terör soruşturmalarını yürüten tek savcı olduğunu dile getirdi.

İ.K, 2017 yılı eylül ayından sonra Bursa Bölge Adliye Mahkemesine üye hakim olarak atandığı bilgisini vererek, "Eyüp Ensar Ç'yi tanıyorum, hain darbe girişiminden 3 ay sonra Başsavcılık makamınca FETÖ hakkındaki bilgilerini paylaşmak için bana yönlendirildi. Bu anlamda gelenlerden biriydi Eyüp Ensar Ç. 3-4 defa birkaç ay arayla gelip elde ettiği bilgi ve belgeleri paylaştı benimle." ifadelerini kullandı.

Katibiyle Eyüp Ensar Ç'nin ifadelerini aldıklarını anlatan İ.K, şöyle konuştu:

"Eyüp Ensar Ç. görev yaptığım süre içinde ne benden ne de çevremdeki başkasından bir talepte bulunmadı. Duyarlı bir vatandaş olarak FETÖ'yle ilgili bilgileri paylaştı, FETÖ'nün Bursa yapılanmasına dair önemli bilgileri paylaştı, herkesin korktuğu bir dönemde. Tayinim çıkınca da dostane bir şekilde görüştüm birkaç kere. En ufak şekilde 'Şu tahliye olsun, şu adli kontrolle çıksın' benzeri bir talepte bulunmadı bana. Müşteki K.S'nin iddialarına gelince, hakkında FETÖ üyeliği suçundan dava açtım, bana teşekkür etmeyeceği de açıktır. Kardeşleri ya da yakınlarının o dönem 8. Ağır Ceza Mahkemesi mübaşirine 8 milyon lira rüşvet teklif ettiklerine dair soruşturma da yürüttük. Sanıyorum bir kısmı hala tutuklu bu dosyadan."

Mütalaasını veren savcı ise sanık Eyüp Ensar Ç'nin tahliyesini talep etti.

Mahkeme heyeti, tutuksuz sanıklar hakkında yurt dışına çıkış yasağı konularak haklarındaki tüm diğer adli kontrol tedbirlerinin kaldırılmasına, Eyüp Ensar Ç'nin de tahliyesine karar vererek duruşmayı erteledi.

Bursa ve çevre illerde FETÖ/PDY'ye yönelik operasyonlarda tutuklanan bazı sanıkları, para karşılığında tahliye ettirme vaadiyle dolandırıcılık yaptıkları iddiasıyla 21 Temmuz 2018'de 9 şüpheli gözaltına alınmış, bunlardan 6'sı tutuklanmıştı. Tutuklulardan 5'i daha önceki duruşmalarda tahliye edilmişti.

Halisdemir'i şehit eden darbecilerin cezası onandı

ANKARA (AA) – TANJU ÖZKAYA – Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) ihanet girişimi sırasında darbeci Semih Terzi'yi vurarak 15 Temmuz'un seyrini değiştiren kahraman Astsubay Ömer Halisdemir'in şehit edilmesine ilişkin 18 sanık hakkındaki mahkumiyet kararı, Ankara Bölge Adliye Mahkemesince onandı.

Ankara 14. Ağır Ceza Mahkemesince 18 sanıktan 5'inin iki kez, 13'ünün ise birer kez "ağırlaştırılmış müebbet" ve "müebbet" hapis cezasına çarptırıldığı dosyanın istinaf başvurusu, 21. Ceza Dairesince 5 Mart'ta karara bağlandı.

Kararda, ilk dereceli mahkemenin verdiği hükmün usul ve esas yönünden hukuka aykırılığının bulunmadığı vurgulandı.

Yargılama aşamasında eksiklik olmadığına ve ispat bakımından değerlendirmenin yerindeliğine işaret edilen kararda, delillerin hukuken geçerli olduğuna dikkat çekildi.

Kararda, sanıklardan bir kısmına yönelik ceza artırımına gidilmesinin yanı sıra bazılarına da takdir indirimi yapılmasının yeterli gerekçeye dayandığı ifade edildi.

Bu nedenle sanık ve avukatlarının istinaf başvurularının esastan reddinin kararlaştırıldığı kaydedilen kararda, Ankara 14. Ağır Ceza Mahkemesinin mahkumiyet kararlarının yerinde olduğunun altı çizildi.

Ceza Dairesi, gerekçeli kararla birlikte sanıkların tutukluluk halinin devamına hükmetti.

  • Davanın geçmişi ve hüküm

Özel Kuvvetler Komutanlığını (ÖKK) ele geçirmek isteyen darbeci tuğgeneral Terzi'yi vurarak darbe teşebbüsünün seyrini değiştiren kahraman Astsubay Ömer Halisdemir'in şehit edilmesine ilişkin dava, 19 Nisan 2018'de karara bağlandı.

Buna göre, sanıklar Ahmet Muhammed Demirci, Ali Güreli, Ali Solmaz, Cemal Güleç, Cihat İbrahim Yörük, Erhan Almaz, Erkan Kütükçü, Furkan Aslanbay, Gökay Engin, Halit Çelik, Harun Topbaş, İsmail Çınar, Mihrali Atmaca, Fatih Şahin, Ahmet Kara, Hasan Aksoy, Hüseyin Oğuz ve Mehmet Bilge, Halisdemir'e yönelik "kasten adam öldürme" suçundan birer kez "ağırlaştırılmış müebbet" hapis cezasına çarptırıldı.

Ayrıca söz konusu sanıklardan Şahin, Kara, Aksoy, Oğuz ve Bilge'ye, "anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs" suçundan da birer kez daha "ağırlaştırılmış müebbet" hapis cezası verildi.

Mahkeme, aynı suçu işledikleri tespit edilen sanıklar Demirci, Güreli, Solmaz, Güleç, Yörük, Almaz, Kütükçü, Aslanbay, Engin, Çelik, Topbaş, Çınar ve Atmaca hakkında takdir indirimi uygulayarak bu isimleri birer kez "müebbet" hapis cezasına mahkum etti.

Malezya Uluslararası Ceza Mahkemesine üye oldu

KUALA LUMPUR (AA) – Malezya hükümeti, Uluslararası Ceza Mahkemesine (UCM) katıldığını bildirdi.

Dışişleri Bakanlığından yapılan açıklamada, Malezya kabinesinin geçen yıl aralıkta UCM'ye katılma kararı aldığı ve bugün itibarıyla UCM'nin kuruluş belgesi olan Roma Statüsünü onayladığı belirtildi.

Malezya'nın UCM'ye katılımıyla ilgili basına konuşan İnsan Kaynakları Bakanı M. Kulasegaran, "UCM'ye katılmasının ardından Malezya, insanlığa karşı işlenen suçların yargılanması hususunda önemli rol oynayacak." açıklamasında bulundu.

Hükümetin aldığı kararın ardından Malezya, UCM'nin 124. üyesi oldu.

Dışişleri Bakanı Seyfeddin Abdullah, Myanmar'da Arakanlı Müslümanlara yönelik şiddet ve etnik ayrımcılık uygulayanların UCM'ye yargılanması için Malezya hükümetinin gerekli adımlar atacağını duyurmuştu.

Yargı alanında düzenlemeler içeren kanun yürürlüğe girdi

ANKARA (AA) – Ceza Muhakemesi Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapan Kanun, Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdi.

Kanuna göre, İcra ve İflas Kanunu uyarınca, bölge adliye mahkemesi hukuk dairelerince verilen nihai kararlara karşı yapılacak temyiz başvurularındaki 40 bin liralık parasal sınır yükseltiliyor.

Buna göre, bölge adliye mahkemesi hukuk dairelerince verilen, miktar veya değeri 58 bin 800 lirayı geçen nihai kararlara karşı temyiz başvurusunda bulunulabilecek. Bu parasal sınır her yıl yeniden değerleme oranında artırılacak. 2 Aralık 2016'dan düzenlemenin yürürlüğe girdiği tarihe kadar verilen nihai kararlar bakımından temyiz yoluna başvurma sınırı 40 bin lira olarak uygulanacak.

  • Hakim savcı adaylarına mülakat için 70 puan şartı

Adli ve idari yargı hakim adaylığı mülakatına katılabilmek için yazılı sınavda 100 üzerinden en az 70 puan almak gerekecek. Başarılı olanların sayısı, ilan edilen kadronun iki katı fazlasının altında kalırsa sadece başarılı olanlar mülakata çağrılacak.

Hakim ve savcı adaylığı süresi iki yıl olacak. Bu süre, avukatlık mesleğinden adaylığa alınanlar için bir yıl olacak. Adaylık, eğitim ve staj olmak üzere iki dönemden oluşacak.

Adalet Bakanının görevlendireceği bakan yardımcısı başkanlığında Teftiş Kurulu Başkanı, Ceza İşleri, Hukuk İşleri ve Personel Genel Müdürleri olmak üzere toplam 5 üyeden oluşan Mülakat Kurulu kurulacak. Üyelerin hukuki veya fiili sebeplerle katılamamaları halinde, yerine vekalet edenler Mülakat Kuruluna katılacak.

Adaylık süresinin sonunda adaylar, yazılı ve sözlü sınava tabi tutulacak. Bu sınavlar 100 tam puan üzerinden değerlendirilecek. Yazılı sınavda en az 70 puan alanlar sözlü sınava alınacak. Başarılı sayılmak için yazılı sınav puanının yüzde 60'ı ile sözlü sınav puanının yüzde 40'ının toplamının en az 70 olması gerekecek. Yazılı sınavda başarılı olamayan adaylara iki ay içinde bir sınav hakkı daha tanınacak.

Meslek öncesi eğitimini tamamlamadan görevden ayrılanlar ile meslek öncesi eğitimlerini tamamlayıp mesleğe kabul edildikten sonra meslek öncesi eğitim süresi kadar çalışmadan görevden ayrılanlar, meslek öncesi eğitimleri sırasında kendilerine ödenen aylık, ödenek, tazminatlar ile her türlü ödemelerin, mecburi hizmetin eksik kalan kısmı ile orantılı miktarını iki kat olarak ödemek zorunda olacak.

  • Bölge adliye mahkemelerine yönelik değişiklikler

Bölge adliye mahkemesi dairelerinin daha etkin ve verimli çalışmasının sağlanması amacıyla iş yoğunlukları dikkate alınarak birden fazla heyet halinde çalışabilmesine imkan tanınacak.

Bölge adliye mahkemesi dairelerinde Hakimler ve Savcılar Kurulu (HSK) tarafından birden fazla heyet oluşturulabilecek, yeni oluşturulan heyetin başkanı HSK tarafından belirlenecek.

Bölge adliye mahkemesince verilen kararın niteliğine bakılmaksızın, Yargıtay tarafından onama veya düzelterek onama kararı verilen dosyaların doğrudan ilk derece mahkemesine gönderilmesi ve kararın bir örneğinin bilgi mahiyetinde bölge adliye mahkemesine iletilmesi sağlanacak.

Bölge adliye mahkemesinin, istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin kararının Yargıtayca bozulması halinde dosya, gereği için kararı veren ilk derece mahkemesine, kararın bir örneği de bölge adliye mahkemesine gönderilecek.

Ayrıca bölge adliye mahkemesi ceza dairelerinin hukuka aykırılığın düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddi kararına dair verilen bozma kararlarına ilişkin dosyaları da gereği için kararı veren ilk derece mahkemesine iletilecek.

Bu halde aynca verilen bozma kararının içeriği ile bölge adliye mahkemesinin düzeltme nedeni dikkate alınmak suretiyle Yargıtayın uygun görmesi halinde dosya, bölge adliye mahkemesine gönderilebilecek. Bu düzenleme, yürürlüğe girdiği tarihten sonra Yargıtay tarafından verilen bozma kararları hakkında uygulanacak.

Yargıtayın bozma kararına uyulması durumunda ilk derece mahkemesi tarafından verilen karara karşı, istinaf veya temyiz sınırlarına bakılmaksızın yalnızca temyiz yoluna başvurulabilecek.

İki yıla kadar hapis cezası gerektiren suçlar bakımından ilk kez bölge adliye mahkemesi dairelerince verilen mahkumiyet kararlarına karşı temyiz yolu açık olacak.