ABD, Kuzey Kore'nin nükleerle ilgili moratoryuma uygun davranmasını bekliyor

WASHINGTON (AA) – ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo, Kuzey Kore'nin füze ve nükleer denemeler konusundaki moratoryuma uygun davranmasını beklediklerini açıkladı.

Pompeo, Kuzey Kore lideri Kim Jong-un'un, Vietnam'daki zirve sırasında birçok vesileyle ABD Başkanı Donald Trump'a nükleer veya füze denemelerini sürdürmeyeceği konusunda söz verdiğini belirterek, "Başkan Kim'in verdiği söz bu. Sözüne sadık kalmasını bekliyoruz." ifadelerini kullandı.

Kuzey Kore Dışişleri Bakan Yardımcısı Choe Son-hui, bugün diplomatlar ve yabancı basın mensuplarıyla bir araya geldiği toplantıda, Pyongyang yönetiminin, nükleer silahların ortadan kaldırılması konusunda diplomatik müzakerelere devam edip etmeyeceğine ve nükleer denemelerle ilgili moratoryumu sürdürüp sürdürmeyeceğine çok yakında karar vereceğini açıklamıştı.

ABD ile Kuzey Kore arasında geçen ay yapılan zirvede herhangi bir anlaşmaya varılamamış olmasından duyduğu hayal kırıklığını ifade eden Choe, Pyongyang'ın, müzakereler çerçevesinde füze denemelerinin durdurulması gibi aldığı kararlar ile aynı doğrultuda önlemler almadığı sürece ABD ile müzakereleri sürdürmeye ya da anlaşmaya varma niyetinde olmadığını söylemişti.

Trump ile Kim arasındaki şahsi ilişkilerin hala iyi olduğuna işaret eden Choe, füze ve nükleer denemelerden kaçınmaya devam edip etmeme kararının tamamen Kim Jong-un'a bağlı olduğunu, Kim'in bu konudaki pozisyonunu kısa süre içinde "netleştirmesinin" beklendiğini dile getirmişti.

    1. zirvede anlaşma sağlanamamıştı

ABD Başkanı Trump ile Kuzey Kore lideri Kim arasında Vietnam'ın başkenti Hanoi'de 27-28 Şubat'ta düzenlenen zirvede anlaşma sağlanamamıştı.

Trump, Kim ile görüşmesine ilişkin, "Onlar yaptırımların tamamen kaldırılmasını istedi. Biz ise bunu yapmaya niyetli değildik. Bu nedenle anlaşamadık." ifadesini kullanmış, Kuzey Kore lideri Kim ile "çok güçlü bir ilişki" kurulduğunu ancak anlaşmaya varılamadığını belirtmişti.

ABD Başkanı Trump, Vietnam'daki ikinci zirveden sonra üçüncü kez bir araya gelip gelmeyecekleri konusunda, Kuzey Kore lideri Kim ile "yeni bir zirve için sözleşmediklerini" bildirmişti.

Kuzey Kore Dışişleri Bakanı Ri Yong Ho da zirvede Kuzey Kore'nin ana nükleer kompleksini kapatması karşılığında yaptırımların sadece bir kısmının kalkmasını talep ettiğini söylemişti.

Japonya, BM'ye Kuzey Kore önergesi sunmaktan vazgeçti

ANKARA (AA) – Japonya, Birleşmiş Milletler (BM) İnsan Hakları Konseyine Kuzey Kore'nin insan hakları ihlallerini kınayan ortak karar tasarısı sunmaktan vazgeçti.

Kyodo ajansında yer alan habere göre, hükümet, Japonya'nın, BM İnsan Hakları Konseyine 2007 yılından 2018'e kadar Avrupa Birliği (AB) ülkeleri ile ortaklaşa sunduğu Kuzey Kore'ye yönelik önergeyi sunmayacağını belirtti.

Japonya Kabine Başsekreteri Yoshihide Suga, basına yaptığı açıklamada, BM'ye, Kuzey Kore'nin insan hakları ihlallerini kınayan önerge sunmama kararını, geçen ay sonunda yapılan ikinci ABD-Kuzey Kore zirvesinin sonuçları ile Kuzey Kore tarafından kaçırıldığı iddia edilen Japon vatandaşları ve (Kuzey Kore ile ilgili) diğer konular etrafındaki durumlarla ilgili yapılan kapsamlı incelemenin ardından aldıklarını ifade etti.

Japonya'nın, nükleer ve füze programı nedeniyle Kuzey Kore'ye yönelik BM Güvenlik Konseyi kararlarının tam olarak uygulanması ve ABD dahil uluslararası toplumla çalışma konusundaki duruşunda bir değişiklik olmadığını vurgulayan Suga, Tokyo'nun, Pyongyang'ı ülkedeki insan hakları durumunu iyileştirmeye teşvik etmeyi sürdüreceğini söyledi.

Hükümet kaynaklarına göre, bu karar, Başbakan Shinzo Abe'nin Kuzey Kore ajanları tarafından kaçırılarak alıkonulduğu iddia edilen Japon vatandaşları konusunu çözme isteğini yansıtıyor.

  • Japon vatandaşlarının kaçırıldığı iddiası

Japonya'nın 1970 ve 1980'lerde kaçırıldığını iddia ettiği vatandaşları, Kuzey Kore ile arasında yıllardır sorun yaratıyor.

Japonya, vatandaşlarının Kuzey Kore ajanları tarafından kaçırılarak alıkonulduğunu savunuyor.

Pyongyang yönetiminin, bu kişileri, Kuzey Koreli istihbaratçılara Japonca öğretmeleri ve bu görevlilere kendilerini Japon gibi göstererek casusluk yapma konusunda eğitmeleri için kullandığı iddia ediliyor.

Kuzey Kore, 2002'de başkent Pyongyang'da düzenlenen bir zirve sırasında, 1970'li ve 1980'li yıllarda kaçırılan 13 Japon vatandaşının varlığını kabul etmişti. Pyongyang yönetimi, bu kişilerden 5'inin zirvenin ardından evlerine dönmesine izin vermiş, diğer 8 Japon vatandaşının ise öldüğünü ileri sürmüştü. Japonya, söz konusu 8 vatandaşın öldüğüne inanmıyor ve onların da iade edilmesini talep ediyor.

Japonya Başbakanı Şinzo Abe, geçen ay Vietnam'da yapılan 2. ABD-Kuzey Kore Zirvesi öncesinde, zirvede Kuzey Kore'nin kaçırdığı iddia edilen Japon vatandaşları sorununun da gündeme getirilmesi için ABD Başkanı Donald Trump'tan talepte bulunmuştu.

  • BM, geçen yıl sonunda Kuzey Kore'ye kınama kararı almıştı

BM Genel Kurulu, aralık ayında, ülkedeki insan hakları ihlalleri ve halkın içinde bulunduğu kötü ekonomik koşullara rağmen sürdürdüğü nükleer silahlanma çabaları nedeniyle Kuzey Kore yönetimini kınayan bir kararı kabul etmişti.

Japonya ve Avrupa Birliği ülkelerinin öncülüğünde Genel Kurul gündemine alınarak kabul edilen kararda, "Kuzey Kore'de 10 milyon kişinin yetersiz beslendiği, kronik ve akut zafiyet oranlarının kabul edilemez seviyelerde olduğu" belirtilmişti.

“Asya-Pasifik'te savaş, ABD için felaket olur”

İSTANBUL (AA) – GÜLSÜM İNCEKAYA – Asya-Pasifik'teki diplomatik, ekonomik ve ticari rekabet hızının gittikçe arttığına dikkat çeken uzmanlar, ABD'nin askeri yöntemler, ticari ilişkiler ve stratejik hamlelerle Çin'i çevreleme politikası güttüğünü, bölgede çıkması muhtemel bir savaşın hem Amerikalılar hem de çevre ülkeler için bir felaket olacağını savundu.

Asya-Pasifik Bölgesi alanı uzmanları, Kuzey Kore ile ABD arasında yaşanan nükleer silah krizi, Çin Denizi'nde artan diplomatik ve ticari gerilimi ve olası sonuçlarını, AA muhabirine değerlendirdi.

Koç Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Görevlisi Dr. Altay Atlı, büyük güçlerin Orta Doğu'daki kavgalarının Asya-Pasifik'e taşındığına dair yargıların doğru olmadığını belirterek, Asya-Pasifik'te yaşanan kavgayı, Orta Doğu'da yaşananlara benzetmenin doğru olmadığını söyledi.

Asya-Pasifik'te yaşananların, İkinci Dünya Savaşı'nda sonra "Asya Kaplanları" denilen Güney Kore, Tayvan, Hong Kong, Singapur, Tayland gibi ülkelerin yüksek performanslı yükselişleri ile ilişkili olduğunu ifade eden Atlı, "Bu yükselişler aslında birbirleriyle ticaret yaparak yani bir entegrasyonla bu noktaya geldi. Bu entegrasyona rağmen bu coğrafya aynı zamanda kavgaların da devam ettiği bir coğrafya. Çok uzağa gitmeye gerek yok, 2. Dünya Savaşı sürecinde Çin-Japonya, Japonya-Kore arasındaki savaşların hatıraları hala çok acı bir şekilde devam ediyor ve hala ilişkileri zehirliyor. Onun dışında diplomatik savaşlar ve ticaret savaşları da devam ediyor.'' diye konuştu.

  • "Doğu Çin Denizi üzerinde, egemenlik mücadelesi yürütülüyor"

Asya'nın en büyük çelişkisinin, iş birliği entegrasyonu ile hızla elde edilen yüksek performanslı ekonominin, ticaret savaşlarına dönüşmesi olduğuna dikkat çeken Atlı, şunları söyledi:

"Asya-Pasifik'te şu anda sıcak bir savaştan bahsetmek belki mümkün değil ama ticaret ve diplomatik savaşların şiddeti fazlası ile artmış durumda. Ümit ediyoruz ki bu sıcak bir savaşa dönüşmesin. Tartışma konusu olan Diaoyu/Sankaku adacıklarının bulunduğu Doğu Çin Denizi, hem jeostratejik hem de zengin petrol ve doğal gaz kaynakları açısından büyük önem taşıyor. Bugünkü tartışmalar açısından asıl tayin edici olan da, Çin, Japonya, Güney Kore, Kuzey Kore ve Tayvan'la kıyısı olan, Hint Okyanusu ile Pasifik Okyanusu'nu birbirine bağlayan Doğu Çin Denizi'nin kim tarafından kontrol edileceği. Yani Doğu Çin Denizi üzerinde, ciddi bir egemenlik mücadelesi yürütülüyor."

Altay Atlı, Çin'in, Güney Çin Denizi'nde yüzde 90'ın üzerinde hak iddia ettiğini belirterek, "Aynı şekilde ABD de, bu adalar üzerinde hak iddia ediyor. ABD son 10 yıldır Doğu Asya'da, Çin'e coğrafi yakınlığı olan ülkeler ile yakın ilişkiler kuruyor ve bu ülkelerin çoğunda askeri üsler kuruyor. Ayrıca ABD, bölgede stratejik açıdan etkin rol alabilmek için Hindistan ve Japonya gibi devletlerle de ciddi bir etkileşim içinde." dedi.

-"ABD, Çin'i çevreleme politikası güdüyor"

ABD'nin askeri yöntemler, ticari ilişkiler ve stratejik hamlelerle Çin'i çevreleme politikası güttüğünü ifade eden Atlı, Çin'in karşı hamleleriyle çevreleme politikalarının tek başına işe yaramadığını anlayan Washington'ın, Asya-Pasifik bölgesindeki deniz gücünün yarısını bu bölgeye konuşlandırmaya ve üslerini artırmaya başladığını kaydetti.

Asya-Pasifik'te yaşanan en ciddi sorunlardan bir diğerinin ise Kuzey Kore'nin nükleer silahlardan arındırılması olduğuna değinen Atlı, ABD ile Kuzey Kore arasında görüşmeler gerçekleştirilmiş olsa da barış anlamında hiçbir adım atılmadığını söyledi.

Atlı, ABD Başkanı Donald Trump ile Kuzey Kore lideri Kim Jong-un arasında gerçekleşen ikinci görüşmeden de bir şey çıkmadığını belirterek, şu değerlendirmelerde bulundu:

"İki ülkenin karşılıklı talep ve pozisyonları arasında ciddi bir uçurum var ve bu uçurum kapatılamıyor. Ben, sık sık iddia edildiği gibi bölgede çatışma veya bir sıcak savaşın çıkacağına inanmıyorum. Çünkü böyle bir savaş, Amerikalılar için bir felaket olur. ABD halkı ve seçmeni buna karşı çıkacaktır. Çünkü yıllardır ABD askerleri Afganistan'da, Irak'ta, Suriye'de. Asya-Pasifik'te hali hazırda bir ticaret savaşı sürdüren ABD ve Trump hükümeti, çok ciddi bir şekilde kaybeder."

  • "Asya-Pasifik'te çıkacak bir savaşın kaybedeni çok olur"

"Eğer ABD, sıcak bir savaşı göze alır ve bir çatışma içine girerse, bu Kuzey Kore rejiminin devrilmesi anlamına gelir." diyen Atlı, dolayısıyla Kuzey Kore'nin de böyle bir sıcak çatışmaya girmek istemeyeceğini belirtti.

Atlı, şunları kaydetti:

"Her iki ülke bunu göze aldığında, bu kez Çin çok zor durumda kalır. Çin her ne kadar Kuzey Kore'yi desteklese de, Kuzey Kore'nin nükleer çıkışları Çin'i rahatsız ediyor. Çin için esas olan, Kuzey Kore'deki rejimin makul bir şekilde devam etmesi. Kuzey Kore aynı şekilde Japonya ve Güney Kore için de varoluşsal bir sorun. Bırakın nükleer silahları, Kuzey Kore'nin kullanacağı konvansiyonel silahlar bile, bu ülkeleri yok edecek kapasitede. Dolayısıyla Asya-Pasifik'te çıkacak bir savaşın kaybedeni çok olur. Kim Jong-un için 'çılgın' tanımı kullanılıyor olsa da Trump, çok daha ne yapacağı öngörülemeyen biri. Ben yine de iyimser düşünerek ikisinin de işi buraya kadar taşıyacağını düşünmüyorum."

  • "Bölge ülkeleri savaş istemiyor"

İbn Haldun Üniversitesi Sosyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Mehmet Özay da, Asya-Pasifik'teki diplomatik, ekonomik ve ticari rekabetin hızının gittikçe arttığına işaret ederek, ortada bir sıcak çatışma ihtimali olmakla birlikte, bunun gerçeğe dönüşmemesi için bir çabanın da gözlemlendiğini söyledi.

Çatışma boyutundaki aktörlerin ABD ve Çin olduğunu belirten Özay, ancak karar vericiler olarak öne çıkan bu iki ülkenin yanı sıra bölgedeki irili ufaklı ülkelerin de herhangi bir sıcak gelişme karşısında politikalar geliştirmekte olduklarını ifade etti.

Özay, hem ABD hem Çin'le yakın ticari ilişkiler içerisindeki özellikle Güneydoğu Asya Ülkeleri Birliği'ne (ASEAN) üye ülkelerin bölgeyi bir sıcak gelişmeye itecek her türlü girişimi engelleme yönünde girişimlerine tanık olunduğuna dikkat çekerek, "Japonya'nın, Güney Kore'nin ve ASEAN içinde ise Singapur ve Malezya'nın yaklaşımları bu yönde gelişme göstermektedir. Yani bölge ülkeleri, bütün Asya'yı yakacak bir savaş istemiyor." diye konuştu.

  • "ABD'nin bölgeden çıkartılması mümkün görünmüyor"

Asya-Pasifik Ekonomik İşbirliği (APEC), ASEAN gibi oluşumların, Pasifik Okyanusu'nun iki yanındaki ülkeleri siyasal veya ideolojik değil, ekonomik boyutuyla bir araya getirdiğini belirten Özay, şu açıklamalarda bulundu:

"1980'li yıllardan itibaren Asya Kaplanları, ardından ASEAN ve Çin'in küçük ve orta büyüklükteki işletmeleri, Asya-Pasifik Bölgesi'nde ekonomik kalkınmayı gerçekleştirdi. Avrupa, ABD ve Japonya'nın önde gelen ulus aşırı şirketlerinin yatırımlarıyla da bölge, ekonomik bir güç merkezi haline geldi. Aslında 21. Yüzyıl Asya Yüzyılı projesi bağlamında, 2009'dan beri Obama yönetiminin hayata geçirmek istediği Trans-Pasifik İşbirliği Anlaşması'nın (TTPA), Trump tarafından rafa kaldırılması, belirsizlik ve kimi bağlamlarda çatışma ortamının da zeminini hazırladı. Çin, arka bahçesi kabul ettiği Doğu Asya’dan ABD'yi çıkarma mücadelesi veriyor mu? Çin yönetiminin, tarihe referansla yaptığı açıklamalara bakıldığında böylesi bir niyeti olduğu açık. Ancak, Doğu Asya'nın Çin, Kore Yarımadası, Japonya ve Tayvan'ı içeren bir coğrafya oduğu hatırlandığında, ABD'nin bölgeden çıkartılması ne teoride ne de pratikte mümkün gözüküyor."

  • "Asya-Pasifik hiçbir zaman öneminden bir şey kaybetmedi"

Mehmet Özay, Birleşmiş Milletler (BM) verilerine göre, dünya ticaretinin yüzde 80'inin su yolları üzerinden gerçekleştiğini, bu ticaretin de üçte birinin Asya-Pasifik ve Çin Denizi üzerinden sağlandığı bilgisini paylaştı.

Yıllık 5 trilyon doları aşkın bir ticaret hacmine tekabül eden bu ticari faaliyetin, küresel güç iddiasındaki hiçbir ülkenin göz ardı edemeyeceği bir ekonomik ve de stratejik önem taşıdığını vurgulayan Özay, şunları kaydetti:

"Sadece Çin değil, küresel ekonominin üçüncü sırasındaki Japonya ile Güney Kore ve Tayvan gibi endüstrileşmiş ülkelerin de, hem Orta Doğu bağlantılı enerji kaynaklarının aktarımı hem ürettikleri malların dünyaya yayılımında, bu denizler büyük önem taşıyor. Kaldı ki, Çin ve Filipinler, Çin ve Vietnam arasında yakın dönemde görülen anlaşmazlıkların kaynağında bu denizlerin tabanındaki enerji kaynaklarının varlığı ve su ürünlerinin zenginliği de farklı bir ekonomik değere sahip.

ABD'nin bölgedeki etkinliğinin belirlenmesinde, 2. Dünya Savaşı kilit rol oynadı. ABD, aradan geçen süre zarfında dünyanın farklı bölgelerinde etkin olmayı sürdürmekle birlikte, Asya-Pasifik hiçbir zaman öneminden bir şey kaybetmediği gibi, son dönemde görüldüğü üzere, önemini giderek artırmaktadır."

  • "ABD ile Kuzey Kore'nin masaya oturması bölgeyi rahatlattı"

Özay, 2011'den bu yana Kuzey Kore'de Kim Jong-un'un, nükleer silahlarla tehditkar yaklaşımının bölgede gerilimi artıran temel bir sorun olduğuna dikkat çekerek, "Her ne kadar bu tehdit, ABD'ye yönelmiş olsa da, bölgede ABD'nin müttefiki konumundaki Güney Kore ve Japonya da bu tehdidin bir parçasını oluşturuyordu. Trump'ın bu gelişmeler karşısında ABD askeri varlığını hareket geçirme tehditlerinin, sahada hareketliliğe neden olduğu bir gerçek." diye konuştu.

Çin'in, Kuzey Kore konusunda sergilediği tutumun önemine vurgu yapan Özay, şu değerlendirmeleri yaptı:

"Çin yönetimi, bu süreçte pasif bir politika izler görünse de, Kuzey Kore'de nükleer silah üretimi süreciyle ve bu ülkenin siyasal anlamda hamisi olmasıyla, perde arkasından Kim üzerinde bir nüfuz sergilediği, en azından Kuzey Kore'yi sergilediği agresif tutumdan caydırma yönünde politika izlediği görülür. 2016 yılındaki gelişmelere bakıldığında, Kuzey Kore örneği bize neredeyse sıcak çatışmaya ramak kalınan bir süreçte, tarafların yani Güney Kore ile Kuzey Kore'nin ve ardından ABD ile Kuzey Kore'nin masaya oturmasıyla sonuçlanması, bölge ülkelerinde ve toplumlarında bir rahatlamaya neden oldu. Barack Obama döneminde, ABD'nin giderek Asya-Pasifik, özelde de ASEAN ile giderek daha da yakınlaşma projeleri gündemdeydi. Buna karşılık Çin'in, Doğu ve Güney Çin Denizi'nde egemenlik iddiasını pratiğe geçirerek, suni adalar ve bunlar üzerinde hava ve deniz limanları inşa çabaları öne çıkıyordu."

Kuzey Kore'deki parlamento seçimi

ANKARA (AA) – Kuzey Kore'de, 2011'in sonunda ülkenin başına geçen ve 2014'deki parlamento seçimlerinde ülkedeki en yüksek yasama organı olan Yüksek Halk Meclisi'ne seçilen Kim Jong-un'un, pazar günü yapılan parlamento seçimine katılmadığı yorumları yapıldı.

Güney Kore ajansı Yonhap'ın Kuzey Kore basınına dayandırdığı habere göre, Komünist ülkede 14'üncü Yüksek Halk Meclisinin üyelerinin belirlenmesi için pazar günü yapılan seçimde milletvekili olanlar arasında Kim'in adı yer almadı.

Haberde, Kuzey Kore'nin Kore Merkezi Yayın İstasyonu'nda, seçilen 687 milletvekilinin her birinin ismi okunurken, listede Kim Jong-un'un adının geçmediği aktarıldı.

Kim'in isminin okunmaması, ülkenin liderinin "seçimlere katılmamış olduğu" anlamına geldiği yorumlarına neden oldu.

Habere göre bazı uzmanlar, "Bu durumun, Kim'in kendini yürütme ve yasama organlarının ayrı olduğu 'normal bir devletin' lideri olarak gösterme çabalarının bir parçası olabileceği" değerlendirmesinde bulundu.

Kuzey Kore devlet medyası, seçimlerden önce veya sonra Kim'in adaylık kaydı ile ilgili bir bilgi paylaşmadı.

Öte yandan, seçilen milletvekilleri arasında Kim Jong-un kız kardeşi Kim Yo-jong da yer aldı.

Kuzey Kore resmi haber ajansı KCNA, pazar günkü seçimde kayıtlı seçmenlerin yüzde 99,99'unun oy kullandığını ve yeni milletvekillerinin tamamının oyların yüzde 100'ünü alarak seçildiğini bildirdi.

17 yaşından büyüklerin oy kullanabildiği ülkede, her seçim bölgesi için kayıtlı tek aday bulunuyor.

Kim Jong-un'un liderliğindeki ilk parlamento seçimi Mart 2014'de yapılmıştı. 5 yılda bir tekrarlanan seçimde adaylar, iktidardaki Kore İşçi Partisi ve Mecliste sandalye sahibi diğer küçük koalisyon partileri tarafından belirleniyor.

Yerel basında çıkan haberlerde, adaylar arasında Kim'in ulusal kalkınma çabasını destekleyen, ideolojisini ve liderliğini savunacak askerler, aydınlar, çiftçiler ve işçilerin yer aldığı belirtilmişti.

Kuzey Kore'nin genç lideri Kim-Jong un, 2014'te yapılan seçimde aday olduğu bölgede oyların tamamını alarak parlamentoya seçilmişti.

KCNA haber ajansı, babasının doğum yeri Mount Paekdu bölgesinden aday olan Kim'in oyların tamamını almasının, halkın genç lidere gösterdiği "mutlak desteği" yansıttığını ifade etmişti.

Ülkede, tüm adaylar iktidardaki İşçi Partisi tarafından belirlendiği için seçimler "formalite icabı" olarak değerlendiriliyor.

Kim Jong-un, babası Kim Jong-il'in 17 Aralık 2011'de geçirdiği kalp krizi sonucu yaşamını yitirmesi üzerine 29 Aralık 2011'de iktidar partisinin, ordunun ve halkın "Yüce Lideri" ilan edilmişti.

Kuzey Kore'nin Sanumdong tesisinde hareketlilik

ANKARA (AA) – Kuzey Kore'nin füze ve roket yapımında kullandığı bir tesise ait uydu görüntülerinde yoğun faaliyet dikkati çekiyor.

ABD'nin bağımsız haber radyosu NPR'nin yayınladığı 22 Şubat tarihli uydu görüntülerinde, Kuzey Kore'nin bazı kıtalararası balistik füze ve yörüngeye uydu taşıyan roketlerin yapımında kullandığı Sanumdong tesisinde park halindeki kamyon ve otomobiller dikkati çekti. Tesiste vagonlar ve iki vincin bulunduğu da görülüyor.

Görüntüleri inceleyen Middlebury Uluslararası Çalışmalar Enstitüsü Doğu Asya Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Projesi Direktörü Jeffrey Lewis, "Tüm bunları bir araya getirdiğinizde Kuzey Koreliler, bir roket yapım sürecindeymiş görünüyor." değerlendirmesinde bulundu.

Amerikalı uzmanlar dün de Kuzey Kore'nin, ABD Başkanı Donald Trump ile Kuzey Kore lideri Kim Jong-un arasında geçen yıl yapılan ilk zirvede varılan mutabakatın ardından sökümüne başladığı füze deneme sahasında normal faaliyetlere döndüğünü iddia etmişti.

ABD merkezli "North 38" internet sitesi, 6 Mart'ta alınan uydu görüntülerinin, fırlatma rampasını ve roket motoru deneme sahasını yeniden inşa etmek için başlatılan inşaatın ardından Tongchang-ri'deki Sohae uydu fırlatma istasyonunun "normal faaliyet durumuna" döndüğünü gösterdiğini belirtmişti.

Güney Kore Ulusal İstihbarat Servisi Direktörü Suh Hoon da salı günü, bir grup parlamentere verdiği özel brifingde, Kuzey Kore'nin geçen yıl kapatmayı taahhüt ettiği Tongchang-ri füze fırlatma tesisine yeni yapılar eklediğini belirtmişti.

  • Trump-Kim zirvesinden sonuç çıkmamıştı

ABD Başkanı Donald Trump ile Kuzey Kore lideri Kim Jong-un arasında Vietnam'ın başkenti Hanoi'de 27-28 Şubat'ta düzenlenen zirvede bazı ilerlemelerin kaydedildiği ancak bir anlaşma imzalamayı gerektirecek noktaya varılamadığı açıklanmıştı.

ABD Başkanı Trump, Kim ile görüşmesine ilişkin, "Onlar yaptırımların tamamen kaldırılmasını istedi. Biz ise bunu yapmaya niyetli değildik. Bu nedenle anlaşamadık." demişti.

Kuzey Kore Dışişleri Bakanı Ri Yong Ho ise zirvede yaptırımların kısmen kaldırılmasını talep ettiklerini söylemişti.

ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo, Kuzey Kore ile görüşmelerin süreceğini ifade etmişti.

Kuzey Kore'nin füze tesisini yeniden inşa ettiği iddiası

SEUL/ANKARA (AA) – ABD'li uzmanlar, Kuzey Kore'nin, ABD Başkanı Donald Trump ile Kuzey Kore lideri Kim Jong-un arasında geçen yıl yapılan ilk zirvede varılan mutabakatın ardından sökümüne başladığı füze deneme sahasında normal faaliyetlere döndüğünü iddia etti.

ABD merkezli "North 38" internet sitesi, 6 Mart'ta alınan uydu görüntülerinin, fırlatma rampasını ve roket motoru deneme sahasını yeniden inşa etmek için başlatılan inşaatın ardından Tongchang-ri'deki Sohae uydu fırlatma istasyonunun "normal faaliyet durumuna" döndüğünü gösterdiğini belirtti.

Stratejik ve Uluslararası Çalışmalar Merkezi (CSIS), çarşamba günü gündeme gelen, Kuzey Kore'nin geçen yıl kaldırmayı kabul ettiği füze deneme tesisinde yeni inşaat faaliyeti yürüttüğü iddialarının ardından füze deneme sahasında normal faaliyetlerin devam ettiğine ilişkin benzer bulgular paylaştı.

CSIS tarafından yayımlanan çalışmada, Sohae uydu fırlatma istasyonunda inşaat faaliyetlerine yeniden başlamasının, Kuzey Kore'nin nükleer ve füze programının yok edilmesi yönünde attığı adımların ne kadar çabuk kolaylıkla geri alınabildiğini ortaya koyduğu değerlendirmesinde bulunuldu.

Çalışmada, "Bu durum, ABD'nin nükleer silahların nihai, geri dönüştürülmeyen ve doğrulanabilir şekilde yok edilmesi yönündeki hedefi için engel teşkil ediyor." ifadesi kullanıldı.

Bazı uzmanlar, Kuzey Kore'nin, Kim ile Trump arasında Vietnam'da yapılan 2. zirvenin başarısızlıkla sona ermesinden duyduğu memnuniyetsizliğini göstermeye çalıştığı yorumunu yaptı.

  • ABD, Kuzey Kore'nin 2021'e kadar nükleer silahlardan arındırılmasını hedefliyor

Japonya'nın Kyodo ajansının haberine göre, ABD Dışişleri Bakanlığından adı açıklanmayan bir yetkili, ABD'nin, Kuzey Kore'nin, 2021'e kadar nükleer silahlardan arındırılmasını hedeflediğini belirtti.

Yetkili, "ABD, Başkan Trump'ın ilk döneminin sona ereceği Ocak 2021'e kadar Kuzey Kore'nin nükleer silahlardan arındırılmasını hedefliyor. Bize göre, Trump'ın ilk dönemi içinde bu hala mümkün." dedi ve Kuzey Koreli muhataplarıyla bunu başarmak için büyük çaba harcadıklarını ifade etti.

Haberde ayrıca ABD Ulusal Güvenlik Danışmanı John Bolton'un, Fox News kanalına verdiği demece atıfta bulunularak, 2. zirvenin başarısızlıkla sonuçlanmasına rağmen ABD Başkanı Trump'ın, Kuzey Kore lideri Kim ile nükleer silahların yok edilmesi konusunda "yeniden görüşmeye açık" olduğuna ilişkin sözlerine yer verildi.

Güney Kore Savunma Bakanlığı Sözcüsü Choi Hyun-soo, dün yaptığı açıklamada, Kuzey Kore'nin, Tongchang-ri füze sahası ile Saneum-dong füze araştırma merkezi dahil nükleer ve füze faaliyetlerini dikkatle izlediklerini ifade etmiş ve "Güney Kore ve ABD, askeri istihbarat paylaşımında yakın iş birliğini sürdürüyor." demişti.

  • Kuzey Kore'nin füze tesisine yeni yapılar inşa ettiği iddiası

Güney Kore Ulusal İstihbarat Servisi Direktörü Suh Hoon, salı günü, bir grup parlamentere verdiği özel brifingde, Kuzey Kore'nin geçen yıl kapatmayı taahhüt ettiği Tongchang-ri füze fırlatma tesisine yeni yapılar eklediğini belirtmişti.

ABD'de Stimson Araştırma Merkezine bağlı "North 38" internet sitesi de ülkenin kuzeybatısındaki füze fırlatma tesisinin uydu görüntüleri üzerinde yaptığı analizde tesise yeni ilaveler yapıldığını doğrulamıştı.

Analizde, Kuzey Kore'nin geçen yıl Washington yönetimiyle müzakerelere başladıktan sonra, raylar üzerinde hareket eden aktarım kulesini ve roket motoru test standını sökmeye başladığını ancak başta hızlı ilerleyen işlemlerin daha sonra durdurulduğu, kule ve standın durumunda da bir değişiklik olmadığı bildirilmişti.

Öte yandan uzmanlar, uydu görüntülerinde, tesiste 16 Şubat-2 Mart arasında yeni inşa faaliyetleri gözlendiğine dikkati çekti. Fırlatma rampası üzerinde 2 inşaat vinci bulunduğuna dikkati çeken uzmanlar, aktarım kulesinin duvarlarının bir basamak yükseltildiğini ayrıca kuleye bir tavan ve ilave bir destek eklendiğini ifade etmişti.

Uzmanlar daha önceki görüntülerde piste yığılmış halde bulunan inşaat malzemelerinin yok olduğuna dikkati çekerek söz konusu malzemelerin kule inşaatında kullanıldığının anlaşıldığı yorumunda bulunmuştu.

İnşaat faaliyeti iddiaları ABD Başkanı Donald Trump ile Kuzey Kore lideri Kim Jong-un arasında 27-28 Şubat'ta Vietnam'da yapılan zirveden herhangi bir uzlaşma çıkmamasının ardından ortaya atılmıştı.

Söz konusu iddialara yanıt veren Trump, önceki gün, "Bir şey söylemek için çok erken. Ne olduğuna bakacağız. Ama eğer bu doğruysa Kim Jong-un hakkında çok büyük hayal kırıklığı içinde olurdum." değerlendirmesini yapmıştı.

  • Trump-Kim zirvesinden sonuç çıkmamıştı

ABD Başkanı Donald Trump ile Kuzey Kore lideri Kim Jong-un arasında Vietnam'ın başkenti Hanoi'de 27-28 Şubat'ta düzenlenen zirvede bazı ilerlemelerin kaydedildiği ancak bir anlaşma imzalamayı gerektirecek noktaya varılamadığı açıklanmıştı.

ABD Başkanı Trump, Kim ile görüşmesine ilişkin, "Onlar yaptırımların tamamen kaldırılmasını istedi. Biz ise bunu yapmaya niyetli değildik. Bu nedenle anlaşamadık." demişti.

Kuzey Kore Dışişleri Bakanı Ri Yong Ho ise zirvede yaptırımların kısmen kaldırılmasını talep ettiklerini söylemişti.

ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo, Kuzey Kore ile görüşmelerin süreceğini ifade etmişti.

“Çin-ABD ticaret müzakerelerinde yeni gelişmeler kaydedildi”

PEKİN (AA) – Çin Devlet Müşaviri ve Dışişleri Bakanı Vang Yi, ABD ile ticaret müzakereleri konusunda iş birliğinin hala iki taraf arasındaki ana konu olduğunu belirterek, "Son zamanlarda Çin-ABD ticaret müzakerelerinde yeni gelişmeler kaydedildi. (Bu) İki ülkeden tüm çevrelerin ve uluslararası toplumun beğenisini topladı." dedi.

Çin Dışişleri Bakanı Vang, başkent Pekin’de düzenlenen Çin Ulusal Halk Kongresi ve Çin Halk Siyasi Danışma Konferansı’nın yıllık toplantıları kapsamında düzenlediği basın toplantısında uluslararası ve bölgesel meselelere ilişkin açıklamalarda bulundu.

Bakan Vang, Çin ve ABD arasındaki ticaret hacminin geçen yıl 630 milyar doları geçtiğini, iki ülke arasında iş birliğinin hala ana konu olduğunu belirtti.

"Son zamanlarda Çin-ABD ticaret müzakerelerinde yeni gelişmeler kaydedildi. (Bu) İki ülkeden tüm çevrelerin ve uluslararası toplumun beğenisini topladı." diye konuşan Vang, tarafların karşılıklı saygı ve eşit şartlarda müzakere çabalarını sürdürdüğü müddetçe iki ülkenin tüm sorunlarda kabul edilebilir çözüm yöntemlerinin bulunabileceğini söyledi.

Vang, Çin-ABD ilişkileri tarihinde iş birliği ve sürtüşmenin var olduğunu belirterek, "Ancak biz öteden beri iş birliğinin farklılıklardan daha büyük olduğunu düşünüyoruz." ifadelerini kullandı.

  • Çin hükümetinden Huawei’in ABD’ye dava açmasına destek

Çinli teknoloji şirketi Huawei’in Mali İşler Direktörü Ming Vancou’un iade süreci ve ABD'nin Huawei’in bazı ürünlerine yasak getirmesine değinen Vang, "Son zamanlarda Çinli belirli kişi ve şirketleri hedef alan eylemler basit bir yargı vakası değil, aksine kasıtlı siyasi baskı." ifadesini kullandı.

Çin hükümetinin şirketlerini ve vatandaşlarını korumak için gerekli tüm önlemleri alacağını ve makul yasal çıkarlarını kararlılıkla koruyacağını belirten Bakan Vang, "Ayrıca ilgili şirket ve kişilerin kendi çıkarlarını korumak için ‘yasal silahlarını’ kullanmasını ve ‘sessiz koyun’ olmamasını destekliyoruz." ifadelerini kullandı.

"Bugün korumamız gereken şey sadece bir şirketin çıkarları değil ayrıca bir ülkenin, bir halkın makul gelişme hakkı." diyen Vang, ilgili taraflara tüm ülkelerin şirketlerine adil yaklaşması ve ön yargıyı terk etmesi çağrısında bulundu.

Huawei Yönetim Kurulu Başkan Vekili ve Dönüşümlü CEO'su Guo Ping dün yaptığı açıklamada, ABD senatosunun şirketin ürünlerine yönelik yasağı destekleyecek bir kanıt sunamadığını belirtmiş ve Texas'taki bir federal mahkemede ABD hükümetine dava açtıklarını duyurmuştu.

Guo ayrıca, söz konusu yasağın hem hukuksuz hem de Huawei'in adil rekabetine engel olduğunu dile getirerek, nihayetinde ABD halkına zarar vereceğini vurgulamıştı.

  • Kim – Trump diyalogu

ABD Başkanı Donald Trump ve Kuzey Kore lideri Kim Jong-un’un Vietnam’da düzenlediği zirve ve sonucuna da değinen Vang, "Bu seferki zirvenin Kore Yarımadasının nükleerden arındırılması sorununun siyasi çözüm sürecinde önemli bir adım olduğunu düşünüyoruz." dedi.

Vang, iki tarafın engelleri aşarak tekrar görüşmesi ve yüz yüze fikir alışverişinde bulunmasının değerinin bilinmesi gerektiğine işaret ederek, "Diyalog durmadığı, yön değişmediği müddetçe yarımadanın nükleerden arındırılması hedefinin nihayetinde kesinlikle gerçekleştirileceğini düşünüyoruz." dedi.

Yarımadanın nükleer sorununun on yıllardır bulunduğunu belirten Vang, tüm sorunların "bir gecede çözülmesinin mümkün olmadığını" ve "tüm tarafların bu konuda makul beklentide olması gerektiğini" ifade etti.

  • Venezuela’da tarihi hatalar tekrarlanmamalı

Venezuela’daki son gelişmelere yönelik de Vang herhangi bir ülkenin içişlerine kendi halkı tarafından karar verilmesi gerektiğini belirterek, "Dış müdahale ve yaptırımlar gerilimi daha da artırır." ifadelerini kullandı.

"Tarihte bu konuda alınan yeterince ders var, felaket yolları tekrar edilmemeli." ifadelerini kullanan Vang, Çin hükümetinin Venezuela’daki tüm kesimlerle barış ve diyalog aracılığıyla siyasi çözüm aranmasına desteğini sürdürmeye hazır olduğunu kaydetti.

  • Hindistan ve Pakistan arasındaki gerilim

Hindistan ve Pakistan arasındaki son gelişmeleri de değerlendiren Vang, iki tarafa da itidal ve tansiyonu artırmaktan kaçınması çağrısını yineledi.

Vang, son günlerde iki ülke arasında yaşanan olumlu gelişmelere ilişkin, "Elbette bu durumu memnuniyetle karşılıyoruz." diyerek iki tarafın iyi geçinmesini ve orta yolda buluşmasını umduklarını dile getirdi.

Kuzey Kore'den ABD ve Güney Kore'ye tatbikat tepkisi

ANKARA (AA) – Kuzey Kore yönetimi, ABD ve Güney Kore'nin Kore Yarımadası'nda düzenlediği ortak askeri tatbikata tepki gösterdi.

Pyongyang yönetimi, Kuzey Kore resmi haber ajansı KCNA'da yayımlanan açıklamada, ABD ve Güney Kore'nin "Don Maeng" (Kardeş) adı verilen müşterek askeri tatbikatın iki ülkeyle varılan zirve uzlaşmalarını ihlal ettiğini savundu.

Tatbikatın Kuzey Kore'nin ABD ve Güney Kore ile askeri tatbikatların durdurulmasına ilişkin vardığı uzlaşmayı açıkça ihlal ettiğine vurgu yapılan açıklamada, "Bu, tüm Kore halkının ve uluslararası camianın Kore Yarımadası'nın barış ve istikrara kavuşmasına yönelik amaç ve beklentilerine doğrudan bir meydan okumadır." ifadesine yer verildi.

ABD, ay başında Güney Kore ile her yıl bahar aylarında Kore Yarımadası'nda düzenledikleri "Kilit Kararlılık" ve "Yavru Kartal" tatbikatlarını sonlandırma kararı aldığını açıklamıştı.

ABD ve Güney Kore askeri yetkilileri 2 hafta süren "Kilit Kararlılık" yerine, 1 hafta sürecek daha dar ölçekli "Don Maeng" tatbikatını düzenlemeye karar vermişti.

  • Tatbikatlar Trump'ın hedefindeydi

"Yavru Kartal" tatbikatı 2001 yılından beri her yıl bahar aylarında düzenleniyordu.

Tatbikatta, iki ülke kuvvetlerinin cephe gerisinin güvenliğinin sağlanmasına ilişkin operasyonların yanı sıra özel harekat, karaya asker çıkarma, alan savunması, hava ve deniz muharebe eğitimleri ile kritik askeri silahları ön cepheye taşıma konularında eğitim veriliyordu.

"Kilit Kararlılık" tatbikatı ise 1976 yılından beri çeşitli isimlerle anılan ABD Pasifik Kuvvetlerinin Güney Kore'ye muhtemel bir savaş ortamında destek verme tatbikatıydı.

2001 yılından itibaren "Yavru Kartal" tatbikatı ile beraber yapılan tatbikatta, ABD, Kore yarım adasına asker çıkarma eğitimleri yapıyordu.

Trump, geçen yıl bu iki önemli tatbikatı, oldukça pahalıya mal olduğu gerekçesi ile eleştirmiş ve tatbikatlar geçici süre ile askıya alınmıştı.

ABD Başkanı Donald Trump ile Kuzey Kore lideri Kim Jong-un, 27-28 Şubat'ta Vietnam'ın başkenti Hanoi'de yapılan zirvede bir araya gelmiş ancak zirveden herhangi bir uzlaşma çıkmamıştı.

“ABD'nin Venezuela senaryosu geçerliliğini koruyor”

MOSKOVA (AA) – Rusya Dışişleri Bakan Yardımcısı Sergey Ryabkov, Venezuela'daki duruma ilişkin, "ABD'nin Venezuela'ya yönelik askeri müdahalede bulunma senaryosu geçerliliğini koruyor." dedi.

TASS haber ajansına göre Ryabkov, Venezuela'daki gelişmeler ve Kore Yarımadası'nın nükleer silahlardan arındırılmasına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Ryabkov, ABD'nin, son yıllarda Birleşmiş Milletlerin (BM) şartlarına aykırı olarak başka ülkelerde askeri faaliyetlerde bulunduğunu söyledi.

Rusya'nın Venezuela'daki durumdan endişe duyduğunu dile getiren Ryabkov, "ABD'nin, Venezuela'ya yönelik askeri müdahalede bulunma senaryosu geçerliliğini koruyor." şeklinde konuştu.

Ryabkov, Kuzey Kore lideri Kim Jong-un ile ABD Başkanı Donald Trump'ın geçen hafta Vietnam'ın başkenti Hanoi'de görüştüğünü hatırlatarak, "Kore Yarımadası'nın nükleer silahlardan arındırılması sorunun çözümü karşılıklı çıkar ve imtiyazlarla mümkün olabilir." ifadesini kullandı.

Rusya Dışişleri Bakan Yardımcısı Ryabkov, ABD'nin Kuzey Kore'ye yönelik yaptırımlarını kaldırılmasının önem teşkil ettiğini kaydetti.

ANALİZ – Kuzey Kore krizinde statüko devam edecek

            İSTANBUL (AA) -HAKAN KILIÇ- ABD Başkanı Trump ile Demokratik Kore Halk Cumhuriyeti (Kuzey Kore) lideri Kim Jong-un arasında Haziran 2018’de Singapur’da yapılan tarihi zirve ve heyetler arası toplantılarda, her iki liderin ifadesiyle “büyük ilerleme kaydedildi”. İlerlemeden kasıt nükleer silahsızlanma, ikili ilişkiler ve Kore yarımadasındaki gerilimin yumuşatılmasıydı. Oysa görüşmeden bir, iki ay öncesine kadar, “Acaba üçüncü dünya savaşı Kore’den mi başlayacak?” diye düşünen pek çok kişi vardı.</p>  <p>Konuya girmeden önce, bu makalenin kaleme alındığı sıralarda, yani 27-28 Şubat 2019 tarihinde, Vietnam’da iki lider arasında tekrar görüşmeler yapıldığını, görüşmeler sonucunda, yine somut adımların olduğu yazılı bir anlaşmaya varılamadığını belirtelim. Trump yaptığı açıklamada, Kuzey Kore’nin tüm yaptırımların kaldırılmasını talep ettiğini, ancak henüz bunun için çok erken olduğunu ifade ederek şöyle dedi: “Anlaşmazlığın merkezinde yaptırımlar vardı. Kuzey Kore tarafı tüm yaptırımların kaldırılmasını talep etti. Birtakım tavizler önerdiler; ancak bu tavizler bizim istediğimiz alanlarda değildi. Bunu yapamazdık. Yaptırımları uygulamaya devam edeceğiz. Herhangi bir taviz vermedik”.</p>  <p>Kuzey Kore gerek nükleer silah gerekse balistik füze kapasitesini tıpkı İkinci Dünya Savaşı’ndaki Alman V-2 roketleri gibi sıfırdan icat etmiş, kendi başına “yüzde 100 milli imkânlar” ile geliştirmiş değildir. Eğer örtülü Rus ve Çin desteği olmasa ve SSCB’nin dağılmasından sonra Ukrayna’nın adeta karaborsaya düşmüş bilim insanları ve balistik füze motor/yakıt teknolojisi olmasaydı bu seviyeye gelmeleri imkânsızdı. Dolayısıyla Kuzey Kore olayı, medyada yansıtıldığı gibi “ABD düşmanı bir diktatörün” kendi başına bir başkaldırı hüviyetindeki isyanı ve güç mücadelesi değildir; bunun çok ötesinde realiteler barındırmaktadır. Özetle, her iki Kore de dünya ticaret hacminin yüzde 45’nin aktığı Çin denizlerinin yanı başında olmak yerine Pasifik’te birer ada devleti olsaydı, bu durumda aldıkları destek konusundaki tablo da çok farklı olacak ve nükleer bir Kore’den söz ediliyor olmayacaktı. Çünkü o zaman her iki Kore de süper güçlerin kale kapısını tutan muhafızlar olamayacaktı.</p>  <p>Bu teoriden hareketle şunu söyleyebiliriz: Nükleer güç sahibi toplam dokuz ülkenin bulunduğu dünyada, nükleer silahların yayılmaması için 5 daimî ülkenin kendi aralarında bir mutabakat (Nuclear Non-Proliferation Treaty [NPT]) bulunmasına rağmen, ABD’nin Kuzey Kore’nin nükleer silah kabiliyeti kazanmasına izin vermesi, Kuzey Kore’nin arkasında Rusya ve Çin’in olmasından başka hiç bir şeyle izah edilemez. Özellikle Başkan Obama zamanında balistik füze çalışmalarına yeterli tepkinin verilememesi ve Trump’ın çok geç kalınmış (Kore açıklarına uçak gemisi görev gücü göndermek ve benzeri) beyhude çırpınışlarının bir fayda getirmemesi tarafları Singapur’da buluşturmuştu.</p>  <p>Görüşmeler sonrasında, Kim Jong-un’un Kore yarımadasının nükleer silahlardan arındırılmasında çok istekli olduğunun ABD tarafından dile getirilmesi ve bunun “Kuzey Kore’nin nükleer silahlardan arındırılması” anlaşması gibi yansıtılması çok inandırıcı gelmemektedir. Jest olarak kısa süre sonra Kuzey Kore bir test sahasını/tesisini medya önünde imha etse de, balistik füze denemelerine kışkırtıcı olmamak şartıyla devam etmiştir. Şayet Kuzey Kore kıtalararası balistik füze (ICBM) denemelerini yapmadan, yani birkaç yıl önce bu görüşmeler yapılmış olsaydı, ABD lehine ümitli olunabilirdi. Fakat şu anki durum ABD açısından -amiyane tabirle- “bükemediğin eli öp” olmasa bile, “bükemediğin el ile el sıkış” şeklinde tanımlanabilir. Çünkü ABD Kuzey Kore’yle, onu diplomatik ve askeri baskıyla yola getirme imkânını yitirdiği bir konjonktürde diplomatik temas kurdu ve masada baskın taraf değil; neredeyse eşit iki taraf gibi müzakere etmek zorunda kaldı.</p>  <p>Kuzey Kore uzun yıllardır nükleer silah sahibi olmasına rağmen, bundan sadece birkaç yıl öncesinde daha farklı müzakereler olabileceğine dair tezimizi gerekçelendirmek için şu sorulara cevap vermeliyiz: Acaba geçen sürede neler değişti? Daha doğrusu, ABD neden yıllardır nükleer silah sahibi olan Kuzey Kore ile bir anda veya aceleyle anlaşma çareleri aradı? Denuclearization (nükleersizleştirme) neden daha önce değil de 2017’de gündeme geldi? Hem de daha birkaç ay önce Kore açıklarına uçak gemisi görev gücü gönderilmişken.</p>  <p>Bu sorulara cevap vermeden önce, antrparantez söyleyelim ki daha öncesinde de ABD’nin, özellikle Çin’in desteği sebebiyle, Kuzey Kore’yi tam bir nükleerden arındırılmış ülke olmaya ve balistik füze menzil sınırlamasına uymaya ikna etmesi çok zordu. Ancak Kuzey Kore’nin ICBM denemeleri, lüksü zorunluluk haline getirdi. Yani taktik nükleer silah (TNW) tehdidini, “stratejik nükleer silahlar” seviyesine çıkardı. Kuzey Kore HS-12 ve HS-14/15 ICBM denemeleriyle artık dünyaya “Nükleer silahlarımın menzili ABD anakarasına ulaştı” mesajı vermişti. Bu tehdit ABD’de öyle bir endişeye sebep oldu ki Hawaii’deki yüzer platform üzerinde bulunan dev balistik füze erken uyarı radarı deniz tabanlı X-Bant radar SBX Kore açıklarına yollandı.</p>  <p>Bir ülkenin tek başına nükleer silaha sahip olması pek bir şey ifade etmez. Bugün artık nükleer silahlar kadar, onları adresine teslim edecek olan platformlara sahip olmak da en az onlar kadar önemli. Konvansiyonel uçaklar ne kadar sofistike olursa olsun, nükleer saldırıda etkisiz kalmaktadırlar. Kaldı ki Kuzey Kore Hava Kuvvetleri’nin hiçbir sofistike stratejik uzun menzilli bombardıman uçağı olmadığı gibi, taktik uçakları da son derece demode modellerden oluşuyor. Medyamızda da sık sık yer bulan “Global Fire Power” gibi, ülkelerin silah envanterlerini dahi doğru sayılarla vermekten aciz araştırma kuruluşlarının yaptığı “mantıksız” güçlü ordu sıralamaları bizleri yanıltmamalı. Bu tip sıralamalarda Kuzey Kore’nin sahip olduğu uçak sayısı doğru yazılsa dahi, tamamı eski Rus uçaklarından oluşuyor ve ABD’yi bombalamak bir yana, son derece modern uçaklara sahip Güney Kore ve Japonya hava kuvvetleriyle bile muhabere etmek için yetersiz.</p>  <p>Ancak bugün dünyada nükleer silahların adrese tesliminde en hızlı, en düşük riskli, dolayısıyla en caydırıcı olan ICBM/SLBM türü balistik füzeler çok ciddi tehdit unsurudur. İşte Kuzey Kore olayında farklı olan detay budur. Gerçi 2019’ların konjonktüründe, süper güçler binlerle ifade edilen nükleer başlık ve balistik füze envanterleri varken, nükleer saldırı alternatifi olarak seyir füzelerine yönelim içindeler. Özellikle ABD ile Rusya arasındaki INF Antlaşması’nın iptaliyle bu yarış hız kazanacaktır/kazanmıştır. Ancak bu daha çok süper güçler arasında, yani karşılıklı ICBM/SLBM sayısında yenişemeyen iki süper güç için geçerli bir mücadeledir.</p>  <p>Konumuz dışında olan bu konsepti kısaca açıklayıp geçelim: Balistik füzeler çok büyük ebatlarda olduğundan ve uzay ortamında hareket ettiğinden dolayı gizlenmeleri mümkün değildir. Seyir füzelerine göre çok daha büyük savaş başlığı barındırsalar da, bir kere harekete geçtiklerinde karşı tarafın silo kapaklarının saniyeler içinde açılmasına sebep olurlar. Oysa seyir füzeleri daha kısa menzilli olmakla birlikte, yerden 20-40 m gibi bir irtifada uçarlar. Bu da onları radarlardan gizlenebildikleri için mükemmel bir ilk saldırı veya sürpriz saldırı aracı kılmaktadır. Bu aralar dünya medyasını sık sık işgal eden ve Rusya’nın geliştirdiğini iddia ettiği, nükleer güçle çalışan motora sahip dev seyir füzesi ve yine nükleer güçlü torpidonun ses getirmesinin sebebi, menzillerinin 10 bin kilometre üzeri olması değildir. Çünkü zaten ICBM’ler dünyanın her yerine ulaşabilmektedir. Buradaki tehdit unsuru, seyir füzesinin radarda, torpidonun da koca okyanusta tespit edilmesinin çok zor olmasıdır. Her iki test geliştirme projesi de nükleer başlıklı olarak planlanmıştır.</p>  <p>- Trump ile Kim Jong-un’un Singapur görüşmeleri</p>  <p>Trump ve Kim arasındaki inişli çıkışlı ilişki, zirveye kadar son 18 ay içinde, hakaretlerden savaş tehditlerine kadar uzanmıştı. İki liderin imzaladığı anlaşma için “çok önemli bir belge” diyen Trump, imza töreninin ardından “Kim ile aramızda çok özel bir bağ kuruldu. Görüşme beklentilerimizden çok daha iyi geçti” dedi. Kim’e daha önce görülmemiş bir fırsat sunulduğuna dikkat çeken Trump “Artık savaş oyunlarına bir son veriyoruz” diyerek Güney Kore’yle yürüttüğü askeri tatbikatlara son vermeyi kastetti. Kim’in Kore yarımadasının nükleer silahlardan tamamen arındırılması görüşüne bağlılığını bir kez daha doğruladığını açıkladı. Ancak anlaşmada, bu yönde çalışma yapılmaya başlanacak denilse de ortada ne (SALT veya INF’deki gibi) açık bir madde ne de şu ana kadar atılmış somut bir adım var. Sanki her iki liderin de başta kendi halklarını, sonra da dünyayı “barıştık” diyerek kandırdıkları bir durum söz konusu. Oysa basın toplantısında, gazetecilerin “Kim Jong-un bölgeyi nükleer silahlardan arındırmayı kabul etti mi?” sorusu üzerine Trump “Nükleer silahlardan arındırma süreci çok çok hızlı işleyecek. Süreci çok hızlı, kesinlikle çok çok hızlı bir şekilde başlatıyoruz” dedi ve Kuzey Kore'ye yönelik yaptırımların uygulanmaya devam edeceğini, ancak bunları en kısa sürede kaldırmayı umduklarını söyledi.</p>  <p>Bu aşamaya geçilebilmesi için nükleer tehdidin ortadan kalkmış olması gerektiğini vurgulayan Trump, nükleerden arındırma çalışmalarının da bilimsel ve teknik açıdan en hızlı şekilde yapılmasının hedeflendiğini vurguladı. Aslında Trump zirveyi “tarafların birbirinin tutumlarını öğrenme” zirvesi olarak tanımlamış, görüşmelerin bir sürece yayılacağını söylemişti ki zaten geçtiğimiz ay içinde Vietnam’da yeni bir görüşme planlanıyordu.</p>  <p>Bir ABD yetkilisi, rejimin nükleer ve füze testlerini durdurduğunu, ancak “stokları azalttığına veya üretimini durdurduğuna dair kanıt bulunmadığını” söyledi. Nitekim göstermelik test merkezi imhalarından sonra, geçen sene tekrar bir test yaptılar. Ancak bu test daha öncekiler gibi değil, ülke sınırları içindeydi.</p>  <p>- Kore yarımadasında denuclearization</p>  <p>ABD’nin amacı Kore yarımadasını nükleer silahlardan arındırmak, yani denuclearization. Ancak bu tek taraflı bir istek. Her ne kadar görüşmelerin çok iyi gittiğine ve Kuzey Kore liderinin de bu yönde yaklaşımlar içinde olduğuna, iş birliği yaptığına ve ABD’nin uzattığı zeytin dalını geri çevirmediğine dair Trump tarafından basına yapılmış onlarca açıklama olsa da ortada somut bir adım yok. Bir kere ABD, keyfinden veya dünya barışına katkı olsun diye değil, buna mecbur kaldığından ve güvenlik kaygısından dolayı görüşmek istedi. Trump mevcut ambargoları henüz kaldırmayacağını deklare etse de kapalı kapılar ardında Kim Jong-un’a bir şeyler vaat etmiş olmalı ki karşılıklı silahsızlanma görüşmeleri başladı. Bunları tam olarak bilmiyoruz. Fakat kimse, 30 yılını balistik füze ve nükleer silahlanmaya harcayan Kuzey Kore’nin bunlardan bir anda vazgeçmesini beklemiyor. Dolayısıyla mevcut görüşme ve gelişmelerin sadece birer tansiyon düşürme çabası olduğunu, bu konuda başarılı da olunduğunu, ancak mevcut statükoda hiçbir değişiklik olmadığını ve olmayacağını söyleyebiliriz.</p>  <p>[Hakan Kılıç askeri havacılık, füze ve balistik füze savunma sistemleri uzmanıdır]