Ürdün'de “Zaferin Kapısı Kudüs” festivali

ÖLÜ DENİZ (AA) – Ürdün'ün Batı Şeria sınırındaki Ölü Deniz vilayetinde Filistin'e destek için "Zaferin Kapısı Kudüs" isimli festival düzenlendi.

Binlerce kişinin katıldığı festivalde İsrail'in başta Kudüs olmak üzere Filistin topraklarında uyguladığı ihlaller ve ABD'nin İsrail-Filistin meselesinin çözümü iddiasıyla öne sürdüğü "Yüzyılın Anlaşması" adı verilen plan protesto edildi.

Festivalde "Mülteciyiz ancak döneceğiz", "Canımız, kanımız sana feda olsun Filistin", "İşgalcinin yasallığı olmaz", "İsrail'i asla tanımayacağız" yazılı pankartlar açıldı, "Akabe'den Ramsa'ya bizler daha vefakarız Aksa'ya" şeklinde sloganlar atıldı.

Ürdün'deki Müslüman Kardeşler Teşkilatı Lideri Abdulhamid Zuneybat, burada yaptığı konuşmada, Ürdün'ün İsrail'e karşı resmi ve halk bazında izlediği tavırdan övgüyle söz etti.

Zuneybat, Ürdün hükümetine "İsrail ile gaz anlaşmasının iptali" ve "batakhane" olarak nitelendirdiği İsrail Büyükelçiliği'nin kapatılması çağrısında bulundu.

Festivalde ayrıca gençler tarafından hazırlanan çeşitli folklor gösterileri sahnelendi.

ABD Başkanı Donald Trump'ın damadı ve danışmanı Jared Kushner, geçen salı günü yaptığı açıklamada, "Yüzyılın Anlaşması" olarak adlandırılan planın haziran ayında duyurulacağını belirtmişti.

Fanatik Yahudiler Mescid-i Aksa'ya baskın düzenledi

KUDÜS (AA) – İsrail polisinin eşlik ettiği onlarca fanatik Yahudi, işgal altındaki Doğu Kudüs'te bulunan Mescid-i Aksa'ya baskın düzenledi.

Kudüs İslami Vakıflar İdaresinden alınan bilgiye göre, 167 fanatik Yahudi, İsrail polisi eşliğinde Fas (El-Meğaribe) Kapısı'ndan girerek Mescid-i Aksa'ya baskın yaptı.

Polis eşliğinde Harem-i Şerif'in avlusunda dolaşan fanatik Yahudilerin, Hamursuz Bayramı (Pesah) dolayısıyla Talmudik ayinler yaptığı belirtildi.

Fanatik Yahudiler, zaman zaman İsrail polisi eşliğinde Mescid-i Aksa'nın avlusuna giriyor. Bu durum sık sık bölgede gerginliğin tırmanmasına ve Filistinlilerle İsrail polisi arasında arbedeye neden oluyor.

Yahudiler, içinde Kıble Mescidi ile Kubbetu's Sahra Camisi'nin yanı sıra müze, medreseler ve büyük avlunun yer aldığı Mescid-i Aksa Külliyesi altında "Süleyman Mabedi kalıntılarının bulunduğu" iddiasıyla kazı çalışmaları yapıyor ve Harem-i Şerif'te kendilerinin de ibadet haklarının olduğunu öne sürüyor.

İşgal altındaki Doğu Kudüs'te bulunan Mescid-i Aksa, Müslümanların ilk kıblesi özelliğini taşıyor.

İsrail'in kısıtlamaları altında Kudüs'te “Kutsal Cuma” töreni

KUDÜS (AA) – Hristiyanların işgal altında bulunan Doğu Kudüs'teki "Kutsal Cuma" töreni, İsrail'in kısıtlamalarının gölgesinde gerçekleştirildi.

Dünyanın çeşitli yerlerinden gelen binlerce Hristiyan, Hazreti İsa'nın çarmıha gerildiği gün olduğuna inanılan "Kutsal Cuma" merasimine katılmak için Doğu Kudüs'ün Eski Şehir bölgesine geldi.

Çeşitli ülkelerden gelen Hristiyan hacılar, Filistinli Hristiyanlarla beraber taşıdıkları dev haçlarla dualar eşliğinde Eski Şehir'deki "Çile yolunu" yürüdü.

İsrail'in yoğun güvelik önlemleri alması nedeniyle Hristiyanların bir kısmının "Kutsal Cuma" merasimine katılamaması tepkilere neden oldu.

  • İsrail, Gazze'deki Hristiyanların Kudüs'e gelmelerine izin vermedi

Bölgedeki Kilise Başkanları Müsteşarı Vedi Ebu Nassar, AA muhabirine yaptığı açıklamada, İsrail'in Gazze'de yaşayan Hristiyanların Paskalya için Kudüs'e gelmelerine izin vermediğini söyledi.

Ebu Nassar, herhangi bir kısıtlama olmaksızın herkesin kutsal mekanlara ulaşımının garanti edilmesi ve güvenlik tedbirlerinin insan haklarını ihlal etmeyecek şekilde uygulanması gerektiğini vurguladı.

Hazreti İsa'nın Kutsal Cuma'da çarmıha gerildiğine inanan Hristiyanlar, sonraki günü de Kutsal Cumartesi olarak adlandırarak Hazreti İsa'nın Kıyamet Kilisesi’ne defnedildiğine inanıyor.

Hristiyanlar pazar günü başlayacak Paskalya Bayramı öncesi bugünü de dualar ve çeşitli dini ayinlerle kutluyor.

“Filistin davasının, Arap ülkelerinin öncelikli meseleleri arasındaki yeri geriledi”

BEYRUT (AA) – Uluslararası Kudüs Vakfı, Arap ülkelerinin Filistin davasına yönelik tutumlarının değiştiğini ve İsrail ile normalleşme süreci çerçevesinde esnediğini bildirdi.

Lübnan merkezli Uluslararası Kudüs Vakfı, işgal altındaki Kudüs kentiyle ilgili 2018 yılında yaşanan gelişmeleri ele alarak hazırladığı raporu başkent Beyrut'taki bir otelde düzenlediği basın toplantısıyla paylaştı.

Rapordaki verileri aktaran Vakfın Genel Müdürü Yasin Hammud, Arap ülkelerinin Filistin davasına olan yaklaşımına ilişkin "Filistin davasının, Arap ülkelerinin öncelikli meseleleri arasındaki yeri geriledi." dedi.

Arap ve İslam ülkelerine ABD'nin gündeme getirdiği "Yüzyılın Anlaşması"nın kabul edilmemesinin yanı sıra Filistinli gruplar arasındaki ulusal uzlaşı ile Filistin direnişinin desteklenmesi çağrısında bulunan Hammud, Arap ülkelerinin Filistin davasına yönelik pozisyonlarının İsrail ile normalleşme süreci çerçevesinde esnediğini de savundu.

Hammud, şunları söyledi:

"Körfez'deki Arap ülkelerinin geçen yıl Filistin davasına yönelik en bariz etkileşimi, İsrail ile normalleşmeye olan büyük açılımları ve işgal devleti çıkarlarını koruyan ABD'nin yönlendirmeleriyle uyumlu açıklamaları oldu."

Avrupa Birliği'nin geçen yıl Kudüs'teki bazı gelişmelere tepki verdiğini ancak İsrail ile ilişkilerini daha çok güçlendirdiğini dile getiren Hammud, ABD ile ilgili ise "ABD Başkanı Donald Trump, Filistin davasını tasfiye etme siyasetini tamamladı. Trump Kudüs'ü İsrail'in başkenti ilan etme ve büyükelçiliğini oraya taşıma kararının ardından Filistinlilerin mali desteklerini hedef alan birtakım kararlar aldı." dedi.

  • Mescid-i Aksa'ya baskınlar her geçen gün artıyor

Rapordaki verileri kamuoyuyla paylaşan Hammud, İsrail'in Kudüs'ü Yahudileştirme yönündeki çabalarının artarak devam ettiğini ve Mescid-i Aksa ile kentin tarihi mahallelerine karşı tehditlerin derinleştiğine dikkati çekti.

Mescid-i Aksa'ya geçen yıl gerçekleştirilen baskınların önceki yıla oranla yüzde 16,3 artış gösterdiğini söyleyen Hammud, Aksa'ya baskın düzenleyen Yahudi yerleşimci sayısının da 2018 yılında 29 bin 801'e ulaştığını belirtti.

Hammud, Aksa'yı 2018 yılında ziyaret eden turistlerin sayısında da yüzde 128 artış yaşandığını, ziyaretçi sayısının 663 bine ulaştığını ifade etti.

İsrail parlamentosu ile hükümetinden geçen yıl 5 üyenin 16 kez Mescid-i Aksa'ya baskın düzenlediğine dikkati çeken Hammud, bunun 1967'den beri en yüksek rakamı oluşturduğunu vurguladı.

Hammud, İsrail makamlarının Filistinlileri Mescid-i Aksa'dan uzaklaştırmak için bir yılda 176 karar çıkardığını, söz konusu kararların 13'ü genç kız olmak üzere 43 kadını kapsadığını belirtti.

İşgal güçlerinin sistematik yıkım uygulamalarına da hız verdiğine işaret eden Hammud, Tel Aviv yönetiminin 2018 yılında Kudüs kentinde 143 ev ve yapıyı yıktığı, Kudüs'te 24 Filistinliye evlerini kendi elleriyle yıktırdığını dile getirdi.

  • Hristiyanlar da hedef alınıyor

İsrail'in Kudüs kentindeki ihlallerinin sadece Müslümanların kutsallarına yönelik olmadığını belirten Hammud, Hristiyanların Kudüs ve Batı Şeria'daki kutsallarının da aynı şekilde İsrail güçlerinin baskılarına maruz kaldığına dikkati çekti.

Hammud, İsrail güçlerinin geçen yıl Hristiyan din adamlarına birtakım saldırılarda bulunarak bazılarını gözaltına aldığını, işgal güçlerinin tüm bu ihlal ve uygulamalarına karşı Filistinlilerin direnişlerinin sürdüğünü sözlerine ekledi.

Netanyahu'dan “Gazze'nin sahibiymiş” gibi açıklama

KUDÜS (AA) – İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, birçok Arap lidere abluka altındaki Gazze Şeridi'nin kontrolünü alması önerisinde bulunduğunu ancak hiçbir liderin bunu kabul etmediğini söyledi.

İsrail radyosuna konuşan Netanyahu, Gazze Şeridi'ndeki son gelişmelere dair değerlendirmelerde bulundu.

Tüm seçenekleri tüketmeden Gazze'ye yönelik geniş çaplı saldırıyı düşünmediklerini belirten Netanyahu, "İsrailli tüm ebeveynler şunu bilsin ki tüm seçenekler bitmeden çocuklarını Gazze'ye savaşa göndermem." dedi.

Netanyahu, birçok Arap lidere Gazze'nin kontrolünü önerdiğini belirterek, "Gazze'yi alacak birini umuyordum ama bunu yapmak isteyen kimse olmadı." diyerek adeta "Gazze'nin sahibiymiş" gibi açıklama yaptı.

İsrail'in 2006'dan bu yana kara, hava ve denizden abluka altında tuttuğu Gazze Şeridi'nde 2 milyona yakın Filistinli zor şartlar altında hayatını sürdürmeye çalışıyor.

  • Filistin’den Netanyahu’nun açıklamalarına tepki

Filistin Devlet Başkanlığı Sözcüsü Nebil Ebu Rudeyne ise yaptığı yazılı açıklamada, Netanyahu’nun söz konusu açıklamalarının, “ABD’nin Arap ülkeleri ile Filistin üzerindeki komplosunun göstergesi” olarak yorumladı.

Ebu Rudeyne, Netanyahu’nun dillendirdiği planın Yüzyılın Anlaşması projesinin bir parçası olduğuna işaret ederek, “İşte bu, Başkan Mahmud Abbas’ın sürekli olarak uyardığı konuydu. Onun için Filistin ulusal davası ile Arap milletinin menfaatlerinin korunmasının köşe taşı olan Kudüs’ten taviz vermedi.” dedi.

Gazze Şeridi’ni yöneten Filistin İslami Direniş Hareketi Hamas’a çağrıda bulunan Ebu Rudeyne, “Hamas’ın, Kudüs’ün Yahudileştirilmesi, Filistin kimliğinin yok edilmesi, özgürlük ve bağımsızlıktan vazgeçme karşılığında kendisinin Yüzyılın Anlaşması projesinin bir parçası olması için planlar yapıldığının farkına varmalı.” uyarısında bulundu.

Ebu Rudeyne Gazze ve Kudüs olmaksızın bir Filistin devletinin kurulmasının mümkün olmayacağını vurgulayarak, “Gazze Şeridi’nde bir devlet kurulamaz, Gazze’siz de bir devlet kurulamaz, Kudüs’süz bir devlet de kurulamaz.” ifadelerini kullandı.

Filistin Yönetimi’ne göre, ABD’nin henüz açıklanmayan Yüzyılın Anlaşması projesinin, Gazze Şeridi’nde bir Filistin devleti kurmayı hedeflediği ve Batı Şeria’da yaşayan Filistinlilere ise kısmi bir otonomi hakkı tanımayı planladığını öne sürüyor.

  • Yüzyılın Anlaşması

ABD Başkanı Trump'ın İsrail-Filistin meselesinin çözümü konusunda öne sürdüğü, Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ve Mısır’ın da destek verdiği belirtilen "Yüzyılın Anlaşması" planının, Filistin devletini kurmak için Sina topraklarının bir bölümünün alınmasını öngördüğü ileri sürülüyor.

Bir diğer iddiaya göre ise plan; Kudüs'ün tamamının İsrail'e bırakılması ve Batı Şeria'daki yasa dışı Yahudi yerleşim birimlerinin büyük bölümünün varlığını sürdürmesi gibi Filistinlilerin aleyhine olan maddeler içeriyor.

Lübnan Müftüsü Deryan'dan “Kudüs” vurgusu

BEYRUT (AA) – Lübnan Müftüsü Abdullatif Deryan, Filistin davasının Müslümanların öncelikli meselesi olduğunu belirterek, özellikle Kudüs'e yönelik ihlaller konusunda uyarıda bulundu.

Müftü Deryan, Miraç Kandili dolayısıyla yaptığı televizyon konuşmasında, bu mübarek geceyi idrak ederken işgal altındaki Kudüs'ün dini konumunun ihlallere maruz kaldığını unutmamak gerektiğini söyledi.

İşgalci İsrail'in bir taraftan Filistinlilerin canına kıydığı bir taraftan da kendilerini topraklarından sürdüğünün altını çizen Deryan, "Mescid-i Aksa'nın üzerinde inşa edildiği yer mübarektir. Çünkü orası kutsal ve güven veren topraklardadır. Bizim de işgal altında olan kutsal toprakların saygınlığının ihlal edildiğinin bilincinde olmamız gerek." dedi.

Filistinlilerin on yıllardır İsrail'in işgal ve bombardımanları altında büyük acılar çektiğini dile getiren Deryan, Filistinli grupların da artık direnişlerinde daha güçlü olmak ve şehitlerine karşı vefa borçlarını ödemek adına aralarındaki bölünmeye son vermeleri gerektiğini ifade etti.

Filistin davasının Arapların ve Müslümanların öncelikli meselesi olduğuna dikkati çeken Lübnan Müftüsü, İsrail'in uzun yıllardır işgal ettiği Golan Tepeleri'ni ABD himayesinde ele geçirme çabalarının boşa çıkacağı günün de elbet geleceğini vurguladı.

Filistin hükümeti ve Hamas'tan Brezilya'ya tepki

KUDÜS (AA) – Filistin hükümeti ve Hamas, Brezilya'nın Kudüs'te diplomatik ofis açmasını ve Brezilya Devlet Başkanı Jair Bolsonaro'nun İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile Mescid-i Aksa'nın batı duvarı olan Burak Duvarı'nı (Ağlama Duvarı) ziyaretini kınadı.

Filistin yönetimine bağlı Kudüs İşleri Bakanı Adnan el-Hüseyni, yaptığı yazılı açıklamada, Brezilya'nın adımlarını "uluslararası kararlarının açık ve somut bir ihlali ve Filistin halkının ebedi başkentindeki haklarına yönelik saldırı" şeklinde nitelendirdi.

Burak Duvarı'nı ziyaretin ve Kudüs'te ofis açmanın İsrail'in Doğu Kudüs'ü ilhak etme yönündeki yasa dışı girişimleri doğrultusunda hareket etmek anlamına geldiğini ifade eden Hüseyni, Brezilya'ya kararlarından vazgeçme ve uluslararası kararlara uyma çağrısında bulundu.

  • "Brezilya uluslararası yasaları ve normları ihlal etti"

Hamas'tan yapılan yazılı açıklamada da Brezilya Devlet Başkanı Bolsonaro'nun ziyareti kınanarak, bu adımla Filistin'in işgale karşı mücadelesine destek olan Brezilya halkının tarihi konumuna zarar verildiği belirtildi.

"Brezilya, bu hareketiyle uluslararası yasaları ve normları ihlal etti." ifadesine yer verilen açıklamada, Bolsonaro'nun Burak Duvarı'nı ziyareti ve Brezilya'nın Kudüs'te ofis açmasının bu ihlalin somut bir örneği olduğuna vurgu yapıldı.

İsrail'i ziyaret eden Brezilya Devlet Başkanı Jair Bolsonaro, bugün Netanyahu ile işgal altındaki Doğu Kudüs'ün Eski Şehir bölgesindeki Mescid-i Aksa'nın batı duvarı olan Burak Duvarı'nı (Ağlama Duvarı) ziyaret etmişti.

İsrail Ulaştırma Bakanı ve Dışişleri Bakan Vekili Yisrael Katz da Twitter hesabından yaptığı açıklamada, Brezilya'nın Kudüs'te diplomatik ofis açtığını ifade etmişti.

Brezilya Kudüs’te diplomatik ofis açtı

KUDÜS (AA) – İsrail Ulaştırma Bakanı ve Dışişleri Bakan Vekili Yisrael Katz, Brezilya'nın Kudüs'te diplomatik ofis açtığını söyledi.

Katz, Twitter hesabından yaptığı açıklamada, "Brezilya Devlet Başkanı Jair Bolsonaro'ya İsrail'i ziyareti esnasında Kudüs’te açtığı diplomatik ofis için teşekkür ederim." ifadelerine yer verdi.

Katz, sosyal medya hesabından Brezilyalı mevkidaşı Ernesto Araujo ile tokalaştığı bir fotoğrafı da paylaştı.

Katz, diplomatik ofisin niteliğine ilişkin bilgi vermezken, daha önce büyükelçiliklerinin Kudüs'e taşınacağı yönünde konuşan Bolsonaro geçen perşembe yaptığı açıklamada ülkesinin Kudüs'te bir ticaret ofisi açabileceğini duyurmuştu.

İsrail'deki bir yerel gazetedeki habere göre Bolsonaro üç günlük ziyaret için İsrail'de bulunuyor.

“İİT'nin kuruluş gerekçesi Kudüs'tür”

ANKARA (AA) – İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) İdari ve Mali İşlerden Sorumlu Genel Sekreter Yardımcısı Büyükelçi Musa Kulaklıkaya, İİT'nin kuruluş amacının Kudüs olduğunu ve Müslüman ülkelerin teşkilatla ilgili ajandalarının başında Kudüs meselesinin olması gerektiğini belirti.

Büyükelçi Kulaklıkaya, Ankara Düşünce ve Araştırma Merkezi'nin Cuma Konferansları kapsamında düzenlenen "İslam Birliği ve İslam İşbirliği Teşkilatı: İslam Dünyasının Ortak Meselelerinde Teşkilatın Etkinleştirilmesi ve Türkiye’nin Katkıları" konferansında konuştu.

Kulaklıkaya, "İİT'nin kuruluş gerekçesi Kudüs'tür ve bütün Müslüman ülkelerin bu teşkilatla alakalı ajandalarının başında Kudüs meselesinin yer alması gerekiyor." dedi.

Osmanlı İmparatorluğu yıkıldıktan sonra İslam devletleri arasında bir otorite boşluğu olduğunu söyleyen Kulaklıkaya, İslam ülkelerinin İİT'nin kuruluşundan önce girişimleri olsa da ortak bir platform altında birleşemediklerini hatırlattı.

Kulaklıkaya, İsrail'in 1948'de kurulması ve özellikle 1969'da fanatik bir Yahudi tarafından Müslümanların ilk kıblesi Mescidi Aksa'nın kundaklamasının İİT'nin kurulmasına sebep olduğuna işaret etti.

Kulaklıkaya daha sonra İİT hakkında genel bilgiler vererek, "İİT, Birleşmiş Milletler'den (BM) sonra ikinci büyük teşkilattır. Toplamda 57 üyesi vardır ancak şu an için Suriye'nin üyeliği askıya alınmış durumdadır. Teşkilatın Arapça, İngilizce ve Fransızca olmak üzere 3 resmi dili vardır." diye konuştu.

İİT'nin yapısı ve organlarına değinen Kulaklıkaya, teşkilatın merkezi Türkiye'de olan İslam İşbirliği Teşkilatı Ekonomik ve Ticari İşbirliği Daimi Komitesi (İSEDAK) ve İslam Kalkınma Bankası Hub Ofisi gibi kuruluşların olduğuna da dikkati çekti.

Büyükelçi Kulaklıkaya, Türkiye'nin İİT Zirve Dönem Başkanı olduğunu anımsatarak, "Türkiye'nin somut olarak İİT'ye ilgisini gösterdiği dönem 1980'lerin başıdır ancak onun öncesinde de Türkiye'deki liderler de İSEDAK toplantılarına başkanlık yapmışlardır." dedi.

Türkiye'nin özellikle 2002'den sonra teşkilata ilgisinin üst düzeye çıktığını belirten Kulaklıkaya, "2016 yılından bu yana Türkiye İİT Zirve Dönem Başkanlığı görevini yürütüyor. Son dönemde Türkiye’nin zirve dönem başkanlığı yetkisini kullanarak ABD'nin Kudüs'ü İsrail'in başkenti olarak tanıması ve büyükelçiliğini Kudüs'e taşıyacağını ilan etmesiyle teşkilatın zirve toplantısı için çağrıda bulundu. Türkiye ayrıca, İsrail'in Kudüs'te zor kullanması ve Yeni Zelanda'daki terör saldırısından sonra da teşkilatı acil toplantıya davet etti." ifadesini kullandı.

  • "Türkiye İİT'ye dinamik katkı sağlayan bir ülke"

İslam dünyasının ortak sorunlarında tek ses olabilmenin arayışını Türkiye gibi güçlü liderliğe sahip ülkenin yapmasının anlamlı olduğuna işaret eden Kulaklıkaya, "Türkiye zirve dönem başkanlığı sıfatını kullanarak İslam dünyasının sorunlarına bigane kalmadığını ve Müslümanların da bigane kalmamasını vurgulayarak sürekli İİT'ye dinamik katkı sağlayan bir ülke." şeklinde konuştu.

Son olarak genel direktörlüğünü yürüttüğü İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) İslam Ülkeleri İstatistik, Ekonomik ve Sosyal Araştırma ve Eğitim Merkezi (SESRIC) hakkında açıklama yapan Kulaklıkaya, SESRIC'in 1978'de Türkiye'nin ev sahipliğinde kurulduğunu ifade etti.

Kulaklıkaya, "SESRIC, 3 temel fonksiyonu olan bir kuruluş. İslam ülkeleriyle alakalı ekonomik ve sosyal göstergeleri yakından takip edip, bir veri bankası görevi görüyor. İslam ülkelerinin birbirinin potansiyelini anlamalarına yardım ediyor. Ortak sorunları çözmek amacıyla bilgi birikimi ve tecrübe paylaşımına yönelik, eğitim programları başta olmak üzere çeşitli etkinliklerle iş birliğini geliştirmeye çalışan bir kuruluştur." dedi.

SESRIC bünyesinde 4 yıldır genel direktörlük görevini yürüten Büyükelçi Musa Kulaklıkaya, İİT Genel Merkezi'nde İdari ve Mali İşlerden Sorumlu Genel Sekreter Yardımcılığına seçilirken, görevini Nebil Dabur'a devretmişti.

Ürdün'de Kudüs ve Mescid-i Aksa'ya destek gösterisi

AMMAN (AA) – Ürdün'ün başkenti Amman'da binlerce kişi, Kudüs ve Mescid-i Aksa'ya destek gösterisinde bir araya geldi.

Ürdün'deki Müslüman Kardeşler Teşkilatı'nın (İhvan) siyasi kanadı İslami Hareket ve diğer grupların çağrısıyla Hüseyni Mescidi önünde toplanan göstericiler Nahil Meydanı'na yürüdü.

Yürüyüş sırasında "Amman ve Kudüs birbirinden ayrılmaz", "Toprak bizim, Kudüs bizim" yazılı pankartlar taşıyan göstericiler, "Canımız, kanımız Aksa'ya feda olsun", "Ürdün ve Filistin halkı tek yumruktur", "Halk Filistin'i kurtarmak istiyor" şeklinde sloganlar attı.

İhvan'ın Ürdün'deki lideri Abdulhamid Zuneybat, gösteride yaptığı konuşmada, "ABD'nin büyükelçiliğini Kudüs'e taşıması, Kudüs'ü İsrail'in başkenti olarak tanıması, Golan Tepeleri'ni İsrail egemenliğine vermesi ve Gazze'nin yıkılmasının ardından şimdi Arap Zirvesi arifesindeyiz. Böyle bir durumda liderlerin yapması gereken şey, İsrail ile normalleşmeyi sona erdirme, büyükelçileri geri çekme ve barış süreci denen şeyi durdurma kararı almalarıdır." dedi.

Gazze Şeridi'ne yönelik ablukanın delinmesi ve direnişin desteklenmesi çağrısı yapan Zuneybat, ülkesinin Kudüs ve Mescid-i Aksa'ya yönelik tutumundan övgüyle söz etti.

  • Trump'ın Golan Tepeleri kararı

ABD Başkanı Donald Trump, 25 Mart'ta Beyaz Saray'da İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile yaptığı görüşmede "Golan Tepeleri üzerinde İsrail'in egemenliğini ABD'nin resmen tanıdığını" ilan eden başkanlık kararını imzalamıştı.

İsrail, Suriye toprağı olan Golan Tepeleri'ni 1967'den bu yana işgal altında tutuyor.