Türkiye'nin aile istatistikleri (2)

                            ANKARA (AA) - Türkiye'de 18 yaş ve üstündeki bireyler arasında kendilerini en fazla ailelerinin mutlu ettiğini belirtenlerin oranı geçen yıl yüzde 74,2 olarak belirlendi. </p>  <p>Türkiye İstatistik Kurumunun (TÜİK) &quot;İstatistiklerle Aile 2018&quot; bülteni yayımlandı. </p>    <p>Yaşam Memnuniyeti Araştırması sonuçlarına göre, 18 yaş ve üstündeki bireyler arasında kendilerini en fazla ailelerinin mutlu ettiğini belirtenlerin oranı geçen yıl yüzde 74,2 oldu. Erkeklerin yüzde 78,7'si, kadınların yüzde 69,7'si kendilerini en fazla ailelerinin mutlu ettiğini bildirdi.</p>  <p>Hane Halkı Bilişim Teknolojileri Kullanım Araştırması sonuçlarına göre, hanelerde masaüstü bilgisayar bulunma oranı 2004 yılında yüzde 10 iken 2011 yılında yüzde 34,3'e yükseldi. Sonraki yıllarda ise bu oran gerileyerek geçen yıl itibarıyla yüzde 19,2 olarak kaydedildi. </p>  <p> Hanelerde taşınabilir bilgisayar (dizüstü, tablet, netbook gibi) bulunma oranı, 2004 yılında yüzde 0,9 iken sonraki yıllarda sürekli artarak geçen yıl yüzde 50,1'e ulaştı. 2004 yılında yüzde 53,7 olan cep telefonu/akıllı telefon bulunma oranı geçen yıl yüzde 98,7'ye yükseldi. İnternete bağlanabilen televizyon bulunma oranı 2013 yılında yüzde 7,3 iken 2018'de yüzde 32,1'e çıktı. Hanelerde internet erişimi oranı da 2004'te yüzde 7 iken geçen yıl yüzde 83,8'ye ulaştı. </p>      <p>Gelir ve Yaşam Koşulları Araştırması sonuçlarına göre de eşdeğer hane halkı kullanılabilir fert medyan gelirinin yüzde 60'ı dikkate alınarak belirlenen yoksulluk sınırı incelendiğinde, bu sınırın altında yaşayan bireylerin oranının 2017 yılında yüzde 20,1 olduğu kayıtlara geçti. Hane halkı tipine göre yoksulluk oranı incelendiğinde ise tek ebeveynli ve en az bir çocuğu olan hane halklarının yüzde 26,3'ünün hesaplanan göreli yoksulluk sınırının altında yaşadığı belirlendi. </p>  <p>18 yaşından küçük veya 18-24 yaşında olan, ekonomik açıdan pasif ve ebeveynlerinden en az biriyle yaşayan kişiler olarak tanımlanan bağımlı çocuklu hane halklarının yoksulluk oranı yüzde 25,1 iken bağımlı çocuğu olmayan hane halklarının yoksulluk oranı yüzde 6,7 olarak hesaplandı.  </p>  <p>- En fazla koruyucu aile İstanbul'da</p>    <p>Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı verilerine göre, geçen yıl Türkiye genelinde mevcut koruyucu aile sayısı 5 bin 289 oldu. En fazla koruyucu ailenin 486 ile İstanbul'da olduğu belirlendi. İstanbul'u 360 aileyle İzmir, 312 aileyle Ankara, 201 aileyle Kayseri ve 187 aileyle Kocaeli takip etti.</p>        <p>Hane Halkı Bütçe Araştırması 2017 yılı sonuçlarına göre, Türkiye genelinde hane halklarının tüketim amaçlı yaptığı harcamalar içinde en yüksek payı yüzde 24,7 ile konut ve kira alırken, ikinci sırayı yüzde 19,7 ile gıda ve alkolsüz içecek, üçüncü sırayı yüzde 18,7 ile ulaştırma harcamaları aldı. Toplam tüketim harcamalarında en düşük payı alan gruplar ise yüzde 2,2 ile sağlık, yüzde 2,3 ile eğitim, yüzde 2,7 ile eğlence ve kültür harcamaları oldu.</p>    <p>Gelir ve Yaşam Koşulları Araştırması sonuçlarına göre, 2017 yılında konutun mülkiyet durumları incelendiğinde, bireylerin yüzde 59,1'inin oturduğu konutta ev sahibi, yüzde 24,7'sinin ise kiracı olduğu görüldü.</p>  <p> Bireylerin yüzde 40,8'inin 2017 yılında konutunda izolasyondan dolayı ısınma sorunu yaşadığı, yüzde 36,6'sının sızdıran çatı, nemli duvarlar, çürümüş pencere çerçevesi ve benzeri nedenlerle sorunla karşılaştığı ve yüzde 22,9'unun trafik veya endüstrinin neden olduğu hava kirliliği, çevre kirliliği veya diğer çevresel sorunlar yaşadığı belirlendi.

(Bitti)

Anayasa Mahkemesinden “hak ihlali” kararı

ANKARA (AA) – Anayasa Mahkemesi, koruyucu aile statüsünün kaldırılması kararının iptali talebiyle açılan davanın sürüncemede bırakılması nedeniyle aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiğine karar verdi.

İki çocuğu koruyucu aile statüsünde yanına alan bir kişi hakkında, müstehcenlik ve cinsel istismar suçlarından ceza soruşturması başlatıldı. Bunun üzerine Aile ve Sosyal Politikalar İl Müdürlüğü tarafından söz konusu kişinin koruyucu aile statüsünün kaldırılmasına karar verildi. Çocuklar 2013'te aileden alınarak çocuk yurduna yerleştirildi.

Yapılan yargılama sonucunda koruyucu aile olan kişi, müstehcenlik ve cinsel istismar suçlarından beraat etti.

Söz konusu suçlardan aklandığını belirten kişi, koruyucu aile statüsünün kaldırılmasına ilişkin kararın iptal edilmesi talebiyle idare mahkemesine dava açtı. İdare Mahkemesi, dava konusu işlemin iptaline karar verdi. İdarenin temyiz başvurusu üzerine Danıştay kararın bozulmasına hükmetti.

İdare Mahkemesi, önceki kararında ısrar etti ve dava konusu işlemin iptaline karar verdi. Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca verilen kararla, davanın görev yönünden reddedilmesi gerektiği belirtilerek İdare Mahkemesinin kararı bozuldu.

Bunun üzerine Aile Mahkemesinde koruyucu aileliğin iadesi davası açıldı, bu davada görevsizlik kararı verildi. Temyiz üzerine inceleme yapan Yargıtay, Aile Mahkemesi tarafından verilen görevsizlik kararını onadı.

Yargılama süreçlerinden bir sonuç alamayan kişi, daha sonra Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulundu. Başvurucu, koruyucu aile statüsünün kaldırılmasına ilişkin kararın iptal edilmesi talebiyle açılan davanın sürüncemede bırakılması nedeniyle aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiğini ileri sürdü.

Yüksek Mahkeme, aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiğine ve başvurucuya 7 bin lira manevi tazminat ödenmesine hükmetti.

  • Karardan

Koruma altına alınan çocukların, çocukluk çağlarının önemli bir kısmını başvurucunun parçası olduğu ailenin yanında geçirdiği aktarılan kararda, çocukların koruyucu aileyi ebeveyn olarak gördükleri, başvurucuya "baba" şeklinde hitap ederek ona bağlandıkları belirtildi.

Bu durumun, sosyal hizmet uzmanı tarafından gerçekleştirilen görüşme ve kolluk tarafından alınan ifadelere de yansıdığı anlatılan kararda, çocuklarla başvurucu ve eşi arasında aile hayatı anlamında bağ kurulduğu vurgulandı.

Yüksek Mahkemenin kararında, "Çocuğun koruyucu aile vasıtasıyla kavuştuğu ve alıştığı aile ortamından koparılması üstün yararına aykırı olabilecektir. Bu tür olaylarda yargısal makamların ivedilikle hareket etmemeleri durumunda çocuk açısından telafisi imkansız zararların doğması muhtemeldir." değerlendirmesine yer verildi.

Çocuğun geleceğini yakından ilgilendiren hukuki bir uyuşmazlığın çözümlenmesi amacıyla açılan bir davanın sürüncemede bırakılmasının devletin pozitif yükümlülüğünün ihlali anlamına geleceği bildirilen kararda, halen devam eden ve 6 yıl geçmesine rağmen henüz görevli yargı kolunun dahi kesin olarak belirlenemediği davanın sürüncemede kaldığının kabul edilmesi gerektiği belirtildi.

Anayasa Mahkemesinin kararında, şunlar kaydedildi:

"Koruyucu aile statüsünün kaldırılmasına ilişkin kurum kararının hukuka uygun olmadığı iddiasıyla başlatılan yargılamanın sürüncemede bırakılması ve başvurucunun çocuklarla yeniden bir araya gelme konusundaki hukuki belirsizliğin hızlı bir yargısal süreç yürütülerek giderilmemesi nedenleriyle aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiği sonucuna ulaşılmıştır."

Toplumun Temel Direği: Aile – Yetiştirme yurdunda büyüdü kimsesiz çocuğa kucak açtı

BOLU (AA) – ZAFER GÖDER – Bolu'da, 7 yaşındayken babasının ölümü üzerine annesi tarafından 2 kardeşiyle yetiştirme yurduna verilen ve burada aile sevgisinden yoksun büyüyen Kadir Bayraktar, göremediği sıcak aile ortamını, koruyucu ailesi olduğu çocuğa yaşatıyor.

Babasının küçük yaştayken ölmesi üzerine kendilerine bakamayan anneleri tarafından 2 kardeşiyle Düzce Yetiştirme Yurduna verilen ve 18 yaşına kadar kardeşleriyle devlet himayesinde büyüyen Kadir Bayraktar, yurttan ayrıldıktan sonra Bolu İl Sağlık Müdürlüğünde işe yerleştirildi.

112 Acil Servis'te ambulans şoförü olarak görev yapan Bayraktar, 22 yıl önce Serpil Bayraktar ile evlendi. Çocukları olmayan Bayraktar çifti, 9 yıl önce Bolu Yetiştirme Yurduna başvurarak evlat edinmek istedi.

Bayraktar çifti, 8 yıl boyunca kendilerine sıra gelmediği için evlat edinmekten vazgeçtikleri günlerde koruyucu aile uygulamasından haberdar oldu.

Koruyucu aile olmak için Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğüne müracaat eden Bayraktar çiftine, 6 aylık bir kız çocuğu tavsiye edildi.

Bebeğe koruyucu aile olarak sahip çıkmaya karar veren Bayraktar çifti, bir yıldan uzun süredir onu kendi canlarından öte tutarak aile sevgisini en güzel şekilde vermeye çalışıyor.

  • "Sevgimizi, kızımıza vermek istiyoruz"

Kadir Bayraktar, AA muhabirine yaptığı açıklamada, 47 yaşında olduğunu, kendisinin de yetiştirme yurdunda sıcak bir aile özlemi içinde büyüdüğünü anlatarak, kendi sevgilerini aktaracakları çocukları olmadığı için evlat edinmek istediklerini söyledi.

Yaklaşık 8 yıl evlat edinmek için beklediklerini dile getiren Bayraktar, "Evimizde bir neşe olsun, küçük bir yavrumuz olsun istedik. Bunun için de koruyucu aile olmaya karar verdik. Evimize aldığımız kızımız için de en iyisinin olmasını istedik." ifadesini kullandı.

Bayraktar, kendisinin de çocukluğunda yaşadığı aile sevgisi eksikliğinin çok önemli olduğuna dikkati çekerek, şunları söyledi:

"Aile yanında yetişmek ayrı bir duygu. Yurtlarda devletimiz bakıyor. Gerekli her türlü imkanımızı sağlıyor ama sevgi en önemli şey. Biz de kendi sevgimizi, koruyucu aile olarak aldığımız kızımıza da vermek istiyoruz. Bir çocuğumuzun olması da bizi daha da mutlu ediyor. Hem çocuğu olan hem de olmayan herkesin koruyucu aile konusuna eğilmesi gerekiyor. Bir çocuk kurtarmak gerçekten çok iyi ve mutluluk verici. Yurtta ya da sevgi evlerinde büyüyüp de sevgiyi yeterince alamamış çocuğa verilen her bir sevgi tohumu onun için farklı bir şey."

  • "Buraya gelince yüzü gülmeye başladı"

Serpil Bayraktar da koruyucu aile olarak çocuk özlemlerini giderdiklerini söyledi.

Bir çocuk sahibi olma umudunu kaybettikleri günlerde kendilerine bir fırsat verildiğini dile getiren Bayraktar, "Tam vazgeçtiğimiz anda böyle bir imkan sunuldu bize. Biz bakalım, sevgimizi verelim sonradan gitme ihtimali olsa bile bizi arar sorar diye düşündük. Bir seneden uzun süredir bizimle birlikte. O geldikten sonra evimize neşe geldi. O yokken evimiz çok sessizdi ama şimdi evde onun peşinde koşturuyoruz." dedi.

Çocuğu olan ya da olmayan herkese koruyucu aile olmayı tavsiye eden Bayraktar, şöyle devam etti:

"Çocuk buraya gelince yüzü gülmeye başladı. Geldiğinde somurtup duruyordu. Çocuk oturduğu yerden kalkmaz dediler bize, şimdi hiç oturmuyor. Evde dolanıp duruyor. Bu çocuklar sevgi istiyor. Başka bir şey istemiyorlar. Zaten bu konuda devlet destek de veriyor. Ailelerin verecekleri sadece sevgileri ve ilgileri. Çocukların da zaten başka bir şeye ihtiyacı yok."

– "Çocuklarımızın koruyucu ailelerle buluşmasını sağlıyoruz"

<p>Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler İl Müdürü Bekir Koçyiğit de Bayraktar çiftine koruyucu aile oldukları için teşekkür ederek, &quot;Kadir Bey'in özellikle bizim yurtlarımızda, yuvalarımızda büyüyüp de sonradan yine aynı durumdaki bir çocuğa koruyucu aile olması gerçekten takdire şayan bir durum.&quot; dedi.

Bolu'da 19 koruyucu ailenin 27 çocuğa aile sevgisini verdiğini anlatan Koçyiğit, "Koruyucu aile uygulamasında, sevinçlerimizi paylaşarak çoğaltmak, yine annesi, babası tarafından veya başka sebeplerle bakımları üstlenilemeyen çocuklarımızın sıcacık aile ortamında yetişmelerini sağlamayı amaçlıyoruz. Yaş olarak 0-18 yaş aralığında olan çocuklarımızı koruyucu ailelere verebiliyoruz ama biz özelikle küçük yaştaki çocuklarımızın koruyucu ailelerle buluşmasını sağlıyoruz. Bu sayede çocuklarımız o sıcak ve sevgi dolu aile ortamını rahatlıkla tadabiliyor." ifadesini kullandı.

  • Ailenin hikayesi "kamu spotu" oldu

Yetiştirme yurdunda büyüyen Kadir Bayraktar'a küçük kız çocuğunu koruyucu aile olarak veren Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü yetkilileri, bu hikayeyi tüm Türkiye'nin öğrenmesi için çalışma başlattı.

Bolu Abant İzzet Baysal Üniversitesinden (BAİBÜ) bir akademisyenin desteğiyle Kadir Bayraktar'ın hayat hikayesi dinlenerek, senaryo yazıldı.

Yazılan senaryo, geçen ay BAİBÜ'de görevli akademisyenlerden oluşan oyuncular ve yapım ekibi tarafından görüntülenerek, koruyucu aile uygulamasının özendirilmesi amacıyla kamu spotu olarak hazırlandı.

Hazırlanan kamu spotunun önümüzdeki günlerde televizyonlarda yayınlanacağı öğrenildi.

Sude ve Cemre'nin mutluluğu kedilerle katlandı

KARAMAN (AA) – MEHMET ÇETİN – Karaman'ın Sarıveliler ilçesinde 13 yaşındaki Sude ve 9 yaşındaki Cemre, koruyucu anneleri Şefika Altunsoy'un yanında aile sıcaklığında büyüyor.

İlçeye bağlı, Toros Dağları'nda küçük bir belde olan Göktepe'de yaşayan 49 yaşındaki Altunsoy, bir evlilik yaptı. Eşinden ayrıldıktan sonra bir daha evlenmeyi düşünmeyen Altunsoy, yıllarca çocuk hasreti ile yaşadı.

Vefat eden babasından bağlanan emekli maaşıyla ve bahçesinde küçük çaplı tarımla uğraşarak geçimini sağlayan kadın, koruyucu aile olabilmek için defalarca ilgili yerlere başvurdu.

Bu talebi evli olmadığı için uzun süre gerçekleşmeyen Altunsoy, amacına 9 yıl önce ulaştı.

Altunsoy, ilk olarak şimdi 13 yaşında olan Sude'nin bakımını üstlendi. Sude'nin evde yalnız büyümesini istemeyen Altunsoy, 4 sene önce de bugün 9 yaşında olan Cemre'yi yanına aldı.

Sude ve Cemre'ye hem anne hem de baba olmaya çalışan Altunsoy, kedileri çok seven kızlarının isteğini kırmayıp sokakta yaşayan 3 kedinin de bakımını üstlendi.

Altunsoy, kızlarıyla mutlu bir hayat sürdüğünü söyledi.

Gençliğinde "berdel" usulü evlilik yaptığını anlatan Altunsoy, "Ağabeyim ayrılınca benim evliliğimde de sorunlar başladı." dedi.

Daha sonra ayrıldığını belirten Altunsoy, bir daha evlenmeyi düşünmediğini ifade etti. Altunsoy, "Evlenmedim ama içimdeki çocuk hasreti bitmedi. Haberlerde koruyucu annelik kavramını duymuştum. Yol bilmem, sokak bilmem. 9 sene önce o zamanki belediye başkanı şimdi de tekrar aday olan Bayram Şahin'in yanına giderek bana yardımcı olmasını istedim. Beni Karaman'da gerekli yerlere götürdü. Yardımcı oldu. Sude'nin bakımını üstlendim." diye konuştu.

  • "Anne dediklerinde hissediyorum"

Sude'nin yalnız büyümemesi ve bir çocuğa daha yardımcı olabilmek için 4 sene önce de Cemre'yi yanına aldığını dile getiren Altunsoy, şöyle devam etti:

"Şimdi Sude 13, Cemre 9 yaşında. Ben onların biyolojik anneleri değilim ama kızlarım benim canım, ciğerim. Hem anne hem de baba olmaya çalışıyorum. Okullarına gidiyorlar. Hiçbir sıkıntımız yok. Annelik özlemimi onlar sayesinde giderdim. Kızlarım da aile sıcaklığını yaşıyor. Onlar için canımı bile veririm. Biz çok duygusal, sevgi dolu bir aileyiz. Hayvanları da çok severiz. Evimizde 3 tane de sokak kedisi var. Onlara da aile olmaya çalışıyoruz. Elimden geldiği kadar kızlarımı hayata hazırlamaya çalışıyorum. Belde halkı da bana destek veriyor. Çocuğu olmayanlara tavsiyem, koruyucu aile olarak annelik duygusunu tatsınlar. Çocuklar da anne şefkatini, aile ortamını görsünler, yaşasınlar. Aile ortamında büyüsünler. Devletimiz gereken desteği veriyor, her isteğimizle ilgileniyor. Allah devletimizden razı olsun. Bana annelik duygusunu yaşama imkanı tanıdılar. Kızlarımın da aile sıcaklığında büyüdüklerine inanıyorum. Bunu, bana 'anne' dediklerinde hissediyorum."

  • "Şefika Hanım hiç yılmadı"

AK Parti Göktepe Belediye Başkan adayı Bayram Şahin de Altunsoy'un koruyucu aile olmak için kendisine defalarca geldiğini belirterek, şunları kaydetti:

"Küçük yerlerde böyle kararlar almak zordur. Şefika Hanım hiç yılmadı. Biz de elimizden geldiği kadar yardımcı olmaya çalıştık. Şimdi onları gıpta ile takip ediyoruz. Çok mutlular. Kızlarımız da iyiliksever, merhametli. Okullarında başarılılar. Belde halkı tarafından çok seviliyorlar. Sokak hayvanlarını çok seviyorlar. Benden istekleri, belediye başkanı seçilirsem sokak hayvanlarını kafese kapatmadan yaşamlarını sağlayacak bir formül bulmam."

“Kimsede görmediğim ağabeyliği onda gördüm”

BURSA (AA) – ABDULKADİR GÜNYOL-MEHMET ESER – Bursa'da yaşayan ve oğulları Piyade Uzman Çavuş Taner Çobanoğlu Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) tarafından Suriye'nin Afrin bölgesinde teröristlere yönelik Zeytin Dalı Harekatı'nda şehit olan aile, yıllardır koruyuculuğunu üstlendikleri çocukları kendi evlatlarından ayırmıyor.

Ailenin bakıp büyüttüğü çocuklardan Emrah Hamdi Aydoğdu (22) ise öz ağabeyi gibi gördüğü şehidi arkasında bıraktığı güzel anılarla yad ediyor.

Sevim-Cüneyt Çobanoğlu çifti, 4 çocuk sahibi olduktan sonra, 13 yıl önce Emrah Hamdi Aydoğdu'ya koruyucu ailelik yapmaya başladı. Büyüyüp işe giren Aydoğdu, kendisine başka bir evde yaşam kursa da Sevim Çobanoğlu ile anne-oğul ilişkisi devam ediyor.

Çobanoğlu çifti ayrıca, 9 yıl önce bakımını üstlendikleri 17 yaşındaki ve 2 yıl önce koruyucu ailesi oldukları 12 yaşındaki çocukla da aynı evde yaşıyor.

Çiftin 4 çocuğundan en küçüğü Piyade Uzman Çavuş Taner Çobanoğlu, geçen sene nisan ayında Afrin bölgesindeki harekatta arama tarama faaliyetleri sırasında teröristlerin tuzakladığı mayının infilak etmesi sonucu 31 yaşında şehit oldu. Uzman çavuşun şehadeti, sadece Çobanoğlu ailesinin bireylerinde değil, aynı zamanda çiftin öz evlatlarından ayırmadıkları çocuklarda da büyük üzüntü yarattı. Özellikle Emrah Hamdi Aydoğdu, kendisine ağabeylik yapan şehidin geride bıraktığı anıları ile avunuyor.

Sevim Çobanoğlu (57), AA muhabirine yaptığı açıklamada, çocukların sıcak bir aile ortamında büyümesini sağlamak için uzun yıllar önce bu yardım faaliyetine giriştiklerini söyledi.

Emrah Hamdi Aydoğdu'nun 9 yaşındayken koruyucu annesi olduğunu belirten Çobanoğlu, "Emrah benim beşinci çocuğum oldu. Sonra başka çocukların bakımını üstlendik. Çocukların aile ortamında büyümesi ve kötü alışkanlıklardan uzak olması en büyük amacım." dedi.

Çobanoğlu, Emrah Hamdi'nin, başından itibaren hiç uyum sorunu yaşamadığını vurguladı.

Emrah Hamdi'nin kendi oğlu Taner ile büyüdüğünü anlatan Çobanoğlu, şöyle devam etti:

"Emrah'ı ilk eve getirdiğim zaman, şehit olan oğlum Taner ve annem vardı evde. Taner, Emrah ilk eve geldiği zaman ona 'Merhaba, ben ağabeyin Taner. Bundan sonra bu ev benim olduğu kadar senin de evin. Bizim kıyafetlerimiz burada, istediğin her şeyi kullanabilirsin. Her zaman yanındayım. İyi gününde kötü gününde her zaman yanında olacağım.' dedi. Emrah, memurluk hakkını kazandığında ilk beni aradı, 'Anneciğim sana müjdeli bir haberim var' diye. O gün de rüyasında şehit ağabeyi sarılmış Emrah'a. Uyandığında halen sarılıyormuş gibi elleri bağlı, ağlayarak uyanmış."

Anne Çobanoğlu, devletin çocukların bütün ihtiyaçlarını karşıladığını dile getirdi.

Yurtlarda her türlü imkanın bulunduğunu ancak sadece anne sevgisinin eksik olduğunu söyleyen Çobanoğlu, "Şu yaşta bile bana da gereken bir şey anne sevgisi. Koruyucu ailenin çok büyük sorumluluğu da var. Bir insan yetiştiriyorsunuz topluma. Benim için 'senin çocuğun benim çocuğum' yok, onlar hepimizin çocukları. Dünya güzel, çocuklarla daha güzel olacak." değerlendirmesinde bulundu.

  • "Kimsede görmediğim ağabeyliği onda gördüm"

Emrah Hamdi Aydoğdu da koruyucu ailesinin, eğitimine çok yardımcı olduğunu belirtti.

Aileyle tanıştığında, ilkokul üçüncü sınıfta olduğunu ancak okuma yazma bilmediğini aktaran Aydoğdu, "Taner ağabeyim akşamları gelince evde bana okuma yazma öğretiyordu. Ağabeyim fabrikada çalışıyordu o zamanlar. Tam eve geleceği vakitler bilgisayarı kapatıp ders çalışıyormuş gibi yapardım, kızmasın diye. Bir defasında beni yakalamıştı. Gelip bana, 'Sen niye dersini çalışmıyorsun bakalım' demişti. Bana okuma yazmayı ağabeyim öğretti. Bana çok güzel bir ağabeylik yaptı, kimsede görmediğim ağabeyliği onda gördüm.” diye konuştu.

Sevim Çobanoğlu'nun kızı Emel Erken, koruyucu aile kapsamında gelen çocukları kendi kardeşlerinden ayırmadığını anlattı.

Onlarla hiç uyum sorunu yaşamadıklarını ifade eden Erken, "Ben başka aileler, kardeşler de görüyorum ama bizim kadar birbirine bağlı değiller. Biz birbirimize çok bağlıyız. Herkes de gıptayla bakıyor." ifadelerini kullandı.

Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler İl Müdürü Erkut Öneş ise çiftleri koruyucu aile olmaya teşvik etmeye çalıştıklarını aktardı.

Öneş, şunları kaydetti:

"25-65 yaşlarında ve Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı iseniz, düzenli bir geliriniz de varsa koruyucu aile olabilirsiniz. Koruyucu aile olabilmek için her ilde bulunan il müdürlüklerimize müracaat edilir ve müracaat değerlendirmeye alınır. Ardından sosyal çalışmacılarımız, meslek elemanlarımız aileyi evinde, iş yerinde, her yerde inceler. Bunun sonucunda eğer aile bizim için de uygunsa koruyucu aile olarak bir çocuğumuzu kendilerine emanet ederiz."

Sanatçılardan “koruyucu aile” mesajı

ANKARA (AA) – Türkiye'nin önde gelen sanatçıları, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın eşi Emine Erdoğan'ın, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla koruyucu ailelere, devlet koruması altında büyüyen çocuklara verdiği yemeğe katılarak, koruyucu aile olunmasının önemine dikkati çekti.

Sinema Sanatçısı Hülya Koçyiğit, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi Kış Bahçesi'nde düzenlenen yemek öncesinde AA muhabirine yaptığı açıklamada, Emine Erdoğan'a Türkiye'deki önemli konulara dikkat çekip, farkındalık yarattığı için teşekkür etti.

Koçyiğit, koruyucu aileliğe ilişkin, "Nice evlatlarımız aile içinde büyümeye muhtaçlar. Onların bu konuda evlat edinilip, bir aile içinde büyümelerini sağlamak gerek. Çünkü onlara aileleri rol model olacak, geleceğe onları hazırlayacak. Devlet ne kadar kanatlarının altına alsa da bir çocuğun anne baba ilgisi, şefkatiyle büyümesi tercih ediliyor, elbette." diye konuştu.

Koruyucu aile olan çok sayıda ünlü bulunduğunu belirten Koçyiğit, 8 Mart Kadınlar Günü'ne ilişkin, kadınların sorunlarının ve içerisinde yer aldıkları durumların hatırlandığı bir günün, buna yetmediğini anlattı.

Kadın problemlerinin sadece Türkiye'nin değil, dünyanın sorunu olduğunu aktaran Koçyiğit, şu değerlendirmede bulundu:

"Kadın günümüzde arzu edilmeyen noktalarda şiddete maruz kalıyor. 2008 yılında benim ülkemde 400 kadın cinayete kurban gitmiş. Bir anlayış gerekiyor bu konuyla ilgili. Bu alanda da elimizden ne gelirse onu yapmaya, farkındalık yaratmaya çalışıyoruz. Kadının değerini, önemini, toplum içinde var olursa o toplum nasıl zenginleşir, nasıl medeniyet gelir hayatımıza, bunları aktarmaya çalışıyoruz."

  • "Emine Erdoğan'ın çabalarını, çalışmalarını destekliyorum"

Sanatçı Bengü Selimoğlu da her çocuğun bir aile ortamına, sıcak bir yuvaya ihtiyacı olduğunu belirterek, şunları dile getirdi:

"Birtakım sebeplerden dolayı biyolojik ailesiyle yaşayamayan evlatlarımızın yuva sıcaklığına ulaşması için koruyucu ailelik çok önemli. Devletimizin ve Sayın Hanımefendi Emine Erdoğan'ın çabalarını, çalışmalarını destekliyorum. Bundan sonra da her konuda yanlarında olacağım. Koruyucu aile olmayı herkese ben de tavsiye ediyorum. Çünkü çocuklarımıza bir aile kazandırdığımız, onları aile ortamında çok iyi yetiştirdiğimiz zaman onları güvence altında geleceğe hazırlamış oluyoruz. Bu konudaki tüm çalışmaları destekliyorum."

Sanatçı Burak Kut, koruyucu aile konusunda farkındalık yaratanlara teşekkürlerini iletti.

Koruyucu aileliğin önemine değinen Kut, "Gerçekten bir üstün yetenekli olabilecek genci koruma altına alıp onun gelişimine katkıda bulunmak ya da bir bebeğin kaderini değiştirmek çok önemli bir konu." ifadelerini kullandı.

Tiyatro sanatçısı ve oyuncu Turgay Tanülkü de kendisinin himayesinde en küçüğü 2,5 yaşında 26 çocuğu ve 8 de torunu olduğunu belirterek, "Evlatlar bize verilen emanetler. Eşimle gücümüz yettiğince onları okutuyoruz. 11 tanesi üniversiteyi bitirdi ve hayata başladı." dedi.

Programa katılmaktan mutluluk duyduğunu dile getiren Tanülkü, vatandaşlardan evlatlarına sahip çıkmaları istedi. Tanülkü, koruyucu ailelerden de çocuklara "lütfediyormuş" gibi davranmamalarını ve onlara karşı hassas olmalarını talep etti.

Kız çocuk özlemleri “Nisan”la dindi

ADIYAMAN (AA) – KEMAL KARAGÖZ – Adıyaman'da 13 yıllık evliliklerinden 4 oğulları bulunan Başaran çifti, kız evlat özlemini koruyucu aile olarak dindirdi.

Hayatlarını yaklaşık 13 yıl önce birleştiren 31 yaşındaki Fatma ve 37 yaşındaki Yahya Başaran çiftinin 4 oğulları oldu.

Hep bir kız çocuk özlemi olan çift, arkadaşlarının da tavsiyesiyle Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğüne başvurdu.

Çifte burada "koruyucu aile" uygulaması konusunda bilgi verildi. Yeterli şartları karşılamaları üzerine bir süre sonra çocuk esirgeme yurduna giden çift, ilk gördükleri andan itibaren çok sevdikleri, "Nisan" adı verilen 2 aylık kız bebeğe koruyucu aile oldu.

Nisan sayesinde evlerine adeta bahar geldiğini ifade eden Fatma Başaran, evlendiği günden bu yana hep bir kızının olmasını istediğini, ancak 4 oğlunun olduğunu söyledi.

Başaran, arkadaşının önerisiyle, hayalini kurduğu kız çocuğuna sahip olmak için Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğüne başvurduklarını dile getirerek, şunları anlattı:

"Arkadaşım, 'Neden kız çocuğu için ısrar ediyorsun? Yurtlar yetim ve öksüz çocuklarla dolu. Başvuru yapsana' dedi. Durumu eşime anlattım. Eşim de olumlu bakınca başvuru yaptık. Nisan'ı 2 aylıkken evimize getirdik. Kızım şu anda 7 aylık oldu. Çocuğumla çok güzel vakit geçiriyorum. Tüm ihtiyaçlarını karşılıyoruz. Onunla oyunlar oynuyoruz. Diğer çocuklarım da kız kardeşlerini sahipleniyor. Onunla güzel vakit geçiriyor. Kız evlat hasretim son buldu."

  • "Onların da onayını aldık"

Oto tamircisi baba Yahya Başaran da 13 yıllık evlilik hayatı boyunca hep bir kızının olmasını istediğini vurguladı.

Kız evlat sahibi olmaktan duyduğu mutluluğu dile getiren Başaran, "Bu imkanı sağlayan devletimize teşekkür ederim." dedi.

Yahya Başaran, "kız babası" olmanın farklı olduğunu dile getirerek, iş yorgunluğunu akşam eve gelince kızını severek attığını söyledi.

Oğullarının da Nisan'ı kardeşleri olarak kabul ettiklerini söyleyen Başaran, "Zaten çocuklarım da kız kardeşlerinin olmasını çok istiyordu. Onların da onayı aldık. Kızımı öz evlatlarımdan ayırt etmiyorum. Diğer çocuklarımı nasıl bağrıma basıyorsam Nisan'ı da bağrıma basıyorum." diye konuştu.

Nisan'ın 6. sınıfa giden ağabeyi Ömer Faruk Başaran da bir kız kardeşi olmasından dolayı mutluluk duyduğunu, okuldan eve geldiğinde onu kucağından indirmek istemediğini, onunla çok güzel vakit geçirdiğini anlattı.

Koruyucu aileler 10 ilde en büyük “yuva” oldu

ANKARA (AA) – MERVE YILDIZALP – Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanı Zehra Zümrüt Selçuk, "Bakanlığın aile odaklı hizmetlere verdiği öncelik ve koyduğu hedeflerle beraber, koruma altında olan çocuklardan koruyucu aile yanında olanların kuruluşta kalan çocuklara oranı ülke genelinde önemli bir artış kazandı. 10 ilde koruyucu aile yanında kalan çocuk sayısı kuruluşta kalan çocuk sayısını geçti." dedi.

Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığınca, koruma altında olan çocukların sıcak bir aile ortamında yetişmeleri için yapılan çalışma ve faaliyetlere devam ediliyor.

Yapılan çalışmalar sonucunda toplumda koruyucu ailelik konusunda bilgi sahibi olan kişi sayısı çoğalıyor, sosyal bir sorumluluk olarak görülebilecek bu hizmete yönelik bilinirlik ve farkındalık her geçen gün artıyor.

Koruyucu Aile Hizmetinde çocuk için hassas olan bir dönemde özenli davranılarak çocuğun bu dönemi örselenmeden geçirmesi ve normal hayatını devam ettirmesi amaçlanıyor.

Bakan Selçuk, AA muhabirine, koruyucu aile sistemine ve illere göre koruyucu aile istatistiklerine ilişkin bilgi verdi.

Bakanlığın e-Devlet ve internet sitesi üzerinden koruyucu aile olma başvurularının yapılabilmesine imkan sağlamasıyla daha kolay ve hızlı bir şekilde başvurular alındığını belirten Selçuk, sonrasında sürecin hemen başladığını ifade etti.

Selçuk, sözlerini şöyle sürdürdü:

"2018'de elektronik ortamda toplam bin 809 kişi koruyucu aile ön başvurusunda bulundu.
Yürütülen çalışmalar sonucunda 2018 yılı içerisinde Türkiye genelinde bin 230 koruyucu aile yanına bin 521 çocuk yerleşti. Her hafta ortalama 28-30 çocuğumuz yeni koruyucu ailelerimizin yanına yerleştirildi. Toplamda koruyucu aile sayısı 5 bin 288'e, koruyucu aile yanındaki çocuk sayısı ise 6 bin 465'e ulaştı. Bakanlığın aile odaklı hizmetlere verdiği öncelik ve koyduğu hedeflerle beraber, koruma altında olan çocuklardan koruyucu aile yanında olanların kuruluşta kalan çocuklara oranı ülke genelinde önemli bir artış kazandı. 10 ilde koruyucu aile yanında kalan çocuk sayısı kuruluşta kalan çocuk sayısını geçti."

Bakan Selçuk, Afyonkarahisar, Kahramanmaraş ve Kayseri'de koruyucu aile yanındaki çocukların oranı kuruluşta bakılanlara oranla yüzde 60'ı aştığını, Bolu, Manisa, Muş, Balıkesir, Hatay, Aksaray ve Osmaniye'de yüzde 50'nin üzerine çıktığını bildirdi.

  • İller arası eşleştirme yoluyla koruyucu aile hizmeti

Yeni bir uygulama olan iller arası eşleştirme yoluyla da koruyucu aile hizmeti yürütüldüğünü anlatan Selçuk, "Kahramanmaraş, iller arası çocuk yerleştirme işlemlerinde koruyucu aile hizmetinde başı çekiyor. İstanbul'dan 9, Adıyaman'dan 3, Gaziantep'ten 3 ve İzmir'den 1 olmak üzere toplam 16 çocuk iller arası eşleştirme yoluyla Kahramanmaraş’taki koruyucu ailelerin yanına yerleştirildi." bilgisini verdi.

Bakan Selçuk, 0-6 yaş aralığında koruyucu aile yanında bin 870 çocuğun bulunduğunu belirterek, "Koruyucu aile olabilmek için gerekli şartlar arasında yer alan 25-65 yaş aralığındaki il nüfuslarına oran yapıldığında 2018 yılı koruyucu aile yerleştirmelerinde başarı sağlayan ilk üç il Erzincan, Kahramanmaraş ve Afyon oldu." diye konuştu.

  • Ailelere çocuk için aylık ödeme yapılıyor

Bununla birlikte ailelere çocuk başına ayda ortalama sağlanan destek, bu yılın başında yeni katsayılar uygulanarak ortalama bin 485 lira oldu. Ödemeler, yaş gruplarına göre değişkenlik gösteriyor.

Ayrıca ailelerin, genelde de annenin isteğe bağlı sigorta primleri ödeniyor. Koruyucu ailelerden 2 bin 36 kişiye isteğe bağlı sigorta pirim ödemesi yapılıyor.

Koruyucu aile hizmetinden engelli çocuklar da yararlanıyor. Koruyucu ailelerin yanında 684 engelli çocuğa bakılıyor. Koruyucu aile ödemeleri ise 1,5 kat artırımlı olarak ödeniyor.

Koruyucu ailelere aile içi iletişim, çocukların uyum sorunları, bakımı ve yetiştirilmeleri konularında eğitimler veriliyor. Çocuklar aile yanına yerleştirildikten sonra ilk bir yılda her ay, ikinci yıldan itibaren ise 3 ayda bir yerinde sosyal çalışma görevlilerince ziyaretler yapılıyor.

Bu ziyaretlerde çocukların psiko-sosyal gelişimleri, eğitime devam durumları değerlendiriliyor.

  • Evlat edinme ile koruyucu aile arasındaki fark

Koruyucu aileliğinin ne olduğunun anlaşılması ve hizmetin tanıtımı amacıyla 2014 yılında bilgi vermek amaçlı internet sitesi oluşturuldu.

Bu kapsamda, bugüne kadar bu siteyi 4 milyon 651 bin 630 kişi ziyaret etti. İnternette ve tüm ülke genelinde yapılan tanıtım çalışmaları ve koruyucu aile hizmetinin yaygınlaşmasıyla birlikte toplumun koruyucu ailelik hakkındaki bilgi düzeyi önemli düzeyde arttı.

Bununla beraber vatandaşlar arasında evlat edinme hizmeti ve koruyucu aile hizmetinin farklarının ne olduğu konusunda karışıklık yaşanabiliyor. Evlat edinme hizmetinde aile, evlat edinme yolu ile hukuksal bir süreci tamamlayarak velayet hakkını alırken, koruyucu aile sisteminde aile çocuğun bakım, yetişme ve eğitim sorumluluğunu devletle paylaşıyor.

Çocuk özlemleri “koruyucu aileyle” sona erdi

MALATYA (AA) – EMRAH GÖKMEN – Malatya'da çocuk hasreti çeken Karaca çifti, yaklaşık 20 yıllık özlemlerini koruyucu aileyle sonlandırarak evlat sevgisini yaşamaya başladı.

Yaklaşık 20 yıl önce hayatlarını birleştiren Hayriye ve Sefa Karaca çifti, çeşitli sağlık sorunları nedeniyle çocuk sahibi olamadı. Evlat edinme fikrini benimseyen ve bunun için girişimde bulunan Karaca çiftine, Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı yetkililerince koruyucu aile anlatıldı.

Öneriye sıcak bakan ve daha sonra kabul eden çift, kendilerinin evlat, erkek ve kız iki kardeşin ise aile hasretini dindirerek yeni bir yaşama "merhaba" dedi.

Evlat hasretini yaşları 3 ve 5 iki kardeşle sona erdiren Hayriye Karaca, AA muhabirine yaptığı açıklamada, hayalinde hep iki kardeş büyütmek olduğunu söyledi.

Kardeşleri aldıktan sonra hiçbir zorluk yaşamadıklarını anlatan Karaca, çocuklarla hayatın güzel taraflarını yaşamayı tercih ettiklerini ifade etti.

Hayriye Karaca, koruyucu aile kapsamında bakımını üstlendikleri çocuklarla yaşadıklarını belirterek, "Çocukları aldığımızda yüzlerindeki ifade çok değişikti. Bakışlar zamanla değişti, sevgimiz, çocukların yüzlerine yansıdı." dedi.

  • Çocukların "kocaman" bir ailesi oldu

Kızının eve geldiğinde kendisine "Hayriye anne" dediğini aktaran Karaca, zamanla çocuklarının "anne" demeye başladığını ve bu durumdan oldukça memnun olduğunu dile getirdi.

Hayriye Karaca, çocuklara sadece bir anne baba değil kocaman bir aile verdiklerini belirterek, şöyle devam etti:

"(Ailelerimiz) Bizim Sefa beyle ilgili bu kapsamda kararımızda net olduğumuz için onlar da olumsuz bir şey söylemedi. Üzülmemizi istemedikleri için takiptelerdi. Acaba ne olacak, problem yaşayacaklar mı diye de bir endişeleri vardı. Daha çocukları almadan Hatay'daki ailemi Malatya'ya çağırıp yuvada çocukları gösterdim. Onlar da 'Çok iyi bir karar, biz de alsak çok iyi olacak.' diye bize destek verdiler. Onların bu söylemleri bana daha çok güç verdi. Daha çok desteklerini hissettim. Çocukları aldıktan sonra memleketimize tanışmaya götürdük. Çocuklarımızı görmek isteyen takdir, tebrik etmek isteyen o kadar çok insan varmış ki biz bunu çocukları aldıktan sonra fark ettik."

  • "Sadece sevgilerini versinler yeterli"

Karaca, koruyucu aile olmak isteyenlerin hiç tereddüt etmeden başvuru yapmaları gerektiğini kaydetti.

Kentlerde bulunan Aile ve Sosyal Politikalar İl Müdürlüklerinin çok deneyimli personelden oluştuğunu anlatan Karaca, "Onların, çocukların eğitiminden giyim ve birçok masraflarına kadar maddi olarak çok büyük destekleri var. Biz bu desteklerin işin içine girdikten sonra farkına vardık. O yüzden çocukların maddi giderleri olmayacak. Aileler, sadece gönüllerini, sevgilerini versinler bu yeterli." dedi.

Sefa Karaca ise koruyucu ailelerle konuştuktan sonra eşiyle oturup durumu değerlendirdiklerini söyledi.

İlk önce evlat edinmek istediklerini hatta akrabalarından bile çocuk vermeyi teklif edenlerin bulunduğunu bildiren Karaca, önceliklerinin hep yardıma muhtaç kişiler olduğunu ifade etti.

Karaca, en son koruyucu aile kapsamında iki kardeşe "anne baba" olduklarını dile getirerek, şunları kaydetti:

"Çocuklarda 'anne, baba' deme özlemi var. Ben çok beklemesem de çocuklarda bir 'anne baba' deme özlemi var. O beni çok etkiledi. Hayatımız değişti. Aslında çok büyük bir değişiklik yok ama çocuklar için büyük bir değişiklik var. Hastanede serum verilecek, çocuk istemiyor, 'Anne elimi tutsana.' diyor. Ben de diğer elini tutunca çocuk sakinleşiyor. Bizim için küçük ama çocuk için çok önemli. Çalışırken çocukları özlediğim de oluyor. Biz gönlümüzde yer açtık, Allah da diğer kapıları açtı. Umduğumuzdan çok da güzel şeyler oldu. Evin bereketi arttı, bir heyecan geldi."

Öğretmen çiftin “deniz yıldızı”

ANTALYA (AA) – SÜLEYMAN ELÇİN – Parçalanmış aile çocuklarının eğitim hayatında karşılaştığı sorunları yakından gözlemleyen Antalyalı öğretmen çift İlker ve Neslihan Güllüler, "Bir çocuğa sıcak bir yuva olalım" düşüncesiyle 2 yaşındaki Medine Nur'un koruyucu ailesi oldu.

Döşemealtı ilçesindeki Yeşilbayır İMKB Turizm Otelcilik Meslek Lisesi Yiyecek İçecek Bölümü öğretmeni İlker Güllüler (36) ve Seyahat Konaklama Bölümü öğretmeni Neslihan Güllüler (36), üniversite eğitimleri sırasında tanışarak evlendi.

Kastamonu'da yatılı bir lisede görev yaptıkları sırada, anne ve babası ayrı bir öğrencinin bayram iznini okulda geçirmesinden büyük üzüntü duyan çift, "Kimsesiz çocukların yüzü gülsün. Bir çocuğa sıcak yuva olalım" düşüncesiyle koruyucu aile olmaya karar verdi.

Öğretmen çift Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığına başvurdu. Başvuruları olumlu sonuçlanınca çocuk yuvasına giden çift, ellerini sımsıkı tutup bir daha bırakmayan 2 yaşındaki Medine Nur'un koruyucu ailesi oldu.

"Deniz yıldızımız" diye seslendikleri küçük kızı, iki öz çocuklarından ayrı görmeyen öğretmen çift, her akşam birbirlerine sarılarak kendi deyimleriyle "sevgi çemberi' oluşturuyor. Çiftin en büyük hayali ise Medine Nur'u sevgi dolu bir ortamda büyüterek iyi bir eğitim almasını sağlamak.

– "Sürekli elimi tutarak uyuyor"

Baba İlker Güllüler, AA muhabirine yaptığı açıklamada, çocukları 8 yaşındaki Toprak ve 4 yaşındaki Rüzgar'ın ardından Nur'un anne ve babası olmanın mutluluğunu yaşadıklarını söyledi.

Öğretmenlik hayatlarında aile ortamında büyümeyen çocukların yaşadığı sıkıntıları çok iyi gördüklerini anlatan Güllüler, "Çok büyük imkanlarımız yok. En azından bir çocuğa yuva olmak istedik. Herkesin bu düşüncede olması gerekiyor. Zor bir şartı yok. Öğretmenlerin evlerini, yuvalarını açması gerekiyor. Koruma altındaki çocukların bütün ihtiyaçlarını devletimiz karşılıyor. Onlarla çok iyi ilgileniyor ama hiçbir güç, kuvvet bir çocuğa aile ortamını veremiyor. Medine Nur ile mutlu olan yuvamız daha da bir mutlu hale geldi. Erkek evlat babasıydım. Kız çocuğu babası olmayı bilmiyordum. Nur, nazla her istediğini bana yaptırıyor. Benim için çok güzel bir duygu." dedi.

Güllüler, ailelerinin bir parçası haline gelen küçük kızın en iyi şekilde eğitimini alması ve hayallerine kavuşması için ellerinden geleni yapacaklarını kaydetti.

Neslihan Güllüler ise anne ve babası ayrı, sıcak bir yuvada büyümeyen çocukların duruşundan çok etkilendiğini dile getirdi. Medine Nur'un hayatlarına katılmasıyla mutluluk tablosunun ortaya çıktığını anlatan Güllüler, "Ağabeyleriyle çok iyi anlaştılar. İlk gördüğümde bana çok benzediğini fark ettim. Elimizi tuttu ve hiç bırakmadı. Sanki 'Beni bırakmayın' der gibiydi. Evimize geldikten bir gün sonra bana 'anne' dedi. Sürekli elimi tutarak uyuyor. O'nun varlığı çok güzel." diye konuştu.

– "Hayatım boyunca bu mesleği severek yapacağım"

Güllüler, küçük kızı ile ilgili umutlarını "Onun avukat olmasını istiyorum. O ışığı gördüm. Çok güzel algılıyor. Güçlü bir karakter olsun istiyorum. Hayata karşı ayakları yere sağlam bassın. Mücadeleci bir kişi olsun." sözleri ile dile getirdi.

Meslek hayatında yüzlerce öğrencisi olduğunu ve hepsine anne gibi yaklaştığını anlatan Güllüler, "Öğrencin hasta olduğunda öz çocuklarımız hasta olmuş gibi üzülüyorduk. Onların her biri bizim için bir yıldız, cevher. İşimi çok severek yapıyorum. Hayatım boyunca bu mesleği çok severek yapacağım." dedi.

Mutluluklarını gören bazı meslektaşlarının da koruyucu aile olmaya karar verdiğin aktaran Güllüler, bu durumun kendilerini daha da sevindirdiğini vurguladı.