Şampiyon yüzücüye lösemi teşhisi

TOKYO (AA) – Japonya'nın 2020 Tokyo Olimpiyatları'ndaki madalya umutlarından 18 yaşındaki yüzücü Rikako Ikee, lösemiye yakalandığını açıkladı.

2018 Asya Oyunları'nda 6 altın, 2 gümüş madalya kazanan, kadınlar 50 metre serbest, 50 metre kelebek ve 200 metre ferdi karışık kategorilerinde dünya gençler rekorlarının sahibi Ikee, sporseverleri üzen bir haber paylaştı.

Ikee, Twitter hesabında yaptığı açıklamada, kendisini kötü hissettiği Avustralya'daki kamptan acilen ülkesine döndüğünü ve tahliller sonucu hastalığına lösemi teşhisi konulduğunu belirtti.

18 yaşındaki yüzücü, paylaşımında, "Hala inanamıyorum. Kafam oldukça karışık. Birkaç gün dinlendikten sonra en kısa zamanda eskisinden daha güçlü bir Rikako Ikee'yi gösterebilmek için tedavime odaklanacağım." ifadelerine yer verdi.

TBMM'den Türk Kızılayına destek

TBMM (AA) – TBMM Başkanlığı, Türk Kızılayının kök hücre ve kan bağışı faaliyetlerine destek amacıyla 2 gün serecek bir kampanya düzenleyecek.

TBMM Başkanlığından yapılan yazılı açıklamada, yarın ve 13 Şubat Şubat Çarşamba günü Halkla İlişkiler Binası'nın önünde kök hücre ve kan bağışı kampanyası düzenleneceği belirtildi.

Açıklamada, kaynağı yalnızca insan olan kana her zaman herkesin ihtiyacı olabileceği vurgulandı.

Türkiye'de pek çok ailenin umutla beklediği kan ve kök hücre ihtiyacının Türk Kızılayı tarafından sağlandığı anımsatılan açıklamada, şu ifadelere yer verildi:

"Türkiye'de her yıl 16 yaşın altında bin 200 ila bin 500 yeni lösemili çocuk vakası bildirilmektedir. Çocukluk çağındaki kanser vakalarında lösemi hastalar birinci sırada yer almaktadır. Lösemi hastası çocuklarımızın tedavilerinde uygulanan kök hücre nakli için verilecek bir tüp kan ise nakil bekleyen bir çocuğa hayat demektir. TBMM olarak milletvekillerimiz, idari yöneticilerimiz ve tüm personelimizle toplumdaki duyarlılığın artmasına katkı sağlamak ve tüm lösemili yavrularımıza umut olmak için kök hücre ve kan bağışında biz de varız diyoruz.
Bu vesileyle 12-13 Şubat tarihlerinde Halkla İlişkiler Binası'nın önünde kök hücre ve kan bağışı kampanyası düzenlenecektir."

“Çukur” oyuncularından kök hücre bağışına destek

İSTANBUL (AA) – AİŞE HÜMEYRA BULOVALI – Show TV ekranlarında izleyiciyle buluşan Ay Yapım imzalı "Çukur" dizisinin ekibi, kök hücre için kan bağışında bulundu.

Oyuncularla set ekibi, kan kanseriyle mücadele eden ve ilik nakli bekleyen 3,5 yaşındaki Öykü Arin Yazıcı başta olmak üzere tüm lösemi hastaları için, sete gelen Kızılay aracında kan verdi.

Dizide "Yamaç Koçovalı"yı canlandıran Aras Bulut İynemli, AA muhabirine yaptığı açıklamada, kök hücre ve kan bağışına herkesten destek beklediklerini söyleyerek, "Gerçekten kök hücre ve kan bağışı hayat kurtarıyor. Öykü Arin ve diğer bütün lösemi hastalarına umut olalım." dedi.

"Aliço" karakterini oynayan Rıza Kocaoğlu, kök hücre bağışının çok kolay bir işlem olduğunu aktararak, şunları kaydetti:

"Çok kısa sürüyor, can acıtmıyor ve kan veren kişiye zararı değil, daha çok faydası oluyor. Kızılay da bu konuda çok yardımcı oluyor. Bütün merkezlerinde ve gezici Kızılay karavanlarında kan vermek artık çok basit. (Kan vermek) İki dakikalarını alıyor ama o iki dakikada başka bir insanın hayatını kurtarabilirler. Ne olur kan bağışına önem versinler. Tüm hastalara da acil şifalar diliyorum."

  • "Bu durum herkesin başına gelebilir"

"İdris Koçovalı" karakterine hayat veren Ercan Kesal, dizinin tüm ekibinin böyle bir sosyal farkındalık projesine katılmaktan dolayı mutluluk duyduğunu dile getirerek, herkese teşekkür etti.

Kesal, oyunculuğun yanı sıra aynı zamanda doktor olduğuna da işaret ederek, donör olmanın hiçbir yan etkisinin ve sıkıntısının bulunmadığına dikkati çekti.

"Sultan Koçovalı" karakterini canlandıran Perihan Savaş, kök hücre ve kan bağışına ilişkin farkındalığın son yıllarda arttığını aktararak, şu bilgileri verdi:

"Bir kere her şeyden önce insanı sevmek gerekiyor. Eğer bir insanı severseniz, onun hayatını kurtarmanın gerçekten çok önemli olduğunu bilirsiniz. Özellikle de çocuklarımız söz konusu olursa. Donör olmak ve bir insanın hayatını kurtarmak demek, ömrünüzün sonuna kadar kafanızı yastığınıza koyduğunuzda rahat ve huzurlu uyuyabilirsiniz demektir. O yüzden herkes kan versin, donör olsun. Bu bağış sadece maddi değil aynı zamanda manevi bir bağış."

Yeni sezonda diziye katılan Şenay Gürler de yapılan işlemin çok basit olduğunun altını çizerek, "Sadece bir tüp kan veriyorsunuz. Bunun bize hiçbir zararı yok ama hayat kurtarabiliyorsunuz ve bu durum herkesin başına gelebilir." ifadelerini kullandı.

Dizinin idari yapımcısı Yamaç Okur ise kök hücre konusunda Türkiye'de yeteri kadar bağış toplanılamadığının altını çizerek, "Biz de Çukur dizisi ekibi olarak, sosyal sorumluluk çerçevesinde katkı vermek istedik. Umarım hem Öykü Arin için hem de diğer (ilik nakli) bekleyen çocuklar için bağışlarımız umut olur." değerlendirmesinde bulundu.

  • Kök hücre ve kan bağışı

Kızılay ve Sağlık Bakanlığı arasında imzalanan "Kök Hücre Protokolü" kapsamında, kök hücre bağışçılarından alınan bir tüp kan, Sağlık Bakanlığı'nın belirlediği merkez laboratuvarlara gönderilerek, "Doku Tipleme Testleri"ne tabi tutuluyor. Testlerden sonra lösemi hastalarına ilik nakli yapılabilmesi için hazırlanan bağışçı veri tabanına kaydediliyor.

Veri tabanında kayıtlı bağışçılardan herhangi birinin doku tipleme testleri, kemik iliği nakli bekleyen bir hastayla uyuştuğunda, bağışçıya ulaşılarak kemik iliğinin alınması için davet yapılıyor.

Kemik iliği nakli, kan hücrelerinin yapımını sağlayan ana kök hücrelerinin, kök hücre bağışçısı bireyden alınarak hasta kişiye nakil edilmesiyle gerçekleştiriliyor. Böylece lösemi hastası bir bireyde normal kan yapımı sağlanmış oluyor.

Hayatını adadığı “kök hücre” konusunda şimdi kendisine destek bekliyor

ÇANAKKALE (AA) – SERTEN AKKAYA – Yıllardır kök hücre bağışı konusunda gönüllü çalışmalar yaparak başkalarının hayatlarına umut ışığı olan ve henüz 1,5 ay önce lösemi olduğunu öğrenen Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) Biga İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dr. Öğretim Üyesi Dr. İsmail Seki, şimdi de kendisi için destek bekliyor.

Biga ilçesinde, Sosyal Dayanışma ve Ekonomik Araştırmalar Topluluğunu (SODEAT) kuran ve gönüllü bağışçılığın önemine ilişkin çalışmalar yapan Seki'ye 1,5 ay önce lösemi teşhisi konuldu.

Bunun üzerine Seki için başlatılan yardım kampanyası kapsamında onlarca kişi bağışçı oldu. İzmir'de yaklaşık bir aydır lösemi tedavisi gören Seki, öğrencilerine ve ailesine döneceği günü bekliyor.

  • "Her eşleşmede eşimin gözü ışıldadı"

İsmail Seki'nin eşi Candeğer Seki, AA muhabirine, eşinin uzun süredir Biga'da kök hücre bağışçılığı konusunda çalışma yaptığını, lösemili hastalara yardım ettiğini söyledi.

Eşinin kurduğu SODEAT ile çok faydalı faaliyetlerde bulunduğunu dile getiren Seki, "Kızılay ile iş birliği yaparak kök hücre konusunda öğrencileri bilgilendirdiler. Ağaköy'de 5 bine yakın öğrenci var. Onlarla bire bir iletişime geçtiler, paneller düzenlediler." diye konuştu.

Topluluğun gerçekleştirdiği faaliyetlerle gönüllü bağışçılığın önemi üzerinde durduğuna dikkati çeken Seki, şunları kaydetti:

"Sonunda çok güzel başarı sağlandı. Kızılay aracı sürekli okula geldi. Gönüllü bağışçıların sayısı arttı. Yaklaşık 6 yıldır devam eden çalışmalar sonucunda 12 eşleşme sağlandı. Her bir eşleşme, eşim İsmail Seki'nin odasında gerçekleşti. Her eşleşmede eşimin gözü ışıldadı. Çok mutlu oldu. Bu tarz çalışmaların devam etmesini istedi. SODEAT, insanlara yardım etmek amacıyla kuruldu. Köy okullarına yardımda bulundular. Kitap kampanyaları düzenlediler. Köy okullarını boyadılar. Düzenledikleri eğlencelerden elde edilen paralar ile öğrencilere burslar sağlandı."

  • "Öğrencilerine ve ailesine dönecek"

Candeğer Seki, eşinin lösemi ile ilgili birçok çalışma yaptığını vurgulayarak, şöyle devam etti:

"Löseminin nasıl olduğunu, sürecin nasıl ilerlediğini biliyordu ve bu konuda çalışıyordu. En son öğretmenler ile ilgili bir panel çalışması içindeydi. Ancak bu süre içinde geçmeyen bir gribe yakalandı. Gribin ikinci haftasında, bundan 1,5 ay önce Biga Devlet Hastanesine gittik ve lösemi olduğunu öğrendik, inanamadık. Bunun üzerine İzmir'e gittik. Orada da sonuç aynı çıktı. Kendisi lösemi ile mücadele ediyor. Gönüllü bağışçı olmasının avantajları oldu. Herkes ona yardıma koştu."

Eşi için bir yardım kampanyası başlattıklarını anlatan Seki, "Kampanyaya inanılmaz katılım oldu. Bu kampanya, ona ve onun gibi bekleyenlere umut oldu. Kızılaya da büyük bir kan bağışı sağlandı. Şu anda eşimin tedavisi devam ediyor. İnanıyoruz ki en kısa zamanda toparlayıp öğrencilerine ve ailesine dönecek." ifadesini kullandı.

  • İlik nakli düşünülüyor

Seki, eşi için ilik nakli düşünüldüğünü dile getirerek, şunları kaydetti:

"Eşim kendisi gibi birçok hasta gibi kök hücre havuzunun genişlemesini ve kendisine bir umut ışığı doğmasını bekliyor. Bunun için Biga Ortaokulunda kan ve kök hücre bağışı alınmaya başlandı. Eşime ve daha birçok hastaya gönüllü bağışçı olarak, yaşama şansı verebilirsiniz. 25-26-27 Ocak tarihlerinde kan ve kök hücre bağışı alınmaya devam edilecek."

Lösemi hastası Öykü TBMM'nin de gündeminde

TBMM (AA) – Kan kanseriyle mücadele eden ve ilik nakli bekleyen 3,5 yaşındaki Öykü Arin Yazıcı'nın durumu, TBMM'nin gündemine taşındı.

TBMM Başkanvekili Mithat Sancar, TBMM Genel Kurulunda, Vergi Kanunları ile Bazı Kanun ve KHK'lerde Değişiklik Yapan Teklif'in görüşmeleri sırasında, Öykü'nün durumuna dikkati çekti, Öykü'nün annesinin kendisine ilettiği mesajı paylaştı.

Sancar, Öykü'ye Kasım 2018'de lösemi teşhisi konulduğunu, Öykü'nün hastalığının, löseminin nadir görülen saldırgan bir türü olduğunu söyledi. Öykü'ye en geç 2 ay içinde kök hücre nakli yapılması gerektiğini dile getiren Sancar, aksi halde hastalığın önce kanda, sonra organlarda ciddi yıkımlara neden olacağını, hayati risk ortaya çıktığını anlattı.

Sancar, "Öykü'nün ve diğer ilik bekleyen lösemi hastalarının daha uzun yıllar sağlıklı bir yaşam sürebilme şansları kemik iliği nakli için gönüllü olan donör sayısının artmasına bağlıdır. Ülkemizde, bu tür hastalar için kök hücre adayı sayısı 300 bin civarında. Bu rakam ülke nüfusuna oranla dünya standartlarının çok altında. Uluslararası veri tabanına da bağlıyız fakat ne yazık ki henüz başta Öykü Arin olmak üzere çocuklarımızın ve pek çok hastanın genetik ikizi bulunamamıştır." diye konuştu.

Bağışçı olmanın çok basit olduğuna işaret eden Sancar, 18-50 yaş arasındaki herkesin 3 tüp kan vererek bağışçı olabildiğini belirtti.

Bağışçı olunduğunda sadece Öykü için değil, kök hücre bekleyen bütün hastalar için aday olunacağını vurgulayan Sancar, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Öykü için zaman çok daraldı. Hızla çözüm üretebilmek için her ilimizde, ilçemizde kan bağışı etkinlikleri düzenlememiz şart. İnsanların tek tek sağlık merkezlerine gitmesi önemli ama daha da önemlisi; bütün kamu kuruluşlarının, bütün sivil toplum örgütlerinin ve bireylerin, toplu bağış etkinlikleri düzenlemeleri. Bu durum kısa sürede yüksek sayıda bağışçı bulunmasını kolaylaştıracaktır ve belki de çok kısa bir zaman içerisinde Öykü Arin evladımızın hastalığı için bir çare bulunmuş olacaktır. Bu konuda bütün milletvekillerini ve kamuoyunu duyarlı davranmaya çağırıyorum."

AK Parti Grup Başkanvekili Cahit Özkan da Öykü özelinde ilik, organ ve doku nakillerinin tekrar gündeme geldiğini, bunun en önemli sağlık sorunlarından biri olduğunu söyledi.

İlik, organ ve doku nakli bekleyen listesine her yıl 4 bin kişinin eklendiğini belirten Özkan, 2 bin kişinin ise uygun doku ve organ bulunamadığı için her yıl hayatını kaybettiğini anlattı.

Özkan, organ, ilik ve doku bağışındaki yetersizliğin, dünyada ve Türkiye'de en önemli sorunlardan biri olduğuna işaret ederek, son verilere göre 25 bin 996 vatandaşın nakil beklediğini kaydetti. Özkan, "Hayatın ve bedenimizin emanetçisi olduğumuz bilincinden hareketle, bunları israf etmek yerine, vatandaşlarımızın organlarını bağış noktasında daha fazla gayretli olmalarını temenni ediyorum." dedi.

Almanya'da lösemi hastası minik Öykü için kampanya

KÖLN (AA) – Almanya'nın Duisburg kentinde, lösemi hastası 3,5 yaşındaki Öykü Arin Yazıcı için doku tipleme kampanyası düzenlenecek.

İzmir'de lösemi teşhisi konulan ve Antalya'da tedavi gören minik Öykü'nün yaşama tutunması için, 13 Ocak'ta Duisburg Grevenbroich Alevi Derneği, 18 Ocak'ta Duisburg Mehmet Akif Camisi ve 25 Ocak'ta Duisburg Diyanet İşleri Türk İslam Birliği (DİTİB) Merkez Camisi'nde gönüllüler tarafından kampanyalar düzenlenecek.

Bebek ve çocuklarda nadir görülen juvenil myelomonositik lösemi (JMML) teşhisi konulan ve iyileşmesi için acil olarak uygun kök hücre nakli gereken Öykü için daha önce de Almanya ve Türkiye'nin çeşitli şehirlerinde doku tipleme kampanyaları düzenlenmişti.

Akrabaları ve çeşitli doku bankalarına kayıtlı dünyada 32 milyon kişi arasından Öykü'ye dokusu uyan bağışçı henüz bulunamadı.

Üniversite öğrencisi, lösemi teşhisinden 10 gün sonra öldü

BARTIN (AA) - Bartın'da, diş eti kanaması şikayetiyle gittiği sağlık merkezinden sevk edildiği hastanede lösemi teşhisi konulduktan 10 gün sonra yaşamını yitiren üniversite öğrencisi Melih Uğur'un cenazesi toprağa verildi. </p>  <p>Alınan bilgiye göre, Kastamonu Üniversitesi İnşaat Teknikerliği Bölümü öğrencisi 21 yaşındaki Melih Uğur, yaklaşık 10 gün önce diş etindeki kanama nedeniyle Bartın Ağız ve Diş Sağlığı Merkezi'ne başvurdu. 

Doktorların durumundan şüphelendiği ve ilgili polikliniğe yönlendirdiği Uğur'un hastane tetkiklerinde lösemi olduğu belirlendi.

Hastalığının belli olmasının ardından Zonguldak Bülent Ecevit Araştırma ve Uygulama Hastanesi'nde tedavi altına alınan Uğur, dün hayatını kaybetti.

Hastane morgundan alınan Uğur'un cenazesi, Bartın merkeze bağlı Terkehatipler köyündeki evine getirildi. Burada Kur'an-ı Kerim okundu, dua edildi.

Uğur'un cenazesi, köy mezarlığında kılınan cenaze namazının ardından aile kabristanlığına defnedildi.

Cenaze töreninde, Melih Uğur'un babası Celal ile kardeşi Çağatay Uğur'un güçlükle ayakta durduğu görüldü.

Cenaze törenine, Uğur’un yakınlarının yanı sıra AK Parti Bartın Milletvekili Yılmaz Tunç, AK Parti İl Başkanı Turhan Kalaycı da katıldı.

Baba Celal Uğur, gazetecilere yaptığı açıklamada, Kastamonu Üniversitesi'nde öğrenim gören oğlunun vize sınavları sonrası 10 gün önce köyüne geldiğini ve diş etindeki kanama nedeniyle hastaneye gittiğini söyledi.

Burada yapılan tetkiklerle oğluna lösemi teşhisi konulduğunu ifade eden Uğur, "Her şey 10 günde yaşandı. 10 gün öncesine kadar hiçbir şey yoktu. Diş etinde kanama vardı. Diş doktoru şüphelendi ve başka doktora yönlendirdi. Meğer oğlum kansermiş, kısa zamanda kaybettik. Acımız çok büyük." diye konuştu.

Minik Öykü için mücadele yurt dışına taşındı

İZMİR (AA) – YUSUF ŞAHBAZ – İzmir'de lösemi teşhisi konulan ve ilik nakli bekleyen 3,5 yaşındaki Öykü Arin Yazıcı için başlatılan nakil kampanyası, yurt dışına taşındı.

Kasım ayında Juvenil Miyelomonositik Lösemi (JMML) teşhisi konulan minik Öykü için Kanada, ABD, Fransa ve Almanya'da Kızılhaç ve gönüllü kuruluşlar tarafından kampanya başlatıldı.

Öykü için Türkiye'de düzenlenen kampanyaya verilen destek ise bazı sanatçıların sosyal medya hesaplarından yaptıkları paylaşımlarla birlikte hızla artıyor.

  • "2 buçuk ayımız kaldı"

Anne Eylem Yazıcı, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Öykü Arin'in milyonda bir görülen bir hastalığa karşı mücadele ettiğini, uygun donör arayışlarının umutla devam ettiğini belirtti.

"Önümüzde 2,5 ay gibi bir zaman var" diyen Yazıcı, yüzde 100 uyumlu donör bulunmazsa yüzde 50 uyumu bulunan kendisi veya eşinden nakil yapılacağını, bunun da yüksek riskinin bulunduğunu söyledi.

Kampanyaya gelen desteğin mutluluk verici olduğunu, umutlarının arttığını dile getiren Yazıcı, şöyle konuştu:

"Biz elimizden geldiğince kampanyayı büyütmek istiyoruz. İzmir ve İstanbul'da gayet iyi gidiyor. Ne kadar geniş bir alana ulaşırsa o kadar faydalı. İlik naklini sadece Öykü için istemiyoruz. Bu durumda olan çok sayıda çocuk ve aileleri umutla bekliyor.

Kampanyamız sadece yurt içinde değil, yurt dışında da devam ediyor. Kanada, ABD, Fransa ve Almanya'da da Kızılhaç ve gönüllü kuruluşların desteğiyle bağış kampanyası başlattık. Yurt dışında yaşayan gönüllülerden de bu merkezlere ulaşarak kampanyamıza destek olmalarını istiyoruz."

  • "Kemiğimizi mi kıracaklar?"

Kök hücre nakliyle ilgili toplum olarak yeteri kadar bilinçli olmadıklarını ifade eden Yazıcı, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Kemik iliği nakli denince 'kemiğimizi mi kıracaklar, iliğim biter mi' gibi sorular geliyor. Aslında çok basit. Siz uygun donör seçildiğinizde Sağlık Bakanlığı sizi uçakla hastanın bulunduğu kente getiriyor. Hastanenin yakınlarında bir otelde misafir ediyor. İlk 4 gün size aşı yapılıyor. Kanınızdaki kök hücre sayısını artırmak üzere. Beşinci gün ise tıpkı trombosit alır gibi sizden kan alıyorlar, kök hücrelerini ayrıştırıp kanınızı size geri veriyorlar. Sadece 5 gün işinizden, gücünüzden ayrı kalacaksınız ama sizin sayenizde başka bir insan sevdikleriyle yıllar geçirecek."

Öykü için hareket geçilmesi gerektiğini dile getiren Yazıcı, ilik naklini Antalya'da özel bir hastanede yaptırmayı düşündüklerini, bu yüzden de Antalya'ya muayene için gideceklerini aktardı.

Hastalıklarını yenmek için birbirlerine moral veriyorlar

İZMİR (AA) – TEZCAN EKİZLER – İzmir'de, lösemi hastası genç ile beynindeki tümör nedeniyle tedavi gören babası, birbirlerine moral vererek hastalıklarını yenmeye çalışıyor.

Balıkesir'de dünyaya gelen 18 yaşındaki Mustafa Kocaerkek'e 3 yıl önce geçirdiği rahatsızlığın ardından Balıkesir Devlet Hastanesinde lösemi teşhisi kondu.

İzmir'deki Sağlık Bilimleri Üniversitesi (SBÜ) Dr. Behçet Uz Çocuk Hastalıkları ve Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesine sevk edilen Kocaerkek, bir yıl boyunca gördüğü kemoterapiye olumlu cevap verince taburcu edildi.

Aile Balıkesir'e döndükten 5 ay sonra, Edremit Devlet Hastanesinde 42 yaşındaki baba Muhammet Kocaerkek'in beyninde tümör olduğu belirlendi.

Babasının hastalığına çok üzülen genç, Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesindeki tedavi sürecinde Muhammed Kocaerkek'in yanında kaldı.

Bu dönemde ateşi tekrar yükselmeye başlayan Mustafa Kocaerkek'in lösemiden kaynaklanan sağlık sorunları tekrarladı.

Mustafa Kocaerkek, İzmir'deki hastanede tekrar kemoterapi görmeye başladı.

Maddi durumları yetersiz olduğu için zor günler yaşayan baba oğulun tedavi giderleri Sağlık Bakanlığı tarafından karşılanırken, İzmir Hasta Çocuk Evleri Derneği de aileye Bornova'da tüm ihtiyaçlarını karşıladığı bir ev tahsis etti.

Baba oğul, hastalıklarını yenmek için birbirlerine moral vererek ayakta durmaya çalışıyor.

  • "Güle oynaya köyümüze dönmek istiyoruz"

Mustafa Kocaerkek, lösemi tedavisi görürken hastanede çok sıkıldığını, derneğin ailesine ücretsiz tahsis ettiği ev sayesinde yine tüm aile beraber olduklarını söyledi.

Babasıyla tedaviler dışında tüm günlerini beraber geçirdiklerini belirten Kocaerkek, "Kemoterapim devam ediyor. Babamla birbirimize moral veriyoruz. İyileşip güle oynaya köyümüze dönmek istiyoruz. İyileştikten sonra yapacağımız işleri konuşuyoruz mesela. Eğitimim yarım kaldı, onu tamamlayıp veteriner olmak istiyorum çünkü hayvanları çok seviyorum." dedi.

  • Bütün aile tek yürek

Baba Muhammed Kocaerkek de oğlunun lösemi hastası olduğunu öğrendiği gün çok üzüldüğünü anlattı.

Oğlu ile ayrı ayrı hastanelerde kemoterapi gördüklerini dile getiren baba Kocaerkek, "Çok zor günler yaşadık. Bize ücretsiz bu evi verdiler. Burada oğlumla tedavi sürecimiz devam ederken birbirimize destek veriyoruz. Hayatta en büyük isteğim çocuğumun ve kendimin yeniden sağlığımıza kavuşmamız." diye konuştu.

Anne Emine Kocaerkek ise oğlunun ve eşinin hastalığına çok üzüldüğünü ama onların yanında bu durumunu hiç belli etmediğini aktardı.

Kocaerkek, "En zor anımızda Sağlık Bakanlığı ve İzmir Hasta Çocuk Evleri imdadımıza yetişti. Bu ev eşim ve oğlum için moral oldu. Öbür türlü ikisinin de tedavilerini yaptıramazdık. İnşallah sağlıklarına kavuşacaklar." şeklinde konuştu.

  • 6 ay ev tahsis edildi

SBÜ Dr. Behçet Uz Çocuk Hastalıkları ve Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesi Çocuk Hematoloji ve Onkoloji Servisi doktorlarından Doç. Dr. Tuba İlkay Karapınar, gence 2 yıl önce uygulanan kemoterapiden olumlu sonuç aldıklarını ama löseminin her zaman tekrarlama riski olduğunu ifade etti.

Hastanın kendilerine başvurmasının ardından yeniden tedavi sürecinin başladığını dile getiren Karapınar, Kocaerkek'i tekrar kemoterapiye aldıklarını, hastalığını yakından takip ettiklerini söyledi.

İzmir Hasta Çocuk Evleri Derneği Başkanı Sevil Ozan ise yaşadıkları maddi zorlukları ve sağlık sorunlarını öğrenince tedavi süreçlerine olumlu yansıması için bir evlerini 6 ay boyunca aileye tahsis ettiklerini anlattı.

Derneğe ait 7 evleri olduğunu, burada 14 ailenin kalabildiğini kaydeden Ozan, "Onları misafir ediyoruz, tüm giderlerini derneğimiz karşılıyor. Hastalarımız iyileşip memleketlerine döndüklerinde bizler de çok mutlu oluyoruz." dedi.

Lösemiyi yenen Aslı çocuklara umut aşılıyor

AYDIN (AA) – MEHMET ÇALIK – Aydın'da kendisinden yapılan kök hücre nakliyle (otolog) lösemiyi yenen 21 yaşındaki Aslı Akçay, lösemi hastası çocuklara manevi destek oluyor.

İncirliova ilçesinde ailesiyle yaşayan Adnan Menderes Üniversitesi (ADÜ) Diyaliz Teknikerliği bölümü öğrencisi Akçay, 2017 yılında grip şikayetiyle gittiği hastanede lösemi hastası olduğunu öğrendi. Uygun donör bulunamayınca geçen yıl ekim ayında kendisinden yapılan nakille zorlu tedavi sürecini atlatan Akçay, bir yandan eğitimine kaldığı yerden devam ederken bir yandan da kendisi gibi lösemi hastası çocukların yardımına koşuyor.

Üniversitede "Maskesiz Gülücükler Topluluğu" bünyesinde maddi durumu yetersiz lösemili hastalar için yardım toplayıp kök hücre konusunda vatandaşları bilgilendiren Akçay, vaktinin kalan bölümünde de hastanede tedavileri süren hastaları ziyaret ediyor, onlarla oyunlar oynuyor, hastalığı yenme çabalarına moral desteği sunuyor.

  • "Hastalıktan hızlı koşmalısınız"

Akçay, AA muhabirine yaptığı açıklamada, hastalığı süresince moralini hep yüksek tuttuğunu söyledi.

Hastalığın sadece kendisi için değil, ailesi ve sevenleri için de yıkıcı olduğunu anlatan Akçay, hastalığı yenmenin birinci kuralının "yılmamak" olduğunu belirtti. Lösemi tedavisinin çok zorlu bir maraton olduğunu kaydeden Akçay "Siz durup dinlenmek istediğinizde hastalık daha da koşmak istiyor. O yüzden ondan hızlı koşmanız gerekiyor. Sadece gülümsemekle yeniliyor galiba. Hastalığım boyunca kötüyüm demeyi hiç sevmedim. Sadece iyiyim dersem, savaşabilirim." dedi.

Nakil olduktan sonra yeniden kendisini yeniden doğmuş gibi hissettiğini aktaran Akçay, duygularını şöyle ifade etti:

"Kendimi 1 yaşında hissediyorum. İkinci yaşımda da çok insanın hayatına dokunmak istiyorum. Pişman olmayacağım, keşke demeyeceğim şeyler yapmak istiyorum. Bunun için çabalıyorum. Küçük hissediyorum kendimi. Aslında hastalıkta en büyük savaş maskeyle. Artık maskeyi sadece kapalı alanlarda takıyorum. Rüzgarı hissediyorum yüzümde. Çünkü hastane odasında pencereleri bile açmadığınızda rüzgarı, güneşi özlüyorsunuz. Yaşamak çok güzel. Kendimi kanserden mezun olmuş gibi hissediyorum. Çocuklara da bunu vermek gerekiyor. Çocuklar sadece okuldan değil, hastaneden, kanserden de mezun olsunlar. Bence en güzel mezuniyet bu galiba."

  • Çocuklara moral destek

Okulundan arta kalan zamanlarda doktorların izni doğrultusunda hastanede tedavi gören lösemili çocukları ziyaret ettiğini söyleyen Akçay, onlarla oyunlar oynadığını, hediyeler aldığını dile getirdi.

Hastalara en büyük desteğin onlara yanlarında birilerinin olduğunu göstermek olduğunu vurgulayan Akçay, şunları kaydetti:

"Zaten çocukların hastane koridorlarında değil, oyun parklarında olması gerekiyor. Onlara bir nebze olsun bunu yaşatabilmek için elimizden gelen her şeyi yapıyorum. Onlara benim de saçlarımın olmadığını ama çıktığını söylüyorum. Arkadaşlarının yanına geri dönebileceklerini, savaşırlarsa başarabileceklerini anlatmaya çalışıyorum. Bunu başardığımı anlatıyorum. Ablaları olarak hep yanlarında olduğumu hissettirmeye çalışıyorum. Burada destek çok önemli. Düşerken tutabilecek birinin olduğunu gördüğünüzde daha dirayetli olabiliyorsunuz. O yüzden ellerini tutmaya çalışıyorum."

  • Kök hücre bağışı

Akçay, tedavi sürecinde, uygun donör bulunamadığı için bazı arkadaşlarını kaybettiğini, bunun çok yıpratıcı olduğunu belirterek, "Onları kaybetmek kendi acınızdan çok daha yıkıcı olabiliyor. Kök hücre olayının üzerine bu kadar düşmemin sebebi de kendimden ziyade artık kimseyi kaybetmek istemiyor olmam. Çünkü bu bekleyiş çok çaresiz oluyor. Kızılay'a üç tüp kan verip bağışçı olup olmayacağınızı öğreniyorsunuz. İnsanların bunu duyup geçmelerini istemiyorum. Beni kalpleriyle dinlemelerini, çocukların acılarını hissetmelerini istiyorum." ifadelerini kullandı.